Isparta: Pisidia Antiokheia Antik Kenti

Pisidia Antiokheia Antik Kenti; Isparta’nın Yavaç İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Antiokheia Seleukoslar Dönemi’nde stratejik konumundan ötürü I. Antiokhos Soter veya II. Antiokhos Theos tarafından koloni olarak yeniden isimlendirilmiş ve kentte Magnesia ad Meandrum’dan kolonistler getirilmiştir.

Antiokheia, Seleukos Hanedanlığının Romalılarla yapmış olduğu Apameia Antlaşmasıyla özerk bir statüye kavuşmuş ve civitas libera ilan edilmiştir. Antiokheia’nın Roma kolonisi olarak ilan edilmesinden sonra tıpkı Roma kenti gibi yedi tepe üzerine inşa edilmiş ve yedi Vicus’a bölünmüştür.

Bu Vicus’lar Roma’da adı kötüye çıkmış Vicus Tuscus, Vicus Salutaris, Vicus Cermalus, Vicus Velabrus, Vicus Venerius, Vicus Patricius ve Vicus Aedilicus’tur. Kent Decumanus Maximus ve Cardo Maximus olarak adlandırılan iki ana caddeye sahiptir ve ızgara planlı olarak inşa edilmiştir. Kentte özellikle Roma İmparatorluk Dönemi’ne ait çok sayıda yapı bulunmaktadır.

Tiberia Platea Meydanı Merkezi Kilisenin doğusundaki Cardo Maximus’la Propylon arasında yer almaktadır. MS. 25-50 yılları arasına tarihlendirilen meydanda Monumentum Antiochenum olarak bilinen Res gestae divi Augusti anıtının Latincesi dikilmiştir.

Augusta Platea ise Tiberia Platea’nın kuzeyinde yer almaktadır. Bu alanda bir tapınak inşa edilmiştir. Augusta Platea’nın altında Propylon yer almaktadır. Propylon arşitravına bronz harflerle aplike edilmiş ve imparator Augustus’a adanmış Pater patria unvanının geçtiği bir yazıt bulunmaktadır. Tiberia Platea’nın güneyinde yer alan tiyatro Hellenistik Dönem’de inşa edilmiş olmalıdır.

Nymphaion ise kentin kuzeyinde yer almaktadır. Nymphaion, Aquaductus’lar vasıtasıyla kente su sağlamaktadır. Antiokheia, Diocletianus’un idari düzenlemeleri çerçevesinde 308-311 yılları arasında yeni oluşturulan Pisidia Eyaletin’in metropolisi unvanını almıştır.

Birçok yapı Diocletianus ve Constantinus zamanında tamirat görmüştür. Hıristiyanlığın Constantinus Dönemi’nde diğer dinlerle eşit statüye getirilmesinden sonra kentde Hristiyanlığa ait yapılar göze çarpmaktadır.

Kent MS. 1 .yüzyılda Aziz Paulos tarafından ziyaret edilmiştir. Antiokheia MS. 6. yüzyılda Hierokles’in synekedemos adlı eserinde Pisidia Eyaleti’nin başpiskoposluk merkezi olarak bahsedilmiştir ve bu süreçlerde kente üç kilise inşa edilmiştir. MS. 6. yüzyılda ticari yolların değişmesiyle kent önemini kaybetmiştir. Kent 13. yüzyılın ikinci yarısında terkedilmiş olmalıdır.

Isparta’nın kısa tarihi

Tarih boyunca sürekli yerleşim gören “Göller Bölgesi” Pisidia olarak adlandırılmıştır. Çeşitli zamanlarda sınırları değişen bu bölgede, kendi dillerini konuşan “Pisidialılar” yaşamış ve yerel bir dil olarak da “Pisidçe” dilini konuşmuşlardır. Bu dilin varlığı Aksu İlçesindeki Timbriada, Sofular Köyü ve Senitli Yaylasında ele geçen mezar taşlarından anlaşılmaktadır. Bölgeye ilk yerleşimlerin tarihi Üst Paleolitik (MÖ 35.000-10.000) ve Mezolitik (MÖ 10.000-8.000) dönemlere iner. Neolitik Dönemde (MÖ 8.000-5.500) bölge Anadolu’nun en önemli kültür bölgeleri arasındadır. Kalkolitik Çağda da (MÖ 5500-3000) bölge önemini sürdürmüştür.

İl sınırları içinde 12 höyükte Kalkolitik Dönem malzemesi bulunmuştur. Tunç Çağ (MÖ 3000-1200) yerleşiminin bol olduğu Isparta ilinde Neolitik ve Kalkolitik yerleşimlerin de üzerinde olduğu toplam 56 adet höyük tespit edilmiştir. Hitit Döneminde (MÖ 1800-1200), bölgenin adı “Pitaşşa” olarak geçmektedir. Hitit Döneminde, Pisidia toprakları hiçbir zaman tam olarak Hitit egemenliği altına girmemiştir. Tarihi kaynaklarda Pisidia adına ilk kez Perslerin Döneminde, MÖ 5. yüzyıl sonunda rastlanır.

MÖ 334 yılında, Büyük İskender’in egemenliğine geçen bölge, Büyük İskender’in ölümünden sonra MÖ 281 yılında yapılan savaşla Seleukosların eline geçmiştir. Bu dönemde Pisidya bölgesinde Seleukoslar tarafından Seleukeia Sidera (Atabey-Bayat), Apollonia (Uluborlu), Antiokheia (Yalvaç) kentleri kurulmuştur. Seleukos Kralı Büyük Antiokhos’un Roma ordusuna yenilmesi (MÖ 190-188) sonucunda, Seleukoslar Anadolu’da Toroslara kadar olan tüm topraklarını kaybetmiş ve bu topraklar Romalılarca Bergama ve Rodoslular arasında paylaştırılmıştır. Pisidia bölgesi bu tarihten sonra Bergamalıların egemenliğine geçmiş, Attalos III’ün MÖ 133 yılından ölümüne kadar Bergama Krallığına bağlı kalmıştır.

Kralın vasiyeti üzerine Pisidia bölgesinin de içinde bulunduğu topraklar Roma’ya bırakılmıştır. Bölge, MÖ 102 yılında M. Antonius tarafından Kilikia Eyaleti içine alınmış ve MÖ 49 yılına kadar ismen de olsa Kilikia eyaleti içinde kalmıştır. Daha sonra Asia Eyaletine bağlanmıştır. Galat Kralı Amyntas, Antonius tarafından Pisidia ve çevresinde Roma idarecilerinin kuramadığı otoriteyi kurması için MÖ 39 yılında bölgeye kral olarak atanmış ve MÖ 25 yılında öldürülünceye kadar görevini sürdürmüştür. Amyntas’ın ölümüyle krallığın toprakları Roma İmparatoru Augustus (MÖ 27-MS 14) tarafından Galatia Eyaleti haline getirilmiştir. Bu eyaletin sınırları zaman içinde değişmiş olsa da Pisidia bölgesi içinde kalmıştır.

Pisidia bölgesinde özellikle İmparator Augustus döneminde Roma egemenliğinin simgesi olan koloni kentleri kurulmuştur. Bunlar Antiokheia (Yalvaç), Kremna (Çamlık), Komoma (Ürkütlü), Olbasa (Belenli), Parlais (Barla)’dır. Türk Egemenliğinde Isparta Isparta, Roma İmparatorluğu’nun MS 395 yılında ikiye ayrılmasından sonra Bizans İmparatorluğu’na bağlanmıştır. Malazgirt Savaşı’ndan sonra hızla Anadolu’ya yayılan Selçuklular, Batı Anadolu’yu eline geçirmek için Bizans ile bir çok savaş yapmıştır. II. Kılıç Arslan zamanında (1156-1192) yoğunlaşan Bizans-Selçuklu savaşlarının en önemlisi olan Miryakefalon Savaşı, 1176 yılında Isparta topraklarında olmuştur.

Isparta yöresi bütünüyle, 1204’te III. Kılıç Arslan döneminde ele geçirilmiştir. XIII. yüzyıl başlarında, Anadolu Selçuklu Devleti’nin sona ermesinden kısa bir süre önce, bu yörede Hamidoğulları Beyliği kurulmuştur (1301). Beyliğin kurucusu Feleküddin Dündar Bey, önce Uluborlu’yu, daha sonra da Eğirdir’i beyliğin merkezi yapmıştır. Isparta yöresi, ilk olarak 1374’te, daha sonra 1390’da bütünüyle Osmanlı yönetimine girmiştir.

Atatürk Isparta’da Isparta, Atatürk’ün Anadolu’da başlattığı Millî Mücadele’de, ilçeleriyle birlikte, 871 şehit, binlerce yaralı vermiş ve Büyük Zafer’i içtenlikle kutlamıştır. Atatürk, İzmir’den yola çıkarak, 6 Mart 1930 sabahı Eğirdir’e ulaşmıştır. Atatürk, Eğirdir Gölü’nü ve Can Ada’yı çok beğenmiştir. Atatürk, 6 Mart 1930 günü Kuleönü’nden Isparta’ya yolculuk yapmış ve saat 11.00 sularında Isparta’ya gelmiştir. Burada büyük ve coşkulu bir şekilde karşılanmıştır. 6 Mart 1930 günü, Isparta’nın mutlu günlerinden birisi olması nedeniyle her yıl 6 Mart günü Atatürk’ün Isparta’ya gelişini anmak üzere kutlamalar yapılmaktadır.

Paylaşın