Ahmet Özer’den “Ben Ne Zaman Terörist Oldum?” Mesajı

Esenyurt belediye başkanlığı görevini yürütürken 30 Ekim’de tutuklanan ve yerine kayyım atanan Ahmet Özer, Silivri Cezaevi’nden “Ben ne zaman terörist oldum?” mesajı gönderdi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, tutuklanan ve yerine kayyım atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’i Silivri Cezaevi’nde ziyaret etti. Independent Türkçe’nin aktardığına göre; Ziyaret sonrası açıklama yapan Özel, Ahmet Özer’in “Ben ne zaman terörist oldum?” diye sorduğunu belirtti.

Özel; savcı Akın Gürlek’i FETÖ’vari yöntemler kullanmakla eleştirdiği konuşmasında şunları söyledi: “FETÖ’vari kumpaslarla iş görenler FETÖ’vari sonu görürler. Kaçarak sıçan gibi bu ülkeyi terk eden Zekeriya Öz’ü hiç birimiz unutmadık, yine günü gelince o çok güvendikleri arkalarından çekilirler ya kaçarak giderler ya da burada ettiklerinin cezasını çekerler.

Akın Gürlek eliyle Ahmet Özer’e düşman hukuku uygulanmaktadır. Düşman ceza hukuku uygulanmaktadır. Akın Gürlek cürmün kadar yer yakarsın. Yazıklar olsun ki gücünü diplomandan değil sahiplerinden talimat vericilerden alıyorsun. Buradan Akın Gürlek’e sesleniyorum; hukuk içine dön, Anayasa sınırları içine gir, verilen talimatlarla suç işleme. Bundan sonra senin de hukuki ortamdaki güvencen biz olalım. Tövbe et, istifa et.”

Ahmet Özer’in mesajlarını paylaştığı konuşmasında Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı: “Bir kreş açtım, bir yılda 15 kreş hedefim vardı diyor. 70 caddeye asfalt yaptık, Esenyurt gibi bir yerde bir karış yeşil alanı kalmayan yerde 100 bin metrekarelik devasa bir park yaptık diyor. Şimdi bunların hepsi durmuş, kahroluyorum diyor. İki kişiden biri beni seçti, bunlar nasıl olur inanamıyorum diyor. 16 yıldır bu partideyim, çabalıyorum diyor. Hayatım boyunca hep teröre karşı oldum, yazdığım bütün kitaplar terörün mutlaka ve mutlaka demokrasi yoluyla alt edilmesi barışın sağlanmasıdır diyor.

Dosya bana gizli, avukatlarına gizli basına açık! Sürekli basına gizlilik olan dosyadan bilgi sızdıran bir iletişim var diyor. Bu dosyanın basın iletişimini kim, ne amaçla yapar? Gizlilik olan dosyada bizlerin sonradan duyacağı şeyleri iktidara yakın medya ne amaçla yazmaktadır? Önce televizyondan sonra avukatlardan duyulan bir bilgi, dosyanın maksatlı olarak manipüle edildiğini kanıtlamaktadır.

Hepimiz biliyoruz ki, Ahmet Özer suçsuzdur. Bir şafak operasyonuyla yaratılan algı operasyonu onur kırıcıdır. Yatak modasına eşinin engellenerek girilmesi onur kırıcıdır. Avukatsız işlemler hukuksuzdur.”

“Savunmasını okutmadılar”

Ahmet Özer’e tutukluluk incelemesinde savunma yaptırılmadığını belirten, CHP lideri şöyle konuştu: “Bir şeyi ilk kez açıklayacağım. Sayın Ahmet Özer’in tutukluluğunun birinci ayında tutukluluğunun değerlendirilme durumu var. Arada gizli tanık olduğu için avukatları duruşma istedi. Ahmet Özer, 4 sayfa savunmasıyla geldi. Tıraşını oldu, takım elbisesini giydi. Hakim karşısına geçti, söze başladı. O sırada hakim ‘Ahmet Bey, tutukluluğunuzun devamına karar verdim.’ dedi. Dedi ki ‘Beni dinlemeyecek misiniz?’ 4 sayfa yazının okunmasına tahammül etmeyip hemen ‘Ben devamına karar verdim’ diyorlar.

Bir akıl, Ahmet Özer’le, onu seçenlerle psikolojik harp yürütüyor. Direncimizi kırmaya çalışıyorlar. Ahmet Özer’e sen ne yaparsan biz kararımızı verdik, diyorlar. Dimdik ayaktayız, durmayacağız. Akın Gürlek gibi aparatları kullanarak bizimle baş edemezsiniz. Bundan sonra eğer bu iddianamenin yazılması biraz daha gecikirse hukuki ve siyasi yönden çok daha aktif etkin yollarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Biz haklı bir zemindeyiz. Esenyurt’taki anket AK Parti’nin elinde de var. Yüzde 80 Ahmet Özer’e haksızlık yapıldı diyor.”

Paylaşın

Özel’den Kayyım Özeleştirisi: Geçmişte Yeterince Tepki Veremedik

Kayyım konusunda özeleştiri veren CHP Lideri Özgür Özel, “Geçmişteki kayyım uygulamalarında ilk birkaç gün tepki gösterip sonra bunu terk edip bunun sürdürülmemiş olması yeni kayyumların önünü açtı bence” dedi ve ekledi:

“Bunu kimseyi eleştirmek için söylemiyorum ve burada öz eleştiri de yapabilirim. Halkın iradesine bir darbe varsa onun kendi partinizden olup olmadığına bakmaksızın tepki vermek gerekiyordu.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, bir grup gazeteciyle bir araya gelerek, gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. BirGün’den Mustafa Bildircin’in aktardığına göre; Özel, iktidarın kayyum politikasından parti içi tartışmalara, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayından dış politikaya kadar çok sayıda konuyu değerlendirdi.

İktidarın, tutuklu Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ile görüşmelerine yönelik engelleyici tavrını eleştiren Özel, Adalet Bakanlığı’ndan gecikmeli çıkan görüşme onayında, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmanın etkili olduğunu söyledi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Adalet Bakanlığı’nın tavrındaki değişikliğin olası bir DEM Parti ile Öcalan görüşmesi ile ilgisi var mı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Devlet Bahçeli, ‘Öcalan’la görüşülsün’ dedi. Adalet Bakanlığı, yarın bir gün buna izin verecek ama beni belediye başkanımla görüştürmeyecek. Bunu göze alamazlar, elbette bu durumdan bağımsız değildir. Ama Salı günü, grup toplantımızdaki söylememiz de önemliydi. İktidar kanadından bize, ‘İzin verilecek de Akın Gürlek’e çok ağır konuşuyorsun.

Bunu söylersen görüşemezsin, söyleme’ gibi telkinler geldi. Ben her slı bilerek Akın Gürlek’i konuştum. Diğeri muhalefeti terbiye etmek, istikamet, çerçeve çizmektir. Bunu söylersen görüşemezsin demektir. Sırf bu konudaki ilkesel duruş gereği Akın Gürlek’e laf söyledim, bu salı da söyledim aldık görüşmeyi. Aslında Akın Gürlek AKP’nin dokunulmazı. Saray’ın korumasındaki bürokrat, süper savcı gibi bir şey yüklenmeye çalışıldı. Muhalefete karşı arkasında durdular. Salı günkü gruptan sonra bu şeyden vazgeçtiler, arkasından çekildiler. Bunu yapmak için her salı söyledim. Akın Gürlek’e laf söylemesek uysal ve bize çizilen çerçeve içerisinde muhalefet yapmış oluruz.”

Özel, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin Meclis grup toplantısında kullandığı, “CHP nasıl bu kadar belediye kazanabiliyor? Bunun müsebbibi biziz. Bu bir özeleştiridir” sözlerini de değerlendirdi. CHP’nin 31 Mart 2024 seçimlerinde, daha önce oy alamadığı seçmenden de oy aldığının altını çizen Özel, “Bunu kendi hatalarına bağlamalarını Erdoğan’ın ağzından duymak kıymetli” dedi.

Partisinin doğru aday belirleme yöntemi ve yeni bir stratejiyle yerel seçimlerde başarı elde ettiğini kaydeden CHP Genel Başkanı Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Seçim kazanmayı geçmişinde olan her şeyi aklama ve gelecek için meşruiyet alanı olarak düşündüler. 31 Mart 2024’te unvan maçını biz kazanınca -onlar bunu unvan maçına çevirdi- kendisini çok önemsiz, siyasette her şeyini kaybetmiş olarak gördü. Aslında alınan her oyun kıymetini vermek, alınamayanın da mukayesesini yapmak lazım. Tayyip Bey’e tavsiyem şu, rakibini tanımadan yenemezsin. Ben onu çok iyi tanıdığımı kendisine de söyledim. Rakibimi tanıdığım için 31 Mart’ı kazandım.”

Parti içi tartışmalar ve kurultay talebi de Özel’in gazetecilerle buluşmasında gündeme geldi. Özel, “Kurultay tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu, şu sözlerle yanıtladı: “Bu tartışma belli bir noktada doygunluğa ulaştı ve arkadaşlarıma bu tartışmaları kestiğimizi, sürdürmeyeceğimizi söyledim. Bundan birkaç gün sonra 81 il başkanı ki kurultayda 46’sı beni desteklememişti, ‘Genel başkanımızın politikalarını destekliyoruz. CHP iktidarının ayak sesleri var’ dediler ve tartışmayı bıçak gibi kestiler.

Ben bundan sonra dönüp de aynı tartışmalara girmek istemem. Sokakta olmayan şeyin kurultay salonunda karşılığı olmaz. Sokakta, CHP yönetiminden bir memnuniyet var. Tüm anketler de bunu gösteriyor. Bunun dışında her tartışma partiyi aşağı çeker. Mart ayından beri, abonelikle çalışan altı şirketin ortalamalarını takip ediyoruz. Sadece Eylül ayında düşüş yaşadık orada da kurultay konusu vardı. Vatandaşın sorunlarını konuştuğumuz her ay birinci partiydik. Ekim ayında tamamı düzeldi, Kasım’da birinci olmadığımız hiçbir anket görmedim daha. İçe dönmenin CHP’ye bir maliyeti var ve bu tartışmaları geride bıraktık.

Sosyal medyada yaratılmaya çalışılan gündemler çok suni. Bu parti içinden değil, parti dışından fonlanan bir gündem. CHP’de bir kargaşa varmış gibi gösterilmek isteniyor. Ama bu gerçek kişilerin değil, bot hesapların yürüttüğü bir tartışma. Ben örgütün sesini duyan, örgütün sesini dinleyen, örgütle birlikte karar veren bir genel başkan olarak örgütün sesini dinlerim, örgüt ne istiyorsa onu yaparız.”

“Geçmişte kayyımlara yeterince tepki veremedik”

CHP’li Özel, iktidarın kayyum politikası ve CHP’nin kayyum atamalarına karşı tavrına yönelik soruları da cevaplandırdı. Esenyurt Belediyesi’ne kayyum atanması ile başlayan tartışmalara yönelik etkin ve net pozisyonlarının aynı şekilde sürdürüleceğini kaydeden Özel, şunları söyledi: “Kayyum meselesinde, geçmişteki kayyum uygulamalarında birkaç gün tepki gösterilip bunun sürdürülmemiş olması yenilerinin önünü açtı. Burada özeleştiri de yapabilirim.

Halkın iradesine bir darbe varsa onun hangi partiden olduğuna bakmaksızın tepki vermek gerekiyordu. Biz bu dönem Hakkari’de de Mardin’de de aynı tepkiyi verdik. ‘CHP’li belediyeler, kolay kayyum atanacak belediyeler değildir ve bunu herkes görmelidir’ gibi bir görüşümüz de var. Esenyurt’ta vatandaşın yüzde 80’i bize hak veriyor. Türkiye’de de her geçen gün bu kayyumlara itirazın yükseldiği ölçülüyor. Esenyurt’ta bir ayı tamamladık. Bunu ne kadar sürdürürlerse biz o kadar sürdüreceğiz.”

Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile bir araya geleceklerini de açıkladı. Partisinin tüm belediye başkanlarıyla olduğu gibi Yavaş ve İmamoğlu ile de eşgüdüm halinde çalıştıklarını ifade eden Özel, “Belediye başkanlarımızın teker teker karşılaştırmalı raporları hazırlanıyor. CHP’li belediyelerin 2023 yılı karnesi gelecek. Sahadaki anketlerden gördüğüm, vatandaş memnuniyeti beklentilerimizin de ötesinde” ifadelerini kullandı.

AKP’nin, CHP’li belediyelere yönelik engelleyici uygulamalarıyla ilgili de konuşan Özel, “AKP, bu tutumuyla gözden düşmüştür. Gönülden düşmekten korkmam gönül kazanılır ama gözden düştün mü bir daha olmaz” yorumunu yaptı.

Özel, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayıyla ilgili konuşmasında ise şunları kayda geçirdi: “2019 seçimlerinde İYİ Parti Mansur Yavaş’ı aday yapmak istedi ama Mansur Bey, ‘Ben CHP’nin adayıyım’ görüşünü dile getirdi. Doğru ve başarı getiren bir seçimdi. Daha sonra hem Mansur Bey’e hem Ekrem Bey’e partilerinin tutumu dışında davranmaları şeklinde çağrı yapıldı. Her ikisi de bu sınavı geçti. Mansur Bey’in Türkiye’nin daha iyi yönetilmesine ilişkin bir talebi var ve bu talep noktasında da bir iddiası var. Bundan da doğal bir şey olamaz. Ama ben Mansur Bey’in tüm partinin kararlarının sonuçlarına saygılı olacağına inanıyorum, görüyorum. Kendi beyanları da var zaten.

Mansur Bey ve Ekrem Bey’in isimleri anılırken bazen başka isimlerden, ‘Biz de varız’ diye sitemler duyuyorum. Ben iki adayın ismi öne çıktığı için onlarla ilgili yorum yapıyorum. Kimsenin önünü kesmek CHP’nin geleneğinde, kültüründe yok. Bana hep iki aday soruldu. Üçüncü sorulduğunda ona da başarılar dileriz. Bu sürece katkı sağlayacak yol arkadaşları lazım. Bu iktidarı değiştirme meselesi kişisel taleplerin çok ötesinde bir mesele. Kimimize sorumluluk, kimimize fedakarlık düşüyor.”

Özel’in gazetecilere yaptığı açıklamaların diğer bazı satır başlarında ise şunlar öne çıktı: “Parlamentoda yapılacak bir şeye katkı veririz. Ama Parlamentonun dışlanmasını doğru bulmam. Çünkü toplumsal mutabakat bizim olmazsa olmazımız. Anayasalar toplumsal mutabakat metinleridir önce halka sunulur. Bence bu da Anayasa yapmak kadar kritik bir süreç. Türkiye’de devam eden ve ülkeye çok şey kaybettirmiş 40 yıllık bir çatışma. Terörü bitirme konusunda önemli. Bu mutabakatta bizim CHP olarak kırmızı çizgimiz; şehit aileleri ve gaziler bu sürece rıza gösteriyor mu?

Devlet Bahçeli, her hafta pozisyonunu yenilemek, tahkim etmek daha iyi anlatmak suretiyle gündemi elde tutmaya çalışıyor. Geçen hafta Devlet Bey, ‘Ne var yani Abdullah Öcalan gelse çağrıda bulunsa Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmesi için de Anayasa değişse bunun kime zararı var?’ demişti. Cumhurbaşkanı’nın Anayasa meselesiyle Öcalan’ın ‘Terör bitsin’ çağrısını aynı paragrafta almak bir siyasi hesap olduğunu gösteriyor. Ben burada Cumhur İttifakı’nın şu ana kadarki tavır ve tutumlarını samimi bulmuyorum. Çıkar hesabı içinde olduklarını düşünüyorum.

“Esat’la görüşme talebimiz vardı”

Dış politikada CHP çok güçlü bir parti ama dış ilişkilerde eksiklerimiz vardı. CHP’nin temsil edilmesi gereken her yerde görev alıyorum. Etkili bir dış ilişkiler yürütmeye çalışıyoruz. Rusya’ya bir temsilci atadık. Putin’i destekleyen Adil Rusya Partisi bizimle görüşmek istedi. Ziyarete gelecekler. Son bir yılda on yurt dışı gezisi yaptık. Bunu aynı hızda artırarak devam edeceğiz. Esat’la görüşme talebimiz vardı.

Bizden resmi yazı istediler, bir tarih belirleyecekler, onu bekliyoruz. Şu zaman olacak diyemiyorum, orada Rusya-Erdoğan-Esat arasında bir denge var. Herhalde ondan dolayı bize tarih vermek için bekliyorlar. Bize, ‘Size randevu vermeye karar verdik, resmi yazı yollarsanız tarih belirleyeceğiz’ dediler. Çok gecikmeden cevap alacağımızı bekliyoruz. Filistin’e de gideceğiz. Uçağımızın kuyruk numarasına kadar bildirildi. Hava sahasının açılmasını bekliyoruz.”

Paylaşın

Yeni Çözüm Süreci Tartışmaları: Özel’den “Devlet Bey Sözcü” Yorumu

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Öcalan” çağrısını değerlendiren CHP Lideri Özgür Özel, “Devlet bey şu anda ateş topluyor. AKP ön plana çıkmıyor. Ateş eden AKP’ye değil, ona ediyor. Devlet bey bu süreçte sözcü” dedi ve ekledi:

“Oyları yüzde 5’e düşmüş zaten. Bahçeli DEM Partiyle görüşüyor. İşi bir yere oturtacaklar belli… Biz terör bitsin isteriz. Ama bunun gizli kapaklı yapmak yerine mecliste konuşmasını isteriz. Açıklıkla, samimiyetle yürütülsün, toplumsal mutabakat olsun isteriz. Benim kırmızı bir çizgim var. Şehit aileleri çağırılacak, görüşleri sorulacak.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, konuk olduğu Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın programında gündemi değerlendirdi. Özgür Özel’in açıklamalarından önemli başlıklar şöyle:

“CHP’nin belediyecilik anlayışıyla kömür dağıtıyorlar derdik. İhtiyaç varsa dağıtılacak dedik. Ama incitmeden, partizanlık yapmadan yapılması gerek diyorduk. Bunu yapacak bir imkan bulduk. Vatandaşlara gönlüne dokunan işler markalaştı. Doğru işler milletten teveccüh gördü… İlk 6 ay belediyeler aldıkları oyların hakkını verdi. Oylar artıyor.

Yaptıkları millete husumet. Diyorlar ki ‘İhaleleri şeffaf yapılıyor, vatandaşa dokunacak hizmetler yapılıyor’. Ne yapalım. Ellerindeki paraları alalım… Vergiyle ilgili kararı kanunla getirmeleri gerekir. Bugün şimdiye kadar belediyelerin bütün paralarını kesiyorlar. Borçlar için vergi gelirlerinden kesinti yapılacak. Belediyeleri hizmet yapamaz hale getirecekler.

Teğmenler ihraç edilecek gibi görünüyor.

Sıkıştı mı “LBGT”, sıkıştı mı “terörist çalıştırıyorlar.”. Meselenin özü, bunlar çaresizliğin, rekabet edememenin sonucu… Sosyal yardımları 5 kat artırmışız.

Ne zaman olsa hazırız. Derhal seçim istiyoruz… Çayırhan’daki direnişi destekliyoruz. Altın yumurtlayan tavuğu kesmesinler diye sonuna kadar destekleyeceğiz.

Mehmet Şimşek 2 yıl daha var demiş. Ama bıçak kemiğe dayandı. Şimşek asgari ücretlinin kemerini, gırtlağını sıkmaya kalkarsa milletin dayanacak gücü kalmadı. Sistem baştan aşağı bozuk. 2 yıl daha traktörün sahibiyle, cipin sahibinden aynı vergiyi alacam diyor. Garibanın yakasını bırakmalı. Vergide adalet sağlanmalı.

Vize sorunun kökünden halledeceğiz. Bütün Avrupa’da kimlik kartıyla dolaşacak.

“Esat ile görüşeceğim” dedim. Erdoğan Putin’i araya soktu randevu almak için. Suriye güvenli hale gelecek ise görüşürüm niye görüşmeyeyim. Sığınmacı sorununu çözelim. Erdoğan isterse ben de gelirim görüşmeye. Hatta Erdoğan bütün liderlere desin ki “gelin birlikte konuşalım” ben varım… Adalet bakanı 3 haftadır telefonlarıma çıkmıyor.

AKP’li belediyelerin borçlarını ödeyin diyorlar bize. “Ödeyelim yapılandırın” diyoruz. Yok bir seferde ödeyin diyorlar. Yemeği AKP yedi, hesabı CHP ödüyor. Birikmiş devasa borçlardan CHP sorumlu değil… İktidara CHP’nin geleceğini gördüler, her şeyi deniyorlar… Erdoğan emekliye, öğretmene 15 çeyrek kaybettirdi. Gündemi bilerek değiştiriyorlar.

Şimdi “Süreç, açılım”. Çözüm süreci yorgun bir laf. Büyük bir iş yapalım dediler. “Öcalan Meclis’te konuşsun.” “Biz kaybettik” diyor AKP geçen sefer. “Küçük ortak yapsın” diyor… Bahçeli’ye “Öcalan Meclis’e gelsin” dedirttiler. Bahçeli konuşuyor, Erdoğan kenardan izliyor. Küçük ortağın her lafı Erdoğan’ı bağlar. “Onun gibi düşünmüyorum” dedi mi? Demedi.

Seçilir seçilmez hemen erken seçim demek komik olurdu. Bu bir yerel seçim hükümete sarı kart gösteriyorsunuz. Uyarın hükümeti dedim. Ardından “Geçim olmazsa seçim olur” dedim. 1 yılsa 14 miting yaptım… Benim her kesimden oy almak gibi bir sorumluluğum var. Ben halkın partisiyim. Benim derdim Atatürk’ün partisini iktidar yapmak.

“Biz terör bitsin isteriz”

Devlet bey şu anda ateş topluyor. AKP ön plana çıkmıyor. Ateş eden AKP’ye değil, ona ediyor. Devlet bey bu süreçte sözcü. Oyları yüzde 5’e düşmüş zaten. Bahçeli DEM Partiyle görüşüyor. İşi bir yere oturtacaklar belli.

Biz terör bitsin isteriz. Ama bunun gizli kapaklı yapmak yerine mecliste konuşmasını isteriz. Açıklıkla, samimiyetle yürütülsün, toplumsal mutabakat olsun isteriz. Benim kırmızı bir çizgim var. Şehit aileleri çağırılacak, görüşleri sorulacak.

Bahçeli’nin altı doldurulmayan sözleriyle meşgul değiliz. Demokrat adımlarla güçlü adımlar atılırsa buna varız. Ama başkasının planına alet olmayız.

Demirtaş’ın hakkı yeniyor, Demirtaş dışlanıyor. Demirtaş ‘başkanlık sistemi olmasın’ dedi diye kötü. Halkı sokağa davet etmiş, ölümlerden Demirtaş’ı sorumlu tutuyorlar. Öcalan, silahlı terör örgütü kurmuş, 50 bin kişinin ölümünden sorumlu Öcalan meclise çağırılıyor. Mesele Saray rejimini sürdürmek. Muhalefeti birbirine düşürmek. Öcalan’a özgürlük, Demirtaş’a Meclis’te çürüme. Kötü koku bu.

İktidar söylediklerinde samimiyet olsa, Demirtaş’tan katkı istenir… Şehit aileleri de buna isyan ediyor. Siyasi çıkara alet etmeyin. Ben bu meclis eliyle milletin planı varsa o plana destek sağlayacağım.

Paylaşın

Özel’den Bahçeli’ye Yanıt: Kırmızı Çizgimiz Var

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısına yanıt veren CHP Lideri Özgür Özel, “Toplumsal mutabakata dayalı çözüm olacaksa varız, ancak bir kırmızı çizgimiz var. Şehit ve gazi ailelerinin rızası. Şehit aileleri ve gazilerin gözünün içine bakamayacağımız hiçbir şeye ‘evet’ demeyeceğiz. Bizim çizgimiz budur” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özgür Özel’in açıklamalarından başlıklar şöyle: “Geçtiğimiz pazar günü Öğretmenler Günü’ydü. Bu iktidar geldiğinde en düşük öğretmen maaşı 23 çeyrek altın satın alabilirken, bugün 8 çeyrek altın alabiliyor. Yani bu iktidar, bir öğretmenin maaşından 15 çeyrek altın, bugünkü parayla 75 bin lira çalmış. Öğretmenlere sesleniyorum: Hocam bunun da var bir çaresi o da Cumhuriyet Halk Partisi…

Halen daha siftahsız kapatılan dükkanlar varken, bu mücbir sebebin her sefer tartışma konusu olup 3 ay uzatılması yerine, 3 yıllığına uzatılması bütün esnaf ve esnaf örgütlerinin talebidir. Bunu böyle bekliyoruz. Esas sorun tutulmayan söz. Sayın Erdoğan ‘1 yılda 650 bin konut yapacağım’ dedi. Olmaz, yapamazsın dedik. Depremzedelerin umudunu çalmayın dedik. Şu ana kadar teslim edilen konut 130 bin. 2 yıl sonra 5 depremzeden 4’ü çadırda kalıyor. Deprem bölgesinde herkes mağdur, en çok da Hatay mağdur.

Madenciler haklarını arıyor. 1987’de devlet hem santrali hem madeni açtı Çayırhan’da. Altın yumurtlayan tavuğu kesmişiz. 4 Aralık’ta yeniden özelleştirecekler. 17 şirket kıyasıya yarışacak ama kimin tarafından alınacağı herkes tarafından biliniyor. Utanmasalar kırmızı kurdele takacaklar. Mesele şu, biz 2020 yılında altın yumurtlayan tavuğu kesmişiz, Tayyip Bey diyor bir daha keselim. Bırakın devlet, millet, işçi kazansın. Nallıhan’a dayanışmaya giden herkesi tebrik ediyorum. Sonuna kadar bu mücadeleyi destekliyorum Erzincan İliç’te 9 kardeşimiz gitti. Heyet, bilirkişi dedi ki ‘Faciada kapasite artış raporu verenler bu işten suçludur’ dedi. Raporun altından Murat Kurum’un imzası çıktı. Birinci bilirkişi Murat Kurum’u sorumlu tutunca, ikinci bilirkişi sorumluluk yok dedi Murat Kurum’u kurtardı. İki rapor taban tabana zıt. 9 işçinin iki eli öbür dünyada yakanızdadır.

Yaptırın anketi, millet bizim gibi mi düşünüyor sizin gibi. Hodri Meydan, sen mi doğru diyorsun biz mi? Millet sen gibi mi biz gibi mi düşüyor.

“Kırmızı çizgimiz var”

Bahçeli geçen ay bir açıklama yaptı. Açıklamasının arkasında durduğunu söyledi. Bu Bahçeli’nin söyledikleri var bizim de aklımız var. Biz ne diyoruz. Toplumsal mutabakata dayalı çözüm olacaksa varız, ancak bir kırmızı çizgimiz var. Şehit ve gazi ailelerinin rızası. Şehit aileleri ve gazilerin gözünün içine bakamayacağımız hiçbir şeye ‘evet’ demeyeceğiz. Bizim çizgimiz budur.

22 yıl sonra iktidar seçim kaybedince bir durulmuştu fakat yeniden kutuplaşma ve kayyım siyasetine geri döndüler. CHP’nin Esenyurt Belediyesi’ne son derece provakatif, yatak odasına dalarak, belediyenin kapısını kırarak, avukatsız arama yaparak Ahmet Özer’i tutuklamaya kalktılar, ardından Mardin, Batman Halfeti ve bu hafta sonu Tunceli ve Ovacık, Mustafa Sarıgül, aileye taziye verdiği için terörö örgütü üyesi ilan ettiler. Taziye ölüye değil diriye yapılır. Hiçbir anne çocuğunun suçundan sorumlu tutulamaz. İşin aslı o dönemde dönemin savcısı vali beyin de bilgisi var diyerek, belediye başkanımıza ‘bu cenazeyi siz götürün biz götürürsek orada tuzak olabilir siz götürün’ demişler.

Belediye Başkanı valiye sormuş, aileyi aramışlar ve cenazeyi götürmüşler bu vakadan terör örgütü üyesi olmakla suçlanıyor. Bu olaydan sonra 3 kere daha belediye başkanı seçildi. Sırf CHP’nin bir terör örgütünden belediye başkanları varmış gibi göstermek için Ahmet Özer’i yapmadığı telefon görüşmesiyle, kızının evinin kirasını örgütten gelen para diye tutukladılar. 4 günde 200 kişiye iddianame yazan savcı, bir ay oldu iddianame hazırlayamadı, gizli tanık bulmuş oradan suç arıyor.

Bütün grup başkanvekillerini kutluyorum. OHAL’den kalan bu kayyım atama işlerine, 10 parti birden kanun teklifiyle bunun kaldırılmasını konuşuyor. Kayyım ne DEM’in işidir ne CHP’nin. Bugün bize yarın başkasına. Eğer bir kişi terörle ilgiliyse mahkeme kararı verir görevden alırsın. Yerine o güne kadar dava açmadığın belediye meclis üyelerinden seçilir. FETÖ ile mücadele için bir icat çıkardılar bunun üzerinden CHP’ye DEM’e yarın bir başkasına saldırıyorlar. Burada 10 siyasi partinin ben bunun yanında durmam demeden doğrunun yanında imza attılar.

Ahmet Özel tutuklandığı gün Adalet Bakanlığı’na yazı yazdık. 28 gündür CHP Genel Başkanı, yardımcıları, milletvekillerinin görüşme talebine cevap vermiyorlar. Adalet Bakanı’nı aradım. Haftalardır telefonlarımıza çıkmıyor. Ağızlarındaki bakla ‘Akın Gürlek’le ilgili çok ağır konuşuyorsunuz.’ Senin de sana o talimatı verenin de alnını karışlarım da sana minnet etmem. Bir sözüm de Numan Kurtulmuş’a. Kendisi de hak verdi, ‘aradım Bakanı size dönecekler’ dedi, ses soluk yok. Siz Meclis Başkanı olarak bu sorunu nasıl çözemezsiniz. Akın Gülek bu sarayın celladıdır, seyyar giyotindir. Akın Gürlek’e bu bakanın gücü yetmiyor. Aynı FETÖ’deki gibi bu bakanın imamı Akın Gürlek’tir. İlk seçimde bu Erdoğan gidiyor, bu rejim değişiyor, halkın iktidarı kuruluyor.

‘Biz hiç yapmadık, bunlar bir dönemde İstanbul’da 105 kreş açmış. Bu da seçmen davranışını değiştirmiş. Biz iktidarız bu işe bir el atalım’ demiyorlar. ‘Kadının işi ne çocuk baksın, yemek yapsın, engellisine baksın, yemek yapsın, ne işi var çalışma hayatında’ diyorlar. Geçmişte bir AYM kararı var, 17 yıl önceki o kararı dayanak yaparız kreşleri de kapatıyorlar. Bizim başvurumuz kreş için değil, anaokulu idi. Milli Eğitim’in yaptığı işi 17 yıl önce belediyelere yaptırmaya çalışıyorlardı, şikayet ettik. O günden bu güne bu 8. bakan. Hiçbir işlem yapmamışlar, bugün ilk işlemi yapıyorlar. Sen AYM kararlarına 17 yıl vadeli uyacağına işini yap da Can Atalay gelsin Meclis’e.

Kreş dışarıda 20 bin lira. Bu kreşi kapatmak her babayiğidin hakkı değil. Hemen yalana sarıldılar, açıklama yaptılar, ‘MEB’in yazısında kreş geçmiyor’ denildi. AK Parti tarihinin ‘en iyi’ Milli Eğitim Bakanı’na söylüyorum. Bizim yazımızda kreş ifadesi geçmiyor diyor, işte burada yazmış. Kreş açmaya devam edeceğiz. Seçim açmaya devam etselerdi, bize yazıyı yollayan Bakan Kurum İstanbul’da her mahalleye kreş açacağız diyordu. Onlar bizim değil, annelerin kreşi. Açanların alnından öpüyorum, yeni kreşler açacağız, kimseyi umutsuz, bir başına bırakmayacağız.

‘Enflasyonu düşürmek için hedeflenen enflasyona göre zam vermeliyiz’ diyor. 1 yıldır zam yapılmayan, verildiği güne göre değeri 9 bine düşmüş olan asgari ücret… 22 bin lira yapmak istiyorlar, 1 sene boyunca buna mahkum etmek istiyorlar. TCMB’nin hesabına göre, yüzde 1’lik zam enflasyonu yüzde onbinde 7 etkiliyor, gerisi hükümetin yaptığı işler. 1 yıldır zam vermiyorsun, neden hala enflasyon yüzde 50? 30 bin lira asgari ücretin altında 1 yıl daha geçinmeye vatandaşlarımız katlanamaz. Asgari ücret beklentimiz 30, biz bunun altına yokuz.

Bahçeli’nin Halk TV ve medya organları ile ilgili sözleri önemli. Bunu yapma. Açıkta yapılan kusurun tenhada özrü diye bir şey varsa bunun patenti şahsına aittir. Medya organlarını, gazetecileri teker teker not edip burnundan getirecekmiş. Sen yasama kadar önemli olan, vatandaşın hakkını savunmakla mükellef olan medyayı tehdit edemezsin. Önlerinde, arkalarında biz varız. Başta Halk TV olmak üzere herhangi bir gazetecinin kılına zarar gelirse vatandaşımız bilsin ki MHP yapmıştır, sorumlusu Bahçeli’dir.”

Paylaşın

Özgür Özel’den İl Başkanlarına “Erken Seçime Hazır Olun” Talimatı

Partisinin 81 il başkanıyla bir araya gelen CHP Lideri Özgür Özel’in “Erken seçim olursa milletvekili aday belirleme yöntemi dahil her konuda çalışın, kendinizi hazırlayın” talimatını verdiği öğrenildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, belediye başkanı tutuklanan ve yerine kayyum atanan Esenyurt’ta partisinin 81 il başkanıyla bir araya geldi. Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal‘ın edindiği bilgilere göre; toplantıda il başkanlarının Esenyurt’ta yaptığı saha çalışmaları, erken seçim gündemi, partinin yeni program hazırlıkları ve parti içi tartışmalar değerlendirildi.

Toplantıda CHP lideri Özel’in il başkanlarına Esenyurt’un 40 mahallesine ikili gruplar halinde yaptığı ziyaretleri sorduğu belirtildi. Mahalleden izlenimlerini aktaran başkanlar “Kayyumun yarattığı rahatsızlık mahallelerde görülüyor. Baskının geri teptiğini gördük. ‘Biz seçtik, sen niye görevden alıyorsun’ diye soruyorlar. Herhangi bir terör algısına kapılma da görmedik. Her ne kadar güvenlik kaygısı, terör algısı oluşturulmaya çalışıydıysa da ‘Devlettir, gereğini yapmıştır’ dense de insanlar bu algıya kapılmamış. Çok sıcak karşılandık. Geçim Şu net ki halk iradelerinin gaspını istemiyor. Bu gördüklerimizi genel başkanımıza ” ifadelerini kullandı.

Toplantıda erken seçim gündeminin de konuşulduğunu aktaran başkanlar “MHP ve AKP’deki hareketlilik üzerine görüşlerini paylaşan arkadaşlarımız oldu. Genel olarak son dönemde atanan bu kayyumların ve bir yandan yürütülen ‘Öcalan Meclis’te konuşsun’ tartışmalarının kendi kötü gidişlerini bastırmaya yönelik hamleler olduğu değerlendirildi. Çünkü oylarının eridiğini görüyorlar. Biz de buna karşı hamle olarak erken seçim yönünde daha ısrarlı olacağımızı konuştuk” dedi.

CHP lideri Özel’in de başkanlara “Erken seçim olursa milletvekili aday belirleme yöntemi dahil her konuda çalışın, kendinizi hazırlayın. Program çalışmaları da seçim bildirgemiz olacak. Hükümet programımıza dönüşecek” talimatını verdiği öğrenildi.

Bu kapsamda parti örgütlerinin milletvekillerinin nasıl belirleyeceklerine ilişkin yöntem konusunda görüş alacaklarını belirten başkanlar “Yeni kabul edilen tüzüğümüzde aday belirleme yöntemi için il örgütlerinin görüşlerinin alınacağı yazılmıştı. Bu kapsamda şimdiden ön seçim mi olsun, merkez yoklaması mı olsun diye görüşleri almaya başlayacağız. Ardından günü geldiğinde bizim önerilerimiz doğrultusunda Merkez Yönetim Kurulumuz son kararı verecek” bilgisini paylaştı.

Partideki bazı isimlerin ay başında gündeme getirdiği olağanüstü kurultay iddialarının da değerlendirildiğini vurgulayan başkanlar “Partide bir kurultay beklentisi yok. Bu toplantıyla da tescillendi. Örgütte böyle bir gündem yok. Sosyal medya, medya aracılığıyla bu tartışmayı devam ettirmenin anlamı da yok. Bunları konuştuktan sonra ‘Toplumun acil sorunlarına odaklanacağız’ dedik” diye konuştu.

Paylaşın

Özel’den “Kayyım” Tepkisi: Sandıkta Alamayanlar Darbeyle Almaktadır

Kayyım atamalarına tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Erdoğan’ın oyunu geri tepmiştir, geri tepecektir. Bu siyasi işgal meselesidir. Sandıkta alamayanlar darbeyle almaktadır” dedi ve ekledi:

“Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu başarısını cezalandırmak ve çok istedikleri halde ele geçiremedikleri bir ilçe üzerinden tüm Türkiye’ye mesaj vermek istediler. Türkiye’nin neresinde olursa olsun halkın iradesine kafa tutanların karşısında durmaya devam edeceğiz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin İl Başkanları Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

Temel motivasyonumuz ilk seçimi kazanmak. Birileri CHP’nin içinde karışıklık çıkarmak için elinden geleni yapıyor. Parti içinde olmayan bir tartışmayı varmış gibi gösterenlere 81 il başkanımız olmadığını gösterdi. Esenyurt’ta verdiğimiz demokratik tepkiyi diğer illerde de verdik. Demokrasi odaklı anlayışımız ortada. Bu mesele parti meselesi değil. Taziye ziyaretinden terör çıkarmak dünyanın en kötücül aklının ürünüdür.

Tayyip Erdoğan’ın oyunu geri tepmiştir, geri tepecektir. Bu siyasi işgal meselesidir. Esenyurt’u sandıkta alamayanlar darbeyle almaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu başarısını cezalandırmak ve çok istedikleri halde ele geçiremedikleri bir ilçe üzerinden tüm Türkiye’ye mesaj vermek istediler. Türkiye’nin neresinde olursa olsun halkın iradesine kafa tutanların karşısında durmaya devam edeceğiz.

Bugün 25 Kasım kadına karşı şiddetle uluslararası mücadele günü. Çalıştayımızda şiddete karşı dayanışmayı amaçlayan kadınların çalışmalarını destekliyoruz. En başta hepimizin övündüğü ve yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi’nden bir kişinin imzasıyla çıkılan o süreci terk edeceğimizi, kadına karşı şiddetle ilgili kamu iradesinde giderecek irade CHP’nin iradesidir. Hepimizin övündüğü ve yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi’nden bir kişinin imzasıyla çıkılan o süreci terk edeceğiz.

Halkın gerçek gündemi derin ekonomik sıkıntılar var. Çarşı pazardan başı önde dönen insanların kederleri bizim baş kaygımızdır… Teğmenlere sahip çıkacağız. Gelecek seçimi kazanıp Mustafa Kemal’in askerlerini Mustafa Kemal’in ordusuna geri kazandıracağız. Söz.”

Paylaşın

Özgür Özel: AK Parti’nin Adayıyla Değil Seçimin Tarihiyle İlgileniyorum

CHP Lideri Özgür Özel, “Erdoğan’ın aday olduğu bir erken seçime girmek mi? Yoksa Erdoğan’ın aday olamayacağı, zamanında bir seçime girmek mi?” sorusuna verdiği yanıtta, “Ne kadar erken o kadar iyi. Aday Erdoğan olsun ya da başkası olsun ama bir an önce seçim olsun. Ben AK Parti’nin adayıyla değil, seçimin tarihi ile ilgileniyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel gazete, televizyon ve internet haber sitelerinin muhabirlerinin gündeme dair sorularını yanıtladı. Gazete Duvar’dan Ceren Bayar‘ın aktardığına göre; Özgür Özel’in sorulara yanıtları özetle şöyle oldu:

Teğmenlerle ilgili kararın bir ay içinde verilmesi bekleniyor. İhraç sürpriz olmayacak görünüyor. Bu durumda ne gibi bir yol izleyeceksiniz?

Ben ihraç edilmemeleri gerektiğini düşünüyorum. Bu meselenin sadece Recep Tayyip Erdoğan’ın kutuplaştırma siyasetine alet edilmek üzere yapıldığı ve suçsuz insanların, gencecik teğmenlerin, özellikle birincilikle bitiren Ebru Eroğlu’nun severek girdikleri o okuldaki heyecanının Tayyip Bey’in kutuplaştırma ihtiyacına feda edilecek olmasından çok üzüntü duyuyorum gerçekten.

Meselenin ne Ebru’yla ne diğer teğmenlerle ilgisi yok. Mesele Tayyip Bey’le benim aramda. Tayyip Bey Cumhuriyet Halk Partisi’nin 31 Mart zaferi ve sonraki seyri için sürekli ‘Bu süreç CHP’ye yarıyor. Sizin eski CHP’ye döndürmeniz lazım’ diyor, Onun için nasırımıza basıp duruyor. Yani nasır arıyor basacak. Onun için elverişli bir alan ve bu meseleyi mümkün mertebe ‘cunta’, ’darbe girişimi’ diyerek 28 Şubat sürecine doğru çekme gibi bir gayreti var. Mağduriyet ve siyasi bir avantaj elde ettiklerini düşünüyorlar.

Teğmenler diyelim ki atıldılar. Biz onlara nasıl sahip çıkmamız gerekiyorsa çıkarız. Günü geldiğinde de geri alırız. Teğmenler geri geldiği gün onlar gider, bu kadar net. Ben her sabah yataktan Soma’da ölen madenciler için kalkıyorum, Can için, Tayfun için, Gezi tutukları için, diğer taraftan yoksullar için kalkıyorum. Tut ki teğmenler ihraç edildi, bir motivasyonum daha olur.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ‘CHP camileri ahır yapacak’ söylemi de bahsettiğiniz kutuplaştırma amacına mı hizmet ediyor?

Yusuf Tekin bunu tek başına yapıyor olamaz. Bunu tek başına yapıyorsa, bakanlıktan alınmamak için bir polemiğin tarafı olup da ‘Beni Cumhurbaşkanı savunmak zorunda kalsın’ diye bir uyanıklık yapıyorsa onu bilmem. Bir adam bu kadar şuursuz olabilir mi? Bunları belli bir şuurla yapıyor. Hepsi bir bütünün parçası.

AK Parti’nin sorunu şu; Sahaya çıktığımız günden beri gündemi biz belirliyoruz. 31 Mart’ta Tayyip Bey ilk kez yenildi. Önce Anayasa’yı indirdiler. Sonra ‘İsrail bize saldıracak’ dediler. Şimdi de Devlet Bey’in hamlesiyle yeni bir makro gündem. Şunu söylüyorlar, gündemi belirleyen kazanıyor. CHP gündem belirleme imkanına sahip, geri kazanmak için her yolu deniyorlar. O yüzden de attıkları her adıma bu filtreyle bakmak gerekiyor.

Ortaya attıkları bu argümanlar karşılık buluyor mu?

Karşılık bulmadığını sahada görüyorum. Bunlar tutmadığı için de hep daha büyüğüne yelteniyorlar. Burada muhalefet partilerinin birbiriyle iletişim halinde, birbiriyle dayanışma halinde ve bu iktidarı değiştirme motivasyonunu kaybetmeyecek, topluma kaybettirmeyecek bir kararlılıkla ve sakinlikte olması lazım.

Bu iktidar gideceğini gördü ve panik halinde. Buna karşı kararlı ama sakin olmak lazım. Bütün kamuoyu araştırmalarında ülkenin en yakıcı sorunu sorusuna ilk dört madde ekonomiyle ilgili oluyor. Ekonomi, hayat pahalılığı, enflasyon, işsizlik; dördünün toplamı yüzde 80. Birinci kaygıyı güvenlik ve terör yaptığınızda işler değişebiliyor, ona oynuyorlar. Bu oyuna gelmemek lazım.

İktidarın Kürt sorununu ortaya atıp seçmenini konsolide etmeye çalıştığı noktada CHP ne yapacak?

İlk açılım sürecindeki gibi bir toplumsal taban bulmadı çünkü Devlet Bey sonda da söylenmeyecek bir şey söyledi. Şimdi Tayyip Bey ‘destekliyorum’ diyor ama Devlet Bey’in söylediği cümleleri söylemeden Devlet Bey’e destek veriyor, aralarında sorun olmadığını söylüyor.

Dün kamu yararına çalıştıkları kabul edilen ve ekonomik olarak desteklenen 3 dernek ve vakfa gittim. Hepsi diyor ki ’sizin çizginiz doğru çizgi. Toplumsal mutabakat olursa bağrımıza taş basarız. Yeter ki yeni şehitler gelmesin, başkalarının canı yanmasın ama sizin dediğiniz gibi. Öbür türlü siyasi hesaplarla yapanlara hakkımızı helal etmeyeceğiz’.

Toplumsal mutabakattan anladığım şu; bir gün Meclis’te bir masa kurulursa şehit aileleri gelecek pozisyonlarını söyleyecekler. Son gün bir karar verilmeden önce en son onları diyeceğiz. Onlar ‘he’ diyorsa ben de ‘he’ diyeceğim. Yankı Bağcıoğlu, Türkiye’deki 36 şehit yakını ve gazi derneğini gezdi. 36’da 36’sı CHP’nin tutumunu desteklediklerini söylediler.

Cumhur İttifakı ısrarla iki liderin arasında tam bir mutabakat olduğunu söylüyor. Bu mutabakatı nasıl okuyorsunuz?

Bizim partimizin pozisyonu bunu tahmin edecek bir pozisyon değil. Ama şöyle; Erdoğan, Bahçeli ile ilgili meselede halen tedirgin ve bekliyor. Çünkü Bahçeli’nin ortaya koyduğu mesele, çatışmalı süreçlerin çözümlenmesi, terörün bitirilmesine yönelik evrensel birikimlere uygun bir tutum değil.

İnsanlık 3 bin yıldır cerrahi yapıyor. Birisinin tahlilinde belli değerleri yüksekse ve ultrasonda da belliyse apandisit riski olduğu, patlamadan apandisiti alıyorlar. Ameliyat kıyafetini giydiriyor, götürüyorlar. Bir sıvı desteği sağlıyorlar. Bir oksijen desteği sağlıyor, uyuşturuyorlar. 3 delik açıyorlar. Robotik cerrahi ile sıfır risk ile apandisiti alıyorlar. Şimdi Devlet Bahçeli diyor ki ‘Ben Vikinglerin yaptığı gibi yapacağım. Kamamı çıkartacağım, yaracağım, kendi ellerimle alacağım’. Bodoslama girdi.

Dünyanın her yerinde terörün bir toplumsal sorunun ve o soruna yeterince demokratik alanda yanıt verilmemesi sonucunda ortaya çıktığı ve bunun kalıcı çözümünün sorunu kökünden halletmek olduğu kabulü var.

Ama şu anda bu iktidar ’Kürt sorunu yoktur’ diyecek noktaya savrulmuştur. Siz bunu dedikten sonra herhangi bir demokratik açılım, insanların sorun diye dillendirdiği meseleyi anlamaya çalışmadan sadece ‘Ben birini getireceğim. Kürsüye çıkaracağım o da ‘silah bırak’ diyecek. Buna inanın’ meselesi evrensel deneyimlerle uyumlu değil. Ayrıca Türkiye’de bu sorunu reddederek bir çözüm olmayacağına inanan hiç kimseyi heyecanlandırmıyor. Kimse inanmıyor. O yüzden samimiyetine inanamıyorsun. Çünkü sorunu görüp çözmek istediği sorunun varlığını inkar ediyor.

Bahçeli Ufuk Uras’la görüştü ve ‘artık barışmak lazım’ dedi. Samimi buluyor musunuz?

Bunu söyleyebileceği Ufuk Bey’den daha aktif aktörler var siyasette. Devlet Bey siyasette kavgayı, sağ – sol çatışmasını ya da bir takım gerginlikleri düşürmek istiyorsa Ufuk Bey’den daha etkili olabilecek aktörler var. Ya da ortaya söylemeli.

Devlet Bey’in yaptığı çıkış memlekette infiale yol açtı. Herkes kızıyor. Şehit aileleri de söylüyor sokaktaki insan da söylüyor. Anketler de söylüyor. MHP’lilere soruluyor; ‘Devlet benim çıkışına Erdoğan destek vermeli midir?‘ diye. MHP’lilerin yüzde 70’i ‘vermemelidir‘ diyor. CHP’nin de desteklemesini istemiyor. ‘Bizim Genel Başkan bir şeyler yaptı. Aman siz uymayın’ diyen bir MHP tabanı var.

Sahada Devlet Bey’in ayakta alkışlandığı bir pozisyon yok. O yüzden ’tek de kalsam‘ diye videolar paylaşıyor. Herkes Tayyip bey’e yoruyor. Yok, kendi tabanına söylüyor. MHP nin elitleriyle MHP nin tabanı arasında ciddi bir makas açıldı.

Trump’ın yeniden seçilmesini ve kabinesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Trump çok öngörülebilir biri değil ama Trump ve Erdoğan arasındaki kişisel ilişkilerden zarar gördük. Bu yüzden benim Erdoğan’a çağrım; Türkiye’nin çok deneyimli dış politika kadroları var, diplomasi kadroları var. Onlara da alan açarak doğru analiz etmek gerekiyor. Bazı fırsatlar da olabilir. Örneğin Ukrayna’da savaşı bitirme iradesi önemli bir irade. Türkiye’nin oradaki denge politikası önemli ama o denge politikasından Türkiye şu anda zarar görmüyor, kâr etmiyor. Kâr etmesi için bu savaşın bitmesi lazım.

Ama Trump’ın ortaya koyduğu içeride güçlü olma, içe kapanma, her yere karışmama, her yerde para harcamama meseleleri doğru analiz edilip Trump’la kişisel ilişkiler yerine Amerika’yla kurumsal ve diplomatik ilişkiler güçlendirilerek bu sürecin yürütülmesi lazım. Bu süreç Trump’ın hoyratça tutumlarına karşı aynı hoyratlıkla gidince daha büyük felaketlerle karşılaşacağız. Endişem var. Ben Erdoğan’a diplomasi, kurumsal ilişkiler ve bir miktar tedbirli bir süreç öneriyorum. ‘Her şeyi Trump’la halledebilirim‘ diye düşünüyorsa oradan başımıza büyük işler geliyor.

MİT Başkanı ile görüşmenize dair hangi bilgileri verebilirsiniz? Örneğin Öcalan’ın da isminin geçtiği son sürece dair sorularınız oldu mu?
15 sorumuz vardı merak ettiğimiz. Bunların dokuzuna yanıt verildi, altısına verilmedi. O 6 soruyu da ben sayın başkana yönelttim, o da o sorulara samimiyetle ve olabildikçe açıklıkla yanıtladı. Ben MİT’i siyasi tartışmaların içine çekmemeye ve yanıtlayamayacağı sorular sormamaya özen gösterdim. MİT’e inanarak, güvenerek cevaplayabileceği sorular sorduk, ‘Abdullah Öcalan’la gizli bir pazarlık var mı?’ gibi gündelik siyaset için çok elverişli bir polemik alanına MİT’i sokmadık. O sorunun cevabını merak da etmedik. O sorunun bir tane muhatabı var Türkiye’de. O çıkacak konuşacak.

Mansur Yavaş’la Ekrem İmamoğlu arasında bir problem olduğuna dair bir inanış var. Bu iki ismin ilerleyen zamanda karşı karşıya gelmesi gibi bir tehlike görüyor musunuz?

O iki ismin kavga etmesi, didişmesi gibi hayaller kuran, Cumhuriyet Halk Partisi’nin başarısızlığını kendi başarısı olarak gören bir iktidarla karşı karşıyayız. Bunun için hem sosyal medyada hem konvansiyonel medyada ciddi gayret, emek ve para harcıyorlar.

Bu iki ismin de cumhurbaşkanı adaylığına yakıştırılıyor olması ve ikisinin de Erdoğan’ın çok önünde çıkıyor olması hiç kötü bir şey değil. Cumhuriyet Halk Partisi’nin an itibariyle bir aday sorunu yok. Oysa Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bir aday sorunu var. Erdoğan diyor ki, ‘seçimler zamanında yapılacaktır’. O zaman sen aday değilsin. O zaman esas soru şu ‘senin adayın kim?’ Eski İçişleri Bakanı mı, yeni içişleri bakanı mı? Eski MİT müsteşarı mı, yeni MİT müsteşarı mı? Damatlardan hangisi? Böyle bir sorunla karşı karşıya Tayyip Bey.

Ben girdiğim ilk yerel seçimi kazandım. Şimdi girdiğim ilk genel seçimi kazanmak gibi bir sorumluluğum var. Bunu yaparsam ben zaten tarihe geçeceğim. Bunun önündeki bütün engelleri kaldırmam lazım. Birinci engel kendimim. Genel Başkanın kendi adaylığı bütün denklemi karıştırabilir. Ben kendim aday olmamaya karar verdim o yüzden. Partide ‘Özgürcüler’ Özgür Özel’in seçim gecesi bir kez daha zafer konuşması yapmasını istiyorlar. Ben Cumhurbaşkanı adayı değilim ve olmayacağım. Olduğun anda denklem karışıyor.

İmamoğlu ve Yavaş’ı aday tartışmaları yükseltmedi. Onları yaptıkları icraatları yükseltti. O yüzden başarılı belediyecilik çalışmalarına devam etmeleri ve aday tartışmalarının dışında kalmaları doğru. Önemli olan icraatı iyi yapmak. Halka iyi hizmet etmek, halkın yanında olmak. Böyle devam ederse de adayı belirleme sürecinde tüzüğümüzde çok elverişli bir madde var. Bütün üyeleri sormayı da, halk yoklaması yapmayı da içeriyor. Ben tek başıma bu kararı vermeyeceğim.

Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın birlikte fotoğraf vermesini nasıl okumamız gerekir?

Ekrem Bey ve Mansur Bey’in bir araya gelmelerinden benim önceden haberim vardı. Onu birlikte konuştuk. Ekrem Başkan az bir şey yapmadı. Sonuçta ikisi ciddi bir şekilde tartışılırken İstanbul‘dan kalktı geldi, randevu aldı ve Mansur Başkan’a gitti. Çıkışta da çok güzel bir açıklama yaptı. Sonra da Genel Merkezimizde açıklama yaptı. Öyle bir başına değil, yanında genel sekreterimiz eşlik ederken bir açıklama yaptı. Yani o açıklamayı kurumsal olarak da sahipleniyoruz. O vurgu odur. O açıklamayı, o tutumu kurumsal olarak da sahipleniyoruz. Önümüzdeki günlerde, birkaç hafta içinde Ekrem Bey, Mansur Bey, ben bir araya geleceğiz.

4 parçalı bir CHP olduğu iddia ediliyor. Kemal Kılıçdaroğlu davasının gündeme taşınmasının nedeninin de bu 4 parçalı yapının görünür olmasını amaçladığı iddia ediliyor. Ne dersiniz?

Sokakta bir itiraz yok. Partiye sokakta büyük bir destek var. Büyük bir heyecan var. Çünkü insanlar ‘ilk kez AKP’liler, MHP’liler bize yanaştı’ diyorlar. Mart ayından ekim ayına kadar 6 firmadan ikisinde sadece bir ay düştük, o da eylül ayı. Neden (tüzük) kurultay konuştuğumuz için. Ekimde tekrar düzeldi. 6 firmanın 6’sında birinci çıktık. Olmayan bir siklet merkezini partide var gibi göstermeye çalışan bir akıl var. Akıl partide değil. Parti dışında, saraydan o akıl. Ona alet olan bazı arkadaşlar var.

Erdoğan’ın aday olduğu bir erken seçime girmek mi? Yoksa Erdoğan’ın aday olamayacağı, zamanında bir seçime girmek mi?

Ne kadar erken o kadar iyi. Aday Erdoğan olsun ya da başkası olsun ama bir an önce seçim olsun. Ben AK Parti’nin adayıyla değil, seçimin tarihi ile ilgileniyorum.

Erdoğan yıllardır geçmişi, yolsuzlukları aklarken yıllardır; “milletimiz sandıkta gerekli cevabı verdi” diyor. Bu seçim geçmişi akladı. Ağır sıklet boks şampiyonasında son unvan maçında nakavt oldu. Psikolojik üstünlük bizde, onu da çıldırtan bu. Onun için ‘acaba bir ara formül ile araya bir sandık sıkıştırabilir miyim?’ diye başka şeyler arıyor.

Erdoğan Türkiye’ye şunu dayattı; ‘Son seçimi kim kazanıyorsa altın kemer ondadır. Mahallenin abisi odur.” Kusura bakmasın, son seçimi biz kazandık, o yüzden altın kemer bizde. Biz bunu altın kemeri bozdurup milletle paylaşalım diyoruz. Tayyip Bey’e geri verme niyetimiz yok.

Erdoğan’ın ekonomi, faiz, enflasyon ile ilgili hedeflerini, açıklamalarını nasıl buluyorsunuz? Sizce hedefleri tutar mı?

Denge denetlemenin, liyakatin ortadan kalktığı, kurumların yerine kişilerin geçtiği, kuralların yerine tartışılmayan ani kararların olduğu bir süreci yaşadık. Ama bunların hepsinin sorumlusu Erdoğan. Bu yüzden de bugün bu faiz kararı verilir, yarın, 2 ay sonra Erdoğan kendi kafasına göre bakan değiştirir ya da pozisyon değiştirir ya da Merkez Bankası Başkanı’nını değiştirir. Bu mevzunun tamamı dengesiz, denetimsiz ve Türkiye’nin çıkarlarını, bir partinin çıkarlarına, Türkiye’nin çıkarlarının, bir kişinin iktidarına feda edilebilir bir yönetim anlayışından kaynaklanıyor.

Şimdi bütün dünyadaki ekonomilerin tersine ilerleyip kendini doğru yolda sanan yaklaşımlar Türkiye’yi bu noktaya getirdi. Bu yüzden Türkiye’nin yapabileceği, açıklayabileceği en doğru ekonomik paket, bunu hükümetten beklemiyorum, milletten bekliyorum: Bu iktidarı paketleyip göndermek.

MHP kayyım tartışmalarının sonlanması için hem seçim kanununda hem siyasi partiler kanununda aday belirleme süreçlerine dair usullerin değişmesi dair bir kanun gerekliliğinin gerekliliğine işaret etti. Bu bir çözüm alabilir mi?

Mevcudun kötü olduğunu söylüyorlarsa bunu öz eleştiri olarak kabul ediyorum. Çünkü geçen sefer de onlar değiştirmişti. Burada güven artırıcı bir adım olacaksa ilk önce kayyım düzenlemesini düzeltelim. Çünkü eğer adı ‘terör’se, soruşturma bitmeden, kovuşturmaya geçilmeden bile kayyım atanabiliyor. Düzeltelim, eski haline getirelim. Hiç olmazsa İçişleri Bakanlığı vekil atanmasını talep ettiğinde diğer durumlar gibi başkan, belediye meclisi içinden seçilsin. Devlet de böyle bir adım atsın, destekleyelim. Ama Devlet Bey, yine “bulanık suya birlikte girelim” diyorsa önce kendi girsin. Nasılsa bu aralar bunu yapıyor…

HAMAS’ın Türkiye’de ofis açacağı iddiası var. Uluslararası bir medya kuruluşu yazdı bunu. 4 gün boyunca bir net açıklama göremedik Cumhurbaşkanlığından ve Dışişleri Bakanlığından. Nasıl yorumluyorsunuz?

Hiç hayra yorumlamıyorum. Bundan da endişe ederim. Hamas’ın Türkiye’ye bir büro açmasının İsrail’in Türkiye’yi belki doğrudan orduya değil ama Türkiye’deki terör örgütlerini desteklemek, lojistik sağlamak ve Türkiye’de bir takım operasyonlara, hem gizli örgütler eliyle hem terör örgütleriyle girişmek gibi Türkiye’yi çok rahatsız edecek ve hiçbirimizin istemeyeceği bir pozisyona sürüklemesinden endişe ederim. O yüzden de dilim döndüğünce bunu Erdoğan’a aktarabilecek herkese söyledim.

Hamas’ın siyasi bürosunu Türkiye’ye taşıması Türkiye’ye çok yeni güvenlik riskleri yaratacak. Türkiye’yi İsrail’le Hamas’ın hesaplaştığı bir alan haline getirebilecek. İsrail’in Hamas operasyonlarının yaşandığı bir coğrafya ve Türkiye’nin İsrail’in bir terör örgütü olarak tanımladığı ve mücadele ettiği Hamas’a bu konuda mukabele ederken Türkiye’deki terör örgütlerini doğrudan İsrail ve Amerika desteklediği bir sürecin içine girilebilir. Bunun hiçbirimize faydası yok. Bu bir felaket getirir.

İsrail’in şu anda Türkiye’ye saldıracak bir cesareti ve bir cesameti yok. Ama siz Hamas’ın bürosunu İstanbul’a açarsanız İsrail arkasında çok ciddi bir batı desteği bulur. Zaten var olan destek Türkiye’ye yönelir ve bu Türkiye’nin lehine bir durum olmaz. Ateşle oynamayın, saçmalamayın diyorum. Bu ateşin karşısında elinde tiner tutmak gibi bir şey. Bunu samimiyetle telkin ediyorum Erdoğan’a.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya yönelik bütçe görüşmeleri sırasında partinizin milletvekilleri tarafından yapılan protestolardan haberinizin olmadığı ve tepki gösterdiğiniz doğru mu?

Milletvekillerimizin Esenyurt Belediyesi’ne sokulmamasına tepki olarak böyle bir protestonun yapılacağından da haberdardım. Kameralar önünde, belli bir süre için tepkinin dile getirileceğini ve mesaj verileceğini, arkadaşların böyle bir hazırlık içinde olduğunu biliyordum. Ama olayın vardığı noktadan mutlu değilim. Çünkü orada süreç kötü yönetildi. Bu kötü yönetimle ilgili de esas eleştirim Sayın Ali Yerlikaya’dır. 17 gün boyunca bu milletin seçtiği milletvekillerini bir kamu binası olan Esenyurt Belediyesi’ne polis zoruyla sokmamışsınız. Ve o milletvekilleri orada hep itiş kakış yaşamış… Şimdi komisyonda bunlarla ilgili bir hatırlatma yapılacak. O giremeyenlerden birisi de Veli Ağbaba, ilk giren Ali Mahir Başarır… Bu arkadaşlarımız komisyonda diyorlar ki ‘hadi bakalım biz anlayış gösterdik siz de gösterin’. Orada komisyon başkanı Mehmet Muş var ki gerçekten mecliste krizlerin çözülmesinde çok birlikte olduk kendisiyle. Sorumluluk üstlense, sayın bakan bir çay içer, ‘hata oldu’ denir toplantıya başlanırdı. Ama korumalarla birlikte oraya yüklenmek, Meclis polisiyle birlikte oraya doğru yüklenmek, kameraya vurmak… Milletvekilleri ile Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı’nın böyle bir fotoğraf karesinde yer alması hoşuma gitmedi. Meclis’te her türlü münakaşayı, tartışmayı milletim dikkatle takip ediyor ve bu görüntüleri istemiyor. Meclis’te de çok sert tartışmalar oldu ama ben Grup Başkanvekilliğim süresince işin böyle fiziki müdahale noktasına gelmemesi için en çok gayret edenlerden oldum. Mehmet Muş gibi tecrübeli birisi var orada. İçişleri Bakanı var. Polisin ve jandarmanın bağlı olduğu bakanlık bu. Süreç daha iyi yönetilebilirdi.

Demokrasi, tepki ve protesto rejimidir ama iş itiş kakışa, meclis polisinin ittiği, İçişleri Bakanı’nın, milletvekillerimizin ezildiği görüntüler yakışmadı. Ama ben buna tepki gösterdim diye de bir şey yok. Ben konuyu zaten ilk önce Numan Bey’den duydum. MİT sunumundaydım çıktım, Numan Bey arıyor. “Bakana yumruk olur mu? Fiziki müdahale olur mu? Bir izleyin görüntüleri, İçişleri Bakanı’na tekme tokat saldırıyor sizinkiler” dedi. Ama sonra baktım bakana yumruk falan yok. “Numan Bey’i de trollemişler” dedim. Numan Bey’in anlattığı gibi olsaydı tepki gösterirdim. Hemen aradım arkadaşları dedim ki, “İçişleri Bakanı’na tutanak altında sorun, size yönelik fiziki bir müdahale sataşma, yumruk, hakaret, küçük düşürücü bir şey oldu mu?” diye. Sordular ‘var’ demedi. Veli Ağbaba ısrarla sordu. Yani kesin bir danışman Meclis Başkanımıza ‘vurdular’ dedi ama yok öyle vurma falan. Bu görüntüler Meclis’e de bize de yakışmaz. Fakat rövanşist bir duyguyla söylemiyorum bunu, İçişleri Bakanı’nın karşı karşıya kaldığı durumla 17 gün boyunca bu milletin seçilmiş milletvekilleri de karşı karşıyaydı.

Mansur Bey de Ekrem Bey de 14 Mayıs seçimlerine nazaran daha istekli görünüyor. Bu 2 isimden hangisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı olursa diğer ismin bağımsız girebileceği ya da başka bir partinin adayı olarak girebileceği konuşuluyor. Siyaseten böyle bir risk var mı?

Mansur Bey de Ekrem Bey de geçen sefer bu testten geçtiler. Onlara açık çağrı yapıldı. ‘Gelin aday olun, sizi destekleyelim’ diye ikisi de parti vurgusu yaptı. Şu anda çok daha güçlü, çok daha başarıya yakınız. Zaten Ekrem bey ilçe başkanlığından geliyor. Mansur Bey de o zor soruya doğru cevabı vaktinde verdi. Mansur Bey Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı olmaksızın Ankara Büyükşehir adaylığını dahi kabul etmedi. Mansur Bey o birilerinin burun kıvırdığı yüzde 25’lik ama her şeye rağmen dimdik ve bir arada duran Cumhuriyet Halk Partisi tabanının ne demek olduğunu bilir ve o tabanı karşısına alacak bir işin içine girmemesi gerektiğini de bilir. Geçmişte de bu konuda zaten çok doğru bir pozisyon tuttu. ‘Bir partim var benim. Partim aday yapmadıktan sonra benim başka yerde ne işim var’ dedi. Aynı noktadayız.

Bir de kimseyi armut piş, ağzıma düş bir cumhurbaşkanı adayı bırakacak değiliz. Bir adayda ortaklaşacaksak bütün muhalefet birlikte ortaklaşmakta fayda var. Eğer ülkenin faydasına bir seçenek varsa onu da hep birlikte düşünür, taşınır, öneririz. Ama arkadaşlarımızı parti dışı, başka parti gibi zor sorulara en doğru cevabı geçen sefer verdiler.

Mansur Yavaş sembolik Cumhurbaşkanı, Ekrem İmamoğlu da icracı Başbakan şeklinde bir formül de dillendirildi. Ne dersiniz?

En iyi yer benim. Düşünsenize bu iktidar değişmiş, bu kadar yıldır yaşanan üzüntüler ortadan kalkmış ve burada kendisi ile ilgili bir talep açıklamamış, süreci doğru yönetmiş ve seçimi kazanmış bir genel başkanın mutluluğu ve tarihe bıraktığı izden daha büyük bir miras olabilir mi?

Benim motivasyonum seçimi kazanmak ve Atatürk’ün partisini yeniden iktidar yapmak. Bunu başaran genel başkan daha ne makam mevki peşinde koşacak.

Bugünkü anayasa olanak tanımıyor ama hep birlikte seçimi kazanıp, iktidarı değiştirdikten sonra cumhurbaşkanlığı makamı ve başbakanlık makamı ile ilgili bir mesele olacaksa orada da benim yeniden bir talebim olmayacak. Güçlü bir parlamentoya geçtikten sonra da bir tarafsız Cumhurbaşkanı ve icracı Başbakan noktasında olursak o zaman işler daha kolay olur. 2 tane koltuk, 2 tane aday varsa işler daha kolay olur. Benim orada da kendime ilişkim bir talebim yok. Benim bütün motivasyonum partiyi yeniden iktidar yapmak.

Paylaşın

Özel’den Erken Seçim Çağrısı: Sandığı Bekliyoruz

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Erdoğan vakti zamanında diyordu ki onlar pazara gelebilir mi, çiftçinin derdini dinleyebilir mi? Şimdi Tayyip Bey bir pazara gidebilir mi, işçiyle konuşabiliyor mu? O halde erken seçim şart. Sandığı bekliyoruz, erken seçim istiyoruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından başlıklar şöyle:

Bir yasa getirdiler adı etki ajanlığı. Bir yazmış AK Parti grubu; herkes ajan. Kırmızı alarm ilan ediyoruz dedik, bu yasa geçmeyecek elden gelen ne var yapılacak dedim gruba. Grup bu talimatı aldı. Mücadele verildi. Etki ajanlığı yasası geri çekildi. Taslağı hazırlasınlar ajana ajan desinler.

Ama MİT’in istediği veya devletin, güvenlik güçlerinin istediği öğrenciyi, öğretmeni, öğretim görevlisini, gazeteciyi tehdit etmeyen bir maddeyi yazacak akıl beceri bu ülkenin bürokrasisinde var. Yazın, oturmaya biz varız. Geçen haftakine benzer bir metnin orasını burasını değiştirip aynı niyetle getirmeyin. Kırmızı alarm kalkmadı sarıya çevirdik.

Şafak operasyonu ile başkanımızı Ahmet Özer’i aldılar. Yatak odasına kadar gidip gözaltına aldılar. Sırf itibarsızlaştırmak için. Devletin kilidini balyozla kırdılar. Sahte delillerle Ahmet Özer’i tutukladılar. İtiraz ettik, CHP bütün grubuyla birlikte sadece Esenyurt’taydı. Demokrasi darbe girişimine karşı ne yapmamız gerektiğini konuştuk. Ceza hukukçuları dilekçe yazdılar. Profesörlerin 40 yıllık akademik bilgileriyle hazırladıkları yazıları reddettiler.

Bir de gizli tanık beyanları var. Tutuklamaya devam dediler. Gizli tanık nereden çıktı? Gizli tanık var ise o gün sorardın. O gizli tanığın ifadesiyle güya iddianame yazacak. Savcı, İstanbul’da hızlı iddianame yazmasıyla meşhur. İddianame yok, çünkü ortada delil yok. AK Parti ve MHP’ye kötü haberim var. 2 kişiden biri Ahmet Özer’e oy vermiş. Esenyurt’ta kimse buna inanmıyor. Esenyurt’un yüzde 80’i buna inanmıyor. 5 kişiden 4’ü yanlış yapıldığına inanıyor.

Sandığı koyup halka soralım. Yüzde 80’i Ahmet Özer’in arkasında değilse biz bir şey bilmiyoruz. Şunu unutmayın ki Ahmet Özer çıkana kadar o grubun içinden birinin yönetmesi gerek. Ama o kişiyi Tayyip Bey’in seçmesi, onun açısından tamamen yenilmişliğin ifadesi. Bunun adı demokrasi değil. Gözünü hırs bürümüşlüğün şeklidir. Biz başkanımızın arkasındayız. Ahmet Özer mahkemede kumpasları aşacaktır.

Haklarında hiçbir suçlama olmayan, milletin seçtiği koca bir Esenyurt Belediye Meclis’inin birini seçmesi yerine Tayyip Bey’in seçtiği birinin yenilmişliğin, acziyetin göstergesidir. Bunun adı demokrasi değil. Bu mızıkçılığın cevabını Esenyurt’tan alacaksınız. Nasıl İmamoğlu’nun mazbatasını iptal ettiniz de millet İmamoğlu’nu tekrar seçtiyse aynı şekilde demokrasi tokadını alnınızın ortasına yiyeceksiniz.

Biz Esenyurt’u yalnız bırakmayacağız, nöbete devam edeceğiz. 2 günden birinde Türkiye’nin herhangi bir şehrinden birinde tüm yöneticilerimizle nöbet tutacağız. Esenyurt’ta tüm sanatçılarımız, yazarlarımızı, gazetecilerimiz ve düşün insanlarımızı bekliyoruz. 81 il başkanı Esenyurt’ta olacak.

Bir tam gün Esenyurt’un 43 mahallesinde her mahallede iki il başkanı ve milletvekillerinin bulunduğu mahalle toplantıları yapacak. Mücadeleyi meydandan mahalleye taşıyoruz. Mesele milletin seçtiğine devletin başındakilerin saygı göstermeyi bilmesi. Kayyımın nasıl çalışmaları durdurduğunu ve kayyımın zaten zor durumda olan Esenyurt’u nasıl paçasından aşağı çekmeye çalıştığını anlatacağız.

Esenyurt’ta görev yapan tüm milletvekilimizden yöneticisine, hepsine teşekkür ederim. O polislerin her biri eş, ana, baba, evlat ve kardeş. Eve gittiklerinde onları mahcup edecek muameleyle karşılaşmasınlar. O kadar yüksek tansiyona, uykusuzluğa ve kumanyaya mahkum göreve rağmen polis de bizi engelledi, kanunsuz işlere alet edildi ama bize karşı saygısızlık yapmadı. Ben bu milletin vekillerine de polislerine de teşekkür ediyorum.

Bir yanda yenidoğan çetesi yankılanırken Sağlık Bakanı gelmiş mecliste yenidoğan ünitelerini nasıl yöneteceğine dair bütçe istiyor. Hastane sahipleri o kadar hatrı sayılır kişiler ki hala kapanmadı. O kadar şımarmışlar ki; savcıyı tehdit ediyor. Savcı beyin canına tak ederek yeni operasyon başlayarak ortaya çıkıyor.

İhbardan sonra bile çocuk ölümleri devam ediyor. O sürecin sağlık müdürü bugün Sağlık Bakanı. Kendisine bakan muamelesi yapılmasını bekliyor. O bakan istifa edecek, o hesap verilecek. O zamana kadar kimse sizin yüzünüze bakmayacak. 47 sanık var bir tanesi devlet memuru değil. Neden? Çünkü beyefendi ortada kalacak. Bu millet her şeyi gördü.

Milli Eğitimi tarikatlara yönettiren bir bakan ile karşı karşıyayız. Öğrencilerin yüzde 25’inin elinde en az birinin bıçak olan, okula aç giden, bir ayran alamayan, yemek dağıtma sözünü unutan, okulları pislik götüren bir bakansın. Laiklik din düşmanlığıymış da, yok camiler ahır olmuş da.

CHP köyde cemaat yokken, cepheye ezanı, bayrağı, camide barındırılan mühimmata ahır yaptırılan dedikleri samanları söyleyen, samanın üzerindeki Gazi Mustafa Kemal’in cephesine mermi yetiştirenlere iftira atıyorsunuz. Cami falan kapatmadık. Cami kapatmanın günahı varsa bu çocukları aç bırakmanın da günahı var. Bu rezilliklerin konuşulmasın diye yaptığın bir şey. Ne bakanlar geldi, ne bakanlar ne geçti ama bu kadar kötü ve beceriksizi gelmedi.

“O teğmenlere sonuna kadar sahip çıkacağız”

Tarihte ilk kez 3 harp okulunun da birincisi kadın teğmenler. İşte size bir Cumhuriyet hikayesi. Atatürk’e, vatana, millete karşı olanlar bu başarıyı zaten hazmedemediler. Yemin töreninde Mustafa Kemal’in askerleri dediler diye teğmenlere önce hiçbir şey olmadı. Sonra Hizbullahçı, gerici kafanın AK Parti’ye sinmiş uzmanları harekete geçti.

Erdoğan, elini sıkıp hediye verdiği kadın teğmen başta olmak üzere hepsine saldırmaya başladı. Sonra soruşturmalar, darbeci diyenler… Suç emre itaatsizlik, asıl karın ağrısı Mustafa Kemal’in askerleriyiz demeleri. Bu 28 Şubatçılık oluyormuş. Mustafa Kemal yok 28 Şubat’ta. Meseleyi 28 Şubat’a, 25 yıl geriye götürmeye çalışanlara diyorum ki, sizin hazımsızlığınızdır. Fesli Deli Kadir’in anlayışına sahipseniz bilelim.

Mustafa Kemal’in askerlerinden zarar gelmez ama 15 Temmuz’da gördük Fetullah Gülen’in askerileri ne yaptı gördük. “Bu ülkeye kumpas kuruldu” derken neler yaptığınızı da gördük.

CHP, 3 kez 2’si yüz yüze biri telefonda olmak üzere Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile görüştü. O askerle sahip çıkmak vatan borcudur. Geçen seneye kadar okunan, bu yıl da Erdoğan’ın da katıldığı bordo berelilerin töreninde okunan yemin aynı yemin, yeminde bir sorun yok. O teğmenlerde kötülük yok. Okul birincisi kolay mı yetiştirildi. O teğmenlere sonuna kadar sahip çıkacağız.

İktidar olunca böyle haksızlıkla atılan kim varsa onu geri alırız. Ama bu arada geçen süre meslekte onlara çok şey kaybettirir. Sayın Erdoğan, kul hakkına girme. Ama girersen günü geldiğinde şu yemin törenini göreceksin; o kararı verenler ve karara sessiz kalanlarla, atılan teğmenlere yemin töreni yaptıracağız, sonra kararı verenleri emekliye yollayacağız.

Asgari ücreti durdurunca enflasyon durmuyor, hızla artıyor. Hükümetin beklentisi olan enflasyonda zam vermek. Asgari ücret 30 bin lira olmalıdır. Küçük esnaf ve KOBİ korunmalıdır. Vergi ve sosyal güvenlik mevzuatına hakim arkadaşlar çalışmalarını düzenlemelidir. Emekliye bir asgari ücret şarttır. En düşük emekli maaşı asgari ücrete yükseltilmeli. Teklifimizi sunacağız.

Erdoğan vakti zamanında diyordu ki onlar pazara gelebilir mi, çiftçinin derdini dinleyebilir mi? Şimdi Tayyip Bey bir pazara gidebilir mi, işçiyle konuşabiliyor mu? O halde erken seçim şart. Sandığı bekliyoruz, erken seçim istiyoruz.”

Paylaşın

Özgür Özel, Esenyurt’ta: Kumpasınız Milletin Vicdanından Döndü

Esenyurt’taki demokrasi nöbetinde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, kayyımın bir işgal olduğunu belirterek, “AKP’ye ve MHP’ye bir kötü haberimiz var. Biz yüzde 51 oyla seçildik” dedi ve ekledi:

“Ancak yapılan kamuoyu araştırmasında 1 milyonluk ilçesinde, belediye başkanımız Ahmet Özer’in gece yarısı operasyonuyla evinin kapısı kırılırken, kapıyı korkuyla açan eşi ittirilerek, avukatsız aramalarla başlayın ve bugüne kadar gelen bu sürece Esenyurt halkının yüzde 81’i itiraz ediyor, yanlış buluyor. Kumpasınız milletin vicdanından dönmüştür.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası Esenyurt’taki Demokrasi nöbetinde konuştu. Özgür Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Kayyım değil işgal altında olduğumuzun altını bir kez daha çizmek istiyorum. CHP, belediyesine kayyım yollanmasına, işgal edilmesine sessiz kalacak, birkaç gün tepki gösterip susacak, bunu unutacak, bu sürecin böyle gitmesine izin verecek ve teslim olacak bir parti değildir. O yüzden Esenyurt’ta 20 gündür yaptığımız büyük direnişe, bundan sonra da Ahmet Özer göreve dönene kadar örgütümüzün demokrasi mücadelesine ve demokrasi nöbetine devam etme kararı aldık.

İlk 20 gün oldukça zorlu geçti. Bu 20 günde burada büyük bir mücadele veren Esenyurt örgütümüze, Esenyurt ilçe başkanımızın şahsında, İstanbul örgütümüze, İstanbul il başkanımızın şahsında ve Esenyurt’un kendilerine verdiği vazifeye, göreve sonuna kadar sahip çıkan bütün belediye meclis grubumuza, Silivri’de bulunan Sayın Ahmet Özer’in şahsında yürekten teşekkür ediyorum, onları kutluyorum.

Demokrasi darbesinin bir tarafı Ahmet Özer’e yapılan darbeyken, diğer tarafı belediye meclis üyelerine yapılan darbedir. Bu çirkin darbe ayrıca Esenyurtluların seçtiği belediye meclis üyelerini binaya sokmayarak milletin seçtiği meclis üyelerini, yani milletvekillerini, binaya sokmayacak bir anayasal suçu, bir kanunsuz emri verenleri ve ona direnenleri bütün Türkiye gördü. Belediye meclis üyelerimiz artık seçildikleri belediyededir. Ancak onların orada bulunması denetleme faaliyetlerini izlemeleri önemli bir kazanım ve güvencedir. Ancak bu işgal bir an önce sonlanmalı. Ahmet Özer görevine geçene kadar belediye başkanvekili belediye meclis üyeleri içinden seçilmelidir.

Sürekli bir elimiz ve gönlümüz Esenyurt’ta olacaktır. Biz nöbete devam kararı aldık. Her iki günden birinde CHP’nin bir ili, bir il örgütü bütün seçilmişleri, il başkanları, ilçe başkanları, belediye başkanları her iki günde bir Esenyurt’ta olacak. Onların olmadığı günlerde ise bugüne kadar büyük bir dayanışma gösteren tüm siyasi partiler ve sanatçılarımız, gazeteciler, düşün insanları, yazarlarımız o günlerde meclis grubumuz tarafından ağırlanacak, onlara eşlik edilecek.

“Esenyurt halkının yüzde 81’i yanlış buluyor”

Ayrıca, 43 mahallesi olan Esenyurt’ta mahalle mahalle toplantılar örgütleyerek, Ahmet Özer’in o mahallelere verdiği sözleri, yaptığını, yarım kalan sözleri hatırlatmaya, bu işgalcinin o mahalleye hangi hizmeti götürmediğini, Esenyurt’ta aksayan hizmetleri anlatmaya devam edeceğiz.

Bu işgalcinin Esenyurt’ta ne büyük zarar verdiğini anlatacağız. AKP’ye ve MHP’ye bir kötü haberimiz var. Biz yüzde 51 oyla seçildik. Ancak yapılan kamuoyu araştırmasında 1 milyonluk ilçesinde, belediye başkanımız Ahmet Özer’in gece yarısı operasyonuyla evinin kapısı kırılırken, kapıyı korkuyla açan eşi ittirilerek, avukatsız aramalarla başlayın ve bugüne kadar gelen bu sürece Esenyurt halkının yüzde 81’i itiraz ediyor, yanlış buluyor. Kumpasınız milletin vicdanından dönmüştür.

Bir çağrım aslında, Esenyurt Emniyet Müdürü’ne değil, İstanbul Emniyet Müdürüne, Valiye Değil. İçişleri Bakanı ve Tayyip Erdoğan’adır. Giremezsiniz diye bariyer çektiniz girdik. Bu bariyerlerin içine de giriyoruz, belediyeye de giriyoruz. Artık bu bariyerleri kaldırın. Esnafın canına tak etti. Yüzde 51’le kazandığımız ilçede, bir daha esameniz okunmayacak duruma geliyorsunuz. Bu işgali bitirin. Bir teşekkürüm var o da bütün kanunsuz emirlere rağmen… Bakın CHP’liler polise ne yapıyor diye göstermek isteyenlere, polisimize en küçük bir müdahalede bulunmayanlara… Bu oyuna gelmedik.

Son olarak gelelim Ahmet Özer’e. Bir akademisyen, bir kanaat önderi, aile babası, gerçek bir vatansever olan Ahmet Özer’e… Gece yarısı bastılar. Bir şeyler bulup suçlayacaklar, kendisine sorulan bütün sorulara yanıt verdi ama bomboş gerekçelerle tutukladılar. Bu tutuklamaya Türkiye’nin en iyi ceza hukukçuları, ekleriyle tuğla gibi bir itiraz dilekçesi yazdılar. Ekleriyle birlikte yüzlerce sayfayı okumalarının mümkün olmadığı 40 dakikada reddettiler.

Bir kez daha buradan, seslenmek isterim ki Ahmet Özer’in halen daha hakkındaki iddianame tamamlanmamıştır. Bu iddianamenin tamamlanmaması eldeki delillerle mahkemeye gidemememin mahcubiyetinden kaynaklanmaktadır.

Olmayacak iddialarda bulunup kendilerini haklı göstermeye çalışıyorlar. Bir an önce elinizdekileri ortaya dökün. Yargılamaya başlayın. Ahmet Özer suçsuzdur, tutuklu kalmamalıdır. Buradan Esenyurtlulara bizlere gösterdiğiniz ev sahipliği için Ahmet Başkana sahip çıktığınız için teşekkür ediyoruz. Biz kayyım siyasetine alışmayacağız. Asla vazgeçmeyeceğiz. Biz direnmeyi bırakırsak bu hukuksuzluklar tüm Türkiye’ye yayılacak. Tüm İstanbul’a yayılacak.

Seçimleri kazanamayan birisinin sandıktan kaçıp darbe yapmasına, önümüzdeki seçimlerde bir daha seçilemeyecek birisinin sandıktan kaçmasına izin vermeyeceğiz. Sandığa millete ve iradesine sahip çıkmaya devam edeceğiz. CHP bütün Esenyurt’u bütün demokrasi güçlerini tüm siyasi partileri bu demokrasi mücadelesine yılmadan devam etmeye davet ediyoruz.”

Paylaşın

Özel’den “Soruşturma” Tepkisi: Siyasi Talimatlarla Suç Uydurmayın

İBB ve ABB’ye yönelik başlatılan “etkinlik ve konser” soruşturmalarına tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Gidin namusunuzla denetleyin. Ama siyasi talimatlarla suç uydurmayın” dedi ve ekledi:

“Bizim denetlenmekten korkumuz yok. Siyasi operasyonlar akimse alet olmasın. Bu ülkede bu iktidar gidiyor. Paniği görüyorsunuz. Suç varsa ortaya çıkarın. Ama suç icat edeceğiz diye uğraşmayın.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, CHP’li belediyelere yönelik başlatılan “konser ve etkinlik” soruşturmaları hakkında açıklama yaptı. Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Diyeceğimiz şudur. Biz bu gelişmeleri iktidarın yerel seçim kaybından sonra yeni anayasa tartışmasından İsrail bize saldıracak tartışmasından, Öcalan gelsin Meclis’te konuşsun tartışmalarından bağımsız görmüyoruz. Yıllardır AKP’li belediyelerin ödemediği SGK ödemelerini bizden istiyorlar.

CHP’li belediyeleri itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar, bütün hesap kitap bunun üzerine! Bazı yerlerde haciz yapmaya başladılar, bazı yerlerde etkin mali tedbirlerle bunları aştı. Temel amaç CHP’li adaylara oy veren seçmeni cezalandırmak.

Bir kez daha seçilebilmek için, gerekirse bir kentin çöplerinin toplanmamasına, bir belediyenin çalışanlarının maaş alamadığı için kirasını ödeyememesini, çocukların karınlarını doyuramamasını, bir şehirde kanalizasyon hizmetlerinin aksamasını göze alıyorum diyorlar. “Yeter ki bu belediyelere iş yapamıyorlar, kötü yönetiyorlar ülkeyi de yönetemezler diyelim, benim ülkedeki kötü yönetimime rağmen bana oy versin” bu kadar ucuz, bu kadar basit bir hesapla karşı karşıyayız.

Bakanlıklara “Gidin CHP’li belediyelerde bir suç bulun, bulamıyorsanız da bir suç uydurun” talimatı verildiğini biliyoruz ve yaşıyoruz. Bizim belediyelerimiz hesap vermekten kaçan belediyeler değildir. Tayyip Bey’in kendi belediyelerine CHP’li belediyelerini örnek gösterdiğini hatırlatırım.

Siz ne anlatıyorsunuz? Bütün Türkiye kent lokantalarını konuşuyor. 2 tane maske dağıtamadınız maskeleri CHP’li belediyeler dağıttı. Belediyelerimiz yaptığı dayanışma çağrısıyla vatandaşın esnaftaki borcu kapandı. Bunları yaşayan millete ‘CHP belediyeciliği bilmez’ diyorsunuz. Her şeyde sandığa sığınanlar, çıktık işte kantara kardeşim. Millet karar verdi. Sana yüzde 20’sini verdiler bize yüzde 65’ini yönetme yetkisi verdiler. Turizmde yüzde 90’ın üstünde belediyeler CHP’de.

Bunun devamında açıkça şunu söylemek lazım. Biz 25 yıl yönettikleri belediyelerde bir avuç azınlığa hizmet edenlerden aldık bu belediyeleri. Milletin parasını kendi çevresindeki derneklere, vakıflara aktaranlardan aldık.

Tayyip Beye soruyorum. Sen Ankara, İstanbul, Bursa Balıkesir Düzce, Niğde’nin de içinde bulunduğu 10 belediye başkanını istifa ettirdin. Etmezseniz gereğini biz yaparız dedin. Bir partinin genel başkanı bir belediye başkanını görevden alabilir ama partiden atamaz. Kim alabilir İçişleri Bakanı alabilir. Terör ve yolsuzluk varsa.

“Algı operasyonuna teslim olmayız”

Gelmiş şimdi bana konser pahalıymış. Algı operasyonu yapıyor. Bakın, pahalıysa bu konserlerin hepsi pahalı. Hepsine yolla, aynı standartlarda denetle başımla beraber. Ama bu kadar haksızlıkla yapılan algı operasyonuna teslim olmayız.

Siz belediye başkanlarımızı öyle bir takım algı operasyonlarıyla itibarsızlaştırmaya çalışıyorsanız onların karnesi 31 Mart’ta 4 pekiyi aferin. Ankara’da da İstanbul’da da öyle. 17/25 Aralık oluyor, ayakkabı kutularında paralar çıkıyor, seçim oluyor seçimden sonra bunu sorana ‘millete hesabını verdik’ dediniz. 4 tane bakanı yollamadınız Yüce Divana. Sandık akladı bizi dediniz. Sandık aklama meselesi size olunca oluyor da CHP’li belediyeler, her türlü denetimin bin katını sandıkta verdiler, bembeyaz çıktılar.”

Paylaşın