Özgür Özel: Milli Gelirin Dörtte Üçünü Bir Mahalle Yiyor

CHP Parti Meclisi toplantısının açılışında konuşan Özgür Özel, “Avrupa Birliği’nde OECD ülkelerinde milli gelirin yüzde 55’i maaş olarak ödeniyor, ücretlilere ödeniyor. Çalışanlar milli gelirden yüzde 55 pay alıyor. Avrupa Birliği’nde yüzde 60 ila 70 arasında alıyor. Türkiye’de yüzde 25 alıyor. Böyle bir oran dünyanın hiçbir yerinde yok. Olan ülkeler Türkiye’den beter ülkeler” dedi ve ekledi:

“Bütün dünya ‘Ya bu kadar milli gelirimiz var, bir avuç insan yüzde 30’unu alıyor’ diye konuşup tartışırken biz bu haldeyiz, milli gelirin yüzde 75’ini bir avuç insan alıyor, buna susuyoruz. Yüzde 70 çalışanlar alıyor, Almanya’da sosyal demokratlar buna itiraz ediyor, çok daha yukarı çıkması lazım diye. Ama Türkiye’de dörtte birini ahaliye veriyorlar, dörtte üçünü bir mahalle adam yiyor. O yüzden bu düzeni kökünden değiştireceğiz. Ama bunu yapabilmek için mutlaka sokaklara çıkmak, hakkı beraber aramak lazım.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Parti Meclisi (PM) toplantısının açılışında konuştu. Özel, konuşmasında şunları söyledi:

“Suriye çok önemli bir gündem. 13 yıl önce Cumhuriyet Halk Partisi’nin yapmış olduğu tüm uyarılara ve 13 yıl boyunca her gün haklı çıkmasına rağmen birileri 13 yılın sonunda ortaya çıkan tablodan kendilerinin haklı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin haksız çıktığını iddia ediyor. Tablo şu; Türkiye’de 4,5 milyon sığınmacı yaşıyor, 900 bin Suriyeli bebek doğdu, 283 şehit verdik ve bugüne kadar bize maliyeti 200 milyar dolar. O 200 milyar dolar, bütün emeklilere hak ettikleri maaşı 100 yıl verecek kadar para, bir yıl verecek kadar paranın 100 katı ve maliyetin büyüğü şimdi geliyor. Bundan sonra daha büyük maliyetlerle karşılaşacağız.

Biz Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan, Suriye’de demokratik bir rejim inşasını savunan, bu demokrasinin Suriye’de Kürtleri de Türkmenleri de Arapları da Alevileri de Sünnileri de kucaklamasını savunan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin artık bir askerinin daha burnunun kanamaması gerektiğini hatırlatan ve Türkiye’deki sığınmacıları bir an önce ülkelerine göndermenin takviminin planlanmasını savunan bir çizgideyiz. Bu takvim içinde çok paraya ihtiyaç olacak. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, mensubu olduğumuz uluslararası kuruluşlar ve sözümüzün geçtiği her yerde bu konuya katkı sağlamaya hazırız. Çünkü hem Avrupa hem dünya, bu sığınmacı meselesi için elini taşın altına koymaya değil ama elini cebine atmaya hazır.

Maalesef 2024’ün en kötü fotoğrafı; Von der Leyen’in Erdoğan’la Türkiye’de çektirdiği fotoğraftır. Geçmiş karşımıza ‘1 milyar euro daha verelim de sığınmacılar burada kalmaya devam etsinler’ diyorlar. Kendileri, ‘Kapıları kapadık, artık başvuru almayacağız. Türkiye’ye gelen gelsin, kalan kalsın’ diyorlar. Maalesef bizimki de çıkmış, o lafı söyledikten sonra ona orada dönüp de bir şey söyleyeceğine… Resmen ‘6 milyar vermiştik. Bu kadar sığınmacıyı başınıza dert etmiştik’ yerine 1 milyarı daha atıyor böyle oradan, önüne atıyor Erdoğan’ın. Bundan ben utanıyorum, biz utanıyoruz, Erdoğan utanmıyor.

Bundan sonrasıyla ilgili bir daha söylüyorum. Elini taşın altına sokmayan dünya, elini cebine sokmaya hazır ve burada 1 milyara fit olmak gibi işler değil Suriye’nin hızla askeri istikrarını, siyasi istikrarını sağlayıp, ekonomik istikrarı için orada ne yapılması gerekiyorsa dünya ile başta Avrupa Birliği ile birlikte yapmak lazım. Biz işin bu kısmına katkı vermeye, umulanın çok ötesinde katkı vermeye hazırız. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarda olsa ekonomiyi nasıl yöneteceğini de biliyor, Suriye göç sorununu nasıl yöneteceğini de biliyor.

Dünyadaki bütün temaslarımızda da aslında bizim önerimizin dört başı mamur tekliflerimizin karşılık bulduğu ama Türkiye’den böyle taleplerin değil de bildiğiniz koyun pazarlıklarının geldiği görülüyor. Çünkü Erdoğan diyor ki, ‘Bunlar geldiler. Biz ensar, muhacir ilişkisindeyiz.’ Maalesef öyle bir şey diyor ki bu dini bir şeydir; ‘Peygamber Efendimize sahip çıkan Medineliler gibiyiz biz’ diyor. Oysa ki Bulgaristan’dan Bulgaristan Türkleri gelirken, soydaşlarımız gelirken, canımız ciğerimiz, akrabamız gelirken, Özal’a diyordu ki ‘Asgari ücretle millet geçinemiyor. İnsanlar karısını, kızını satıyor.’ Bu lafı sokakta adam söylese ağzına vururlar.

Bu lafı edebilmişti ya. ‘Sen bunlara neyinle bakacaksın’ diyordu. Bulgaristan’dan gelen akrabalarımıza bunu söyleyen, Suriye’den gelenler için ‘Giden gider, kalanların başımızın üstünde yeri var’ diyor. Erdoğan’ın başının üstünde oturanlar, Türkiye’deki insanların aşının ve işinin üstünde oturuyorlar. Bunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Suriye meselesine dair söyleyeceğim son söz de şudur ki; orada o ceket giydirdiğiniz, kravat taktırdığınız kişi, bir kişi. Ama Suriye’de dünyanın dört bir yanından gitmiş cihatçılar var, 100’den fazla ülkeden gitmiş gözü dönmüşler var. Kafa kesiyor adamlar.

O adamlar İdlib’de duruyordu, TSK da onları orada hem koruyordu hem tutuyordu. Şimdi onlar bütün Suriye’ye dağıldılar. Olmadık görüntüler, olmadık saldırılar oluyor. İç savaşı tetikleyecek işler oluyor. Lazkiye’de bir saldırı, soykırım endişesi var. Burada silahlı kuvvetlerimiz eğer Suriye’de bir varlık gösteriyorsa bu varlığı en çok da Lazkiye’deki Arap Alevilerine karşı o selefi grupların yapabileceği saldırılar noktasında sadece o bir kravatlıya bir şey söyleyerek değil, gerçekten gerekli tedbirleri alarak yapmaları lazım. Hatay’da başta olmak üzere orada yaşayan insanların dünya kadar akrabası var. Her gün telefonda ağlayan akrabalar ile konuşuyoruz biz hepimiz. Bu konuya da bir kez daha dikkat çekmek istiyorum.

“CHP 47 yıl sonra birinci parti oldu”

Bir yandan da şunu hatırlatmak istiyorum: Erdoğan, Türkiye’deki yoksullara sürekli şunu söylüyor; ‘Evet açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin ama tehlike büyük birazcık daha sabretmelisin.’ Sürekli sabır telkin ediyor. ‘Ve benim arkama geçmelisin. Yoksa…’ İşte o tehlike dediği; ‘Cumhuriyet Halk Partisi gelecek su faturalarını Ankara’da DHKP-C dağıtacak. İstanbul’da İSPARK’ı PKK’ya verecekler.’ Şimdi millet, Ankara ve İstanbul’dan hareketle, önce bunun koca bir yalan olduğunu, sonra ‘Vatanı böldürecekler’ dedikleri CHP’nin bu ülkenin Türkiye ittifakıyla birliğinin, beraberliğinin sembolü olduğunu, bir zamanlar Özal’ın birleştirdiği dört eğilim, bir zamanlar Tayyip Erdoğan’ın ‘Partimde herkes var’ diyen, hatta ‘Sosyalist Enternasyonal’e CHP’yi değil bizi alın, solcular da var’ diyecek noktadaki Tayyip Erdoğan’ın o hayallerini CHP’nin sandıkta gerçekleştirdiğini gördüler.

CHP, sosyal demokratla muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları hep birlikte kucaklayan, sahiplenen, hepsinden birden oy alabilen, onlarla birlikte yerelde iktidar olabilen bir yapı olduğunu 31 Mart’ta gösterdi. 47 yıl sonra birinci parti oldu. 22 yıllık AK Parti iktidarına ilk yenilgisini yaşattı. Türkiye’nin yüzde 65’ini, ekonomisinin yüzde 80’ini de CHP yönetiyor. Şimdi gelinen bu noktada artık o ‘Ülkeyi böler’ denenlerin Türkiye’yi kucakladığını, birleştirdiğini, birlikte bir iktidar kurabildiklerini gördükleri gibi yedi aydır da çok iyi yönettiklerini, belediyelerden memnuniyetin böyle tırmandığını Türkiye gördü, Erdoğan da gördü.

Belediyelerimizi silkeleme, para vermeme, hizmetlerini durdurma çabası bundan. Ama tabii ki gidip metronun vagonunun durduramadığından, tabii ki gidip de belediyenin çöp arabasının önüne yatamadığından, imkanı olsa onu yapacak… Millet, gün geldi onun için tankın önüne yattı. O, tankın önüne yatan aziz milletin aldığı hizmetlerin önüne yatmaya çalışıyor sırf siyasi ikbal uğruna. Nakit paraya çullanıyor. Nakit para niye var? Sosyal yardım yapmak için var. O hesaplarda o paralar sosyal yardım için var. Aş için var, aşevi için var, yoksula et vermek için var. Yoksulun çocuğunun beslenme çantasını doldurmak için var. Kırtasiye yardımı için var. Ama o paralara çöküyor.

Engel olamayacak. Çıldırmasının sebebi, anketteki memnuniyet oranımız yüzde 58. Seçildiğinden geride olan, 250’ye yakın belediyede geride olan bir elin parmaklarından az küçük küçük belediyeler var. 244 belediye seçildiğinden ileride sonuç almış. Ortalama memnuniyet; yüzde 58, buna çıldırıyor. ‘Tehlike büyük, onlar gelirler’ demiyor. Millet, ‘Keşke gelseler’ diyor çünkü. ‘Vatanı böldürecekler’ diyemiyor, ‘Ee Türkiye ittfakı bunlar’ diyorlar. ‘Ay yıldızlı al bayraktan almış rengini. Türkiye ittifakı’ diyorlar. ‘Hepimizi kucakladılar. Seçtik, insan ayırmıyorlar’ diyor. ‘Oy vermedim ama kapımı çalıyor. Hizmet veriyor, destek veriyor’ diyor. ‘Oğluma okulda suyu bedava veriyor hiç değilse, seninkiler 15 liraya sattırıyor’ diyor.

Bunu da diyemeyince; ‘Efendim açsın, yoksulsun, işsizsin ama zafer büyük buna sevinmelisin’. Nasıl yani? ‘Zafer büyük.’ Nerede? ‘Suriye’de.’ Ne oldu? ‘13 yıl berbat şeyler oldu ama en sonunda benim düşmanım Esad gitti.’ Ne kurulacak? ‘O da belli değil.’ Belki de çok kötü şeyler olacak. ‘Ama zafer büyük, benimle buna sevinmelisin.’ Bir de dürtüyor yanındakileri, ‘Haydi haydi iyi anket gösterin.’ Maddi ve manevi mobbing uyguladığı birkaç firmanın yayınladığı anketleri dolaşıma sokmak için milyonlar harcıyor. Ama millet bakıyor, zafer – mafer gördüğü yok. Milletin gördüğü bir şey var. Oraya fetihe gidenler, zafere gidenler, ‘Zafer yaşattık diye sevinin’ diyenler, asgari ücretliye hezimeti yaşattılar. Asgari ücretli oranı, Türkiye’de yüzde 56. Yani biraz üstü alanlara baktığınızda yüzde 80’i etkileyen, herkesin maaşı asgari ücrete endeksli. Asgari ücrete 30 verince, bütün maaşlar asgari ücretin biraz üstünde alana da 30 veriyor. Hatta daha bile az veriyorlar. Öyle olunca sıkıntı büyük.

Çünkü daha az vermesi nereden belli? Yüzde 30-35-40 olan asgari ücretli oranı çıkmış, yüzde 57’ye. Asgari ücret canavarı git gide büyüyor. Belki bu asgari ücretle, asgari ücretli sayısı gelecek yıl yüzde 65’e çıkacak. Ücretlilerin yüzde 65’ine çıkacak. Büyük bir sıkıntı ve büyük bir perişanlık yarattılar. Biz bunu duyduktan sonra… Aslında üç aydır bu niyetlerini biliyorduk. Yani ‘Yüzde 50 enflasyon çıkacak, biz yüzde 25-30 zam verelim, hedef enflasyonu verelim.’ Niye? ‘Efendim asgari ücret enflasyonu yükseltir’ deyip, milleti kandırırız. Bu yalana kimse inanmadı. Merkez Bankası zaten çalışmış; bir puan asgari ücrete zam yaptığında, binde 0,7 etkisi oluyor. 10 binde 7 etkisi oluyor. Yani çok, çok düşük bir etkisi var. Kimse buna inanmadı. Ama bunlar asgari ücreti 22 bin 104 lira yapmak suretiyle milleti bir yıl daha büyük bir yoksulluğa, açlığa, perişanlığa mahkum ettiler.

Bunu duyduktan sonra öncelikle o gece TÜRK-İŞ o masaya gitmedi. 50 yıldır en çok üyesi olan sendikaya açık olan o masaya. Çünkü işverenle devlet anlaşmış, dediği asgari ücreti dayatıyor. Ertesi gün de bu görüşmelerden bundan sonra tamamen çekilme kararı aldı. Hiç katılmayacağını açıkladı. Bunu çok olumlu bulduğumuzu ifade etmek isterim. Hemen MYK’mızı topladık, hemen Meclis Grubumuzu bu salonda Meclis’e gitmeyip ‘Madem asgari ücret 30, altında yokuz’ diyoruz, ‘Bugün Meclis’te yokuz, bu işi konuşuyoruz’ dedik ve buraya geldik. Sonra benim de dahil olduğum milletvekili grubumuz Ankara’da onlarca merkeze dağıldık ve binlerce kişiyle o gün ilk teması kurduk. Ardından da TÜRK-İŞ’i, HAK-İŞ’i ve zoom toplantısıyla da DİSK’i ziyaret ederek, kurmaylarımızla birlikte bu meseleyi konuştuk.

Yarın yapılacak olan bir miting vardı. O mitinge biz partimiz adına katılım gösterecektik ama kitlesel katılım göstermeye karar verdik. Sendikalar da üyelerinin haklarının savunulacağı böyle bir mitinge destek vereceklerini ifade ettiler. Biz yarın saat 13.00’te Tandoğan Meydanı’nda olacağız, bu asgari ücreti protesto etmek için, 100 kişiden 56’sına sefalet ücreti veren, sefalet ücretinin üzerindeki tüm ücretleri de asgari ücrete mahkum etmeye niyetlenmiş olan bu sefalet ücretini protesto etmek için. Ama pazarda bir şey gördük. Asgari ücret, sadece asgari ücretliyi kahretmedi. Teyzeyi gördüm ‘12 bin 500 lira en düşük emekli maaşı alıyorum, asgari ücretliye ‘Bunu yapan bize ne yapacak, anladım’ dedi. ‘Bize ne yapmaz’ dedi, ‘Perişan edecek bizi’ dedi. ‘Ayda bir kez et alıyorum, onu da sizin belediye veriyor’ dedi. O teyze, emekliler, son derece öfkeli ve son derece endişeli.

Memur emeklisi, işçi emeklisi, ‘Yüzde 12, yüzde 16 zam geliyor, bir düzenleme yapılmayacağı, bir artırım yapılmayacağı belli, bizi de perişan edecekler’ diyor. Tepkili. Pazar esnafı tepkili, sokak esnafı tepkili. Ben Ankara’daki herkese şunu söylüyorum: ‘Ne kadar tepkili olursanız olun, tepkiniz içinizde, evinizde, arkadaşınızla konuşurken oluyorsa bunlar başınıza gelmeye devam edecek. Onun için yarın o tepkileri göstermeye tüm Ankaralıları ve Ankara’ya ulaşabilme durumu olan herkesi saat 13.00’te Tandoğan Meydanı’nda bu sefalet ücretine ve krizin yükünü yoksulların, emeklilerin, emekçilerin sırtına bırakan bu politikalara itiraz etmeye, ses yükseltmeye davet ediyorum.

Asgari ücret Türkiye’de yüzde 56’larda-57’lerde çalışanların. Avrupa’da bu rakam yüzde 9, Almanya’da yüzde 6. Bu ücretten de hemen kopup uzaklaşıyorlar bir yıl kıdem aldıktan sonra. Ama Türkiye’de gitgide artıyor bu. Bir sanayi ticaret odası başkanının da ‘Sayın Erdoğan’ın verdiği rakama hepimiz uyalım’ dediğini duyduk. Kendinin adını not ettik. Çünkü diyor ki, ‘Erdoğan emekçileri ezmek için işaret fişeğini attı, hepimiz ona uyalım’ diyor. Buradan onun seslendiği herkese sesleniyorum, kendisiyle bir işim yok. Buna uyanlar, karşısında bizi bulur. Emekçinin hakkını vereni, sonuna kadar savunacağız.

Ama emekçiyi sefalet ücretine mahkum edeni, hele hele beyaz yakalıyı, gri yakalıyı, mavi yakalıyı, asgari ücretin üstünde maaş alanları, asgari ücrete mahkum etmeye kalkanlara, Erdoğan’ın yaptığı zammı yapıp yüksek zam yapmamak için organize olanlara şunu söyleyeceğim: ‘Bunu yapmayanlar bu meseleden olumlu ayrışacaklar. Bunu yapanlar karşısında tüketimden gelen gücünü kullanan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını görecekler. İlan edeceğiz teker teker. Nasıl yemeğin içine at eti karıştıranlar ilan ediliyorsa, Erdoğan’ın yaptığını fırsat bilip emekçiyi ezeni, çalışanları ezeni ifşa edeceğiz ve tüketimden gelen gücümüzü kullanacağız. Bu konuda 1 Ocak olduğunda ilan edeceğiniz zamları yaparken Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin onurlu vatandaşlarının bunu izlediğini ve buna göre tavır ve tutum içinde olacaklarını hatırlatmak istiyorum.

Avrupa Birliği’nde OECD ülkelerinde milli gelirin yüzde 55’i maaş olarak ödeniyor, ücretlilere ödeniyor. Çalışanlar milli gelirden yüzde 55 pay alıyor. Avrupa Birliği’nde yüzde 60 ila 70 arasında alıyor. Türkiye’de yüzde 25 alıyor. Böyle bir oran dünyanın hiçbir yerinde yok. Olan ülkeler Türkiye’den beter ülkeler. Bütün dünya ‘Ya bu kadar milli gelirimiz var, bir avuç insan yüzde 30’unu alıyor’ diye konuşup tartışırken biz bu haldeyiz, milli gelirin yüzde 75’ini bir avuç insan alıyor, buna susuyoruz. Yüzde 70 çalışanlar alıyor, Almanya’da sosyal demokratlar buna itiraz ediyor, çok daha yukarı çıkması lazım diye. Ama Türkiye’de dörtte birini ahaliye veriyorlar, dörtte üçünü bir mahalle adam yiyor. O yüzden bu düzeni kökünden değiştireceğiz. Ama bunu yapabilmek için mutlaka sokaklara çıkmak, hakkı beraber aramak lazım.

Verdiği asgari ücret, kendi gelmeden önce 7 çeyrek altın alırken geçen sene verdiği 17 bin 2 liralık asgari ücret, ilk ay 5 çeyrek altın alırken şu anda 3.5 çeyrek altına düşmüşken verdiği asgari ücret, altın fiyatı 1 Ocak’ta aynı kalırsa sadece 4.5 çeyrek altın alacak. Yani yarım çeyrek altın. 2 bin 500 lira geçen seneye göre bile emekçinin cebinden çalan bir fiyat ilan ettiler. 17 bin lira bugün 10 bin liranın alım gücüne düşmüş, verildiği güne göre. 5 bin lira zam yaparak 22 bin lira yapıp fiilen 2 bin lira emekçiden para alıyor. İlk kez Türkiye’de asgari ücret ilan edilirken çalışanlar devlete para veriyorlar. Yılbaşında zam alacağına cebinden devlete para veriyor.

Geçen sene 57 kilo dana kıyma alan asgari ücret, 17 bin 2 lira. Dana kıyma Ocak ayında zamlanmasa bile 37 kilo alabilecek. 20 kilo dana kıyma parası eksik veriyor. Bin 700 simit alabilirken, bin 470 simit alabilecek. 230 tane simidin parasını eksik veriyor. Ve biz bunları söylerken çalışan memurların, emekli memurların, emekli işçilerin alacakları zammın belirlenmesinde temel kurum olan TÜİK, istatistik kurumu doğru veri verse millet doğru zam alacak. Ama bu sene onun da altında, onun verisininin de altına indiler. İşi gücü bırakmış bana laf yetiştirmekle uğraşıyor, iki sayfa. Neden biliyor musunuz? Geçen gün dedim ki ‘Ya TÜİK’inki 50, verilen 30, gerçek enflasyon yüzde 78. Çünkü bu asgari ücret. Asgari ücretli ne harcar? Kira harcar, boğazına harcar, elektrik, su harcar.

“‘Pinpon topu yok, yalandır’ diyen adamın sepetinde futbol topu var”

Başka ne harcayacak? Alabilirse çocuğuna giyim alır, ona para harcar. Başka şeye para mı var? Asgari ücretli pinpon topu mu yiyor’ dedim. Açıklama yapmış, ‘Sepetimizde pinpon topu yok.’ Ben dedim ‘Vardı ya.’ Arkadaşlar dediler ki ‘Bu değişiyor birkaç yıl önce değişti.’ ‘Sepetimizde pinpon topu yok, bu durum yalandır’ diye açıklama yapıyor. Ben meramımı anlatmış mıyım? Anlatmışım. Sepette ne varmış pinpon topu çıkmış? Futbol topu varmış. Anneannem olsa ‘Hasbinallah’ diyecek. Ya böyle bir şey olabilir mi, böyle bir şey olabilir mi? ‘Pinpon topu yok, yalandır’ diyen adamın sepetinde futbol topu var.

Davlumbaz var, otel ücreti var, şans oyunları var. Bunları mı yiyor asgari ücretli? Otel ücretinden hesap yapıyorsun, asgari ücretliye verilecek zamma etki edeceksin. Emekliye verilecek zamma etki ediyorsun, çalışan memura verilecek zamma etki ediyorsun. Futbol topunu koymuş. Ben özür diliyorum Türkiye İstatistik Kurumu’ndan, pinpon topu yemiyorlar, çok doğru yapmışsınız futbol topu yiyorlar çünkü! Ben bu kadar saçma, bu kadar lüzumsuz… Ha şu olsa vallahi mahcup olurdum. Listeyi yayınlıyorlar ya, açsak baksak o listede asgari ücretlinin temel harcamaları olsaydı vallahi derdim ki ‘Ben hakkını yemişim TÜİK’in. Davlumbaz var ya, davlumbaz. İnsan okuyunca neydi bu davlumbaz diyor.

Biz bir kez daha önerimizi revize ederek ifade ediyoruz. ‘Asgari ücret 30 bin lira olsun’ dedik, ‘6 bin lira da 30 bin lira asgari ücret olunca 1 milyar lira fazladan prim tahsilatı yapacaksın, bunun dörtte birini, üçte birini ver, asgari ücretli başına 6 bin lira teşvik ver, SGK prim desteği ver’ dedik. O prim desteği 700’dü, bin lira yapmış onu. Şimdi bir daha söylüyorum, zaten tahsil ettiğin pirim 1 milyar artacak. 8 bin lira ver prim desteğini, asgari ücreti 22 binden 30’a çıkar, elbette alan açısından 30, veren açısından 22 net asgari ücret üzerinden olsun. Asgari ücretin de maliyeti ‘Efendim işte şimdi olunca 30 oluyormuş, öyle olunca 40 oluyormuş.’ Hiç olmazsa 7 bin lira daha indirim sağlamış olursun, bu asgari ücreti ödeyecek olan küçük esnafa, KOBİ‘ye. Cebinden de bir şey çıkmış olmaz.

Ama bunun açıklamasını fırsata çeviren zenginlerin cebine parası kalsın diye bu tip bir yaklaşımdan uzak duruyor. Asgari ücretli başına bir ila 10 işçi çalışanlarda 8 bin lira, 10-50 işçi arasında çalışanlarda 5 bin lira, 50-100 arasında çalışanlarda 4 bin lira gibi bir kademelendirme ile tahsil edeceği primin yarısını vererek bile bunu sağlayabiliyorlar. Bunu hızla hayata geçirmeleri konusunda kendilerini uyarıyorum. Son bir kez şu çağrıyı yaparak bitirmek isterim. Biz yarın Tandoğan Meydanı’nda saat 13’te sivil toplum örgütlerinin yapmış olduğu, 66 örgüt olarak başlayıp, 167 örgütün katılımına son üç günde hızla çıkmış olan sivil inisiyatife destek vererek o miting meydanına gideceğiz.

Düzenleyiciler bize de konuşma imkanı verdiler. Mitingte konuşma yapacağım. O mitingde sözümüze değer veren herkesi, sadece Cumhuriyet Halk Partilileri değil, ‘Asgari ücretle geçinilemiyor, bu maaşlarla emekliler geçinemiyor’ diyen herkesi, asgari ücretlileri, emeklileri ve itiraz eden herkesi, bütün esnafları, bütün çiftçileri davet ediyoruz. Yarın o meydandan sesi yükseltip mücadelenin ateşini yakacağız. 2025 yılını, hakkı yenenlerin hakkını yiyenlerden hesap soracağı, mücadele edeceği; martta asgari ücrete zam alabilmek için mücadele edeceği, temmuz zammı için mücadele edeceği, üretimden gelen güçlerini kullanan işçiler sendikaları ile birlikte bunu ortaya koyduklarında Türkiye’de bütün akışın değişeceği bir 2025’i umut ediyoruz.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ‘Geçim olmazsa seçim olur’ demiştik. Geçim olmayacağı açık. Seçim olur mu? Bütün gücümüzle bastıracağız, bütün gücümüzle erken seçime zorlamak için mücadele edeceğiz. Bu mücadelenin sonunda seçim olursa kurtuluş hemen olacak. Yok direnirlerse; seçimin olduğu gün olacak. Ama ben bütün emeklilerin, bütün emekçilerin, bütün yoksulların bu iktidarın ezdiği herkesin isterse 2025 yılında asla ve asla sandıktan kaçamayacaklarına, sonra da artık gelirin dörtte birinin herkese, dörtte üçünün zenginlere kaldığı bu düzeni değiştireceğimize yürekten inanıyorum.

Bunun için mücadele etmek için Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1,5 milyonun üzerindeki her üyesi mücadeleye hazırdır. 83 milyon vatandaşımızı; sağcısıyla solcusuyla, Kürdüyle Türküyle, Alevisiyle Sünnisiyle bu toplumun tüm kesimlerini kendisini hangi siyasi görüşe ait hissediyor olursa olsun esas aidiyetinin onurlu bir yaşam talep etmek olan, çocuklarının geleceğini talep etmek olan, kendi hakkının, kendi rızkının başkalarına yediriliyor olmasına itirazı olan herkesi bu iktidarı değiştirmek için mücadeleye davet ediyorum. Hep birlikte çalışacağız, hep birlikte kazanacağız. Halk kazanacak, millet kazanacak, Türkiye kazanacak. Hep beraber başaracağız. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel: Asgari Ücrete Zam Değil İndirim Yaptılar

CHP Lideri Özgür Özel, asgari ücrete yapılan zammı eleştirerek, “11 ay önce verilen 17 bin 2 liralık asgari ücretin alım gücü, bugün 7 bin lira eriyerek 10 bin liranın altına indi. Yani o günkü paranın 10 bin lirası noktasına geldi” dedi ve ekledi:

“Geçtiğimiz akşam, iki gece önce asgari ücrete 5 bin lira zam verdiler. Yani 7 bin lira kaybedilmiş asgari ücrete 5 bin lira zam verirken belki de Cumhuriyet tarihinde ilk kez asgari ücrete zam değil, indirim yaptılar, fiili şekilde.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, bugün Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde düzenlenen Türkiye Ormancılar Derneği’nin 100’üncü Yıl Sempozyumu’na katıldı. Burada konuşma yapan Özel, asgari ücrete yapılan zammı eleştirerek şunları kaydetti:

“Bu ülkede alın teri ile emeğiyle çalışan kim varsa zorda. Hükümet 2025 yılının asgari ücretini bir oldu bittiye getirerek geçtiğimiz günlerde açıkladı. Asgari ücret meselesi aslında Türkiye’de bir temel ücret meselesi. Asgari ücret bütün Avrupa’da şöyledir. Aldığınız, işe girdiğiniz yıl aldığınız, bir yıllık kıdemle birlikte hızla uzaklaştınız bir ücrettir. Avrupa ortalaması emekçilerin yüzde 9’unun asgari ücret aldığını gösteriyor. Almanya’da 100 işçiden altısı asgari ücret alıyor 94’ü daha üzerinde ücretler alıyor.

Ama Türkiye’de bu rakam yüzde 57 noktasında. 100 kişiden 57’si asgari ücret alıyor ve ücretlerin yüzde 87’si asgari ücretten doğrudan etkileniyor çünkü asgari ücret hemen üstünde ya da biraz üstünde maaşlar yüzde 87’ye denk geliyor ve asgari ücrete yapılan zam, o maaşlara da yapılacak zam oranını belirliyor. 11 ay önce verilen 17 bin 2 liralık asgari ücretin alım gücü, bugün 7 bin lira eriyerek 10 bin liranın altına indi. Yani o günkü paranın 10 bin lirası noktasına geldi. Geçtiğimiz akşam, iki gece önce asgari ücrete 5 bin lira zam verdiler.

Yani 7 bin lira kaybedilmiş asgari ücrete 5 bin lira zam verirken belki de Cumhuriyet tarihinde ilk kez asgari ücrete zam değil, indirim yaptılar, fiili şekilde. Asgari ücretin yüzde 30 zam aldığı nokta aslında şöyle bir çirkin bir bakış açısından kaynaklanıyor. Diyorlar ki, ‘Asgari ücrete zam yaparsak enflasyon artar.’ Bunu Merkez Bankası çalışmış, asgari ücrete yüzde 1 zam yapınca enflasyon binde 0.7 artıyor. Yani enflasyonu artıran etmenler arasında asgari ücret zammı neredeyse yok denilecek noktada.

Zaten Türkiye gibi gelir dağılımının kötü olduğu ülkelerde anti enflasyonist politikalar beklenen sonuçları vermiyor. Neden? Çünkü sen istediğin kadar az maaş ver, alım gücünü düşür, asgari ücretli harcamasına kendi karar vermiyor ki. Kira ödüyor, elektrik ödüyor, su ödüyor, evladının doyurabilirse karnını doyuruyor, alabilirse üstüne giyecek bir şey alıyor, kırtasiyesini belediyeden bekliyor. Maalesef okula çocuk aç gidiyor, aç dönüyor. Eğer belediyelerin yaptığı Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin yaptığı beslenme çantasına erişebiliyorsa ne ala, beslenme çantası var. Okula götürmeye çalıştığımız üç kap sıcak yemeğe de AK Parti ‘CHP bunları yapınca milletin gönlüne giriyor. Seçimleri bu sayede de kazanıyor’ diyerek silkeleme mantığı içinde mani olunuyor.

Şimdi bu mantıkla diyorlar ki, ‘Asgari ücrete enflasyon oranında zam yapmayalım.’ Bugüne kadar Recep Tayyip Erdoğan ‘Enflasyona ezdirmedik’ diyordu. Bu sene çıkacak ve şöyle diyecek diye düşündük: ‘Ya bu enflasyon TÜİK’e göre yüzde 50, ama bana akıl verdiler hedef enflasyona göre zam yap. İlk kez bu sene yüzde 50 olmasına rağmen 30 verdim. İlk kez asgari ücretlimi ezdirdim, özür dilerim.’ Geçmişte de TÜİK oyunlarıyla enflasyon yüzde 120 iken 60 deyip enflasyona ezdiriyordu ama ‘TÜİK’e göre enflasyon oranında zam verdim’ deyip bu algıyı yönetebiliyordu.

Zaten yanlış olduğu nereden belli? Asgari ücret Tayyip Bey gelmeden önce 7 çeyrek altın alıyordu, bugün 3 çeyrek altın alıyor, 4 çeyrek altın kayıp. Enflasyona ezdirdiğinin, altına ezdirdiğinin, simite ezdirdiğinin, somun ekmek fiyatına ezdirdiğinin bütün örneklerini, bütün açıklığıyla ifade ediyoruz. Ama bu sefer TÜİK‘in, Tayyip Erdoğan’ı üzmeyen istatistik kurumunun rakamlarına göre dahi enflasyon, 48. Yüzde 30 verdiler ama çıktı maalesef ama yine ‘Ben enflasyona yine ezdirmedim’ dedi. Bu da bir çıplak gözle gördüğümüz, kulaklarımızla duyduğumuz en büyük aldatmaca.

Ayrıca bu salonu da, hepimizi çok ilgilendiren kritik bir rakamı paylaşmak istiyorum. OECD ülkelerinde ücretlilerin milli gelirden aldığı pay yüzde 50 ile 55 arasında. Biz de o OECD ülkeleri arasındayız, Meksika’dan sonra en kötü durumda olan biziz. Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 60 ile 70 arasında. Ücretlilerin aldığı pay. Türkiye’de bu oran sadece yüzde 25. Böyle bir ülke dünya üzerinde yok. Bir milli gelir var, ücretliler dörtte birini alıyor. Dörtte üçünü o ücretlileri çalıştıranlar, mülk sahipleri, servet sahipleri alıyor.

Avrupa Birliği raporlarında bu yüzde 70’i az buluyor. ‘Nasıl olur da hepimiz yüzde 70’ini alırız, birazı yüzde 30’unu alır’ diyor. Türkiye’de hepimiz yüzde 25’ini alıyoruz, o bir avuç yüzde 75’ini alıyor. Bunu görmek ve bunun üzerinde ciddi şekilde düşünmek gerekiyor. Son 15 yılda dolar milyoneri sayısının yükseldiği ülkeler listesinde Türkiye birinci sırada. Bütün göstergeler gerisin geriye giderken bir şeyde birinciyiz, dolar milyonerlerinin artış hızında Türkiye dünya birincisi olmuş durumda.

Ve tüm bunlarla birlikte sırf şu meseleyi hatırlatmak isterim çünkü basın çok yakından bu gündemi takip ediyor, bunun için buradalar. Sağ olsun Atamızın kurduğu yüzyıllık dernek gibi Atamızın kurduğu Anadolu Ajansı da inşallah konuşmanın bu kısmını değerlendirecek. Atatürk çünkü bu Ajansı cepheden haber versin diye kurdu, sağ olsun, o dönemde eksik olmasınlar rahmetle minnetle anıyoruz o görevi en layıkıyla hayata geçirdi Anadolu Ajansı. Şimdi de inşallah bu geçim cephesinden saray cephesine bu haberleri en hızlı geçmek üzere buraya da gelmişler, büyük minnettarlık duyuyorum kendilerine. Ocak 2024’te 17 bin lira asgari ücret verildi. O asgari ücret o gün 5 çeyrek altın alıyordu.

Bugün 22 bin liralık para 4.5 çeyrek altın alıyor, Anadolu Ajansı. Yani Tayyip Bey’e derseniz ‘Asgari ücrete zam yapıyorsunuz, ama yarım çeyrek altın kayıp, bugün çeyrek altın 5 bin liranın üzerinde yani 2 bin 500 lira her çalışanın cebinden, geçen sene Ocak ayına göre bile alıyorsunuz. Geçen sene Ocak ayında 17 bin lira asgari ücret, geçinilemeyecek bir ücretti. Açlık sınırının bin 600 lira hatta altındaydı. İtiraz ediyorduk. Ama bugün o asgari ücretten yarım çeyrek altın daha düşük asgari ücret teklif ediyorsunuz. Tayyip Bey’e şunu söyleyin, geçim cephesinden saray cephesine: Asgari ücret geçen sene 57 kilo dana kıyma alıyordu 1 Ocak günü.

Bugün teklif ettikleri asgari ücret 37 kilo dana kıyma alıyor. Dana kıyma açısından 20 kilo dana kıyma her emekçiden alınmış durumda. Tayyip Bey kıyma hesabını, altın hesabını sevmiyor, simit hesabı seviyor. Simit hesabında geçen sene 17 bin 2 lira, 1 Ocak tarihinde 10 liralık simitlerden bin 702 tane satın alıyordu. Bin 700 simit alıyordu. Bugün verdiği 22 bin lira bugün Ankara’da 15 liralık simitlerden bin 470 tane alıyor. 230 tane simit geçen seneki beğenilmeyen asgari ücrete göre, bugün daha kötü bir asgari ücret teklif ediyorsunuz.

Peki, biz ne teklif ediyoruz? Biz dedik ki, ‘Asgari ücret talebimiz 30, bunun altında yokuz’ dedik. Dün parlamentoda yoktuk. Oturduk, tartıştık, konuştuk. Sonra 100 milletvekili ile Ankara’ya dağıldık. Cumartesiden itibaren bütün Türkiye’ye dağılacağız. Ama oraya dağılmadan önce Cumartesi günü bir yerde varız. Önce 67-66 sivil toplum örgütünün çağrısı vardı. Daha sonra rakam artıyordu, iki gündür yaşananlarla 168 sivil toplum örgütüne çıktı, çağırıcı ve sözcü Sayın Şenal Sarıhan ben bir televizyon yayınındayken müjdeledi. ‘Yağmur gibi talep yağıyor, herkes bu mitingin çağırıcıları arasında girmek istiyor’ dedi.

Şu ana kadar 168 sivil toplum örgütü bir sivil inisiyatif diyor ki ‘Biz bu Cumartesi günü Tandoğan Meydanı’nda saat 13.00’da toplanacağız ve başta asgari ücret, düşük emekli maaşları, düşük memur maaşları, emekli memurların, emekli işçilerin maaşlarına yüzde 12 ve yüzde 16 yapılacak olan zamlar başta olmak üzere, bunu protesto edeceğiz’ diyorlar. Dün HAK-İŞ’e, TÜRK-İŞ’e, DİSK’e gittim. DİSK ile uzaktan bağlantıyla görüştük, onlar İstanbul’da olduğu için genel merkezleri. Sendikalar isyan ediyorlar, onlar da seslerini yükselteceklerini, bu sefalet ücretine bu dayatmaya teslim olmayacaklarını ifade ediyorlar.

“Erdoğan, 43 tane büyük müteahhidi düşünüyor”

Bu şartlar altında ben de sözümüze değer veren herkesi, şikâyet eden herkesi, statüsü, konumu ne olursa olsun ki bu iş memuru da emeklisini de işçiyi de emeklisini de, asgari ücretliyi de biraz üzerinde maaş alanı da veya beyaz yakalıyı da mavi yakalıyı da gri yakalıyı da ilgilendiren işsizleri, yoksulları zaten en yakından ilgilendiren bir mücadele alanındayız… Şikâyet etmeyi bırakalım, çünkü şikâyet etmek düzeltebilecek birisine yapılır. Bunların tercihi ortada. Siyaset öncelik belirleme işi. Sayın Erdoğan öncelik olarak Beşli Çete diye söylenen toplam 43 tane büyük müteahhidi düşünüyor.

Bunların 37 tanesi geçen sene sıfır lira vergi vermiş. Niye? ‘Dışarıdan kaynak buldum, faizini ödüyorum. Yeni proje aldım onun için hazırlık yapıyorum, masrafım çok.’ Sıfır lira, sıfır matrah ödemişler. Büyük otoyolları yapan, köprüleri yapan, yeraltı geçitlerini yapan, şehir hastanelerini yapan ve ‘Size bir lira maliyeti olmayacak’ dedikleri halde bu yılın bütçesinden 260 milyar lira para ayırdığımız bu 40 haramiler, 37 tanesi bir lira vergi vermemiş.

Oysaki vergide adalet meselesini biliyorsunuz, daha ikinci aya gelince ücretliler ilk vergi diliminden, ikinciye geçiyorlar. Dördüncü ayda üçüncüye geçiyorlar. 12 ayda örneğin 30 bin lira maaş alan bir çalışan, 12 ayda üç maaşını vergi diye veriyor. 66 bin lira maaş alan bir çalışan 12 ayın sonunda dört maaşını vergi diye veriyor. Eskiden nasıl maaş deyince, maaşı çok iyi olmayan beyaz yakalılar şöyle derdi. ‘Çok değil. 66 bin lira alıyorum ama dört tane de ikramiyesi var.’ Şimdi 66 bin lira alıyor ama dört tanesini Tayyip Bey’e geri veriyor. 30 bin lira alıyor ama üç tane geriye ikramiye değil de Erdoğan vergisi var.

Bu şartlar altında hiç şikâyet etmeye gerek kalmadı. Sesi yükseltmeye, bu iktidara karşı hep birlikte sesi yükseltmeye ve mücadeleye ihtiyaç var. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu toplantıya bir ay önce davet edildik, zaten gidecektik. Ama şimdi kitlesel olarak gideceğiz. İşçileri, memurları, esnafları, çiftçileri, yoksulları ve tüm yapıların emeklilerini oradaki dayanışmaya davet ediyoruz. Eğer bu iktidarın yaptığı yanına kar kalacaksa Cumartesi evde kalsın herkes.”

(Kaynak: chp.org)

Paylaşın

Özel’den TÜRK-İŞ Ve HAK-İŞ’e Ziyaret: Geçim Yoksa Seçim Var

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay’ı ziyaret eden CHP Lideri Özgür Özel, burada yaptığı açıklamada, “Bu asgari ücretle geçim olmaz, geçim olmazsa seçim olur. Türkiye’de emekten yana, emekçiden yana bir iktidarın kurulması için mücadele edeceğiz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Genel Başkanı Ergün Atalay’ı ziyaret etti. Özel, burada yaptığı konuşmada özetle şu ifadeleri kullandı:

“Bir ziyaret tatsız bir nedenle yapılıyor. 2025 yılı için asgari ücretin ne kadar olacağı tartışma konusu. Hiç şüphe yok ki hatırlamamız gereken husus 2023 yılında 14 ve 28 Mayıs tarihleri arasında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminin 2 turunda da sayın Erdoğan, yüksek enflasyonlu dönemde olduklarını, enflasyonun tek haneli olduğu yıllarda asgari ücreti gerekirse 3 ayda bir güncellemek gerektiğini söylemişti.

Türkiye’de ücretlilerin yüzde 56’sı asgari ücret alıyor. Süreci yakından takip ettik. TÜRK-İŞ’in bu dönem işçilerle beraber ilan ettiği talep de yeterli değil, ancak bizim talebimize yakın olması önemlidir. Dün emrivakiyle ilan edilen asgari ücret açıklamasına katılmamalarına da önemli buluyorum. Asgari ücrete yapılan yüzde 30’luk zammın bir dayatma olduğunu belirtiyoruz. Bu asgari ücret 7 bin lira geri geldi. Beyler 5 bin lira zam yaptılar.

Bizim bu meseleye tahammüllü yaklaşmamız mümkün değil. Cumartesi günü Tandoğan’da yapılacak mitingde varız… Biz MYK toplantısında aldığımız karar gereğince bundan sonra sahadayız. Bu asgari ücretle geçim olmaz, geçim olmazsa seçim olur. Türkiye’de emekten yana, emekçiden yana bir iktidarın kurulması için mücadele edeceğiz.”

“Var gücümüzle sahada olacağız”

Özgür Özel, daha sonra Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu (HAK-İŞ) ziyaret etti ve genel başkan Mahmut Arslan’la görüştü. Basın toplantısında konuşan Özel şunları söyledi:

Öncelikle şunu ifade etmek isterim, daha önce söyledim tekrarda da çok fayda görüyorum, sendikasız olunmadığı takdirde bir başına, savunmasız ve gelecekten umutsuzsunuz. Sendikanın adı ne olursa olsun örgütlenme, örgütsüz olmaktan çok çok daha iyidir. Tüm işçilere, sendikalı olma noktasında uzatılan el, yanlarına gelen emekçi kardeşlerine söz vermelerini ve mutlaka sendikalı olmalarını öneriyorum.

HAK-İŞ de çok köklü bir konfederasyon. Çok farklı iş kollarında toplu sözleşmeleri olan ve kendinde örgütlü emekçilerin haklarını savunan bir konfederasyon. Türkiye’de enteresan bir durum var. Aslında asgari ücret sendikaların konusu değil çünkü sendika varsa asgari ücret olmaz, onun üstünde sözleşmeler bağıtlanır.

Maalesef Türkiye’de asgari ücret olmuş temel ücret. Asgari ücret, Türkiye’de yapılan en büyük toplu iş sözleşmesi. Bu noktada örgütsüz toplumun gözü, kulağı, umudu sendikaların hangi tutumu alacağına bakıyor. Asgari ücret tartışmalarında HAK-İŞ’in ortaya koyduğu tutuma, açıklamalarına teşekkür ediyorum.

Bu asgari ücret tartışmaları hem tüm konfederasyonlar açısından hem de toplumsal muhalefet açısından beklentinin doğru yönetildiği, meselenin doğru anlatılmaya çalışıldığı bir zeminde ve ortak müşterekler içinde bulunduğumuz bir zeminde tartışıldı.

Çok daha iyi bir asgari ücret beklenirken, dün alelacele 22 bin liranın biraz üzerinde bir ücret umutları kırdı. Asgari ücret bir yıl kıdemden sonra hızla uzaklaşılması gereken bir ücretken, Türkiye’de herkesi yutan, herkesi kendi içine alan bir canavara dönüşmüş durumda. Dün ilan edilen rakamın bugün bu kadar büyük bir infial oluşturması boşuna değil.

Devletin belirlediği enflasyon oranı yüzde 48. Onu verdiğinde geçen sene 1 Ocak’a dönüyorsun, yıpranmaya devam ediyor. Asgari ücretlinin enflasyonu yüzde 78. Onu vermediğinde asgari ücretlinin alımı gücü düşmüş oluyor. Herkes bu hükümet bizleri gözden çıkardı diyor. 17 bin 2 lira asgari ücret, bugün verildiği güne göre 10 bin liranın altında satın alma gücüne sahip. Bunu herkes hesaplayabiliyor. 5 bin lira zam yapmak o günün parasıyla 2 bin lira daha eksiltmek. Zam beklerken geriye düşen bir süreç var.

Cumartesi günü 64 sivil toplum örgütü asgari ücreti, düşük emekli maaşlarını, geçim sıkıntısını protesto etmek için bir çağrı yaptı, tüm emekçileri ve CHP’lileri Tandoğan’daki mitinge davet ediyorum. Madem bu asgari ücretle geçim olmaz seçim olması lazım. Bunun için de biz 46 vilayetimize 199 ziyarette bulunmuş, 119 kez miting yapmış birisi olarak bu yılı bir mücadele ve seçim yılı olarak değerlendiriyoruz. Var gücümüzle sahada olacağız.

Hem durum hakkında ne düşündüklerini, hem de bundan sonraki süreçle ilgili düşüncelerini almak üzere ziyaret ettik. Çok da verimli bir görüşme oldu Sayın Başkan’la. Bundan sonraki süreçte de doğrularda birleşeceğiz. Sonuçta biraz önce yukarı çıkarken merdivende muhteşem bir fotoğraf vardı.

İki pencereden pencereye, sanıyorum Filistin’de çekilmiş bir fotoğraf, iki kadın bir ekmeği paylaşıyorlar. Bizim mücadelemiz ekmek mücadelesi. Biz bu işin siyaset tarafındayız, Sayın Başkan sendika tarafında. Annelerin gözyaşıyla, işçilerin alın terinin rengi olmaz. Bunun değerini çok iyi bilmek lazım. Bunun için de hep birlikte doğrularda birleşmeye devam edeceğiz.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “Tek Adam” Göndermesi

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “‘CHP Esat’ın yasını tutuyor’ diyorlar. Esad tek adamdı, ben tek adamlara karşıyım. Sayın Cumhurbaşkanı sana bir kötü haber ben dünyadaki tüm tek adamlara karşıyım” dedi ve ekledi:

“Erdoğan, Suriye’deki gelişmeleri doğru okuduğunu söylüyor. Biz Esad’a hep Esad dedik, el ele tutuşup tatile çıkmadık. Erdoğan tatil yaparken de Esat tek adamdı, ona küfür ederken de, ‘gel görüşelim’ derken de Esad diktatördü. Biz ne Esad’ı güzelledik, ne de Esed dedik. Sisi’ye katil diyordu şimdi kardeşim diyor, Suudi Arabistan ile aynı şekilde. CHP iktidara yürüyen bir partinin taşıması gereken sorumlulukla hareket etmeye devam ediyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel partisinin TBMM Grup Toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından başlıklar şöyle:

Devletin iş güvenliği konusunda almış olması gereken önlemler var. Gelişmiş ülkelerde böyle kazalar olmuyor, ölümler olmuyor. 22 yıldır ülkeyi yönetiyorsanız bu patlamadan sorumlusunuz. 22 yıldır iş kazalarında 34 bin kişi hayatını kaybetmiş. İş cinayetleri azalmıyor. Aileler müsterih olsun, acılarını beraber yaşayacağız ama sorumluları açığa çıkana kadar da takip edeceğiz. Önce iş güvenliği duvarda asılı bir tabela sadece, önce patronun karı geliyor bu ülkede. Bu iktidara artık bir şey yaptıramazsınız. İşçilerin çalışırken ölmediği bir düzen mümkün onu da CHP kuracak.

İliç faciasında hayatını kaybeden 9 işçiden Uğur Yıldız’ın annesi burada. O günlerde bir bilirkişi görevlendirdi mahkeme. Bilirkişi kapasite artırımı izni verenler sorumlu gördü. İmza Murat Kurum’a ait. Rapor kusurun yüzdelerini belirlemek için yeni bilirkişiye gönderildi. Yeni bilirkişi AK Parti’yi üzemeyen rapor gönderdi. Uğur Yıldız’ın annesi itirazını dile getiriyor. Evladının sesini de biz duyuracağız.

14 yıl önce staj yaptığı Rixos Otelde ölü bulunan Burak Oğraş’ın babası Murat Oğraş da CHP grup toplantısına katıldı. O dönem babası iki kişinin taziyeye gelip para teklif ettiğini söylüyor. Ve baba reddediyor. ‘Benim oğlumun cesedi satılık değil’ diyor. Otelin sahibi Fettah Tamince. Bu babayı 3 yıl önce sembol inşaata çağırıyor Fettah Tamince ve diyor ki ‘Uğraşma, her iş mahkemede çözülmez.’ Yine para teklif ediyorlar. baba ‘Benim acım satılık değil, ben adalete susadım’ diyor. Fettah Tamince şu an Erdoğan’ın uçağında.

Avukat arkadaşımız davayı yakından takip edecek dedik. Nihayet bu yaşananlardan sonra şimdilik iki tane soruşturmaya yer yok denen iki kişi için yakalama kararı çıktı. Para teklif eden, o günlerde FETÖ’nün sermayedarı olduğu bilinen Fettah Tamince er ya da geç çıkıp yaptıklarının hesabını verecek. 16 yaşında bir çocuğu öldüreceksiniz sonra da bu işin üstünü örteceksiniz. Emine hanım, Erdoğan eve gelince sorun; bu adamın otelinde ölmüş, bu işi böyle kapatmışlar. Bir anne olarak Burak’ın annesinin yerine kendisini koyarak Sayın Erdoğan ve Adalet Bakanı’ndan bir sorun, öğrenin.

Geçtiğimiz hafta katıldığım Sosyalist Enternasyonal toplantısında Filistin konusuna zaman ayırdık. Suriye’nin toprak bütünlüğünü önceleyen konuları ele aldık. Suriye’nin hızlı şekilde askeri istikrara ulaşması, yaşanabilir hale getirilmesi, Türkiye’de tüm sığınmacıların geri gönderilmesi için harekete geçilmeli. Erdoğan’ın “Kalanlar başımızın üstünde” yaklaşımını reddediyoruz. Onlar senin başının üzerinde değil, Türkiye’deki vatandaşların işinin, aşının üzerinde oturuyor. Dünya para vermeye hazır, Avrupa iş birliğine hazır. Herkes memleketine dönecek. Senin deyiminle söylüyorum, ‘bizim yoksulumuz bize yeter’, nokta.

Geçen hafta Ahmet Özer’i ziyaret ettim. Gezi tutukluları Osman Kavala, Tayfun Kahraman, Can Atalay ve Avukat Selçuk Kozağaçlı’yı ziyaret ettim. Diğer kayyım atanan başkanlar tutuksuz yargılanırken, Ahmet Özer’e uygulanan düşman hukukunu bir kez daha dile getirmek istiyorum. Özer tüm muhalefet partisi liderlerine üyelerine hem de kayyım atandığı günden bugüne tüm CHP’lilere yürekten teşekkür etti. Önce hukuksuz gözaltı, sonra gizli tanık… İkisi de fos çıkınca biliyorsunuz ki orada ‘kahraman’ bir savcı var.

Bizim ‘seyyar giyotin’ ona baskı yapıyormuş. Savcıya ‘yaz iddianameyi’ deyince savcı, ‘gel bu delillerle sen yaz’ demiş. 1 Ocak 2024’ten bugüne kadarki tüm telefon kayıtlarını istemişler. Geçmişte suçu olan bazılarını bulup Ahmet Özer bunlarla ilişki halinde deyip üzerine gidiyorlar. İddianameyi yazmayan arkadaş doğru yapıyor. Seyyar giyotin gelsin kendisi yazsın iddianameyi. Soma’dan iki sanık kaldı. Öldürenleri saldılar. Ölenlerin hakkını savunan Can Atalay ve Selçuk Kozağaçlı’yı tutuyorlar.

Özlem Gürses ODTÜ’de ödül alacak. Gidin ifade alın, götürün ev hapsi yapın. Güçlüyüz, her şeyi yapabiliriz, herkese ayar veririz diyorlar. Bu güç olmuyor. Özlem Gürses’in kurduğu devrik cümleden suç çıkarıp sunmak güç değil.

2024 yılında asgari ücrete 1 kuruş zam yapmadı, TÜİK’e göre enflasyon yüzde 47. Asgari ücretlinin gerçek enflasyonu ise yüzde 78. Toplumdaki beklenti 30 bin TL’nin üzerinde çıktı. Biz, 30 altında yokuz dedik. Türk-İş 29 bin 583 lira olması gerektiğini açıkladı, DİSK en az 34 bin TL olarak tarif etti. Süreci yakından takip edeceğiz. Aklınızı başınıza alın emekliye bir asgari ücreti verin. Emekçiler ve emeklilerle birlikte o meydanları da iktidarı da size dar edeceğiz. Hodri meydan.

“Dünyadaki tüm tek adamlara karşıyım”

‘CHP Esat’ın yasını tutuyor’ diyorlar. Esad tek adamdı, ben tek adamlara karşıyım. Sayın Cumhurbaşkanı sana bir kötü haber ben dünyadaki tüm tek adamlara karşıyım. Erdoğan, Suriye’deki gelişmeleri doğru okuduğunu söylüyor. Biz Esad’a hep Esad dedik, el ele tutuşup tatile çıkmadık. Erdoğan tatil yaparken de Esat tek adamdı, ona küfür ederken de, ‘gel görüşelim’ derken de Esad diktatördü. Biz ne Esad’ı güzelledik, ne de Esed dedik. Sisi’ye katil diyordu şimdi kardeşim diyor, Suudi Arabistan ile aynı şekilde.

CHP iktidara yürüyen bir partinin taşıması gereken sorumlulukla hareket etmeye devam ediyor. Burayı Trump ize, biz HTŞ’ye emanet edeceğiz diyorsa biz orada yokuz. Biz herkesin temsil edildiği bir yönetim, demokratik seçim, toprak bütünlüğünü savunuyoruz. HTŞ’nin peşine takılıp kafa kesme görüntülerini görüp asla durmayız.

Sen çarşıya, pazara çıkamayacaksın, Balıkesir il kongresinde CHP’yi yuhlatacaksın, hadi oradan. Seni il kongresine değil, illerin pazarlarına gitmeye, ilçelerin halkıyla buluşmaya davet ediyorum. Sokağa çıkamayan adam, kongre adamı, salon siyasetçisi seni, çık sokağa hodri meydan sokakta görüşelim.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “Suriye” Yanıtı: Bütün Acıların Sebebi İş Bilmez Dış Politikaydı

Erdoğan’ın Suriye üzerinden partisini hedef almasına tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Bu ülkede, 283 şehidin de, 200 milyar dolar gibi bugünkü sorunların tamamını çözebilecek bir kaynağın kaybedilmesinin de, bunun yanında yaşanan bütün acıların sebebi iş bilmez dış politikaydı” dedi ve ekledi:

“O yanlış sürecin sonunda bir tek adamın çökmüş olmasından zafer çıkmaz. Ama Suriye’nin geleceği için doğru yöntem, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu gibi güçlü bir parlamento, tüm ülkenin vatandaşlık bağını doğru tarif eden bizdeki gibi doğru bir anayasa, bunun üzerinden tüm ülkeyi temsil eden bir yönetim anlayışıyla Suriye’ye bir demokratik rejim gelirse, adil ve özgür seçimlerle iktidarlar değişebilirse Suriye’de de kan durur, Türkiye için de en doğrusu olur.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, “Şehit Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki Anma Töreni’nde açıklamalarda bulundu.

BirGün’ün aktardığına göre; Kılıçlı yemin töreni sonrası Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk edilen teğmenler hakkında açıklama yapan Özgür Özel, “Önce sosyal medyada, sonra yazılı basında, bu iktidara müzahir kalemler ve trol orduları bir linç kampanyasına giriştiler. Böyle bir kampanyanın toplumsal tabanı olmayacağından zaten emindik ama siyasette benimseneceği, bunun üzerinden siyasi çıkarın tenezzül edileceği, bir kutuplaştırma ortamanın getirilmesi için bunun araçsallaştırılacağı ve teğmenlerin yapmış oldukları andı sanki bir disiplinsizlik olarak gösterileceği hiç aklımın ucundan getirmezdi” dedi.

Özel, “Sayın Erdoğan bu işi 8 gün sonra bir siyaset konusu yapmaya, gencecik teğmenlerin onca emeğini çöpe atmaya, onların geleceğini karartmaya küçücük bir siyasi çıkar uğruna tenezzül etti” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’a seslenen Özel, şunları söyledi: “O teğmenler ‘Mustafa Kemal’in Askerleriyiz’ dedi. Mustafa Kemal’in bir tane ordusu vardı ve halen daha bir tane ordusu var. Mustafa Kemal Atatürk’ün askerleri Türk Silahlı Kuvvetleri’nin teğmenleridir. Onların komutanı Mustafa Kemal’dir. O Mustafa Kemal’in ordusu, Yunan ordusunu yenerek İzmir’den denize dökmüştür. Şimdi Mustafa Kemal’in ordusu diyenler yerine sizin birlikte siyaset yaptığınız ve cenazesine 5 bakan yolladığınız Fesli Deli Kadir’e sağlığında siz gittiniz, cenazesinde 5 bakan yolladınız. O diyordu ki ‘Keşke Yunan kazansaydı.'”

Ben kutuplaşmadan, kamplaşmadan yana hiç olmadım ama burada herkes tarafını gösterecek. Ben o genç teğmenlerle beraber Mustafa Kemal’in ordusunun tarafındayım, Mustafa Kemal’in askeriyim. Şimdi siz takınacağınız tavırla hepimize şunu göstereceksiniz; siz hocanız Fesli Deli Kadir gibi Trikopis’in tarafında mı duracaksınız yoksa Mustafa Kemal Atatürk’ün tarafında mı duracaksınız?”

“Bütün acıların sebebi iş bilmez dış politikaydı”

“Her geçen gün kendi acziyetlerini, milletin içinde bulunduğu durumu örtbas etmek için yeni gündemler yaratmaya devam ediyorlar. Buna karşı kararlılıkla, birlik ve beraberlik halinde, özgüvenli yürüyüşümüzü devam ettirmek durumundayız” diyen Özel, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye üzerinden CHP’yi hedef almasına tepki gösterdi.

“Suriye’de komşunun içişlerine karışıldığı, devlet dışı unsurların muhatap alındığı, eğit-donat-yolla savaşsın dedikleri bir süreçte, 13 yıl boyunca bir iç savaş. 5 milyona yakın Suriyeli sığınmacı, 283 şehit, 200 milyar dolar kaybın sonunda Suriye’de zalim, otoriter bir tek adam rejiminin yıkılmasını kendi başarıları gibi göstermeye çalışıp, il kongrelerinde gezip bunun üzerinden CHP’ye saldırıp sanki yeniden güç kazanıyormuş gibi algı yönetimi yapmaya çalışan Erdoğan’a ve partisine şunu söylemek istiyorum” diyen Özel, şunları söyledi:

“Bu ülkede, 283 şehidin de, 200 milyar dolar gibi bugünkü sorunların tamamını çözebilecek bir kaynağın kaybedilmesinin de, bunun yanında yaşanan bütün acıların sebebi iş bilmez dış politikaydı. O yanlış sürecin sonunda bir tek adamın çökmüş olmasından zafer çıkmaz. Ama Suriye’nin geleceği için doğru yöntem, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu gibi güçlü bir parlamento, tüm ülkenin vatandaşlık bağını doğru tarif eden bizdeki gibi doğru bir anayasa, bunun üzerinden tüm ülkeyi temsil eden bir yönetim anlayışıyla Suriye’ye bir demokratik rejim gelirse, adil ve özgür seçimlerle iktidarlar değişebilirse Suriye’de de kan durur, Türkiye için de en doğrusu olur.”

Paylaşın

Özel’den Sosyalist Enternasyonal’de “Suriye” Çıkışı

Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısı’nda konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Değerli yoldaşlarım, tüm dünya büyük bir düzensiz göç kriziyle karşı karşıya. Göçmenleri ekonomik sorunların ve toplumsal gerilimlerin başlıca sebebi olarak gösteren radikal sağ politikalar, yabancı düşmanlığını ve ayrımcılığını körüklemektedir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bununla beraber göç ile ekonomi, güvenlik ve toplumsal sorunlar arasındaki bağ nedeniyle toplumun siyasetten bu soruna çözüm üretmesi beklentisi yadsınamaz bir gerçektir. Ortadoğu, dünya nüfusunun yüzde 5,5’ini oluşturduğu halde dünyadaki sığınmacı ve göçmenlerin yüzde 58’i bu bölgede bulunmaktadır. Dahası Suriyeli sığınmacılar, bu göçmenlerin yüzde 27’sini oluşturmaktadır ve bunların en büyük kısmı da ülkem Türkiye’dedir.”

Özel, konuşmasının devamında, “Türkiye gibi milyonlarca göçmene ev sahipliği yapan bir ülkede göçle bağlantılı sorunların görmezden gelinmesi mümkün değildir. Türkiye, göç sorununu en fazla yaşayan, dünyanın ise hakkaniyetli davranmaktan kaçındığı ülkelerin başında gelmektedir. Türkiye, göç sorunu ile mücadele ederken, göç yükünü adaletli bir şekilde paylaşacak bir dayanışma içinde olunması temel beklentimiz ve çağrımızdır.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Fas’ın başkenti Rabat’ta gerçekleştirilen Sosyalist Enternasyonal Konsey Toplantısına katıldı. Burada konuşan Genel Başkan Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Değerli yoldaşlarım, dünyada bir süredir sağ popülizmin, radikal sağın ve seçimli otoriterliğe yaslanan siyasi anlayışların etkisi artmaktadır. Bu gidişat, demokrasinin temel ilkelerine ve insan haklarına meydan okumaktadır. Bu siyasi anlayış, bir yandan da toplumsal kutuplaşmayı artırmakta, toplumsal değişim taleplerinin önünü tıkamakta; kadın, emek, çevre hakkı gibi pek çok temel hakları geri plana itmektedir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın 2023-2024 İnsani Gelişme Raporu’na göre bir yandan demokrasinin temel kurallarını ve kurumlarını aşındıran liderler maalesef güçlerini artırıyor, bir yandan da demokrasiye yönelik küresel destek yüzde 90 düzeylerinde. Bunun adı ‘demokrasi paradoksu’dur.

Bu paradoksu aşmak, her alanda adaletli, güvenli ve güvenceli bir düzeni savunan sosyal demokrat anlayışın kararlı iradesiyle mümkündür. Bu iradenin toplumsal desteğinin dünyanın farklı coğrafyalarında güçlü olduğunu görmek umut vericidir. Örneğin lideri olduğum Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’de son yerel seçimlerden birincilikle çıkmıştır. Dahası 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi olmuştur ve güvenle iktidara doğru yürümektedir. Şu anda kazanmış olduğumuz belediyeler, sosyal demokrasinin temel ilkelerinin somut uygulama alanlarına dönüşmüştür. Bu dayanışmacı, kalkınmacı, refah temelli, yani halkçı uygulamalar bir yandan kutuplaşma iklimini dağıtmakta, bir yandan da sosyal adaletin ve kalkınmanın önünü açmaktadır.

Değerli yoldaşlarım, tüm dünya büyük bir düzensiz göç kriziyle karşı karşıya. Göçmenleri ekonomik sorunların ve toplumsal gerilimlerin başlıca sebebi olarak gösteren radikal sağ politikalar, yabancı düşmanlığını ve ayrımcılığını körüklemektedir. Bununla beraber göç ile ekonomi, güvenlik ve toplumsal sorunlar arasındaki bağ nedeniyle toplumun siyasetten bu soruna çözüm üretmesi beklentisi yadsınamaz bir gerçektir. Ortadoğu, dünya nüfusunun yüzde 5,5’ini oluşturduğu halde dünyadaki sığınmacı ve göçmenlerin yüzde 58’i bu bölgede bulunmaktadır.

Dahası Suriyeli sığınmacılar, bu göçmenlerin yüzde 27’sini oluşturmaktadır ve bunların en büyük kısmı da ülkem Türkiye’dedir. Türkiye gibi milyonlarca göçmene ev sahipliği yapan bir ülkede göçle bağlantılı sorunların görmezden gelinmesi mümkün değildir. Türkiye, göç sorununu en fazla yaşayan, dünyanın ise hakkaniyetli davranmaktan kaçındığı ülkelerin başında gelmektedir. Türkiye, göç sorunu ile mücadele ederken, göç yükünü adaletli bir şekilde paylaşacak bir dayanışma içinde olunması temel beklentimiz ve çağrımızdır.

“Filistin’de adil ve kalıcı bir çözüme ihtiyaç var”

Ortadoğu, bir kez daha yangın yerine dönmüştür. Bir yanda Gazze’de, diğer yanda Suriye’de yaşananlar dünyanın gündemindedir. Bizim de öncelikli gündemimiz olmalıdır. Her iki konuda da sosyal demokratlar olarak dayanışma içinde barışı ve insan haklarını savunmak ahlaki sorumluluğumuzdur. Filistin’de yaşanan insanlık dramına acilen son vermeye, adil ve kalıcı bir çözüme ihtiyaç vardır.

Tüm dünyadaki sosyal demokrat parti ve iktidarlar, Filistin’de kalıcı barışı ve iki devletli çözümü savunma konusunda dayanışma içinde hareket etmeliler. Suriye’de ise acilen tüm Suriye vatandaşlarının haklarını anayasal güvenceye kavuşturacak, tüm kimliklere ve dini inançlara saygılı, demokratik bir rejimin inşa edilmesi elzemdir. Bunu yaparken Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması konusunda hassasiyet gösterilmelidir. Bu sürece tüm sosyal demokrat partiler ve iktidarlar da destek vermelidir.

Mücadele etmemiz gereken konular radikal sağın yükselişi, otoriterliğin artışı, ayrımcılığın derinleşmesi, savaşlar ve göç krizi ile de sınırlı değildir. Bunlar kadar önemli olan bir mesele de yoksulluktur. UNDP‘nin insani gelişmeye ilişkin raporları dünyada eşitsizliğin gittikçe derinleştiğini göstermektedir. Dünya, alarm vermektedir. Küresel boyutu olan bütün sorunların çözümü, bütüncül yeni bir kalkınma anlayışına ihtiyaç duymaktadır.

Bu kalkınma anlayışı kapsayıcı, sürdürülebilir ve eşitlikçi olmalıdır. Ayrıca bütün sorunlar farklı ülkelerde solun tek tek güçlenmesi ile aşılabilecek sorunlar da değildir. Önümüzdeki dönemde dünyanın sosyal demokrat partileri içe kapanmacılık, devletler arası ilişkilerin şahsileştirilmesi, savaş çığırtkanlığı, yoksulluk ve yabancı düşmanlığıyla; dayanışmayı, kurumsal diplomasiyi, barışı, refahı ve insan haklarını öne çıkararak mücadele etmek zorundadır. Önümüzdeki seçimlerde iktidar olarak çıkma iddiasındaki partim, bu konuda üzerinden düşeni yapmaya, dayanışmayı güçlendirmeye hazırdır.

Değerli yoldaşlar, Sosyalist Enternasyonal üyesi kardeş partimiz Kırgızistan Sosyal Demokrat Partisi’nin Genel Başkanı Temirlan Sultanbekov, maalesef bugün aramızda değil, koltuğu boş. Çünkü ülkesinde seçimlere üç gün kala partisinin seçime girmesi engellendi, kendisi cezaevine kondu. Bu durumu protesto etmek için de 38 gündür açlık grevini sürdürüyor. Sosyalist Enternasyonal’in Sultanbekov’un bu onurlu mücadelesine destek vermek, özgür bırakılması için yaptığı çağrılara tümüyle katılıyor ve dayanışma duygularımızı bir kez daha buradan tekrar ediyoruz.

Dış Politikadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız ve Gölge Dışişleri Bakanı İlhan Uzgel, bu konuda Türkiye’deki Kırgızistan Büyükelçiliği’yle temasa geçti, partimizin ve Sosyalist Enternasyonal’in rahatsızlığını bir kez de o düzeyde dile getirdik. Konuyu yakından takip ettiğimizi kendilerine belirttik. Bu konuda Sosyalist Enternasyonal bünyesinde bir heyet görevlendirilmesini, Kırgızistan’a gidilmesini, orada bir toplantı ve basın açıklamasını yapılmasını, hatta ilgili cezaevinin önünde tam bir dayanışma fotoğrafının çektirilmesini öneriyorum ve takdirlerinize sunuyorum.

Son olarak sözlerimi bitirirken Fas’taki ev sahiplerimize bir kez daha teşekkür ediyorum. Bir sonraki konsey toplantısında sizleri İstanbul’da ağırlayacak olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. O toplantıda dünyamızın ve ülkemizin karşı karşıya kaldığı tüm sorunlara çözüm üretecek, demokrasi paradoksunu aşacak, sosyal adaleti sağlayacak ve hep birlikte zenginleşeceğimiz yeni bir kalkınmacı perspektifi hep birlikte tartışmaya sizleri davet ediyorum. Biliyorum ki bu tartışmalardan sol değerlerimize dayanan güçlü bir İstanbul deklarasyonu, bir İstanbul yaklaşımı ve hepimizin önüne yeni bir yol haritası koyabiliriz. Yeni çağın, yeni toplumsal sözleşmesinin çatısını kuracak ve tüm dünyaya bunu ilan edecek gücümüz ve kararlılığımız vardır. Hepinizi dayanışma duygularımla selamlıyorum.”

(Kaynak: chp.org)

Paylaşın

Özgür Özel, “Yeni Anayasa” Şartını Açıkladı

“Yeni Anayasa” tartışmalarına ilişkin konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Zehrin üzerine şeker kaplatmaya hiç niyetimiz yok. Erdoğan’la Anayasa yapmanın tek şartı var. A’dan Z’ye Anayasaya aykırılıklar ortadan kaldırılsın, oturalım konuşalım” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, asgari ücret, erken seçim  ve yeni Anayasa tartışmalarına ilişkin Nefes Gazetesi‘ne açıklamalarda bulundu.

CHP Lideri Özel, asgari ücretle ilgili beklentinin 30-35 bin lira civarında olduğunu gördüğünü belirterek, “İktidar bir ara hedef enflasyon üzerinden vermeyi denedi. O zaman 20 bin liralar konuşuldu. Şimdi gerçekleşen enflasyonla beklenti enflasyonu arasında bir rakam düşünüyorlar o da 23 bin 500 lira civarında. Biz 30’un altında olan her noktada buna sesimizi yükselteceğiz” dedi.

Asgari ücretin taleplerinin altında belirlenmesi durumunda eylem planlarını da açıklayan Özel,  “Geçmiş dönemde 105 miting yaptık. Yerel seçimler olmasına rağmen hepsi düşük ücret karşıtı mitinglere dönüştü. Eğer en düşük emekli maaşı da beklediğimizden düşükse asgari ücretli emekçilerle birlikte yeri göğü inleteceğiz. Ancak bu toplumsal katılımla mümkün. Emekli mitingi emeklilerin katılımıyla çok ses getirmişti. Toplumun sahiplenmesi önemli. Sadece Mecliste değil meydanlarda da ses yükselteceğiz. Emekli ve emekçi mitingleri erken seçimi çağıran protesto mitingleri olabilir. Tekrar söylüyorum, bu vatandaşın katılımıyla mümkün” diye konuştu.

Erken seçim ve Erdoğan’a üçüncü kez adaylık yolu açılmasına ilişkin konuşan Özel, “Kendileri seçim zamanında olacak diyor. Bu da Erdoğan’ın aday olamayacağı anlamına geliyor. Zaten Erdoğan AK Parti’nin adayı değil, MHP’nin adayı. Sürekli ‘Apo’yu da salalım, yeni bir Anayasa yapalım’ diyor. ‘Bu ara da Erdoğan’ı yeniden seçelim.’ Son bir yıl içinde erken seçim derse CHP bir erken seçim kararına imza atmaz. Atan atar, biz atmayız” dedi.

“Erdoğan’la Anayasa yapmanın tek şartı var”

Özel parlamenter sisteme geçiş ile ilgili ise, “Hemen getirsin koysun sandığı. Yeni Meclis’i oluşturalım, o Meclis’te parlamenter sistemi konuşalım. Öyle Anayasa masasına oturalım demekle olmaz. Ben otururum bana oy veren milyonlar oturmaz. Zehrin üzerine şeker kaplatmaya hiç niyetimiz yok. Erdoğan’la Anayasa yapmanın tek şartı var. A’dan Z’ye Anayasaya aykırılıklar ortadan kaldırılsın, oturalım konuşalım” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Özel’den “Haciz” Tepkisi: Direneceğiz

CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’ın “Belediyeleri silkeleyin” talimatıyla CHP’li belediyelere yönelik başlatılan haciz işlemlerine ilişkin, “Zenginlere af üstüne af çıkaranlar, belediyelerimize haciz uygulayarak iş yapamaz hale getirmek istiyorlar. Ama biz tedbirlerimizi aldık ve direneceğiz” dedi.

ABB Başkanı Mansur Yavaş da, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Amaçları borç tahsil etmek mi bağcıyı dövmek mi kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Biz bu kış yine insanları üşütmemeye, protein yardımına devam edeceğiz. 22 yıldır ülkeyi yönetip hala Ankara’da 200 bin aile destek alacak durumdaysa bu herhalde bizim kusurumuz değil” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara’da Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş’la birlikte gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; Özel, bir gazetecinin AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bugünkü konuşmasında dile getirdiği “Son dönemde bölgemizde yaşanan her hadise hatırlatıyor ki, Türkiye Türkiye’den daha büyüktür. İnsan nasıl kaderinden kaçarak kurtulamazsa Türkiye de mukadderatından kaçamaz” şeklindeki sözlerini nasıl değerlendirdiği yönündeki soru üzerine şunları söyledi:

“Trump’ın geçmiş dönemlerde Erdoğan’a ‘Akıllı ol, aptal olma’ diye başlayan, tehditler içeren, sonra istediğini yaptığı süreci hep beraber yaşadık. Bu utanç mektubu bu ülkenin cumhurbaşkanını, onu çok estekleyen, yerlere göklere sığdırılamayanlar tarafından o zamanlar sindirilmişti. Şimdi de Trump’ın bir övgü dizgesi var ama üstten bakıyor, sırt sıvazlıyor. Hem övüyor ama hem de aba altından sopa gösteriyor. İlk mektuptan da utanç duymuştuk, bundan da utanç duyuyoruz.

Erdoğan’ın sessizliği manidar, umarım o da etrafındaki dalkavuklar gibi bu açıklamadan memnuniyet duyacak kadar şuurunu kaybetmemiştir. Bu açıklama gurur duyulacak değil ulusal onurumuzu zedeleyecek ifadeler içeriyor.”

Özgür Özel, CHP’li belediyeleri Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aracılığıyla hedef alan “hesaplara bloke” sürecine ilişkin de, zenginlere sürekli af çıkarıldığını hatırlatıp “Zenginlere af üstüne af çıkaranlar, belediyelerimize haciz uygulayarak iş yapamaz hale getirmek istiyorlar. Ama biz tedbirlerimizi aldık ve direneceğiz” dedi.

Özel şunları söyledi: “Kanun var. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bunu 6 ayda bir açıklaması lazım. Açıklamaya kalktıklarında bizim açımızdan belediyelerimizin isimleri öyle ilk 100’de falan olmaz ama olsa olsa CHP’li, AK Partili, DEM Partili, İYİ Partili, MHP’li belediye isimleri olabilir listenin sonlarına doğru.

Bizim tanıdıklarımız burada var ama AK Parti’nin tanıdıkları listenin başında. O yüzden listeyi açıklamıyorlar. Ne kadar kayırdıkları müteahhit varsa, ne kadar yandaş müteahhit varsa, ne kadar vergi vermeyen, yani o 44 büyük kamu müteahhidinin 37’si 0 lira vergi vermiş. Bugün bu ülkede en yoksul, en gariban insanlar vergi veriyor, en zenginler vermiyor. 40 haramiler vergi vermiyorlar. 40 milyon onlara bakmaya uğraşıyoruz. O yüzden liste açıklansın, 40 haramilerle dolu olacak.

O yüzden gizliyorlar. Şunu bir kez daha ifade edelim: SGK’nın toplam 100 lira alacağı var. Bu alacağın 10 lirası her partiden, bütün belediyelere ait. Türkiye’de 1000’in üzerindeki belediyeye ait, 1300’ün üzerindeki belediyeye ait borç, SGK borcunun yüzde 10’u. Yüzde 90’ı AK Parti’nin çok sevdiği ve semirdiği müteahhitlerine, iş adamlarına, kamu müteahhitlerine ait. Bunları, bu şirketleri açıklamadan belediyelerin üstüne gitmek demek şu demek: ‘Ben hazımsızım. Mansur Yavaş’ın yaptığı hizmetlerden, Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin yaptığı hizmetlerle rekabet edemiyorum. Bizim yapmadıklarımızı yaptılar. Şimdi Türkiye’nin yüzde 65’ine ulaştılar. Ekonominin yüzde 80’ine… Ellerini kollarını bağlayalım’ diyorlar.”

“Kendi adamlarının ya 600 dairesi var ya 600 milyonluk villası var”

Özel’in ardından konuşan Mansur Yavaş da şöyle dedi: “Kendilerine teklifler sunduk ama hepsini geri çevirdiler. Tekrar tekrar gönderdik kabul etmediler. Bugün 80-90 civarında gayrimenkul gönderdik, 2 milyar liralık bir gayrimenkul. Şimdi haczin hemen kaldırılması lazım ama kaldıracaklar mı bilmiyorum. Dahası 1 milyar liraya yakın Çevre Bakanlığı’ndan alacağımız var, onu devredelim diyoruz onu da kabul etmiyorlar.

Amaçları borç tahsil etmek mi bağcıyı dövmek mi kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Biz bu kış yine insanları üşütmemeye, protein yardımına devam edeceğiz. 22 yıldır ülkeyi yönetip hala Ankara’da 200 bin aile destek alacak durumdaysa bu herhalde bizim kusurumuz değil. Yol yapmayı erteleriz belki ama yardımların hiçbirini durdurmayız. Yardımı da yaparız konseri de yaparız çünkü bizim konsere harcadığımız para bütçemizin binde 6’sı. Kendi adamlarına bakınca kendi adamlarının ya 600 dairesi var ya 600 milyonluk villası var.”

Paylaşın

Özel’den Avrupa Birliği’ne Uyarı: Tek Adamla El Sıkışıp İşinizi Göremezsiniz

CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan ile görüşen AB Komisyonu Başkanı Leyen’e tepki göstererek, “Leyen’e AB’nin bu yeni pratiğini reddettiğimi belirtmek istiyorum. Seçim zamanı buradalar, görüşülüyor. Ama kriz zamanı gidiyor Erdoğan’a el sıkışıp işini görüyor. Burası demokrasidir her şeye rağmen. AKP-MHP dışında 11 siyasi parti var” dedi ve ekledi:

“Bu ülkeyi bir Orta Doğu coğrafyasının tek adam rejimi olarak göremezsiniz. Orta Doğu’daki güçlü adamlarla el sıkış, anlaş, görünür meseleleri söyleyin ama buzdağının altında dünya kadar haksızlık… AB’yi uyarıyorum. Karaya vuran Aylan bebekleri gördük. Yunanistan’ın patlattığın botlarda ölenleri gördük. Tek adamla el sıkış, anlaş, parayı ver… Sayın Leyen’e diyorum ki ‘Bu ülke Erdoğan’ın işlevsizleştirmesine rağmen parlamentosu olan, son seçimleri ana muhalefetin kazandığı ve son seçimlerde de iktidarı alacak olan bir CHP vardır. Tek adam ile el sıkışıp işinizi göremezsiniz!”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Parti Meclisi toplantısı öncesinde açıklamalarda bulundu. Gazete Pencere’nin aktardığına göre Özel’in konuşmasından öne çıkan bölümler şu şekilde: “Bugün Türkiye’nin gündeminde Suriye, sığınmacılar, terör ve Kürt sorunu meselesinin hep bir arada konuşulduğu gerçeği var. Malum CHP olarak sınır komşumuz Suriye ile Türkiye’nin ilişkilenme meselesine ilk başından beri karşıtıyız. Esad’a ilk başından beri demokratikleşmesi, Suriye’yi temsil edecek hükümete, demokratik seçimlere ve demokratik bir rejimlere ulaşması konusunda yaptığımız çağrının özü ve kökü buydu.

Erdoğan Suriye’de önce Esad’ı devirelim sonrasına bakalım anlayışına sahipti. Öncesinde Esad’la el ele fotoğraflar, tatile gitmeler… Esad birden diktatörlüğünü ilan etti de Erdoğan kavgaya mı karar verdi? Bir siyasi illüzyon çabası var. Oysa Esad hep diktatördü. O içimizi sızlatan hapishaneler hep doluydu. İşkence şüphesi hep vardı. Erdoğan o zamanlar Esad ile kol kolaydı. Esad bir günde diktatör olmadı. Türkiye’ye bir rol biçildi, Erdoğan da konum aldı. Esad’ı yıkmanın yollatını aradı, bu 13 yıl boyunca mümkün olmadı. Amerika ve İsrail’in planıyla, Rusya’nın ikna edilmesiyle Suriye’de rejime karşı Türkiye’nin silahsızlandırması gereken HTŞ Şam’a doğru yürüyüşe geçti.

Herkes biliyor ki Türkiye’de yapılan dünya kadar yanlışın sonucunda Türkiye kazanmadı. Türkiye 13 yılda 283 şehit verdi. Roketlerle dünya kadar sivil kayıp verdi. 4.5 milyonu aşan Suriyeli sığınmacı var ve tam 200 milyar dolar kaybettik. Kazandık demek için ya para ya toprak kazanırsınız. 283 şehit vereceksin, sığınmacıların Türkiye’ye gelmesine sebebiyet vereceksin, para kaybedeceksin ve sonra ‘ben haklı çıktım’. Çıkmadın. CHP haklı çıktı. Türkiye’de 500 bin hane Suriyeli oturuyor şu anda.

Bir ülkede göç dalgasına sebebiyet vermenin ağır maliyetleri olduğunu öğrendik. Maalesef bedelini ödemeye de devam edeceğiz. biz Suriye’den Mustafa Kemal’den bize emanet dış politikanın ne kadar değerli olduğunu, şirket yönetir gibi ülke yönetilmeyeceğini öğrendik. Şimdi Suriyeliler için ülkelerine dönme vakti. Geçici sığınmacıların statüsününün belli bir takvim neticesinde sonlandırılması gerekiyor. Bakan diyor ki; Suriyelilerin dışında 2.2 milyon da düzensiz, kaçak göçmen var. Türkiye’de 6.5 milyona yakın kendileri burada olan ve ülkeye yük olan insan yaşıyor.

Türkiye 200 milyar dolar kaybetti hesabına itiraz eden varsa çıksın karşımıza alnını karışlayayım. Yüz tane 70 milyar demek bu… Emeklilere asgari ücret vermek için gerekli olan paranın 100 katı. Asgari ücreti 30 bin yapalım diyoruz ya. 30 binlik asgari ücret için lazım para 250 milyar. Bu para onun tam 35 katı. Bu para çok büyük bir para. Asrın felaketi dediler ya depreme. Asrın felaketinin maliyeti Erdoğan hesabına göre 100 milyar dolar; Suriyelilere harcadığımız para 200 milyar dolar. Deprem bizi bir kere yıktı, Erdoğan’ın Suriye politikası 2 kere yıktı.

“Tek adam ile el sıkışıp işinizi göremezsiniz”

Leyen’e AB’nin bu yeni pratiğini reddettiğimi belirtmek istiyorum. Seçim zamanı buradalar, görüşülüyor. Ama kriz zamanı gidiyor Erdoğan’a el sıkışıp işini görüyor. Burası demokrasidir her şeye rağmen. AKP-MHP dışında 11 siyasi parti var. Bu ülkeyi bir Orta Doğu coğrafyasının tek adam rejimi olarak göremezsiniz. Orta Doğu’daki güçlü adamlarla el sıkış, anlaş, görünür meseleleri söyleyin ama buzdağının altında dünya kadar haksızlık… AB’yi uyarıyorum. Karaya vuran Aylan bebekleri gördük. Yunanistan’ın patlattığın botlarda ölenleri gördük. Tek adamla el sıkış, anlaş, parayı ver… Sayın Leyen’e diyorum ki ‘Bu ülke Erdoğan’ın işlevsizleştirmesine rağmen parlamentosu olan, son seçimleri ana muhalefetin kazandığı ve son seçimlerde de iktidarı alacak olan bir CHP vardır. Tek adam ile el sıkışıp işinizi göremezsiniz!

Trump, Erdoğan’a ‘Çok güçlü bir ordu kurdu, çok zeki adam’ demiş. Keşke TSK’yı kastediyor olsa; HTŞ’yi kastediyor. Bu tonu hatırlıyor musunuz? Bu ton Trump’ın Erdoğan’a yazdığı tehdit mektubundaki ton. Şimdi sırtını sıvazlıyor. Bu açıklama sadece ve sadece bir övgü değil. Sopa göstermek var. Ona verdiği görev, ödev var. Aksi takdirde geçmişte ne oldu hatırla diyor. Bu açıklamaya sevinen AKP’lilere diyorum ki; o mektup beni ne kadar utandırdıysa bu ton da o kadar utandırdı. Türkiye’nin cumhurbaşkanı bunu haketmiyor. Böyle konuşamayacakları bir cumhurbaşkanımız olacak.

Örneğin; Avrupa’da geçici sığınma statüsü 6 aylık verilir. En fazla 4 kez uzatılır. sonunda ya bu işe son verilir ya da yeni bir statü verilir. Türkiye 2 milyondan fazla kişiyi 13 yıldır tutuyor. Şimdi o rejim yok, Esad yok. Gerekçe ortadan kalktı. İklim, yoksulluk ya da ekonomik kriz nedeniyle geçici sığınma statüsü verilemez. Önce teşvik ardından da ayrıcalıklar ortadan kaldırılarak memleketlerine dönmeleri için kanuni düzenlemelere yönelik bir devlet kararlılığının uygulanması gerektiğini de ifade etmek istiyoruz.

Türkiye’deki geriye kalan 2.2 milyon kişi… Yakalandığı halde sınır dışı edilmeyenler için ne düşündüğünü Erdoğan’ın açıklamasını istiyorum. Aklındaki şu; 6.5 milyon kişinin en az yarısını vatandaş yaparsam seçimlerde oy kullandırtırsam belki bir şansım olur diye kendi çaresizliğini ülkenin felaketine dönüştürmeye çalıştığını görüyorum. O yüzden isteyen gider, kalanlar başım üstündedir denmez. Onlar senin başın üstünde değil, milletin aşı üstünde.

Sokakta AKP’nin pompaladığı şeyler değil de ne zaman gidecekler ve asgari ücret konuşuluyor. Serimden önce ‘Gerekirse yılda 3 kez daha zam yapar böylelikle enflasyon ayarlamasıyla yılda 4 kez asgari ücret güncelleriz’ diyen Erdoğan 2024 yılı boyunca bir kez asgari ücret düzenlemesi yapmadı. Asgari ücretlinin kirasına, ulaşımına, temel gıda harcamasına baktığınızda asgari ücretlinin enflasyonu yüzde 78. Bu zam verildiğinde 30 bin lira oluyor. Oysa refah payı verilip 35-40 olması gerekir. Asgari ücretle ilgili beklentinin 30 ve üzeri olduğunu görüyoruz. Bizim asgari ücret beklentimiz 30, altında yokuz! Her yerde de bu mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz.

Erdoğan dün ilk kez altın hesabı yapmaya başladı. Türkiye’de çok şey konuşabilirsiniz altın hesabı şaşmaz. Evirmiş, çevirmiş tamamen çarpıtma hesaplar. Sen geldiğin gün Mahmut enişte kaç altın alıyordu, maaşı kaçtı? Bana pinpon topuyla gelme. Herkes kendi enflasyonunu biliyor. Kendi asgari ücretine göre bile kendi emeklisini ezmiş bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu sürecin sonucunda Türkiye’de artık yüzü gülmesi gerekenlerin yüzünün gülmesini savunuyoruz. Tayyip Bey en son İsrail, Trump’ın yüzünü güldürdü. Sesinizi bastırmak için Suriye yaygarası yapıyorlar. Bu suni gündemin karşısında CHP olarak vatandaşın gündemini savunmaya devam ediyoruz.”

Paylaşın

Özel’den “SGK Borçları” Tepkisi: Erdoğan, Yemeği Biz Yedik Hesabı…

Erdoğan’ın, CHP’li belediyelerin SGK’ya olan borçlarını ödemeleri için Bakan Vedat Işıkhan’a “muhalefet belediyelerini biraz silkeleyin” talimatı vermesine ilişkin konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Erdoğan yemeği biz yedik hesabı CHP’li belediyeler ödesin diyor” dedi.

Özel, Erdoğan’ın, “Oraya gidecekti ya, Esad’ı ziyaret edecekti ya. Özgür Bey ne oldu, niye gitmedin ya? O ziyareti gerçekleştirseydin ya” sözlerine yanıt verdi. Özel, “Biz sığınmacılar dönsün diye Esad’la görüşelim, onu demokrasiye davet edelim dedik” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara’da Başak Cengiz Kreş ve Gündüz Bakımevi açılış töreninde konuştu. Özgür Özel, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Silkelemek ne demek, zeytin mi silkeliyorsun? Zeytinde bile güzelce toplarsan verimi artar. CHP’li belediyelerin yaptıklarını kıskanıyorsan o zaman aklına desteklemek değil, silkelemek geliyor. Vatandaşın gönlünden düştüysen oraya girmenin yolu var. Zaman zaman bizim gönülden düştüğümüz oldu daha çok çalıştık vatandaşın gönlüne girdik. Hazımsızlık yaparsan, arkadan çelme çakarsan, belediye hizmet aracının lastiklerini millete hizmet götürmesin diye indirirsen millet bunu görür. Bunun cezasını en ağır şekilde verir.

Belediyelerin SGK ya borcu varmış niye var bu iktidar yüzünden var. Sürekli SGK borcuna af çıkardığın için, belediye başkanları eskiden ödeyenlerle dalga geçiyordu. AKP başkanları nasılsa reis af çıkarıyor derdi, alıştırdın bunu yapa yapa. O yüzden AKPli belediyeler başta olmak üzere SGK borcu taksitlendirmeden ödemiyorlardı. Erdoğan yemeği biz yedik hesabı CHP’li belediyeler ödesin diyor.

Biz SGK borcu ile belediyeleri aldık. Belediyeler kendilerinde olunca taksitlendirme yaparken, hesabı CHP’li belediyeler bir kerede ödesin, aldıkları paradan keselim mi hizmetleri aksasın, mümkünse hepsini keselim maaşları dağıtamasın durumuna geldi yaptıkları işler. Bütün engellemelere rağmen Ankara’nın en önemli ilçesinde bir tane kreş var. Bugün 13’üncü kreşi açıyoruz. Bütün engellemelere rağmen Erdoğan’ın bütün kıskançlığına rağmen 400 öğrenciyi kreşe alıyoruz

Türkiye’de kreş sayımız 700’e dayandı. Bu sayıyı 2025 yılında ilk hedef olarak bine taşıyacağız. Kadına ‘çalışmak senin neyine’ diyenlere karşı, bininci kreşi açtığımızda Türkiye’nin önüne çıkıp, ‘bin tane açtık binlercesini açmak için iktidara yürüyoruz ‘diyeceğiz.”

“Demokrasiye davet edelim dedik”

Beşar Esad’a yaptığı görüşme çağrısına ilişkin konuşan Özgür Özel, şu ifadeleri kaydetti: “Diyor ki bunlar Baascı. Baascı değiliz olmadık da. Asla böyle bir şeyi kabul etmeyiz. Esad’dı Esed oldu. Bu parti ilk günden son güne Esad’a Esad dedi. Ne tatil yaptı ne ne methiye dizdi. Suriye için her zaman demokrasi istedi. Sen tatil yaparken o hapishane vardı. Sen katil dediğin Esad’la tatile gittin biz aynı yerde duruyorduk. Boğaz boğaza geldin aynı yerde duruyorduk. Hep çözüm önerilerini söyledik. 13 yılın sonunda Türkiye’yi büyük bir beka sorunun içine sokarak geldiğin bu durumdan memnun olamazsın.

Bana diyor ki sen Esad’la görüşmek istedin. Evet istedim. ‘Diyalog kurulmalı, demokrasiye davet edilmeli, bütün Suriye’yi temsil eden bir yapı kurulmalı, herkes evine ulaşmalı’ dedik. Biz sığınmacılar dönsün diye Esad’la görüşelim, onu demokrasiye davet edelim dedik.”

Paylaşın