Muğla: Pisilis Antik Kenti

Pisilis Antik Kenti; Muğla’nın Ortaca İlçesi, Sarıgerme Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Halen görülebilen harabeler, duvarlarla çevrili şehir merkezi (M.S. 4 ve 6. yüzyıl ), bunun dışında kalan birkaç büyük yapı ve mezarlık… Şehir merkezi kayalık bir tepe üzerine kurulu. Antik kent kalıntılarından, Pisilisin şehir yapısının dar caddeler ve sokaklar, birbirine yakın dar ve genellikle iki katlı evler şeklinde olduğu tahmin ediliyor.

50-70 cm. kalınlığındaki dış duvarlar taş, tuğla kırıkları ve horasanlar (Roma betonu = Opus Caementitium); damlar ise tahta kalaslardan ve kerestelerden yapılma (kalaslar hala görülebilmekte)… Şehir duvarlarının yüksekliği yaklaşık 10 metre, kalınlığı ise 3 metre kadar ve bunlar da Roma betonundan inşa edilmiş.

Şehrin yaklaşık dörtte biri, güneydoğudan gelen göçmen kumullarla örtülmüş. Şehir duvarlarının dışında, otel bungalovlarının olduğu bölümde bir anıt mezarın heybetli taş kütle-temeli bulunuyor. Üçlü bazilikanın kalıntıları, batı duvarının batısında ve “Büyük Nischen-Bazilika” kalıntıları kuzey duvarının kuzeyinde yer alıyor.

Mezarlığın kalıntıları (tahminen krallık zamanının nekropolü) otel bungalovlarının güneydoğusundaki tepeden görülebilirken, kayalık arazide beşik tonozlu evler ve büyük bir hol dikkat çekiyor. Sahilin önünde bulunan Babaadası’nda da bir Roma mezarlığının kalıntıları yer alıyor.

Paylaşın

Muğla: Fethiye, Kayaköy

Kayaköy; Muğla’nın Fethiye ilçesine bağlı yaklaşık 3.500 evden oluşmuş bir mahalledir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kayaköy, eski bir Rum yerleşimiydi. Anadolu Rumları iyi tarımcı olduklarından ekilir dikilir araziye ev kurmazlardı. Evler çevredeki kayalık, taşlık alanlara kurulurdu. Kayaköy de bu anlayışa uygun kurulmuş. Köyde 1922’ye kadar 25 bin kişi yaşıyordu. İstiklal Savaşı’ndan sonra “Mübadele”de köyün sakinleri Yunanistan’a göçtüler. Köyde 13. yy’dan beri hıristiyan toplumun yaşadığı biliniyor.

Buraya da Batı Trakya’dan göçenler yerleştirildi. Kayaköy’ün önündeki düzlüğe evler kurdular. Şimdi düzlükte 2000 kişilik bir yerleşik nüfus var, eski evler de kapısız, penceresiz bir yalnızlık içinde bekliyor. Evler bütünüyle koruma altına alındı ama bu işin epeyce geç yapıldığını siz de göreceksiniz. Eski adı Levissi olan köyde iki kilise, 14 şapel ( küçük kilise ) vardı.. Taksiyarhis ve Katopanayi kiliseleri çok harap durumda.

İkincisinin ahşap kapısı Fethiye Müzesi’nde. Panagia Pirgiotis Kilisesi (Aşağı kilise) ise iyi durumda. Freskleri ile ilgi çekici bu kilise, ziyaret etmeye değer. 1990’da Rodos’lu papaz ile Fethiye’li imam Ali Meryem Ana Kilisesi’nde barış ve dostluk için dua etmişlerdi.Mübadele’den önce kız ve erkek ilkokulları, doktor ve eczaneleri, çok sayıda dükkanı ile çok canlı bir yerleşimmiş.

Gazete bile yayınlanırmış. Mübadele ile gelen müslüman mübadiller burayı pek sevememişler, çoğu başka yerlere göçmüş. Buradan Yunanistan’a gidenler de Atina yakınlarında bir yabanıl yere iskan edilmişler. Burayı mamur edip adına Nea Makri demişler. Yani “Yeni Fethiye”yi kurmuşlar. Köyün alt taraftaki bazı evleri restore edilmiş. Burada oturanlardan biri İstanbul’lu bir ressam.

Diğer biri de köpeği ve tavuklarıyla yalnız yaşayan bir Kaptan. Yabancıların da bulunduğu öğrenciler heykel, seramik, fotoğraf gibi sanatlarla uğraşıyorlar. Taş döşemeli yolu izleyip tepedeki şapele ulaşınca Soğuksu Koyu’nu panoramik olarak görüyorsunuz. Hava çok sıcak da olsa burası her zaman serin bir esintiyle ferahlık veriyor. Solunuzda bu eski köye sırtını dayamış bir evi lokanta haline getirmişler, adı Dibektaş Restaurant.

Diğer lokanta ise Poseidon. Tam bir aile işletmesi. Yemek yiyebilir, çay-kahve veya alkollü bir şeyler içebilirsiniz. Köylü kadınlar evlerinin önünde hamur tahtasının başında gözleme açıyorlar. Gözlemeler esmer undan, ıspanak, peynir, maydanoz ve çevreden topladıkları çeşitli otlarla yapılıyor, lezzetli ve doyurucu. Çay ve ayran da var.

Paylaşın

Muğla: Göbün Koyu

Göbün Koyu; Muğla’nın Fethiye İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Göbün koyu. Domuz adasının güneyinde, girişi epeyce dar, çevresi çam ve zeytin ağaçlarıyla kaplı uzunca bir koydur. Göcek koylarının en korunaklısıdır. Her havaya kapalı koy, aynı zamanda bir kış limanıdır.

Korunaklı ama küçük ve dar olan bu koya iki yüksek tepenin arasından girilir. Zaten koyun girişi dikkatli bakılmazsa uzaktan belli olmaz.Girişten itibaren derinlik düşer. Liman içi ortalama derinlik 5-7 metre arasıdır. Koyun batı tarafı tamamen sığlıktır.

Bu sığlığın altında su altı antik kalıntılar bulunur. SİT alanı içerisinde bulunan ve yerleşimin yasak olduğu Göbün’de denizin içindeki kalıntıların bir kısmının geç Bizans dönemine bir kısmının ise Rum evleri olduğu belirtiliyor.  Dar limanda Demirde kalınacak tek yer, girişte sancakta kalan tepenin iç kısmıdır. Burada küçük bir rıhtım bulunur.

Batı kıyısında, koyun uç noktasında karaya çıkanlar, kaya mezarları ve antik kalıntılarla karşılaşacaklardır. Sahilden tepelere ulaşan küçük patika ile, Türk bayrağının bulunduğu tepeye 20 dakikalık tırmanışın ardından muhteşem manzaraya tanık olabilirsiniz.

Paylaşın

Muğla: Milas, Çomakdağ

Çomakdağ;  Muğla’nın Milas İlçesine bağlı bir mahalledir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Milas Tugla Fabrikası’nın hemen yanından sola ayrılan yolla gidilen, bir bölümü asfalt olan yol Beşparmak Dağlarına tırmanıyor. Çomakdağ, Beşparmak Dağlarına sırtını dayamış. Çomakdağ evleri, dünle bugünü ustaca kaynaştıran mimari üslup taşıyor. Taştan yapılmış evlerde bacalar estetik görünüşüyle ilgi çekiyor.

Baca tepelerinde yer alan yarım ay ya da kartal başı şeklindeki figürlere rastlanıyor. Antik yapılardaki akroterlerden esinlenmiş bacalara başka yerde rastlamak mümkün değil. Kendi içine kapalı köy, gelenekleriyle yaşıyor.

Düğünler dört gün sürüyor. Dibekte buğday dövülüyor, ovalarda atış yapılıyor, en iyi atışı yapana oğlak hediye ediliyor, kadınlar kendi aralarında eğleniyorlar, gelin alınıyor ve duvak günü yapılıyor. Çomakdağa gitmişken köyde üretilen halis zeytinyağından alın mutlaka.

Paylaşın

Muğla: Menteşe, Ulu Camii

Ulu Camii; Muğla’nın Menteşe İlçesi, Tabakhane Semti sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Ulu Camii, Selçuklu dönemine ait tarihi bir yapıdır. Şehrinin en eski yapısı ve camidir. Ayrıca Türkiye’deki önemli Selçuklu eserlerinden biridir. Menteşe Sultanlarından İbrahim Bey tarafından 1334 yılında yaptırılmıştır. İlk yapı kitabesinde:

Bismillâhirrahmanirrahim Enel emir’ul kebir’ül ecellü İbrahim Bey İbn Orhan kemâ kalen nebüyyü Aleyhisselâm. Men benâ mesciden Lillâhi ben Allahû lehu beyten fil cenneti. Senet’i hamsin ve erbâun ve seb’a mie. 

(Besmele, Ben Orhan oğlu büyük ve ölümlü Emir İbrahim Bey, Peygamber’den beri. Bana cennette bir köşk ihsan etmesi için Allah rızası için bir mescit inşa ettim. Elli ve kırk ve altmış senet ile) yazılıdır.

1938 yılında tadilattan geçirilirken genişletilmesi amacıyla cemaat yeri ve abdestlik eklenmiştir. Minaresi kesme taştan ve tek şerefeli olup çatısı ahşaptan inşa edilmiştir. Ulu Cami ilk yapısı bozulmadan, mimarisi muhafaza edilerek 1938 yılında Muğlalı Abdizade Bey tarafından yeniden onarılmıştır.

Paylaşın

Muğla: Ulu (Ahmed Gazi) Camii

Ulu (Ahmed Gazi) Camii; Muğla’nın Milas İlçesi, Hocabedretttin Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Milas’ın en büyük camilerinden biri olan Ahmed Gazi Camii, Milas Ulu Camii olarak da biliniyor. Menteşeoğulları zamanında 14. Yüzyılda yapılan camii harika bir bahçeye de sahip. Milas’ın önemli tarihi yerlerinden biridir. Tarihi mekanları gezmeyi seviyorsanız, Milas Ulu Camisini gezebilirsiniz.

Giriş kapısının üstünde 2,5 metre uzunlukta bir kitabesi vardır. Bu kitabeye göre 1378 yılında Emir Ahmed Gazi Bey tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Aynı ismi taşıyan mahallede bulunan cami 1879 ve 1912 senelerinde restorasyon görmüştür.

Ahmed Gazi Camii (Milas Ulu Cami) 23 x 20.50 metre alana inşa edilmiştir. Çatısı düz damlı olarak tasarlanmış, sade bir yapıdır. Damı şekli ve ölçüsü farklı iki sıra halinde paye taşımaktadır. Sol taraftaki sahnın bölümleri , beş çapraz tonoz ile örtülüdür. Sağ taraftaki sahn ise farklıdır. Bu tarafta kemerlerle takviye edilmiş, uzunlamasına bir beşik tonoz inşa edilmiştir.

Bu yüzden camiye girince iç tasarımın bir bütünlük sağlamadığını hemen fark edersiniz. Maksure kubbesi, orta sahnın kıble bölümündedir. Cami eski binalarda kullanılan taşlar ile yapılmıştır. İlkçağlara ait kitabe veya sunak parçalarının kullanıldığı da görülüyor. Bazı duvarları güçlendirmek için dışarıdan destek payandaları eklenmiştir.

Dışarıdan duvara dayalı olarak döşenmiş merdiven, cümle kapısının yanında uzanır. Caminin damına kadar çıkar. Eskiden ezan bu şekilde dama çıkılarak damdan okunuyordu. Milas’da ki farklı camilerde de bu şekilde ezan damdan okunuyordu. Yan kapının üstünde ise Hacı Mehmed ile Sert Ahmed kızı Fatma Hanım’ın , zeytinlik ve ev vakfettiklerine dair bir kitabe bulunur.

Paylaşın

Muğla: Bayır Köyü

Bayır Köyü; Muğla’nın Menteşe İlçesine bağlı bir köydür. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Bayır Köyü son yıllarda jiplerle yapılan “safari” turlarının gözde durak noktası oldu. Mola verip, köy meydanındaki dev boyutlu tarihi çınar ağacının altındaki açık kahvelerden birinde bir çay ya da köpüklü ayran içmeyi unutmayın.

Hikmeti neredendir bilinmez ama kocamış çınarın etrafında bir tur atmanın ömrü uzattığı söylenir. Bayırlılar bunu çınarın künyesine yazıp asmışlar. Bayır köyünün antik Syrna kentinin üzerinde kurulduğu, şimdi caminin bulunduğu alanda sağlık tanrısı Asklepios’a adanmış bir tapınağın bulunduğu iddia ediliyor.

Tapınaktan bugüne ulaşan hemen hiç bir iz kalmamış. Syrna kentinin akropolisi köyün 2 km kuzeydoğusunda Yancağız Tepesi üzerindedir. Akropolise Bayır’dan bugün de kullanılan antik taşlı yol izlenerek gidilebilir. Tırmanış yaklaşık yarım saat sürer.

Akropoliste kent surlarının bir bölümü, mezar kapak taşları ve yapı kalıntıları görülecektir. Bayır’dan sonra yol ikiye ayrılıyor. Biri sağdan Turgut Köyü’ne iniyor. Diğeri de Bozburun’a yöneliyor. Biz önce Bozburun yoluna girip, yaklaşık 1 km sonra Çiftlikköy’e sapacağız. Turgut üzerinden Orhaniye ve Selimiye’ye inişi sonraya bırakıyoruz.

Paylaşın

Muğla: Kelebekler Vadisi

Kelebekler Vadisi; Muğla’nın Fethiye İlçesi, Ölüdeniz Beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Kelebekler Vadisi’ne gitmek için önce Ölüdeniz’e gideceksiniz, oradan kiralayacağınız veya dolmuş usulü gidiş-dönüş bineceğiniz bir tekneyle vadinin kumsalına ineceksiniz.

Fethiye çevresinin en çarpıcı yerlerinden birisi Kelebekler Vadisi’dir. 1995’in 8 Şubat’ında 1. derecede doğal SİT ilan edilen ve her türlü yapılaşmaya kapatılan kayalık ve çamlık vadide biraz zahmetlice tırmanıştan sonra milyarlarca, milyarlarca kelebeğin kayaları, ağaçların gövdelerini ve yapraklarını, kısacası her yeri bir şal gibi örttüğünü görmek çok şaşırtıcı bir etki yaratıyor.

Önce bunu farkedemiyorsunuz, doğal görüntü böyleymiş gibi geliyor insana. Ama bir ses, bir hareketle havalanıveren kelebekler gökyüzünü kaplıyor, vadiye gölge düşüveriyor. Koy, Ködürümsü limanı olarak da bilinir. Tekne yolculuğu yarım saat sürüyor. Yolda dileyenler mavi mağaraya da uğrayabilirler.

Mağaranın sularına bırakıp, mavi-yeşil yansımalara koyverebilirler kendilerini. 2000 metrelik Babadağ’ın eteklerindeki Kelebekler Vadisinin içinde iki patika var. Biri şelalelere, diğeri Faralya köyüne çıkıyor. Sportmen, doğa yürüyüşleri konusunda birazcık da olsa tecrübeli olmayanlar vadinin yukarılarına tırmanmayı denemesinler.

Birinci şelaleye kadar çıkmakla yetinsinler. Kendine güvenen, vadinin olağandışı çağrısına dayanamayanlar çıkışa devam ederlerse yukarıda sözettiğimiz manzarayı görecekler. Köye çıkan yol ise çok dik. Bir iki yerde ancak ip yardımıyla yukarı tırmanılabiliyor. Dağcılık deneyiminiz yoksa hiç kalkışmayın. Köydeki manzara ise olağanüstü.

“George House” tabelasını izlerseniz, yayık ayranı eşliğinde güzel köy yemekleri yiyebileceğiniz bir eve ulaşacaksınız. Kelebekler vadisi kumsalında konaklama tesisi yok. Çadır kurabilir ya da üzeri çalı ve yapraklarla kaplı çardaklarda, ağaç dalları arasına kurulmuş teraslarda geceleyebilirsiniz. Kumsalda bir kır lokantası kuruluyor yazları. İşletmeciler vadiye çıkış konusunda size yardımcı olacak, yol göstereceklerdir.

Paylaşın

Muğla: Uyku Vadisi

Uyku Vadisi; Muğla’nın Milas İlçesi, Gökçeler Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Gökçeler Köyü’nden yaklaşık 1 km sonra Uyku Vadisi’nin girişine (Değirmenderesi) ulaşılıyor.

Uyku vadisi ve Gökçeler Mağarası, Bodrum ve Milas çıkışlı günübirlik tur düzenleyen acentaların önemli bir parkuru sayılıyor. Vadiye iki giriş var. Birisi alabalık çiftliğinden yürümeye başlanıp dere boyu izleniyor ve yaklaşık 1 saat sonra mağara için yukarıya yöneliniyor. Sık sık dereyi aşmayı gerektiren bu yol yazın keyifli olabilir.

Diğer bir yol 2 kilometrelik araç yolunu izlemeyi ve 300 metrelik inişi gerektiriyor. Bunun için alabalık çiftliğine sapmıyor, mevcut stabilize yol ile köyden çıkıyor, tahminen 1.5 km. sonra Manastır Dağının Vadiye bakan yamacına doğru sağa orman yoluna giriyor, yolun yükseldiği en üst noktadan 500 m. sonra park ederek, vadiye doğru 300 metre iniyorsunuz.

Mağaranın ağzına burada. İsteyenler yolu araçla izleyerek Değirmendere kıyısına kadar gidebilirler. Sonrasında dere bu defa dere boyunca izleri belirgin olan patikayı takip ederek, tahminen yarım saatlik bir yürüyüşten sonra suyun önünün set yapılarak şişirildiği noktaya varmadan hemen sola 50 m.lik. bir yükselme ile mağara ağzına ulaşılıyor. Mağaranın ağzı oldukça geniş.

Başta geniş bir salona açılıyor mağara. Sola doğru büyük bir galeri yer alıyor. Yarasa galerisi deniyor, yarasaların bolluğundan ötürü. Aman ışık tutmayın, hepsi birden havalandığında ürkütücü olabilir. Sağa hafif bir yokuşla çıkıp sonra dar bir geçitle sarkıt ve dikitlerle, küçük havuzcukların bulunduğu bir başka galeriye ulaşılıyor.

Bu noktaya kadar herkes gidebiliyor. Sonrası ise profesyonel mağaracıların işi. Rehber eşliğinde iple 7 m iniliyor, daha geniş bir galeriyle karşılaşıyor, sonrasında ise mağaranın sonuna kadar kah sürünerek, kah eğilerek gidiliyor. Dönüş aynı yoldan, çünkü başka bir çıkış yok. Yazın mayonuzu unutmayın. Dere geçişinde kendinizi serin suya bırakmak isteyeceksiniz.

Paylaşın

Muğla: Orhaniye, Kızkumu

Kızkumu; Muğla’nın Marmaris İlçesi, Orhaniye Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Orhaniye, Turgut’tan sadece 2,5 km uzaklıkta. Turgut’tan sonra yol ikiye ayrılıyor. Orhaniye için sağa, Selimiye için sola devam etmek gerekiyor. Hisarönü körfezinin kıyısındaki en önemli turizm merkezlerinden biri, Orhaniye’dir. Hisarönü körfezine gelen yatlar Orhaniye’de mutlaka gecelerler. Orhaniye’de deniz her zaman çarşaf gibidir.

Çevresindeki çam ormanının rengi suya vurmuş, deniz sadece buraya özgü bir renge sahip olmuştur. Çevre o kadar sakindir ki, kendinizi suya bıraktığınızda yüzerken çıkardığınız sesten başka bir şey duymazsınız. Bu arada denizin ortasında yürüyen insanlar dikkatinizi çekecek. Şaşıracaksınız. Kumul hareketleri sonucunda karadan başlayıp koyu ikiye bölen bir sığlık oluşmuş. Yaklaşık 600 metrelik şeride Kızkumu deniyor.

Bir de efsanesi var. “Sevgilisine ulaşmak isteyen kız eteğine kum koymuş ve denizi doldurarak ilerlemiş. Ama kum yetmemiş ve kızcağız boğulmuş.” Koyun ortasında bir ada ve adanın tepesinde de kale kalıntıları var. Kalenin bölgede kurulu Baybassos antik kentine ait olduğu sanılıyor. Kayık tutarak adaya, patika yolu izleyerek tepedeki kale kalıntılarına kadar çıkabilirsiniz. Manzara harikadır.

Yorgunluğunuza değecek. Kaleye Turgut köyündeki şelaleden kemerler ve su altına döşedikleri borular aracılığıyla su getirmiş Baybasos’lular. Birleşik kaplar kuralından yararlanmışlar. Orhaniye’den Hisarönü körfezine tekne turu da düzenleniyor. Selimiye, Hisarönü ve İnbükü gibi koylar ve Dişlice adasında mola veriliyor. Öğle yemeği dahil tur akşama kadar sürüyor.

Hisarönü körfezine hakim bir tepede kurulu Robinson Club Maris otelin hemen karşısındaki Dişlice adası, küçük kanyonları ve kaya yapısıyla ilgi çekiyor. Orhaniye koyu girişinde, Keçi Bükü mevkiinde bulunan ve yatların yaz kış konakladıkları ve bakımlarının yapıldığı Martı Marina ve Otel tesislerinin yanında manastır kalıntıları var. Bahçesindeki mozaikler görmeye değer. Orhaniye’den Hisarönü’ne ve Marmaris-Datça yoluna çıkmak da mümkün. Orhaniye-Hisarönü arası sadece 3.5 km. Yol geniş ve asfalt.

Paylaşın