MHP, Seçim Startını Verdi: İlk Miting Sivas’ta

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP),  ‘Çağrım Sana’ mitinglerine başlıyor. MHP’li Yalçın, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Sivas ilimizin merkez olacağı ilk miting, Sivas Kongresi’nin ruhuyla gerçekleştirilecektir” dedi.

MHP, “2023’e Doğru: Aday Belli, Karar Net” temalı mitinglerine 4 Eylül Pazar günü Sivas’ta yapacağı mitingle başlıyor. Miting öncesinde MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, MHP Tokat Milletvekili Yücel Bulut ve Gaziantep Milletvekili Sermet Atay’ın katılımıyla MHP Tokat İl Başkanlığında değerlendirme toplantısı yapıldı.

Seçim döneminin başladığını ifade eden MHP’li Yalçın, “2023’e Doğru: Aday Belli, Karar Net” temalı mitingler yapacağız. Bu mitinglerden ilkini bu pazar günü Sivas’ta Amasya, Tokat, Çorum, Yozgat il teşkilatlarımızın ve aziz vatandaşlarımızın katılımıyla yapacağız. Sivas ilimizin merkez olacağı ilk miting, Sivas Kongresi’nin ruhuyla gerçekleştirilecektir” dedi.

“Adayımız belli”

Türkiye’nin kazanımlarını kaybetmemesi gerektiğini kaydeden Yalçın, “MHP, seçimlere bütün imkanları ve zafer inancıyla hazırlanmaktadır. Türkiye’nin kazanımları ortada. Bu kazanımlarımızı kaybetmemek için mücadele edeceğiz. Adayımız belli. 2023 Haziran’ında Cumhur İttifakı ipi bir kez daha göğüsleyecek, bir sonraki küresel hedefler için milli iradeden onay alacaktır” diye konuştu.

Paylaşın

Bahçeli’den Suriye İle Türkiye’nin Siyasi Diyalog Kurmasına Destek

MHP Lideri Bahçeli, Türkiye ve Suriye arasındaki temaslara dair yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Suriye konusunda attığı adımlar değerli ve isabetlidir. Bu ülkede yaşayan hiç kimse, kökeni ve mezhebi ne olursa olsun ülkemizin ötekisi veya hasmı değildir. Hepsi kardeşimizdir, aramızda tarihe, kültüre ve inanca dayanan kuvvetli bağlar vardır” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Bahçeli, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Dışişleri Bakanımızın Suriyeli muhaliflerle Esad rejimi arasında barışın tesis edilmesi hususundaki yapıcı ve gerçekçi sözleri kalıcı çözüm arayışlarına güçlü bir nefestir. Bundan hiç kimsenin rahatsız olmasına gerek yoktur.” dedi ve ekledi:

“Türkiye’nin Suriye ile görüşme düzeyini siyasi diyalog mertebesine çıkarması, bu çerçevede terör örgütlerinin yuvalandıkları her coğrafi alandan işbirliğiyle sökülüp atılması önümüzdeki siyasi gündem konularından birisi olmaya namzettir ve hatta ciddiyetle ele alınmaya değerdir… 2023’e kadar her alanda ve her komşumuzla normalleşme atmosferinin hakim olması samimi arzumuz ve umudumuzdur.”

MHP Lideri Bahçeli, açıklamasının ilk kısmında muhalefet partilerinin oluşturduğu 6’lı masaya bazı suçlamalar yönelerek, “Siyasi rant ve çıkar devşirmek uğruna toplumsal huzur ve güveni baltalayan, bu suretle fitne seferine çıkartılan muhalefet partileri Türkiye’nin milli ve tarihsel haklarına kesif bir cephe açmışlardır. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve diğer zillet ortakları zıvanadan çıkmakla kalmamışlar, artık bayağılıklarını ve bağnazlıklarını her saha ve zeminde deşifre etmişlerdir” dedi.

Bahçeli, konuya ilişkin açıklamasını, “Türk siyaset hayatı ruhunu ve gururunu emperyalizme satan, kullanım ömrünü zalimlerin insafına bırakan malum ve mahut partiler eliyle karalanmış, sistematik olarak kundaklanmıştır. Karşımızdaki mide bulandırıcı tablo ülkemiz aleyhine olduğu kadar demokrasi adına da vahim bir tehdit olarak belirginlik kazanmıştır. Bir masa etrafında toplanıp PKK ve FETÖ’nün senaryolarına gönüllüce boyun eğen altı partinin Türkiye karşıtlığı, milli değerlerimizle kutuplaşması izahı ve ifadesi olmayan bir çarpıklık noktasına ulaşmıştır” ifadeleriyle sürdürdü.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin açıklamaları şu şekilde;

“Türkiye’mizin istikrarlı ve iddialı ilerleyiş ve yükseliş süreci hem ülke içinde hem de ülke dışında emeli ve hedefi makus olan siyasi zihniyetler ve bunun haricindeki menfur mihraklar tarafından kaygıyla izlenmektedir. Özellikle zillet ittifakı korkuya düşmüş, telaşa kapılmıştır. Siyasi rant ve çıkar devşirmek uğruna toplumsal huzur ve güveni baltalayan, bu suretle fitne seferine çıkartılan muhalefet partileri Türkiye’nin milli ve tarihsel haklarına kesif bir cephe açmışlardır.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve diğer zillet ortakları zıvanadan çıkmakla kalmamışlar, artık bayağılıklarını ve bağnazlıklarını her saha ve zeminde deşifre etmişlerdir. Türk siyaset hayatı ruhunu ve gururunu emperyalizme satan, kullanım ömrünü zalimlerin insafına bırakan malum ve mahut partiler eliyle karalanmış, sistematik olarak kundaklanmıştır.

Karşımızdaki mide bulandırıcı tablo ülkemiz aleyhine olduğu kadar demokrasi adına da vahim bir tehdit olarak belirginlik kazanmıştır. Bir masa etrafında toplanıp PKK ve FETÖ’nün senaryolarına gönüllüce boyun eğen altı partinin Türkiye karşıtlığı, milli değerlerimizle kutuplaşması izahı ve ifadesi olmayan bir çarpıklık noktasına ulaşmıştır.

Emperyalizme taşeronluk yapan bu partilerin tezvirat ve tefrikaları da tahammül sınırlarını tehlikeli şekilde aşmıştır. Henüz Cumhurbaşkanı adayını dahi belirlemekten aciz bir siyasi güruhun hiç kuşkusuz aziz milletimize ve ülkemize sağlayacağı bir şey olmadığı gibi, bu kapsamda ümitvar olması dahi boş bir hayal, boşuna bir beklentidir.

Müstakbel başbakanlık pozu veren bir şahsın hal-i pürmelali mizah konusu olmasının yanı sıra, “kadından imam olmaz” çıkışı ve bu doğrultuda Cumhurbaşkanı adaylığı için yanıp tutuşan Kılıçdaroğlu’nun buna ne diyeceği, nasıl bir yorum getireceği hala belirsizliğini koruyan bir muammadır.

“Milli irade dolandırıcıları zillet ittifakı çatısı altında birleşmiş ve buluşmuştur”

Sokak sokak gezip konuştuğu esnaflarımızdan istediği cevapları alamayınca kabalaşan ve kaskatı kesilen zihniyetlerin ne iyiliğinden, ne iradesinden, ne de demokratik nezaketinden bahsetmek mümkündür. Bir kısım tetikçi gazeteciyi ve bazı tasmalı anket şirketini maaşa bağlayan, belirli aralıklarla algı operasyonu yaptıran partilerin foyası nihayetinde ortaya çıkmıştır.

Demokrasi kalpazanları, hukuk katliamcıları, milli irade dolandırıcıları zillet ittifakı çatısı altında birleşmiş ve buluşmuştur. Aziz milletimizin iradesini gasp ve rehin almak amacıyla sipariş anketleri yayımlatanların düzenbaz siyaset taktikleri ayaklarına dolanmıştır.

Bilhassa Milliyetçi Hareket Partisi’ni ve Cumhur İttifakı’nı oy oranı bazında aşağı çekip zillet ittifakını yüksek gösteren laçkalaşmış kamuoyu araştırma şirketleri esasen dış bağlantılı hain bir kurgunun içimize kadar sızmış lejyonlarıdır. Bu köksüz anketçilerden elbette hukuk nezdinde ve maşeri vicdan eşliğinde hesap sorulacaktır. Vaki hesaptan hiçbir demokrasi infazcısı kaçamayacaktır.

Türkiye’nin var oluş mücadelesini, 2023’ün muazzez hedeflerini, gücüne güç katan istikbal ve istiklal müdafaasını engelleme hevesinde olan ciğeri beş para etmez odaklar mutlaka kaybedeceklerdir.

Cumhur İttifakı’nın haklı ve haysiyetli yürüyüşü parlak bir başarının kapılarını aralayacak, bunun sonucunda Cumhuriyetimizin yüzüncü yıl dönümü Türk milletinin muhteşem bir uyanışına vesile olacaktır.

Kaldı ki sömürgeleşmiş partilerin ülkemizin önünü kesme çabası tutmayacak, zillet terazisi aziz milletimizin tarihi vakarını asla çekemeyecektir. Gerçekleri çarpıtmanın hiç kimseye bir yararı dokunmayacaktır.

Türkiye bugün sağlam, sağduyulu ve milli bir iradenin marifetiyle zincirlerinden kurtulmaktadır. Son günlerde ardı arkasına sahnelenen provokasyonlar, milli birliğimizi ve dayanışma ruhumuzu hedef alan sabotajlar bizi yolumuzdan çeviremeyecektir.

Bu provokasyonlardan birisi de, Sümela Manastırı’nda 9’ncu kez ayin yapmak için Trabzon’a gelen Fener Rum Patriği Bartholomeos’a ekümenik yazılı Trabzonspor formasının hediye edilmesidir. Bu yürek yaralayıcı tertip skandal olmasının ötesinde tahrik, tahrip ve taciz tonu çok yüksek bir meydan okumadır.

Trabzonspor’umuza ve bu kulübümüze gönül veren muhterem vatandaşlarımıza hakaret niteliğindeki bu kepazeliğin hiçbir vicdan tarafından kabul edilmeyeceği ortadadır. Türkiye’de ekümenik diye bir kurum ve görev tanımı yoktur.

Lozan Antlaşması gereğince, Fener Rum Patriği’nin siyasi ve idari işlerle uğraşmaması, ülkemizdeki Rum-Ortodoks vatandaşlarımıza ruhani hizmet vermesi hüküm altına alınırken, Fatih Kaymakamlığı’na bağlı bir din görevlisi olmasının dışında hiçbir statüsü de olamayacaktır.

“Fırsatçılar devrede, fesat yuvaları tetiktedir”

Türkiye’nin dört bir koldan tuzağa çekilerek milli ve manevi hassasiyetlerinin tahriş edilmesi etap etap ilerletilen bir kumpasın içyüzünü açığa vurmaktadır. Amaç kaos çıkarmak, kriz ortamı yaratmaktır.

Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimiz üzerinde oynanan şirret oyunlar, KPSS şaibesi, etnik kimlikleri kaşıyan sinsilikler, Moody’s isimli derecelendirme şirketinin Türkiye ekonomisi hakkında kuşku uyandırma densizliği ve Azez’de Türk bayrağını yakma şerefsizliği bir kaos planlamasının birbiriyle bağlantılı olaylarından yalnızca bir kısmıdır.

Türkiye’nin ufkunu perdelemek, enerjisini tüketmek, manevi direncini kırmak gayesiyle emre amade bekleyen iç ve dış odaklar eşzamanlı faaliyet halindedir. Fırsatçılar devrede, fesat yuvaları tetiktedir. Buna rağmen Azez’de al bayrağımızı yakma girişiminde bulunan soysuzların yaka paça yakalanmaları ve ihanetlerinin bedelini ödeyecek olmaları çok sevindirici bir gelişmedir.

Bağımsızlığımızın sembolü al bayrağımıza el uzatan, egemenlik haklarımıza dil uzatan, milli varlığımıza göz koyan kim ya da kimler varsa bunun acıklı sonuçlarına en ağır biçimde katlanacaklardır.

Ayrıca devası derdine yetmeyen, küçücük ve ipotekli aklıyla partimizi şiddetle bir gösteren selamsız sevimsiz Babacan’ın asıl şiddet ve dehşet faili bölücü terör örgütüne tek kelam edememesi, hatta teröristlere şirinlik taslaması düştüğü çukurun derinliğini göstermesi bakımından ibret verici bir hüsrandır. Bu şahsın muadili ve mukallit benzeri serok Ahmet’in Suriye’de yaşayan Kürt kökenli kardeşlerimizi istismar eden ayıplı sözleri şahsıyla müsemma olan bozgunculuğa yeni bir misaldir.

“2023’e kadar her alanda ve her komşumuzla normalleşme atmosferinin hakim olması samimi arzumuz ve umudumuzdur”

Türkiye’nin Suriye konusunda attığı adımlar değerli ve isabetlidir. Bu ülkede yaşayan hiç kimse, kökeni ve mezhebi ne olursa olsun ülkemizin ötekisi veya hasmı değildir. Hepsi kardeşimizdir, aramızda tarihe, kültüre ve inanca dayanan kuvvetli bağlar vardır. Dışişleri Bakanımızın Suriyeli muhaliflerle Esad rejimi arasında barışın tesis edilmesi hususundaki yapıcı ve gerçekçi sözleri kalıcı çözüm arayışlarına güçlü bir nefestir. Bundan hiç kimsenin rahatsız olmasına gerek yoktur.

Türkiye’nin Suriye ile görüşme düzeyini siyasi diyalog mertebesine çıkarması, bu çerçevede terör örgütlerinin yuvalandıkları her coğrafi alandan işbirliğiyle sökülüp atılması önümüzdeki siyasi gündem konularından birisi olmaya namzettir ve hatta ciddiyetle ele alınmaya değerdir. 2023’e kadar her alanda ve her komşumuzla normalleşme atmosferinin hakim olması samimi arzumuz ve umudumuzdur. Üzerinde yaşadığımız geniş coğrafyanın bize söylediği; çatışarak değil kucaklaşarak yaşamanın tek seçenek olduğudur. Bunu başaracak tek siyasi irade de Cumhur İttifakı’dır. Gerisi sadece fasa fisodur, fuzuli ezberdir, gürültü kirliliğidir.

Bizimle milliyetçilik yarışına girip kutlu ceddimiz ve rahmetle yad ettiğimiz Süleyman Şah’ın türbesiyle ilgili dedikodu yapan Kılıçdaroğlu’na asıl cevabı Türk milleti verecek, Dersim ayarlı bu şahsın gerçek yüzünü muhakkak ifşa edecektir. Bu ise yalnızca bir sabır ve zaman meselesidir.”

Paylaşın

Seçimler 14 Mayıs’ta İddiasına MHP Şerhi: Sistemi Sakatlar

Muhalefetin neredeyse 2 yıldır süren “erken seçim” çağrısı karşılık bulmadı. Ancak seçimlerin 1-2 ay öne çekilebileceği konuşuluyor. AK Partili yetkililer bu yönde olasılıkları paylaşırken MHP sıcak bakmıyor.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre; 14-21 Mayıs’ta yapılacak bir seçimin “Seçimlerin Meclis kararıyla yenilenmesi” anlamına geleceğine dikkat çeken MHP, hem Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk döneminin sağlıklı sonlanması hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2028 seçimlerinde adaylığının sakatlanmaması için seçimlerin zamanında yani 18 Haziran 2023 tarihinde yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.

31 Mart yerel seçimlerinde başta İstanbul ve Ankara olmak üzere önemli bir başarı elde eden muhalefetten erken seçim çağrıları gelmeye başladı. Son bir yılda artan ekonomik sorunlar üzerine bu çağrılar daha da yüksek dille ifade edildi. Ancak iktidar tüm bu çağrılara “seçimlerin zamanında yapılacağı” açıklamalarıyla karşılık verdi. Muhalefet de seçimlere neredeyse 10 ay kalmışken artık bunun imkânının kalmadığı görüşünde.

Muhalefet kulislerinde “sonbaharda erken seçim” olasılığı ile ilgili, “Rasyonel düşünmedikleri için erken seçim yapmayacak görünüyorlar. Aslında ekim ayı onlar için bir şanstı ama sonrası artık imkansız”, “Ekonominin toparlanma ihtimali yok. Kaybettiklerini görüyorlar. Cumhurbaşkanı ve çevresi de nasıl olsa seçimi kaybedeceğiz ne kadar uzatabilirsek o kadar kâr diyor” şeklinde değerlendirmeler yapılıyor.

Ak Parti kulislerinde ‘seçimler 1 ay öne çekilebilir’ iddiası

Seçimlere yaklaşık 10 ay kala artık “erken seçim” olasılığı rafa kalktı görünüyor ama AK Parti’de seçimin mayıs sonunda yapılabileceğini dile getirenler var. Kamuoyu önünde bu yönde değerlendirme yapan AK Partili yetkili olmadı ancak kulislerde üniversite sınavı, ramazan ayı, yaz tatili süreci gibi gerekçelerle normalde 18 Haziran 2023’te yapılması gereken seçimlerin bir ay kadar öne çekilebileceği konuşuluyor. Önerilen tarihler arasında 14 Mayıs ve 21 Mayıs yer alıyor. Hatta seçimin 23 Nisan 2023’te yapılabileceğini dile getirenler de var.

Ancak konuşulan bu 3 seçim tarihi de “seçimlerin yenilenmesi” anlamına geliyor. Bu da seçim kararının Meclis tarafından alınması, muhalefetin de bu yönde gelecek teklife “evet” demesini gerektiriyor. Uzun zamandır erken seçim çağrısı yapan muhalefetin bu yönde gelecek teklife “hayır” diyemeyeceğini söyleyenler var. Ancak bazı muhalefet temsilcileri ise “Meclis’e seçimlerin yenilenmesi için getirilecek teklife destek olunmamalı. Cumhurbaşkanına “Yetkin var sen seçime götür denilmeli” değerlendirmeleri yapıyor.

Meclis’in seçim kararı Erdoğan’ın adaylığı ile ilgili tartışmayı bitirir

Hukukçular ilk kez 2014 seçimlerinde Cumhurbaşkanı olan Erdoğan’ın 2018 seçimlerinde ikinci kez Cumhurbaşkanı olduğunu ve 2023 seçimlerinde üçüncü kez aday olmayacağını savunuyor. Bu kapsamda Meclis’in 14-21 Mayıs 2023’te seçim yapılması için alacağı “Seçimlerin yenilenmesi” kararının Cumhurbaşkanının yeniden aday olup olmayacağı yönündeki tartışmayı bitireceği kaydediliyor. Ancak muhalefetin tutumu bir yana Cumhur İttifakı ortağı MHP’ye göre ne Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığı tartışması ne de seçimlerin bir ay erken yapılması tartışması var.

MHP’li kurmaylar nisan ya da mayıs ayında yapılacak bir seçimin Meclis’in “Seçimlerin yenilenmesi” kararı almasına bağlı olduğuna dikkat çekiyor, “Bu kabul edilecek bir durum değil” diyor. MHP’ye göre Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ilgili Anayasa değişikliğinden sonra yapılan ilk seçimlerde Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan ilk dönem cumhurbaşkanlığını yapıyor. Bu açıdan ikinci kez adaylığının önünde engel bulunmadığı ifade ediliyor. Ancak “seçimlerin yenilenmesi” kararına tepkinin nedeni farklı. Yeni sistemde Cumhurbaşkanının tek kişilik hükümet olarak gücüne dikkat çekilerek bu gücün Meclis tarafından seçime götürülüyor olmasının siyaseten Cumhurbaşkanını sakatlayacağı, sarsacağı yorumu yapılıyor. MHP’de “Seçim 18 Haziran 2023 tarihinde yapılacak. Seçimlerin zamanında yapılması ilk dönemini yaşayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin tam anlamıyla oturması için zorunlu. Sistemi tartıştıracak bir durumdan uzak kalmak gerekiyor” değerlendirmesi yapılıyor.

Sonuç olarak AK Partili bazı yetkililerin seçimlerin bir ay kadar erkene alınmasına dair görüşüne MHP sıcak bakmıyor. Eğer AK Parti bu konuda ısrarcı olursa gözler Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında yapılacak görüşmeye çevrilecek.

Paylaşın

Savcı, MHP’li Cihan Kayaalp İçin 32 Yıl Ceza İstedi

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Merkezi, geçtiğimiz ay radikal bir kararla Diyarbakır il yönetimini görevden alarak, parti binasına kilit vurdu. Yönetimin görevden alınmasından bir gün sonra Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı ile eski İl Başkanı Cihan Kayaalp ‘istismar’ suçundan gözaltına alındı, ardından tutuklandı.

Kayaalp’in bu suçlamayla tutuklanması Türkiye’de gündem olmuştu. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, infiale neden olan olayla ilgili soruşturmasını tamamladı. Hazırlanan 9 sayfalık iddianamede, eski MHP İl Başkanı Cihan Kayaalp hakkında üç ayrı suçtan toplamda 32 yıl hapis cezası istendi. Hazırlanan iddianame Diyarbakır 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Farklı tarihlerde onlarca kez masaj

Savcılık, 9 sayfalık iddianamede mağdur E.A, müşteki S.A ve tanıklar M.D ile Ş.D’nin beyanlarına yer verdi. Mağdur E.A’nın psikolog eşliğinde savcılığa verdiği beyanda olayı şöyle anlattı:

Gaziler semtinde bulunan bir imam hatip lisesinde okumaktayım. Okulda tanıştığım M.D ile şubat ve mayıs ayları içerisinde Kayapınar İlçesi’nde bulunan şüpheliye ait villaya gittik. Şüpheli Cihan Kayaalp benimle tanışmak istediğini söyleyince binanın üçüncü katına çağırdı. Burada bir süre konuştuktan sonra şüpheli masaj yapmamı istedi. Bu sırada yanımda olan M.D odada çıkınca ikimiz tek kaldık. Üzerinde şort bulunan Cihan Kayaalp önce bacaklarına masaj yapmamı, ardından cinsel organını göstererek masaj yapmamı istedi. Şüphelinin isteği üzerine önce bacaklarına daha sonra ise cinsel organına masaj yaptım. Olaydan iki gün sonra arkadaşım M.D ile tekrar villaya gittik, odada tek başına olan şüphelinin üzerinde aynı şort bulunuyordu. Şüphelinin isteği üzerine yaklaşık 1 saat masaj yaptım. Farklı tarihlerde yaklaşık 10 kez bu şekilde şüpheliye masaj yaptım.

İftar sonrası istismar

Sınavları nedeniyle 3 hafta villaya gitmediğini kaydeden mağdur E.A devamla; “2 Nisan’dan itibaren Cihan Kayaalp’in villasına giderek çay ocağında çalışmaya devam ettim. Çay ocağına gitmediğim zamanlar Cihan Kayaalp arkadaşım M.D’yi arayarak gelmemi istiyordu. Şüpheli Cihan Kayaalp nisan ayında iftar yapmak için bizleri villaya çağırdı, iftar sonrası şüpheli odaya çağırdı. Alkollü olan Kayaalp meze hazırlamamı istedi, bir süre sonra bana masaj yaptırmaya devam etti. Rahatsız olduğumu dile getirince masaj yapmaya zorluyordu. Bu eylemi yaparken şüpheli ‘beni azdırıyorsun’ şeklinde sözler söylüyordu. Son istismar olayından sonra villaya gitmeyince şüpheli arkadaşım üzerinden aramaya başladı. Şüphelinin yanında çalışan Ş.D beni arayarak, ‘Yürek mi yedin, neden gelmiyorsun’. Birkaç gün sonra şüpheli beni arayıp gelmemi istedi ancak gitmedim” şeklinde beyanda bulundu.

“Oğlum bir daha oraya gelmeyecek”

Savcı iddianamede, mağdur E.A’nın annesi S’A’nın beyanlarına da yer verdi.

Oğlunun son dönemlerde farklı davranışlarının olduğunu kaydeden anne S.A, “Oğlumun farklı davranışlarını görünce konuştum ancak bir şeyin olmadığını söyledi. Zorlayınca başından geçen olayı anlatmaya başladı. Bir siyasi parti il başkanı olan Cihan Kayaalp’in kendisini odasına çağırdığını ve farklı tarihlerde masaj yaptırdığını dile getirdi. Oğlum villaya gitmeyince Cihan isimli kişi aradı ancak oğlum gitmeyi kabul etmedi. Ben de kendisini arayarak ‘Oğlum bir daha oraya gelmeyecek’ dedim. Ancak farklı kişiler oğlumu arayarak gelmesini istiyordu. Oğlum, bu şahsın kendisine zarar verebileceğini düşünerek korktu ve panikledi. Bu nedenle ilk başta polise haber vermedi. Ertesi gün oğlum durumu okul müdürüne anlatınca olay polise bildirildi. Biz de emniyete giderek Cihan Kayaalp isimli kişiden şikayetçi olduk” dedi.

Savcılık, cinsel istismara uğrayan çocuğun durumu okuldaki rehber öğretmenine anlattığı, bu şekilde olayın adli makamlarla paylaşıldığını kaydetti.

Savcı, iddianamesinde şüphelinin suçlamaları kabul etmediğine yer verdi.

Savcı: Rızası dışında masaj yaptırıldı

Olayın Şubat ve Mayıs 2022 ayları içerisinde gerçekleştiğini kaydeden savcı, mağdur E.A’nın okuldan arkadaşı olan tanık M.D aracılığı ile şüpheli Cihan Kayaalp’in Peyas Mahallesi’nde bulunan ofisinde, okuldan arta kalan zamanlarında çalışmak ve vakit geçirmek amacıyla gittiği, burada çay servisi yaptığı ve arkadaşı olan M.D’ye yardım ettiği ifade edildi.

Şüphelinin ilk tanıştıkları esnada aynı gün ve daha sonraki günlerde farklı tarihlerde kendisine gelen mağduru birçok kez kalabalığın olmadığı 8.00 ile 24.00 saatleri arasında kendi odasına çağırarak ayaklarına ve cinsel organına masaj yapmasını istediği, söylediklerini yapması için mağdur üzerinde fiziki cebir, tehdit, sözlü şiddet ve zorlama ile baskı kurarak iradesini etkisiz hale getirdiği kaydedildi.

Savcılık, masaj yapmak istemeyen mağdurun elini fiziki cebir kullanarak cinsel organına zorla tutturduğu mağdurun yapmak istemediğinde tikine dokunarak yapmaya zorladığı, isteği gibi yapmayınca ‘adam gibi yap’ diyerek sözlü şiddette bulunduğu belirtildi.

Henüz 17 yaşında olan mağdur ile şüpheli arasında yaş farkı ve şüphelinin sosyal statüsünden korktuğu için şüphelinin ayaklarına ve cinsel organına birçok kez rızası dışında masaj yaptığı belirtildi.

Savcı zincirleme suç nedeniyle cezanın artırılmasını istedi

Mağdur beyanı, tanık ve telefon görüşmelerinin incelenmesi ile olayın bu şekilde yaşandığı, eylem nedeniyle şüphelinin ‘çocuğun cinsel istismarı’, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’, ‘cinsel taciz’ suçlarından TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca 32 yıl hapis istemiyle cezalandırılmasını talep ederken, mağdura yönelik zincirleme suç nedeniyle şüpheli cezasında artırım yapılmasını istedi.

Savcı, şüpheli Kayaalp’in üst sınırdan cezalandırılmasını isterken, yargılamanın önümüzdeki günlerde başlanması bekleniyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Diyarbakır’da MHP’ye Operasyon: Başkan Gözaltında

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın, partisinin Diyarbakır il teşkilatını kapattıklarını duyurmasının ardından bugün birçok yöneticisi de gözaltına alındı.

Diyarbakır’da yayın yapan Tigris Haberden Murat Özbilek’in haberine göre, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı doğrultusunda gece yarısı yapılan operasyonda görevden alınan MHP İl Başkanı Cihan Kayaalp ve bazı yönetim kurulu üyeleri gözaltına alındı.

Emniyete götürülen Kayaalp ve yönetim kurulu üyelerinin ifade işlemleri devam ederken gözaltı gerekçelerinin ‘usulsüzlük, ihaleye fesat karıştırma’ gibi iddialardan olduğu belirtiliyor.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada,  “MHP Diyarbakır il teşkilatımız görülen lüzum üzerine parti tüzüğümüzün ilgili maddelerinin tanıdığı yetkiye istinaden feshedilmiş, il başkanlığımız kapatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” ifadelerini kullanmıştı.

“Diyarbakır MHP’yi benimsedi”

Gözaltına alınan Milliyetçi Hareket Partisi’nin Diyarbakır İl Teşkilatı Başkanı olarak Cihan Kayaalp, geçtiğimiz Nisan ayında Diyarbakır’da partilerine yönelik ilgiden memnun olduklarını ifade etmişti.

Kayaalp, “Diyarbakırlı hemşerilerimiz, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Diyarbakır’daki varlığını artık tamamen benimsedi. En küçük etkinliğimiz bile vatandaşlardan ilgi görüyor. En küçük etkinliğimiz miting havasında geçiyor. Binlerce insan bir araya geliyor” demişti.

Paylaşın

MHP, Diyarbakır Teşkilatını Feshetti Ve İl Başkanlığını Kapattı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın partisinin, “görülen lüzum üzerine” Diyarbakır il teşkilatını feshedildiğini ve il başkanlığının kapatıldığını duyurdu.

Haber Merkezi / Semih Yalçın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada,  “MHP Diyarbakır il teşkilatımız görülen lüzum üzerine parti tüzüğümüzün ilgili maddelerinin tanıdığı yetkiye istinaden feshedilmiş, il başkanlığımız kapatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” ifadelerini kullandı.

MHP, merkez yönetiminin Diyarbakır’la ilgili nasıl bir yol haritası izleyeceği önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.

“Diyarbakır MHP’yi benimsedi”

Milliyetçi Hareket Partisi’nin Diyarbakır İl Teşkilatı Başkanı olarak Cihan Kayaalp görev yapıyordu. Kayaalp’in alt birimi olarak ise 17 ilçe teşkilatı bulunuyordu.

Kayaalp, geçtiğimiz Nisan ayında Diyarbakır’da partilerine yönelik ilgiden memnun olduklarını ifade ederek, “Diyarbakırlı hemşerilerimiz, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Diyarbakır’daki varlığını artık tamamen benimsedi. En küçük etkinliğimiz bile vatandaşlardan ilgi görüyor. En küçük etkinliğimiz miting havasında geçiyor. Binlerce insan bir araya geliyor” demişti.

Paylaşın

MHP Milletvekili Baki Ersoy, Partisinden İstifa Etti

Parti politikalarına aykırı açıklamalarından dolayı tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk edilen MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, sosyal medya hesabı üzerinden partisinden istifa ettiğini açıkladı.

Haber Merkezi / MHP’li Baki Ersoy, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; Liderim Sayın Devlet Bahçeli Bey’e ve davama bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bağlı ve sadık kalacağım.Disipline sevkimle ilgili kamuoyunda yapılan istismar edici tartışmaların davama ve partime zarar verme ihtimalini bertaraf amacıyla partimden bugün istifa ediyorum.

Ne olmuştu?

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, dün, MHP Kayseri Milletvekili Mustafa Baki Ersoy’un parti politikalarına aykırı açıklamalarından dolayı tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk edildiğini açıklamıştı.

Baki Ersoy’un, MHP içerisinde başını derde sokan açıklaması ise “Açıklanan rakamların üzerinde enflasyon oranları var. Zamlar bu milletin belini büküyor. Bunlar gerçek. Bunları görmemezlikten gelemeyiz” sözleri olmuştu.

Baki Ersoy kimdir?

1981 Yozgat doğumlu olan Baki Ersoy, ilk ve ortaöğretimini Kütahya ve Sivas’ta, lise öğrenimini Yozgat’ta, yükseköğrenimini Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümünde tamamladı. Erciyes Üniversitesi Hukuk Enstitüsünde Özel Hukuk bölümü üzerine yüksek lisans eğitimini bitirdi.

Kayseri Üniversitesinde Sağlık Yönetimi üzerine doktora öğrenimi devam etmektedir. Kayseri Milliyetçi Sanayi İş Adamları Derneği Başkan Yardımcılığı ve Ersoy Müteahhitlik ve Sivil Zeytincilik Yönetim Kurulu Başkanlığını yürüttü.

Öğrenim hayatı boyunca Ülkü Ocakları bünyesinde birim başkanlıkları görevlerinde yer alarak Erciyes Üniversitesi Teşkilat Başkanlığı yaptı. 2007-2011 yıllarında Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. 8 Şubat 2015’te Milliyetçi Hareket Partisi Kayseri İl Başkanı seçildi.

Paylaşın

Davutoğlu, Bahçeli’ye ’28 Şubat’ Geçmişini Hatırlattı

“Benim 28 Şubat 1997’de Başbakan Yardımcısı olduğumu ispat etmezsen namerdin en önde gidenisin” diyen MHP Lideri Bahçeli’ye yanıt veren GP Lideri Davutoğlu, ”Cümle alem bilir ki 28 Şubat 1997’de alınan kararlar daha sonraki 2 hükümet döneminde de uygulandı. Özellikle sizin Başbakan Yardımcısı olduğunuz dönemde Batı Çalışma Grubu çalışmaya devam etti” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 22 Şubat’ta partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Gelecek Partisi (GP) Lideri Ahmet Davutoğlu’nu hedef alarak şu sözleri sarf etmişti:

“HDP’lilerin periyodik olarak dile getirdiği tehditvari beyanları, zilletin diğer ortaklarını uyarmış, masanın altındaki bölücü köstebeğin sisli yüz hattının netleşmesini sağlamıştır. 12 Şubat yuvarlak masa toplantısı hususunda en sivri çıkışı, Serok Ahmet yapmıştır. Serok’un akıl sağlığı ile ilgili ciddi endişeler taşıdığını, karantina altına alınması gerektiğini düşünüyorum. Yazık olacak Serok’a, bu gidişle sefil düşecek. Tedavilere cevap vermeye acıklı hallere düşecek. Burası Türk ve Türkmen diyarıdır ancak Serok Ahmet’in bu diyarla bağı kopalı çok olmuştur.

Onların sofrası Halil İbrahim Sofrası, bizim soframız da kurtlar sofrasıymış. Hüsran ve zillet masası olduğunu milletimiz görüyor. Bizim soframızın kurtlar sofrası olduğuna gelince. Kurtların olduğu yerde kurtlar sofrası kurulur. Kurdun gözünü kan bürüdü mü Kobani’ye kaçmakla bile kurtulamaz Serok Ahmet. (Davutoğlu’nun Bahçeli’ye yönelik, “28 Şubat’tan bahsetmesi gereken son kişidir” sözlerine yanıt olarak) 28 Şubat iddianı belgelendiremezsen müfteriliği, müflisliğin en ileri, en zirve ismi olarak anılacaksın”

Ahmet Davutoğlu ise Bahçeli’nin sözlerine karşılık olarak kişisel Twitter hesabından paylaşım yaparak burada buluşalım dedi. Davutoğlu paylaşımında, “Sn. Bahçeli öyle anlaşılıyor ki, sizinle yan yana gelmeden her hafta buradan sohbet edeceğiz. Benim için sorun yok; saat 18:30’da yine burada buluşalım!” ifadelerine yer verdi.

Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından yayınladığı video ile Devlet Bahçeli’nin 28 Şubat arşivini açtı. Davutoğlu’nun konuşmalarından öne çıkanlar şu şekilde:

Sayın Bahçeli anlaşılan her hafta sizinle kısa da olsa hasbihal etmemiz gerekecek. Çünkü buna ihtiyacınız var. Dün yine grup toplantınızda bize ağır hakaretlerde bulundunuz. Türk siyasetinde ilk defa bir şey gerçekleşti. Bir siyasi parti lideri diğer bir siyasi parti liderini kamuoyu önünde tehdit etti. Sayın Bahçeli, grup konuşmalarınızdan önce biraz sakinleşin. Biraz Mevlana’dan okuyun, Yunus Emre’den Hacı Bektaş-ı Veli’den okuyun. Biraz Kemal Tahir, biraz Seyyid Ahmed Arvasi, biraz Erol Güngör okuyun. Sizi zihnen sakinleştireceklerdir. Seyyid Ahmed Arvasi der ki ‘Sayılarda anlaşmak kolaydır da kelimelerde ve kavramlarda anlaşmak zordur.’ Seyyid Ahmed Arvasi sizi tanımadan bunu söylemiş herhalde.

Çünkü sizinle sayılarda anlaşmak da çok zor gerçekten. Altıyı çevirip dokuz yaparsınız, birtakım işler içine girersiniz. Ama kelimeler ve kavramlara geldiğinde Sayın Bahçeli işte burada işimiz gerçekten zor. Çünkü siz bizim kurtlar sofrasından neyi kastettiğimizi anlamıyorsunuz. Bilmiyorsunuz herhalde. Onun için de biraz Kemal Tahir okuyun, tavsiye ederim. Kemal Tahir yakın dönem Türk siyasetini çok iyi anlatır. Bu arada kurtlar sofrası sizin anladığını gibi anlatılmaz. Kurtlar sofrasında kurtlar birbirini yer, kurtlar başkalarına saldırmaz.

“Biraz sükunet lütfen”

Birbirini yiyen kurtların olduğu yerde de huzur olmaz. Sayın Bahçeli öfke ile konuşuyorsunuz, biraz sakinleşin. Geçen sefer söyledim, yaşınız artık kemale erdi. Biraz sükunet lütfen. Bu millet öfke dilinden sert sözlerden yoruldu. Sizin her öfke dolu konuşmanızı dinlediğimde Sayın Bahçeli’nin dilini terbiye etmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Ama sonra Hz. Mevlana’nın sözü aklıma geliyor. Der ki Hz. Mevlana, ‘Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et çünkü söz yürekten gelir dilden çıkar.’

Bahçeli gelelim 28 Şubat’ta Başbakan yardımcılığı sorunuza. Cümle alem bilir ki 28 Şubat 1997’de alınan kararlar daha sonraki 2 hükümet tarafından da uygulandı. Özellikle de sizin Başbakan Yardımcısı olduğunuz dönemde Batı Çalışma Grubu çalışmaya devam etti. Ve Sayın Bahçeli bunlar da o günün gazete manşetleri. Bahçeli şaşırtmadı. O zaman o gün yaşayanları şaşırtmadığınız gibi bugün bizi de şaşırtmıyorsunuz. Dün hakaret ettiğiniz, tehdit ettiğiniz idam urganı fırlattığınız Erdoğan’la da dostsunuz, yarın ne olacağınız belli değil. Yine bu genelge de bir yüz karası genelgenin sizin imzanız ile yayınlanmış hali. 28 Şubat zihinlerdeki sancısını sürdürdükçe siz de 28 Şubat ile birlikte anılmaya devam edeceksiniz.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Sosyal Medyadan Paylaştı: Bahçeli’nin Kandilleri

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin talimatıyla kendisine gönderilen kandillere ilişkin bir videoyu sosyal medya hesabından paylaştı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, ‘Bahçeli’nin kandilleri’ notuyla paylaştığı videoda, “Sevgili halkım merhaba, burası genel merkezimizdeki makam odalarının hemen yanında bulunan küçük kütüphanemiz” ddedi.

Kılıçdaroğlu, videonun devamında ise şu ifadeleri kullandı:

“Biliyorsunuz elektrik faturalarını ödeyemeyenler için kendi şahsi faturamı ödememe protestomu başlatmıştım. Amacım ödeyemeyenlerin sesi olabilmektir. Elektriğimi kesmekle tehdit ediyorlar, Donacaksın diyorlar, karanlıkta kalacaksın diyorlar.

Bunlar beyhude çabalar. Her şeyi göze alarak yola çıktım. Bahçeli AK Parti sözcülerinden daha ateşli bir beşli çete savunucusu olup çıkıverdi. ‘Halkımız bu faturalarla acı çekiyor’ dedik diye tüm MHP teşkilatlarına kandil göndertti. Bakın gelenlerin hepsi kütüphanemizdeki masada. Koca MHP’yi ne hale getirdi, yazık.

Halk acı içinde Bahçeli 5’li çete savunmasında. Bahçeli, beşli çetenin karlarına savunadursun, bu iş nereye kadar gidecekse gitsin. İşte tam oraya kadar gideceğim ve zamlar geri çekilecek. Bu kandillerde hoş bir hatıra olarak müzemizde yerini alacak, Bahçeli kandilleri olarak.”

Paylaşın

Seçim Yasası, Mart’ın İlk Haftası TBMM’ye Geliyor

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Siyasi Partiler ve Seçim Yasası’nda uzlaştı. Teklif, Mart’ın ilk haftasında TBMM Genel Kurulu’na sunulacak. Yasayla seçim barajı yüzde 7’ye düşürülecek ve grup kurma şartı kaldırılacak.

AKP ile MHP’nin bir süredir üzerinde çalıştıkları Siyasi Partiler ve Seçim Yasası’nın Mart ayının ilk haftasında TBMM Genel Kurulu’na sunulması bekleniyor. DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre; AKP ve MHP’li yetkililerden edinilen bilgiye göre 15 maddelik teklif, seçim barajı ile seçimlere katılma yeterlilik şartlarından biri olan grup kurma şartı dışında çok önemli değişiklikler içermeyecek. İttifak içi baraj, daraltılmış bölge gibi konularda da değişikliğe gidilmeyecek. Teklifle yüzde 7’ye düşürülecek.

Grup kurma şartı kaldırılacak

Bir diğer önemli değişiklik ise grup kurma şartı ile ilgili olacak. Mevcut yasaya göre bir partinin seçimlere girebilmesi için 81 ilin en az yarısında, seçimden en az altı ay önce teşkilatlanmasını tamamlamış olması ya da TBMM’de grup kurmuş olması gerekiyor. 2018 yılındaki milletvekilliği seçimlerinde henüz teşkilatlanmasını tamamlayamamış olması, önünde engel oluşturan İYİ Parti, CHP’den 15 milletvekili ile seçimlere katılabilme yeterliliği elde etmişti. Yeni düzenleme ile, seçime katılma yeterliliklerinden birisi olan TBMM’de grup kurma şartı kaldırılacak. Yasa yürürlüğe girdiği takdirde partilerin seçime katılabilmesi için teşkilatlanmasını tamamlamış olması gerekecek.

Destici’nin sözleri tartışma yarattı

Bu arada Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’nin düzenlemeyle ilgili “Yüzde 7 maddesine oy vermem” çıkışı ise “Cumhur İttifakı içerisinde çatlak mı var?” sorusunu gündeme getirdi. Siyasal iletişim uzmanı İbrahim Uslu, “Bu çıkışın Cumhur İttifakı içerisinde bir sorun yaratacağını zannetmiyorum” dedi. Destici’nin itirazını değerlendiren Uslu, “Seçim barajı, parlamenter sistem içerisinde anlamlı” ifadesini kullandı. Barajın mantığının parlamentodan bir hükümet çıkarılmasına olanak sağlamak olduğunu belirten Uslu, “Baraj olmadığında çok sayıda parti parlamentoya giriyor o zaman da güvenoyu zorlaşıyor. Ancak, başkanlık sisteminde vatandaş, başkanı doğrudan seçtiği için hükümet parlamentodan çıkmıyor. Bu durumda baraj bu kadar yüksek olmamalı, hatta hiç olmamalı” diye konuştu.

“Krize dönüşmedi ancak gerilimden bahsedebiliriz”

Uslu, düzenleme ile ilgili ise AKP’nin iki değişikliğe odaklandığını ifade etti. Uslu, “Birincisi daraltılmış bölgeye geçmek, ikincisi de il ve ilçe seçim kurul başkanlarını istediği gibi atayabilmek” dedi. MHP’nin itirazı üzerine bu düzenlemelerden vazgeçildiğinin kamuoyuna yansıdığını kaydeden Uslu, şöyle devam etti: “Üzerinde durulması gereken nokta, AKP ve MHP bir yılı aşkın süredir bu yasa üzerinde çalışıyor. Bugüne kadar uzlaşılamamış olması da dikkat çekici. Anayasa paketi üzerinde iki hafta içerisinde anlaşmış iki partiden bahsediyoruz”. İki parti arasında bir uzlaşmazlık olduğunu belirten Uslu, “Bu uzlaşmazlık, krize dönüşmedi ancak iki parti arasında bu konuda bir gerilimden bahsedebiliriz” dedi.

Paylaşın