CHP’nin ‘İş Birliği’ Önerisi İYİ Parti’de Nasıl Yankılandı?

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, siyasi partiler de seçim çalışmalarına hız verdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i İYİ Parti Genel Merkezi’nde ziyaret etti.

İki liderin kurmaylarının da eşlik ettiği ve yaklaşık bir buçuk saat süren görüşmede CHP Lideri Özel, İYİ Parti Lideri Akşener’e yerel seçimlerde iş birliği teklif etti.

Özel, İYİ Parti’nin 81 ilde aday çıkarma kararına ‘sonsuz saygılı’ olduklarını, asla bu kararın çiğnenmesi gibi bir tutumlarının olamayacağını söyledi. Partisinin kurultayında delegenin CHP’ye yeni bir yol çizdiğine işaret eden Özel, kurultayın kendilerine verdiği sorumluluk ve heyecanla, seçim iş birliği için bu ziyareti gerçekleştirdiklerini ifade etti.

Yerel seçimler konusunda toplumun iki partiden de beklentisi olduğunu ifade eden Özel, Akşener’e “yerelde iş birlikleri” konusunda ne düşündüğünü sordu.

Akşener, Özel’in “seçim iş birliği” önerisine “olumlu veya olumsuz” bir görüş belirtmedi. İYİ Parti’nin başta MHP olmak üzere pek çok partinin aksine daha demokratik bir işleyişe sahip olduğunu belirten Akşener, bu konudaki kararı tek başına veremeyeceğini söyledi.

“Genel İdare Kurulu ne derse ben onu yapacağım” diyen Akşener, geçmişte masadan kalkması dahil tüm kararlarını da GİK’le birlikte aldığını anlattı. Partisinin Genel İdare Kurulu’nun 4 üyesi hariç tüm üyelerinin 81 ilde aday çıkarma kararını onayladığını hatırlatan Akşener, Özel’in önerisini GİK’e sunacağını söyledi.

Görüşmede Akşener, Özel’e iş birliği teklifine ilişkin nasıl bir model önerdiklerini de sordu. Özel, öncelikle İYİ Parti’nin “tek başına seçime girme kararını esnetip esnetmeyeceği” konusundaki tutumunu görmek istediği için, Akşener’le görüşmesinde somut bir iş birliği formülü sunmadı. GİK’ten olumlu bir karar çıkması halinde iki partinin ilgili genel başkan yardımcılarının bu doğrultuda bir çalışma yapabileceklerini ifade etti.

Görüşmede İYİ Parti heyeti, Özgür Özel’in adaylaştıracağını açıkladığı İstanbul, Ankara ve Aydın belediyelerini hatırlattı ve bu konudaki tutumunu sordu. Özel, bu açıklamanın arkasında olduklarını, onun haricinde bütün seçim bölgelerini birlikte değerlendirmeye açık olduklarını ifade etti.

Bunun üzerine Akşener, kendisine eşlik eden parti yöneticilerinin de onayını alarak CHP’nin önerisini pazartesi günü GİK’in onayına sunacağını ve olumlu veya olumsuz alınan kararı bildireceklerini ifade etti.

Görüşmede 14-28 Mayıs seçimlerindeki ittifak süreci, süreçte yapılan hatalar da gündeme geldi. Özel de Akşener de, iş birliği olsun olmasın bundan sonraki tüm süreçlerin şeffaf ve güven esaslı olması gerektiğini söyledi.

CHP’nin iş birliği teklifinin ardından 31 Mart yerel seçimlerine “hür ve müstakil” olarak girme kararı alan İYİ Parti’nin bu kararını değiştirip değiştirmeyeceği merak konusu. İYİ Parti kurmayları, GİK toplantısına kadar geçen süreçte gerek Akşener, gerek milletvekilleri ve yöneticilerin geniş kapsamlı “istişare” yürüteceğini ifade etti.

İyi parti yerel seçimler kararını değiştirir mi?

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın aktardığına göre; CHP’li kurmaylar, Türkiye demokrasisi ve yerel seçim başarısı için güçlü bir adım attıklarını düşünürken, bir CHP’li yönetici şu ifadeleri kullandı:

“Hepimiz cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak için yola çıktık ve CHP de İYİ Parti de kazanılması için büyük çaba sarf etti. Ama olmadı. Bu süreçle ilgili onların kırgın olduğu hususlar izlenimi aldık. Bizim de elbette kırgın olduğumuz hususlar oldu. Ama gördüğümüz, herkes o hatalardan ders çıkardı.”

İYİ Parti yönetimindeki pek çok isim “hür ve müstakil İYİ Parti” kararının doğru karar olduğunu düşünüyor. GİK’in neredeyse oybirliğiyle aldığı karardan geri dönmesinin kolay olmayacağını belirten bazı İYİ Parti kurmayları, “2 ay önce ne söylediysek, yine aynı karar çıkacaktır, çünkü şu ana kadar o kararı değiştirmemizi gerektirecek bir durum yok” görüşünü dile getiriyor.

İYİ Parti’nin iktidar alternatifi olmak için tek başına seçime girme kararı aldığını belirten kurmaylar, “Dik durmamız lazım. Biz kararımızı değiştirirsek, belki kamuoyu rahatlar, teşkilatlar rahatlar ama Türkiye’de yönetim değişmez. Bizim önceliğimiz Türkiye” görüşünü dile getiriyor.

İYİ Partili kurmaylar, 81 ilde aday çıkarma kararından bir vazgeçiş olursa, bunun Türkiye için daha hayırlı bir karar olduğuna kanaat getirilirse de parti disiplini gereği bu karara uyacaklarını ifade ediyor.

Paylaşın

Özel İle Akşener Görüştü: Akşener, ‘İş Birliği’ Teklifini GİK’e Götürecek

İYİ Parti Genel Merkezi’nde Meral Akşener ile görüşen CHP Lideri Özgür Özel, Akşener’e 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde iş birliği yapılmasını teklif etti. Akşener ise Özel’in teklifini partisinin Genel İdare Kurulu’na taşıyacağını söyledi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile İYİ Parti Genel Merkezi’nde bir araya geldi. CHP Lideri Özel ve İYİ Parti Lideri Akşener görüşme sonrası ortak basın açıklamasında bulundu.

Akşener’e 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde iş birliği yapılmasını teklif eden Özgür Özel, basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Sayın basın mensupları, hepinize Cumhuriyet Halk Partisi heyeti adına teşekkür ediyoruz bugüne gösterdiğiniz ilgi için. Sayın Genel Başkanımızdan randevu talep etmiştik, sağ olsunlar en kısa sürede talebimizi karşıladılar, heyetimizi heyetleriyle birlikte ağırladılar.

Yaptığımız görüşmede tabii ki, çok önemli değerlendirmeler yaptık ama ziyaretimizin özü ve özeti şuydu: İYİ Partinin kamuoyunca da bilinen, bizim tarafımızdan da saygıyla karşılanan bir Genel İdare Kurulu kararıyla tüm seçim bölgelerinde yerel seçime kendi adaylarıyla girmeleri noktasında bir irade beyanları, alınmış bir kararları vardı.

Biz bu ziyaretimizde, bu karara saygılı olduğumuzu, o yüzden yerel seçimlere yönelik bir somut teklifle değil ancak yerel seçimlerde, daha önceden de ifade etmiştim, Sayın Genel Başkanıma da ifade ettim… İttifak kelimesi yoruldu. İttifak kelimesi kalabalıkları, uzun süren toplantıları çağrıştırıyor. Ama yerel seçim biraz daha esnekliği, hızlı karar vermeyi ve ikili işbirliklerini gerektiriyor.

Biz, İYİ Partiye önümüzdeki yerel seçimde, yerel seçime yönelik olarak işbirliği içinde olup olamayacağımızı, böyle bir kararın, Genel İdare Kurulu kararının yeniden bu konuda Genel İdare Kurulu tarafından gözden geçirilip geçirilemeyeceğini, bizim alınmış kararlara saygılı olduğumuzu ama eğer mümkün olursa bundan sonraki süreçte yerel seçime yönelik bir işbirliği için partilerimizin görevlendireceği kişilerin birlikte çalışma imkânının yaratılıp yaratılamayacağını sorduk ve Sayın Genel Başkanımızdan bu konuda bir cevap aldık.

Ben sözü burada sonlandırıyorum ve nazik ev sahiplikleri için çok teşekkür ediyorum.”

“İnşallah her şey Türkiye için iyi olur”

Özel’in “iş birliği” teklifini partisinin Genel İdare Kurulu’na taşıyacağını söyleyen Meral Akşener ise, şu ifadeleri kullandı:

“Estağfurullah. Öncelikle tekrar hayırlı olsun Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığınız. Başarılar diliyorum. Allah utandırmasın.

Evet, Sayın Genel Başkanımızın, Sayın Özel’in söyledikleri doğrudur. O konuyu anlattı. Bizim bir kararımız var, işte 81 ilde tek başımıza seçime girmek şeklinde. O konuyu Genel İdare Kuruluna, tekrar bizim iki siyasi parti olarak hiç değilse bazı yerlerde birlikte işbirliği yapabilir miyiz sorusunu, bir soruyu acaba Genel İdare Kuruluna tekrar bu soruyu götürebilir misiniz? Özü bu esasında özetlersem.

Biz de arkadaşlarımızla kendilerinin yanında da konuştuk; onların arkadaşları, bizim arkadaşlarımızın yanında. Pazartesi günü biz doğal olarak GİK’imizi toplayacaktık zaten. Orada bu soruyu Genel İdare Kurulumuza soracağız. Onlar nasıl bir cevap verecek o zaman göreceğiz.

Ziyaretleri için çok teşekkür ediyorum. İnşallah her şey Türkiye için iyi olur. Size tekrar başarılar diliyorum.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: Özdağ’dan Akşener’e İttifak Teklifi

Yerel seçimlerde İYİ Parti’ye ittifak çağrısında bulunan Zafer Partisi Lideri Özdağ, “AK Parti ve CHP merkezli siyaset yapılanmasını, Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine sarsılmaz bir inanç temelinde kurulacak Zafer Partisi-İYİ Parti ittifakı etrafında oluşacak büyük bir vatansever, Atatürkçü, Türk milliyetçisi seçmen gücünün yaratacağı sinerji ile dağıtarak mevcut ikili kutuplaşmayı kıralım” dedi.

Haber Merkezi / Ümit Özdağ, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimlere ittifaksız girme kararı lan İYİ Parti’ye yaptığı ittifak çağrısının devamında, “CHP’nin ziyareti ve size yönelik belirli grupların baskısını bildiğimiz için bu ziyaret öncesinde öyle kapalı kapılar ardında değil bütün Türk Milleti’nin önünde Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliği ittifakı öneriyoruz” ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener‘e hitaben bir açıklamada bulunarak yerel seçimler için ittifak kurma çağrısında bulundu. Özdağ, açıklamasında şunları söyledi:

“Sayın Akşener, yarın sizi Atatürk çizgisinde Türk milliyetçisi Zafer Partisi’nin ortaya koyduğu, Atatürk’ün belirlediği devletin kuruluş felsefesini savunan protokolü değil, Öcalan’ın belirlediği eşit yurttaşlık adı altında federasyon ve bölünmeyi savunan HDP’nin yaklaşımını desteklediğini açıklayan Yeni CHP’nin yeni genel başkanı Özgür Özel ziyaret edecekmiş.

Özgür bey sizi ziyaret etmeden önce bir el öpme ziyareti yaptı ve sonra Ergenekon’da FETÖ ile işbirliği yaparak Türk ordusuna kurulan kumpasa destek olan, bulduğu her fırsatta Türk devleti ve milletine saldıran TTB başkanı olan zatın ziyaretini kabul etti.

Sayın Özel, terörle mücadele çerçevesinde kayyum atanan belediye başkanlıkları konusunu “Kürt seçmenin” seçme hakkının elinden alınması olarak ortaya koyarak çok tehlikeli sulara girdi. Sayın Özel yarın sizi HDP ile yaptığı yeni ittifaka davet edecek. Ve Sizden muhtemelen seçim işbirliği çerçevesinde bazı illerde CHP’nin İYİ Parti’yi desteklemesi karşılığında Ankara ve İstanbul için destek isteyecek.

Sayın Akşener, sizi 2019 yerel seçimlerinden önce Cumhur ittifakının da dağıldığı bir ortamda CHP ile ittifak yapmama konusunda yazılı ve sözlü olarak uyarmıştım. Bu ittifakın İYİ Parti’yi HDP ile ittifak suçlaması ile karşı karşıya getireceğini ifade etmiştim. O zaman dinlemediniz. CHP ile İttifak yaptınız ve Cumhur ittifakının da kurulmasına vesile oldunuz.

2019 seçimleri sürecinde Kars konusunda Sizi 3 kez rica ederek, İYİ Parti adayını geri çekme konusunda uyardım, adayımızı çekmezsek HDP kazanacak dedim. Ve HDP Kars’ta seçimleri kazandı. Siz de seçim sonrasında ‘İYİ Parti yerel seçimlerden çırak çıkmıştır’ dediniz.

Sayın Akşener, 2023 seçimlerine giderken Zafer Partisi Nisan 2022’de Mansur Yavaş’ı Cumhurbaşkanı adaylığı için ‘kazanacak aday’ olarak açıkladı. Siz aynı açıklamayı yapmak için 9 ay beklediniz. CHP, Yavaş’ın adaylığına karşı çıkınca size çağrıda bulunarak Mansur Yavaş’ı Zafer Partisi ve İYİ Parti’nin ortak adayı olarak göstermeyi önerdim. Duymamazlıktan geldiniz. Oysa dinlese idiniz Türk siyasetinde yeni bir ufuk açılabilirdi.

“Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliği ittifakı öneriyoruz”

Sayın Akşener, şimdi gelmiş olduğumuz noktada bir daha İYİ Parti’ye gönül vermiş samimi Türk milliyetçilerini, Atatürkçüleri, vatanseverleri HDP ile ittifak içerisine sürüklemeyin. Ancak onları Cumhur İttifakı karşısında da çaresizliğe de sürüklemeyin. Cumhur ittifakının yeniden kurulmasına neden olduğunuz için Size bu konuda büyük sorumluluk düşüyor. Gelin, bazı önemli noktalardaki anlaşmazlıklarımızı sonra çözülmek veya çözülmemek üzere erteleyelim.

AK Parti ve CHP merkezli siyaset yapılanmasını Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine sarsılmaz bir inanç temelinde kurulacak Zafer Partisi-İYİ Parti ittifakı etrafında oluşacak büyük bir vatansever, Atatürkçü, Türk milliyetçisi seçmen gücünün yaratacağı sinerji ile dağıtarak mevcut ikili kutuplaşmayı kıralım. Zafer-İYİ ittifakı etrafında bir çok parti, grup ve etkin siyasetçi bir araya gelecektir.

Bu konuyu bir süredir değerlendiriyoruz. Zafer Partisi’nin son GİK toplantısında tekrar ele aldık, tartıştık. Sonra daha küçük gruplar ile de tartışmalarımızı sürdürdük. Size bu teklifi İYİ Parti’nin parti içi tartışmalarının yatışmasından sonra uygun bir ortamda iletmeyi düşünüyorduk. Ancak CHP’nin ziyareti ve size yönelik belirli grupların baskısını bildiğimiz için bu ziyaret öncesinde öyle kapalı kapılar ardında değil bütün Türk Milleti’nin önünde Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliği ittifakı öneriyoruz”

Paylaşın

Akşener: İYİ Parti’yi, Şer Odaklarını Mutlu Etmek İçin Kurmadık

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “İYİ Parti’nin kurulması; iktidarından muhalefetine, siyasetinden, medyasına; milleti, 5 yılda bir oy veren, marabalar olarak gören; son 20 yılda, kutuplaşmanın konforuna, iyice alışan; siyasi rant şımarığı, ne kadar şer odağı varsa; hepsinin rahatını bozdu” dedi ve ekledi:

“Türkiye’de siyaseti, kendince dizayn etmeye çalışan; kutup siyasetinden nemalanan, kim varsa; hedefinde her zaman, İYİ Parti oldu. Kurulduğumuz günden beri; İYİ Parti’nin, sağından solundan çekiştirip; bize istikamet çizmeye çalışanlar, hep oldu. İYİ Parti’nin sırtından, kurban kesmek isteyenler, hep oldu. Bugün geldiğimiz noktada, görüyoruz ki; Olmaya da devam edecek…”

Akşener, konuşmasının devamında, “Varsın, olsun…Biz, İYİ Parti’yi; muhtelif şer odaklarını, mutlu etmek için kurmadık. Biz, İYİ Parti’yi; Milletimizi mutlu etmek için kurduk. Onun için de; İlk günkü gibi, milletin emrinde çalışmaya devam edeceğiz! Ülkemizde siyasetin yaşadığı tıkanıklığa karşı; yeni, hür ve müstakil bir zemin inşa etmek için; tüm gücümüzle mücadele etmeye, devam edeceğiz! Kutup siyasetine sıkıştırılıp; birbirinin, karşısına dikilen milletimiz için; bir çıkış yolu olmaya devam edeceğiz!” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki haftalık grup toplantısında konuştu. Meral Akşener’in konuşmasından satır başları şöyle:

“25 Kasım, Kadına Şiddete Karşı, Uluslararası Mücadele Günü’ydü…Ülkemizdeki birçok mesele gibi; kadın ve kadına yönelik şiddet meselesi de; ne yazık ki, sadece böyle özel günlerde hatırlanıyor.

Ancak maalesef; Türkiye’de, son 10 ayda, 364 kadın öldürüldü…Her gün, ülkemizin dört bir yanından;artık, sokak ortalarına kadar taşan; kadına yönelik şiddet görüntüleri geliyor… Çocuklarımız bile; şiddetin, tacizin, tecavüzün, mağduru oluyor… Boşanmalar çığ gibi artıyor, aile yapımız sarsılıyor… Ve şiddetin, bundaki payı da maalesef büyük…

Çok değil; daha bu haftanın başında; Ankara’da bir kadın; eşi tarafından, vurularak öldürüldü. İstanbul’da bir başka kadın ise; çocuklarının gözleri önünde katledildi. Adana’dan, Çankırı’dan, Kocaeli’nden, Muğla’dan; Memleketin dört bir yanından; her gün, yeni bir kadın cinayeti haberi alıyoruz…

Ülkemizde kadınlar artık; “şiddet, ne zaman kapımı çalacak?” bekleyişiyle yaşıyor… Evde, işte, sokakta, her yerde; “ya sıradaki ben olursam” tedirginliğiyle yaşıyor… Akşam saatlerinde, tek başına kaldığı zaman; can güvenliğinin korkusuyla yaşıyor…

Tüm bu acılar yaşanırken; Tablo, bu derece vahimken; Sayın Erdoğan ise, çıkıp; “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmemizin; kadın hakları ve şiddetle mücadeleye, en küçük olumsuz bir etkisi olmamıştır.” diyerek açıklama yapıyor. Gerçekten inanılır gibi değil…

Bu sorumsuz açıklama karşısında; ben de buradan, kendisine seslenmek istiyorum: Madem öyle; O zaman; İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmemizin; kadınlar üzerinde, nasıl olumlu bir etkisi oldu, çık, onu da açıkla.

Her gün, yeni bir kadın, cinayete kurban giderken; Ak Parti iktidarı olarak, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek; cinayetleri durdurabildiniz mi; onu da açıkla. Her gün yeni bir kadın, şiddete maruz kalırken; İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek, bu şiddete mani olabildiniz mi; onu da açıkla.

Her gün, yeni bir aile içi vahşete şahit olurken; İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek, aile içi huzuru sağlayabildiniz mi; onu da açıkla. Kadınlar, her gün bir yenisi eklenen, korkularla yaşarken; İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek, kadınları koruyabildiniz mi; onu da açıkla.

Değerli dava arkadaşlarım; Bu soruların hepsinin cevabı, “Hayır”. En ufak bir adım bile atmadılar. Peki sonuç ne oldu? Sonuç; 2022 yılında, 334 kadın, şiddet yüzünden, hayatını kaybederken; 2023’ün bitmesine, 1 ay kala, bu sayı 364’e çıktı! Üstelik; Daha kaç kadını, kaybedeceğimizi bilmiyoruz! Daha kaç kadının, şiddet altında yaşamaya çalıştığını bilmiyoruz! Daha kaç kadının, çaresizce ölümü beklediğini bilmiyoruz! Daha kaç kadının, baskı ve tehditlerle, mücadele ettiğini bilmiyoruz!

Ama bildiğimiz bir şey var ki, o da; Kadın düşmanı bir azınlığı tatmin etmek için; Kadın haklarından taviz veren, kirli bir anlayışla; hiçbir şeyi değiştiremezsiniz! Ahlakı, kadın bedeni üzerinden tanımlayan; bu çürük zihniyete, yol verdiğiniz müddetçe; hiçbir şeyi değiştiremezsiniz!

Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz hafta, Merkez Bankası, faiz oranını, yüzde 40 seviyesine çıkardı. Hatırlayın; bundan 2 buçuk yıl önce, dönemin Merkez Bankası Başkanı; faizleri yüzde 19’a çıkardığı için, görevden alınmıştı. Dün; yüzde 19 faiz, kabul edilemez bulunuyordu; Bugün; yüzde 40 faiz, adeta alkışlanıyor… “Neredeen nereyee” değil mi?

Ülkemiz, bu akıl tutulması sürecinde, hem zaman, hem de para kaybetti. Ve işin acısı, kaybetmeye de devam ediyor. Ne zaman ki, tüm yetkileri, tek kişinin keyfine devreden, bu ucube sisteme geçtik; İşte, o gün bugündür; Ekonomimiz, dikiş tutmuyor.

Enflasyonda, rekordan rekora koşuyoruz. Pula dönen, Türk lirasının değeri, her gün biraz daha düşüyor. Gıdadan, temel ihtiyaçlara kadar, tüm ürünlerin fiyatı, her gün katlanıyor. Kiralar, 10 katına çıkarken; artık emekli maaşıyla kiralanabilecek, ev bile bulunmuyor.

Bunun lamı cimi yok. Hakikat, tüm çıplaklığıyla önümüzde duruyor: Eğer bugün, ülkemizde, geçim sıkıntısı varsa; bu, Ak Parti’nin eseridir. Eğer bugün, insanlarımız; en temel ihtiyaçlarını almak için, 40 kere düşünmek zorunda kalıyorsa; bu, Ak Parti’nin eseridir. Eğer bugün; kiracılar, ev sahipleriyle, davalık oluyorsa; her gün, bir adli vaka haberi alıryorsak; bu, Ak Parti’nin eseridir!

İşte, 85 milyonun rızkını çalıp; lüks içinde yüzen, küçük bir azınlığa veren; ve hukukta cezası olmayan, bu soygunun adı; enflasyondur!

Enflasyon oranında zam alınca; enflasyona karşı korunduğunu zannedersin; ama aslında yoksullaşırsın. Çünkü; Devlet her ay, vergi gelirini artırır. Zam üstüne zam yapanlar, her ay kârını artırır Ama dönüp size derler ki; “Sen 6 ay boyunca artan fiyatlar altında ezil; sonra sana zam yapacağız.”

Hatta; belli ki, bu zulüm bile, iktidara yetmemiş olacak; geçen hafta, yeni bir rezalete daha imza attılar. Çalışma Bakanı çıktı; ve asgari ücretin, artık yılda bir defa belirleneceğini söyledi. Üstelik bunu, “Çalışanlarımızı enflasyona, ezdirmemek için yapmalıyız.” dedi. Şu utanmazlığa bakar mısınız?

Türk-İş verilerine göre, Kasım’da açlık sınırı 14 bin 25 liraya, bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti” ise aylık 18 bin 239 lira olmuş. Dört kişilik bir aile için 45 bin 686 liraya ulaşan yoksulluk sınırı, 11 bin 402 liralık asgari ücretin dört katını aşmış.

Temmuz ayındaki asgari ücret bugün 4 ay sonra açlık sınırının %20 altına inmiş, asgari ücret ailenin yoksulluk sınırının 3,3 katı iken bugün 4 katını aşmış. Asgari ücretli açlığa mahkum, ailesi de yoksulluğa mecbur hale getirilmiş. Böyle bir tablo karşısında çıkmışlar asgari ücreti yılda bir defa belirleyeceklerini söyleyebiliyorlar. İşte utanmazlık budur…

Yüksek enflasyon dönemlerinde; ücret ve maaş ayarlamaları, ne kadar sık yapılırsa; çalışanlar ve emekliler, enflasyona karşı, o kadar korunmuş olur.

Ama biz, tam olarak bu nedenle; “Böylesine yüksek bir enflasyonda; asgari ücreti, memur maaşlarını, emekli aylıklarını; yılda 2 defa, güncellemek yetmez; bu sayı, dörde çıkartılmalı.” derken; Sayın Bakan, bunun, bir de “asgari ücretliler için”, yılda bir defaya düşürüleceğini söylüyor. Böyle bir insafsızlık olabilir mi?

Enflasyonun karşısında, ne kadar zam alırsa alsın; daha 1 aya kalmadan, maaşlar erirken; şimdi, 1 yıl boyunca, milletimiz ne yapacak? Her şeye, her ay zam gelirken; 12 ay boyunca, aynı maaşla, nasıl idare edecek? Böyle bir vicdansızlık olabilir mi?

Madem, bir yerlerden kısmanız gerekiyor; O zaman, bir zahmet, kendinizden kısın! Biraz da, siz tasarruf edin! Biraz da, siz kemer sıkın! Artık biraz da, siz sorumluluk alın! Artık biraz da, siz bedel ödeyin! Bu milletin boğazından da, artık elinizi çekin!

Depremin üzerinden, 9 ay geçti… Bugün; deprem riskine, dikkat çekmek için çırpınan, birkaç bilim insanı dışında; depremi konuşan, hemen hiç kimse kalmadı. Hatta, iktidarın bütçe planında: Her an olabilecek, Marmara Depremine karşı bir hazırlık yok. Her an olabilecek, İzmir depremine karşı bir hazırlık yok. Her an olabilecek, Bingöl depremine karşı da bir hazırlık yok.

Olası Marmara depreminde; sadece İstanbul’da; yıkılması öngörülen, on binlerce bina var; ama insanlarımız, bu betondan tabutlarda, oturmaya devam ediyor. Allah korusun, yeni bir felaket yaşamamız, an meselesi; ama hiçbir hazırlık yok…

Bir yanda, bomboş arazilerimiz var. Bir yanda, övündüğümüz inşaat sektörümüz var. Bir yanda, demir çelik sektörümüz var. Bir yanda, çimento fabrikalarımız var. Mimarımız var, mühendisimiz var. Yani; insanlarımızı, geliyorum diyen felaketten korumak için her şeyimiz var; Ama; gerekeni yapacak ciddiyette; Gerekeni yapacak liyakatte; Gerekeni yapacak basirette, bir iktidar yok…

21 yıllık iktidarı boyunca, Ak Parti; ülkemizin her yanını, depreme hazır hâle getirebilirdi. Ellerinde, böyle bir imkân vardı. Ama hazırlık bir yana, deprem gerçeğini ciddiye alan, ne bir bakan, ne de bir belediye başkanı göremedik. Aksine rant meraklısı bir zihniyetle; kural tanımaz bir şekilde; ellerini attıkları her yeri, imara açtılar. 21 yılda, rant için kesmedikleri ağaç, çökmedikleri arazi kalmadı.

Kahramanmaraş, Hatay ve Malatya; AK Parti döneminde, büyükşehir yapıldı. Ve bu bölgelerde, deprem olabileceği; bilim insanlarımız tarafından, defalarca söylenmişti. Yani; depremin geleceği biliniyordu. Ama Malatya’da, tarım arazilerine; kayısı bahçelerinin olduğu alanlara; yüksek katlı konutlar inşa edildi. Nurdağı gibi, nüfusu sadece 50 bin olan, bir ilçemize, 10 katlık imar izinleri verildi. Böyle bir aymazlık, böyle bir şuursuzluk olabilir mi?

Kuralsızlığı, kanunsuzluğu, artık bir alışkanlık hâline getiren bir iktidarla; imar mevzuatlarını tartışmayı, elbette gereksiz buluyorum. İşi verenin, yapanın ve denetleyenin, aynı dereden sulandığı bir ortamda, yapılacak iş; mevzuat tartışmak değil; rant şebekelerini, belediyelerin dışına itmektir. Ve önümüzdeki yerel seçimler de; şehirlerimizi, bu yolsuzluk sarmalından kurtarmak için, büyük bir fırsattır.

İşte biz, İYİ Parti olarak; bu kutlu göreve talibiz! İYİ Belediyecilik vizyonumuzla, milletimize; her şeyden önce, yaşayan ve yaşatan, şehirler inşa edeceğiz. Can ve mal güvenliğini esas alan, şehircilik anlayışımızla; deprem risklerini, proaktif olarak yönetebilen; sağlık, gıda, ulaşım ve barınma imkanlarına sahip; afetlere dirençli kentler inşa edeceğiz.

“Felaket değil, tedbirsizlik öldürür.” düşüncesiyle; deprem, su baskını, sel ve orman yangınları gibi tüm afetlerde; milletimizin sağlık ve refahını güvence altına alacağız.

Depremin, ulusal boyuttaki olumsuz ekonomik etkilerini; ancak, yerel ekonomileri güçlendirerek azaltabiliriz. Bu nedenle; Yetkiyi devraldığımız, her şehrimizde; ulusal ve uluslararası kaynaklardan da yararlanıp; yerele özgü özellikleri de, dikkate alarak; “risk, afet, fırsat, dayanıklılık” anlayışımızla; depreme dirençli, sürdürülebilir, kent ekonomileri oluşturacağız.

Yöneteceğimiz şehirlerde, kaçak ve çürük yapılara, kesinlikle izin vermeyeceğiz. Yapılan plan değişiklikleri üzerinden; birilerinin haksız kazanç elde etmesine, engel olacağız.

Buradan, tüm belediye başkan adaylarımıza sesleniyorum: Öncelikle hepiniz; İYİ belediyecilik vizyonumuzla, işinizi en iyi şekilde yapacaksınız. Kimsenin baskısına, boyun eğmeyeceksiniz. Ranta, yolsuzluğa prim vermeyeceksiniz. İşe alım yaparken, liyakat dışında hiçbir kritere bakmayacaksınız.

“İYİ Parti’yi; Milletimizi mutlu etmek için kurduk”

İYİ Parti’nin kurulması; iktidarından muhalefetine, siyasetinden, medyasına; milleti, 5 yılda bir oy veren, marabalar olarak gören; son 20 yılda, kutuplaşmanın konforuna, iyice alışan; siyasi rant şımarığı, ne kadar şer odağı varsa; hepsinin rahatını bozdu. Türkiye’de siyaseti, kendince dizayn etmeye çalışan; kutup siyasetinden nemalanan, kim varsa; hedefinde her zaman, İYİ Parti oldu.

Kurulduğumuz günden beri; İYİ Parti’nin, sağından solundan çekiştirip; bize istikamet çizmeye çalışanlar, hep oldu. İYİ Parti’nin sırtından, kurban kesmek isteyenler, hep oldu. Bugün geldiğimiz noktada, görüyoruz ki; Olmaya da devam edecek…

Varsın, olsun…Biz, İYİ Parti’yi; muhtelif şer odaklarını, mutlu etmek için kurmadık. Biz, İYİ Parti’yi; Milletimizi mutlu etmek için kurduk. Onun için de; İlk günkü gibi, milletin emrinde çalışmaya devam edeceğiz! Ülkemizde siyasetin yaşadığı tıkanıklığa karşı; yeni, hür ve müstakil bir zemin inşa etmek için; tüm gücümüzle mücadele etmeye, devam edeceğiz! Kutup siyasetine sıkıştırılıp; birbirinin, karşısına dikilen milletimiz için; bir çıkış yolu olmaya devam edeceğiz!

Kimse kusura bakmasın; Birilerinin keyfini kaçırmaya, rahatını bozmaya, heveslerini kursaklarında bırakmaya, aynen devam edeceğiz! Dün; bu iktidara karşı, hiçbir başarı gösterememiş olanlar; Bugün; kendi sebep oldukları başarısızlığın faturasını, İYİ Parti’ye kesmeye çalışıyorlar.

Kurdukları, “Al gülüm, ver gülüm” çarkına, çomak sokulsun istemiyorlar. İşte bu yüzden de; Dün, yüzde 60 borazanlığı yapanlar; bugün çıkıp utanmadan, İYİ Parti analizleri kasıyorlar. Ancak şunu unutuyorlar ki; Onların attığı çamur, bize yapışmaz. Onların sürdüğü balçık, İYİ Parti güneşini sıvayamaz. Onların estirdikleri fırtınalar, bizden, toz dışında bir şey alamaz!

Bugüne kadar olduğu gibi, bugünden sonra da; Kendi günahlarını, saklamak isteyenlerin; İYİ Parti’yi özne yapmasına izin vermeyeceğiz! Türkiye’nin geleceğini; Marjinal akımlara; Şer odaklarına; Rant şebekelerine; Cumhuriyet’le, Atatürk’le, Türk milletiyle problemi olanlara; teslim etmeyeceğiz! Tüm engellere, iftiralara, dedikodulara rağmen; İYİ Parti olarak; Türkiye’yi, Demokratik Millî Yükselişine, mutlaka kavuşturacağız!”

Paylaşın

Akşener, CHP Lideri Özel İle Görüşecek Mi? İYİ Parti’den Açıklama

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girme kararı alan İYİ Parti’de sözcü Kürşad Zorlu, Meral Akşener ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in hafta içinde görüşeceğine yönelik iddialara ilişkin, Özgür Özel’in randevu talebi olmadığını söyledi.

Özgür Özel’in “İstanbul’da sadece CHP’lilerin oylarıyla kazanmadık. Bir ittifakımız vardı. İstanbul’a iyi geldi” şeklindeki sözlerini de değerlendiren Kürşat Zorlu, “İfade edenler için söylemiyorum ama doğru bilgilerin kamuoyuna yansıdığını görmekten mutlu oluyoruz” dedi.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, Başkanlık Divanı toplantısı ardından basın toplantısı düzenledi.

Milletvekillerinin de katılımıyla gerçekleşen toplantıda, İsveç’in olası NATO üyeliğinin yanı sıra yerel seçim hazırlıklarının masaya yatırıldığını söyleyen Zorlu, “İYİ Parti, 81 ilde aday çıkarma kararının ardından Eskişehir, İzmir ve Kahramanmaraş’ta büyükşehir belediye başkan adaylarımızı belirledik. 4 ilde, 40 ilçede ve beldelerle birlikte toplam 59 yerleşim yerinde adaylarımızı belirlemiş oluyoruz. Bu hafta da değişiklik olmazsa 12 adayımızı paylaşacağız” dedi.

Zorlu’ya Genel Başkan Meral Akşener’in, “Oteli olan polis müdürleri var. O otellerde fuhuşun ötesi öksüz kızlar çalıştırılıyor” açıklamasının ardından partiden istifa eden Ankara Milletvekili Adnan Beker’in sözleri de soruldu. Zorlu, “Sayın Beker’le nasıl ilişkilendirildiğine ben de anlam veremedim. Çok net bir şekilde söyleyeyim; konunun onunla bir ilişkisi yok. Konu zaten çok hassas bir süreçte olduğu için, belirli yönlerini kamuoyu ile paylaştık. İncelemeler bakanlık tarafından devam ediyor. Bizim açıklamamız sonrası bir açıklama da gelmedi. Güvenlik birimlerimizin hassasiyetle takip ettiği bu sürecin çözümlenmesi için sessizliğimizi korumak arzusundayız” yanıtını verdi.

Eski Avrasya Araştırma Başkanı Kemal Özkiraz’ın “Anketlerde İYİ Parti’yi yüksek göstermem için Ümit Dikbayır para teklif etti” şeklindeki iddiası sorulan Zorlu şunları söyledi: “Benim çok beğendiğim bir kavram var; Rızanın imalatı. Noam Chomsky’nin bir eseri. Bugüne uyarladığımızda yaşadığımız gelişmeler karşısında bu kavramı dönüştürebiliriz. ‘İftiranın imalatı’ Bahsettiğiniz o iddia, iddia edilen kişi tarafından böyle bir şey olmadığı yönünde cevaplandırıldı.

Asıl önemlisi, bu iftiraları düzenleyen ve servis edenlerin; seçim öncesinde, bu seçimin nasıl kazanılmaması yönünde anketler ürettiklerini, bunları topluma nasıl sunduklarını tek tek izah etmeye vaktim yetmez. Bunlara hiç gerek yok. Biz seçimlere yönelik yüzleşmesini yapmış yegane partiyiz. Sayın Genel Başkanımız kongre konuşmasında, sonra 26 Ağustos’taki konuşmasında açıkça söyledi; hatamız, eksikliğimiz yönünde de özür diledi. Bunlarda bir sorun yok ama bir gerçek var. CHP Kongresi’nde de ortaya çıkmış bir gerçek var.”

İYİ Parti’nin yerel seçimlere yönelik kararı kapsamında özellikle Ankara ve İstanbul için bir geri dönüş olup olmayacağı sorulan Zorlu, “Genel İdare Kurulumuzun almış olduğu bir karar var. Siyasi partiler yetkili organları eliyle, onların aldığı kararların hayata geçirilmesiyle idare edilir. Biz de bu esas üzerinden kararımızı en etkin biçimde hayata geçirmek için çalışmalarımızı yürütüyoruz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in hafta içinde görüşeceğine yönelik iddialar sorulan Zorlu, CHP Genel Başkanı Özel’in randevu talebi olmadığını söyledi.

İYİ Parti’ye yönelik iddiaların yargıya taşınıp taşınmayacağı sorulan Zorlu, “Sayın Dikbayır’ın iddiaları çerçevesinde çok fazla bir değerlendirme yapmayacağım. Partimizin kuruculuğunu yapmış birisi. Bu konuyla ilgili Disiplin Kurulu süreci devam ediyor. Tebliğname yapıldı. Bugün veya yarın ulaşabilir. Sonrasında bir savunma süresi var. Kendi mecrasında yürüyen, mahremiyeti olan bir konu olduğu için de sürecin içeriğine yönelik bir bilgi vermem doğru olmaz” dedi.

Akşener’in oğlu Fatih Akşener ile ilgili iddialara da değinen Zorlu şunları söyledi: “39 yaşında, kendisini çok iyi yetiştirmiş bir Türk evladından bahsediyoruz. İddiaların karşılıklı olmasından dolayı söylemiyorum. Sayın Genel Başkanımızın birebir ailesiyle ilgili olduğu için cevaplama yoluna gidiyoruz. Genel Başkanımız, bir kadın ve bir anne. Fatih Bey de bizim için çok değerli. Her bir milletvekilimizin, her bir divan üyemizin öteden beri görüştüğü; farklı temalarla dostluk ilişkisi içinde, abi-kardeş ilişkisi içerisinde görüş alışverişi yaptığımız bir kişi. Her şeyden önce bizim bir emanetimiz.

Fatih Bey’in yetkinliğini burada sorgulamak durumunda değilim ama ortaya koyduğu değerlendirmelerin de çok önemli olduğu kanaatindeyim. Burada para dağıtılması ifadesi kullanıldı. O süreçte bizim 2 milletvekilimiz, gerektiğinde isimlerini de açıklarım; gönüllülük esasına ilişkin olarak, kampanya ekibini yürüten çok geniş bir ekibimiz vardı. Onların bazılarına, bazı öncü ekip liderlerine verilmiş bir katkı.

Bunun hesap noktasında da verilemeyecek hiçbir yanı yok. Her şey ortada. Bu günlerde bazı televizyon programlarında bazı kişiler tarafından döndürülüp döndürülüp sunulmaya çalışılıyor. Fatih Bey, bu parti kurulduğu için, bu milletin karşısına bu parti ve bu vizyon çıkarıldığı için kapılar suratına kapatılmış bir arkadaşımız. Bunları konuşmaya bile gerek yok. Türkiye’nin açlık, yoksulluk sorununu, kiralardaki fahiş konuları konuşmayalım (!); bir dedikodu furyasının içinde bırakılmaya çalışılıyoruz. Bunlar doğru değil.”

Parti hesaplarıyla ilgili iddiaları da değerlendiren Zorlu, “Büyük kongremizde partimizin finansal tablosu ibra edildi. Ardından Cem Özdemir, partimizin durumuyla ilgili bilgilendirme yaptı. Kongreden sonra ne kadar bir bütçeyle devir alındığını ve yıl sonuna kadar bütün harcamalarımız yapıldığı takdirde, 31 Aralık itibariyle nasıl bir bütçeye ulaşacağımızı ifade etti.

Ama oradaki bir rakamı bilinçli ya da bilinçsiz olarak döndürerek sanki kasamızda bir meblağ eksik gibi hava yaratıldı. Kimseye cevap vermek için söylemiyorum. Kamuoyunda böyle bir yanlışlık var. Şu anki Mali İşler Başkanımız Sedat Aksakallı tarafından da mali tablomuz olduğu gibi şeffaf bir biçimde paylaşıldı. Zaten biz Anayasa Mahkemesi’nin denetimine tabiyiz. Her türlü incelemeye de açığız. Bundan çekinecek yanımız yok.” dedi.

Partiden ihraç edilen eski GİK üyesi Arzu Önşen’in basına yansıyan iddiaları sorulan Zorlu, “Ben de o toplantıdaydım. Genel Başkanımız o toplantıda şunu ifade etti, O’na doğrudan söylediği kanaatinde değilim. Bütün Genel İdare Kurulu’na konuşarak söyledi. ‘Eğer bana yönelik bir iddianız, eleştiriniz var ise bunları bir dedikodu malzemesi olarak kullanmak yerine gelin karşıma aday çıkarın’ dedi. ‘İmzanız yetersiz kalırsa, Genel Başkan olarak tamamlamaya hazırım’ dedi. Genel Başkanımızın hassasiyeti budur. Bunca eleştirinin ve iddianın söylenebildiği yerde bizim kurul üyelerimizin her şeyi eleştirebildiğini ifade etmek durumundayım” ifadelerini kullandı.

“Doğru bilgilerin kamuoyuna yansıdığını görmekten mutlu oluyoruz”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “İstanbul’da sadece CHP’lilerin oylarıyla kazanmadık. Bir ittifakımız vardı. İstanbul’a iyi geldi” şeklindeki sözleri sorulan Zorlu, “İfade edenler için söylemiyorum ama doğru bilgilerin kamuoyuna yansıdığını görmekten mutlu oluyoruz. Evet 2019’da İYİ Parti’nin teklifi ile o işbirliğinin zemini oluşturuldu. Neden?

Milletimizin geleceği için, milletimizin uzlaşma kültürü ile o karanlık dönemi atlatabilmesi için. Bizim kaygımız milletimizin bir sıkışmışlık içinde kalarak hareket etmesinden imtina edilmesi. Buna katkı sağlanmaması yönünde. Çünkü seçim sonuçları, siyasi partiler için de bir mesaj alanıdır. Bu mesajı iyi alacaksınız. Milletimiz bize muhalefet görevi verdi. Bize bir uyarıda bulundu. O uyarıyı hangi gerekçelerle verdiğini çok iyi hissediyoruz” diye konuştu.

Paylaşın

“Meral Akşener Seçim Gecesi Kahkaha Atıyordu” İddiası

Katıldığı bir televizyon programında değerlendirmelerde bulunan eski İYİ Partili Ethem Baykal, “Seçim gecesi genel merkezde kahkaha atarken (Meral Akşener) istifaya davet etmiştim. Cumhurbaşkanlığı yardımcılığını kaybetmiş bir genel başkan kahkaha atar mı?” dedi.

Öte yandan İYİ Parti Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu, kesin ihraç istemiyle disipline sevk edilen İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır’ın, Meral Akşener’in oğlu Fatih Akşener hakkındaki iddialarını sosyal medya hesabı üzerinden yalanladı.

İYİ Parti’de 3’üncü Olağan Kurultay öncesi yönetime yönelik muhalif çıkışlar yaptığı gerekçesiyle ihraç edilen eski Disiplin Kurulu Başkanı Ethem Baykal, Tele1 canlı yayınında çok konuşulacak iddialarda bulundu.

İYİ Parti’deki ‘Dikbayır’ tartışmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Baykal, 28 Mayıs’taki seçimlere de değindi. “Akşener seçimi kaybetmekten memnundu” diyen Baykal, “Seçim gecesi genel merkezde kahkaha atarken (Meral Akşener) istifaya davet etmiştim. Cumhurbaşkanlığı yardımcılığını kaybetmiş bir genel başkan kahkaha atar mı?” ifadelerini kullandı.

Altı kişi ihraç edilmişti

İYİ Parti’de 3. Olağan Kurultay öncesi yönetime yönelik muhalif çıkışlar yapan isimler İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in imzası ve kesin ihraç istemiyle Merkez Disiplin Kurulu’na sevk edilmişti. İhracı istenen isimler Kurucular Kurulu üyeleri Ethem Baykal, Sevinç Gümüş, İsmet Kocak, Günay Kodaz, Musa Ertuğan ve Tamer Kayaalp’ti.

Öte yandan İYİ Parti Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu, kesin ihraç istemiyle disipline sevk edilen İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır’ın, Meral Akşener’in oğlu Fatih Akşener hakkındaki iddialarını sosyal medya hesabı üzerinden yalanladı.

Fatih Akşener’in seçim çalışmalarına gönüllü olarak katıldığını belirten Kavuncu, “Kampanyanın özellikle görsel iletişim süreci, partinin dinamiklerine daha hâkim olmaları bakımından, kendileri de partili olan iç bir ekip tarafından yürütüldü. Fatih Akşener de bu süreçte, başka birçok gönüllümüz gibi tamamen gönüllü ve sadece dışarıdan bir bakış sağlamak amacıyla, kampanyadaki görsel iletişim çalışmalarına destek sağladı.” dedi.

Fatih Akşener hakkında medyada çıkan iddiaları yalanlayan Kavuncu, “Hiç kimse ama hiç kimse, emekle ve alın teriyle kurulan bu partinin ve onun emekçilerinin varlığından daha kıymetli değildir ve asla olmayacaktır.” diye konuştu.

Ne olmuştu?

İYİ Parti’de kesin ihraç istemiyle disipline sevk edilen Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, Meral Akşener’in oğlu Fatih Akşener’in genel merkez binasında odası ve sekreteri olduğunu, partinin kararlarında etkisinin yüksek olduğunu iddia etmişti.

Sözcü’den İpek Özbey’e konuşan Dikbayır, Akşener’in oğlu Fatih Akşener’in en az dört senedir partinin iç işlerine müdahil olduğunu ileri sürerek , “Geçici sandık ama gittikçe etkisi arttı. Ana binada da, ek binada da çalışma ofisi var… Sekreteri de var… Partinin her işleyişinde, her kararında çok etkili” iddiasında bulunmuştu.

Paylaşın

Akşener: Yerel Seçim Kararını Oy Birliğiyle Değil, Oy Çokluğuyla Aldık

Yerel seçimlere ittifaksız girme kararına ilişkin konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Biz hür ve müstakil olarak yerel seçimlere gitme kararını Genel İdare Kurulumuzun kararıyla aldık. Hatta 5 arkadaşımız farklı fikirlerini gayet açık şekilde söylediler. 1 arkadaşımız oy hakkı yoktu sadece. Biz de alkışladık. Herkes fikrini paylaştı, rahat rahat konuştu, oy kullandı” dedi ve ekledi:

“Genel Başkan olarak ben oy kullanmadım. Biz 50 üyenin 46’sının oyuyla bu kararı aldık. Oy birliğiyle değil, oy çokluğuyla aldık. O günden beri hem yandaşı hem candaşı bizi topa tuttular. Bizim bunlardan etkilenmemiz mümkün değil. Böyle bir sistemin içinde elbette ki eller yapının içine sokulacaktır. Bir psikolojik harp elbette uygulanacaktır.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Çanakkale Teşkilat Buluşması’nda gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Meral Akşener’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Siz haklının yanındaysanız başının dertten kurtulmuyor. Biz ülkesini çok sevenler burada yan yana geldik. Kimimiz köylü kimimiz profesör, kimimiz iş insanı kimimiz işçi, kimimiz öğretmen kimimiz ev kadını. Türkiye’nin her bir sosyal kesiminden insanların bir araya gelip buluştuğu tek parti İYİ Parti. Türkiye’nin özeti olan bir siyasi partidir. Böyle insanların bir araya gelişi doğal olarak çok kolay olmuyor. Bugüne kadar bize yapılan tekliflere ‘evet’ deseydik bugün bu eziyetleri de çekmezdik.

Biz hür ve müstakil olarak yerel seçimlere gitme kararını Genel İdare Kurulumuzun kararıyla aldık. Hatta 5 arkadaşımız farklı fikirlerini gayet açık şekilde söylediler. 1 arkadaşımız oy hakkı yoktu sadece. Biz de alkışladık. Herkes fikrini paylaştı, rahat rahat konuştu, oy kullandı.

Genel Başkan olarak ben oy kullanmadım. Biz 50 üyenin 46’sının oyuyla bu kararı aldık. Oy birliğiyle değil, oy çokluğuyla aldık. O günden beri hem yandaşı hem candaşı bizi topa tuttular. Bizim bunlardan etkilenmemiz mümkün değil. Böyle bir sistemin içinde elbette ki eller yapının içine sokulacaktır. Bir psikolojik harp elbette uygulanacaktır.

Öyle yalanlar dönüyor ki hayretler içerisinde kalıyorum. Ben bir arkadaşa ‘Devletimin son isteğini yerine getirdim’ demişim. Kişisel sırrı olan meşhur olamaz. Bana devletimizin bir kurumu fotoğraflar gönderdi 2018’de. SADAT’ın kamplarıyla ilgili. Ben de bunu Saygı Öztürk üzerinden kamuoyuyla paylaştım.

Savcı ifadeye çağırdı, ‘Gördüm ama sizinle paylaşmıyorum’ dedim. Çünkü hangi kurumdan geldiğini anlarlar. Devletin hiçbir alanıyla tecrübesi olmayan insanların maalesef üzerimizde yaptığı bir psikolojik savaşla baş başayız. Ben de diyorum ki viz gelir, tırıs gider.

2018’de yine HDP’nin önemli isimlerinden biri benim faili meçhulcü olduğumu söyledi. Ben kendisini aradım, eşi öldürülmüş bir hanım, ‘Eşiniz kaç tarihinde öldürüldü?’ diye sordum. Söylediği tarihte ben üniversitede hocayım. Türkiye’de olan her şeyin başımıza fatura edildiği bir dönemdeyiz. Çünkü Meral Akşener’den korkuyorlar, korkmalılar da.

Çanakkale Belediye Başkan Adayı Adayı Kunt

Çanakkale Belediye Başkan Adayımızı ilan edeceğim şimdi. Asla ‘Şu bucu, şu şucu’ demeyeceksin. Harika bir şehir. Bu şehrin köylerini gösteren Youtube kanalları var, benim kendimi rahatlatmak için seyrettiğim videolar onlar. Ama gece gelip kalan turist yok. Senden istediğim şu, “Yıllık şu kadar turist gelecek, şu kadar yıl sonra şu kadar turist gelecek” diye çalışma yapıp söz vereceksin. Turizmi geliştireceksin.”

Paylaşın

Mansur Yavaş, Meral Akşener’e Özgür Özel’in Selamlarını İletti

Yerel seçimlere 81 ilde kendi adaylarıyla gireceğini açıklayan İYİ Parti’nin genel başkanı Meral Akşener’i ziyaret eden ABB Başkanı Mansur Yavaş, “Genel Başkanım Özgür Özel’in selamlarını ilettim” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, yerel seçimlere 81 ilde kendi adaylarıyla gireceğini açıklayan İYİ Parti’nin genel başkanı Meral Akşener’i ziyaret etti.

Yaklaşık yarım saat süren görüşme sonrası Mansur Yavaş, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, Meral Akşener’e, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in selam ve sevgilerini ilettiğini söyledi.

ABB Başkanı Yavaş, “Bundan sonrası için bir gelişme olur mu olmaz mı bilmiyorum. Yani bir içerik olarak ben bir şey isteme durumunda da değildim. Çünkü sonuç itibarıyla partilerin de yetkili kurulları var. Sadece onu ilettim ve daha sonrasında herhalde parti kurulları gerek görürlerse bir açıklama yaparlar” diye konuştu.

Bir gazetecinin, “Akşener’in sizi destekleme konusunda herhangi bir değerlendirmesi oldu mu?” sorusuna Mansur Yavaş, “Nezaket ziyareti. Ben o konulara hiç girmedim. Şimdi benim öyle bir yetkim yok, talep etme yetkim de yok. Ben sadece yeni seçilen genel başkanın selamlarını ilettim” yanıtını verdi.

CHP Genel Başkanı Özel’in Akşener ile görüşüp görüşmeyeceğinin sorulması üzerine de ABB Başkanı Yavaş “Buna artık kendileri karar verirse bilgilendirirler herhalde” dedi.

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a 50+1 Yanıtı: Çok Beklersin!

İYİ Parti Lideri Akşener, Erdoğan’ın 50+1 formülünün değişmesi gerektiği yönündeki sözlerine ilişkin, “Madem ki, Sayın Erdoğan da; 50+1 şartının dayattığı, ittifak sisteminden bu kadar rahatsız; o zaman, buradan, bizzat kendisine sesleniyorum: Gelin, Ak Parti olarak; İttifak sisteminin, ülkemize dayatılmasının, siz de, bizim gibi, önüne geçin. Gelin, Türk demokrasisinin, tıkanan nefesini açmak için; siz de, bizim gibi, bir adım atın. Gelin, önümüzdeki seçimlere; Ak Parti olarak, siz de; İYİ Parti gibi, tek başınıza girme cesaretini gösterin!” dedi ve ekledi:

“Ama Sayın Erdoğan; eğer ki, bu açıklamayı yapmaktaki amacın; anayasa değişikliğinin, arkasına sığınıp; sistem ile birlikte, 2 dönem kuralını değiştirmekse; işte o zaman, hiç kusura bakma, çok beklersin! Eğer ki, tüm bunları; bir kez daha aday olabilmek için yapıyorsan; Hiç kusura bakma, çok beklersin! Eğer ki; bu ucube sistemi, daha da ucubeleştirip;  Tek adam rejimini, tahkim etmek için, kendine bir yol arıyorsan; Hiç kusura bakma, çok beklersin!”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akşener’in açıklamaları şöyle:

Önümüzdeki Cuma günü 24 Kasım yani Öğretmenler Günü. Cehle karşı açtığımız savaşta hep önde yürüyen cesur neferlerin günü. Kutlu olsun. Bir öğretmen olarak memleketimizin dört bir yanında çalışan, çalışmayan, atanan, atanamayan tüm öğretmenlerimizin gününü tebrik ediyorum. Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere İstiklal kahramanı öğretmenlerimizi, yüreğimizdeki acısı dinmeyen Aybüke öğretmenimizi, Ayşenur öğretmenimizi ve tüm şehit öğretmenlerimizi bir kez daha saygıyla, sevgiyle ve rahmetle anıyorum.

Vatan savunmasından; Cumhuriyetimizin, kuruluşuna ve yükselişine kadar; milli varlığımızın, her aşamasında, büyük emekleri olan öğretmenlerimizin, bir meslektaşı olarak; bugün, Gazi Meclisimizde, sizlere sesleniyor olduğum için; bir yanım gururlanırken; Diğer yanım ise; Öğretmenlerimize yaşatılan çilenin karşısında, büyük bir hüzünle doluyor.

Bizi bugünlere getiren yolun, taşlarını döşeyen öğretmenlerimizi; Yılın 364 günü, yok sayıp; Sadece 24 Kasım’larda, laf olsun diye ananlar; öğretmenlik mesleğinin önemini anlamamakta, hâlâ ısrar ediyor.

24 Kasım’da, öğretmenlerimizin yüzünün, bir nebze de olsa, gülebilmesi için; İYİ Parti olarak, Gazi Meclisimize; Tüm öğretmenlerimize, bir maaş ikramiye verilmesi, Eğitime hazırlık ödeneğiyle, ek ders ücretlerinin arttırılması, ve 100 bin öğretmen atamasının, gerçekleşmesi için, önergeler verdik. Ancak maalesef, Ak Parti ve MHP oylarıyla reddedildi…

Evet, bizim önerilerimizi reddettiler. Peki kendileri ne yapıyorlar? Hiçbir şey… Bugün ülkemizde, bir milyona yakın, atama bekleyen öğretmen adayımız var. Ama; 2023-2024 eğitim öğretim yılının, ilk çeyrek tatilini geride bıraktığımız, şu günlerde; 2024 yılı, öğretmen atama takvimi, hâlâ açıklanmadı. Düşünebiliyor musunuz? Öğretmen var, öğretmensiz öğrenciler var; ama gereğini yapan bir iktidar yok.

Seçimlerden önce; mülakatın kaldırılacağını; ve adayların, KPSS puanıyla atanacağı sözünü veren, Ak Parti; seçimlerden sonra, yine sessizliğe bürünmüş durumda… Havaya bakıp, ıslık çalıyorlar… On binlerce genç öğretmen kardeşime, söz verdiler; ama istediklerini aldıktan sonra; utanmadan, sıkılmadan, yüzleri kızarmadan, sözlerinden döndüler. KPSS’den yüksek puan alıp; “Bu sefer tamam” diyen gençlerimizin; umutları söndürülmeye, aynen devam ediyor. Öğretmenlerimiz, atanamadıkları için; başka işlerde çalışmaya devam ediyor. Daha da acısı; Öğretmenlerimiz; yaşadıkları umutsuzluk ve çaresizlik karşısında, hayatlarına son vermeye, devam ediyor.

Sosyal Bilgiler Öğretmeni, Hasan Cihar Aslan. Kuryelik yapıyordu, intihar etti. Daha 26 yaşındaydı. Rehber Öğretmen, Mustafa Kaya. Ailesine üç satırlık bir mektup bırakıp, intihar etti. 28 yaşındaydı. Matematik Öğretmeni, Kevser Abdülkadiroğlu. Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Matematik Bölümü’nü birincilikle bitirmişti, intihar etti. Daha hayatının baharında, 21 yaşındaydı…

Alim Koç; 33 yaşında, Beden Eğitimi Öğretmeniydi… Esra Temur; 26 yaşında, Sosyal Bilgiler Öğretmeniydi… İbrahim Yeşilbağ; 27 yaşında, Coğrafya Öğretmeniydi… Elif İşler; 28 yaşında, Coğrafya Öğretmeniydi… Merve Çavdar; 25 yaşında, Sosyal Bilgiler Öğretmeniydi…

Gencecik öğretmenlerimiz, evlatlarımız, intihar ettiler… Ve ismini duymadığımız; hikâyesini bilmediğimiz; okullarda mesleklerini yapıyor olmaları gerekirken; çalıştıkları farklı işlerde, iş kazalarında, hayatlarını kaybeden, daha nice öğretmenimiz var… Her birine, Yüce Allah’tan rahmet diliyorum.

Cumhuriyetimizin, 100’üncü yılında; Baş üstünde tutulması gereken öğretmenlerimize; kara toprağı reva gören, bu anlayışa, yazıklar olsun! Öğrencileri öğretmensiz; öğretmenleri de işsiz bırakan, bu eğri düzene, yazıklar olsun! Ülkemizde, “atanamayan öğretmen” diye bir sorun üreten; ve bizzat kendi sebep olduğu sorunu, bir türlü çözmeyen; bu duyarsız iktidara, yazıklar olsun!

Biliyorsunuz, geçtiğimiz hafta, Ankara’da, Gazi Meclisimizin önünde, öğretmenlerimiz bir eylem yaptılar. Millet iradesinin huzurunda, iktidara seslendiler. Seçim dönemi verdikleri sözü hatırlattılar. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında, 100 bin öğretmen atamasının, bir an önce yapılmasını istediler. Ben de, milletvekili arkadaşlarıma, bu konuda talimat verdim.

Öğretmenlerimizin yaşadığı, bu zorlukları hafifletmek; ve özellikle, atama bekleyen öğretmenlerimizin, kadro ve mülakat sorunlarını, çözebilmek amacıyla; Meclis Grubumuzun hazırladığı araştırma önergemiz; yarın Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelecek. Bu vesileyle, ben de buradan, bir kez daha, iktidara seslenmek istiyorum: Öğretmenlerimizi içine düşürdüğünüz, bu tabloya, daha fazla seyirci kalamazsınız! Artık bu sesi duymak zorundasınız! Artık bu talebi, yerine getirmek zorundasınız! Söz namustur.

Sözünüzü tutmak zorundasınız! Bakın, önümüzde 24 Kasım Öğretmenler Günü var. Gelin, elinizi vicdanınıza koyun; Bu 24 Kasım’da, öğretmenlerimizi sevindirecek; Onlara nefes aldıracak, bir adım atın. Gelin, bir kez olsun, seçimde söylediklerinizin, arkasında durun; Söz verdiğiniz gibi, mülakatları derhâl kaldırın! Gelin, öğretmenlerimize kulak verin; Cumhuriyetimizin, 100’üncü yılını,100 bin öğretmen atamasıyla taçlandırın!

Filistin – İsrail savaşı

Dünya, tam 47 gündür, bir soykırımı izliyor. İnsanlığa karşı başlatılan bir savaşı, tüm dünya oturmuş, sadece izliyor… Katil Netanyahu’nun; katışıksız caniliğinin, şımarık sözlerinin, psikopatça tavırlarının karşısında; hiç kimse, hiçbir şey yapmıyor!

Ağır hastalar, harabe olmuş yollarda, sedyelerin üzerinde taşınıyor. Binlerce insan, güvenli bir yere gitmenin yollarını arıyor. Ama nafile! Çünkü artık maalesef, gözü dönmüş Netanyahu’nun karşısında, güvenli bir yer bile kalmadı. Birleşmiş Milletler’e ait binalar bile vuruluyor. Bakıma muhtaç insanların kaldığı hastaneler; Kadınların, çocukların sığındığı; okullar, ibadethaneler bombalanıyor…Yani; tüm dünyanın gözleri önünde, resmen bir soykırım gerçekleşiyor.

Tüm bu tablonun karşısında; Birleşmiş Milletler Genel Komiseri ise, çıkıp; Gazze’ye artık, insani yardım sağlayamadıklarını; insanları artık, koruyamadıklarını söylüyor. Dünyanın, insanlığını kaybetmiş olmasından yakınıyor. Rezalete bakar mısınız? Birleşmiş Milletler neden kurulmuştur, biliyor musunuz? 20’nci yüzyılın, ilk yarısında yaşanan savaşları, bir daha yaşamamak için. Barışa yönelik tehditlerin tekrarlanmasını, önlemek için. Uluslararası barış ve güvenliği, korumak ve kollamak için. Yani aslında, Genel Komiser diyor ki; “Bugün, Birleşmiş Milletler’in varlık amacı, resmen ortadan kalkmıştır. Buyurun cenaze namazına…”

Bu arada, enteresandır, ne hikmetse; Gazze’de yaşanan katliamların karşısında, eli kolu bağlanan, tüm bu olanlara, sadece üzülmekle yetinen, Birleşmiş Milletler; mesele Kıbrıs olunca, bir anda aslan kesilebiliyor. Hatırlayın, çok değil, birkaç ay önce; Kıbrıs’ta bir Türk köyüne, sadece köylülerin ulaşımını sağlamak amacıyla; yani insani amaçlarla yapılan, bir yolu; Birleşmiş Milletler, Barış Gücü askerlerini kullanarak, engellemek istemişti.

Şu iki yüzlülüğe bakar mısınız? Mevzu bahis, Kıbrıs’ta yol yapımıyken; Koşa koşa arzı endam eden, Birleşmiş Milletler Barış Gücü; Gazze’de, yollar bombalanırken; Büyük bir üzüntü içinde, yan gelip yatmayı tercih ediyor. Türk görünce doğrulan silahlar; Katil Netanyahu’yu görünce, saklanıyor. Mesele Türklük olunca, birden değer kazanan, tampon bölgeler; İsrail, Birleşmiş Milletler’e ait binaları vurunca; önemini yitiriveriyor.

Buradan, açıkça ilan etmek istiyorum: Kadınları, çocukları, sivilleri, canice öldüren Netanyahu’ya; kapalı kapılar ardındaki pazarlıklar sonucunda, sessiz kalanlar; bu insanlık suçuna, ortaklık yapmaktadır. Ve sergilenen, bu düpedüz ikiyüzlü tutum; sadece Filistin için değil, tüm insanlık adına; vicdanlardaki güven ve adalet duygusunu, zedelemektedir. Güven ve adaletin olmadığı bir ortamda ise; Ne insan haklarından, ne de demokrasiden bahsedilebilir. Ne barış, ne de güvenlik sağlanabilir. Ne huzur, ne de mutluluk olabilir.

O nedenle, buradan, tüm dünyaya, bir kez daha, çağrıda bulunuyorum: Netanyahu, hukuktan muaf değildir! İnsani değerleri, ahlakı ve savaş hukukunu, hiçe sayan; başta Cenevre Sözleşmesi olmak üzere; tüm uluslararası sözleşmelere, aykırı davranan bu cani; daha fazla cezasız kalamaz.

Hedefine, evleri, okulları, hastaneleri, ibadethaneleri alan, bir katliama; meşruiyet kazandırma çabanızdan, artık vazgeçin! Mezalime karşı sergilediğiniz, çifte standardı, artık terk edin! Nükleer silah tehditlerine, dünya daha fazla göz yumamaz! Kafalarınızı kumdan çıkarın; ve Netanyahu terörüne, artık dur deyin! Aklınızı başınıza alın; ve bu zıvanadan çıkmış faşiste, artık dur deyin! Uluslararası hukuk gereğince, bu katili yargılayın; ve çağımıza sürülen kara lekeye, artık dur deyin!

Ekonomik kriz

Ülkemizin içinde bulunduğu şartlar; ne yazık ki, her geçen gün; daha da ağırlaşmaya, devam ediyor. Her hafta, farklı bir suni gündemle, üstü örtülmeye çalışılsa da; ekonomimizdeki kriz, yerinde duruyor. Milletimiz her gün; geçim sıkıntısıyla, biraz daha boğuluyor.

Biliyorsunuz, geçtiğimiz hafta, Kırıkkale’deydim. Yanıma gelen bir emekli kardeşimiz, ne dedi biliyor musunuz? “Aldığımız maaş, 7 buçuk lira, geçim ölü…” Bugüne kadar, hep geçim sıkıntısı diyorduk. Sıkıntı o kadar büyümüş ki; İnsanlarımız artık, “ölü” olarak tarif ediyor. Bir grup haramzadenin, zevk-i sefası, tam gaz sürerken; Emeği ile geçinenlerin; pazar, manav, market torbaları; her geçen gün, daha da hafifliyor.

Değerli dava arkadaşlarım; İktidar, seçim kaygısıyla, bugüne kadar; ekonomideki yıkımı, geçici adımlarla örtmeye çalıştı. Şimdilerdeyse, yeni bir yola girmeye niyetlendiklerini görüyoruz.

İstanbul Ticaret Odası Başkanı, geçenlerde bir açıklama yaptı. Dedi ki: “Asgari ücret, hedeflenen enflasyon oranında artırılmalı.” Bunu, daha önce, Hazine ve Maliye Bakanı, Mehmet Şimşek de dile getirmişti…

Niyet belli!  Ücret zamlarını, enflasyondan düşük yapmak. Biliyorsunuz, bu arkadaşlar bize, seçimlerden önce; “IMF’le çalışacaklar” diye, utanmadan çamur atıyorlardı… İşte size, gerçek bir IMF politikası… Ücretlinin, dar gelirlinin sırtına bin; alım gücünü bitir; talep azalsın, enflasyon düşsün… Millet fakirleşmiş mi; insanların hayatları zorlaşmış mı; umurlarında bile değil…

Buradan, ekonomiyi yönetenlere seslenmek istiyorum: Sakın ola, böyle bir şey yapmayın! Ne seçimlerden önce, ne de seçimlerden sonra, sakın ola, bu yola girmeyin. Kendi hatalarınızın bedelini, daha fazla bu milletin sırtına yüklemeyin. Yıllardır, sebep olduğunuz yüksek enflasyonun, altında ezilen, dar gelirlilere ve ücretlilere, daha fazla bedel ödetmeyin!

Bedel ödeme sırası, artık; ekonomiyi krize sürükleyenlere, ve krizin neden olduğu enkazın üzerinde, sefa sürenlere geldi. Önce siz tasarruf edeceksiniz! Önce siz kemer sıkacaksınız! Önce siz, lüks hayatlarınızdan vazgeçeceksiniz!

Ne emekli maaşını, ne de asgari ücreti, enflasyonun altında bırakmayın! Zaten zor durumda olan insanımızı, daha da fakirleştirmeyin! Bilinçli olarak zenginleştirdiğiniz, ranta boğduğunuz kesimler var ya; işte gidin, enkazı biraz da, onların sırtına yükleyin! Biraz vicdanlı olun! Kırk yılda bir, iktidar olmanın sorumluluğuyla hareket edin! Milletimize daha fazla çile çektirmeyin! Ayıptır, günahtır.

Erdoğan’a 50+1 yanıtı

Aziz milletim; Krizlerin normalleştiği bir Türkiye gerçeğini, maalesef hep birlikte, yaşamaya devam ediyoruz. Bugünlerdeki yeni krizimiz ise, hakikat krizi… Biliyorsunuz, uzun bir zamandır; İktidar için kullanışlı olan, tüm alanlarda; doğruların, sürekli olarak, eğilip, büküldüğü; veya tümden reddedildiği, bir garip iklimde yaşıyoruz…

Hemen her gün; Bilgiden ve birikimden yoksun; toplumsal değerlerimizden kopmuş bir zihniyetin; patolojik bir şekilde, bizzat ürettiği veya üretimini teşvik ettiği; bir palavralar silsilesinin, gündeme servis edilişine, şahit oluyoruz. En nihayetinde de; Kendi ürettiği palavralara, kendi inanan bir iktidarın, savrulmalarını; hep birlikte yaşıyoruz.

Nitekim, geçtiğimiz hafta; yine bu savrulmalardan birini yaşadık. Çok değil, daha birkaç yıl önce; iktidarın, bir daha açılmamak üzere, kapattığını söylediği bir sayfa; bir de baktık ki, bugün yeniden açılmış… Dün; büyük büyük, hamasi cümlelerle savundukları; İtirazlarımızı da, her türlü hakaret ve iftirayla reddettikleri, 50+1 sistemini; bugün, değiştirmek istiyorlar. Hem de bizzat, Sayın Erdoğan’ın sözcülüğüyle…

Sabah şeriflerin hayrolsun, Sayın Erdoğan… Biz zaten; hesapsız kitapsız, alelacele getirdiğiniz, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin; Türkiye’nin başına, bela olacağını; daha 2017 yılında söylemiştik! Bu ucube sistemin, Türk demokrasisinde, derin yaralar açacağını söylemiştik! Zaten var olan kutuplaşma ortamının, daha da derinleşeceğini söylemiştik! Ve biz, o nedenle, o gün, “HAYIR!” demiştik!

Tüm uyarılarımıza rağmen, bizi dinlemediniz. Yanlışta ısrar ettiniz. Hatalarınızda inat ettiniz. Ez cümle; Günaydın Sayın Erdoğan! Sonunda yine, bizim dediğimize geldiniz… Peki bu süreçte, kaybeden kim oldu? Ne yazık ki, yine aziz milletimiz oldu.

Değerli arkadaşlarım; Ak Parti iktidarının; “Bu ülke koalisyonlardan çok çekti.” diyerek, çıktığı yolun sonunda, Türk siyaseti, ittifaklara mahkum oldu. Aradan geçen yılların ardından, Sayın Erdoğan da, artık anlamış olacak; geçtiğimiz günlerde, çıktı ve dedi ki; “Mevcutta, 50+1 mecburiyeti, partileri yanlış yollara sevk ediyor. Kimin eli, kimin cebinde belli değil…” Aynen böyle dedi… Yani; tamamen kendi eseri olan, ve inatla Türkiye’ye dayattıkları, ittifak sisteminden, bizzat kendisi şikayetçi oldu… Gerçekten ibretlik…

Cumhur ittifakının içindeki, çekişmeler; Ortaklar arasındaki sorunlar; Meclis kürsülerinden gönderilen mesajlar; elbette bizi değil, kendilerini ilgilendirir. Ama ortada duran bir gerçek var: 50+1 şartının, dayattığı ittifak sistemi; milletimizi, iki yumruk arasına, mahkûm ediyor. Milletimiz, velinimet olmaktan çıkartılıp; rakama indirgenerek; siyasi tercihlerinde, seçeneksiz bırakılıyor. +1’e sıkıştırılan, siyaset düzeni; kimliksizliğe, kişiliksizliğe ve ilkesizliğe alan açıyor. Ve bu şekilde yapılan bir siyaset de; milletimizin, siyaset kurumuna olan güvenini, derinden yaralıyor.

İşte, o nedenle, biz, İYİ Parti olarak; İttifak sisteminin neden olduğu bu yozlaşmaya, karşı çıktığımız için; 2024 yerel seçimleriyle birlikte; hür ve müstakil bir siyasetin yolunu açtık. Nitekim; geçtiğimiz Ağustos ayında; tüm siyasi partilere de, bir çağrıda bulunduk.  “Gelin, seçimlere ayrı ayrı girelim; Vatandaşlarımızın, tercihlerini özgürce yansıtacağı, bir rekabet ortamı oluşturalım.” dedik. “Türk siyasetini; bugün içinde bulunduğu, ve milletimizin aleyhine çalışan; siyasi pragmatizm sarmalından çıkaralım.” dedik. “Gelin, koltuklara değil, milletimize hizmet için yarışalım.” dedik.

Madem ki, Sayın Erdoğan da; 50+1 şartının dayattığı, ittifak sisteminden bu kadar rahatsız; o zaman, buradan, bizzat kendisine sesleniyorum: Gelin, Ak Parti olarak; İttifak sisteminin, ülkemize dayatılmasının, siz de, bizim gibi, önüne geçin. Gelin, Türk demokrasisinin, tıkanan nefesini açmak için; siz de, bizim gibi, bir adım atın. Gelin, önümüzdeki seçimlere; Ak Parti olarak, siz de; İYİ Parti gibi, tek başınıza girme cesaretini gösterin!

Ama Sayın Erdoğan; eğer ki, bu açıklamayı yapmaktaki amacın; anayasa değişikliğinin, arkasına sığınıp; sistem ile birlikte, 2 dönem kuralını değiştirmekse; işte o zaman, hiç kusura bakma, çok beklersin! Eğer ki, tüm bunları; bir kez daha aday olabilmek için yapıyorsan; Hiç kusura bakma, çok beklersin! Eğer ki; bu ucube sistemi, daha da ucubeleştirip;  Tek adam rejimini, tahkim etmek için, kendine bir yol arıyorsan; Hiç kusura bakma, çok beklersin!

Madde bağımlılığı

Aziz milletim; Ülkemizde, sokaklara, evlere, hatta okullara kadar sızan; birçok ailemizi derinden etkileyen; bir diğer sorunumuz da, ne yazık ki; madde bağımlılığı…

Memleketimizin, dört bir yanına gerçekleştirdiğim ziyaretlerde; çaresiz anneler, utana sıkıla, kulağıma eğilerek; uyuşturucu belasına bulaşmış çocukları için, yardım istiyor. Kimisi arkadaş çevresinden, kimisi okulundan, Kimisi de, mahalle ortamından, bu belaya bulaşıyor. Çocuklarının, hem sağlığından, hem de geleceğinden, endişe duyan anneler ise, acilen bir çözüm bekliyor.

Avrupa Uyuşturucu ve Bağımlılık İzleme Merkezi’nin 2023 Avrupa Uyuşturucu Raporu’na göre; en yaygın 6 uyuşturucu türünden, 3’ünün, en fazla ele geçirildiği ülke, Türkiye oldu. Son yıllarda Türkiye, maalesef; birçok uyuşturucu maddenin üretildiği, ve kolaylıkla temin edilebildiği, bir ülkeye dönüştü.

Sadece büyükşehirlerde değil; kent kırsallarında bile yaygınlaşan, ilköğretimde okuyan çocuklarımıza kadar ulaşan, bu belayla, hep birlikte mücadele etmek zorundayız.  Çünkü madde bağımlılığı, insan sağlığına, toplum güvenliğine, ülke refahına, zarar veren, hayati bir sorundur.

Gençlerimiz ve geleceğimiz için, büyük bir tehdit oluşturan, madde bağımlılığı; nüfus yoğunluğu ve kentleşmenin artması; internetin yaygınlaşması; sosyal ve kültürel bağların zayıflaması gibi, nedenlerden ötürü; tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de, ne yazık ki, hızla artıyor. İşsizlik ve ekonomik krizin etkisini de, hesaba kattığımızda, tehditin boyutu, çok daha vahim bir hal alıyor.

Son zamanlarda, Emniyet Teşkilatımız; konuyla ilgili, birçok başarılı operasyon yürütmüş olsa da; uyuşturucu belasına karşı, sadece asayiş tedbirleriyle, mücadele edemeyiz. Cezaları ne kadar artırırsak artıralım, talep oldukça, arzın önüne geçemeyiz. Dolayısıyla, sorunu kökten çözmek için, madde bağımlılığına meyli, ve uyuşturucuya olan, talebi ortadan kaldırmalıyız. Genç nüfusumuzun, neredeyse yarısını etkileyen, bu bela ile mücadele etmek için; özellikle gençlerimize, her yönüyle sahip çıkmak, onları yeniden umutlandırmak zorundayız.

Madde bağımlılığı ile mücadele, çok yönlü ve geniş bir işbirliği gerektirir. Başta; güvenlik, sağlık, eğitim, ve sosyal hizmet kurumlarımız olmak üzere; sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, iş çevreleri, üniversiteler gibi tüm ilgili kuruluşların, işbirliği içerisinde çalıştığı; bütüncül bir stratejiye dayanan; koordine bir mücadele yürütmemiz gerekiyor.

Yerel seçimler

Değerli dava arkadaşlarım; Biliyorsunuz önümüzde, yerel seçimler var. İYİ Parti olarak; Madde bağımlılığı ile mücadeleyi, biz de, yerelden başlatacağız. Sosyal hizmetler kapsamında, 5393 ve 5216 sayılı kanunlar; belediyelere, madde bağımlılığıyla mücadele konusunda, önemli görevler yüklüyor. Ayrıca; ulusal ve uluslararası eylem planlarında, yerel yönetimler; bağımlılıkla mücadelenin, temel paydaşlarından, biri olarak yer alıyor.

İşte bu yüzden; 81 ilimizde ve ilçelerimizde göstereceğimiz, Belediye Başkan Adaylarımıza, bu konuda çok iş düşecek. Şimdi bizzat buradan, arkadaşlarıma talimat vermek istiyorum: Her biriniz, seçildiğiniz bölgelerde, bu konuya öncelikli olarak eğileceksiniz!İYİ Parti’nin kazandığı, her bir belediyeyi bağımlılıkla mücadelenin, aktif bir merkezi hâline getireceğiz. İlgili tüm kurum, kuruluş ve kişilerle eş güdüm içerisinde çalışacak; önleyici ve iyileştirici tedbirleri içeren, politika ve programlarımızı, hızla uygulamaya koyacağız.

Bütçe harcamalarını arttırır endişesiyle, sadece kısa vadeli projeler ve faaliyetler yürütmeyeceğiz. Bütüncül, çok aktörlü ve sorumluluktan kaçmayan bir yönetim anlayışıyla; sürdürülebilir bir mücadele stratejisi oluşturacağız. Mücadelemizi, sosyal-kültürel faaliyetlerle destekleyecek; uyuşturucu tuzağına düşmüş insanlarımızı; değerlerimize ve çağın gerektirdiği donanıma sahip olarak, topluma geri kazandıracağız.

Aziz milletim; İYİ Parti olarak ortaya koyduğumuz, İYİ Belediyecilik vizyonuyla; Her şehrimiz için özel olarak; Madde bağımlılığını önleme, müdahale, tedavi, rehabilitasyon ve sosyal entegrasyon süreçlerini kapsayan, bir “belediye eylem planı” hazırlayacağız.

Biliyoruz ki; bağımlılık ile mücadelede; toplumsal bilincin oluşturulması, ve farkındalığın arttırılması da, son derece önemlidir. Bu kapsamda düzenleyeceğimiz, Bağımlılık Önleme Programlarıyla; öğrenciler, gençler ve aileler için; bilinçlendirme ve eğitim toplantıları, sempozyumlar, paneller, konferanslar, salon ve okul toplantıları gerçekleştireceğiz. Bu bilinçlendirme ve eğitim faaliyetlerinin de, sürekli, düzenli ve bilimsel değerde yapılmasını, garanti altına alacağız.

Ayrıca; Ailelerimize de; danışmanlık, rehberlik, eğitim ve sağlık hizmetleri sunacağız. Çocuklarımızın, ruh ve davranış sağlığını korumak için; toplum ve aile içi şiddetle, karşı karşıya gelme; kötü arkadaş ilişkileri; yaşına uygun olmayan ortamlar; bilişsel ve özgüven eksikliği; aile ilgisinde yetersizlik gibi, tüm risk unsurlarına karşı, etkin bir mücadele yürüteceğiz.

Gençlerimize, sosyal ve rehberlik hizmetleri sunacağız. Ailelerin, gençlere destek olmaları, ve iletişimlerini güçlendirmeleri için, programlar düzenleyeceğiz. Gençlerin, madde bağımlılığı konusunda, yerel politika ve programlara katılmasını; böylece kendi topluluklarında, liderlik rolleri üstlenmelerini teşvik edeceğiz.

Ayrıca her şehrimizde; Gençlerimizin, zamanlarını iyi değerlendirebilecekleri, Gençlik ve kültür merkezleri, spor tesisleri, Kent Akademileri gibi, güvenli ve pozitif mekânlar oluşturacağız. Sokak çocuklarını, kimsesizleri, evsizleri de unutmayacağız. Onlara da, rehberlik hizmeti sağlayacak; gerekli hâlde rehabilitasyon merkezlerine, yönlendirilmelerini sağlayacağız.

100 bin nüfus üzerindeki belediyelerimizde, “tedavi ve rehabilitasyon merkezleri” kuracağız. Daha önce de söylediğim gibi; bağımlılıkla mücadelemiz, sadece önleyici tedbirlerle sınırlı kalmayacak. Ayrıca, eğitimli uzman personelin bulunduğu merkezlerde; teşhis, tedavi ve destek faaliyetleri de yürüteceğiz. Özellikle, risk altındaki gençlerimizde; bağımlılığın erken teşhisi, gerekli yardım ve desteklerin sağlanması, önceliğimiz olacak.

Bağımlılıktan kurtulma sonrasında ise; Sanat ve Meslek Edindirme ve Sosyal Gelişim Merkezlerimiz ile, İnsanlarımızın, hayata ve topluma geri kazandırılmalarını sağlayacağız. Kentsel ekonomik kalkınma ve istihdam projelerimizle, kendilerine uygun bir biçimde, çalışma hayatına katılmalarına, imkân sunacağız.

Madde bağımlılığı ile mücadelede, yürütülen faaliyetlerin, başarıya ulaşması, ancak konunun tüm yönleriyle ele alınıp, ilgili tüm kurumlarla işbirliği ve koordinasyonun, sağlanmasıyla mümkündür. Bu çerçevede; devletin merkez ve taşra kurumlarıyla, ilgili ulusal, bölgesel, yerel sivil toplum kuruluşlarıyla, üniversiteler, enstitüler, medya kuruluşları, özel sektör temsilcileri, diğer yerel yönetimlerle, iletişim, işbirliği ve koordinasyon içinde, ortak çalışmalar yürüteceğiz.

Arz ve talep azaltıcı çalışmalar kapsamında, kolluk kuvvetleriyle işbirliği sağlayacağız. İl Uyuşturucu ile Mücadele Koordinasyon Kurullarında, daha fazla sorumluluk alarak, karışlıklı destek ve işbirliğini artıracağız. Madde bağımlılığı ile mücadele konusunda, faaliyet yürüten, uluslararası kuruluşlar ve kent birlikleriyle, işbirliği sağlayacağız.

Madde kullanımı satışı, dağıtımı ve kullanımına, elverişli ortam oluşturmamak için; Kent içi aydınlatmaların bakım ve yaygınlaştırılmasına; izbe yerlerin bakım ve kontrolüne; okul çevrelerindeki büfe, kafe, restoran, seyyar satıcı gibi yerlerin, zabıta tarafından düzenli olarak denetlenmesine; önem ve öncelik vereceğiz. İYİ Parti olarak yönettiğimiz, tüm belediyelerin bütçelerinde; madde bağımlılığıyla mücadele için kullanılmak üzere, “açıkça tanımlanmış harcama kalemleri” oluşturacağız.

Ayrıca tüm bunların yanında; madde bağımlılığıyla ilgili verileri, düzenli olarak toplayıp, analiz edecek; uygulanan politikaların ve programların etkinliğini de, sürekli olarak ölçecek ve geliştireceğiz.

Gazetecilere eleştiri

Değerli dava arkadaşlarım; Biliyorsunuz, ilginç günlerden geçiyoruz. Bir yanda, sözde muhalif basın. Diğer yanda, yandaş basın. Türkiye’yi araya alıp, mutlu mesut yaşayan, iki kutup; İYİ Parti’ye karşı birleşmiş… El birliğiyle, herkes İYİ Parti’yi tartışıyor. Ne mutlu bize… Neymiş? İYİ Parti zor durumdaymış… Bak sen hele!… Seçmene verdiği sözlerin, hiçbirini tutmayanların, keyfi yerinde; Milletimizi, enflasyona ezdirenlerin, keyfi yerinde; Memleketi, kaçak hendeğine çevirenlerin, keyfi yerinde; Ama yetkiyi alıp, Türkiye’yi düze çıkarmak için sabırsızlanan, İYİ Parti, zor durumdaymış…

Seçimleri el birliğiyle, Sayın Erdoğan’a hediye edenlerin, keyfi yerinde; Parti içi hesaplarını görmek için, Türkiye’yi feda edenlerin, keyfi yerinde; Yüzde 60 şakşakçılarının, kola kutusu meraklılarının, keyfi yerinde; Ama tüm itirazlarında, haklı çıkan; sözünün değeri, daha yeni anlaşılan İYİ Parti, zor durumdaymış… Dün; “Yüzde 60 ile kazanırız.” yalanını üretenler; Bugün çıkıp; İYİ Parti üzerinden, yeni yalanlar türetiyorlar. Varsın olsun. Biz artık alıştık. Çünkü bunların, tıyneti böyle… Hiç kusura bakmasınlar: İYİ Parti’de; Güneş yerindeee, her şey yolundaaa…

Ama bu yaşadıklarımız, kesinlikle tesadüf değil. Hatırlayın: Dün; Sözümüz dinlenseydi ve milletin tartısına, milletimizin, bizden talep ettiği bir adayla çıksaydık; bu en çok kimi üzerdi? Elbette saray ve eşrafını üzerdi… İşte bu nedenle, “kazanacak aday” dediğimiz için, bizi topa tuttular; ama, “yüzde 60’la alırız” diyen akılsızlara, dokunmadılar.

Peki bugün; İYİ Parti’nin, hür ve müstakil siyasetinden, en çok kim çekiniyor? Elbette saray ve eşrafı çekiniyor. Peki sizce; Saray medyası ve trolleri; Neden, İYİ Parti’ye ittifak baskısı kuran, malum odaklara, destek veriyor? Sebebi çok açık! Çünkü; İttifak içinde flulaşan, parti kimliğimizin; artık berrak bir şekilde, görünmesinden korkuyorlar.

Çünkü; Milletimizle, İYİ Parti arasına diktikleri duvarların, ortadan kalkmasından korkuyorlar. Çünkü Müstakil kimliğimizle; Kaşıyabilecekleri bir yaramız, istismar edecekleri bir açığımız, olmadığı için korkuyorlar! Çünkü; İttifaklara yapışan çamurlar, İYİ Parti’ye yapışmaz diye korkuyorlar! Çünkü; Milletimizi İYİ Parti’den uzaklaştıracak, yeni bir bahane, bulamadıkları için korkuyorlar!

Ve de en önemlisi: Uydurdukları sahte milliyetçiliğin sefasını, artık süremeyecekleri için korkuyorlar. Çünkü; Dejenere olmamış, Türk milliyetçilerinden korkuyorlar! Geleneklerine, değerlerine ve Cumhuriyetine, sıkı sıkıya bağlı, Atatürkçülerden korkuyorlar! Vatanına, milletine, bayrağına sadık, Türkiye sevdalılarından korkuyorlar! Yani; Türkiye’nin, İYİ ve cesur evlatlarından korkuyorlar!

Yandaş medya da, sözde muhalif medya da; istediği gibi yazıp çizsin… Korkmaya devam edecekler! Çünkü biz, daha yeni başlıyoruz! Türkiye’nin iyi ve cesur evlatları; Biz biliriz ki; “Yufka yüreklilerle, çetin yollar aşılmaz! Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı dağına!”

İYİ Parti olarak, bugün açtığımız yol; işte öyle çetin ve kutlu bir yoldur! Milletin cebine elini sokanlarla, bu yol aşılmaz! Gözünü hırs bürüyenlerle, bu yol aşılmaz! Vicdanını, nefsine esir edenlerle, bu yol aşılmaz! Kendini milletten çok sevenlerle, bu yol aşılmaz! Kişisel hesapların peşine düşenlerle, bu yol aşılmaz! Yalandan, dedikodudan, iftiradan medet umanlarla, bu yol aşılmaz!

Bu yol, cesurlarla aşılır! Bu yol, erdem sahibi, vicdan sahibi insanlarla aşılır! Bu yol, “önce millet, önce memleket” diyenlerle aşılır! Bu yol, İYİlerle aşılır! Emin olun; bu yolu hep birlikte aşacağız! Ve yolun sonunda; mutlaka başaracağız! Bu kutlu yolda Allah yar ve yardımcımız olsun! Gazamız mübarek olsun. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.”

Paylaşın

İYİ Parti’de ‘Ümit Dikbayır’ Krizi Büyüyor: Kesin İhraç İstemiyle…

İYİ Parti’de Meral Akşener’in banka hesaplarını inceletmekle ve belediyelerle ticari ilişkilere girmekle itham edilen Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edildi. 

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, grup toplantısında, “Bu ülkeye kazık atan herkesi buradan silmezsem adımı değiştireceğim. İyiler Hareketi cep doldurmaya kalkışanların karşısında, sırtında yara olmayan, tertemiz, gözümün içine baksan arkasının görüldüğü insanlardan oluşan bir partidir. Bunun dışında davrananların içimizde yeri yoktur” ifadelerini kullanmıştı.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, partisinin Genel Merkezi’nde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kürşad Zorlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile ilgili iddialarda ismi gündeme gelen Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır’ın kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edildiğini açıkladı:

“Bahsettiğiniz isim (Ümit Dikbayır) Genel Başkanımızın imzalarıyla, yetkileri çerçevesinde tedbirli ve kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edilmiştir. Konuyla ilgili detayları yetkili arkadaşlarımız önümüzdeki günlerde paylaşır.”

Ne olmuştu?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, geçtiğimiz hafta grup toplantısında, “Bu ülkeye kazık atan herkesi buradan silmezsem adımı değiştireceğim. İyiler Hareketi cep doldurmaya kalkışanların karşısında, sırtında yara olmayan, tertemiz, gözümün içine baksan arkasının görüldüğü insanlardan oluşan bir partidir. Bunun dışında davrananların içimizde yeri yoktur” ifadelerini kullanmıştı.

Akşener’in bu ifadelerle Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır ile Antalya Milletvekili Uğur Poyraz’ı kastettiği öne sürülmüştü. Ümit Dikbayır ise Akşener’in banka hesaplarını inceletmekle ve belediyelerle ticari ilişkilere girmekle itham edilmişti.

Dikbayır, bugün Sözcü yazarı Saygı Öztürk’e yaptığı açıklamada, “Genel Başkan konuşmasında dil değiştirdi. Daha önce, kendisinin banka hesaplarının incelendiği söylemişti, şimdi ise ‘benim değil, kocamın ve gelinimin hesaplarını incelemişler’ diyor. Önce, bu gayri resmi inceleme bilgisinin devletten geldiğini söylemişti, şimdi ise ‘Bu bilgi gayri resmi ulaştı’ diyor. Bankaya resmi olarak soracaklarını, banka yetkililerinin ‘Bilmiyoruz’ diyebileceğini söylüyor” demişti.

“Kimin banka hesabına girildiği bilgisayar incelemesiyle hemen ortaya çıkar” diyen Dikbayır, şunları ifade etmişti: “Genel Başkan araştırmanın gayri resmi yapıldığını söylemekle ağız değiştirdi. Bunların hepsinin dedikodu, iftira olduğu ortaya çıktı. Genel Başkan’dan beklentim, beni nasıl kamuoyu önüne attılarsa, şimdi de kamuoyu önüne çıkıp, ‘Beni yanıltmışlar’ deyip açıklama yapmalı. Kendisini kim yanılttıysa, bu iftiraları kim önüne getirdiyse gereğini yapmalı.”

İYİ Parti’de istifalar: Ankara milletvekili Adnan Beker, Mesut Yılmaz, Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Aylin Anıl Arslan, parti kurucularından Taylan Yıldız, eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, parti kurucularından Aydın Adnan Sezgin, eski Ankara İl Başkanı Faruk Köylüoğlu, İYİ Parti 27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı da istifa eden isimlerdendi.

Partisinde yaşanan istifalara ilişkinde konuşan Zorlu, “Bazı istifa eden arkadaşlar esas alınarak İYİ Parti’ye haksız ve mutlak ifadelerle bir yön çizilmeye çalışıldığını görüyoruz. Elbette eleştirilere açığız, bu konudaki değerlendirmeler çok kıymetli ama iş gerçek dışı beyanlara, iftiralara geldiği zaman bu başka bir şey” dedi.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşat Zorlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 50+1 formülünün değişmesi gerektiği yönündeki sözlerine ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:

“Biz bu açıklamanın hukuki ve siyasal açıdan en somut ifadesini ortaya koyan siyasi partiyiz. Sayın Genel Başkanımız, 26 Ağustos’ta Kocatepe’de milletin huzurunda diğer siyasi partilere bir çağrıda bulundu. ‘İki yumruk arasına sıkışmış milleti bu kıskaçtan kurtaralım.

Her birimiz kendi adaylarımızla kendi başımıza rakip olalım. Alternatifler arasından en iyiyi seçme hakkını milletimize verelim.’ O günlerde çok anlaşılmadı, bazı çevreler farklı noktalara çektiler ama görüyorsunuz ki, 50+1 sisteminin taşınması mümkün değil. Böylesine bir kutuplaşma ile ülkenin yönetilmesi, ekonomik problemlerin çözülmesi mümkün değil.

Bir hususun altını çizmek istiyorum; oran buraya-şuraya çekilir şeklindeki teklifler bir yana, sadece bununla ülkedeki artan problemi çözemezsiniz Sayın Erdoğan. Kuvvetler ayrılığı prensibi nerede? TBMM’nin hakları şu anda nerede duruyor? Ülkede denetimsizlik hat safhaya çıkmış. Gelir adaletsizliği başta olmak üzere, adalet sistemimizde çok büyük yaralar almış. Böylesine vahim bir tabloyu, sayısal çoğunluk değerlendirmesine sığdırmak çok yanlış.”

“İYİ Parti açısından sistem tartışmalarının geldiği nokta çok kıymetli olmakla birlikte, bizim uyarılarımız geçmişten bugüne ortadadır. Demokrasi ve özgülükler adına bu sürecin bir an önce inşa edilmesi ve sorunların ortadan kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz.

Sayın Erdoğan’ı da bu çağrısı sonrası; özellikle yerel seçimlerde samimiyet noktasında göreceğiz. Orada altılı masa diyor. Kimin eli kimin cebinde diyor. Şu gerçeği de biz hatırlatmak zorundayız; siz de altılı masaydınız. Siz de ittifak içindeydiniz. Cumhur İttifakı da altı üyeden oluşuyordu. Bu tartışmalar uzar gider ama esas olan şudur; İYİ Parti’nin çağrısının ne kadar haklı olduğunu göreceksiniz.”

Paylaşın