CHP’li Öztrak’tan Meral Akşener’e Sert Yanıt: Yolları Açık Olsun

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ‘yerel seçim’ açıklamaları sorulan CHP’li Öztrak, “Biz her türlü fedakarlığı yaptık, yapılan eleştirileri sineye çektik. Kan kustuk kızılcık şerbeti içtik. Ama gitmek isteyene kal demeyiz, Yolları açık olsun, kendileri bilir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü ve Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak bu sabah Fox TV’de yayınlanan Çalar Saat programına konu oldu.

Gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Öztrak’a İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ‘yerel seçim’ açıklamaları da soruldu. CHP’li Öztrak’a programda İYİ Parti’nin ittifak olmadan seçimlere gitme kararına ilişkin soruya, ‘Yolları açık olsun’ cevabını verdi.

Programın sunucusu Ezgi Gözeger’in Faik Öztrak’a yönelttiği, ‘Yerel seçimlerde yeniden ittifak olur mu?’ sorusuna ise “Biz her türlü fedakarlığı yaptık, yapılan eleştirileri sineye çektik. Kan kustuk kızılcık şerbeti içtik. Ama gitmek isteyene kal demeyiz, Yolları açık olsun, kendileri bilir” diye yanıt verdi.

“Balıkesir ve Denizli’yi İYİ Parti yüzünden kaybettik”

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal da katıldığı yayında 2019 yılında CHP’li adaylarla kazanılabilecekken Balıkesir ve Denizli büyükşehir belediyelerinin İYİ Parti’ye bırakıldığını ve bu yüzden kaybedildiğini söyledi.

Sarıbal şu ifadeleri kullandı: “2019 yılında Balıkesir’i İYİ Parti’ye vermişiz Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanımız olsa kazanacağımız. Denizli’yi yine İYİ Parti’ye vermişiz Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanımız olsa kazanacağımız. Somut iki ili de içine alarak konuşuyorum.

Bugün İYİ Parti’nin hele de tabanının Cumhuriyet Halk Parti tabanının bir kısım Anavatan, Doğru Yol Partisi’nden gelen kesim olarak değerlendirdiğimizde İYİ Parti’nin Genel Başkanı’nın iradesi elbette olur ama yerelde tabanda bir işbirliğine itiraz etmesi hem kendisine dair, hem siyasi geleceğine dair hem partinin kurumsallığına dair hem de toplumdaki tepkisel tutumlar açısından olumsuz olacağını ben buradan biliyorum. Meral Akşener’in de bunu bildiğini düşünüyorum.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Fatih Altaylı’nın programına konuk olarak, 81 ilde ayrı aday çıkaracaklarını ve büyükşehirlerde de seçime kendi adayları ile gireceklerini söylemişti.

Paylaşın

Soyer’den Akşener’e İttifak Yanıtı: İYİ Parti Olmasa Da İzmir’de Bir Kayıp Olmaz

İYİ Parti ile ittifak yapılmaması halinde CHP için bir kayıp olup olmayacağına ilişkin soruyu yanıtlayan İBB Başkanı Tunç Soyer, “İzmirlilerin çok net bir duruşu ve tercihi var. Bu duruş kolay sarsılacak bir şey değil” dedi ve ekledi:

“İzmirliler en net, demokrasiye sahip çıkar. İzmir’de demokratik bir seçim süreci yaşanacak, sonuna kadar da demokrasi işleyecek. Bu son derece sağlıklı bir süreç olacak. Ben kayıp olacağını düşünmüyorum. Hiçbir kayıp olmaz.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, her yerde seçime ayrı gireceklerini açıklarken, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer karara ilişkin ilk değerlendirmesini yaptı.

İzgazete’den Gizem Taban’a konuşan Soyer “Anlaşılan o ki genel seçimlerde olduğu gibi bir çatı ittifakı kurulmayacak gibi… Ama ben zaten ilk günden beri söylüyorum, Sayın Genel Başkanımıza da arz ettim. Genel seçim ile yerel seçimin dinamikleri çok farklı… Yerel seçimlerde ittifak zaten her ilin, her ilçenin kendine özgü koşulları içinde kurulur. Bunu serbest bırakmak birkaç fayda yaratır.

Her partinin, kendi sözü neyse, eğilip bükülmeden söyleme imkanı olur. Seçmen daha kolay tercih yapacak bir seçenekle karşılaşır. Bu aynı zamanda başkan adaylarına da hareket alanı bırakır. Her partinin kendi söylemleriyle, politikalarıyla, yerel yönetim deneyimleriyle seçmenin karşısına çıkmasını sağlıklı buluyorum. O nedenle bu konuda herhangi bir olumsuz fikir taşımıyorum” diye konuştu.

“Rekabet her zaman faydalıdır”

Soyer, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in İzmir için Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığı konusunda Ümit Özlale’yi işaret etmesi hakkında ise “Rekabet her zaman faydalıdır. Bunda herhangi bir beis yok” dedi.

Soyer, İzmir’de İYİ Parti ile İttifak yapılmaması halinde CHP için bir kayıp olup olmayacağına ilişkin soruya ise şöyle yanıt verdi: “İzmirlilerin çok net bir duruşu ve tercihi var. Bu duruş kolay sarsılacak bir şey değil. İzmirliler en net, demokrasiye sahip çıkar. İzmir’de demokratik bir seçim süreci yaşanacak, sonuna kadar da demokrasi işleyecek. Bu son derece sağlıklı bir süreç olacak. Ben kayıp olacağını düşünmüyorum. Hiçbir kayıp olmaz.”

Paylaşın

BBP Lideri Destici’den Meral Akşener’e İttifak Çağrısı

İstanbul ve Ankara dahil 81 ilde aday çıkaracaklarını dile getiren İYİ Parti Lideri Meral Akşener’e çağrıda bulunan BBP Lideri Mustafa Destici, “İYİ Parti’nin Cumhur İttifakı içerisinde yer almasını arzu ederiz” dedi ve ekledi:

“Bu sadece yerel seçimlere mahsus bir şey değil. Biz, Türk devletinin varlığını daha güçlü bir şekilde devam ettirmesi, ülkenin bütünlüğünün muhafazası ve Türkiye’nin gelişmesi, büyümesi, milletin kardeşliği açısından milli, manevi hassasiyetleri yüksek olan, devletin varlığını, ülkenin bütünlüğünü, milleti önceleyen herkesin bir araya gelmesini arzu ediyoruz.”

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Eskişehir’de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gazete Duvar‘ın aktardığına göre; Destici, “İYİ Parti’nin Cumhur İttifakı’na katılacağı yönünde söylentiler var. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Geçtiğimiz genel seçimlerde de ben aslında İYİ Parti’nin Cumhur İttifakı içerisinde yer alması gerektiğini ifade etmiştim. Eğer İYİ Parti, Cumhur İttifakı çatısı altında seçimlere girmiş olsaydı bugün yaşananlar kendileri, kendi partileri ve kendi bulundukları ittifak açısından yaşanmamış olurdu. Biz kendilerini defaten uyardık. Yani o ittifakta, karşı ittifakta, Milli İttifakı’nda PKK olduğunu, PKK’nın uzantıları HDP’nin, Yeşil Sol’un, DHKPC’nin uzantıları olduğunu, TİP’in, TİKKO’nun uzantıları olduğunu ifade etmiştik, söylemiştik.

Ama o zaman kulaklarını kapattılar, bildikleri yolda devam ettiler. Ama seçim bittikten sonra şu anda herkes orada eteğindeki taşı döküyor. Şu anda en çok eteğinde kimin taş birikmiş diye bakıyoruz. İYİ Partililerin eteğinde çok taş birikmiş. Şu anda onlar inanılmaz bir şekilde Millet İttifakı’na, Cumhuriyet Halk Partisine, Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanına, adaylarına yönelik her şeyi söylüyorlar ve seçimin kaybedilmesinin sorumlusu olarak da Kemal Bey’i, Cumhuriyet Halk Partisini ve onların kadrolarını görüyorlar.

Bu saatten sonra da Cumhuriyet Halk Partisiyle tekrar yerel seçimlerde bir ittifak yapabilirler mi? Bütün bu yaşananlara ve İYİ Parti’nin ortaya koyduğu bu zikzak siyasetine baktığımda her şey olabilir diye görüyorum. Bir kere daha genel seçimlerde yaptığımız çağrıyı yapıyoruz. Biz elbette ki İYİ Parti’nin Cumhur İttifakı içerisinde yer almasını arzu ederiz. Bu sadece yerel seçimlere mahsus bir şey değil. Biz, Türk devletinin varlığını daha güçlü bir şekilde devam ettirmesi, ülkenin bütünlüğünün muhafazası ve Türkiye’nin gelişmesi, büyümesi, milletin kardeşliği açısından milli, manevi hassasiyetleri yüksek olan, devletin varlığını, ülkenin bütünlüğünü, milleti önceleyen herkesin bir araya gelmesini arzu ediyoruz.”

“İstanbul ve Ankara dahil 81 ilde ayrı seçime gireceğiz”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Fatih Altaylı ile yaptığı söyleşide yerel seçimlere ilişkin ittifak düşünmediklerini belirterek İstanbul ve Ankara dahil 81 ilde ayrı seçime gireceklerini söylemişti.

Akşener, yerel seçimlere ilişkin yaptığı açıklamada, “İttifak sistemi içinde yer almamaya kararlıyız” ifadelerini kullanmıştı. Yerel seçimlerdeki olası bir başarısızlık için de Akşener, “Bedelini ödeyeceğim, tüm sorumluluk bana ait. Bana ‘Tayyip Erdoğan’a yanladı’ diyenler dahil herkes istediğini söyleyebilir. Umurumda değil. İki; biz bu partiyi CHP’nin adaylarını seçtirmek için kurmadık. Bitti” dedi.

Paylaşın

İYİ Parti Neden Tek Başına Seçime Girmek İstiyor?

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere yedi aydan daha kısa bir süre kala, partilerin seçimlere yönelik açıklamaları gündem olmaya devam ediyor. Son olarak, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, seçimlere tek başlarına gireceklerini ve 81 ilde aday çıkaracaklarını söyledi.

İYİ Parti kurmaylarına göre Meral Akşener’in “ittifaksız seçim” kararının en önemli nedenlerinden birisi, seçim ittifaklarının “kutuplaşmayı” daha da keskinleştirmesi ve kutuplaşmanın kazananının da iktidar partisi olması.

Ayrıca ittifakların muhalefetin oylarını büyütememesi, ittifaklar nedeniyle İYİ Parti kimliğinin ortaya konulamaması ve büyüyememesi, aday belirleme ve ittifak süreçlerinde CHP ile güven ilişkisinin zedelenmesinin de tek başına seçime girme kararında etkili belirtiliyor.

14 ve 28 Mayıs seçimlerinde AKP’nin yüzde 7,5 oy kaybetmesine karşın, Cumhur İttifakı’nın oylarını havuzunda tutabildiğine dikkat çeken bir parti yöneticisi, “Ama bizde böyle bir durum olmadı. Diyelim ki CHP’den İYİ Parti’ye geçiş oldu, CHP’de hemen ‘İYİ Parti’ye karşı kaybediyoruz’ telaşı başlıyor. Halbuki aday CHP’den olacak ve bize gelen oy nihayetinde CHP’nin olacak ama CHP’nin bu stratejik bakışı yok” görüşünü dile getiriyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in gazeteci Fatih Altaylı’ya verdiği röportajda, “seçim işbirliklerine” kapıları tamamen kapatması, muhalefet cephesinde özellikle de CHP’de, yerel seçim hesaplarının değişmesine yol açacak.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; İYİ Partililer ise Akşener’in yerel seçimlerle ilgili tutumunu netleştirmesinden son derece memnun. İYİ Parti’de yeni dönemin stratejisi, ittifakla girilen seçimlerde kullanılan “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganına atıfla, “Birleşe birleşe kazanamadık, ama iktidar alternatifi olmak için ayrışa ayrışa kazanma ihtimalimiz var” sözleriyle özetleniyor.

Akşener seçimlere tek başına girme kararını 13 Eylül Çarşamba günü toplanacak Genel İdare Kurulu’na (GİK) götürerek, parti kararı haline getirecek.

Seçim yenilgisinin nedenlerine ilişkin “iç değerlendirme” süreci başlatan ve kendi deyişiyle “tefekkür sessizliğine” bürünen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bu sessizliğini partisinin Olağan Kurultayı’ndan tam 2 ay sonra, 26 Ağustos’ta Afyonkarahisar’da, Büyük Taarruz’un yıldönümünde bozmuştu.

İktidar ve muhalefet partilerine yaptığı “Bu ittifak sistemi Türkiye’yi uçuruma sürüklüyor. Gelin yerel seçimlere her birimiz ayrı girelim” çağrısı karşılık bulmayan Akşener, “her yerde seçime kendi adayları ile girecekmiş gibi hazırlandıklarını” ancak yerel işbirliklerine açık olacaklarını da söylemişti.

Akşener’in çıkışları siyasi kulislerde “ittifaka kapıları tamamen kapatmadığı, el yükseltme hamlesi” olarak yorumlanmıştı. Ancak Akşener, gazeteci Fatih Altaylı’ya verdiği röportajda, ittifaklara tamamen kapıları kapattı.

Oysa CHP’de, “Akşener, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a karşı aday çıkarmaz” beklentisi hakimdi.

Afyonkarahisar’daki açıklamasının tersine, Akşener’in son açıklamasıyla seçim işbirliklerine tamamen kapıları kapatması da soru işaretlerine neden oldu.

İYİ Parti’de bu konuda birden fazla neden gösteriliyor ancak en önemli etkenin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “İstanbul ittifakını kurma”, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın “rozetsiz aday olarak yola çıktığı” yönündeki açıklamalarından duyulan rahatsızlık olduğu ifade ediliyor.

İki belediye başkanının ve CHP’nin, Afyon’da verilen mesajları doğru okuyamadığı düşünülüyor:

“Akşener’in Afyonkarahisar’daki konuşması bir rest çekme, el yükseltme değildi. Oradaki mesajları doğru okuyamadılar. Genel Başkan, bazı yerlerde işbirliği olabilir derken, kastettiği aslında Ankara ve İstanbul’du.

“Ama sanki buna karşı bir hamle gibi iki belediye başkanı da adaylıklarını açıkladı. Bizimle istişare edilmedi, bir şey sorulmadı. Bir anlamda bize hareket alanı bırakmadılar ve ‘İYİ Parti zaten cepte’ diye düşündüler. Bu da Genel Başkan’ın hoşuna gitmedi.”

Akşener’in ittifaka tamamen kapıları kapatma kararını hızlandırmasına neden olarak; CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Ankara’da Mansur Yavaş’ın İYİ Parti’den aday olmasına dönük formüllere “CHP’li belediye başkanlarının olduğu yerde CHP’li belediye başkanları vardır, devam eder. Bunun ortası olmaz. Her halükarda Ankara’da da İstanbul’da da dominant olan parti CHP’dir” açıklaması gösteriliyor.

İYİ Parti kurmaylarına göre Akşener’in “ittifaksız seçim” kararının en önemli nedenlerinden birisi, seçim ittifaklarının “kutuplaşmayı” daha da keskinleştirmesi ve kutuplaşmanın kazananının da iktidar partisi olması.

Ayrıca ittifakların muhalefetin oylarını büyütememesi, ittifaklar nedeniyle İYİ Parti kimliğinin ortaya konulamaması ve büyüyememesi, aday belirleme ve ittifak süreçlerinde CHP ile güven ilişkisinin zedelenmesinin de tek başına seçime girme kararında etkili belirtiliyor.

14 ve 28 Mayıs seçimlerinde AKP’nin yüzde 7,5 oy kaybetmesine karşın, Cumhur İttifakı’nın oylarını havuzunda tutabildiğine dikkat çeken bir parti yöneticisi, “Ama bizde böyle bir durum olmadı. Diyelim ki CHP’den İYİ Parti’ye geçiş oldu, CHP’de hemen ‘İYİ Parti’ye karşı kaybediyoruz’ telaşı başlıyor. Halbuki aday CHP’den olacak ve bize gelen oy nihayetinde CHP’nin olacak ama CHP’nin bu stratejik bakışı yok” görüşünü dile getiriyor.

İYİ Parti’de Akşener’in son çıkışıyla, “belediye başkanlığı pazarlığında el yükselttiği dedikodularının da önünün kesildiği” düşünülüyor.

“Akşener’in kararının parti kararı haline gelmesi bekleniyor”

Meral Akşener, seçimlere tek başına girme kararını 13 Eylül’de toplanacak Genel İdare Kurulu’nun onayına sunacak. GİK’ten sürpriz karar çıkmayacağı belirtilirken, Akşener’in kararının parti kararı haline gelmesi bekleniyor.

Tek başına seçime girme kararıyla ilk aşamada yerel seçimlerde başarı sağlayarak “Refah Partisi’nin geçmişte ortaya koyduğu hizmet belediyeciliği” anlayışını yeniden canlandırma hedefi dile getirilirken, asıl hedefin 2028 seçimlerinde iktidar alternatifi haline gelmek olduğu belirtiliyor.

2018’den bu yana tüm seçimlere ittifakla girilmesine karşın muhalefetin toplam oyunun artmadığına dikkat çeken parti kurmayları, İYİ Parti’nin iktidar kanadından oy alabilmesi için de seçimlere tek başına girmesinin doğru bir tercih olduğuna işaret ediyorlar.

Partide bundan sonra izlenecek strateji ise şöyle özetleniyor:

“Birleşe birleşe kazanacağız iyi bir slogandı ama değişen sistem nedeniyle başarı sağlanamadı. Birleşe birleşe kazanamadık ama iktidara alternatif olabilmek için ayrışa ayrışa kazanma ihtimalimiz var.”

İYİ Parti’de GİK kararından sonra, yeniden ittifak masasına dönülmesi zor görülüyor. Ancak bunun tek istisnasının ittifak isteyen karşı tarafın, örneğin CHP’nin “fedakarlık yapması” olacağı ifade ediliyor:

“Diyelim ki CHP bizimle işbirliği yapmak istiyor. Neden hep bizim onların adayını desteklememiz gerekiyor? Belki bizim adayımız kazanacak. Madem seçim işbirliği istiyorlar, örneğin Ankara’da bizim adayımız lehine adaylarını çekebilirler.”

İYİ Parti GİK toplantısı sonrası sahaya inecek

GİK toplantısından sonra İYİ Parti aday belirleme sürecini başlatacak. Akşener de GİK toplantısından sonra aday belirleme ve seçim çalışmaları için sahaya inecek.

Akşener’in tek başına seçime girme kararını, seçim takvimini de dikkate alarak erkenden kamuoyuna açıkladığı ifade ediliyor: “Yerel seçimlere hazırlanmak için yeterli bir süreye ihtiyacımız vardı. Bu süreyi kazandık. Çünkü belirleyeceğimiz adayların kamuoyunda tanınmaya ihtiyacı vardı. Kararı şimdiden açıklayarak, bunun için de zaman kazanılmış oldu.”

Paylaşın

CHP’den Akşener’in Yerel Seçim Kararına İlişkin İlk Açıklama: Saygılıyız

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in yerel seçimlere yönelik kararına ilişkin değerlendirmede bulunan CHP’li Bülent Kuşoğlu, “Her partinin en doğal hakkı seçime ayrı girmesi” dedi ve ekledi:

“CHP bu seçimde de mevcut 11 büyükşehir belediye sayısını artırmak için çalışıyoruz. Şu an ittifak görüşmemiz yok ama kapımızı çalan olursa kapımız açık.. Ayrı ayrı girme kararına saygılıyız.”

Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu, Sözcü TV’de yaptığı açıklamada CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in yerel seçimlere yönelik ayrı girme kararına ilişkin ifadelerini aktardı.

Kuşoğlu, Akşener’in ifadelerine ilişkin, “Her partinin en doğal hakkı seçime ayrı girmesi. CHP bu seçimde de mevcut 11 büyükşehir belediye sayısını artırmak için çalışıyoruz. Şu an ittifak görüşmemiz yok ama kapımızı çalan olursa kapımız açık.. Ayrı ayrı girme kararına saygılıyız” dedi.

“İstanbul ve Ankara dahil ayrı gireceğiz”

Gazeteci Fatih Altaylı’ya açıklamalarda bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yerel seçimlere ilişkin İstanbul ve Ankara dahil 81 ilde aday çıkaracaklarını söyledi. Akşener, küçücük ilçelerde işbirliği yapılabileceğini de ifade etti.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: İstanbul Ve Ankara Dahil Seçimlere Ayrı Gireceğiz

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara dahil 81 ilde aday çıkaracaklarını söyledi. Akşener, küçücük ilçelerde işbirliği yapılabileceğini de ifade etti.

Hakkında 7 yıl açık tutulan FETÖ soruşturmasıyla ilgili de konuşan Akşener, 8 klasörden oluşan dosyada birden fazla ihbarcı olduğunu belirterek “Birisi daha ihbarda bulunuyor. Yağmur gibi ihbar var. Kafası kızan ihbar etmiş. Ama o ihbarda şöyle bir durum var. Sayın Tuğrul Türkeş, ben ve Süleyman Soylu FETÖ’cüyüz iddiası var.

Bunlar hakkında soruşturma, kovuşturma yapılması gerektiği… Benim dokunulmazlığım olmadığı için dosyam ayrılmış, diğer iki ismin dokunulmazlığı olduğu için TBMM’ye gönderileceği yazıyor benim dosyada. Ama onlara ne yapıldı bilmiyorum. Sonrasında Soylu İçişleri Bakanı oldu” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, gazeteci Fatih Altaylı’ya dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Seçimin ardından İYİ Parti kurmaylarının açıklamalarına ilişkin, son dönemlerde ortaya çıkanlarla ilgili öfke olduğunu belirten Akşener, “Adnan bey sahada çalışırken ‘Onlar oradan vekil çıkartamaz İYİ Parti’ye oy vermeyin’ deniliyor. Beni ve İYİ Parti’yi düşmanlaştırarak AK Parti bünyesinde bizim üzerimizden sayın Kılıçdaroğlu’na gelebilecek oyların önü kesildi.

Buna da çanak tutuldu. Ben size Çankırı’dan örnek vereyim. Çankırı’da adayımız son 10 güne kadar kazanabilir durumdaydı. AK Parti’nin birinci sıradaki adayı ve teşkilatları, ikinci sıranın çıkamayacağını onun için diğer oyların MHP’ye kaydırılması gerektiğini söylediler. Bunun üzerine kavgalar oldu. Sonuç itibariyle İYİ Parti’nin vekil adayı gitti MHP, AK Parti kazandı” diye anlattı.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’i “saydığını” söyleyen Akşener, “Eskişehir’de ilginç bir şey oldu. Nebi kardeşimizin büyük bir kızgınlığı var. Ailecek görüştükleri hocanın iddiaya göre, “İYİ Parti buradan çıkaramaz, 4 çıkaralım” diye gezmesi. Bunlar insanları kırıyor” dedi.

“İstanbul ve Ankara dahil ayrı gireceğiz”

Akşener şöyle devam etti: Bütün bunlar teşkilatlarda bir şey biriktirdi. Bursa’daydım geçen gün. Biz teşkilatlarımıza çok para gönderemedik. Biraz zorluk çekmişler. Nilüfer Belediyesi ile ortaklaşmaya çalışmışlar kumanya için. Üç gün kala “Biz kumanya veremeyiz” demişler. İkinci turdan bahsediyorum. Bu tür çok hoyrat, sert tavırlar… Şimdi gelinen noktada bizim 4 vekilimiz hariç, teşkilatlarımızın tamamı şu an itibariyle yerel seçimlere hiç kimse ile…

İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyeleriyle ilgili olarak da biz cumhurbaşkanı adayı gösterdiğimiz için kendilerini, Kürşad (Zorlu) ‘Burada da aday çıkaracağız’ dedi. Cumhurbaşkanı adayı gösterdiğimiz için ben Kürşad ile ilgili ‘Tedbiren söylemiştir’ dedim. Ne çıktı ortaya? Dediler ki ‘Evet biz Cumhurbaşkanı adayı göstermek istedik, iki arkadaş da kabul etmedi. Milletin sesini bildirdiniz’ dediler.

(Partileri göstermedikleri sürece nasıl kabul edeceklerdi?) Biz de gösterebilirdik. Birinden biri “adayım” dese oradan çıkarlardı. Kararlılık başka bir şey. Arkadaşlarımız ‘Milletin sesini değerlendirmediler ama biz her yerde ayrı gireceğiz.’ diyor. İstanbul ve Ankara dahil.

Ben bu ittifak siyasetine şiddetle karşıyım. Bunlar insanları kutuplaştırıyor. Bütün seçim boyunca fakirin derdini, emekliyi, sığınmacıyı konuşamadık. “Biz PKK’lı değiliz, Kandil bizi desteklemiyor. Bunu söyleyen şerefsizdir” diye gezdik. Biz bunun için kurmadık ki bu partiyi. Kuruluş ayarlarına dönüyoruz biz şu anda.

(İstanbul ve Ankara’nın eski ortağınızın partisi tarafından kaybedileceğini göze alıyor musunuz?) Hepsini alıyoruz. Belki bizimki seçilecek. Öyle adaylar çıkaracağız ki… İzmir’de CHP ceketini assa seçilir diye bir kanaat var. Ümit Özlale şu an itibariyle çalışıyor. “Ben adayım” dedi. 81 ilde aday çıkaracağız. Ama küçücük ilçelerde öyle şeyler olur ki teşkilatlar kendi aralarında işbirliği yapıyorlar. Onlar yapılabilir.

(İttifak kararı nihai mi?) Genel İdare Kurulu’nu haftaya çağıracağım ben. GİK’ten geçtiği an nihai karardır. Ben de Ekrem beye yakınım. Ekrem beyin CHP Genel Başkanlığı adaylığı söz konusu olduğunda CHP’li kişiler çıktılar benim CHP’nin içişlerine karıştığımı iddia ettiler. Ki çok ayıp bir şeydir bu.

Altılı masada 3 Mart’ta yaşanan krize ilişkin de ilk kez konuşan Akşener şunları söyledi: Ben, iki yıl evvel 3 Kasım’da bütün siyasi -daha masa da yok orta yerde – o zaman yeni kurulmuştu Fatih Erbakan’ın partisi dahil, partileri dolaştım. Fakat Sayın Davutoğlu’na, Sayın Gültekin Uysal Bey’e, Sayın Babacan’a, Sayın Karamollaoğlu’na bir soru sordum. ‘Sayın Kılıçdaroğlu adayım derse ne yapacaksınız?’ diye. Oradan cevaplar aldım. Sayın Kılıçdaroğlu ile beraber de Sayın Kuşoğlu, Sayın Böke gibi arkadaşlar var. Karşılıklı oturduk.

Ben bir genel giriş yaptıktan sonra şunu söyledim; dedim ki ‘Bu iki belediye başkanımız ita amiri sizsiniz bizler de destekledik. Bu iki arkadaşımız gerçekten morali bozuk seçmenin yanında yer aldığı ve taraftar olduğu bir durum haline geldik. İkisini birden aday göstermeyeceksiniz ikisini de geri çekin. Bu şahitli. Ben zannettim ki böyle olacak. Sayın İmamoğlu Türkiye’yi gezdi. Mansur Bey’e müthiş bir sempati vardı. 20 Ocak 2020’de, masa kurulmak üzere. Ben ilçe ilçe, il il gezmeye başladım. Daha iki yıl var seçime.

Bu iki arkadaşı Antalya’da da söylüyorlar, Trabzon’da da söylüyorlar, Niğde’de de söylüyorlar. Nasıl bir şey… Ya Hakkari’de söylüyorlar. Hakkari’de Mansur Yavaş da söylendi. Birden bire masa kuruldu. Masayı tetikleyen Sayın Davutoğlu’dur, ama kuran Sayın Kılıçdaroğlu’dur. Sonra birden o masada parlamenter sisteme dönüşle ilgili karar alındı. Çok güzel bir çalışma yapıldı. Bu masanın siyasi politikalar metni hazırlandı. Sorun tespit edilip cevapları bulundu. Binlerce maddelik bir şey. İş geldi diğer mevzunun nasıl olacağına. Benim 3 Mart’ta masaya giderken…

Böyle şeyler konuşulmadı. Saadet Partisi geldi, adaylıkla ilgili düşündüklerini sordu. Ben gittim DEVA Partisi’ne gittim kendim sordum. Gültekin Bey’e gittim. Bir resim çıktı ortaya. Ben de bizim GİK’ten bir yetki aldım. Ben bekliyorum ki yöntemi konuşacağız. Bir iki arkadaş çok önde olduğu için ben bunların isimlerini söyleyeceğim, diğerleri de aklındakileri söyleyecek. Her partinin güvendiği bir şirketin araştırma yapması ve oradan çıkan isim de aday olsun. Enteresan bir şey oldu.

Birden konuşma ‘kim aday olsun’a evrildi. İlk sözü Gültekin Bey’e verdiler. ‘Kemal Bey’ dedi. Ali Bey’e söz verildi, ‘Kemal Bey’ dedi. Davutoğlu’na söz verildi, şimdi Allah var ben düzgün anlatayım. ‘Sayın Akşener aday olmadığına göre Kemal Bey’ dedi. Bana geldi sıra, ‘Ben böyle böyle aldım geldim yetkiyi, bunu doğru bulmuyorum. Siz ‘Kemal Bey’ dediniz, benim ona saygım sevgim sonsuz. Ama bu iki arkadaş var. Bunlar benim babamın oğlu değil. Bunları meşhur eden de ben değilim. Ama böyle oldu.

Benim yetkim şu, ‘siz de adaylarınızı söyleyin.’ Bir yöntem önerdim. Sonra bu yöntemle böyle bir gökyüzüne bakma oldu. Sonra Sayın Kılıçdaroğlu dedi ki; Meral Hanım imzalamıyorsa imzalamasın. Biz beşimiz imzalayalım çıkalım’ dedi. Ben de aldım dosyamı, ‘o zaman size başarılar diliyorum’ dedim. Denildi ki; madem bu yetkiyi aldınız. O zaman partinize Kemal Bey’i götürün. Öyle bir duygu ki çok dürüst söylüyorum… Bir tarafta yani içi titreyerek bize bakan sizin kızınız yaşında çocuklar, bir tarafta içimizden geçen bambaşka bir şey. Sonuç itibariyle ‘peki’ dedim.

Meşhur kağıdı imzaladık… Derhal arkadaşları topladım. Olanı anlattığımda arkadaşlarımız çok sert bir tavır koydular. ‘Kesinlikle o masaya dönmeyeceksin’ dendi. Bir arkadaşımız sadece ‘bunu bu kadar sertlikte yapmayalım’ dedi. Haydi söyleyeyim, Bahadır Erdem Bey. Kendi aralarında insanlar ne konuştu bilmiyorum, ama yüksek sesle konuşma bu. Sonuç itibariyle ben o konuşmayı yaptım ve gittik. Arkadaşlarımızla düzenli toplanmaya başladık. ‘Sen aday ol’ dediler. Neyse, ‘benim adaylığım doğru değil’ dedim ben arkadaşlara. Ersan Şen’le konuştuk biz, o kabul etti.

Neyse pazar gününün akşamı iki belediye başkanı bana geldiler. Bu seçenekler onlardan geldi. Ben bu iki belediye başkanının yardımcı olmasını öneren ben değilim. Onlar bana başka seçenekler de sundular. İkisini kabul ettim. Bundan Kemal Bey’in bilgisinin olduğunun ispatlanmasını istedim. Üç kişi hariç herkes bu fikri, ‘kazanacak adaydan’ ‘kazanacak formüle geçtim’ onayladı. Biz dördümüz buluşmak üzere çıktık. Kemal Bey, ben, iki belediye başkanı… Bu iki arkadaşın icracı ve yetkili başkan yardımcılığını teyit ettik. Bundan sonrası çok vahim. Öğrendim ki masadakilerin haberi yok… Önce ben kağıdı imzalıyoruz zannettim.

Önce Temel Bey ‘ne oluyor’ dedi. Şaşırdım. Ali Bey ‘böyle bir şey olamaz’ dedi. Sonra ben en başından anlattım, teklifi benim getirmediğimi, bu teklifin CHP’den geldiğini söyledim. ‘Yani bu teklif size CHP’den geldi, öyle mi?’ dedi. ‘Ben bir arkadaşlarımla görüşeyim’ dedi, sonra geldi ‘kabul etmiyorlar’ dedi ve dışarıda 10 bin kişi var…

“Sayın Tuğrul Türkeş, ben ve Süleyman Soylu FETÖ’cüyüz iddiası var”

Akşener hakkında 7 yıl açık tutulan FETÖ soruşturmasıyla ilgili dosyayı aldıklarını, 8 klasörden oluşan dosyada birden fazla ihbarcı olduğunu belirterek “Birisi daha ihbarda bulunuyor. Yağmur gibi ihbar var. Kafası kızan ihbar etmiş. Ama o ihbarda şöyle bir durum var. Sayın Tuğrul Türkeş, ben ve Süleyman Soylu FETÖ’cüyüz iddiası var. Bunlar hakkında soruşturma, kovuşturma yapılması gerektiği… Benim dokunulmazlığım olmadığı için dosyam ayrılmış, diğer iki ismin dokunulmazlığı olduğu için TBMM’ye gönderileceği yazıyor benim dosyada. Ama onlara ne yapıldı bilmiyorum. Sonrasında Soylu İçişleri Bakanı oldu” diye konuştu.

Paylaşın

Akşener’den Yerel Seçim Açıklaması: Onun Bunun Ağız Kokusunu Çekmeden…

Yerel Seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Biz bu seçimlere her bir yerde tek başımıza girecek gibi hazırlanacağız. Bu netlikle söylüyorum. Biz hür ve müstakil bir siyasi parti olarak bu seçimde kendimizin kaç kilo ettiğini tarttıracağız, göreceğiz, paylaşacağız” dedi ve ekledi:

“Seçmene, milletimize anlatacağız kendimizi. Sosyal medya önemli ama sosyal medyanın yankı odalarından çıkıp kapı zili çalacağım ben, hepiniz çalacaksınız. Köylere gideceğim, hepiniz gideceksiniz. O insanlara dokunacağız. HDP’lilik üzerinden elini uzatanın eline vuruldu. Bunların hepsine ‘hayır’ diyerek yola çıkacağız kendi başımıza. Bunların neticesinde bütün sorumluluk bana aittir.”

Akşener, değerlendirmesinin devamında, “Her kararı ortak veriyoruz ama elbette sorumluluk benimdir. Diyorsa ki kardeşim senden bir şey olmaz. O da can baş üstüne. Milletimiz de bilecek ki bu bir neredeyse referandumdur. Anladınız mı? Şimdi onun için çok fazla çalışacağız. Çok insana ulaşacağız ve biz kendimizi tarttıracağız.

Biz kaç kilo ediyoruz, göreceğiz. Buradaki hedefimiz elbette belediye başkanlıklarını almak ama en önemlisi onun bunun ağız kokusunu çekmeden, onun bunun üzerinden hakaret yemeden hak etmediğimiz isnatların karşısında başımız öne eğilmeden sonuç bizimdir. O sonucun neyse, artıysa hepimizindir, eksiyse sorumlu benim gereğini yapacağım.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Partisinin Bursa İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. Sol Haber’in aktardığına göre, Akşener, “sosyal medyanın yarattığı yankı odalarının dışına çıkıp gerçekten vatandaşa dokunulduğu” bir çalışma biçimini 15 Eylül’den itibaren başlatacağını söyledi.

Genel seçim sonuçlarına da değinen Akşener şunları söyledi: “O seçimin sonuçlarıyla ilgili olarak suçlandık da suçlandık. Kabulümdür. Keşke her şeyin sorumlusu, hataların, eksiklerin sorumlusu bu gariban olsun. O olmadığı zaman demek ki her şey iyi olur anlaşılır ama öyle bir durum yok. Bunun sorumlusu hep beraber hepimiziz. O masada oturan 6 kişi ve 6 kişinin temsil ettiği her bir kişidir. Dolayısıyla ben sorumluluğumu partim adına kabul ediyorum.

Amma velakin asla kabul etmediğim bir şey var. ‘İYİ Partililer çalışmadı’ koskocaman kuyruklu bir yalandır. İYİ Parti’ye oy vermeyi düşünenlerin önemli bir kısmı kızdı, gitti. Onlara da saygım sonsuz ama İYİ Parti’yi cezalandıranlar Sayın Kılıçdaroğlu’na da oy vermediler, bize de oy vermediler. Biz de ceza gördük. Can baş üstüne. Bu hatadan, bu eksikten, bu yanlıştan neyse bunun adı bir ders çıkarıp, bir daha hataysa hataları tekrarlamayacağız. Çünkü seçmen velinimettir. Seçmenin dediği başımızın üstündedir.”

Akşener, genel seçimde yüzde 9,67 oranında oy aldıklarını hatırlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yüzde 15-17’lerin konuşulduğu bir süreçte yuvarlarsak yüzde 10’luk bir oy almışsak üstü zaten bizi cezalandırmış dolayısıyla da herkesi cezalandırmış. Bize verilen oyla Sayın Kılıçdaroğlu’nun aldığı oyu ve diğer siyasi partilerin aldığı oyu toplayın işte bizim partimize oy verenlerin partililerimizin, seçmenimizin Sayın Kılıçdaroğlu’na gerçekten samimiyetle çalıştığını gösterir.

Dolayısıyla bana canlarının istediğini söylüyorlar. Ben siyasetçiyim, talep edenim. Ona saygı duymaya gayret ediyorum ama partililerime, arkadaşlarıma saygısızlık edeni çarparım. Hem de nasıl çarparım biliyor musunuz? Yüzlerini yere yapıştırırım yere. Şimdi saygısızlığın, şımarıklığın son bulduğu bir döneme giriyoruz. Dolayısıyla biz çalışacağız.”

“Onun bunun ağız kokusunu çekmeden…”

Genel İdare Kurulu (GİK), divan, milletvekilleri, il başkanlarıyla toplantılar yaptığını hatırlatan Akşener, genel seçimlerdeki oy kayıplarının nedenlerini bu toplantılardan öğrendiğini aktardı. O bilgilere göre bir yol haritası oluşturarak ona göre hareket edeceklerini vurgulayan Akşener, şunları kaydetti:

“Bugün burada ‘Vira Bismillah’ diyoruz. Yerel seçimlere hazırlanacağız. Her bir ilçe için mutlaka adayınız olacak. Onları konuşacağız. Bundan sonra Bursa’dan başlayarak gittiğim her yerde söyleyeceğim her ilçeye varsa her beldeye mutlaka arkadaşlarımızı hazır edeceksiniz. Biz bu seçimlere her bir yerde tek başımıza girecek gibi hazırlanacağız. Bu netlikle söylüyorum. Biz hür ve müstakil bir siyasi parti olarak bu seçimde kendimizin kaç kilo ettiğini tarttıracağız, göreceğiz, paylaşacağız.

Seçmene, milletimize anlatacağız kendimizi. Sosyal medya önemli ama sosyal medyanın yankı odalarından çıkıp kapı zili çalacağım ben, hepiniz çalacaksınız. Köylere gideceğim, hepiniz gideceksiniz. O insanlara dokunacağız. HDP’lilik üzerinden elini uzatanın eline vuruldu. Bunların hepsine ‘hayır’ diyerek yola çıkacağız kendi başımıza. Bunların neticesinde bütün sorumluluk bana aittir. Her kararı ortak veriyoruz ama elbette sorumluluk benimdir. Diyorsa ki kardeşim senden bir şey olmaz. O da can baş üstüne. Milletimiz de bilecek ki bu bir neredeyse referandumdur.

Anladınız mı? Şimdi onun için çok fazla çalışacağız. Çok insana ulaşacağız ve biz kendimizi tarttıracağız. Biz kaç kilo ediyoruz, göreceğiz. Buradaki hedefimiz elbette belediye başkanlıklarını almak ama en önemlisi onun bunun ağız kokusunu çekmeden, onun bunun üzerinden hakaret yemeden hak etmediğimiz isnatların karşısında başımız öne eğilmeden sonuç bizimdir. O sonucun neyse, artıysa hepimizindir, eksiyse sorumlu benim gereğini yapacağım.”

Akşener, konuşmasında, partisinin ilk belediye başkan adayını ilan ederek, Orhaneli İlçe Başkanı Mümtaz Arslan’ın Orhaneli Belediye Başkan Adayı olduğunu paylaştı.

Paylaşın

Akşener’in “İttifak Bitti” Sözlerine Kılıçdaroğlu’ndan Yanıt: İttifak Yok Ki Zaten

İYİ Parti kanadından gelen “ittifak bitti” sözlerini değerlendiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “İttifak zaten bitti. Şimdi bakın, ittifak yok ki zaten, ittifak seçim döneminde olur. Şimdi her birimiz ayrı partiyiz, şimdi ittifak yok ki. İyi Parti; onlar da bizim gibi yerel seçimlere hazırlanıyor. Diğer partiler de yerel seçimlere hazırlanıyor. Yani biz hep beraber gelip, “Arkadaşlar biz yerel seçimlere nasıl hazırlanalım diye konuşmak” öyle bir şey yok” dedi ve ekledi:

“Dolayısıyla yaptığımız çok değerli bir şey tartışma aramızda elbette tartışma olacak, onlar ayrı parti biz ayrı partiyiz dolayısıyla tartışma da olabilir, farklı adaylar da olabilir, farklı adaylar çıkarabiliriz. Dayanışma içinde olabiliriz. Belli yerlerde karşıt olabiliriz biz geçen seçimlerde de biz Uşak’ta biz de belediye başkanı adayı çıkardık onlar da çıkardılar. Yanlış hatırlamıyorsam Niğde’de biz de çıkardık onlar da çıkardılar. Yani bazı yerlerde beraber olduk bazı yerlerde ayrı ayrı olduk. Bunların hepsi oldu yani.”

“Değişim” tartışmalarına ve kendisine yönelik “istifa” çağrıları da değerlendiren Kılıçdaroğlu “Şimdi Kurultay’da göreceksiniz, demokratikleşmenin ne olduğunu herkes görecek, tanık olacak buna. Gerçekten partide herkes tanık olacak. CHP’nin şöyle bir özelliği var. Türkiye’deki büyük değişimlerin altında CHP’nin imzası vardır. Değişimin önü zaten açık bizde, kapalı hiç olmadı ki.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir grup gazeteci ile bir araya gelerek gündeme dair soruları yanıtladı. T24’ten Murat Sabuncu’nun aktardığına göre; Kılıçdaroğlu’nun verdiği demeçler şöyle:

Kemal Bey peki siz altılı masa ortakları birbirinizle helalleşebildiniz mi seçim sonrası? Meral Hanım’ın hem Kurultay’da hem sonrasındaki CHP’ye yönelik çıkışı, Ali Babacan’ın bir televizyon programında söylediği “CHP’nin kendi başına kazanması mümkün mü ya” cümlesi, sosyal demokrat kanattan gelen “Bu kadar fazla milletvekili neden muhafazakarlara verildi” eleştirisi… Seçim sonrası iktidar daha bir arada gözükürken muhalefet paramparça bir yapı arz ediyor. Bu yapıyla bu seçimlerin kazanılma imkanı var mı? Kendi aranızdaki bu tartışmanın nereye evrileceğini bekliyorsunuz?

Doğrusunu isterseniz ben öyle muhalefeti çok paramparça görmüyorum. Şimdi siz gazeteciler soru soruyorsunuz, doğal olarak onlar yanıt veriyorlar. Yani niye ayrı ayrı girdiniz veya neden 39 milletvekili verildi, soru soruyorsunuz. Onlar da gayet samimi bir şekilde cevap veriyorlar. Biz girmeseydik CHP tek başına girecekti. Fakat bu öyle bir algı yaratılıyor ki sanki biz sabah, öğle, akşam birbirimizle kavga ediyoruz. Yok öyle bir şey aslında, yani pekala telefon ediyoruz birbirimize, pekala birbirimizle konuşuyoruz, pekala onların eleştirileri varsa büyük bir dikkatle okuyoruz; biz de bakıyoruz yani.

Medya biz kanlı bıçaklıymışız, oturduk birbirimizi boğazlayacağız gibi veriyor. Aslında öyle bir şey yok. Yani biz pekala üç gün sonra da beş gün sonra da bir ay sonra da bir araya gelebiliriz. Oturup konuşabiliriz uygar insanlar gibi. Bizim siyaset dünyasında çok önemli bir şey yaptığımıza inanıyorum ben. Yani altı siyasi partinin ortak mutabakat metni hazırlaması, Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından bir anayasa metni hazırlaması ve bunun altına imza atması… Allah aşkına kimin yapacağı bir şeydir bu? Biz bunu yaptık bu ülkede, bunun altında hepimizin imzası var ve hiçbirimiz

‘imzamı geri çektim’ demiyoruz. Hala aynı yerdeyiz, yani bu sıradan bir olay değil.

Sayın Akşener ittifak bitti dedi…Ve yenisi için partisi pek gönüllü gözükmüyor.

İttifak zaten bitti. Şimdi bakın, ittifak yok ki zaten, ittifak seçim döneminde olur. Şimdi her birimiz ayrı partiyiz, şimdi ittifak yok ki. İyi Parti; onlar da bizim gibi yerel seçimlere hazırlanıyor. Diğer partiler de yerel seçimlere hazırlanıyor. Yani biz hep beraber gelip, “Arkadaşlar biz yerel seçimlere nasıl hazırlanalım diye konuşmak” öyle bir şey yok.

Dolayısıyla yaptığımız çok değerli bir şey tartışma aramızda elbette tartışma olacak, onlar ayrı parti biz ayrı partiyiz dolayısıyla tartışma da olabilir, farklı adaylar da olabilir, farklı adaylar çıkarabiliriz. Dayanışma içinde olabiliriz. Belli yerlerde karşıt olabiliriz biz geçen seçimlerde de biz Uşak’ta biz de belediye başkanı adayı çıkardık onlar da çıkardılar. Yanlış hatırlamıyorsam Niğde’de biz de çıkardık onlar da çıkardılar. Yani bazı yerlerde beraber olduk bazı yerlerde ayrı ayrı olduk. Bunların hepsi oldu yani.

Meral Hanım’ın masadan kalkması, sonra geri gelmesi konusunda ne oldu hala tam olarak kimse bilmiyor…

Meral Hanım’ın masadan kalkması sonra masaya gelmiş olması elbette onların takdirinde olan bir şey. Biz ‘neden masadan kalktın’, ‘neden masaya geldin’ diye bir sorgulama yapmayız.

‘Kovulduk’ da diyorlar.

Başka partiyi sorgulama gibi bir hakkımızın olduğunu da; yani ittifak içinde hakkımızın olduğunu da düşünmüyorum.

Bu kalkışın zarar verdiğini düşünüyor musunuz?

Onu bilmiyorum yani zarar verdi mi vermedi mi diye böyle özel bir çalışma yapmadık doğrusunu isterseniz yani.

Ama anketlerde oy oranı yüzde 17-18’di, 7’ye 8’e düştü diyenler var…

Gazetelerin yazdığı, sizlerin yazdığınız zarar verdi şeklinde. Bilmiyorum, yani dediğim gibi özel bir çalışma yapmadık bununla ilgili. Zaten özel bir çalışma yapacak zaman da yok. ‘Ne oldu, artısı mı oldu eksisi mi oldu’ öyle bir zaman dilimi de yok. Zaten yani her şey o kadar hızlı ilerliyor ki siz sabah bir şey düşünüyorsunuz, öğleden sonra gündem tamamen değişiyor akşam başka bir konuya odaklanıyorsunuz.

Bu noktada şu soru soruluyor:

Kemal Bey, “Başarılı belediye başkanlarını yeniden aday gösteririz” dediniz. Bir de “Biz önce kendi adaylarımızı belirleyip sonra ittifak ile  bir araya geleceğiz” dediniz. Şimdi başarılı deyince İstanbul, Ankara, İzmir Adana, Mersin bunlar mı kastediliyor?  Ekrem Bey aday adayıyım diye çıktı. Mansur Bey aday adayıyım diye ortaya çıktı. Birinci sorum her ikisi de sizinle bir istişarede bulundu mu, yani biz aday adaylığımızı açıklayacağız dediler mi size? İkincisi, bu konuda siz hem Ekrem Bey’in İstanbul’dan Mansur Bey’in Ankara’dan adaylığı konusunda genel başkan olarak görüşünüz nedir?

Kendileriyle zaman zaman yüz yüze görüşüyoruz veya telefonla görüşüyoruz. Başarılı olan belediye başkanlarını tekrar aday göstereceğimizi zaten defalarca ifade ettik. Yani yeni söylenen bir şey değil. Dolayısıyla arkadaşlar da kendilerini başarılı görüyorlar, doğru. Yani biz toplumun nabzını tuttuğumuzda da belediye başkanlarımızın başarılı olduğu görülüyor. Dolayısıyla tabii bunun son kararı bende değil, MYK da değil. Kararı Parti Meclisi verecek ama benim genel başkan olarak görüşüm, başarılı belediye başkanlarının görevlerini sürdürmeleri. Hele özellikle Ankara, İstanbul, Mersin, Adana gibi Antalya gibi bizim yeni aldığımız ve birinci  dönemlerinde güzel çalışmalar yapılan belediye başkanlarını ikinci dönemlerinde daha başarılı olacaklarını, devir aldıkları sorunları kalıcı çözmek için çalışacaklarını biliyorum.

Biliyorsunuz buraları büyük borçlarla devraldılar, büyük borçların bir kısmı tasfiye edildi. Şimdi ikinci dönemlerinde çok daha güçlü olarak, mali açıdan da çok daha güçlü olarak başlayacaklar. Örneğin İstanbul’da metro inşaatları tamamen durmuştu. Şimdi metrolar, inşaatlar büyük ölçüde tamamlandı. Bir kısmı açıldı hatta bir kısmının açılışına ben de katılmıştım. Benzer uygulamalar diğer illerimizde de oldu. Mersin’de de, Adana’da da, Antalya’da da benzer uygulamalar oldu. Dolayısıyla ben arkadaşların başarılı bir şekilde 2. dönem görevlerini yerine getireceklerine inanıyorum.

Ve bence en önemli kısım:

Yerel seçimde başarınız erken seçimi getirir mi?

Normalde etik kurallara uyan bir iktidarın yerel seçimlerde kaybederse seçime gitmesi lazım. Demokrasinin kuralı budur. Güven testini gerçekleştirmesi lazım ama Erdoğan bunu yapar mı bilmiyorum. Bunu yapması için demokrasi kültürünü içselleştirmesi lazım. Erdoğan’da bunu göremiyorum. Toplumsal baskı bunu ne kadar gündeme getirir ya da etkili olur bilemiyorum.

İmamoğlu CHP’nin, Yavaş İYİ Parti’nin adayı olsun formülleri de konuşuluyor ne dersiniz? İyi Parti’yle böyle bir işbirliği yapabileceğiniz konuşuldu mu?

CHP’li belediye başkanlarının olduğu yerde CHP’li belediye başkanları vardır, devam eder. Bunun ortası olmaz. Her halükarda Ankara’da da İstanbul’da da dominant olan parti CHP’dir. Öyle kabul etmek lazım.

CHP Genel Başkanı seçim yenilgisi sonrası parti içinde ‘değişim’ hareketi başlatan, Kurultay’da pek muhtemel karşısındaki adayı destekleyecek Ekrem İmamoğlu hakkında çok dikkatli bir dil kullanıyor. Özellikle siyasi yasak getirilmesi olasılığına “karşılarında 100 yıllık partiyi bulurlar” diye tepki gösteriyor:

“Bir büyükşehir belediye başkanını seçimle değil de yargıyı kullanarak seçim sisteminin dışına atıyorsanız, bu artık o ülkede iktidarın demokrasiden tümüyle vazgeçtiğini gösterir. Rakibinizi demokratik kurallar içinde yenerseniz toplum size saygı duyar. Devletin gücünü kullanarak rakibinizi elemine etmek onu sistemin dışına, seçimin dışına atmak isterseniz sizin demokrat olmadığınız, baskıcı bir yönetimi kullandığınız gerçeği ortaya çıkar. Biz Erdoğan’ın demokrasinden yana tavır takınmadığını gayet iyi biliyoruz. Rakiplerini yalanlarla, iftiralarla bazen yargıyı kullanarak sistemin dışına itmek istediğini de biliyoruz ama onun unutmaması gereken bir şey var. Onun karşısında 100 yıllık bir parti var, Cumhuriyet Halk Partisi var ve en azından bu son seçimlerde demokrasinden yana oy kullanan 25,5 milyon insan var.”

Kemal Kılıçdaroğlu kurultaya doğru parti içinde yarış ile ilgili şunları söyledi: “Parti içinde de MYK’de de Parti Meclisi’nde de her konuyu tartışırız. İnsanların idealleri olur, parti içi idealleri olur, parti dışı idealleri olur. Bizi diğer partilerden ayıran temel özellik de bu zaten. Yani biz demokrasiyi içselleştirmiş olan bir partiyiz. Bugün buraya gelmeden önce mesela eski partililer ile buluştum. Şikayet de ettiler, listede bizi koymadınız dediler, bir sürü şey anlattılar, bunları dinliyorum ben. Şimdi normalde diğer partilerde böyle bir tablo bulamazsınız. ‘Vay sen nasıl konuşursun’ diye başlanılır. Bizde bunların tamamını dinleriz, dolayısıyla niçin hangi gerekçelerle yapamadığımızı da anlatırız.

Yani bir anlamda eski partililerimize hesap da veririz. Yani ben MYK’ye de hesap veririm, belediye başkanları da, parti meclisi de, il başkanları da gelir. Onlar bizi eleştirirler, biz onları eleştiririz. ‘Neden yeteri kadar çalışmadınız’ deriz, eksiklikleri varsa tek tek söyleriz. Onlar da bizim eksiğimizi söylerler bize ama bu hani böyle bir kan davasına dönüşmez bizde. Bizde tartışılır, belli bir şey varsa, seçim varsa, yerel seçim varsa hep beraber gideriz. Yerel seçimlerde gücümüzü gösteririz oyumuzu kullanırız. Yerel seçimler biter, ondan sonra otururuz tekrar tartışırız. Bizi yüz yıllık parti yapan da zaten bu. Yani diğer partilerden ayıran temel kural da bu. Eğer bu tartışma kendi içinde dinamizmini kaybederse ve tartışma tümüyle yok olursa parti bir anlamda kendisini sonlandırmış olur.

Çünkü artısını eksisini tartışmayan bir partinin geleceği inşa etme şansı olmaz. Gelecek nasıl sağlıklı inşa edilir? Tartışılarak yapılır. Benim görmediğimi bir başka partili görür. Şimdi biz bu aslında demokrasinin de bir gereği ama toplum öyle bir hale geldi ki kendi içimizde demokratik tartışmalar bile ‘vay işte gördünüz mü siz Ak Parti gibi değilsiniz’. Orada tek adam rejimi var yani bir kişi konuşuyor, herkes esas duruşta. Orada aksini söyleyemez, her kimse söylediği zaman tasfiye edilir. Bizde öyle bir kural yok, olmaz da zaten öyle bir gelenekte yok partinin içinde. CHP’de eleştirilerde asla belli bir düzeyin altına inilmez. Yani belli bir saygı içinde o en sert eleştiriler yapılır. “

HDP aday çıkarırsa…

HDP’nin başta İstanbul aday çıkarma konusuna şöyle yanıt veriyor: “Doğrusunu isterseniz yani HDP aday çıkarır mı çıkarmaz mı ya da diğer partiler aday çıkarır mı çıkarmaz mı yani ittifak içinde olanlar aday çıkarır mı çıkarmaz mı onu bilmiyoruz yani. O gelişen olaylar, gelişen süreç içerisinde oturulur konuşulur.

Yeşil Sol Parti ayrı aday da gösterebilir yani geçmişte de belli yerlerde ayrı aday gösterdi. Bazen aday göstermedi, hangi belediye başkanını istiyorsa ona destek verdi. Dolayısıyla bizim HDP’nin iç işine karışmak gibi bir ne görevimiz ne de öyle bir etik dışı davranışımız olur yani, onların iç işlerine karışmayız . Onlara saygı gösteririz, diğer partilere nasıl saygı gösteriyorsak HDP’ye de aynı saygıyı gösteririz.”

Bir diğer soru…

Size seçimlerden sonra istifa çağrıları oldu. Siz bir şekilde partiye devam etme kararı aldınız. Partiyi güvenli limana yanaştırmaktan bahsettiniz. Bu Kurultay’la beraber bu güvenli liman olmuş olacak mı tekrar genel başkan olursanız?

Olacaktır.

Ondan sonra siz bunu teslim etmek için mi bir yol yürüyeceksiniz?

Şimdi Kurultay’da göreceksiniz, demokratikleşmenin ne olduğunu herkes görecek, tanık olacak buna. Gerçekten partide herkes tanık olacak. CHP’nin şöyle bir özelliği var. Türkiye’deki büyük değişimlerin altında CHP’nin imzası vardır. Partilerin demokratikleşmesi konusunda da kendi içimizde, bütün partiler için söyleyemiyorum, kendi içimizde demokratikleşmesi konusunda da çok önemli gelişmelere imza atacağız. Hepiniz tanık olacaksınız.

Siz bunun önünü açacaksınız yani.

Tabii yapacağız.

Değişimin önünü açacağınız mı anlaşılacak buradan? Tüzüğe mi atıfla?

Tabii tüzükle, başka ne ile olacak.

Yani sürprizler mi beklensin?

Tüzükte, yok yani tabii bir düzeni değiştirdiğinizde herkesin memnun olmasını bekleyemezsiniz ama bugün yaptığım toplantıda bir oranı açıkladığımda en çok alkışı erkekler verdi, kadınlar lehine.

Kurultay’da değişimin önünü açacağınızı söylediğinizi yazsak doğru bir cümle mi olacak?

Değişimin önü zaten açık bizde, kapalı hiç olmadı ki.

Genel başkan değişimini mi kastediyorsunuz?

Bir değişim yapacağız o kesin. Değişimin hukuki temellerini oluşturacağız o da kesin. Tabii bu bizim önerimiz, Kurultay bunu kabul eder mi etmez mi onu bilmiyorum. Çünkü ben geçmişte ön seçim için şeyi ön görmüştüm. Düzenli aidat ödeyenler, milletvekilini seçsinler. Böylece naylon üyeler bitecek, düzenli aidat ödeyen, kendi milletvekilini, belediye başkanını, belediye meclis üyesini belirleyecek. Kurultay bunu reddetti, kabul etmedi. Şimdi pişmanlar, keşke kabul etseydik diye şimdi getireceğiz, getireceğiz yeniden. Yani hiçbir partide olmayan bütün demokratik standartları getireceğiz.

Güvenli liman, Kurultaya getireceğim, Kurultaya bütün demokratik standartları getireceğim. Parti gerçek anlamda tam demokratik kuralların işlediği bir parti haline gelecek. Ondan sonra özgürce kendi genel başkanını seçecek. Yeri geldiğinde başkanı görevden alacak bir Kurultay olacak.

İşte söylüyorlar, güçlü genel sekreterlik olsun, olur. Eskiden vardı zaten, o kalkmıştı, dolayısıyla örgütün de beklentilerine uygun olarak ve gerçekten de siyasi partilerin demokratikleşmesi açısından da buna ihtiyaç var yani.

Paylaşın

İYİ Parti’den İmamoğlu Ve Yavaş İddialarına Yalanlama: Gizli Gündemimiz Yok

Akşener’in Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a İYİ Parti’den adaylık teklifinde bulunacağı iddiasını yalanlayan İYİ Parti Basın Danışmanı Murat İde, Akşener’in, Yavaş ve İmamoğlu konusunda CHP ile kurumsal bağları konusunda hassasiyet gösterdiğini söyledi.

Murat İde, açıklamasının devamında, “Bu dikkat ve gerçek, büyükşehir belediye başkanlarımızın, Millet İttifakı’nın belediye başkanları olduğu gerçeğini de ortadan kaldırmaz” dedi.

Sözcü yazarı Saygı Öztürk’ün, “Meral Akşener’in, CHP’li bazı belediye başkanlarına kanca atmaya çalıştığını, her fırsatta Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını gündeme getirdiğini” savunması ve Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlarıyla ilgili sözleri üzerine, İYİ Parti Basın Danışmanı İde açıklama yaptı.

Öztürk’ün köşesinde paylaştığı açıklamada, İde’nin sözlerinden öne çıkanlar şöyle:

“Sayın Genel Başkanımız, Millet İttifakı’nın belediye başkanları ile ilgili olarak, her sözün başında, ‘Bu arkadaşlarımız Cumhuriyet Halk Partili’dir ve ‘siyaseten ita amirleri de Sayın Kılıçdaroğlu’dur’ cümlesini hiç eksik etmemiştir. Bu bakış açısıyla, kıymetli başkanlarımızla olan ilişkisinde, CHP ile olan kurumsal bağları en temel sınır olmuş ve bu hassasiyet 4.5 yıldır devam etmiştir.

Ancak, bu dikkat ve gerçek, büyükşehir belediye başkanlarımızın, Millet İttifakı’nın belediye başkanları olduğu gerçeğini de ortadan kaldırmaz. Bu gerçeklikte, bir gizli ajanda aramaya gerek yok. Milletin işaret ettiği isimler, siyasetin önemli birer aktörü olmak zorundadır. Çünkü karar siyasilerin değil, bizzat milletindir. Bu sebeple, Sayın Genel Başkanımızın, milletimizin işaret ettiği başkanlarımızdan bahsetmesi, millet emridir ve siyasetin doğasına uygundur.

(…)

Medyada yer alan ve ‘Meral Akşener dedi ki’ diye başlayan kulis (!) iddiaları, ikinci ya da üçüncü ağızlardan duyulmuş dedikodulardan ibarettir. Milletin ağzı torba değil, herkes bir şeyler söylüyor.

(…)

Sayın Genel Başkanımızın, Sayın Mansur Yavaş ve Sayın Ekrem İmamoğlu’na İyi Parti’den adaylık teklifinde bulunacağını ima etmişsiniz. Bu dedikodunun kaynağını tahmin ediyoruz.

(…)

İyi Parti’nin, her iki belediye başkanımız ile ilgili olarak, asla bir gizli ajandası yoktur. 3-6 Mart sürecinde her iki başkanımıza yaptığı çağrıdan ve o tavırdan da anlaşılacağı gibi Sayın Meral Akşener bir konuda bir şey düşünüyorsa, bunu milletimizle açık ve net şekilde paylaşmaktadır. Bu kadar açık konuşan bir Genel Başkan’ın kapı arkasından iş çevirmesini beklemek, hakikati inkardır.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

İYİ Parti Kanadı: Akşener, Açıklamalarıyla “El Yükseltti”

Meral Akşener’in Afyonkarahisar Kocatepe’de tüm siyasi partilere yaptığı “Seçimlere ayrı ayrı girelim” çağrısını anımsatan İYİ Parti kanadı, “Akşener’in siyaseti aritmetik hesaplardan soyutlamak için bu çağrıyı yaptığını” ileri sürüyor. Akşener’in bu açıklamalarıyla “el yükselttiği” de vurgulanıyor.

İYİ Parti kanadı, Akşener’in “Ortak adaya kapalı değiliz” sözlerini ise, “Artık kimsenin kapısını çalıp ‘Gelin işbirliği yapalım’ demek istemiyoruz. Tabanımız da artık ‘seçimlere bağımsız katılmamızı’ istiyor. Ancak Türkiye’nin geleceği, milletin refahı için bir parti ile işbirliği yapılması gerekiyorsa, diğer partiler elini taşın altına koymak istiyorlarsa, burada öncelik İYİ Parti olmalı. İYİ Parti çatısı altında yapılacak bir işbirliğine kapımız hiçbir zaman kapalı değildir” şeklinde yorumluyor.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, önceki gün partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Ankara ve İstanbul için İYİ Parti’nin ayrı aday çıkarıp çıkarmayacağı sorusuna “Bazı siyasi partilerin İstanbul ve Ankara’da bazı hedefleri olduğu için bu konuyu çokça köpürtüyorlar ama biz çok net bir şeyi ortaya koyduk: Biz kendi adaylarımızı çıkaracağız” yanıtını vermişti.

Kısa bir süre sonra İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, gazeteci Fatih Altaylı’ya Zorlu’nun açıklaması üzerine “Şu anda ortada üzerinde konuşulacak isimler olmadığı için Kürşad Bey de bizim kendi adayımızı çıkaracağımızı söylemiştir. Ortak adaylara kapalı değiliz ama bu her halükârda destekleyeceğimiz anlamına da gelmez” değerlendirmesinde bulundu.

Akşener, “El Yükseltti”

Cumhuriyet’te yer alan kulis haberine göre, Akşener’in Afyonkarahisar Kocatepe’de tüm siyasi partilere yaptığı “Seçimlere ayrı ayrı girelim” çağrısını anımsatan İYİ Parti kanadı, “Akşener’in siyaseti aritmetik hesaplardan soyutlamak için bu çağrıyı yaptığını” ileri sürüyor. Akşener’in bu açıklamalarıyla “el yükselttiği” de vurgulanıyor.

İYİ Parti kanadı, Akşener’in “Ortak adaya kapalı değiliz” sözlerini şöyle yorumluyor: “Artık kimsenin kapısını çalıp ‘Gelin işbirliği yapalım’ demek istemiyoruz. Tabanımız da artık ‘seçimlere bağımsız katılmamızı’ istiyor. Ancak Türkiye’nin geleceği, milletin refahı için bir parti ile işbirliği yapılması gerekiyorsa, diğer partiler elini taşın altına koymak istiyorlarsa, burada öncelik İYİ Parti olmalı. İYİ Parti çatısı altında yapılacak bir işbirliğine kapımız hiçbir zaman kapalı değildir.”

Paylaşın