Mehmet Şimşek: Verimlilik Ekonomisi Peşindeyiz

Türkiye’nin ATM Merkezi – TAM projesinin lansmanında konuşan Mehmet Şimşek, “Biz yatırımı, istihdamı, üretimi ve özellikle de ihracatı önceliklendireceğiz. Verimlilik ekonomisi peşindeyiz” dedi ve ekledi:

“Tasarruf yaptığınız ölçüde yatırım yapabiliyorsunuz ya da dışarıdan borçlanıyorsunuz. Biz isteriz ki tasarrufları yatırımları artıralım, doğru alanlara bunları kanalize edelim. Cari açık 60 milyar dolardan 30’un altına düşmesi muhtemelse bu programın çok iyi çalıştığını gösteriyor. Finansmana erişimde şu anda sorun yok. Türk bankaları ve şirketleri küresel finansmana erişimde giderek çok daha iyi bir noktaya geldi.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İstanbul’da Türkiye’nin ATM Merkezi-TAM projesinin lansmanında konuştu. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Bakan Şimşek, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

İç talep halen güçlü seyrediyor. Programımız dezenflasyona geçiş dönemini öngörüyor. İç talep bir miktar yumuşayacak, net ihracatın katkısı politikalar ve ana ticaret ortaklarımızdaki toparlanmayla birlikte iyileşecek. Ana pazarımız AB, Orta Doğu, Kuzey Afrika gibi bölgeler. Amaç enflasyonu tek haneye indirmek. Kur sübvansiyonu, faiz sübvansiyonuyla bir yere varamayız. Geçmişte arzuladığımız sonuçları alamadık.

Tüm sektörlerin durumunu hassasiyetle takip edip elimizden gelen desteği sağlayacağız. Tüm sektörler bizim için çok değerlidir. Kamu bankaları örnek oluyor. ATM ortak havuzu kuruyorlar, böylece verimliliği artırıyorlar. Tüm sektörlerde bu anlayışla hareket etmek lazım. Verimliliği artıracağız, yenilikçilik peşinde koşacağız. Dünyada pazar payı kapmanın başka yolu yok. Bizim büyümemiz kompozisyondaki iyileşme çok net şekilde çalışıyor. Bu sürdürülebilir büyümeye yönelik önemli bir çıkıştır.

Cari açık geçen sene Mayıs ayı itibarıyla yıllık cari açık 60 milyar doların üzerindeydi. 32 milyar doların altına düştük, Şubat ayı itibarıyla. 30 milyar doların altına cari açık düşmüştür. Cari açığı milli gelirin yüzde 2,5 altına çekmeyi hedefliyoruz. Eğer Türkiye’de cari açık milli gelire oranla yüzde 2’nin altına düşerse Türkiye’nin dış borcunun milli gelire göre oranı düşüyor. Cari açığın kalıcı şekilde yüzde 2.5’in altına düşürülmesi için yeşil, dijital dönüşüm, yeni sanayi politikası uygulamaya koyuyoruz.

Bunun birçok bileşeni var. STB’nin çok güzel girişimleri var. Sanayiyi sadece piyasalara bırakamayız. Sanayide dönüşümü kamunun rehberliğinde biraz iteklemesiyle hızlandıracağız. Dolayısıyla cari açıkta kalıcı olarak yüzde 2,5’i hatta yüzde 2’nin altını bekliyoruz. Altına yönelik kota uygulamasına gittik, çıkar çevreleri memnun değil, kusura bakmasınlar. Ülkede olmayan metali ithal edeceksiniz, bir köşede atıl olarak duracak.

Vatandaşın tercihine saygılıyım. Ülkemizin menfaatine kaynaklarımızı yatırıma, üretime, istihdama ve nihai olarak ihracata dönüştüreceğiz. Bu Cumhurbaşkanımızın vizyonu. Bunun için ne gerekiyorsa yapacağız. Bankaların fiyatlamasına karışmak istemiyoruz. Kamunun kaynakları kıttır, tercih yapmak zorundasınız.

Bankalara söyledim. Biz yatırımı, istihdamı, üretimi ve özellikle de ihracatı önceliklendireceğiz. Verimlilik ekonomisi peşindeyiz. Tasarruf yaptığınız ölçüde yatırım yapabiliyorsunuz ya da dışarıdan borçlanıyorsunuz. Biz isteriz ki tasarrufları yatırımları artıralım, doğru alanlara bunları kanalize edelim. Cari açık 60 milyar dolardan 30’un altına düşmesi muhtemelse bu programın çok iyi çalıştığını gösteriyor. Finansmana erişimde şu anda sorun yok. Türk bankaları ve şirketleri küresel finansmana erişimde giderek çok daha iyi bir noktaya geldi.

Geçen senenin ilk 5 ayında bankaların dış borç çevirme oranı yüzde 96’ydı. Bankalar 100 dolar borç ödüyordu, 96 dolar bulabiliyordu. Bugün 100 dolar borç ödediğinde 148 dolar bulabiliyor. Finansmana erişim artmıştır. Uluslararası bankalarda Türkiye’nin konumu çok güçlüdür, bölgemizde bir numarayız, dünyada da ilk üçteyiz. Kredi derecelendirme kuruluşları da bu gelişmeleri fark ettiler, gecikmeli de olsa, notumuzu artırıyorlar, hepsinin görünümü pozitif. Bu program devam etsin, biz notu artıracağız demek.

Türkiye’nin risk primi bugün 300 baz puanın altında. 2020 yılının başından bu yana en düşük düzey. Dışarıdan kaynak bulduğunuzda benzer vadedeki ABD hazine kağıtlarının maliyeti üzerine genelde bunu koyarlar. Finansman maliyetimiz azalıyor. Vatandaş enflasyon yüksek diyebilir. Mayıs ayı enflasyonu son 12 ayın enflasyonudur. Nisan ayı enflasyonu son 12 ayda gerçekleşen enflasyondur.

Ülkemizde çok büyük bir deprem felaketi yaşandı. Bunun sektörel olarak fiyat baskısı var, bütçe açığı üzerinden fiyat baskısı var. Tedbir almasaydık yüzde 10’a doğru gidiyordu. Tedbirlerin bir kısmı enflasyonist. Ne yaptık, bazı vergileri artırdık, KDV’yi artırdık, bu sene artıracak mıyız, hayır. Bu Temmuz Ağustos’ta sistemden çıkınca enflasyon aşağı gelecek. Bu işi yapanlar az biraz okumuşlar bilirler ki, para politikası etkileri gecikmeyle etkili olur.

Pazartesi günü tasarruf verimlilik paketini açıklayacağız. Buna benzer yoğun şekilde yaptığımız çalışmalar var. Çalışmalarımızı aralıksız devam ettireceğiz. Program çalışıyor ve çalışmaya devam edecek.

Enflasyonla ilgili dün Merkez Bankası geniş değerlendirmelerde bulundu, çok iyi iş çıkarıyorlar, ekip çok güçlü. Piyasada bu işi bilenlerin beklentisi önümüzdeki 12 ayda enflasyonun yüzde 35 civarına ineceği. Bu bizim öngörülerimizin üzerinde. Enflasyon düştükçe aşağı yönlü ivme kazandıkça hedef ve öngörüler arasındaki makasın kapanacağını düşünüyoruz. Türkiye’yi fiyat istikrarına kavuşturacağız. En büyük önceliğimiz vatandaşın bu hayat pahalılığı baskısını azaltmaktır. Enflasyonu tek haneye düşürmek için ne gerekiyorsa yapacağız.

Gelir, kurumlar, KDV’yle oynamayacağız dedik. Belli çevreler hala bu konuda spekülasyon üretmeye devam ediyorlar. Seçim arefesinde vatandaşı bu çevreler yanlış yönlendirdiler. Finansman o kadar bol ki, almak zorunda kalıyoruz. Buraya güven var. Uluslararası normlara dayalı politika seti var. İhracatçımızın yanındayız ve onlarla birlikte sorunları çözeceğiz, verimliliği artıracağız. Yapısal dönüşüm zaman alıyor, sürekli iyileştirme gerekiyor. Öğlenden sonra yatırım programının iyileştirmeye yönelik toplantıya gideceğiz.

İlk defa büyük bir belirsizlikle karşı karşıyayız, yapay zeka. Yapay zeka önemli bir önümüzdeki dönemde gündem maddesi olacak. Sürekli insanımıza yatırım yapmamız lazım. Büyük devletler 3 kolon üzerinde yükselirler. Beşeri sermaye, altyapı, teknolojidir. Bu üç alanda başarıyı yakalayan ülkeler sürekli yükselmiştir. Onlarda rekabet sorunu olmaz, verimlilik sorunu olmaz, refah artışı kalıcıdır.”

Paylaşın

Şimşek’ten “Enflasyon Ve Vergide Adalet” Mesajı

Sosyal medya hesabı üzerinden enflasyon ve vergide adalet mesajı veren Mehmet Şimşek, “Enflasyonu tek haneye düşürmeyi programımızın temel hedefi olarak belirledik. Çünkü fiyat istikrarı olmadan gelir dağılımında adalet ve kalıcı refah artışı mümkün değildir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Vergide adaleti güçlendirmek için önemli düzenlemeler yaptık; örneğin asgari ücreti vergi dışı bıraktık, gelir vergisi tarifesinde en alt dilimdeki vergi oranını düşürdük, en üst dilimdeki vergi oranını yükselttik, kurumlar vergisi oranını artırdık, banka ve finans kurumları için daha yüksek oran belirledik.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerin Orta Vadeli Program (OVP) ile ilgili açıklamalarda bulundu. Şimşek açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Enflasyonu tek haneye düşürmeyi programımızın temel hedefi olarak belirledik. Çünkü fiyat istikrarı olmadan gelir dağılımında adalet ve kalıcı refah artışı mümkün değildir. Bunun yanı sıra vergide adaleti güçlendirmek için önemli düzenlemeler yaptık;

Örneğin, asgari ücreti vergi dışı bıraktık, gelir vergisi tarifesinde en alt dilimdeki vergi oranını düşürdük, en üst dilimdeki vergi oranını yükselttik, kurumlar vergisi oranını artırdık, banka ve finans kurumları için daha yüksek oran belirledik.

Vatandaşlarımızın alım gücünü artırmak için her alanda çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz. Programımız şeffaf, öngörülebilir ve kural bazlı politikalara dayalı olup ülkemizin kendi programıdır ve başarı ile uygulanmaktadır.”

Merkez Bankası’ndan ‘miktarsal sıkılaşma’ adımı

Öte yandan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), miktarsal sıkılaşmaya yönelik yeni bir adım attı ve 21 Şubat 2024 tarihinden bu yana ilk kez bugün Depo Alım ihalesi açtı. Merkez Bankası’nın açtığı ihalede tutar 200 milyar TL olarak belirlendi. Geleneksel yöntemli ihale, 15.05.2024 vadeli olarak gerçekleştirilecek.

TL depo alım ihalesi; Merkez Bankası’nın, Türk Lirası likidite fazlalığını giderme konusundaki etkinliğini artırmak için bankalardan ihale yöntemi ile Türk Lirası depo alma işlemlerine deniyor.

TL Depo İhaleleri, para arzındaki değişimlerin oluşturabileceği etkilere karşı uygulanan sterilizasyon politikaları araçlarından biridir. Özellikle ekonomide likidite fazlası olduğu dönemlerde TCMB, TL likidite fazlalığını gidermek için ihale yöntemi ile bankalardan TL depo alma işlemidir.

Paylaşın

KDV Oranları Artırılacak Mı? Mehmet Şimşek’ten Açıklama

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından, KDV oranlarının artırılacağı iddialarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Yayınladığımız KDV tebliği KDV artışı olarak yorumlanmış” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Vergi kayıp ve kaçağına neden olan hatalı uygulamaların önüne geçmek için tebliğ ile sadece açıklama yapılmış olup KDV oranı artırılmamıştır.”

Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanlığı, KDV oranlarının artırılacağı iddialarına ilişkin basın açıklaması yayımladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Son günlerde KDV ile ilgili yaptığımız Tebliğ düzenlemesinden hareketle KDV oran artışı yapıldığı, mal ve hizmetler itibarıyla KDV oranlarının belirlendiği listeler arasında kaydırmalarla oran artışları yapılacağı yönünde haberler  görülmektedir. Vatandaşlarımızın doğru bilgilendirilmesi açısından aşağıdaki açıklama gerekli görülmüştür.

KDV Kanununun verdiği yetki çerçevesinde KDV oranları günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmektedir. Mal ve hizmetler itibarıyla halihazırda 3 farklı oran uygulanmaktadır.

Temel gıda maddelerinin yer aldığı 1 sayılı Listedeki mallar için oran %1’dir. Yeme-içme, sağlık, eğitim, tekstil, konaklama gibi bazı mal ve hizmetlerin yer aldığı 2 sayılı Listedeki mallar için oran %10’dur. Bu iki listede yer almayan mal ve hizmetler ise genel oran olan %20 oranına tabiidir.

Yeme içme sektöründe bulunan bazı lokanta ve kafeler ile ilaç dışında çeşitli ürünleri satan eczanelerin, oran farklılığını istismar ettiği ve rekabet eşitliğini bozduğu tespit edildi.

Fiyatları KDV dahil olarak belirlenen ve ilan edilen lokanta veya kafelerde, yeme içme hizmeti karşılığında %10 KDV hesaplaması gerekirken, bu hizmet yerine tıpkı bir market gibi et, su, meyve suyu ve benzeri ürünleri tek tek satmış gibi göstererek %1 oranında KDV hesaplandığı, vatandaştan aldığı %10 oranındaki KDV tutarını fiş veya faturada %1 olarak gösterdikleri görüldü.

Aynı şekilde KDV oranı %10 olan ilaç ve benzeri tıbbi ürünlerin yanında KDV oranı %1 olan gida takviyesi içeren ürünleri satan eczanelerin, KDV dahil belirlenmiş fiyatlar üzerinden satış yaptıkları halde tüm satışlarını gıda takviyesi içeren ürün gibi göstermek suretiyle yine vatandaştan aldığı %10 KDV’yi Devlete vermedikleri görüldü. Bu örneklerin sürekli arttığı dikkate alınarak istismarın önüne geçmek ve bu konudaki tereddütleri gidermek maksadıyla konuya açıklık getiren Tebliğ hazırlandı.

KDV oranlarını artırma konusunda Cumhurbaşkanı yetkilidir. Tebliğ ile KDV oran artışı yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla Tebliğ ile herhangi bir oran artışı yapılmamıştır. Yeme içme hizmeti sunan işletmeler, gıda maddelerini olduğu gibi satmamakta, bu ürünlerden hazırlanmış bir yemeği veya içeceği hizmet şeklinde müşterilerine sunmaktadır. Bu hizmetle beraber sunulan tuzun, karabiberin, peçetenin, ıslak mendilin veya ikram edilen çay ya da kahvenin ayrı fiyatlandırması söz konusu değildir. Tüm bunlar yeme içme hizmetinin bir parçasıdır ve bu nedenle hizmet bedeli tüm maliyetler dikkate alınarak belirlenir ve KDV oranı da %10’dur.

Müşteriye sundukları menülerde KDV dahil fiyatlar yer alır ve müşterilerinden menüde yer alan tutarın içindeki %10 KDV’yi tahsil ederler.

Düzenledikleri fiş veya faturada doğru KDV oranı belirtildiği takdirde vatandaşın ödediği vergi Hazine’ye intikal eder. Aksi halde ise işletmenin kasasında kalır. Yukarıda da belirtildiği gibi KDV oranlarında suistimalin önüne geçilmesi amacıyla yayınlanan Tebliğ ile;

Yeme içme hizmeti sunan lokanta, kafe, pastane gibi işletmelerin, kendilerinin hazırlayıp sundukları yiyecek ve içecekler ile dışarıdan temin ederek buralarda sattıkları ürünler için %10 oranında KDV hesaplayacakları hususu açıkça belirtilmiştir.”

Paylaşın

Şimşek’ten ‘Enflasyon’ Yorumu: Program Çalışıyor

TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerini yorumlayan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Nisan ayında enflasyon beklentiler doğrultusunda yüzde 3,18 gerçekleşti” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Programımız sayesinde ekonomideki dengelenme ve azalan cari açık, yeniden tesis edilen bütçe disiplini, uluslararası kaynak girişindeki güçlü artış ve yurtiçi portföy tercihlerinin TL’ye yönelmesi, enflasyonla mücadeleyi destekliyor.”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilerine göre, enflasyon nisan ayında yüzde 3,18 artarken, yıllık enflasyon ise yüzde 69,80 oldu. Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) açıkladığı verilere göre, enflasyon nisan ayında yüzde 5,02, yıllık enflasyon ise yüzde 124,35 oldu.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerini değerlendirdi. Enflasyon oranının, programın çalıştığına işaret ettiğini belirten Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“Nisan ayında enflasyon beklentiler doğrultusunda yüzde 3,18 gerçekleşti. Programımız sayesinde ekonomideki dengelenme ve azalan cari açık, yeniden tesis edilen bütçe disiplini, uluslararası kaynak girişindeki güçlü artış ve yurtiçi portföy tercihlerinin TL’ye yönelmesi, enflasyonla mücadeleyi destekliyor.

Yıllık enflasyon mayıs ayında tepe noktasına ulaştıktan sonra öngörülerimiz doğrultusunda keskin bir şekilde düşmeye başlayacak. Böylece enflasyonla mücadelede geçiş dönemi sonlanacak ve dezenflasyon sürecine gireceğiz. Dezenflasyonla birlikte beklentilerde iyileşme daha da belirginleşecek ve bu da enflasyondaki düşüşü destekleyecek.”

Ekonomistler TÜİK verilerine ne tepki verdi?

Öte yandan ekonomistler, TÜİK verilerini değerlendirirken faiz artışı yapılmasına ve Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon hedefine dikkat çekti.

Stratejist Tunç Şatıroğlu, TÜİK’in enflasyon verilerini değerlendirdi. Merkez Bankası’nın bu durumda TÜİK enflasyonuna göre dahi yüzde 36 hedefini tutturamadığı takdirde, “Buna sadece başarısızlık diyemeyiz bu Bu hezimet olur.” diyerek faiz artışına dikkat çekti. Kurulun 500 baz puanlık faiz artışı yapmasını gerektiğini söyledi.

Ekonomist Devrim Akyıl, “TÜİK’in Türkiye’sinde enflasyon yüzde 70 savunması devam! Bu verilere göre analiz yapıp alkış tutan plaza ekonomistleri mutlu mesut! Yüksek Enflasyon altında ezilen milyonlar” diyerek TÜİK’in açıkladığı düşük enflasyon verisine tepki gösterdi.

Merkez Bankası eski Başekonomisti Hakan Kara, verilerin mevcut programın çalışmadığına işaret etse de yılın kalanının farklı geçeceğini söyledi. İki seçim arasında gerçek bir istikrar programının uygulanmadığını kemer sıkma döneminin asıl şimdi başladığını vurguladı.

Finans Piyasaları Yöneticisi İris Cibre ise, mevsimsel etki ile giyimdeki fiyat artışının mayısa ötelenmesini normal bulduğunu ancak gıda fiyatlarının asla yüzde 2,78 artmadığını belirtti.

Paylaşın

Şimşek’ten Dış Ticaret Açığı Yorumu: Programımız Çalışıyor

Mart ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yıllık dış ticaret açığındaki iyileşme eğiliminin sekiz aydır kesintisiz devam ettiğini belirterek “Programımız çalışıyor…” dedi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2024 yılı Mart ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,1 azalarak 22 milyar 571 milyon dolar, ithalat yüzde 6,3 azalarak 29 milyar 912 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Genel ticaret sistemine göre ihracat 2024 yılı Ocak-Mart döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,6 artarak 63 milyar 603 milyon dolar, ithalat yüzde 12,8 azalarak 83 milyar 945 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Mart ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,4 azalarak 8 milyar 379 milyon dolardan, 7 milyar 341 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Mart ayında yüzde 73,8 iken, 2024 Mart ayında yüzde 75,5’e yükseldi.

Ocak-Mart döneminde dış ticaret açığı yüzde 41,5 azalarak 34 milyar 799 milyon dolardan, 20 milyar 343 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Ocak-Mart döneminde yüzde 63,8 iken, 2024 yılının aynı döneminde yüzde 75,8’e yükseldi.

“Programımız çalışıyor…”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Mart ayı dış ticaret verilerini değerlendirdi. Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda yıllık dış ticaret açığındaki iyileşme eğiliminin sekiz aydır kesintisiz devam ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Programımız çalışıyor… Martta yıllık dış ticaret açığı önceki yılın aynı ayına göre 26 milyar dolar iyileşerek 92 milyar dolara geriledi. 2024 yılı ilk çeyreğinde yıllık mal ihracatı 257,6 milyar dolara, turizm gelirleri ise 56,3 milyar dolara ulaştı.

Salgın sonrası yeniden şekillenen tedarik zincirleri, stratejik rekabet ve küresel ticarette parçalanma; dost ve yakın ülkelerden tedarik eğilimini artıyor. Stratejik konumuyla Türkiye bu eğilimlerden en olumlu etkilenen ülkelerdendir. Verimliliği artıracak yapısal reformlarla küresel ticaretteki yerimizi daha da güçlendireceğiz.” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Şimşek’ten KDV Açıklaması: Artışı Yapılmadı

Lokanta ve kafelerde satılan yiyecek ve içeceklerdeki KDV’lerin artırıldığı yönündeki haberlere ilişkin açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “KDV artışı yapılmadı” ifadelerini kullandı.

Bakan Şimşek, İşletmelerin vatandaştan aldığı KDV’nin doğru belgelendirilmesi için düzenleme yapıldı. Bu konuda hassasiyet gösteren ve bizlere bilgi veren vatandaşlarımıza teşekkür ediyoruz” dedi.

Denetimler sonucunda bazı lokanta veya kafelerin yeme içme hizmeti yerine et, su, meyve suyu gibi ürünleri satmış gibi gösterdiği ve KDV oranını yüzde 10 yerine yüzde 1 olarak hesapladığı tespit edildi.

Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile KDV oranlarında herhangi bir artış olmazken, yanlış uygulamaların ve suistimallerin önüne geçilmesi amaçlanıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, lokanta ve kafelerde satılan yiyecek ve içeceklerdeki KDV’lerin artırıldığı yönündeki haberlere ilişkin açıklama yaptı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; “KDV artışı yapılmadı” ifadelerini kullanan Şimşek, İşletmelerin vatandaştan aldığı KDV’nin doğru belgelendirilmesi için düzenleme yapıldı. Bu konuda hassasiyet gösteren ve bizlere bilgi veren varandaşlarımıza teşekkür ediyoruz” dedi.

Düzenlemeye göre hizmet sunan lokanta, kafe ve pastane gibi işletmeler kendilerinin hazırlayıp sundukları yiyecek ve içecekler ile dışarıdan temin edilerek buralarda sattıkları ürünler için KDV’yi yüzde 10 (alkollü içeceklerde yüzde 20) şeklinde hesaplayacak.

Bu işletmelerin telefonla veya internet üzerinden sipariş suretiyle adrese gönderme, gel-al gibi yöntemlerle yaptıkları tüm satışları da aynı kapsamda olacak.

Öte yandan, yiyecek ve içecek hizmetlerine yönelik işyeri ruhsatı bulunmadığı halde müşterilerine servis yapılabilen alanlarda yiyecek ve içecek hizmetleri sunan işletmelerin yaptıkları satışlar da bu kapsamda değerlendirilecek. Tebliğ, mayıs ayı başında yürürlüğe girecek.

Paylaşın

Mehmet Şimşek, Kamuda Tasarruf İçin Tarih Verdi

Sapanca’da düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde konuşan Mehmet Şimşek, kamuda tasarruf ile ilgili yakında yeni adımlar atılacağını söyledi. Şimşek, yılın ikinci yarısında kamuda tasarruf ve harcama kontrolünün güçlü bir şekilde devreye gireceğini ifade etti.

Haber Merkezi / Mehmet Şimşek, “Kamuda tasarruf ve harcama kontrolü ayağında çalışıyoruz. Yakında bazı hususları paylaşacağız, gereken adımları atacağız” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sapanca’da düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde konuştu. Şimşek, kamuda tasarruf tedbirlerine yönelik çalışma konusunda bilgi vererek şu ifadeleri kullandı:

“Bu sene harcama ayağına odaklanacağız. Kamuda tasarruf ve harcama üzerine bir süredir çalışıyoruz. Tasarruflar konusunda çalışmalarımızı nihai noktaya getirdik, yakında bazı hususları paylaşacağız, bazı hususlarda gereken adımları atacağız. Kamuda tasarruf artış ve harcama kontrolü 2024’ün ikinci yarısında güçlü şekilde devreye gidecek.”

Öte yandan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 19 Nisan ile biten haftaya ilişkin istatistikleri açıkladı. Buna göre; Merkez Bankası (TCMB) brüt döviz rezervleri 2 milyar 989 milyon dolar azalışla 67 milyar 11 milyon dolara düştü.

Bu dönemde altın rezervleri 827 milyon dolar artışla 58 milyar 446 milyon dolardan 59 milyar 273 milyon dolara çıktı. Böylece Merkez Bankası’nın (TCMB) toplam rezervleri, 19 Nisan haftasında bir önceki haftaya kıyasla 2 milyar 162 milyon dolar azalarak 128 milyar 446 milyon dolardan 126 milyar 284 milyon dolara geriledi.

Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre aynı dönemde döviz mevduatları 341 milyon dolar artışla 181,79 milyar dolar oldu.

Ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), 19 Nisan ile biten haftaya ilişkin Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları verilerini açıkladı. Verilere göre, kur korumalı TL mevduat ve katılma hesapları 2 trilyon 270 milyar liradan 2 trilyon 266 milyar liraya geriledi.

Aynı haftada krediler 12 trilyon 897 milyar liradan 12 trilyon 899 milyar liraya, mevduat 15 trilyon 595 milyar liradan 15 trilyon 765 milyar liraya çıktı.

Tüketici kredileri 1 trilyon 617 milyar liradan 1 trilyon 622,6 milyar liraya yükselirken, bireysel kredi kartları 1 trilyon 407 milyar liradan 1 trilyon 370,2 milyar liraya indi. Takipteki alacaklar ise 199,9 milyar liradan 202,2 milyar liraya yükseldi.

Paylaşın

Şimşek’in Politikalarına Rahatsızlık Artıyor: Ne Enflasyon Düştü Ne Yabancı Geldi

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, sanayicinin enflasyonun düşürülmesi ve belirsizliklerin giderilmesi için faiz artışına razı olduğunu, ancak gelinen noktada enflasyon düşmediği gibi, yabancı sermayenin de gelmediğini söyledi.

Ankara Sanayi Odası (ASO) Meclis toplantısında konuşan Seyit Ardıç, krediye erişim zorluğu sürerken, ticari kredi kartı limitlerinin sınırlandırılmasının sanayiciyi zor durumda bıraktığını da kaydetti.

Bursa Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (BUSİAD) Başkanı Buğra Küçükkayalar, seçim sonrasında belirsizliğin ortadan kalkmadığını gözlemlediklerini belirterek, “Öngörülemezlik; üretim ve hizmet sektöründeki üyelerimizin ortak kaygıları olarak ortaya çıkıyor” dedi.

Türkiye, son açıklanan Mart 2024 verilerine göre yüzde 68,5’lik tüketici enflasyonu ile dünyada en yüksek enflasyona sahip dördüncü ülke konumunda bulunuyor. Enflasyonda Türkiye’yi geçen ülkeler ise Arjantin, Suriye ve Lübnan olarak sıralanıyor. Eylül 2021’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “faiz indirimi” ısrarı ile yükselişe geçen enflasyon, Türkiye toplumunun son 2,5 yılda en çok şikayet ettiği konu oldu, olmaya da devam ediyor.

28 Mayıs Cumhurbaşkanı seçimini Erdoğan’ın az farkla kazanması sonrasında ekonominin başına getirdiği Mehmet Şimşek’in başta Merkez Bankası olmak üzere ekonomi bürokrasisinde yaptığı değişiklikler ve “rasyonele dönüş” söylemi, faiz artırımı politikasına geri dönüşün de önünü açtı.

Haziran 2023’te tekrar başlayan faiz artırımları ile, son 11 ayda TCMB’nin politika faizi yüzde 8,5’ten yüzde 50’ye çıkarıldı. Aynı dönemde tüketici enflasyonu ise yüzde 38,2’den yüzde 68,5’e yükseldi. Dolayısıyla aradan geçen 11 ayda hala enflasyonda bir gerileme ve Türkiye’ye olan yabancı sermaye girişlerinde artış beklentisi karşılanmış değil.

Kulislere göre hem AKP içinde hem Saray danışmanları içerisinde Şimşek’in politikalarına ilişkin rahatsızlıklar giderek artıyor. Bununla birlikte son günlerde iş dünyasından da “faiz artışlarının işe yaramadığı” yönünde eleştiriler yapılmaya başlanması dikkat çekiyor.

DW Türkçe’den Aram Ekin Duran‘a konuşan ekonomistlere göre, Mehmet Şimşek’in ‘rasyonel’ ekonomi politikalarının bekleneni verememesi halinde, Şimşek üzerindeki baskılar da artacak. Özellikle Mayıs ve Haziran aylarında enflasyonda kalıcı etki yapacak bir gerileme olmazsa, Şimşek politikalarına olan eleştirilerin artması bekleniyor.

TCMB, 31 Mart yerel seçimleri öncesinde politika faizini 500 baz puan artırarak yüzde 50’ye çıkarmıştı. TCMB’nin seçimden hemen önceki bu hamlesi piyasa oyuncularını hem şaşırttı hem de Fatih Karahan başkanlığındaki TCMB’nin kredibilitesine olumlu katkı yaptı. TCMB, Şubat 2024’te ise faizi sabit tutmuştu.

Nisan ayında da faizin sabit tutulmasıyla TCMB yine “bekle-gör” dönemine girmiş oldu. Artık önümüzdeki 2 ay, yani Mayıs ve Haziranda mevcut sıkılaştırma ve tedbirlerin enflasyon üzerindeki etkisi izlenecek. Dolayısıyla bu önümüzdeki 2 ayda, dezenflasyon süreci için ortaya konan ‘rasyonel’ politikalar açısından da bir test dönemi olacak.

TCMB’nin Nisan 2024 toplantısında politika faizini sabit bırakmasını değerlendiren Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ege Yazgan’a göre, bu ‘bekle-gör’ döneminde enflasyonda bir iyileşme görülmezse, Haziran sonrasında mutlaka yeni bir faiz artışına ihtiyaç olacak.

Mevcut ekonomi yönetiminin de yaz ortasında bir faiz artışı yapmaya bu şartlarda sıcak baktığını ifade eden Prof. Yazgan, son 11 aydır yürütülen enflasyonla mücadele programının işe yarayıp yaramadığının önümüzdeki 2 ayda ciddi bir teste tabi tutulacağı görüşünde. “Önümüzdeki 1 -2 aylık dönem, hem Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ‘rasyonel’ politikaları hem de TCMB yönetimi için kritik önemde” diyen Yazgan, baz etkisi dışında enflasyon dinamiklerinde kayda değer bir gerileme gözlemlenmezse, Şimşek politikalarına karşı hem iktidar içerisinde hem de iş dünyasında güçlü bir itirazın yükselebileceğini ifade ediyor.

Yazgan, olası itirazlara rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu aşamada Mehmet Şimşek’i görevden almasının ise “en olumsuz ve gerçekleşmesi en uzak senaryo” olacağını kaydediyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, geçtiğimiz günlerde Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) tarafından düzenlenen Küresel Görünüm Forumu’nda Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuş ve “Piyasalar ve yatırımcılar genel olarak enflasyonun düşeceği ve Orta Vadeli Program’ın (OVP) sonuç vereceğine inanmaya başladı” ifadesini kullanmıştı.

Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü (PIIE) ve Dış İlişkiler Konseyi (CFR) tarafından düzenlenen “Gelişmekte Olan Piyasalarda Merkez Bankası Yönetimi” başlıklı etkinlikte konuşan TCMB Başkanı Fatih Karahan da, “Ne gerekiyorsa yapacağımızın sinyalini her zaman verdik. Piyasaların beklediğinden çok daha fazla miktarda sıkılaştırma yaptık ve dezenflasyon konusunda ne kadar ciddi olduğumuzu gösterdik” diye konuşmuştu.

Ancak aynı günlerde iş dünyasından ise mevcut para politikasının beklenen düzeyde işe yaramadığına dair eleştiriler ortaya çıktı.

Önce Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, parasal sıkılaştırmadan beklenen sonucun alınamadığını savunan bir açıklama yaptı. ASO Meclis toplantısında konuşan Ardıç, sanayicinin enflasyonun düşürülmesi ve belirsizliklerin giderilmesi için faiz artışına razı olduğunu, ancak gelinen noktada enflasyon düşmediği gibi, yabancı sermayenin de gelmediğini söyledi.

ASO Meclis toplantısında konuşan Ardıç, krediye erişim zorluğu sürerken, ticari kredi kartı limitlerinin sınırlandırılmasının sanayiciyi zor durumda bıraktığını da kaydetti.

Türkiye’nin bir diğer sanayi merkezi olan Bursa’dan da uyarı niteliğinde bir araştırma yayınlandı. Bursa Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (BUSİAD), üyeleri nezdinde Nisan 2024’te gerçekleştirdiği, BUSİAD İktisadi Yönelim Anketi’nin sonuçlarını değerlendiren BUSİAD Başkanı Buğra Küçükkayalar, seçim sonrasında belirsizliğin ortadan kalkmadığını gözlemlediklerini belirterek, “Öngörülemezlik; üretim ve hizmet sektöründeki üyelerimizin ortak kaygıları olarak ortaya çıkıyor” dedi.

Enflasyonda gerileme olacak mı?

Kırklareli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın’a göre, ekonomi yönetimi gerçekleşmesi çok zor olsa da, yıl sonu için yüzde 36’lık enflasyon hedefini korumaya devam ediyor.

Önümüzdeki birkaç ayda faiz artışı yapılmasa bile, son dönemde ‘parasal sıkılaşma’ya dönük mesajların giderek güçlendiğine işaret eden Prof. Alçın, “Ancak Haziran ayına gelindiğinde geçen ayki raporda olduğu gibi bu ayki raporda da yazan dezenflasyon sürecinin istenen seviyede gerçekleşmemesi olası. Mart ayı enflasyonunun da beklentinin üstünde geldiğini görüyoruz. Nisan ve Mayıs aylarında da enflasyonun geriye dönme ihtimali zayıf. Her ay beklenen üzerinde enflasyon olduğuna göre, burada jeopolitik riskler, güçlü iç talep, hizmet enflasyonu ve gıda enflasyonunun etkisi sürüyor” değerlendirmesi yapıyor.

Ekonomi yönetiminin enflasyonda istenen gerileme sağlanamazsa yapacağı yeni bir faiz artışı ile birlikte, yılsonu enflasyon hedefini de yukarı yönlü revize etmesi gerektiğini dile getiren Prof. Sinan Alçın, Mehmet Şimşek’in politikalarının geleceğine ilişkin ise şu görüşleri dile getiriyor:

“Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası, Mehmet Şimşek ‘in yönetim ve yönlendirmesi altında. Ama onun üzerinde Ekonomi Koordinasyon Kurulu var, Ekonomiden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz var ve tabi en tepede Cumhurbaşkanı Erdoğan var. Son 11 ayda enflasyonda ve rezervlerde pek olumlu gelişmeler sağlanamadı. Bu nedenle Haziran ayı sonrasında, Şimşek’in yönettiği ve yönlendirdiği Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası politikalarının Cumhurbaşkanlığı tarafından gözden geçirilebileceğini düşünüyorum.”

Paylaşın

Mehmet Şimşek, IMF Başkan Yardımcısı İle Görüştü

Uluslararası Para Fonu (IMF) – Dünya Bankası Bahar Toplantıları kapsamında Washington’da bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, IMF Başkan Yardımcısı Gita Gopinath ile görüştü.

IMF Başkan Yardımcısı Gopinath, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda görüşmeyle ilgili, “Türkiye Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Türkiye ve dünyanın ekonomik görünümü üzerine mükemmel sohbet” yorumunda bulundu.

Görüşmenin detayları ile ilgili Gita Gopinath ya da Mehmet Şimşek’ten bir açıklama gelmedi.

Öte yandan IMF Avrupa Dairesi Direktörü Alfred Kammer, “Türkiye’de yeni bir IMF programına ihtiyaç olduğunu düşünüyor musunuz? Bu konuda Türk yetkililerle görüşmeler yapılıyor mu?” sorusunu yanıtladı.

Türkiye’de hayata geçirilen reform programını çok desteklediklerini ifade eden Kammer, “Biz de Türkiye’deki ekonomi ekibinin uyguladığı programı tavsiye ederdik. Hayır, Türkiye’yi desteklemeye yönelik herhangi bir IMF programı konusunda bir görüşme yok” dedi.

Kammer, “Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra ekonomi politikasında yapılan değişikliği nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu politikanın kalıcı olacağına inanıyor musunuz?” şeklindeki bir başka soru üzerine, Türkiye’de uygulanan programın kırılganlığı daha da azaltmasının, enflasyonu zaman içerisinde kalıcı olarak düşürmesinin ve yatırımlar için uygun ortamı yaratmasının beklendiğini söyledi.

Türkiye’de 2023 yılı ortalarında ekonomi politikasında değişikliğe gidildiğine ve parasal alanda ciddi boyutta sıkılaşmayla yeni politikaların hayata geçirildiğine dikkat çeken Kammer, mali alanda da, depremden kaynaklı artan harcamaları karşılamak dahil mali konsolidasyonun başlatıldığını belirtti.

“Bu alanda bazı başarıları zaten görüyoruz” diyen Kammer, dezenflasyon tarafında başarıların tam olarak görülmesinin daha uzun zaman alacağını, ancak bu politika ortamı sayesinde Türkiye’deki kırılganlıkların azaldığını kaydetti.

Kammer, dün Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’le görüştüğünü ve Şimşek’in, “reformların devreye sokulduğunu, bunun uzun vadeli bir program olduğunu ve kendisiyle Merkez Bankası’nın bu programı icra edeceğini” söylediğini aktardı.

Alfred Kammer, “Bu programın kırılganlığı daha da azaltması, enflasyonu zaman içinde kalıcı olarak düşürmesi ve yatırımlar için uygun ortamı yaratması bekleniyor, ki böylece büyüme modelinde değişim olur ve büyüme yeniden dengelenir” diye konuştu.

Öte yandan IMF, toplantıda sunduğu Avrupa için görünüm raporunda İtalya ve Fransa’nın borçlarını kontrol altında tutmak için harcamalarını planladıklarından daha hızlı kısmaları gerektiğini belirtti. Almanya içinse büyümeyi canlandırmak için harcamaları arttırması tavsiyesinde bulundu.

IMF’nin raporunda Belçika, Fransa ve İtalya örnekleri verilerek “Nispeten yüksek borç seviyelerine sahip gelişmiş Avrupa ekonomileri, yetkililerin mevcut politikaları kapsamında öngörülenden daha önemli ve önden yüklemeli mali düzenlemeler uygulamalı.” denildi.

IMF’nin Avrupa direktörü Alfred Kammer, “piyasaya güçlü bir sinyal” göndermek ve yaşlanan nüfus, iklim değişikliği ve artan askeri harcamalar gibi uzun vadeli zorluklar için kaynakları serbest bırakmak amacıyla kemer sıkma politikasının öne çekilmesini tavsiye etti.

Uluslararası Para Fonu, orta ve uzun vadeli finansman baskılarının 2050 yılına kadar Avrupa’nın gelişmiş ekonomilerinin GSYH’sinin yüzde 5,5’ine ulaşacağını öngörüyor.

Mehmet Şimşek’in katıldığı toplantıların sonunda dünya ekonomisine ilişkin raporlar yayımlanacak. IMF’nin ülke ve bölgelere ilişkin ayrıntılı istatistiklerini içeren veri bankası da güncellencek.

Geçtiğimiz Ekim ayında yapılan son toplantıdan çıkan verileri soL’daki köşesinde değerlendiren iktisatçı Prof. Korkut Boratav, kapsamlı bir ekonomik dönüşümün tasarlandığını söylemişti.

Boratav, IMF’nin öngördüğü senaryonun “sermayenin tahakkümünü bu kez yeniden uluslararası ortama ve 2028’e taşımayı” hedeflediğini belirtmişti.

IMF programlarının Türkiye’de daha önce iktidar değişikliklerinde belirleyici rol oynadığını hatırlatan Boratav, şu değerlendirme bulunmuştu:

“IMF, 2023-2028 döneminde Türkiye ekonomisinin durgunlaşarak kendine özgü bir istikrara ulaşacağını beklemektedir. Temel varsayım, geçmiş yedi yılda neoliberal ilkeleri çiğnemiş olan ‘aykırı’ politikalardan geleneksel reçeteye dönüştür. ‘Sağduyulu bir ekonomiye geçiş’, parasal ve malî disiplin yöntemleriyle gerçekleşecektir.”

Paylaşın

Mehmet Şimşek: Yapısal Reformları Hızlandıracağız

Mehmet Şimşek, kamu maliyesi alanında Merkez Bankası’nı destekleme konusunda kararlı olduklarını vurgulayarak, “Programı güçlendireceğiz, ileriye dönük yapısal reformları hızlandıracağız” dedi.

Mehmet Şimşek, “Türk varlıklarına çok güçlü bir ilgi var. Halkı enflasyonun düşeceğine ikna etmemiz gerekiyor” dedi. Şimşek, piyasanın enflasyon beklentilerinin ise gelecek 12 ayda yaklaşık yüzde 36 civarında olduğunu belirtti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) tarafından düzenlenen Küresel Görünüm Forumu’nda Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Enflasyonun düşürülmesinin öncelikli hedef olduğunu söyleyen Bakan Şimşek, OVP’nin “güçlü ve güvenilir” bir çerçeveye sahip olduğunu söyledi.

Mehmet Şimşek, “Program, fiyat istikrarını ve kamu maliyesi disiplinini yeniden sağlamayı aynı zamanda cari açığın azaltılması gibi diğer bazı makroekonomik zorlukları da ele almayı amaçlıyor. Nihai hedef sürdürülebilir yüksek büyüme oranı ve herkes için refah sağlamak” dedi.

Kısa vadede en önemli zorluğun yüksek enflasyon olduğunu belirten Bakan Şimşek, “Maliye politikasıyla merkez bankasının enflasyonla mücadele çabalarını desteklemeye devam edeceğiz” diye konuştu. Şimşek, programın temel amaçlarının fiyat istikrarının sağlanması, rekabetçilik ile verimliliğin artırılması ve yapısal reformlar olduğunu anlattı.

Türkiye’de geçen yıl meydana gelen depremlerin bütçede büyük bir açığa neden olduğunu anımsatan Mehmet Şimşek, açığın azaltılmasına yönelik önemli tedbirler aldıklarını kaydetti. Türkiye’nin ana ticaret ortaklarının büyüme beklentilerindeki iyileşmenin dış talebi destekleyeceğini belirten Şimşek, “Cari açık program hedeflerimizin ötesinde daralıyor” diye konuştu.

Bakan Şimşek, aylık enflasyonun yavaşladığını ve yıllık enflasyonun ise bu yılın ikinci yarısından itibaren düşmeye başlayacağını kaydetti. Şimşek, “Enflasyonun düşürülmesi öncelikli hedefimiz. Bunun işaretlerini zaten aydan aya görüyoruz, ancak yıllık bazdaki eğilimi yılın ikinci yarısında göreceğiz. 2026 yılına kadar enflasyonun tek haneli rakamlara indiğini görmek istiyoruz ve o zamana kadar oldukça kapsamlı yapısal reformları uygulamaya koyacağız” diye konuştu.

Mehmet Şimşek, yatırımcılarla çok sayıda toplantı yaptıklarını belirterek, “Yatırımcıların Türkiye’ye bakış açısı geçen seneye göre değişti. Geçen yıl yatırımcıların ortodoks politikalardan geri adım atılması, programın uygulanmaması ihtimali konusunda şüpheleri vardı. Bu yıl bu konuda neredeyse hiç soru gelmedi. Yani programın sürekliliğine dair soru gelmiyor, artık sorular daha çok programın detaylarına ilişkin oluyor” dedi.

Kamu maliyesi alanında Merkez Bankası’nı destekleme konusunda kararlı olduklarını vurgulayan Mehmet Şimşek, “Programı güçlendireceğiz, ileriye dönük yapısal reformları hızlandıracağız.” dedi. Bakan Şimşek, “Türk varlıklarına çok güçlü bir ilgi var. Halkı enflasyonun düşeceğine ikna etmemiz gerekiyor” diye konuştu. Bakan Şimşek, piyasanın enflasyon beklentilerinin ise gelecek 12 ayda yaklaşık yüzde 36 civarında olduğunu belirtti.

“2028’e kadar seçim yok”

Türkiye’de Haziran 2028’e kadar seçim olmadığına işaret eden Bakan Şimşek, bunun da program sonuçlarını almak için siyasi istikrar açısından bolca zaman vereceğini söyledi. Mehmet Şimşek, Türkiye ekonomisinin dayanıklı olduğunu belirterek, ülkede canlı bir özel sektör ve güçlü girişimcilik kültürü bulunduğunu vurguladı.

Türkiye’nin emsal ülkelerle karşılaştırıldığında uzun vadede avantajları olduğuna dikkati çeken Bakan Şimşek, küresel borçluluğun büyümenin önünde hız kesen bir faktör olduğunu ve Türkiye’nin borcunun gayrisafi yurt içi hasılasına oranının gelişmekte olan ülke ortalamasına kıyasla düşük seyrettiğini kaydetti.

Mehmet Şimşek, ticaretteki parçalanmalara değinerek, jeostratejik rekabet ve jeopolitik gerginliklerin parçalanmalara neden olduğunu anlattı. Türkiye’nin bundan faydalanabilecek en iyi adaylardan biri olduğunu vurgulayan Şimşek, Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya ile yakın ilişkilerden bahsetti.

Yeşil dönüşümün Türkiye’nin en büyük önceliklerinden biri olduğuna dikkati çeken Bakan Şimşek, geçen yıl itibarıyla kurulu güç kapasitesinin yüzde 55’inin rüzgar, güneş ve hidroelektrik enerjiye dayandığını, inşaatı devam eden nükleer santralin de devreye gireceğini kaydetti.

Mehmet Şimşek, fosil yakıtlara bağımlılığın giderek azaldığına işaret ederek, “Yeşil dönüşüm ile rekabet gücü ve üretkenliği artırmaya yardımcı olacak yatırımlar yoluyla Türk ekonomisini karbondan arındırmaya kararlıyız” diye konuştu.

Paylaşın