Bakan Özer Açıkladı: 20 Şubat’ta 71 İlde Eğitim Öğretime Başlayacağız

71 ilde 20 Şubat’ta eğitim öğretime başlanılacağını belirten Bakan Özer, “Eğitimi ne kadar hızlı bir şekilde normalleştirirsek Türkiye’nin de normalleşmesiyle ilgili sürecini hızlandırırız. Şu anda eğitim öğretimin başlangıcına yoğunlaşmamız lazım. 20 Şubat’ta 71 ilde eğitim öğretime başlayacağız” dedi.

Haber Merkezi / Deprem bölgesinde yapılan çalışmalar hakkında da Bakan Özer, 10 ilde tüm çadır bölgeleri ve toplanma yerlerinde çocuklar için oluşturulan psikososyal destek, oyun ve etkinlik çadırları kurulduğuna işaret ederek pandemi sürecinde olduğu gibi ilçe ve okul temelli geçiş yapılacağını söyledi.

Millî Eğitim Bakanlığı Tevfik İleri Toplantı Salonu’nda Bakan Mahmut Özer’in başkanlığında deprem gündemiyle gerçekleştirilen toplantıda, depremden etkilenen iller ve eğitim öğretim süreci ile ilgili gelişmeler ele alındı.

Toplantıya, Bakan Özer’in yanı sıra Millî Eğitim Bakanlığı birim amirleri ve deprem bölgesi olan 10 ilin dışındaki 71 ilin millî eğitim müdürleri katıldı.

Özer, toplantıda il milli eğitim müdürlerine eksikleri olup olmadığını sorarak yapılması gereken faaliyetlerin hızlıca gerçekleşmesi talimatını verdi. Millî eğitim müdürlerinin talep ve önerilerini dinleyen Bakan Özer, illerde yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi aldı.

Yapılan çalışmalar hakkında açıklamalarda bulunan Bakan Özer, 10 ilde tüm çadır bölgeleri ve toplanma yerlerinde çocuklar için oluşturulan psikososyal destek, oyun ve etkinlik çadırları kurulduğuna işaret ederek pandemi sürecinde olduğu gibi ilçe ve okul temelli geçiş yapılacağını anımsattı.

“Eğitimi ne kadar hızlı bir şekilde normalleştirirsek Türkiye’nin de normalleşmesiyle ilgili sürecini hızlandırırız.” diyen Bakan Özer, “Şu anda eğitim öğretimin başlangıcına yoğunlaşmamız lazım. 20 Şubat’ta 71 ilde eğitim öğretime başlayacağız.” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Milli Eğitim Bakanlığı’nda 32 Bin İşçi Yılda İki Ay İşsiz

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in cevaplaması istemiyle verdiği yazılı soru önergesinde bağlı kurumlarda 10 ay çalıştırılıp iki ay işsiz kalan geçidi işçilerin yaşadığı mağduriyete dikkat çekti.

Gürer, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda bu durumda çalışan 32 bin işçi olduğunu belirterek işçilerin sürekli işçi kadrosuna geçmek için taleplerini Bakanlığa yansıttıklarını aktardı.

Gürer, MEB’deki daimi işçilerin düzenleme yapılarak sürekli işçi kadrolarına geçirilmeleri yönünde çalışma yapılıp yapılmadığını sordu. Gürer, şu sorularının yanıtlanmasını istedi:

“10 ay çalıştırılıp iki ay işsiz bırakılanların 12 ay çalışması adına bir çalışma başlatılmış mıdır? Bu işçiler neden iki ay işsiz bırakılmaktadır? Bu sürede okulların hizmetli ve güvenlik ihtiyaçları nasıl karşılanmaktadır?”

Bakan Özer mevzuatı anlattı

Gürer’in önergesine yanıt veren Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer şöyle demekle yetindi:

“Bakanlığımız emrinde çalışan geçici işçilerin yıllık çalışma süreleri, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımı Sözleşmeleri Kapsamında Çalıştırılmakta Olan İşçilerin Sürekli İşçi Kadrolarına veya Mahalli İdare Şirketlerinde İşçi Statüsüne Geçirilmesine İlişkin 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23 ve Geçici 24’üncü Maddelerinin Uygulanmasına Dair Usul ve Esaslar ile 5620 sayılı Kamuda Geçici İş Pozisyonlarında Çalışanların Sürekli İşçi Kadrolarına veya Sözleşmeli Personel Statüsüne Geçirilmeleri, Geçici İşçi Çalıştırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna uygun olarak belirlenmiştir.”

Bakan Mahmut Özer, 2021 Yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü’nün 8’inci maddesinde, “Kamu kurum ve kuruluşlarında çalıştırılan geçici işçiler kanuni düzenleme yapılarak daimi işçi kadrolarına geçirilmesi yönünde gerekli yasal düzenleme çalışmaları başlatılacaktır. ”hükmünün yer aldığına dikkat çekti.

“Daimi işçi kadrosuna alınmalılar”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 696 sayılı KHK ile binlerce işçinin mağdur olduğunu, kararname ile MEB’de çalışan 32 bin işçinin daimi işçi kadrosuna alınması gerektiğini belirtti.  Ayrıca 10 ay çalıştırılıp 2 ay işsiz bırakılmaları sonucu işçilerin ciddi mağdur edildiğini ifade etti.

Güvenlik ve hizmetli olarak çalışanların sürekli işçi kadrosuna alınması ve işsiz kalan çalışanların yaşadığı sorun ve sıkıntılardan arındırılmasını istedi. Bakanın sorunu mevzuat ile geçiştirdiğini, konunun kanun ya da kararname ile çalışanlar lehine bir an önce düzenlenmesi gerektiğini belirtti.

(KaynAK: Bianet)

Paylaşın

MEB Okullara Yazı Gönderdi: Ramazan Programları Düzenleyin

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından Milli Eğitim Müdürlüklerine (MEM), Ramazan nedeniyle bir yazı gönderildi. Yazıda okullarda iftar, sahur gibi etkinlikler düzenlenmesi istendi.

Yazıda, Din Öğretimi Portalı’nda yer alan “Ramazan Günlükleri” adlı örnek etkinlik çalışmalarının okullarda duyurulması istendi. Örnek etkinlik çalışması adı altında öğrencilerin okul ortamında manevi bir iklim oluşturmaları talep edildi. Öğrencilerin; kabe, cami, Kuran, seccade gibi dini unsurları içeren maket ve materyalleri okul ortamına taşıyabileceği ve bu etkinliklerin öğrenciler tarafından organize edilebileceği belirtildi.

Öğrencilere öneriler

Evrensel’den Eylem Nazlıer’in haberine göre Ramazan Bereketi adlı örnek etkinliklerin sıralandığı 28 sayfalık etkinlik çalışmasında, öğrencilerin kadir gecesinde okullarında ve camilerde özel programlar düzenleyebilecekleri ve düzenlenen bu programlara katılabilecekleri önerisi yer aldı. Öğrencilere bütün sınıfların okulun bahçesinde bir araya geldiği öğretmen, veli ve idarecilerin konuk olduğu büyük iftar organizasyonu tertip edebilecekleri söylendi.

İstanbul Eğitim Sen 2 No’lu Şube Sekreteri Sevgi Yılmaz, AKP’nin eğitimi gericileştirdiğine dikkat çekerek “AKP, eğitimi hem piyasacılaştırdı ve hem de dini değerlere göre yeniden düzenlemeye çalışıyor” dedi. MEB’in önlerine koyduğu bu etkinliklerin birdenbire olmadığını ama giderek bir hız kazandığını dile getiren Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

“Bununla ilgili en temel adımı 4+4+4 düzenlemesiyle attılar aslında. Türkiye’de laiklik tartışması hep yapıldı ama 4+4 +4 sürecinde vatandaşların aldığı 12 yıllık kesintisiz eğitim parçalandı. İmam hatip ortaokullarının açılmasına zemin hazırlandı. Meslek liselerinin sayısı artırıldı. Öğrenciler yeniden biçimlendirilmek istendi.”

Eğitimin gericileştirilmeye çalışıldığını belirten Yılmaz, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Yıllardır bu ülkede ders saatleri özellikle cuma günleri cuma namazına göre ayarlanıyor. Bütün okullarda kütüphane, öğrencilerin nefes alacağı yerler yok. Ama kocaman mescitler vardır. Okullarda mescitlerin oluşturulması da 4+4+4’ten sonra geldi. İhtiyaçtan fazla imam hatip yaptılar yetmedi. Bütün okulları imam hatipleştirme derdindeler. Bursa’da bir okul müdürü kız ve erkek öğrencilerin ayrı ayrı oturtulmasını istiyor, bir başkası aynı kapıdan girmelerine yasak getiriyor. Sancaktepe’de İmam Hatipliler Derneği ile birlikte İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de yer aldığı bir namaz platformu oluşturuldu. “Namaz kılarsınız boynunuz ağrımaz, kaslarınız güçlenir” diye okul panoları üzerinden öğrencilere bunları telkin ediyorlar. Şimdi de Ramazan vesilesiyle bir dizi dini etkinlik önerisinde bulunuluyor. Bunlar gönüllülük esasına dayansa da hiçbiri gönüllü faaliyetler olarak kalmıyor. Öğretmenler buna zorlanıyorlar, bu etkinlikleri yapmak zorunda bırakılıyorlar, aksi davrananlara mobbing uygulanıyor. Okul müdürleri buna itiraz eden öğretmenlerin çalışma koşullarını ağırlaştırıyor.”

Yılmaz, bu tür etkinliklerin MEB tarafından örgütlenmesinin büyük riskleri de beraberinde getireceğine dikkati çekerek “Bu etkinlikler tekçi anlayışla planlanmakta, memleketin yüzde 99’u Müslüman diye bir ön kabulle gerçekleştiriliyor. Ve tek bir din, tek bir inanç esas alınarak bu faaliyetler okullara getiriliyor. Bu okullarda akran zorbalığına da neden olabilir” uyarısında bulundu.

‘Laiklik inanç özgürlüğüdür’

Öğrencilerin bir bölümünün ayrımcılığa uğrayacağını yine aynı şekilde bunun öğretmenler için de geçerli olduğuna işaret eden Yılmaz, “Biz bunun çok tehlikeli olduğunu toplumsal barışı ve huzuru bozacağını her defasında söyledik. Bundan vazgeçilmeli; laik eğitim, laik yaşam herkesin ihtiyacıdır, laiklik inanç özgürlüğüdür. İnsanların özgürce yaşamasının garantisidir. Çocuklarımızın geleceğini karartan bu uygulamalardan Bakanlığın bir an önce vazgeçmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.

Paylaşın

Öğretmen Adayları Dikkat: Mülakat Kalkıyor, Sınav Yerine Eğitim Geliyor

Öğretmen Meslek Kanunu’nda hangi maddelerin olacağı yavaş yavaş netleşiyor. Geçtiğimiz hafta TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen, yeni meslek kanunun uygulanmaya başlamasıyla birlikte aday öğretmenlikte önemli değişiklikler hayata geçecek.

Kanunda “adaylık”, “öğretmenlik”, “uzman öğretmenlik” ve “başöğretmenlik” olmak üzere 4 basamaklı bir kariyer gelişim sistemi tanımlanırken, Aday Öğretmen Yetiştirme Programı’na tabi tutulacak olan aday öğretmenler 240 saatlik eğitimi tamamlamak zorunda. Sınav stresi yaşamayacak aday öğretmenler eğitim sonunda ise herhangi bir mülakata da girmeyecek. Söz konusu eğitimi tamamlayamayanlar ise 3 yıl görev alamayacak. İşte aday öğretmenlikle ilgili yeni düzenlemenin detayları…

Sabah’tan Ceyda Karaaslan’ın haberine göre; Geçtiğimiz hafta TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun uygulanmasına yönelik yönetmelik çalışması tamamlanmak üzere. Öğretmenliği bir kariyer mesleği haline getiren kanunla öğretmenler sınav stresinden kurtuluyor. Öğretmenlerin kariyer yolculuğu, sınavlar yerine oryantasyon ve mesleki eğitim odaklı olacak. Öğretmenlerin akademik kariyer yapması özendirilecek.

Kanunda “adaylık”, “öğretmenlik”, “uzman öğretmenlik” ve “başöğretmenlik” olmak üzere 4 basamaklı bir kariyer gelişim sistemi tanımlandı. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer de hafta başında yaptığı açıklamada, “Önümüzdeki haftadan itibaren eğitimle ilgili tüm paydaşların görüşünü alarak hazırlamış olduğumuz yönetmeliğe son şeklini vereceğiz” demişti.

Kanunun uygulanmasına yönelik detaylar şöyle:

Adaylık için minimum bir yıl, maksimum 2 yıllık bir süre öngörülüyor. Bundan sonraki öğretmen atamalarında öğretmenler, okullarına gidecekler ama hemen dersten sorumlu olmayacaklar. Öğretmenler, Aday Öğretmen Yetiştirme Programı’na tabi tutulacak. 240 saatlik bir mesleki gelişim ve oryantasyonlarıyla ilgili eğitim alacaklar, sınıf içi, okul içi ve okul dışı uygulamaları tamamlayacaklar.

Mülakat olmayacak

Süreci tamamlayan öğretmenler bir değerlendirme komisyonundan geçecekler. Değerlendirme komisyonuna öğretmenler gitmeyecek, herhangi bir mülakat ya da kanaat belirtme olmayacak. Öğretmenlerin 240 saatlik eğitimi tamamlayıp tamamlamadığına bakılacak.

Aday Öğretmen Yetiştirme Programı’na mazeretsiz katılmayanlar ile bu program sonunda Adaylık Değerlendirme Komisyonu’nca yapılacak değerlendirmede başarısız olanların görevine son verilecek ve bunlar 3 yıl süreyle öğretmenlik mesleğine alınmayacak.

Ücret artışı nasıl olacak?

Uzman öğretmen veya başöğretmen unvanı alanlara her unvan için ayrı ayrı olmak üzere bir derece verilecek. Kanunla, uzman öğretmenlere ödenen eğitim-öğretim tazminatı yüzde 20’den yüzde 60’a, başöğretmenlere ödenen eğitim-öğretim tazminatı ise yüzde 40’tan yüzde 120’ye yükseltildi.

Kanun, uzman öğretmenlik, başöğretmenlik, kadrolu, sözleşmeli ve özel öğretim kurumlarındaki öğretmenlerin tamamını kapsıyor.

Tüm öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı eğitimlere katılabilecek, sınavlara girebilecek ve sertifikasını alabilecek. Ancak ücret artışından sadece devlet okullarındaki öğretmenler yararlanabilecek.

Sınavlar nasıl yapılacak?

10 yılını doldurmuş öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenecek olan en az 180 saatlik mesleki gelişim eğitimlerine katılacaklar ve bu eğitimler sonucunda sınavda başarılı performans gösteren öğretmenler “uzman öğretmen” olacak. Uzman öğretmenlik unvanı için yapılacak yazılı sınavda 70 ve üzeri puan alanlar başarılı sayılacak.

Uzman öğretmenlikte 10 yılını doldurmuş öğretmenler de en az 240 saatlik mesleki gelişim eğitimlerine katılacaklar. Sınavlar, aldıkları eğitimin içeriğini kapsayacak. Sınavları Milli Eğitim Bakanlığı yapacak. Yazılı sınavda 70 ve üzeri puan alanlar başarılı sayılacak.

Paylaşın

Otizmli Bireylerin Yüzde 92’si Eğitime Erişemiyor

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in CHP İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in soru önergesine verdiği yanıt, 0-19 yaş arasındaki otizmli bireylerin yaklaşık yüzde 92’sinin eğitime erişemediğini ortaya koydu.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre; CHP İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir, İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği tarafından hazırlanan ve Milli Eğitim Bakanlığının otizmli öğrenciler için bütçeden kaynak ayırması ve yeni sınıfların açılması taleplerini içeren raporu TBMM gündemine taşıdı. Özdemir, raporda yer alan taleplerin yanı sıra Bakan Özer’den otizmli öğrencilerin eğitime katılma oranlarına ilişkin sorularını yanıtlamasını istedi.

Bin 521 okul, 19 bin 357 öğretmen

Önergeyi yazılı olarak yanıtlayan Özer, Türkiye’de şu anda e-okul sistemine kayıtlı 41 bin 854 kayıtlı otizmli öğrenci bulunduğu bilgisini verdi. Bakanlığın verilerine göre bin 521 özel eğitim okulunda 19 bin 357 öğretmenle otizmli öğrencilerin eğitimine devam ediliyor. Öte yandan 37’si 2021 yılında olmak üzere 638 destek eğitim odasının belirlenen standartlar doğrultusunda donanımı sağlandı. 41’i 2021 yılında olmak üzere toplam 174 özel eğitim sınıfı da standartlara uygun hale getirildi.

Bakanlığın verilerinin Türkiye’de otizmli öğrencilere ilişkin yaşanan sıkıntıyı ortaya koyduğunu iddia eden CHP İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir, “Yapılan çalışmalara göre Türkiye’de şu anda 0-14 yaş grubu aralığındaki otizmli çocuk sayısı yaklaşık olarak 150 bin. 0-19 yaş grubu genellendiğinde ise eğitim bekleyen çocuk sayısının yaklaşık 500 bin olduğu tahmin ediliyor” dedi.

2 milyon kişi olumsuz etkileniyor

Verilere göre otizmli çocukların yaklaşık yüzde 92’sinin eğitime erişemediğinin ortaya çıktığını ifade eden Özdemir, “Okulların ve sınıfların nitelik ve standartları bir yana bu oran gerçekten çok ciddi ve çok vahim” ifadesini kullandı. Özdemir, eğitim dışında kalan 450 bin otizmli bireyle birlikte ailelerinin de düşünüldüğünde yaklaşık 2 milyon kişinin bu olumsuz tablodan etkilendiğini belirtti.

Bakan Özer’in kaç otizmli çocuğun okul öncesinde ya da ilkokula başladığı bilgisini vermediğine dikkat çeken Özdemir, “Bu durumda eğitim sistemine dahil olanların eğitimlerinin kesintiye uğrayıp uğramadıkları da maalesef bilinmiyor” dedi.

Otizmin tek ve önemli tedavisinin eğitim, çocuklarla ailelerin en büyük ihtiyacının da kaliteli bir eğitim olduğuna dikkat çeken Özdemir, sözlerini “Otizm tanılı bütün çocuklar için erken başlayan, yoğun ve kesintisiz bir eğitim süreci planlanmadığı ve hayata geçirilmediği sürece devlet üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemiş olacaktır” şeklinde sürdürdü.

Avrupa’da 40 saat, Türkiye’de 2 saat

Otizmli çocuklara haftada sadece iki saat eğitim verildiğini de kaydeden Özdemir, “Avrupa’da 40 saat eğitim veriliyor” ifadesini kullandı. Avrupa ile kıyaslandığında bu oranın da çok düşük kaldığını vurgulayan Özdemir, “Dolaysıyla ülkemizdeki otizmli çocukların hem eğitime erişim hem de nitelikli eğitim alma hakkı ciddi şekilde ihlal ediliyor” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Yine Kapıda Kaldı: Bakanlığa Alınmadı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partililerden oluşan bir ekiple Milli Eğitim Bakanlığı’nı (MEB) ziyaret etmek istedi, ancak bakanlığa alınmadı. Kılıçdaroğlu’nun gelişi öncesinde bakanlığın giriş kapısının zincirle kilitlenmesi dikkat çekti.

Haber Merkezi / Bakanlık önünde yaptığı açıklamada, “Haksızlık, hukuksuzluk varsa, karşı çıkmak görevim… Dün bir feryadı dile getirdim. KPSS sınavında 80-90-95 puan alan evlatlarımızın elendiğini duydum, onlarla konuştum. Bu memlekete, gencecik evlatlarımıza yazıktır, günahtır.” diyen Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı;

“Daha düne kadar mülakatlarda artı 3, eksi 3 aralığında puan verilecektir uygulaması neden terk edildi? TÜGVA’dan, TÜRGEV’den gelen listeler üzerine mi bu kararlar alındı? Danıştay, haksızlığı tescilledi. Geçmişte verdiği kararlarda, ‘Verilen puanlar hayatın olağan akışına aykırıdır’ deniyor… Haksızlığa uğradığına inanan bütün arkadaşlara hukuki destek vereceğiz.”

MEB’in açıklamasıyla ilgili soruya Kılıçdaroğlu, “Sarayın talimatıyla iş yapanları ben muhatap almam. Benim hedefim haksızlık yapanlarla hesaplaşmak” diye yanıt verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün partisinin genel merkezinde KPSS’den yüksek puan almalarına rağmen mülakatlarda aldıkları düşük puan nedeniyle atanamayan öğretmenlerle bir araya gelmişti…

Mülakat yüzünden atanamayan öğretmenlere destek veren Kılıçdaroğlu, bugün Milli Eğitim Bakanlığı’na gideceğini açıklamıştı. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), önüne gelmesi beklenen Kemal Kılıçdaroğlu’nun gelişi öncesinde bakanlığın giriş kapısının zincirle kilitlenmesi dikkat çekti.

Bakan Özer’den açıklama

Milli Eğitim Bakanı Özer yaptığı açılamada, “Bakanlığımızın kapıları herkese açık. Kamuoyunu yanlış yönlendirerek maksadını aşan, emrivaki şekilde yapılacak görüşme talebini karşılamamız beklenmesin” ifadelerini kullandı.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, TÜİK’in kasım ayı enflasyon rakamlarını açıkladığı gün kurumu ziyaret etmek istemişti. Randevu talebi reddedilen Kılıçdaroğlu bu kez kurumun binasına gitmiş ancak içeri alınmamıştı.

Paylaşın

Bakan Özer’den Yüz Yüze Eğitim Açıklaması: Ara Verme Gündemimizde Değil

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Omicron vakalarının artmasıyla ilgili “Şu an itibarıyla yüz yüze eğitime ara verme gündemimizde değil” dedi. Bu süreçte en büyük avantajlarının öğretmenlerin aşılanma oranlarının yüksekliği olduğunu ifade eden Özer, üçüncü ve dördüncü doz aşılarını yaptıran öğretmen oranının da sürekli yükseldiğini belirtti.

Haber Merkezi / Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, yaptığı değerlendirmede dünyada Omicron vakalarının artmasının Türkiye’de de okulların yüz yüze eğitime devam etmesiyle ilgili tartışmaları tekrar gündeme getirdiğini söyledi.

Göreve geldiği günden itibaren okulların yüz yüze eğitime açılması yönünde kararlı bir duruş sergilediğini ifade eden Özer, 6 Eylül tarihi itibarıyla tüm kademe ve sınıf seviyelerinde haftada 5 gün yüz yüze eğitime başarılı bir şekilde devam ettiklerinin altını çizdi.

Özer, Sağlık Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nun destekleriyle artık okulların nasıl açık ve güvenli tutulacağını bildiklerini dile getirerek şunları kaydetti: “Geliştirdiğimiz sistemde sınıf bazlı süreci yönettik, vaka ve yakın temasları takip ederek sadece sınıf düzeyinde yüz yüze eğitime 10 gün ara verdik. Şu ana kadar süreç, oldukça başarılı devam etti. Yaklaşık 4 aydan beri kesintisiz haftada 5 gün eğitime devam edebildik. Bu süreçte okullarda kapatılan sınıf sayısı, toplamda yüzde 1’in çok çok altında seyretti. Bugün sadece 1524 sınıfımızda yüz yüze eğitime ara verildi. 850 bin sınıfımızın olduğu göz önüne alındığında bu rakam oldukça düşük.”

“En az iki doz aşı olan öğretmen oranı yüzde 94’e yükseldi”

Bu süreçte en büyük avantajlarının öğretmenlerin aşılanma oranlarının yüksekliği olduğunu ifade eden Özer, “En az bir doz aşı olan öğretmen oranımız yüzde 93, en az iki doz aşı olan öğretmen oranımız ise bugün itibarıyla yüzde 89. Aşı olmayıp hastalığı geçirerek antikor oluşturan öğretmen oranımız ise yaklaşık yüzde 5. Dolayısıyla en az iki doz aşı olan ve antikor oluşturan öğretmen oranımız yüzde 94’e ulaştı.” bilgisini verdi.

Özer, üçüncü ve dördüncü doz aşılarını yaptıran öğretmen oranının da sürekli yükseldiğini bildirerek “Bugün itibarıyla en az 3 doz aşı olan öğretmen oranımız da yüzde 36’ya yükseldi. Öğretmenlerimizin aşılanma oranları ülkemiz ortalamasının çok üzerinde olduğu gibi çoğu gelişmiş ülkelerdeki öğretmenlerin aşılanma oranlarının da üzerinde. Diğer taraftan öğrencilerimizin de aşılanma oranları sürekli yükseliyor.” değerlendirmesini yaptı.

“Okullar, en son kapatılacak yerler”

Okulların ilk açılması ve son kapatılması gereken yerler olduğunu sık sık ifade ettiğini belirten Özer, “Yeni varyantlar ortaya çıktığında hemen ilk akla gelenin okulların yüz yüze eğitime ara vermesi tartışmalarını yersiz buluyorum.” dedi.

Özer, bu süreçte okulların sadece bir öğrenme ortamı olmadığını yakından deneyimlediklerini aktararak şunları söyledi: “Tüm ülkeler, okul dışı ortamlarda önlemleri sıkılaştırarak okulları açık tutmak için her türlü önlemi almaya çalışırken biz de aynı kararlılıktayız. Ancak okul dışı ortamlardaki önlemlere daha fazla ağırlık vermeliyiz. Dolayısıyla şu an itibarıyla yüz yüze eğitime ara verme gündemimizde değil. Elbette süreci yakından takip ediyoruz. Okullarda maske, mesafe ve hijyene daha fazla önem veriyoruz.”

Paylaşın

Bakan Özer’den Dikkat Çeken ‘Yüz Yüze Eğitim’ Açıklaması

Yüz yüze eğitimle ilgili hiçbir sıkıntının yaşanmadığını belirten Bakan Özer,  “Şu anda ana odağımız, okulların yüz yüze eğitime devam etmesi. Bu süreçte dördüncü haftamızı başarılı bir şekilde tamamlamak üzereyiz.  Süreç, planlandığı gibi ilerliyor” dedi.

Haber Merkezi / Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Ankara’nın çeşitli ilçelerinden gelen Anadolu lisesi, fen lisesi, imam hatip lisesi, güzel sanatlar lisesi ile mesleki ve teknik Anadolu lisesi öğrencileriyle Bakanlıkta gerçekleşen buluşmada bir araya geldi.

Öğrencilerle sohbet eden Özer,  “Şu anda ana odağımız, okulların yüz yüze eğitime devam etmesi. Bu süreçte dördüncü haftamızı başarılı bir şekilde tamamlamak üzereyiz.  Süreç, planlandığı gibi ilerliyor.” dedi.

Yüz yüze eğitimin yeniden başlaması konusunda hiçbir sıkıntı yaşanmadığını belirten Bakan Özer, salgın şartlarında alınması gereken önlemlere uymanın öneminin altını çizdi.

“Uzun bir aradan sonra yeniden yüz yüze eğitime başlarken istedik ki öğrencilerimizi dinleyelim, bir ihtiyacınız var mı? Yüz yüze eğitimden, Bakanlığın yürüttüğü faaliyetlerden memnun musunuz? Bizden ne gibi beklentileriniz var?” diyerek sözü öğrencilere bıraktı.

Öğrencilerin öneri ve isteklerini dinleyen Bakan Özer, “Okul ortamlarını çok daha zenginleştireceğiz. Bu bağlamda çocuklarımızın kültür, sanat ve sportif etkinliklere daha aktif katılması için çeşitli programlar yapıyoruz.” diye konuştu.

Öğrencilerin Okullara Devam Oranı Yüzde 95’in Üzerinde

Görüşmenin ardından değerlendirmede bulunan Bakan Özer, şunları kaydetti:

“Şu anda temel eğitim ve ortaöğretimde öğrencilerin okullara devam oranı çok yüksek. Türkiye genelinde devam oranı yüzde 95’in üzerinde. Bu, velilerin ve öğrencilerimizin artık önlemleri alarak okula devam etme noktasında bir kaygılarının olmadığını gösteriyor. Bu süreçte en büyük avantajımız, öğretmenlerimizin aşılanma oranlarının oldukça yüksek olması.

Süreçte sınıf bazlı bir önlem yaklaşımı yürütüyoruz. Bu kapsamda 850 bin sınıfımız var, vaka nedeniyle zaman zaman bazı sınıflar uzaktan eğitime geçebilir ama önemli olan açık sınıfların varlığını sürdürmesidir. Diğer taraftan 14 gün ara veren sınıflarımız, dijital platformlar üzerinden canlı sınıf uygulaması ile derslerine devam edebiliyor.”

Bakan Özer, öğrencilerin okulları ile ilgili taleplerinin de hızla karşılanacağını ifade etti.

Paylaşın

Bakan Özer, Aşı Olan Öğretmen Oranını Paylaştı

Şile Necda Moralıgil İlkokulu ve Ortaokulunun yeniden hizmete açılması törende konuşan Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, öğretmenlerde bir doz aşı oranının yüzde 92, iki doz aşı oranının ise yüzde 83, aşı olmayıp antikor üreten öğretmen oranının yüzde 5 olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Bakan Özer, konuşmasında 2020 Mart ayından itibaren tüm dünyanın daha önce deneyimlemediği bir süreçten geçtiğini ve hala geçmeye devam ettiğini, bir ön hazırlık olmadığı için ülkelerin yeni sürece adapte olmakta zorluklar yaşadığını belirtti.

Bu süreçte en fazla etkilenen sektörlerden birinin de eğitim olduğunu ancak Milli Eğitim Bakanlığının salgın döneminde tüm camiasıyla müthiş bir performans gösterdiğini ifade eden Bakan Özer, “Okulları artık kapalı tutma lüksümüz yok. Okulların yüz yüze eğitime ara vermesinde istediğiniz kadar dijital platformları verimli bir şekilde kullanabilirsiniz ama okul, sadece öğrenmenin gerçekleştirildiği mekânlar değildir. Öğrencilerimizin psikososyal gelişimlerini tamamladığı, ortak çalışmalar üretebildiği; kültür, sanat ve spor aktivitelerinin yapıldığı mekânlar. Dolayısıyla yüz yüze eğitimin yerine ikame edilecek hiçbir mekanizma yoktur ama bu, şu demek değildir: Dijital platformlardan vazgeçeceğiz. Hayır ama yüz yüze eğitime devam ederken sürekli dijital platformlardan da destek alacağız” dedi.

“Eğitim sistemi devasa bir sistem”

Okulların sağlıklı bir şekilde kurallara riayet ederek yüz yüze eğitime devam ettiğini belirten Özer, şu bilgileri aktardı:

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin eğitim sistemi devasa bir sistem. 18 milyon öğrencimiz var. 1.2 milyon öğretmenimiz var. 100 binin üzerinde idari personelimiz var. 150 bin servis şoförü ve rehberlik destek elemanları var. Kabaca 20 milyon insanın varlık alanı bulduğu bir sistemden bahsediyoruz. Bu sistemi yüz yüze eğitime maksimum düzeyde devam ettirebilmek için vaka bazlı, okul bazlı bir yöntemle süreci yönetmeye çalışıyoruz. Bizim 57 bin 180’i devlet okulu olmak üzere 71 bin 320 okulumuz var. 850 bin dersliğimiz var”

Sağlık Bakanlığının belirlediği vaka veya yakın temas nedeniyle bazı sınıfların yüz yüze eğitime 14 gün ara verdiğini, 14 günlük süre içinde dijital platformlar üzerinden uzaktan eğitime devam edildiğini aktaran Özer, “Eğitim sisteminin, açık ve yüz yüze eğitime devam etmesinin bu süreçte bir milli güvenlik meselesi olduğu yönündeki irademizin arkasında duruyoruz.” ifadelerini kullandı.

Aşı olan öğretmen oranı

Bakan Özer, öğretmenlerle gurur duyduklarını dile getirerek, öğretmenlerde bir doz aşı oranının yüzde 92, iki doz aşı oranının ise yüzde 83, aşı olmayıp antikor üreten öğretmen oranının yüzde 5 olduğunu aktardı.

Paylaşın

Prof. Dr. Ceyhan’dan MEB’in Kovid 19 Önlemlerine Tepki

MEB’in okullarda Kovid-19 pozitif vaka çıkması durumunda yapılması gereken uygulamalarını değerlendiren Prof. Dr. Ceyhan “Karantinayı ancak 2 belirtili hasta varsa uygulamakla biraz fazla risk almış oluyoruz” uyarısında bulundu.

Haber Merkezi / Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pozitif vaka çıkması durumunda yapılması gereken uygulamalarını değerlendirdi. Ceyhan, en az 2 vaka çıkan sınıfta eğitime ara verilecek olmasını şu sözlerle eleştirdi:

“Okul rehberinde pozitif tek öğrenci varlığında sınıfın geri kalanının eğitime devam ettiğini birkaç gün önce paylaşmıştım. İtirazlar olmuştu; ‘İlk üç sınıfta sınıf evde karantinaya alınıyor, bizim okulda öyle değil’ şeklinde. Rehberin son hali bu. Eğitime ara verilmesi için o sınıfta en az 2 vaka çıkması gerekiyor. Bilim kurulundaki arkadaşlarımız böyle uygun görmüş. Ancak iki pozitif belirtili hasta olduğunda bunun çok daha fazlası belirtisiz çocuk olabilir.”

Paylaşın