Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayımlanan haftalık veriler, yılın ilk aylarında hanehalkı borçluluğunun hızla arttığını ortaya koydu.
Ocak ve Şubat aylarını kapsayan iki aylık dönemde tüketici kredileri ile bireysel kredi kartı borçlarının toplamı, enflasyonun üzerinde bir artış göstererek 5 trilyon 941 milyar liraya ulaştı. Veriler, özellikle kredi kartlarının hanehalkı finansmanında giderek daha kritik bir rol üstlendiğini gösteriyor.
BDDK verilerine göre yılın ilk iki ayında vatandaşların borçlanma tercihlerinde belirgin bir değişim yaşandı. Nakit krediler yerine kredi kartı kullanımının öne çıktığı görülüyor.
Bireysel kredi kartı borçları iki aylık dönemde yüzde 7,97 artarak 2,2 trilyon lirayı aştı. Bu artış oranı aynı dönemde açıklanan yüzde 7,95’lik enflasyonun üzerinde gerçekleşerek reel bazda da bir büyümeye işaret etti.
Artışın en belirgin olduğu alan ise taksitli kredi kartı borçları oldu. Taksitli kart borçları yüzde 10,57 ile en hızlı büyüyen kalem olarak öne çıktı. Bu tablo, yüksek tutarlı harcamalarını erteleyemeyen birçok vatandaşın ödemelerini taksitlendirerek bütçesini dengelemeye çalıştığını gösteriyor. Uzmanlara göre kredi kartları giderek “imdat freni” niteliği kazanıyor.
Kredi kartlarındaki hızlı artışa karşın, ihtiyaç, konut ve taşıt kredilerini kapsayan tüketici kredileri cephesinde farklı bir tablo ortaya çıktı. Nominal olarak sınırlı artış görülse de, enflasyondan arındırıldığında tüketici kredileri reel bazda geriledi.
Özellikle taşıt kredilerinde sert bir düşüş dikkat çekti. Taşıt kredisi hacmi hem nominal hem de reel olarak gerileyerek 47,6 milyar liraya kadar indi. Bu durum, yüksek faiz oranlarının ve artan araç fiyatlarının tüketiciyi bu kredi türünden uzaklaştırdığını gösteriyor.
Şirketlere kullandırılan ticari kredilerde de benzer bir tablo görülüyor. Ticari kredi hacmi nominal olarak yüzde 5,34 artış gösterse de, enflasyon etkisi hesaba katıldığında reel olarak yüzde 2,42 daraldı.
Ekonomistler, bu gelişmenin iki ihtimale işaret ettiğini belirtiyor: Reel sektör ya finansmana erişimde zorlanıyor ya da belirsizlikler nedeniyle yeni yatırım kararlarını ertelemeyi tercih ediyor.
Gözler 12 Mart’ta Merkez Bankası’nda
Piyasalarda şimdi gözler 12 Mart’ta yapılacak olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrildi.
Merkez Bankası, Ocak ayında politika faizini yüzde 37 seviyesine indirmişti. Ancak Şubat ayı enflasyon verileri ve uluslararası gelişmeler faiz beklentilerini değiştirdi. Özellikle ABD ile İran arasında patlak veren gerilim ve artan jeopolitik riskler, piyasalarda belirsizliği artırdı.
Enerji fiyatlarında yaşanan yükseliş ve küresel risklerin artması, faiz indirimi beklentilerini zayıflatırken, politika faizinin sabit tutulacağı yönündeki beklentileri güçlendirdi. Uzmanlara göre bankaların kredi faizlerinde indirim yerine yukarı yönlü bir düzeltme ihtimali de giderek daha fazla konuşuluyor.
Ekonomistler, kredi kartı borçlarındaki hızlı artış ile kredi piyasasındaki daralmanın birlikte okunması gerektiğini belirterek, bu tablonun hanehalkının geçim baskısının arttığına ve ekonomide temkinli bir döneme girildiğine işaret ettiğini vurguluyor.

































