Yargıdan Erdoğan’a ‘İfade Özgürlüğü’ Uyarısı

Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı “Orduya kumpas kurmak,” “Tefecilerin önünde diz çökmek” ve “Katarlılardan emir almakla” suçlayan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözlerinin ifade özgürlüğü olduğuna karar verdi.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre, Erdoğan’ın açtığı 500 bin TL’lik tazminat davasını reddeden mahkeme, gerekçeli kararında “Cumhurbaşkanının kendisine yönelik şiddetli siyasi eleştiri içeren ifadelere karşı aynı durumda olmayan kimselerden daha yüksek seviyede tahammül göstermesi gerektiğini” kaydetti.

Yargıdan Erdoğan’a yönelik çıkan “ifade özgürlüğü” uyarısına ilişkin kararın ayrıntıları şöyle: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 1 Aralık 2020 tarihinde TBMM CHP Grup Toplantısında yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sert sözlerle eleştirdi. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı “Katarlılardan emir almak” ve “Londra’daki tefecilerin önünde diz çökmek” ile suçlamıştı.

Ayrıca Erdoğan’ı “Kozmik odayı FETÖ’ye açmak”la da eleştiren Kılıçdaroğlu, “Sen FETÖ’yle iş birliği yapıp orduya kumpas kuran başbakan mısın, değil misin? Bana ordudan bahsediyor. Sen kim, ordu kim ya? Sen orduya kumpas kuran bir başbakansın, kendi ordusuna kumpas kuran bir başbakansın sen” demişti.

Erdoğan’ın avukatları, kişilik haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Kılıçdaroğlu aleyhinde 500 bin TL’lik tazminat davası açmıştı.

Yargıdan ifade özgürlüğü kararı

Davaya bakan Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi, 16 Mart 2022’de yapılan duruşmada Erdoğan’ın açtığı davanın reddine karar vermişti. Mahkeme, gerekçeli kararını tamamladı.

Hakim, Anayasa’yı anımsattı

Hakim ret kararında, “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması”nın Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağını düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesi ile “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbirinin kötüye kullanılamayacağını” içeren 14. maddesine açıkça vurgu yaptı.

‘Hakaret amacı yok’

Dava konusu konuşmada Kılıçdaroğlu’nun kullandığı sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığının değerlendirildiği vurgulanan kararda, “Zira, öncelikle davalının sarf ettiği sözlerin davacının şeref ve itibarını doğrudan hedef almadığı, kaba hakaret mahiyetinde olmadığı, ayrıca ve açıkça davacının kişiliğinin hedef alınması yoluyla, sırf davacıyı incitmek, itibarını zedelemek, şerefine saldırıda bulunmak, kamuoyu önünde küçük düşürmek maksadı gütmediği anlaşılmaktadır” denildi.

‘Şiddetli ve sert siyasi eleştiri’

Kılıçdaroğlu’nun asli maksadının Erdoğan’ı siyaseten eleştirmek olduğu belirtilen gerekçede, konuşmanın “şiddetli ve sert siyasi eleştiri niteliği”nde olduğu vurgulandı. Mahkemenin kararında şu değerlendirme yer aldı:

“Konuşmanın yapıldığı yer ve zaman, ve konuşan ile muhatap alınan kişilerin işgal ettikleri mevki ve makam dikkate alındığında, işbu konuşmayla kamuoyunun siyasi bir tartışmaya ve çatışmaya dikkatinin çekilmesinin, siyasi bir konunun kamuoyu önünde derinlemesine ve ayrıntılı biçimde tartışılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.”

“İfade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız ve hatta toplumun geneliyle ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici, endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir” ifadesi kullanılan kararda, şöyle devam edildi:

“Yani, bu hürriyet sadece herkes tarafından kabul görecek, tehlikesiz, genel eleştiri ifadelerini değil, ve fakat incitici, şoke edici, sarsıcı, ve dolayısıyla da daha çok dikkat toplayacak ifadeler için de geçerlidir. Dolayısıyla somut olayda kullanılan ifadelerin bu yönüyle de ifade hürriyeti kapsamında kaldığı düşünülmektedir.”

‘Muhalefetin sertçe eleştirmesi doğal’

Somut olayda, davacı Cumhurbaşkanının toplum tarafından azami düzeyde bilinen, tanınan, konuşma ve davranışları tüm toplumca ayrıntılarıyla takip edilen, icraati herkesi etkileyen veya etkileme potansiyeline sahip bir kimse olduğuna işaret edildi.

Kararda, “Ve en yüksek yürütme ve devlet makamında bulunması itibariyle, kendisine muhalefet edilmesi, ve işbu muhalefetin de kendisini sertçe eleştirmesi gayet tabidir; bu durumda davacı Sayın Cumhurbaşkanının kendisine yönelik şiddetli siyasi eleştiri içeren ifadelere karşı aynı durumda olmayan kimselerden daha yüksek seviyede tahammül göstermek mevkiinde olduğu değerlendirilmektedir” sonucuna varıldı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, ‘Kaçış Planının Anatomisini’ Açıkladı

Partisinin grup toplantısında, “Akşam saat 22:00’de bir kaçışın anatomisini açıklayacağım” diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden videolu bir paylaşımda açıklamalarda bulundu.

“Onlar kaçacak yer ararken, bizim başka memleketimiz yok. Biz bir yere gitmiyoruz, bu devleti birlikte ayağa kaldıracağız. Başını dik tut sevgili halkım. Sen varsın ve daha iyisini hak ediyorsun. Geliyor mutlu, huzurlu günler!” notuya paylaşım yapan Kılıçdaroğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Sevgili halkım İyi akşamlar. Öncelikle bugün içimizi yakan haberler aldık. Şehitlerimiz var evlatlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine milletimizin başı sağ olsun. Böylesine acı bir günde böyle bir konuşma yapmak inanın beni üzüyor ama bu ülkenin geleceği söz konusu Bu da benim ana muhalefet olarak, bir Vatansever olarak görevimdir.

Bugün Grup konuşmamda bürokratlarımıza seslendim. Az da olsa suça bulaşmış olanları hizmet ettikleri kişiler tarafından hiç umursanmadıklarını söyledim. ‘Onların kendilerini kurtarma planlarında siz yoksunuz’ dedim.

Ekleyin ülkemizin dürüst şerefli bürokratlarına selamlar olsun. Onların başımızın üstünde yeri var. İktidarımızda onları çok güzel günler bekliyor. Hepsini biliyoruz duyuyoruz. Allah Razı olsun.

Sarı bürokratlar sizler devleti kanundışı talimatları uygulayarak adeta bitkisel hayatta soktunuz. Bu süreçte kendinizi de bitirdiniz. Öncelikle birazdan açıklayacağım şey skandallara yolsuzluklara dikkat çekmek değildir. Bunların ne olduğunu sağır sultan da biliyor. Amacım, komaya sokulan bu devleti uyandırmaktır.

Komaya sokulan bu devi uyandırmak ve çalışır hale getirmektir. Ama size de bir iyilik yapıyorum sarılar. Sizi bu suç gemisinden indirmek istiyorum. İnin kurtarın kendinizi. Çok geç olmadan, küçük cezalarla kurtulabileceğiniz bir aşamada kurtulun.

Çünkü hiç gündemlerinde yoksunuz. Onlar planlarını yapmaya devam ediyor. Çok sayıda paralel hayatları var, çok sayıda paralel planları var. Bugün ben içlerinden çok vahim birini açıklıyorum. Belgeler elimizde, para akışlarının hepsi elimizde, anlatayım:

Bir vakıf kurduruyorlar, Amerika’da. Neden Amerika’da? Ülkeyi Kataristan’a dönüştürenler, Katar’a gider diye beklersiniz ya, biliyorlar ki o ülkelerde hukuk yok. İlk uçakla geriye gönderirler bunları. Amerika kanunların arasına ise gizlenebilirler, orası hukuk devleti.

Yani hukuksuzlukla yok ettikleri ülkeden, hukuka sığınmak için ABD’ye kaçmak istiyorlar. Kendileri için yeni bir Pelsinvanya yaratma peşindeler. Peki ne yapıyorlar? Paravan bir vakıf kuruyorlar. Başına bir Amerikan vatandaşını koyuyorlar.

Ama vakfın asıl yönetimi Erdoğan ailesi üyelerine ait. Şimdi isim vermeyeyim. Belki kendileri söyler, aile içi işlerine karışmayayım. Şimdi bu paravan yapının izin çıkarma hakkı kazanması için paraya ihtiyacı var. Türkiye’den iki vakıf seçiliyor. Öğrenciler için kurulmuş süsü verdikleri vakıflar.

Bu vakıfların asıl var olma sebeplerini de bugün öğreneceksiniz. TÜRGEV ve ENSAR… Bu vakıflar başlıyor paraları bir Amerikan vatandaşına göndermeye. 20 milyon dolar, 10 milyon dolar, 20 milyon dolar, 10 milyon dolar… Bir TÜRGEV bir ENSAR… Durmuyorlar…

Para gönderme listesinin sonu yok, hepsinin dökümleri elimizde. Sevgili halkım, 1 milyar lirayı şıp diye transfer ediyorlar Amerika’ya. ENSAR’cım, TÜRGEV’cim; bu paraları size kim verdi? Siz bu paraları nereden buldunuz? Siz bu paraları neden Amerika’ya

Ensar’cım, TÜRGEV’cim, bu paraları size kim verdi? Siz bu paraları nereden buldunuz? Bu paraları neden sürekli Amerika’ya transfer ediyorsunuz?”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: 84 Milyon Bir Avuç Kişiye Çalışıyor

Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada ekonomik sorunlara ve yolsuzluğa değinen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Türkiye ilk kez bir ekonomik krizle karşılaşmıyor ama bu krizler atlatıldı, sürekli bir hal almadı. 2018’den bu yana başlangıçta var olan kriz, ekonomik buhrana dönüştü” dedi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Ben Türkiye Cumhuriyeti tarihinde dar gelirli gruplardan kaynak alıp bir avuç üst gelir grubuna kaynak aktaran ekonomik politikaya ilk kez tanık oluyorum. 84 milyon bir avuç kişiye çalışıyor. Aşağıda insanlar perişan. Pazara çıkamıyor, alışveriş yapamıyorlar…” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, “Siyasallaşmış yargıyla, mafyayla, mafyayla fotoğraf çektirenlerle, uyuşturucu baronlarıyla, bütün paramiliter yapılarla, beşli çetelerle, trollerle, yandaş medya ve onların beslemeleriyle ancak ve ancak biz kavga edebiliriz…” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’deki partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmada ekonomik sorunlara ve yolsuzluğa değinen Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi;

“Bir ülke bilgi ile yönetilir, birikim ile yönetilir. Ama geldiğimizde olsa da Türkiye’nin iyi yönetilmediğini görüyoruz. O kadar havai bir yapı var ki, gerçeklerden o kadar topuk bir yapı var ki eleştiri geldiği zaman ‘gözlerime bakın’ diyorlar. Biz sizin gözlerinize de baktık, boyunuza da baktık, endamınıza da baktık, diplomanıza da baktık. Siz bu ülkeyi yönetemiyorsunuz.

Kriz, ekonomik buhrana dönüştü, bir sosyal buhranla karşı karşıyayız. Saray bunun ne kadar farkında emin olun bilmiyorum. Vatandaştan kopan, derdini dinlemeyen, sormayan bir yönetim Türkiye’de var olan sorunları çözemez, çözemiyor da zaten.

İlk kez Türkiye Cumhuriyeti tarihinde dar gelirli gruplardan kaynak alıp, bir avuç üst gelir grubuna kaynak aktaran ekonomik politikasına tanık oluyorum. 84 milyon bir avuç kişiye çalışıyor. Aşağıda insanlar perişan. Pazara çıkamıyor, alışveriş yapamıyor.

“Beşli çetelerden bu milleti kurtaracağız, sözümüz söz”

Üç yöntemle alt gelir gruplarından topladıkları kaynakları bir avuç kişiye aktarıyorlar. Birincisi Yap İşlet Devlet projeleri, dolar garantili. Aynı hastane devlet yaptığı zaman 3 milyara mal oluyor. Kamu-Özel İşbirliği olduğu zaman bu fiyat 6 milyara çıkıyor. Neredeyse bir hastane karşılığında bir başka hastanenin maliyetini de veriyoruz. Beşli çete bu işin kurmayı. Beşli çetelerden bu milleti kurtaracağız, sözümüz söz.

İkincisi, Kur Korumalı Mevduat. Türk Lirası eriyor, tutamıyorlar. Akılları sıra formül buldular. Beyler milyarları aldığı zaman hiç vergi ödemeyecekler. Bu ne demektir? Alt gelir gruplarından bir avuç kişiye kaynak aktarılıyor, üstelik vergisiz.

Üçüncüsü, Türk Lirası var ya, değeri kalmayan Türk Lirası. Acaba Bahçeli cebinde dolar mı taşıyor, Türk Lirası mı? Ben merak ediyorum. Türk Lirası erirken, üstünde de ‘Türk’ yazarken paranın bu kadar itibarsızlaştığı bir dönemde, Bahçeli kalkıp Türk Lirasını itibarsızlaştıran iktidara destek veriyorsa orada bir sorunumuz var demektir. Ciddi paraları faiz olarak ödüyorlar bir avuç kişiye.

Şimdi bir dördüncüsü çıktı. 2 milyon liralık bir daire alacaksınız diyelim. 10 yıl süreyle ayda 27 bin 200 lira faiz ödeyeceksiniz. Bunun yıllık faizi yüzde 11. 2 milyonluk krediyi kim alır? Ayda 27 bin lirayı kim öder? Kim alacak bu parayı? Bir villası olup ikinci villasını alacak. Vatandaştan alıyorsun, bir avuç kişiye aktarıyorsun. Yıllardır ifade ediyorum. Bunun adı tefeciliktir diye.

Öyle bir noktaya geldi ki Nisan 2022 merkezi yönetimin borç miktarı 1 trilyon 483 milyar lira. Bu borca karşılık ödeyeceği faiz 1 trilyon 743 milyar lira. Faiz anaparayı geçmiş vaziyette. Nas diyorlardı ya… Bunun adı tefeciliktir.

Mayıs 2022’de borç 1 trilyon 503 milyar liraya çıktı. Faiz 2 trilyon 52 milyar liraya çıktı. Bunlar bir ara Borçlanma Genel Müdürlüğü’nü kurmuşlardı. Osmanlı’nın son döneminde de Düyûn-ı Umûmiye kurulmuştu. Aynı mantık devam ediyor. Servetlerini yurt dışına götürüyorlar bunun farkındayız.

Milletin Sesi mitingimizi yaptık. Çok büyük bir kalabalık vardı. Yüzbinler aş, iş, eşitlik, her evde huzur olsun istiyordu. Yüzbinlerin ortak sesiydi. Yüzbinler aracılığıyla milyonlara seslendik. Söz verdik: Haramilerin saltanatını yıkacağız.

“Kaçmanın hazırlıklarını hızlandırdılar”

Kirlenmiş bürokratlara seslenmek istiyorum. Bu Kemal Kılıçdaroğlu’nun onlara son iyiliği olsun. Suça bulaşmış bürokrat beni iyi dinle kardeşim. Sen bunların suç çarkını döndürürken Kendilerini kurtarmak istiyorlar ama kurtarma planlarını içine seni bürokrat olarak asla dahil etmiyorlar. Evet, toplu bir kaçış planı yürürlükte. Bu işlenen suçlardan sana rol biçtiler, değişim geldiğinde halinin nice olacağını ise inan hiç umursamıyorlar.

Kaçmanın hazırlıklarını hızlandırdılar. Erdoğan, vakıf süsü verdiği Türkiye merkezli paralel yapılarla yurt dışına devasa paralar aktarıyor. Bu yurt dışındaki yapıların başında da Erdoğan’ın aile bireyleri geliyor. Taşınan kara paralarla yurt dışında kurdukları paravan kurum üzerinden o yabancı ülkede oturma ve çalışma izni çıkartmak istiyorlar.

Bu paravan yapılar üzerinden bu birkaç yüz kişi ile sınırlı izin çıkarma peşindeler. Yani Pensilvanya diye bağıranlar şimdi kendi Pensilvanya’larını oluşturma telaşındalar. Şunu çok iyi bilmen gerekiyor suça bulaşmış bürokrat bu birkaç 100 kişilik kurtarma operasyonunda sen asla yoksun. O uçaklarda yeri ayrılanlar arasında da sen olmayacaksın, o uçağın kapısı sana hiç açılmayacak.

Ben en iyisi bu akşam saat 22.00’de bu skandalı açıklayayım, sen de beni dinle. Bir kaçış planının anatomisini ifşa edeceğim. Milletimizi de bekliyorum bu akşam onlar da Türkiye’de paralel öğrenci vakıflarının niçin kurulduğunu daha iyi öğrenecek ve anlayacaklar. Erdoğan sakın reddetmeye kalkma, bütün gerçekleri biliyoruz. Bütün belgeler elimizde, akşam görüşürüz.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a SADAT Tepkisi: Kaçamaz

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “SADAT’la uzaktan yakından ilişkisi olmadığına” dair yaptığı açıklama dolayısıyla tepki gösterdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın SADAT’ın yaptıklarının sorumluluğunu almak istemediğinin altını çizen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Kaçamaz” dedi.

Cumhuriyet gazetesinden Mustafa Balbay, bugünkü köşe yazısında CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeye yer verdi.

Balbay, geçmişte SADAT’ın kurucusunu başdanışmanı olarak atayan Erdoğan’ın “Alakam yok” şeklindeki ifadesine tepki gösteren Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşme hakkında özetle şunları yazdı:

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İstanbul mitingi öncesinde, öncelikli konu SADAT olmak üzere güncel gelişmeler üzerine sohbet ettik.

2012 yılında, 28 Şubat gibi çok anlamlı bir günde kurulan SADAT, on yıldır değişik nedenlerle gündem konusu oluyordu. Kılıçdaroğlu’nun kapısına dayanmasıyla tartışma daha da derinleşti. SADAT yöneticileri kendilerini ifade etmeye çalışıyorlar,  Erdoğan da işin içinden sıyrılmaya çalışıyor. “Benim ilgim yok” deyip tartışmanın dışına çıkmak istediğini ortaya koydu. Kılıçdaroğlu’nun buna yanıtı şu:

“SADAT’ın yaptıklarını göğüsleyemeyeceğini görüyor ve sorumluluğu üzerinden atmak istiyor. Bu tartışmadan kaçmak istiyor. Ancak ortada gerçekler var. Kaçamaz. SADAT gibi bir örgütten haberi yoksa, o da suç! Ben savcıları göreve çağırıyorum. Eğer bu ülkenin cumhuriyet savcısı iseler bir soruşturma başlatsınlar. Olağanüstü askeri eğitim kime, niçin veriliyor? Türkiye’nin bilmediğimiz bir ordusu daha mı var?”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Kurmaylarına Dikkat Çeken Talimat

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın önceki gün yaptığı “Gönlümün adayı kısmını kaldırıyorum, o ‘gönlümüzün’ kısmı kalktı. Artık CHP’nin adayı Kılıçdaroğlu diye bir algı oturdu” sözlerinin ardından parti içinden çarpıcı kulis bilgisi geldi.

İddiaya göre “Gönlümün adayı” kelimesini yasaklayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kurmaylarına “Kılıçdaroğlu CHP’nin adayı deyin” şeklinde talimat verdi.

CHP dün Maltepe’de binlerce kişinin katılımıyla “Milletin Sesi” mitingini gerçekleştirdi. Miting için muhalefet cephesinde “Adaylık ilanı gibi miting” yorumlarında bulunulurken, CHP kulislerinden çarpıcı bir iddia ortaya atıldı.

Oda TV’de yer alan habere göre, Kılıçdaroğlu’nun söz konusu cumhurbaşkanı adaylığı sorulduğunda CHP’lilerden “gönlümün adayı” yanıtı geliyordu.

İddiaya göre Kılıçdaroğlu “gönlümün adayı” sözünü yasakladı. Artık CHP’liler, Kılıçdaroğlu için “gönlümün adayı” açıklaması yapmayacak, “Kılıçdaroğlu CHP’nin adayı” diyecek.

Maltepe’deki Milletin Sesi mitingi öncesinde konuşan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin dikkat çeken ifadeler kullanmıştı.

Altay, “Eskiden ‘gönlümüzün adayı Kılıçdaroğlu’ deniyordu, o ‘gönlümüzün’ kısmı kalktı. Artık CHP’nin adayı Kılıçdaroğlu diye bir algı oturdu” demişti.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Haramilerin Saltanatını Yıkacağız

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na verilen cezanın ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çağrısıyla Bursa’dan İstanbul’a alınan “Milletin Sesi” mitingi Maltepe Sahil Miting Alanı’nda gerçekleştirildi.

Sahneye ilk olarak parti yöneticileri ve milletvekilleri çıktı. Ardından Büyükşehir Belediye Başkanları kitleyi selamladı. Daha sonra Canan Kaftancıoğlu sahneye çıktı. Kaftancıoğlu’nun ardından Gezi Parkı Direnişi sürecinde yaşamını yitirenlerin aileleri ve Gezi Davasında tutuklananların aileleri sahnede yer aldı.  Bu sırada kitleden “Hak hukuk adalet”, “Her yer Taksim her direniş” sloganları yükseldi.

Daha sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Hak, hukuk, adalet” sloganları eşliğinde sahneye çıktı. “Kimse umutsuzluğa kapılmasın, haramilerin saltanatı yıkılıyor” diyen Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Hiçkimse umutsuzluğa kapılmasın. Haramilerin saltanatı yıkılıyor. Bu meydanda milyonlarla buluşmuştuk. Az kaldı bu kentin meydanlarında, sokaklarında özgürce kucaklaşacağız. Birileri Türkiye’yi zifiri karanlığa sürüklemek istiyor. İnsanları korkuyla sindirmek istiyor.

Sizi, bu milleti korkutarak bu sistemi ayakta tutmak istiyorlar. O ve Saray’ı giderse kaos olur algısı peşindeler. Evleri basıyorlar, okulları basıyorlar, tweet attılar diye liseli çocukları okullarından alıyorlar. Bebekleri babalarından annelerinden koparıyorlar.

Şimdi bir adım daha atıp partileri kapatmaya hazırlanıyorlar. Saray ve şurekasının elinden düşmeyen bir kelime var: O yasak, bu yasak, şu yasak…

Memleketi uyuşturucu bataklığına çevirdiler. Kadın cinayetleri, işçi cinayetleri, siyasetçilere suikast hazırlıkları. Kullanışlı aparatlarla kavga edeceğiz. Sonuna kadar edeceğiz ve kazanacağız.

Söz veriyorum biz kazanacağız. Ülkemiz ağır bir ekonomik buhranın içinde. Bu hakka hukuka adalete sırt çevirmenin, adaletsiz yönetimin sonucudur. Milyonlarca aile ağır yoksulluk içinde geçinemiyor. Sonuç: Yüzbinlerin tiranlıktan kaçmaya çalışması. En değerlimizi gençlerimizi kaybediyoruz. Gençlerimizin yüzde 70’i yurt dışına gitmek istiyor. 550 bini gitti bile.

Yalanlardan hepimiz bıktık! Ağızlarını açtıklarında yok efendin 2023, 2071, dış güçler, Almanlar, Japonya bizleri kıskanıyor, anlaşmalarda gizli maddeler var. Bunların tamamı yalan, yalan, yalan. Çok uzun süredir söyleyecekleri elle tutulur hiçbir şey kalmadı.

Çok uzun süredir söyleyecekleri elle tutulur hiçbir şey kalmadı. Ama az kaldı, uzun zamandır değişim rüzgarları esiyor. Türkiye değişime hazır. Çiftçimiz, işçisi, memuru, bürokratı, esnafı, sanayicisi, tüccarı, ithalatçısı, turizmcisi, taksicisi bu değişime hazır. Bu değişime gençler hazır, kadınlar hazır. Biz bu değişime hazırız.

“Beşli çetelerin kurduğu düzeni bozacağız”

Kollarımızı sıvayıp hemen çalışmaya başlamak zorundayız. Ekonomiyi yeniden inşa etmek zorundayız. Yolsuzluk yapanların, kul hakkı yiyenlerin kim olduklarına bakmadan kafalarına inmek zorundayız. Sarayın ve fotoğrafçı suç işleri bakanının elinden yetkiyi aldığımızda, hepsinin, bu beşli çetelerin defterini dürmek zorundayız.

‘Beşli çetelerin kurduğu düzeni bozacağız. Bunların düzenine çomak sokacağız. Beşli çetelere ses çıkarmayanlar iyilikte yarışan belediye başkanlarımıza baskı yapıyorlar. Belediye başkanlarımız kumpasları, entrikaları boşa çıkararak halka hizmetlerini sürdürüyorlar.

1 hafta süreyle karanlıkta kaldım biliyorsunuz. Ben neoliberalizme karşıyım, bırakın halkı sömüren sömürsün, piyasa dengesini bulur söylemine karşıyım. Toplumun belleğine yerleşen bu anlayış, iktidar destekli sömürme ve köleleşmeye dönüştü.

İnsanların geçim kaynaklarını korumak için devletin müdahil olması gerektiğine inanıyorum. Vergide indirim istiyorum ama bunu yapabilmek için kamu maliyelerimizin sürdürülebilir temele oturtulması gerektiğine inanıyorum. Mali sorumluluğa inanıyorum. Vatandaştan toplanan verginin hesabının vatandaşa verilmesi gerektiğine inanıyorum.

2 kadın gazeteci, işlerini yaptıkları için tehdit ediliyor. Paramiliterlere, mafyalara, baronlara, kendini derin devlet olarak ilan eden müptezellere, SADAT’a olur da bu onurlu gazetecilerin tırnağına zarar gelirse, siz kendinizi unutun!

Türkiye’ye gelen kaçakların, Afganların ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine geri gönderilmesi gerektiğine inanıyorum. Benim vatan sevgimde sınır namustur anlayışı var. Yol geçen hanına dönen sınırları koruyamayanlar devleti yönetemezler.

8 milyon kişiyi başımıza indirdiler, bu yük taşınamıyor. Gitmek zorundalar, gidecekler. Davul zurnayla, kardeşçe göndereceğiz. Hiçkimse unutmasın. Biz ırkçı değiliz. Irkçılığa karşıyız. Asla bu milletin alnına kara lekenin sürülmesine izin vermeyeceğiz.

Ortadoğu barış ve işbirliği teşkilatını kuracağız, Suriye’ye, Orta Doğu’ya barış getireceğiz. Bizim ilkemiz Atatürk’ün söylediği Yurtta Barış Dünyada Barış ilkesidir.

İnsanlar arasında eşitlik istiyorum; hak eşitliği… Fırsatların eşitliğin istiyorum. Değerle siyaseti yapılsın istiyorum. Demokrasiye saygı, işbirliği değerleri üzerinden var olalım istiyorum. 2 kelimede vücut bulan anlayışı iktidara getirmek için birlikte çalışmak zorundayız.

“İnsanca yaşayacağız, kardeşçe ve hakça bölüşeceğiz”

Dindarı, dinsizi, Türkü, Kürdü, Arabı, sağcısı, solcusu, liberali, milliyetçisi… 84 milyona, herkese; ülke elden gidiyor, birlikte olmak zorundayız, birlikte mücadele etmek zorundayız! Vatan bizim vatanımız, bayrak bizim bayrağımız.

Atatürk’ün önderliğinde kazandığımız Kurtuluş Savaşı gibi, neye inandığımız, geçmişte hangi partiyi desteklediğimiz önemli değil. Eski tartışmaları bir tarafa bırakıp gerçek değişimi sağlamak için birlikte çalışmak zorundayız. Demokrasi ve adalet mücadelesini kimseyi ayırmadan, dışlamadan hep birlikte vermeliyiz. Emekçiler, toplumun tüm kesimleri, iş insanları, esnaf, kadınlar, emekliler, bilim insanları, beyaz yakalılar; insanca yaşayacağız, kardeşçe ve hakça bölüşeceğiz.

Genç muhafazakarlar; bu sorunlar hepimizin sorunu, bir kısımın değil. Bu senin de sorunun. İl Başkanımıza siyaseti yasaklayan zihniyet senin nafakanı kesmek istiyor, seni köleleştiriyor. Sesini yükseleyeceksin, itiraz edeceksin. Aynısı sana da yapılacak. SADAT’çıların toplantılarında sen yoksun. Vatana ihanet suçu işlenirken erkekler oturdu yeni anayasa yazdı, sen orada yoksun ve olmayacaksın. Genç muhafazakar kardeşim, bu seçimde kararsızım diyemezsin. Kayıtsızlık bir cevap değildir, bir sondur. Kayıtsızlık saldırganın dostudur. Saldırgana karşı dik durmalısın, onurlu durmalısın.

Bazıları hala öğretilmiş çaresizlikle bir partinin ve parti liderinin halkını dinlemesini zayıflık gibi algılıyorlar. Bir liderin kibar olmaması gerektiğini söylüyorlar. İyi kalpli olmayı zayıflık gibi gösteriyorlar. Biz birlikte oluyoruz, birlikte iktidar oluyoruz. Ben iktidar olduğumuzda asla değişmeyeceğim, neysem oyum! Kibar olmayı, dinlemeyi, dezavantajlıların derdine koşmayı değişmeyeceğim, inadına koşacağım!

İyi insan olmayı zayıflık olarak gösterenler, bir yüzükle yola çıkanlar bugün milletin celladı haline geldiler. Onlar saraylarda fink atıyorlar, millet ise aç. Kendi celladınızı seçmeyin. Bu bir şov değil, demokrasi arayışı; ciddi olmak zorundayız, ahlaklı olmak zorundayız, vicdanımızı dinlemeliyiz, ahlaki değerleri yüceltmek zorundayız.

“Kendi celladınızı seçmeyin”

Canan Başkan’ın başına gelene ses çıkartacaksın. Genç muhafazakar kadın, senin de başına gelecek. Ey genç muhafazakar kardeşim bu seçimde kararsızım diyemezsin. Kayıtsızlık bir seçim değildir. Bir sondur. Her zaman saldırganın dostudur. Saldırgana karşı dik durmalısın. Onurlu durmalısın.

İktidar olduğumuzda asla değişmeyeceğim. Ben neysem oyum! Nerede durduğumu biliyorsun. Bunu değiştirmek niyetinde değilim.

Bir yüzlükle yola çıkanlar milletin celladı haline geldi! Saraylarda fink atıyorlar, millet aç! Kendi celladınızı seçmeyin. Ahlaklı olmak, ahlaki değerlerimizi yükseltmek zorundayız.

CHP’de geçmişte şöyle yaptı böyle yaptı diyorlar. Evet hatalar oldu. Biz hatalarımızdan ders çıkarmasını bilen bir partiyiz. Allah şahidimizdir ki kendimizi geliştirmek için çok çaba harcıyoruz. Tam anlamıyla mükemmel olmasak da mükemmel bir göreve talibiz. İşsizlere iş sağlamak, hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bölgesinde saygın bir ülkeyi yeniden inşa etmek.

Bu söylediklerimize inanıyorsanız, akıllı bir ekonomi yönetimi istiyorsanız, Silivri korkusu olmadan konuşmak istiyorsanız, Harp Akademisi öğrencileri serbest bırakılsın istiyorsanız, eğitime ve sağlığa güzel bir bütçe ayrılsın istiyorsanız, 128 Milyar doların kime satıldığını öğrenmek istiyorsanız, ödediğiniz vergilerin nereye gittiğini öğrenmek istiyorsanız, asgari ücretli açlığa mahkum olmasın istiyorsanız bize katılın. Çocuklarınızın geleceğini düşünüyorsanız bize katılın. Bu ülkeden çalınanları tavizsiz geri alacağıma bir kez daha milletimin huzurunda bir kez daha söz veriyorum!”

Paylaşın

Altılı Masada Adaylığı İçin Tereddüt Mü Var? Kılıçdaroğlu’ndan Yanıt

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayının kim olacağına dair tartışmaları yorumlayan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, altılı masada bu konu üzerinde hiç konuşmadıklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, “Biz cumhurbaşkanı adayının niteliklerini belirleyen bir paragraf yazalım diye konuştuk ve bunu yazıp ilan ettik” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gündemde yer olan konulara ilişkin olarak Cumhuriyet gazetesi yazarı Orhan Bursalı’nın sorularını yanıtladı .

Ana muhalefet partisi lideri, “Altılı masada sizin adaylığınız konusunda bir şüphe mi var?” şeklindeki soru üzerine bu konuyu aralarında hiç konuşmadıklarını söyledi. Ardından şunları kaydetti:

“Sadece şu görüşüldü: Cumhurbaşkanlığı ile ilgili gazetecilerden çok soru geliyor, o zaman biz cumhurbaşkanı adayının niteliklerini belirleyen bir paragraf yazalım diye konuştuk ve bunu yazıp ilan ettik.

Cumhurbaşkanlığı adaylığının çok fazla gündeme getirilmesi, aslında ekonomide yaşanan bunalımı toplumun gözünden kaçırma amacı taşıyor. Çünkü bu kadar ciddi konu varken, kim cumhurbaşkanı adayı olacak tartışmasını sürekli yaparsanız ve neden Cumhur İttifakı kendi adayını açıklamıyor diye sormazsanız, doğru olmaz. Erdoğan ne zaman açıklarsa ve seçim kararını ne zaman alırsa biz de o zaman adayı açıklarız.

Ülkenin içinde bulunduğu feci tablo fazla tartışılsın istenmiyor. Bu nedenle adaylık tartıştırılıyor. Ayrıca konuyu, cumhurbaşkanı adayı kim olacak noktasına indirmeyi de doğru bulmuyorum, sorun o değil ki, tek adam rejiminin gitmesi temel sorun.”

Bursalı’nın yönelttiği diğer sorular ve Kılıçdaroğlu’nun bunlara verdiği yanıtlar şöyle:

Cumhurbaşkanı henüz adaylığını açıklamadı.. Altılı Masa bileşenleri de ortak adaylarını açıklamakta acele etmiyor.. Erdoğan’ın adaylığına kesin gözüyle bakılıyor, acaba Altılı Masa, kendi adayını ilan etmeyi Erdoğan’ın adaylığını açıklamasına mı endeksledi?

Hayır, Altılı Masa’da öyle bir durum yok. Şu anda seçim sathı mailine girilmiş ve seçim kararı alınmış, açıklanmış değildir. Hükümetin seçimi ilan etmesi lazım. Dolayısıyla ortak adayı şimdiden açıklamanın da anlamı yok.

Seçim zamanı yasayla belirlenmiş zaten, ayrıca hükümetin seçimler şu zaman yapılacak diye bir karar alması gerekiyor mu? 

Bunun resmen kamuoyuna deklare edilmesi gerekir. Biz de Millet İttifakı olarak oturup konuşur ve ortak adayı açıklarız.

Altılı Masa’da yeni bir durum ortaya çıktı.. Milletvekili seçimi konusunda CHP ve İYİ Parti dışında ayrı bir ittifak tartışılıyor, DEVA ve Gelecek Partisi seçimlere kendi amblemleriyle girecek. Bir üçüncü ittifakın yüzde 7 barajını aşması durumunda muhalefet Meclis’te daha güçlü olur mu?

Millet İttifakı’nda partiler şimdi şunu araştırıyor: Hangi parti hangi ilde hangi ittifaklarla seçimlere girerse daha fazla milletvekili şansı elde edilir? Bunun çalışmasını yapıyor partiler; biz de yapıyoruz. Sağlıklı bir sonuç elde etmek için, illerde her birimizin bağımsız olarak yapacağı anketlerin sonucundan yola çıkacağız. Henüz bunlar yapılmadı. Olası ittifakların hangi partilere ne kadar milletvekili kazandıracağı hesaplarının kesinleşmesi lazım. Sonra bu veriler masaya gelecek, oturup konuşacak ve kararlar alacağız.

YSK, damgalı olmayan pusulaları geçerli saymak gibi kararlar almıştı. Bu kez de sonuçları etkileyecek beklenmedik kararlar alır mı?

Dilerim olmaz.. YSK hangi kararları alırsa alsın, sonuçta biz sandık tutanaklarıyla milletin önüne çıkacağız; hangi sandıktan hangi parti kaç oy aldı, hepsini biliyor olacağız, İktidar parti temsilcisinin de imzası olacak tutanakta biz bunları toplayacak ve kamuoyuna açıklayacağız. Seçimi almak için her yola başvurabilirler ama biz kararlılığımızı göstereceğiz..

Nelere başvurabilirler?

Sandık açılırken acaba Millet İttifakı temsilcilerini bir yere gönderebilir miyiz arayışı içine girebilirler, oy toplamlarını değiştirmeye, bizim oyları başka partilere yazmaya kalkışabilirler. Bütün olasılıklara göre sandık temsilcilerimizi eğiteceğiz.

Seçimleri kazandığınızı varsayalım, daha şimdiden devleti kimlerle nasıl yöneteceğinize ve gerekli atamaları yapmaya yönelik bir çalışmanız var mı?

Bu çalışma elbette yapılacak, işi uzmanına liyakat sahibine vermek için altı lider zaten bu konuda açıklama yaptı.

Devlet içinde iktidarın kızağa çektiği bürokratlar var, onlarla mı çalışacaksınız? Aralarında FETÖ’cüler de olabilir.

İçeridekiler de dışarıda olanlar da var. 27.5 yılını bürokraside geçiren kişi olarak söyleyeyim, görevini yasalara uygun yapanlarla sorunumuz yok, siyasi görüşüne bakmayız; tabii FETÖ ve başka bir terör örgütü mensubu haricinde. Bu konuyu Altılı Masa’da konuştuk, siyasi ahlak yasası çıkaracağız, parlamentoyu kirlilikten arındıracağız.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, SADAT Önüne Neden Gittiğine Açıklık Getirdi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBM’deki grup toplantısında, Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ.’nin (SADAT) önüne neden gittiğine ilişkin konuştu.

Konuşmasında, “Erdoğan’a sormak isterim; sana ne danışmanlığı verdiler? Sen bunları ne için kullandın?” diye soran Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı;

“Kurucusu, Erdoğan’ın eski danışmanı emekli bir general. Kâr amaçlı şirketin yöneticisi, bu kişi Erdoğan’ın danışmanlığını yaptığı dönemde devletin en hassas konuların tartışıldığı masada aynı zamanda. Bir danışman ordudan atılmış Erdoğan bunu kendisine baş danışman olarak alıyor. Devletin en hassas konularının tartışıldığı yerde bu da orada oturuyor.

Devletin kârı nerede? Ne iş yapıyor? Resmi sitesindeki ifadeler: suikast, gayrı nizami harp, istihbarat, gerilla, psikolojik harp harekatı, sokak hareketleri tetkikleri anlatılıyor, tedhiş. Bunun Türkiye Cumhuriyeti devletinin cumhurbaşkanlığı danışmanlığında ne işi var?

Oraya gittik. Engin Bey zile bastı. Bu SADAT’ın görevi amacı nedir bilgilenmek istiyoruz… İki kişi gitti haber verelim dediler, bir daha da gelmediler. Bu kadar da korkak bir yapı.

“Sana ne danışmanlığı verdiler?”

Erdoğan’a da sormak isterim; bir, bunlar senin yanında hizalandılar. Sana ne danışmanlığı verdiler? Çık bu millete anlat kardeşim. İki, sen bunları ne için kullandın? Bunlarla mı bizi korkutamaya çalışacaksın? Sen kim olursan ol CHP’yi ve onun bireylerini asla korkutamazsın.

Buradan milletimize de seslenmek isterim. Bu para için mehdilik hikâyeleri anlatan şirketin ve yapıların karşısında daha güçlü daha kararlı ve daha cesur bir şekilde karşılarında dimdik durmalıyız.

“Psikolojik harbin ortasındayız”

Buradan benzer bütün yapılara, birilerinin katipliğini yapan mektupçu mafyalara kendini derin devlet ilan etmiş müptezellere, milletimizin özgürlüklerini tehdit etme gafletinde bulunanlara da sesleniyorum; haddinizi bilin.

Aynı zamanda bir psikolojik harbin ortasındayız. Bu kurumlar sarayla iş birliği yaparak pek çok pozisyonlar yaratabilirler pek çok yalan yanlış söylemler geliştirebilirler. O nedenle SADAT’a gittim. Herkesin dikkatini çekmek için gittim.”

CHP lideri, partinin İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında verilen mahkeme kararına dair de şunları söyledi: “Geçen hafta Erdoğan’ın bir siyasi intikamına tanık olduk. İstanbul İl Başkanımız Canan Hanımı mahkum ettiler. Mahkum etmekle kalmadılar bir de siyasi yasak getirdiler. Yasaklarla özellikle siyasi tutuklularla Türkiye asla yol almamıştır.

Parti kapatmakla, farklı düşündü diye bir insanı hapse atmakla demokrasi gelmez. Demokrasi herkesin özgürce düşüncesini ifade edebildiği ortamı yaratmak demektir. Benim söylemime katılmayabilirsiniz ama dinleyebilirsiniz.”

Gezi davası tutuklularının da yalnız olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Onlarla, aileleriyle, onların düşünce ve idealleriyle beraber olacağız. Mücadelemiz demokrasi, insan hakları, yargı bağımsızlığı, kadın erkek eşitliği mücadelesidir. Mücadelemiz hakkı, hukuku bu ülkede inşa etme mücadelesidir” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Sureti Muhalif Görünenlere Dikkat Edilmeli

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisinin Atatürk Havalimanı’na yönelik projesi hakkındaki sözlerini paylaşarak CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nu hedef gösteren Ümit Özdağ’a, isim vermeden tepki gösterdi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Atatürk Havalimanı’nın imara açılacağı iddialarının üzerine başlayan tartışmalarla ilgili sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulundu.

Kılıçdaroğlu, CHP’nin Atatürk Havalimanı’nın yıkımına karşı yaptığı eylemi, “Canan Kaftancıoğlu Atatürk Havalimanı’nın önüne yarın CHP’lileri çağırmış. 2 yüzlü utanmaz siyaset böyle olur. Hem bahçe projesini AKP bizden telefonunuzu dinleyip çaldı diyeceksin hem yıkımı protesto edeceksin. Canınız cehenneme Atatürk düşmanı kadrolar. Kandırmayın vatanseverleri” sözleriyle eleştiren Özdağ’a CHP 26. Dönem Milletvekili Doç. Dr. Gülay Yedekçi’nin sözlerini alıntılayarak yanıt verdi.

Kılıçdaroğlu, isim vermeden Özdağ’a tepki göstererek, “Türkiye’de üzerine en çok algısal operasyon yapılan kişiyim. Bu değişmez, ben alışığım. Ancak yurttaşlarımıza önerim, sureti muhalif görünen ama psikolojik harp dahilinde kurulmuş yapılara dikkat etmeleridir. Sarayın troll içeriklerini yayanlara bakmak yeterli olacaktır kanımca” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun alıntıladığı videoda Yedekçi, CHP’nin Atatürk Havalimanı’na yönelik projesini şu sözlerle anlattı:

“Aslında Atatürk Havalimanı’yla ilgili ben bir proje hazırladım. Atatürk Kent Parkı ve Uygarlık Kütüphanesi diye ve bununla ilgili de bir kanun teklifi hazırladım. Neden? Çünkü böyle bir şey olacağı daha önceden de konuşuluyordu. Sonra erken seçim oldu, kanun teklifini hazırladık ama veremedik. Şunu dedik; oradaki bütün çalışmalara STK’lar, mühendisler, orada yaşayan insanlardan başka kimse karışamasın dedik. Gerçekten de iyi bir çalışma çıktı. Oraya gençler için bir teknoloji merkezi, orada bir uzay üssü, uzay izleme merkezi yapılabilir ama pistlerin korunup havalimanı şeklinde kalmasını istedik. Atatürk Havalimanı’nın binasının ve pistlerinin kullanılmaya devam edilmesi şart. Bırakın iyi bir havalimanı olmasını, asıl önemli olan noktalardan biri de bir simge yapı olmasıdır. Bunun da altını çizmek isterim”

Ümit Özdağ’dan yanıt

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Kılıçdaroğlu’nun sözlerine sosyal medya hesabından yanıt verdi. Kılıçdaroğlu’nun paylaşımını alıntılayan Özdağ, “2016/2021’de Suriyeli sığınmacılar kalacak çalıştayı yapan, 2022’de Zafer Partisi’nde halk desteğinden dolayı ‘gönüllü giderler’ noktasına gelen, 2.5 milyon mühürsüz oyu kirli referandumda kabullenen sarı muhalefet, Zafer Partisi’nin ana muhalefet olduğunu anladı” diye yazdı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Milletvekillerine ‘İktidara Hazırlanın’ Talimatı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun 51 ilde yurt gezileri yapacak milletvekillerine, “AKP’nin artık hiçbir sorunu çözme şansı yok. İktidara geliyoruz. Ticaret odaları, esnaf odaları, ziraat odaları gibi meslek örgütlerine gidin ve ‘Acil sorunlarınız neler’ diye sorun” talimatı verdiği öğrenildi.

Kılıçdaroğlu’nun vekillere iktidara geldiğimizde yapacaklarımızı hazırlayalım” talimatı verdiği de öğrenildi. Sığınmacılar konusunun da ele alındığı öğrenilen toplantıda Kılıçdaroğlu’nun, “Bu konuyu ilk gündeme getiren parti CHP’dir. Sığınmacıları iki yıl içerisinde göndereceğiz” değerlendirmesini yaptığı belirtildi.

CHP PM, dün Genel Başkan Kılıçdaroğlu başkanlığında partinin genel merkezinde toplandı. Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre, toplantıda, 21 Mayıs’ta İstanbul Maltepe’de yapılacak mitingin sadece Yargıtay’ın CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’yla ilgili kararına tepki olarak değil, genel olarak tüm ülkedeki adaletsizliklere tepki olarak yapıldığı vurgulandı. Kılıçdaroğlu’nun, toplantıda, “Yol arkadaşlarımıza da sahip çıkacağız” dediği belirtildi.

Sandık güvenliğinin de konuşulduğu toplantıda, “bütün sandık görevlilerinin aranarak kontrol edilmesine yönelik karar alındığı” aktarıldı.

“İktidara geldiğimizde yapacaklarımızı hazırlayalım”

Partililerden daha önce 51 ilde ziyaretlerde bulunmalarını isteyen Kılıçdaroğlu’nun, milletvekillerine, “AKP’nin artık hiçbir sorunu çözme şansı yok. İktidara geliyoruz. Ticaret odaları, esnaf odaları, ziraat odaları gibi meslek örgütlerine gidin ve ‘Acil sorunlarınız neler’ diye sorun. İlk çözülmesini istedikleri sorunları öğrenin. İktidara geldiğimizde yapacaklarımızı hazırlayalım” talimatı verdiği de öğrenildi. Sığınmacılar konusunun da ele alındığı öğrenilen toplantıda Kılıçdaroğlu’nun, “Bu konuyu ilk gündeme getiren parti CHP’dir. Sığınmacıları iki yıl içerisinde göndereceğiz” değerlendirmesini yaptığı belirtildi.

Paylaşın