Akşener’den İttifak Çıkışı: Biz Tek Siz Hepiniz

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “İYİ Parti olarak siyaset düzenindeki çürümeye ve yozlaşmaya karşı yalnızca bir seçim süreci bir ittifak tercihinde değil, bir düzen tercihinde de bulunduk” dedi ve ekledi:

“Bu düzeni de iki yumruğun birbirinden yana değil, hür ve müstakil olarak, durarak, güdümlü medyanın tarifleriyle değil öz kimliğimizle yürüyerek, onun bunun ittirmesiyle değil öz varlığımızla kantara çıkarak öz başımıza kuracağız. Birilerine kazandırmak yerine hür ve dik duracak, sadece milletimize kazandıracağız.”

Akşener konuşmasının devamında, “Birbirinden beslenen kayıkçı siyasetine karşı milletimize yeni bir tercih, yeni bir yol sunacağız. Ülkemizin geleceğinin kapalı kapılar ardındaki pazarlıklarla değil, açık ve şeffaf biçimde sandıkta şekillenmesini istiyoruz. Her türlü dayatmaya kafa tutan koca yürekler burada. Buradan tüm siyaset simsarlarına sesleniyorum. Biz tek siz hepiniz. Hadi bakalım Halep oradaysa arşın burada” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Bugün 15 Kasım. KKTC’nin bağımsızlığının ilan edilişinin 40. yıl dönümü, kutlu olsun. Kıbrıs davamızın milli kahramanlarına, Dr. Fazıl Küçük’e, Hala Sultan’a, Türk Mukavemet Teşkilatı’na selam olsun. Kıbrıs’ta bağımsızlık yolunu, Türklük yolunu inşa edenlere selam olsun.

Cumhuriyetine ilk günkü aşkla, şevkle, inançla sahip çıkan Kıbrıs Türk’ü gençlere selam olsun. Bozkurt Rauf Denktaş’a selam olsun. Bundan tam 40 yıl önce Kıbrıs’ta Türk’ün iradesini savunan, koruyan ve Türk’ün zaferini Cumhuriyet ile taçlandıran o şanlı mücadelenin tüm neferlerine, şehitlerine, gazilerine selam olsun.

KKTC’nin varlığının ve bağımsızlığının nasıl stratejik öneme sahip olduğunu bir kere daha görüyoruz. Doğu Akdeniz’de, Kafkasya’da, Orta Doğu’da ve hatta Kuzey Afrika’da olup bitenleri çok iyi okumak, anlamak durumundayız. KKTC, bizim için sadece kardeş ülkemiz değil aynı zamanda Türk Dünyası’nın güney ucundaki yıldızıdır. KKTC’nin bağımsız ve erkin bir devlet olarak yaşaması için ilk başta Türk dünyasının süreci samimiyetle sahiplenmesi gerekiyor.

Bu kapsamda KKTC’nin Türk Devletler Teşkilatı’na gözlemci üye olmasını elbette memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak son zirveye davet edilmeyişi de dikkatle takip ediyor, sürecin bir an önce tamamlanmasını bekliyoruz. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki dün olduğu gibi bugünde, yarında Cumhuriyet ilelebet payidar kalacak. Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacak.

Diyanet’e “Atatürk” tepkisi: Geçtiğimiz hafta Atamızın ebediyete intikalinin 85. yılıydı. Onun gösterdiği ufka varma vazifemizi bir kez daha hatırladık ve dualar ettik. Onun büyük vizyonunu bir kez daha anladık. Ancak maalesef, biz milletçe aynı duygularda buluşurken bu duyguları paylaşmayanlar da vardı. Ayrıkotları, istiklal zararlıları, ahlak yoksunları da vardı. Düşmanlıktan beslenen kirli zihniyetler vardı.

Gazi Mustafa Kemal’i anmaktan gocunanlar, ona bir hayır duayı çok gören şuursuzlar da vardı. Diyanet İşleri Başkanlığı, 3 Mart 1924 tarihinde Atatürk’ümüz tarafından kurulmuştur. Varlığını ona borçlu olan kurumumuz 10 Kasım’daki hutbesinde Atamıza bir Fatiha’yı bile çok gördü. Yazıklar olsun. Bir insanın sahip olabileceği en büyük erdemlerden biri vefadır. Yüce dinimiz hakkında milletimizi aydınlatmakla yükümlü bir kurumun sergilediği bu vefasızlığa tahammül gösteremeyiz.

Devletin memuru olan diyanet mensuplarından Cumhuriyetimizin kurucusuna saygı beklemek en doğal hakkıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak ve anlamaktan yoksun olanlara, Türk milletinin Atatürk ve Cumhuriyet sevdasından rahatsız olanlara hatırlatmak istediğim bir şey var. Eğer ki bugün memleketimizde ezanlar okunuyorsa, gökyüzünde bayrağımız dalgalanıyorsa, canımızın, namusumuzun güvenliği varsa bunu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e borçluyuz.

Vicdansızlıktan beslenenlere, Cumhuriyet’i reklam arası görenlerle, 100 yıllık bir tarihi ‘cinayet ve zulüm’ diye tarifleyenlerle, 10 Kasım’da onu anmak yerine 14 Kasım’da Cumhuriyet düşmanlarını ananlarla mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.

AYM – Yargıtay krizi: AK Parti iktidarının neden olduğu krizler silsilesinden son olarak Anayasa ve hukuk düzeninin de payını aldığını görüyoruz. Zaten uzun zamandır hakkın ve hukukun üstünlüğü yerine güçlünün üstünlüğüne dayanan bir anlayışla çok tehlikeli bir yere doğru gidiyorduk. Bu sistem elimi kolumu bağlıyor denildi, sistem değişti. Kuvvetler ayrılığı yer bir edildi. TBMM’nin vasıfları teker teker çökertildi.

Bugün geldiğimiz noktada ise iktidarın gözü yine hukuka dikildi. Sayın Erdoğan uzunca bir süredir hukuktan şikayetçi. Gezi Parkı davasında parka inşaat yapılmasını reddeden, Koruma Kurulu’na başbakan sıfatıyla ‘Reddi reddederiz’ diye karşı çıkan kendisiydi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla AYM’nin kararına uymuyor, saygı da duymuyorum diyen de kendisiydi. Her fırsatta hukuktan duyduğu rahatsızlığı dile getiren bu zihniyetin biriktiği garabetler dizisinin sonucunu da geçen hafta yaşadık.

Can Atalay davasıyla ilgili hukuk skandalları 8 Kasım itibariyle artık bir anayasa, devlet krizine dönüştü. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, ‘Karara uymuyorum’ dedi. El yükseltti, suç duyurusunda bulundu. Hatta o da yetmedi TBMM’ye sopa gösterdi. Bu hukuksuzluk karşısında iktidar tarafından yapılan ilk yorum ise kararın milliliği üzerine oldu.

Anayasa değişikliği arayışına girdiler. Fiili durumu yasallaştırmanın peşine düştüler. Böyle bir zihniyetin Türk milletine, devleti yönetenlerine yön vermesine kabul edemeyiz. Değerli dava arkadaşlarım bu ise düpedüz bir siyasi fırsatçılıktır. Böylesine vahim bir krizden, siyaset üstü olması gereken bir devlet meselesinden siyasi rant devşirmeye çalışmak ayıptır.

Ya muhteremler, anayasa değişikliğini konuşmadan önce mevcut anayasaya uymanız gerekiyor. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin oluşturduğu hukuk dışı fiili durum devlet nizamını aksatmış ve bir anayasal devlet krizine neden olmuştur. Halbuki, AYM kararları kesindir. Herkes uymak zorundadır. Siz halen neyi tartışıyorsunuz? Mahkemelerin aldığı kararlar elbette siyasi düzlemde demokratik metotlarla eleştirilebilir. Çıkıp da ‘Anayasa Mahkemesi kapatılsın’ demedik, demeyiz. AYM üyelerinin hedef gösterilmesini hiçbir koşulda kabul etmeyiz.

Nereye hizmet ettiği belli olmayan odakların, millet iradesini hedef almasına da asla izin vermeyiz. Krize sebep olanlar hakkında suç duyurusunda bulunduk. Erdoğan’a hakem olma görevini hatırlattık. AYM üyelerimiz sahipsiz değildir. Tüm yollar kesilse bile Türk milletinin sinesine giden bir yol her zaman vardır ve olacaktır.

Ekonomik kriz: AK Parti iktidarı yıllardır elbirliği ile mahvettikleri ekonomimizi birkaç isim değişikliği ile toparlayabileceğini zannetti. Para arayarak her şeyi düzeltebileceğini sandı. Her konuda olduğu gibi çözümü, tüm sorunları halının altına süpürmekte buldu. Ancak faizleri yükseltip para politikasını biraz normalleştirmek, piyasaları bir süreliğine sakinleştirse de hızlı faiz artışları, dar ve orta gelirli vatandaşlarımızı ezmekten başka bir işi yaramadı. Yaz aylarında başlayan zam furyası hala devam ediyor. 5 aylık enflasyon yüzde 30 oldu.

Ülkemizin yedek akçesini harcadılar, fabrikalarımızı tesislerimizi sattılar. Rezevlerimizi eksiye düşürdüler, hesap bile vermediler. Sandıktaki hesaptan sıyrılmayı başardılar ama artık kaçacak yerleri kalmadı. Şimdi de bu yüzden kapı kapı dolaşıp para arıyorlar. Bulamıyorlar.

Adaletin, hukukun, özgürlüklerin ayaklar altına alındığı bir ortamda kim, nasıl yatırım yapsın? Memleketi her gün krizden krize koşturan bir yönetime kim neden parasını versin? Olan yine milletimize oluyor. Olan, Cumhuriyet’in 100. yılında sadaka verir gibi 5 bin lira verdikleri emeklimize oluyor. Olan en güzel yılları heba edilen gençlerimize oluyor. Olan kendi için, çocukları için kadınlarımıza oluyor. Olan Türkiye’ye oluyor.

Yerel seçimler: İktidar yerel seçim gündemini saptırmak için yine hamasete, dedikoduya, suni gündemlere sarılsa da biz İYİ Parti olarak önümüzdeki seçimlerde milletimizin dert ve taleplerinin görmezden gelinmesine izin vermeyeceğiz. Milletimiz, AK Partinin belediyecilik anlayışından çok çekti.

Belediyeleri rant kapısı olarak gören bu anlayış, yerel kaynaklarımızı har vurup harman savunurken diğer yanda hakkıyla yapılan bir yerel yönetim rekabetinin de yollarını tıkadı. Geldiğimiz noktada ceket siyasi, hizmet siyasetinin yerini aldı. Biz İYİ Parti olarak tıkanan demokrasinin tüm yollarını açmaya ve Türkiye’de önce yerelde sonra da merkezi yönetimde gerçek bir sıçramayı başlatmaya geliyoruz.

2024 yerel seçimlerine girerken, 81 ilde milletimize liyakatli adaylarımız, kadrolarımız ve çözümlerimizle birlikte iyi belediyecilik vizyonunu da sunuyoruz. Kazandığımız tüm şehirleri katılımcı demokrasi anlayışıyla yöneteceğiz, çok paydaşlı bir yaklaşımı hayata geçireceğiz. Belediye meclislerinde kadınların daha fazla temsil edilmesini sağlayacağız.

Bizim esas hedefimiz öncekilerden daha iyi olmak değil, milletimizin şimdiye kadar mahrum bırakıldığı büyük bir vizyonu hayata geçirmektir. Biliyorum ki işimiz çok zor. Biliyorum ki sıkışmamızı, tökezlememizi, düşmemizi bekleyen çok. Biliyorum ki çizdiğimiz rotadan rahatsız olmayan yok. Tüm bunların cesurlar hareketinin hiçbir ferdine engel olamayacağını da çok iyi biliyorum. Partimizin üzerinde tasarlanan tüm oyunları birer birer bozacağımızı da çok iyi biliyorum.

İttifak: Milletimizin de teveccühü ile İYİ Partimizin Türkiye’de yepyeni bir siyaseti mümkün kılacağına yürekten inanıyorum. İYİ Parti olarak siyaset düzenindeki çürümeye ve yozlaşmaya karşı yalnızca bir seçim süreci bir ittifak tercihinde değil, bir düzen tercihinde de bulunduk.

Bu düzeni de iki yumruğun birbirinden yana değil, hür ve müstakil olarak, durarak, güdümlü medyanın tarifleriyle değil öz kimliğimizle yürüyerek, onun bunun ittirmesiyle değil öz varlığımızla kantara çıkarak öz başımıza kuracağız. Birilerine kazandırmak yerine hür ve dik duracak, sadece milletimize kazandıracağız. Birbirinden beslenen kayıkçı siyasetine karşı milletimize yeni bir tercih, yeni bir yol sunacağız.

Ülkemizin geleceğinin kapalı kapılar ardındaki pazarlıklarla değil, açık ve şeffaf biçimde sandıkta şekillenmesini istiyoruz. Her türlü dayatmaya kafa tutan koca yürekler burada. Buradan tüm siyaset simsarlarına sesleniyorum. Biz tek siz hepiniz. Hadi bakalım Halep oradaysa arşın burada.

Paylaşın

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu: 81 İlde Aday Çalışmaları Devam Ediyor

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin konuşan İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, “Genel İdare Kurulu’nun aldığı karar nettir. İYİ Parti 81 ilde aday çıkarma çalışmalarına hızlı bir biçimde devam etmektedir” dedi ve ekledi:

“Önümüzdeki günlerde de bazı illerimizde adaylarımızın açıklanmakta olduğunu göreceksiniz. İkinci sorunuz neden bununla ilgili; çünkü biz milletimize bir alternatif yolculuk hedefinde bulunduk. O da şuydu; Sayın Genel Başkanımız her parti ayrı ayrı seçime girsin dedi. Çünkü iki yumruk arasına sıkıştırılmış bir Türkiye portresi, milletimizin hak etmediği olaylarla karşı karşıya bırakıyor. Şimdi biz bu yolculuğa devam ederken kimsenin bize bir baskı aracı olarak herhangi bir argümanı kullanmasına izin vermeyeceğiz. Bu anlamda arkadaşlarımız bizden ayrılabilirler. Başka partilerde siyaset yapmak isteyebilirler.”

Son dönemde yaşanan yargı krizine de değinen Kürşat Zorlu, “Eğer bu adımlar bir Anayasa değişikliği için yapılıyorsa olay daha da vahimdir. Genel Başkanımızın dün bununla ilgili bir açıklaması oldu biliyorsunuz. Bu tartışma ikliminden faydalanarak Türkiye’yi yaklaşan yerel seçimler öncesi bir Anayasa tartışmasına sokmak gibi hamlelere biz kesinlikle karşıyız. Zira siyasi iktidar kendi siyasi çıkarları için vatandaşın daha da yoksullaşmasına tarihi bir örnek daha katmaktadır” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Sözcüsü ve Medya İlişkileri Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu, Başkanlık Divanı toplantısı ardından basın toplantısı düzenledi.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Başkanlık Divanı’nda alınan karar doğrultusunda; 18-20 Kasım tarihleri arasında yerel yönetimler ana tema olmak üzere milletvekilleri, genel idare kurulu ve başkanlık divanı üyeleri ile Genel Başkan Meral Akşener’in katılımıyla İstanbul’da istişare kampı gerçekleştirileceğini açıklayan Zorlu, “Burada odak noktamız yerel yönetimlerdeki stratejimiz olacak. Pek çok meseleyi irdeleme fırsatı bulacağız.” dedi.

Belediye başkanları, belediye meclis üyeleri için aday adaylığı başvurularının 20 Kasım – 22 Aralık tarihleri arasında başlayacağını aktaran Zorlu, teşkilatlarda yönetici pozisyonundaki parti mensuplarının 1 Aralık tarihine kadar istifalarını vermesi gerektiğini ekledi. Belediye başkanlığı aday adaylığı için kademeli bir ücret talep edileceğini, bu ücretin büyükşehir belediye başkanlığı için 30 bin TL olduğunu açıklayan Zorlu, gazilerden ve deprem bölgesindeki adaylardan ücret talep edilmeyeceğini açıkladı.

Yargı krizine değinen Zorlu, “Eğer bu adımlar bir Anayasa değişikliği için yapılıyorsa olay daha da vahimdir. Genel Başkanımızın dün bununla ilgili bir açıklaması oldu biliyorsunuz. Bu tartışma ikliminden faydalanarak Türkiye’yi yaklaşan yerel seçimler öncesi bir Anayasa tartışmasına sokmak gibi hamlelere biz kesinlikle karşıyız. Zira siyasi iktidar kendi siyasi çıkarları için vatandaşın daha da yoksullaşmasına tarihi bir örnek daha katmaktadır” şeklinde konuştu.

İktidarın getireceği olası Anayasa değişikliği teklifinde İYİ Parti’nin tavrı sorulan Zorlu şunları ifade etti: “Bu konuyu manipüle eden çevrelerin, konuyu iş birliği arayışına getirerek bir bütün halinde sunmaya çalışması son derece art niyetlidir. Biz yeni anayasa, yeni bir kanun yapılması dahil olmak üzere bu konuda gerçekten çok sağduyulu, kendi içinde yoğun tartışmalar yürüten bir siyasi partiyiz. Hatırlatmak isterim; seçimden önce bir başörtüsü teklifi getirildi. Bu teklifin ardından siyaset eksenli bir tartışma başlatıldı. İYİ Parti olarak o günlerde bir şey gördük, bunun bir siyasi araç olarak kullanılacağını gördük ve sağduyu içerisinde bu problemin Türkiye’nin gündeminden kalkmasını sağlayan yegane parti olduk. Şimdi ortaya konulan bu iddialar da çok açık bir yanlışlık var.

Türkiye’de geçmişte de anayasa yapımları gerçekleşti, maddeler halinde, tek tek, bir çok değişim yaşandı. Anayasalar elbette değiştirilemez metinler değildir. Günün koşullarına göre zaman zaman değişiklikler yapılabilir ama kastettiğimiz şey; Sayın Erdoğan’ın ve AK Parti’nin bize getirmeye çalışacağı, çağrı yaptığı anayasa değişikliği paketi ile ilgisi yoktur. Bu bir ilkesel genel tutumun ortaya konmasıdır. Dolayısıyla bu konu ilk sorulduğunda, özellikle yerel seçim öncesinde getirilebilecek böyle bir adımın asla parçası olmayacağımızı, çünkü seçim rekabetini etkilemeye yönelik bir teşebbüs sayılacağını ayrıca ifade etmiştik. Bu tutumuz aynen bu şekilde devam ediyor.”

Yerel seçimler: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ittifak açıklaması ile Bahadır Erdem’in istifası sorulan Zorlu şunları söyledi: “Yaşananlar itibariyle bu sorunun ilişkili olduğunu düşünüyorum. Bir başka partinin kongresini aldığımız karar açısından sebep sonuç ilişkisinde değerlendirmiyoruz. Genel İdare Kurulu’nun aldığı karar nettir. İYİ Parti 81 ilde aday çıkarma çalışmalarına hızlı bir biçimde devam etmektedir. Önümüzdeki günlerde de bazı illerimizde adaylarımızın açıklanmakta olduğunu göreceksiniz.

İkinci sorunuz neden bununla ilgili; çünkü biz milletimize bir alternatif yolculuk hedefinde bulunduk. O da şuydu; Sayın Genel Başkanımız her parti ayrı ayrı seçime girsin dedi. Çünkü iki yumruk arasına sıkıştırılmış bir Türkiye portresi, milletimizin hak etmediği olaylarla karşı karşıya bırakıyor. Şimdi biz bu yolculuğa devam ederken kimsenin bize bir baskı aracı olarak herhangi bir argümanı kullanmasına izin vermeyeceğiz. Bu anlamda arkadaşlarımız bizden ayrılabilirler. Başka partilerde siyaset yapmak isteyebilirler. Örneğin CHP’de yapmak istiyorlarsa yapabilirler. Bizimle ilkesel bir ayrılık yaşayabilirler. Bunlar başka partilerde de yaşandı.

Biz eleştiriye en çok açık olan partiyiz. En son genel idare kurulu kararımızda ben bizzat açıkladım. 5 arkadaşımızın hayır dediğini ama çoğunluğun verdiği kararla bu kararı aldığımız belirttik. Sayın Bahadır Erdem de o günlerde GİK üyemizdi ama toplantılara gelip görüşlerini beyan etmedi. Genel Başkanımızın ilkesel bir tutumu var. Ayrılan arkadaşlarımızla ilgili bir değerlendirme yapmıyor. Çünkü bugüne kadar birlikte mücadele edildi.

Bu nezaketi gösteriyor ama şunun özellikle bilinmesini istiyorum; bizim aramızdan ayrıldıktan sonra partimizi zedeleyici, gerçek dışı ifadelerde bulunan arkadaşların bu değerlendirmelerine dikkat etmelerini tavsiye ediyorum. Çünkü İYİ Parti’ye yapılan bu saldırılara bu şekilde ortak olma niyeti taşıyanların karşısında, biz de gerekli açıklamaları yapmaktan geri durmayacağız. Biz yolumuza devam ediyoruz. İYİ Parti önce yerel seçimlerde milletimizin kutuplaşma eksenindeki sıkıştırıldığı yerden çıkması için alternatif olacağız. İnşallah yaklaşan ilk genel seçimde de milletimizin iktidar olma umudunu biz ortaya koyacağız.”

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’ın “Anayasa” Çağrısına Yanıt

İYİ Parti lideri Akşener, son dönemde yaşanan yargı krizine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Sayın Erdoğan bir anayasa değişikliği için şayet böyle bir kavga üzerinden altyapı hazırlamakla ilgili adımlar atmışsa, onun bu konuda yol vermesi söz konusuysa bu çok tehlikeli, son derece yanlış bir konu” dedi ve ekledi:

Kendisinin ve bu konuda ona akıl verenlerin aklını başına almaları lazım. Birincisi bu. İkincisi anayasa değişikliği yapılabilir bu ülkede. Onunla ilgili çeşitli öneriler ortaya konur, kabul görürse de milletimiz kabul ederse de o anayasa değişiklikleri olur.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara Yenimahalle Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Maziden Atiye Milli Yükseliş” programına katıldı. Akşener, burada yargıda yaşanan krize ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Yargının bünyesinde hukukun üstünlüğünü uygulamakla yükümlü olan bu kurumların kavgasını çok ciddiye alıyorum” diyen Akşener, Bunun bir devlet krizi, anayasa krizi olduğuna inanıyorum. Nitekim böyle inandığımız için de ilk defa bizim partimiz bu konuda tavır koydu ve benim imzamla da bir büyük, üç sayfayı geçen önerilerimizin de içinde yer aldığı bir açıklama yaptık. Ayrıca bu krize sebep olan kurumların mensupları hakkında da biz suç duyurusunda bulunduk, takip ediyoruz” ifadelerini kullandı ve ekledi:

“TBMM’yi de çok zor durumda bırakan, milletvekillerinin kıymet-i harbiyesini düşüren, buna karşılık hukukun üstünlüğü konusu zaten tartışma konusuydu Türkiye’de. O konuyu tamamen gerçek haline getiren ve hukukun, adaletin uygulanmasını ortadan kaldıran, kim güçlüyse onun hukukunun ve hakkının önde olduğu bir Türkiye’yi gösteriyor bu. Bunu çok tehlikeli buluyoruz. Bu bir devlet krizi. Sayın Erdoğan bir anayasa değişikliği için şayet böyle bir kavga üzerinden altyapı hazırlamakla ilgili adımlar atmışsa, onun bu konuda yol vermesi söz konusuysa bu çok tehlikeli, son derece yanlış bir konu.”

İYİ Parti Lideri Akşener, konuya ilişkin açıklamasının devamında şunları söyledi: “Kendisinin ve bu konuda ona akıl verenlerin aklını başına almaları lazım. Birincisi bu. İkincisi anayasa değişikliği yapılabilir bu ülkede. Onunla ilgili çeşitli öneriler ortaya konur, kabul görürse de milletimiz kabul ederse de o anayasa değişiklikleri olur. Ama şu anda var olan Anayasa’yı eğer siz askıya alırsanız, var olan Anayasa’nın hükümlerini yok kabul ederseniz, maddelerine itiraz ederseniz, ama şu anda geçerli olandan bahsediyorum, o zaman o ülkede hukuk kalmaz, anayasa çiğnenmiş olur.

Son derece yanlış bir durumdur. Sayın Erdoğan bu konuda taraf olmak yerine derhal anayasamızın kendisine vermiş olduğu hakemlik, uzlaştırma görevini ve hukukun üstünlüğünü zedeleyen kavganın derhal ortadan kaldırılmasını ortaya koymak, bu konuda bir tavır koymak zorundadır. İYİ Parti bu konuda hukukun yanındadır. Devlet kurumlarının ve aynı zamanda hukuk uygulamakla görevli kurumların kavgasının birbirine düşmesinin önüne geçilmesi lazım. Bunu gerçekten çok önemli buluyorum.”

Erdoğan’dan AYM’nin yapısında değişiklik mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilere, Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararını tanımaması ve Hatay’dan milletvekili seçilen Can Atalay hakkında hak ihlali kararı veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması ile başlayan tartışmaları da değerlendirmişti.

“Öncelikle bireysel başvuru ile ilgili bir düzenlemeye gidilebilir mi” şeklindeki bir soruya yanıt veren Erdoğan, “Bireysel başvuruyla ilgili yasal düzenlemeye gitmek zor bir olay değil. Bütün iş Cumhur İttifakı’nın alacağı karara bağlı, atacağı adıma bağlı. Fakat bireysel başvuruyu hallettikten sonra iş bitmez. Bundan sonra bu bireysel başvurunun dayandığı kapı neresi olacak? Yine Anayasa Mahkemesi olacak. Önce Anayasa Mahkemesi’nin buna hazır hale gelmesi lazım” demişti.

Bireysel başvurunun zamanında Anayasa Mahkemesi’ne “hız kazandırır” düşüncesiyle çıkartıldığını hatırlatan Erdoğan, şu anda AYM’de bekleyen 130 bin kadar bireysel başvuru olduğunu belirtmişti. Erdoğan, “Demek ki Anayasa Mahkemesi’nin çalışmalarını hızlandırma hedefini sağlamamış maalesef” demişti.

Yargıtay’ın hukukçulardan oluştuğuna, AYM’de ise valilerin, iktisatçıların olduğuna işaret eden Erdoğan, “Ama misyonu noktasında ağırlık nerededir? Yargıtay’dadır” ifadesine vurgu yapmıştı.

Yargıtay ile AYM arasındaki krize ilişkin olarak “Buradaki kavganın tarafı olacak halim yok, o ayrı bir şey. Ama işin hakemliğine gelince bu hakemliği yapma da tabii bize görev düşebilir. O da bize yine Anayasa’nın yüklediği bir görevdir Cumhurbaşkanı olarak. Temennimiz odur ki tabii böyle bir gerilim olmasaydı” şeklinde konuşan Erdoğan, Yargıtay başkanı ile görüştüğünü ve gerekirse Anayasa Mahkemesi başkanıyla da görüşeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cuma günü yaptığı açıklamada da, Yargıtay’dan yana tavrını koymuş, yeni Anayasa çağrısı yapmıştı.

Paylaşın

İYİ Parti’den İstifalara İlişkin Açıklama: Hem İktidara Hem De Muhalefete Eleştiri

İYİ Parti Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu, partisinde yaşanan istifalara ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Açıklamasında hem partiden ayrılanları hem iktidarı hem de ana muhalefeti eleştiren Buğra Kavuncu, şu ifadeleri kullandı:

Haber Merkezi / “İktidar, iftira ve yalanlarla muhalefeti karalayarak hata ve kusurlarını örtbas ediyor ve kendini meşrulaştırıyor. Maalesef bu söyleme kanan ve kendini buna kaptıran, iktidarın basit propaganda diliyle benzerlik gösterecek şekilde konuşarak ayrılan arkadaşlarımız oldu. Aynı şekilde ana muhalefet de iktidarın ülkeyi uçuruma götüren kararlarının arkasına sığınarak dayatmacı ve tek alternatif olma gücünü muhafaza etmeye çalışıyor, üstelik bu şekilde hiçbir şeyin değişmeyeceğini bilmesine rağmen…

Yine maalesef ana muhalefetin bu söylemlerine itibar edip ayrılan arkadaşlarımız oldu. Bu harekette emeği olup aynı zamanda sahip olduğu saygınlığı koruyabilen, bize saygı duyan herkese, yollarımız ayrılsa da her zaman minnet ve saygı duyacağız. Farkındayız, birçok farklı kesimden eleştiri ve haksız ithamlarla karşılayacağız. Biz önümüze bakıyoruz. Bu bir inat değil milletin makûs talihini değiştirmek için zoru seçen cesurların kararıdır. Sonucu belirleyecek olan yüce Türk Milleti’dir.

Bugün Türkiye’de parti kurmak zor, onu yaşatmak çok daha zordur. Ölçeği itibariyle son 25 yılda, bunu AKP’den sonra başarabilen tek parti İYİ Parti’dir. Partimiz ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve dayatılan iki kutuplu yapı arasında ayakta kalmayı becermiştir. Gücümüz birlik ve beraberliğimizden gelecektir. Elbette gidene üzülürüz ancak bu durum bizim kalanlarla birbirimize daha fazla kenetlenmemizi de sağlayacaktır. Allah iyilerle beraberdir!”

Bahadır Erdem ve Durmuş Yılmaz istifa etmişti

İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem ve 27’nci dönemde İYİ Parti’den milletvekili seçilen Durmuş Yılmaz, partiden istifa ettiklerini duyurmuşlardı.

Bahadır Erdem, istifa açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı: “‘2024 yerel seçimlerinde’ aday çıkarma kapsamına tüm illerin alınması ısrarı maalesef İstanbul ve Ankara’nın muhalefette kalmasını riske atmakta ve son dönemde Anayasa hususunda bilinçli olarak yaratılan büyük devlet krizini de göz önüne bulundurduğumuzda hukuk tanımaz AKP rejimi için yeni fırsatlar doğurmaktadır.

Bu çerçevede, İYİ Parti’ye katıldığım günden bu yana hedefi yirmi bir yıldır devam eden bu iktidarı değiştirmek olan, ülkemizde yeniden demokrasi ve hukuk devletinin sağlanmasını amaçlayan bir siyasetçi, bir hoca ve bir hukukçu olarak mevcut kazanımların riske atılmasını kabul etmem mümkün değildir.

İfade etmek isterim ki bütün olanlara rağmen dürüstlüğün, şeffaflığın, vatan ve millet sevgisinin hala siyasette geçer akçe olduğuna ve olması gerektiğine inancımı sürdürmekteyim.”

Durmuş Yılmaz, istifası sonrası yaptığı açıklamada, geniş çaplı açıklama yapmak için bir süre bekleyeceğini ifade ederek Durmuş Yılmaz “Partide taşı elimin altına koymamı gerektiren bütün hayallerim yıkıldı” demişti.

Yılmaz, “İYİ Parti kurulurken varmak istediğimiz amaçlarla ilgili tüm beklentilerim sıfırlandı. Türkiye’de yeni bir sayfa açacaktık. Hesap verebilir, şeffaf olacaktık. Hukukun dışına çıkmayacaktık. Türkiye’deki herkesin, dağdaki çobanın da hakkını hukukunu koruyacaktık, olmadı. Tam tersi oldu, her şey çöktü” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

İYİ Parti’de Bir İstifa Daha: Yerel Seçimlere Ayrı Girme Kararı Yanlış

İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ayrı girme kararını yanlış bulduğunu belirterek, partisinden istifa ettiğini duyurdu. Gün içerisinde, 27’nci dönemde İYİ Parti’den milletvekili seçilen Durmuş Yılmaz da partisinden istifa ettiğini duyurmuştu.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem, partisinden istifa ettiğini duyurdu.  Partisinin yerel seçimlere ayrı girme kararını yanlış bulduğunu belirten Bahadır Erdem, istifa açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“‘2024 yerel seçimlerinde’ aday çıkarma kapsamına tüm illerin alınması ısrarı maalesef İstanbul ve Ankara’nın muhalefette kalmasını riske atmakta ve son dönemde Anayasa hususunda bilinçli olarak yaratılan büyük devlet krizini de göz önüne bulundurduğumuzda hukuk tanımaz AKP rejimi için yeni fırsatlar doğurmaktadır.

Bu çerçevede, İYİ Parti’ye katıldığım günden bu yana hedefi yirmi bir yıldır devam eden bu iktidarı değiştirmek olan, ülkemizde yeniden demokrasi ve hukuk devletinin sağlanmasını amaçlayan bir siyasetçi, bir hoca ve bir hukukçu olarak mevcut kazanımların riske atılmasını kabul etmem mümkün değildir.

İfade etmek isterim ki bütün olanlara rağmen dürüstlüğün, şeffaflığın, vatan ve millet sevgisinin hala siyasette geçer akçe olduğuna ve olması gerektiğine inancımı sürdürmekteyim.”

24 Nisan 1966 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Bahadır Erdem, 1983 yılında TED Ankara Kolejinden mezun oldu. Lisans eğitimini 1987 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamladıktan sonra, yine İstanbul Üniversitesinden Özel Hukuk alanında 1992 yılında yüksek lisans derecesini, 1998 yılında Doktora unvanını aldı.

İYİ Parti’de Genel Başkan Yardımcılığı ve Genel İdare Kurulu üyeliği görevlerini yürüten Erdem, 2009 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk Ana Bilim Dalına Profesör kadrosuyla atanmış olup halihazırda görevini sürdürmektedir.

Durmuş Yılmaz’da istifa etti

Eski Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Başkanı ve 27’nci dönemde İYİ Parti’den milletvekili seçilen Durmuş Yılmaz, sosyal medyadan yaptığı paylaşımla İYİ Parti’den istifa ettiğini duyurmuştu.

Gazete Pencere’ye konuşan Durmuş Yılmaz, geniş çaplı açıklama yapmak için bir süre bekleyeceğini ifade ederek Durmuş Yılmaz “Partide taşı elimin altına koymamı gerektiren bütün hayallerim yıkıldı” demişti.

Serbestiyet’e konuşan Yılmaz: “İYİ Parti kurulurken varmak istediğimiz amaçlarla ilgili tüm beklentilerim sıfırlandı. Türkiye’de yeni bir sayfa açacaktık. Hesap verebilir, şeffaf olacaktık. Hukukun dışına çıkmayacaktık. Türkiye’deki herkesin, dağdaki çobanın da hakkını hukukunu koruyacaktık, olmadı. Tam tersi oldu, her şey çöktü” ifadelerini kullanmıştı.

İYİ Parti’de yakın zamanda çok sayıda isim istifa ettiğini açıklamıştı. İYİ Parti eski milletvekili Aytun Çıray, Yavuz Ağıralioğlu, Ahat Andican, Emine Küçükali ve İBB Meclis üyesi Taylan Yıldız da İYİ Parti’den istifa eden isimler arasındaydı.

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifa Depremi: Bütün Hayallerim Yıkıldı

27’nci dönemde İYİ Parti’den milletvekili seçilen Durmuş Yılmaz, “Partide taşı elimin altına koymamı gerektiren bütün hayallerim yıkıldı” sözleriyle partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / İYİ Parti’de yakın zamanda çok sayıda isim istifa ettiğini açıklamıştı. İYİ Parti eski milletvekili Aytun Çıray, Yavuz Ağıralioğlu, Ahat Andican, Emine Küçükali ve İBB Meclis üyesi Taylan Yıldız da İYİ Parti’den istifa eden isimler arasındaydı.

Eski Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Başkanı ve 27’nci dönemde İYİ Parti’den milletvekili seçilen Durmuş Yılmaz, sosyal medyadan yaptığı paylaşımla İYİ Parti’den istifa ettiğini duyurdu.

Gazete Pencere’ye konuşan Durmuş Yılmaz, geniş çaplı açıklama yapmak için bir süre bekleyeceğini ifade ederek Durmuş Yılmaz “Partide taşı elimin altına koymamı gerektiren bütün hayallerim yıkıldı” dedi.

Serbestiyet’e konuşan Yılmaz: “İYİ Parti kurulurken varmak istediğimiz amaçlarla ilgili tüm beklentilerim sıfırlandı. Türkiye’de yeni bir sayfa açacaktık. Hesap verebilir, şeffaf olacaktık. Hukukun dışına çıkmayacaktık. Türkiye’deki herkesin, dağdaki çobanın da hakkını hukukunu koruyacaktık, olmadı. Tam tersi oldu, her şey çöktü” ifadelerini kullandı.

Durmuş Yılmaz kimdir?

1947 yılında Uşak’ın Eşme ilçesinin Karacaömerli köyünde dünyaya gelen Durmuş Yılmaz, ilk ve orta öğrenimini Uşak’ta tamamladıktan sonra lise eğitimini Ankara Tapu ve Kadastro Meslek Lisesinde tamamladı. Muğla’nın Ula ilçesinde harita ve kadastro teknisyeni olarak çalışırken Muğla Turgutreis Lisesinden normal lise diploması aldı.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 3 sene hukuk öğrenimini gördü. 1970 yılında Millî Eğitim Bakanlığının açmış olduğu devlet bursu sınavını kazanarak İngiltere’ye Ticaret Bakanlığı adına iktisat öğrenimini için gönderildi. City University of London’da ekonomi dalında lisans, University College, University of London’da lisans üstü eğitim gördü.

1980 yılında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kambiyo Genel Müdürlüğünde göreve başladı. Dış borç erteleme, döviz kurları ve döviz rezerv yönetimi alanlarında çalıştı. 1993 yılında Döviz İşlemleri Müdürlüğü müdür yardımcısı, 1995 yılında Bankalararası Para Piyasası müdürü, 1996 yılında Ödemeler Dengesi müdürü, 1997 yılında Döviz Risk Yönetimi, Krediler, Döviz ve Efektif Piyasaları ile Açık Piyasa İşlemlerinden sorumlu Piyasalar Genel Müdürlüğü genel müdür yardımcısı, 2002 yılında İşçi Dövizleri genel müdürü oldu. 7 Nisan 2003 tarihinde yapılan Banka Genel Kurulunda Banka Meclisi üyeliğine seçildi ve Mayıs 2003 – Nisan 2006 tarihleri arasında bu görevi sürdürdü.

18 Nisan 2006 tarihinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığına atandı. 2009 yılında Euromoney dergisi tarafından “Yılın Merkez Bankası Başkanı” seçildi.[4] Bu görevini, görev süresinin bittiği 13 Nisan 2011 tarihine kadar sürdürdü. Nisan 2011’de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Cumhurbaşkanlığı Ekonomi baş danışmanlığı görevine atandı.

Millî Görüş kökenli olan Yılmaz MHP’den gelen teklif üzerine, 7 Haziran 2015 Türkiye genel seçimlerinde MHP Uşak 1. sıra milletvekili adayı oldu ve seçildi. 1 Kasım 2015 tarihinde yapılan erken genel seçimlerde tekrar MHP Uşak 1. sıra milletvekili adayı olduysa da seçilemedi.

2018 Türkiye genel seçimlerinde, İYİ Partiden Ankara milletvekili seçildi. Deniz Baykal’ın en yaşlı üye olmasına rağmen sağlık sorunları gerekçesiyle özür beyan etmesi üzerine ikinci en yaşlı üye olarak meclisin geçici başkanı oldu.

Paylaşın

Meral Akşener Net Konuştu: Bana Kazık Atan Herkesi…

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “En fazla parmak sallanan genel başkan benim Allah nasip ederse o parmakları tek tek kıracağım” dedi ve ekledi:

“En yakınından en uzağa kazık atan herkesi silmezsem adımı değiştireceğim. Bu netlik söylüyorum; iyiler hareketi her türlü cep doldurmaya ve zulmün karşısında sırtında yara olmayan tertemiz insanlardan oluşan bir partidir. Bunun dışında davrananların içimizde yeri yoktur.”

Yerel seçimlere ilişkin de konuşan Akşener, “Kadrolarımız hazır. Tek ihtiyacımız olan milletimizin bize bir fırsat vermesi. Fırsatı yakalarsak önce yerelde sonra tüm Türkiye iktidarın ayak seslerini herkese duyuracağız. Çünkü biz fırsatları geri tepen değil fırsatları değerlendiren bir partiyiz” ifadelerini kullandı.

İttifak tartışmalarına da değinen Meral Akşener, “Seçim günü bize duvar örenlerin bugün anlattıkları bizi ilgilendirmez. Bundan sonra kimseye kefil olmayız. İttifak diye paketlenen menfaat ilişkilerini tek tek yıkacağız” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akşener’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“İki gün sonra 10 Kasım. Mustafa Kemal bir umuttur. Mustafa Kemal mücadeledir. Mustafa Kemal bir gururdur. Geçtiğimiz hafta Cumhuriyetimizin 100. Yılına eriştik be aynı duygunda buluştuk. 10 Kasım’da da aynı duygudaşlıkta buluşacağız.

Ama 10 Kasım’da aynı dakikalarda Mustafa kemal’ anlamayanları ona düşmanlık edenleri de göreceğiz. İYİ Parti olarak ondan razı olduğumuzu ilan ediyor. Biz Mustafa Kemal Atatürk’ümüzden razıyız. Allah da razı olsun.

Enflasyon ile milletimizin acı yaşantısı devam ediyor. İktidar ise ekonomideki krizi derinleştiriyor. Yeni ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele planı hala yok. Hatırlarsınız daha önce bu kürsüden onun bir plan değil bir temenniler silsileli olduğunu söylemiştim. Onda da haklı çıktım

Merkez Bankası enflasyon tahminin yukarıya çekti. Bakalım yıl sonuna kadar daha kaç kere güncelleme gelecek. Bakalım gelen güncellemeler gerçek enflasyona yetişebilecek. Memlekette herkes masrafı kısarken devleti yönetenler masraflarını kısmıyor.

Saraydaki zevk-ü sefa ortamı tüm hızıyla sürüyor. Enflasyonda en başta gıda artışı var. Biz yıllardır tarımın ve gıdaya erişimin n e kadar hayati olduğunu söylüyoruz. İktidar ise bu durumu anlamıyor.

Geçen hafta Kütahya’daydım. Burada karşıma çıkan emekli bir kardeşim 7 bin 500 lira alıyorum nasıl geçineyim dedi. Bakın bu durum bir garabet. Biz emekli maaşlarını asgari ücret düzeyine çıkartın diyoruz ama ülkemizde 7 bin 500 lira alamayan insanlarımız var.

Kütahya’da ziyaret ettiğim bir köyde hayvancılık yapılan meralar kamulaştırılmış. Köylü hayvancılık yapamıyor.

Deprem riski nedeniyle yıktıkları köy okulunu yerine okul bile yapılmamış Burada yaşayan insanlarımızın köyü terk etmesi için her şeyi yapıyorlar. Hani akran zorbalığı var ya bu da İktidar zorbalığı.

Tarım bir koyup beş alacağımız ülkemize istihdam sağlayacak bir yatarımı alanıdır. Tüm bunların gerçekleşmesi için bir vizyon gerekiyor. AK Parti’nin böyle bir vizyonu olmadığını için 21 yılda geldiğimiz nokta ortada.

En fazla parmak sallanan genel başkan benim Allah nasip ederse o parmakları tek tek kıracağım. En yakınından en uzağa kazık atan herkesi silmezsem adımı değiştireceğim. Bu netlik söylüyorum; iyiler hareketi her türlü cep doldurmaya ve zulmün karşısında sırtında yara olmayan tertemiz insanlardan oluşan bir partidir. Bunun dışında davrananların içimizde yeri yoktur.

BM Genel Sekreteri bile Netanyahu’nun mezalimin karşısında sadece dehşete düştük demekle yetiniyor. İnsan hakları ve savaş hukuku paspasa çevrilirken, kadınlar, çocuklar, masum siviller katledilirken dünya ını göstermiş olduğu bu vurdum duymazlık utanç vesikası olarak yer alacak. Bugün tüm ülkelerin meclislerinde Netanyahu’nun savaş suçlusu ilan edilmesi gerekiyor. Geç bile kalındı.

Batı Hamas terörünü hedef alıp Netanyahu’yu görmüyor doğu ise Netanyahu terörünü görüp Hamas’ın vahşetini görmüyor. Türkiye hakkın ve adaletin tarafı olmalıdır. Türkiye’nin görevi katil Netanyahu’yu durdurmaktır. ABD’nin de Netanyahu’yu durdurmaya gücü yeter.

Ak Parti iktidarının Türk milletine karşı alışkanlık haline getirdiği kuzuyu yiyip, çobanla sohbet edip acıyı paylaşmak rolünü kaldıracağız. Bu bir ahlaksızlık ölçüsüdür.

Gazze’den çıkması gereken katil Netanyahu’dur. Filistin davasında samimiyseniz o zaman üzerine günlerdir bomba yağan Filistin halkının evlerinden koparılmasına müsaade etmezsiniz. Sakın ola ABD’nin sivilleri çıkarma planının oyuncağı olmayın. Sakın ola ülkemizi yeni bir mülteci akınına dahil etmeyin.

Filistin’den Gazze’den o insanları çıkardığınızda iddia ediyorum bir daha oraya döndüremezsiniz. Bu çok büyük bir ahmaklıktır. Ondan sonra Filistin diye bir devlet kalmaz. Gazze kalmaz. Eğer Gazze’den insanlar isterse de Mısır’a gitsin o insanları birinci önceliği orada tutmaktır. Türkiye bu konuda görev almalıdır.

Yeni bir imar sistemi oluşturacağı. Yerel yönetimde yolsuzluğa geçit vermeyecekler yeni örnek bir standartı geçireceğiz. İYİ Parti yönetiminde yolsuzluk olmayacak. Bağımsız denetim firmaları denetleyecek. İhaleler açık olacak.

İYİ Parti belediyeleri sığınmacı istilası karşı etkin mücadele edecek. Sığınmacılara mülk satışına izin vermeyecek.

Yerel seçimlere kısa bir süre kaldı. Kadrolarımız hazır. Tek ihtiyacımız olan milletimizin bize bir fırsat vermesi. Fırsatı yakalarsak önce yerelde sonra tüm Türkiye iktidarın ayak seslerini herkese duyuracağız. Çünkü biz fırsatları geri tepen değil fırsatları değerlendiren bir partiyiz.

Önce ben diyenlerin aramızda işi yoktur. Biz önce millet önce memleket dedik. Sözlerimiz her zaman açık ve net oldu. Sözlerimiz bazılarında karın ağrısı yaptı. Bizi hainlikle suçlayanlar hafta sonu itibari ile birere değişim havarisi oluverdi.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıktık diye bize demediğini bırakmayanlar yeni Genel Başkan Özgür Özel’in fanları oldu. Bana hain diyenler utanmadan Kılıçdaroğlu’na en ağır hakaretleri ettiler ne dediler biliyor musonuz niye aday oldun da kaybettin dediler.

Ez cümle kral öldü 2023’e damga vuran garip anlayış aynen yerinde duruyor. Nitekim tüm kurultay süreci boyunca Türk sağına bol miktarda hakaret ettiler. Her türlü erdemi solda her türlü ahlaksızlığı sağda gören konuşmalar yapıldı.

Eğer bensem o ben kimsenin arkasından hançer vurmadım. Ben hançeri kalbine vururum arkadan işim yoktur. Benim elimde hançer yok. Sırtımda hançer yok. Bunu kimse üstüne almadı benim sütüme kaldı. Tüm bunlar zevkle alkışlandı Ne sağcılıkmış bütün kötülüklerin anası Ne milliyetçilikmiş tüm kötülüklerin anası.

Gelin ortak bir berber dükkânı kuralım dediniz. Çırak çıktı sorunumuz yok. Duraydınız arkasında. Herkese selam gitti biz hariç. Yan yana gelmenin zor olduğunun işareti.

Benim sırtımda da hançer vardır demiyorum. Gereğini yapmıyorsan ha bire hançerlenirsin, kendine bir şey istiyorsan ha bire hançerlenirsin, ölümüne bir şeyi isteyip çevreyi görmüyorsan elbette hançerlenirsin. O hançerlerin sahiplerini sonra karşında bulursun. Ben kimseyi hançerlemedim hançerlemem. Ben olmadığıma göre hançer kimin? Benim sırtımda hançer mançer yok. Bu hançer edebiyatı çok ilginçti. Kimse üzerine almadı, benim üzerime kaldı, görüşeceğiz.

Çok merak ediyorum seçim döneminde kendini kallavi milliyetçi olarak tarif edip beni parçalayan bazı muhteremlerin hiç ayırt edilmeden selamlar gönderildiği kongreden sonra görüşleri nasıl olacak. Milliyetçilik mi terk edilecek?

Seçim günü bize duvar örenlerin bugün anlattıkları bizi ilgilendirmez. Bundan sonra kimseye kefil olmayız. İttifak diye paketlenen menfaat ilişkilerini tek tek yıkacağız.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: Yeni CHP İle İYİ Parti İttifak Yapar Mı?

CHP’nin yeni genel başkanı Özgür Özel’in yerel seçime giderken diğer muhalefet partileri ile iş birliği yapıp yapmayacağı da yanıtı beklenen sorulardan. İYİ Parti, her türlü ittifaka kapıları kapatsa da iş birliği zeminini hâlâ koruyor.

İYİ Parti’de yöneticilerin çoğunluğunun Kılıçdaroğlu’na karşı sert eleştirileri olduğu biliniyor. İYİ Parti kurmayları, kurultay öncesi Kılıçdaroğlu’nun kalması durumunda yeni iş birliği alanlarının ele alınmasının imkansıza yakın olduğunu dile getirmişti

Özgür Özel’in genel başkan olması sonrasında yerel seçimde ittifak arayışlarının yeniden başlayabileceği tahmin ediliyor. Kulislere yansıyan bilgilere göre İYİ Parti lideri Meral Akşener’in Özgür Özel ile ilişkisi iyi durumda.

Siyaset bilimci Eren Aksoyoğlu da “Akşener kendi partisine ve teşkilatlarına CHP ile yeni dönemi daha kolay anlatacaktır. ‘CHP’de değişim oldu görüşebiliriz’ demesi daha kolay olacaktır. Dünden daha fazla rahat anlatabilecektir” diyor.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) hafta sonu yaklaşık 52 saat süren 38. Olağan Kurultayı’nda “değişim” beklentileri karşılık buldu. CHP Manisa Milletvekili ve Meclis Grup Başkanı Özgür Özel, partinin sekizinci genel başkanı olurken parti yönetimi de yenilendi.

Yüksek Disiplin Kurulu’nun (YDK) yanı sıra Parti Meclisi (PM) için yapılan seçimlerin oy sayımı, aday çokluğu nedeniyle yaklaşık 5,5 saat sürdü. PM için 356 adayın yarıştığı seçimin tamamlanmasının ardından da gözler yeni yönetimin değişim olarak adlandırdığı süreci nasıl yöneteceklerine çevrildi.

Özgür Özel, genel başkanlığa seçildikten sonra “Yarın itibariyle seferberlik başlatıyoruz” ifadelerini kullandı. Özel’in yakın çevresine göre bu “seferberlik” vurgusu, CHP’nin yerel seçimlere hazırlanmasına işaret ediyor.

Özgür Özel’e yakın isimlerden biri olan Ordu Milletvekili Seyit Torun, “Yıllardır genel başkanlar tarafından ihmal edilen örgütlerimizin görüşlerini alarak birlikte yerel seçimlere en iyi şekilde hazırlanacağını düşünüyorum. Genel başkanımız da ifade etti; salona 44 il başkanı ile girdi 81 il başkanı ile tüm milletvekillerinin desteği ile tek yürek çıktı. Genel başkandan mahalle üyesine kadar CHP’de herkes yerel seçimlerde başarı hedefine kilitleneceğine inanıyoruz” yorumu yaptı.

Özgür Özel’in öncelikle CHP’nin 81 il örgütü ile toplantılar gerçekleştireceği ve PM toplantıları öncesi gündeme alınacak maddelere dair il başkanlarının görüşünü alacağı kaydediliyor. Özel’in yerel seçimde başarı için 81 il örgütünün aktif çalışmasını istediği ve bu nedenle örgütlerle ilişkileri en önemli gündemi yapacağı ifade ediliyor. Bu modelle tabanda var olduğu düşünülen parti yönetimine kırgınlığın giderilebileceği düşünülüyor.

CHP’de yeni dönem CHP’deki yeni süreci DW Türkçe’den Kıvan El’e değerlendiren siyaset bilimci Eren Aksoyoğlu’na göre Özel’in kurultayda verdiği vaatler çerçevesinde süreçte atacağı her adım örgütleri ve parti seçmenini heyecanlandırıyor. Aksoyoğlu, “Burada en kritik aşamalardan biri yerel seçim olacak. Çıta şu an çok yüksek. Kılıçdaroğlu, 11 büyükşehir belediyesini alan isim. Özgür Özel’in o çıtayı daha da yukarı çıkarması gerekiyor. 11 büyükşehir belediyesinin üzerine koyacağı bir tabloya ihtiyacı var. Zor bir tablo. Bunu başardığı takdirde liderliğin ilk aşaması zaten gerçekleşir” değerlendirmesini yaptı.

Özel – İmamoğlu ile ilişkisi nasıl olur?

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da desteğini alarak genel başkanlığa seçilen Özel ile İmamoğlu arasında bir süre sonra anlaşmazlıklar olacağı iddiası ise daha kurultay bitmeden konuşulmaya başlandı. Hatta bazı yazarlar, sosyal medyadan “Erdoğan-Abdullah Gül” örneğine işaret ederek Gül’ün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olduğu dönemlerde yaşanan çekişmeleri ve uyumsuzlukları hatırlattı.

CHP Milletvekili Seyit Torun ise Özel ve İmamoğlu arasında bir uyumsuzluk olmayacağını düşünüyor. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da İmamoğlu’nun İstanbul odaklı çalışmalarını sürdürdüğünü ve Özel ile bir çekişmeye girmeyeceği görüşünde.

Eren Aksoyoğlu ise kamuoyunda yapılan yorumların aksine Erdoğan-Abdullah Gül ilişkisine benzer bir ilişkinin sol siyasette olmayacağını düşünüyor. “Sağ siyasette emir komuta, itaat sistemi daha yaygın. Sol siyasette bunu görmek pek mümkün değil, bu nedenle oraya benzemesi mümkün olmaz” diyen Aksoyoğlu, “Büyükşehir Belediye Başkanı, Genel Başkan’ın üzerinde pozisyon almaya kalkarsa bu delegasyon üzerinde parti çevresinde de yadırganır. Sorun haline gelmeye başlayabilir. Böyle bir risk görünüyor. Eğer Ekrem İmamoğlu kararlarda belirleyici olmaya başlarsa Özgür Özel’in liderlik inşa süreci zedelenir” değerlendirmesi yaptı.

“Özgür Özel genel başkan, Ekrem İmamoğlu lider” şeklinde yorumlara ilişkin de siyaset bilimci Aksoyoğlu, Özel’in atacağı her adımın kendi liderliğini inşa etme süreci olacağını söylüyor. Aksoyoğlu, Kılıçdaroğlu’nun ilk genel başkan olduğunda Önder Sav ile çok sık görüntü verdiğini hatırlatıyor ve “O zaman ‘teknik direktör oyuncusundan memnun’ haberleri yayılmıştı. Bu Kılıçdaroğlu’na çok zarar vermişti. Benzer bir riskle Özgür Özel’i karşı karşıya bırakmamak için bir çabaya ihtiyaç var. İmamoğlu’nu ön plana koyar bir görüntü Özel’i yaralayacaktır” görüşünü dile getirdi.

İBB Başkanı İmamoğlu, seçimlerin ardından Özgür Özel’i ziyaret eden ilk isim oldu. Bu ziyaret sonrası açıklamalar yapan Özel, İmamoğlu ile ilişkisi hakkında yapılan yorumları “Bizim aramızdaki ilişki kardeşlik ilişkisi, kardeşlik hukuku. Ama bu kardeşlik hukuku, CHP’yi çok güzel yerlere taşıyacak. CHP’yi iktidara taşıyacak. Türkiye’yi güzel yerlere taşıyacak” sözleriyle değerlendirdi.

Aksoyoğlu ise “Özgür Özel şu an genel başkan ama lider olmak başka bir şey. Liderlik tek başına kurultay ile elde edilemez. Kritik aşamalardan biri bu nedenle yerel seçimler olacak” diyor.

Yerel seçimlerde ittifak olur mu?

Özgür Özel’in yerel seçime giderken diğer muhalefet partileri ile iş birliği yapıp yapmayacağı da yanıtı beklenen sorulardan. İYİ Parti, her türlü ittifaka kapıları kapatsa da iş birliği zeminini hâlâ koruyor. İYİ Parti’de yöneticilerin çoğunluğunun Kılıçdaroğlu’na karşı sert eleştirileri olduğu biliniyor. İYİ Parti kurmayları, kurultay öncesi Kılıçdaroğlu’nun kalması durumunda yeni iş birliği alanlarının ele alınmasının imkansıza yakın olduğunu dile getirmişti

Özgür Özel’in genel başkan olması sonrasında yerel seçimde ittifak arayışlarının yeniden başlayabileceği tahmin ediliyor. Kulislere yansıyan bilgilere göre İYİ Parti lideri Meral Akşener’in Özgür Özel ile ilişkisi iyi durumda.

Siyaset bilimci Aksoyoğlu da “Akşener kendi partisine ve teşkilatlarına CHP ile yeni dönemi daha kolay anlatacaktır. ‘CHP’de değişim oldu görüşebiliriz’ demesi daha kolay olacaktır. Dünden daha fazla rahat anlatabilecektir” diyor.

İzmir, Eskişehir ve Kahramanmaraş gibi şehirlerde adaylığını duyuran İYİ Parti, herkesin gözünün çevrildiği İstanbul ve Ankara için henüz bir çıkış yapmadı. Bu illerde kamuoyu yoklamalarına göre karar verileceği açıklanmıştı. Önümüzdeki günlerde gerçekleşecek olan Akşener-Özel görüşmesi sonrası sürecin şekillenebileceği belirtiliyor.

CHP’de tüzük değişecek mi?

Kılıçdaroğlu, bu ayın sonunda Tüzük Kurultayı toplamayı planlıyordu. Ancak bu kurultayın yeni yönetim tarafından bir süre erteleneceği öğrenildi.

Hazırlanan tüzük taslağı çalışmasının yeni parti yönetimine sunulması ve bu taslağın yeni PM’de ele alınması sonrası gözden geçirilerek güncellenmesi bekleniyor. Bu güncelleme sonrasında da Tüzük Kurultayı’nın toplanacağı kaydediliyor. Bu sürecin de 1 – 1,5 ayı bulabileceği kaydedildi.

CHP’de 60 kişilik PM de kesin olmayan sonuçlara göre belirlendi. İtirazların ardından Yüksek Seçim Kurulu’nun yapacağı açıklama ile hafta içerisinde netleşecek.

Yeni PM Cumartesi günü de Özel’in başkanlığında toplanacak. Bu toplantı sonrası partinin yeni Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) açıklanması da bekleniyor. 60 kişilik listede Özgür Özel’in anahtar listesinde olup yeterli oyu alsa da “kadın” ve “gençlik” kotası nedeniyle Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu liste dışı kaldı. CHP tüzüğüne göre seçimde yüzde 33 cinsiyet, yüzde 20 gençlik kotası bulunuyor.

Kılıçdaroğlu’nun Zafer Partisi’nden transfer ettiği danışmanı Anıl Ulukuş’un bu göreve getirilmesini sert sözlerle eleştiren ve bu nedenle İstanbul Gençlik Kolları’ndaki görevinden alınan Ozan Işık da Özel’in anahtar listesinde yer aldı ve en yüksek oyu alan dördüncü isim olarak Parti Meclisi’ne girdi.

Özgür Özel’in anahtar listesini ise dokuz isim delerek PM’ye girdi. Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, eski milletvekilleri Mehmet Tüm, Ali Haydar Hakverdi, Müslim Sarı, Kılıçdaroğlu’nun genel başkan yardımcısı olan Semra Dinçer, kadın kollarında görev alan Koza Yardımcı, Aylin Nazlıaka ile Kılıçdaroğlu’nun eski avukatlarından Saniye Barut, Özel’in listesinde olmamasına karşın PM’ye girmeyi başardı.

Özel’e karşı liste çıkaran eski Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı da ilk sonuçlar açıklandığında listeyi delerek 51’inci sıradan PM’ye girmişti. Ancak cinsiyet ve gençlik kotası uygulanması sonrasında Salıcı da listeden düşürülen isimler arasında yer aldı. Özgür Özel, yakın çalışma çevresinde bulunan ancak uzun yıllardır milletvekilliği yapan Veli Ağbaba, Tekin Bingöl ve Seyit Torun gibi isimleri PM’ye almayacağını da daha önce açıklamıştı.

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifa Depremi: Derin Görüş Ayrılıkları

İYİ Parti Eskişehir Milletvekili İdris Nebi Hatipoğlu, “Seçim sürecinden bu yana derin görüş ayrılıkları yaşamaktaydım” sözleriyle, partisinden istifa ettiğini duyurdu. Hatipoğlu, AK Parti ile ittifak açıklamasıyla gündem olmuştu.

İYİ Parti Eskişehir Milletvekili İdris Nebi Hatipoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile partisinden istifa ettiği duyurdu. Hatipoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Büyük Türk Milleti’nin bilgisine; Türkiye ve Eskişehir sevdalısı bir insan olarak çıktığım siyaset yolculuğunda, Eskişehir Milletvekili seçildiğim İYİ Parti ile Genel Seçim sürecinden bu yana derin görüş ayrılıkları yaşamaktaydım. Parti içi istişare sürecimizin de sağlıklı yürümemesinden kaynaklı olarak, Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’i de bilgilendirerek İYİ Parti’den istifa ediyorum.”

Nebi Hatipoğlu, katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamada yerel seçimlerde AK Parti ve MHP ile ittifak yapabileceklerini belirterek, “Biz Eskişehir’de de diğer illerde de seçim döneminde CHP’li beraber ittifak yaptığımız arkadaşlardan ciddi sıkıntılar yaşadık. Mesela Eskişehir’de ‘İYİ Parti milletvekili çıkaramıyor, oyunuz boşuna gitmesin gelin CHP’ye oyunuz verin’ diye çalışmalar yapılmış. Ben kesinlikle Eskişehir’de CHP ile ittifak yapılması taraftarı değilim. Ama tabii ki bir sağ parti ile belirli prensiplerde biz ittifak yapabiliriz. AK Parti, MHP, Saadet Partisi olabilir” ifadelerini kullanmıştı.

İdris Nebi Hatipoğlu kimdir?

1975 yılında Eskişehir’de dünyaya gelen İdris Nebi Hatipoğlu, Bilkent Üniversitesi’nde muhasebe ön lisans eğitimini tamamladı ve Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni bitirdi. Sanayici olan Hatipoğlu, evli ve 3 çocuk babasıdır.

Paylaşın

Akşener, “Hamas” Üzerinden Erdoğan’a Yüklendi

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Hamas’ı, Filistin’i temsil eden meşru bir siyasi yapı olarak tanımlamak, Filistin hükûmetini yok saymaktır. Hamas’ı, Filistin’in yegâne temsilcisi görmek, Filistinli sivilleri dünyaya terörist olarak göstermeyi hedefleyen Netanyahu’nun, insanlık dışı tezlerine dolaylı destek vermektir. Hamas en büyük darbeyi Filistin halkına vurmuştur. Hamas’ın bu saldırılarının zamanı her türlü şüpheye açıktır. Hamas’ın kime hizmet ettiği belli değildir” dedi ve ekledi:

“Erdoğan hala Hamas’ı savunuyor. Neymiş biz Hamasın ne olduğunu bilmiyormuşuz. Biz tarihi yarım akıllı fesli meczuplardan öğrenmedik. Mekanı cennet olsun değerli hocam İbrahim Kafesoğlu’ndan öğrendik. Dış politikayı da romantik saray danışmanlardan öğrendik. Bu işin erbabı arkadaşlarımıza danıştık. Sakın beni kendinle karıştırma. Söyle bakalım; sen, sözde Kürdistan’ın bir parçasını, Türkiye’de gördüğünü söyleyen Hamas’ı ne diye savunuyorsun? Ortada, Filistin’in meşru bir hükümeti varken; sanki Filistinliler için hayırlı bir iş yapmış gibi neden Hamas’ı meşru görüyorsun? Bu kadar şaibeli bir eyleme imza atanları, hangi akılla mücahit diye lanse ediyorsun?” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının devamında, KYK yurdunda ihmal sonucu asansör kazasında sıkışarak hayatını kaybeden Zeren Eryurt için tepki gösteren Akşener “Zeren Ertaş kızımız Aydın’da, bir KYK yurdunda bakımı ihmal edilen asansörde sıkışarak hayatını kaybetti. Öğrencilerin, birçok kez, yurt yönetimine, şikâyet etmelerine rağmen hiçbir önlem alınmamış. Ve henüz 22 yaşında, daha hayatının baharındaki Zeren’i bir kazaya değil bir şuursuzluğa, ciddiyetsizliğe, niteliksizliğe, kurban verdik” dedi.

İYİ Parti Lideri Akşener, Türkiye’de zengin-fakir arasındaki farkın derinleştiğine dikkat çekerek, “Her biri Dilan Polat, Engin Polat’a dönmüş çocuklar, bir yandan da KYK yurtlarında yemeklerinde solucan çıkan, sürekli ekmek ağırlıklı beslenen çocuklar. Bunlar Gayretullaha dokunur. Allah bunları kursağından getirir, bunlara sebep olanları kahrı perişan eyler. Allah’ım nasip et, bunların kursaklarından bu haram lokmayı almayı bize nasip et Allah’ım” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Ne yazık ki her yüzyılda insanlığın başına bela olmuş birkaç psikopat çıkıyor. İçinde bulunduğumuz yüzyılın baş psikopatı da hiç şüphesiz ki Netanyahu’dur. İşte Hamas’ın, terör saldırısı İsrail toplumuna, korku saldığı gibi Netanyahu’ya da, gözü dönmüş gaddarlığını sergileyeceği bir bahaneyi, hediye etmiştir. Hamas’ın, sivilleri katleden eylemleri Filistin’in, uluslararası hukuktan doğan, haklarını gölgelemiş Netanyahu’nun, kirli ajandasına hizmet ederek en büyük darbeyi, Filistin halkına vurmuştur.

Hamas’ı, Filistin’i temsil eden meşru bir siyasi yapı olarak tanımlamak, Filistin hükûmetini yok saymaktır. Hamas’ı, Filistin’in yegâne temsilcisi görmek, Filistinli sivilleri dünyaya terörist olarak göstermeyi hedefleyen Netanyahu’nun, insanlık dışı tezlerine dolaylı destek vermektir. Hamas en büyük darbeyi Filistin halkına vurmuştur. Hamas’ın bu saldırılarının zamanı her türlü şüpheye açıktır. Hamas’ın kime hizmet ettiği belli değildir.

Erdoğan hala Hamas’ı savunuyor. Neymiş biz Hamasın ne olduğunu bilmiyormuşuz. Biz tarihi yarım akıllı fesli meczuplardan öğrenmedik. Mekanı cennet olsun değerli hocam İbrahim Kafesoğlu’ndan öğrendik. Dış politikayı da romantik saray danışmanlardan öğrendik. Bu işin erbabı arkadaşlarımıza danıştık. Sakın beni kendinle karıştırma. Söyle bakalım; sen, sözde Kürdistan’ın bir parçasını, Türkiye’de gördüğünü söyleyen Hamas’ı ne diye savunuyorsun? Ortada, Filistin’in meşru bir hükümeti varken; sanki Filistinliler için hayırlı bir iş yapmış gibi neden Hamas’ı meşru görüyorsun? Bu kadar şaibeli bir eyleme imza atanları, hangi akılla mücahit diye lanse ediyorsun?

“Bu tablo Türkiye için bir utanç vesikasıdır”

Ekonomiyi oyuncağa çeviren iktidar, seçimin üzerinden 5 ay geçmesine rağmen maalesef hala bir reçete ortaya koyamadı. Birkaç gün önce TÜRK-İŞ açlık ve yoksulluk sınırını açıkladı. 4 Kişilik bir ailenin açlık sınırı 13 bin 648 lira olarak belirledi. Asgari ücret 11 bin 402 lira. En düşük emekli maaşı 7 bin 500. Yoksulluk sınırı 44 bin 573 lira. Sizce Türkiye’de kaç ailenin evine 44 bin 503 lira giriyor. Her iki çalışandan biri asgari ücretli. Milyonlarca emekli ve .çalışan açlık ve yoksulluk sınırının içinde yaşıyor. Bu tablo Türkiye için bir utanç vesikasıdır.

Türk milleti yoksullukta eşitlenmeyi hak etmiyor. Gençler böyle çaresizliğe terk edilmeyi hak etmiyor. Zeren Ertaş kızımız bir KYK yurdunda bakımı ihmal edilen asansörde sıkışarak hayatını kaybetti. Şikayetlere rağmen önlem alınmamış. Zeren Ertraş’ı bir kazaya değil, bir şuursuzluğa bir ciddiyetsizliğe, niteliksizliğe kurban verdik.

Her biri Dilan Polat, Engin Polat’a dönmüş çocuklar, bir yandan da KYK yurtlarında yemeklerinde solucan çıkan, sürekli ekmek ağırlıklı beslenen çocuklar. Bunlar Gayretullaha dokunur. Allah bunları kursağından getirir, bunlara sebep olanları kahrı perişan eyler. Allah’ım nasip et, bunların kursaklarından bu haram lokmayı almayı bize nasip et Allah’ım.

Biliyorsunuz, geçtiğimiz hafta, yüreğimizi yakan bir olay yaşadık. Zeren Ertaş kızımız Aydın’da, bir KYK yurdunda bakımı ihmal edilen asansörde sıkışarak hayatını kaybetti. Öğrencilerin, birçok kez, yurt yönetimine, şikâyet etmelerine rağmen hiçbir önlem alınmamış. Ve henüz 22 yaşında, daha hayatının baharındaki Zeren’i bir kazaya değil bir şuursuzluğa, ciddiyetsizliğe, niteliksizliğe, kurban verdik. Yüce Allah, ailesine ve sevenlerine, sabr-ı cemil ihsan eylesin. Mekânı cennet olsun.

“Türkiye’nin bir ahlak, zihniyet ve AKP sorunu var”

KYK yurtlarındaki ihmaller, iş bilmezlik ve niteliksizlik artık çocuklarımızı, canından ediyor. Zeren’in acısı, tüm Türkiye’nin yüreğine, kor gibi düşerken ‘Ölmek istemiyoruz, nitelikli yurt hakkımızdır’ diyen, binlerce gencimiz de, hakkını aramaya başladı. Gençlerimizi, artık bir rezillik boyutuna ulaşan, yurt sorunuyla, yalnız bırakamayız, bırakmayacağız. Cumhuriyet vizyonumuzun, en büyük değer olarak gördüğü gençlerimizi böylesi bir çaresizliğe, terk etmeyeceğiz.

O sadece Osman Gazi Köprüsü’ne fazladan verilen parayla 600 bin öğrencimize birinci sınıf yurt yapılabilirdi. Çünkü Türkiye’nin bir kaynak sorunu yok, Türkiye’nin bir ahlak, zihniyet ve AKP sorunu var. 500 milyon dolarlık uçağa biniyorlar, sadece uçağın parasıyla bile 30 bin öğrencimize yurt yapılabilirdi.

Demokrasi diyoruz, gelin her parti seçime ayrı girsin diyoruz. Kürsülerden hakaret ediyorlar. Milletin güvenliği diyoruz. İktidara yanlamakla suçluyorlar. Bizlerden sadece kendilerine yarayan bir sistemin parçası olmamızı istiyorlar. Yalanla iftirayla, dedikoduyla bizleri bastırabileceklerini sanıyorlar. Ama çok yanılıyorlar. Başta ben olmak üzere şahsi sırrı, şahsi sırtında yarası yoktur. Kişisel yamuk sırrı olan meşhur olamaz. Dolayısıyla biz bu yola böyle temiz, şeffaf, dümdüz olduğumuz için çıktı. Ama bizi sindiremeyeceklerini, korkutamayacaklarını hala anlayamadılar.”

Paylaşın