İmam Hatip Liselerinin Sayısı Arttı Öğrencisi Azaldı

İmam Hatip Liselerinin artmasına rağmen derslik başına düşen öğrenci sayısındaki düşüş dikkat çekti. İmam Hatip Liselerinde okuyan öğrenci sayısı 2015 – 2016 eğitim öğretim yılında en üst seviyeye çıkmıştı.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) “Eğitim Kurumlarında Özelleşme ve Dönüşümün Eğitim Hakkı Üzerinden Değerlendirilmesi” isimli raporunu kamuoyu ile paylaştı.

Temel bir insan hakkı olan eğitim hakkına erişimin okullaşma türleri bakımından mercek altına alındığı raporda, özel okul/devlet okulu tercih ve dağılımları değerlendirildi. Liseden üniversiteye geçişlerde, üniversiteye geçiş sınavında alınan puanların analizi yapildiginda, en az 450 puanla kapatan bölümlerin kontenjanlarının büyük bir oranının devlet liselerinden mezun öğrenciler tarafından doldurulması dikkat çekti.

Raporda bu durum, “Özel okulların eğitimde özel sektör payındaki artışın öğrencilerin başarısını etkilemediği görülmüştür. İstanbul’da eğitim sisteminde özel sektör payındaki artışın daha çok rant odaklı olduğu görülmekte ve eğitimde standart düşüşleri yaşanmaktadır. Sonuç olarak rant odaklı eğitim İstanbul’da nitelikli eğitim sorununu ortaya çıkarmaktadır” şeklinde değerlendirildi.

Rapora göre,on yıl içinde özel ilkokul oranı İstanbul’da iki kattan fazla bir yükseliş göstererek yüzde 17,93’ten yüzde 35,44’e çıktı. İstanbul’daki liselerin yüzde 68,10’unu özel liseler oluşturdu. Son 10 yıllık döneme bakıldığında, Türkiye’de de İstanbul’da da özel ilkokul sayıları önemli ölçüde arttı. 2012 – 2013 döneminde 992 olan Türkiye’deki özel ilkokul sayısı 2 bin 65’e, İstanbul özelinde ise 279’dan 583’e yükseldi.

Özel okullara olan yönelişin 4+4+4 sisteminin değişmesi ve dershanelerin kapanmasıyla arttığı, paralı eğitim şansı bulamayan öğrencilerin imam hatip ve meslek liselerine gittiği görülüyor.

İstanbul’daki devlet ilkokullarında derslik başına düşen öğrenci sayısı 2022-2023 eğitim öğretim yılında 31,91
iken, bu sayı Türkiye’deki devlet ilkokullarında 21,55 oldu. Bu veriler, İstanbul’daki öğrencilerin Türkiye ortalamasının üzerinde bir kalabalıkta ilkokul eğitimlerini geçirdiğini gösterdi.

Rapora göre Beylikdüzü, Ataşehir, Çekmeköy ve Üsküdar, İstanbul’da özel ilkokul sayısının devlet ilkokul sayısından daha fazla olduğu ilçeler olarak ön plana çıktı. Bu ilçelerden Beylikdüzü ve Ataşehir özel ilkokulların devlet ilkokullarından neredeyse onar tane fazla olmasıyla dikkat çekti.

Bu ilçelerin yanında, Beşiktaş, Bakırköy ve Başakşehir’de de özel ilkokulların sayısı devlet ilkokullarının sayısına yakın olarak kaydedildi. Raporda, bu ilçelerin sosyoekonomik olarak ön planda olduğu düşünüldüğünde özel okul sahiplerinin bu ilçeleri özellikle seçtiği yorumu yapıldı.

Özel ilkokulların ya hiç bulunmadığı ya da az sayıda bulunduğu ilçeler ise osyoekonomik olarak diğer ilçelerin gerisinde kalan Adalar, Şile, Güngören, Zeytinburnu, Bayrampaşa, Beyoğlu, Esenler, Sultanbeyli, Çatalca, Sultangazi, Silivri ve Arnavutköy oldu.

İlkokul kademesinden sonra ortaokul kademesine geçildiğinde, özel ilkokulların aksine özel ortaokulların sayısında pandemiye kadar artış ve pandemiden sonra ise azalış yaşandığı göze çarptı. Pandemi öncesinde Türkiye’de 2351, İstanbul’da 645 olan özel ortaokul sayısı 2022- 2023 eğitim öğretim döneminde Türkiye’de 2 bin 266’ya İstanbul’daysa 609’a düştü.

“Sermaye İstanbul’u tercih ediyor”

Türkiye ve İstanbul’daki özel ortaokulların tüm ortaokullar arasındaki oranına bakıldığında İstanbul’da Türkiye’ye göre üç kattan fazla özel ortaokul olduğu görüldü. Raporda verilere ilişkin, “Bu durum, okul öncesi ve ilkokullarda olduğu gibi İstanbul’un sermaye tarafından eğitim alanında bir yatırım bölgesi olarak tercih edildiği anlamına gelmektedir” yprumu yapıldı.

Türkiye’de ve İstanbul’daki özel ortaokullarda okuyan öğrenci sayıları değerlendirildiğinde ise, dershanelerin kapatılmasıyla ilgili olan yükseliş trendi devam etmekteyken pandemiden sonraki düşüş trendinin öğrenci sayısında sadece 1 yıl sürdüğü ve daha sonrasında yükselmeye başladığı görüldü.

Araştırmaya göre, dershanelerin kapanmasını takiben imam hatip liselerinde okuyan öğrenci sayısı hem Türkiye’de hem İstanbul’da 2015-2016 eğitim öğretim yılında en üst seviyeye çıktı.

Ancak bu yılın ardından öğrenci sayısı sadece bir sene arttı ve onun dışındaki tüm senelerde düştü. İmam hatip liselerinde okul sayılarının artmasına rağmen öğrenci sayılarındaki düşüş derslik başına düşen öğrenci sayısı azaldı.

Raporda, imamhatip okullarına ilişkin şu değerlendirmeler dikkat çekti: “2012-2013 eğitim öğretim yılında Türkiye’deki mesleki ve teknik liselerin sadece %0,79’u meslek ve teknik lisesi iken, oran 2022-2023 yılında %6,45’e çıkmıştır. İstanbul’da ise bu oranlar %1.25’ten %5.64’e çıkmıştır. Her ne kadar mesleki ve teknik liselerin büyük bir bölümü hala devlet lisesi konumunda olsa da, her geçen yıl artan özel sektör payının önümüzdeki yıllar içinde de devam edeceğini göstermektedir.

Bu durum lise seviyesinde mesleki ve teknik eğitim almak isteyen öğrencilerin özel liselerle devlet liseleri arasında seçim yapmasını gerektirecektir. Halihazırda ara eleman ihtiyacı bulunan Türkiye’de bu durum özel liseler için gerekli maddi gücü olmayan kesimlerin mesleki ve teknik liselerden uzaklaşması anlamına gelebilir. 4+4+4 şeklinde değişen eğitim sistemi neticesinde düz liselerin kapanması ve LGS’de sadece belirli okulların sınavla öğrenci alan okul durumuna getirilmesi ile öğrencilerin tercih edebilecekleri okullar azalmıştır.

LGS sonucunda Anadolu ve Fen Liselerine yerleşemeyen öğrenciler için seçenek olarak Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri, Anadolu İmam Hatip Liseleri kalmaktadır. Gelir durumu yüksek olan öğrenciler ise özel okullara gidebilmektedir. Bu sistem değişimi ile düz liselerin İmam Hatip Liselerine dönüşümü de hızlanmıştır. Bu nedenle İmam Hatip Lisesi sayısı artmıştır. Ortaöğretim kademesindeki imam hatip kurumlarına değinildiğinde, ortaokul kademesindeki gibi okul artışı dikkat çekmektedir.

Dershanelerin kapandığı yıl olan 2014’ten itibaren imam hatip liseleri sayısı artış göstermiştir. Hem Türkiye hem İstanbul’daki bu artış, dershanelerin kapatılmasının ardından oluşan açığın imam hatip liseleri tarafından tamamlanmaya çalıştığına dair soruları beraberinde getirmektedir. İmam hatip liselerinde okuyan öğrenci sayılarına bakıldığında ise, devlet liselerinde okuyan öğrencilerin içinde imam hatip lisesi öğrencilerinin oranının, imam hatip liselerinin devlet liseleri arasındaki oranından düşük olması dikkat çekmektedir.”

Araştırmada, devlet liselerinin ve devlet liselerinde okuyan öğrencilerin sayıca yoğunlukta olduğu ortaöğretim eğitiminin üniversite yerleşimlerine de yansıdı. Rapora göre, üniversiteye yerleşen öğrencilerin yüzde 80,37’si devlet üniversitelerine yerleşti. Bu oranlar lise türüne göre incelendiğinde devlet lisesinde okuyan öğrencilerin yüzde 86,61’i devlet üniversitelerini tercih ederken, yüzde 13,39’u ise vakıf üniversitelerini tercih etti.

Bu oranlar özel lise çıkışlı öğrencilerde devlet üniversiteleri için yüzde 58,35 vakıf üniversiteleri için ise yüzde 41,65 oldu. Özel liselerde okuyan öğrencilerin büyük bir bölümü vakıf üniversitelerinde okumayı tercih etti.

Liseden üniversiteye geçişlerde, üniversiteye geçiş sınavında alınan puanların analizi yapildiginda, en az 450 puanla kapatan bölümlerin kontenjanlarının büyük bir oranının devlet liselerinden mezun öğrenciler tarafından doldurulması dikkat çekti.

2023 yılında üniversiteye yerleşen öğrenciler incelendiğinde, dört farklı puan türünde de, devlet
liselerinden mezun öğrencilerin ağırlıkta olduğu görüldü. En az 450 puanla kapatan ve dil puanıyla tercih edilen bölümlerdeki 2023 girişli öğrencilerin oranı yüzde 57,86 iken, eşit ağırlık puan türünde yüzde 66,25, sayısal puan türünde yüzde 68,67 ve sözel puan türünde yüzde 64,69 oldu.

Raporun tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

784 Bin Vatandaş “Kredi Kartı Borcu” Nedeniyle Yasal Takip Altında

2024 yılının ilk yedi aylık döneminde, bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 70 artarak 784 bin kişi oldu.

Aynı dönemde, bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artarak 642 bin kişi oldu.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) yurttaşın kredi kartı kullanımına ilişkin dikkat çeken bir raporu ortaya koydu. İPA Başkanı Buğra Gökçe, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 784 bin vatandaşın kredi kartı borcu nedeniyle yasal takip altında olduğunu belirtti.

2015 yılının Ağustos ayından 2024 yılının Ağustos ayına kadar toplam kredi kartı sayısı giderek arttı. Toplam kredi kartı sayısı geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 13 artış göstererek 125 milyon 925 bin oldu.

Ağustos ayında İstanbulluların yüzde 36’sı kredi kartının yalnızca asgari tutarını ödeyebildiğini ifade etti. Halkın yüzde 9,3’ü kredi kartı borcunu hiç ödeyemediğini, yüzde 6,1’i asgari-tamamı arası bir tutar ödediğini ve yüzde 3,8’i ise asgari tutardan az ödeme yapabildiğini ifade etti. Kredi kartı borcunun tamamını ödeyebilenlerin oranı yüzde 44,8 oldu.

2024 yılı Ocak-Temmuz dönemleri arasında bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı bir önceki döneme göre yüzde 70 artarak 784 bin kişi, bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise bir önceki döneme göre yüzde 32 artarak 642 bin kişi oldu.

Temel harcamaları kredi kartıyla yapılıyor

Ağustos 2024 verilerine göre, kredi kartı ile yapılan ödemelerde, en çok 205 milyar ile market ve alışveriş merkezleri harcamaları, 84 milyar ile benzin ve yakıt istasyonları harcamaları, 83 milyar ile hizmet sektörleri harcamaları ve 79 milyar ile çeşitli gıda harcamalarının öne çıktığı görüldü.

2024 yılının Haziran-Temmuz-Ağustos aylarında bir önceki döneme göre kredi kartı harcamalarında en yüksek artışın yüzde 156,4 ile eğitim/kırtasiye ödemelerinde gerçekleştiği görüldü. Eğitim/kırtasiye ödemelerindeki artışı yüzde 98 ile yemek harcamaları takip etti.

Öte yandan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), kredi kartı borçları ile ihtiyaç kredilerinin yeniden yapılandırmasına yönelik düzenlemeye gitti. Kararla, kredi kartı borcunu veya ihtiyaç kredisini ödeyemeyenler borçlarını 60 aya kadar vadeyle yeniden yapılandırabilecek.

Paylaşın

İstanbul’da Üniversite Öğrencisinin Aylık Maliyeti 23 Bin Liraya Çıktı

İPA’nın “Öğrenci Yaşam Maliyeti Araştırması”na göre, özel yurtta kalan bir üniversite öğrencisinin yaşam maliyeti bir sene içerisinde yüzde 57,17 oranında artış göstererek aylık 22 bin 920 liraya çıktı.

Araştırmaya göre, üç kişilik bir evde kalan bir öğrencinin aylık maliyeti bir yıl içerisinde yüzde 49,59’luk artışla 12 bin 535 liradan asgari ücretin de üstüne çıkarak 18bin 750 liraya yükseldi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) “İstanbul’da Öğrenci Yaşam Maliyeti Araştırması 2024/2025” araştırması yayınlandı. Araştırmada, İstanbul’da yaşayan bir üniversite öğrencisinin aylık ve yıllık yaşam maliyetinin ne kadar değiştiği hesaplandı.

Öğrenci Yaşam Maliyeti Araştırması’na göre, özel yurtta kalan bir üniversite öğrencisinin yaşam maliyeti bir sene içerisinde yüzde 57,17 oranında artış göstererek aylık 22 bin 920 TL’ye yükseldi.

Üç kişilik bir evde kalan bir öğrencinin aylık maliyeti bir yıl içerisinde yüzde 49,59’luk artışla 12 bin 535 TL’den asgari ücretin de üstüne çıkarak 18 bin 750 TL’ye yükseldi. En yüksek artış kültür sanat ve kırtasiyede gözlenirken en düşük artış ulaşım ve teknoloji harcamalarında gözlendi.

İPA’nın araştırmasına göre, barınma, büyük kentlerde öğrenci olanların en büyük gider kalemi olmakla birlikte; yükseköğrenim gören gençlerin pek çok ihtiyacı artan enflasyon oranları ile birlikte daha maliyetli hale geldi.

Hesaplamada, öğrencilik durumuna özgü yaşam maliyetini oluşturan unsurlar olarak tanımlanabilecek barınma, market ve dışarıdan yemek gideri, fatura ödemeleri, kültür sanat, kırtasiye, kişisel bakım, ulaşım harcamaları gibi temel harcama kalemlerine yönelik veriler kullanıldı.

Barınma, market ve dışarıdan yemek harcaması, fatura ödemeleri gibi kalemler aylık harcama düzeyinde hesaplanırken; kıyafet ve teknoloji giderleri gibi düzenli olmayan harcamalar yıllık hesaplandı. Harcama kalemleri içerisinde en yüksek artış kültür sanat ve kırtasiyede olurken, en düşük artış ulaşım ve teknoloji harcamalarında oldu.

Üniversite öğrencilerinin yaşam maliyetleri içerisinde yer alan barınma ve fatura ödemelerinin payını doğru tespit edebilmek amacıyla hane tiplerine göre farklı hesaplamalar yapılırken, üniversite öğrencileri; özel yurtlarda ve öğrenci evinde yaşama durumlarına göre farklı kategorilerde değerlendirildi.

Özel yurtlarda kalan gençlerin barınma masrafı yapılan saha araştırmasından elde edilen değerlerin ortalaması üzerinden değerlendirilirken, öğrenci evi ücretleri için ise İstanbul’da mahalle düzeyinde elde edilen kira birim fiyatları üzerinden gerçekleştirilen kümeleme yöntemi sonucu İstanbul’da üniversite öğrencilerinin sıklıkla ev kiraladığı mahalleler üzerinden ortalama kira birim fiyatı belirlenerek; ortalama 120 metrekare, 3+1 odalı, 3 öğrencinin barınacağı bir ev için kişi başına düşen kira maliyeti hesaplandı.

2023-2024 yılında özel yurtta kalan bir öğrencinin İstanbul’da aylık yaşam maliyeti 14 bin 583 lira olurken, 2024-2025 öğretim döneminde bu maliyet yüzde 57,17 oranında artışla 22 bin 920 liraya çıktı. Aynı hesaplama, kiralık bir evde 3 kişi yaşayan öğrenciler için 12 bin 535 liradan 18 bin 750 liraya çıktı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Kamuda İsraf Neden Önlenemiyor? Dikkat Çeken Rapor

Kamusal kaynakların verimsiz kullanımı ve israfı, hem ekonomik kaynakları tüketmekte hem de toplumun genel refahını olumsuz etkilemekte. İPA’nın hazırladığı rapor, kamusal kaynakların daha etkin ve şeffaf kullanılmadığı sürece israfın önlenemeyeceğini gösterdi.

Haber Merkezi / Raporda, kamu – özel işbirliği projeleri, faiz harcamaları, Kur Korumalı Mevduat (KKM) ve liyakatsiz atamalar gibi alanlarda israf, kamusal kaynakların halk için kullanılmasını engellediği ve devlet bütçesinin büyük bir kısmının boşa harcandığını vurguladı.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA), “Kamu Kaynaklarının Halk İçin Kullanımında Neredeyiz? Türkiye’nin İsraf Karnesi” raporunu yayınladı. Raporda öne çıkan başlıklar şöyle:

“Kur Korumalı Mevduat: Kur korumalı mevduat uygulaması, dönemin Hazine ve Maliye Bakanı tarafından bütçeye, dolayısıyla da kamuya hiçbir yükü olmayacak bir politika aracı olarak tanıtıldı ancak kur korumalı mevduat yüzünden kamu iki yılda 1 trilyon 58 milyar lira zarara uğradı!

Kamu – Özel İşbirliği Projeleri: Uygulamada normal bütçede görülmeyen kamu özel işbirliği uygulamalarına yapılan harcamalar gizleniyor. Sayıştay ve Dünya Bankası verileri araştırılınca garanti ödeme tutarlarının yatırım maliyetlerinin kat kat üstünde olduğu görülüyor. Örneğin Kuzey Marmara Projesinin Kınalı – Odayeri kesimi yatırım tutarının 1 milyar 40 milyon dolar olmasına rağmen garanti tutarı yatırım tutarının 2,4 katına ulaşıp 2,5 milyar dolar oldu.

Kamu yönetiminde liyakat esasının göz ardı edilmesi, istisnai kadro uygulamaları, sınavsız atamalarla ehliyetsiz kişilerin üst düzey görevlere getirilmesi hem hizmet kalitesini düşürmekte hem de maliyeti artırmaktadır. 19 yıldır bu konuda hiçbir iyileştirici adım atılmamış ve bu uygulamalar yaygınlaşarak mevcut yönetim anlayışı için bir ekol haline gelmiştir.

Ekonomik kriz koşullarında vatandaşlardan tasarruf etmesi beklenirken kamu tasarruf etmemektedir. Merkezi yönetim baskı ve cilt giderleri, büro mefruşat alımları, lojman kiralama giderleri, taşıt bakım ve onarım giderleri ve ilan giderleri gibi harcama kalemlerinde de ciddi artışlar yaşanmaktadır.”

Raporu yazan uzmanlar israfın geldiği aşama ve nasıl önlenebileceğine dair de şu vurguları yaptı: “Türkiye’de kamusal kaynakların verimsiz kullanımı ve israfı, hem ekonomik kaynakları tüketmekte hem de toplumun genel refahını olumsuz etkilemektedir. Raporda sunulan veriler, kamusal kaynakların daha etkin ve şeffaf kullanılmadığı sürece israfın önlenemeyeceğini göstermektedir.

Kamu-özel işbirliği projeleri, faiz harcamaları, Kur Korumalı Mevduat ve liyakatsiz atamalar gibi alanlarda israf, kamusal kaynakların halk için kullanılmasını engellemekte ve devlet bütçesinin büyük kısmını boşa harcamaktadır. İsrafın önlenebilmesi için kamuda şeffaflık ve hesap verebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesi, denetim süreçlerinin etkinleştirilmesi ve uzun vadeli stratejik planlama yapılması gerekmektedir.

Merkezi yönetimden yerel yönetimlere kadar tüm kamu yönetimi birimlerinde, halkın çıkarlarını önceleyen ve sürdürülebilir bir israfla mücadele politikası geliştirilmesi elzemdir. Aksi takdirde, israfın boyutları daha da büyüyerek ülkenin hem bugünü hem de geleceği açısından ciddi tehditler oluşturmaya devam edecektir.”

Raporun tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Türkiye’de Her Üç Öğrenciden Biri Okula Aç Gidiyor

Türkiye’de her 3 öğrenciden biri okula gitmeden önce hiç kahvaltı yapmıyor. Öğrencilerin yüzde 19,2’si ise parasızlık nedeniyle haftada en az 1 gün aç kalıyor.

Haber Merkezi / Çocukların yüzde 2’si okuldan sonra hiç akşam yemeği yiyemiyor, yüzde 1,9’u ise yine ekonomik sebeplerle her gün aç kalıyor.

2024 – 2025 eğitim öğretim yılının ilk ders zili ekonomik krizin gölgesinde çaldı.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı veriler ile öğrencilerin beslenme sorununa dikkat çekti.

Buğra Gökce, paylaşımda şu istatistiki verileri paylaştı: “Her 3 öğrenciden 1’i okula aç gidiyor. Türkiye’de her 3 öğrenciden 1’i okula gitmeden önce hiç kahvaltı yapmıyor.

Çocuklarımızın yüzde 60’ı haftada en az 1 gün kahvaltı yapmıyor. Öğrencilerin yüzde 19,2’si parasızlık nedeniyle haftada en az 1 gün aç kalıyor.

Çocukların yüzde 2’si okuldan sonra hiç akşam yemeği yiyemiyor, yüzde 1,9’u ise yine ekonomik sebeplerle her gün aç kalıyor.

Bu nedenle 2024 – 2025 eğitim – öğretim döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi ilk ve orta okul öğrencilerine 2 milyon okul beslenme paketi dağıtacak.

Bu konu yalnızca yerel yönetimlerin inisiyatifine bırakılmayacak kadar önemli. Okullarda 1 öğün ücretsiz sağlıklı yemek sunulması gerekiyor. 1 öğün ücretsiz sağlıklı yemek bir ihtiyaç ve zorunluluk. Bu talebin karşılanmasını bekliyoruz.”

Paylaşın

Türkiye’deki Gıda Enflasyonu 45 Afrika Ülkesinin 43’ünden Daha Yüksek

Türkiye’deki gıda enflasyonu 45 Afrika ülkesinin 43’ünden daha yüksek. Güney Sudan ve Zimbabve hariç Türkiye’ye en yakın gıda enflasyonu yüzde 41,9 ile Malavi’de bulunuyor.

Haber Merkezi / Türkiye gıda enflasyonu bakımından Kuzey ve Güney Amerika’da Arjantin hariç bütün ülkeleri geride bıraktı. İç sıkıntıları devam eden ambargo altındaki Venezuela’da gıda enflasyonu yüzde 41,4 olurken, Kolombiya’da 5,2, Brezilya’da 4,1 oldu.

Asya ülkeleri arasında Türkiye gıda enflasyonu bakımından en kötü durumdaki ülke. Pakistan’da gıda enflasyonu yüzde 2,4, Azerbaycan’da -0,6, Gürcistan’da -0,2 olarak kaydedildi.

Tüm dünyada Türkiye gıda enflasyonunun en yüksek olduğu 4’üncü ülke. Filistin’de gıda enflasyonu yüzde 30,8 olurken, savaş halindeki Rusya’da 9,8, Ukrayna’da -0,1 olarak gerçekleşti.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Dr. Buğra Gökce, sosyal medya hesabı üzerinden, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı ağustos ayı enflasyon verilerini değerlendirdi.

Paylaşımına, “Mutfakta yangın büyüyor: Gıda enflasyonu açısından OECD üyeleri arasında en kötü durumdaki ülkeyiz” notunu düşen Buğra Gökce, şu ifadeleri kullandı: “Mutfakta yangın büyüyor: Gıda enflasyonu açısından OECD üyeleri arasında en kötü durumdaki ülkeyiz!

TÜİK verilerine göre Türkiye’de gıda enflasyonu yüzde 44,88 olarak açıklandı. AB ülkelerinde gıda enflasyonu ortalama yüzde 1,6 olurken, Türkiye hariç OECD ülkelerinde gıda enflasyonu ortalama yüzde 1,9.

OECD ülkeleri arasında Türkiye’den sonra en yüksek gıda enflasyonu yüzde 7,7 ile Meksika’da. Türkiye ile Meksika arasında yaklaşık 6 kat fark var.

Türkiye’de 2017 Ocak ayında 339 olan gıda endeksi 2024 Ağustos ayında yaklaşık 10 kat artış göstererek 3.374’e çıktı. Aynı dönemde dünyada gıda endeksi 98’den sadece 120’ye ulaştı.

Tüm dünyada Türkiye gıda enflasyonunun en yüksek olduğu 4’üncü ülke. Filistin’de gıda enflasyonu yüzde 30,8 olurken, savaş halindeki Rusya’da 9,8, Ukrayna’da -0,1 olarak gerçekleşti.

Asya ülkeleri arasında Türkiye gıda enflasyonu bakımından en kötü durumdaki ülke. Pakistan’da gıda enflasyonu yüzde 2,4, komşumuz Azerbaycan’da -0,6, Gürcistan’da -0,2 olarak kaydedildi.

Türkiye’deki gıda enflasyonu 45 Afrika ülkesinin 43’ünden daha yüksek. Güney Sudan ve Zimbabve hariç Türkiye’ye en yakın gıda enflasyonu yüzde 41,9 ile Malavi’de bulunuyor.

Türkiye gıda enflasyonu bakımından Kuzey ve Güney Amerika’da Arjantin hariç bütün ülkeleri geride bıraktı. İç sıkıntıları devam eden ambargo altındaki Venezuela’da gıda enflasyonu yüzde 41,4 olurken, Kolombiya’da 5,2, Brezilya’da 4,1 oldu.

Son söz: Kamu yönetiminde yapılan hataların bedelini 85 milyon ödüyor. Eğitim öğretim dönemi açılırken, Türkiye’de her 5 çocuktan biri yeterli beslenemiyor. Yönetimde katılımcılık, şeffaflık, hukuka saygı, liyakat, akıl, bilim olursa sorunlar çözülüyor.”

Paylaşın

Emekliler İçin 2024, 2023’den De Kötü Olacak

Emeklilerin ekonomik durumu ile ilgili dikkati çeken veriler paylaşan İPA Başkanı Buğra Gökce, “Emekli aylıkları yaklaşık 16 milyon vatandaşımızı doğrudan etkileyen bir konu” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu konuda ‘ben yaptım oldu’ zihniyeti ile değil ortak akılla, toplumun ilgili tüm kesimlerini karar alma süreçlerine katarak, çoğulcu bir yöntemle uygulamaların geliştirilmesi gerekiyor. Emeklilerin karşı karşıya olduğu sorunlar ağır ve derin. Gerçekçi, akılcı ve bilimsel çözümlere ihtiyaç var.”

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, sosyal medya hesabı üzerinden, emeklilerin ekonomiden aldıkları paya ilişkin yıllara göre karşılaştırmalı veriler paylaştı.

Emeklilikte maaş sisteminin değişmesine değinen Gökçe, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: ”Emekli maaş sisteminin değişmesi gündemde. Peki emeklilerin durumu ne?

Son 20 yılda Türkiye’de emekliler için en kötü yıl 2023 oldu. 2024, 2023’den de kötü olacak. Türkiye’de emekli aylıklarının gayri safi yurt içi hasılaya oranı yüzde 5,36’ya düşerken, AB’de emekli aylıklarını GSYH’ye oranı yüzde 12,9 olarak gerçekleşti.

Türkiye’de ortalama emekli aylığı 385 euroyken, İspanya’da 1.417, Fransa’da 1.485, Almanya’da 1.552, İtalya’da 1.582, Belçika’da 1.717, Hollanda’da 2.003 euro. 2002 sonunda bir işçinin emekli aylığı asgari ücretin yaklaşık yüzde 30 üstündeydi. Son yapılan düzenlemeyle 12 bin 500 olan en düşük emekli aylığı, 17 bin lira olan asgari ücretin yüzde 26,5 altında.

2002’de ortalama emekli aylığının kişi başına GSYH’ye oranı yüzde 46,4 iken 2024’te yüzde 27,7’ye geriledi. 2014 yılında en düşük emekli aylığı ile 11 gram altın alınabilirken, bugün 4,5 gram altın alınabiliyor.

Emekli aylıkları yaklaşık 16 milyon vatandaşımızı doğrudan etkileyen bir konu. Bu konuda ‘ben yaptım oldu’ zihniyeti ile değil ortak akılla, toplumun ilgili tüm kesimlerini karar alma süreçlerine katarak, çoğulcu bir yöntemle uygulamaların geliştirilmesi gerekiyor. Emeklilerin karşı karşıya olduğu sorunlar ağır ve derin. Gerçekçi, akılcı ve bilimsel çözümlere ihtiyaç var.”

Paylaşın

İstanbul’da Yaşayanların Yüzde 9,1’i Yatağa Aç Giriyor

İPA Başkanı Buğra Gökce, “İstanbul’da yaşayanların yüzde 6.5’i yani yaklaşık 1 milyon 300 bin kişi tüm gün ve gece hiçbir şey yemeden yatağa giriyor. Yüzde 9.1’i gece aç yatıyor. Yüzde 19.2’si maddi yetersizlikler nedeniyle evde yiyecek bulamıyor. Yüzde 67’si ise maddi yetersizlikler nedeniyle tercih ettiği gıdayı alamıyor” dedi.

Buğra Gökce, İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyetinin 66 bin 550 lira, ortalama kira bedeli ise 19 bin lira olduğunu söyledi. Türkiye’de asgari ücret 17 bin, en düşük emekli maaşı ise 12 bin lira.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, Cumhuriyet’ten Şehriban Kıraç‘a açıklamalarda bulundu. Gökce, “Asgari ücretin 17 bin TL olduğu bir yerde insanlar evinin depreme karşı dayanıklı olmadığını bile bile 30 bin TL kira verip nitelikli bir konuta taşınamıyor. Tabutunda yaşamaya razı oluyor” dedi.

İstanbul’un birinci gündeminin ekonomi olduğunu söyleyen Gökce, “Hem evde hem sokakta en çok konuşulan konu ekonomi. Hane ekonomisinde büyük bir yangın var. Hane halkının önceliği tenceresi. Eve ekmek götüremiyorum, tencerem kaynamıyor, diyor” ifadelerini kullandı.

Buğra Gökce, “İkinci sorun olarak ulaşımı görüyor. Deprem üçüncü sırada. Bu dönem İsrail-Gazze savaşı hanelere konuşulan dördüncü problem, beşinci sırada ise köpek katliamı ile gündeme gelen hayvan hakları var” diye ekledi.

İstanbulluların Türkiye ekonomisinin geleceğine yönelik karamsar olduğunu belirten Gökce, şunları söyledi: “Ağustos ayında yaptığımız araştırmaya göre İstanbulluların yüzde 31.6’sı ekonominin değişmeyeceğini düşünüyor. Yüzde 48.9’u ekonominin kötüleşeceğini vurguluyor. Halk uygulanan ekonomi politikalarının ekonomik sorunları çözeceğine inanmıyor. Bugün Ayşe teyze markete gitse Londra’dan pahalı fiyatlarla karşı karşıya.

Ayşe teyze için ev almak zaten hayal. Ev kiralamaya kalksa Barcelona’nın bazı bölgelerinden fazla kira ödeyecek. Yeni bir ev kiralamanın ortalama maliyeti 96 bin 424 lira. Geçen sene aynı maliyet 63 bin 388 liraydı. Yani A’dan Z’ye her alanda Ayşe teyze zorlanıyor. Gelir eşitsizliği derinleşti, hepimiz fakirleştik. Yurttaşın yüzde 33.6’sı kredi kartı borcunun sadece asgari tutarını ödeyebiliyor. Yüzde 40.3’ü kıt kanaat geçiniyor. Her 2 kişiden biri yeterli gıdaya ulaşamıyor, porsiyonlarını küçültüyor.

Açlık tablosu

Gökçe, devamla şunlar söyledi: “İstanbul’da dört kişilik bir ailenin yaşam maliyeti 2020’de 7 bin lirayken bu yıl 66 bin 550’ye çıkmış. İstanbulluların yüzde 6.5’i yani yaklaşık 1 milyon 300 bin kişi tüm gün ve gece hiçbir şey yemeden yatağa giriyor. Yüzde 9.1’i gece aç yatıyor. Yüzde 19.2’si maddi yetersizlikler nedeniyle evde yiyecek bulamıyor. Yüzde 67’si ise maddi yetersizlikler nedeniyle tercih ettiği gıdayı alamıyor.

İstanbul’da insanlar barınma sorununu çözemiyor. Ortalama kira bedeli 19 bin TL oldu. Asgari ücretin 17 bin TL olduğu bir yerde insanlar evinin riskli olduğunu bile bile 30 bin TL kira verip nitelikli bir konuta taşınamıyor. Maalesef insanlar öleceğini bilse de tabutunda yaşamaya razı oluyor. Sorunu çözecek kaynak, kurum, kanun amacı dışında kullanıldı.

Sonra tek başına belediye bu sorunu çözsün diye bekliyorsunuz. Nasıl çözecek? 1999 depreminden sonra cep telefonlarına özel iletişim vergisi kondu. Toplanan o paralarla 96 m2’lik 1 milyon 300 bin konut yapılabilirdi. 2018’de çıkan imar barışından toplanan parayla nitelikli 135 bin konut yapabilirdi. Bu paraların bir kısmıyla yol yaptılar. Halbuki o kaynaklar afetlere karşı güçlendirme yapmak için toplanmıştı.

1999 Ağustos’tan 2000 Temmuz başına kadar olan süreçte 38 kanun ve kanun hükmünde kararname, 28 kararname, 6 yönetmelik, 17 tebliğ, 9 genelge çıkarıldı. 1999 depreminden sonra çıkarılan 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun, yapı denetim süreçlerini kâğıt üzerinde bırakmış, uygulamada ise rant odaklı bir yapılaşma süreci devam etti. 2023’teki 6 Şubat depremi, yeni yönetmeliklere rağmen, denetim süreçlerindeki aksaklıklar nedeniyle binaların yıkılmasıyla sonuçlandı. 2001’den bu yana 8 kez imar affı çıkarıldı.

Araştırmamıza göre ağustos ayında İstanbul’da yaşamanın maliyeti geçen yılın aynı ayına göre yüzde 71.40 arttı. 2023’te İstanbul’a 412 bin kişi taşınmış ama 581 bin kişi göç etmiş. İstanbul deprem illerinden yaklaşık 46 bin kişilik bir göç aldı. Daha iyi konut ve yaşam koşullarına sahip olmak için İstanbul’dan göç edenlerin sayısı gelenlerden oldukça fazla.

Aile fertlerinden birine bağımlı olarak göç edenlerin sayısı gelenlerin yaklaşık üç katı. Memlekete dönmek, ev almak, emekli olmak gibi sebeplerle İstanbul’dan göç edenlerin sayısı da gelenlerden oldukça fazla. İş için genelde Kocaeli ve Tekirdağ’a göç ediyorlar, emekli olanlar ya da deprem kaynaklı ağırlıklı Ege Bölgesi’ne göç ediyor.

Paylaşın

2023 Yılında 3,4 Milyon Kişi İller Arasında Göç Etti

Türkiye’de 2023 yılında 3 milyon 450 bin 953 kişi iller arasında göç etti. İller arası göç edenlerin 1 milyon 179 bin 171 kadın, 1 milyon 653 bin 782^si ise erkek.

Haber Merkezi / İstanbul 412 bin 707 kişi ile en çok göç alan il olurken, 232 bin 700 kişi ile Ankara, 147 bin 765 kişi ile İzmir, 118 bin 356 kişi ile Antalya ve 95 bin 935 kişi ile Bursa takip etti.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) İç Göç İstatistikleri 2024 araştırması sonuçlarını açıkladı. Buna göre; 2023 yılında 3 milyon 450 bin 953 kişi iller arasında göç etti. İstanbul, geçen yıl 412 bin 707 kişi ile en çok göç alan il oldu. İstanbul’u sırasıyla 232 bin 700 ile Ankara, 147 bin 765 ile İzmir, 118 bin 356 ile Antalya ve 95 bin 935 ile Bursa takip etti.

Türkiye’de iller arası göç eden nüfusun dağılımı incelendiğinde, İstanbul en çok göç alan il oldu. İstanbul, 2022 yılının iller arası göç eden nüfusuna bakıldığında yüzde 7,1 artarak 412 bin 707 kişi göç aldı.

İstanbul son 10 yılda 4 milyon 512 bin 615 kişi göç aldı, 4 milyon 825 bin 914 kişi ise İstanbul’dan göç etti. İstanbul’un en çok göçü 2018 yılında verdiği görüldü. 2018 yılında İstanbul, 595 bin 803 kişi göç verdi. En çok göçünü ise 498 bin 676 ile 2019 yılında aldığı görüldü.

İstanbul’dan göç edilen ilk 5 şehir sıralamasına bakıldığında son on yılda Kocaeli’nin ilk sırada yer aldığı görüldü. İstanbul’un il sıralamasına göre Kocaeli’ne 284 bin 458, Tekirdağ’a 244 bin 122, Ankara’ya 211 bin 526, İzmir’e 190 bin 602 ve Tokat’a 183 bin 064 göç verdiği görüldü.

Son 10 yılda İstanbul’a göç eden ilk 5 şehir sıralamasına bakıldığında Ankara’nın ilk sırada yer aldığı görüldü. İstanbul il sıralamasına göre, Ankara’dan 207 bin 287, Tokat’tan 191 bin 010, Kocaeli’nden 177 bin 581, İzmir’den 160 bin 661 ve Ordu’dan 142 bin 890 göç aldığı görüldü.

Son 5 yılda Türkiye’de göç etme nedenine göre iller arası göç incelendiğinde, aile fertlerinden birine bağımlı göç yüzde 21,3 ile ilk sırada yer aldı. İkinci sırada yüzde 17,0 ile eğitim, üçüncü sırada yüzde 16,9 ile daha iyi konut ve yaşam koşulları yer aldı.

Türkiye’de 2023 yılında cinsiyete göre en önemli göç etme nedenleri incelendiğinde erkeklerde yüzde 15,6 ile daha iyi konut ve yaşam koşulları, kadınlarda ise yüzde 20,1 ile aile fertlerinden birine bağımlı göç olduğu görüldü. Göç etme nedeni eğitim olan göçlerde kadınların daha yüksek bir orana sahip olduğu görüldü.

Türkiye’de 2023 yılında, yaş gruplarına göre göç etme nedenleri incelendiğinde, 15-34 yaş grubunun en önemli göç nedeni eğitim oldu. Eğitimi sırasıyla iş bulmak, tayin, doğal afet ve daha iyi konut ve yaşam koşulları takip etti.

Paylaşın

Türkiye’de Geçici Koruma Statüsüne Sahip Kaç Suriyeli Var?

Ağustos ayı itibariyle, Türkiye’de geçici koruma statüsüne sahip 3 milyon 103 bin 606 Suriyeli var. Türkiye’de 2020 yılında 3 milyon 641 bin 370,  2021 yılında 3 milyon 535 bin 898, 2022 yılında 3 milyon 214 bin 780 geçici koruma statüsüne sahip Suriyeli vardı.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA), İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı’nın göç istatistiklerini baz alarak rapor yayımladı. Buna göre 2005-2024 yılları arasında Türkiye’de toplam 2 milyon 667 bin 379 düzensiz göçmen yakalandı. Türkiye genelinde 2024 yılının Ocak-Ağustos döneminde ise bu sayı 126 bin 766 oldu.  İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre en çok kaçak göçmen yakalanan yıl, 10 bin 482 ile 2023 yılı olarak kaydedildi.

2024 yılı Ocak-Ağustos ayları arasındaki dönemde yakalanan düzensiz göçmenlerin uyruklarına göre dağılımı incelendiğinde,  en çok 37 bin 452 ile Afganistan uyruklu düzensiz göçmenin yakalandığı görüldü. Afganistan uyruklu düzensiz göçmenleri 27 bin 112 ile Suriye uyruklu düzensiz göçmenler takip etti. Yakalanan Afganistan uyruklu düzensiz göçmenlerin sayısının 201 bin 437 ile en yüksek seviyeye 2019 yılında ulaştığı görüldü.

İstanbul’da 530 bin 217 Suriyeli yaşıyor

Ağustos 2024 tarihi itibariyle, Türkiye’de geçici koruma statüsüne sahip tam 3 milyon 103 bin 606 Suriyeli bulunuyor. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre, Türkiye’de 2020 yılında 3 milyon 641 bin 370,  2021 yılında 3 milyon 535 bin 898, 2022 yılında 3 milyon 214 bin 780, 2024 yılı 1 Ağustos itibariyle ise 3 milyon 103 bin 606 geçici koruma statüsüne sahip Suriyeli bulunduğu görüldü. 16 milyon 186 bin 141 kişinin yaşadığı İstanbul’da 530 bin 217 Suriyeli yaşıyor.

İstanbul’u 430 bin 176 ile Gaziantep’in takip ettiği görüldü. Kayıtlı Suriyeli nüfusunun İstanbul’da yaşayan toplam kişi sayısına oranı ise yüzde 3,28. Türkiye’de geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin 1 milyon 613 bin 657’si erkeklerden, 1 milyon 489 bin 949’u ise kadınlardan oluşuyor.

Ağustos 2024 tarihi itibariyle 1 milyon 109 bin 25 kişinin kamet izni ile Türkiye’de bulunduğu görüldü. İkamet izni ile Türkiye’de bulunan yabancıların illere göre dağılımında İstanbul 540 bin 969 ile ilk sırada yer aldı. İstanbul’u 127 bin 683 ile Antalya takip etti.  Ağustos 2024 itibariyle, ikamet izni ile Türkiye’de bulunan yabancılar arasında en fazla sayıya sahip olan uyruğun 112 bin 43 ile Türkmenistan. Bu grubu, 94 bin 44 ile Rusya uyruklu yabancılar takip etti.

Ağustos 2024 itibariyle, Türkiye’de kısa dönem ikamet izni ile bulunan yabancılar arasında en fazla sayıya sahip olanların 68 bin 520 kişi ile Irak uyruklu yabancılar olduğu görüldü. Ağustos 2024 itibariyle, Türkiye’de öğrenci ikamet izni ile bulunan yabancılar arasında en fazla sayıya sahip olanlar 21 bin 249 kişi ile İran uyruklu yabancılar. Ağustos 2024 itibariyle, Türkiye’de aile ikamet izni ile bulunan yabancılar arasında en fazla sayıya sahip olanların 14 bin 228 kişi ile Rusya uyruklu yabancılar olduğu görüldü.

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre, 2023 yılında 19 bin 17 uluslararası koruma başvuru yapıldı.  Uluslararası koruma başvurusunun en yüksek olduğu yılın 114 bin 537 ile 2018 yılı olduğu görüldü. 2023 yılında uluslararası koruma başvurusunda bulunanların ilk sırasında da Afganistan uyrukluların olduğu görüldü. İkinci sırada Irak uyrukluların, üçüncü sırada ise İran uyrukluların olduğu belirlendi.

Paylaşın