İsrail Başbakanı Netanyahu: Her Hamas Savaşçısı “Ölü Bir Adam”

Muhalefetteki Ulusal Birlik Partisi lideri Benny Gantz ile “acil durum hükümeti ve savaş kabinesi” kuran İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, yeni acil durum hükümetinin ilk toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.

Başbakanı Binyamin Netanyahu, her Hamas savaşçısının “ölü bir adam” olduğunu söyledi. Benny  Gantz ise, “savaş zamanında” olunduğunu ve yeni kurulan hükümetin “Hamas denen şeyi yeryüzünden silmeye” hazır olduğunu söyledi.

Hamas’ın başlattığı Aksa Tufanı operasyonunun ardından başlayan İsrail – Filistin savaşı altıncı gününde, her iki tarafın can kayıpları da artıyor. Şu ana kadar İsrail’de en az 1300 kişi, Gazze’de ise en az 900 kişi yaşamını yitirdi.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik bombardımanı devam ederken bölgedeki Filistinlilerin durumunun da giderek daha da kötüleştiğine dikkat çekiliyor. İsrail saldırılarının derhal durdurulmasını talep eden Arap Birliği’ne üye ülkeler, saldırıların insani açıdan “felakete” yol açacak sonuçları ve çatışmaların daha da artmasıyla bölgede oluşabilecek güvenlik riskleri konusunda uyarıda bulundu.

Hamas’a yönelik hava bombardımanını sürdüren İsrail’in Gazze Şeridi’ne bir kara harekatı hazırlığı içinde olduğu tahmin ediliyor. İsrail’in kara harekatı için 300 bin askerle hazırlık yaptığı belirtiliyor.

İsrail ordusu sözcüsü Yarbay Jonathan Conricus, savaş uçaklarının Hamas militanları tarafından yer altında kurulan tünelleri hedef aldığını aktardı. Conricus, “Hamas, 20 yıl önce Gazze’deki ve Gazze’ye giden yeraltı tünellerinin kontrolünü ele geçirmek için bir ağ kurdu; bu ağ Han Yunus ve Refah’a kadar uzanıyor” dedi.

Conricus’a göre Gazze’yi iki tabaka olarak düşünmek gerekiyor; biri sivillerin yaşadığı yer üstü diğeri de Hamas militanlarının inşa ettiği yeraltı tünelleri. Conricus, yeraltındaki katmanın hedef alındığını açıkladı.

Bir kara harekatı olasılığı artarken ABD’nin de İsrail ve Mısır hükümetleriyle, Mısır’ın Gazze Şeridi’ne kapalı tuttuğu sınırı sivillerin geçişine açması yönünde görüşmeler yürüttüğü bildirildi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in da bugün İsrail’e hareket ettiği ve Başbakan Benyamin Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile görüşeceği belirtildi.

Gazze Şeridi kuşatma altında

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) Perşembe günü yaptığı açıklamada rehinelerin serbest bırakılması için Hamas ile temas halinde olduğunu bildirdi. Resmi bir kaynağa göre Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Hamas’la müzakerelere başladı.

2007’den bu yana 2,3 milyon Filistinlinin kara, hava ve deniz ablukası altında yaşadığı yoksul ve sıkışık bir bölge olan Gazze Şeridi, İsrail tarafından su, elektrik ve gıda kaynakları kesilerek kuşatma altına alınmış durumda. Bölgenin tek elektrik santrali de yakıt yokluğu nedeniyle durmuş durumda.

BM: Gazze’de 338 bin kişi yerinden edildi

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UNOCHA), Gazze’de durumun çok tehlikeli olduğunu belirterek, insani ateşkes çağrısında bulundu.

UNOCHA Gazze Sorumlusu Hamade el-Beyari, ofisin resmi internet sayfasından yaptığı açıklamada, “Bu aşamada birinci dereceden yapılması gereken, ateşkes ya da insani ateşkes. Böylece, yardım çalışanları, durumları değerlendirme imkanı bulabilir. Biz, şu ana dek sahada, durumları değerlendirecek güvenli bir ortam bulamadık” ifadelerini kullandı.

“Gazze Şeridi’nde durumun gerçekten tehlikeli olduğu belli, zorlayıcı şartlar hiç olmadığı kadar ağır olabilir” diyen Beyari, bu şartlarda insani yardımların sunulmasının da tehlikelerle çevrili olduğuna işaret etti.

Öte yandan Birleşmiş Milletler adına bir araya gelen bağımsız raportörler, Hamas baskını sonrası Gazze’ye yönelik başlatılan harekatı “toplu cezalandırma” olarak tanımladı.

Rapora ilişkin yapılan açıklamada Gazze’deki sivil halk için, “16 yıldır yasa dışı şekilde ablukada yaşıyorlar ve bu süre içinde 5 büyük savaş yaşadılar. ” İfadeleri kullanılıyor.

Açıklama şöyle devam ediyor: “Bu toplu cezalandırma anlamına geliyor. Ama Hamas ama İsrail güçleri tarafından yapılsın, ayrım yapılmaksızın sivil halkın hedef alınması meşrulaştırılamaz. Bu uluslararası yasalarla yasaklanmıştır ve bunun gerçekleşmesi savaş suçu anlamına gelir”

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı; Birleşmiş Milletler’den İnsani Ateşkes Çağrısı

Çatışmaların giderek şiddetlendiği İsrail – Filistin savaşı altıncı gününe girerken, Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UNOCHA), Gazze’de durumun çok tehlikeli olduğunu belirterek, insani ateşkes çağrısında bulundu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; UNOCHA Gazze Sorumlusu Hamade el-Beyari, ofisin resmi internet sayfasından yaptığı açıklamada, “Bu aşamada birinci dereceden yapılması gereken, ateşkes ya da insani ateşkes. Böylece, yardım çalışanları, durumları değerlendirme imkanı bulabilir. Biz, şu ana dek sahada, durumları değerlendirecek güvenli bir ortam bulamadık” ifadelerini kullandı.

“Gazze Şeridi’nde durumun gerçekten tehlikeli olduğu belli, zorlayıcı şartlar hiç olmadığı kadar ağır olabilir” diyen Beyari, bu şartlarda insani yardımların sunulmasının da tehlikelerle çevrili olduğuna işaret etti.

Beyari kentteki insani duruma ilişkin, şunları aktardı: Tek elektrik santrali yakıt olmadığı için çalışmasını durdurmak zorunda kaldı. Bu da Gazzelileri sağlık ve su hizmeti almak konusunda olumsuz etkileyecek. Kaynak sıkıntısı var, dış dünya ile Gazze arasındaki geçiş kapıları tamamen kapalı, kentte tedarik zinciri kopuk.

Ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UNOCHA), devam eden İsrail bombardımanları nedeniyle Gazze’de yerinden edilenlerin sayısının 338 bin kişiyi geçtiğini duyurdu.

BM Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, İsrail-Filistin çatışmasının başlamasından bu yana 338 binden fazla Filistinlinin evlerinden ayrılmak zorunda kaldığı kaydedildi.

BM Genel Sekreteri daha önce yapmış olduğu açıklamada, 280 bin Filistinlinin Gazze’deki BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansına (UNRWA) bağlı tesislerde barındığını aktarmıştı. Ajansa bağlı bazı merkezlerin de sığınanları karşılamaya uygun olmadığını belirtildi.

ABD Başkanı Biden’den Netanyahu’ya “savaş kurallarına” uyma çağrısı

ABDBaşkanı Joe Biden, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, İsrail’e savaş kurallarına göre hareket etmesi yönünde mesaj verdi ve “Savaşın kuralları vardır” diye hatırlattı. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun takma ismini kullanan Biden’in, “Bibi’yi 40 yıldır tanıyorum” sözleri de dikkat çekti.

ABD Başkanı, İsrail Başbakanı ile dün yaptığı telefon görüşmesinde İsrail ve ABD gibi demokratik ülkelerin hukuk devleti ilkelerine göre hareket etmesinin onları güçlü ve güvenli kıldığını söylediğini vurguladı. Biden, Hamas tarafından kaçırılan ABD vatandaşlarının güvenli şekilde ülkelerine geri getirilmesi için ellerinden geleni yapacaklarını da kaydetti.

Beyaz Saray’da Yahudi cemaatlerini kabul eden Biden, yaptığı konuşmada İranı da uyardı. Tahran’a dikkat olması için açık ve net bir uyarı mesajı verildiğini söyledi.

Trump’tan Binyamin Netanyahu’ya eleştiri

Eski ABD Başkanı Donald Trump, İranlı General Kasım Süleymani’nin ölümüyle sonuçlanan suikastına katılmadığı için İsrail’i sert bir dille eleştirdi. Trump ayrıca, Hamas saldırılarının ardından İsrail’in “kendine çeki düzen vermesi” gerektiğini söyledi.

“Bibi Netanyahu’nun bizi hayal kırıklığına uğrattığını asla unutmayacağım.”diyen Trump, “Bu çok korkunç bir şeydi, bunu söyleyebilirim. Potansiyel olarak çok büyük bir güçle savaşıyorlar. İran’la savaşıyorlar ve yanlış şeyler söyleyen insanlar olduğunda, bu insanlar tarafından her şey sindiriliyor.”

Trump ayrıca, Netanyahu hükümetinin Hamas saldırısına hazırlıksız yakalandığını söyledi ve Netanyahu’nun siyasi duruşunun saldırı nedeniyle ‘büyük yara aldığı’ görüşünü dile getirdi.

İsrail bombardımanı sürüyor

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik bombardımanı devam ederken bölgedeki Filistinlilerin durumunun da giderek daha da kötüleştiğine dikkat çekiliyor. İsrail saldırılarının derhal durdurulmasını talep eden Arap Birliği’ne üye ülkeler, saldırıların insani açıdan “felakete” yol açacak sonuçları ve çatışmaların daha da artmasıyla bölgede oluşabilecek güvenlik riskleri konusunda uyarıda bulundu.

Hamas’a yönelik hava bombardımanını sürdüren İsrail’in Gazze Şeridi’ne bir kara harekatı hazırlığı içinde olduğu tahmin ediliyor. İsrail’in kara harekatı için 300 bin askerle hazırlık yaptığı belirtiliyor.

Bir kara harekatı olasılığı artarken ABD’nin de İsrail ve Mısır hükümetleriyle, Mısır’ın Gazze Şeridi’ne kapalı tuttuğu sınırı sivillerin geçişine açması yönünde görüşmeler yürüttüğü bildirildi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in da bugün İsrail’e hareket ettiği ve Başbakan Benyamin Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile görüşeceği belirtildi.

Paylaşın

ABD’den İsrail’e “Savaş Kurallarına” Uyma Çağrısı

Can kayıplarının binlerle ifade edildiği İsrail – Filistin savaşı altıncı gününe girerken, ABD Başkanı Joe Biden, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, İsrail’e savaş kurallarına göre hareket etmesi yönünde mesaj verdi ve “Savaşın kuralları vardır” diye hatırlattı.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun takma ismini kullanan Biden’in, “Bibi’yi 40 yıldır tanıyorum” sözleri de dikkat çekti. Biden, İsrail Başbakanı ile dün yaptığı telefon görüşmesinde İsrail ve ABD gibi demokratik ülkelerin hukuk devleti ilkelerine göre hareket etmesinin onları güçlü ve güvenli kıldığını söylediğini vurguladı.

ABD Başkanı Biden, Hamas tarafından kaçırılan ABD vatandaşlarının güvenli şekilde ülkelerine geri getirilmesi için ellerinden geleni yapacaklarını da kaydetti. Beyaz Saray’da Yahudi cemaatlerini kabul eden Biden, yaptığı konuşmada İranı da uyardı. Tahran’a dikkat olması için açık ve net bir uyarı mesajı verildiğini söyledi.

Trump’tan Binyamin Netanyahu’ya eleştiri

Öte yandan eski ABD Başkanı Donald Trump, İranlı General Kasım Süleymani’nin ölümüyle sonuçlanan suikastına katılmadığı için İsrail’i sert bir dille eleştirdi. Trump ayrıca, Hamas saldırılarının ardından İsrail’in “kendine çeki düzen vermesi” gerektiğini söyledi.

“Bibi Netanyahu’nun bizi hayal kırıklığına uğrattığını asla unutmayacağım.”diyen Trump, “Bu çok korkunç bir şeydi, bunu söyleyebilirim. Potansiyel olarak çok büyük bir güçle savaşıyorlar. İran’la savaşıyorlar ve yanlış şeyler söyleyen insanlar olduğunda, bu insanlar tarafından her şey sindiriliyor.”

Trump ayrıca, Netanyahu hükümetinin Hamas saldırısına hazırlıksız yakalandığını söyledi ve Netanyahu’nun siyasi duruşunun saldırı nedeniyle ‘büyük yara aldığı’ görüşünü dile getirdi.

BM: Gazze’de 338 bin kişi yerinden edildi

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UNOCHA), Gazze’de durumun çok tehlikeli olduğunu belirterek, insani ateşkes çağrısında bulundu.

UNOCHA Gazze Sorumlusu Hamade el-Beyari, ofisin resmi internet sayfasından yaptığı açıklamada, “Bu aşamada birinci dereceden yapılması gereken, ateşkes ya da insani ateşkes. Böylece, yardım çalışanları, durumları değerlendirme imkanı bulabilir. Biz, şu ana dek sahada, durumları değerlendirecek güvenli bir ortam bulamadık” ifadelerini kullandı.

“Gazze Şeridi’nde durumun gerçekten tehlikeli olduğu belli, zorlayıcı şartlar hiç olmadığı kadar ağır olabilir” diyen Beyari, bu şartlarda insani yardımların sunulmasının da tehlikelerle çevrili olduğuna işaret etti.

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşında Altıncı Gün: İki Taraftan Can Kayıpları Artıyor

Hamas’ın başlattığı Aksa Tufanı operasyonunun ardından başlayan İsrail – Filistin savaşı altıncı gününe girerken, her iki tarafın can kayıpları da artıyor. Şu ana kadar İsrail’de en az 1300 kişi, Gazze’de ise en az 900 kişi yaşamını yitirdi.

İsrail, gece boyunca Gazze Şeridi’nin batısındaki Eş-Şati Mülteci Kampı ve kuzeydeki Cibaliya bölgelerini bombalaması sonucu çok sayıda ölü ve yaralı olduğu belirtildi. Ölü ve yaralılara ilişkin henüz resmi açıklama yapılmadı.

İsrail Sağlık Bakanı Moshe Arbel, İsrail’e saldırı düzenlerken yaralı halde ele geçirilen Filistinlilerin tedavisinin yapılmayacağını bildirdi. Sağlık Bakanı Arbel, dün Başbakan Binyamin Netanyahu’ya yazdığı mektubunda, saldırılarda yaralanan Hamaslıların devlet hastanelerinde tedavilerinin durdurulması emrini verdiğini açıkladı.

Yarbay Richard Hecht, gazetecilere yaptığı açıklamada, İsrail hükümetinin “karar verilmesi halinde bir kara harekatına hazır olduklarını” söyledi. İsrail ordusu saldırı sonrası 360 bin yedek askeri göreve çağırdı. Hamas’ın hafta sonu gerçekleştirdiği geniş çaplı saldırıdan bu yana Gazze’ye yoğun hava saldırıları devam ediyor.

İsrail, Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın saldırıya geçtiği 7 Ekim sabahından bu yana öldürülen askerlerinin sayısının 220 olduğunu açıkladı.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, öldürülen 31 askerin daha kimliğinin açıklanmasına izin verildiği ve askerlerin ailelerinin bilgilendirildiği belirtildi. Açıklamada, Lübnan sınırındaki çatışmalarda hayatını kaybeden iki subay ve bir askerle birlikte 7 Ekim’den bu yana öldürülen İsrail askerlerinin sayısının 220’ye yükseldiği kaydedildi.

ABD Başkanı Biden’den Netanyahu’ya “savaş kurallarına” uyma çağrısı

ABDBaşkanı Joe Biden, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, İsrail’e savaş kurallarına göre hareket etmesi yönünde mesaj verdi ve “Savaşın kuralları vardır” diye hatırlattı. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun takma ismini kullanan Biden’in, “Bibi’yi 40 yıldır tanıyorum” sözleri de dikkat çekti.

ABD Başkanı, İsrail Başbakanı ile dün yaptığı telefon görüşmesinde İsrail ve ABD gibi demokratik ülkelerin hukuk devleti ilkelerine göre hareket etmesinin onları güçlü ve güvenli kıldığını söylediğini vurguladı. Biden, Hamas tarafından kaçırılan ABD vatandaşlarının güvenli şekilde ülkelerine geri getirilmesi için ellerinden geleni yapacaklarını da kaydetti.

Beyaz Saray’da Yahudi cemaatlerini kabul eden Biden, yaptığı konuşmada İranı da uyardı. Tahran’a dikkat olması için açık ve net bir uyarı mesajı verildiğini söyledi.

BM: Gazze’de 338 bin kişi yerinden edildi

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UNOCHA), Gazze’de durumun çok tehlikeli olduğunu belirterek, insani ateşkes çağrısında bulundu.

UNOCHA Gazze Sorumlusu Hamade el-Beyari, ofisin resmi internet sayfasından yaptığı açıklamada, “Bu aşamada birinci dereceden yapılması gereken, ateşkes ya da insani ateşkes. Böylece, yardım çalışanları, durumları değerlendirme imkanı bulabilir. Biz, şu ana dek sahada, durumları değerlendirecek güvenli bir ortam bulamadık” ifadelerini kullandı.

“Gazze Şeridi’nde durumun gerçekten tehlikeli olduğu belli, zorlayıcı şartlar hiç olmadığı kadar ağır olabilir” diyen Beyari, bu şartlarda insani yardımların sunulmasının da tehlikelerle çevrili olduğuna işaret etti.

İsrail bombardımanı sürüyor

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik bombardımanı devam ederken bölgedeki Filistinlilerin durumunun da giderek daha da kötüleştiğine dikkat çekiliyor. İsrail saldırılarının derhal durdurulmasını talep eden Arap Birliği’ne üye ülkeler, saldırıların insani açıdan “felakete” yol açacak sonuçları ve çatışmaların daha da artmasıyla bölgede oluşabilecek güvenlik riskleri konusunda uyarıda bulundu.

Hamas’a yönelik hava bombardımanını sürdüren İsrail’in Gazze Şeridi’ne bir kara harekatı hazırlığı içinde olduğu tahmin ediliyor. İsrail’in kara harekatı için 300 bin askerle hazırlık yaptığı belirtiliyor.

Bir kara harekatı olasılığı artarken ABD’nin de İsrail ve Mısır hükümetleriyle, Mısır’ın Gazze Şeridi’ne kapalı tuttuğu sınırı sivillerin geçişine açması yönünde görüşmeler yürüttüğü bildirildi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in da bugün İsrail’e hareket ettiği ve Başbakan Benyamin Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile görüşeceği belirtildi.

Paylaşın

İsrail’de “Acil Durum Hükümeti Ve Savaş Kabinesi” Kuruluyor

İsrail’de 7 Ekim’deki Hamas saldırılarının ardından Gazze’ye yönelik bombardıman devam ederken Başbakan Benyamin Netanyahu ile muhalefetteki Ulusal Birlik Partisi lideri Benny Gantz arasında gerçekleşen görüşme sonrasında ortak açıklama yapıldı.

Açıklamada, “İki liderin bir acil durum hükümeti ve savaş kabinesi oluşturma konusunda anlaştığı” bildirildi. Ortak açıklamaya göre ülkede 5 üyeli bir savaş kabinesi kurulacak. Kabinede Netanyahu, Gantz ve görevdeki Savunma Bakanı Yoav Gallant ile iki üst düzey görevli gözlemci olarak yer alacak.

Gantz’ın partisinden eskiden genelkurmay başkanlığı görevinde bulunmuş olan Gadi Eisenkot ile Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer’in de kabinede gözlemci olarak yer alacakları bildirildi.

Belgede hükümetin, çatışmalar sürdüğü sürece savaşla ilgili olmayan herhangi bir karar almayacağı belirtildi. Netanyahu koalisyon hükümetinde yer alan aşırı sağ ve Ultra Ortodoks partilerin ise görevlerini yapmaya devam edeceği ve diğer konularla ilgileneceği kaydedildi.

Hamas’ın 7 Ekim’de düzenlediği saldırının ardından İsrail’de acil birlik hükümeti kurulması için çalışmalar hızlanmıştı.

Ana muhalefet lideri Yair Lapid’in ise Netanyahu’nun çağrısına rağmen “acil durum” hükümetine katılmaması dikkat çekti. Ancak Netanyahu ile Gantz’ın ortak yazılı açıklamasında, savaş kabinesinde Lapid’in yerinin hazır olduğuna vurgu yapıldı.

Netanyahu’nun ülke içinde tartışmalara yol açan aşırı sağcı ve aşırı dinci koalisyon ortaklarının da hükümette yer almaya devam edeceği belirtildi. Başbakan Neyanyahu, ülke içinde yoğun protestolar ve kutuplaşmaya yol açan yargı reformu planını ise rafa kaldırdığını açıkladı.

Netanyahu-Gantz ortak açıklamasında bu konuya, “Savaş sırasında, savaşla ilgisi bulunmayan yasa tasarıları ya da hükümete ait teklifler gündeme alınmaz” ifadesiyle yer verildi.

ABD’den açıklama

Beyaz Saray, Gazze’de yaşayan Filistinli siviller için insani yardımın önemli olduğunu belirterek, yardımların devam etmesi gerektiğini, güvenli geçiş koridorunun açılması konusunda da İsrail ve Mısır’la görüştüklerini bildirdi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, günlük basın toplantısında soruları yanıtladı. İsrail-Filistin çatışmasında 22 ABD’linin hayatını kaybettiğini belirten Kirby, 17 ABD’linin de kayıp olduğunu kaydetti. Kirby, bu sayıların artmaya devam edebileceği ihtimaline işaret etti.

Kirby, şu anda rehinelerin kurtarılmasına yönelik herhangi bir operasyonel karar almadıklarını söyledi. Gazze’deki siviller için güvenli geçiş koridoru açılması hususunda İsrail ve Mısır’la aktif olarak görüştüklerini belirten Kirby, “Hamas’ın yaptıklarından siviller sorumlu değil. Onlar yanlış bir şey yapmadılar.” şeklinde konuştu.

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, İsrail’e giden uçağa binerken yaptığı açıklamada “İsrail’in kendisini savunmak için ihtiyaç duyduğu her şeyi aldığından emin olmaya kararlıyız… bu durumdan yararlanmaya çalışan herhangi bir tarafa yönelik çok güçlü mesajımızı bir kez daha teyit ediyoruz. Hamas Saldırılarında öldürülen ABDli sayısı artabilir.” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) istihbarat raporlarına göre, Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırı İran’ın önde gelen liderler için de ‘sürpriz’ oldu. Hamas’ın düzenlediği saldırıya ilişkin hazırlanan ilk ilk istihbarat raporlarına aşina bir kaynak, İsrail’e yönelik beklenmedik saldırının İranlı liderleri de şaşırttığını söyledi.

Aynı kaynak, normalde İranlı liderlerin böyle bir operasyondan haberdar olması gerektiğini öne sürdü. Beyaz Saray, istihbarat raporuna ilişkin sorulan sorularla ilgili yorum yapmadı.

Beyaz Saray ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan Salı günü yaptığı açıklamada, ABD’nin saldırıda İran’ın bir bağlantısı olduğuna dair teyidi olmadığını söylemişti.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, “Hamas kasıtlı olarak sivilleri hedef aldı, sadece Yahudi oldukları için sivilleri öldürdü” dedi.

BM’den yardım çağrısı

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres de New York’taki BM binasında yaptığı açıklamada “Yakıt, gıda ve su dahil hayati önem taşıyan malzemelerin Gazze’ye girmesine izin verilmeli. Şu anda hızlı ve engelsiz insani erişime ihtiyacımız var.” dedi.

Arap Birliği toplandı

Arap Birliği, İsrail abluka altındaki Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını ele almak üzere Mısır’ın başkenti Kahire’de dışişleri bakanları düzeyinde olağan dışı toplandı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Arap Birliği Genel Sekreteri Ebu Gayt, “Gazze’deki Filistinliler derhal durdurulması ve kınanması gereken bir katliama maruz kalıyor.” dedi. Ebu Gayt, Gazze’deki Filistinlilerle dayanışma içinde olduklarını vurguladı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının kınandığı toplantının ardından sonuç bildirgesi yayınlanması bekleniyor.

DSÖ: Siviller hedef olmamalı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, İsrail ile Hamas arasındaki savaşta sivillerin ve insani yardım çalışanlarının hedef olmaması ve her zaman korunmaları gerektiğini belirtti.

Ghebreyesus, BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansından (UNRWA) 9 meslektaşının Gazze’de öldüğünü büyük bir üzüntüyle öğrendiğini söyledi. Uluslararası Kızılhaç Kızılay Dernekleri Federasyonu’ndan (IFRC) yapılan yazılı açıklamada ise 5 IFRC ağı üyesinin İsrail ve Gazze Şeridi’ndeki savaşta öldürüldüğü bildirildi.

Mısır,  insani yardım için ABD ile temas halinde

Mısır’ın Gazze’ye insani yardım yapılmasına izin verecek kısıtlı ateşkes için Amerika Birleşik Devletleri ve başka ülkelerle temas halinde olduğu belirtildi. İsimlerinin açıklanmasını istemeyen iki Mısırlı kaynak, abluka altına alınan Gazze’ye insani yardım ulaştırılması için Kahire yönetiminin başta ABD olmak üzere diğer ülkelerle birlikte çalıştığını söyledi.

Refah sınır kapısından Gazze’ye insani yardım yapılabilmesi için sınırlı bir ateşkes ilan edilmesi gerektiği kaydedildi. Gazze’ye uygulanan abluka nedeniyle yakıt eksikliği sonrası elektrikler tamamen kesildi.

Paylaşın

ABD: Mısır, İsrail’i Hamas Saldırısı Konusunda Üç Gün Önce Uyardı

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları’nın başlattığı çatışmalar giderek şiddetlenirken, Mısır’ın İsrail’i böyle bir saldırı olabileceği konusunda üç gün önce ikaz ettiği dile getirildi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Michael McCaul, “Mısır’ın (saldırıdan) üç gün önce İsrail’i uyardığını biliyoruz. Çok fazla ayrıntılara girmek istemiyorum ama bir uyarı yapıldı. Ancak hangi seviyede yapıldı? Sorulması gereken sorunun bu olduğunu düşünüyorum” dedi.

Cumhuriyetçi McCaul, Hamas’ın söz konusu saldırıyı uzun süredir, belki de bir yıldır planladığını dile getirdi. Michael McCaul açıklamasını, “Bunu nasıl gözden kaçırdık, tam emin değilim. İsrail nasıl gözden kaçırdı, emin değilim” sözleri ile tamamladı.

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları, geçen Cumartesi günü önce binlerce roketle İsrail’e saldırmış, sonra da yüzlerce militan sınırı geçerek İsrail topraklarına girmişti.

Hamas’ın bu saldırısına ilk olarak havadan Gazze’yi bombalayarak yanıt veren İsrail ordusu, sınır hattında da kara kuvvetleri ile Hamas militanlarına karşı çatışmaya girmişti. Her iki tarafta şu ana dek süregelen çatışmalarda binlerce kişi yaşamını yitirdi.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri harekatı giderek şiddetlenirken gelişmeler ve açıklamalar yaşananların boyutlarını ortaya koymaya devam ediyor.

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Tel Aviv’e çağrı yaptı ve İsrail’in orantılı hareket etmesini ve sivillerin yaşamını öncelemesini istedi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ise Gazze’ye yapılan insani yardımların devam etmesi gerektiği çağrısını yapıyor. BM Gazze’de yaşayan 260 bin kişinin evlerini terk ettiğini açıkladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve muhalefet lideri Benny Gantz, ‘olağan üstü hal hükümeti’ kurma konusunda anlaşmaya vardı. Buna göre Netanyahu, Gantz ve ülkenin savunma bakanından oluşan bir “savaş kabinesi” de kurulacak.

Karar, savaş döneminde “savaşın gidişatını ilgilendirmeyen hiçbir yasa tasarısı veya hükümet kararının desteklenmeyeceği” ve tüm üst düzey atamaların savaş döneminde otomatik olarak uzatılacağı anlamına geliyor.

Enkaz kaldırma ekipleri yetersiz

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü, İsrail bombardımanı sonucunda yıkılan evlerin çokluğundan dolayı ekiplerinin yetersiz kaldığını duyurdu.

Müdürlükten yapılan yazılı açıklamada, Gazze’de birçok bölgede yoğun hava saldırıları sebebiyle çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu belirtildi.

Yoğun bombardıman ve yıkılan evlerin çokluğundan dolayı sivil savunma ekiplerinin yetersiz kaldığı ve ellerinde yeterli ekipmanın olmadığı ifade edilen açıklamada, yıkılan evlerin enkazına acil müdahale edilemediği için ölü sayısının artma ihtimali olduğuna dikkat çekildi.

Gazze Şeridi’nden İsrail’e Aksa Tufanı saldırısının başladığı 7 Ekim’den bu yana, kentin tüm noktaları İsrail savaş uçakları tarafından yoğun bir şekilde bombalanmaya devam ediyor.

“Direnişin İsrailli esirleri öldürmesi, onlara işkence yapması mümkün değildir”

Hamas Hareketi yöneticilerinden Talal Nassar, savaş şartlarından dolayı ele geçirilen İsrailli esirlere işkence yapıldığı ya da öldürüldüğüne ilişkin iddiaları yalanladı.

Katar merkezli Al-Jazeera televizyon kanalına konuşan Nassar, Hamas Hareketi’nin İsrail’e yönelik başlattığı Aksa Tufanı saldırısına ilişkin açıklamalar yaptı. Nassar esirlere ilişkin öldürüldüğü ya da işkence yapıldığı iddialarını yalanlayarak şunları söyledi:

Direnişin İsrailli esirleri öldürmesi, onlara işkence yapması mümkün değildir. Eli kanlı ve gerçek suçlular, gerçekleri çarpıtan işgalcilerdir. Direniş güçleri, esirlere tüm insani şekliyle muamele ediyor.

Paylaşın

Filistin’e Destek Açıklaması Yapan Solcu Partiye “Terörü Övme” Soruşturması

Filistinlilere ve “direnmek için seçtikleri mücadele yöntemlerine” destek veren Yeni Anti-Kapitalist Parti (NPA) hakkında “terörü övme” soruşturması başlatıldı. Fransa İçişleri Bakanı Darmanin, kararı bir televizyon programında açıkladı.

Yeni Anti-Kapitalist Parti (NPA), İsrail yönetiminin işgal karşıtlarını “sonsuz bir döngüde yok etme” stratejisi izlediğini vurgulayarak, “Saldırı bu kez direniş tarafından geldi” ifadelerini kullanmıştı.

Sadece Fransa’da değil tüm Avrupa’daki sol partiler, Hamas’ın saldırılarının ardından Filistin sorununun yeni başlamadığını ve İsrail’in yıllar süren politikalarının gelinen noktada önemli bir rol oynadığını savunan açıklamalar yaptı.

Fransa’da Filistin’e destek açıklaması yapan solcu Yeni Anti-Kapitalist Parti (NPA) hakkında “terörü övme” soruşturması başlatıldı. NPA hakkında başlatılan soruşturmayı Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, katıldığı bir televizyon programında açıkladı.

NPA’nın açıklamasında Filistinlilere ve “direnmek için seçtikleri mücadele yöntemlerine” destek vurgusu yapılmıştı. Parti, İsrail yönetiminin işgal karşıtlarını “sonsuz bir döngüde yok etme” stratejisi izlediğini vurgulayarak, “Saldırı bu kez direniş tarafından geldi” ifadelerini kullanmıştı.

Fransa İçişleri Bakanı Darmanin konuyla ilgili, “Bazı gruplardan, örgütlerden ve bazen siyasi partilerden nefret, ‘intifada’ ve terörü öven alçak açıklamalar duyuyoruz” ifadelerini kullanırken, belirli bir örnek vermekten kaçındı.

Darmanin, Fransa siyasetindeki bir diğer sol parti olan Boyun Eğmeyen Fransa’nın anti-semitik olup olmadığının sorulması üzerine “Aksini göstermediler” diye konuştu.

Boyun Eğmeyen Fransa lideri Jean-Luc Mélenchon saldırıların ardından yapıtığı açıklamada, “İsrail ve Gazze’de yaşanan şiddet sadece bir şeyi kanıtlıyor: Şiddet yalnızca kendini besler” ifadelerini kullanmıştı. Mélenchon’un açıklamasında Hamas’ı kınamaması diğer partiler tarafından eleştirilmişti.

Avrupa solundan Filistin’e destek

Sadece Fransa’da değil tüm Avrupa’daki sol partiler, Hamas’ın saldırılarının ardından Filistin sorununun yeni başlamadığını ve İsrail’in yıllar süren politikalarının gelinen noktada önemli bir rol oynadığını savunan açıklamalar yaptı.

İspanyol solundan Podemos konuyla ilgili açıklamasında, “İsrail ve Filistin’deki şiddet ve ölümler, işgal ve apertheidin bir meyvesidir. Çatışmalara son vermenin tek yolu İsrail’in dokunulmazlığını sonlandırmak ve Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkına saygı duymaktır” ifadelerine yer verildi.

İspanyol solunun seçim ittifakı Sumar’dan yapılan açıklamadaysa, “Hamas da olsa İsrail de olsa sivillere saldırmak Cenevre anlaşmalarının ihlalidir” dendi.

Yunanistan’ın solcu eski maliye bakanı Yanis Varoufakis, Gazze’yi “dünyanın en büyük açık hava hapishanesi”, İsrail’iyse “apartheid devleti” olarak tanımlarken, “İster Güney Afrika’da ister Filistin’de ister İsrail’de olsun apartheid her zaman şiddet yaratır. Çünkü vahşi ve insanlardan nefret eden bir sistemdir” yorumunu yaptı.

Yunanistan Komünist Partisi’nden yapılan açıklamadaysa Filistinlilerin uzun süredir devam eden işgalle mücadele hakkı olduğu vurgulandı.

Birleşik Krallık’ta geleneksel olarak Filistin davasına sempatiyle bakan İşçi Partisi’nin dün yapılan yıllık kongresinde parti lideri Keir Starmer İsrail’de yaşananları “terör saldırısı” olarak tanımladı.

Kuzey İrlanda’nın en büyük partisi Sinn Fein ise Filistin yanlısı paylaşımları nedeniyle eleştirilerin odağı haline geldi. Başkent Belfast’ta bir tepeye yazılan Filistin yanlısı mesajı paylaşan eski Sinn Fein lideri, “Dağ konuşuyor! Özgür Filistin” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Türkiye – İsrail Ticaret Hacmi Son 20 Senede Katlanarak Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) genel ticaret sistemi verilerine göre 2022 yılında İsrail Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı 10. ülke konumunda. Türkiye en çok ihracatı Almanya’ya yaparken (21,1 milyar dolar), İsrail’e ihracat bunun üçte biri seviyesinde.

Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı ülkeler içinde ise İsrail 29. sırada bulunuyor. İki ülke arasındaki ticaret hacminin açık şekilde Türkiye lehine olmasından dolayı bu sonuç sürpriz değil. Türkiye en çok ithalatı ise Rusya, Çin ve Almanya’dan gerçekleştiriyor.

Türkiye-İsrail ticaret hacmi son 20 senede katlanarak arttı ancak aynı dönemde Türkiye’nin toplam ihracat ve ithalatı da benzer bir artış gösterdi. Bu yüzden Türkiye’nin toplam ihracat ve ithalatında İsrail’in payındaki değişime bakmak daha anlamlı bir veri.

Özel ticaret sistemi verilerine göre 2002 yılında Türkiye’nin ihracatında İsrail’in payı yüzde 2,39 iken bu oran 2022’de yüzde 2,87’ye yükseldi. İthalatta ise İsrail’in payı aynı dönemde yüzde 1,06’dan yüzde 0,63’e geriledi.

Türkiye-İsrail ilişkilerine bakıldığında, resmi veriler iki ülke arasında dönem dönem yaşanan ihtilafların ticari ilişkilere olumsuz tesir etmediğini gösteriyor. AK Parti iktidarında Türkiye-İsrail ticaret hacmi katlanarak arttı.

Son yıllarda Türkiye’nin İsrail’e ihracatındaki artış da dikkat çekiyor. 2002 yılında 1,41 milyar dolar olan ticaret hacmi 2022’de 8,91 milyar dolara kadar çıktı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eylül sonunda BM Genel Kurul çalışmaları için gittiği New York’ta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu kabul etmişti. Bu; iki lider arasında uzun bir aradan sonra yüz yüze ilk görüşme olmuştu. Erdoğan daha sonra Türk basınına yaptığı açıklamada İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ekim, kasım gibi Türkiye’yi ziyaret edebileceğini belirterek “Ondan sonra da biz iade-i ziyaretimizi yapacağız.” demişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve İsrail’in birçok alanda iş birliği yaptığını vurgulayarak “Yeni iş birliği alanlarının varlığı da bir gerçek… İsrail’in kaynaklarının Avrupa’ya taşınması konusunda arayışta olduğu da herkesin malumu. En akılcı rota ise Türkiye üzerinden bu kaynakların Avrupa’ya ulaştırılması.” yorumunu yapmıştı. Erdoğan’a göre iki ülke arasında sondaj çalışmaları noktasında da iş birliği fırsatları bulunuyor. Taraflar; rota, takvim ve sondaj alanları gibi ayrıntılar üzerinde müzakere ediyor.

Ticaret dengesi Türkiye lehine büyümeye devam ediyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) özel ticaret sistemi verilerine göre AK Parti iktidarının başladığı 2002 yılında Türkiye’nin İsrail’e ihracatı 861,4 milyon dolar; İsrail’den ithalatı ise 544,5 milyon dolar idi. 2022’de ihracat 6,74 milyar dolara yükselirken ithalat da 2,17 milyar dolara çıktı. Ticaret hacmi de 1,41 milyar dolardan 8,91 milyar dolara ulaştı. Buna göre ticaret hacmi son 20 senede yüzde 532 artış gösterdi.

2000-2022 arasında iki ülke arasındaki ticaret dengesi hep Türkiye’nin lehine oldu. Yani, ihracat hep ithalattan yüksek seyretti. 2014 yılında denge iyice daralırken son yıllarda Türkiye’nin ihracatı keskin şekilde yükseldi. Aynı dönemde ithalat daha stabil kaldığından ticaret dengesi Türkiye lehine büyümeye devam ediyor.

2010’daki Mavi Marmara krizinden sonra bile ticaret hacminin düşmemesi siyasi ihtilaflara rağmen ekonomik ilişkilerin güçlü olduğunu gösteriyor.

Peki, İsrail ile ticaret Türkiye için ne kadar önemli? TÜİK genel ticaret sistemi verilerine göre 2022 yılında İsrail Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı 10. ülke konumunda. Türkiye en çok ihracatı Almanya’ya yaparken (21,1 milyar dolar), İsrail’e ihracat bunun üçte biri seviyesinde.

Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı ülkeler içinde ise İsrail 29. sırada bulunuyor. İki ülke arasındaki ticaret hacminin açık şekilde Türkiye lehine olmasından dolayı bu sonuç sürpriz değil. Türkiye en çok ithalatı ise Rusya, Çin ve Almanya’dan gerçekleştiriyor.

Türkiye-İsrail ticaret hacmi son 20 senede katlanarak arttı ancak aynı dönemde Türkiye’nin toplam ihracat ve ithalatı da benzer bir artış gösterdi. Bu yüzden Türkiye’nin toplam ihracat ve ithalatında İsrail’in payındaki değişime bakmak daha anlamlı bir veri.

Özel ticaret sistemi verilerine göre 2002 yılında Türkiye’nin ihracatında İsrail’in payı yüzde 2,39 iken bu oran 2022’de yüzde 2,87’ye yükseldi. İthalatta ise İsrail’in payı aynı dönemde yüzde 1,06’dan yüzde 0,63’e geriledi.

Erdoğan “İsrail işgalci terör devletidir” demişti

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçmişte İsrail’i sert sözlerle defalarca eleştirmişti. Erdoğan 2017 yılında, “İsrail işgalci terör devletidir” ifadesini kullanmıştı. Erdoğan 2021 yılındaki konuşmasında da “Gücü çocuk ve kadınlara yeten terör devleti İsrail’in zalimlikleri karşısında öfkeliyiz” demişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İsrail – Filistin Savaşı: Erdoğan’dan Arabuluculuk Teklifi

Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail ile Hamas arasında yaşanan çatışmalarla ilgili, “Gazze’ye yönelik orantısız ve her türlü ahlaki temelden yoksun saldırıları, dünya kamuoyu nezdinde İsrail’i hiç beklemediği ve istenmeyen konuma itebilir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bir şehrin suyunu, elektriğini, giriş çıkışlarını kesip altyapısını çökerterek, camisinden kilisesine tüm ibadethanelerini, okullarını yıkarak insanların en temel insani ihtiyaçlarına erişmesini engelleyerek, içinde sivillerin yaşadığı binaları bombalarla yerle yeksan ederek, velhasıl her türlü utanç verici yöntemle yürütülen bir çatışma, savaş değil katliamdır” ifadelerini kullandı.

“Sivil yerleşimleri bombalamak, sivil insanları kasten öldürmek, bölgeye insani yardım getiren araçları engellemek, üstelik bütün bunları maharet gibi sunmak devlet değil ancak örgüt refleksi olabilir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail, devlet gibi değil örgüt gibi davranırsa, sonunda örgüt gibi muamele görmeye başlayacağını unutmamalıdır” diye konuştu.

Gazze Şeridi’ne insani yardımların kesilmesi tartışmalarına da değinen Erdoğan “İnsani yardımların kesilmesi gibi Filistin halkını topyekun cezalandırmayı amaçlayan fevri kararlardan herkes uzak durmalıdır” dedi. Erdoğan “Bölgemizi içine girdiği bu anafordan süratle çıkarmak için Türkiye olarak, arabuluculuk ve ‘adaletli hakemlik’ dahil üzerimize ne düşüyorsa yapmaya hazırız” diyerek arabuluculuk teklifini bir kez daha ifade etti.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasında, gündemlerindeki bir başka meselenin sınırları tehdit eden terör örgütleriyle mücadele olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyindeki inlerinden Türkiye’ye saldırma hazırlığı yapan, Türkiye’nin bölgedeki unsurlarını taciz eden teröristlere nefes aldırmadıklarını söyledi.

Hava harekâtlarıyla, topçu birlikleriyle, gerektiğinde kara unsurlarıyla her an teröristlerin tepelerinde olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bir süredir yürüttüğümüz yoğun hava operasyonlarını daha da artırarak, terör örgütü mensuplarını, onları her an ve her yerde imha edeceğimizi göstererek devam ettireceğiz. Bu mücadelemizde, teröristlerin yanında yer alarak bize zarar verenlere cevabımızı önünde sonunda vereceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

Körfez Savaşı döneminden kalma hesaplarını Suriye’deki terör örgütüne arka çıkarak sürdürmeye çalışanların, artık ortak millî çıkarlarımızın gerektirdiği aklıselim politikalara döneceklerini umut ediyoruz. Türkiye, müttefiklik ilişkileri içinde olduğu her devletin ve kurumun hukukuna saygılıdır, onlardan da aynı şekilde kendi hukukuna saygı göstermelerini beklemektedir. Şayet bu denge kurulamazsa, o zaman herkesin kendi politikalarını belirleme ve kendi yolunu çizme opsiyonu meşru hak hâline dönüşür. Biz samimiyetle, müttefiklerimizle birlikte güvenli, huzurlu, müreffeh bir ortak geleceğe yürümek istiyoruz.

Bu ülkeye artık dayatmalarla, gizli-açık siyasi oyunlarla, sinsi ekonomik tuzaklarla istikamet çizilemeyeceğini herkesin kabul etmesi şart. Hala mandacılık hayalleri görenleri, eşit ortaklık temelinde yeni bir siyasi, diplomatik, ekonomik ilişki modelini özümsemeye ve gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz. Biz, tam bin yıldır bu topraklarda bedel ödeyerek yaşıyoruz. Biz bu coğrafyanın ve medeniyetin hancısıyız, yolcusu değil. Burada yolcu durumunda olanların, konumlarını bir kez daha gözden geçirmeleri ve ona göre davranmaya başlamaları kendi menfaatlerinedir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin etnik köken, inanç ve mezhep farklılığı, siyasi ve sosyal çıkar çatışmaları bakımından dünyanın en kırılgan bölgesinde yer aldığını belirtti.

İbn Haldun’un “coğrafya kaderdir” tespitinin de bu tablonun en yalın ve çarpıcı ifadesi olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarihimizi ve coğrafyamızı, bunların bize yüklediği kaderimizi değiştiremeyeceğimize, böyle bir niyetimiz de olmadığına göre mevcut şartların elverdiği en iyi, en doğru, en güvenli yolu izlememiz şarttır. Rusya-Ukrayna savaşından Kafkasya’daki çatışmalara, Balkanlar’daki gerilimlerden Akdeniz’deki çekişmelere kadar çevremizdeki tüm hadiseleri bu anlayışla değerlendiriyoruz” ifadesini kullandı.

“Devlet değil ancak örgüt refleksi olabilir”

Son günlerde Filistin ve İsrail topraklarında yaşanan, Golan Tepeleri’ne yayılma eğilimi gösteren gelişmeleri de takip ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem terörle mücadelede hem de bölgedeki tüm savaş ve çatışmalardaki tavırlarının açık olduğunu vurguladı.

Sivillere yönelik hiçbir eylemi, sivil yerleşimleri hedef alan hiçbir saldırıyı doğru bulmadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, savaşın da bir ahlakı olduğuna, tarafların buna riayet etmesi gerektiğine inandıklarını belirtti. İsrail ve Gazze’deki çatışmalarda bu ilkenin çok ağır bir şekilde ihlal edildiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“İsrail topraklarındaki sivillerin öldürülmesine açıkça karşı çıkıyoruz. Aynı şekilde, Gazze’deki masumların hiçbir ayrım gözetilmeden sürekli bombardımana maruz bırakılarak katledilmelerini de asla kabul etmiyoruz. Bir şehrin suyunu, elektriğini, giriş-çıkışlarını kesip altyapısını çökerterek, camisinden kilisesine tüm ibadethanelerini, okullarını yıkarak, insanların en temel insani ihtiyaçlarına erişmesini engelleyerek, içinde sivillerin yaşadığı binaları bombalarla yerle yeksan ederek, velhasıl her türlü utanç verici yöntemle yürütülen bir çatışma, savaş değil katliamdır.

Gazze’ye yönelik orantısız ve her türlü ahlaki temelden yoksun saldırıları, dünya kamuoyu nezdinde İsrail’i hiç beklemediği ve istenmeyen bir konuma itebilir. Sivil yerleşimleri bombalamak, sivil insanları kasten öldürmek, bölgeye insani yardım getiren araçları engellemek, üstelik bütün bunları maharet gibi sunmaya kalkmak, devlet değil ancak örgüt refleksi olabilir. İsrail, devlet gibi değil örgüt gibi davranırsa, sonunda örgüt gibi muamele görmeye başlayacağını unutmamalıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kelimeleri, kavramları, olguları eğip bükerek, insanların doğuştan gelen temel hak ve özgürlüklerine fütursuzca saldırarak, verdikleri sözleri çiğneyerek yürütülen bir siyasetin hayırlı sonuçlar doğurmasının beklenemeyeceğine işaret etti.

“Ne bölgenin ne de dünyanın, bölgedeki çatışmaların ve insanlık trajedilerinin sürmesine tahammülü yoktur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Mesele, sadece oradaki mazlum ve mağdur insanların sorunu değildir. Gelinen nokta itibarıyla mesele, dünyanın tamamının, küresel yönetim ve güvenlik düzeninin, bu konuda sorumluluk ve yetki sahibi tüm kurumların haysiyet sorunudur.

Filistin meselesinin çözümsüzlüğe mahkûm edilmesinin müsebbiplerinden biri de verdiği sözlerin hiçbirini yerine getirmeyen uluslararası toplumdur. Birleşmiş Milletler ve diğer kuruluşlar, Filistin halkını tek başına bırakmış, ahde vefa göstermemiş, Filistinlilerin hak ve hukukunu koruyamamıştır. Biz bunu yeni söylemiyoruz daha önce Birleşmiş Milletler kürsüsünden bu hakikatleri tüm dünyaya açıkça söyledik.”

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 2019’da yaptığı konuşmasının, 1947’den itibaren Filistin ve İsrail’in topraklarında yaşanan değişimi içeren haritanın gösterilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tablo bu. Görüldüğü gibi 1947’deki Filistin, 1947’deki İsrail ve Filistin. Geliyoruz 1949-1967 İsrail ne halde. Geliyoruz şu andaki hale İsrail ne halde, Filistin ne hâlde. Bölgede bugüne kadar adaletsizliğe göz yuman insanlık, son hadiselerde de iyi bir sınav vermiyor” diye konuştu.

Bölgede etki sahibi aktörlerin sükûneti tesis etme yerine yangına adeta körükle giden kışkırtıcı tavrını esefle karşıladıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Amerika, Avrupa ve diğer bölgelerdeki devletleri, taraflar arasında hakkaniyetli, adil ve insani dengelere dayalı tutumlar almaya çağırıyoruz” dedi.

İnsani yardımların kesilmesi gibi Filistin halkını topyekûn cezalandırmayı amaçlayan fevri kararlardan herkesin uzak durması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kullandıkları yöntemler ve sonuçları itibarıyla eleştirilmeye de desteklenmeye de ihtiyacı olan taraflar arasında körü körüne bir tarafın safında yer almak, sadece yaşanan krizi derinleştirmeye yarar. Bunun için Türkiye olarak biz tarafları itidale davet ediyoruz. Bölgedeki savaşın bir an önce durmasını, taraflar arasındaki sorunların görüşmeler yoluyla çözümünü istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Pazartesi gününden itibaren bu doğrultuda pek çok telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu bilgileri verdi:  “Aralarında Filistin ve İsrail devlet başkanlarının da bulunduğu devlet ve hükûmet başkanı seviyesinde sekiz telefon görüşmemiz oldu. Sayın Abbas ve Sayın Herzog’a aklıselimle devlet aklıyla suhuletle hareket etmeleri tavsiyesinde bulunduk.

Dün gece Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin ve Birleşmiş Milletler Genel Sekteri Sayın Guterres’le de bu konuyu değerlendirdik. Çatışmaların derinleşmesinin ve yayılmasının önüne geçilmesi noktasında gereken desteği vermeye hazır olduğumuzu ifade ettik. Bölgemizi içine girdiği bu anafordan süratle çıkarmak için, Türkiye olarak, arabuluculuk ve adaletli hakemlik dâhil üzerimize ne düşüyorsa yapmaya hazırız. İnşallah bu tavrımızı sonuna kadar muhafaza edeceğiz.”

Son dönemde tüm bölge ülkeleriyle tesis ettikleri yakın diyaloğu barışın tesisi için kullanacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne Gazze’de ne İsrail’de ne Suriye’de ne Ukrayna’da artık çocuklar, siviller, masum insanlar ölmesin, daha fazla kan akmasın istiyoruz. Bu son hadiselerle birlikte ‘Dünya beşten büyüktür’ ifadesiyle dile getirdiğimiz tespitimizin ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha gördük. İnşallah bundan sonra bu itirazımızı daha gür bir sedayla seslendireceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Bölgeye kalıcı huzur ve barışın ancak meşruiyeti Birleşmiş Milletler kararlarına dayanan, 1967 sınırlarında ve coğrafi bütünlüğe sahip, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ve tüm dünya tarafından tanınmasıyla gelebileceğinin altını çizen Erdoğan, bunun dışında yol aramanın, bunun dışında hevesler peşinde koşmanın sadece daha fazla yıkım, daha fazla gözyaşı ve can kaybı demek olacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üç semavi dinin kutsal mekânlarını bünyesinde barındıran Kudüs’ün mahremiyetine, Mescid-i Aksa’nın içinde yer aldığı Harem-i Şerif’in statüsüne saygı göstermeyen hiçbir adımı ve tasarrufu kabul etmedik, etmeyeceğiz” dedi.

İsrail’in, bir devlet olarak varlığını sürdürebilmesi ve vatandaşlarının güvenliğini güvence altına alabilmesinin ancak bu şekilde mümkün olacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aksi takdirde, geçtiğimiz cumartesi gününden beri yaşanan hadiseler son olmayacağı gibi bunu çok daha büyük trajedilerin izlemesi de kaçınılmaz hale gelir. Biz ne İsrail’in ne Filistin’in ne de bölgemizin böyle bir kısır döngüye sürüklenmesini asla arzu etmiyoruz” diye konuştu.

“Rabbim ülkemize, bölgemize ve dünyaya daimi huzur, barış, esenlik nasip eylesin” temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni yasama yılındaki çalışmalarında milletvekillerine başarılar diledi.

Paylaşın

İsrail’den Gazze’de Çatışmaların Sertleşeceği Uyarısı

Hamas’ın füze saldırıları sonrası başlayan İsrail – Filistin çatışmalarında beşinci gününde. İsrail’de en az bin 200 kişi, Gazze’de ise en az 900 kişi yaşamını yitirirken, İsrail ordusu, çatışmaların sertleşeceği uyarısında bulundu.

İsrail Savunma Kuvvetleri Sözcüsü Yarbay Jonathan Conricus yayımladığı video güncellemesinde, “Oldukça ağır kayıplar verdik… Ancak bu bizi caydırmayacak ve kararlılığımızı zayıflatmayacak” ifadelerini kullandı.

Conricus çatışmaların yoğunlaşmasından sonra bile İsrail’e verilen desteğin devam edeceğini umduğunu sözlerine ekledi: Çatışmalar yoğunlaşıp Gazze Şeridi’nden anlaması ve başa çıkması daha zor görüntüler geldiğinde bile bu durumun böyle kalmasını umuyoruz.

İsrail ordusunun bu sabah sosyal medyadan paylaştığı videoda İsrail Ordusu Sözcüsü Yarbay Jonathan Conricus çatışmaların şiddetleneceği uyarısında bulundu. Cornicus videoda şu bilgileri verdi:

İsrail ordusu, Gazze etrafındaki bariyerleri yeniden inşa etti. Ayrıca Gazze sınırı yakınlarına “piyade, zırhlı asker, topçu birlikleri” ve silah altına aldığı yedek güçlerinden 300 binini gönderdi. İsrail ordusunda görev yapmış 40 yaşın altındaki tüm İsrailliler, muaf olmadıkları sürece, yedek göreve çağrılabiliyor.

Bu kuvvetler, “Gazze Şeridi’ne yakınlar, İsrail hükümeti tarafından bize verilen görevi yerine getirmeye hazırlanıyorlar – bu da savaşın sonunda Hamas’ın tehdit oluşturabileceği ya da İsrailli sivilleri öldürebilecek herhangi bir askeri kabiliyeti kalmadığından emin olmak.”

İsrail’de ölenlerin sayısı 1.200’e yükseldi; bunların “ezici çoğunluğu sivil”. 2.700’den fazla kişi yaralandı.

İsrail ordusu, Hamas’ın askeri tesislerini havadan vuruyor; Hamas’ın askeri üslerini bazı sivil binalara yerleştirdiğini iddia ediyor. Suriye’den İsrail’e roket atıldı ancak bunların arkasında kimin olduğunu bilmediğini söyledi.

Hizbullah Lübnan’dan füzeler attı ve İsrail misilleme yaptı. Önümüzdeki günlerde çatışmalar yoğunlaşacak ve Gazze’den gelecek görüntüleri “anlamak ve baş etmek daha zor olacak”.

İsrail ordusu, Hamas’ın Gazze Şeridi hava sahasında saldırıları tespit etmekte kullandığı bir alanı yok ettiğini açıkladı.

Ülkenin hava kuvvetleri ayrıca, gece boyunca savaş uçaklarının Gazze’deki Beyt Hanun’da “Hamas tarafından terörizmi finanse etmek için kullanılan iki banka şubesi, bir yer altı tüneli ve Hamas tarafından terörist faaliyetleri yönlendirmek için kullanılan iki operasyonel komuta merkezi dahil olmak üzere” 80’den fazla bölgeyi vurduğunu da söyledi.

Filistin Sağlık Bakanlığı saldırılarda öldürülenlerin sayısının 750’yi geçtiğini açıkladı. Hamas gece saldırılarında en az 30 kişinin öldürüldüğünü açıklamıştı. Gece süren saldırıların ardından Çarşamba günü şafak sökerken, binlerce Filistinli işgal altındaki Batı Şeria’da İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik hava saldırılarına karşı gösteriler düzenledi.

Filistin Haber Ajansı, protestocuların Filistin bayrakları ve Gazze’de öldürülen kurbanların resimleriyle yürüdüklerini bildirdi.

Hizbullah İsrail’e füze saldırısının sorumluluğunu üstlendi

Öte yandan Hizbullah, bu sabah Lübnan’ın güneyinden İsrail askeri mevkilerine güdümlü hassas füzeyle yapılan saldırıların sorumluluğunu üstlendi.

Açıklamada saldırının İsrail’in Pazartesi günü düzenlediği ve üç Hizbullah savaşçısının ölümüyle sonuçlanan operasyona misilleme olduğu belirtildi. İran destekli örgüt “Dhayra köyüne bakan” “bir siyonist mevkinin hedef alındığı” kaydetti. Lübnan’ın güney sınırdaki Dhayra köyünün karşısında İsrail’in Aramşe köyü yer alıyor.

İsrail ordusu da Aramşe köyü yakınlarında kendilerine tanksavarla ateş açıldığını ifade ederek Lübnan sahasına ateşle karşılık verdiklerini duyurdu.

Reuters’e konuşan görgü tanıkları İsrail topçusunun Dhayra yakınlarında bir füze fırlatma noktasını vurduğunu belirtti.

İsrail’in Lübnan’ın yanı sıra ve Suriye topraklarından da roket atışları yapıldı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Jonathan Conricus, “Bu roketlerin Suriye silahlı kuvvetleri tarafından mı Suriye rejiminin desteklediği çok sayıdaki İran milislerinden biri ya da Hizbullah tarafından mı ateşlendiğini bilmiyoruz. Bildiğimiz ateşe ateşle karşılık verdiğimiz ve bölgedeki durum sakin” dedi.

“Gazze’de topyekun kuşatmadan çok endişeliyim”

Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Francis, saldırıya uğrayanın kendini savunma hakkı olduğunu ancak birçok masum sivilin hayatını kaybettiği Gazze’de topyekun bir kuşatma olmasından büyük endişe duyduğunu söyledi.

Vatikan’da çarşamba günleri yaptığı genel kabul oturumu sırasında konuşan Papa, İsrail ve Filistin’de yaşananları acı ve endişeyle takip etmeye devam ettiğini belirtti. Rehinelerin bir an önce serbest bırakılması çağrısı yapan Papa Francis, şunları kaydetti:

“Saldırıya uğrayanın kendini savunma hakkı vardır ama Filistinlilerin yaşadığı ve birçok masumun öldüğü Gazze’de topyekun kuşatma olmasından çok endişeliyim. Terörizm ve aşırılık, İsrailliler ve Filistinliler arasındaki çatışmanın çözümüne yardımcı olmuyor; nefreti, şiddeti ve intikamı körüklüyor ve her ikisine de acı çektirmekten başka bir işe yaramıyor.”

Katoliklerin ruhani lideri, Orta Doğu’nun savaşa değil barışa, adalete ve diyaloğa ihtiyacı olduğunu vurguladı. Papa, 7 Ekim’de deprem felaketi yaşayan Afganistan’ı da özel olarak düşündüğünü, acı çeken halka yardım edilmesi gerektiğini belirtti.

Erdoğan: İsrail, devlet gibi değil örgüt gibi davranırsa…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı’nda İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalarla ilgili de açıklamalarda bulundu. İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik hava saldırılarını eleştiren Erdoğan “Gazze’ye yönelik orantısız ve her türlü ahlaki temelden yoksun saldırıları, dünya kamuoyu nezdinde İsrail’i hiç beklemediği ve istenmeyen konuma itebilir” dedi.

Erdoğan “Bir şehrin suyunu, elektriğini, giriş çıkışlarını kesip altyapısını çökerterek, camisinden kilisesine tüm ibadethanelerini, okullarını yıkarak insanların en temel insani ihtiyaçlarına erişmesini engelleyerek, içinde sivillerin yaşadığı binaları bombalarla yerle yeksan ederek, velhasıl her türlü utanç verici yöntemle yürütülen bir çatışma, savaş değil katliamdır” ifadelerini kullandı.

“Sivil yerleşimleri bombalamak, sivil insanları kasten öldürmek, bölgeye insani yardım getiren araçları engellemek, üstelik bütün bunları maharet gibi sunmak devlet değil ancak örgüt refleksi olabilir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail, devlet gibi değil örgüt gibi davranırsa, sonunda örgüt gibi muamele görmeye başlayacağını unutmamalıdır” diye konuştu.

Gazze Şeridi’ne insani yardımların kesilmesi tartışmalarına da değinen Erdoğan “İnsani yardımların kesilmesi gibi Filistin halkını topyekun cezalandırmayı amaçlayan fevri kararlardan herkes uzak durmalıdır” dedi. Erdoğan “Bölgemizi içine girdiği bu anafordan süratle çıkarmak için Türkiye olarak, arabuluculuk ve ‘adaletli hakemlik’ dahil üzerimize ne düşüyorsa yapmaya hazırız” diyerek arabuluculuk teklifini bir kez daha ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan PKK’ya yönelik hava operasyonlarının süreceğini belirtti. Erdoğan, “Bir süredir yürüttüğümüz yoğun hava operasyonlarını; daha da artırarak, terör örgütü mensuplarını her an, her yerde imha edeceğimizi göstererek sürdüreceğiz” diye konuştu

Paylaşın