Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 35 Bin 647’ye Yükseldi

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 85 artarak 35 bin 647’ye yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 200 artarak 79 bin 852’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hamas lideri Yahya Sinwar için, 7 Ekim’de İsrail’e düzenlenen saldırılar ve ardından gelen Gazze’deki savaşla ilgili savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar suçlamasıyla tutuklama emri talep etti.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) başsavcısı Karim Khan, UCM’nin aynı zamanda İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ile Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniyeh ve Hamas’ın askeri kanadı El Kasım Tugayları’nın iki üst düzey ismi Muhammed Diab ve İbrahim el-Masri için de tutuklama emri istediğini söyledi.

UCM hakimlerinden oluşan bir kurul başsavcısı Karim Khan’ın tutuklama emri başvurusunu değerlendirecek.

İsrailli siyasetçilere yönelik tutuklama kararı, UCM’nin, Amerika Birleşik Devletleri’nin yakın müttefiklerinden birinin en üst düzey liderini ilk kez hedef alması anlamına geliyor.

Başsavcısı Karim Han, Netanyahu ve Gallant’a yöneltilen suçlamalar arasında “imhaya neden olmak, insani yardım malzemelerinin engellenmesi, bir savaş yöntemi olarak açlığa neden olmak ve çatışmalarda kasıtlı olarak sivilleri hedef almak” gibi başlıkların bulunduğunu söyledi.

İsrail, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin üyesi değil. Tutuklama kararı çıksa bile Netanyahu ve Gallant hemen yargılanma riskiyle karşı karşıya değil. Ancak Han’ın açıklaması İsrail’in yalnızlığını derinleştirebilir ve tutuklanma tehdidi İsrailli liderlerin yurtdışına seyahat etmesini zorlaştırabilir.

İsrail’ın yakalamaya çalıştığı Sinvar ve Deif’in Gazze’de saklandıkları düşünülüyor. Ancak Hamas’ın en üst düzey siyasi lideri İsmail Haniye Katar’da bulunuyor ve sık sık bölgeye seyahat ediyor.

İsrail, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin üyesi değil. Tutuklama kararı çıksa bile Netanyahu ve Gallant hemen yargılanma riskiyle karşı karşıya değil. Ancak Han’ın açıklaması İsrail’in yalnızlığını derinleştirebilir ve tutuklanma tehdidi İsrailli liderlerin yurtdışına seyahat etmesini zorlaştırabilir.

İsrail’ın yakalamaya çalıştığı Sinvar ve Deif’in Gazze’de saklandıkları düşünülüyor. Ancak Hamas’ın en üst düzey siyasi lideri İsmail Haniye Katar’da bulunuyor ve sık sık bölgeye seyahat ediyor.

Mahkeme geçen yıl, Ukrayna Savaşı ile ilgili olarak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında da tutuklama talep etmişti. UCM bu kararına gerekçe olarak, Rus işgali altındaki Ukrayna topraklarından çocukların Rusya Federasyonu’na kaçırılmalarına vurgu yapmış ve Putin’in işlenen bu savaş suçunda şahsi sorumluluk taşıdığı öne sürülmüştü.

Uluslararası Ceza Mahkemesi kararını hangi ülkeler destekledi, hangileri karşı çıktı?

UCM) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında yakalama kararı başvurusu yapması, Avrupa ülkeleri arasında ihtilaf yarattı. UCM Başsavcısı Kerim Han, dün yaptığı açıklamada Netanyahu ve Gallant hakkında yakalama kararı başvurusunda bulunduğunu bildirmişti.

Buna ek olarak Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, Hamas’ın Gazze’deki lideri Yahya Sinvar ve Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin Kassam Tugayları’nın lideri Muhammed ed-Dayf hakkında da başvuruda bulunulduğu aktarılmıştı.

Fransa Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, UCM’nin başvurusunun Tel Aviv yönetimine “aylardır yapılan uyarıların ardından geldiğine” dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi: İsrail’e uluslararası insan hukukuna uyması gerektiğine, özellikle Gazze Şeridi’ndeki sivil kayıpların kabul edilemez olduğuna ve insani yardıma erişimin yetersiz kaldığına dair aylardır uyarıda bulunuduk. Fransa, UCM’nin bağımsızlığını ve suçların cezasız kalmamasını her durumda destekliyor.

Avrupa Birliği’nde (AB) Fransa’nın yanı sıra Slovenya ve Belçika’dan da UCM talebine destek geldi. Slovenya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “7 Ekim 2023’ten itibaren İsrail ve Filistin topraklarında işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar, faillerine bakılmaksızın bağımsız ve tarafsız şekilde yargılanmalıdır” ifadelerine yer verildi.

Belçika Dışişleri Bakanı Hadja Lahbib de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, UCM’nin hamlesine destek vererek “Gazze’de işlenen suçlar, failleri kim olursa olsun en üst düzeyde kovuşturmaya tabi tutulmalıdır” diye yazdı.

Diğer AB ülkeleriyse UCM’nin yakalama kararı başvurusunun doğru olmadığını savundu. Almanya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Hamas liderleriyle Netanyahu ve Gallant hakkında eş zamanlı başvuru yapılmasının “yanlış bir denklem” olduğu savunuldu.

Açıklamada, UCM’nin bağımsızlığına ve diğer tüm uluslararası mahkemelerde olduğu gibi usule ilişkin prosedürlerine saygı duyulduğu belirtilirken, İsrail hükümetinin halkını koruma ve savunma görevi bulunduğu vurgulandı.

Çekya Başbakanı Petr Fiala da benzer bir duruma dikkat çekerek açıklamasında şu ifadelere yer verdi: UCM Başsavcısı’nın demokratik yollarla seçilmiş bir hükümetin temsilcileriyle İslamcı bir terör örgütünün liderleri hakkında tutuklama emri çıkarma önerisi dehşet vericidir ve kesinlikle kabul edilemez.

Avusturya Başbakanı Karl Nehammer de UCM’yi eleştirerek “İsrail devletini ortadan kaldırmak isteyen terör örgütü Hamas’ın lideriyle, bu devletin demokratik yollarla seçilmiş temsilcilerinin aynı başvuruda anılması anlaşılmaz bir durum” dedi.

UCM’nin hamlesine AB’nin yanı sıra Birleşik Krallık ve ABD’den de tepki geldi. BK Başbakanı Rishi Sunak, UCM’nin attığı adımın “çatışmalara ara verilmesine, rehinelerin kurtarılmasına ya da insani yardımların ulaştırılmasına yönelik ilerleme sağlamayacağını” öne sürdü.

ABD Başkanı Joe Biden ise UCM’nin yakalama kararı başvurusunu “utanç verici” diye niteledi. Biden, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü askeri operasyonlarda soykırım yapılmadığını savunurken, Tel Aviv yönetimiyle Hamas’ın bir tutulamayacağını da sözlerine ekledi.

Paylaşın

Netanyahu Hakkında ‘Savaş Suçu’ İddiasıyla Tutuklama Talebi

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hamas lideri Yahya Sinwar için, 7 Ekim’de İsrail’e düzenlenen saldırılar ve ardından gelen Gazze’deki savaşla ilgili savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar suçlamasıyla tutuklama emri talep etti.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) başsavcısı Karim Khan, UCM’nin aynı zamanda İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ile Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniyeh ve Hamas’ın askeri kanadı El Kasım Tugayları’nın iki üst düzey ismi Muhammed Diab ve İbrahim el-Masri için de tutuklama emri istediğini söyledi.

UCM hakimlerinden oluşan bir kurul başsavcısı Karim Khan’ın tutuklama emri başvurusunu değerlendirecek.

İsrailli siyasetçilere yönelik tutuklama kararı, UCM’nin, Amerika Birleşik Devletleri’nin yakın müttefiklerinden birinin en üst düzey liderini ilk kez hedef alması anlamına geliyor.

Başsavcısı Karim Han, Netanyahu ve Gallant’a yöneltilen suçlamalar arasında “imhaya neden olmak, insani yardım malzemelerinin engellenmesi, bir savaş yöntemi olarak açlığa neden olmak ve çatışmalarda kasıtlı olarak sivilleri hedef almak” gibi başlıkların bulunduğunu söyledi.

Başsavcının tutuklama emri talebi neden önemli?

İsrail, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin üyesi değil. Tutuklama kararı çıksa bile Netanyahu ve Gallant hemen yargılanma riskiyle karşı karşıya değil. Ancak Han’ın açıklaması İsrail’in yalnızlığını derinleştirebilir ve tutuklanma tehdidi İsrailli liderlerin yurtdışına seyahat etmesini zorlaştırabilir.

İsrail’ın yakalamaya çalıştığı Sinvar ve Deif’in Gazze’de saklandıkları düşünülüyor. Ancak Hamas’ın en üst düzey siyasi lideri İsmail Haniye Katar’da bulunuyor ve sık sık bölgeye seyahat ediyor.

Tutuklama talepleri ile ilgili açıklamanın ardından İsrail’den ilk tepki, İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’ten geldi. Kararı, “Riyakarlık şovu” ve “Yahudi nefreti” ithamlarıyla eleştiren aşırı sağcı Smotrich, “Onlar (Netanyahu ve Gallant) hakkındaki tutuklama kararı, hepimize karşı alınmış bir karardır” diyerek, İsrail’e dost ülkeleri Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni ortadan kaldıracak önlemler almaya davet etti.

İsrail Devlet Başkanı Isaac Herzog, başsavcının açıklamasının “uluslararası yargı sisteminin çökme tehlikesi içinde olduğunu gösterdiğini” savundu. Herzog açıklamayı, “teröristleri güçlendirecek tek taraflı siyasi bir adım” olarak niteledi.

Netanyahu ve Gallant ile birlikte İsrail Savaş Kabinesi üyesi olan eski ordu komutanı Benny Gantz, Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı’nın açıklamasını sert bir dille eleştirerek İsrail’in “en katı” ahlaki kurallarla savaşı yürüttüğünü ve kendisini soruşturabilecek güçlü bir yargıya sahip olduğunu söyledi.

Benny Gantz, “İsrail Devleti, terörist Hamas’ın 7 Ekim’de gerçekleştirdiği menfur katliamın ardından modern tarihin en adil savaşlarından birini yürütüyor. Savcının tutuklama emri çıkarma yönündeki tutumu nesiller boyu hatırlanacak tarihi bir suçtur” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı İsrael Katz, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Başbakan Netanyahu ve Savunma Bakanı Gallant hakkında tutuklama emri çıkarma girişimini “skandal” olarak niteledi. Katz, bu hamlenin 7 Ekim kurbanlarına saldırmakla eşdeğer olduğunu savundu.

Muhalefet lideri Yair Lapid de, Başbakanı Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarılması kararının “bir felaket” olduğunu söyledi.

Mahkeme geçen yıl, Ukrayna Savaşı ile ilgili olarak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında da tutuklama talep etmişti. UCM bu kararına gerekçe olarak, Rus işgali altındaki Ukrayna topraklarından çocukların Rusya Federasyonu’na kaçırılmalarına vurgu yapmış ve Putin’in işlenen bu savaş suçunda şahsi sorumluluk taşıdığı öne sürülmüştü.

Mahkemenin Netanyahu ve Sinvar ile ilgili aldığı karar, söz konusu isimlerin mahkemeye üye 124 ülkeden herhangi birine adım atmaları halinde tutuklanarak Lahey’e götürülmelerini öngörüyor. İsrail ve ABD’nin yanı sıra Türkiye de mahkemenin kurucu sözleşmesi olan Roma Statüsü’ne taraf değil. Merkezi Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan UCM, soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçu ve saldırı suçlarının faillerini yargılıyor.

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 70 artarak 35 bin 456’ya yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 110 artarak 79 bin 476’ya yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Ayrıca, 2024 yılının Mayıs ayı Filistin açısından önemli bir dönüm noktası olarak tarih sayfalarına geçebilir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, Filistinlilere geniş haklar tanıyan karar kabul edildi. Tam üyeliğin önünde tek engel kaldı: Oy verme hakkı.

Avrupa cephesinde de Filistinlilerin uluslararası diplomasi sahnesindeki konumunu güçlendirecek kritik gelişmeler yaşanıyor. Beş Avrupa ülkesi, Filistin’i bağımsız bir devlet olarak tanımanın eşiğinde.

Bu hamle, Gazze Şeridi’ndeki sivil halkla dayanışmayı sembolize ediyor. Ama aynı zamanda Ortadoğu ihtilafına iki devletli çözümü destekleyen bir pozisyonu temsil ediyor. Mevcut sağcı İsrail hükümeti ise bu çözüm yolunu gittikçe daha güçlü bir şekilde reddediyor.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’i hedef alan terör saldırılarının ardından Gazze Şeridi’ni yöneten militan İslamcı Hamas’ın yok edilmesini, bir savaş hedefi olarak ilan etmişti. Bu arada İsrail hükümeti Filistinlilerin bu topraklarını daha uzun süreli olarak kontrol etmek istediği yönünde açıklamalar yapıyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 35 Bin 456’ya Çıktı

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 70 artarak 35 bin 456’ya yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 110 artarak 79 bin 476’ya yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail’in üç üyeli savaş kabinesinin merkezci üyesi Benny Gantz, Gazze operasyonu için hazırladığı altı maddelik planın 8 Haziran’a kadar hükümet tarafından kabul edilmemesi halinde istifa edeceği tehdidinde bulundu.

Basın toplantısında konuşan Gantz, Başbakan Netanyahu’nun Gazze saldırılarındaki tutumunu eleştirdi. Gantz, toplantıda savaş kabinesinin kabul etmesini istediği 6 maddelik eylem planını da açıkladı.

Gantz açıkladığı planda rehinelerin iadesi, Hamas’ın iktidarına son verilmesi, Gazze Şeridi’nin askerden arındırılması ve uluslararası bir sivil yönetim kurulmasını içeren altı madde yer aldı. Plan ayrıca Suudi Arabistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi ve askerlik hizmetinin tüm İsraillilere yaygınlaştırılması çabalarını da destekliyor.

Gantz, “Eğer fanatiklerin yolunu seçer ve tüm ulusu uçuruma sürüklerseniz, hükümetten ayrılmak zorunda kalacağız” dedi.

Gantz’ın ayrılması Netanyahu’yu, ateşkes müzakerelerinde sert tutum sergileyen ve İsrail’in Gazze’yi işgal ederek orada Yahudi yerleşimlerini yeniden inşa etmesi gerektiğine inanan aşırı sağcı müttefiklerine karşı zor durumda bırakacak.

Gantz, savaş kabinesinin üçüncü üyesi olan İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın İsrail’in Gazze’yi yeniden işgal etmeyi seçmesi halinde görevinde kalmayacağını söylemesinden günler sonra konuştu. Gallant ayrıca hükümeti bölgenin Filistinliler tarafından yönetilmesi için planlar yapmaya çağırdı.

Netanyahu’ya üstü kapalı bir eleştiri olarak algılanan açıklamasında Gantz, “kişisel ve siyasi mülahazaların İsrail’in güvenliği gibi kutsal bir meseleye nüfuz etmeye başladığını” söyledi. Netanyahu’yu eleştirenler onu yeni seçimlerden kaçınmak için savaşı uzatmaya çalışmakla suçlarken Netanyahu bu iddiaları reddediyor.

ABD ve diğer ülkeler Gazze’nin 2,3 milyonluk nüfusunun yarısından fazlasının sığındığı bir şehre yapılacak saldırıya karşı ve Gazze’deki insani kriz nedeniyle desteği azaltma sinyali verdi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan bu hafta sonu savaşı görüşmek üzere Suudi Arabistan ve İsrail’de olacak ve Pazar günü İsrail’in gerekirse “tek başına ayakta kalacağını” ilan eden Netanyahu ile görüşmesi planlanıyor.

Ateşkes için Katar, ABD ve Mısır’ın arabuluculuğunda yapılan son görüşmelerden de bir sonuç çıkmadı. Savaşın ötesinde bir vizyon da belirsiz.

Rehineler yüzünden tepkili olan ve Netanyahu’yu siyasi çıkarlarını her şeyin önüne koymakla suçlayan pek çok İsrailli, çatışmaların durdurulması ve rehinelerin serbest bırakılması için bir anlaşma yapılmasını istiyor.

Binlerce İsrailli Cumartesi akşamı yeni seçimlerle birlikte bir anlaşma talep etmek üzere yeniden yürüyüşe geçti.

“Yardımlar ilk kez geçici iskeleyle taşınmaya başlandı”

ABD ordusu yaptığı açıklamada, haftalardır kuşatma altındaki bölgeye deniz yoluyla ilk kez ulaşan kamyonların, ABD güçleri tarafından inşa edilen geçici bir iskeleden karaya yardım taşımaya başladığını söyledi.

Gazze’de Hamas ile birlikte savaşan silahlı bir grup olan Halk Direniş Komitesi (PRC) bir açıklama yayınlayarak iskelenin İsrail üzerindeki siyasi baskıyı hafifletmek için inşa edildiğini ve topraklarındaki herhangi bir İsrail veya ABD askerinin meşru bir hedef olarak kabul edileceğini söyledi.

Hamas da iskele ile ilgili endişelerini dile getirmiş ve Gazze’de herhangi bir yabancı askeri güce karşı uyarıda bulunmuştu. Mart ayında Başkan Joe Biden ülkesinin iskele inşa planlarını açıkladığında, “Sahada hiçbir ABD askeri olmayacak” demişti.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 35 Bin 303’e Yükseldi

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 31 artarak 35 bin 303’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 56 artarak 79 bin 261’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan ABD Temsilciler Meclisi, Başkan Joe Biden’ı İsrail’e silah göndermeye zorlayacak bir tasarıyı kabul etti. İsrail Güvenlik Yardım Destek Yasası, 224’e karşı 187 oyla onaylandı. Oylamada 16 Demokrat, Cumhuriyetçilerin çoğuna katılarak evet oyu verirken, üç Cumhuriyetçi de Demokratların çoğuna katılarak yasaya karşı çıktı.

Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Meclis, İsrail’i Hamas’la savaşı sırasında sivilleri korumak için daha fazlasını yapmaya çağırdı. Yasanın kanunlaşması beklenmiyor, ancak yasanın kabul edilmesi ABD’nin İsrail politikası konusundaki bölünmüşlüğünün altını çizdi.

Zira ABD Başkanı Biden, Refah’a kara harekatı yapılması durumunda İsrail’e silah göndermeyeceğini duyurmuştu. Ancak İsrail, 2,000 poundluk (907 kg) ve 500 poundluk bombalardan oluşan bir sevkiyatın ertelenmesine ve diğer silah sevkiyatlarının Biden yönetimi tarafından gözden geçirilmesine rağmen hala milyarlarca dolarlık ABD silahı alacak.

Arap Birliği’ne üye 22 ülke, İsrail işgali altındaki Filistin topraklarında uluslararası barış gücü konuşlandırılması çağrısı yaptı. Bahreyn’in başkenti Manama’da düzenlenen zirvede yayımlanan “Manama Bildirgesi”nde “iki devletli çözüm hayata geçirilinceye kadar, işgal altındaki Filistin topraklarında uluslararası koruma ve Birleşmiş Milletler barış güçlerinin konuşlandırılması” çağrısında bulunuldu.

Bildirgede, El Fetih öncülüğündeki Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) “Filistin halkının yegane meşru temsilcisi” olarak görüldüğüne vurgu yapılarak, “Tüm Filistinli grupların FKÖ şemsiyesi altında birleşmesi” çağrısı yapıldı. ABD de savaş sonrasıyla ilgili olarak Batı Şeria’daki Ramallah merkezli Filistin Özerk Yönetimi’nin reformdan geçirilmesini ve bu yapı kontrolünde bir yönetim kurulmasını öngörüyor.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ise Hamas tamamen yenilgiye uğratılana kadar kontrolün İsrail’in elinde kalmasında ısrarcı. Netanyahu ayrıca uluslararası toplum olarak muhatap kabul edilen Filistin Özerk Yönetimi’nin kontrolü üstlenmesine de karşı. İsrail Başbakanı, kendi koltuğunu korumak için savaşı uzatmaya çalışmakla suçlanıyor.

Soykırım Davası

İsrail, Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) Güney Afrika’nın yaptığı başvuruya ilişkin cuma günü yaptığı savunmada, Gazze’deki askeri operasyonlarının gerekliliğini savunurken, yapılan suçlamalarla soykırım konusunun alaya alındığını iddia etti.

Lahey’deki duruşmaların ikinci gününde Güney Afrika’nın başvurusuna ilişkin savunma yapan İsrail, Güney Afrika’nın Refah’taki operasyonları durdurması ve Filistin topraklarından tamamen çekilmesi yönündeki talebe karşı çıktı.

Duruşmada söz alan İsrail Adalet Bakanlığı yetkilisi Gilad Noam, ülkesini Uluslararası Soykırım Sözleşmesini ihlal etmekle suçlayan Güney Afrika’nın başvurusunun asılsız ve temelsiz gerekçelere dayandırıldığını iddia etti. Noam, “(Dava) iğrenç soykırım suçlamasıyla alay ediyor.” dedi.

Duruşma öncesi bir grup İsrail yanlısı gösterici, mahkeme önünde ellerinde Hamas tarafından rehine alınanların fotoğraflarıyla gösteri düzenledi.

Güney Afrika’nın Hollanda Büyükelçisi Vusimuzi Madonsela, dün yaptığı savunmada mahkemenin İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin tamamından derhal, tamamen ve koşulsuz olarak çekilmesi emrini vermesini talep etti. Güney Afrika adına konuşan hukukçular, duruşmada İsrail’in askeri operasyonunun Filistin halkının yok edilmesini amaçlayan soykırım planının bir parçası olduğu görüşünü dile getirdi.

UAD, daha önceki duruşmalarda İsrail’in davanın reddi yönündeki talebini reddetmiş ve İsrail’e Filistinlilere yönelik soykırım eylemlerinin önlenmesi talimatını vermişti. Mahkeme bununla birlikte İsrail’e saldırılarını tamamen durdurma emrini vermekten de kaçınmıştı.

Divan, 26 Ocak’ta açıkladığı tedbir kararlarında, İsrail’in Soykırım Sözleşmesi’ndeki yükümlülüklerine uygun davranması gerektiğini belirterek, 6 maddede ihtiyati tedbir kararına hükmetmişti. Güney Afrika, 10 Mayıs’ta yeni tedbir kararı talep etmişti.

Paylaşın

İsrail’den Türkiye’ye Misilleme: Serbest Ticaret Anlaşması Feshediyor

Ankara’nın gelen tepkiler üzerine ticareti kesme kararının ardından Tel Aviv, Türkiye ile olan serbest ticaret anlaşmasını feshedeceklerini ve Türkiye’den ithal edilen mallara yüzde 100 ek gümrük vergisi uygulayacaklarını duyurdu.

Ticaret Bakanlığı, 2 Mayıs’ta, Gazze’ye kesintisiz insani yardım akışı sağlanana kadar Türkiye-İsrail arasında ihracat ve ithalat işlemlerinin tüm ürünleri kapsayacak şekilde durdurulduğunu açıklamıştı.

Bakanlık, yaptığı açıklamada, “Devlet düzeyinde alınan tedbirlerin ikinci aşamasına geçilmiş, İsrail’le ilgili ihracat ve ithalat işlemleri tüm ürünleri kapsayacak şekilde durdurulmuştur” ifadeleri kullanılmıştı.

İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Türkiye ile İsrail arasındaki serbest ticaret anlaşmasını feshedeceklerini ve Türkiye’den ithal edilen mallara yüzde 100 ek gümrük vergisi uygulayacaklarını duyurdu. İsrailli Bakan, söz konusu planın, kabinenin onayına sunulacağını ifade etti.

Bezalel Smotrich, konuyla ilgili açıklamasında “Erdoğan’ın İsrail’den ithalatı durdurması bir ekonomik boykot ilanı teşkil ediyor ve Türkiye’nin yükümlülüğü olduğu uluslararası ticaret anlaşmalarının ciddi şekilde ihlali anlamına geliyor” dedi.

İsrail’in bu uygulamalarının Erdoğan iktidarda kaldığı sürece devam ettirileceğini belirten Bezalel Smotrich, “Türkiye vatandaşları, Erdoğan’ın görev süresi dolduğunda aklı başında ve İsrail düşmanı olmayan bir lider seçerse, Türkiye ile ticaret yolunun yeniden açılması da mümkün olur” ifadelerini kullandı.

İsrail Maliye Bakanı Smotrich’in planı, Türkiye’den İsrail’e ihraç edilen mallara serbest ticaret anlaşması uyarınca uygulanan tüm indirimli gümrük vergilerinin kaldırılmasını öngörüyor. Ayrıca Türkiye’den ithal edilen tüm ürünlere, mevcut gümrük vergisi oranına ilaveten, değerinin yüzde 100’ü oranında ek vergi uygulanacak.

Bezalel Smotrich; İsrail Maliye, Ekonomi ve Dışişleri Bakanlıklarının da ticarette Türkiye’ye olan bağımlılığı azaltmak için ithalat kaynaklarını çeşitlendirilmesi sağlayacak adımlar atacağını söyledi.

Smotrich’in Türkiye’ye yönelik planı, İsrail İmalatçılar Birliği tarafından da “uygun bir yanıt” olarak karşılandı. Jerusalem Post’un haberine göre, Birlik’ten yapılan açıklamada, sanayicilere ithalat alternatifleri için Çin, Doğu Avrupa, Yunanistan, Almanya, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Tayvan’a yönelmeleri çağrısında bulunuldu.

Türkiye Ticaret Bakanlığı bu ay başında İsrail ile her türlü ihracat ve ithalat işleminin durdurulduğunu duyurmuştu.

Ancak İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geri adım attığını ve bu ülkeye yönelik ticaret kısıtlamalarının birçoğunu kaldırdığını öne sürmüştü. Bu iddiaya Ticaret Bakanı Ömer Bolat’tan yalanlama gelmişti.

Reuters haber ajansı tarafından ulaşılan bir belgede ise Ticaret Bakanlığının İsrail’e ihracat yapan Türk şirketlerine ellerindeki siparişleri üçüncü ülkeler üzerinden gerçekleştirebilmeleri için üç ay süre tanıdığı görülmüştü.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 35 Bin 272’ye Çıktı

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 39 artarak 35 bin 272’ye yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 64 artarak 79 bin 205’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İsrail, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah kentinin derinliklerine ve kuzeydeki Cibaliye Mülteci Kampı’nın dış mahallelerine ilerleyerek yedi aydır devam eden saldırıları şiddetlendirdi.

İsrail, aynı zamanda doğudaki Refah Sınır Kapısı’ndan ilerleyerek, Selahaddin Caddesi’ni geçip bir milyondan fazla Filistinlinin hava ve topçu ateşi altında toplandığı batı ve orta Refah bölgelerine girdi.

İsrailli yetkililerin, Mısır’ın Refah sınır kapısının Filistin tarafını kontrol etmesinin ardından Mısır ve İsrail arasındaki “krizin” kötüleşmesi nedeniyle, Mısır’ın Gazze’de ateşkes anlaşmasına aracılık etme ve tutukluları serbest bırakma çabalarından çekilebileceği uyarısında bulunduğu bildirildi.

İsrailli yetkililerin krizin çözülmemesi halinde, Mısır ile İsrail arasında savunma ve istihbarat alanlarındaki iş birliğinin azalabileceğine ilişkin endişelerini dile getirdikleri aktarıldı.

İsrailli yetkililer ayrıca Gazze’de çatışmaların devam etmesi ve İsrail ile Hamas arasında anlaşmaya varılması yönündeki görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasıyla, Mısır ile İsrail ilişkilerindeki krizin daha da kötüleşebileceğinden korktuklarını dile getirdiler.

İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, Mısır’ı Refah sınır kapısını kapatmakla suçlamış ve Kahire’nin Gazze’de insani bir krizi önlemenin “anahtarını elinde tuttuğunu” söylemişti. Katz, “Dünya (Gazze’deki) insani durumun sorumluluğunu İsrail’in omuzlarına yüklüyor. Ancak Gazze’de insani krizi önlemenin anahtarı artık Mısırlı dostlarımızın elinde” ifadelerini kullandı.

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri bu açıklamaları eleştirdi ve ülkesinin “İsrail tarafının gerçekleri çarpıtma ve sorumluluktan kaçma politikasını” kategorik olarak reddettiğini vurgulayarak, “Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin şu anda karşı karşıya olduğu insani felaketin tek sorumlusunun İsrail olduğunu” söyledi.

Öte yandan uluslararası insan hakları örgütleri, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki Refah kentine saldırıları artırmasına dair ortak açıklama yaptı. Açıklamada, üçüncü ülkelerin, Gazze’de uluslararası insancıl hukuka karşı işlenen ciddi ihlallere son vermek ve bu ihlallerden ötürü hesap verebilirliği sağlamak üzere acilen harekete geçmekle yükümlü olduğu belirtildi.

Açıklamada şu örgütlerin imzası var: ActionAid, Action Against Hunger, American Friends Service Committee (AFSC), A.M. Qattan Foundation, Anera, Churches for Middle East Peace (CMEP), DanChurch Aid (DCA), Humanity & Inclusion/ Handicap International (HI), IM Swedish Development Partner, INTERSOS, Médecins du Monde International Network, Mennonite Central Committee, Mercy Corps, Norwegian Church Aid (NCA), Norwegian People’s Aid, Oxfam, Plan International, Relief International, Uluslararası Af Örgütü, War Child Alliance.

Hamas Hareketi Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, Gazze’de ateşkes için Mısır ve Katar’ın yanı sıra ABD arabuluculuğunda yapılan müzakerelere tamamen olumlu yaklaştıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Hamas, Gazze’de ateşkes ve esir takasının sağlanması için arabulucu olan Mısır ve Katar’ın çabalarını tamamen olumlu karşıladı. İşgalci ise buna Refah Sınır Kapısı’nı işgal etme ve Refah kentine fiili olarak karadan saldırıyı başlatarak yanıt verdi.”

Hamas Hareketi Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, 6 Mayıs’ta Katar ve Mısır’a, Gazze Şeridi’nde ateşkese ilişkin önerilerini onayladığını bildirmişti. Hamas’ın Katar ve Mısır tarafından iletilen “ateşkes önerilerine” onay verdiğini duyurmasının ardından, İsrail Savaş Kabinesi, Refah’ta saldırılara devam kararı almıştı.

İsrail ordusu, 6 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, zorla yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı Refah’ın doğusundaki bazı mahallelerin boşaltılmasını istemiş, 7 Mayıs sabahı da Gazze’nin Refah bölgesine kara saldırısı başlatarak Mısır ile olan sınır kapısının Gazze tarafını ele geçirdiğini duyurmuştu.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 35 Bin 173’e Yükseldi

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 82 artarak 35 bin 173’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 234 artarak 79 bin 061’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Başkan Joe Biden yönetimi İsrail’in Hamas ile savaşında Gazze’deki Filistinlileri öldürmesini soykırım olarak görmediğini açıkladı.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan Pazartesi günü yaptığı açıklamada Biden yönetiminin İsrail’in Hamas ile savaşında Gazze’deki Filistinliler’i öldürmesini bir soykırım olarak görmediğini söyledi.

Beyaz Saray günlük basın brifinginde açıklamalar yapan Sullivan, ABD’nin Hamas’ın yenildiğini görmek istediğini belirtirken, savaşın ortasında kalan Filistinliler’in “cehennemi yaşadığını” ve İsrail’in Refah’ta büyük bir askeri operasyon yapmasının hata olacağını kaydetti.

Sullivan, “Gazze’de yaşananların bir soykırım olduğuna inanmıyoruz. Bu iddiayı kesin bir dille reddediyoruz” dedi. Ulusal Güvenlik Danışmanı, ABD’nin bu değerlendirmeye varmak için “niyete odaklanmayı içeren uluslararası kabul görmüş soykırım terimini kullandığına” dikkat çekti.

Kasım ayındaki seçimlerde bir kez daha başkan olmak için yarışan Joe Biden, İsrail’e verdiği destek nedeniyle ülke içindeki destekçileri tarafından ağır eleştirilere maruz kaldı. Bu eleştirilerden bazılarında İsrail soykırım yapmakla suçlandı. Bölgedeki sağlık yetkililerine göre Gazze’de 35 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti.

Biden’ın Cumartesi günü yaptığı bir açıklamaya atıfta bulunan Sullivan, Hamas’ın rehineleri serbest bırakması halinde Gazze’de ateşkes sağlanabileceğini söyledi. Sullivan, dünyanın Hamas’ı müzakere masasına dönmeye ve anlaşmayı kabul etmeye çağırması gerektiği mesajını verdi.

Sullivan, ABD’nin ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması için yoğun bir şekilde çalıştığını söyledi. Sullivan, böyle bir anlaşmanın ne zaman yapılacağını ya da yapılıp yapılmayacağı ile öngöremediğini ifade etti.

Jake Sullivan’ın haftasonu İsrailli mevkidaşı Tzachi Hanegbi ile yaptığı telefon görüşmesinde Başkan Joe Biden’ın İsrail’in Refah’a yönelik saldırısına ilişkin “uzun süredir devam eden endişelerini” dile getirdiği açıklanmıştı.

Sullivan’ın Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yenilgiye uğratılmasını sağlayacak alternatif planları görüştüğü ve Hanegbi’nin de İsrail’in ABD’nin endişelerini dikkate aldığını teyit ettiği belirtilmişti.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları İzleme Örgütü (UNHRW) tarafından hazırlanan son raporda İsrail’in savaşın başlamasından bu yana Gazze’deki insani yardım konvoylarına ve tesislerine en az sekiz saldırı düzenlediği belirtildi.

Örgüt ayrıca İsrail ordusunun, en az 31 yardım görevlisinin ve beraberindekilerin ölümüne ya da yaralanmasına neden olan saldırılardan önce uyarıda bulunmadığını açıkladı. BM’ye göre İsrail’in 7 Ekim’deki saldırısından bu yana Gazze’de 250’den fazla yardım görevlisi öldürüldü.

Bu rapor, BM Güvenlik Genel Sekreteri Antonio Guterres’in bir BM güvenlik görevlisinin ölümü ve bir diğerinin yaralanmasının ardından soruşturma açılması çağrısında bulunmasının ardından geldi. Görevlilerin bulunduğu araç pazartesi sabahı Refah’taki Avrupa Hastanesine giderken vurulmuştu.

“Gazze’deki çatışmalar sadece sivillere değil insani yardım çalışanlarına da ağır bedeller ödetmeye devam ediyor” diyen Genel Sekreter, “Acil insani ateşkes ve tüm rehinelerin serbest bırakılması çağrılarımızı yineliyoruz.” açıklamasında bulundu.

Pazartesi günü İsrailli protestocuların Gazze’ye girmeye çalışan bir insani yardım konvoyuna saldırdığı görüldü. Sosyal medyada yer alan videolarda protestocuların yardım paketlerini yağmaladıkları, yere attıkları ve içindeki gıda ve malzemeleri tahrip ettikleri görülüyor. İsrail polisi dört göstericinin gözaltına alındığını bildirdi.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 35 Bin 91’e Çıktı

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 57 artarak 35 bin 091’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 82 artarak 78 bin 827’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail güçleri aylar önce Hamas’ı mağlup ettiklerini söyledikleri bir bölgeyi yeniden ele geçirmek için haftanın ilk gününde bölgenin kuzeyinden Gazze Şeridi’ne girdi. Gazze’nin güney ucunda ise tanklar ve askeri birlikler, otoyol üzerinden Refah’a ilerledi.

Gazze’nin hem kuzey hem de güney uçlarında haftalardır yaşanan en yoğun çatışmalar nedeniyle yüz binlerce Filistinli yeniden kaçmaya başladı. Yardım grupları insani krizin daha da kötüleşebileceği uyarısında bulunuyor.

İsrail, beş ay önce askerlerinin çoğunu çektiği kuzeye geri dönmesinin gerekçesini, militanların militanların yeniden bölgeye gelmesini önlemek için savaşın “temizlik” aşamasının bir parçası olarak açıkladı. İsrail, bu tür operasyonların her zaman plan dahilinde olduğunu kaydetti. Filistinliler daha önceki savaş alanlarına geri dönme ihtiyacının İsrail’in askeri hedeflerinin ulaşılamaz olduğunun kanıtı olduğunu söylüyor.

Tanklar, Gazze’de 75 yıl önce İsrail’den gelen Filistinli mültecileri barındırmak için inşa edilen sekiz kamptan en büyüğü olan Cebaliye’nin merkezine doğru ilerledi. Moloz yığınına dönmüş sokaklar boyunca, eşyalarını doldurdukları torbalarla kaçan bölge sakinleri, tank mermilerinin kampın merkezine düştüğünü ve hava saldırılarının evleri yok ettiğini söyledi.

“Sorumluluğu üstleniyorum”

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, ordunun 7 Ekim saldırılarını önleyemediğini ve bunun sorumluluğunu taşıdığını ifade etti. Halevi, “İsrail ordusunun 7 Ekim’de İsrail vatandaşlarını koruma görevinde başarısız olmasının sorumluluğunu üstleniyorum ve bunun ağırlığını her gün omuzlarımda hissediyorum” ifadelerini kullandı.

Halevi, Gazze Şeridi’nde öldürülen İsraillilerin ailelerine hitaben şunları söyledi: “Oğullarınızı ve kızlarınızı geri dönmedikleri savaşa ve kaçırıldıkları yerlere gönderen komutan benim.”

Genelkurmay Başkanı ayrıca, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki savaşı tamamlamaya kararlı olduğunu vurguladı. Halevi, “Bedelinin farkında olsak da görevi tamamlamaya kararlıyız. Düşmanlarımız bize karşı ayaklandığında hazır olacağız, hazırlıklı olacağız ve bize zarar vermeye yönelik her türlü girişime güçlü bir şekilde karşılık vereceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken’a göre İsrail’in Gazze saldırısında ölen sivillerin sayısı, öldürdüğü Hamas militanlarından daha fazla.

Amerikalı CBS News’e röportaj veren Blinken “Başbakan Netanyahu, İsrail’in İsrail Silahlı Kuvvetleri’nin 14 bin terörist ve 16 bin sivili öldürdüğünü değerlendirdiğini söyledi. ABD, İsrail’in gerçek teröristlerden daha fazla sivilin öldürüldüğü yönündeki değerlendirmesini paylaşıyor mu?” sorusuna Blinken kararlı bir şekilde “Evet, paylaşıyoruz” yanıtını verdi.

“İsrail’in uluslararası insani hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle bağdaşmayan eylemler olduğunu değerlendirmek mümkün” diyen Blinken “farklı olayları inceleyen çok sayıda soruşturmanın devam ettiğini” sözlerine ekledi.

Bununla birlikte Blinken, İsrail’in “ABD yasalarını ve silah anlaşmalarını” ihlal edip etmediği sorulduğunda olumsuz yanıt verdi. Blinken, geniş çaplı bir işgalin “potansiyel olarak inanılmaz derecede yüksek bir maliyete yol açabileceğini” ve Refah’a yapılacak büyük bir saldırının bile Hamas tehdidini sona erdirme ihtimalinin düşük olduğunu söyledi.

Blinken, “İsrail potansiyel olarak bir isyanı devralma, ya da ayrılırsa kaosla, anarşiyle ve muhtemelen Hamas tarafından yeniden doldurulan bir boşlukla karşılaşma yolunda ilerliyor,” dedi.

Blinken ayrıca, ABD’nin sivilleri daha iyi korumak ve Refah’ın topyekun işgalinden kaçınmak için baskı yapmaya devam ettiğini söyledi ve Başkan Joe Biden’ın İsrail’e yönelik silah ambargosunun 3 bin 500 “yüksek kapasiteli” bombayla sınırlı olduğunu doğruladı.

Blinken NBC’ye de ABD’nin İsrail liderlerine savaş bittikten sonra Gazze ile ilgili bir plan sunmaları için bastırmaya devam ettiğini ve kalıcı bir sonuç elde etme üzerinde yoğunlaştıklarını söyledi.

Netanyahu’dan “kararlılık” mesajı

Kudüs’te İsrail’in ölen askerleri için düzenlenen Anma Günü törenine katılan Başbakan Benyamin Netanyahu, Hamas’a karşı verilen savaşın, ülkelerinin “varlığını, özgürlüğünü, güvenliğini ve refahını” güvence altına almak için verilen bir mücadele olduğunu söyledi. Netanyahu, “Bağımsızlık savaşımız henüz bitmedi, halen devam ediyor” dedi.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler Filistin Raportörü: Gazze’de Yaşananlar Soykırım

Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, “Gazze’de yaşananların bir savaş değil, tereddüt etmeden bir soykırım olduğunu söyleyebilirim” dedi ve ekledi:

“Batılı ülkelerde, soykırım kelimesinin kullanımı konusunda büyük bir rahatsızlık var. Bunun da sebebi, soykırım kelimesinin Holokost’u çağrıştırması. ‘Holokost’a uğramış İsrail (Yahudiler) nasıl olur da soykırım yapar, böyle bir şey düşünülemez’ diye. Fakat (İsrail) şu an tam da bunu yapmakta.”

Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, Tunus’ta düzenlenen Mağrib Maşrik Forumu’nda Gazze’deki duruma dair konuştu. İsrail’in Gazze Şeridi’ne karşı sürdürdüğü saldırıları, “insani ve demokratik değerlere yönelik açık bir meydan okuma” olarak değerlendiren Albanese, “Şu an Gazze’de olup bitenleri nasıl görmezden gelebiliriz? Bu bir trajedi” dedi.

Albanese, Gazze’de yaşanan insan hakları ihlallerine dikkati çekerek, İsrail’in, Gazze’de yaklaşık 15 bini çocuk olmak üzere 35 bin insanı öldürdüğünü ve bu saldırılarıyla aynı zamanda işgal altındaki Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki tüm Filistinlilerden intikam almayı hedeflediğini kaydetti.

İsrail’in saldırılarının durdurulması için uluslararası topluma harekete geçme çağrısı yapan Albanese, şunları söyledi: “Gazze’de yaşananların bir savaş değil, tereddüt etmeden bir soykırım olduğunu söyleyebilirim. Batılı ülkelerde, soykırım kelimesinin kullanımı konusunda büyük bir rahatsızlık var. Bunun da sebebi, soykırım kelimesinin Holokost’u çağrıştırması. ‘Holokost’a uğramış İsrail (Yahudiler) nasıl olur da soykırım yapar, böyle bir şey düşünülemez’ diye. Fakat (İsrail) şu an tam da bunu yapmakta.”

Albanese konuşmasında ayrıca İsrail’in Gazze’deki saldırılarına karşı gerçekleştirilen protestolara da değinerek, “Dünya çapında bu zulmü durdurmak için harekete geçen ve kampüslerde eylem yaparak sistemleri sarsan öğrenci hareketlerine destek olmalıyız” diye konuştu.

“Ateşkes yalnızca başlangıç olacak”

Çatışmalardaki bilanço ağırlaşırken Birleşmiş Milletler’den (BM) kalıcı ateşkes çağrıları gelmeye devam ediyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, derhal insani ateşkes, tüm rehinelerin koşulsuz salıverilmesi ve abluka altındaki Gazze Şeridi’ne insani yardımların derhal arttırılması çağrısında bulundu.

Kuveyt’te düzenlenen bir donörler konferansına katılan Guterres, ateşkesin sağlanmasının ise “yalnızca başlangıç olacağını” dile getirerek, “Bu savaşın yol açtığı yıkım ve tramvadan kurtulmak uzun bir yol olacak” dedi.

BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı, İsrail’in, uluslararası tüm uyarılara rağmen başlattığı Refah kentine yönelik kara saldırısının ardından 150 bin Filistinlinin kentten göç ettiğinin tahmin edildiğini açıkladı.

Mısır, Katar ve ABD aracılığında ateşkese yönelik müzakereler sürerken, ABD Başkanı Joe Biden Cumartesi günü yaptığı açıklamada Hamas’ın Gazze’de tuttuğu rehineleri serbest bırakması halinde ateşkesin “hemen yarın” sağlanabileceğini ifade etmişti.

Gazze’de can kaybı 35 bini aştı

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 63 artarak 35 bin 034’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 114 artarak 78 bin 755’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Hamas, halen ellerinde rehin olarak tuttukları kişilerden birinin daha hayatını kaybettiğini açıkladı. Hamas tarafından yayınlanan video mesajda örgütün elinde rehin olarak tutulan Nadav Popplewel isimli kişinin öldüğü belirtildi. Popplewell’in İsrail’in güneyindeki Kibbutz Nirim bölgesinde rehin alındığı bu kişinin İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırısı nedeniyle öldüğü açıklandı.

İsrail ordusu Hamas tarafından yayınlanan videoyla ilgili henüz bir değerlendirme ya da açıklama yapmadı. Ancak ordu daha önce yaptığı açıklamalarda söz konusu video mesajların Hamas tarafından yürütülen psikolojik savaşın bir parçası olduğu belirtilmiş ve rehinelerin İsrail’in hava saldırılarıyla öldüğü reddedilmişti.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 35 Bini Aştı

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 63 artarak 35 bin 034’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 114 artarak 78 bin 755’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Hamas, halen ellerinde rehin olarak tuttukları kişilerden birinin daha hayatını kaybettiğini açıkladı. Hamas tarafından yayınlanan video mesajda örgütün elinde rehin olarak tutulan Nadav Popplewel isimli kişinin öldüğü belirtildi. Popplewell’in İsrail’in güneyindeki Kibbutz Nirim bölgesinde rehin alındığı bu kişinin İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırısı nedeniyle öldüğü açıklandı.

İsrail ordusu Hamas tarafından yayınlanan videoyla ilgili henüz bir değerlendirme ya da açıklama yapmadı. Ancak ordu daha önce yaptığı açıklamalarda söz konusu video mesajların Hamas tarafından yürütülen psikolojik savaşın bir parçası olduğu belirtilmiş ve rehinelerin İsrail’in hava saldırılarıyla öldüğü reddedilmişti.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, Tunus’ta düzenlenen Mağrib Maşrik Forumu’nda Gazze’deki duruma dair konuştu. İsrail’in Gazze Şeridi’ne karşı sürdürdüğü saldırıları, “insani ve demokratik değerlere yönelik açık bir meydan okuma” olarak değerlendiren Albanese, “Şu an Gazze’de olup bitenleri nasıl görmezden gelebiliriz? Bu bir trajedi” dedi.

Albanese, Gazze’de yaşanan insan hakları ihlallerine dikkati çekerek, İsrail’in, Gazze’de yaklaşık 15 bini çocuk olmak üzere 35 bin insanı öldürdüğünü ve bu saldırılarıyla aynı zamanda işgal altındaki Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki tüm Filistinlilerden intikam almayı hedeflediğini kaydetti.

İsrail’in saldırılarının durdurulması için uluslararası topluma harekete geçme çağrısı yapan Albanese, şunları söyledi: “Gazze’de yaşananların bir savaş değil, tereddüt etmeden bir soykırım olduğunu söyleyebilirim. Batılı ülkelerde, soykırım kelimesinin kullanımı konusunda büyük bir rahatsızlık var. Bunun da sebebi, soykırım kelimesinin Holokost’u çağrıştırması. ‘Holokost’a uğramış İsrail (Yahudiler) nasıl olur da soykırım yapar, böyle bir şey düşünülemez’ diye. Fakat (İsrail) şu an tam da bunu yapmakta.”

Albanese konuşmasında ayrıca İsrail’in Gazze’deki saldırılarına karşı gerçekleştirilen protestolara da değinerek, “Dünya çapında bu zulmü durdurmak için harekete geçen ve kampüslerde eylem yaparak sistemleri sarsan öğrenci hareketlerine destek olmalıyız” diye konuştu.

“Ateşkes yalnızca başlangıç olacak”

Çatışmalardaki bilanço ağırlaşırken Birleşmiş Milletler’den (BM) kalıcı ateşkes çağrıları gelmeye devam ediyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, derhal insani ateşkes, tüm rehinelerin koşulsuz salıverilmesi ve abluka altındaki Gazze Şeridi’ne insani yardımların derhal arttırılması çağrısında bulundu.

Kuveyt’te düzenlenen bir donörler konferansına katılan Guterres, ateşkesin sağlanmasının ise “yalnızca başlangıç olacağını” dile getirerek, “Bu savaşın yol açtığı yıkım ve tramvadan kurtulmak uzun bir yol olacak” dedi.

BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı, İsrail’in, uluslararası tüm uyarılara rağmen başlattığı Refah kentine yönelik kara saldırısının ardından 150 bin Filistinlinin kentten göç ettiğinin tahmin edildiğini açıkladı.

Mısır, Katar ve ABD aracılığında ateşkese yönelik müzakereler sürerken, ABD Başkanı Joe Biden Cumartesi günü yaptığı açıklamada Hamas’ın Gazze’de tuttuğu rehineleri serbest bırakması halinde ateşkesin “hemen yarın” sağlanabileceğini ifade etmişti.

Paylaşın