ABD’den Hizbullah’a Karşı İsrail’e Tam Destek

ABD, Hizbullah’la savaş durumunda İsrail’e tam destek güvencesi verdi. İsrail, Hizbullah’ın, Hayfa limanı da dahil olmak üzere çeşitli yerlerdeki askeri ve sivil bölgeleri göstere görüntüleri yayınlamasının ardından, Hizbullah’la savaşa girmeye hazır olduğunu duyurmuştu.

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 101 artarak 37 bin 551’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 169 artarak 85 bin 911’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Tzachi Hanegbi, bu hafta Washington’da ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Beyaz Saray Ortadoğu Koordinatörü Brett McGurk’le bir araya geldi.

Amerikan medya kuruluşu CNN, görüşmede İsrail-Lübnan sınırındaki çatışmalar, İran ve Gazze’de ateşkes müzakereleri dahil çeşitli konuların ele alındığını aktardı. Kimliğinin paylaşılmasını istemeyen Amerikalı üst düzey yetkililer, toplantıda Hizbullah’la topyekun savaş çıkması halinde Joe Biden yönetiminin Tel Aviv’e tam destek vereceğinin iletildiğini belirtti.

İsrail-Lübnan sınırındaki gerginliğin düşürülmesi için farklı senaryolar üzerinde fikir alışverişi yapıldığı da aktarıldı. Bu kapsamda çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilen Lübnanlıların ve İsraillilerin evlerine dönmelerine dair görüşmeler gerçekleştirildiği ifade edildi.

CNN’in 20 Haziran’daki haberinde de geniş kapsamlı bir savaş başlaması halinde Biden yönetiminin İsrail’e savunma desteği vereceği belirtilmişti. Ancak ABD’nin bölgeye asker konuşlandırmayı düşünmediği aktarılmıştı.

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin Kassam Tugayları’nın 7 Ekim’de düzenlediği Aksa Tufanı’yla başlayan Gazze savaşında, Hizbullah ve İsrail arasındaki çatışmalar da son dönemde yoğunlaştı. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, çarşamba günkü açıklamasında topyekun savaş halinde “hiçbir kural ve sınır tanımayacaklarını” söylemişti.

İsrail ordusu da Lübnan’da askeri harekat düzenlenmesine yönelik operasyonel planların onaylandığını açıklamıştı. Nasrallah ayrıca savaş durumunda İsrail’e destek vermeleri halinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) vuracaklarını da söylemişti.

Bu tehdidin ardından GKRY Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos, olası savaş halinde İsrail’e destek sağlamayacaklarını duyurmuştu. İsrail-Lübnan sınırındaki çatışmalarda toplamda en az 347 Hizbullah mensubu, 63 Lübnanlı sivil, 19 Emel Hareketi, 13 Hamas, 15 İslami Cihad mensubuyla 14 İsrail askeri ve 10 İsrailli sivil öldürüldü.

İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) paylaştığı rakamlara göre 7 Ekim’den bu yana Hizbullah’la çatışmalar nedeniyle Lübnan sınırındaki en az 53 bin İsrailli evlerini terk etti. Lübnan Sağlık Bakanlığı da İsrail sınırındaki en az 94 bin sivilin saldırılar sebebiyle yerinden edildiğini bildirdi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Küba, Güney Afrika’nın İsrail’e Karşı Açtığı Soykırım Davasına Katılacak

Küba, Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) İsrail işgaline karşı açtığı soykırım davasına katılacağını duyurdu. Gazze’de İsrail saldırılarında 37 bin 500’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Küba, Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail’e karşı yaptığı şikayete üçüncü taraf olarak katılmaya karar verdi” dedi.

Bakan Rodriguez, ülkesinin bu girişiminin “Filistin halkına karşı işlenen soykırımı sona erdirmeyi amaçlayan meşru uluslararası çabaları mümkün olduğunca destekleme ve katkıda bulunma taahhüdüyle” uyumlu olduğunu belirtti.

Güney Afrika tarafından 29 Aralık’ta açılan davada, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin “soykırım niteliğinde” olduğu vurgulandı. Dava dilekçesinde, İsrail’in “Gazze’deki Filistinlileri daha geniş bir ulusal, ırksal ve etnik grubun parçası olarak yok etmeye yönelik özel bir niyete” sahip olduğu savunuldu.

İsrail’in, BM Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini belirten Güney Afrika Cumhuriyeti, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarının derhal askıya alınması için, ihtiyati tedbir kararı çıkarılmasını istedi. Güney Afrika Cumhuriyeti, İsrail hükümetinin Gazze’deki uygulamalarını kendi ülkesindeki “apartheid (ırk ayrımcılığı) rejimiyle” kıyaslıyor.

Birleşmiş Milletler Sözleşmesi soykırımı nasıl tanımlıyor?

Birleşmiş Milletler tarafından 1948 yılında kabul edilen “Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi”ne göre, bir eylemin soykırım olarak kabul edilebilmesi için, şunları içermesi gerekiyor:

Soykırım eylemleri ulusal, etnik, dini veya ırksal bir grubu hedef almalıdır.
Öldürme, ağır yaralama, zihinsel ve psikolojik zarar verme, zehirli yaşam koşulları yaratma, doğum kontrol tedbirleri uygulama veya çocukları bir gruptan diğerine zorla nakletme gibi yıkıcı eylemler olmalıdır.
Soykırım eylemleri sistematik ve yaygın olmalıdır.
Yok etmeye yönelik açık bir niyet olmalıdır.

Öte taraftan Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 101 artarak 37 bin 551’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 169 artarak 85 bin 911’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Paylaşın

Ermenistan Filistin’i Tanıdı; İsrail’den Tepki

Filistin’in uluslararası diplomasi sahnesindeki konumunu güçlendirecek kritik adımlar atılmaya devam ediyor. Ermenistan, Filistin devletini resmen tanıdığını açıkladı.

Haber Merkezi / Ermenistan’ın kararına tepki gösteren İsrail ise, Ermenistan’ın İsrail’deki büyükelçisi kınama amacıyla Dışişleri Bakanlığına çağrıldı.

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Komitesi Genel Sekreteri Hüseyin el-Şeyh, Ermenistan’ın kararını memnuniyetle karşıladı. El Şeyh, “Bu, hukuk, adalet, meşruiyet ve Filistin halkımızın kurtuluş ve bağımsızlık mücadelesi için bir zaferdir” dedi.

Ermenistan, Filistin devletini resmen tanıdığını açıkladı. Ermenistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, acil ateşkes çağrısında bulunan Birleşmiş Milletler kararlarına katıldığını ve “Gazze’deki feci insani durumun ve devam eden çatışmanın” uluslararası gündemin en önemli konularından biri olduğunu bildirdi.

Açıklamada, “İsrail-Filistin çatışmasına yönelik ‘iki devletli’ çözümü destekliyoruz” denildi ve hem Filistinliler’in hem de İsrailliler’in meşru isteklerini yerine getirebilmelerini sağlamanın tek yolunun Filistin devletinin tanıması olduğu belirtildi.

Şimdiye kadar onlarca ülke Filistin devletini tanımış olsa da hiçbir büyük Batılı ülke henüz aynı adımı atmadı. Filistinliler, özellikle Gazze’deki insani krize yönelik uluslararası öfke ortamında atılan bu adımların, mücadelelerine uluslararası meşruiyet kazandırdığına inanıyor.

Geçtiğimiz ay İspanya, İrlanda ve Norveç, Filistin devletini tanımaya karar verdiklerini açıklamıştı ve o tarihten bu yana Slovenya ile Karayip ülkesi Antigua ve Barbuda da aynı adımı attı.

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Komitesi Genel Sekreteri Hüseyin el-Şeyh, Ermenistan’ın kararını memnuniyetle karşıladı. El Şeyh, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada “Bu, hukuk, adalet, meşruiyet ve Filistin halkımızın kurtuluş ve bağımsızlık mücadelesi için bir zaferdir” dedi.

İsrail ise Ermenistan’ın kararına tepki gösterdi. İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün yaptığı açıklamaya göre, Ermenistan’ın İsrail’deki büyükelçisi kınama amacıyla Dışişleri Bakanlığına çağrıldı.

Ermenistan’ın Filistin devletini tanıması Türkiye tarafından ise memnuniyetle karşılandı. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“İspanya, İrlanda, Norveç ve Slovenya gibi ülkelerin ardından Ermenistan’ın da Filistin Devleti’ni tanıma kararı almasından memnuniyet duyuyoruz. Daha önce de hep vurguladığımız gibi, Filistin’in tanınması, uluslararası hukukun, adaletin ve vicdanın gereğidir. Türkiye olarak, daha fazla ülkenin Filistin’i tanıması yönünde çaba harcamayı sürdüreceğiz.”

Filistin’i tanıyan ülkeler

15 Kasım 1988’de, birinci İntifada’nın ilk yıllarında, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Lideri Yaser Arafat, Filistin’i başkenti Kudüs olan bağımsız bir devlet olarak ilân etti. Bunu sürgünde olduğu Cezayir’de yaptı ve Cezayir, Filistin’i resmen tanıyan ilk ülke oldu. Türkiye de Filistin’i tanıyan ilk ülkelerden.

Mayıs 2024 itibarıyla Birleşmiş Milletler’in 194 üyesinden 145’i Filistin’i devlet olarak tanıyor. İspanya, Norveç ve İrlanda, mayıs ayında yaptıkları ortak açıklamayla Filistin devletini tanıyacaklarını duyurdu.

Orta Doğu, Afrika ve Asya’nın çoğu Filistin devletini tanıyor; ancak ABD, Kanada, Avustralya, Japonya, Güney Kore ve birçok Batı Avrupa ülkesi, Filistin’i tanımıyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Gazze’de Altyapının Yüzde 67’si Yıkıldı

Hamas’ın başlattığı İsrail – Filistin savaşının 158. günü geride kalırken, Gazze Şeridi’ndeki su ve temizlik tesisleri ile altyapının yaklaşık yüzde 67’si İsrail saldırılarında yıkıldı.

Haber Merkezi / Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), sosyal medya hesabından, Gazze’deki duruma ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamada, İsrail’in 7 Ekim 2023’te başlattığı ve yaklaşık 9 aydır süren saldırıları altında Gazze Şeridi’ndeki su ve temizlik tesisleri ile altyapının yaklaşık yüzde 67’sinin yıkıldığı veya hasar gördüğü belirtildi.

Bulaşıcı hastalıkların yayılmaya devam ettiği ve sıcaklıkların yükseldiği vurgulanan açıklamada, hijyen eksikliği ve susuzluğun Gazze’deki insanların sağlığını tehdit ettiğine dikkat çekildi.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 24 artarak 37 bin 396’ya yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 71 artarak 85 bin 523’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Dairesi (OHCHR), İsrail güçlerinin Gazze’deki savaş sırasında savaş hukukunun temel ilkelerini defalarca ihlal etmiş ve Gazze Şeridi’ndeki askeri operasyonlarında siviller ile savaşçılar arasında ayrım yapmamış olabileceğini kaydetti.

OHCHR, İsrail’in yüksek sayıda can kaybına ve sivil altyapının tahrip edilmesine neden olan altı saldırısını değerlendirdiği raporunda, İsrail güçlerinin “ayrım, orantılılık ve saldırıda tedbir ilkelerini sistematik olarak ihlal etmiş olabileceğini” belirtti.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, “Sivillerin zarar görmesini önleyecek ya da en azından, en aza indirecek savaş araç ve yöntemlerinin seçilmesi gerekliliği, İsrail’in bombalama kampanyasında sürekli olarak ihlal edilmiş gibi görünüyor” dedi.

İsrail’in Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, olası savaş hukuku ihlallerine ilişkin raporu, “olgusal, yasal ve metodolojik açıdan kusurlu” olarak nitelendirdi. İsrail diplomatik misyonu, “OHCHR en iyi ihtimalle kısmi bir olgusal tabloya sahip olduğundan, yasal sonuçlara ulaşmaya yönelik her türlü girişim, doğası gereği kusurludur” dedi.

Raporda, 7 Ekim ve 2 Aralık tarihleri arasında düzenlenen ve BM İnsan Hakları Dairesi’nin bu saldırılarda kullanılan silah türlerini, araçları ve yöntemleri değerlendirebildiği altı operasyonun ayrıntıları yer alıyor.

Paylaşın

İsrail’de “Savaş Kabinesi” Feshedildi

İsrail’de Hamas saldırılarının başlamasıyla kurulan altı üyeli savaş kabinesi feshedildi. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ofisinden bir yetkili, Benny Gantz’ın ayrılmasıyla savaş kabinesinin “gereksiz” bir yapıya dönüştüğünü söyledi.

Benny Gantz ile beraber İsrail Savaş Kabinesi üyesi ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot da kabineden ayrıldığını duyurmuştu. Eisenkot, istifa mektubunda, “Başbakanlığını yaptığınız kabine, savaşın hedeflerine ulaşması için gerekli kararları almadı” ifadelerini kullanmıştı.

7 Ekim’deki Hamas baskınının ardından İsrail Başbakanı Benyamin Netanhayu, muhalefet liderlerine çağrı yaparak bir birlik hükümeti kurulmasını önermişti. Muhalif siyasetçi Benny Gantz, Netanyahu’ya destek için bir savaş kabinesi kurulmasını şart koşmuş ve 11 Ekim’de kabineye katılmıştı.

Netanyahu’nun aşırı sağcı ortaklarının kabineye dahil olmak için girişimde bulundukları, ancak İsrail Başbakanının, Gantz’ı ikna etmek için bulunan bu formüle onun yokluğunda ihtiyaç olmadığı yanıtını verdiği belirtiliyor. İsrail basınına göre Netanyahu, kabineyi dağıtacağını dün akşam ortaklarına haber verdi.

Gazze’de savaş dokuzuncu ayına girerken Gantz, ateşkes sağlandıktan sonra Gazze Şeridi’ne ne olacağına dair yaşanan anlaşmazlık üzerine geçen hafta başında istifa etmişti. 65 yaşındaki politikacı, savaş sonrasına dair bir plan olmadığından şikayet ediyordu. Olası erken seçimler öncesi Gantz’ın Netanyahu’dan ayrışarak siyasi geleceğini garanti altına almak istediği yorumları da yapılıyor.

Gantz’ın hemen ardından savaş kabinesinin bir diğer üyesi olan eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot da istifasını açıklamıştı.

Gantz’ın yokluğu veya 6 üyeli savaş kabinesinin dağılması Netanyahu’yu siyasi baskı altında bıraksa da seçim zorunluluğu getirmiyor, dolayısıyla iktidardaki Netanyahu koalisyonunu tehdit etmiyor. Netanyahu’nun aşırı sağcı iktidar koalisyonu 120 sandalyeli parlamentoda 64 vekille ayakta kalmak için yeterli sayıya sahip. Gantz’ın lideri olduğu Ulusal Birlik Partisi’nin mecliste 8 sandalyesi var.

Daha merkezde ve ılımlı bir figür olarak görülen Benny Gantz’ın yokluğunda Netanyahu’nun sertlik yanlısı aşırı sağcı ortaklarının etkisine açık olacağı değerlendiriliyor.

Kabinede yer alan isimler: İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Üye), İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant (Üye), Muhalefetteki Ulusal Birlik Partisi lideri Binyamin (Benny) Gantz (Üye), Tümgeneral Gadi Eisenkot (Gözlemci), İsrail Stratejik İlişkiler Bakanı Ron Dermer (Gözlemci).

Bundan sonra kararlar nasıl alınacak?

İsrail’de yayımlanan Haaretz gazetesinin haberine göre savaş kabinesindeki görüşülen bazı konular, aşırı sağcı İç Güvenlik ve Maliye Bakanları Itamar Ben-Gvir ile Bezalel Smotrich’in de yer aldığı güvenlik kabinesinde ele alınacak.

Habere göre hassas kararlar ise Savunma Bakanı Yoav Gallant, Stratejik İlişkiler Bakanı Ron Dermer ve savaş kabinesinde gözlemci olan ultra Ortodoks Shas Partisi Başkanı Aryeh Deri’nin de katılması beklenen danışma toplantılarında görüşülecek.

İsrail ordusu sözcüsü Daniel Hagari Pazartesi günü yaptığı açıklamada Netanyahu’nun son hamlesinin orduyu etkilemeyeceğini söyledi. Hagari, “Kabine üyeleri değiştiriliyor ve yöntem değiştiriliyor. Emir komuta zincirini biliyoruz ve buna göre çalışıyoruz. Bu bir demokrasi” diyerek gazetecilere açıklamada bulundu.

Paylaşın

Refah’ta 3 Bin Çocuk Yetersiz Beslenme Nedeniyle Ölümle Karşı Karşıya

Gazze’nin güneyindeki Refah kentinde 3 bin çocuğun yetersiz beslenme nedeniyle ölüm riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunuldu. Gazze Şeridi’nin her bölgesine yardım malzemelerinin girişi için İsrail’e baskı yapılması çağrısı geldi.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 38 artarak 37 bin 202’ye yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 100 artarak 84 bin 932’ye yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), İsrail’in Gazze’nin güneyindeki Refah kentine saldırıları nedeniyle yetersiz beslenen ve tedaviden mahrum bırakılan yaklaşık 3 bin çocuğun ailelerinin gözleri önünde ölüm riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

UNICEF’in, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana insanlık felaketine yol açtığı Gazze’deki saldırılarının çocuk ölümleri üzerindeki etkisine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, Gazze’nin orta ve güney kısımlarında yapılan yetersiz beslenme taramalarından elde edilen ilk sonuçlara göre orta ve şiddetli yetersiz beslenme vakalarının Mayıs’ın ikinci haftasından bu yana arttığı belirtildi.

İsrail’in Refah’taki saldırılarının yardım dağıtımı ve insani yardım erişimini önemli ölçüde engellediği vurgulanan açıklamada, Gazze’de daha fazla çocuğun yetersiz beslenmeye yakalanma riskinin de endişe verici olduğunun altı çizildi.

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), İsrail’in zorla aç ve susuz bırakarak yardımların girişini engellediği Gazze’de çocukların günde 8 saatini su ve yiyecek toplamak için harcadığını belirtti.

UNRWA’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “İsrail’in Gazze’deki saldırılarının doğrudan bir sonucu olarak, çocuklar günde 6-8 saatini su ve yemek toplamak için harcayabiliyor ve çoğu zaman ağır yükler taşıyarak uzun mesafeler yürüyor” dendi.

Çocukların İsrail’in saldırıları nedeniyle çocukluklarını kaybettiğine dikkat çekilen paylaşımda, “Bunun durması gerekiyor. Hemen ateşkes” çağrısı yapıldı.

Hamas’tan uluslararası toplum ve BM’ye çağrı

Hamas, Gazze’de insani yardımların yetersizliği ve İsrail’in sınır geçişlerini kapatmasına dair yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Gazze Şeridi’ndeki Filistin halkı, özellikle Gazze kenti ve Kuzey eyaletlerinde, acımasız aç bırakma savaşının tırmanması nedeniyle insani felaketin ağırlaşmasıyla ve kıtlığın belirtileriyle karşı karşıya” dendi.

Açlık ve kıtlık tehdidinin İsrail’in geçişleri kapatması ve yardımların yetersizliği nedeniyle yaşandığı belirtilen açıklamada, İsrail’in açlığı bir silah olarak kullanmasının bir savaş suçu olduğu ve Gazze Şeridi’nde Filistin halkına karşı soykırım suçunun devam ettiğinin teyidi olduğu vurgulandı.

Arap ve İslam ülkelerinden, Gazze’deki halka yardım sağlamak amacıyla geçişlerin açılması yönünde çaba ve baskı göstermeleri istenilen açıklamada, uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler’e derhal müdahale etmesii, masum sivillere yönelik İsrail saldırısını durdurmaya zorlaması ve Gazze Şeridi’nin her bölgesine yardım malzemelerinin girişi için baskı yapması çağrısında bulunuldu.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Uluslararası Kurumlar Gazze’deki Kültürel Mirası Neden Koruyamadı?

İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik sekiz aydan fazla bir süredir devam eden saldırılarında, bölgenin kültürel alanlarının ve anıtlarının yüzde 60’ından fazlasını yok etti.

Haber Merkezi / Çatışmaların yoğun olduğu bölgelerde kültürel yıkım kaçınılmaz olsa da Filistinli yetkililer ve sivil hakları savunan örgütler, İsrail’in Gazze’deki kültürel alanları ve anıtları kasıtlı olarak yok ettiğini belirtiyorlar.

Batı Şeria’da yaşayan arkeolog Salah Al- Houdalieh, konuya ilişkin yaptığı bir açıklamada, Filistin’de kültürel kayıpların benzersiz olduğunu, tarihi yapıların ve eserlerin ‘sistematik olarak yıkıldığını’ ifade ediyor.

Uluslararası anlaşmalar, çatışmaların yaşandığı bölgelerde kültürel mirasın yok edilmesini savaş suçu olarak kabul ediyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından 2017 yılında kabul edilen 2347 sayılı karar, kültürel mirasın yok edilmesini ve yağmalanmasını kınamakta.

Kültürel mirası korumaya yönelik uluslararası çabaların kökeni 1874 Brüksel Deklarasyonu’na kadar uzanmaktadır. 1954 Lahey Sözleşmesi ile UNESCO’nun Arkeolojik Kazılara Uygulanabilir Uluslararası İlkeler Hakkında 1956 Tavsiye Kararını içermektedir.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından 1967’de kabul edilen 242 sayılı karar ise, İsrail’in işgalci güç olarak Filistin’de yer alan kültürel mirası korumasını zorunlu kılıyor. Ancak Filistin Kültür Bakanlığı’nın raporları, Gazze’de en az 200 kültürel alanın ve tarihi öneme sahip binanın İsrail güçleri tarafından tahrip edildiğini ortaya koyuyor.

Örneğin, İsrail saldırılarında, tarihi 7. yüzyıla kadar uzanan Ömer Ulu Camii ağır hasar gördü, en eski kiliselerden biri olan St. Porphyrius Kilisesi kısmen yıkıldı, antik liman olan Blakhiyya kültürel alanı ciddi hasar gördü.

Çatışmaların yaşandığı bölgelerde kültürel mirasın korunması inkar edilemez derecede zor olsa da, UNESCO gibi uluslararası kuruluşlar bu tür yıkımların önüne geçecek araçlara sahip.

Örneğin, Aralık 2023’te, UNESCO Hükümetlerarası Silahlı Çatışma Durumunda Kültürel Varlıkların Korunması Komitesi (1954 Lahey Sözleşmesi), Gazze Vadisi’nin güney kıyısında bulunan Saint Hilarion manastır kompleksine “geçici koruma” verilmesine karar verdi.

St. Hilarion manastırına geçici koruma verildiğini ve izlendiğini belirten Al- Houdalieh, Dünya Arkeologlar Kongresi ile Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi’nin, kültürel alanların ve anıtların İsrail tarafından yok edilmesine ilişkin ‘zayıf açıklamalar’ yayınladığını belirterek, tepki gösteriyor.

Uluslararası sözleşmeler ve kararlar, çatışmaların yaşandığı bölgelerdeki kültürel mirasın korunmasına yönelik sağlam yasal temeller sağlamakta.

Ancak Gazze’deki kültürel alanların yok edilmesi, bu sözleşmelerin ya etkisiz olduğunu ya da tam anlamıyla uygulanmadığını gösteriyor. Gazze’deki kültürel mirasın korunması yalnızca bölgesel bir mesele değil, küresel bir sorumluluk.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: İsrail, Gazze’de Savaş Suçu İşledi

Gazze Şeridi’nde yaşananlara dair rapor hazırlayan Birleşmiş Milletler (BM), İsrail’in Gazze’de savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar işlediğine hükmetti. İsrail ise BM’yi İsrail karşıtlığı yapmakla suçladı.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 40 artarak 37 bin 164’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 120 artarak 84 bin 832’ye yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler (BM), İsrail’in Gazze’de savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar işlediğine hükmetti. BM’ye bağlı Bağımsız Soruşturma Komisyonu, 7 Ekim sonrası Gazze’de yaşananlara dair ilk kapsamlı soruşturmasını tamamladı. Hazırlanan raporda, İsrail ordusunun sivilleri “doğrudan, yaygın ve sistematik biçimde” hedef alarak uluslararası hukuku ihlal ettiği sonucuna varıldı.

Raporda, “Komisyon; cinayet, Filistinli yetişkin ve çocuk erkekleri hedef alan ayrımcılık, zorla yerinden etme, işkence, insani olmayan ve vahşice muamele suçlarının işlendiğini tespit etmiştir” denildi. İsrail yönetimi, açlığı silah olarak kullanmakla da suçlandı. İsrail Filistin’e karadan insani yardım taşınmasına engel olurken, Ürdün öncülüğünde başlatılan operasyonla havadan gıda ulaştırılmaya çalışılmıştı.

Bulguları reddeden İsrail ise BM’yi İsrail karşıtlığı yapmakla suçladı. Bağımsız Soruşturma Komisyonu, BM İnsan Hakları Konseyi tarafından 2021’de İsrail ve Filistin topraklarında yaşandığı iddia edilen ihlalleri araştırmak üzere kurulmuştu.

BM Komisyonu ayrıca, Hamas ve diğer Filistinli silahlı grupların 7 Ekim’deki baskında savaş suçu işlediklerini belirledi. Raporda; Hamas ve diğer örgüt üyelerinin cinsel suçlara karıştığı ve cesetlere bilinçli olarak zarar verildiği yönünde tespitler yer aldı.

İsrail’in Gazze’ye saldırıları, Hamas’ın 7 Ekim’de düzenlediği, İsrail’in verdiği bilgiye göre 1200 kişinin ölümüyle sonuçlanan baskınıyla başlamıştı. ABD ve Avrupa Birliğinin terör örgütleri listesindeki Hamas, 251 kişiyi rehin alarak Gazze’ye kaçırmıştı. Hâlâ 116 rehine Gazze’de bulunuyor, İsrail ordusuna göre bunların 41’i yaşamını yitirdi.

Komisyon Başkanı Navi Pillay, “İsrail saldırılarını derhal durdurmalı” dedi, ayrıca Hamas’ı rehineleri serbest bırakmaya çağırdı.

Geçtiğimiz günlerde de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, İsrail ve Hamas’ı “çatışma bölgelerinde çocuklara zarar veren ülke ve örgütler” listesine ekleme kararı almış, bu konuda İsrail’i bilgilendirmişti. İsrail’in çocuk haklarını ihlal ettiği, çocukların yaşamlarını tehlikeye attığının tescili anlamına gelen listede, Rusya ve IŞİD de yer alıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Gazze’de Acil Ateşkes Öngören Plan Kabul Edildi

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), ABD Başkanı Joe Biden’ın açıkladığı ve 3 aşamada Gazze’de çatışmaların kalıcı olarak bitirilmesini öngören planı kabul etti.

Haber Merkezi / Planda uluslararası hukuka ve ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına uygun olarak, “iki demokratik devlet olan İsrail ve Filistin’in güvenli ve tanınmış sınırlar içinde yan yana barış içinde yaşadığı iki devletli bir çözüm vizyonuna ulaşma yönündeki sarsılmaz kararlılığı” vurgulanıyor. Gazze Şeridi’nin Batı Şeria ile Filistin Yönetimi altında birleştirilmesinin önemi vurgulanıyor.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 40 artarak 37 bin 124’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 218 artarak 84 bin 712’ye yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Gazze’de kademeli ateşkes öngören karar tasarısını kabul etti. ABD’nin sunduğu plana BMGK’nın 14 üyesi “evet” derken, Rusya “çekimser” kaldı. Oylama, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın İsrail’de temaslarını sürdürdüğü sırada yapıldı.

ABD Başkanı Joe Biden’ın 31 Mayıs’ta “İsrail kabul etti” diyerek sürpriz şekilde açıkladığı ancak şu ana kadar İsrail’den net bir yanıt gelmeyen plan, 3 aşamada Gazze’de çatışmaların kalıcı olarak bitirilmesini hedefliyor.

Buna göre ilk aşamada altı hafta süreyle derhal ve tam bir ateşkes ilan edilecek. Bu sürede İsrail ordusu nüfus bulunan yerlerden çekilirken; Hamas elindeki kadın, yaşlı ve yaralı esirleri serbest bırakacak. Karşılığında İsrail’de tutuklu Filistinliler salıverilecek. Ayrıca çatışmaların durmasıyla bölgeye daha fazla insani yardım da taşınabilecek.

Plan ikinci adımda, Hamas’ın elindeki esirlerin tamamını serbest bırakmasını ve İsrail askerinin Gazze’nin tamamından çekilmesini talep ediyor. Son olarak ise Gazze’nin yeniden inşası gündeme gelecek.

“Çatışmalar bugün durabilir”

ABD, Hamas’ın BM Güvenlik Konseyi’nin de onayladığı ateşkesi sürecini kabul etmesi halinde çatışmaların bugün sona erebileceğini vurguladı. ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, Güvenlik Konseyi’nde kabul edilen karar tasarısının ardından konsey üyelerine hitaben yaptığı teşekkür konuşmasında, “Bugün barışa oy verdik” dedi.

Güvenlik Konseyi’nin tasarıyı kabul ederek Hamas’a açık bir mesaj gönderdiğini belirten Thomas-Greenfield, “İsrail zaten bu anlaşmayı kabul etti. Eğer Hamas da aynısını yaparsa çatışmalar bugün durabilir. . Hamas artık uluslararası toplumun birlik içinde olduğunu görebiliyor” dedi.

Thomas-Greenfield, uluslararası toplumun, Gazze’nin yeniden yapılanmasına, Filistinli sivillerin durumlarının iyileşmesine ve 8 aydır esaret altında olan rehinelerin ailelerine kavuşmalarına yardımcı olacak bir anlaşmanın arkasında birleştiğini belirterek, “Ateşkes anlaşması düşmanlıkların kalıcı olarak sona ermesine, herkes için daha iyi bir geleceğe giden yolu açacak. Artık farklı bir rota çizme fırsatı var. Hamas’ın bunu anlaması gerekiyor” diye konuştu.

ABD’nin, Hamas’ın anlaşmayı kabul etmesi durumunda İsrail’in yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamaya da yardımcı olacağını taahhüt ettiğini kaydeden Thomas-Greenfield, “Bugün, İsrailli ve Filistinliler’in uluslararası hukukla ilgili BM kararlarına uygun, güvenli ve tanınmış sınırlar içinde, yan yana barış içinde yaşadığı, yeniden canlandırılmış bir barış ortamının sağlandığı iki devlet vizyonuna olan bağlılığımızı da yeniden teyit etmiş olduk” ifadesini kullandı.

Oylamada tek “çekimser” kalan ülke olan Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise yaptığı açıklamada, İsrail’in spesifik olarak neyi kabul ettiğini sorguladı ve Güvenlik Konseyi’nin “belirsiz parametrelere” sahip anlaşmalara imza atmaması gerektiğini söyledi. Nebenzia, “Tasarısı bloke etmek istemedik çünkü anladığımız kadarıyla Arap dünyası tarafından destekleniyor” dedi.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de, karardan duyduğu memnuniyeti belirtti ve kararın derhal uygulanması için çağrıda bulundu. Açıklamasında Borrell, AB’nin iki devletli çözüme dayanan kalıcı ve sürdürülebilir bir barışa yönelik siyasi sürecin yeniden canlandırılmasına katkıda bulunmaya hazır olduğunu vurguladı. Borrell ayrıca, Gazze’nin yeniden inşasıyla ilgili uluslararası çabalara AB olarak tam destek mesajı verdi.

BMGK’nın Gazze sınavı

ABD’nin teklifiyle BMGK’dan geçen karar, sekiz ay önce savaş başladığından beri yapılan 11’inci Gazze konulu oylama oldu. Bu tekliflerden sadece 4’ü kabul edildi. İnsani yardıma odaklanan ilk iki metinden sonra “ateşkes” talep eden ilk metin ancak Mart sonunda, ramazan süresince uygulanmak üzere kabul edilebildi, bu oylamada ABD veto yetkisini kullanmayarak çekimser kaldı. Uzun süre içinde “ateşkes” ifadesi geçen planları veto eden ABD, bunun yerine çatışmalara “insani ara” verilmesini öneriyordu.

Uluslararası hukuk karşısında bağlayıcılığı olsa da BMGK kararlarının hiçbirinin sahadaki gerçekliğe görünür bir etkisi olmadı. ABD ve Avrupa Birliği’nin terör örgütleri listesinde yer alan Hamas’ın, 7 Ekim’deki kanlı baskınıyla başlayan savaşta 37 binden fazla Filistinli yaşamını yitirdi.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler, İsrail, Hamas Ve İslami Cihad’ı Kara Listeye Ekliyor

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşında 8. ay geride kalırken, Birleşmiş Milletler (BM), İsrail, Hamas ve İslami Cihad’ı “çatışma bölgelerinde çocuklara zarar veren ülke ve örgütler” listesine ekleme kararı aldı.

Karar; İsrail’in çocuk haklarını ihlal ettiği, çocukların yaşamlarını tehlikeye attığının tescili anlamına geliyor. Listede halihazırda terör örgütleri IŞİD, El Kaide ve Boko Haram’ın yanı sıra Ukrayna işgali yüzünden Rusya da bulunuyor.

Birleşmiş Milletler (BM), İsrail ve Hamas’ı “çatışma bölgelerinde çocuklara zarar veren ülke ve örgütler” listesine ekleme kararı aldı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres kararını önümüzdeki birkaç gün içinde Güvenlik Konseyine bildirecek.

İsrail’in listeye eklenmesinin ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) bir yaptırımda bulunması beklenmiyor. Sahadaki gerçekliğe somut bir etkisi olmayan kararın yine de İsrail üzerinde artan uluslararası kamuoyu baskısını pekiştireceği değerlendiriliyor.

Karar; İsrail’in çocuk haklarını ihlal ettiği, çocukların yaşamlarını tehlikeye attığının tescili anlamına geliyor.

Listede halihazırda terör örgütleri IŞİD, El Kaide ve Boko Haram’ın yanı sıra Ukrayna işgali yüzünden Rusya da bulunuyor. Hamas dışında İslami Cihad da kara listeye alınacak.

Guterres’in ofisi İsrail’in kara listeye ekleneceğini bu ülkenin BM temsilcisi Gilad Erdan’a önceden bildirdi. Normalde 18 Haziran’dan önce açıklanmayacak kararı da Erdan kamuoyuyla paylaştı.

Yaptığı açıklamada İsrailli temsilci, “Bu utanç verici karar Hamas’a savaşı genişletmek için sadece umut veriyor. Hamas şimdi okulları ve hastaneleri daha fazla kullanacak çünkü Genel Sekreter (Guterres) onları umutlandırıyor” ifadelerini kullandı.

Erdan, BM temsilcisi ile telefondaymış gibi göründüğü ve karara itiraz ettiği anların videosunu sosyal medya sitesi X’te paylaştı.

BM’den yapılan açıklamada, İsrail’in listeye ekleneceğinin “nezaketen önceden haber verildiğine” dikkat çekilerek, paylaşılan video karşısında şoke oldukları kaydedildi.

“En ahlâklı ordu IDF”

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da, “BM, Hamas katillerini destekleyenlere katılarak kendini kara listeye ekledi. IDF dünyanın en ahlâklı ordusudur, hayal ürünü BM kararı bunu değiştirmeyecek” dedi.

Guterres’in adımı Filistin tarafında ise memnuniyetle karşılandı. Filistin’in BM temsilcisi Riyad Mansour, “İsrail’i utanç listesine eklemek ölen evlatlarımızı geri getirmeyecek, ancak doğru yolda atılmış önemli bir adım” diye konuştu.

İnsan hakları örgütleri İsrailin listeye eklenmesi için uzun zamandır çalışıyordu. BM, son Gazze savaşından çok önce, 2022 yılında İsrail’e “tutumunda iyileşme göstermezse” kara listeye gireceği uyarısında bulunmuştu.

7 Ekim’deki Hamas baskınını izleyen İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 37 bine dayandı. Gazze yönetimine göre şu ana kadar çoğu çocuk en az 32 kişi ise açlıktan öldü.

Haber ajansı AP’nin analizine göre, kadın ve çocuk ölümleri uluslararası toplumun baskısı ve uyarılarına rağmen Nisan ayında hâlâ yüzde 40 seviyesindeydi. Savaşın başladığı Ekim ayında Gazze’de yaşamını yitirenlerin yüzde 60’ını kadın ve çocuklar oluşturuyordu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın