Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 70 Bin 365’e Yükseldi

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 70 Bin 365’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 171 bin 058’e çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı.

Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülüğünde hazırlanan 20 maddelik barış planı 10 Ekim’de devreye girmişti. Plan kapsamında Hamas’ın silah bırakması ve Gazze’nin geleceğinde söz sahibi olmaması isteniyor.

Ayrıca bölgeye “Uluslararası İstikrar Gücü” (ISF) konuşlandırılması öngörülüyor. Buna yönelik ABD tasarısı, 18 Kasım’da BMGK’de kabul edilmişti.

Paylaşın

Gazze’de Barış İçin Tarihi Adım

20’den fazla ülkenin liderlerinin katılımıyla gerçekleştirilen Şarm el-Şeyh Barış Zirvesi’nde Gazze’deki ateşkes anlaşması için kritik bir adım atıldı. Zirveye katılan liderler, Gazze için ortak niyet beyanını imzaladı. 

İmza töreni sonrası açıklamalarda bulunan ABD Başkanı Donald Trump, bölgedeki gelişmeleri değerlendirdi. Trump, “Orta Doğu’da barışa ulaştık” diyerek, “Gazze’de savaşı hep birlikte bitirdik. Gazze’de yeniden inşa başlıyor” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Trump, 9 Ekim’de Mısır’daki müzakerelerde İsrail ile Hamas’ın Gazze’de ateşkes planının ilk aşamasını onayladığını açıklamıştı. Anlaşma, 10 Ekim itibarıyla yürürlüğe girmiş ve İsrail ordusunun belirlenen “sarı hat”tan çekilmesi ile ateşkes aynı gün saat 12.00’de hayata geçirilmişti.

Mısır’ın Şarm eş-Şeyh kentinde gerçekleştirilen tarihi zirvede, Gazze’de barışın sağlanması amacıyla önemli adımlar atıldı. Zirveye katılan liderler, Gazze için ortak niyet beyanını imzaladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Katar Emiri Al-Sani, barış ve istikrarın sağlanması için birlikte hareket etme mesajı verdi.

ABD Başkanı Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a övgüde bulunarak, “Çetin bir adam ve benim dostum” dedi. Trump, Erdoğan’ın ordusunun çoğu kişinin sandığından daha güçlü olduğunu ve son dönemdeki çatışmalarda hep ön safta yer alarak başarılı olduğunu vurguladı.

Zirve, Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirmeyi, Orta Doğu’da barış ve istikrarı güçlendirmeyi ve bölgesel güvenlik için yeni bir sayfa açmayı hedefliyor. Toplantıya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ürdün Kralı 2. Abdullah, Bahreyn Kralı Hamed bin İsa Al Halife, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan gibi 20’den fazla ülke lideri katıldı.

İran’ın Tesnim Haber Ajansı, İranlı yetkililerin katılmayacağını bildirirken, Katar, BAE, Suudi Arabistan ve Endonezya’dan katılım olacağı ancak düzeylerinin açıklanmadığı belirtildi. İsrail Başbakanlık Ofisi zirveye İsrail’den katılım olmayacağını duyurdu, Filistin yönetimi ise açıklama yapmadı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa da zirvede yer aldı.

Gazze’de varılan ateşkes anlaşması da zirvede değerlendirildi. ABD Başkanı Trump, 9 Ekim’de Mısır’daki müzakerelerde İsrail ile Hamas’ın Gazze’de ateşkes planının ilk aşamasını onayladığını açıklamıştı. Anlaşma, 10 Ekim itibarıyla yürürlüğe girmiş ve İsrail ordusunun belirlenen “sarı hat”tan çekilmesi ile ateşkes aynı gün saat 12.00’de hayata geçirilmişti.

Paylaşın

Gazze’de Ateşkes: Trump’tan Erdoğan’a Teşekkür

İsrail ile Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık iki yıldır devam eden çatışmaları sona erdirmek için ateşkes anlaşmasına vardığı bildirildi. Anlaşma, Gazze’yi harap eden savaşı sona erdirmek için önemli bir adım olarak görülüyor.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 67 bin 194’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 169 bin 890’a çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Savaş, Gazze’de geniş bir bölgeyi dümdüz etti. Gazze Şeridi’nin 2,3 milyonluk nüfusunun yaklaşık yüzde 90’ını yerlerinden edildi, birçoğu da birden fazla kez kaçmak zorunda kaldı. Yüzbinlerce kişi, yiyecek ve diğer temel ihtiyaçlara sınırlı erişimle sahil boyunca yayılan çadır kamplarda toplanmış durumda.

İsrail hükümeti yeni anlaşma için bir takvim açıkladı. Buna göre Binyamin Netanyahu hükümeti 9 Ekim akşamı anlaşmayı oylamak için toplanacak. Ardından İsrail ordusu 24 saatlik hukuki itiraz süresi sonunda belirlenen hatta çekilecek.

Rehine aramayı da içeren 72 saatlik sürenin bu 24 saatin dolması sonrası başlayacağı ifade ediliyor. Bu da 10 Ekim Cuma günü geç saatlere ya da cumartesi sabahı arama çalışmalarının başlayacağı anlamına geliyor.

Plan ayrıca, sahadaki durum için uluslararası bir gücün kurulmasını da öngörüyor.

9 Ekim Perşembe günü Paris’te bu amaçla Avrupa ülkeleri ve Arap ülkelerinden üst düzey yetkililerin katılacağı bir toplantı yapılacak. Gazze’nin gelecekteki yönetiminin nasıl olacağı, yardım, yeniden inşa ile silahsızlanma gibi konular da görüşülecek.

Mısır ve Katar ile birlikte, ABD’nin öncülüğünde yürütülen müzakerelerde arabulucu rolü üstelenen Türkiye adına en üst düzey açıklama AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan geldi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Erdoğan, görüşmelerin ateşkesle sonuçlanmasından memnuniyet duyduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“İsrail hükümetinin ateşkese teşvik edilmesinde gerekli siyasi iradeyi ortaya koyan ABD Başkanı Sayın Trump başta olmak üzere, anlaşmaya varılmasında önemli destekleri olan kardeş ülkeler Katar ve Mısır’a hassaten teşekkür ediyorum.

Türkiye olarak anlaşmanın harfiyen uygulanmasının yakın takipçisi olacak ve sürece katkı sunmaya devam edeceğiz. Aynı şekilde Filistin’de 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin devleti kurulana dek mücadelemizi sürdüreceğiz.”

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’daki kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, Gazze’de ateşkes sürecine yaptığı katkılardan dolayı Erdoğan’a teşekkür etti: Erdoğan, Hamas ve diğer bazı gruplar konusunda bizzat ilgilendi ve harika bir iş çıkardı.

Paylaşın

İran, Mossad Adına Casusluk Yaptığı Gerekçesiyle Bir Kişiyi İdam Etti

İran, İsrail’in istihbarat teşkilatı Mossad adına casusluk yapmakla suçladığı bir kişiyi idam etti. İran’da bu yıl şimdiye kadar binden fazla idam cezasının infaz edildiği belirtiliyor.

İran, İsrail’e casusluk yapmakla suçladığı bir kişiyi idam ettiğini açıkladı. İran yargısına bağlı Mizan internet sitesinde yayımlanan açıklamada, İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad’a çalışmakla suçlanan Behmen Çubi Asl adlı kişinin bu sabah asılarak idam edildiği bildirildi.

“Siyonist rejimin İran’daki önde gelen ajanlarından biri” olarak nitelendirilen kişinin bir telekomünikasyon şirketinde çalıştığı ve “İran’ın kritik ve egemen veri tabanlarına ayrıcalıklı erişim imkânının bulunduğu” belirtildi. Açıklamada, söz konusu kişinin ne zaman tutuklandığına dair bir bilgi ise yer almadı.

Haziran ayında İsrail’in İran’daki hedeflere hava saldırıları düzenlemesiyle başlayan ve İran’ın da İsrail topraklarına yönelik misilleme saldırıları düzenlediği 12 günlük bir savaşyaşanmıştı. İran rejimi, savaşın ardından İsrail ile iş birliği yapmakla suçlanan kişilere karşı yargı süreçlerinin hızlandırılacağını açıklamıştı.

İran yargısından 9 Ağustos’ta yapılan açıklamada, İsrail ile bağlantılı oldukları şüphesiyle 20 kişinin tutuklandığı bildirilmişti.

Uluslararası Af Örgütü verilerine göre İran’da bu yıl gerçekleştirilen infaz sayısı, son 15 yılın en üst seviyesine çıktı. Bu yıl şimdiye kadar binden fazla idam cezasının infaz edildiği belirtiliyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

İsrail, Katar’da Hamas’ın Üst Düzey Liderlerini Hedef Aldı

İsrail, Katar’ın başkenti Doha’da Hamas’ın üst düzey liderlerini hedef aldığını açıkladı. Hedefler arasında Hamas Siyasi Büro Başkan Vekili Halil el-Hayya da vardı.

Haber Merkezi / Halid Meşal de dahil olmak üzere Doha’da birçok Hamas lideri bulunuyor.

İsrail, geçen temmuz ayında Tahran’da Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye’yi suikastle öldürmüştü. Geçen ekim ayında ise Hamas’ın bir başka önemli ismi Yahya Sinwar, Gazze’de İsrail güçleriyle girdiği çatışmada öldürülmüştü.

İsrail, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Yıllardır Hamas lider kadrosunun bu üyeleri terör örgütünün operasyonlarına liderlik etti ve 7 Ekim’deki acımasız katliamdan doğrudan sorumlular. Ayrıca İsrail devletine karşı savaşı yönetiyorlardı” ifadelerine yer verdi.

Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mejid el Ensari, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Katar Devleti, Katar’ın başkenti Doha’da Hamas’ın siyasi bürosunun bazı üyelerinin kaldığı meskun mahali hedef alan korkakça İsrail saldırısını güçlü bir şekilde kınıyor” dedi.

Katar, ABD’nin NATO dışındaki önemli müttefiklerinden biri. İsrailli bir yetkili, ABD yetkililerini operasyondan haberdar ettiklerini ve Beyaz Saray’ın yeşil ışık yaktığını açıkladı.

Olayda can kaybı ya da yaralı olup olmadığına ilişkin resmi bir açıklama yapılmazken, İsrailli bir yetkili, saldırıların Hamas yöneticilerini hedef aldığını dile getirdi.

Paylaşın

Cezasız Suç: Gazze Soykırımı

İsrail’in Gazze Şeridi’nde işlediği suçların cezasız kalması, uluslararası hukukun ve uluslararası insan hakları mekanizmalarının bağlayıcılığı konusunda ciddi soru işaretleri yaratmaktadır.

Kurtuluş Aladağ / Birleşmiş Milletler’in (BM) 1948 yılında kabul ettiği Soykırım Sözleşmesi’ne göre, bir  etnik, dini veya ırksal grubu tamamen veya kısmen yok etme niyetiyle işlenen eylemler “soykırım” olarak tanımlanmaktadır.

İnsan hakları uzmanları, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının, çok açık bir şekilde bu tanıma uyduğunu ifade etmektedirler.

7 Ekim 2023 yılında Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısının ardından İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik kapsamlı saldırılar başlatmıştır. 24 Ağustos 2025 itibarıyla, İsrail’in saldırıları sonucu, 63 bine yakın Filistinlinin hayatını kaybettiği, bunların çoğunluğunu kadınların ve çocukların oluşturduğu bildirilmiştir.

Birleşmiş Milletler (BM), İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Uluslararası Af Örgütü (AI) gibi kuruluşlar, İsrail’in Gazze’de uluslararası hukuku ve savaş hukukunu ihlal ettiğini belirtmişlerdir.

Dünya genelinde bir çok insan hakları savunucusu, Gazze’deki insani krizin durdurulması ve sorumluların yargılanması için çağrıda bulunmuş ve İsrail’in Gazze’deki eylemlerinin soykırım suçu oluşturabileceğine dair bildiriler yayınlamışlardır.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise, soykırım suçlamalarını “antisemitik” olarak nitelendirmiş ve İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu savunmuştur.

Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), Güney Afrika’nın Aralık 2023 yılında açtığı soykırım davasında, İsrail’in Gazze’de soykırımı önlemek için tüm tedbirleri alması gerektiğine hükmetmiştir. Ancak, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü, İsrail’in bu karara uymadığını ve insani yardım girişlerini dahi engellemeye devam ettiğini açıklamıştır.

İsrail’in Gazze’ye uyguladığı elektrik, gıda, yakıt ve su ablukası, Cenevre Sözleşmeleri’ne göre bir savaş suçu olan toplu cezalandırma olarak nitelendirilmektedir. BM Gıda Hakkı Özel Raportörü Michael Fakhri, İsrail’in gıda, su ve insani yardıma erişimlerini kasıtlı olarak engelleyerek açlığı bir savaş silahı olarak kullandığını belirtmiştir.

BM İnsan Hakları Konseyi, İsrail’in savaş suçları işlendiğine dair açık kanıtlar bulduğunu açıklamıştır. Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC), 2014 yılından bu yana Filistin’de işlenen savaş suçlarını teyit etmiştir. Mahkemenin soruşturmaları sürmekle birlikte, somut bir cezalandırma henüz gerçekleşmemiştir.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları, 2006 yılından itibaren devam eden saldırın bir devamı niteliğindedir. Bu, İsrail’in uluslararası hukuku ihlal etme konusunda bir dokunulmazlığa sahip olduğunu göstermektedir.

Gazze’nin açık hava hapishanesine dönüştüğü, nüfusun yüzde 80’inin açlık sınırında ve altında yaşadığı ve çocukların yüzde 10’unun fiziksel gelişim bozukluğu ile karşı karşıya kaldığı bir ortamda, uluslararası toplumun harekete geçme sorumluluğu daha da önem kazanmaktadır.

Bu, sadece bir hukuk meselesi değil, aynı zamanda insanlık vicdanının bir sınavıdır.

Paylaşın

Sosyal Medya, Gazze Eylemlerini Nasıl Şekillendirdi?

İsrail’in Hamas’ın eylemlerine yanıt olarak 2023 yılının Ekim ayından itibaren başlattığı askeri saldırılarda, aralarında çok sayıda kadın ve çocuğun da bulunduğu on binlerce Filistinli hayatını kaybetti.

Kurtuluş Aladağ / Sosyal medyanın ortaya çıkışından önce, savaşlar hakkındaki bilgiler büyük ölçüde geleneksel medya kuruluşları tarafından kontrol ediliyordu ve bu kuruluşlar da çoğunlukla hükümet politikaları, şirket çıkarları ve jeopolitik ittifaklardan etkileniyordu.

Sosyal medya çağında, savaşlar hükümet politikaları, şirket çıkarları ve jeopolitik ittifaklardan etkilenen medyanın gözünden izlenmiyor.

Sosyal medya Gazze savaşını hem bir bilgi kaynağı hem de bir propaganda aracı olarak şekillendirdi; kamuoyu algısını etkiledi, ancak sosyal medya dezenformasyon ve sansür tartışmalarıyla da karmaşık bir rol oynadı.

Gerçek zamanlı bilgi ve görseller: X (Eski adı Twitter), Instagram ve TikTok gibi platformlar, çatışmanın görüntülerini, videolarını ve tanıklıklarını hızla yayarak dünya genelinde farkındalığı artırırken, Filistinliler ve İsrailliler, kendi perspektiflerini paylaşarak ana akım medyanın anlatısının sorgulanmasına neden oldular.

Örneğin, Gazze’deki yıkımın videoları viral oldu, ancak dezenformasyon (ör. manipüle edilmiş görüntüler) da yaygınlaştı.

Propaganda ve algı yönetimi: Her iki taraf da sosyal medyayı propaganda için kullanırken, İsrail, IDF’nin resmi hesapları üzerinden operasyonlarını savundu. Filistin yanlısı gruplar ise insan hakları ihlalleri ve sivil kayıpları vurguladı. Hashtag kampanyaları (#FreePalestine, #IsraelUnderAttack) kutuplaşmayı daha da derinleştirdi.

Kamuoyu baskısı: Sosyal medya, özellikle genç nesiller arasında Filistin’e olan desteğini artırdı. ABD ve Avrupa’da yapılan Filistin’e destek protestoları, özellikle X’teki paylaşımlar üzerinden örgütlendi. Ancak, antisemitizm ve İslamofobi suçlamaları da aynı platformlarda yoğun tartışmalara yol açtı.

Sansür tartışmaları: Meta ve X gibi platformlar, Filistin içeriğini kısıtladığı iddialarıyla eleştirildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (2023 raporu), özellikle Meta’nın Filistin yanlısı paylaşımları sistematik olarak kaldırdığını öne sürdü. Bu durum, ifade özgürlüğü tartışmalarını daha da alevlendirdi.

Dezenformasyonun yayılması: Bu platformlar üzerinden sunulan yanlış bilgiler, örneğin sahte ölüm sayıları veya çarpıtılmış videolar, hızla yayılırken, Bellingcat gibi kuruluşlar, görüntüleri veya bilgileri doğrulama çabalarını artırdı.

Paylaşın

Almanya, İsrail’e Silah İhracatını Durdurdu

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, “İsrail’e yönelik gerçekleştirilen ve Gazze’de kullanılabilecek tüm silah ve askeri ekipman ihracatlarının askıya alındığını” duyurdu.

Karar, ‘Berlin’in İsrail’e yönelik politikasında şimdiye dek alınan en net sınırlama adımı’ olarak değerlendiriliyor.

İsrail’in Gazze Şeridi’nin “kontrolünün ele geçirilmesi” olarak nitelendirdiği işgal planına Almanya kısmi silah ambargosuyla tepki gösterdi.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun güvenlik kabinesi tarafından kabul edilen Gazze’yi ele geçirme planı ile ilgili olarak bugün yazılı bir açıklama yaptı.

Merz açıklamasında, İsrail’in Hamas’ın terörüne karşı kendini savunma hakkına sahip olduğuna vurgu yaparken, rehinelerin serbest bırakılması ve ateşkes için sonuç verecek müzakereleri, Almanya için en büyük öncelik olarak nitelendirdi,

“Hamas’ın silahsızlandırılması şarttır. Ayrıca Hamas gelecekte Gazze’de hiçbir rol oynamamalıdır” ifadelerini kullanan Merz, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde daha sert askeri eylemlere girişmesini öngören güvenlik kabinesi kararının, sıraladığı hedeflere ulaşılmasını güçleştirebileceğini belirtti.

“Federal Hükümet açısından bu hedeflerin nasıl gerçekleştirileceği giderek daha az anlaşılır hale gelmekte” diyen Merz, Almanya’nın İsrail politikasında önemli bir dönüm noktası olabilecek şu kararı açıkladı:

“Bu koşullar altında Federal Hükümet, Gazze Şeridi’nde kullanılabilecek askeri teçhizat ve silah ihracatını süresiz olarak onaylamama kararı almıştır.”

Yazılı açıklamasında Merz, Gazze Şeridi’ndeki sivil halkın yaşamakta olduğu acılardan derin endişe duyulduğunu, İsrail’in planlanan saldırı ile halkın ihtiyaçlarının karşılanması konusunda şimdiye kadar olduğundan daha fazla sorumluluk üstlenmek durumunda olduğunu kaydetti.

Friedrich Merz ayrıca, Alman hükümeti olarak İsrail Hükümeti’nden Batı Şeria’nın ilhakına dönük bir adım atmamasını talep ettiklerinin de altını çizdi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Netanyahu’dan “Gazze” Açıklaması: Arap Güçlere Devredeceğiz

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, “Kendimizi ve Gazzelileri Hamas’ın korkunç teröründen kurtaracağız. Sonrasında orayı sivil bir yönetime devredeceğiz. Bu, Hamas veya İsrail’in yok edilmesini isteyen birileri olmayacak” dedi.

İsrail, savaşın 23’üncü ayında işgali Gazze Şeridi’nin tümüne yaymaya hazırlanıyor. İşgali genişletme planlarının oylanacağı güvenlik kabinesi toplantısından hemen önce Amerikan Fox News kanalına mülakat veren İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, ordu ile yaşandığı belirtilen anlaşmazlıklara rağmen niyetlerinin bölgede kontrolü tamamen ele geçirmek olduğunu söyledi.

Times of Israel haber sitesi, işgali genişletme operasyonunun yaklaşık beş ay süreceğini, bunun 1 milyondan fazla Filistinlinin bir kez daha yerlerinden olmasına yol açacağını yazdı.

İsrail ordusu halihazırda Gazze Şeridi’nin yüzde 75’ini kontrol ediyor. 2,5 milyonluk Gazze nüfusunun büyük bölümü, ordunun henüz karadan operasyon düzenlemediği az sayıdaki yerleşime sıkışmış durumda.

Hafta içinde İsrail Genelkurmay Başkanı’nın, yoğun nüfuslu bölgelere operasyon düzenlemenin askerleri “tuzağa göndermek” anlamına geleceği ve hayatta olduğu değerlendirilen yaklaşık 20 rehineyi riske atacağı gerekçesiyle itiraz ettiği aktarılmıştı.

Netanyahu Fox yayınında, gazetecinin sorusu üzerine, Gazze’yi ilhak etmeyi ise düşünmediklerini söyledi, “(Gazze’yi) Yönetmek istemiyoruz. Orada bir yönetici kurum olarak bulunmak istemiyoruz” dedi.

“Sivil yönetime devredeceğiz”

“İsrail, Gazze’nin tümünde kontrolü ele alacak mı?” sorusuna “Niyetimiz bu. Güvenliğimizi sağlamak, Hamas’ı oradan çıkarmak ve halkını özgürleştirmek için bunu istiyoruz” yanıtını veren İsrail Başbakanı, “Kendimizi ve Gazzelileri Hamas’ın korkunç teröründen kurtaracağız. Ssonrasında orayı sivil bir yönetime devredeceğiz. Bu, Hamas veya İsrail’in yok edilmesini isteyen birileri olmayacak” ifadelerini kullandı.

Netanyahu, “savaştan sonra Gazze’yi Araplara devredeceklerini ve bölgenin uygun şekilde yönetileceğini” söyledi, ancak bu konuda daha fazla ayrıntı vermedi. İsrail Başbakanı, eğer Hamas silah bırakırsa savaşın hızla biteceğini de kaydetti.

(Kaynaak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye’den Hamas’a Silah Bırakma Çağrısı

17 ülke, Avrupa Birliği (AB) ve Arap Birliği yedi sayfalık bir deklarasyona imza attı. Deklarasyonda Hamas’a silah bırakma ve Gazze’deki iktidarını sonlandırma çağrısında bulunuldu. Deklarasyonda Türkiye’nin de imzası var.

ABD’nin New York kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) konferansında 17 ülke, Avrupa Birliği (AB) ve Arap Birliği yedi sayfalık bir deklarasyona imza attı.

Deklarasyonda Hamas’a silah bırakma ve Gazze’deki iktidarını sonlandırma çağrısında bulunulurken İsrail ve Filistinliler arasındaki soruna yönelik iki devletli çözüm önerisine destek verildi.

“Gazze’deki savaşın sonlandırılması için Hamas silahlarını Filistin Yönetimi’ne teslim etmeli” denilen deklarasyonda, “egemen ve bağımsız bir Filistin Devleti hedefi doğrultusundaki” bu adımın “uluslararası angajman ve destek” ile atılması gerektiği belirtildi.

Hamas’ın İsrail’e yönelik 7 Ekim 2023 baskınının da kınandığı deklarasyonda Katar, Suudi Arabistan ve Mısır gibi Arap ülkelerinin imzası bulunuyor.

Deklarasyon, New York’taki BM konferansının ikinci gününde yayımlandı. Konferansın ilk gününde BM’deki Filistin heyeti de İsrail ve Hamas’a Gazze’yi terk etme ve bu bölgenin Filistin Yönetimi tarafından yönetilmesine izin verme çağrısında bulunmuştu.

Konferansta Türkiye’yi Dışişleri Bakan Yardımcısı Nuh Yılmaz temsil ediyor.

New York’taki üç günlük konferansa Suudi Arabistan’la birlikte eş başkanlık eden Fransa açıklanan deklarasyonu “tarihi ve emsalsiz” olarak tanımladı.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, “İlk kez Arap ülkeleri ve Ortadoğu’daki ülkeler Hamas’ı ve 7 Ekim’i kınıyor, Hamas’a silah bırakma ve Filistin’in yönetiminden çekilme çağrısı yapıyor ve gelecekte İsrail’le ilişkileri normalleştirme niyetlerini açıkça ifade ediyorlar” dedi.

Deklarasyonda, çatışmaların sona ermesinin ardından Gazze’ye yabancı güç konuşlandırılabilmesi için de çağrı yapıldı.

Deklarasyona şu ülkeler imza attı: Türkiye, Fransa, Suudi Arabistan, Mısır, Katar, Ürdün, Endonezya, Birleşik Krallık, Kanada, İrlanda, İspanya, İtalya, Japonya, Brezilya, Meksika, Norveç ve Senegal.

Konferansta İsrail ve ABD yok

New York’taki konferansa İsrail ve müttefiki ABD katılmadı.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu iki devletli çözümü hem milliyetçi gerekçelerle hem de güvenlik kaygılarını öne sürerek reddediyor.

ABD de “verimsiz ve zamansız” olarak tanımladığı bu konferansa katılmayacağını duyurmuştu.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tammy Bruce önceki gün yaptığı açıklamada, konferansı “hakaret” olarak nitelemiş, “Amerika Birleşik Devletleri bu hakarete katılmayacak ancak çatışmaları sona erdirmek ve kalıcı bir barış getirmek için gerçek dünyadaki çabalara öncülük etmeyi sürdürecek” demişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın