İmamoğlu: Sorunların Hepsini Sen Yarattın Nasıl Çözeceksin?

Amasya’nın Merzifon ilçesinde konuşan İBB Başkanı İmamoğlu, “Bu memleketi ekonomik olarak çökerttiler. Bu sorunları yaratan, büyüten, memleketimizin her insanına adaletsizliği ve hukuksuzluğu yaşatan, partizanlığı devletimizin her kurumuna tabiri caizse sokan bu akıl diyor ki ‘ben çözeceğim’, sen sorunların hepsini yarattın nasıl çözeceksin?” dedi ve ekledi:

“İnanmayın bunlara. İnanacağınız tek şey var; milletin ittifakı. Bizi güçlü yapan farklılıklarımız. Bugün ortaya gelen Millet İttifakı da zenginliğin ittifakıdır. Cumhurbaşkanı adayımız, 13’üncü Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti’nin Genel Başkanı Meral Akşener’in birlikte neler başarabileceğini ben çok iyi biliyorum. İstanbul’daki başarımızdan biliyorum.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Amasya’nın Merzifon ilçesinde Halk Buluşması programına katıldı. İmamoğlu, konuşmasında şunları söyledi:

“Zaman hızla akıyor önümüzde çok az zaman var, çok az zamanda çok büyük işler başarmak zorundayız. Memleketimiz, milletimiz için başarmak zorundayız. 86 milyon insanımız için başaracağız. Türkiye’de siyasete ahlak, dinamizm gelsin; siyasetten bencillik, kibir gitsin, partizanlık devletimizin bütün kurumlarından uzaklaşsın diye yola çıktık. Millet İttifakı, aynı şu meydanda olduğu gibi herkesi kapsayacak. Biz herkesin elin sıkmaya geliyoruz, herkesle konuşacağız; ‘benden değilsen yoksun’ asla demeyeceğiz, ‘derdin ne’ diyeceğiz.

Memleketimizi yöneten akıl, şahıslar, cumhurbaşkanı İstanbul’a gelip İstanbul Belediye Başkanı’na laf atmaz. Gerek yok, milletin oyu ile seçilmiş bir kişi cumhurbaşkanı olduktan sonra 86 milyonun cumhurbaşkanı olmalı. Her şehre gittiğinde çözüm aramalı. Neymiş ‘çivi bile çakmamış’ diyor bana; bak bak bak… Ben de diyorum ki bir gün beni davet et anlatayım.

Sorun yok anlatırım ama bir gün bile yetmez hizmetlerimi anlatmaya. Sorun şurada; 25 yıl yönettiler doğru, özellikle son 15 yılında çok sıkıntılı işler yaptılar İstanbul’da. 25 yıl yöneten anlayış şöyle bir psikolojiye bürünmüş; biz seçimi kazanınca zannettiler ki malını mülkünü aldık. İstanbul’u kendi malı mülkü zanneden bir yönetici grubu var. İstanbul bizim malımız mülkümüz değil 16 milyon insanın. Bu akıldan vazgeçmedikleri sürece bunlardan bize fayda yok. 14 Mayıs’ta 86 milyon insan onlara güle güle, bay bay diyecek, hadi evinize dinlenmeye…

“Memleketi ekonomik olarak çökerttiler”

86 milyon insanımızla bu ülkenin sahibi olduğunu hissettirdiği bir dönemi başlatacağız. Gençler iyi ki varsınız o kadar güveniyorum ki size. Bu memlekette çaba, emek gösteren, çalışan herkes, ‘hakkımı alacağım’ duygusunu her gence vereceğiz. O zaman hiçbir gencimiz hayallerinden, memleketinden vazgeçmeyecek. Sevgili hanımefendiler, doya doya çocuklarınıza, evinizdeki insanlarınıza bayramlık hediyelerinizi alabilecek durumda mısınız?

Bu memleketi ekonomik olarak çökerttiler. Bu sorunları yaratan, büyüten, memleketimizin her insanına adaletsizliği ve hukuksuzluğu yaşatan, partizanlığı devletimizin her kurumuna tabiri caizse sokan bu akıl diyor ki ‘ben çözeceğim’, sen sorunların hepsini yarattın nasıl çözeceksin? İnanmayın bunlara. İnanacağınız tek şey var; milletin ittifakı. Bizi güçlü yapan farklılıklarımız. Bugün ortaya gelen Millet İttifakı da zenginliğin ittifakıdır.

Cumhurbaşkanı adayımız, 13’üncü Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti’nin Genel Başkanı Meral Akşener’in birlikte neler başarabileceğini ben çok iyi biliyorum. İstanbul’daki başarımızdan biliyorum. Bütün ekonomik sorunlarınızı çözecek büyük bir kadroya dönüştü 6 siyasi partilerin liderleri, ekipleri.

Esas kadromuz hepinizin evlatları, şu enerjisi yüksek, kalbi temiz gençlerimiz. Gençlerimizi biz oy deposu olarak görmüyoruz. Ben onlardan çok besleniyorum. Gençler bana ne diyor biliyor musunuz? ‘Başkanım adalet istiyoruz…’ Gençler, bana adil ol gerisini ben hallederim, diyor. Bölünmeyeceğiz, birliğini gücünü milletçe milletimize göstereceğiz. 14 Mayıs’a az kaldı.

Bu işi hep birlikte başaracağız, herkesin gönlünü kazanacağız, konuşacağız, derdini dinleyeceğiz vatandaşımızın. Bu memleketin kurtuluşa bir araya gelmeye ekonomide, eğitimde, sağlıkta iyileşmeye, adalete, gençlerin geleceğe umutla bakmaya ihtiyacı var.

Fırça atar gibi konuşan siyasetçilerden bıktık deyin, suratı asık değil yüzü güleç insanlar istiyoruz deyin. Milleti işaretle bile bölen değil birleştiren, bu sürece ihtiyacımız var diye yola çıktık, bunları anlatın. Hazırız biz, bu milleti ayağa kaldıracağız hep beraber. Kimsenin kalbini kırmayacağız. Biz bu seçimi sadece bize oy verenler için değil bütün bir millet için kazanacağız. 15 Mayıs’ta her şey çok güzel olacak.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Bizim Milliyetçiliğimizi Saraydakiler Değil Bütün Dünya Bilecek

Trabzon’da kalabalığa seslenen Kılıçdaroğlu, “Bay Kemal’in sözü var; o dolarla ihalelerin tamamını Türk Lirası’na çevireceğim. Bizim milliyetçiliğimizi Saraydakiler değil bütün dünya bilecek. Ne ezen ne ezilen insanca hakça bir düzen getireceğiz” dedi ve ekledi:

“Trabzon bir dünya şehri, Trabzon’un görkemli bir tarihi var. Yeşili ve mavisi ile bütün dünyanın ilgisini çeken bir kent. Ama Trabzonlunun geliri bin 300 dolar düştü. Mustafa Kemal’in hayalini 100 yıl sonra gerçekleştireceğiz demir yolunu Gürcistan’a kadar gerçekleştireceğiz. Sadece Trabzon değil bütün Karadeniz görecek. Sanıyorlar ki Ekrem İmamoğlu’nu yeriz. Sakın böyle bir şey yapmayın! Ekrem İmamoğlu büyük lokmadır, size yedirmeyeceğiz. Kul hakkı yiyen taraftan olmayan. Türkiye nasıl şahlanacak, bütün dünya görecek.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu Trabzon’da mitinge katıldı. Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu, mitingde konuşma yaptılar.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamasından öne çıkanlar şöyle:

“AFAD’ın dediği kadar var… Bir fırtına var. Ekrem başkan İstanbul’u gerçekten de hem Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hem Fatih Sultan Mehmet’in öngördüğü İstanbul yapacak Aynı zamanda cumhurbaşkanı yardımcısı olarak görevini yapacak. Önündeki tüm bürokratik engelleri kaldıracak. Bu ülkede kavgadan bıkmadık mı? 85 milyonu kucaklaştıracağım. Bir arada olacağız ve güzel Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz.

Emeklilere Ramazan Bayramı ve Kurban bayramında verilecek ikramiye asgari ücret kadar olsun dedik. 8500 TL… Eksik verdiler. Cumhurbaşkanı seçildiğimde önümüzdeki bayram emeklilerin hesabında 15 bin TL yatacak. Göreceksiniz… Diyecekler ki parayı nereden bulacaksın. Söz söz. Bay Kemal o paranın tamamını bulacak. 5’li çeteye, uyuşturucu baronuna para var, milyon dolarlar dönüyor, 5 yerden 6 yerden maaş alana para var… Emekliye gelince para yok! Para var, alacağım, vereceğim. 418 milyar dolarlık bir hortum var. O paranın tamamını alacağım ve bu milletin cebine koyacağım.

“Kim ne götürdüyse kuruşu kuruşuna biliyorum”

Kim ne götürdüyse kuruşu kuruşuna biliyorum… İktidara gelirsek 1 ay içinde esnafın pandemi döneminde çektiği kredilerin faizini sileceğiz. Esnaf rahat nefes alacak. Stopaj vergisini sıfırlayacağız. Zincir mağazalardan en çok esnaf şikayet ediyor. Sana söz o beladan kurtaracağım esnafı. Benim cumhurbaşkanı adayı olmama engel olmak istediler.

Gençler üniversite sınavına gireceksiniz, üniversiteye gidiyorsunuz, kazanıyorsunuz ama sözlü sınavda hakkınız yeniliyor, torpili olanlar yukarı; ama sizin hakkınız yeniliyor. Söz verdim o torpili kaldıracağım.

İktidar olmanın yolu çalışmaktan geçer, beraber olmaktan geçer, kul hakkı yememekten geçer. Bütün Trabzonlu kardeşlerime sesleniyorum. Biz beraberiz. Altı lider beraberiz. Altı lideri bir araya getiren demokrasidir, yolsuzlukla mücadeledir. Altı Masa’yı bir araya getiren bu ülkede adaletin artık olmamasıdır. Biz bir araya geldik. Bu ülkeye adaleti getireceğiz. Kadın haklarını getireceğiz, gençlerin isteklerini yapacağız. Saray’a değil halka çalışacağız. Trabzon’da güçlü milliyetçi damarın olduğunu biliyorum Kimse unutmasın, gerçek milliyetçi arıyorsanız o da biziz. Allah nasip eder cumhurbaşkanlığına geldiğimizde Süleyman Şah Türbesi’ni alacağım, vatan toprağına getireceğim.

Yandaşlara euro veya dolarla ihale yapıyorlar. Ne yapıyorlarsa yabancı parayla. Hani Türk Lirası vardı. Hani milliyetçiydik? Bunların milliyetçiliğini gördünüz mü? Bay Kemal’in sözü var o dolarlı ihalelerin tamamını Türk Lirası’na çevireceğim. Bizim milliyetçiliğimizi Saraydakiler değil, tüm dünya bilecek. Ne diyordu rahmetli Ecevit, “Bizim milliyetçiliğimiz Akdeniz sularındadır” diyordu. Ne ezen ne ezilen hakça insanca hakça bir düzen diyordu Ecevit. Bu düzeni getireceğiz.

Umutlarınızı kaybettiğinizi biliyorum. Şunu unutmayın. Sizin hayalleriniz Bay Kemal’in hedefi olacak. O hayallerin tamamını gerçekleştireceğim. Trabzon bir dünya şehri aslında. Görkemli tarihi var. Ama Trabzon’un geliri 1300 dolar düştü. Bunu çözmemiz lazım. Mustafa Kemal Atatürk’ün demiryolu hayali var. 100 yıl önce söyledi. Demiryolunu Gürcistan’dan geçirerek bunu hayata geçireceğiz.

Her seçim döneminde 2023’te bitireceğiz dediler, şimdi 2053 diyorlar. Türkiye’ye söz Trabzon’a söz bunu bitireceğiz. Hafif raylı sistem konusunda sorun var. 10 Trabzonlu var, 4’ü bakan. 10 Trabzonlu hafif raylı sistemi yapamıyor. (Ekrem İmamoğlu’na ithafen) Ama bir Trabzonlu 10 büyük Metro inşaatını yapıyor Bütün engellemelere rağmen yapıyor. Dedim ‘Ekrem İmamoğlu büyük lokmadır, size yedirmeyiz.’

Geçmişte hangi partiye oy verdiyseniz başımın üstü. Siyaset geçicidir, devlet bakidir. Devletin yeniden ayağa kalkması lazım. Devletin dini adalettir. Adaletin olmadığı yerde haksızlık olur, kargaşa olur. Devleti yeniden inşa edeceğiz.

Sandık başına giderken elinizi vicdanınıza koyun. Kul hakkı yiyene asla prim vermeyin. Geleceğiz, bütün dünya görecek. Türkiye nasıl şahlanır tüm dünya görecek.

Her tarafımız deniz. Düşünebiliyor musunuz bir yolcu gemisi bile yok. Denizden vapur geldiğinde asfalt mı var? Allah’ın denizi. Gemiyi yapacaksınız. Yolcu gelecek. Turist gelecek. Trabzon, Karadeniz 12 ay turist ağırlayacak. Bu imkan var ama bu siyaset bunu görmüyor.

Karadenizli kadının çalışkanlığını tüm Türkiye biliyor. Kırsalda çalışan tüm kadınların gençlerin sosyal güvenlik primini devlet ödeyecek. Kırsalda çalışan kadınlar emeklilik hakkına kavuşacak.

Gençleri korumazsanız, kadına yönelik şiddet konusunda sessiz kalırsanız bunu affetmez Bay Kemal. Kadına şiddettin pazarlığı olmaz. Kadın başımızın üstündedir. Sevgili peygamberiniz “Cennet kadının ayakları altındadır” dedi. Biz buna inanıyoruz.

“Biz salı toplantılarını halkla beraber yapalım” dedik… “Çadır olsun orada yapalım” dedik. Engel çıkardılar. Sağ olsunlar böyle fırtınanın doğmasına sebep oldular. Rahmetli babam derdi ki ‘oğlum sen doğru dur eğri belasını bulur.’

Bir şeyi unutmayın. Kul hakkı yiyenlere oy vermeyin. Ekrem başkanımız cumhurbaşkanı yardımcısı olacak. Göreceksiniz. Mansur Yavaş cumhurbaşkanı yardımcısı olacak. Altılı masa liderleriyle birlik içinde çalışıyoruz. Biz iktidara geldiğimizde neyi ne zaman nasıl yapacağımızı biliyoruz. Karşı taraf neyi nasıl yapacağını biliyor mu? Biz hazırız. Elinizi vicdanınıza koyun ve oyunuzu öyle kullanın. Haktan, hukuktan, evlatlarınızdan, ormanlarınızdan yana oyunuzu kullanın.”

“Bir avuç insanın kazanma dönemi bitti”

Sahneye Kılıçdaroğlu’ndan önce çıkan Ekrem İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

Ben bugün her karış toprağına basan bir hemşeriniz olarak Trabzon’un meydanında coşmaya geldim. Benim için bu güzel meydanın anıları var. Bugün buradayım ama yalnız gelmedi. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile geldim.

Ben çocuklara diyorum ki bu şekilde para dağıtandan para alınmaz. Parayı göstermek ayıptır. Milletin cebinde gösterecek para bırakmadılar. Bu iktidar sabah kalkıyor İmamoğlu, akşam yatıyorlar İmamoğlu.  Ben 13. Cumhurbaşkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na buradan teşekkür ediyorum. Beni İstanbul’a aday yaptığı için teşekkür ediyorum kendisine. Belki de ilk kez İstanbul’da Trabzonlu bir belediye başkanı var.

2019 seçimlerinden sonra ne dediler İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder dediler. İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır dediler onu da biz demedik. Seni gidi seni o günden anladın seçimi kaybedeceğini. Kaybedecekler çünkü bir avuç insanın kazanma dönemi bitti. 86 milyon kazanacak. Ayrışmak yok, birleşe birleşe kazacağız. Her şey çok güzel olacak diyoruz. Bugün Karadeniz’de Trabzon’da fırtına var. 13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu fırtınamız var.”

Paylaşın

Olası İstanbul Depremi: İBB’den 7 Maddelik Eylem Planı

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Buğra Gökçe, olası İstanbul depremi için hazırlanan 7 maddelik eylem planına ilişki yaptığı açıklamada, “Afet sürecinde, koordinasyon yetisinin, asayiş, lojistik, kurtarma vb. süreçlerde ne denli önemli rol oynadığını hepimiz gördük” dedi ve ekledi:

“İBB ve ilçe belediyeleri arasındaki ortak işbirliğinin öneminin farkında olarak, seferberlik ruhunu kaybetmeden, süreci ilerletmemiz çok önemli. Deprem dirençli bir kent istiyorsak hazırlık süreçlerinin tamamında çağdaş temellere dayanan hakikatlerle ve sağduyuyla konuya yaklaşmamız gerekiyor.”

Gökçe, açıklamasının devamında ise, “Denetimden, yönetmelik değişiklerine, güçlendirme veya yenileme çalışmalarına varan çok faktöre sahip bir konuda herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Buğra Gökçe, olası İstanbul depreminde uygulanacak yedi maddelik eylem planını açıkladı.

‘Deprem Seferberlik Planı’ kapsamında 39 ilçe belediye başkanı ve teknik ekipleri ile önceki gün düzenlenen toplantıda depreme ilişkin kritik gündem maddeleri belirlendi.

Gökçe, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Başkanımız Sn. Ekrem İmamoğlu‘nun Deprem Dirençli kent vizyonu ile hazırladığımız İstanbul Deprem Seferberlik Planı’nda uygulama adımlarımız hızlanıyor” dedi.

Gökçe paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

“Afet sürecinde, koordinasyon yetisinin, asayiş, lojistik, kurtarma vb. süreçlerde ne denli önemli rol oynadığını hepimiz gördük. İBB ve ilçe belediyeleri arasındaki ortak işbirliğinin öneminin farkında olarak, seferberlik ruhunu kaybetmeden, süreci ilerletmemiz çok önemli.

Deprem dirençli bir kent istiyorsak hazırlık süreçlerinin tamamında çağdaş temellere dayanan hakikatlerle ve sağduyuyla konuya yaklaşmamız gerekiyor.

Denetimden, yönetmelik değişiklerine, güçlendirme veya yenileme çalışmalarına varan çok faktöre sahip bir konuda herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor.”

Gökçe, eylem planını şöyle sıraladı:

  1. Uzlaşı kültürüyle riskli yapılarda dönüşümü ateşlemek.
  2. Kira yardımını ekonomi şartlara uygun hale getirmek.
  3. Kamu yararına maliyetine güçlendirme gerçekleştirmek.
  4. Zemin katlarda kolon-kiriş kesilmesinin önüne geçmek.
  5. İnşaatlarda imar ve yapı denetimini gerçekleştirmek.
  6. Depreme duyarlı park ve meydanlar oluşturmak.
  7. Kurtarma ve afete müdahalede yerel kapasiteyi artırmak.
Paylaşın

İstanbul’da Çalışmalar Hızlandı: İBB’den Riskli Binalar İçin Yeni Yönetmelik

“İstanbul Yapı Güçlendirme Yönetmeliği ile riskli olduğu tespit edilen ve güçlendirilmesi mümkün olan yapılar için talep edilmesi durumunda kısmi ve tam güçlendirme izni verilecek. Güçlendirme hesap ve projeleri Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygun olarak hazırlanacak.

Güçlendirme izni alan yapılar çıkartılacak İstanbul Bina Kontrol ve Muayene Esasları doğrultusunda ilgili idare tarafından 2 yılda bir kontrol edilecek.”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Genel Sekreter Yardımcısı Buğra Gökçe, İstanbul Yapı Güçlendirme Yönetmeliği ile belirli risk grubundaki binaların inşaat türüne göre daha kısa sürede ve daha düşük maliyetlerde depreme dirençli hale getirilebileceğini belirtti.

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gökçe, kontrol edilen binaların sertifika alacağını, güçlendirilmesi gereken binaların da sarı etiket ile işaretleneceğini bildirdi.

Gökçe, İstanbul Yapı Güçlendirme Yönetmeliği ve İstanbul Bina Muayene ve Kontrol Esasları Çalışması hakkında bilgi verdi.  Gökçe, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu bilgileri paylaştı:

“Güçlendirme, bir afet anında vatandaşlarımızın can ve mal kaybına uğramasını engelliyor.

İstanbul Yapı Güçlendirme Yönetmeliği ile riskli olduğu tespit edilen ve güçlendirilmesi mümkün olan yapılar için talep edilmesi durumunda kısmi ve tam güçlendirme izni verilecek. Güçlendirme hesap ve projeleri Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygun olarak hazırlanacak.

Güçlendirme izni alan yapılar çıkartılacak İstanbul Bina Kontrol ve Muayene Esasları doğrultusunda ilgili idare tarafından 2 yılda bir kontrol edilecek.

İstanbul Bina Muayene ve Kontrol Esasları Çalışması ile daha önce atılmamış bir adım atıyoruz. İstanbul’daki tüm yapıların 5 yılda bir kontrol edilmesini sağlayacağız. Kontrol edilen binalar sertifika alırken, güçlendirilmesi gereken binalar da sarı etiket ile işaretlenecek.

Yapılarımızı güçlendirirken denetimlerimizin sıklık ve yoğunluğunu da arttırarak İstanbulumuzu afetlere daha dayanıklı, daha güçlü ve hazırlıklı bir hale getireceğiz.”

Paylaşın

Mansur Yavaş Ve Ekrem İmamoğlu’ndan Kemal Kılıçdaroğlu’na Destek Mesajı

İYİ Parti Lideri Akşener’in adaylık konusunda çağrı yaptığı CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, sosyal medyadan açıklama yaparak, partinin genel başkanı Kemal Kılıçdaorğlu’na destek verdiler.

Haber Merkezi / ABB Başkanı Yavaş, “Bugüne kadar yaptığımız açıklamalarda Genel Başkanımız Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’nun iradesi dışında hareket etmeyeceğimizi belirtmiştik. Aynı çizgideyiz. Temennimiz, Millet İttifakı’nın tüm paydaşlarıyla yoluna devam etmesidir.” dedi.

İBB Başkanı İmamoğlu, “Millet İttifakı halkımızın içinden geçtiği zor bir dönemde ağır bir sorumluluk alarak devleti etkin ve demokratik, toplumu huzurlu ve zengin kılma iradesiyle kurulmuş bir siyasi birliktir. Milletimize çaresiz, umutsuz ve yalnız olmadıklarını göstereceklerine inanıyorum. CHP’nin öz evladı ve Millet İttifakı’nın Belediye Başkanı olarak milletimizin arzu ettiği birlik içinde, ittifak masasında irademizi temsil eden Sayın Kılıçdaroğlu’nun ve Millet İttifakı’nın, eksilmeden çoğalarak büyüyeceğinden şüphem yoktur” ifadelerini kullandı.

“Millet İttifakı olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz”

Öte yandan Millet İttifakı’nın bileşenlerinden Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Ülkemizde her bir vatandaşımız için huzuru, refahı, adalet ve demokrasiyi üretme kararlılığı ve başarmak inancı ile Millet İttifakı olarak çalışmalarımıza devam edeceğimizi bir kez daha Aziz Türk Milletimize beyan ve taahhüt ediyoruz. Hep birlikte başaracağız! Yeter! Söz Milletindir” açıklaması yaptı.

Karamollaoğlu’ndan ‘yola devam’ mesajı

Millet İttifakı’nın bileşenlerinden Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ise, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “6 Mart Pazartesi günü Saadet Partimizin ev sahipliğinde bir araya geleceğiz. Halkımız müsterih olsun! Bizler, milletimize verdiğimiz sözün arkasındayız! Aynı inanç, azim ve kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz” açıklaması yaptı.

“Var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz”

Millet İttifakı’nın bileşenlerinden DEVA Partisi, İYİ Parti lideri Meral Akşener’in açıklamalarına yönelik, “Biz, milletimizin hak ettiği tam demokratik bir yönetim anlayışını hâkim kılmak için ortaya koyduğumuz çalışmaların arkasındayız. Bu tarihi süreçte, hepimize büyük bir sorumluluk düşmektedir. Türkiye’yi içine düştüğü bu karanlık tablodan çıkartmak ve otoriter anlayıştan kurtarmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu: Dayatma değil istişare var

İYİ Parti Lideri Akşener’in Millet İttifakı’na yönelik açıklamalarının ardından yazılı açıklama yapan GP Lideri Davutoğlu, “Bütün partilerin fedakâr katkıları ve emekleriyle ortaya koyduğumuz tarihi nitelikteki ortak mutabakat metinleri siyasi yöntem olarak tek aklın değil ortak aklın, dayatmanın değil istişarenin, rekabeti değil uzlaşmanın eseri olmuştur” dedi.

Paylaşın

“İstanbul’da Yıkılma Tehdidiyle Karşı Karşıya Olan 90 Bin Yapı Var”

İBB Başkanı İmamoğlu, İstanbul için harekete geçilmesi gerektiğini vurgulayarak, “İki şey önemli, bir tanesi İstanbul’un yapı envanteri. Biz görevi devraldığımızda İBB’nin bizden önceki döneminin bitirdiği envanterde 40 bin ila 50 bin riskli yapıdan bahsediyordu” dedi ve ekledi:

“Bizim yaptığımız çalışmada şu an itibariyle ağır ya da çok hasarlı yani yıkılma tehdidiyle karşı karşıya olan 90 bin yapı olduğunu düşünüyoruz. İş yeri olan da var konut olan da var. Çok hızlı hareket etmemiz gerektiğinin farkındayız. İBB ya da hükümet 1999’dan sonra birçok şey yapmış İstanbul’da ama hepsini topladığımızda 80 sene daha çalışmamız gerekiyor ki yapı stoğunu güçlü hale getirelim. Böyle olmaz.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Afet Koordinasyon Merkezi’nden (AKOM) FOX TV’deki İlker Karagöz ile Çalar Saat programına bağlanarak gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Gazete Duvar‘ın aktardığına göre İstanbul’daki deprem tehlikesine de dikkat çeken İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Haiti’de deprem oluyor, 200 bin kişi ölüyor 7,8 büyüklüğünde bir depremde. Ama Şili’de 8 ve üzeri depremlerle boğuşan bir ülkede, 8,8 şiddetinde deprem oluyor 2010’da. 3 dakika 30 saniye sürüyor. Ölümlerin büyük çoğunluğu tsunamiden, betondan değil. Asrın felaketi diye bir tarif yapar, süreci başka bir yere koyarsak buradan bir çözüm çıkmaz.

Böyle bir şey kabul edilemez artık, 21. yüzyıldayız. Biz yöneticilerin sorumluluk duygusu başka bir boyutta olmalı. Bu işin tarafı yok, hükümeti muhalefeti, belediyesi AFAD’ı yok, bürokratı seçilmişi yok. Hepimiz aynı masadayız, ne demek el sıkmamak, selam vermemek. Asrın felaketini değil, asrın ihmallerini yapmış mıyız onu konuşmalıyız.

İki şey önemli, bir tanesi İstanbul’un yapı envanteri. Biz görevi devraldığımızda İBB’nin bizden önceki döneminin bitirdiği envanterde 40 bin ila 50 bin riskli yapıdan bahsediyordu. Bizim yaptığımız çalışmada şu an itibariyle ağır ya da çok hasarlı yani yıkılma tehdidiyle karşı karşıya olan 90 bin yapı olduğunu düşünüyoruz.

İş yeri olan da var konut olan da var. Çok hızlı hareket etmemiz gerektiğinin farkındayız. İBB ya da hükümet 1999’dan sonra birçok şey yapmış İstanbul’da ama hepsini topladığımızda 80 sene daha çalışmamız gerekiyor ki yapı stoğunu güçlü hale getirelim. Böyle olmaz.

Bu mesele İstanbul’un can meselesi. Merkezi bir mekanizmayla yönetilmeli. Bu teklifi getirirken hükümete, bakanlığa ‘Tabii ki bu işin başında siz olacaksınız’ dedim. Ama tek başınıza yapamazsınız. Bunun için bir kurul oluşmalı. Bu ısrarımızı devam ettiriyoruz. Bakanlığın, valiliğin, büyükşehirin, ilçe belediyesinin, inşaat sektörünün, yapı sektörünün, finans sektörünün, sigorta sektörünün, mahalle temsilcilerinin içinde olduğu bir mekanizmadan bahsediyorum.

Taslağımızı da sunduk. Bu acil bir meseledir, akşamı sabahı bile yok. Bu sistemin İstanbul için elzem olduğunu defalarca niteledik. Sadece kurul boyutu da yok. İnsanlarımız… Ben öyle binalar biliyorum ki bina çürük. Çok yakınlarım var, taşınmış oradan, binayı boşaltması 3 yıl sürdü. Bina çürükse orayı boşaltmak zorunda.

“Keşke İstanbullulara ‘Huzurla evinizde yatın, uyuyun’ diyebilsem”

İstanbul’da imar barışı uygulamalarında yapı kayıt belgesi verilen yapı adedi 317 bin. Reklam filmini gösterdiler tekrar hatırladık. Birisi kaçak bir yapı yaptığını anlatıyor, ne zaman yaptığını bile bilmiyor, nasıl yaptığını hatırlamıyor. Ona da belge alacağını söylüyorlar, seviniyor vatandaş.

Devlet bunu yapmamalıydı. Bina sakat, yanlış yerde, başına çökecek. Böyle bir anlayışla İstanbul’da hareket edilemez. İstanbul odaklı, bu ayın sonunda kurumlardan, kurullardan, bakanlıktan beklentilerimizi ve çağrılarımızı yapacak bir toplantıyı da hazırlıyoruz. Keşke İstanbullulara ‘Huzurla evinizde yatın, uyuyun’ diyebilsem.

Paylaşın

İmamoğlu Hakkında “İhaleye Fesat Karıştırma” Davası: 7 Yıl Hapis İstemi

İBB Başkanı Ekrem hakkında yeni dava açıldı. Savcılığın davaya ilişkin hazırladığı iddianamede İmamoğlu dahil yedi kişi hakkında “ihaleye fesat karıştırmak” iddiasıyla 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istendi.

İmamoğlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Her ne hikmetse iki yıldır savcılıkta bekleyen dosya, bir anda davaya dönüşmüş. Bu kötülüklerin nerelerde planlandığını artık 86 milyon çok iyi biliyor” dedi. İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, İmamoğlu’nun söz konusu ihale sürecinin hiçbir aşamasına dahil olmadığı ve talimat veya yönlendirme yapmadığını söyledi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde yapılan bir ihaleye ilişkin, “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla 7 yıla kadar hapis istemiyle yeni bir dava açıldı. Davanın ilk duruşması 15 Haziran 2023 tarihinde Büyükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılacak.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) başkan ve üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve siyasi yasak kararı verilen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında yeni bir dava daha açıldı. Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde, 29 Aralık 2015 tarihinde yapılan, “Kültür Merkezleri’nde Personel Çalıştırılması ve Kültür Sanat Organizasyonları Hizmet Alım İşi” ihalesini kaybeden firmanın şikâyeti üzerine, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği’nin başlattığı incelemenin sonucunda, İmamoğlu hakkında hazırlanan rapor doğrultusunda, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmıştı.

Dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediyesi eski Kültür İşleri Müdürü Fidan Gül, Spor İşleri Müdürlüğü Personeli Cem Ülker, eski İşletme İştirakler Müdürlüğü Personeli Hasan Çetin, eski Kültür İşleri Müdürlüğü Personeli Hilal Çuhadar, eski Mali Hizmetler Müdürlüğü Personeli Mehmet Hepgül ve eski İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü Personeli Türkan Demiren Dişisağlam hakkındaki soruşturmasını tamamlayan Başsavcılık iddianamesini de hazırladı.

İddianamede, Beylikdüzü Belediyesi tarafından açılan söz konusu ihalede iddia edildiği gibi bir kamu zararının meydana gelip gelmediğinin anlaşılması için bir bilirkişi raporu alındığı, bu rapora göre söz konusu ihalede, “Görevlilerin ihaleye fesat karıştırdıkları ve kamu zararına neden oldukları kanaatine varıldığı” ileri sürüldü.

250 bin liralık kamu zararı iddiası

Hazırlanan iddianamede; ihalede İmamoğlu, Gül, Ülker, Çetin, Çuhadar, Hepgül ve Demiren Dişisağlam’ın fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, ihale alıcısı E. şirketi lehine kamu zararına neden olacak şekilde, ihaleye katılma yeterliliğine veya koşullarına sahip olmayan kişilerin ihaleye katılmasını sağlayarak, 250 bin TL fazladan para ödemesine ve neticede 250 bin TL tutarında kamu zararına neden oldukları iddia edilerek; Ekrem İmamoğlu dahil yedi kişinin, “ihaleye fesat karıştırdığı” ifade ediliyor.

Savcılığın hazırladığı iddianamede İBB Başkanı İmamoğlu dahil yedi kişi hakkında “ihaleye fesat karıştırmak” iddiasıyla 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istendi. Büyükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianame kabul edildi. İmamoğlu ve diğer altı ismin “ihaleye fesat karıştırma” suçundan yargılanacakları dava, 15 Haziran 2023 tarihinde Büyükçekmece Adliyesi’nde yapılacak.

İmamoğlu: Bu kötülüklerin nerelerde planlandığını artık 86 milyon çok iyi biliyor

Hakkında açılan yeni dava ile ilgili olarak Twitter hesabindan açıklamalarda bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İhale işlemlerinde imzam dahi mevcut değil. Ayrıca gerek İçişleri Bakanlığı gerek Danıştay 1. Dairesi kararında hakkımda herhangi bir tespit, suçlama ya da değerlendirme yapılmadı. Buna rağmen, zorlama bir suç yaratılmaya çalışılmakta. Her ne hikmetse iki yıldır savcılıkta bekleyen dosya, bir anda davaya dönüşmüş. Bu kötülüklerin nerelerde planlandığını artık 86 milyon çok iyi biliyor” dedi.

İmamoğlu’nun avukatı: İmamoğlu ihalenin hiçbir sürecine dahil olmadı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, İmamoğlu’nun söz konusu ihale sürecinin hiçbir aşamasına dahil olmadığı ve talimat veya yönlendirme yapmadığını söyledi. Polat, İmamoğlu’nun belediye başkanı olarak 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine göre “harcama yetkilisi” ve “ihale yetkilisi” olmadığı gibi üst yönetici olarak ihale iş ve işlemlerini onaylama yetkisinin bulunmadığını belirtti. Danıştay’ın da bu tespiti yaptığını dile getiren Polat, ancak savcılığın bir ayrım yapmaksızın bu davayı açtığını söyledi.

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu: Soylu Hakkında Suç Duyurusunda Bulunacağız

İçişleri Bakanlığı’nın İBB’ye yönelik başlattığı ‘terör’ soruşturmasına ilişkin açıklamalarda bulunan İBB Başkanı İmamoğlu, Bakan Soylu’nun iddialarına belgelerle yanıt verdi. Ekrem İmamoğlu, Soylu hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun İBB’de “terörle iltisaklı” kişilerin çalıştığı iddialarına bugün Saraçhane’de düzenlediği basın toplantısı ile yanıt verdi.

İmamoğlu, “Bu toplantıyı İçişleri Bakanı’nı utandırmak için düzenlemedim, bakan beyi ciddiye alma zamanı çoktan geçmiştir. Bir de sayın bakanın yarattığı kirlilikte gizlenen ve en az onun kadar karanlık olarak bir süreci yöneten bir bakan daha vardır, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ. Sözlerimizin adresi ne İçişleri Bakanı ne de Adalet Bakanı’dır. Onlar buzdağının sadece görünen yüzüdür. Asıl kötülüğün bu buzdağının altında saklandığını hepimiz bilelim.” dedi.

İmamoğlu ayrıca İçişleri Bakanı’nın hakkında ‘terör’ soruşturması olan AKP’li belediyelerde işten çıkarma yapmayarak ve böyle bir yetkiye sahip olmadığını söyleyerek “görev suçu işlediğini” öne sürdü.

İşten çıkartma işlemlerinin İçişleri Bakanı onayıyla yapıldığını söyleyen İmamoğlu, “Bu belediyelerde çalışan personeller kamudan men edildiyse, bunun nedeniyle ilgili bilgilendirme açıklamasını derhal milletimize yapar mısınız? Bu AKP’li başkanlar için de bana uyguladığınız hukuku uyguladınız mı?” dedi.

“Sayın Bakan, ‘terörist sayısı’ verdi ancak sekiz ay boyunca bu kişileri, yetkisi olmasına rağmen işten çıkarmadı. Bakan Soylu, bu kişileri işten çıkarmayarak net bir şekilde görev suçu işlemiştir.”

İçişleri Bakanı’nın “asla adil olmadığını” söyleyen İmamoğlu, “Haksız, hukuksuz soruşturmaların imal edildiği, hakimlerin, müfettişlerin bir çırpıda değiştirildiği, mahkeme kararının yüzümüze okunmadan ele alındığı bir merkez vardır, o merkez bellidir. Orası ruhsatsızdır, kaçak bir merkezdir” dedi.

İmamoğlu, Soylu’nun terör bağlantılı olduğunu iddia ettiği belediye çalışanları arasından adli sicili temiz olanların isimlerini de saydı; “Sabıka kaydını kamu seçeneğinden almış bu insanları işe almışız. Belediyeler güvenlik ve istihbarat kuruluşları değildir. Ben sicillerini adli sicilden görebilirim, başka bir seçeneğim yok. Biz ne istihbarat notlarını bulabiliriz ne KYK’yı bilebiliriz. Bir hata varsa bu hatanın sebebi ben miyim, yoksa belgelerle görev ihmalini yaptığını kanıtladığımız Sayın Bakan mı?”

Ayrıca Valilik’ten gelen arşiv bilgilerinde tutarsızlıklar olduğunu da ekleyen İmamoğlu; “Arşiv araştırması konusunda çok enteresan şeyler yaşadık. T.A. isimli iştirak şirketi çalışanımızın Mart 2020’de terör iltisaklısı olduğu belirtiliyordu. İşten çıkardık. Valiliğe bu kişi için arşiv araştırması sorduk. Kasım 2020’de ‘Herhangi bir suç örgütüyle ilişiği bulunmamaktır’ yazdı. 8 ay önce terörist dediğiniz için işten çıkardık, terörist çıkmadı. Tekrar işe almadık” diye konuştu.

İmamoğlu Anayasa Mahkemesi’nin 28 Kasım 2019’dan 18 Nisan 2021’e kadar 17 ay boyunca arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasını yasakladığını da hatırlattı. İmamoğlu, kendisine yönelik verilen “ahmak” cezasıyla” ilgili açıklamalarda da bulundu.

İmamoğlu, “Yargılandığım davanın hakimin sürülmesi ve bana ceza vermesi için tehdit edildiği iddiasına HSK’nın sessizliği; siyasi yasak ve hapis cezası aldığım dava öncesi ceza alacağımı bilerek yapılan skandal siyasi buluşmalar; biri cumhurbaşkanı da olan iki siyasi parti liderinin pasta yerken 16 milyon İstanbullunun iradesiyle ilgili tasarruf planları yapılması; devletin iki çok önemli bakanlığı olan Adalet ve İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturanların skandal icraatları. Bunlar öyle sıradan, alışılacak olaylar değil. Az sonra tanık olacağınız yalan beyanlar buz dağının görünen yüzü olduğunu ifade edeyim” dedi.

Paylaşın

“İmamoğlu’na Siyasi Yasak İsteyen Savcıya Yeni Görev Verildi” İddiası

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na hapis cezası ve siyasi yasak isteyen savcı Furkan Okudan’nın yeni bir göreve getirildiği iddia edildi.

Gazeteci Barış Pehlivan, Halk TV’de İpek Özbey’in sunduğu Sansürsüz programında, “İmamoğlu’na siyasi yasak isteyen, İmamoğlu’nun cezalandırılmasını isteyen savcı Furkan Okudan’a İstanbul Anadolu Adliyesi’nde İdari İşler’den sorumluluk görevi verildi ya. Görevlerinden birisini size okuyorum” dedi.

Pehlivan’ın duruşma savcısıyla ilgili iddiasını şöyle açıkladı:

“İmamoğlu’nun duruşma savcısına bugünden itibaren verilen görevlerden birisi şu; İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’mızın resmi e-posta adresine ihbar niteliğinde veya ilgili birime gönderilmek üzere iletilen e-postalarla ilgili gereğinin yapılması.

Yani siz bir vatandaş olarak İstanbul Anadolu Başsavcılığı gibi Avrupa’nın en büyüğü diye övündüğünüz o adalet sarayına bir suçla ilgili, bir suç şüphesiyle ilgili ihbarda bulunursanız o maile ilk bakacak, o maile soruşturma savcılarını gönderip göndermemeye karar verecek ya da sümenaltı edecek yani kapatacak ‘ya bu gereksiz’ diyecek kişi İmamoğlu’nun duruşma savcısı oldu.

İmamoğlu’na siyasi yasak isteyen savcı oldu yani AKP’li belediye başkanının yeğeni oldu. Yani AKP’li büyükşehir belediye başkanının nikahını kıydığı isim. Yani TÜGVA koordinatörleriyle birlikte fotoğraf çeken isim İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen ihbarlarla ilgili karar verme merciine oturtuldu.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan İBB’ye Açılan ‘Terör’ Soruşturmasına Tepki: Biz Kuzu Değiliz

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB’ye yönelik yürütülen terör soruşturması için, Bakan Soylu’ya seslenerek, “Biz kuzu değiliz. Bu ülkede adaletin yerini bulacağına inanan ve bunun mücadelesini kararlılıkla veren insanlarız” dedi.

Haber Merkezi / 2019’da göreve gelmeden önce, AKP’li yönetim döneminde alınan bazı kişilerin silahlı terör örgütü üyeliği, bombalı terör eylemi gibi suçlarının olduğunu öne süren İmamoğlu, “2018 yılı Kasım ve Aralık ayında işe alınan 3 terör örgütü İBDA-C üyesi sabıkalı personelin iş akitlerini de biz feshettik” dedi.

Soruşturma kapsamında hazırlanan raporda yalnızca kendisi ve kendi yönetimindeki 100’den fazla kişinin yer aldığını ifade eden İmamoğlu, eski İBB Başkanı Mevlüt Uysal ve İstanbul Valisi Ali Yerlikaya dönemlerini de işaret ederek bu iki isim hakkında da işlem talep edilmediğini sordu ve şöyle devam etti: Bakın bugünün Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu da, o dönemin genel sekreter yardımcısıdır. yani sorumlulardan biridir. unutmayın…

İmamoğlu, raporda sadece kendilerinin yer almasını tekrar eleştirdi ve şunları söyledi: O raporda sadece Ekrem İmamoğlu ve onun yöneticileri suçlanıyorsa, gök kubbeyi başınıza yıkarız. Herkese eşit muamele yapılmışsa tamam aksi takdirde AK Parti milletveki adayı müfettiş, bu eksikliği yapmışsa bilerek ve isteyerek görevi ihmal suçu işlemiştir. Hesabını çatır çatır bakanıyla beraber öder.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İçişleri Bakanlığı’nın İBB’ye başlattığı “terör” soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

Kamuoyunun tanık olduğu üzere bir yıldan fazladır Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı devlet adamı kavramı ile bağdaşmayacak iddialar üzerinden İBB’ye 86 bin çalışanımıza ve hatta ailelerine, bana terör ile ilişkili suçlamalarda bulunmaktadır. İlk olarak 9 Aralık 2021 günü TBMM’de İçişleri Bakanlığı bütçesi görüşülürken hezeyana kapılan bakan sayı ve örgüt listesi vererek, ‘557 teröristin çalıştığını’ iddia etmiştir.

Aradan geçen zamanda terörist olduğunu iddia ettiği kişilere karşı herhangi bir yasal girişimde de bulunmamıştır. Oysa biz görevimizin gereği söylenen bu sözü kıymetli bularak girişimde bulunmak istedik. ‘Bu 557 teröristin isimlerini bize verin işlem başlatalım’ dedik. Aldığımız yanıt ‘Siz bizim muhatabımız değilsiniz’ oldu.

“Bu kişi adil ve tarafsız bir müfettiş değildir”

Bir amaca matuf yapıldığı çok belli olan soruşturmanın önemli bir ayrıntısı daha var. Mülkiye müfettişleri İBB’ye geldiklerinde 8 kişilik ekibin başında bir başka baş müfettiş vardı. Heyet bir süre incelemeyi bu baş müfettiş başkanlığında yaptı. Her nedense, siz nedenlerini iyi biliyorsunuz yaza doğru bu müfettiş heyet başkanlığından alındı. Ankara’ya çekildi. Sağlık sebepleri bu konuda sık kullanılan bir gerekçedir. Görevden alınan baş müfettiş yerine kim getirildi? Bir dönem AK Parti’den milletvekili adayı olan bir kişi. Ben İBB Başkanı adayı olduktan sonra Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemimle ilgili 28 ayrı özel soruşturmayı aşan bir kişi. Seçim zamanında.

Arif Yıldırım adında militan AK Partili bir zatı muhterem heyet başkanı oldu. Bu zatın sicili belgelidir. Bu kişi 20 Mayıs 2019’da Beylikdüzü Belediyesi’ne bir işlemle ilgili yine bir soruşturma açıyor. Belediye Başkanı olarak beni suçlayarak ifademi almak istedi. Oysaki o işlemin tarihi 31 Mart 2019 tarihinden sonra, yani Beylikdüzü Belediyesi yeni başkanını seçmiş, ben ise mazbatası iptal edilmiş İBB Başkanıyken gözü bu kadar kör, İmamoğlu konusunda bu kadar gönül gözü dönmüş bir insan. Aslında aklında hep olan benim. Bu kişi adil ve tarafsız bir müfettiş değildir.

Ahmak davasında ‘Bu davadan ceza çıkmaz’ diyen hakim başka bir kente sürülüyor. Terör soruşturmasında da müfettiş grubunun lideri merkeze çekiliyor yerine malum zihniyette biri getiriliyor. Bize dönük saldırıların belirli bir takvim ve disiplin içinde yürüdüğünü net olarak söylüyorum. Bunlar sıradan olaylar değil. Bu süreçlere karşı çıkanlar da ister hakim ister baş müfettiş olsun bu insanlarda ortadan yok ediliyor.

“Bu bakan kendisini çok akıllı herkesi aptal sanıyor”

26 Kasım 2022 günü bakan bey yine medyanın karşısına çıktı ve aralarında İBB’nin de olduğu bazı belediyelerle ilgili müfettiş raporundan bir kısım iddiaları gerçekmiş gibi kamuoyuna sundu. Bu bakan kendisini çok akıllı herkesi aptal sanıyor. ‘CHP’li belediyelerle ilgili 1107 soruşturma açtık ama AK Partili belediyelerine de 885 soruşturma başlattık’ diyerek ne kadar da adaletli olduğunu anlatmaya çalışıyor. Sen terör örgütü üyeliği suçlamalarıyla sadece CHP’li belediyelere soruşturma açtın.

Yasal olarak belediyelerin hiçbir güvenlik soruşturması yapamayacağı bir döneme ilişkin soruşturma açıyorsun. Eğer adil bir bakansan 19 AK Partili ve kayyumun yönettiği büyükşehir belediyelerine de İBB’ye yaptığın personel soruşturmasını yap. Eğer adaletli olduğunu iddia ediyorsan CHP’li belediyelere gösterdiğin sertliği, yüzlerce AKP’li ve MHP’li ilçe belediyesine de göster. Bir de çıkmış yüzdeler vererek, grafikler göstererek ‘Ben adil birisiyim’ demeye çalışıyor. Ne adalet, ne hukuk, ne ahlak, ne vicdan senin ruhunda yer bulmuyor.

“Bakanlık bize hiçbir bilgi vermediği gibi, bakanlık verileri arasında ciddi farklar olduğunu da görüyoruz”

Gördük ki bakan geçen yıl 557 adet dediği terörist sayısını, ülkedeki enflasyon oranını da artırmış ve sayıyı alelacele 1668’e çıkartmıştı. İBB olarak terörle mücadelenin neresinde olacaksak, orada olduğumuz için yine dosyalarda göreceğiniz üzere bakanlığımıza bilgi sorduk ama şaşırmayın ki cevap alamadık. Bir yıldır İBB’de var olduğu iddia edilen teröristlere ulaşmak ve yasal işlemleri yapmak için mücadele ediyoruz ama bakan beyin engeline takılıyoruz.

İBB’de olduğu iddia edilen teröristleri birisi saklıyor ve işlem yapmıyor ama iddiaları ortaya atan birisi, Ekrem İmamoğlu ya da İBB değil. Bakanlık bize hiçbir bilgi vermediği gibi, bakanlık verileri arasında ciddi farklar olduğunu da görüyoruz. Soruşturma tarihlerinde 1 Ocak 2019-27 Haziran 2019 tarihleri arasında biz görevde değildik. Öncesinde eski başkan Mevlüt Uysal ve kayyum döneminde de İstanbul Valimiz Sayın Ali Yerlikaya görevdeydi. İçişleri Bakanı olan kişi yaptığı basın toplantısında iddia ettiği 1668 teröristi isim isim, reklamını da yaparak 8 terör örgütüne böldü. 51 kişiyi diğer terör örgütleri klasmanına soktu.

İçişleri Bakanı’nın yaptığı açıklamaya göre 9 Aralık 2022’de Cumhuriyet Savcılığı’na gönderilmiş durumda. Şimdi savcılık raporu inceleyecek ve karar verecek. Gelinen süreçte madde madde elimizdeki veriler ve bakanın iddiaları odaklı bir sunum gerçekleştireceğim. İçişleri Bakanı 23 Aralık Cuma günü attığı son tweeti inceleyin. Bu tweet ile belediye ve terör arasındaki iltisakı sözüm ona tekrar iddia etti. Konu yargıya taşınmışken yargıyı tehdit etmeye yönelik faaliyetlerini sürdürdü.

Bu iddialara sessiz kalmamız beklenemezdi. Bakan ‘Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmadan belediyeye personel aldılar’ diyorlar. Biz 27 Haziran 2019 günü mazbatamızı aldık. Bakan Bey’in bilerek istismar ettiği şu: Anayasa Mahkemesi biz göreve geldikten 5 ay sonra 28 Kasım 2019 tarihinde bir karar aldı. Buna göre kamu kurumlarında işe alınacak personel için güvenlik soruşturması, arşiv araştırması talebini yasal bulmadı ve kaldırdı. Yeni yasa çıkana kadar işe alınan personel için bu evrakı talep etmek en yüksek yargı makamınca yasaklanmıştır. Bu yasak kararı 81 il valiliğine bizzat İçişleri Bakanı Soylu tarafından resmi yazıyla ve imzasıyla iletilmiştir. Biz İBB olarak İstanbul Valiliği’ne Kasım 2019’da bünyemize alacağımız bir memurumuz için arşiv araştırması talep etmişiz.

Valilik de 30 Aralık 2019 tarihinde AYM kararına göre ‘bu evrakı istemeyezsiniz’ demiş. Yazıyı bize iade etmiş. Arkadaşlar size bunun gibi birkaç yazışmayı daha kitlerinize koyduk. AYM, 28 Kasım 2019’dan, yani yasa çıkan 18 Nisan 2021’e kadar Bakan’ın “Yapmamışlar” dediği araştırmanın yapılmasını zaten yasaklamıştı. AYM’nin yasak kararı olan 17 ayda, İBB’nin iştirak şirketlerine 11 bin kişi işe alındı. İBB, İSKİ ve İETT’de alınanları da sayarsınız 13 bin civarında çalışanın işe girdiğini görüyorsunuz. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yasaktı. Ocak 2021 tarihli sizin elinizde. Bizzat kendisi, bu evrakları istemeyin diye resmi yazı yazmıştı.

Buradan Bakan’a söylüyorum. Biz kuzu değiliz. Bu ülkede adaletin yerini bulacağına inanan ve bunun mücadelesini kararlılıkla veren insanlarız. Peki yeni yasa çıkınca İBB, arşiv ve güvenlik araştırmaları konusunda üzerine düşeni yapmış mıdır? Evet yapmıştır. Yasak kararı öncesi beş aylık ve yeni yasa sonrası 8 aylık, toplam 13 ayda işe giren 7 bin 500 kişi için arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması talep ettik. Eski İBB yönetiminde işe alınan 4 bin 116 çalışandan eksik olduğunu gördüklerimizi de arşiv ve güvenlik soruşturmalarını talep ettik. Bu talebimizin 9 bin 617’sine cevap aldık. 660 kişinin arşiv araştırması içinse bir yıldır cevap bekliyoruz. 30 günde cevaplaması gereken 660 kişi için, müfettiş 25 bin 365 kişinin sorgusuna 5-6 ayda ulaşabiliyor. Demek ki isteyince olabiliyormuş.

Eski başkan Mevlüt Uysal ve Sayın Vali Ali Yerlikaya’nın sorumluğu olduğu dönemde. 4 bin 116 kişiden 1800’ü için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması istenmemiş. Hem de o dönemde AYM’nin yasak kararı yokken. Mevlüt Uysal ve İstanbul Valisi de bizim gibi hileci mi oluyor? ‘İşe alınacak personelin adli sicil kaydı…’ Yani bildiğimiz adıyla sabıka kaydı ‘e-devletten alınırken kamu seçeneği seçilmeliydi. Bakan böyle söylüyor.

Ama çoğu özel sektör olarak kayıt aldı, hülle yöntemini kullandılar’. Bakan Bey yine saçmalamaya devam ediyor. Bizim hülle yöntemi kullandığımızı, işe alımla ilgili kamuyu seçmediğimizi, özel sektör seçeniğinden işe alım yaptığımızı iddia ediyor. Eğer dediği gibi hülle yöntemi kullanılmışsa, bizden önceki altı ayda, yani Mevlüt Uysal ve Ali Yerlikaya döneminde işe alınan 1400 kişinin de adli sicil kaydının özel sektör seçeneğinden alınmış olmasını nasıl yorumluyorsunuz? Yani siz partinizin eski belediye başkanına da mı hülleci diyorsunuz?”

“Aslında pandoranın kutusu açılmıştır”

Belediyemiz İSKİ ve İETT’de değerlendirme komisyonları başından beri görevlerini yapmaktadır. Bakan beyin geçen günkü hezeyanlarının ardından iştirak şirketlerimizde de değerlendirme komisyonlarını kurduk. Arşiv araştırmaları da bu komisyonlarda değerlendirilerek işlem yapıldı. Bu zamana kadar çeşitli kayıtlardan 1105 dosya ele alındı. 974 dosyaya işlem yapılma gereği görülmedi. 46 terör ilişiği ve iltisakı içeren kişi işten çıkarıldı. 53 kişi de farklı suç ilgileri ve arşiv araştırmalarıyla nedeniyle iş akdi feshedildi.

Bakan Bey, siz değil arşiv araştırması, adli sicil kaydında silahlı terör örgütü üyeliği, bombalı terör eylemi gibi suçları olanları istihdam etmişsiniz. 2017’de işe aldığınız A.T., Temmuz 2018’de işe aldığınız R.A. bunlardan birkaçı. 2018 kasım ve aralık ayında işe alınan IBDA-C üyesi çalışanların iş akitlerini de biz feshettik. Bize yaptığı suçlamaların bir mantısı var ise, aynı suçu eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal ve İstanbul Valisi Ali Yerlikaya da işlemiştir. Aslında pandoranın kutusu açılmıştır.

Uysal döneminde işe alınan Y.Y. ve ikinci kez işe aldığınız O.Ç. nasıl oldu da hassas gözlerinizden kaçtı? Bakın arşiv araştırması demiyorum, sabıka kaydı diyorum. Ne yazıyor? Silahlı terör örgütüne üyelik, silahlı terör örgütü yöneticiliği yazıyor sabıka kaydında. Bu iki kişinin de işten çıkarılışı bizim dönemimizde yapılmıştır. 6 Mayıs ve 29 Mayıs 2019’da işe alınan ve biz işe başlayınca fark ettiğimiz 6 çalışanın FETÖ iltisaklı çıkmasını nasıl değerlendireceklerdir? Medyaya yansıyan 500 küsur sayfalık rapor henüz bizde yok.

Duyumlarımıza göre bu raporda hakkında işlem yapılması istenen kişiler sadece ve sadece ben ve benim dönemimde eski / yeni yönetici arkadaşlarım. Eğer savcılığa sunulan raporda eski başkan Mevlüt Uysal, İstanbul Valisi ve onların yöneticileri hakkında da işlem talep edilmişse bir lafım yok. Unutmayın, altını tekrar çiziyorum. O raporda sadece İmamoğlu ve onun yöneticileri suçlanırsa gök kubbeyi başınıza yıkarız. Bakan Bey, kendi arkadaşlarını da yaktın haberin olsun.

Sayın Bakan, emniyet ve istihbarat gibi hayati önemdeki güvenlik konularını bağladığınız bakan yardımcınızın kardeşi FETÖ terör örgütü üyesi ve yurtdışında kaçak bir firari. Altı yıldır yaz tatilinde bile gelemez olduğunu biliyoruz Türkiye’ye. Sayın Bakan, kardeşi yani birinci dereceden yakını FETÖ firarisi olan bakan yardımcısını atayınca bir terör örgütü iltisaklısına jest mi yapmış oluyorsunuz?

Devletin güvenliğinin emanet edildiği kişi daha burnunun ucundakini görmüyorsa devletimizin güvenlik zafiyeti var mıdır? Daha önce bu bakanın bir milli güvenlik sorunu olduğunu söylemiştim. Şimdi ortaya çıkan tablo devletimizin kıymetli valileri ve AK Parti siyasileri için ciddi bir tehlike olduğunu net olarak ortaya koymuştur. Bu kişiyi göreve getiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Görev ihmalleri zincirinin de sorumlusu da doğal olarak odur. Sayın Cumhurbaşkanı ya ortaya koyduğumuz bu fotoğrafı yaratacağı kaosa razı geleceksiniz ya da İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturan yüzünü kızartmayacak birini göreve atayacaksın. Artık aleni bir şekilde ortaya çıkmıştır ki Sayın Soylu olmamıştır. Olamamıştır. Olmamış bu adam net. İçişleri Bakanlığı kapasitesi yok. Onlarca kez AK Parti’yi hem de iktidarı rezil etmiştir. Üstelik bizim bildiklerimizin sizin bildiklerinizin yanında da esamesi okunmaz.

Aklını ve kalbini günaha teslim etmiş, hırsı ve öfkesi tarafından kontrol edilen ve bu tümüyle yüzü davranışlarına yansımış bu bakan Türkiye Cumhuriyeti’nin çok kıymetli kurumlarını istismar etmektedir. Umarım bir bakanın yarattığı dezenformasyon ve doğmasına sebep olduğu bu kaotik durum devletimizin akli selim, sorumluluk sahibi yetkilileri tarafından bir an evvel ele alınır. Çünkü bu devlet bu hepimizin, milletimizindir. Türkiye’nin bu aklı selimliğe acilen ihtiyacı vardır. Bir bakanın karanlıklar içerisindeki ruh hali ne İBB’nin ne valilerimizi ne de seçilmiş ya da atanmış yöneticilerimizi de bu yoluna feda etmeyelim.

“Kimsenin hakkını yemedik, hakkımızı da yedirmeyiz”

Devletimizin terörle mücadelesinde nefer olmaya devam edeceğiz. Tıpkı hak, hukuk ve adaletin yanında durmaya devam edeceğiz. Bu bir hukuk davası değil, siyasi davadır. Bu bir kişisel dava değil, ulusal davadır. Bu bir mağduriyet davası değil, haysiyet davasıdır. Kimse bizden susmamızı bekleyemez. Kimse teslim olmamızı beklemesin. Bizler kolay kolay hakkını yedirecek insanlar değiliz. Kimsenin hakkını yemedik, hakkımızı da yedirmeyiz. Mücadeleden vazgeçmemiz mümkün değildir. Hepinize geldiğiniz için teşekkür ediyorum.

Paylaşın