Demirtaş: DEM Partiyi Dikkate Almayan Kaybeder

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “DEM Parti’nin beklenti ve taleplerini dikkate almayan kaybeder” dediği öğrenildi.

Medyascope muhabiri Ferit Aslanın haberine göre, eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, yerel seçimlerde bütün tarafların niyetini, yaklaşımını görmeden bir karar vermemek gerektiği görüşünde.

31 Mayıs’ta aktif siyaseti bıraktığını açıklayan Demirtaş’ın “DEM Parti’ye ve bize nasıl yaklaşıldığını görmek istiyoruz” dediği aktarıldı.

Seçimlerde cezaevinde olmaları halinde tutumlarının belli olacağını söyleyen Demirtaş, partisinin tavrının da buna göre şekilleneceğini öngörüyor. Demirtaş, partisinden bağımsız hareket etmeyecek.

DEM Parti’nin yerel seçimler için kararını netleştirmeden önce cezaevlerinde tutuklu bulunan tüm partililerin görüşünü alacağını belirten Demirtaş, şimdilik sadece gelişmeleri takip ediyor. Demirtaş, halkın ve DEM Parti’nin ihtiyaç duyması halinde devreye girecek.

Paylaşın

Demirtaş: Kürdüm, Bu Yüzden Yargılanıyorum

“Kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla yargılandığı davada konuşan Selahattin Demirtaş, “Kürdüm, Kürt siyasetçiyim ve bu yüzden yargılanıyorum. Türk milliyetçisi Sedat Peker gibi biri olsaydım yargılanmazdım” dedi ve ekledi:

“Irkçı, faşist bir çetenin lideri olmadığım için bugün yargılanıyorum. Yargılanmama sebep olan sözlerimi geri alacak değilim, az bile söylemişim. Beni meclise gönderen halkın acılarını dile getirmezsem asıl o zaman yargılanmalıyım. Yıllardır 12 metre karelik bir alanda sözlerim yüzünden hapis tutuluyorum ancak haklılığımızdan eminim. Kimse bize boyun eğdiremez. Siyasi mücadelemiz Kürt halkı eşit ve özgür olana kadar sürecek.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 2015-2017 tarihleri arasında aralarında dönemin Başbakanı Davutoğlu’na yönelik sarf ettiği sözleri nedeniyle hakkında “kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla açılan ve 10 farklı dosyanın da birleştirildiği davanın 9’uncu duruşması 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Demirtaş, duruşmaya tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, avukatları da hem duruşmada hem de İstanbul, Antalya ve Diyarbakır adliyelerinden SEGBİS ile hazır bulundu. Onlarca yurttaş ise duruşmanın görüldüğü salonun koridorunda bekleyerek destek verdi.

Duruşma kimlik kontrolünün ardından başladı. Duruşmada ilk olarak söz alan Demirtaş’ın avukatları, dava kapsamında 10 savcının, dosyaya baktığını belirtti. Avukatlar ayrıca, bahse konu olan ve suç diye iddia edilen söylem ve eylemlerin geliştiği dönemde müvekkillerinin, milletvekili olduğunu ve bundan kaynaklı da dokunulmazlığının olduğunu ve bu tür eylemlerinden “sorumsuz” olduğunu vurguladı.

MA’nın aktardığına göre; Avukatların ardından söz alan Demirtaş, savcıların dosyaya bakamadığını belirtti. “Bu yargılamada AHİM’in 14. ve 18. maddelerine göre Kürt siyasetçi kimliğime dönük bariz bir ayrımcılık yapıldığını görmekteyiz. Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin eş genel başkanına 30 yıllık hapis istenirken lehine tek bir delik toplanmadığı gibi aleyhindeki deliller bilerek çarpıtılmış. Savcı, konuşmalarımı AYM, AHİM, Yargıtay çerçevesinde, o dönemin siyasi atmosferine bakmadan cımbızlamış” diyen Demirtaş, ardından yaptığı konuşmaların olduğu dönemde öz yönetim sürecinin yaşandığı kentlerde, zırhlı araç arkasında iple cansız bedeni çekilen Hacı Lokman Birlik’in, cansız bedeni çürümeye terk edilen Taybet Ana’nın bedenini ve cansız bedeni günlerdir buzdolabında bekletilen Cemiila Çağırga gibi katledilen ve işkence edilen çok sayıda kişinin fotoğrafını mahkeme heyetine gösterdi.

“Kürdüm, Kürt siyasetçiyim ve bu yüzden yargılanıyorum”

“Korumamız gereken şey bu alçaklar değil insanlık onurudur” diyen Demirtaş, “Kürdüm, Kürt siyasetçiyim ve bu yüzden yargılanıyorum. Türk milliyetçisi Sedat Peker gibi biri olsaydım yargılanmazdım. Irkçı, faşist bir çetenin lideri olmadığım için bugün yargılanıyorum. Yargılanmama sebep olan sözlerimi geri alacak değilim, az bile söylemişim. Beni meclise gönderen halkın acılarını dile getirmezsem asıl o zaman yargılanmalıyım. Yıllardır 12 metre karelik bir alanda sözlerim yüzünden hapis tutuluyorum ancak haklılığımızdan eminim. Kimse bize boyun eğdiremez. Siyasi mücadelemiz Kürt halkı eşit ve özgür olana kadar sürecek” dedi.

Demirtaş’ın ardından duruşmaya ara veren mahkeme duruşmayı, 15 Mayıs’a erteledi.

Paylaşın

Demirtaş’tan Tahir Elçi Anısına Şarkı: Elçi’ye Ağıt

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Selahattin Demirtaş, öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi anısına “Elçi’ye Ağıt” adli bir şarkı besteledi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, sözleri de Selahattin Demirtaş’a ait olan ‘Elçi’ye Ağıt’ adlı şarkıyı, aynı zamanda avukat olan Mercan Argunağa seslendirdi.

Elçi’ye Ağıt, ilk olarak 27 Kasım Pazartesi günü 20.30’da Mercan Argunağa’nın, YouTube kanalında yayımlanacak. Şarkı daha sonra Spotify ve Deezer gibi platformlarda da yer alacak.

Tahir Elçi kimdir?

1966 yılında Şırnak’ın Cizre ilçesinde dünyaya gelen Tahir Elçi, 28 Kasım 2015 yılında Diyarbakır’da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Elçi, Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki Yeniköy Mezarlığı’na defnedilmiştir.

İlk, orta ve lise öğrenimini Cizre’de tamamladı. Elçi, 1991 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. 1992 yılından itibaren Diyarbakır’da serbest avukatlık yapan Elçi, 1998-2006 arasında Diyarbakır Barosu’nda yönetici olarak görev yapmıştır.

Bu süre zarfında Almanya’da bulunan Avrupa Hukuku Akademisi’nde uluslararası ceza hukuku ve ceza yargılaması eğitimi görmüş, birçok ulusal ve uluslararası konferansa konuşmacı olarak katılmıştır. Ayrıca 1998 yılından bu yana staj eğitimi ve meslek içi eğitimlerde ceza ve insan hakları hukuku alanında seminerler vermiştir.

Kasım 2012’de Diyarbakır Barosu Başkanı seçilen Elçi, 2014 yılı olağan genel kurulunda yeniden Baro Başkanlığına seçildi. Aynı zamanda İnsan Hakları Derneği üyesi olan Tahir Elçi, ayrıca Türkiye Barolar Birliği (TBB) İnsan Hakları Merkezi Bilim Danışma Kurulu ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Kurucular Kurulu üyeliği görevlerini de yürütmekteydi.

Elçi, 14 Ekim 2015 tarihinde CNN Türk kanalında Ahmet Hakan’ın hazırlayıp sunduğu Tarafsız Bölge programında “PKK, terör örgütü değildir. Silahlı, siyasal bir harekettir.” demesi nedeniyle 20 Kasım günü Diyarbakır’da gözaltına alınarak İstanbul’a getirilmiştir.

Elçi, savcılığın tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk etmesine karşın Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Ayrıca Elçi hakkında, “terör örgütü propagandası” iddiasıyla 7,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanmış ve yurtdışına çıkış yasağı konulmuştu. Bu açıklamanın ardından CNN Türk kanalına 700 bin lira para cezası kesildi.

Evli ve iki çocuk babası olan Elçi, eski Bayındırlık Bakanlarından Şerafettin Elçi’nin de akrabasıdır.

Paylaşın

Kobani Soruşturması: Eski HDP Milletvekili Hüda Kaya Tutukladı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Kobanî soruşturması kapsamında İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alın eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Hüda Kaya tutuklandı.

Hüda Kaya’nın avukatı Zilan Leventoğlu, konuya ilişkin açıklama yaptı. Kaya’nın gözaltına alınmasının haksız, hukuksuz ve keyfi olduğunu savunan Zilan Leventoğlu, şunları söyledi:

“Aylardır ulaşılabilir olmasına ve ikametinde olmasına rağmen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kaçaklık karar verilmiştir.

Hüda Kaya hakkında 27 Eylül’de hukuksuz bir şekilde kaçak kararı alınması akabinde, tarafımızca bu karara itiraz edilmiş, kaçak olmadığı, ikametinde ulaşılabilir olduğu, telefonlarının açık olduğu, her zaman ifadeye hazır olduğu hem sözlü hem yazılı olarak defalarca belirtilmiş olmasına ve yakın tarihlerde İstanbul Cumhuriyet savcılığına gidip ifade vermiş olmasına rağmen, yine kendisinin savcılık kalemi ile görüşüp gerekirse Ankara’ya gelebileceğini, ifade için hazır olduğunu kaçaklık kararının kaldırılması gerektiğini söylemesine rağmen kaçaklık kararı kaldırılmamış, Hüda Kaya’nın ifade vermek istemesi keyfi şekilde engellenmiştir.

Sonuç olarak bugün müvekkilimiz Hüda Kaya saatlerdir havalimanında olmasına, pasaport işlemlerinin sorunsuzca gerçekleşmesine rağmen uçağın kalkmasına 10 dakika kala yine tamamen keyfi bir şekilde çıkışınız mümkün değil denilerek gözaltına alınmıştır.”

Ardından Artı Gerçek’e konuşan Zilan Leventoğlu, gözaltı kararının Kobani Davası dosyasından verildiğini söyledi. Leventoğlu, gözaltına alınış şeklini eleştirdi:

Hüda Kaya Kobani soruşturmasından dolayı alındı. Yakalama kararı o dosyada verildi. Daha önce ulaşılabilir olmasına rağmen kaçaklık kararı verilmişti. Biz de hem yazılı hem sözlü olarak defalarca kez kaçaklık kararına itiraz ettik. ‘Kendisi buradadır’ dedik. Hatta adresini dahi söyledik. Savcı her defasında asla bizimle muhatap olmadı.

Hüda Hanım 2-3 kez, ‘İfade vermek istiyorum, gerekirse Ankara’ya da ifade vermeye gelirim. Yakında yurtdışı seyahatim’ dedi. Hüda Hanımın yurtdışına gideceği biliniyordu. Geçen haftalarda İstanbul Savcılığı’na ifade vermeye gitmişti. Ulaşılabilir olduğu, Türkiye’de olduğu biliniyordu. Havalimanına da 4 saat öncesinden gitti, herhangi bir ifade alma işlemine karşı. Uçağa 10 dakika kala hukuksuzca gözaltına alındı.”

Hüda Kaya Kimdir?

9 Ekim 1960 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelen Hüda Kaya, uzun yıllar Ürdün, Sudan, Pakistan, İran, Keşmir, Lübnan ile Filistin mülteci kamplarında çalışmalarda bulundu. Bunun yanında Kardelen Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin kurulmasında büyük rol oynadı.

Uluslararası Müslüman Kadınlar Birliği’ne de üye olan Kaya, üç dönem Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) İstanbul milletvekili seçildi. Ayrıca Demokratik İslam Kongresi Şura Girişimi Üyeliği de yapmaktadır.

Paylaşın

HEDEP Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Belediyelerimizi Kayyımlardan Geri Alacağız

31 Mart 2024’ye yapılması planlanan yerel seçimlera dair konuşan HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Belediyelerimizi kayyımlardan geri alacağız. Belediyelerimize yeni belediyeler ekleyeceğiz. Sadece kaybettirme üzerine kurulacak bir siyaset bizim için yeterli olmayacaktır. Bizler birlikte yönetmeye talibiz” dedi ve ekledi:

“Amed, Mardin, Van ve İstanbul’da kadın atölyelerimiz gerçekleşecek. Bu atölyelerimizde nasıl bir yerel yönetim modeli stratejisi izleyeceğimizi kadınlar birlikte kararlaştıracağız. Daha sonra yapacağımız konferansımızda esas stratejimizi belirleyecek ve kamuoyuna gerekli bilgilendirmeyi yapacağız.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Kadın Meclisi, bugün Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkezi’nde toplandı.

Toplantı öncesi güncel gelişmelere dair açıklamalarda bulunan HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 15 Ekim’de Ankara’da gerçekleşen olağan kongrede emeği geçen ve önceki dönem görev yapan tüm kadın siyasetçilere teşekkür etti.

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, Hatimoğulları, konuşmasında İsrail’in Filistin’e ve Türkiye’nin Rojava’ya saldırılarına, PKK lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrite, Kürt kentlerindeki belediyelere atanan kayyımlara, kadın cinayetlerine ve Agrobay Seracılık önünde direnen kadın tarım işçilerine dikkat çekti.

“Gazze’ye dönük saldırıları kabul etmek mümkün değil”

Hatimoğulları’nın konuşmasından satır başları şöyle: “İsrail’in saldırı nedeniyle 2 milyon kişi daracık bir alanda yaşam mücadelesi veriyor. Gazze’ye dönük saldırıları kabul etmek mümkün değil. Bu savaşta kadınların ruhu ve bedenleri paramparça ediliyor. Rojava’da ise elektrik santralleri, hastaneler, yakıt istasyonları, okullar yani bütün sivil alanlar bombalandı. 5 milyon insan hedeflendi bu sivil saldırılarda.

İsrail, Gazze’de yaşayan Filistinlileri, Mısır kabul etmezse şayet Necef Çölü’ne sürmek istiyor. Türkiye’deki iktidar buna karşı çıkarken, aynısını Efrin’de gerçekleştirdi. Efrin’e kara harekâtı düzenleyerek, Efrin’de yaşayan Kürt halkını ve diğer halkları Efrin’den sürüp oradaki büyük demografik değişim üzerine çalıştılar.

Şimdi bu projeyi bütün Rojava üzerinden sürmek istiyorlar. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Ortadoğu’nun kaynayan iki büyük yarası var; biri Kürt sorunu biri Filistin sorunu. Bu iki sorun ulus-devlet anlayışının dışında demokratik bir zeminde çözülmediği sürece, ne yazık ki bölgenin rahat bir nefes almasına imkân yok.

“Barış mücadelesinin önünü daha fazla açmamız gerekiyor”

Sayın Abdullah Öcalan üzerinde 24 yıldır İmralı Cezaevi’nde devam eden bir tecrit var. Son 32 aydır ne ailesiyle ne de avukatlarıyla görüştürülüyor. Bu dünyanın hiçbir yerinde, otoriter rejimlerin en koyu şekilde hüküm sürdüğü dönemlerde bile, görülmemiş bir tablodur.

Kürt sorununun ve bölgedeki haklar sorunun çözümünde Sayın Öcalan’ın fikriyatının önemini bir kez daha vurguluyorum. Tecridin bir an önce ortadan kaldırılması ve Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne kavuşması, başta Kürt halkı olmak üzere bölge haklarının talebidir. Biz Türkiyeli kadınlar Kürt kadın hareketi ile el ele vererek, barış mücadelesinin önünü daha fazla açmamız gerekiyor.

Kadın cinayetleri

Türkiye’de iktidar kadınların başına savaştan da büyük felaketler örmeye devam ediyor. Kadınların yaşam güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçtiler. Eş başkanlık ve eşit temsiliyet ilkesini suç sayarak kadınların iradesine kayyım atadılar. Sadece 2023 yılının son 9 ayı içinde 323 kadın erkekler tarafından katledildi.

Evde bakım hizmeti, hasta bakımı, ev işleri boynumuza asılmış zincirlerdir. Bu zincirlere boyun eğmek zorunda değiliz. Görünen ve görünmeyen emek sandığınız kadar sessiz kalmayacak. ‘Emeğime sahip çıkıyorum’ sesleri evlerden, tarlalardan, fabrikalardan, atölyelerden yükselecek.

“Bizler birlikte yönetmeye talibiz”

Belediyelerimizi kayyımlardan geri alacağız. Belediyelerimize yeni belediyeler ekleyeceğiz. Sadece kaybettirme üzerine kurulacak bir siyaset bizim için yeterli olmayacaktır. Bizler birlikte yönetmeye talibiz.

Amed, Mardin, Van ve İstanbul’da kadın atölyelerimiz gerçekleşecek. Bu atölyelerimizde nasıl bir yerel yönetim modeli stratejisi izleyeceğimizi kadınlar birlikte kararlaştıracağız. Daha sonra yapacağımız konferansımızda esas stratejimizi belirleyecek ve kamuoyuna gerekli bilgilendirmeyi yapacağız.”

Paylaşın

YSP Milletvekili Temelli Hakkında TCK 301’den Soruşturma

Eski HDP Eş Genel Başkanı ve YSP Muş Milletvekili Sezai Temelli hakkında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’deki operasyonuna yönelik yaptığı açıklamalar nedeniyle TCK’nun 301. maddesi kapsamında soruşturma başlatıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı ve Yeşil Sol Parti (YSP) Muş Milletvekili Sezai Temelli hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Sezai Temelli’nin dün yaptığı basın açıklamasında sarf ettiği sözlerin ardından TCK’nın 301. maddesi gereğince soruşturma başlatıldığını duyuran Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“28. Dönem Milletvekili Sezai Temelli’nin; Türk Silahlı Kuvvetlerinin terör örgütlerine yönelik olarak gerçekleştirdiği operasyonlara ilişkin 05.10.2023 tarihinde basına yaptığı açıklamaların 5237 Sayılı TCK’nun 301. maddesi kapsamında suç unsuru içerdiği değerlendirildiğinden, adı geçen milletvekili hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca re’sen soruşturma başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Sezai Temelli, katıldığı bir televizyon programında TSK’nın düzenlediği operasyonlar ile hava harekatları hakkında, “Savaştan beslenen bir zihniyet her türlü saldırıyı ısrarlı bir şekilde sürdürüyor. Olan Kürt halkına, Kürt çocuklarına oluyor çünkü hedef Irak ve Suriye Kürdistan’ıdır” diye konuşmuştu.

Sezai Temelli kimdir?

15 Temmuz 1963, İstanbul doğumlu. Baba adı Mustafa, anne adı Neriman. 1985 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümünden mezun oldu. Ardından İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde doktorasını tamamladı ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde araştırma görevlisi olarak başladığı akademik hayatını öğretim üyesi olarak devam ettirdi.

Sezai Temelli, ÖES (Öğretim Elemanları Sendikası) ve Eğitim Sen üyesi olarak sendikal mücadelenin de içinde bulundu. Öğretim üyesi olarak devam etmekte iken 2016 yılında olağanüstü hâl sürecinde 675 Sayılı kanun hükmünde kararname ile üniversiteden ihraç edildi.

12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Anayasa değişikliği referandumuna “Yetmez ama Evet” diyenler arasında oldu. Uzun süre Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP)’nde siyaset yapan Sezai Temelli, 2009 yılında Ufuk Uras ile birlikte partiden ayrıldı.

2013 yılında (HDP) Halkların Demokratik Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı. HDP’de siyaset hayatına devam etti, HDP’nin Ekonomi ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı görevini yapmaya başladı.

7 Haziran 2015 tarihindeki seçiminde HDP’den İstanbul Milletvekili olarak 25’inci Dönem TBMM Parlamentosunda yer alan Sezai Temelli, 1 Kasım 2015 tarihinde de İstanbul 2’inci Bölge 3’üncü sıradan milletvekili adayıydı ancak seçilemedi.

11 Şubat 2018 tarihinde HDP, 3’üncü Olağan Kongresinde aday olmayan Selahattin Demirtaş’ın yerine eş genel başkan adayı olarak Pervin Buldan ile birlikte eş genel başkan seçildi. 24 Haziran 2018’de yapılan Türkiye Genel Seçimlerinde HDP adayı olarak Van’dan aday oldu ve seçildi. 14 Mayıs 2023 Türkiye Genel Seçimlerinde Yeşil Sol Parti (YSP) adayı olarak Muş’tan aday oldu ve seçildi.

İyi düzeyde İngilizce bilen Sezai Temelli, Ayşegül Temelli ile evli ve 3 çocuk babasıdır.

Paylaşın

Meclis’te HDP Milletvekili Kalmadı: Sancar Ve Buldan YSP’ye Geçti

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan’ın Yeşil Sol Parti’ye (YSP) geçişiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) HDP milletvekili kalmadı. Yeşil Sol Parti’nin milletvekili sayısı ise 57’ye yükseldi.

HDP’nin eş genel başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan 14 Mayıs seçimlerine Yeşil Sol Parti listelerinden katılmışlardı.

Anayasa Mahkemesi’nde devam eden kapatma davasının yarattığı risk nedeniyle 14 Mayıs seçimlerine Yeşil Sol Parti listeleriyle giren Halkların Demokratik Partisi (HDP), 27 Ağustos’ta gerçekleştirdiği kongresinin ardından çalışmalarının tümünü yeni partiye devretti.

Alınan bu kararla birlikte HDP, aktif siyasete bir nevi ara vermiş oldu. HDP’yi Meclis’te temsil eden iki milletvekili; partinin eş genel başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan da bu kararın ardından Yeşil Sol Parti’ye geçti. Bu geçişle birlikte Meclis’te HDP milletvekili kalmadı.

HDP’nin hiç milletvekili kalmadı

HDP’nin eş genel başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan 14 Mayıs seçimlerine Yeşil Sol Parti listelerinden katıldı. Yeşil Sol Parti’den seçilen 57 milletvekili arasında bulunan iki eş genel başkan ittifak yasası doğrultusunda kayıtlarını HDP Milletvekili olarak yaptırdı.

HDP’nin Meclis’teki varlığını sürdürmek ve kapatma davası sonuçlanana kadar partinin Eş Genel Başkan düzeyinde temsiliyetini sağlamak adına alınan bu karar sonucu Meclis’te 55 Yeşil Sol Parti, 2 HDP milletvekili görev almış oldu.

Gazete Duvar’dan Ceran Bayar‘ın haberine göre; HDP’nin 27 Ağustos kongresinde aldığı ‘partinin çalışmalarının tümünü Yeşil Sol Parti’ye devretmesi’ kararıyla birlikte HDP’nin Eş Genel Başkanları Buldan ve Sancar da istifa ederek Yeşil Sol Parti’ye geçti.

Meclis kayıtlarındaki milletvekili sandalye dağılımı bu istifalarla birlikte değişmiş oldu. Yeşil Sol Parti’nin 55 olan milletvekili sayısı 57’ye çıkarken HDP’nin hiç milletvekili kalmadı.

Paylaşın

Yeşil Sol Parti: Akşener’in Söylediklerinin Bir Kıymeti Yok

Halkların Demokratik Partisi (HDP) – Yeşil Sol Parti (YSP) İYİ Parti Lideri Akşener’e tepkili. 2019 seçimlerinde aday çıkarmayarak İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bazı büyükşehirlerin muhalefet tarafından kazanılmasına katkı yapan partide seçimlerin kaybedilmesinde en büyük sorumluluğun Akşener’de olduğu söyleniyor.

HDP – YSP’de “Akşener’in gerekli özeleştiriyi vermeden söylediklerinin bir kıymeti yok” deniliyor. Hatta, Akşener’in yaptığı konuşma için, “Gelecek dönem muhalefetin ortaklaşması bu konuşmayla bombalanmıştır” sözleri de sarf ediliyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in seçimden sonra “tefekkür sessizliğini bozuyorum” dediği Afyon Kocatepe konuşmasının yankıları sürüyor.

Millet İttifakı’nın tüm ortaklarına sert eleştiriler yönelten Akşener’in nasıl bir yerel seçim stratejisi oluşturacağı merak konusuydu. İYİ Parti olarak kendi kadrolarıyla milletin huzuruna çıkacaklarını söyleyen Akşener iş birliğine ise tamamen kapıları kapatmadı, “Yerel özellikler ve talepler doğrultusunda elbette iş birlikleri olabilir” dedi. İstanbul-Ankara için “Günü geldiğinde bakılır” diyen Akşener’in bir koşulu da “hür ve millî siyaset anlayışı” doğrultusunda HDP-Yeşil Sol’a koyduğu mesafeydi.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya‘nın haberine göre; Akşener’in yerel seçimlere yönelik açıklaması partide farklı yorumlara neden oldu. Millet İttifakı’nın 2019 Yerel Seçimleri’nde kazandığına dikkat çeken bazı partililer, önümüzdeki seçimlerde başta İstanbul, Ankara ve Antalya olmak üzere bazı illeri kaybetmemek için iş birliğinin şart olduğu görüşünü dile getirmeye devam etti.

Parti içinde bir başka kesimse 3. yol tartışmalarında da geçen “Hür ve milli İYİ Parti”nin inşası için yerel seçimlerin feda edilebileceği görüşünü savunmayı sürdürüyor. Bu görüşü savunanlar 2019 ve 2023 seçimlerinde kurulmak zorunda kalınan ittifaklar nedeniyle parti kimliğinin oturtulamadığını belirterek “Ayaklarımızın üzerinde durmalıyız. Asıl olan genel seçim, 2028’i kazanmak için gerekirse yerel seçim feda edilebilir” değerlendirmesini sürdürüyor.

Akşener’in açıklaması sonrası gözler CHP ve HDP-Yeşil Sol Parti’ye çevrildi. CHP, Akşener’in açıklamasına temkinli yaklaşırken kongre süreci tamamlanmadan somut bir adım atılmayacağı görüşünde.

Benzer şekilde kongre sürecinde olan HDP-Yeşil Sol Parti ise Akşener’e tepkili. 2019 seçimlerinde aday çıkarmayarak İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bazı büyükşehirlerin muhalefet tarafından kazanılmasına katkı yapan partide seçimlerin kaybedilmesinde en büyük sorumluluğun Akşener’de olduğu söyleniyor, “Akşener’in gerekli özeleştiriyi vermeden söylediklerinin bir kıymeti yok” deniliyor. Hatta, Akşener’in yaptığı konuşma için, “Gelecek dönem muhalefetin ortaklaşması bu konuşmayla bombalanmıştır” sözleri de sarf ediliyor.

HDP’nin seçim değerlendirmesi sonrası başta eş başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın görevini bıraktığına dikkat çekilen partide, “Biz ciddi bir seçim değerlendirmesi yaptık. Bunun bedelini de ödüyoruz. Eş başkanlarımız görevini bıraktı. Parti yönetiminde kapsamlı bir değişim olacak. CHP, İYİ Parti’de gördüğümüz ise koltuklarına yapışmış siyasetçiler” eleştirisi getiriliyor.

Kapatma davası nedeniyle seçimlere Yeşil Sol Parti çatısı altında giren HDP hafta sonu yapılan kongreyle tüm çalışmalarını Yeşil Sol Parti’ye devretti. Eylül ayı sonu ya da kasım ayı başında yapılacak Yeşil Sol Parti kongresinde de partinin eş başkanları yenilenecek, kadroları değişecek.

Yeşil Sol Parti’nin HDP fikriyatını devam ettireceği ama yeni dönemin stratejisi gereği daha yerel siyaset yapacağı kaydediliyor. Seçim sonrası partiye gelen en önemli eleştirinin “Ankara siyasetine sıkışmak” olduğunu kaydeden parti kurmaylarına göre Yeşil Sol Parti yeni dönemde “Ankara odaklı siyaset”ten çıkacak, çalışmalarında yerel siyaset belirleyici olacak.

Bu bakış yerel seçimlerde alınacak tutumun da işareti. Hem batı hem de doğuda yerel dinamiklerle karar verilip hareket edilecek. İstanbul ve Ankara gibi iki büyük şehir için de toptancı bir yaklaşım içinde olmayacaklarını söyleyen HDP-Yeşil Sol Partililerin net bir kırmızı çizgisi var, o da “Bizi görmeyen siyasetle hiçbir şekilde ittifak geliştirmeyiz” tutumu. Mayıs seçiminin önemli derslerinden birinin de bu olduğunu kaydeden partililer “Arka kapı tamamen kapalı. Ön kapı ise herkese açık. Kim gelirse dinleriz, konuşuruz” diyor.

İYİ Parti’de olduğu gibi HDP-Yeşil Sol Parti’de de yerel seçimlere kendi adayları ile katılma eğilimi yüksek. İstanbul, Ankara dahil tüm iller için baskı düzeyinde böyle bir talep geldiği ifade ediliyor ama seçim yaklaşırken ortaya çıkacak gelişmelere göre yeni tutumlara da kapı kapatılmıyor.

Ancak HDP-Yeşil Sol’un yerel seçimler açısından en önemli gündemi kayyım atanan belediyelerini geri almak. İktidarın HDP-Yeşil Sol Parti’nin büyükşehirlerdeki tutumuna göre kayyım yaklaşımını esnetebileceğini düşünenler var ama “Dolmabahçe mutabakatını imzalayıp sonra tanımayanlara nasıl güvenilir” deniliyor.

Parti içinde bazı isimlerse iktidarın “kayyım politikası”nı yeni dönem politikaları, uluslararası gelişmeler nedeniyle değiştireceği görüşünde. Bugünkü siyasi konjonktürde iktidarın kayyım atamaları için zemin bulamayacağını düşünen bazı partililer yeni vali ve emniyet müdürü atamalarını, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Barzani ile temaslarını da bunun işaretleri olarak okuyor.

Ancak bu analizlere karşın iktidara güvenmenin zor olduğunu kaydeden HDP-Yeşil Sol Partili siyasetçiler yerel seçim için, “Biz, bizim olanı tescil edelim. Mücadele bitmez. Bu memlekette ne darbeler ne çatışmalar ne gerilimler oldu ama mücadele hiç bırakılmadı” diyor.

Seçimlerin ardından iç muhasebe ile yerel seçim hazırlığını eş zamanlı yürütmeye çalışan muhalefet partilerinin tartışmaları ekim sonu kasım ayı başına kadar sürecek görünüyor.

Paylaşın

Sultan Özcan Ve Cahit Kırkazak, HDP Eş Genel Başkanları Oldu

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) yeni Eş Genel Başkanları Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak oldu. Sultan Özcan, “HDP bir fikirdir ve bu fikir toplumsal yaşamın can suyu olarak engelleri aşarak kendine yeni yollar açma kudretindedir” dedi.

Cahit Kırkazak, “Bizim özgür ve yeni yaşam çizgimize saldıranlar şunu bilsin ki bunu başaramayacaksınız. Bizden korkmaya devam edin.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) 4’üncü Olağanüstü Kongresi, Dünya Ticaret Merkezi’nde gerçekleştirildi. HDP’nin 904 delegesinden yeterli çoğunluğun oy kullandığı seçimde, HDP’nin yeni Eş Genel Başkanları Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak oldu. Kongrede HDP’nin Parti Meclisi (PM) ve yetkili organları da belirlendi.

PM asıl üyeleri: Adem Demirağaç, Ahmet Yaşaroğlu, Aydın Çetinkaya, Ayfer Demirel, Ayşe Yılmaz, Besra Aslan, Cevdet Bakın, Fatma Yılmaz, Gülistan Ataş, Gülsüm Ağaoğlu, Gültekin Koçdemir, Gülten Akdağ, Gülüstan Önver, Hatice Akdağ, Hüsnü Kuran, İsmet Kaya, Kahraman Oğuz, Kamile Koç, Kayhan Yüksel, Kıymet Temel, Kıznaz Türkeli, Mahmut Çavlı, Mahmut Emin Avcı, Mehmet Yalçın, Mehmet Zarif Kesiciler, Mustafa Erbek, Müge Yamanyılmaz Koşar, Nurettin Sönmez, Peruze Demir, Resul Sadak, Sait Bıçakcı, Salih Mevali, Sevgül Yalçın, Songül Köse, Şengül Acı, Türkan Konukcu, Ubeydullah Özmen, Ufuk Özel, Zehra Vezan Karabulut.

PM yedek üyeleri: Nilüfer Yeşiltepe, Aydın Kaya, Cahit Doğan, Melek Yerkan, Zekiye Özkan, Şenel Öztürk, İmam Özçelik, Çetin Çiftçi, Hazime Deniz, Mehmet Ağa Benli, Güher Urkun, İsmail Ağan, Selami Özyaşar, Sait Kılıç, Zabit Vurdu.

Disiplin kurulu üyeleri: Adalet Aydın Sözkesen, Ayhan Akgül, Berfin Kaya, Bilal Algünerhan, Celal Soğuk, Şevkiye Müge Caner, Yüksel Yıldırım.

Uzlaşma kurulu asıl üyeleri: Ayşe Etiz, Emine Ecer, Numan Hasanoğlu.

Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak seçim öncesi salona kısa birer konuşma yaptı. Özcan ve Kırkazak şunları söyledi:

Sultan Özcan: HDP’nin kuruluşunda yer almaktan ve 11 yıldır kesintisiz olarak çeşitli kurullarında görev almaktan gurur duyuyorum. Mutfağından tüm yürüyüş biçimlerine, deryada bir damla olmaya özen gösterip Türkiye halklarına layık olmaya gayret gösterdim.

HDP’nin eş genel başkanı olma görevini bir onur nişanesi olarak taşımaya, onun varoluşunu ve felsefesini korumaya, büyük insanlık yürüyüşünün bir parçası olmaya sizlerin huzurunda söz veriyorum. Onurla ve aşkla bağlı olduğum bu yürüyüşte bizim payımıza düşen her ne varsa umuda yolculuğumuzun bu evresinde sizlere layık olmaya gayret edeceğiz. ‘HDP bir fikriyattır kapatılamaz’, ‘HDP bir bina, bir kapı değil’ dedik HDP’yi kuşatanlara.

Çünkü HDP bir fikirdir ve bu fikir toplumsal yaşamın can suyu olarak engelleri aşarak kendine yeni yollar açma kudretindedir. Bu kudretini Mezopotamya’nın, Anadolu’nun ve Trakya’nın bütün devrimci demokratik değerlerinden ve mücadele birikiminden alır. HDP’nin yeni yolunda Yeşil Sol Parti ile mücadelesini sürdüreceğini ve bütün barikatları aşacağını buradan paylaşıyoruz.

Cahit Kırkazak da konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “HDP’de mücadeleye başlarken birbirimize, Kürdistan halkına, Türkiye halklarına ve tarihe söz verdik. Bu sözümüz barış yolunda can veren barış annelerinin taleplerini hayata geçirmekti ve sözümüz hala geçerli.

Bu mücadeleyi mutlaka başarıya götüreceğiz. Halkımıza da çağrımızdır, bize omuz verin, el verin. Hep birlikte yeni yaşamı, özgür yaşamı kuralım. Bizim özgür ve yeni yaşam çizgimize saldıranlar şunu bilsin ki bunu başaramayacaksınız. Bizden korkmaya devam edin.”

Paylaşın

Halkların Demokratik Partisi, Siyasi Mücadeleyi Yeşil Sol Parti’ye Devrediyor

11 yılı aşkın siyasi hayatında önemli dönüm noktaları, pek çok seçim, kritik dönemeçler ve yargılamalar yaşayan HDP’nin Pazar günü yapacağı kongre ile siyasi mücadelesini YSP’ye devretmesi bekleniyor.

Öte yandan son yerel seçimlerin ardından kazandığı 50’ye yakın belediyeye kayyum atanan HDP ve YSP’de Mart 2024 yerel seçimlerinde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair değerlendirmeler de sürüyor.

İktidarın kazanılan belediyelere yine kayyum ataması ihtimaline karşı ne gibi adımlar atılabileceği tartışılırken, parti içinde herhangi bir ittifak yapılacaksa şeffaf bir biçimde yapılması gerektiği görüşü ağır basıyor.

2024 yerel seçim stratejisinin detaylarını YSP’nin Eylül’deki kongresiyle oluşacak yeni yönetimin kesinleştirmesi bekleniyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Pazar günü yapacağı kongre ile yeni eş başkanlarını belirlerken tüzel kişiliğini sürdürmesi, siyasi alandaki mücadelesini ise seçimlere çatısı altında girdiği Yeşil Sol Parti’ye (YSP) devretmesi bekleniyor.

2012 yılında kurulan ve kapatma davası süren HDP, 11 yılı aşkın siyasi hayatında önemli dönüm noktaları, pek çok seçim, kritik dönemeçler ve yargılamalar yaşadı.

HDP, 14 Mayıs’taki milletvekili seçimlerine hakkındaki kapatma davası nedeniyle Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında Yeşil Sol Parti listelerinden girmişti. Ancak seçimde beklediği başarıyı yakalayamayan HDP’nin 2018 yılında yüzde 11,7 olan oy oranı bu seçimde yüzde 8,8’e kadar gerilemişti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) YSP 55 sandalye kazanmıştı.

HDP’nin eş başkanları Pervin Buldan ile Mithat Sancar partide kalmış, HDP de böylelikle Meclis’te iki sandalye ile temsil edilmeye devam etmişti.

Seçimlerde Cumhur İttifakı’nın gerek parlamentoda yüksek bir temsiliyete ulaşması gerekse Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanması muhalefetteki partileri iç muhasebeye ve bazen de yenilenme süreçlerine yöneltirken, HDP ile YSP de bir öz eleştiri dönemi yaşıyor.

Parti kurulları ile organlarını toplayarak çeşitli kararlar alan iki parti kongre süreçleriyle gerek eş başkanları gerekse yönetimdeki kadroları değiştirmeyi ve yerel seçimlere yenilenmiş olarak gitmeyi planlıyor.

Kapatma davası henüz sonuçlanmadığı için HDP’nin parti olarak kurumsal kimliğini şimdilik koruması, dava sonucu belli olana kadar faaliyetlere sembolik olarak devam etmesi bekleniyor.

Pazar günü yapılacak kongrede partinin eş başkanları da belirlenecek. Kulislere ilk yansıyan bilgilere göre HDP yönetiminde STK ve Siyasi Partilerle İlişkiler Komisyonu Eş Sözcülüğü görevini sürdüren Selma Özcan ile Kobani Davası’nın avukatlarından, YSP üyesi Cahit Kırkazak en güçlü adaylar arasında.

Özcan, DW Türkçe’ye yaptığı kısa açıklamada, HDP’nin tüzel kişiliği ile devam edeceğini ancak mücadele mirasını YSP ile sürdüreceğini belirterek, bu nedenle HDP için şu anda yapılan “soğutma, uyutma” yorumlarının durumu tam olarak karşılamadığını belirtti.

Özcan, “HDP tüzel kişiliği ile kendi varoluşunu devam ettirecek. Ama bir mücadele örgütü olarak hem Meclis’te hem de halk düzeyinde yoluna YSP ile devam edecek” dedi.

Eylül’de yapılacak Yeşil Sol Parti kongresinde ise HDP yönetiminin YSP’ye taşınma kararının büyük olasılıkla onaylanması planlanıyor.

Pazar günü yapılacak kongrede, eş başkanların yanı sıra HDP Parti Meclisi ve Merkez Disiplin Kurulu için de seçim yapılacak. Buldan ile Sancar yeniden eş başkanlığa aday olmayacaklarını daha önce açıklamışlardı.

Kongre öncesi süreçte HDP birkaç ay boyunca bölge toplantıları, halk toplantıları ve konferanslar düzenleyerek seçmenlerin gerek partiye gerekse yerel seçimlere yönelik nabzını tutmuştu.

Yeşil Sol Parti’nin kongresinde tüzük ve isim değişikliği yapılmasına kesin gözle bakılırken, YSP isminin halkta tam karşılık bulmadığı ve seçim sonuçlarında bunun da etkisinin olduğu belirtiliyor.

YSP’nin kongresinden önce geleneksel olarak yapıldığı şekilde alınacak kararların belirleneceği konferanslar gerçekleştirilecek. Bu kapsamda kadın konferansının 7-8 Eylül, karma konferansın ise 9-10 Eylül günlerinde yapılması planlanıyor.

Yerel seçimlerde ne yapılacak?

Öte yandan son yerel seçimlerin ardından kazandığı 50’ye yakın belediyeye kayyum atanan HDP ve YSP’de Mart 2024 yerel seçimlerinde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair değerlendirmeler de sürüyor.

İktidarın kazanılan belediyelere yine kayyum ataması ihtimaline karşı ne gibi adımlar atılabileceği tartışılırken, parti içinde herhangi bir ittifak yapılacaksa şeffaf bir biçimde yapılması gerektiği görüşü ağır basıyor.

HDP’nin 2019’daki yerel seçimlerde kendi adayını çıkarmama kararı Ankara ve İstanbul gibi büyükşehirlerde CHP’nin kazanmasında önemli etkenlerden biri olmuştu. Ancak 2024 seçimlerindeki HDP/YSP’nin yol haritası henüz kesinleşmiş değil.

YSP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç seçimlerin ardından verdiği demeçte her seçimin kendi konjonktürü ve koşulları olduğunu söyleyerek, 2019 döneminin kapandığını ve yeni bir döneme girildiğini belirtmişti. Oluç, “2019’da değiliz, bunu net olarak söyleyebilirim. Bu dönemin ihtiyaçları neyse onlar tartışılacak, konuşulacak ve ona uygun taktikler geliştirilecek” demişti.

2024 yerel seçim stratejisinin detaylarını YSP’nin Eylül’deki kongresiyle oluşacak yeni yönetimin kesinleştirmesi bekleniyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın