Pervin Buldan: Hiç Kimse HDP Üzerinden Siyaset Yapmasın

Pervin Buldan, HDP Kadın Meclisi açılış konuşmasında, “Cumhur İttifakı da bilsin Millet İttifakı da. Hiç kimse HDP üzerinden siyaset yapmasın. HDP’yi siyasi malzeme haline getirmesin. Herkes haddini bilsin. HDP’yi ağzına alırken bin kere düşünsün” dedi.

Haber Merkezi / Buldan, konuşmasının devamında, “Açıkça ifade etmek gerekirse sistemin yüzyıllık hatalarıyla, tarihsel inkârla yüzleşme cesareti gösteremeyen, demokratik muhalefetin tamamıyla ortaklaşma cesareti ve iradesi göstermeyen hiçbir anlayış, çözüm gücü olamaz! Gelecek vaat edemez! Bizler kadınlar olarak, HDP olarak eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir geleceğin kurucu gücüyüz” ifadelerini kullandı.

Pervin Buldan, konuşmasını, “Bizler var olanın temsil gücüyüz. İnkâr, ötekileştirme ve dışlama üzerine kurulu olan anlayışların tamamını buradan bir kez daha reddettiğimiz özellikle ifade etmek isterim. Bizler bahsettiğim insanlığın evrensel değerlerine bağlı demokrasi ve emek güçleri ile Emek ve Özgürlük İttifakımızı kamuoyuna deklare ettik, biliyorsunuz” cümleleriyle sürdürdü.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi yeni dönem politik mücadele hattına ilişkin Genel Merkez binasında bir araya geldi. Toplantının açılış konuşmasını HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan yaptı. Buldan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Kadın siyasetçilerden, kadın belediye eş başkanlarımıza, kadın mücadelesi emektarlarından kadın sanatçılara, emekçilere kadar her kesimden kadına saldırıyı bir görev olarak önlerine koydular.

Şu çok iyi bilinmelidir ki; kişiler farklı olsa bile hedef aynıdır. Kadının özgür iradesi ve demokratik mücadelesidir. Özellikle kadın vekilimiz Semra Güzel’i işkence uygulamaları ile gözaltına almaları ve vekilimize boyun eğdirmeye çalışmaları kadın kimliğine boyun eğdirme çabasıdır. Kürt’e boyun eğdirme çabasıdır! Demokratik siyasete boyun eğdirme çabasıdır!

Buradan kendilerine bir kez de ben ifade edeyim. Semra Güzel halkımızın ve kadınların iradesidir. O iradeye boyun eğdirmek hiç kimsenin hele ki, gırtlağına kadar suça bulaşmış olanların hiç harcı değildir, olamaz da! Boyun eğdirmeye çalıştıkları kadınlar alnı ak, başı dik bir şekilde yürümeye devam edecektir. Buradan bir kez daha Semra Güzel arkadaşımıza Kadın Meclisimiz adına sevgi ve saygılarımızı gönderiyoruz.

Yine Kürt kadınlarına karşı devletin gücüne dayanarak suç işlenmeye devam edilmektedir. Geçtiğimiz ay Şırnak’ta, Firdevs Babat devletin silahıyla katledilmiştir. Bu olay istisna bir olay değildir. Kürt kadınlara karşı benzeri durumlar sıklıkla yaşanmaktadır. Elbette HDP olarak olayın takipçisiyiz.

Hangi güce yaslanıyor olursa olsun hiçbir kadın katilinin cezasız kalmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Ne Aysel Tuğluk’un ne de ağır hastalığı olan hiçbir tutsağın cezaevlerinde ölüme terk edilmesine karşı sessiz kalmayacağız, yaşam siyaseti için var gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz.

Sevgili Figen Yüksekdağ’ın yasaklanan “Yıkılacak Duvarlar” kitabını elden ele dolaştırıp bütün kadınlara ulaştıracağımıza söz veriyoruz.

Seçim Süreci: Üstesinden gelmeye, durdurmaya çalıştıkları şey adalettir, hukuktur, demokratik çözüm siyasetidir, kadın mücadelesidir.

Seçimlere giderken ellerinde topluma vaat edebilecekleri tek bir çözüm projesi olmadığı için seçim hazırlıklarını başka türlü yapmaya çalıştıklarının farkındayız.

Seçim hazırlıkları daha çok korku, baskı ve kaostur. Kadın kazanımlarına, Kürtlere, demokrasi ve emek güçlerine saldırmak, komşu ülkelere tehditler savurup savaş fırsatı kollamak bu iktidarın bir seçim kampanyası haline gelmiştir. Tutsaklara uyguladığı işkence, hak gaspı, tehdit bu iktidarın seçim beyannamesidir, topluma vaadidir.

“Hiç kimse HDP üzerinden siyaset yapmasın, herkes haddini bilsin”

Bu çürümüş bozuk düzeni değiştirecek esaslı güç kadınların gücüdür. Kadının eşitlikçi demokratik bilinci toplumu da siyaseti de dönüştürecek dinamizme ve etkinliğe sahiptir.

Bu nedenle kadın mücadelesi önemlidir, kadın örgütlülüğü esastır. Özellikle Kadın Meclisimizin bu mecrada yürüttüğü çalışmalar son derece kıymetlidir.

Önümüzdeki seçimler için siyaset alanında tartışmalar yürütülüyor ve bazı hesaplar yapılıyor. Buradan çok net olarak şunu söylemek isterim.

Kadınların dâhil olmadığı hiçbir hesap tutmaz, tutmayacaktır. Kadın mücadelesini büyütmek üzerine kurulu olan ve bir kadın partisi olan HDP fikriyatıyla bu konuda açık tutum aldığımızı herkes bilsin.

Cumhur İttifakı da bilsin Millet İttifakı da. Hiç kimse HDP üzerinden siyaset yapmasın. HDP’yi siyasi malzeme haline getirmesin. Herkes haddini bilsin. HDP’yi ağzına alırken bin kere düşünsün.

Açıkça ifade etmek gerekirse sistemin yüzyıllık hatalarıyla, tarihsel inkârla yüzleşme cesareti gösteremeyen, demokratik muhalefetin tamamıyla ortaklaşma cesareti ve iradesi göstermeyen hiçbir anlayış, çözüm gücü olamaz! Gelecek vaat edemez! Bizler kadınlar olarak, HDP olarak eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir geleceğin kurucu gücüyüz.

Bizler var olanın temsil gücüyüz. İnkâr, ötekileştirme ve dışlama üzerine kurulu olan anlayışların tamamını buradan bir kez daha reddettiğimiz özellikle ifade etmek isterim. Bizler bahsettiğim insanlığın evrensel değerlerine bağlı demokrasi ve emek güçleri ile Emek ve Özgürlük İttifakımızı kamuoyuna deklare ettik, biliyorsunuz.”

Paylaşın

HDP Sözcüsü Günay: Demokrasi İttifakıyla Seçime Gireceğiz

Partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık basın toplantısında açıklamalarda bulunan HDP Sözcüsü Günay, “Hiçbir partiyle bakanlık pazarlığı yapmadık, yapmayız. Seçimlerde alacağımız oylarla halkımız bizi görmek istediği yerde görecektir. Yönetim ehliyetimizi bize birileri değil, halk verecek zaten” dedi.

Haber Merkezi / Günay, açıklamasının devamında, “Ne Cumhur İttifakının ne Millet İttifakının içindeyiz ne de bu ittifakları destekleriz. Bizim böyle bir derdimiz olmadı, olamaz. Emek ve Özgürlük İttifakı dahil en geniş Demokrasi İttifakıyla seçimlere gireceğiz” ifadelerini kullandı.

HDP Sözcüsü Günay, açıklamasını, “Hiç merak etmeyin bizim ne aday ne de tercih yapma sorunumuz var. Türkiye’nin en geniş kesimlerine hitap edecek isimler üzerinde şimdiden tartışmaya başladık. Bizim tasvip etmeyeceğimiz bir adaya asla destek vermeyeceğimizi tekrar belirtmek isteriz” ifadeleriyle sürdürdü.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Sözcüsü Ebru Günay, parti genel merkezinde düzenlediği haftalık baısn toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi:

“Seçim hesaplarından başka bir şeyin derdine düşmeyen Millet İttifakı ise makyajcı ve restorasyoncu bir siyasetle günü kurtarmanın derdine düşmüş durumda. Adaylık tartışmalarına sıkışmış durumdalar ve sanki tek önemli olan sandık günüymüş gibi seçim sonrasına dair hiçbir plan ve proje geliştirmiyorlar. “Kime hangi bakanlık verilecek, kim masada olsun, kim olmasın, aday kim olsun” gibi kısır tartışmaları sürdüren, seçim sonrasına dair hiçbir şey söylemeyen bir siyasi hattın, ittifakın içinde zaten biz olmayız, olamayız.

Hiçbir partiyle bakanlık pazarlığı yapmadık, yapmayız. Seçimlerde alacağımız oylarla halkımız bizi görmek istediği yerde görecektir. Yönetim ehliyetimizi bize birileri değil, halk verecek zaten.

Ne Cumhur İttifakının ne Millet İttifakının içindeyiz ne de bu ittifakları destekleriz. Bizim böyle bir derdimiz olmadı, olamaz.

Emek ve Özgürlük İttifakı dahil en geniş Demokrasi İttifakıyla seçimlere gireceğiz. Hiç merak etmeyin bizim ne aday ne de tercih yapma sorunumuz var. Türkiye’nin en geniş kesimlerine hitap edecek isimler üzerinde şimdiden tartışmaya başladık. Bizim tasvip etmeyeceğimiz bir adaya asla destek vermeyeceğimizi tekrar belirtmek isteriz.

Meral Akşener veya onun sözcülerinin işi HDP’ye konum belirlemek değil. Bir kere halk; seni Mehmet Ağar ve Tansu Çiller ile çevirdiğin karanlık işlerden tanıyor. Hiç merak etme, senin bu ülkeye vaat ettiğin tek şey 90’ların karanlığıdır. Hiçbir HDP’li zaten senin olduğun masaya gelmez, hatta oturduğun kıraathanede çay içmez.

Diyarbakır Milletvekilimiz Semra Güzel’in manipülasyonlarla ve ucuz bir şovla gözaltına alınış şekli, 7 Haziran 2015’ten itibaren AKP-MHP bloğu tarafından yürürlüğe konulan algı operasyonlarından biridir. İktidar ve tüm aktörlerin dahil olduğu ve Türkiye halklarına, Kürt halkına umut olmuş Çözüm Sürecinde bir milletvekilimizin yakın arkadaşı ile görüşmüş olmasını kriminalize etmeye çalışanlara asla hesap vermeyeceğiz. Aksine hesap soracağız.

Şırnak’taki ağaç kıyımı, devletin Kürtlere karşı son yüzyılda yürüttüğü şiddet retoriğinin ekolojik boyutlarını göstermesi açısından son derece öğreticidir. 1990’larda başlayan köy boşaltmaları sonrası sistematik hale getirilen doğa talanı, güvenlik adı altında bizatihi devlet ve kolluk güçleri tarafından yapılıyor. 2019’da Cudi’de başlayan ve 2022’ye gelindiğinde en üst boyuta varan ağaç kesimi, koca bir bölgeyi, koca bir ekosistemi göz göre göre yok ederek sürdürülüyor.

Sadece son 7 ayda Şırnak ormanlarının yüzde 8’i yok edildi. Sadece Besta bölgesinde, korucular 2 yılda 500 bin tona yakın ağaç kesti. Günlük 60 TIR odun kesiliyor. Asker gözetimde bir sektör oluşturulmuş ve büyük rantlar elde ediliyor. Temmuz 2022 tarihinde 14 yeni bölgede de ağaç kesimine başlandı. Bunun anlamı günlük yüzlerce ton endemik bitkinin ve tarihin yok edilmesidir.

Yolsuzluk ve gasp ile tanımlanan AKP-MHP iktidar bloku ömrünü bir nefesliğine uzatmak için her türlü kuralsızlığı mübah görecek şekilde kamu kurumlarını birer parti teşkilatı şeklinde çalışır vaziyete getirmektedirler. Son olarak Ağustos ayı enflasyonu aylık yüzde 1,46 olarak hesaplandı TÜİK tarafından.

Yıllık enflasyon ise yüzde 80 olarak hesaplandı. Bağımsız araştırmacılar (ENAG) grubu tarafından hesaplanan enflasyon yüzde 181’dir. Bu rakam bile gerçek enflasyonun altında bir rakamdır. Türkiye halkları büyük bir ekonomik komplonun doğrudan mağdurları olarak yaşamaya devam etmektedirler.

Enflasyon verileri düşük gösterilerek kamu emekçilerinin maaşlarına yapılacak zam hakları gasp ediliyor. Üç kuruş maaşla geçinmeye çalışan emeklilerin maaşlarına yapılacak zam hakları gasp ediliyor. Asgari ücretli soyuluyor, gençler, kadınlar, çiftçiler bu dönüştürücü ve kirli mekanizma tarafından soyuluyor.”

Paylaşın

Eski HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ’ın Kitabına Toplatma Ve İmha Kararı

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski ve tutuklu Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın “Yıkılacak Duvarlar” isimli kitabının “örgüt propagandası” iddiasıyla basım, dağıtım ve satışı yasaklandı.

Yüksekdağ’ın Ceylan Yayınları tarafından yayımlanan şiir kitabı “Yıkılacak Duvarlar”ın, “örgüt propagandası” iddiasıyla basım ve dağıtımının yasaklanmasının yanı sıra toplatılması ve toplatılan nüshalarının da imha edilmesi yönünde karar verildi.

Kararı veren Antalya 6. Sulh Ceza Hakimliği, kitapla ilgili “PKK/KCK terör örgütü basın yayın yoluyla örgütsel varlığını devam ettirme ve geniş halk kitlelerinin desteği almak maksadıyla yazılmış yazı içeriği olduğu anlaşılmıştır,” dedi.

“Yıkılacak Duvarlar” kitabında yer alan “Yokluğun kıyısında kıvranıyor insanlık, bodrumlar yanarken, karanlıkla kundaklanırken, ıssız evlerdeki bebeler ve başından vurulurken” dizeleri, mahkeme tarafından örgüt propagandası sayıldı.

Yüksekdağ, bu dizelerle 16 Ağustos 2015’te başlayan sokağa çıkma yasaklarını* ve yasaklar esnasında öldürülen insanları hatırlatıyordu.

Yayınevinden açıklama

“Yıkılacak Duvarlar” kitabını yayımlayan Ceylan Yayınları ise sosyal medya hesaplarından bir açıklama yaparak şöyle dedi:

Figen Yüksekdağ’ın ‘Yıkılacak Duvarlar’ kitabı hakkında yasaklama kararı verildi.

Yayınevi kolektifimiz, her koşulda şiiri, her koşulda devrim romanlarını, kuramsal yol haritalarımızı okurla buluşturmaya devam edecek!

Dirençle, diri bir inatla…”

TİHV’in sokağa çıkma yasakları açıklaması

2015 senesinde, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollardan çözümüne ilişkin bütünlüklü bir programın uygulanamamasının da yanı sıra, Ortadoğu’daki gelişmelerin de etkisi ile 7 Haziran Genel Seçimlerinin hemen sonrasında, Türkiye’de çatışmalı ortam yeniden başladı.

Bu süreçte, Anayasa’ya ve başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere Türkiye’nin temel haklar alanındaki uluslararası yükümlülüklerine aykırı olarak ilan edilen süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasaklarının ilki 16 Ağustos 2015 tarihinde uygulamaya kondu. Bu biçimi ile süresiz ve resmi sokağa çıkma yasakları Türkiye’de ilk kez yaşandı.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Dokümantasyon Merkezi verilerine göre; sokağa çıkma yasaklarının süresiz (sona erdirileceği tarihin ucu açık bırakılarak) ve/veya gün boyu (24 saat sürmesi öngörülür biçimde) uygulanmaya başlandığı ilk tarih olan 16 Ağustos 2015’ten 1 Ocak 2020 tarihine kadar geçen süre içerisinde toplam 11 il ve en az 51 ilçede resmi olarak tespit edilebilen en az 381 sokağa çıkma yasağı ilanı gerçekleşti.

Diyarbakır (214 kez), Mardin (60 kez), Hakkâri (23 kez), Şırnak (13 kez), Bitlis (29 kez), Muş (7 kez), Bingöl (7 kez), Dersim (6 kez), Batman (6 kez), Elazığ (2 kez) ve Siirt (14 kez).

Paylaşın

‘Üçüncü İttifak’ 24 Eylül’de Kamuoyuna Duyurulacak

Seçimler yaklaştıkça siyasi partiler arasındaki ittifak çalışmaları da hız kazandı. Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı’nın yanı sıra, üçüncü bir ittifak da “Emek ve Özgürlük İttifakı” adı ile 24 Eylül’de kamuoyuna duyurulacak.

Haber Merkezi / Böylece iktidarı temsil eden Cumhur İttifakı’nın karşısında iki ayrı muhalif blok oluşmuş olacak. Reuters, konu ile ilgili bilgiyi TİP yetkililerinden edindiğini kaydetti.

Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) temsilcileri, TİP’in ev sahipliğinde İstanbul’da bir araya gelmişti.

Bu toplantıda siyasi gelişmelerle ilgi değerlendirmelerin yanı sıra, ittifakın isminin ve yol haritasının, hazırlanacak deklarasyonun kamuoyuna açıklanmasının yöntem ve tarihinin belirlenmesi gündeme alındı. Toplantı sonrası yapılan ortak açıklamada ise şu ifadeler kullanılmıştı:

“25 Ağustos’ta İstanbul’da, ülkemizin bugününde ve yarınında eşitlik, özgürlük, kardeşlik, barış ve demokrasi temelinde bir değişimi yaratacak birlikteliği vurgulamak, siyasal ve toplumsal iradeyi güçlendirmek, kararlı duruşumuzu, mücadelemizi, dayanışmayı ve umudu büyüten yürüyüşümüzü şekillendirmek üzere bir kez daha bir araya geldik.

Aylar süren emeklerimizin sonucunda;

Türkiye’nin tüm kentlerinde, sokaklarında ve meydanlarında, tarlalarında ve fabrikalarında, okullarında ve üniversitelerinde, her alanda mücadeleyi büyütmek; Emekçilerin, işçilerin, kadınların, gençlerin, çiftçilerin ve üreticilerin taleplerini ve mücadelelerini ortaklaştırmak üzere sürdürdüğümüz ittifak çalışmasını tamamlama aşamasına geldik.

Yaşadığımız ve her gün daha da derinleşen ekonomik, sosyal ve siyasal kriz karşısında toplumsal adalet, eşitlik ve güçlü demokrasi temelinde değişim mücadelesini ortaklaştıracak bu ittifakın mücadele ilkelerini, siyasal program çerçevesini, seçimler öncesini ve sonrasını kapsayan yol haritasını eylül ayında kamuoyuyla paylaşma kararına vardık.

Tarihsel sorumluluğumuzun farkındayız ve buna uygun davranma konusunda kararlıyız.

İttifakımız; AKP-MHP iktidarının halk düşmanı politikalarına direnen, bu düzenden ve iktidardan kurtulmak; sorumlulardan hesap sormak isteyen tüm kesimlerin, siyasal ve toplumsal muhalefet güçlerinin katılımı, katkısı ve desteğiyle büyüyecektir.

İttifakımız; bir yol arkadaşlığı, bir mücadele arkadaşlığı olacaktır.

İnsanca çalışılacak ve yaşanacak bir düzen için; halkın egemenliğine dayanan bir güçlü demokrasi için; Kürt sorununda barışçıl ve demokratik bir çözüm için; kadınlar, gençler ve dezavantajlı grupların eşitliği ve özgürlüğü için; doğanın ve kültürel varlıklarımızın korunması için hep birlikte mücadele edeceğiz.

Çağrımız tüm emekçilere, demokrasi, hak, hukuk, özgürlük, eşitlik mücadelesini yürüten bütün toplumsal hareketler, kurum, kuruluş ve yurttaşlaradır.

Hep beraber sorumluluk alalım. Yangın yerine çevrilen ülkeyi ortak talepler ve birlikte mücadele anlayışıyla özgür ve demokratik bir şekilde yeniden inşa edelim.

Emek, barış, özgürlük ve demokrasi değerleri temelinde, halkın egemen olduğu bir toplumsal ve siyasal düzeni kurmanın, ezilen ve sömürülen tüm toplum kesimlerinin gücüyle mümkün olduğunu biliyoruz.

Herkesi bu anlayış ve çağrı doğrultusunda ortak ve birlikte mücadeleye davet ediyoruz. Tek adam iktidarına, sermayenin ve zulmün düzenine karşı hep birlikte başaracağız.

‘Emek ve Özgürlük İttifakı’

Kurumlarımızın girişimiyle, Eylül ayı sonunda kitlesel bir halk buluşması ve en geniş demokrasi güçleriyle birlikte Emek ve Özgürlük İttifakı’nın kuruluşunun ilan edilmesine karar verilmiştir.”

Paylaşın

Selahattin Demirtaş: Tek Dil, Tek Millet Hitler’in Sloganıdır

Kobani davasının 16. duruşmasına SEGBİS aracılığıyla bağlanarak savunma yapan Selahattin Demirtaş, “Bir kimlik etrafında bütünleşmeden ortak ulusal değerler yaratılabilir. Devletin ve bizim çok kültürlü ulusun bağımsızlığını simgeleyen bayrak bunlardan biridir” dedi.

Demirtaş, savunmasının devamında, “Hukuk, ulusal birliğin güvencelerinden biridir. Diller de bunlardan biridir. ‘Burası Türk yurdudur. Sevmeyen terk etsin’ diyorlar. Hayır burası hepimizin yurdudur. Kürt olarak benim Ankara’da, Trabzon’da hakkım var. Bölünmeyi engellemenin yolu tekleştirmek değil birleşmektir. Birlik çokluktur. Tek dil, tek millet Hitler’in sloganıdır.” ifadelerini kullandı.

Kobani davasının 16. duruşma periyodunun 6. oturumu Sincan Cezaevi Kampüsündeki Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Davada, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ile Selahattin Demirtaş, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü ve HDP MYK üyelerinin de aralarında bulunduğu 21’i tutuklu 108 kişi yargılanıyor.

Sincan Cezaevi’nde tutulan siyasetçiler duruşma salonunda hazır bulunurken, farklı cezaevlerinde bulunan siyasetçiler Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya bağlandı.

Duruşmada mahkeme başkanı, iddia makamının mütalaası ve bu celsede okunan belgelere dair siyasetçilere ve avukatlarına söz verdi.

Söz alan önceki dönem HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, davada yaşanan hukuka aykırılıkları defalarca dile getirdiklerini belirtti:

“Dosyanızda benimle ilgili bir AİHM kararı var. Orada da yargılananların siyasi saiklerle tutuklu bulunduğuna dair bir karar var. O nedenle davanın siyasi amaçlarını es geçerek tartışmak hukuku görmemek olur.

Neden bu davayı biz Türkiye tarihinin önemli bir siyasi davası olarak görüyoruz? Osmanlı çökerken İttihatçıların iki ayrı kanadının çatışması, Cumhuriyet’in kurulmasıyla son bulmadı. Demokrat Parti ve CHP olarak ikiye ayrılan gelenek, dillendirilen devletin bekası gereği laik seküler Türkiye Cumhuriyet Devleti’ni, bütün kimlikleri inkâr ederek inşa etmeye karar verdiler.

O günden bugüne baktığımızda bu davanın neden siyasi kırım davası olduğu daha iyi anlaşılır. Osmanlı dağılırken milliyetçi akımların Osmanlı’yı böldüğü paranoyası nedeniyle Anadolu’daki millet tanımının tartışmalar sonucu Türklük üzerinden kurulmasına karar verildi. Kimi İslam’a denk bir Türklük, kimi büyük Turan’ın bugünkü ismi olarak tartışıyor. En nihayetinde etnik bir Türklük tanımı bütün Anadolu’da bir çimento olarak ortaya çıkıyor.

İttihat Terakki’nin tartışmaları bu konuda uzlaşma sağlıyor. ‘Milletin bir tek dili olmalıdır. TC’ye bağlı herkes Türk’tür. Bilinci ve tarihi aşılanmalı. Bunun dışına çıkan herkes de rejimin radarına girmelidir’ deniliyor. Kendi aralarında ayırımlar olsa da uzlaşma sağladıkları nokta budur.”

“O yıllarda yapılan hatalar düzeltilebilir”

Kobanî Davası’nda yargılananların da resmî ideolojiye karşı gelen siyasetçiler olduğunu vurgulayan Demirtaş, sonrasında şunları söyledi:

“Resmi ideolojiye uymuyorsa sanatçı da olsa, siyasetçi de olsa terörist kabul ediliyor. Salonda bulunan asker, polis ve diğer kamu görevlilerinin bu resmî ideolojiye inandığını düşünüyorum. ‘Devletin bütünlüğünü nasıl koruyacağız’ diye düşünüyorlar. Kendilerini devlet yanlısı olarak tanımlıyorlar. Tarih 1925’ten 2022’ye aynı kodlarla devam ediyoruz ama yanılıyorsunuz. O yıllarda yapılan hatalar düzeltilebilir.

Devlet parçalanmadan, ulus bütünlüğü bozulmadan yeni tanımlar oluşturulabilir. Anadolu ve Mezopotamya coğrafyası aynı zamanda Mısır gibi büyük bir medeniyet merkezi, İstanbul gibi medeniyet merkezi var.

Dünyada bu tanımları doğuracak hiçbir kimse olmasa bile biz bu zenginliklerle ve deneyimlerle kendimiz üretebiliriz. Dinlerin bize kazandırdığı muazzam birikimler var. Ayrıca yaşadığımız savaşlar, soykırımlar var. Kürt isyanları var. Buradan çıkarmamız gereken dersler var.

Anadolu coğrafyası halklar ve medeniyetler bileşkesidir. Çok sayıda kültür vardır. Bunlar yok etmek veya tekleştirmek mümkün değildir. Bu bir ihanet olacaktır aynı zamanda gereksizdir. Bir kimlik etrafında bütünleşmeden ortak ulusal değerler yaratılabilir.

Devletin ve bizim çok kültürlü ulusun bağımsızlığını simgeleyen bayrak bunlardan biridir. Hukuk, ulusal birliğin güvencelerinden biridir. Diller de bunlardan biridir. ‘Burası Türk yurdudur. Sevmeyen terk etsin’ diyorlar. Hayır burası hepimizin yurdudur. Kürt olarak benim Ankara’da, Trabzon’da hakkım var. Bölünmeyi engellemenin yolu tekleştirmek değil birleşmektir. Birlik çokluktur. Tek dil, tek millet Hitler’in sloganıdır.

“Mütalaanın temelinde Kürt sorunu var”

Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi, Kürtleri, Alevileri ve Çerkesleri savaşa dahil edebilmek için çoğulcu söylemlere yer vermiştir. Anadolu halkları da bu savaşta katkı sağlamıştır. Kürdistan’ın güney bölgesi Misak-ı Milli sınırları içerisinde tartışılıyordu ama Lozan ve 1924 Anayasası’nda bu iş bozuldu ve Türkleştirmenin resmi ideolojisi ortaya konuldu.

Sene 2022’de savcı önümüze bir mütalaa koymuş. Mütalaanın temelinde Kürt sorunu, Kürtçe konuşma ve Kürtlükle ilgili meseleler. Herkes ders çıkarmalı. Yüz yıldır birbirimize çektirdiğimiz acılara son vermemiz lazım. 2012 sonu 2013 başındaki Çözüm Süreci’nde özgürlüklerle ve kansız bir çözüm talebi yükselmişti.

Çözüm Süreci Cumhuriyet’in kuruluş felsefesinin ayakları üzerine oturtulması isteğidir. Türkiye Devleti, kendi Kürt halkına dürüst ve eşit davransın ki Kürt de devletine taş atmasın istiyorduk.

İşin emperyalizm boyutu da var. Emperyalizm Kürt Türk’ü vurmuş Türk Kürt’ü vurmuş buna bakmaz, rantına büyümesine bakar. Bu sorunun çözülmesinde sen ya da ben zarar görmeyiz. Emperyalizm zarar görür. Bu nedenle bu mesele aynı zamanda bir sınıf meselesidir.

Çözmek için birilerinin cesaretli davranması gerekir. Özgürlüğünden feragat etmesi gerekecek. Korkak ve kaypak siyasetçilerle bu iş yürümez. Bize fedai siyasetçiler lazım. Terörist yaftası yemeyi göze almanız lazım. Çözüm için Abdullah Öcalan yetkilidir. Türkiye Cumhuriyeti demokrasi karşılığında Öcalan ile görüşmelidir.

“Artık değişim zamanı”

Irkçılık üzerine kurulan beka çoktan yıkıldı. Artık değişim zamanıdır. Bir kısım muhalefet partisi dahil HDP’yi dışlayan ve kapatmaya çalışanlara karşı biz değişim zamanının geldiğini düşünüyoruz. Savcının mütalaası ile devleti korumaya çalışıyorlar. Başaramayacaksınız.

Ülkeyi bölünme tehdidi ile karşı karşıya bırakanlar biz değil bu mütalaanın arkasındakilerdir. Türkiye Cumhuriyeti’ne herkesten çok sahip çıkacağız. İtirazı olan var mı? Devletin bekasını tekçilik üzerinden kuranlar, cemaatçiler, emperyalistler itiraz ediyor, evet.

Tam böylesi bir tarihsel kırılma varken, AKP iktidarı, 1400 yıllık İslam medeniyetinin yeni ve en modern temsilcisi olarak 2002 Kasım’da seküler laik Atatürk Cumhuriyeti’nde tek başına iktidar oldu. Çok ilginç bir gelişmedir bu.

Cumhuriyet’in yanlışlarının düzeltilmesi ve Cumhuriyet’in ötekileştirdiği muhafazakarlar, Kürtler ve Alevilerin Cumhuriyet’le barışması açısından önemli bir gelişmeydi. Geldiğimiz gün itibariyle ise yolsuzluk, hırsızlık, haksızlık, adaletsizlik, İslamın ‘i’si bile olmadan İslam adına hareket ettiler.

Erdoğan-Bahçeli ittifakı tarihi yenilginin hesabı sorulmasın diye şimdi her türlü hukuksuzluğun öncüsü oluyor. Türkiye artık değişim kapılarını aralamıştır. Şimdi kazananın ne olduğunun tartışılmasıdır. Kazanan, özgürlük, demokrasi, İslam, kadınlar, emekçiler olmalıdır. AKP, her şeyi berbat etmiştir. İslam’ın bu şekilde horlanmasından üzüntü duyuyorum.

“Tehdit, Binali Yıldırım’ın Hollanda’daki serveti”

Kobanî davası bu çatışmaların bir sonucudur. Biz silaha bulaşmadık. PKK savaşıyor. Biz HDP’yiz, siyasetçiyiz. Bekacılar ve hırsızlar bir kurgu oluşturdu. HDP’nin oyu ile belirlenecek bir MGK, devlet için bir tehdit olarak görülüyor.

Biz neden tehdit olalım, Binali Yıldırım’ın Hollanda’daki 26 milyar Dolar serveti tehlikedir. Eskiyi savunanlar yenilmiştir. Yenilen Türk halkı değildir.

Bu yenilgiden büyük bir zafer çıkacaktır. Demokratik Cumhuriyet çıkacaktır. Biz de Kürtler olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni yeniden inşa etmek için var gücümüzle mücadele edeceğiz.

Yüz yıldır Kürtler kendi devletini kuramadı. Yüz yıldır Türkler, Kürtleri bitiremedi. Bir yerde uzlaşmamız lazım. Bizim evlatlarımız bu ülkede birbirini öldürmesinler. Askerlerin ve Kürt çocuklarının yattığı mezarlarda bir daha kimse ölmeyecek. Herkes eceliyle ölsün. Tarih bizim dediğimiz şekilde gerçekleşecek. Ben halkın istediği şey dışında kimseye tabi değilim.”

Paylaşın

HDP’li Beştaş’tan ‘Bakanlık’ Eleştirilerine Sert Tepki

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in HDP’den bakan çıkabileceğini söylemesi üzerine gelen eleştirilere sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile cevap verdi.

Haber Merkezi / HDP’li Beştaş, açıklamasında, “Eğer ortak aday gibi bir niyet yoksa ve “biz 6’lı masa olarak kimsenin desteğini istemiyoruz” denilecekse HDP’liler de kendi yollarını çizerler. HDP’de çare tükenmez, merak etmeyin” ifadelerini kullandı

Meral Danış Beştaş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“HDP’nin kimseyle bakanlık pazarlığına girmediği ve açıkladığı ilkeleri dışında bir yaklaşımı olmadığı nettir. Buna rağmen, yapay tartışmalarla ve çirkin bir üslupla HDP’lileri aşağılamaya çalışanlardan, toplumu nasıl kucaklayıp ülkeyi nasıl yöneteceklerini de duymak isteriz.

HDP de her parti kadar meşrudur, halkın desteğini almayı başarırsa devleti yönetebilecek kapasitededir, buna hakkı da vardır.

Ama muhalif görünümlü sorumsuz milliyetçilerden toplumu birleştirici, demokrat, emekten ve özgürlükten yana bir politika beklenemeyeceğine göre kendilerinin de ortak adayın kabinesinde kesinlikle yer almayacaklarını öngörebiliriz.

Zaten kendileri de “ilkeli” davranırlarsa HDP seçmeninin oylarıyla bakanlık koltuğuna oturmayı kabul etmeyeceklerdir.

Bu durumda anlaşılıyor ki, ortak adayın kim olacağıyla beraber, kimlerin kabinede olacağı da önemlidir.

Eğer ortak aday gibi bir niyet yoksa ve “biz 6’lı masa olarak kimsenin desteğini istemiyoruz” denilecekse HDP’liler de kendi yollarını çizerler. HDP’de çare tükenmez, merak etmeyin.

Herkes lafının önünü arkasını ölçüp, siyasetçi sorumluluğuyla konuşsa daha hayırlı olur. Biz değişimden yanayız derken sakın yanlış anlaşılmasın. Kötü milliyetçilerin yerine iyi milliyetçilerin gelmesi değildir, değişim.

Otoriter faşizmin yerine demokrasinin inşasından söz ediyoruz. Bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz ve mutlaka kazanacağız.”

Gürsel Tekin ne demişti?

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’e katıldığı bir televizyon programında, “İktidar olursanız HDP’ye bakanlık verecek misiniz?” diye soruldu.

Bu soruya karşılık olarak TBMM’de başkan vekillerinin her partiden seçildiğini belirten ve mevcut TBMM Başkanvekilinin HDP milletvekili olduğunu söyleyen Tekin, şöyle konuştu:

“HDP’li başkana elimizi kaldırıyor muyuz? Buna genel başkanlar dahil. ‘Sayın başkanım söz hakkı istiyorum’ Şimdi bunu hak sayacaksınız ama bu ülkeyi yönetmek için bu kabul olmaz…

O zaman seçime sokmayın kardeşim. Böyle bir şey olabilir mi? O zaman milli irade nerede kaldı. Bu seçmen yarın nasıl oy verecek kendi partisine. Elbette HDP’ye bakanlık verilebilir, her partiye verilebilir.”

Paylaşın

‘Bakanlık’ Tartışmasına HDP’den Cevap: Bizim Üzerimizden…

Halkların Demokratik Partisi (HDP) kurulduğu günden bugüne kadar hep tartışmaların odağında yer aldı. Çözüm sürecinde Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile yakınlaşmadan dolayı muhalefet partileri tarafından eleştirildi.

Milli Birlik ve Kardeşlik projesinin akametle sonuçlanması üzerine bu defa da muhalefet, yakın ilişkiler kurmaya çalıştı HDP ile.

Durum böyle olunca bu sefer de AK Parti, HDP üzerinden muhalefete yükleniyor.

HDP ayrı 6 farklı partiyle oluşturulan ittifakta yer almasına rağmen “6’lı masanın yanında yer almakla” eleştiriliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bundan hareketle “6’lı masanın altında PKK var” diyerek Millet İttifakı’na tepki gösterdi.

HDP sadece iktidar ve muhalefet arasındaki tartışmanın odağında değil, Millet İttifakı’nın içindeki kavganın da konusu oluyor.

CHP’li Gürsel Tekin’in bir televizyon programında HDP’li bir kişinin de bakan olabileceğini söylemesi ittifakın diğer ortağı İYİ Partili Yavuz Ağıralioğlu’nun tepkisine yol açtı.

Ağıralioğlu, Twitter’da yaptığı paylaşımda, “Kime sordunuz da kime neyi veriyorsunuz?” dedi.

İYİ Parti’nin hassasiyetlerine, Genel Başkanlarının ‘Terör örgütünün gölgesinin bile düştüğü yerde olmayız.’ beyanına, asgari ittifak hukukuna ve nezaketine rağmen, kime sordunuz da kime neyi veriyorsunuz? Bu gibi açıklamalar doğru değil ve biz böyle bir şeye asla razı olmayız” ifadelerini kullanan Yavuz Ağıralioğlu, tepkisini şöyle sürdürdü?

“Bu gibi talihsiz beyanatlar sebebiyle bir daha, açıkça şerh edelim ki: PKK’ya terör örgütü diyemeyen ve terörle bağını kopartamayan HDP ile asla yol yürümeyiz. İttifak hukukuna riayet ve karşılıklı saygı için bizim ilkelerimiz ve kırmızı çizgilerimiz dosdoğru anlaşılmalıdır. ”

Tekin ile Ağıralioğlu arasındaki tartışma devam ediyor. Bu konu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na dahi soruldu.

Peki HDP üzerinden yürütülen tartışmalara parti temsilcileri nasıl yaklaşıyor?

“Yönetime gelmek en meşru hakkımızdır”

Independent Türkçe’den Abdulhakim Günaydın‘ın haberine göre, HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, öncelikle parti olarak böyle bir tartışmanın içinde yer almadıklarını söyledi.

Bir HDP’linin bakan yapılması gibi bir taleplerinin olmadığı gibi yürütülen tartışmanın bir tarafı da olmadıklarını vurgulayan Oluç, “Sayın Gürsel Tekin, görüşünü ifade etmiş ve İYİ Parti’den cevap gelmiş” dedi.

HDP’nin Türkiye’de 7 milyona yakın oy alan anayasa bağlı çalışma yapan bir parti olduğunu belirten Oluç, “Bu partinin seçmenleri ve yöneticileri Türkiye’de yönetime gelmek ve ortak olmak hedefiyle mücadele ediyor. Meşru ve anayasal bir partinin yönetime gelip gelemeyeceğine dair bir tartışmayı yapmak zaten başlı başlına gayri meşru bir durumdur. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bizim böyle bir tartışmamız yok ama bu ülkenin yönetimine gelmek bizim en meşru hakkımızdır” diye konuştu.

“Kimsenin haddine değil”

Bugüne kadar hiçbir biçimde hırsızlığa, yolsuzluğa, usulsüzlüğe bulaşmamış, demokratik siyasetten uzaklaşmamış ve bu konuda kararlı bir duruş sergileyen bir parti üzerinden yürütülen tartışmayı yanlış bulduğunu vurgulayan Saruhan Oluç, şunları söyledi:

“Eğer diğer partiler bugün HDP’nin durumunu tartışacaklarsa önce iktidar partileri kendi durumuna bakmamalılar. Bu ülkeyi nasıl yozlaşmış bir hale getirdiklerine bakmalılar. Muhalefet partileri de seçmenlerin çok önemli bir kısmını nasıl olur da yönetimden dışlarız hesabı içindelerse onlar da aynaya bakmalılar. Hiç kimsenin haddine değildir 7 milyona yakın oy alan bir parti yönetime gelebilir mi, gelemez mi tartışmasını yapmak. Hele Hele sürekli iktidara yeşil ışık yakan, iktidar kapısında ikbal arayışında olan birinin haddi hiç değildir.”

“Polemik yaratarak siyasette var olma gayreti gösteriyorlar”

Yıllardır HDP ve öncülleri partilerde milletvekilliği ve belediye başkanlığı yapan siyasetçi Sırrı Sakık da yürütülen tartışmalara tepkili.

Hem Cumhur İttifakı hem de Millet İttifakı’nda kendileriyle ilgili tartışmaların yürütüldüğüne dikkati çeken Sakık, “Bizim gündemimizde böyle bir şey yok. Biz bunları ne tartışıyoruz ne konuşuyoruz ama ne hikmetse hem Millet hem de Cumhur İttifakı’nın tek gündemi HDP” ifadelerini kullandı.

Sakık’a göre mevcut iktidar bir gedik açmak için zaman zaman bunu tartışıyor ve konuşuyor.

İki ittifakın da Türkiye’nin geleceğiyle ilgili projeleri olmadığını savunan Sakık, “Polemik üzerinden siyaseti götürmeye çalışıyorlar. Bu şahıslar yeminli Kürt düşmanıdır ve bizim muhatabımız değildirler. Bunların büyük çoğunluğu bizimle var olmaya çalışıyorlar. Başka bir varlık sebebi olmayan şahıslar siyasette faşizmle ayakta durmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Yavuz Ağıralioğlu’nun bir ara İYİ Parti Grup Başkanvekili olduğunu, oradan alınıp genel başkan yardımcısı yapıldığı en sonunda bu görevine de son verildiğini anımsatan Sırrı Sakık, “Yani partide yok hükmünde sayılan biri HDP üzerinden polemik yaratarak var olmaya çalışıyor. Siz kimsiniz ki HDP’ye yön vereceksiniz?” diyerek tepkisini gösterdi.

“Kimin sayesinde birisi cumhurbaşkanı, diğeri başbakan olacak?”

“Birileri ‘çıkıyor cumhurbaşkanı’, bir diğer ‘başbakan olacağım’ diyor. Kimin sayesinde olacak?” diyen Sakık, şunları kaydetti:

Siz kimsiniz ki HDP’ye ayar vereceksiniz? Haddinize midir böyle bir şey söylemeye? HDP’nin gündeminde bu tartışmalar yok. HDP şunu söylüyor; bir ortak vatan inşa edilecek ve birlikte yaşayacaksak icazeti sizden değil halkımızdan alırız. 30 yıllık demokratik siyasette merciimiz halk olmuştur. Yeni bir yüzyıl şekilleniyor ve yeni yüzyılda ret, inkar ve asimilasyonu yok edecek bir anlayışa ihtiyaç var. Bunun da mimarı HDP olacak. Bakanlık gibi bir sorunumuz da yok. Asıl sorunumuz Türkiye’nin demokratikleşmesidir, özgürleşmesidir. Biz böyle bakıyoruz. 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin de içinde bulunduğu bir bakanlar kurulu yok muydu? Vardı. Siz kimsiniz, nesiniz? Sizin MHP’den ne farkınız var? Bizim mevcutlarla bir iktidar bloğunda buluşmak gibi bir çabamız olmadı, olamaz. Geçmişten bugüne hiçbir zaman küçük hesaplar içerisinde olmadık, olamayız.

“Absürt ve kabul edilemez bir tartışma”

Türkiye’nin Sesi Partisi kurucusu ve 63. Hükümet’in HDP’li Kalkınma Bakanı eski HDP’li Müslüm Doğan da yürütülen tartışmayı absürt ve kabul edilmez bulduğunu belirtti.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre kurulmuş Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen bir partinin temsilcisinin Bakanlar Kurulu’na uygun bulunmamasının Türkiye için son derece büyük bir kayıp ve ayıp olduğunu söyleyen Doğan, “Bu ülkede gerçek bir demokrasi varsa, iradelerin temsili ve hükümete katılım anlamında bunun normal bir durum olarak kabullenmesi gerekir. Sanki anormal bir durummuş gibi lanse edilmesi son derece yanlıştır” yorumunu yaptı.

“HDP hükümete ortak da olabilir, dışardan destek de verebilir” diyen Doğan, “Anayasa hükümleri gereğince kurulmuş ve 6 milyon civarında oy potansiyeli olan bir partinin hükümete katılımı hiçbir zaman sorun olmamalı” şeklinde konuştu.

Sorun olarak görülmesinin ülke demokrasi ve hukukunu tartışmalı olduğu anlamına geldiğini dile getiren Doğan, “Siyasi partiler kanununa göre kurulmuş bir partinin temsiliyetini nasıl engellersiniz? Ülke Olağanüstü Hal ile mi yönetiliyor veya yönetilecek? İYİ Parti’nin tasavvur ettiği ülke nasıl bir ülke ki HDP’ye yer vermiyor” diye sordu.

“Demokrasiyi içselleştirmediğinizi ortaya koyarsınız”

Siyaset yaparak TBMM’ye girme hakkı elde eden hiçbir partinin hükümette temsil edilmesinin engellenmemesi gerektiğine işaret eden Müslüm Doğan şöyle konuşarak sözlerini tamamladı:

Bu çok sıkıntılı bir tespit. Bence demokrasiyi içselleştiremeyen yapılar için gündem olabilecek bir konu. CHP böyle düşünüyor mu? 6’lı masa böyle bir projeyi ortaya koyabilecek cesareti gösterebilir mi? Doğrusu düşünmüyorum. 6’lı masadan HDP’nin sadece kapalı kapılar ardından var olan desteği söz konusu. Yani ‘açıktan değil kapalı kapılar ardından destek verin ve hükümette yer bulamazsınız, çünkü Türkiye’nin jeopolitiği veya siyasi durumu buna uygun değil’ derseniz o zaman demokrasiyi içselleşmediğinizi ortaya koymuş olursunuz.

Paylaşın

Semra Güzel’in Tutuklanmasına Yedi Parti Ve Kurumdan Tepki

Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Halkevleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), HDP Milletvekili Semra Güzel’in tutuklanmasına, gözaltı esnasındaki uygulamalara ve iktidar mensuplarının söylemlerine tepki gösterdi.

Ortak açıklamada halkın iradesi ile seçilen ve milletvekilliği devam eden Semra Güzel’in gözaltına alınma biçimi, basına servis edilişi, İçişleri Bakanı’nın kullandığı nobran, düşmanca ve ciddiyetten uzak üslubun kabul edilmediği vurgulandı.

“Adaleti savunacağız”

Özetle şöyle denildi:

“Sistematik olarak yürütülen kara propagandalar üzerinden yaratılmaya çalışılan algı, Türkiye’nin hukuk, adalet ve demokrasi açısından geldiği vahim durumun en açık örneklerinden biridir. Bir milletvekiline yapılan ve asla kabul edilmeyecek bu muamele iktidar gibi düşünmeyen hiç kimsenin güvende olmadığının göstergesidir.

“Güvenlikçi politikalar, demokratik siyaseti tasfiye girişimleri, Kürt seçilmişlere yönelik düşmanca tutumlar Türkiye’nin en hayati meselelerinden biri olan Kürt sorununu şimdiye kadar derinleştirmekten başka hiçbir işe yaramamıştır, yaramayacaktır da.

“Bir kadın milletvekilinin, insanlık suçu olan ters kelepçe uygulamasıyla, saçlarından çekiştirilerek ve başını eğmeye çalışarak gözaltına alınması, tutuklanması bütün muhalefete ve halk güçlerine verilmiş gözdağıdır. Bu durum karşısında tüm muhalefet partilerini, demokratik kamuoyunu sessiz kalmamaya, iktidarın kendi suçlarını örtbas etme girişimlerine ortak olmamaya çağırıyoruz.

“Semra Güzel’e yapılanları asla kabul etmiyoruz. Tüm anti-demokratik uygulamaların, hukuksuzlukların karşısında olacak, halkın iradesine sahip çıkacağız. Emeği, demokrasiyi, özgürlükleri, barışı ve adaleti savunacağız. Birlikte mücadele edecek, birlikte değiştireceğiz!”

Ne olmuştu?

HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, iktidar yanlısı basın tarafından 2014 yılında PKK’li Volkan Bora ile çekildiği fotoğraflar servis edilerek, linç operasyonu başlatılmıştı. 8 Ocak’ta servis edilen fotoğraflar ardından Güzel hakkında 10 Ocak itibariyle hızla hazırlanan fezleke Adalet Bakanlığı’ndan Cumhurbaşkanlığı’na gönderilmişti.

Meclis Başkanlığı’na 12 Ocak’ta gönderilen fezleke hızlıca Karma Komisyona sevk edildi. Karma Komisyon Başkanı Bekir Bozdağ tarafından da aynı gün fezlekelerin göürüşülmesi için gün belirlenmişti.

Güzel hakkında hazırlanan iki fezleke nedeniyle dokunulmazlığın kaldırılması görüşmeleri 20 Ocak’ta başlamıştı. Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon tarafından oluşturulan Hazırlık Komisyonu, Güzel’in “dokunulmazlığının kaldırılması” yönünde hazırladığı raporu HDP’nin şerhiyle birlikte 8 Şubat’ta Karma Komisyon’a sunmuştu.

Meclis’te 17 Şubat’ta toplanan Karma Komisyon’da, HDP Batman Milletvekili ve Komisyon üyesi Mehmet Rüştü Tiryaki tarafından savunma yapılmıştı. Komisyon’da Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar AKP, MHP, CHP ve İYİ Parti’nin oylarıyla kabul edilmişti.

Meclis Genel Kurulu’nda 1 Mart’ta yapılan görüşmelerde de HDP Milletvekili Semra Güzel’in dokunulmazlığı, Meclis Genel Kurulu’nda yapılan oylamayla kaldırılmıştı. Karar, 313 ‘Evet’e karşılık 52 ‘hayır’ oyuyla alındı. Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması ile hakkındaki iddialarla ilgili yargı sürecinin de önü açılmış oldu.

Güzel, hakkında hazırlanan fezlekeler HDP Kapatma Davası’na da ek delil olarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sunulmuştu.

Paylaşın

Milletvekilliği Düşürülen HDP’li Semra Güzel Tutuklandı

“Silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan aranan ve gözaltına alınan ve adliyeden Ankara Sulh Ceza Hakimliğine bağlanan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Haber Merkezi/ Dün İstanbul Silivri’de gözaltına alınan Semra Güzel bugün adliyeye sevk edilmişti. Bugün bir açıklama yayımlayan HDP Merkez Yürütme Kurulu ise “Güzel’in gözaltına alınması gayri meşrudur” demişti.

Güzel hakkında silahlı terör örgütüne üye olma iddiasıyla iki fezleke hazırlanmış ve Güzel’in dokunulmazlığı TBMM tarafından kaldırılmıştı.

Bunun gerekçesi ise 2017’de Adıyaman’da öldürülen PKK’li Volkan Boran’ın cep telefonunda birlikte fotoğraflarının bulunmasıydı. Fotoğrafların bazılarında silahlar da görülüyordu.

Semra güzel ise bu fotoğrafların ortaya çıkmasının ardından yaptığı açıklamada Volkan Bora ile bu olaydan çok önce sözlendiklerini, fotoğrafların ise çözüm süreci döneminde çekildiğini, bölgeye yalnızca kendisinin gitmediğini, pek çok devlet yetkilisinin mevcut iktidarın bilgisi ve onayı çerçevesinde benzer ziyaretler yaptıklarını söylemişti.

Dün yayımlanan haberlerde Güzel’in “Yunanistan’a kaçmak üzere Edirne’ye giden bir arabada yakalandığı” duyurulmuştu.

HDP ise açıklamasında “[Güzel’in] Peruk taktığına, kendisini kamufle etmeye çalıştığına ilişkin haberler gerçek dışıdır. Bugüne kadar her türlü saldırıya karşı direnmiş, cesaretle mücadele etmiş hiçbir arkadaşımızın mücadeleden ve onun gerektirdiği bedellerden kaçması söz konusu değildir” dedi ve ekledi:

“Eğer bir kaçış hikâyesi yazılacaksa, halk adına siyaset yapanların, bedel ödeyenlerin değil bu halkın ve toplumun her türlü değerini çarçur eden, zimmetine geçirenler, adeta birer suç örgütüne dönüşen iktidar ve yandaşlarının kaçış hikayeleri yazılacak çok yakında.”

Dün ajansların geçtiği haberlerde Güzel’in üzerinde sahte pasaport bulunduğu ve yanında A.G. adlı bir insan kaçakçısının da yakalandığı aktarılmıştı.

Paylaşın

Eski HDP Milletvekili Semra Güzel Gözaltına Alındı

Hakkında arama kararı bulunan eski HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in gözaltına alındığı öğrenildi. Semra Güzel’in yakalandığını, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu duyurdu.

Haber Merkezi / Eski HDP Milletvekili Semra Güzel’in dokunulmazlığı, hakkındaki iki ayrı soruşturma kapsamında, 1 Mart’ta Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda kaldırılmıştı. Güzel, dokunulmazlığının kararla ilgili Anayasa Mahkemesine (AYM) başvurmuş, başvurular reddedilmişti.

Bu soruşturmalar nedeniyle hakkında arama kararı bulunan Güzel’in bugün gözaltına alındığı öğrenildi. Güzel’in yakalanması, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sosyal medya paylaşımı ve İçişleri Bakanlığının açıklaması ile duyuruldu. Güzel’in, Edirne istikametine giderken gözaltına alındığı öne sürüldü.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada ise “İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı ile yapılan ortak çalışmada; Ankara Sulh Ceza Hakimliğince Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçlarından aranma kaydı bulunan *HDP 27.Dönem Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, *Mehtap Şahan adına düzenlenmiş *sahte nüfus cüzdanı ile 59 D… 606 plakalı araç ile Edirne istikametine giderken yakalandı. Güzel ile birlikte göçmen kaçakçılığı, resmi belgede sahtecilik, konut dokunulmazlığı ihlallerinden suç kaydı bulunan A.G. ve terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan kaydı bulunan F. D. isimli şahıslar da gözaltına alındı” denildi.

Paylaşın