HDP Kendi Adayını Çıkaracak Mı? HDP’li Saruhan Oluç Açıkladı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi,  Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu olduğu açıklanmasının ardından gözler HDP’ye çevrildi.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kendi adayını çıkartıp çıkartmayacağının henüz kesinleşmediğini söyleyen HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, bu konunun halen değerlendirme altında olduğunu belirtti.

Oluç, bu değerlendirmenin bir sebebinin de 6 Şubat depremleri olduğunu söyleyerek “İktidarın çok büyük yanlışlarının olduğunu gördük ve bir kere daha düşündük ki bu iktidarın demokratik bir değişimle değiştirilmesi gerekiyor. Çünkü 22 yıldır iktidarda olup da depreme bu kadar hazırlıksız yakalanmak affedilir bir şey değil” dedi.

“Bu konuyu oturup hem biz HDP olarak hem de ittifak olarak değerlendireceğiz ve bir sonuca varacağız” diyen Oluç, ilerleyen günlerdeki toplantılarda bu konuların konuşularak karara varılacağını kaydetti.

Millet İttifakı’nda cumhurbaşkanı adaylığı ile ilgili krizin aşılmasının ardından HDP’nin ve dahil olduğu Emek ve Özgürlük İttifakı’nın nasıl tutum izleyeceği de merak edilirken Oluç, herhangi bir pazarlık içinde olmadıklarını ve aday çıkartıp çıkartmama ile ilgili önümüzdeki günlerde karar alınacağını belirtti.

Millet İttifakı’nın adayının Kılıçdaroğlu olarak ilan edilmesinin ardından TİP destek sözü vermiş, HDP de Emek ve Özgürlük İttifakı olarak kendi adaylarını çıkarma konusunu yeniden değerlendireceklerini söylemişti.

TBMM’de aralarında DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in de bulunduğu bir grup gazetecinin sorularını yanıtlayan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Millet İttifakı üyesi olmadığı halde HDP’ye bakanlık verilip verilmeyeceği tartışmalarını, kendi adaylarını çıkarma ve HDP’yle ilgili kapatma davası süreci gibi konuları değerlendirdi.

Kılıçdaroğlu ile ne konuşacaklar?

Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki günler ya da haftalarda HDP’yi Meclis’te ya da genel merkezde ziyareti söz konusu, ancak henüz kesin bir tarih ve yer belirlenmedi.

Kılıçdaroğlu, beklenen ziyareti ile gazeteci Fikret Bila’ya açıklamasında HDP’yi ziyaret etmesi kadar doğal bir şey olamayacağını belirterek “Ben zaten toplumun bütün kesimlerine ulaşmaya çalışan bir anlayışa sahibim, bunu da uygulamaya çalıştım. Bu yönde çalışmalarım devam edecek” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu ile 2021’de açıklanan HDP Tutum Belgesi’ndeki ilkeleri konuşabileceklerini söyleyen Oluç, “Demokratik bir değişim yaşandığı zaman geçiş döneminde Türkiye’de hangi konularda adımlar atılması gerekir, onları konuşabiliriz” dedi. Oluç sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz güçlü demokrasi diyoruz, altılı masa ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’ ya da ‘iyileştirilmiş parlamenter sistem’ diyor. Biz güçlü bir yerel demokrasi üzerinde yükselen bir güçlü demokrasiden söz ediyoruz. Kuvvetler ayrılığının yeniden tesis edilmesi, hukukun üstünlüğünün sağlanması, evrensel hukuk ilkelerinin, demokratik hak ve özgürlüklerin kullanılması gibi konular.”

HDP’nin Eylül 2021’de açıkladığı 11 maddelik tutum belgesinde Kürt sorununa yönelik “Çözüm adresi; Meclis” vurgusu yapılmış, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin değiştirilmesi için “ilkesel buluşmanın” önemine dikkat çekilmişti.

HDP’nin Tutum Belgesi ile altılı masanın şimdiye kadar hazırladığı belgelerde birçok alanda büyük örtüşme olduğunu söyleyen Oluç, “Bu zaten normaldir. Çünkü bugün Türkiye’de demokrasi, hukuk, adalet gibi konuları tartışan ve adımlar atılmasını isteyen herkes üç aşağı beş yukarı benzer şeyleri söylemekte ve benzer şeylere işaret etmektedir” ifadelerini kullandı.

Millet İttifakı’nın çıkardığı metinlerdeki tek eksiğin “Kürt sorununun demokratik barışçı çözümü” olduğunu belirten Oluç, masadaki tek tek bazı partilerin çeşitli yaklaşımları bulunduğunu ancak bunun İttifak metinlerine çok yansımamış olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:

“Biz Kürt sorununda demokratik barışçıl çözümü önemsiyoruz. Ama tabii şunun da farkındayız: ‘Türkiye’de bir demokratik değişim gerçekleşecek ve hemen Kürt sorunu çözülecek’ diye bir beklentimiz elbette ki yok. Ama en azından bu sorunun çözümü için Ankara’da mecliste hangi adımlar atılabilir, neler konuşulabilir, yasal ve anayasal ne tür düzenlemeler yapılabilir? Bunları elbette ki konuşmak istiyoruz.”

Kürt sorununun çözülmesinin yerinin “Ankara ve Meclis” olduğunu da söyleyen Oluç, bu dediklerinin “Millet İttifakı adayını desteklemek için sundukları şartlar mı” olduğu sorusunu şöyle yanıtladı:

“Bir şart değil, pazarlık içinde de değiliz. Ama bizim önemsediğimiz ve bütün Türkiye’deki herkesin de önemsemesi gerektiğini düşündüğümüz bir konu bu. Dolayısıyla bunu elbette ki konuşmak tartışmak isteriz. Bu konu tartışılamaz, yeni bir konu da değil.”

HDP kendi adayını çıkaracak mı?

Kılıçdaroğlu’nun adaylığının kesinleşmesinin ardından HDP’nin kendi adayını çıkartıp çıkartmayacağının henüz kesinleşmediğini de söyleyen Oluç, bu konunun halen değerlendirme altında olduğunu belirtti.

Oluç, bu değerlendirmenin bir sebebinin de 6 Şubat depremleri olduğunu söyleyerek “İktidarın çok büyük yanlışlarının olduğunu gördük ve bir kere daha düşündük ki bu iktidarın demokratik bir değişimle değiştirilmesi gerekiyor. Çünkü 22 yıldır iktidarda olup da depreme bu kadar hazırlıksız yakalanmak affedilir bir şey değil” dedi.

“Bu konuyu oturup hem biz HDP olarak hem de ittifak olarak değerlendireceğiz ve bir sonuca varacağız” diyen Oluç, ilerleyen günlerdeki toplantılarda bu konuların konuşularak karara varılacağını kaydetti.

“HDP’nin ayrılma, parçalama politikası hiç olmadı”

Millet İttifakı üyeleri ve seçmenleri arasında HDP ile ilgili bazı yargılar ve korkular bulunabileceğini söyleyen Oluç, Cumhur İttifakı’nın özellikle bu korkulara oynadığının işaret edilmesine karşılık şu yanıtı verdi:

“Doğrudur. Çünkü geleneksel olarak bu tür şehir efsaneleri üzerinden politika kuruyorlar Türkiye’de. Ama biz HDP olarak bunu defalarca söyledik. Ayrıca HDP’nin kendi belgeleri var. HDP’nin, Türkiye’nin bölünmesi, parçalanması gibi bir politikası bugüne kadar olmadı.”

HDP’nin 2018 seçim bildirgesinde “Kürt sorununun demokratik barışçı çözüm başlığı altında ve üniter yapı çerçevesinde çözülmesi gerektiğinin” çok açık ifade edildiğini söyleyen Oluç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O yüzden bu bir şehir efsanesi ve bu şehir efsanesinin bir karşılığı yok. Biz bunu hep söylüyoruz, söylemeye de devam ederiz. Ama maalesef herkese ulaşıp bunu anlatma şansını bulamıyoruz. HDP’nin Kürt sorununun demokratik çözümü açısından yaklaşımı bellidir: Eşit koşullarda bir arada yaşama talebidir ve Kürt halkının kendi kimlik, kültür, ana dil taleplerine cevap verilmesidir. Kesinlikle bir ayrılma, ayrı devlet kurma, ülkeyi bölme, parçalama filan gibi politikalarla bizim hiçbir alakamız yok, olmadı da bugüne kadar.”

İmralı cezaevindeki Abdullah Öcalan’dan yerel seçim öncesindekine benzer yeni bir mektubu bekleyip beklemediklerinin sorulması üzerine de Oluç, buna çok ihtimal vermediğini belirterek “Ben Öcalan’ın yerel seçimlerde yaşanmış olandan sonra o tür bir adım atacağı kanaatinde değilim” yanıtını verdi.

AKP ile temas olabilir mi?

AKP’nin Kürt seçmenleri yanına çekmek için HDP ile temas kurmak isteyip istemeyeceğine yönelik soruya karşılık böyle bir işaret görmediğini söyleyen Oluç, şöyle konuştu:

“Ben böyle bir adım olabileceğine dair en ufak bir işaret görmüyorum. En azından Meclis’te bunun işaretlerini görürüz değil mi? Ama en ufak bir işaret yok. Dolayısıyla öyle bir beklentimiz de yok. Bu iktidar daha çok HDP’yi demokratik siyaset alanından tasfiye etmek için uğraşan bir iktidar.”

Kapatma davası ile HDP’nin kadrolarının tasfiye edilmek istendiğini söyleyen Oluç, “Şimdi bütün bunları yapmak isteyen iktidar bunların olmayacağına dair en ufak bir işaretin olmadığı bir zamanda ve zeminde birdenbire kafasına taş düşüp gelin bir konuşalım der mi? Bizce demez. Eğer diyecek olsa bu konularda başka sonuçların ortaya çıkıyor olması gerekirdi” dedi.

HDP’nin B, C, D planları neler?

Partinin kapatılması durumunda HDP’nin B, C ve D planlarının hazır olduğunu belirten Oluç, nasıl bir yol izleyeceklerine dair şöyle konuştu:

“Davaya ilişkin süreci ve Yüksek Seçim Kurulu’nun takvimini görmek istiyoruz. Ona göre karar vereceğiz. Şu anda bizim hem bileşenlerimiz hem ittifak güçlerimiz arasında seçime girme hakkına sahip olan partiler var. Dolayısıyla oturup konuşulacak, zaten ön görüşmeler yapıldı, birlikte bir karar vereceğiz.”

Kulislerde ise HDP’nin kapatılması durumunda ya da belki kapatılmadan önce Sol Parti, Yeşiller, TİP ya da EMEP listelerinden seçime girebileceği konuşuluyor.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, HDP’nin Hazine Yardımı Blokajını Kaldırdı

5 Ocak’ta Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yapılacak Hazine yardımına geçici olarak bloke konulması kararı veren Anayasa Mahkemesi (AYM), bugün, partinin Hazine yardımı hesabına tedbiren bloke konulması kararını kaldırdı.

Haber Merkezi / Geçici bloke kararı nedeniyle Halkların Demokratik Partisi (HDP), 10 Ocak’ta siyasi partilere yapılan Hazine yardımından payına düşen yaklaşık 180 milyon lirayı alamamıştı.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin kapatılması istemli davada, “terör örgütü ile organik bağının devam ettiği, Hazine kaynaklarının terör örgütüne aktarıldığı” gerekçesiyle partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına bloke konulmasını istedi. Partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına bloke konulmasına karar verilmişti.

Öte yandan AYM, HDP’nin kapatılması talebine dair savunmasının 14 Mart yerine 11 Nisan’da alınmasına karar verdi. Erteleme kararının HDP’nin talebi üzerine alındığı belirtildi.

“Seçimlere kadar her şeyi yapabilirim”

AYM’nin son kararını değerlendiren HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, kararın henüz kendilerine ulaşmadığını belirterek “Ancak ilk değerlendirmem, AYM demiş oluyor ki: ‘Ben seçimlere kadar her şeyi yapabilirim’. Mesaj bu” dedi.

Süreç nasıl devam edecek?

Savunmanın ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Raporun Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan toplantı için bir gün belirleyecek.

Anayasa Mahkemesi üyeleri belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak. Heyetin, karar verene kadar müzakerelerini aralıksız sürdürmesi bekleniyor.

HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla, yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmi Gazete’de yayımlanacak.

Anayasa Mahkemesinin, siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olduğunu belirlemesi halinde bu kişiler, kesin kararın Resmi Gazete’de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacak.

Paylaşın

HDP’li Sancar: İYİ Parti Çevrelerinin İfade Ettiği Şey Gerçeği Yansıtmıyor

HDP Eş Genel Başkanı Sancar, İYİ Parti Lideri Akşener’in CHP’nin parti olarak HDP ile görüşebileceğini ama taleplerini masaya getirmesinin ne şimdi ne de seçimlerden sonra mümkün olmayacağı sözlerine ilişkin, “Bizim yapacağımız görüşme CHP ile bir görüşme olmayacaktır” dedi ve ekledi:

“Bizim görüşmemiz Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayı sayın Kılıçdaroğlu ve ekibiyle olacaktır. Bu görüşme CHP-HDP diyaloğu değildir. İyi Parti çevrelerinin ifade ettiği şey gerçeği yansıtmıyor. Hiç kimsenin bu iktidarın devamlılığına yol açacak tutumlara ve sözlere yanaşmaması gerekiyor.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, video içerik platformu Gain’de yayınlanan Mirgün Cabas Canlı programına katılarak Cabas’ın sorularını yanıtladı.

Mirgün Cabas,  Mithat Sancar’a “Görüşmenin yapılacağına dair haberler çıkıyor. CHP tarafından sizden bir randevu talep edildi mi?” diye sordu. Sancar ise o soruya şu yanıtı verdi:

Hayır CHP’den bize bir randevu talebi gelmedi. Esasen artık kelimeleri biraz da seçerek kullanmakta fayda var. Bizim yapacağımız görüşme CHP ile bir görüşme olmayacaktır. Bizim görüşmemiz Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayı sayın Kılıçdaroğlu ve ekibiyle olacaktır. Dolayısıyla ortada HDP-CHP görüşmesi gibi başlıklar atılması doğru değil.

6 Mart’tan itibaren Kılıçdaroğlu Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayıdır. Bize geldiğinde de CHP Genel Başkanı olarak değil Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı olarak Millet İttifakı’nı temsilen gelecektir. CHP HDP görüşmesi şeklindeki kavramsallaştırma yanlış anlaşılmalara yol açabilecek bir formül.

“İYİ Parti çevrelerinin ifade ettikleri gerçeği yansıtmıyor”

Konuşulacak konuların belli olduğunu söyleyen Sancar şunları söyledi: Altılı Masa’daki kriz döneminde Kılıçdaroğlu bir toplantısında “iktidar değişikliği yetmez, zihniyet değişikliği gerekir” demişti. En başından beri bizim de söylediğimiz şey. İktidarın bugün HDP’ye, Kürtlere ve Kürt sorununa dair zihniyetini ve dilini kullanmak bu iktidara destek olmaktan başka bir anlama gelmez…

İktidardan kurtulduğumuzda da yeni yönetimin demokrasiye giden yolu açacak bir perspektife sahip olması gerektiğini belirtiyoruz. Bu görüşme CHP-HDP diyaloğu değildir. İyi Parti çevrelerinin ifade ettiği şey gerçeği yansıtmıyor.

“Millet İttifakı içindeki çekişmeler kendi iç meseleleridir”

Tek tek partilerle ilgili değerlendirme yapmaya gerek yok. Bizim İyi Parti dışındaki bütün partilerle geçmişten beri heyetler düzeyinde görüşmemiz oluyordu. Bundan sonra tek tek partilerle çeşitli temaslar olur fakat bundan sonra bizim muhatabımız Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayıdır.

İttifak içindeki çekişmeler de bizim konumuz olmaktan çıkar, kendi iç meseleleridir. Çözemedikleri takdirde Türkiye’de nasıl bir sarsıntı yaşanabileceğini son bir haftada gördük. Hiç kimsenin bu iktidarın devamlılığına yol açacak tutumlara ve sözlere yanaşmaması gerekiyor. Burada sorunlar çıkarsa öncelikle Millet İttifakı kendi içinde bu sorunları çözmek zorunda. Bizimle muhataplık ise sayın Kılıçdaroğlu üzerinden olacaktır.

Paylaşın

Kapatma Davası: HDP’nin Sözlü Savunması 11 Nisan’a Ertelendi

Anayasa Mahkemesi (AYM), Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması talebine dair savunmasının 14 Mart yerine 11 Nisan’da alınmasına karar verdi. Erteleme kararının HDP’nin talebi üzerine alındığı belirtildi.

Haber Merkezi / AYM’nin son kararını değerlendiren HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, kararın henüz kendilerine ulaşmadığını belirterek “Ancak ilk değerlendirmem, AYM demiş oluyor ki: ‘Ben seçimlere kadar her şeyi yapabilirim’. Mesaj bu” dedi.

Oluç, “Yılbaşından bugüne kadar şunu vurguladık: Seçim ortamına girildi Türkiye’de ve dolayısıyla kapatma davasının sürüyor olması demek seçimlerden önce doğrudan doğruya seçimlere müdahale edilmesi anlamına gelir” ifadelerini kullandı.

Oluç, kapatma davasının seçimlerden sonraya bırakılması için dilekçe de verdiklerini hatırlatan Oluç, “Geçen hafta bir kez daha dilekçe verdik, deprem nedeniyle erteleme için. AYM ise 11 Nisan’a tarih verdi. Oysa biz üç ay erteleme istemiştik. Yani AYM bize demiş oluyor ki: ‘Ben seçimlere kadar her şeyi yapabilirim’. Yani Demokles’in kılıcı olarak kapatma davası ve siyasi yasaklar bizim tepemizde durmaya devam edecek, bu anlama geliyor” diye ekledi.

Süreç nasıl devam edecek?

Savunmanın ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Raporun Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan toplantı için bir gün belirleyecek. Anayasa Mahkemesi üyeleri belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak. Heyetin, karar verene kadar müzakerelerini aralıksız sürdürmesi bekleniyor.

Hesaplara bloke kararı görüşülecek

HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla, yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmi Gazete’de yayımlanacak.

Anayasa Mahkemesinin, siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olduğunu belirlemesi halinde bu kişiler, kesin kararın Resmi Gazete’de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacak.

Öte yandan Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 2023 yılında partiye ödenen veya ödenecek devlet yardımının bulunduğu banka hesabına tedbiren bloke konulmasına ilişkin kararın kaldırılması talebini bugün görüşecek.

Paylaşın

HDP’li Saruhan Oluç’tan Meral Akşener’e Sert Yanıt: Biz Pazarlık Yapmayız

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “CHP, HDP ile görüşebilir bu net. Ama bize asla getiremez” sözlerine yanıt veren HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, partisinin 27 Eylül 2021’de açıkladığı Tutum Belgesi’nde yer alan ilkelere işaret ederek, “Biz bakanlık koltuğu pazarlığı, bu gibi şeylerle uğraşan bir parti değiliz. Bugüne kadar böyle bir pazarlığımız olmadı, yarın da böyle bir pazarlık yapmayız” dedi ve ekledi:

“Meral Akşener’in o konuda söylediklerini televizyonlarda ben de izledim. Çok ciddiye aldığımız sözler değil. Herkes kendi işine baksın, biz pazarlık yapmayız, biz politika ve mücadeleyle ilgileniyoruz, ilkelerle ilgili konuşuyoruz. 2021 yılının Eylül ayının sonundan itibaren bu politikamızı ortaya koyduk. O gün ne söylediysek, bugün de aynı noktada duruyoruz. Bu politikaların tartışılması gerektiğini söylüyoruz. Millet İttifakı’nın bileşenlerinin altına imza attıkları kağıtlara bakarsanız, bizim söylediklerimizin önemli bir kısmına kendilerinin geldiklerini görürsünüz.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Mezopotamya Ajansı’nın Eş Genel Başkanları Mithat Sancar’ın Kılıçdaroğlu’na daveti, Akşener’in açıklamaları ve Cumhurbaşkanlığı adaylı eğilimlerine dair sorularını yanıtladı.

Eş Genel Başkanınız Mithat Sancar’ın Kılıçdaroğlu’na davetindeki amaç neydi?

Bu süreçte Cumhurbaşkanlığı adayıyla ilgili olarak; bir görüşme, bir diyalog, 27 Eylül 2021’de açıkladığımız Tutum Belgesi’nin içeriğine dair bir görüşmenin, bir değerlendirmenin önemli olduğunu hep söyledik. Bütün Cumhurbaşkanı adaylarının da bu görüşmeyi yapmasının önemli olduğunu söyledik. O çerçevede bir davet olmuştur.

Elbette Sayın Kılıçdaroğlu’nun takdiridir ama eğer Türkiye’deki bütün seçmenlerden oy istiyorsa, HDP seçmenlerinden oy istiyorsa, o zaman demokratik siyasetin bir gereği olarak HDP’nin önümüzdeki dönem için ne düşündüğünü, nasıl yaklaştığını, bir geçiş sürecinin nasıl olması gerektiğine dair fikirlerinin ne olduğunu öğrenmek, bunları konuşmak, değerlendirmek için bir görüşme yapması doğal olandır. Eş Genel Başkanımızın daveti de bu çerçevede bir görüşme içindir. Göreceğiz önümüzdeki günlerde.

Akşener’in açıklamaları üzerinden soracak olursak, Kılıçdaroğlu veya Millet İttifakı’nda yer alan herhangi bir partiyle pazarlığınız oldu mu?

“Herkes kendini nasıl bilirse, başkalarını da öyle düşünürmüş” diye bir laf var. Bizim kimseyle bir pazarlığımız olmadı bugüne kadar. Bizim derdimiz bir makam, bir koltuk elde etmek değil. Bizim derdimiz Türkiye’de tek adam yönetimi var, demokrasi, hukuk, anayasa, her şey askıya alınmış vaziyette. Büyük bir hukuksuzluk var, büyük bir baskı ve zulüm oluşmuş vaziyette. Türkiye çoklu bir kriz yaşıyor; hem sosyal hem ekonomik hem siyasal alanda.

Kürt düşmanlığı artık bu iktidarın döneminde gerçekten zirveye ulaştı. Bizim derdimiz Türkiye’de yeni bir dönemin, Cumhuriyetin ikinci yüzyıla girerken yeni bir dönemin başlaması. Cumhuriyetin demokratikleşmesi ve Demokratik Cumhuriyet’e ulaşılması doğrultusunda adımların atılması, demokrasi ve hukuk alanında demokratik değişimin yolunun açılması için mücadele ediyoruz. Biz var olan düzenle, bir sistemle derde sahibiz. Bunun değişmesi için mücadele ediyoruz.

Biz bakanlık koltuğu pazarlığı veya bu gibi şeylerle uğraşan bir parti değiliz. Bugüne kadar böyle bir pazarlığımız olmadı, yarın da böyle bir pazarlık yapmayız. Biz öyle bir anlayışa sahip değiliz. Bizim derdimiz, mücadelemiz, Türkiye’nin tek adam rejiminden kurtulması, bir geçiş dönemiyle birlikte hem yerel anlamda hem merkezi anlamda güçlü bir demokrasiye ulaşılması için adımların atılması ve Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için bir zeminin oluşmasıdır. Biz bununla ilgileniyoruz. O yüzden bize pazarlık yapmışlar ya da yapacaklar, “Pazarlık yapmayız” gibi lafların bize söylenmesinin bir anlamı ve karşılığı yok.

Dün Meral Akşener’in o konuda söylediklerini televizyonlarda ben de izledim. Çok ciddiye aldığımız sözler değil. Herkes kendi işine baksın, biz pazarlık yapmayız, biz politika ve mücadeleyle ilgileniyoruz, ilkelerle ilgili konuşuyoruz. 2021 yılının Eylül ayının sonundan itibaren bu politikamızı ortaya koyduk. O gün ne söylediysek, bugün de aynı noktada duruyoruz. Bu politikaların tartışılması gerektiğini söylüyoruz. Millet İttifakı’nın bileşenlerinin altına imza attıkları kağıtlara bakarsanız, bizim söylediklerimizin önemli bir kısmına kendilerinin geldiklerini görürsünüz. Dolayısıyla biz politika ve ilkelerle ilgileniyoruz.

Demokrasinin yolunun açılması… HDP’nin olmadığı bir denklemde mümkün mü?

HDP’nin olmadığı bir denklemde mümkün değil. Neden mümkün değil? Birincisi HDP herhangi bir parti değil. Şu anda 7 milyondan fazla oyu olan, milyonlarca insanı aileleriyle birlikte temsil eden bir partiden söz ediyoruz. Hem bir taraftan Kürt halkını hem de Türkiye demokrasi güçlerini temsil eden bir partiden söz ediyoruz. Türkiye’deki bütün farklılıkları, farklı inançları, kimlikleri, ana dilleri, kültürleri içinde barındıran ve bütün Türkiye’yi temsil eden bir partiden söz ediyoruz.

Dolayısıyla HDP’nin içinde olmadığı bir demokrasi adımı gerçekçi değildir. İkincisi HDP şuanda Meclis’in üçüncü büyük partisidir. İddialıdır, önümüzdeki seçimde de yine güçlü bir grup kurma hedefine sahiptir. Eğer çoğulcu bir demokrasiye sahip olacaksa bu ülke, elbette HDP’nin de fikirleri, politikaları, önerileri dikkate alınacaktır. O nedenle HDP olmadan demokrasi olmaz, bu çok açık. Kürt sorunu çözülmeden demokrasi olmaz dediğimiz gibi, HDP olmadan demokrasi olmaz. Bu mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu konuda kararlı duruşumuzda vazgeçmiş değiliz.

Millet İttifakı’nda yaşanan krizin ardından partinizin Merkez Yürütme Kurulu olağanüstü toplantı ve Cumhurbaşkanlığı adayı çıkarma eğilimini yeniden gözden geçirdi. Aday çıkarma eğiliminiz sürüyor mu? 

Eş Başkanlarımız da açıkladı. Özellikle yaşanan depremden sonra Türkiye yeni bir döneme girdi. Deprem aslında bir kez daha Türkiye’de yaşayan herkese bu iktidarın Türkiye’yi nasıl bir enkaza dönüştürdüğünü görmesini sağladı. Maalesef çok canımızı yaktı, çok canımız hayatını kaybetti. Ama bir kez daha gördük ki bu iktidar toplumu ve halkı korumak için herhangi bir önlem almadı, herhangi bir hazırlığı yok felaketler karışında. Tam tersine bir durum söz konusu. Biz depremden sonra yaptığımız HDP Merkez Yürütme Kurulu toplantısında da bu meselenin tekrar değerlendirilmesi gerektiğini konuştuk. Önümüzdeki günlerde bu konuda görüşlerimizi Emek ve Özgürlük İttifakı’yla da paylaşacağız.

Çünkü biz bir ittifak adayı olarak çıkartacaktık. Öyle bir kararlığımız var. Orada bir fikir birliği oluşursa, hangi konuda olursa olsun açıklayacağız. Çok fazla sürmez, önümüzdeki günlerde bu konuda bir adım atılmış olur. Biz Üçüncü Yol’u inşa etme konusunda kararlıyız, Türkiye’de demokrasi mücadelesinin ve demokrasinin gerçekleşmesinin ancak Üçüncü Yol’un güçlü olmasıyla mümkün olacağını düşünüyoruz. Bizler de Üçüncü Yol’un bir parçasıyız HDP olarak, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak. Bir taraftan bu mücadelemizi sürdüreceğiz, güçlü bir Üçüncü Yol mücadelesinin gerçekleşmesi için adımlar atacağız, öbür taraftan da Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili tutumumuzu birlikte değerlendirerek bir karara varacağız.

Mesele bizim açımızdan demokratik olmayan, hukuksuz olan bu düzenin değişmesidir. Bütün hak ve özgürlükleri, bütün demokratik, hukuk ilkelerini çiğneyen, ortadan kaldıran düzeni değişmesidir. Biz buradan bakıyoruz. En başında söylediğim gibi, bizim derdimiz bakanlık koltuğu, Cumhurbaşkanlığı yardımcılığı değil, bu toplumun nefes alması, gerçekten yaşanmakta olan krizlerin aşılması için hangi adımlar atılmalıdır, oraya odaklanmış vaziyetteyiz. Politikalarımızı da buna göre geliştiriyoruz. En iyi sonuca ulaşacağımız konusunda da çok ciddi bir inancımız, umudumuz var. Yeter ki halk desteğini bizden esirgemesin, hep birlikte bu mücadeleyi başarılı bir şekilde sonuca ulaştıralım.

Paylaşın

Kapatma Davası: HDP 14 Mart’ta Sözlü Savunma Yapacak

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) açılan davada yeni gelişme… AYM heyeti, 14 Mart’ta HDP yetkililerinin sözlü savunmasını dinleyecek.

Sözlü savunmanın ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde açılan davada, Anayasa Mahkemesi heyeti, 14 Mart’ta 14 Mart 2023 Salı saat 10.00’da, parti yetkililerinin sözlü savunmasını dinleyecek.

Süreçte ne olacak?

14 Mart’ta HDP’nin yapacağı sözlü savunmanın ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak Anayasa Mahkemesi raportörü, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Raporun, Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesine sunulması sonrası Yüksek mahkeme başkanı toplantı için bir gün belirleyecek.

Üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak. AYM Genel Kurulu ise son kararını verecek. Kapatma, kapatmama ve Hazine yardımından men etme gibi karar seçenekleri bulunuyor.

Kararlar 3’te 2 çoğunluk ile alınıyor. Bu durumda 15 üyeden 10’unun kapatma yönünde oy kullanması gerekiyor. Bu süreçte kapatma ile birlikte “siyasi yasak” kararı da verilebiliyor.

Seçim öncesi kapatılırsa ne olacak?

Anayasa Mahkemesi seçimden önce yani 14 Mayıs öncesi kapatma kararı verirse de vereceği tarih kritik bir önem taşıyor. YSK takvimine göre “listelerin sunulma”, “listelere itiraz” ve “listelerin kesinleşmesi” süreçlerine göre farklı durumlar ortaya çıkacak.

Eğer listelerin sunulma aşaması öncesi bir kapatma kararı çıkarsa HDP’den siyasi yasak almayan isimler başka partilerden aday olabilecek.

Ancak YSK’nin milletvekili aday listelerini kesinleştirdikten sonra bir parti kapatma kararı verilirse HDP listesindeki tüm milletvekilleri düşecek ve seçime giremeyecek. Bu durumda HDP’nin seçmene seçime giren bir partiye oy verilmesi çağrısı yapması bekleniyor.

Olası bu partinin de “Emek İttifakı” bileşenlerinden biri olabileceği gibi Demokratik Bölgeler Partisi ve Yeşil sol Parti gibi seçenekler olduğuna da dikkat çekildi.

Paylaşın

Sancar’dan “Kılıçdaroğlu” Açıklaması: Bizlerle Yüz Yüze Konuşmasını Bekliyoruz

HDP Eş Genel Başkanı Sancar, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ilan edilmesinin ardından yaptığı değerlendirmede, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hayırlı olsun, kendisiyle genel merkezimizde bunları konuşmak için ziyaretini bekliyoruz” dedi ve ekledi:

“Hedefimiz demokrasi, adalet, özgürlüktür. Esas olarak ilkeleri konuşmak istiyoruz. Pazarlık için değil; Cumhurbaşkanlığının hangi ilkeler üzerinde durulacağı, geçiş sürecinin nasıl olacağı ve bu dönemde nelerin acil olarak yapılması gerektiği konularını konuşacağız. Bir pazarlık, bakanlık münazarası, münakaşası bizim gündemimizde değil. Temel mesele Türkiye’de toplumun çoğunluğunun isteği olduğuna inandığımız demokratik değişimi sağlayacak uzlaşmayı başarmak.”

Sancar, değerlendirmesinin devamında, “Bunu 1,5 yıldır anlatıyoruz. Hiç kimse bizim kadar net konuşmadı. Sayın Kılıçdaroğlu’nu bunları konuşmak için bekliyoruz. Elbette partileri tek tek ziyaret etmesi önemli. Bunu bekliyoruz. HDP ile görüşmeli. Diğer ittifak partileri ile de görüşür. Bütün bu görüşmenin sonuçlarını ittifak güçlerimizle birlikte değerlendiririz. Elbette HDP’ye kendisinin gelmesini, bunları bizlerle yüz yüze konuşmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Başkanı Mithat Sancar, Habertürk yayınında Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtladı. Sancar’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Bugün başlayan kampanya ‘Pencerende 1 Mum Yak’ ismini taşıyor. Depremde yakınını kaybeden insanların talebi üzerine aydınlar, sanatçılar, sivil girişimciler ve demokratik kuruluşlar tarafından 10 gün süreyle, pencereye bir mum yakılması çağrısı var.

Enkazın altında gözleri açık giden canlarımız, yıkılan kentlerimiz, sökülen güllerimiz, susan kuşlarımız, tarifsiz kederimiz için elimizden kimsenin alamayacağı şeyi, bir insanlık mirası gibi uzun yarınlara taşımak için pencerende bir mum yak. Bu kampanya bugün 21.00’de başladı. Depremi ve acıları unutturmamamız gerekiyor.

Depremi unutturmamamız gerekiyor, yıkımları unutmamız gerekiyor, sorumluları unutmamız gerekiyor, yası ve kederi ortak hale getirmemiz gerekiyor. Toplum olmanın temel şartlarından biri yası ortak yaşamaktır.

Elbette gelişmeleri çok yakından dikkatli takip ediyoruz. Türkiye’de siyasi dengelerin oluşmasında çok kritik bir yerimiz, rolümüz, işlevimiz olduğunun farkındayız ve bunun bize yüklediği büyük sorumluluk var. Siyasetteki her türlü gelişmeyi çok daha dikkat ve titizlikle izliyoruz. Bu bizim halklarımıza, toplumumuza karşı görevimiz.

İlkeler önemli demiştik. ‘Bu iktidarı seçimle göndermek istiyorsak, bu düzeni değiştirmek izliyorsak, ilkeler üzerinde uzlaşmayı, mutabakatı ilk sıraya koymalıyız, isimler tartışmasını bunun önüne geçirmemeliyiz’ diyorduk biz.

“Başlangıcı ilkeler üzerine inşa etmek önemli”

Böyle olursa baskıcı iktidarı değiştirmek çok daha kolay olacaktır. Makam, iktidar, güç ve pay sahibi olma, parti çıkarlarını öne çıkarma kaygıları bu dönemde toplumdaki güveni zedeler diye uyarılar yapıyorduk. Yeni dönem, yeni başlangıç önemlidir. Bu başlangıcı ilkeler üzerine inşa etmek önemlidir. Kişisel hesaplar, toplum mühendisliği çabalar, siyaseti masa başı veya arka kapılarda dizayn etme çabalarından herkes uzak durmalıdır.

Son üç günde yaşananlar toplumda güven kaybına ve zedelenmesine yol açmıştır. Bu güveni tamir etmek gerekiyor. Değişim yolundaki istekle daha da perçinlemek gerekiyor. Deprem bize bu düzenin ne kadar çürük olduğunu bir kez daha gösterdi. Değişimin ilkelerini belirlemek önemlidir. Şimdi yeniden bir araya geldiler. Masadaki her bir çekişme ve tartışmayla ilgili değerlendirme yapmayı gerekli görmüyoruz.

7 Eylül’de tutum belgesi açıklamıştık. Cumhurbaşkanlığında muhalefetle ortak aday fikrine açık olduğumuzu söylemiştik. Aday HDP ile ittifakımızla açık şekilde görüşmeler yapmalı. Türkiye’nin demokratik değişim, adalet ihtiyacını karşılama yönünde ortaklık aramalı ve bunların hepsi kamuoyunun önünde açık şekilde yapılmalı. Bu yapılırsa muhalefetin ortak adayına destek vermeye açığız demiştik.

Fakat uzun zaman geçti bu konuda olumlu bir adım yaşanmadı. 25 Ekim’de artık aday çıkarma çalışmalarımızı somutlaştırıyoruz, kendi adayımızı çıkarmak için çalışma sürecimizi başlatıyoruz diye ilan etmiştik. Bu konuda epeyce mesafe aldık. Kendi kurullarımızla, demokratik kuruluşlarla istişare yaptık. Deprem yaşanmasaydı bizler kendi adayımızı açıklama noktasında hazırlıklarımızı büyük ölçüde tamamlamıştık.

Bu depremden bu düzen ve bu iktidar sorumludur. Bizler de kendi adayımızı çıkarma çalışmalarımızı yeniden değerlendirme sürecine dönüştürdük. Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi adayımızı çıkarmayı yeniden değerlendirmeye başladık.

Bu şu demektir; gerçekten bu iktidardan seçimde kurtulmayı sağlayacak gelişmeler olursa, siyasi muhalefet ve toplumsal güçlerle bu konuda yol alınırsa, aday çıkarmak yerine yine tek adayı destekleme seçeneği de masaya yatırdık. Bunu çok açık söylüyoruz. Son gelişmeler de ama bu sürece elbette eklenmiştir. Yani gelişmeleri değerlendirme sürecimizde hesaba kapattık. Bu süreci devam ettiriyoruz. Adayımızı çıkarma çalışmalarıyla ilgili yeniden değerlendirme süreci devam ediyor.

“Yeniden adaylığı değerlendirme sürecinin sebebi depremdir”

Depremin yarattığı yıkım bu kadar açıkken, bundan iktidarın ve bu düzenin sorumlu olduğu bu kadar ortada iken bizler hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. Esas sorumluluğumuz bu ülkede yaşayan insanlaradır. Esas yeniden adaylığı değerlendirme sürecinin sebebi depremdir. Bu gelişmeler daha sonra oldu. En geç 8 Şubat’ta bu kararımızı verdik. Eş genel başkanım Pervin Buldan Diyarbakır’a ben Antakya’ya gittim. Bölgemizde bu kararı aldık. Adaylık sürecini yeniden değerlendirmeye alıyoruz dedik. Sebebi depremdir.

İktidar bu ülkeyi baskı, yasaklama, zorbalıkla, talanla yönetiyor, üstüne tamir edilmesi zor yaralar açan büyük yıkıma yol açtı. Depremdeki yıkım iktidarın sorumluluğudur. Topluma olan sorumluluğumuz gereği kendi adayımızı çıkarma sürecini yeniden değerlendirmeye dönüştürdük.

Bu sürecin sonunda aday çıkarır mıyız, çıkarmaz mıyız tabii ki kurullarımız ve ittifak güçlerimizle yapacağımız görüşmelerde karara bağlanacaktır. Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hayırlı olsun diyeyim ve ekleyeyim, kendisini bizlerle görüşmeye bekliyoruz. Bunu neden açık söylüyoruz. Zaten daha önce ilke ve yöntemi açıklamıştık. Eğer muhalefet ortak aday belirleyebilirse, o ortak adayla bizimle yapacağı açık, doğrudan görüşmeler sonucu bir ortak noktaya, uzlaşmaya varılırsa biz bu adayı destekleriz demiştik. Aksi takdirde seçenek bellidir, kendi adayımızı çıkarırız.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hayırlı olsun, kendisiyle genel merkezimizde bunları konuşmak için ziyaretini bekliyoruz.

Hedefimiz demokrasi, adalet, özgürlüktür. Esas olarak ilkeleri konuşmak istiyoruz. Pazarlık için değil; Cumhurbaşkanlığının hangi ilkeler üzerinde durulacağı, geçiş sürecinin nasıl olacağı ve bu dönemde nelerin acil olarak yapılması gerektiği konularını konuşacağız. Bir pazarlık, bakanlık münazarası, münakaşası bizim gündemimizde değil. Temel mesele Türkiye’de toplumun çoğunluğunun isteği olduğuna inandığımız demokratik değişimi sağlayacak uzlaşmayı başarmak.

“Bizlerle yüz yüze konuşmasını bekliyoruz”

Bunu 1,5 yıldır anlatıyoruz. Hiç kimse bizim kadar net konuşmadı. Sayın Kılıçdaroğlu’nu bunları konuşmak için bekliyoruz. Elbette partileri tek tek ziyaret etmesi önemli. Bunu bekliyoruz. HDP ile görüşmeli. Diğer ittifak partileri ile de görüşür. Bütün bu görüşmenin sonuçlarını ittifak güçlerimizle birlikte değerlendiririz. Elbette HDP’ye kendisinin gelmesini, bunları bizlerle yüz yüze konuşmasını bekliyoruz.

Hedefimiz seçimin ilk turda bitmesi, ilk turda muhalefetin uzlaşma da sağlanmış zeminde adayının kazanmasıdır. Sorumluluğumuzun bilincindeyiz.

Şu anda kendi programımızı herhangi şekilde dayatma ve bunun kabul edilmesini bekleme gibi tutumumuz yok. Acil ihtiyaç olarak gördüğümüz şey Türkiye’nin demokratik dönüşümü, adalete gitmek, çürümüş sistemin acil değişmesi gereken yerlerin değişimin yol haritasını oluşturmak. Bu kadar ağır problemlerin bugünden yarına çözülemeyeceğini bilecek kadar birikimliyiz. Elbette demokrasi en acil olandır. Geçiş süreci dediğimiz şey demokratik hukuk devleti ve elbette parlamenter sistem; yani güçlü demokrasiye geçiş süreci diyoruz.”

Paylaşın

Demirtaş’tan “Kılıçdaroğlu” Paylaşımı: Kendisini HDP’ye Bekliyoruz

Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ilan edilmesinin ardından sosyal medya hesabından, “Sayın Kılıçdaroğlu’na hayırlı olsun diyoruz. Kendisini HDP’ye de bekliyoruz” yorumu yaptı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edilen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu tebrik etti.

Selahattin Demirtaş’ın sosyal medya hesabından HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın “Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hayırlı olsun. Kendisiyle genel merkezimizde bunları konuşmak için ziyaretini bekliyoruz” sözleri paylaşıldı.

Demirtaş da “Sayın Kılıçdaroğlu’na hayırlı olsun diyoruz. Kendisini HDP’ye de bekliyoruz” yorumu yaptı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ev sahipliğinde bir araya geldi.

Saat 16.00’da başlayan liderler toplantısı yaklaşık 4,5 saat sürdü. Liderler Saadet Partisi Genel Merkezi’nden kalabalığın önüne çıktı.

SP Lideri Karamollaaoğlu, “Elbette içinde bulunduğumuz günler acılı günler. Vefat eden bütün kardeşlerimize cenab-ı haktan rahmet diliyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Birçok şehirde neredeyse bina ayakta kalmadı. Allah vefat edenlere rahmet eylesin. Bugün burada bir araya gelmemizin sebebini biliyorsunuz. Hava biraz soğuk. Ben bu toplantılarımız neticesinde aldığımız kararı duyurmayı bir görev addediyorum. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bizim cumhurbaşkanımızdır. Bu görevin hayırlı olmasını diliyorum. Bu görevin hayırlı olmasını diliyorum” diyerek Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıkladı.

Paylaşın

HDP Eş Genel Başkan Sancar: Gün Ortak Mücadeleyi Büyütme Günüdür

Muhalefete çağrı yapan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Bu kapsamda tüm toplumsal ve siyasal muhalefeti umudu büyütmek için demokrasi, adalet ve özgürlük hedefleri etrafında kenetlenmeye çağırıyoruz. Bu ülke geçtiğimiz yüzyıl içinde gece yarısı operasyonlarıyla iktidarı kurtarma ve düzeni koruma manevralarını defalarca yaşamıştır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “O nedenle halkların demokratik iradesine sahip çıkmak, katılımcı ve müzakereci bir demokrasi anlayışını geliştirmek büyük önem taşımaktadır. Türkiye halklarının gönlü rahat olsun; bizler buradayız, hep birlikte değiştireceğiz ve hep birlikte kazanacağız. Gün, umudu ve ortak mücadeleyi daha da büyütme günüdür.

Sancar, konuşmasının devamında, “HDP bu konuda üzerine düşen bütün sorumlulukların farkındadır. Bu sorumlulukları yerine getirecek birikime, iradeye ve kararlılığa sahiptir. Kimsenin herhangi bir şekilde güvensizliğe, umutsuzluğa kapılmasına yer yok, gerek yok. Buradayız, hep birlikte yürüyeceğiz, hep birlikte değiştireceğiz.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) olağanüstü toplandı. Maraş merkezli deprem ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin değerlendirildiği toplantının ardından Eş Genel Başkan Mithat Sancar’ın parti genel merkezinde açıklama yaptı.

Son siyasi gelişmelere değinen Sancar’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Öncelikle şunu vurgulayalım ki 6 Şubat’ta 10 kentimiz ile milyonlarca insanımızı ağır bir şekilde etkileyen Maraş merkezli depremin sonuçları tüm sarsıcılığıyla devam etmektedir. Deprem bölgesinde yaşayan insanlarımızın gündelik temel ihtiyaçları tam olarak karşılanmamaktadır.

Bu vesileyle bir kez daha toplumu depremzedeler ile uzun süreli dayanışmaya devam ediyoruz. Parti olarak dayanışmayı sürekli kılacak çalışmalara devam ettiğimizi ve edeceğimizi bir kez daha hatırlatıyoruz.

“Yıkımın acısını unutturmayacağız”

Hem acıları paylaşmak hem de gelecekte yeni acılar yaşanmaması için alınacak önlemlerin takipçisiyiz ve öznesiyiz. İktidarın yaşanan bu yıkımdaki asli sorumluluğunu asla unutmayacağız, unutturmayacağız.

Türkiye halkları bu büyük felaketi ekonomik, siyasi ve toplumsal krizlerle içe içe yaşamaktadır. Bu çoklu kriz yaşanırken, sorumlu ve ilkesel siyasi anlayışımızın gereği olarak bir taraftan depremin yaralarını sarmaya odaklandık ama eş zamanlı olarak seçim endeksli güncel siyasi gelişmelere dair yetkili kurullarımız da çalışmaya devam etti.

“Halkların ihtiyacının farkındayız”

Türkiye siyasetinde son günlerde yaşanan gelişmeleri gözeterek çalışmaları sürdürmenin, halkların demokratik ve ortak geleceğinin inşa edilmesinde hayati önemde olduğunun farkındayız.

Kimsenin kuşkusu olmasın; HDP olarak alacağımız sorumlu kararlar Türkiye halklarının demokrasi, eşitlik, adalet, özgürlük ve barış hasretini ve ihtiyacını karşılamayı hedeflemektedir.

85 milyonun tamamına kazandıracak bir anlayışla harekete geçiyoruz. Hep birlikte kazanmak için birliği ve beraberliği artırmak ve en geniş demokrasi ittifakı sağlamak yaklaşımı yönündeki politikalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.

Toplumsal uzlaşı, özgür siyaset ve evrensel insanlık değerlerini ve demokrasi ve hukuk ilkelerini esas alarak Üçüncü Yol mücadelemizi büyütüyoruz. Siyasi ayak oyunlarını değil politik ilkeleri önceleyen bir gelecek tahayyülüne sahibiz.

“Çözüm; milyonların buluşması”

Türkiye’nin demokratik, özgür, refah ve barış içinde geleceğini inşa etmenin yolu çoğulcu siyaseti hakim kılarak çoklu krizlere son vermektir. Demokratik Cumhuriyete ulaşmak da mevcut iktidar güçleriyle veya onu ikame etmek isteyen restorasyon savunucularıyla değil demokrasi, adalet ve özgürlük diyen milyonlarla buluşmakla mümkündür.

Tüm Türkiye halklarına da çağrımız budur. Çözüm; bütün bu anlayışların buluştuğu, halkların, emekçilerin, gençlerin, tüm ezilenlerin ve dışlananların, kimliklerin ve inançların ortak çıkarını esas alan Emek ve Özgürlük İttifakı’nın hedeflediği en geniş demokratik mücadele ve irade ortaklığıdır.

“HDP üzerine düşen sorumluluğun farkında”

Bu kapsamda tüm toplumsal ve siyasal muhalefeti umudu büyütmek için demokrasi, adalet ve özgürlük hedefleri etrafında kenetlenmeye çağırıyoruz. Bu ülke geçtiğimiz yüzyıl içinde gece yarısı operasyonlarıyla iktidarı kurtarma ve düzeni koruma manevralarını defalarca yaşamıştır.

O nedenle halkların demokratik iradesine sahip çıkmak, katılımcı ve müzakereci bir demokrasi anlayışını geliştirmek büyük önem taşımaktadır. Türkiye halklarının gönlü rahat olsun; bizler buradayız, hep birlikte değiştireceğiz ve hep birlikte kazanacağız. Gün, umudu ve ortak mücadeleyi daha da büyütme günüdür.

HDP bu konuda üzerine düşen bütün sorumlulukların farkındadır. Bu sorumlulukları yerine getirecek birikime, iradeye ve kararlılığa sahiptir. Kimsenin herhangi bir şekilde güvensizliğe, umutsuzluğa kapılmasına yer yok, gerek yok. Buradayız, hep birlikte yürüyeceğiz, hep birlikte değiştireceğiz.”

Paylaşın

Demirtaş Seçmene Seslendi: Hep Birlikte Kazanacağız

Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, “Bir de HDP’ye kulak verin. Çözüm birlikte, beraberlikte, güçlü demokraside. Hep birlikte kazanacağız. Dünden daha fazla birlik olacağız, daha sıkı sarılacağız birbirimize. Sen ben yok, BİZ varız ve birlikte başaracağız” dedi ve ekledi:

“Merak etmeyin, liderlerin de sadece bir oyu var, aynen sizin gibi. Mühür sizin elinizde. Güzel yarınlar sizin elinizde. Siz halksınız. İnandığınız yolda yürüyün, liderler sizin arkanızdan gelsin.”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İYİ Parti’nin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçardaroğlu’nun cumhurbaşkanı  adaylığını kabul etmeyerek Altılı Masa’dan (Millet İttifakı) ayrılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Sosyal medya hesabından avukatları aracılığıyla paylaşım yapan Demirtaş, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın bugün yaptığı açıklamayı alıntıladı ve “Bir de HDP’ye kulak verin. Çözüm birlikte, beraberlikte, güçlü demokraside.

“Hep birlikte kazanacağız. Dünden daha fazla birlik olacağız, daha sıkı sarılacağız birbirimize. Sen ben yok, BİZ varız ve birlikte başaracağız.

Merak etmeyin, liderlerin de sadece bir oyu var, aynen sizin gibi. Mühür sizin elinizde. Güzel yarınlar sizin elinizde. Siz halksınız. İnandığınız yolda yürüyün, liderler sizin arkanızdan gelsin” dedi.

Mithat Sancar ne demişti?

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, bugün yapılan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından sonra özetle şöyle dedi:

Ülkenin ve toplumun geleceği tekçi, otoriter, talancı, demokrasi ve hukuktan yoksun bugünkü baskıcı sistemin değiştirilmesi ile aydınlığa ulaşır. Şahısları, makam paylaşımlarını, siyasi ayak oyunlarını değil politik ilkeleri ve halka karşı sorumluluğu önceleyen her türlü gelecek tahayyülüne sahibiz ve demokratik siyaseti başarıya ulaştırma konusunda kararlıyız.

Türkiye’nin demokratik, özgür, refah ve barış içinde geleceğini inşa etmenin yolu çoğulcu siyaseti hâkim kılarak çoklu krizlere son vermektir. Demokratik Cumhuriyet’e ulaşmak, mevcut iktidar güçleriyle veya onu ikame etmek isteyen restorasyon savunucularıyla değil, demokrasi, adalet ve özgürlük diyen milyonlarla buluşarak mümkündür. Tüm Türkiye halklarına da çağrımız budur.”

Paylaşın