Reklam Yazılımı Nedir? Temel Bileşenleri

Reklam yazılımı, bir kullanıcı çevrimiçi olduğunda banner veya açılır pencere gibi reklam materyallerini otomatik olarak görüntüleyen veya indiren bir yazılım türüdür.

Haber Merkezi / Genellikle istenmeyen bir yazılımdır ve müdahaleci olabilir, sistem performansını ve internet bağlantı hızını yavaşlatabilir. Genellikle ücretsiz yazılımlarla birlikte gelir ve kullanıcının açık bilgisi veya izni olmadan yüklenir.

Reklam destekli yazılım anlamına gelen adware, esas olarak dijital reklamcılık yoluyla gelir elde etmek için kullanılan bir teknoloji türüdür. Bu, reklamların yazılımın kullanıcı arayüzüne entegre edilmesiyle veya kurulum süreci sırasında sağlanır. Bu reklamlar genellikle kullanıcıları görüntülemeye, tıklamaya veya satın alma işlemi yapmaya teşvik etmek için tasarlanır.

Reklam yazılımı kurulum yöntemleri değişiklik gösterir ve genellikle kullanıcının indirebileceği ücretsiz yazılımlara gömülür. Bu nedenle, geliştiricilerin yazılımları ücretsiz olarak sunmalarına ve yine de emeklerinden para kazanmalarına olanak tanır. Ancak reklam yazılımları her zaman zararsız değildir ve daha müdahaleci hale gelerek olumsuz kullanıcı deneyimlerine neden olabilir.

Bazı reklam yazılımları, tarama alışkanlıkları veya demografik bilgiler gibi kullanıcı verilerini toplayabilir ve bu bilgileri reklam yazılımı oluşturucusuna veya üçüncü taraflara iletebilir; bu bilgiler daha sonra kullanıcıya özel reklamlarla hedefleme yapmak için kullanılır.

Ayrıca, bazı saldırgan reklam yazılımı türlerinin bilgisayar işlemlerini önemli ölçüde yavaşlatabileceğini veya kullanıcının izni olmadan tarayıcının yapılandırma ayarlarını değiştirebileceğini, bu da kötü niyetli davranışlara yol açabileceğini belirtmekte fayda var. Bu nedenle, kullanıcıların ücretsiz yazılım indirirken dikkatli olmaları ve sistem güvenlik araçlarının güncel olduğundan emin olmaları çok önemlidir.

“Reklam Yazılımı” hakkında sıkça sorulan sorular:

Reklam Yazılımı cihazım için zararlı mı?

Tüm reklam yazılımları zararlı olmasa da, bazı reklam yazılımları sistem performansını olumsuz etkileyebilir, güvenliği tehlikeye atabilir ve tarama etkinliklerini izleyerek veya istenmeyen ek yazılımlar yükleyerek kullanıcı gizliliğini ihlal edebilir ve bu da onları kötü amaçlı yazılımlara yakın hale getirebilir.

Reklam Yazılımı cihazıma nasıl bulaşabilir?

Reklam yazılımları genellikle kullanıcıların internetten indirdiği ücretsiz yazılımlarla birlikte gelir. Ayrıca kötü amaçlı bir e-posta veya web sitesi aracılığıyla istemeden de indirilebilir.

Reklam Yazılımlarını nasıl önleyebilirim?

Güvenilir ve güncel bir antivirüs yazılımı kullanmak, internetten güvenilir olmayan dosya veya uygulamalar indirmekten kaçınmak ve işletim sisteminizi güncel tutmak reklam yazılımlarını önlemeye yardımcı olabilir.

Reklam Yazılımlarını cihazımdan nasıl kaldırabilirim?

Çoğu reklam yazılımı, güvenilir bir antivirüs veya reklam yazılımı kaldırma aracı kullanılarak kaldırılabilir. Sürekli olarak yeni reklam yazılımı tanımları eklendiğinden, bu araçları güncel tutmak genellikle önemlidir.

Yasal reklam yazılımı programları var mı?

Evet, bazı şirketler gelir elde etmek için yasal olarak reklam yazılımları kullanır. Aradaki fark, bu programların genellikle kullanıcıya açıklanması ve kurulumdan önce onay gerektirmesidir.

Reklam Yazılımları gizliliğimi nasıl etkiler?

Bazı reklam yazılımları, kullanıcının tarama alışkanlıklarını ve hassas bilgilerini izler ve bunlar daha sonra reklam yazılımı geliştiricisine veya üçüncü taraflara gönderilebilir ve böylece kullanıcı gizliliğini ihlal edebilir.

Reklam Yazılımları cihazımı yavaşlatabilir mi?

Evet, bazı reklam yazılımları reklamları görüntülemek için önemli miktarda sistem kaynağı kullanır ve bu da cihazınızı yavaşlatabilir.

Reklam Yazılımları Casus Yazılımlarla Aynı mı?

Hayır, her ikisi de kullanıcı gizliliğini ihlal edebilse de, reklam yazılımları öncelikli olarak reklam görüntülemek için tasarlanırken, casus yazılımlar kullanıcıların izni olmadan bilgilerini gözetlemek ve toplamak için tasarlanmıştır.

Reklam yazılımları ile web sitelerindeki normal reklamlar arasındaki fark nedir?

Normal reklamlar genellikle ziyaret ettiğiniz web sitesi tarafından kontrol edilirken, reklam yazılımları, hangi sitede olursanız olun reklamları görüntüleyen bilgisayarınıza yüklenen bir programdır.

Paylaşın

Gelişmiş Web Hizmetleri Nedir? Temel Özellikleri

Gelişmiş Web Hizmetleri, farklı web tabanlı uygulamalar ve sistemler arasındaki iletişimi, veri aktarımını ve birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi ve kolaylaştırmayı amaçlayan bir dizi teknoloji ve yöntemi temsil eder.

Haber Merkezi / Bu hizmetlerin temel amacı, işletmelerin ve geliştiricilerin, verileri verimli bir şekilde paylaşabilen ve karmaşık görevleri yürütebilen güçlü, dinamik ve etkileşimli web siteleri ve web uygulamaları oluşturmalarını sağlamaktır.

Kuruluşlar, bu hizmetlerden yararlanarak operasyonlarını ve genel kullanıcı deneyimlerini önemli ölçüde iyileştirebilir ve aynı zamanda veri analitiği, müşteri ilişkileri yönetimi çözümleri ve sosyal medya platformları gibi üçüncü taraf hizmetlerle sorunsuz entegrasyon sağlayabilirler. Gelişmiş Web Hizmetlerinin temel bileşenlerinden biri, veri alışverişini basitleştirmek ve farklı sistemler arasında birlikte çalışabilir çözümler oluşturmak için tasarlanmış SOAP, REST ve GraphQL gibi standartlaştırılmış protokollerin uygulanmasıdır.

Bu, işletmelerin uygulamalarını ve veri kaynaklarını daha kolay bağlamalarına olanak tanırken, entegrasyon maliyetlerini azaltır ve verimliliği artırır. Özünde, bu hizmetler, işletmeler, geliştiriciler ve kullanıcılar arasında iş birliğini destekleyen düzenli ve uyumlu bir altyapı oluşturarak, sürekli gelişen iş ihtiyaçlarını karşılamak üzere özelleştirilebilen ve ölçeklendirilebilen daha gelişmiş uygulamalar ve araçlar sunar.

Gelişmiş Web Hizmetlerinin gücünden yararlanarak kuruluşlar teknolojik açıdan çevik kalabilir ve rekabet ortamındaki değişikliklere daha kolay uyum sağlayabilir.

Gelişmiş Web Hizmetleri hakkında sıkça sorulan sorular:

Gelişmiş Web Servisleri nelerdir?

Gelişmiş Web Servisleri, gelişmiş web uygulamaları ve API’ler oluşturmak için karmaşık işlevler, özellikler ve entegrasyonlar sunan web servislerini ifade eder. Genellikle birden fazla platformu, iletişim protokolünü ve programlama dilini destekleyerek, bir web uygulamasının farklı bileşenleri arasında verimli veri alışverişini ve sorunsuz etkileşimi kolaylaştırırlar.

Gelişmiş Web Servisleri web uygulamalarına nasıl fayda sağlar?

Gelişmiş Web Servisleri, web uygulamaları için gelişmiş ölçeklenebilirlik, esneklik ve sürdürülebilirlik gibi sayısız avantaj sağlar. Verimli veri alışverişini kolaylaştırır ve farklı sistemler ve platformlar arasında birlikte çalışabilirliği mümkün kılar. Bu da sorunsuz entegrasyon ve gelişmiş performans sağlayarak genel olarak daha iyi bir kullanıcı deneyimi sağlar.

Gelişmiş Web Servisleri oluşturmak için hangi araçlar ve teknolojiler kullanılır?

Gelişmiş Web Servisleri oluşturmada kullanılan çeşitli araçlar ve teknolojiler vardır; bunlardan bazıları şunlardır:

SOAP (Basit Nesne Erişim Protokolü)
WSDL (Web Hizmetleri Açıklama Dili)
REST (Temsili Durum Transferi)
JSON (JavaScript Nesne Gösterimi)
XML (Genişletilebilir İşaretleme Dili)
Güvenli kimlik doğrulama ve yetkilendirme için OAuth
Swagger veya Postman gibi API yönetim araçları

Gelişmiş Web Servislerimin güvenliğini nasıl sağlayabilirim?

Gelişmiş Web Servislerinizin güvenliğini sağlamak için, OAuth veya API anahtarları gibi uygun kimlik doğrulama ve yetkilendirme mekanizmalarını uygulamalısınız. Ayrıca, veri iletimini şifrelemek için HTTPS (Güvenli Köprü Metni Aktarım Protokolü) kullanın, web servislerinizi düzenli olarak izleyin ve güncelleyin ve sektör standardı güvenlik uygulamalarına ve yönergelerine uyun.

Gelişmiş Web Servislerini nasıl test edebilir ve hata ayıklayabilirim?

Gelişmiş Web Servislerinin test edilmesi ve hata ayıklanması, çeşitli araçlar ve metodolojiler yardımıyla gerçekleştirilebilir. REST ve SOAP tabanlı servisleri test etmek için Postman veya SoapUI gibi API test araçlarını kullanabilir, birim ve entegrasyon testleri gerçekleştirebilir ve web servis uygulamanızdaki sorunları belirlemek için günlükleri ve analizleri izleyebilirsiniz.

Paylaşın

Gelişmiş Video Kodlama (AVC) Nedir Ve Nasıl Çalışır?

Gelişmiş Video Kodlama (AVC), yaygın olarak kullanılan bir video sıkıştırma standardıdır. Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO) ve Uluslararası Elektroteknik Komisyonu (IEC) tarafından geliştirilen AVC, yüksek kaliteli dijital video içeriğinin verimli bir şekilde sıkıştırılmasını ve dağıtılmasını sağlar.

Haber Merkezi / Temel amacı, önceki video standartlarına göre önemli ölçüde daha düşük bit hızlarında yüksek video kalitesi sağlamak, dosya boyutunu küçültmek ve daha akıcı video akışı sağlamaktır.

H.264 veya MPEG-4 Bölüm 10 olarak da bilinen Gelişmiş Video Kodlama (AVC), dijital video iletimi ve depolama alanında kritik bir amaca hizmet eder. Temel amacı, düşük bit hızlarında bile optimum kalite seviyelerini korurken yüksek kaliteli video sıkıştırma sunmaktır.

AVC, en son teknoloji sıkıştırma algoritmalarını kullanarak video içeriğini temsil etmek için gereken veri miktarını azaltmaya yardımcı olur ve böylece bant genişliği tüketimini ve depolama gereksinimlerini en aza indirir. Bu, özellikle ağ kaynaklarının genellikle sınırlı olduğu yayın hizmetleri, görüntülü konferans ve diğer uygulamalar için kullanışlı olmasını sağlar.

Ayrıca, AVC’nin çok çeşitli ağ koşullarına ve uygulamalarına uyum sağlayabilmesi, çeşitli sektörlerde yaygın olarak benimsenmesine katkıda bulunmuştur. Örneğin, yayıncılar video içeriklerini karasal televizyon, uydu ve kablo aracılığıyla tüketicilere ulaştırmak için AVC’yi kullanmaktadır.

Benzer şekilde, mobil iletişim alanında da bu kodlama yöntemi, sınırlı bant genişliğine sahip ağlar üzerinden video iletişimini optimize etmek ve taşınabilir cihazlarda bile sorunsuz ve kesintisiz bir multimedya deneyimi sağlamak için kullanılır. Nihai amaç, video kalitesi, sıkıştırma verimliliği ve ağ kaynağı kullanımı arasında hassas bir denge sağlayarak, farklı kanallarda optimum kullanıcı etkileşimi sağlamaktır.

Gelişmiş Video Kodlama (AVC) hakkında sıkça sorulan sorular:

AVC neden popüler?

AVC, düşük bit hızlarında yüksek kaliteli video sunma yeteneği sayesinde popülerdir ve bu özelliği onu yüksek çözünürlüklü ve ultra yüksek çözünürlüklü video akışı da dahil olmak üzere çeşitli uygulamalar için uygun hale getirir. Ayrıca AVC, MPEG-2 ve MPEG-4 Part 2 gibi öncüllerine kıyasla sıkıştırma verimliliği ve esnekliğinde önemli iyileştirmeler sunar.

AVC nasıl çalışır?

AVC, videoyu verimli bir şekilde sıkıştırmak için çeşitli gelişmiş teknikler kullanır. Videoyu makro blok adı verilen daha küçük birimlere böler ve bu birimler, fazlalıkları gidermek ve videoyu temsil etmek için gereken veri miktarını azaltmak amacıyla hareket tahmini, iç tahmin ve dönüşüm kodlaması kullanılarak işlenir. Elde edilen sıkıştırılmış veriler, verimli depolama ve iletim için belirli bir hiyerarşik yapıda düzenlenir.

AVC kullanmanın faydaları nelerdir?

AVC kullanmanın bazı önemli faydaları şunlardır:

Geliştirilmiş sıkıştırma verimliliği, video iletimi için daha düşük dosya boyutları ve daha düşük bant genişliği gereksinimleriyle sonuçlanır.

Eski video sıkıştırma standartlarına kıyasla daha düşük bit hızlarında daha iyi video kalitesi.

Çeşitli çözünürlükleri, en boy oranlarını ve kare hızlarını destekler, böylece farklı uygulamalara ve cihazlara uyarlanabilir.

Sektörde yaygın olarak benimsenmesi nedeniyle çeşitli video oynatıcılar, tarayıcılar ve cihazlarla geniş uyumluluk.

Canlı yayın için Gelişmiş Video Kodlamasını kullanabilir miyim?

Evet, Gelişmiş Video Kodlama, verimli sıkıştırma, uyarlanabilirlik ve geniş uyumluluğu sayesinde canlı yayın uygulamaları için oldukça uygundur. YouTube Live ve Facebook Live gibi birçok canlı yayın platformu, çeşitli cihaz ve bağlantılardaki izleyicilere yüksek kaliteli video akışları sunmak için AVC kullanımını destekler.

Paylaşın

Antarktika Hızla Eriyor: Sonuçları Korkunç Olabilir

Uzaydan bakıldığında, Antarktika diğer kıtalardan çok daha sade görünür; etrafını saran Güney Okyanusu’nun karanlık sularıyla tezat oluşturan büyük bir buz kütlesi.

Haber Merkezi / Küresel ısınma, Antarktika’yı geri dönüşü olmayan bir noktaya doğru sürüklerken, buzların erimesinin olası sonuçları ciddi çevresel, ekonomik ve toplumsal etkiler doğurabilir.

Deniz seviyesinin yükselmesi: Antarktika’daki buzullar, özellikle Batı Antarktika Buz Tabakası, eridiğinde küresel deniz seviyesi önemli ölçüde yükselebilir. Tahminler, tam erime durumunda deniz seviyesinin birkaç metre artabileceğini gösteriyor. Bu, kıyı şehirlerinin sular altında kalmasına ve ada ülkelerinin yok olmasına neden olabilir.

İklim değişikliklerinin hızlanması: Buzullar, güneş ışınlarını yansıtarak Dünya’nın sıcaklığını dengelemeye yardımcı olur. Buz örtüsünün azalması, albedo etkisini (yansıtma kapasitesini) düşürerek daha fazla ısı emilmesine ve küresel ısınmanın hızlanmasına yol açabilir.

Ekolojik dengelerin bozulması: Antarktika’nın eşsiz ekosistemleri, kril gibi temel türlerin yaşam alanlarının kaybıyla tehdit altında. Bu, balinalar, penguenler ve foklar gibi türlerin besin zincirini etkiler ve biyolojik çeşitliliği azaltabilir.

Okyanus akıntılarının değişimi: Buzulların erimesiyle tatlı suyun okyanuslara karışması, termohalin dolaşım gibi küresel okyanus akıntılarını bozabilir. Bu, Avrupa gibi bölgelerde iklim değişikliklerine ve aşırı hava olaylarına yol açabilir.

Kıyı bölgelerinde göç ve ekonomik kayıplar: Deniz seviyesindeki yükselme, milyonlarca insanı yerinden edebilir ve tarım arazileri, altyapı ile yerleşim alanları zarar görebilir. Bu, ekonomik maliyetleri artırır ve göç krizlerine neden olabilir.

Karbon salımı: Antarktika’daki permafrost bölgelerinde hapsolmuş karbon ve metan gazlarının serbest kalması, sera gazı emisyonlarını artırarak iklim değişikliğini daha da kötüleştirebilir.

Paylaşın

Bu Yaz 10 Kişiden 6’sı Tatile Gitmedi

Araştırma şirketi Ipsos’un yaptığı son çalışma, halkın tatil alışkanlıklarında yaşanan dramatik değişimi ortaya koyuyor. Bulgulara göre, her 10 kişiden 6’sı bu yaz tatil yapmadı ve yapmayı da düşünmüyor.

Türkiye’de ekonomik koşullar, yaz tatilini pek çok kişi için ulaşılması güç bir hayale dönüştürdü. Araştırma şirketi Ipsos’un yaptığı son çalışma, halkın tatil alışkanlıklarında yaşanan dramatik değişimi ortaya koyuyor. Bulgulara göre, her 10 kişiden 6’sı bu yaz tatil yapmadı ve yapmayı da düşünmüyor. Katılımcıların yüzde 90’ı bu durumun sebebini doğrudan ekonomik sıkıntılar olarak açıklıyor.

Araştırmada dikkat çeken bir diğer veri, tatil planı yapanların oranındaki düşüş oldu. 2024’te yüzde 24 olan oran bu yıl yüzde 20’ye geriledi. Yükselen enflasyon ve artan yaşam maliyetleri, tatili birçok kişi için lüks haline getirdi.

Ekonomim’de yer alan habere göre, katılımcıların neredeyse tamamı tatil yapamama gerekçesi olarak ekonomik koşulları gösteriyor. Barınma, ulaşım ve yeme-içme fiyatlarındaki artış, özellikle yurt içi tatili pahalı bir seçenek haline getiriyor.

Araştırmaya göre, yurt dışı tatil tercihinde artış gözleniyor. Katılımcıların yüzde 10’u tatilini yurt dışında geçirdiğini belirtirken, bunun temel sebebi yurt içi maliyetlerinin bazı komşu ülkelere kıyasla daha yüksek olması. Vize istemeyen ülkelerdeki uygun fiyatlı turlar, tatilciler için cazip bir alternatif yaratıyor.

Eskiden aile yanında tatil yaygınken, bu eğilim gerilemeye başladı. Araştırma, insanların “gerçek anlamda dinlenmek” için otel ve pansiyon gibi konaklama seçeneklerini daha çok tercih ettiğini gösteriyor. Bu seçenekler, bireylere yemek ve temizlik gibi detaylarla uğraşmadan konforlu bir tatil imkânı sunuyor.

Halk yorgun bıkkın ve endişeli

Araştırmada, katılımcılara son dönemdeki ruh hallerine dair sorular da yöneltildi. Cevaplar; yorgunluk, bıkkınlık ve endişe duygularının hâkim olduğunu gösterdi. Uzmanlara göre bu ruh halinin en önemli nedenlerinden biri, dinlenme fırsatlarının azalması.

Tatil yapabilenlerin büyük çoğunluğu yurt içi destinasyonları tercih etti. Ancak otel ve pansiyon konaklamalarında artış gözlenirken, aile yanında geçirilen tatiller azaldı. Ödeme yöntemi olarak kişisel gelir hâlâ ilk sırada, fakat banka kredisiyle tatil yapanların sayısı geçen yıla göre artış gösterdi.

Ekonomik zorluklar nedeniyle tatil artık ertelenen veya iptal edilen bir plan haline geldi. Araştırma sonuçları, yaz tatilinin pek çok kişi için hayal olmaktan öteye geçemediğini ortaya koyuyor.

Paylaşın

Türkiye’de Finans-Kapitalin Tekelci Yapısı

Finans-kapital, bankacılık sermayesi ile sanayi sermayesinin birleşmesiyle oluşan, piyasaları kontrol eden tekelci bir ekonomik yapılanmadır. Bu sistemde, büyük bankalar ve holdingler, kredi, yatırım ve fiyatlandırma üzerinde hakimiyet kurarak rekabeti sınırlandırırlar.

Kurtuluş Aladağ /Finans-kapital kavramı, Marksist kuramcı Lenin tarafından kapitalizmin emperyalist aşamasında bankaların ve büyük şirketlerin piyasaları kontrol etmesi olarak ele alınmıştır. Kavram Türkiye’de de Hikmet Kıvılcımlı gibi düşünürler tarafından sıkça kullanılmıştır.

Türkiye’de bankacılık sektörü, finans-kapitalin temel taşıdır. Ziraat Bankası, Halkbank, VakıfBank gibi kamu bankalarının yanı sıra, QNB Finansbank, Türkiye Finans Katılım Bankası ve Kuveyt Türk gibi yerli ve yabancı sermayeli özel bankalar, ekonomik kaynakların büyük bir kısmını kontrol ederler.

Örneğin, Türkiye Finans Katılım Bankası’nın çoğunluk hissesi 2008 yılında Suudi Arabistan merkezli National Commercial Bank (şimdi Saudi National Bank) tarafından satın alınmıştır. Bu satın alma ile birlikte uluslararası sermayenin Türkiye’deki etkisi artmıştır. Kuveyt Türk’ün sermayesinin yüzde 57,81’i Kuveyt Finans Evi’ne aittir, bu da yabancı sermayenin tekelci yapıda önemli bir rol oynadığının başka bir göstergesidir.

Türkiye’de finans-kapital, büyük holdingler aracılığıyla sanayi, ticaret ve finans sektörlerinde yoğunlaşmıştır.

Örneğin, Yıldız Holding ve Boydak Holding gibi büyük sermayeli gruplar, Türkiye Finans Katılım Bankası’nın önceki ortakları arasında yer almışlardır. Bu tip ortaklıklar ve işbirlikleri, serbest rekabetçi kapitalizmden tekelci kapitalizme geçişin bir göstergesidir, çünkü büyük sermaye grupları rakiplerini saf dışı bırakarak piyasada dominant hale gelirler.

“Piyasanın birkaç büyük oyuncunun kontrolüne geçmesi”

Lenin, finans-kapital tanımında, bankaların ve büyük şirketlerin uluslararası bağlantılarıyla emperyalist bir yapı oluşturduğunu belirtir. Türkiye özelinde bakarsak, yabancı sermayenin bankacılık sektöründeki etkisi oldukça belirgindir.

Örneğin, QNB Group’un Finansbank’ı 2016 yılında satın alması ve National Commercial Bank’ın Türkiye Finans’taki çoğunluk hissesi, küresel finans-kapitalin Türkiye piyasasındaki tekelci etkisini artırmıştır. Bu durum, yerel sermayenin uluslararası sermayeyle entegrasyonunu ve piyasanın birkaç büyük oyuncunun kontrolüne geçmesini hızlandırmıştır.

Üzerinde durulması gereken başka bir nokta da katılım bankacılığı. Her ne kadar katılım bankacılığı faizsiz finans prensiplerine dayansa da tekelci yapının bir parçasıdır. Türkiye Finans ve Kuveyt Türk gibi bankalar, katılım bankacılığı sektöründe önemli bir pazar payına sahiptir ve bu bankaların sermaye yapısı, genellikle yabancı ortaklıklar veya büyük yerel sermaye gruplarıyla şekillenir.

Örneğin, Türkiye Finans’ın 2025’te ekonomiye 235,8 milyar TL’lik finansman desteği sağladığı ve sermaye yeterlilik rasyosunu yüzde 17,23’te tuttuğu rapor edilmiştir, bu da Türkiye Finans’ın sektördeki güçlü konumunu göstermektedir.

Finans-kapitalin tekelci yapısı, piyasada rekabetin azalmasına yol açar. Büyük bankalar ve holdingler, kredi dağıtımı, yatırım kararları ve piyasa fiyatlandırması üzerinde belirleyici bir rol oynarlar. Örneğin, Türkiye Finans’ın masrafsız bankacılık hizmetleri ve dijital altyapıya yaptığı yatırımlar, müşteri tabanını genişletirken, daha küçük oyuncuların piyasada tutunmasını zorlaştırabilir.

Sonuç olarak; Türkiye’de finans-kapitalin tekelci yapısı, bankacılık sektörünün ve büyük holdinglerin piyasadaki dominant konumlarıyla şekillenmektedir. Yabancı sermayenin etkisi, katılım bankacılığının büyümesi ve dijital bankacılık gibi yenilikler, bu yapıyı hem güçlendirmekte hem de dönüştürmektedir.

Ancak, tekelci yapının rekabeti sınırlaması ve ekonomik kaynakların yoğunlaşması, uzun vadede sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri derinleştirebilir. Bu nedenle, finans-kapitalin tekelci yapısının etkilerini azaltmak için daha kapsayıcı ekonomik politikalar ve rekabeti teşvik eden düzenlemeler gereklidir.

Paylaşın

Hamilelikte Sağlıklı Beslenme Nasıl Olmalı?

Beslenme, vücudun sağlıklı kalması ve düzgün çalışması için ihtiyaç duyduğu besinlerin tüketilmesidir: Proteinler, karbonhidratlar, sağlıklı yağlar, vitaminler ve mineraller.

Haber Merkezi / Hamilelikte sağlıklı beslenme, anne ve bebeğin sağlığını desteklemek için dengeli, çeşitli ve besin değeri yüksek bir diyet gerektirir. İşte temel ilkeler ve öneriler:

Dengeli ve Çeşitli Beslenme:

Makro Besinler:

Protein: Bebeğin büyümesi ve doku gelişimi için elzemdir. Günlük 70-100 g protein alınmalı. Örnek: Yumurta, tavuk, balık, kırmızı et, baklagiller, yoğurt.

Karbonhidratlar: Enerji sağlar. Tam tahıllar (esmer pirinç, bulgur, yulaf), sebzeler ve meyveler tercih edilmeli. Şekerli ve işlenmiş gıdalardan kaçınılmalı.

Yağlar: Sağlıklı yağlar (zeytinyağı, avokado, ceviz, balık) omega-3 gibi önemli yağ asitleri için gereklidir. Trans yağlardan uzak durulmalı.

Mikro Besinler:

Folik Asit: Nöral tüp defektlerini önler. Günlük 400-800 mcg önerilir (ıspanak, mercimek, takviye).

Demir: Kan hacmini artırır ve anemiyi önler. Günlük 27 mg gerekir (kırmızı et, ıspanak, kuru meyveler, C vitamini ile alınmalı).

Kalsiyum: Kemik ve diş gelişimi için önemlidir. Günlük 1000-1300 mg önerilir (süt, yoğurt, peynir, badem).

D Vitamini: Kalsiyum emilimini destekler. Günlük 600-800 IU gerekir (güneş ışığı, somon, takviye).

Omega-3: Bebeğin beyin ve göz gelişimini destekler (ceviz, chia tohumu, somon).

Besin Gruplarına Göre Öneriler:

Sebzeler: Renkli ve çeşitli sebzeler (brokoli, havuç, ıspanak) vitamin ve lif sağlar. Günde 3-4 porsiyon.

Meyveler: C vitamini ve antioksidanlar için 2-3 porsiyon (portakal, elma, muz).

Tam Tahıllar: Kan şekerini dengeler, lif sağlar. Günde 6-8 porsiyon (tam buğday ekmeği, kinoa).

Protein Kaynakları: Haftada 2 kez düşük cıvalı balık (somon, sardalya), yağsız et, yumurta, baklagiller.

Süt Ürünleri: Kalsiyum ve D vitamini için pastörize ürünler tercih edilmeli.

Kaçınılması Gerekenler:

Çiğ veya Az Pişmiş Gıdalar: Listeria riski nedeniyle çiğ et, balık (suşi), pastörize olmayan peynirler yenmemeli.

Yüksek Cıvalı Balıklar: Kılıç balığı, köpek balığı gibi türler bebeğin sinir sistemine zarar verebilir.

Alkol ve Sigara: Tamamen kaçınılmalı.

İşlenmiş Gıdalar: Şekerli içecekler, paketli atıştırmalıklar ve fast food tüketimi minimumda tutulmalı.

Porsiyon ve Sıklık:

Günde 3 ana öğün ve 2-3 ara öğünle kan şekeri dengelenmeli.

Küçük porsiyonlarla sık yemek, mide bulantısı ve reflüyü azaltır.

Hamilelikte kalori ihtiyacı artar: İlk trimesterde ek kalori gerekmez, ikinci trimesterde +340 kcal, üçüncü trimesterde +450 kcal.

Özel Durumlar:

Vejetaryen/Vegan Beslenme: Protein, demir, B12 ve omega-3 takviyeleri doktor kontrolünde alınmalı.

Gestasyonel Diyabet: Karbonhidrat alımı kontrol edilmeli, glisemik indeksi düşük gıdalar tercih edilmeli.

Bulantı ve Kusma: Küçük, sık öğünler, zencefil çayı veya kraker gibi hafif gıdalar yardımcı olabilir.

Doktor ve Diyetisyen Desteği:

Her hamilelik farklıdır; beslenme planı doktor veya diyetisyenle kişiselleştirilmelidir.

Prenatal vitamin takviyeleri (folik asit, demir, D vitamini) doktor önerisiyle kullanılmalı.

Örnek Günlük Menü:

Kahvaltı: Yulaf, yoğurt, taze meyve, ceviz.
Ara Öğün: Badem, elma.
Öğle: Izgara tavuk, bulgur pilavı, bol yeşillikli salata, zeytinyağı.
Ara Öğün: Tam buğday kraker, humus.
Akşam: Somon, kinoa, buharda brokoli, yoğurt.
Ara Öğün: Süt, kuru kayısı.

Paylaşın

Daha Sağlıklı Bir Kalp İçin Diyet İpuçları

Kalp hastalıkları, dünya genelinde tüm kanser türlerinin toplamından daha fazla can kaybına neden olmaktadır. Kardiyovasküler hastalık teşhisi konulması, ruh halini, bakış açısını ve yaşam kalitesini etkileyerek duygusal açıdan da olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Haber Merkezi / Kilo yönetimi ve düzenli egzersiz, kalbi formda tutmak için kritik öneme sahip olsa da, tüketilen yiyecekler de aynı derecede önemlidir. Aslında, diğer sağlıklı yaşam tarzı seçimleriyle birlikte, kalp dostu bir beslenme düzeni, kalp hastalığı veya felç riskini yüzde 80 oranında azaltabilir.

İşte daha sağlıklı bir kalp için diyet ipuçları:

Doymuş ve Trans Yağlar Azaltılmalı: Kırmızı et, tam yağlı süt ürünleri ve işlenmiş gıdalardaki doymuş yağlar sınırlamalı. Trans yağlardan tamamen kaçınılmalı (örneğin, margarin ve paketli atıştırmalıklarda bulunur).

Sağlıklı Yağlar Tercih Edilmeli: Zeytinyağı, avokado, ceviz, badem gibi tekli doymamış yağlar ve omega-3 yağ asitleri (somon, sardalya, keten tohumu) kalp sağlığını destekler.

Meyve ve Sebze: Günde en az 5 porsiyon renkli meyve ve sebze tüketilmeli. Meyve ve sebzeler lif, vitamin ve antioksidanlar açısından zengindirler.

Tam Tahıllar Tercih Edilmeli: Beyaz ekmek ve rafine tahıllar yerine tam buğday, yulaf, kinoa gibi tam tahılları tercih edilmeli. Lif içeriği kolesterolü düşürmeye yardımcı olur.

Sınırlı Oranda Tuz: Günde 5-6 gramdan fazla tuz tüketilmemeli. İşlenmiş gıdalar yerine taze gıdalar kullanılmalı ve yemeklere tuz yerine baharat eklenmeli.

Şekerden Uzak Durulmalı: Şekerli içecekler ve tatlılar minimuma indirilmeli. Doğal tatlılık için meyve tercih edilmeli.

Alkolden Kaçınılmalı: Kadınlar günde 1, erkekler günde 2 kadehten fazla alkol tüketmemeli. Aşırı alkol kan basıncını artırabilir.

Bitki Bazlı Beslenme: Baklagiller, mercimek, nohut gibi bitkisel protein kaynaklarını daha sık kullanılmalı. Kırmızı eti haftada 1-2 kezle sınırlamalı.

Düzenli Porsiyon Kontrolü: Aşırı yemekten kaçınılmalı. Daha küçük tabaklar kullanmak porsiyon kontrolüne yardımcı olabilir.

Su Tüketimi: Şekerli içecekler yerine bol su içilmeli. Bitki çayları da iyi bir alternatiftir.

Paylaşın

Beşiktaş’ta Sergen Yalçın Dönemi

Beşiktaş, Sergen Yalçın ile 2027’ye kadar sözleşme imzalandığını duyurdu. Sergen Yalçın’ın Nevzat Demir Tesisleri’nde takımla tanışarak ilk antrenmanına çıktığı da bildirildi.

Haber Merkezi / Ole Gunnar Solskjaer ile yollarını ayıran Beşiktaş, Sergen Yalçın ile 2027’ye kadar sözleşme imzalandığını duyurdu: “Profesyonel Futbol Takımımızın Teknik Direktörlüğü konusunda Sayın Ali Rıza Sergen Yalçın ile 2026-2027 sezonu sonuna kadar sözleşme imzalanmıştır.”

Sergen Yalçın, teknik direktörlük kariyerine Beşiktaş altyapısında başladı. 2008-2009 sezonunda Beşiktaş’ın U-15 takımını çalıştırdı. 2009’da ise Beşiktaş A2 takımının başına geçti ve Marmara Grubu’nda güçlü rakipler arasında liderlik elde etti.

Ancak, aynı dönemde A takım teknik direktörü Mustafa Denizli’nin genç oyunculara yeterince şans vermediğini eleştirerek Aralık 2009’da görevinden ayrıldı.

Sergen Yalçın, 29 Ocak 2020’de Abdullah Avcı’nın yerine Beşiktaş’ın teknik direktörü olarak atandı. Bu dönemde, özellikle 2020-21 sezonunda büyük başarılar elde etti:

Süper Lig Şampiyonluğu: Beşiktaş, 40 maçta 26 galibiyet, 6 beraberlik ve 8 mağlubiyetle 84 puan toplayarak Süper Lig şampiyonu oldu.

Türkiye Kupası: Aynı sezon Beşiktaş, Türkiye Kupası’nı da kazanarak çifte kupa başarısı yakaladı.

Rekorlar: Yalçın, Beşiktaş tarihinde hem futbolcu hem de teknik direktör olarak Süper Lig ve Türkiye Kupası kazanan ilk ve tek isim oldu. Ayrıca, 1 Mayıs 2021’de Hatayspor’u 7-0 yendikleri maçta, Beşiktaş’ın bir Süper Lig maçının ilk yarısında 5 gol atmasını sağlayarak kulüp rekoru kırdı.

İstatistikler: Bu dönemde Beşiktaş’ın başında 82 resmi maça çıktı; 46 galibiyet, 13 beraberlik ve 23 mağlubiyet aldı.

2021-22 sezonu öncesinde Beşiktaş ile sözleşmesini bir yıl uzattı, ancak sezonun ilerleyen haftalarında takımın Süper Lig ve UEFA Şampiyonlar Ligi’nde kötü performans göstermesi üzerine 9 Aralık 2021’de istifa etti.

Paylaşın

Hoisin Tavuk Sote, Malzemeleri, Hazırlanışı

Hoisin tavuk sote, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

500 gr tavuk göğsü (lokmalık doğranmış)
3 yemek kaşığı hoisin sos
2 yemek kaşığı soya sosu
1 yemek kaşığı bal (veya esmer şeker)
1 yemek kaşığı pirinç sirkesi (veya elma sirkesi)
2 diş sarımsak (ezilmiş)
1 çay kaşığı rendelenmiş taze zencefil
1 yemek kaşığı susam yağı (veya zeytinyağı)

1 kırmızı veya yeşil biber (şerit halinde doğranmış)
1 küçük havuç (ince dilimlenmiş, isteğe bağlı)
1/2 su bardağı brokoli çiçeği (isteğe bağlı)
2 yemek kaşığı sıvı yağ (kızartma için)
Taze yeşil soğan ve susam (süsleme için)
Servis için: Yasemin pirinci veya noodle

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım…

Bir kapta hoisin sos, soya sosu, bal, pirinç sirkesi, sarımsak ve zencefili karıştırın, tavuk parçalarını bu marinasyona ekleyin ve 15-20 dakika buzdolabında bekletin.

Geniş bir wok veya tavada sıvı yağı ve susam yağını yüksek ateşte ısıtın, marine edilmiş tavukları süzerek tavaya alın (marinasyonu saklayın), tavuklar renk alana kadar 4-5 dakika soteleyin, ardından bir tabağa alın, aynı tavada biber, havuç ve brokoliyi ekleyin, 3-4 dakika diri kalacak şekilde soteleyin.

Tavukları tavaya geri ekleyin, kalan marinasyon sosunu dökün ve tüm malzemeyi karıştırarak 2-3 dakika, sos hafifçe koyulaşana kadar pişirin.

Sıcak olarak yasemin pirinci veya noodle üzerine servis edin, üzerine doğranmış yeşil soğan ve kavrulmuş susam serpin.

Püf Noktaları:

Hoisin sos zaten tuzlu olduğundan soya sosunu dikkatli ekleyin.
Sebzeleri damak zevkinize göre çeşitlendirebilirsiniz (kabak, mantar veya su kestanesi gibi).

Daha yoğun bir sos için 1 çay kaşığı mısır nişastasını az suyla karıştırıp sosa ekleyebilirsiniz.
Tavuğun sulu kalması için fazla pişirmemeye özen gösterin.

Paylaşın