Erdoğan’dan “Sosyal Medya” Uyarısı

Adalet Akademisi’nde konuşan Erdoğan, “Hiçbir kuralın, değerin, ahlaki sınırın olmadığı sosyal medya mecraları giderek büyük bir operasyon aygıtına dönüşmeye başladı” dedi ve ekledi:

“Etkileşim odaklı yeni medya düzeninin en büyük kurbanı adaletin temel ilkeleri oluyor. Sanal alemde karşılıklı mevzilenmiş infaz mangaları her gün hedef tahtasına konacak bir şahıs olay ve kurum mutlaka buluyor. Pek çok hukuksuzluğa imza atılıyor.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde 1’inci Dönem Hakim ve Savcı Yardımcıları Eğitimi Açılış Töreni’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Adalet Akademimizi yeniledik, güçlendirdik. Yargı sistemimizin bel kemiğini oluşturan hakim ve savcılarımızın en iyi şekilde yetişmeleri noktasında hiçbir fedakarlıktan kaçınmadık.

Bugün ülkemizde hukuk eğitimi veren önemli sayı ve çeşitlilikte kurumlarımız var. Hakim ve savcı sayısı 3 kat arttı. Son 22 yılda avukat noter hukuk eğitimi görmüş personel hakim sayılarında artış sağladık.

Hakim-savcı sayımız bugün 25 bine yaklaştı. Mesleki bilgi beceri fakülte eğitimini aşan bir çabayı gerektirir. Değerler ile bilgi arasında bağ kurmayı sağlayan köprü ise tecrübedir. Hakim ve savcı yardımcılığı mekanizması ile bilgiyle tecrübeyi harmanlamayı amaçlıyoruz. Yardımcılıkta süreyi 3 yıla çıkardık. Akademideki eğitim süresini 7 aydan 10 aya yükselttik.

Yargı gücünü adalete bağlılıktan alır. Köklü adalet sisteminin yerleşmesine büyük önem verdik. Yeni mahkemeler kurarak milletimizin adalete erişimini kolaylaştırdık.

Yargıda nicelik ve nitelik artıyor. Adalete dair her başlıkta kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. İnsanın olduğu her yerde çatışma ve çelişkiler de kaçınılmazdır. Arzu edilmese dahi suç işlenir.

Hukuk devleti bu çatışmalara hızlı cevaplar vermeyi gerektirir. Adil işleyen yargı sistemi bunun kurumsal çerçevesidir. Tarafsız işleyen yargı bu sistemin varlığı ekonomik kalkınmanın da güvencesidir.

Adliyenin kapsını adaletin kapısı haline getirmek sürekli çalışmayı toplumu takip etmeyi gerektirir. 1960’tan beri bu ülkede yargı siyasete istikamet çizmenin vesayetin bir vasıtası olarak kullanıldı. Yassıada mahkemelerinin 12 Eylül mahkemelerinin verdiği kararların utancı yıllarca adalet sistemimizin peşini bırakmadı.

Önce 17-25 Aralık emniyet-yargı girişiminde, ardından 15 Temmuz darbe girişimini çok iyi hatırlıyoruz. Bu ülkeye verdikleri zararın faturasını hala ödüyoruz. Devletimizi, vesayet aparatlarından ve FETÖ artıklarından ne kadar temizlemiş olursak olalım dikkati elden bırakmadan mücadeleyi sürdüreceğiz.

Suç işleyenin, milletin malına, canına kast edenin yeri sokaklar değil hapishanelerdir. Burada bir sıkıntı varsa gidermek boynumuzun borcudur.

Hiçbir kuralın, değerin, ahlaki sınırın olmadığı sosyal medya mecraları giderek büyük bir operasyon aygıtına dönüşmeye başladı.

Etkileşim odaklı yeni medya düzeninin en büyük kurbanı adaletin temel ilkeleri oluyor. Sanal alemde karşılıklı mevzilenmiş infaz mangaları her gün hedef tahtasına konacak bir şahıs olay ve kurum mutlaka buluyor. Pek çok hukuksuzluğa imza atılıyor.

Toplumun merakını gideren yayınlar yaparken, yürüyen soruşturmanın selametini de korumak, gözetmek herkesin mesuliyetidir. İnsanlık olarak toplum olarak nereye gidiyoruz? Masum çocukların naaşı üzerinden milletin inanç değerleri ile aile kurumu ile dini müesseselerle siyasi hesap görülmesine müsaade etmemeliyiz.”

Paylaşın

Türkiye’den Avrupa Birliği’ne 28 Bin İltica Başvurusu

2024 yılının ilk altı ayında 28 bin 224 Türk vatandaşı Avrupa Birliği’ne (AB) iltica başvurusu yaptı. Başvurularda ilk sırayı 16 bin 88 kişi Almanya ikinci sırayı 4 bin 382 kişi ile Fransa ve üçüncü sırayı 2 bin kişiyle Yunanistan aldı.

Bu yılın ilk altı ayında AB’ye üye 27 ülke ile Norveç ve İsviçre’yi kapsayan AB+ ülkelerine toplam 513 bin iltica başvurusu yapıldı. Avrupa İltica Ajansının bugün açıkladığı raporda, başvuru sayısının geçen yıla göre dengeli seyrettiği kaydedildi.

AB+ genelinde iltica başvuruları 2020’den itibaren yeniden yükselişe geçmiş ve 2023’ün ilk yarısında 2022’nin aynı dönemine göre yüzde 18’lik artışla 1,3 milyona ulaşmıştı. Bu yılın ilk altı ayında iltica başvuruları geçen yıla göre 6 bin azalsa da yıl sonu itibarıyla iltica başvurularının yine 1 milyonun üzerine çıkması bekleniyor.

Bu yılın ilk altı ayındaki başvurularda Suriyeliler yüzde 14’lük oranla başı çekti. Suriyelilerin başvuru sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 artarak 71 bin oldu.

Afganlar 2023’ün ilk yarısına göre 18’lik düşüşe rağmen ikinci sıradaki yerini korudu. Afganistan vatandaşları tarafından AB+ ülkelerine toplam 45 bin başvuru yapıldı.

Latin Amerika ülkeleriyle yapılan vize muafiyet anlaşmaları, bu ülkelerden iltica başvurularında patlamaya yol açtı. Venezuela’dan 37 bin, Kolombiya’dan 29 bin ve Peru’dan 14 bin iltica başvurusu yapıldı. Venezuelalıların yüzde 90’ı ve Kolombiyalıların yüzde 80’i başvurusunu İspanya’ya yaptı.

Türkiye’den iltica başvurularında geçen yıl yaşanan patlama ise durulmuş görünüyor. Türk vatandaşları, 2023 sonbaharında başvurulardaki daha önce eşi görülmemiş yükselmeyle kısa süreliğine ikinci sıraya yükselmişti. Raporda Almanya merkezli bu artışın kısa ömürlü olduğuna, iltica başvurularının sayısında sonraki aylarda düşüş kaydedildiğine işaret edildi.

Türk vatandaşları 2024’ün ilk altı ayında toplam 28 bin 224 başvuru yaptı. Başvuruların yüzde 57’si, yani 16 bin 88 kişi Almanya’ya iltica başvurusunda bulunurken Almanya’yı 4 bin 382 kişiyle Fransa ve 2 bin kişiyle Yunanistan izledi.

Türk vatandaşlarının başvurularındaki kabul oranlarında düşüş de sürüyor. 2019’da yüzde 54 olan kabul oranı, 2024’ün ilk yarısı itibarıyla yüzde 18’e geriledi. AB+ genelinde ise ilk iltica başvurularında kabul oranı yüzde 46 oldu.

Almanya, başvurularda 2023’ün ilk yarısına göre yüzde 20’lik azalmaya rağmen AB+ genelinde en fazla iltica başvurusu yapılan ülke olmayı sürdürdü. Toplam iltica başvurularının 124 bini Almanya’ya, 88 bini İspanya’ya, 85 bini İtalya’ya yapıldı. Kıbrıs Cumhuriyeti ise 4 bin 900 başvuruyla, nüfusuna oranla en yoğun göçün yaşandığı AB ülkesi konumunu sürdürdü.

Rusya’nın 2022 Şubat ayındaki saldırısıyla başlayan savaştan kaçan Ukraynalıların sayısı da 2024 Haziran sonu itibarıyla 4,5 milyon olarak kaydedildi. Ukraynalılara tanınan geçici koruma hakkı Mart 2026’ya kadar uzatılmıştı. Ukraynalıların 1,3 milyon kişiyle en çok tercih ettiği ülke Almanya olurken 1 milyon Ukraynalı Polonya, 62 bin Ukraynalı da Fransa’ya başvuru yaptı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

DEM Partili Doğan: Demokratik Çözümü Savunuyoruz

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Kürt özgürlük hareketinin eşitlik ve özgürlük talebini Türkiye halklarıyla buluşturma mücadelesine karşı yürütülen ideolojik ve politik saldırıların bu özden korkulduğu için yapıldığını biliyoruz. DEM Parti Kürt sorununda demokratik çözümü savunuyor, Türkiye’nin demokratikleşmesi eşit ve özgür bir toplum inşası için mücadele ediyor” dedi ve ekledi:

“Demokratik kurum ve yapılar ile eşit özgür ortaklaşma ilişkisi olan üçüncü yol stratejisini demokratik ittifak kararlılığının ve demokrasi mücadelesinde yan yana durmanın gerekliliğinin, radikal demokrasi anlayışla savunuyor. Konferansımızda üçüncü yol stratejisinin tam anlamıyla hayatıyla geçirilmemesi temel bir eksiklik olarak tespit edildi ve örgütlenme modelini buna göre yeniden düzenleyen kararlar aldı.

Bunları hayata geçirmenin kararlığının ifadesi olarak kabul etmek gerekiyor. Gelin bu çağrımıza kulak verin bu örgütlenme hamlemizde birlikte omuz omuza yürüyelim. Hiçbirimiz yalnız kalmasın. Tarihsel tecrübelerle deneyimledik ki; örgütlü bir halkı bir toplumu yenebilecek kuvvet yoktur. O yüzden birlikte yürüyüp birlikte kazanmayı ve başarmayı sağlamalıyız. Mutlaka başaracağız.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, Merkezi ve Kadın Örgütlenme Konferanslarının sonuç bildirgesine dair genel merkez binasında basın toplantısı düzenledi. Doğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Yeni bir örgütlenme modeline geçiyoruz. Coğrafya üzerinden yeni yapılandırılan bir örgütlenme modeli. Detaylarını sizlere aktaracağım. yerelden başlayarak DEM Partinin örgütsel mekanizmalarının öncelikle konu başlığı ve stratejimiz çerçevesinde ele aldık. Çünkü yerelden başlayıp merkez doğru örgütlenmenin ne kadar önemli bir şey olduğunu yıllardır verdiğimiz mücadele ile anlatmaya, yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyoruz. İlmek ilmek ördük bu konferansı yerelden başlayarak. Bunu tekrar tekrar altını çizeceğim. İl ilçe ve belde örgütlerimize onlarca toplantı çalıştay yaptık.

Hem dünyaya, Türkiye’ye ve Kürdistan’a baktığımızda; tarihsel eşikten geçtiğimizi görüyoruz. Bu tarihsel eşik ve buna uygun bir örgütlenme gücüyle harekete geçmek önemlidir. Dünyadaki kapital sistem yeniden dizayn ediliyor. Enerji ve ticaret hatları üzerinden bir hegemonya savaşı sürüyor. Küresel ve bölgesel düzeyde kritik gelişmeler yaşanıyor.

Malumunuz Ortadoğu’da bir kez daha soykırım trajedisi İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarıyla sürüyor. İktidar savaş ve çözümsüzlük politikalarından vazgeçmiyor. Nerede olursa olsun Kürtlerin kazanımlarına saldırılar devam ediyor. Bir yandan Irak Kürdistan Bölgesi’nde saldırılarını yoğunlaştırıyor, diğer yandan Rojava’ya yönelik tehditlerini de sürdürüyor. İmralı’daki tecrit rejiminin mutlak iletişimsizliğe dönüştüğü bir tarihsel eşikte gerçekleştirildi.

Mutlak bir iletişimsizlik haline dönüştürülen tecrit rejimi bu sistem değiştirilebilir. Konferansımızın önemli başlıklarından biri de buydu. Yani dayatılan emperyal savaşa karşı halkların barışına dair çözüm önerileri olan, Ortadoğu ve dünyada tüm ezilenlerin mücadelesine sunduğu teorik katkılarla çatışma ve savaşların son bulmasındaki anahtar rolüyle Sayın Öcalan’ın muhataplığının hayati önemini bir daha vurguladık.

Eğer Kürt sorununda demokratik çözüm yolu tercih edilir ve buna göre adımlar atılırsa; mevcut krizlere olumlu etki yaptığı görülecektir. Konferansta bu nedenle Sayın Öcalan’ın; fiziki özgürlüğünü de kapsayacak biçimde sağlık, güvenlik ve özgür çalışma koşullarının sağlanması için mücadeleyi yükseltmenin altı çizildi. Bir tarihsel kavşakta daha güçlü bir örgütlenmeye ihtiyacımız olduğunu bazı ana başlıklarla anlatmaya birlikte anlatmaya çalıştık. Örgütlü bir toplumla bu krizi aşabileceğimizi söyledik.

“Coğrafi esaslara dayalı örgütlenme”

İşte bu çerçevede bir yeni düzenlemeye gidildi. Partimiz önümüzdeki dönem çalışma modeli coğrafi esaslı bölge modeli şeklinde olacak. DEM Parti önümüzdeki dönemde coğrafi esaslı bölge modeliyle örgütlenerek çalışacak. Toplumsal alanı örgütleyerek, güçlü dayanışma ağları örerek ve bunları genişleterek, mücadeleyi birleştiren, toplumu savunmayı hedefleyen DEM Parti; demokratik, konfederal, yerel, özerk ve özgürlükçü mekanizmaların inşa edilmesi amacıyla Türkiye’de coğrafi esaslara dayalı 12 bölge özelinde Parti Meclisi Üyeleri Bölge Koordinasyonu modeli ile örgütlenme kararı aldı.

Parti Meclisi Üyeleri Bölge Koordinasyonu modelimize ilişkin Merkezi Örgütlenme Komisyonumuz hazırlık içerisinde. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra, PM’ye sunulacak. Örnek vermek gerekirse, Marmara Bölgesi 2 bölge olarak ele alınacak. Ege 2, Karadeniz 1 ve İç Anadolu 1. Parti meclisimiz bu şekilde çalışacak. 12 Bölge esaslı olarak. Konferansımızda, çoğulcu bir yapıyı benimseyen partimizin belde, ilçe ve il kongreleri ile büyük kongre hazırlık süreçlerinin partinin eşit temsiliyet ilkesi ile birey-bileşen yapısı dikkate alınarak yürütülmesi, kongre komisyonları ile mutabakat komisyonlarının radikal-demokratik ilkeler doğrultusunda çalışması karar altına alındı.

Bu yolda eksik bırakılanların giderilmesi için daha güçlü bir örgütlenme, Türkiye restorasyonla tadilatla sistem içi düzeltmelerle çözülemeyecek kadar derin yapısal sorunlarla boğuşuyor. Konferans delegasyonumuz, sistem kaynaklı bu sorunların çözümünün yine doğrudan ve ancak yeni bir sistem inşasına dayalı olarak çözülebileceğini düşünüyor. DEM Parti olarak sokakta, yerel yönetimlerde ve parlamentoda güçlü bir biçimde özneleştirilmek olduğunu ve bu ihtiyacın acil bir görev olarak önümüzde durduğunu bir daha vurguladı.

DEM Parti’nin farklı kesimlerle bir bir araya gelme ve bu mücadele alanını genişletme stratejisi hedef alınıyor. Niye? Türkiye halklarının tümünü temsil eden, onların direniş ve itirazlarını sahiplenen, Kürt siyasi hareketinin birikimini, sosyalist devrimci demokratik güçlerin mirasıyla birleştiren bir zemine dayanıyor. Tam da bu zemin aslında hedef alınmak isteniyor. İşte biz bu zeminden vazgeçmeyeceğimizi ve kararlığımızı bu konferansta bir kez daha yüzlerce delegasyonun katılımıyla şimdi sizlerin huzurunda ilan etmiş oluyoruz.

Kürt özgürlük hareketinin eşitlik ve özgürlük talebini Türkiye halklarıyla buluşturma mücadelesine karşı yürütülen ideolojik ve politik saldırıların bu özden korkulduğu için yapıldığını biliyoruz. DEM Parti Kürt sorununda demokratik çözümü savunuyor, Türkiye’nin demokratikleşmesi eşit ve özgür bir toplum inşası için mücadele ediyor. Demokratik kurum ve yapılar ile eşit özgür ortaklaşma ilişkisi olan üçüncü yol stratejisini demokratik ittifak kararlılığının ve demokrasi mücadelesinde yan yana durmanın gerekliliğinin, radikal demokrasi anlayışla savunuyor.

Konferansımızda üçüncü yol stratejisinin tam anlamıyla hayatıyla geçirilmemesi temel bir eksiklik olarak tespit edildi ve örgütlenme modelini buna göre yeniden düzenleyen kararlar aldı. Bunları hayata geçirmenin kararlığının ifadesi olarak kabul etmek gerekiyor. Gelin bu çağrımıza kulak verin bu örgütlenme hamlemizde birlikte omuz omuza yürüyelim. Hiçbirimiz yalnız kalmasın. Tarihsel tecrübelerle deneyimledik ki; örgütlü bir halkı bir toplumu yenebilecek kuvvet yoktur. O yüzden birlikte yürüyüp birlikte kazanmayı ve başarmayı sağlamalıyız. Mutlaka başaracağız.”

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın

Sermaye Sınıfından “İş Güvencesi” Kaldırılsın Talebi

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “İş Kanunu’nun ‘ekonomi dostu’ olacak şekilde güncellenmesi, iş dünyasının temel önceliklerinden biri” dedi ve ekledi:

“Ülkemizde kıdem tazminatı, işsizlik sigortası, işe iade tazminatı, sendikal tazminat gibi iş hayatına ilişkin pek çok katı düzenleme, işverenin ilave istihdama yönelmesini zorlaştırıyor. İşveren ve işçiyi hukuki olarak karşı karşıya getiren düzenlemelerin gözden geçirilmesi fayda getirecektir.”

Ucuz iş gücü olarak görülen yabancıların daha kolay çalıştırılmasının önünün açılması gerektiğini belirten Şekip Avdagiç, “Yabancıların istihdamında, çalışma ve izinlerinde ‘bir yabancı için 5 Türk işçi istihdamı’ gibi kriterlerin kolaylaştırılması, iş dünyasının önemli beklentileri arasındadır” ifadelerini kullandı.

Çocuk işçiliği olarak tanımlanan MESEM için de değerlendirmede bulunan İTO Başkanı Avdagiç, “Haftada bir gün okulda eğitim, dört gün iş yerlerinde çalışmaya imkan veren Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) sistemine ağırlık verilmeli” dedi.

İstanbul Ticaret Odası, iş dünyasının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan beklentilerini açıkladı.

BloombergHT’nin aktardığına göre; İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın konuk olduğu İTO Eylül ayı meclis toplantısında, İstanbul iş dünyasının iş ve çalışma hayatına ilişkin talep ve beklentilerini dile getirdi.

Bakan Vedat Işıkhan’ı İTO’nun 800 bin üyesi adına Oda’da konuk ettiklerini belirten Avdagiç, “Bu, şu anlama geliyor. İTO olarak Türk çalışma hayatının odağında olan bir meslek örgütüyüz. En büyük işveren temsilcisi biziz. En çok çalışan sayısı, bizim üye firmalarımızda bulunuyor. Dolayısıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızla çok sıkı çalışıyor, sürekli iletişim içinde bulunuyoruz” dedi.

“İş Kanunu ‘ekonomi dostu’ olacak şekilde güncellenmeli”

Avdagiç, konuşmasında iş dünyasının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan beklentilerini açıkladı. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, 12 talep ve beklentiyi şöyle açıkladı:

“1- İş Kanunu’nun ‘ekonomi dostu’ olacak şekilde güncellenmesi, iş dünyasının temel önceliklerinden biri. Ülkemizde kıdem tazminatı, işsizlik sigortası, işe iade tazminatı, sendikal tazminat gibi iş hayatına ilişkin pek çok katı düzenleme, işverenin ilave istihdama yönelmesini zorlaştırıyor. İşveren ve işçiyi hukuki olarak karşı karşıya getiren düzenlemelerin gözden geçirilmesi fayda getirecektir.

2- Kısa çalışma ödeneğinin ekonomik şartlardan dolayı istihdamını koruması gereken firmalar için etkin olarak kullanılması konusunda daha esnek bir yaklaşımın beklentisi içindeyiz.

3- Gelir vergisi dilimleri ve SGK üst limiti gözden geçirilmeli. Gelir vergisi ve SGK priminden muaf tutulan yemek bedeli istisnasının, güncel koşullara göre revize edilmesi ve günlük asgari ücretin yüzde 50’sinin altına düşmemesi yarar getirecektir.

4- İş mahkemelerinde açılan alacak ve tazminat davalarına ilişkin zamanaşımı sürelerinin 1 yıl ile sınırlandırılması önem taşıyor.

5- İşverenden kaynaklanmayan herhangi bir sebeple sigortalının işten ayrılması gibi istisnai hallerde, sağlanan istihdam teşvik ve desteklerinin geri alınmaması iş dünyasının beklentileri arasında.

6- Olağan iş akışının bozulmaması için rutin sosyal güvenlik denetimlerinin istisnai durumlar dışında randevulu yapılması yararlı olacaktır.

7- Yabancıların istihdamında, çalışma ve izinlerinde ‘bir yabancı için 5 Türk işçi istihdamı’ gibi kriterlerin kolaylaştırılması, iş dünyasının önemli beklentileri arasındadır.

8- Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalıların, diğer sigortalılara kıyasla yaşlılık aylığına hak kazanmak için gereken prim ödeme gün sayısındaki farklılıkların giderilmesi bir diğer beklenti.

9- 2025 yılı ile birlikte emekli aylıklarında yüzde 34’e varan bir kayba sebebiyet vereceği öngörülen aylık bağlanma sisteminin söz konusu mağduriyeti giderecek şekilde revize edilmesi, istihdam piyasasında oluşabilecek ani dengesizliklerin önüne geçecektir.

10- Haftada bir gün okulda eğitim, dört gün iş yerlerinde çalışmaya imkan veren Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) sistemine ağırlık verilmeli.

11- İşbaşı Eğitim Programı’nda ödenen cep harçlığı tutarının daha yüksek düzeylerde belirlenmesi teşvik edici bir rol üstlenebilir.

12- Bağımsız (freelance) yani bağımsız çalışanların kayıtlı çalışmasının sağlanması ve sosyal güvenlik haklarından yararlanma olanaklarının kolaylaştırılması önem arz etmektedir.”

Paylaşın

“Borsa İstanbul’da Vurgun” İddiası: SPK’ya Çağrı

Borsa İstanbul’da yaşanan son düşüşler ve organize vurgun iddialarıyla ilgili eleştirilerde bulunan CHP Milletvekili Özgür Karabat, Sermaye Piyasası Kurumu’na (SPK) seslendi:

“Siz sadece halka arz, AKP açıklamaları, sermaye artırımları gibi evrak işleriyle mi görevlisiniz? SPK’nın asli görevi borsa yatırımcısını korumak, onların soyulmasına engel olmaktır!”

Borsa İstanbul’da son zamanlarda dikkat çekici bir düşüş yaşanırken, enflasyon karşısından küçük birikimlerini borsaya yönlendiren milyonlarca küçük yatırımcı da büyük zarara uğradı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, konuya ilişkin açıklamasında “AKP, vatandaşları ‘yerli ve milli’ söylemleri ile döviz ve altın yerine borsaya yönlendirdi” diyerek “Borsaya yatırım yapan 8 milyon civarındaki vatandaşımızın hemen hemen hepsi büyük zararda” ifadelerini kullandı.

Borsada yaşanan düşüşleri sosyal medyada dile getiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, yaşanan düşüşü “vurgun” olarak niteleyerek, “Son 3 ayda pay senedi değeri 14 trilyon TL’den 13 trilyon TL’ye geriledi. 1 trilyon liralık kayıp oluştu. Ucuza hisse toplayıp satan tahtacılar ve bazı portföy yönetim şirketleri on milyarlarca lirayı ceplerine attılar” dedi.

Borsada yaşanan düşüşleri sosyal medyada dile getiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, yaşanan düşüşü “vurgun” olarak niteleyerek, “Son 3 ayda pay senedi değeri 14 trilyon TL’den 13 trilyon TL’ye geriledi. 1 trilyon liralık kayıp oluştu. Ucuza hisse toplayıp satan tahtacılar ve bazı portföy yönetim şirketleri on milyarlarca lirayı ceplerine attılar” dedi.

Asli görevi borsa yatırımcısını korumak olan SPK’ya da seslenen CHP’li Karabat; “Siz sadece halka arz, AKP açıklamaları, sermaye artırımları gibi evrak işleriyle mi görevlisiniz? Bu servet transferi ve soygununu asla meşrulaştıramazsınız.” diyerek sorumlulardan er geç hesap sorulacağını da sözlerine ekledi.

Karabat sosyal medyadaki paylaşımında şunları dile getirdi:

1-AKP, vatandaşları “yerli ve milli” sözleri ile döviz ve altın yerine borsaya yönlendirdi. Geldiğimiz noktada borsaya yatırım yapan 8 milyon civarındaki vatandaşımızın hemen hemen hepsi büyük zararda.

2-Çok büyük bir organize vurgun döndüğü iddiaları aldı yürüdü. Sadece son 3 ayda pay senedi değeri 14 trilyon TL’den 13 trilyon TL’ye geriledi. 1 trilyon liralık kayıp oluştu. Ucuza hisse toplayıp satan tahtacılar ve bazı portföy yönetim şirketleri on milyarlarca lirayı ceplerine attılar.

3-Eski Hazine Bakanı Nureddin Nebati, BIST şirketlerinin piyasa değerinin GSYH’ye oranının %60’a çıkması gerektiğini söylemişti. Mehmet Şimşek de finansman ihtiyacının %12’sinin sermaye piyasalarından karşılandığını, bunun ABD’deki gibi %60’a çıkması gerektiğini vurgulamıştı.

4-Moody’s ve diğer uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin notunu artırdılar. Bunu ballandıra ballandıra anlatıp, Türkiye’ye yatırım yağacağını, borsanın uçacağını söyleyerek vatandaşları kandırdınız.

5- Bu ülkede SPK ne iş yapar?

Siz sadece halka arz, AKP açıklamaları, sermaye artırımları gibi evrak işleriyle mi görevlisiniz? SPK’nın asli görevi borsa yatırımcısını korumak, onların soyulmasına engel olmaktır!

6-Bir taraftan vurgun yapılırken, diğer taraftan da borsa yatırımcısının hisseleri değersizleştirilerek enflasyonla mücadele ettiğinizi mi sanıyorsunuz!

Bu servet transferi ve soygununu asla meşrulaştıramazsınız!

7-Vatandaş 3 kuruş birikimi enflasyon karşısında erimesin diye AKP’ye güvenip borsaya girdi. Sonuçta tahtacıların ve bazı portföy şirketlerinin kölesi oldular.

Her şey kayıtlar altında, gün gelince bunların tek tek hesabını soracağız!”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Özel’den Bahçeli’ye Zor Soru: HÜDA Par’a Ne Diyorsun?

Balıkesir Susurluk’ta halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Anayasanın 4’üncü maddesine karşıyız” diyerek ilk 3 maddeyi hedef alan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nu hatırlattı.

CHP Lideri Özel, “3-5 oy uğruna olmadık işler yapıldı, yapılmaya devam ediliyor. Onunla bununla ittifak. En güzel ittifak bizim ittifakımız, Türkiye İttifakı. Bir ittifak da HÜDA PAR. Kadının seçme seçilme hakkına karşı çıkan HÜDA PAR, çıkmış Anayasanın ilk 4 maddesine karşıyız diyor. Seçim zamanı susturdular. Şimdi Anayasanın 4. maddesine karşıyız diyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti başkenti Ankara’ya karşılar. Bayrağa karşılar, İstiklal Marşı’na karşılar, Cumhuriyet’e karşılar” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye sorular yönelten Özgür Özel, “Mikroba sen niye hastalık yapıyorsun diye hesap soramazsın. Mikrop mikroptur. Ama milliyetçi muhafazakarım diyenler… Bahçeli’ye soruyorum. Sen bu HÜDA PAR’a ne diyorsun. Kimler kimlerle beraber?” dedi.

Zekeriya Yapıcıoğlu ne demişti?

Zekeriya Yapıcıoğlu, bir televizyon kanalında katıldığı canlı yayında, Anayasa’nın 4. maddesinin kaldırılmasını istediklerini söylemekten geri durmamıştı. Yapıcıoğlu, “Ahmağa anlatır gibi tek tek söyledim, buna rağmen anlamamakta ısrar ediyorlar. Biz, anayasanın 4’üncü maddesi olmasın diyoruz. Kameraya bakarak söyleyeyim bir daha. Anayasa’nın 4. maddesi olmasın diyoruz.

Anayasa’da değiştirilemez maddeler olması demek, bütün değiştirilemez dediğiniz maddelerin hepsini değiştirelim anlamında değildir. Anayasa’nın 4. maddesine karşıyız. Tamam mı anladınız mı? 4. madde gelecek nesillerin iradesine ipotek koymaktır. Diğer maddeleri oturalım beraber yazalım. İlk 4 madde değil, 4. madde” ifadelerini kullanmıştı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir’in Susurluk ilçesinde halka seslendi. Cumhuriyet’in aktardığına göre; Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Eşim Bursalı Susurluk’ta belki 500 kere mola vermişizdir. Belediyeyi kaç dönem kazanamıyorduk. Örgüt ‘alacağız’ diye ant içti. Susurluk’taki bu inanca uzun süredir gönül vermiştim… ‘Çözelim’ dedik dinlemediler. Susurluk’u istediler. “Susurluk her türlü pazarlığın dışındadır” dedik. İyi ki de öyle demişiz. Şüphe yok, CHP’nin en büyük başarısı Ege’deki 9’da 9 bölgeyi almak oldu.

Maalesef şeker fabrikası kaderine terk edildi. Türkiye ekonomisine katkı sağlıyordu. Bu iktidar şeker fabrikalarının kar edenleri birilerine peşkeş çekip, kalanları kaderine terk ediyor. İktidar olacağız şeker fabrikalarını yeniden milletin yapacağız… Yollar yenileniyor. Her yerin en kaliteli asfalt olması için arkadaşlar çalışacaklar. Susurluk hak ettiği medeni seviyeye ulaşacak. Başkan 2 kişiden birinin oyunu almıştı, şimdi gelecek seçimlerde 4 kişinin 3’ünün oyunu istiyorum.

2023’te sayın Erdoğan’a vazife verildi. Bir karalama kampanyası yürüttüler. Seçmenin kafasını karıştırmak için çok çaba sarf ettiler. İnsanlara ‘tehlike büyük oyunu bize ver, bayrağı indirip vatanı böldürecekler’ dedi. İnsanlar kanarak oy verdi. Ezana dindirecekler dedikleri CHP bitmeyen camileri tamamlıyor.

Diyanet Sen sendikası gelip dosya veriyorlar. Derdimizi siz çözesiniz diyorlar. Müzzinin derdini çözmek de CHP’nin boynunun bordur. Ezanı Yunanlılar, Fransızlar susturmuştu. Bu partiyi kuranlar ezanı tekrar okuttular.

3-5 oy uğruna olmadık işler yapıldı, yapılmaya devam ediliyor. Onunla bununla ittifak. En güzel ittifak bizim ittifakımız, Türkiye İttifakı. Bir ittifak da HÜDA PAR. kadının seçme seçilme hakkına karşı çıkan HÜDA PAR çıkmış Anayasanın ilk 4 maddesine karşıyız diyor. Seçim zamanı susturdular. Şimdi Anayasanın 4. maddesine karşıyız diyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti başkenti Ankara’ya karşılar. Bayrağa karşılar, İstiklal Marşı’na karşılar, Cumhuriyet’e karşılar.

Mikroba sen niye hastalık yapıyorsun diye hesap soramazsın. Mikrop mikroptur. Ama milliyetçi müfafazakarım diyenler… Bahçeli’ye soruyorum. Sen bu HÜDA Par’a ne diyorsun. Kimler kimlerle beraber?

İsrail ile ticarete halen devam ediyorlar. Geçtiğimiz günlerde katiller, Filistin’e destek veren Ayşenur’u ensesinden vurdu. Konuşma yapmak istediler. Bu beraberliği biz önemserken orada çıkıp siyaset yapmaya kalktılar. O siyasete izin vermediler, kürsüyü kurdurtmadılar.

Oyun biter mi onlarda. Dedim cenazede siyaset yapmayın. Çıktı konuştu. Meclis Başkanı tarafsız olsa Meclis’te tarafsız olur. Sonra çıktım ayıp ettiniz dedim. Omzumuzu sevdiler, Gittiler. Herkes yapılan işi ayıplıyor… Tayyip Bey, AK Parti ortada yok. Karşınıza çıkamıyorlar. buraya gelemiyorsan sandığa gideceksin Tayyip Bey. Fiyatları indiremiyorsanız, enflasyonu durduramıyorsanız seçime gideceksiniz.

Bilal Erdoğan sahaya indiyse AK Parti’de işler yolunda gitmiyordur ya da işler sandıklarından kötü gidecektir emin olun. Bilal Erdoğan’dan mümkünse mikrofonu eksik etmeyelim… Ne diyor “Suriyelilerin Türkiye’de suç işlediklerini kabul etmiyorum. Onlar bizim vatandaşımıza göre Türkiye ile daha uyumlular” diyor. Bilal Bey siz Suriyelileri burada tutun. Biz önce sizin iktidarınızı göndereceğiz, sonra onları memleketlerine yollayacağız.

CHP bütün anketlerde Türkiye’nin birinci partisi. Bu asgari ücretten, yoksulluktan sizleri kurtaracak olan CHP’dir. CHP Türkiye’nin birinci partisidir.”

Paylaşın

Sağlıklı Beslenmenin Maliyeti Günlük 890 Lirayı Geçti!

BES-AR’a göre, 4 kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı eylül ayında 27 bin 270 liraya yükseldi. Başka bir ifadeyle sağlıklı beslenmenin maliyeti günlük 890 lirayı geçti!

Haber Merkezi / Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi (BES-AR) 2024 Eylül açlık ve yoksulluk sınırı verilerini açıkladı.

Buna göre; Gıda madde fiyatları üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı eylül ayı için 27 bin 270 lira, tek bir (bekâr) çalışanın yaşam maliyeti 32 bin 120 lira, gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı, kısacası yoksulluk sınırı ise 73 bin 651 lira oldu.

17 bin 002 lira alan asgari ücretlinin 27 bin 270 lira olan açlık sınırının yüzde 60,39 altında ücret alarak sadece karnını doyurabildiğini belirten BES-AR, açıklamasında şu noktalara dikkat çekti:

“- Sağlıklı beslenmenin maliyeti günlük 890 lirayı geçti!
– 2024 yılında da asgari ücret açlık sınırının altında kaldı!
– Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için neredeyse maaşının %75-80’ini kiraya ödemek zorunda kalıyor!
– Büyükşehirlerde kamu emekçileri, barınma ihtiyacını karşılamak için öğrenci evi gibi 3 ya da 5 kişi bir arada yaşamak zorunda kalıyor!”

Paylaşın

Rusya’dan Ukrayna’ya “Nükleer Saldırı” Tehdidi

Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcı Dmitri Medvedev, Ukrayna’nın uzun menzilli füzeler kullanması olasılığına ilişkin, Kiev’i “dev bir erimiş noktaya” dönüştürebilecekleri uyarısında bulundu.

Dmitri Medvedev, “Kendini beğenmiş Anglo-Sakson p**ler bir şeyi kabul etmek istemiyor: Her sabrın bir sonu vardır. Ve sonra işte bu. Rus kentlerinin anasının yerinde erimiş dev bir gri nokta. Vay canına! Bu imkansız ama oldu…” dedi.

Medvedev, nükleer bir çatışmaya gerçekten kimsenin ihtiyacı olmadığını kabul ederek, böyle bir kararın geri döndürülemez sonuçlarına dikkat çekti. Medvedev, kararın alınmasının “son derece zor” olacağını da belirtti.

Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yakın bir zamanda yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın uzun menzilli füzeler kullanmasına izin verilmesi olasılığına ilişkin, “Bu kararın alınması, NATO, ABD ve Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşa katıldığı anlamına gelecek ” demişti.

Vladimir Putin, ayrıca “Bu da çatışmanın özünü ve doğasını önemli ölçüde değiştirecek. Bu, NATO ülkeleri, ABD ve Avrupa ülkelerinin Rusya ile savaş halinde olduğu anlamına gelecek. Böyle olursa, bizim için oluşacak tehditlere göre gerekli kararları alacağız” ifadelerini kullanmıştı.

Ayrıca NATO Askeri Komite Başkanı Amiral Rob Bauer, Ukrayna’nın Batı yapımı uzun menzilli füzelerle Rusya’nın içlerine saldırmasına izin verilip verilmemesinin “siyasi bir tartışma” olduğunu, ancak askeri açıdan bakıldığında bunun Ukrayna’nın yasal hakkı olduğunu söylemişti.

Amirali Rob Bauer, uzun menzilli füzelerle ilgili kısıtlamaların kaldırılmasının NATO’nun görüştüğü bir konu olmadığını, ancak bir askeri lider olarak cevabının evet olacağını düşündüğünü söylemişti.

Bauer, “BM tüzüğü ve silahlı çatışma yasası uyarınca, bir devlet tarafından saldırıya uğrarsanız, kendinizi savunmanıza izin verilir” demiş ve eklemişti: “Bu savunma sınırlarınızda durmaz. Size saldıranlara kendi topraklarında saldırma izni verir.”

Paylaşın

Cildiniz Yaşlanmaya Mı Başladı? Süreci Yavaşlatmak İçin Dört İpucu

Yaş aldıkça cildimizin yaşlanma belirtileri göstermeye başlaması doğaldır. Yaşlanma sürecini tamamen durduramasak da sağlıklı, genç görünümlü bir cildi korumaya yardımcı olmak için atabileceğimiz adımlar mevcuttur.

Haber Merkezi / Cilt yaşlanması hakkında bilmeniz gereken bazı önemli noktalar ve cildin yaşlanmasını yavaşlatmaya yardımcı olabilecek bazı ipuçları şunlardır:

Kolajen ve elastin kaybı: Kolajen ve elastin, cildimize yapı ve elastikiyet sağlayan proteinlerdir. Yaşlandıkça, vücudumuz bu proteinlerden daha az üretir ve bu da ciltte sarkma kırışıklığa yol açar.

Ciltte incelme: Cilt zamanla doğal olarak daha ince ve kuru hale gelir. Bu onu daha kırılgan ve nemi daha az tutabilir hale getirir.

Güneş hasarı: Güneşten gelen ultraviyole (UV) ışınlarına maruz kalmak cilt yaşlanmasına büyük katkıda bulunur. UV ışığı cildin DNA’sına zarar vererek kırışıklıklara, yaşlılık lekelerine ve düzensiz cilt tonuna yol açar.

Hücre  yenilenmesi: Yaşlandıkça cilt hücrelerimiz kendilerini daha yavaş yeniler. Bu, daha donuk, daha düzensiz bir cilt tonuna ve yüzeyde ölü deri hücrelerinin birikmesine neden olur.

Yağ dağılımındaki değişiklikler: Yaş ilerledikçe cildin altındaki yağ yastıkçıkları aşağı doğru inmeye başlar ve özellikle göz çevresi, yanaklar ve çene hattında cildin sarkmasına ve kırışmasına neden olur.

Hormonal dalgalanmalar: Özellikle menopoz döneminde yaşanan hormonal değişiklikler cildin yağ üretimini, elastikiyetini ve nem tutma özelliğini etkileyebilir.

Yaşam tarzı faktörleri: Sigara, aşırı alkol tüketimi ve yüksek stres seviyesi gibi alışkanlıklar yaşlanma sürecini hızlandırabilir ve erken kırışmaya ve sarkmaya yol açabilir.

Cilt yaşlanmasını yavaşlatmaya yardımcı olmak için uygulayabileceğimiz bazı adımlar:

Güneş kremi kullanın: Her gün SPF değeri 30 veya üzeri olan geniş spektrumlu bir güneş kremi uygulamak, güneşin zararlarına karşı korunmanın en etkili yollarından biridir.

Yaşlanma karşıtı ürünler kullanın: Retinoidler, C ve E vitaminleri ve hyaluronik asit gibi bileşenler kolajen üretimini artırmaya, cilt elastikiyetini iyileştirmeye ve ince çizgilerin ve kırışıklıkların görünümünü azaltmaya yardımcı olabilir.

Sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürün: Besin açısından zengin bir beslenme, bol su, yeterli uyku ve stresi yönetme, daha sağlıklı ve daha genç görünen bir cilde sahip olmanıza katkıda bulunabilir.

Kozmetik tedavileri düşünün: Kozmetik tedaviler, kolajen üretimini uyararak ve kırışıklıkları gidererek belirli yaşlanma belirtilerinin giderilmesine yardımcı olabilir.

Paylaşın

Yüzdeki Lekeler Neden Oluşur Nasıl Giderilir?

Cilt lekeleri, başkalarıyla etkileşim kurarken kendinizi güvensiz veya utangaç hissetmenize mi neden oluyor? Evet, cilt lekeleri bunu yapabilir, sizi daha az özgüvenli ve özbilinçli hale getirebilir.

Haber Merkezi / Ancak, yalnız değilsiniz, milyonlarca insan cilt lekeleriyle uğraşırken bu tür duygular yaşıyor.

Papüller, akne ve yaşlılık lekeleri dahil olmak üzere çeşitli cilt lekeleri türleri vardır. Vücudunuzun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilseler de, yüzdeki lekeler daha belirgin ve fark edilebilir.

Akne: Ciltte çok fazla yağ salgılanmasından kaynaklanan tipik bir cilt rahatsızlığıdır. Aknenin diğer nedenleri arasında ergenlik, aylık adet döngüleri ve menopoz gibi hormonal değişiklikler bulunur. Akne ayrıca anksiyete ve depresyon nedeniyle de ortaya çıkabilir.

Hiperpigmentasyon: Diğer cilt bölgelerinden daha koyu veya renksiz görünen bir lekeye hiperpigmentasyon denir. Yaşla ilgili, genetik, güneş hasarı veya yara izi nedeniyle olabilir.

Melazma: Melazma, genellikle bir kadın doğum kontrol hapı aldığında veya hamilelik sırasında gelişen bir pigmentasyon türüdür. Vücuttaki hormonal değişiklikler ve melanin üretiminin artması nedeniyle oluşur. Melanin, cildin bazı bölgelerinin diğerlerinden daha koyu olmasından sorumlu pigmenttir.

Kıl dönmesi: Kendiliğinden kıvrılan veya cilde doğru kıvrılan kıllara kıl dönmesi denir. Tıraş, ağda ve yolma gibi tüy alma aletleri ve teknikleri batık kılların oluşmasına neden olabilir.

Doğum lekeleri: Yeni doğmuş bir bebeğin cildinde beliren lekelere doğum lekeleri denir. Doğum lekeleri, doğumda mevcut olabilir veya daha sonra da ortaya çıkabilir. Bazı doğum lekeleri belirli bir süre sonra kaybolurken, diğerleri ciltte uzun süre kalabilir.

Doğum lekeleri gibi lekelerin nedenleri, pigment hücrelerinin bir araya gelerek ben oluşturması veya kan damarlarının anormal şekilde gelişmesi nedeniyle oluşabilir. Bir doğum lekesi düz, kabarık, lekeli veya renkli olabilir.

Döküntü: Cilt döküntüsü, cildinizin belirli bir bölgesindeki renk değişikliği ve sert dokusuyla tanımlanabilir. Cilt döküntüleri yaygındır ve sıcak hava koşulları, çok fazla güneşe maruz kalma, alerjiler, kuru cilt, böcek ısırığı alerjisi, bakteriyel enfeksiyon ve belirli ilaçların yan etkileri nedeniyle gelişebilir.

Melanom: Bazı lekeler, cilt kanserinin belirtileri olabilir. Kanserli lekeler, hızla büyüyen yeni bir ben, kanayan ve kaşınan bir ben, şekli veya rengi değişen bir ben ve oldukça büyük görünen (6 mm’den fazla) ve pürüzlü kenarları olan bir ben gibi görünebilir.

Lekeler nasıl giderilir?

Akne ve hiperpigmentasyon tedavisi: Sivilce lekeleri ve cilt pigmentasyonu, yüzünüzü düzenli olarak üstün kaliteli bir temizleyiciyle yıkayarak ve çok uzun süre doğrudan güneş ışığına maruz kalmaktan kaçınarak tedavi edilebilir. Topikal kremler, dermatologların önerdiği oral reçeteli ilaçlar ve reçetesiz ilaçlar da sivilce ve pigmentasyonu azaltabilir.

Kıl dönmesi ve doğum lekesi tedavisi: Kıl dönmesi, düzgün tıraş, birinci sınıf tıraş jeli ve temiz ve kaliteli tıraş bıçakları kullanılarak önlenebilir. Doğum lekesinin çıkarılması lazer tedavisi, doğum lekelerini küçültmek için reçeteli ilaçlar kullanılması ve cerrahi çıkarma prosedürleri yoluyla yapılabilir.

Lekeler hakkında sık sorulan sorular:

Yüzdeki lekeler nasıl giderilir?

Yüzünüzü temiz tutarak lekeleri azaltabilirsiniz. Reçetesiz satılan bir akne ürünü tercih edebilir, daha az makyaj kullanabilir, uygun saç bakımı uygulayabilir, yüzünüze dokunmaktan veya uzun saatler güneşte kalmaktan kaçınabilirsiniz. Vitaminler, omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlar açısından zengin yiyecekler lekeleri durdurabilir veya ortadan kaldırabilir.

Hamilelik sonrası yüzdeki lekelerden nasıl kurtulunur?

Gözeneklerinizi tıkamayan yağsız güzellik ürünleri kullanabilirsiniz. Yüzünüzü yumuşak bir sabun veya yüz yıkama jeli ile yıkamak da yardımcı olabilir.

Pigmentasyon ile leke arasındaki fark nedir

Pigmentasyon, koyu lekeler olarak da adlandırılır, melanin üretiminin artması nedeniyle ciltte bulunan bir tür renk bozulmasıdır. Lekeler, akne, tıkalı gözenekler veya siyah noktalar gibi diğer cilt rahatsızlıklarının neden olduğu belirli koyu lekelerdir.

4. Lekelerin kaybolması ne kadar zaman alır?

Lekelerin kaybolması, uğraştığınız leke türüne bağlı olabilir. İyi bir cilt bakımı ve bir cilt uzmanından tedavi, akne gibi lekelerin tamamen kaybolması haftalar ila birkaç ay sürebilir. Hiperpigmentasyon izlerinin tıbbi tedaviden sonra kaybolması 6 ay veya daha fazla sürebilir.

Paylaşın