Erdoğan’dan Bahçeli’ye “Öcalan” Tebriği

Erdoğan’ın Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan” çağrısı sonrası tebrik ettiği öğrenildi. Bahçeli, “Şayet teröristbaşının tecriti kaldırılırsa, gelsin DEM Parti grup toplantısında konuşsun, terörün bittiğini, örgütün lağvedildiğini ilan etsin” demişti.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin geçen hafta partisinin grup toplantısında, terör örgütü PKK’nin lideri Abdullah Öcalan için “Gelsin Meclis’te konuşsun” çağrısını yapmasının yankıları sürüyor. Bahçeli’nin çok konuşulan çağrısıyla ilgili AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ise sessiz kalması dikkat çekmişti.

Ayrıca Bahçeli’nin bu çağrıyı Erdoğan’dan ‘habersiz’ yaptığı iddia edildi. İktidara yakınlığıyla bilinen Türkiye gazetesinin haberine göre, Erdoğan, konuşmasından dolayı Bahçeli’yi tebrik etti.

AK Parti’nin de “büyük oranda” Bahçeli’ye destek verdiği aktarılan habere göre parti kaynakları MHP liderinin çıkışı için şöyle konuştu: “Bugüne kadar ne zaman bu konularda bir tartışma olsa, ‘MHP izin vermez, AK Parti adım atamaz’ şeklinde kamuoyunda değerlendirmeler yapılıyordu. O sebeple bu çıkışın Sayın Bahçeli tarafından yapılmış olması, bizim açımızdan çok kıymetli.

Hiç konuşmayanlar bile artık bu mesele hakkında konuşmaya başladı. Bu süreç; Orta Doğu’daki gelişmelerle doğrudan ilişkilidir. Çevremizde bu kadar şey yaşanırken, hiçbir şey olmamış gibi bekleyemeyiz.

Önümüzdeki günlerde, DEM Parti, İmralı, Kandil ve diğer unsurların pozisyonu tam olarak ortaya çıkar. ABD veya İsrail ile yol yürümeye devam edecekler mi görülecek. Türkiye, burada ‘siyonist plana Kürtleri kurban etmem’ diyor ve Kürt vatandaşlarımızı sömürenlere de bir fırsat veriyor.”

Devlet Bahçeli ne demişti?

MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin geçen haftaki TBMM’deki grup toplantısında önemli mesajlar vermişti. Bahçeli, “Şayet teröristbaşının tecriti kaldırılırsa, gelsin DEM Parti grup toplantısında konuşsun, terörün bittiğini, örgütün lağvedildiğini ilan etsin” çağrısında bulunmuştu.

Türkiye ve Türk milleti için her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olduklarını söyleyen Bahçeli, “Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, umut hakkının kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın” şeklinde konuşmuştu.

Paylaşın

Özel’den “Kürt Sorunu” Yorumu: Anayasada Eşit Oldukları Yazıyor Da Devlet Eşit Davranmıyor

“Yeni çözüm süreci” tartışmaları gündemdeki yerini korurken CHP Lideri Özgür Özel’den konuya ilişkin dikkat çeken açıklamalar gelmeye devam ediyor. Özgür Özel, son olarak “Anayasada eşit oldukları yazıyor da devlet onlara eşit davranmıyor” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, bazı gazete, televizyon ve internet sitesinin Ankara temsilcilerinin Kürt sorunu tartışmalarından parti içi muhalefete, yeni anayasadan etki ajanlığı düzenlemesine, gündeme dair sorularını yanıtladı. Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın aktardığına göre Özgür Özel, sorulara şu şekilde yanıt verdi:

Bahçeli Cumhuriyet Bayramı mesajında ‘Kürt sorunu yoktur’ dedi. Bahçeli’nin sözleri Kürt sorunu değil ‘Terör bitsin, Öcalan çıksın’ yaklaşımı içinde olduğunu gösteriyor. Bahçeli’nin bu sözleri için ne düşünürsünüz?

Bahçeli daha önceki konuşmasında da benzer bir şey söylemiş, bunu eleştirmiştim. Abdullah Öcalan’ın konuşması ve özgür kalmasıyla, Tayyip Erdoğan’ın da istediği anayasa değişikliğini yapmasıyla bir mesele hallolmaz. Kişisel mesele değil, toplumsal bir sorun var. Kürt sorunu diye bir sorun olduğunu Devlet Bahçeli ve onu ne derse ayakta alkışlayan grubu dışında herkes kabul ediyor. Belki 1-2 aşırı sağ parti vardır.

Ben daha Bahçeli konuşmadan da söyledim, biz bütün Kürtlerin sorununu çözmek ve bütün Kürtlerin kendisini eşit hissettikleri bir Türkiye istiyor, bunun için de demokrasi vaat ediyoruz. Başka hiçbir şey değil. Bu yol yürünecekse bunun için bizim iktidarımızı beklemek yerine varsa arkadaşların bu konuda bir iradeleri, birlikte, Mecliste Türkiye’nin demokrasi sorunlarını çözelim.

Çatışmalı süreçler, terör sorunu bütün dünyada nasıl çözülüyorsa öyle bir yöntemi izlemek. Bu süreçlerin dört temel unsuru olarak söylenen, şeffaflık, karşılıklı güven artırıcı adımlar, verilen sözleri tutmak ve olmazsa olmazı toplumsal mutabakat. Ben bunu şöyle özetliyorum: Şehit ailelerinin ve gazilerin gözlerine bakamayacağımız hiçbir çözümün tarafı olmayız.

Toplumsal mutabakatın en önemli ayağı bu işin tüm siyasi partilerle Meclis’te yürütülmesi. Siyasi partilerin dahil edilmesini istedikleri sivil toplum örgütlerinin sürece dahil edilmesi.

Meclis odaklı bu süreci yürüttük ve Kürtlerin taleplerini çözdük. Kürtler de dedi ki tamam, o zaman Türkiye çok büyük bir kazanım elde etmiş olur. Devlet Bey’in dediği yöntemde büyük riskler olduğu gibi dünyada bir süreci böyle çözen ülke yok. Sorunun varlığını kabul etmeden nasıl çözüm üreteceksin.

Özal’dan beri, Türkiye’nin 40 yıl önce aştığı ve doğru yaptığı bir mesele Kürt sorununun varlığını kabul etmek. Kürt sorunu yoktur dersen yarım asır geri götürürsün meseleyi. Öyle yapıldığı dönemlerde terör ortaya çıktı. Kürt sorunu vardır, çözelim yerine, Kürt sorunu yoktur dersen, Abdullah Öcalan’ı salarsın, adı PKK ya da başka bir terör odağı ortaya çıkar. Bu doğru bir şey değil. Sorunu kökünden çözmek lazım. Dünyada demokrasi, müzakere ve toplumsal uzlaşı olmadan çözülebilmiş bir çatışmalı süreç yok.

Bahçeli bir taraftan ‘Öcalan gelsin Meclis’te konuşsun’ diğer tarafta ‘Kürt sorunu yoktur’ derken sizce ne yapmak, nereye varmak istiyor?

Bu soruya Bahçeli yerine Erdoğan’dan yanıt beklemek lazım. Bahçeli’nin çokça kullandığı bir ifadeyle sormak lazım: Ortağınız Bahçeli ne amaçlamakta, ne söylemeye çalışmakta, bu ne manaya gelmektedir?

Sizce Kürt sorunu nedir? CHP “Kürt sorunu var” derken nasıl bir soruna işaret ediyor?

Türkiye’nin demokratik bir anayasaya ihtiyacı var. İlk dört maddeye dokunulmaksızın birçok madde daha demokratik, kapsayıcı yazılabilir. Bu Kürtlerin de kendini daha iyi hissetmesini sağlayabilir ama anayasalar mutabakat metinleri ve şu anda bir anayasa değişikliği zemini Türkiye’de yok. Tayyip Bey’in bizi birkaç manevra ile çekemediği masaya bu yolla oturtmaya çalışıyorsa, iş anayasa değişikliğine gelecekse biz orada yokuz.

Demokratik ülkelerde bir sorunun olup olmadığına sorunu ifade edenler, otokratik ülkelerde sorunun olup olmadığına otokratlar ya da diktatörler karar verir. Bugün Devlet Bahçeli diktatoryal bir tavır içinde. Türkiye’de birçok insan Kürt sorunu var, diyor, hayır yok diyor. Bunu demekle sorun ortadan kalkmaz. Bu yüzden açılım dedikleri şey demokratik değil aksine diktatoryal-otokrat bir açılım yapıyorlar. Adı süreçse demokratik değil dayatmacı bir süreç. Sürecin bu haliyle uzlaşmamız mümkün değil. Sorun var mı yok mu diyenlerin sokağa çıkıp Kürtlerle konuşması lazım.

Diyarbakır’da bir çaycı, “Ne eksik ne fazla sizin kadar vatandaş olmak istiyorum” dedi. Buna “hadi canım neyin eksik” desem… Manisalılar, Osmaniyeliler seçerken Diyarbakırlılar belediye başkanı seçemiyor. Seçiyor kayyım atıyorlar. Selçuk Mızraklı bir yıllık milletvekili, vekil seçilirken, belediye başkanı seçilirken temiz kağıdı, seçim gecesi soruşturma, gizli tanık, sonra o yalancı çıkıyor ikinci gizli tanık, sırf kayyım atamak için…

Belediye başkanı suç işleyebilir. Menemen Belediye Başkanı suç işledi, görevden alındı, yerine belediye meclisi başkan seçiyor. Ama Kürtlere sizin belediye meclisi de terörist… Haklarında dava var mı?… Ben bu Kürtlere ‘eşitsin’ nasıl diyeyim. Anayasada eşit oldukları yazıyor da devlet onlara eşit davranmıyor.

Partimizin bir belediye başkanı, gelecekte Cumhurbaşkanın adayı olması ihtimal dahilinde Ekrem İmamoğlu hakkında siyasi yasak getirmeyi düşünüyorlar, biz dünyayı başlarına nasıl yıkar, buna en sert tepkiyi nasıl veririz diye düşünüyoruz.

Peki o günkü adlarıyla HDP’liler ne yapsın. Siyaset yasağı getirmeyi bırakın iki eş genel başkanlarını alıp hapse koydular. Demirtaş içerideyken Cumhurbaşkanı adayı oldu, bu nasıl bir şey… Demirtaş’a şunu söylüyorlar, sen seçilsen de Cumhurbaşkanı olamazsın. Kim karar verecek: Millet değil biz karar vereceğiz, salmayız… Can Atalay milletvekili seçildi, içeride. Siz milletvekili seçtiniz ama bizce olamaz diyorlar.

Kürtler kendilerini eşit hissetmedikleri neyi söylüyorlarsa onu konuşmak lazım. Kürtlerin genel mutabakatı olduğu, çokça söylenen rahatsızlıkları konuşmak lazım. Onlar sorunu dile getirecek, Meclis çözümü dile getirecek, bir yerde anlaşılacak.

CHP’nin bu konuda birçok çalışması oldu, raporlar hazırladı. Siz bugün Kürt sorununun çözümü için ne vaat ediyorsunuz? Yeni bir çalışmanız var mı?

En önemli toplumsal mutabakat metni anayasadır. Erdoğan’ın anayasa yaptığı gibi Kürt sorununu çözemezsiniz. Bir parti getirecek dayatacak, budur diyecek! O nedenle diyoruz ki Meclis toplansın veya görevlendirmeler yapsın, bir toplumsal mutabakatı hep beraber arayalım. Çünkü Özgür Özel’in bazı önerilerine AK Parti ve MHP, bazı önerilerine DEM ya da İYİ Parti’nin itirazları olacaktır. Olmazları konuşarak masaya oturulmaz. Bu nedenle bu komisyon kurulduğunda meselenin özüne yönelik herkes önerilerini söyler. Belki ilk önce Kürt sorunu nedir diye geniş bir çalışma yapar Meclis. Var mıdır, yok mudur? Bu da bir yöntem.

Yeniden gündeme gelen anayasa değişikliği ile yeni bir rejim değişikliği kurgusu mu var? Toplum daha önce ‘yetmez ama evet’ deneyiminde olduğu gibi köşeye sıkıştırılmak isteniyor olabilir mi?

Son seçim ve anayasa değişikliğinde de deneyimledik. Vesayet altında bir Meclis, vesayet altında bir yargı var. Meclis’te bir parti Anayasa Mahkemesi kapatılsın diyor. Anayasaya en aykırı mesele bu. En çok milletvekili olan parti AYM kararlarına, uluslararası anlaşmalara uymuyor. Anayasa yapmak daha özgür bir sürecin işidir.

Burada yapılacak anayasanın bir öncekinden de berbat olabileceği endişeleri var. Ben kendisine de söyledim. Eğer anayasa yapacaksak mevcut anayasaya tam uyum isteriz, bunu göremiyoruz dedim. Yoksa bu haklı bir endişe. Ama bu endişeyi ortadan kaldıracak bir emare yok. Bir yolunu bulalım anayasayı değiştirelim var ama neyi değiştireceksiniz?. Kuvvetli ihtimal rejimi kalıcılaştırmak için bir şeyler isteyecekler. Neden onlarla bunu konuşalım, otoriter bu rejimi kalıcılaştıralım.

Belediyelere kayyım atama 15 Temmuz sonrası gündeme geldi. Bir kanun değişikliğini gündeme almayı düşündünüz mü?

Diyarbakır’da önerdim. Güven artırıcı adımlar atmak lazım, bir yol temizliğine ihtiyaç var. İlk iş bu maddeyi Meclis’te oy birliği ile düzeltelim dedim.

El yükseltme açıklamanız, bölge ziyaretiniz Bahçeli’nin Öcalan çağrısından haberiniz olduğu iddialarına neden oldu. Size bilgi verildiği iddiaları için ne söylersiniz?

Külliyen yalan. Ben Haziran’da Demirtaş’ı ziyaret edeceğim demişim. Ziyaret öncesi ya da sonrası, 6 gün bölgeyi gezmeyi planlamışım. Hatta 1 Eylül Dünya Barış gününde gitmeyi planlıyordum. Ayağım kırıldı gidemedim. Son planı ilan etmeden önce de Bahçeli’nin konuşması yoktu.

Bahçeli’nin Öcalan çağrısını nasıl öğrendiniz? İlk tepkiniz ne oldu?

Grup konuşmasına Meclis’te çalışıyordum. Altyazıda gördüm. Bu kadar şaşırtıcı işlere Devlet Bey girebilir.

Şimdi 7 Haziran sürecinin bir tutarlısı, bir de tutarsızı var. Tutarlısı Demirtaş. Seni Başkan yaptırmayacağız dedi, o sürecin ardından bugüne cezaevinde neredeyse. Tutarsızı da “herkesten Cumhurbaşkanı olur senden olmaz” diyen (Bahçeli). Demirtaş durduğu yerde durduğu için yok şimdi, hapiste, Bahçeli 180 derece döndü, o yüzden Bahçeli her şeyi yapar.

“Türkiye Cumhuriyeti devletinin benim gibi Devlet bey gibi sahibi olmalarını öneriyorum, bunun için de demokrasi vaat ediyorum” dedim. Bazıları kesip kullanıyor, “bunu demeseydin” diyenler oluyor. Ben de “bu vasatlığa teslim olmam. Bu cümle kurulamayacak vasatlıkta bir siyaseti reddediyorum” diyorum.

Kürt sorununda çözüm önerilerini Meclis belirlesin, ona göre bakalım demek CHP’nin birikimlerini bir tarafa savurmak anlamına gelmez mi?

Gelmez. CHP Anayasa yaparken de kendi anayasa taslağını ortaya koymayacağını söyledi. Yani toplumsal mutabakat aranıyorsa, kurucu parti olsan da şu anda son seçimde toplumun yüzde 38’inin oyunu da alsanız, bu topluma, mutabakat budur, peşime takılın diyemezsiniz. Bu kadar kritik bir süreçte, partilerin önermeleri değil, partilerin bir araya gelmesiyle ortaklaşılan önermeler olur. CHP sadece CHP seçmeninden ibaret olsa başka bir formülü olabilir.

Bütün dünyada aşırı sağ yükseliyor, aşırı sağın yükselmesi dünya demokrasilerini tehdit ettiği gibi, dünya ekonomilerini de tehdit ediyor. Maalesef bu sürecin sonunda, Türkiye’de aşırı sağın yükselebileceği bir faydacılık süreci de yaşanabileceği için toplumsal mutabakatı önemsiyorum. Aslında bu dediğim, Türkiye ekonomisi için de en az çalkantı yaratacak, siyaset için de en az çalkantı yaratacak mesele.

Devlet Bey’in çözüm önerisinin sürece hiçbir faydası yok. Çünkü usul esastan önce gelir. Bu siyaset biliminde de hukukta da böyle. Bence usül Meclis. Esasa yönelik söyleyecek çok şeyimiz, bu sözleri söyleyecek çok vaktimiz var. Ama önce usülde anlaşmak lazım.

Meclis’te böyle bir zemin var mı sizce?

Erdoğan konuşmadan suya yazı yazıyor gibiyiz. Bahçeli Kürt sorunu yoktur, asla da olamaz dedi… Bakalım Erdoğan bu görüşü paylaşıyorsa onu da görmüş oluruz. O da bir netleşmedir.

Erdoğan sizce niye konuşmuyor?

Yüzde 90 ihtimalle Bahçeli’ye bunları söylettiriyor. Çünkü kendi söylese MHP’den itirazlar gelebilir, milliyetçi tabandan itiraz gelebilr. Bahçeli bunları bir söylesin, hatta en ileriden söylesin toplumda ne olacak bitecek bakalım, ölçtürüp, biçtirelim… Erdoğan Habur görüntüleri toplumda infial yarattıktan sonra geri vites yapmıştı. O yüzden yüzde 90 böyle bir şey yaptığını düşünüyorum. Bir diğer ihtimal SETA’nın “Kürt seçmen tamamen koptu” raporu var. Şu anda AK Parti ile Kürtler gönül bağını kopardı. Sezgi olarak söylüyorum.

Erdoğan Bahçeli ile yaptığı bir görüşmede, “Ben Kürtlerle ilgili bazı adımlar atmak ve onları yeniden kazanmak için yeni bir süreç tarif etmeyi düşünüyorum sizin de bu konuda olumlu katkınızı bekliyorum demesi ve Bahçeli’nin de kendi yöntemiyle “al sana katkı” deyip, aslında süreci işin içinden çıkılmayacak bir şekle soktuğuyla ilgili yüzde 10’luk bir rezervim var.

Bunlar bu işi birlikte pişirdiler, Öcalan’la da kendiliklerinden anlaştılar, şimdi de riskli yolu Bahçeli’ye yürütüyorlar. Bu işlerin ilk başı biraz risklidir. Riskli yolu Devlet Bey katediyor. İlk duygusal tepkiler veya oluşacak reaksiyonlardan sonra Tayyip Bey takip edecek veya çok reaksiyon varsa belki de vazgeçecek. Çoktan çok, azdan az gider. Devlet beyin son ankette oyu yüzde 5.5’ti. Ne kadar kaybedebilir. Devlet beyin siyaset alanını riske edip, kendilerini güvenli alanda ölçme değerlendirmeyle takip ediyor olabilirler.

Özgür Özel’in açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

NASA, Mars’ta Gizemli “Yeşil Noktalar” Keşfetti

NASA’nın Perseverance keşif aracı, Mars’ta “Serpentine Rapids” adı verilen bölgede “yeşil noktalar” keşfetti. Dünya’da bu lekeler mikropların faaliyetinin bir işareti olabiliyor.

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, Mars’ta da aynı şeyin olduğunu gösteren hiçbir şey bulunmadığı uyarısını yaptı. Ancak bunun kayadaki ilginç ve beklenmedik bir özellik olduğunu ve gezegende önemli bir bulguya işaret edebileceğini belirtti.

Sözkonusu keşif, Perseverance aracının Mars yüzeyindeki bir kaya parçasını kazımasıyla yapıldı. Açtığı 5 santimetrelik kısım, kayada beyaz, siyah ve yeşil lekelerden oluşan, NASA’nın deyimiyle “çarpıcı bir renk dizisi” olduğunu gösterdi.

En büyük sürprizlerden biri de bu kısımda bulunan koyu yeşil renkli lekelerdi. Bu lekeler, etraflarında bulanık ve açık yeşil kenarları olan koyu tonlu kısımlardan meydana geliyor.

Dünya’da pas rengi ya da kanımızdaki kırmızı renk olan oksitlenmiş iyondan oluşan kırmızı kayalar var. Mars’takilere benzer kayalarda bu türden yeşil lekeler görülebiliyor ve bunlar suyun kayaya dönüşmeden önce tortudan akmasıyla oluşuyor. Bu da kimyasal reaksiyonu değiştiriyor ve geride farklı, yeşil renkli bir kimyasal bırakıyor.

Mikroplar bazen Dünya’da bu sürece dahil oluyor. Ancak mikrobik yaşam gerektirmeyen sülfür ve demir arasındaki etkileşimler de dahil başka nedenlerle de meydana gelebiliyor.

NASA’nın Perseverance’ın diğer araçlarını yeşil lekelerin üzerine yerleştirerek bileşimlerini daha iyi anlamak için yeterli alanı yoktu. NASA, bunun bir “gizem” olarak kaldığını belirtti. Ancak uzay ajansı, Mars kayalarında benzer ve beklenmedik özellikler aramaya devam edecek ve bunları keşfedip belki de uzaylı yaşamın ipuçlarını bulmayı umacak.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan: 40 Yıldır Enerjimizi Sömüren, Kardeşliğimizi Kemiren…

Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla mesaj yayımlayan Erdoğan, “40 yıldır enerjimizi sömüren, kardeşliğimizi kemiren, bizi hedeflerimizden uzaklaştıran terör belasını tüm imkanlarımızı kullanarak artık tarihe gömmemiz gerektiğini de biliyoruz” dedi ve ekledi:

“Acıları değil, sevinçlerimizi yarıştıracağımız, yoklukları değil, zenginliklerimizi paylaşacağımız, karamsarlığı değil, umutlarımızı filizlendireceğimiz bir Türkiye’nin kapılarını sonuna kadar açmak istiyoruz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla görüntülü mesaj yayımladı.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre; Türkiye’de ve yurt dışında yaşayan bütün vatandaşların bayramını tebrik eden Erdoğan, “Ülkemizde ve dünyanın farklı coğrafyalarında bayram sevincimizi paylaşan dostlarımızın, misafirlerimizin tamamına ülkem ve milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum. Bugün, Cumhuriyetimizin yeni asrının ilk yıl dönümüne erişmenin mutluluğunu ve haklı gururunu yaşıyoruz.” dedi.

Cumhuriyetin 101’inci kuruluş yıl dönümünü kutlayan Erdoğan, binlerce yıllık devletler silsilesinin son ve ebedi halkası olan Cumhuriyetin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere devletin kurucu kadrolarını şükranla yad etti.

Malazgirt’ten bugüne istiklal ve istikbal için vatan topraklarını kanlarıyla sulayan şehitlere ve gazilere Allah’tan rahmet dileyen Erdoğan, “Savunma sanayimizin lider kuruluşu TUSAŞ’a yönelik saldırıda verdiğimiz şehitlerimiz başta olmak üzere istiklalimiz uğrunda bir gül bahçesine girer gibi toprağa düşen her bir kardeşimiz, kalbimizde daima yaşayacaktır.” değerlendirmesini yaptı.

Hüseyin Nihal Atsız’ın, “Kahramanların Ölümü” şiirinden, “İnsan büyür beşikte, mezarda yatmak için. Ve kahramanlar can verir, yurdu yaşatmak için.” dizelerini okuyan Erdoğan, şöyle devam etti:

Şairin işaret ettiği gibi gönül coğrafyamızın geniş sınırlarında hüküm sürmüş devletlerimizin kurulmasında, yaşatılmasında, tarihe silinmez izler bırakmasında rol almış kahramanlarımızın her birini kemal-i edeple anıyorum. Anadolu topraklarında Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve nihayet Cumhuriyet’e uzanan devletlerimizin mirası olan bağımsız, güçlü, onurlu, müreffeh Türkiye’yi ilelebet payidar kılmakta kararlıyız.

Türk milletinin, Cumhurbaşkanlığı Forsu’ndaki 16 yıldızda manasını bulan, 2 bin 200 yılı aşan köklü bir devlet geleneğine sahip olduğunu belirten Erdoğan, bu köklü devlet birikimini, soydaşlar ve dostların da iştirakiyle insanlığın ortak mirasına en büyük katkıyı sunacak şekilde kullanmayı, geliştirmeyi ve güçlendirmeye hedeflediklerini söyledi.

Erdoğan, “Hem ülke sınırlarımız içinde hem bölgemizde hem dünyada barışın, huzurun, güvenliğin ve adaletin hakim kılınması için milletimizin bu kadim tarihi perspektifine ve medeniyet değerlerimize daha sıkı sarılacağız. Verdiğimiz mücadelenin gayesine ulaşmasını ne terör örgütleri ne yayılmacı heveslerle bölgemizi kana ve ateşe bulamaya çalışanlar ne de onları destekleyip, şımartan emperyalistler engelleyebilir.” diye konuştu.

Bu amaçla nerede eksiklik varsa hepsini birer birer tamamlayarak, Türkiye’yi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarmak için gece-gündüz çalıştıklarını vurgulayan Erdoğan, “Milletimizin desteğiyle geride bıraktığımız bu dönemde, çok büyük fedakarlıklar yaparak nice sinsi oyunları ve tuzakları bozarak, nice hain saldırıları boşa çıkartarak, gerçekten çok önemli kazanımlar elde ettik.” dedi.

Erdoğan, güvenlikten teknolojiye, diplomasiden ekonomiye her alanda yapılan fedakarlıkların karşılığının alınacağı bir sürecin arifesinde olunduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Türkiye Yüzyılı olarak adlandırdığımız, aydınlık yarınlara kavuşmak için önümüzde aşmamız gereken az sayıda engel, çözmemiz gereken az sayıda sorun kaldı. Ülkemizi güvenlik tehditleri başta olmak üzere diğer alanlarla birlikte ekonomide de çökertme girişimlerinin, son 6 yılda milletimizin hayatında yol açtığı zorlukların farkındayız.

Aynı şekilde 40 yıldır enerjimizi sömüren, kardeşliğimizi kemiren, bizi hedeflerimizden uzaklaştıran terör belasını tüm imkanlarımızı kullanarak artık tarihe gömmemiz gerektiğini de biliyoruz. Acıları değil, sevinçlerimizi yarıştıracağımız, yoklukları değil, zenginliklerimizi paylaşacağımız, karamsarlığı değil, umutlarımızı filizlendireceğimiz bir Türkiye’nin kapılarını sonuna kadar açmak istiyoruz.

Geçtiğimiz yılki Cumhuriyet Bayramı mesajımızda da ifade ettiğimiz gibi her ne yapıyorsak harici ve dahili bedbahtlara aldırmadan, ‘Büyük ve Güçlü Türkiye’ ülküsünü yüceltmek niyetiyle yapıyoruz. Allah’ın yardımı, milletimizin feraseti ve desteği, ülkemizin siyasi ve askeri gücü sayesinde girdiğimiz yeni dönemden Cumhuriyetimizi daha da güçlenmiş olarak çıkartmak azmindeyiz.

Hangi kökenden, meşrepten, siyasi görüşten olursa olsun milletimizin tüm fertlerinin, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın tüm dostlarımızın, bu tarihi mücadelemizde yanımızda olacağına yürekten inanıyorum. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun. Bu duygularla Türkiye’de ve yurt dışında yaşayan tüm vatandaşlarımızın Cumhuriyet Bayramını gönülden tebrik ediyorum. Şehitlerimizin ruhları şad, mekanları ali, hatıraları baki olsun. Cumhuriyetimizin 101’inci yıl dönümü kutlu olsun.”

Paylaşın

CHP Lideri Özel: Bölünmeye, Kavgaya, Çatışmaya Karşıyız

Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında Ankara’daki 1’inci Meclis’in önünde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, Bu ülkedeki 86 milyonun müşterek hedeflerini korumaya çalışıyoruz” dedi ve ekledi:

“Bizde veremeyeceğimiz hesap, gizli kapılar ardından mutabakat yok. Bu tarihi kavşakta Türkiye Cumhuriyetinin geleceğine el koyma kararlılığıyla yola koyulmaya karar verdik. Eğer birilerinin şahsi hesapları anayasaya uzanacaksa biz orada yokuz.”

Özel, konuşmasının devamında, “Biz bölünmeye, kavgaya, çatışmaya karşıyız. Şehit analarının, babalarının ve evlatlarının ve gazilerin gözüne bakılmayacak hiçbir şeyin tarafı değiliz. Kutuplaşma kimseye yaramaz. Yoksullara, orta direğe, esnafa, memura hiç yaramaz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında Ankara’daki 1’inci Meclis’in önünde açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Tarihi bir kavşaktayız. Bu ülkeyi kuranlar bu binada kararı verenler, Kurtuluş Savaşını yönetenler kimseden korkmadılar, ne dünyanın en güçlü devletlerinden ordularından ne işgal kuvvetlerinden ne onların içerdeki işbirlikçilerinden… Milli mücadeleye gerek yok anlaşalım mandaya girelim diyenlere inat Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları bu cumhuriyeti kurdular. Gazi Mustafa Kemal çağdaşlaşmayı, gelişmiş ülkeleri yakalayıp geçmeyi bilimi, irfanı, teknolojiyi, aydınlanmayı başlatmış, öğütlemişken üzülerek ifade etmem gerekir başta yaşam haklarını koruyamadığımız kadınlar var. Atatürk cumhuriyeti ne orduya ne partiye ne siyasete emanet etti, siz gençlere emanet etti.

Bugün Türkiye’deki her 4 gençten üçünün umudunu kaybedip yurtdışına gitmek istediğini hepimiz biliyoruz. 31 Mart’ın yarattığı umutla bir durdular, bir seçim daha beklemeye karar verdiler. Ama bu ülkede gençler, umutlarını kırmaya, özgürlüklerini elinden almaya, liyakatsizliğe kimseye yaşam hakkı tanımayan bir yönetim yüzünden umutlarını diri tutmak isteseler de mutlu değiller. Bu ülkede refah yok, demokrasi yok, eşitlik yok. Yani cumhuriyetin temel felsefesi herkese eşit, ayrımsız ve zengin bir ülke yaratma felsefesi maalesef terk edilmiş durumda. Demokrasiye, kardeşliğimize sahip çıkmak bugün ülkeyi yönetenlerin, binalardan ibaret devletin değil, milletin görevidir, hepimizin görevidir.

Korkuyu örgütleyenler terör örgütleri ya da mafya liderleri eliyle korkutarak sindirerek istikamet vermeye çalışanlar var. Onların karşısında dimdik ayakta durmak, adaleti ve demokrasiyi şahsi çıkarlarına göre kısıtlayanlara karşı, emeklileri, çiftçileri, esnafları savunmak için, bir kişi için bir anayasa değişikliği hesap edenlere karşı ya da bir kişinin geleceği için, sözde bir kişinin umut hakkı için bu memleketin umut hakkını tüketenlere karşı hep birlikte milletin sesini yükseltmeye, demokrasiye, kardeşliğe ve Türkiye cumhuriyetine sahip çıkmaya ihtiyacımız var, onun için buradayız. Kimse unutmasın ki kardeşliğimizin, bir arada yaşama irademizin ve bu ülkenin bölünmez bütünlüğünün bir teminatı varsa o da Atatürk’ün eseri CHP’dir. Hiç kimse bu meydanı hafife almasın.

Bizde millete vermeyeceğimiz hesap, birilerine verilmiş sözler, gizli kapılar ardında mutabakat yok, açıklık şeffaflık ve kararlılık var. Bu tarihi kavşakta cumhuriyeti hep birlikte yüceltmeye geldik. Kişisel hesaplar kişisel çıkarlar birileri bir şey yapacak adım atacak o anayasaya uzanacaksa biz orada yokuz. Biz bölünmeye karşıyız, biz kavgaya çatışmaya karşıyız ancak biz şehit analarının, şehit babalarının ve gazilerimizin gözünün içine bakılamayacak, onların rızası olmayacak hiçbir şeyin de tarafında değiliz. Kutuplaşma kimseye yaramaz, yoksullara, halkın temel direği olan orta direğe, esnafa memura hiç yaramaz. Onun için biz Türkiye’deki kavgayı yoksullar adına emekçiler, gençler, emekliler, çiftçiler adına vereceğiz. Kısır kavga çekişmelerin tarafı değiliz.

Erdoğan’a çağrıda bulundum. Bütün itirazlara rağmen Atatürk Orman Çiftliği’ne yapılmış, o sarayda bir cumhuriyet kutlaması yerine Atatürk’ün evinde Çankaya köşkünde hiçbir partiyi ayırmadan gelin cumhuriyeti olması gerektiği yerde kutlayalım, bu çağrıma maalesef olumlu bir yanıt gelmedi. Onun için Erdoğan orada biz buradayız. Saray orda Çankaya Köşkü burada. Çok yakında cumhuriyet kutlamaları milletin evinde Çankaya Köşkünde yapılacak ve emin olun sizin seçtiğiniz bir cumhurbaşkanı oturacak. Bugün 29 Ekim, bugün cumhuriyet bayramı. Ama cumhuriyet korkanların sinenlerin evde oturanların değil kendisine sahip çıkanların rejimidir.”

Paylaşın

Bunamanın Gözden Kaçan Bir Nedeni Keşfedildi

Bunama (demans), beyni etkileyen ve hafıza, net düşünme, davranış bozukluğu gibi sorunlara neden olabilen ve genelde yaşlı yetişkinleri etkileyen bir sağlık durumudur. Bunama, genç yetişkinleri de etkileyebilir.

Haber Merkezi / Son zamanlarda yapılan bir araştırma, hava kirliliği ile bunama arasında olası bir bağlantı olduğunu ortaya koydu.

Neurology dergisinde yayınlanan araştırmada bilim insanları, PM2.5 adı verilen küçük hava parçacıklarını solumanın bunama riskini artırıp artırmayacağını araştırdı.

PM2.5, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olan havadaki ince toz parçacıklarını ifade eder. Bu parçacıklar çoğunlukla, araba egzozlarından, endüstriyel dumandan ve yanan yakıtlardan oluşur.

İsveç’in Stockholm kentinde yürütülen araştırmada, 2 bin 500’den fazla yaşlı yetişkin 12 yıl kadar takip edildi. Bu süre zarfında, araştırmaya katılan 376 katılımcıda bunama gelişti.

Bilim insanları, bunama geliştiren kişilerin PM2.5’e maruz kalma oranının, bunama geliştirmeyen kişilere kıyasla daha yüksek olduğunu buldular.

Araştırma, yaş, cinsiyet, sigara alışkanlıkları ve eğitim gibi diğer faktörler göz önünde bulundurulduktan sonra bile, PM2.5 maruziyetinde küçük bir artışın bunama geliştirme riskinin yüzde 70 daha yüksek olmasıyla bağlantılı olduğunu ortaya koydu.

Araştırma, temiz havanın yalnızca akciğerler için değil aynı zamanda beyin sağlığı için de ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurguladı.

Paylaşın

Kimyasal Peelingler Yaşlanma Etkilerini Yavaşlatabilir Mi?

Yaşlanma vücudun doğal bir sürecidir ve bunu durdurmanın da bilinen bir yolu yok. Ancak kimyasal peeling gibi bazı yöntemler yaşlanma belirtileri sürecini yavaşlatabilir.

Haber Merkezi / Cilt yaşlanması, genetik, genler ve metabolik bozukluklar gibi endojen faktörler veya güneş ışığı, yaşam alışkanlıkları ve hava kirliliği gibi ekzojen faktörler gibi birçok faktörden kaynaklanır.

Cilt gençleştirme için genellikle yüz, boyun veya ellere uygulanan kimyasal peeling, uzun süredir uygulanan bir kozmetik tedavi yöntemidir. Peeling sonrası cilt bakımı da, tedavi sürecinin başarıya ulaşmada önemli bir rol oynar.

Cilt durumuna bağlı birçok farklı kimyasal peeling yöntemi bulunmaktadır. Kimyasal peeling seviyeleri şunlardır:

Sığ ve çok sığ peelingler: 0,06 -0,45 mm derinlikte stratum corneumun çıkarılması. Sığ ve çok sığ peelingler, ince çizgileri, kuruluğu, düzensiz renklenmeyi ve akneyi tedavi etmek için kullanılır. Sığ ve çok sığ peelingler için kullanılan solüsyonlar genellikle glikolik asit, laktik asit, salisilik asit vb. gibi alfa hidroksi asitleri içerir.

Sığ ve çok sığ peelingler, cilt durumunu iyileştirmek isteyen ancak cildin daha derin peelinglerden iyileşmesi için gerekli zamana sahip olmayanlar için çok uygundur.

Orta peeling: 0,6 mm derinlikte papiller epidermise erişim. Güneşten zarar görmüş ciltler için ürünün daha derine nüfuz etmesini sağlamak için orta peeling prosedürlerinin kullanılması önerilir. Ancak orta dereceli peeling, tedavi edilen bölgelere bağlı olarak kızarıklığa neden olabilir ve cilt 6-7 günlük tedaviden sonra normale döner.

Derin peeling: Yaklaşık 0,8 mm derinliğe sahip orta dermise ulaşan derinin çıkarılmasıdır. Bu işlem, derin yüz kırışıklıklarını ve akne izlerini gidermek için yapılır. Bu güçlü bir işlemdir ve deneyimli doktorlar tarafından yapılır. Derin peelingler pigmentasyonu azaltabileceği veya cildi beyazlatıp değiştirebileceği için genellikle derin ve orta peelinglerin bir kombinasyonu olarak önerilir.

Kimyasal peelingin ilk adımı cildi temizlemek ve gerekirse uyuşturmaktır. Peeling jeli cilde uygulanır ve peelingin türüne ve etkinliğine ve cildin ne kadar hassas olduğuna bağlı olarak birkaç dakikadan bir saate kadar bırakılır. Bu aşamada genellikle hafif ila orta düzeyde kaşıntı, yanma ve batma hissi yaşanır.

Peeling jeli uygulandıktan sonra, asidi nötralize etmek için cilde soğuk kompres uygulanır. Ardından sırasıyla cilt temizlenir, soğuk su, nemlendirici ve güneş kremi uygulanır. Hafif ila orta düzeyde peelinglerde, işlemi daha konforlu hale getirmek için lokal anestezi verilebilir. Çok derin peeling prosedürlerinde, lokal anestezi sedasyonla birleştirilebilir.

Hafif kimyasal peelingler, istenilen sonuçlar elde edilene kadar birkaç haftada bir tekrarlanabilir. Orta dereceli kimyasal peelingler, tedaviler arasında daha fazla iyileşme süresi gerektirir, ancak tekrarlanan tedaviler sonuçları iyileştirir ve uzatır.

Özetlemek gerekirse, cilt yaşlanması, yaş ve vücudun genel yaşlanma durumunu takip eden doğal bir süreçtir. Kimyasal peelingler, bu süreci yavaşlatırken aynı zamanda çilleri, kırışıklıkları ve yaşlanan cildi gidermeye yardımcı olan dermatolojik bir tedavidir.

Paylaşın

Depresyon İlaçları Beyne Zarar Verebilir Mi?

Doktorlar, depresyon sorunu olanlara genellikle benzodiazepin adı verilen ilaçlar tavsiye ederler. Bu ilaçlar kısa vadede oldukça etkili olsa da, uzun süre kullanıldıklarında farklı sorunlara neden olabilirler.

Haber Merkezi / Yakın zamana kadar, benzodiazepinlerin neden olduğu sorunlar iyi anlaşılamamıştı. Ancak, Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi’nden araştırmacılar, soruna ışık tutan önemli bir keşifte bulundular.

Araştırmacılar, anksiyete ve uyku bozukluklarını tedavi etmek için kullanılan benzodiazepinlerin uzun süreli kullanımının sinaps kaybına yol açabileceğini keşfettiler. Beyin, sinir hücreleri arasında karmaşık bir bağlantı ağı gibi çalışır ve bu bağlantılara sinaps denir.

Benzodiazepin uzun süre alındığında, mikroglia adı verilen ve beyin hücrelerinde bulunan bir proteine ​​bağlanır. Bu proteine ​​translokatör protein veya TSPO denir. İlaç TSPO’ya bağlandığında, mikrogliayı aktive eder.

Mikroglia, bir kez aktive edildiğinde, sinapsları parçalamaya ve temizlemeye başlar, bu da sinir hücreleri arasındaki bağlantı sayısını azaltır. Sinaps kaybı özellikle yaşlı yetişkinlerde, hafıza sorunlarına yol açabilir ve bunama gibi rahatsızlıkların riskini artırabilir.

Araştırmacılar, enzodiazepinlerin beyni nasıl etkilediğini daha iyi anlamak için fareler üzerinde bir deney gerçekleştirdiler. Farelere birkaç hafta boyunca diazepam (genellikle valium olarak bilinir) adı verilen bir benzodiazepin ilacını verdiler. Araştırmacılar, bu süre zarfında farelerin beyinlerindeki değişiklikleri izlediler.

Araştırmacılar, farelerin sinapslarını kaybetmeye başladıkça hafıza sorunları belirtileri göstermeye başladıklarını fark ettiler. Araştırmacılar ayrıca, ilacı bırakmanın bu etkilerden bazılarını tersine çevirmeye yardımcı olabileceğini buldular.

Araştırma ne anlama geliyor?

Araştırma, benzodiazepinlerin uzun süreli kullanımının, özellikle yaşlı yetişkinler için neden zararlı olabileceğine dair daha net bir açıklama sağlaması bakımından önemlidir. Ancak bu, benzodiazepinler kötü olduğu anlamına gelmez. Benzodiazepinler, doğru ve kısa süreli kullanıldığında anksiyete ve uyku bozuklukları gibi depresyon sorunlarının tedavisinde oldukça etkilidir.

Paylaşın

Tuncer Bakırhan: Süreç Falan Yok Ortada

Çeşitli gazetecilerin ortaya attığı “Abdullah Öcalan ABD’nin garantör ülke olmasını istedi” iddialarına ilişkin değerlendirmede bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Şaşkınlıkla izliyoruz. Garantör, güvenilir ülke vb. açıklamaları” dedi ve ekledi:

“Bize böyle bir şey aktarılmadı. Böyle bir şey söylendiğini, talep edildiğini de duymadık. Milletvekilimiz (Ömer Öcalan) de bize hiç bunlardan bahsetmedi. Kendisine böyle bir şeyin iletilmediğinden de bahsetti. Tam tersine ‘süreç falan ortada yok. Tecrit halen devam ediyor.'”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, olası yeni çözüm sürecini Halk TV canlı yayınında değerlendirdi.

Bakırhan, çeşitli gazetecilerin ortaya attığı “Abdullah Öcalan ABD’nin garantör ülke olmasını istedi” iddialarını yalanladı: “Şaşkınlıkla izliyoruz. Garantör, güvenilir ülke vb. açıklamaları. Bize böyle bir şey aktarılmadı. Böyle bir şey söylendiğini, talep edildiğini de duymadık. Milletvekilimiz (Ömer Öcalan) de bize hiç bunlardan bahsetmedi. Kendisine böyle bir şeyin iletilmediğinden de bahsetti. Tam tersine ‘süreç falan ortada yok. Tecrit halen devam ediyor.’

Tecridin devam ettiği koşulda oradan garantör ülke, güvence vesaire gibi şeylerin talep edilmesi zaten diyalektik olarak mevcut sürece aykırıdır. Sadece bir görüşme oldu. Sayın Öcalan’ın sağlık durumu hakkında bilgi edindik. Sağlıklı olduğu, iyi olduğu, süreci kendisinin de takip ettiğini, henüz bir ‘süreç’ olmadığını, kendisiyle doğrudan ya da dolaylı bir görüşme olup olmadığı bize aktarılmadı.

Ama eğer hukuki ve siyasal zemin oluşturulursa çatışma ve silahları ortadan kaldıracak bir iradeye sahip olduğunu sayın Öcalan belirtti. Bizim için kıymetli, önemli olan buydu. Ve hemen biz de Ömer vekilimizle görüştükten sonra bir çağrı yaptık. Eğer gerçekten çatışmalar sonlansın isteniyorsa Öcalan’ın toplumla, kendi örgütüyle görüşmesini sağlamak gerekiyor.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, DEM Partisi’nin önceki gün paylaştığı bildirideki şu kısma tepki gösterdiği hatırlatıldı:

“Türkiye ve Kürdistan bu coğrafyanın ve çoklu denklemin tam ortasında yer almaktadır. Halkların kendi kader ve geleceklerini belirleme haklarını egemenlerin elinden söküp almaya en çok ihtiyaç duydukları şu günlerde, bu potansiyeli açığa çıkaracak olanlar ise ideolojik-politik ufku ve örgütlü gücüyle sömürgeciliğe ve faşizme karşı mücadelenin en önünde yürüyen Kürt halk hareketi başta olmak üzere devrimci hareketler, kadınlar, sosyalistler, ezilenler, yoksullar, emekçiler ve onların ittifaklarıdır.”

Bakırhan’a Bahçeli’nin bu bildiri nedeniyle DEM Partisi’ne “Türk milletinin uzanan müşfik ve hoşgörülü elini hala idrak edememiş, manasını kavrayamamış, maksadını anlayamamış siyasi güruhun provokatif açıklamaları, hiçbir değer hükmüyle izah edilemeyen sakat pozisyonları yapıcı olmadığı gibi, tam tersine sorumsuz ve yıkıcı mahiyetlidir” sözleriyle yüklendiği hatırlatıldı.

Bakırhan, DEM Parti’nin el sıkışma meselesinden sonra gayet sürece katkı sunan bir dil kullandığını ve üzerine düşen sorumluluklarını yerine getireceğini açıkladığını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: “Bir sonuç bildirgesinde kimi kelimelerin cımbızlayarak, bunu bir sürecin önüne engel olarak koymayı anlamakta güçlü çekiyoruz. Kaldı ki böyle bir süreç olmaz. süreç omuz hizasında, göz hizasında olur. Sürekli tehdit eden, parmak sallayan, yol-doğrultu gösteren bir anlayışı, yeni bir süreç istenmiyor biçiminde okuruz.

Biz yeni yüz yıla Kürt meselesinin demokratik yollarla çözülmüş bir şekilde girmesi gerektiğini defalarca belirttik. Biz en üst düzeyden bu süreci önemsediğimizi, bu tartışmaların bir sürece dönüşmesi için elimizden gelen her şeyi yaptık.

Biz tam bu süreci toplumsallaştıralım dediğimiz zaman bir sonuç bildirgesinden iki tane kelime cımbızlanarak bir tehdit biçiminde bize karşı kullanılmasını kabul etmiyoruz. Bu doğru değil. Eğer bu tartışmalar bir sürece evrilecekse bu yaklaşımla bir şey olmaz. Biz Bahçeli’yi aslında sağduyuya davet ediyoruz. Eş başkanlarımız birinci dereceden partimiz adına açıklama yapıyorlar.

Eş başkanlarımızın ne dediğini okumak, ne söylediklerine bakmak gerekiyor. Bir iyi niyet varsa, bir samimiyet varsa emin olun… Sizin aracılığınızla söylüyorum DEM Parti bu sürecin en başat aktörlerinden birisi olmayan dünden beri var. Biz kesinlikle uzatılan eli sıkılı bir yumrukla karşılamayız. Bizim elimiz hep havada, bizim elimiz hep müzakere etmek için açıkta bulunuyor ama bize yumruğu gösterenler karşısında da kendimizi savunuruz.”

Paylaşın

Galatasaray, Süper Lig’de Liderliğini Perçinledi

Süper Lig’in 10. hafta maçında Galatasaray ile Beşiktaş, Ali Sami Yen’de karşı karşıya geldi. Hakem Arda Kardeşler’in yönettiği karşılaşmadan Galatasaray, 2-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Galatasaray’ın gollerini 13. dakikada Davinson Sanchez ve 67. dakikada Victor Osimhen kaydetti. Beşiktaş’ın tek golünü ise 90+4’te Ernest Muçi attı.

Galatasaray, bu galibiyet ile puanını 28’e yükseltirken, Beşiktaş 20 puanda kaldı. Ligin bir sonraki maç haftasında Galatasaray haftayı BAY geçerken, Beşiktaş evinde Kasımpaşa’yı ağırlayacak.

13. dakikada Sara’nın sağ çaprazından kullandığı serbest vuruşta, ceza sahasında Davinson Sanchez altıpas üzerinde kafa vuruşuyla topu filelere yolladı: 1-0

67. dakikada Gabriel Sara’nın sol çaprazdan kullandığı serbest vuruşta ceza sahası içinde iyi yükselen Osimhen’in kafa vuruşunda top ağlarla buluştu: 2-0

90+4. dakikada Ndour’un pasıyla topla buluşan Muçi’nin ceza sahası sağ çaprazından yaptığı vuruşta, meşin yuvarlak direğe çarptıktan sonra ağlarla buluştu: 2-1

Stat: Ali Sami Yen

Hakemler: Arda Kardeşler, Ceyhun Sesigüzel, Süleyman Özay

Galatasaray: Fernando Muslera, Kaan Ayhan (Elias Jelert dk. 51), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Barış Alper Yılmaz (Metehan Baltacı dk. 90+2), Lucas Torreira (Kerem Demirbay dk. 83), Gabriel Sara, Roland Sallai, Yunus Akgün, Victor Osimhen (Dries Mertens dk. 82), Moura Icardi (Michy Batsuayi dk.90+1)

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Jonas Svensson (Onur Bulut dk. 85), Felix Uduokhai, Emirhan Topçu (Tayyip Talha Sanuç dk. 85), Arthur Masuaku, Cher Ndour, Gedson Fernandes, Joao Mario (Ernest Muçi dk. 68), Rafa Silva, Semih Kılıçsoy, Ciro Immobile

Goller: Davinson Sanchez (dk. 13), Victor Osimhen (dk. 67) (Galatasaray), Ernest Muçi (dk. 90+4) (Beşiktaş)

Paylaşın