Üç Ayda En Az 142 Hayvan Katledildi

Hayvan hakları savunucuları tarafından “Katliam Yasası” olarak adlandırılan yasanın kabul edilmesinden bugüne kadar geçen 3 aylık sürede en az 142 hayvan katledildi.

Verilere göre, Ağustos ayında en az 43, Eylül ayında 46, Ekim ayında ise 52 hayvan katliamı yaşandı.

AK Parti’nin sokak hayvanlarının katledilmesine dair hazırladığı Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Cumhur İttifakı oylarıyla 30 Temmuz’da Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi.

Hayvan hakları savunucuları tarafından “Katliam Yasası” olarak adlandırılan yasanın kabul edilmesinin ardından hayvanlara yönelik katliamlar artarak devam ediyor.

Komşunum Nöbetteyim topluluğunun hazırladığı verilere göre, yasanın geçtiği günden bugüne geçen 3 aylık sürede en az 142 hayvan katledildi. Hayvanlara yönelik kötü muamele ve işkencelerin sayısında da artış yaşandı.

Verilere göre, Ağustos ayında en az 43, Eylül ayında 46, Ekim ayında ise 52 hayvan katliamı yaşandı. Barınaklardan sokaklara birçok yaşam alanında hayvanlara yönelik saldırı, işkence ve katliamların arttığı da verilere yansıdı.

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın

UEFA’dan Jose Mourinho’ya Bir Maç Ceza

UEFA, Manchester United maçında kırmızı kart gören Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho’ya 1 maç ceza verdi. Mourinho, AZ Alkmaar maçında takımın başında olmayacak.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre; Fenerbahçe’nin Manchester United ile karşılaştığı maçta kırmızı kart gören Jose Mourinho’nun cezası belli oldu.

UEFA (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği) Disiplin Kurulu, Manchester United maçında kırmızı kart gören Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho’ya 1 maç ceza verildiğini açıkladı.

Fenerbahçe, Avrupa Ligi’nin 4. haftasında AZ Alkmaar ile 7 Kasım’da deplasmanda karşılaşacak. Portekizli teknik adam, Hollanda ekibiyle oynanacak maçta takımın başında olamayacak.

Jose Mourinho’nun cezası, Slavia Prag maçında sona erecek ve Çek ekibiyle oynanacak maçta külübede yer alabilecek.

Paylaşın

Esenyurt’ta Kayyım Protestosu: Darbe Vurgusu

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde, CHP’den Esenyurt Belediye Başkanı seçilen Ahmet Özer’in tutuklanıp yerine kayyım atanmasına ilişkin Esenyurt Meydanı’nda miting düzenlendi.

Haber Merkezi / Siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaşın katıldığı mitingde, “Direne direne kazanacağız”, “Hak, hukuk, adalet”, “Kayyım gidecek, biz kalacağız”, “Her yer Esenyurt, her yer direniş”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Bijî biratîya gelan” sloganları atıldı.

Mitingde, “Biz buradayız bir aradayız, Ahmet başkanımızın yanındayız” pankartı açılırken, “Her yer direniş, her yer Esenyurt”, dövizleri taşındı.

Mitingde, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu konuşma yaptı. Konuşmalarında ‘darbe’ vurgusu yapan Hatimoğulları, Özel ve İmamoğlu, kayyım uygulamasına direneceklerini kaydetti.

Mitingde ilk olarak DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları konuştu: “Dün bir darbe yapıldı. Bu darbeyi yapan otoriter rejimi kınıyoruz ve asla kabul etmiyoruz. Esenyurt, Türkiye’nin en büyük ilçesi, burası herkesin tüm farklılıklarla bir arada yaşadığı bir yer. Tam da farklılıklarınız bir arada olduğunuz için kent uzlaşısıyla kazanılan bu darbeyi asla kabul etmiyoruz ve kınıyoruz.

Onlar iç barıştan bahsediyor. Evet, Türkiye’nin iç barışa ihtiyacı var. O zaman kent uzlaşısını sağlamış, iç barışı sağlamış bir ilçenin başkanını neden şafak operasyonu yaptınız? Bugün Esenyurt halkının iç barışına darbe yapıldı. Asla kabul etmiyoruz. Kayyım demek halkın seçme ve seçilme hakkını almaktır, kayyım demek sizlerin iradesine darbedir, kayyım demek seçilmişler belediyeyi yönetemez benim atayacağım memur yönetecek demektir. Bu da otoriter rejim demektir.

Biz kayyım rejimini Van’da Hakkari’den biliyoruz. Bu rejimin ne kadar tehlikeli olduğunu deneyimledik. Buradan bütün demokrasi güçlerine sesleniyoruz, kayyım rejimine izin vermeyelim. Hukuku demokrasiyi ayaklar altına alan kayyım rejimine direnecek miyiz demokratik bir cumhuriyet için hep birlikte direneceğiz. Cumhuriyetin 100 yılında demokratik cumhuriyeti inşa etmek için demokratik paydada buluşacağız ve kazanacağız. Mücadelemiz mübarek olsun.”

“Seçimlerde bükemediğiniz bu bileği yasaklarla ve kayyumlarla bir milim bile bükemeyeceksiniz”

Hatimoğullar’ından sonra İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, konuştu: “Sevgili dostlarım, sevgili hemşehrilerim, benim güzel komşularım, yıllardır, 30 yılı aşkındır birlikte yaşadığım sevgili Esenyurtlu hemşehrilerim, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Bu meydanlar böyle dolmamalı. Bugün bu meydanların dolma biçimi, bir araya gelme biçimimiz gerçekten üzüntü vericidir. Ama bir hak arama mücadelesidir.

Bugün burada Esenyurt’un güzel insanları var, memleketimizin karması var. Doğusundan batısından, güneyinden, kuzeyinden, Karadeniz’den, Doğu, Güneydoğu, İç Anadolu’dan yerden. Türkü, Kürdü, Alevi’si, Sünni’si burada. Esenyurt sadece 1 milyonun yaşadığı ilçe değil; aynı zamanda koca bir yürek.”

Ne yazık ki her gün bir başka şaibeli sürecin içerisindeyiz. Bir başka karanlık hamlenin peşinde koşan bir iktidarla karşı karşıyayız. Şimdi de Esenyurt’un üzerine kirli bir oyun kurguluyorlar. Uzun yıllardır tanıdığım bilim insanını, bu memleketin yetiştirdiği bir profesörü, bütün Esenyurt’un katılımı ve büyük desteğiyle seçtiği Ahmet Özer başkanımızı uyduruk sebeplerle terörist ilan edip, tutuklayıp, Esenyurt’u kayyuma emanet ettiler.

Bakın az önce söyledim. 2019 yılından bu yana seçildiğimiz 31 Mart gününden bu güne hep aynı uygulamaları, hep sandıkta kaybettiklerini yargı aracıyla geri almak istemediler mi? İşte bugün de yaptıkları aynı şey. Milletin onlara vermediği yetkiye siyasi güdümlü mahkemeler aracılığıyla ulaşmak istiyorlar. Önümüzdeki seçimi bugünden kazanmak ve tahakküm altına almak için şimdiden milleti baskı altına almak istiyorlar. Ama yapamayacaksınız.

Hukuk görüntüsü altında yaptıkları bu utanç verici uygulamaların altında kalacaklar. Bakın bunlar yalanı, iftirayı, uydurmayı yemek gibi yiyorlar. Bakın Ahmet Özer başkanımıza atılan iftiraları, tutuklama gerekçelerini size bir kısım anlatayım. Neymiş mantıken uzaktan yakından yanına yaklaşılmaz. Neymiş Ahmet Özer başkanımız ile terör örgütü arasında varmış gibi gösterilmek istenen ilişkinin kanıtı olarak ortaya konan inanın okursanız gülersiniz, iddialara baktım hemen elime uzandı 7 sayfalık iddiayı akşam 10 dakikada okudum.

Ben hukukçularımızdan özür diliyorum, o iddianameyi yazanın derhal psikiyatriste gitmesi lazım. Anlaşılmaz, akıldan ve gerçeklikten uzaktır. Örneğin bakın savcılık diyor ki; neymiş efendim terör örgütü ile bağını gösterir en önemli telefon görüşmesi diye tanımladığı madde var. Mehmet Kaya adlı vatandaşa annesinin cenazesinden dolayı taziyede bulunuyor. Vatandaşın acısını hafifletmek amacıyla söylenilmiş sözü bağlamından koparmak ve buradan terör örgütü bağlantısı kurmak nasıl bir akıl ürünüdür? Bunu bir insan nasıl düşünür anlayamıyorum.

Bunun için böyle bir hamleyi yapmak için insanlıktan, hukuktan, gelenek, göreneklerimizden, izandan hiç nasip almamış olmak gerekir. Bakın siz buradan iktidara sesleniyorum, burası önemli. Siz bakan yaptığınız, vekil yaptığınız, devletin önemli kademelerine getirdiğiniz arkadaşlarınız bir yakınını kaybedince onun kardeşi terör örgütü üyesiymiş diyerek taziyede bulunmuyor musunuz?

Aklını, vicdanını, başkasına kiraya vermemiş hiç kimse, bu işin bir siyasi operasyon olduğunu bilir. Biz asla dilsiz şeytan olmadık, olmayacağız. Hak kimin ise o hakkı savunmak Ekrem İmamoğlu’nun boynunun borcudur. İktidar hukukun akışını tersine çevirmiştir. İktidar ne yazık ki, herkese yaftalamaktadır.

Bu kardeşiniz neredeyse 6 yıldır bunların yalanlarıyla, iftiralarıyla uğraşmıyor mu? Uydurma teftiş, müdahalelerle uğraşmıyor mu? Allah aşkına ahmak davası nedir? Böyle bir dava olur mu? Bunların işi yargı eliyle Ahmet Özer başkanımıza terörist yaftası yapıştırılıyor, tutuklanıyor, ondan sonra ‘hadi kendini akla’ deniyor. Bu ne vicdansızlık? Sergilemekte olduğunuz bu oyunun önce hukuk olduğunu kanıtlayın. Böyle hukuk olmaz.

Siz önce milletin sandıktan çıkan iradesine saygılı, demokratik meşruiyete sahip bir iktidar olduğunuzu kanıtlayın. Bakın daha da önemlisi; hep diyorum ki 86 milyon insan, 86 milyon yurttaş, 86 milyon eşit hissedar, 86 milyon benim canım insanım diyorum her yerde. Bunu niye söylüyorum? Bu iktidar önce bu millete olan sevgi ve saygısını kanıtlasın. Ama kanıtlayamaz. İlk günden bugüne bunlar oy verenler vermeyenler diye ayırdı mı? Oy verenlere iyi vermeyenlere terörist dedi mi?

Bunlar kötü insanlar. Bu lafları diyenler kötü insanlar. Biz kardeşliğin sevgisinin tüm kötülüğü bertaraf etmek için buradayız. Bir insanı sevmesi için tek şeker yeter. Biz hepimizi çok seviyoruz yaradandan ötürü demiyor muyuz? Bunlar bütün bu ahlaklı, erdemli, o güçlü mirası yok sayıyorlar. Bu anlamda biz bu toplumun özellikle ifade edeyim ki, eninde sonunda biz bu sorunu aşacağız. Hep birlikte bu kötülükten kurtulacağız.

Asla vazgeçmeyelim. Bunlar çatışma isteyecek, kutuplaşma isteyecek, kavga, kaos isteyecekler. Bunlar ülkenin huzurunu, vatandaşın refahını düşünmeyecekler. Bunlar tek bir güne bile huzurla, güler yüzle günaydın bile kalkınmasını istemeyecekler. Ama biz buna teslim olmayacağız. Ben sizinle uğraşacağım buradan söylüyorum. Bu kadar net.

Bu kötülükle mücadeleyi büyüteceğiz. Cumhuriyete ve demokrasinin çürütülmesine asla seyirci kalmayacağız. Atamızın, milletimizin ize emaneti olan bu Cumhuriyeti yüzyıllar yaşatacağız. Asla bu Cumhuriyeti geldiği yere, o oligarşik, monarşik anlayışa, otoriter anlayışa asla teslim etmeyeceğiz. Cumhuriyetimizi ve ülkemizi yoran bu zigzaglarla zorlu dönemi bitirip dün ne başardıysak yarın da birlikte başaracağız. Bunları hep birlikte evine göndereceğiz.

Bizi ne yasaklar ne mahkemeler ne tehditler ne de kumpaslar durduramaz. Milletin sözünün başladığı yerde muktedir olduğunu düşünenlerin zulmü biter, bunu unutmayın. Zalimin zulmünü yok edecek olan demokrasilerde milletin sözüdür. Yeter söz milletin dendiği yıllar da vardır. En güzeli egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

Bakın şu bileği görüyor musunuz? Seçimlerde bükemediğiniz bileği yasaklar, tutuklamalar, kayyımlarla 1 milim bile eğemeyeceksiniz. Çünkü kendi iradesini milletin iradesinin üstünde görenler artık bu ülkede muktedir kalamayacaklar. Buna hep birlikte son vereceğiz. Bu ömrü bu yola adayacak milletin sesi ve iradesine vurulmak istenen darbeyi alaşağı edecek milyonlarca vatandaşımız var.

Biz meselelerimizin çözümünü gizli, saklı hesaplardan, çıkar hesaplarında aramıyoruz. Ortak değerlerimizde arıyoruz. Kimsenin hakkını yememekle, herkesin hakkını ona teslim etmekte arıyoruz. Her bir vatandaşımızın özgürce söylediği sözde, toplumsal uzlaşı ve mutabakatlarda arıyoruz. Esenyurt’ta iki elimizi de sıkmadan, saklamadan açtık.

Gönlümüzü açtık kardeşlerimize. Sadece Kürt kardeşlerimizle değil, Kürt vatandaşlarımızla değil bütün kardeşlerimizle, vatandaşlarımızla elimize gizli bir sözleşmeyi, diğerinde isen tehdidin şantajın sopasını hiç saklamadık, her şeyimiz açık olduk. Çünkü biz gönlümüzü açtığımız insanlarımızın canım vatandaşlarımızın olduğunu biliyoruz. Şartsız, samimiyet ve güvenle açtık.

Benim tek şartım var, o benim vatandaşım, onun kızı benim kızım, onun oğlu benim oğlum, hanımefendiler başımın tacı, beyefendiler başımın tacı. Burada biz hep birlikte oturduk, konuştuk. Anlaştık. Medeni rekabetle her daim vatandaşımıza baktık. Hep beraber kazanmanın tadına varma yolunu seçti.

Ahmet Özer’i seçmedi mi Esenyurt? Esenyurt’ta kucaklaşanlar barışı, huzuru, kardeşliği istedi. Esenyurt’ta geçmiş yıllarda yapılan talanı bertaraf edip buradan uzaklaştırdık diye dua ediyor. Esenyurt’u o akıl bir daha yönetemeyecek. Esenyurt’ta kapalı kapılar ardından kimsenin kariyer hesapları yapılmadı. Esenyurt’ta herkesin kendini özgürce ifade ettiği, toplumsal mutabakat sağlama gayreti gösterildi.

Siz ne yaptınız? Kucaklaştınız. Peki bugün yargının sopasıyla sizin inşa ettiğiniz o barış ve huzur ortamı bertaraf edilmek istenmiyor mu? Ayıp değil mi? Milletin iradesini yok saymak Cumhuriyetimize, demokrasimize yakışıyor mu? Buradan onlara sesleniyorum, ellerinizi gizlemeyin, ellerinizi açın gösterin, arkanızda sakladığınız öbür elinizi de açın.

Baltanızı, balyozunuzu, sopanızı, tehdidi, şantajı bir kenara bırakın. Milletle sözleşme mi yapmak istiyorsunuz? Sözleşmeler verilen sözlerle yapılır. Önce milletin tercihlerine saygı sözü verin. Seçme özgürlüğünü sağlayın, milletin seçtiklerine değer verin. Milleti sizi seçmediği için cezalandırmayacağını garanti edin. Milletin egemenliğine, iradesine halel getirmeyeceğinizi garanti edin.”

“Bu darbeye karşı dimdik ayaktayız, biriz birlikteyiz, hep beraberiz”

İmamoğlu’nun ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel söz aldı. Özel konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Ahmet Başkan her sabah sekiz buçukta gittiği belediyeye davet edilse gidebilecekken sabah 5’te kırarak evinin kapısına dayandılar. Eşi telaşla kapıyı açtı, izah etmek yerine ittirip geçtiler. Özer’in yatak odasına gidip kendisini bizzat uyandırdılar. bunu bilerek yaptılar. oradaki kötü, ahlaksız, kanunsuz muamele eninde sonunda bir kez daha bu milletin vicdanından dönecektir. Eş zamanlı belediyeye gidip devletin belediyesinin kapısını balyozla kırdılar.

belediye Meclis üyesi avukatlar yetişip aramaya tanıklık etmek istedi, içeri alınmadı. Ne evde ne de belediyede avukat vardı. Ahmet Başkan’ın ilk kez gördüğü bir kitap taslağını bile tutuklanırken gerekçe diye gösterdiler. Onunla görüşmüş, bununla görüşmüş… 10 yıldır dinliyorduk diyor. 10 yıl geriye kimin teröristle konuştuğuna gidersek; AKP’de FETÖ mensubu olmayan bir kişi kalmaz.

Diyor ki 2015 yılında, Remzi Kartal’la belli sayıda telefon görüşmesi yapıyorsun diyor. Bir bakıyorsunuz yıllar sonra AKP’li milletvekilleri oturmuşlar Remzi Kartal’la aynı masada yemek yemişler. Bu meydanda konser verilmiş, şarkıcı gelmiş. Bu şarkıcıyı getirmek terör örgütüyle ilişkiliymiş. Terörse eğer onu dinleyen Esenyurt Kaymakamını ne yapacağız?

Yapılan iş, önce Esenyurt’un sonra İstanbul’un son olarak da Türkiye’nin iradesine ipotek koymaktır. FETÖ’dan kalma kumpaslardan medet umarak Ahmet Özer’i görevinden uzaklaştırıyorlar. Bir de diyorlar ki terör sorununu biz çözeceğiz ama Türkiye’de Kürt sorunu yoktur diyorlar.

Bir ülkede bir sorun varsa sorunun sahibine sorulur. Eğer o ülkede bir sorunun olup olmadığına yaşayanlar değil yönetenler karar veriyorsa o ülkede diktatörlük vardır. Bugün Kürt sorunu yok diyenler, kayyım politikalarıyla Kürt sorununun var olduğunu sadece Türkiye’ye değil, bütün dünyaya ilan etmişlerdir. Sen Recep Tayyip Erdoğan’ın Zekeriya Öz’üsün Akın Gürlek. Bu vicdansız bu millete hesap verecektir.

Özgür Özel, Ahmet Özer’in mesajını okudu. mesajda şunlar yer aldı: “İlk sözümüz personel ve arkadaşlarımın işlerine dört elle sarılmasıdır. Vatandaş asla mağdur olmamalıdır! Daha güçlü çıkacağım ve hizmetlerime kaldığım yerden devam edeceğim.”

Özel şöyle devam etti: “Recep Tayyip Erdoğan, ahmak davasıyla mı kumpas davasıyla mı onlan mı bunlan mı diye düşünme. Aklından geçeni piyonlarına, cellatlarına yaptırmaya çalışma. Cesaretin varsa, zaten bıçak kemikte, kaçma çık karşıma.

Çık karşıma, biz seçime hazırız, el mi yaman bey mi yaman. Varsa cesaretin, sayın Erdoğan, bir ses duyuyorum. Sen duyuyor musun? Sen dün sözünü dündün, maşanla silahşörünle talimatınla sözünü söyledin. Çirkin kayyumunu, Beyoğlu’nda partili kaymakam olan kişiyi dün vali yardımcısı yapıp Esenyurt’un başına yolladın.

Bak Esenyurt’un meydanı sözüne karşı ne diyor duyuyor musun? Hükümet istifa diyorlar. Bir daha söylüyorum Erdoğan, Esenyurt meydan tek yürek tek ses sana sesleniyor. Hükümet istifa diyorlar. Senin seçim kaybetme korkun, Esenyurt’tan başlayıp İstanbul’u, İstanbul’dan sonra Türkiye’yi kuşatma planının farkındayız. İstiyorsun ki kutuplaşma olsun, gerilim olsun vatandaş derdini konuşamasın. İşsizlik var, yoksulluk var, hayat pahalılığı var, enflasyon yüksek.

Belli ki ortada bir koltuk hesabı var. Belli ki bir al ver hesabı var ama emin ol ki Esenyurt da sana göstermiştir ki milletin hesabı, halkın hesabı koltuk hesabını bozacak. Türkiye’nin daha fazla geriye götürülmesine hiç kimsenin tahammülü yok. Artık geriye dönüş yoktur. Herkesi sesini yükseltmeye davet ediyorum.

İktidarda kalmak için illa da illa bir anayasa değişikliğine ihtiyaç var. Önce Numan Kurtulmuş’u yolladılar. Dedim ki ne konuşuyoruz? Anayasa’ya uymayan biriyle Anayasa olur mu? Gezi tutsakları, Can Atalay içerideyken, AYM kararlarına uyulmazken, AİHM kararları tanınmazken, Kürtlerin seçtiği neredeyse bütün siyasiler tutukluyken ne anayasası?

Devlet Bahçeli eliyle Kürt sorununu görmeyen bir açılım yaptılar. Bir kişi konuşacak, bir kişi istediğini alacak bu al ver ile herkes istediğini alacak. Buna karşı toplumsal mütabakat çağrısı yaptım, yapmaya devam ediyoruz. Anaların gözyaşlarını durmasına, terörün bitmesi ve şehitlerin gelmemesi için her şeye varız; gizli pazarlıklara anayasa değiştirmeye yokuz.

Bazı sosyal medya hesaplarından DEM Parti, CHP, muhalefetten çekilsin, sine-i millete çekilsin, erken seçim yapılsın çağrıları yapılıyor. Sen çekilmişsin, AKP-MHP giriyor. Mevcut vekil sayısını arttırıp, ne sana ne bana başka kimseye ihtiyacı olmadan Anayasa’yı değiştiriyor; canı ne istiyorsa onu yapıyor. Buradan bütün muhalifleri uyarıyorum. Sine-i millet demek erken seçim demek değildir. 90 gün sonra ara seçim demektir. Bu tuzağa kimse düşmesin.

Ama biz erken seçim için ne gerekiyorsa onu yaptırmaya sesimizi yükseltmeye hep beraber mecburuz. BEN CHP’nin genel başkanı olarak sizlere söz veriyorum ki tüm kurumlarımızın gücüyle örneğin yarın, sabahleyin yarın grup toplantımızı Ahmet Özer’i ziyaretimizin hemen sonrasında Silivri Cezaevi’nin hemen önünde yapıyorum.”

Paylaşın

Hatimoğulları’ndan “Esenyurt” Açıklaması: Halkın İradesine Operasyon Çekilmiştir

Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevden alınıp yerine kayyım atanmasına tepki gösteren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Sandık halkın iradesidir. Halkın iradesine dün yine bir operasyon çekilmiştir” dedi ve ekledi:

“Bizler bu operasyonlara, halkın iradesini yok sayanlara, demokrasiyi, hakkı, hukuku ayaklar altına alan anlayışa karşı dün olduğu gibi bugün de mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizim nazarımızda dün gerçekleşen operasyon ve atanan kayyım yok hükmündedir.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanarak yerine kayyım atanması sonrası gerçekleştirdikleri Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası partisinin Esenyurt ilçe binası önünde açıklamalarda bulundu.

Kayyım rejimini çok iyi tanıdıklarını belirten Hatimoğullları, “Çünkü bu kayyım rejimi Kürt illeri ve Kürt seçmen başta olmak üzere demokrasiden yana tavır koyan herkesime uygulanmıştır. Kayyımlar önce HDP belediyelerinde staj yaptılar, daha sonra üniversitelere, daha sonra beğenmedikleri işletmelere kadar kayyım rejimini yaydılar” dedi.

Kayyım atamalarının ilk başladığı zamanlarda buna karşı hep birlikte karşı çıkılması gerektiği konusunda yaptıkları açıklamaları hatırlatan Hatimoğulları, “Kayyım rejimi belediyelere kayyım atanmasına daha güçlü şekilde karşı çıkılmalıydı hala da karşı çıkılmalı. Bugün Kürt illerinde atanmış olan kayyımların batıya nasıl sirayet edeceğini defaatle vurgulamıştık. Keşke haklı çıkmasaydık, yanılsaydık. Ama ne yazık ki haklı çıktık. Bugün artık kayyım rejimi Türkiye’nin batı belediyelerine sirayet etmiştir” dedi.

Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün Türkiye’nin en büyük ilçesi olan Esenyurt belediyesi Esenyurt halkının uzlaşısıyla kazanılmış bir belediyedir. Bütün Türkiye’ye model olan bir belediyecilik anlayışı ile burada halkın uzlaşısı sağlanmıştır. Esenyurt demek Türkiye demektir. Türkiye’de yaşayan farklı halklardan ve inançlardan ne kadar insan varsa onların Esenyurt’ta da izdüşümleri vardır. Esenyurt’taki Kent Uzlaşısına tahammül etmeyen iktidar bir şafak operasyonuyla halkın iradesine darbe vurmaya çalışmıştır. Kayyım bir darbe rejimidir.

Kayyım halkın iradesini gasp etmektir. Kayyım yurttaşın seçme ve seçilme hakkını elinden almak demektir. Kayyım rejimi antidemokratiktir, hukuksuzluktur. Kayyım rejimi demokrasinin asgari koşulu olan seçme ve seçilme hakkını yurttaşın elinden almak demektir. Bugün Ahmet Özer başkana yapılmış olan Esenyurt halkının iradesine yapılmıştır. Ahmet Özer evinden kalkıp yürüyerek belediyeye gelmedi. Esenyurt halkının 2 oyundan birini alarak seçilerek o makama gelmiştir.

Sandık halkın iradesidir. Halkın iradesine dün yine bir operasyon çekilmiştir. Bizler bu operasyonlara, halkın iradesini yok sayanlara, demokrasiyi, hakkı, hukuku ayaklar altına alan anlayışa karşı dün olduğu gibi bugün de mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizim nazarımızda dün gerçekleşen operasyon ve atanan kayyım yok hükmündedir.

Ahmet Özer bu toplumun onurudur. O bir akademisyen, o bir bilim insanı, aynı zamanda kendi tercihini yaparak bir siyasi partide siyasi yaşamını sürdürmüş halkın iradesiyle seçilmiş ve belediyeyi yönetmektedir. Böylesi bir insana düzmece, her belediye başkanına yaptıkları gibi düzmece bir iddianameyle bir gözaltı gerçekleştirdiler. Düzmece bir dosya ile.

Biz bu düzmece yalan yanlışla dolu olan dosyaları bu uydurma dosyaları çok iyi biliyor ve tanıyoruz. Bunun arkasındaki irade bu operasyonu gerçekleştiren irade Ankara ve Saraydaki iktidarın ta kendisidir. Saray seçimle kazanamadığı belediyeleri işte dün Ahmet Özer başkana yaptığı gibi kayyım atayarak halkın iradesini gasp ederek kendi memurunu oraya yerleştiriyor.

“Rant için kayyım atadılar”

Bu ülkede eğer seçilmişler yönetmeyecekse belediyeleri atanmışlar yönetecekse bu rejimin adı otoriter rejimdir. Bu rejimi demokrasi diyemezsiniz, hukuk diyemezsiniz. Bugün Esenyurt Belediyesi Türkiye’nin en büyük belediyesidir. Bir çok ilden daha büyük olan bu belediyeye bu iktidar ve kayyımcı zihniyet aynı zamanda bir rant mantığı ile yaklaşmaktadır. Buradan rant elde etmek için kayyıma tevessül ettiklerini çok iyi biliyoruz.

Bir yandan halkın iradesini gasp etmek halkın seçme seçilme hakkını elinden almak demokrasiyi ezmek ama öte yandan kendilerine rant kapılarını açmak için kayyım atadıklarını çok iyi biliyoruz. Belediyenin kaynaklarına tıpkı Türkiye’nin hazinesini yandaşlarına peşkeş çektikleri gibi belediyenin de kaynaklarını Esenyurt’un yani siz değerli halkımızın hakkı olan kaynakları kendi yandaşlarına peşkeş çekmek için de kayyım atıyorlar.

Bizler kayyım rejimine karşıyız ve karşı olmaya devam edeceğiz. Bunu hak için adalet için demokrasi için yapacağız. Bunu halkın hakkı olan hizmet hakkı kent hakkı için de yapacağız. Bugün sözüm ona barış elini uzatanlar, ‘iç barış’ diyenler dün Esenyurt’ta gerçekleştirdikleri operasyonla Esenyurt’un iç barışına darbe vurmuşlardır. Bugün kent uzlaşısı iç barışın ta kendisidir. Kent uzlaşısına tahammül etmeyenler operasyonlar çekenler iç barıştan nasıl bahsedebilir bunun hesabını Türkiye halklarının vicdanına bırakıyorum.

Değerli halklarımız bizler bugün kayyım rejimine karşı Türkiye’de bütün duyarlı yurttaşlar olarak,  bunu kabul etmeyen bütün yurttaşlar olarak yarın bir başka belediyeye benzeri olmasın diye yarın büyükşehir belediyesini hedeflemesinler diye, yarın Anadolu’nun Türkiye’nin başka bir kentini hedeflemesinler diye tek vücut olma zamanıdır, bir olma zamanıdır, beraber olma zamanıdır, demokrasiyi ve iç barışı gerçek anlamda bir barışı bir toplumsal barışı hep birlikte talep etme zamanıdır.”

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın

Yeni Çözüm Süreci Tartışmaları: Kulislerde Hangi Seçenekler Konuşuluyor?

“Yeni Çözüm Süreci” tartışmaları gündemdeki yerini korurken, Cumhur İttifakı ortaklarının pratikte nasıl adım atacakları ve nasıl bir yöntem izleyecekleri henüz bilinmiyor.

AK Parti ve MHP’de geçmişte başarısızlıkla sonuçlanan “çözüm süreci” ifadesi kullanılmıyor ve denenmiş yöntemlerle çözüm arayışı olmadığı ısrarla vurgulanıyor. Geçmişteki süreçle en önemli farklardan birinin Orta Doğu’da yaşananlar nedeniyle sürecin “hızla sonuçlandırılması” olacağı ifade ediliyor:

“Her ne olacaksa, yani olumlu olumsuz çok uzun bir süreç olmayacak. Kartların hızlı açılması lazım. Anayasal birtakım haklar özel çalışmalarla uzun sürece yayılacak, şu anda Türkiye’nin kaldırabileceği bir durum değil.”

Türkiye günlerdir, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yaptığı “Terörü lağvet, Meclis’te DEM Parti grubunda konuş” çağrısını tartışıyor.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahçeli’nin çıkışını, “tarihi fırsat penceresi” olarak nitelendirdi ve Kürtlere “uzatılan samimi eli tutmaları” çağrısı yaptı.

Bahçeli’nin açıklamalarının ardından ilk somut adım, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a 43 ay sonra “aile görüşü” kapsamında yeğeni DEM Parti Milletvekili Ömer Öcalan’la görüşmesine izni verilmesi olmuştu. Ancak yeni süreçle ilgili ittifak ortaklarının pratikte nasıl adım atacakları ve nasıl bir yöntem izleyecekleri henüz bilinmiyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; Gerek AK Parti, gerekse MHP’de geçmişte başarısızlıkla sonuçlanan “çözüm süreci” ifadesi kullanılmıyor ve denenmiş yöntemlerle çözüm arayışı olmadığı ısrarla vurgulanıyor.

Geçmişteki süreçle en önemli farklardan birinin Orta Doğu’da yaşananlar nedeniyle sürecin “hızla sonuçlandırılması” olacağı ifade ediliyor: “Her ne olacaksa, yani olumlu olumsuz çok uzun bir süreç olmayacak. Kartların hızlı açılması lazım. Anayasal birtakım haklar özel çalışmalarla uzun sürece yayılacak, şu anda Türkiye’nin kaldırabileceği bir durum değil.”

Erdoğan’ın 30 Ekim’deki konuşmalarının ardından meclis kulisleri oldukça hareketliydi. Gerek muhalefet, gerekse Cumhur İttifakı ortağı MHP’de Erdoğan’ın açıklamaları dikkatle izlendi. Erdoğan’ın, Bahçeli’ye yönelik övgü dolu sözleri ve sürece destek vermesi MHP’de memnuniyetle karşılandı.

MHP kulislerinde, Erdoğan’ın açıklamaları ve yeni sürece ilişkin öne çıkan görüşleri şöyle özetlemek mümkün: “Öcalan bu konuda geçmiş tecrübesiyle etkili olabilir mi, katkı sağlayabilir mi, silah bıraktırabilir mi, bunu da göreceğiz. En azından Öcalan’ın aktör olması halinde sorunun çözüleceğini savunanların bu konuyu istismar meselesi yapmasının önüne geçilecek.

DEM Parti bir eşikte. Bundan sonra Türkiyeliliği tartışılacaktır. Kandil ve Suriye’deki yapıların talimatları ile hareket eden bir yapı olup olmadığı bu süreçte netleşecek. Bahçeli ve Erdoğan, siyaset ezberini bozdu. Erdoğan, Bahçeli’nin uzattığı ele benzer bir el uzatmış oldu. Bu satranç oyunu değil. Kürtler ABD, İran, İsrail tezgahına düşmeden bir karar verecek ve ‘Türkiye’ derlerse olumlu gelişmeler olacak.

Her ne olacaksa, yani olumlu olumsuz çok uzun bir süreç olmayacak. Kartların hızlı açılması lazım. Burada bulunduğumuz coğrafyanın yeniden şekillenmesinden bahsediyoruz. İki ay DEM Parti ne diyor, üç ay AK Parti, MHP ne diyor bekleyerek geçirilecek bir süre yok…

‘Acaba MHP bizi kandırıyor mu, oyun mu kuruyor’ gibi tereddütlü yaklaşımlardan vazgeçip hızla netleşilmeli. Bahçeli, MHP’nin 55 yıllık siyasi tarihini, kendi siyasi hayatını ortaya koydu. Kimse MHP’nin bu duruşuyla ilgili bize, ‘Bahçeli neyin peşinde’ tutumu sergilemesin. Bahçeli, siyasi geçmişini ve partisini ‘yoklama, oyun’ uğruna heba edecek bir lider değil.

İsrail’in bölgede yarattığı şiddet ve tehdit, bunun Türkiye’ye olası etkilerine karşı yapılan uyarılar ve en son Bahçeli ve Erdoğan’dan gelen çağrılar bir bütünün parçaları. Burada bir süreç yönetimi var. Suriye’dekilerden bir şey beklenmiyor ama Türkiye’deki Kürtlere ‘tarafınızı seçin’ deniliyor.”

“Her şey çok flu, el yordamıyla yol alma hali var”

Erdoğan’ın açıklamaları DEM Parti tarafında da dikkatle izleniyor. Gerek Bahçeli, gerekse Erdoğan’dan çözüme yönelik adımlar olumlu bulunsa da “pratikte atılacak somut adımlar” merak ediliyor.

Meclis kulisinde Erdoğan’ın açıklamalarına ilişkin görüşlerini sorduğumuz DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit de sürecin belirsizliğine dikkat çekti: “Her şey çok flu. İyi bir mutfak çalışmasının yapıldığı, bir yol haritasının, bir aklın ortaya çıktığı ve aşama aşama hayata geçirildiği bir planı göremiyoruz. Galiba biraz el yordamıyla yol alma hali var.”

Koçyiğit, yeni sürece ilişkin beklenti ve endişelerine ilişkin özetle şu değerlendirmeleri yaptı: “En nihayetinde çözüme dair bir fikri devamlılık, istikrar var. Oraya halel getirecek bir açıklama yapılmadı. Ama bu açıklamaları, değerlendirmeleri destekleyecek pratik ve politik bir adım görmüyoruz.

Velev ki Anayasa için, seçim için söyleniyor bu sözler. Şunu görmek gerek; biz güçlü bir partiyiz, çok güçlü bir tabana sahibiz. Arka planda böyle şeyler düşünülmüş olsa bile pratikte hiçbir şey değişmez. Çünkü biz günün sonunda üzüm yemek istiyoruz, bağcıyı dövmek istemiyoruz.

Bir kere gitmekle İmralı’nın kapıları açılmış olmuyor. Gerçekten avukatlar, gazeteciler giderse ve oradan sürece dair bir müdahale olursa bir yere evrilebilir. Bunun ihtiyaç olduğu net. Bunun için koşullar sağlanmalı. Öcalan’ın mesajı ortada. Bugün artık top hükümetin kalesinde.

Bahçeli bizzat İmralı’yı muhatap olarak tarif etti. Muhatap, başmüzakereci olarak Öcalan orada duruyor. Muhatabı konuşmadan nasıl ilerleyecek? Sürecin Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlaması isabetli ve pozitif. Bir çözüm olacaksa en uçta duranların bu sürece katkı sunması gerekiyor. Başlatan tarafın MHP olması bazı eşikleri atlamak açısından önemli.”

Cumhur ittifakı ortakları Kürt sorununa ilişkin yeni bir süreç için çağrı yaparken Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanıp yerine kayyum atanması DEM Parti’ye göre “ortamı zehirleyecek nitelikte bir adım” oldu.

Koçyiğit, bu adımın süreçle ilgili tartışılan tüm başlıklara “halel getireceğini” belirterek şöyle konuştu: “Bir taraftan iç cephe diyerek bin yıllık kardeşlikten bahsedeceksiniz; sonra da Esenyurt Belediye Başkanını gözaltına alacaksınız. O da yetmezmiş gibi Kent Uzlaşısı ile seçilmiş Toroslar, Akdeniz belediye meclis üyelerini hedef göstereceksiniz. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Asla kabul edilemez.”

Mart 2024’teki yerel seçimlerde DEM Parti, “kent uzlaşısı” stratejisi doğrultusunda İstanbul’un bazı ilçelerinde aday çıkarmamış ve tabanını CHP’ye yönlendirmişti. Bu bağlamda Esenyurt’ta CHP’nin adayı Ahmet Özer, yüzde 49,07 oy ile seçilmişti.

Paylaşın

Babacan’dan “Esenyurt” Tepkisi: Demokrasiye Ve Milletin Tercihine Saygı Duymayı Öğrenin

Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevden alınıp yerine kayyım atanmasına tepki gösteren DEVA Lideri Ali Babacan, “Demokrasiye ve milletin tercihine saygı duymayı öğrenin” dedi.

Haber Merkezi / Ali Babacan ayrıca, “Esenyurt’ta elinden belediyesini aldığınız CHP değil, millettir. Toplumun sinir uçlarıyla oynayan çağrılar yapmak yerine, hukuka uyun, yargıyı araç olarak kullanmaktan vazgeçin” ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasına tepki gösterdi. Ali Babacan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla şunları söyledi:

“Hükümetin seçimi kaybettiği yerlerde adeta bir rövanş uygulaması olarak gördüğü kayyum uygulaması demokrasi ve temel hakların ihlal edilmesidir. Esenyurt’ta elinden belediyesini aldığınız CHP değil, millettir. Toplumun sinir uçlarıyla oynayan çağrılar yapmak yerine, hukuka uyun, yargıyı araç olarak kullanmaktan vazgeçin. Demokrasiye ve milletin tercihine saygı duymayı öğrenin.”

İçişleri Bakanlığı, “PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevden uzaklaştırıldığını açıkladı. Bakanlık, Özer’in yerine Esenyurt Belediye Başkan Vekili olarak İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy’un görevlendirildiğini duyurdu.

İçişleri Bakanlığı, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2024/162302 sayılı soruşturma kapsamında “PKK/KCK Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olmak” suçundan mahkemece tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı şüpheli Ahmet ÖZER; Anayasa’nın 127’inci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’inci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır” açıklamasında bulundu.

Bakanlık açıklamasında, “5393 sayılı Belediye Kanunun 45 ve 46’ıncı maddeleri uyarınca İstanbul Vali Yardımcısı Can AKSOY İstanbul Valiliğince Esenyurt Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir” denildi.

Ahmet Özer neyle suçlanıyor?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, Ahmet Özer hakkındaki soruşturmanın KCK (Kürdistan Topluluklar Birliği) Yürütme Konseyi Üyesi ve KONGRA-GEL Eş Başkanı Remzi Kartal’la 14 kez, PKK üyesi 694 farklı kişiyle temas kurduğu iddiasıyla başlatıldığını duyurdu.

Büronun medyayla paylaşılan bilgi notunda PKK mensuplarından ele geçirilen ve aynı zamanda örgütün Kandil’de yer alan yönetici kadrosuna da ulaştırılan örgütsel dokümanlarda Özer’in Öcalan tarafından sözde ‘demokratik özerklik projesi’ hakkında görevlendirildiği de ifade edildi.

Ahmet Özer, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine 2023 verilerine göre, 978 bin nüfusuyla yalnız İstanbul’un değil Türkiye’nin de en kalabalık ilçesi olan Esenyurt’ta 31 Mart 2024’te yapılan yerel seçimde geçerli oyların yüzde 49’unu alarak belediye başkanı seçildi.

Paylaşın

Şimşek’ten “Enflasyon” Yorumu: Olumlu Seyir Devam Edecek

Merkez Bankası (TCMB) Sektörel Enflasyon Beklentileri’ne ilişkin değerlendirmede bulunan Bakan Şimşek, “Kararlılıkla uyguladığımız programımızla enflasyon görünümü ve beklentilerdeki olumlu seyir devam edecek” dedi.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından Merkez Bankası Sektörel Enflasyon Beklentileri’ne ilişkin değerlendirmede bulundu.

Paylaşımında enflasyon beklentilerindeki iyileşmeye işaret eden Mehmet Şimşek, şunları kaydetti: “Enflasyon beklentileri toplumun her kesiminde iyileşiyor.

Dezenflasyon sürecinin de etkisiyle 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi son 5 ayda hane halkında 8,9 puan, reel sektörde 6,5 puan ve piyasa katılımcılarında 5,8 puan geriledi. Kararlılıkla uyguladığımız programımızla enflasyon görünümü ve beklentilerdeki olumlu seyir devam edecek.”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Sektörel Enflasyon Beklentileri Ekim 2024 verilerini yayınladı.

Buna göre; 2024 yılı Ekim ayında 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri, piyasa katılımcıları için 0,1 puan azalarak yüzde 27,4 seviyesine, reel sektör için 1,6 puan azalarak yüzde 49,5 seviyesine, hanehalkı için 4,4 puan azalarak yüzde 67,2 seviyesine geriledi.

Hanehalkı enflasyon beklentisi 2,5 yılın en düşük seviyesi olarak kaydedildi.

Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı bir önceki aya göre 0,7 puan azalarak yüzde 28,3 seviyesinde gerçekleşti.

Not: Piyasa Katılımcıları Anketi, İktisadi Yönelim Anketi ve Türkiye İstatistik Kurumu iş birliğiyle yürütülen Tüketici Eğilim Anketi ile finansal ve reel sektör uzmanlarının, imalat sanayi firmalarının ve hanehalkının 12 ay sonrası yıllık tüketici enflasyonu beklentileri derlenerek Sektörel Enflasyon Beklentileri elde edilmiştir.

Paylaşın

DEM Parti Sözcüsü Doğan: Bu Rejimle Bu Ülke Yönetilemez

Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasının ardından DEM parti adına yapılan açıklamada karar protesto edildi. DEM Parti sözcüsü Ayşegül Doğan, “Kayyım bir yöntem olarak sürdürülemez. Bu rejimle bu ülke yönetilemez. Bir yerde hukuksuzluk, eşitsizlik varsa bu kartopu büyür ve hayatınızın her alanına sirayet eder” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, güncel gelişmelere dair partinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Doğan, Esenyurt Belediyesi Başkanı Ahmet Özer’in gözaltına alınıp tutuklanması ve yerine kayyum atamasına tepki gösterdi.

Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ve milletvekillerinin İstanbul’da toplanma ve belediye önünde halkla bir araya gelme kararı aldıklarını paylaşan Doğan, “Kayyıma hep birlikte hayır demezsek, güçlü bir ses çıkarmazsak bu hukuksuzluk, eşitsizlik ve adaletsizlik bir kar topu gibi büyür ve hepimizin hayatından çalar demiştik. Keşke bunu hatırlatmak durumunda kalmasaydık ama ne yazık ki bugün Hakkari’den Esunyurt’a 2016’dan bugüne yine aynı oyun ile karşı karşıyayız. Yine bir şafak vakti kapılar kırılarak yapılan bir operasyon. Ne oldu? Oysa çok başka bir şekilde yapılabilirdi eğer gerçekten Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ile ilgili hukuka ve demokrasiye uygun bir soruşturma yürütülüyor olsaydı. Böyle olmadığını artık hepimiz biliyoruz” dedi.

Esenyurt’un Türkiye’nin en büyük ilçesi olduğuna dikkat çeken Doğan, “Hedef alınan kişi kent uzlaşısı ile seçilen bir belediye başkanı. O yüzden pek çok açıdan değerlendirmek gerekiyor. Hem kent uzlaşısına hem de İstanbul’a hem de güçlenme ihtimali olan demokratik muhalefete bir mesaj verilmek isteniyor” diye konuştu.

Doğan, masumiyet karinesinin tedavülden kaldırıldığını işaret ederek, şöyle devam etti: “Hiç yoktu, kırıntılarını da ortadan kaldırdılar. Hep söyledik yine söylüyoruz bu irade gaspı yıkımdır, talandır. Halk iradesini yok sayma demokrasiye olan zaten zedelenmiş güveni tamamen ortadan kaldırmak yok etmektir. Hep birlikte ses çıkarmalı, itiraz etmeli ve direnmeliyiz. Buna karşı mücadele etmeliyiz. Bütün demokratik haklarımızı kullanarak demokrasiye ve hukuka uygun bir şekilde davranmak durumunda bırakmalıyız.

Peki neden şimdi? Niye Esenyurt ve neden Ahmet Özer? Niye bu sorular soruluyor çünkü toplumsal uzlaşı ve barışa çok büyük bir ihtiyaç var bir yandan. 31 Mart sonrasında en çok konuşulan konu bu oldu ve bugüne kadar gündemin en sıcak başlıklarından biri toplumsal barışa uzlaşıya duyulan ihtiyaç. Çünkü tam da böyle bir zamanda tam da böyle bir anda demokratik muhalefetin güçlenmesinden korkuluyor ve bu korku ve panik ve telaşla bu tür siyasi operasyonlarla demokratik muhalefetin zayıflatılabileceği ve buradan Türkiye’nin kazanabileceği düşünülüyor. Ama Türkiye böyle kazanmıyor, kazanamıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerine de yanıt veren Doğan, şöyle devam etti: “Bir yandan kucaklaşma çağrıları yapacaksınız, bir yandan elimizde sıkılmış bir yumruk varmış gibi göstermeye çalışacaksınız. Bakın burada elimizde gizlenmiş bir yumruk yok, apaçık. Bir yandan da Türkiye’nin en büyük ilinin en büyük ilçesine kayyım atayacaksınız. O belediye başkanını Kürtlüğüyle suçlayıp tutuklayacaksınız. Bu kabul edilemez bir şey.

Kent uzlaşısı iki partinin ittifakı değil. Bir yerleşim yerindeki tüm farklılıkların adayı olarak seçildi Ahmet Özer. Ama kamuoyunda gündeme gelen iddialar şöyle; suçu Kürt olmak, Vanlı olmak, Remzi Kartal ile aynı aileye mensup olmak, Kürt bir sanatçıya konser düzenlemekmiş. Ahmet Özer, ‘Kaymakam ile birlikte açtık biz o konseri’ diyor. Bu yalnızca DEM Parti’yi, yalnızca CHP’yi de ilgilendirmiyor. Bu ülkede gerçek bir kucaklaşmaya toplumsal uzlaşı ve barışa ihtiyaç duyan herkes bu uygulamadan geri dönülmesini talep ediyor. Toplumun bütün katmanlarının oyuyla seçilecek bir belediye başkanını hedef almak kent uzlaşısının ruhunu hedef almaktır. Hedef alınan şey birlikte yaşama ve yönetme modelidir.

Biz DEM Parti olarak kurulan bu oyunu görüyoruz. Bu kumpasları en iyi tanıyan siyasi partiyiz. Yıllardır aynı kötülükle bizleri yıldırmaya çalışıyorlar, taviz vermeye vazgeçirmeye çalışanlara sesleniyoruz. Bu tür oyunlar, kumpaslar, hileler, küçük hesaplar ne yazık ki Türkiye’ye kaybettiriyor. Kimseye kazandırmıyor. Buradan siyasi çıkar umanlar her şeye rağmen tüm tuzak, baskı ve zorluklara rağmen kayyımlardan tek tek geri aldığımız belediyeleri hatırlasınlar.

“Kürtlere hangi hukuku işletiyorsunuz?”

Haziran’da Hakkari ile ilgili kayyımdan bahsettiğimizde Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Yargı kanunu değil, hukuku konuşturdu’ demişti. Üzerinden aylar geçti, son gelişmelerle birlikte eğer aynı hukuku işletiyorsanız ve işletecekseniz, o günkü sorumuzu yine soruyoruz; siz muhalefete, DEM Parti’ye, Kürtlere hangi hukuku işletiyorsunuz?

Cumhurbaşkanı dün dedi ki, ‘hukuksuzluğun olduğu yerde adalet olmaz.’ Daha başka bir hukuksuzluk nasıl olabilir. Kayyım atanacağını haberlerini, operasyonun detaylarını medyadan öğreniyoruz. Cumhuriyet belli bir şahsın, belli bir zümrenin, belli bir kitlenin, belli bir mezhebin, meşrebin etnik kökenin cumhuriyeti değildir. Bu cumhuriyet Türk’ün de olduğu kadar elbette Kürt’ün de cumhuriyetidir deniyor. Ama saatler geçmiyor bu cumhuriyetin belli bir zümrenin, kitlenin, mezhebin, meşrebin ve etnik kökenin Cumhuriyeti olduğu bizlere hissettirilmeye çalışılıyor.

İnkar, yok sayma, asimilasyon, aynı güvenlikçi politikalarla devam. Böyle yeni bir yol açmak Türkiye’de her zaman imkansız oldu. Toplumsal barış kucaklaşma, uzlaşı, diyalog böyle sağlanamaz. Samimiyet bizatihi kendilerinin söylemi. Böyle mi gösterilir,  bu mu samimiyet? Kayyım atayarak, kayyım rejimi ile ülkeyi yöneterek mi siz toplumsal kucaklaşmayı sağlayacaksınız?

Kayyım bir yöntem olarak sürdürülemez. Bu rejimle bu ülke yönetilemez. Bir yerde hukuksuzluk, eşitsizlik varsa bu kartopu büyür ve hayatınızın her alanına sirayet eder. Esenyurt halkının iradesi olan Ahmet Özer’i serbest bırakın. Kayyım uygulamasından geri dönün. Yasa bunun tersine el verirken aksi bir uygulamayı tercih etmek farklı bir siyasi tercihi içerir. İstanbul’da saat 12.00’de Esenyurt Belediyesi önünde toplanacağız. MYK’miz de burada toplanacak. Saat 16.00’da da Esenyurt Belediyesi önünde olacağız.”

Doğan, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Erdoğan’ın Bahçeli’nin Öcalan çağrısı hakkındaki açıklamaları Doğan şöyle değerlendirdi: “Konunun muhatabı Öcalan. Erdoğan da Bahçeli için ‘Cesur çıkışıyla istikamet çizdi’ dedi. Ancak biz istikameti şu anda göremiyoruz. Yalnızca endişeler artırılıyor. Salt açıklama ile sınırlı kalmamak gerekiyor. Adım atılırsa biz de istikameti görürüz.”

“Demirtaş’ı nasıl bir aktör olarak görüyorsunuz” sorusuna da Doğan şu yanıtı verdi: “Kürt meselesinin barışçıl yollarla çözümü için tüm aktörlerin yapabilecekleri var. Demirtaş da attığı tweette Öcalan’ın muhataplığına işaret ediyor.”

Paylaşın

Yoksulluk Sınır 65 Bin Liraya Dayandı

Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 20 bin 431 liraya Yükseldi.

Haber Merkezi / Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı yani yoksulluk sınırı 66 bin 553 liraya çıktı.

Bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti” de aylık 26 bin 526 liraya yükseldi.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), Eylül 2024’e ilişkin açlık ve yoksulluk sınırlarını açıkladı. Buna göre, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması, yani açlık sınırı 19 bin 830 TL’ye yükselmiş durumda. Gıda harcaması dışında kalan tüm zorunlu giderler de dahil edildiğinde, ailenin toplam geçim maliyeti ise 64 bin 595 TL’yi buluyor. Bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti ise aylık 25 bin 706 TL olarak hesaplandı.

Açıklanan verilere göre, mutfak enflasyonundaki yıllık artış yüzde 48bin 72’ye ulaştı. Yılın ilk altı ayındaki değişim oranı yüzde 37,41 olarak hesaplanırken, sadece Eylül ayındaki artış ise yüzde 2,90 olarak gerçekleşti. Yıllık ortalama mutfak enflasyonu ise yüzde 71,23 olarak belirlendi.

Gıda ürünleri fiyatlardaki değişim, harcama gruplarına göre ekim itibariyle şu şekilde oldu: Süt, yoğurt, peynir grubunda; Günlük tüketimi fazla olan süt, yoğurt, peynir grubunda bu ay süt ve yoğurt fiyatlarında ciddi bir değişiklik görülmezken peynir fiyatında kısmi bir artış olduğu tespit edildi. Ancak market raflarında da ürün çeşitliliğinde azalma olduğu gözlemlendi.

Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller ürünlerinin bulunduğu grupta; Geçen ay bir miktar azalan dana eti fiyatında bu ay yüzde 5, kuzu eti fiyatında ise yüzde 3 artış olduğu tespit edildi. Tavuk eti fiyatında da bu ay kilogramda yüzde 3’lük bir artış gözlemlendi. Balık ürünleri çeşitlendi. Mezgit, hamsi, palamut levrek gibi tezgâhlarda yaygın bulunan ve mevsimi olan balık çeşitlerinin kilogram fiyatları geçen aya göre yüzde 5 azaldı. Yumurtanın adet fiyatının bu ay da 4 TL’nin üzerinde olduğu tespit edildi. Kuru baklagiller grubunda kuru fasulyenin fiyatında yüzde 3’lük bir azalma gözlemlendi. Diğer ürünlerin fiyatında rekabet gereği değişimler olduğu gözlemlendi fakat ortalama da fiyatlarda ciddi bir değişiklik olmadığı tespit edildi.

Taze sebze-meyve grubunda; Taze meyve-sebze fiyatları bu ay sebze fiyatlarındaki artışın etkisiyle yükseldi. Pazar esnafı alım gücünün gerilemesi nedeniyle müşterilerin azalmasından şikayet etmektedir. Hesaplamada her zaman olduğu gibi gıda harcaması içinde günlük kullanımı yaygın olan mevsim ürünleri esas alındı. Her ay dikkatle takip edilen patates ve kuru soğan fiyatı bu ay da sabit kaldı. Meyve fiyatlarında ortalamada yüzde 22,5 azalma tespit edilirken, sebze fiyatlarında ise ortalamada yüzde 21’lik artış tespit edildi.

Sebze ortalama (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık vb. salata yeşillikleri dâhil değil) kg fiyatı 50,21 TL, ortalama meyve kg fiyatı 53,12 TL oldu. Hesaplamada -bu ay- 24’i sebze ve 8’i meyve olmak üzere toplam 32 üründeki fiyat değişimi dikkate alındı. Meyvesebze ortalama kg fiyatı ise 50,94 TL olarak tespit edildi (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık gibi salata yeşillikleri bu hesaplamada “Ortalama Meyve-Sebze Fiyatı”na
dâhil edilmektedir).

Ekmek, pirinç, un, makarna, bulgur, irmik gibi ürünlerin bulunduğu grupta ekmeğin fiyatı değişmedi. Diğer ürünler içerisinde en fazla artışın yüzde 7,5 ile makarna fiyatında olduğu gözlemledi. Un fiyatında yüzde 5 artış olduğu tespit edildi. Pirinç, bulgur, irmiğin fiyatındaciddi bir değişiklik görülmedi.

Temel yağ ürünlerinin bulunduğu grupta; Temel yağ ürünlerinin bulunduğu bu grupta; ayçiçek yağı geçen ay olduğu gibi bu ayda artış gösterdi. Diğer ürünlerden tereyağının kilogram fiyatında da yüzde 2,5’luk bir artış gerçekleştiği tespit edildi. Zeytniyağı ve margarin fiyatı sabit kaldı. Fakat zeytinyağı ve ayçiçek yağının da raflarda ürün çeşitliliğinin azaldığı gözlemlendi.Yeşil zeytin kilogram fiyatında azalış tespit edilirken siyah zeytinin kilogram fiyatı ise artış olduğu gözlemlendi. Yağlı tohum ürünlerinin fiyatı bu ay sabit kaldı.

Son grup içinde yer alan diğer gıda maddelerinde; Son grupta yer alan gıda maddelerinden baharat ürünlerinde (kimyon, nane, karabiber vb.) sadece karabiber fiyatında kısmi bir artış olduğu tespit edildi fakat ortalama olarak fiyatlar sabit kaldı. Çay fiyatlarındaki artış bu ay etiketlere yansıdı ve kilogramda yüzde 5’lik bir artış olduğu tespit edildi.Ihlamurun fiyatı bu ay da artış gösterdi. Diğer ürünlerden bal ve reçelin fiyatı yüzde 3,pekmez ve şekerin fiyatı yüzde 2 artış gösterdi. Tuz ve salçanın fiyatı sabit kaldı.

Paylaşın

Özgür Özel: Esenyurt’un İradesine Darbe Yapıldı

Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevden alınıp yerine kayyım atanmasına tepki gösteren, CHP lideri Özgür Özel, “Esenyurt’un iradesine darbe yapıldı. Bu kirli oyuna karşı halkın iradesini savunacağız” dedi.

Haber Merkezi / CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve belediyeye kayyım atanmasına tepki gösteren CHP, MYK toplantısını bugün Esenyurt İlçe Binası’nda yapacak. Tüm belediye başkanlarına da Esenyurt’a gelme çağırısı yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, herkesi saat 16.00’da ilçe meydanında düzenlenecek mitinge davet etti.

MYK toplantısı öncesi ilçe binası önünde konuşan CHP lideri Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı: “Biliyorsunuz, dün Esenyurt’un iradesine, her iki kişiden birinin oy verdiği belediye başkanımız tutuklanarak ve yerine kayyım atanarak darbe yapıldı. Biz bunu protesto etmek üzere bütün programları iptal ettik ve Esenyurt’tayız. MYK’mız toplanmış durumda, birazdan o toplantıya başkanlık edeceğiz. Saat 16.00’da da belediye önüne bir çağrı yapmıştık.

Esenyurt Belediyesi’ne el koyanlar akıllarınca polis bariyerleri kurarak o meydanı daraltıp bizim irademizi geriletebileceklerini düşündüler. Sorduk, en büyük meydan neresi diye, Esenyurt Cumhuriyet Meydanı’ymış. Saat 16.00’daki toplanacağımız yer Esenyurt Cumhuriyet Meydanı olarak güncellenmiştir. Tüm Esenyurtluları saat 16.00’da meydana bekliyoruz. Bu kirli oyuna karşı halkın iradesini savunacağız.”

İçişleri Bakanlığı, “PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevden uzaklaştırıldığını açıkladı. Bakanlık, Özer’in yerine Esenyurt Belediye Başkan Vekili olarak İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy’un görevlendirildiğini duyurdu.

İçişleri Bakanlığı, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2024/162302 sayılı soruşturma kapsamında “PKK/KCK Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olmak” suçundan mahkemece tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı şüpheli Ahmet ÖZER; Anayasa’nın 127’inci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’inci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır” açıklamasında bulundu.

Bakanlık açıklamasında, “5393 sayılı Belediye Kanunun 45 ve 46’ıncı maddeleri uyarınca İstanbul Vali Yardımcısı Can AKSOY İstanbul Valiliğince Esenyurt Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir” denildi.

Ahmet Özer neyle suçlanıyor?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, Ahmet Özer hakkındaki soruşturmanın KCK (Kürdistan Topluluklar Birliği) Yürütme Konseyi Üyesi ve KONGRA-GEL Eş Başkanı Remzi Kartal’la 14 kez, PKK üyesi 694 farklı kişiyle temas kurduğu iddiasıyla başlatıldığını duyurdu.

Büronun medyayla paylaşılan bilgi notunda PKK mensuplarından ele geçirilen ve aynı zamanda örgütün Kandil’de yer alan yönetici kadrosuna da ulaştırılan örgütsel dokümanlarda Özer’in Öcalan tarafından sözde ‘demokratik özerklik projesi’ hakkında görevlendirildiği de ifade edildi.

Ahmet Özer, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine 2023 verilerine göre, 978 bin nüfusuyla yalnız İstanbul’un değil Türkiye’nin de en kalabalık ilçesi olan Esenyurt’ta 31 Mart 2024’te yapılan yerel seçimde geçerli oyların yüzde 49’unu alarak belediye başkanı seçildi.

Paylaşın