Ladikli Hacı Ahmed Ağa

Ladikli Hacı Ahmet Ağa, 1887 yılında Konya’nın Sarayönü kazasının Lâdik köyünde dünyaya geldi.

Küçük yaşlarından itibaren çiftçilik ve çobanlıkla uğraştı. Osmanlı’nın buhranlı günlerinde, iki ağabeyi ile birlikte cepheye sevkedildi.

Cepheden cepheye koştu. Çatalca, Makedonya, Yunanistan, Arnavutluk ve Bulgaristan savaşlarına katıldı. Balkan Harbi’ne iştirak etti. Ahmet Ağa Birinci Cihan Harbi’nde yine cephededir. Çanakkale savaşlarına katıldı.

Ağabeyinin birisini Çanakkale’de, diğerini de Kırkgaziler’de şehit verdi. Burada ikinci defa yaralandı. Düşmana karşı Hicaz savunmasında Arabistan çöllerinde savaştı.

Kanal Harekatı’nda üçüncü defa yaralandı. Askerlik hayatı, yirmi beş yılı aşan Ahmet Ağa, gerçek bir “Gazi Veli” idi.

Bu mânevî haline de Hicaz savunmasında aldığı bir yara ile ulaştı. Ladikli Hacı Ahmet Ağa, 8 Haziran 1969’da hayata gözlerini yumdu.

 

Paylaşın

Beriberi nedir? Belirtileri, Nedenleri, Tedavisi

Vücutta B1 vitamini (Thiamine) eksikliğinde ortaya çıkan Beriberi, beslenme bozukluğundan kaynaklanan bir hastalıktır.

Beriberi kelimesi, hayatı tehdit edici semptomlara neden olabileceği için “aşırı zayıflık” anlamına gelen Sinhalese kelimesinden gelmektedir.

Genel olarak B1 vitamini eksikliği görülebilecek kişileri ise şu şekilde sıralayabiliriz;

Çok sık alkol tüketenler, doğum kontrol hapı kullananlar, yaşlı kişiler, karbonhidrat oranı yüksek olan gıdalarla beslenenler, yoğun stres altında olanlar, obezite, hipertiroidi, AİDS gibi hastalıkları olanlar, diyaliz hastaları, uzun süreli ishal ve idrar söktürücü ilaç kullananlar ile hamile ve emziren kadınlardır. Beriberinin görülme ihtimali saydığımız bu kişilerde daha fazladır.

Beriberi hastalığının belirtileri nelerdir?

B1 vitamini eksikliğine bağlı olarak gerçekleşen bu sinir hastalığı, yaş ve kuru beriberi haricinde bir de çocuk beriberisi olarak karşımıza çıkar.

Kuru Beriberi belirtileri;

Bu türde daha çok iskelet ve kas sistemi etkilenmektedir. Semptomlarını aşağıdaki gibi saydığımız kuru beriberinin çok şiddetli vakalarında felçlik, bir deri bir kemik kalıncaya kadar aşırı zayıflama ve yataktan çıkamayacak kadar halsiz olma durumları oluşur. Kuru beriberinin belirtileri genel olarak şu şekildedir;

  • Ellerde ve ayaklarda karıncalanma benzeri uyuşukluk
  • Konuşma güçlüğü
  • Unutkanlık ve zihin karışıklığı
  • Tendon reflekslerde zayıflık
  • Alt bacaklarda güçsüzlük ve kas becerilerinde zayıflık
  • Kusma
  • İstemsiz göz hareketleri

Yaş Beriberi belirtileri;

Islak beriberide semptomlar daha çok kalp-damar sistemi üzerinde görülür. Kalbin vücuda yeteri miktarda kan pompalayamaması sonucu ortaya çıkan yaş beriberi belirtileri şunlardır;

  • Nefes darlığı
  • Kalp atış hızında artış
  • Damar genişlemesi
  • Kalp yetmezliği
  • Alt bacaklarda ödem
  • Paroksismal noktürnal dispne

İnfantil Beriberi belirtileri;

Anne sütü ile beslenen bebeklerde görülür. Eğer annede B1 vitamini eksikliği varsa bu durum bebeğe de yansıyacaktır. Bebek genel olarak huzursuzdur ve gelişim bozuklukları görülür. Belirtileri ise şu şekildedir;

  • Kusma
  • Kilo kaybı
  • Ödem
  • Asabiyet hali
  • Huzursuzluk
  • İshal
  • Ses kısıklığı ve boğukluk
  • Ciltte solgunluk
  • Kalp ve damar sisteminde bozukluk.

Nadir olsa da, beriberi Wernicke-Korsakoff sendromu adı verilen bir duruma yol açabilir. Bu sendrom ciddi tiamin eksikliğinden kaynaklanan bir beyin hasarıdır. Wernicke-Korsakoff sendromu olan kişilerde görülebilecek belirtiler:

  • Hafıza kaybı
  • Genel zihin karışıklığı
  • Hızlı göz hareketleri
  • İstemsiz göz hareketi
  • Bulanık veya çift görme
  • Kas – koordinasyon kaybı
  • Halüsinasyon

Tedavisi;

Beriberi tedavisinin amacı vücuttaki tiamin seviyelesini arttırmaktır. Bunun için doktorlar, tiamin seviyesini yükseltmek için oral takviyeler veya enjeksiyonlar önerebilir.

Tedavi süreci boyunca vücudun vitamini ne kadar emebildiğini görmek için kan testleri uygulanır. Erken tedavi ile beriberi sonucu oluşan kalp ve sinir sistemindeki zararlar geri dönüştürülebilir.

B1 vitamini hangi yiyeceklerde bulunur?

  • Süt ve süt ürünleri
  • Meyve ve sebzeler (bezelye, fasulye, kuşkonmaz, patates, marul, ıspanak, domates, ananas, Brüksel lahanası, patlıcan)
  • Tahıllar (çavdar, buğday tohumu, tam tahıllı gevrekler)
  • Et ve balıklar
  • Kuruyemişler (ayçiçeği çekirdeği, badem, ceviz, kaju, fındık).
Paylaşın

Konya: Gökgöl

Gökgöl; Konya’nın Kulu İlçesi, Kozanlı Kasabası sınırları içerisinde yer almaktadır. Göl, 50 hektar (0,5 km2) büyüklüğündedir.

Bir tatlı su gölü olan Gökgöl ve Kulu ilçe merkezinin 20 km. batısındaki Kozanlı kasabası ile Gökgöl arasında yer alan yüzlerce hektarlık çayır ve bataklıktan oluşur.

Sazlarla kaplı olan gölde yer yer açık su alanları da bulunmaktadır. Yeraltı suyu ve 1970’lerde sekiz kilometre kuzeybatıdaki Samsan Gölü’nü kurutmak için açılan bir kanalla beslenmektedir.

Yöre insanı, hayvan otlatma imkanlarını arttırmak için, gölün doğu çıkışına taştan basit bir set yapmıştır. Bundan önce, göl büyük ihtimalle daha küçük olup yaz aylarında kurumaktaydı.

Gölden çıkan sular Tuz Gölü’ne akmaktadır. Göl sit alanı ilan edildikten sonra DSİ tarafından düzenleme yapılmış, Çevresinde piknik alanı ve Kuş Gözlem evi bulunmaktadır resmi olarak 184 kuş çeşidi tespiti yapılmıştır.

Gölde Cobitus Evreni Balığı olarak bilinen bir balık türü  Dünyada sadece Gökgöl’de yaşamaktadır. Bölgede her yıl Kulu Belediyesi tarafından Gökgöl Festivali düzenlenmektedir.

Paylaşın

Konya: Valide Sultan Hamamı

Valide Sultan Hamamı; Konya’nın Karapınar İlçesi yerleşim sınırları içerisinde yer almaktadır. Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne aittir.

III. Selim’in annesi Hürrem Sultan tarafından tahmini 1542–1544 yaptırılmıştır.

Mimar Sinan eserlerinden olup klasik üslupta yapılmış, batı cephesinde bulunan giriş kapısından soyunmalık mahalline girildiğinde 10×10 m ebatlarında salon kare şeklinde olup, kenarları tromplar üstünde yükseltilmiş ve tek ve büyük bir kubbe ile örtülmüştür.

En son onarımı 2007 yılında yapılmıştır. 2007 yılında yapılan onarımda; hamamın köklü onarımı yapılmıştır. Sosyal ve Kültürel amaçlı olarak kullanılmaktadır.

Paylaşın

Konya: Çıralı Göl

Çıralı Göl; Konya’nın Karapınar İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Göl, Kayapınar’a 26 kilometre uzaklıktadır.

Deniz seviyesinin 80 metre kadar altında bulunan Çıralı Göl, yerli ve yabancı turistlerin, fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor.

Birbirlerine koridorlarla bağlı mağara ve yeraltı şehirlerinin girişlerindeki göl manzarası bölgeye ayrı bir güzellik katıyor. Ağız çapı 375, derinliği ortalama 35 metre olan Çıralı Göl’ün 500 bin metreküp su kapasitesi bulunuyor.

Oluşumuyla ilginç bir coğrafi yapıya sahip olan göl, doğa tutkunu yerli ve yabancı turistler tarafından sıkça ziyaret ediliyor.

Dünyanın dört bir yanından gelerek gölün serin sularında yüzen turistler, göl kenarına kurdukları kamplarda doğayla baş başa kalmanın keyfini çıkarıyor.

Paylaşın

Konya: Acıgöl

Acıgöl; Konya’nın Karapınar İlçesi sınırları içinde yer alan volkanik maar gölüdür. Meke gölünün kuzeydoğusunda yer alır. 

Denizden yüksekliği 988 metre, alanı 400 hektar, biçimi elips’tir. Genişliği 1750 m kadardır. Volkanik alanlarda patlamalarla oluşan çukurlarda maar gölleri oluşur.

Acıgöl de Karacadağ’ın güneydoğu kenarında oluşmuştur. Göl kıyıları oldukça diktir. Magnezyum sülfattan dolayı suları acı ve tuzludur. Bu nedenle içinde mikroskobikte olsa canlı yaşamaz.

Paylaşın

Konya: Kadınhanı (Raziye Sultan Hanı)

Raziye Sultan Hanı; Konya’nın Kaınhanı İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.Anadolu Selçukluları dönemi tarihi eserlerinden kışlık bir kervansaraydır.

Roma’yı Çin’ne bağlayan ticaret yolu (İpek Yolu) üzerinde bulunmaktadır. Hicri 620 (Miladi 1223) yılında Selçuklu Sultanlarından Muzafferüddin Mahmut kızı Raziye Sultan tarafından yaptırılmış ve vakfedilmiştir. Oldukça kalın olan duvarları bölgede yaşamış olan Doğu Roma(Bizans) dönemi yapı ve mezar taşlarının devşirilmesi ile yapılmıştır.

Bu taşların üzerindeki yazı ve resimler yapının dışına ve görülecek şekilde kullanılmış olup sanata saygı gösterilmiş, heba edilmemiş-tir.Kapalı alanı 28.5×22.5 ebatlarında olup 444 metrekaredir. 10 tane sütun üzerinde 3 kemer kullanılarak hiç ağaç kullanılmadan tonoz şekilde örtülmüştür.

Kervansarayın bahçe şeklinde açık kısmı da vardı. Bu açık kısımda ahır, samanlık gibi diğer müştemilatlar bulunmaktaydı. Daha sonra muhtemelen çeşitli savaşlarda veya tabii tesirlerle bu bölümler yıkılmış şimdi yoktur. Hanın giriş büyük kapısının yan taraflarında duvarın devam ettiği belli ve görülmektedir.

Kervansarayın kapalı kısmına gösterişli bir portal kapıdan girilmektedir. Kapının üzerinde ‘Allah’ım H.620 yılında bu hanı yaptıran sahibesi olan Mahmut kızı Raziye Hatun’a rahmet eyle’yazılıdır. (Raziye Hatun bu hanı yaptırdıktan sonra Konya’da ölmüş ve Konya’da yaptırdığı Hatuniye Camii bahçesine gömülmüştür.)

Kervansarayın içine girilince ortada geniş bir sahanlık vardır. Yan taraflarda küçük odalar bulunmaktadır. Girişte hemen sağda dar bir merdiven yukarıya,çatıya çıkmaktadır. Tepelerde havalandırma için küçük küçük pencereler bulunmaktadır. Dolayısıyle içerisi oldukça loş ve karanlıktır.

Kalın duvarlarla ısınma olayı halledilmiştir. Sıcak yaz günlerinde ise serin olmaktadır. Selçuklular zamanında bu han ve kervansaraylar çok önemli idi. Bu şekilde önemli ticaret yolları üzerine çok sayıda kervansaray yapılmış ve genellikle imaret olarak veya işletilmesi bizzat devlet eliyle yapılmıştır. Hatta burada konaklayan yolcuların eşyaları bugünkü anlamda sigortalı oluyordu.

Kaybolması halinde devlet tarafından tazmin ediliyordu. Karamanoğulları ve Osmanlılar zamanında da butür kervansaraylar korunmuş kullanılmıştır. Ancak Osmanlı’nın son döneminde diğer tarihi eserlerimizde olduğu gibi bu kervansaraylarımız da bakımsızlığa terkedilmiş, harab olmuştur.

Nitekim Kadınhanı’nda bulunan Raziye Sultan Hanı (Taşhan) da harab olmuş, duvarlarının taşları yer yer dökülmüş, yazlık kısmı tamamen yok olmuş idi. 1973 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından geniş bir şekilde restore edilmiştir. Dökülen bu duvar taşlarının yerine yenisi konmuş, çatı üzeri betonla kaplanmıştır.

Raziye Devlet Hatun Kimdir?

Raziye Hatun Anadolu Selçukluları döneminde XIII. asırda Konya’da yaşamış bir sultan hanımdır. Danişmendoğullarından Yağıbasan oğlu Sinanüddin Yusuf’un oğlu Muzafferüddin Mahmut Bey’in kızıdır. Muhtemelen I.İzzeddin Keykavus’un hanımıdır.

Bedreddin Bremoni’nin de kız kardeşidir. Biremoni Malatya Sancağına bağlı Kahta kazasının bir köyüdür. Bu köy Danişmendoğulları zamanında başşehir idi.Raziye Devlet Hatun ve babasının da bu Biremoni ailesinden geldiğini birçok vesikada görmekteyiz.

Türk tarih ve geleneğine göre bir çok vesika,kitabe ve vakfiyelerde hükümdar ailelerinden olan hanımlardan Devlet Hatun diyerek bahsedilmektedir. Muzafferüd-din Mahmut kızı olan Devlet Hatun’un asıl adının ise Raziye olduğu kesindir.

Selçuklular döneminde Kervansaray olgusu oldukça yaygın olup, Raziye Hatun H.620(1223) yılında Saideli Seyrekviran’da kışlık bir kervansaray yaptırmıştır. Bu kervansarayın kitabesinde; “Allah’ım, H.620 yılında bu hanı yaptıran sahibesi olan Mahmut kızı Raziye Hatun’a rahmet eyle.”yazılıdır.

Raziye Devlet Hatun yaptırdığı bu hanına gelir olarak Saideli (Seyrekviran), Kalamıça (Gelemiş), Meydanlı çiftlikleri ile beraber bir de Konya Esediye (Hatuniye) Mahallesinde sekiz odalı,iki sofa,iki ahır samanlığı bulunan bir köşkü vakfetmiştir.

Konya’da Alaaddin Tepesi’nin doğusunda Mihmandar Mahallesi,Kınacı Sokağındaki Hatuni ye Camii’ni yaptıran da Raziye Devlet Hatun’dur. Bu camiye gelir olarak ta Saideli vilayetine bağlı Meydan (Meydanlı), Seyrekviran ve Kalamıça (Gelemiş) çiftliklerini ve Konya’da üç dükkan ile iki evi vakfetmiştir.

Raziye Devlet Hatun H.620 (1223) yılında öldüğü zaman bu caminin bahçesine gömülmüştür. Kardeşi Bedreddin Biremoni tarafından bu camiye bir minare yaptırılmış olup, bundan sonra bu cami Kütük Minare diye  de anılmaktadır.

Paylaşın

Tereyağlı Marul Salatası, Malzemeleri, Yapılışı

Tereyağlı Marul Salatası; Kastamonu’yu ziyaret eden herkesin mutlaka tadılması gereken yöresel bir lezzettir.

Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 2 demet marul
  • Yarım bağ yeşil soğan
  • 1 kaşıkk tereyağı
  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • Tuz,
  • Dereotu

Hazırlanışı;

Yağ eritilir, içine yoğurt eklenir. Marul, soğan doğranır. Üstüne tuz ve yoğurt eklenir. Dereotuyla süslenir ve servis yapılır.

Paylaşın

Oğmaç Çorbası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Oğmaç Çorbası; Kastamonu’yu ziyaret eden herkesin mutlaka tadılması gereken yöresel bir lezzettir.

Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri:

  • Un
  • 1 yumurta
  • Su
  • Tereyağı
  • Yoğurt
  • Nane
  • Kırmızı pul biber

Hazırlanışı:

Tencerede su kaynatılır. Ayrı bir kapta un küçük topaklar halinde elle ovularak kaynayan suya azar azar bırakılır. Top olmaması için sürekli karıştırılır. Pişme kıvamına gelince su içine yoğurt ilave edilir.

Ateşten alındıktan sonra üzerinde eritilmiş tereyağı gezdirilir ve en son kırmızı pul biber ve nane eklenerek hazır hale getirilir.

Paylaşın

Paça, Malzemeleri, Hazırlanışı

Paça; Kastamonu’yu ziyaret eden herkesin mutlaka tadılması gereken yöresel bir lezzettir.

Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri:

  • ½ kg. patates
  • 3 yumurta
  • 50 gr. nişasta
  • 50 gr. yoğurt
  • 1 baş sarımsak
  • 50 gr. tereyağı

Hazırlanışı:

Patatesler önce bir kapta haşlanır, Daha sonra bu patatesler ezilerek ayrı bir kapta yumurta içine bir kaşık nişasta, yoğurt ve sarımsak eklenerek çırpılır. Bu karışım daha sonra patatesler ile birleştirilerek ağır ateşte pişirilir.

Bu karışım piştikten sonra üzerinde kızdırılmış tereyağı gezdirilir. Pişirme ocakta olabileceği gibi yayvan bir kap içerisine alınarak fırında da pişirilip, paçanın altının ve üstünün kızarması sağlanabilir ve üzerine maydanoz yaprakları eklenerek servise hazır hale getirilir. Yine paçanın da kıymalı, kelleli, pirinçli gibi çeşitleri mevcuttur.

Paylaşın