Şıngır Kebabı, Malzemeleri, Hazırlanışı

Şıngır Kebabı; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 1.5 kg. kuzu kuşbaşı
  • 1 kg. ince palıcan
  • 1/2 gr. yeşil sivri biber (tatlı)
  • Tuz-karabiber

Hazırlanışı;

Patlıcanlar alacalı soyulur. Halka şeklinde doğranır. 20 dakika tuzlu suda bekletilir. Et tuzlanır. Bir patlıcan bir et olmak üzere şıngır şişlerine dizilir. Odun ateşi küllenene kadar beklenir ve şıngır aleti üzerine yerleştirilir.

Şıngırın çarkı elle çevrilerek pişirilir. Yeşil biberler ateşte közlenir, pişen kebabın üzerine konularak Tepoşlu (Bir nevi kapaklı bakır sahan) da 15 dakika demlendirilir. Sıcak olarak servis yapılır.

Paylaşın

Kesme Hamur Çorbası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Kesme Hamur Çorbası; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 1 su bardağı un
  • 1 yumurta
  • 1 çay kaşığı tuz
  • Su
  • 1 su bardağı yeşil mercimek
  • 2 su bardağı süzme yoğurt

Hazırlanışı;

Un yumurta tuz ve su ilavesiyle özlü katı bir hamur yapılır. Dinlendirilerek altına ve üstüne un serpilir ve oklavayla açılır. Üzerine un serpilerek hamur oklavaya sarılır. Oklavanın boyu istikametinde ikiye yarılır. Böylece bütün katlar kesilmiş olur. Daha sonra hamur aynı paralelde boyuna yarım santim şeritler halinde kesilir.

Tekrar enine yarım santim kalınlığında kesilir. Hamurun fazla unu elekte elenir. Mercimek yıkanır ve altı su bardağı suyla haşlanır haşlandıktan sonra hamur ilave edilir. Hamur piştikten sonra özelenmiş yoğurt alıştırılarak çorbaya eklenir. Bir tavada nane tereyağda kızdırılarak üzerine dökülüp servis yapılır.

Paylaşın

Sıkma Tarhana Çorbası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sıkma Tarhana Çorbası; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 6 adet sıkma tarhana (bütün yarmalı)
  • 1 su bardağı nohut
  • 1 yemek kaşığı nane
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • Tuz

Hazırlanışı;

Tarhanalar ve nohut bol suyla akşamdan ıslatılır. Suyu süzülerek tarhanalar elle sıkılarak ezilir. Nohutlarla birlikte çorba kazanında bol suyla devamlı karıştırarak nohutlar yumuşamasına kadar ve koyulaşana kadar pişirilir. Tuzu atılır. Üzerine tereyağında kızdırılmış nane gezdirilir.

Paylaşın

Amasya: İğneci Baba Türbesi

İğneci Baba Türbesi; Amasya’nın Merkez İlçesi, Dere Mahallesi, Kocacık Çarşısı, Çıtak İşhanı karşısında yer alır. 

Türbe binası ve mezarlar 1983 yılında özel bir şahıs tarafından onarılmıştır. Girişin alt kısmında çiçek bezemeli fayanslar ile kaplı abdest alma yerleri vardır.

Kuzey güney istikametinde uzanan dikdörtgen planlı yapının içerisinde, kuzey doğu tarafında İğneci Baba ve oğluna ait yanyana iki adet sanduka bulunmaktadır.

Güney cephesinde yivli bir minber ve çeşitli renk ve desende bezemeli çinilerle kaplı mihrabı bulunmaktadır. Duvarların alt kısımları, süpürgeliklerden itibaren 1 metre çinilerle kaplanmıştır.

Paylaşın

Amasya: Magdinus ve Helkıs Köprüleri

Magdinus ve Helkıs Köprüleri; Amasya’nın Merkez İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadırlar.

Halkın, Maydonoz ya da Madenüs diye isimlendirdiği köprü Sultan Bayezid Camisi önündedir. İlk hali ahşaptır ve bir çok kez sel sularıyla boğuşup zarar gören köprü 1968 yılındaki taşkında yıkılmıştır.

Beton ayaklı ve demir gövdeli köprü, 2011 yılında yeniden restorasyonu yapılmıştır. Sadece yayalara hizmet vermektedir. Bugün ‘Hükümet Köprüsü’ olarak adlandırılan, kuzey ucunda saat kulesinin yer aldığı köprü ise yine Roma Dönemi’nde yapılmış ahşap bir köprüydü.

İç Kale’nin Helkıs Kapısı civarında yer aldığı için bu isimle anılan köprü, Osmanlılar zamanında birkaç kez onarılarak kullanılmıştır. 1938 yılında yıktırılan ahşap köprü 1940 yılında yeniden, bu kez betondan yapılmıştır.

Paylaşın

Amasya: Çelebi Mehmet Medresesi

Çelebi Mehmet Medresesi; Amasya’nın Merzifon İlçesi, Cami Cedit Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Çelebi Sultan Mehmet tarafından 1414 yılında Ebubekir Mehmet Bin Hamza’ya yaptırılmıştır. Selçuklu medreseleri planındadır. Kare planlı, dört eyvanlı, açık avlulu medreseye doğusundaki anıtsal kapıdan girilir. Üzerinde tek satır ve üç bölümden oluşan kitabenin bulunduğu giriş renkli kesme taş ve mermer kullanılarak süslenmiştir.

Kırmızı ve beyaz renkte kesme taş dizileriyle bezenmiş eyvan biçimli taç kapı, yapının en göz alıcı yerlerinden biridir. Eyvanın her iki yanında sivri kemerli geniş bölmeler bulunur. Tavan, sekiz köşeli yıldızlarla bezenmiştir. Oyma tekniği ile yapılan ve türünün en güzel örneklerinden biri olan ahşap kapının orijinali halen Ankara Etnografya Müzesi’nde sergilenmektedir.

Moloz taş ve tuğla malzemeyle inşa edilmiş medresenin geniş avlusunun üç tarafında dershaneler bulunur. Eyvanlı ana dershanelerin üzeri kubbeyle örtülüdür. Eyvanların her iki yanında üzerleri tonoz örtülü birer revak yer alır. Tümünün kemerleri kırmızıbeyaz taşla yapılmıştır. Medrese girişinin üzerinde tuğladan yapılmış silindirik gövdeli bir saat kulesi bulunur.

Bu kule medreseye 1865 yılında Amasya Valisi Ziya Paşa tarafından ilave ettirilmiştir. Minareye benzeyen kulenin silindirik kısmında üç çember görülür. Bunların üzerinde şerefeye benzer bir gezmelik vardır. Kulenin bundan sonraki kısmı köşelidir. Gezmeliğin hemen üzerindeyse dört yöne bakan saat kadranları bulunur. Kadranların üzerindeki ikinci katta saatin çanı yer alır. Çanın sesinin daha rahat duyulabilmesi için bu kısmın dört yanına yuvarlak kemerli küçük pencereler açılmıştır. Kulenin üstü kubbeyle örtülüdür.

Paylaşın

Amasya: Gök Medrese

Gök Medrese; Amasya’nın Merkez İlçesi Gök Medrese Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Cami, medrese ve türbeden oluşan kapalı bir külliye şeklindedir. Amasya Valisi Seyfeddin Torumtay tarafından 1267’de yaptırılmıştır. Sekizgen biçimli türbe kasnağındaki mavi sırlı tuğlalardan dolayı Gök Medrese adını aldığı kabul edilir.

Hem cami hem medrese olarak kullanılan dikdörtgen planlı yapının kalın duvarları kesme taştan örülmüştür. Caminin büyük, beşik tonozlu, eyvanlı bir girişi vardır. Çevresi geometrik motiflerle süslü ana kapının iki yanındaki pencereler Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Yukarı doğru zengin mukarnaslarla daralan pencerelerin etrafı dikdörtgen bordürlerle çevrilidir.

Ağaç işçiliğinin güzel bir örneği olan kapısı ise günümüzde Amasya Müzesi’nde sergilenmektedir. İç mekan, dörderli iki sıradan sekiz kalın sütunun mihraba dik üç bölüme ayrılmasıyla toplam on beş bölümden oluşmaktadır. Bölümler sivri kemerler üzerine oturan kubbe ve tonozlarla örtülüdür.

Yarım silindirik biçimli mihrap basit bir görünümdedir. Mimarisi ve süslemeleriyle Selçuklu sanatının güzel örneklerinden biri olan türbe kare plan üzerine sekizgen biçimlidir ve yüksek kasnaklı, yıldız piramidal, tuğla bir külahla örtülüdür.

Paylaşın

Amasya: Kapı Ağası Medresesi

Kapı Ağası Medresesi (Büyük Ağa Medresesi); Amasya’nın Merkez İlçesi, Bahçeleriçi Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Sultan II. Bayezid’in Kapı Ağası Hüseyin Ağa tarafından 1488 yılında yaptırılmıştır. Planı klasik Osmanlı medrese formundan farklılık gösterir. Özellikle Selçuklu mezar anıtlarında görülen sekizgen plan şeması ilk kez bu medresede uygulanmıştır.

Medreseye kuzey-batı kenarında bulunan büyük yay kemerli kapıdan girilir. Giriş kapısının hemen ardında her iki yanında dikdörtgen nişlerin yer aldığı küçük bir dehliz bulunur. Medresenin ortasında bulunan sekizgen avlunun etrafı her kenarda bulunan dörder sütun ve bu sütunlar üzerine oturan sivri kemerli revaklarla çevrelenmiştir.

Bursa kemeri olarak adlandırılan tarzda yapılmış bu kemer yapısı iç mimariyi daha da güzelleştirmiştir. Üzerleri tonozlu bu revaklardan öğrenci hücrelerine geçilir. Dikdörtgen mermer çerçeveli birer pencere ile dışarıya açılan hücrelerin üzerleri sekizgen kasnaklı kubbelerle örtülüdür.

Medresenin güney kenarında öğrenci odalarından daha büyük ve daha yüksek bir kubbeyle örtülü, aynı zamanda mescit olarak da kullanılan dershane bulunur. Medresenin duvar örgüsünde moloz taş ve tuğla birlikte kullanılmıştır. Yatay şeritler halinde üçer sıra tuğla örgülerin arası moloz taş malzemeyle doldurulmuştur.

Medrese Amasya’da yüksek derecede eğitim öğretimin yapıldığı yer olmuştur. Altmışlı Medreseler grubundan olan bu medresede, en bilineni Taşköprülüzade Mustafa Müslihiddin Efendi olmak üzere birçok ilim adamı müderrislik yapmıştır. 19’uncu yüzyıl sonlarında eski canlılığını yitiren medrese, yaşanan depremler sonrası kullanılamaz durumda iken, 1978 yılında restore edilerek bugünkü haline kavuşmuştur.

Paylaşın

Amasya: Gözlek Kaplıcası

Gözlek Kaplıcası; Amasya’nın Merkez İlçesine bağlı Gözlek Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Amasya-Çorum karayolunun 13. km’sinde yer alan Gözlek Kaplıcası 38-40 °C arasında değişen su sıcaklığıyla romatizmal rahatsızlıklar, bel ve eklem ağrıları, yumuşak doku hastalıkları, ameliyat sonrası hareketsizlik, genel stres bozuklukları, spor yaralanmaları ve daha birçok rahatsızlığın tedavisinde tamamlayıcı bir unsur olarak kullanılabilir niteliktedir.

Gözlek’in bu şifalı suyundan yararlanmak isteyen misafirler, Amasya Belediyesi’ne ait olup özel şahıslarca işletilen tesislerde kalabilmektedir. Normal oda, apart ve suit apartlarden oluşan tesis, tamamında termal suyun kullanılabildiği 27 oda ve 70 yatak kapasitelidir.

Paylaşın

Amasya: Arkut Bey Kaplıcası

Arkut Bey Kaplıcası; Amasya’nın Hamamözü İlçesi yerleşim sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kaplıcanın tarihi kesin olarak bilinmese de antik çağdan bu yana kullanıldığı düşünülmektedir. Bugünkü adını Selçuklu beylerinden Arkut Bey’den almıştır. Kaplıca alanı içinde halka açık bir hamam ile özel bir tesis bulunur. 138 yatak kapasiteli tesisin tüm odalarına termal su ulaştırılmaktadır. Dileyenler sıcak suyun keyfini havuzda da çıkarabilirler.

Sıcaklığı 42,5 °C civarında olan kaplıca suyunun kronik ağrılı romatizmal hastalıklara, sinir sistemi hastalıklarına, beyin çarpması sonucu oluşan felç ile çocuk felci sonrasında, kalp-damar ve tansiyon rahatsızlıklarında, ruhsal bozukluklarda, bel fıtığı veya siyatik sorunlarında, kadın hastalıklarında, hormon düzensizliğinde, cilt hastalıkları ve kepeklenmede yararlı özellikleri olduğu bilinmektedir.

Paylaşın