Muğla: Şövalye Adası

Şövalye Adası; Muğla’nın Fethiye İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Tarihte Meğri Adası, Fethiye Adası isimleriyle de anılan Şövalye Adası, Fethiye körfezini kapatan ince uzun, lades kemiği şeklinde bir adadır ve limanı korunaklı bir yer haline getirmiştir. Bölgeyi çevreleyen adalar zincirinde üzerinde yerleşim yeri bulunan tek adadır.

Şövalye Adası’nın batısında Kızılada, doğusunda Çalış Plajı, güneyinde Fethiye, kuzeyinde açık deniz vardır. Limanın tam göbeğinde olan yerleşiminden dolayı gün boyu tüm güneş ışığını takip eder.

Jeolojik dönemlerde ana karanın bir parçası iken, Oyuktepe Yarımadası’ndan koparak müstakil bir parçaya dönüşen Şövalye Adası, antik Glaukos Körfezi’nin en güneyini kapatarak, Fethiye Körfezi’ne doğal bir liman özelliği kazandırmıştır.

Paylaşın

Muğla: Kalynda Antik Kenti

Kalynda Antik Kenti; Muğla’nın Ortaca İlçesi, Şerefler Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kalinda Luwi veya Karya dilerinden gelen bir sözcük olup Hellen dilinde değiştirilmiştir. Kalynda Karia ile Lykia arasında bir kenttir.

Strabon yeri şöyle belirlemektedir: “…Lykia’nın kıyı boyunca düz bir çizgi üzerinde gemi ile gidilirse zengin limanları olan Glaukos denilen bir körfeze,sonra bir burun ve tapınak olan Artemision’a daha sonra da Leto’nun kutsal bölgesine gelinir. Bunun yukarısında denizden altmış stadia (1100m.) içerdeKalynda denilen kent bulunur…”

Herodotos kentin tarihi ile ilgili bazı bilgiler vermiştir. Ona göre Kalynda’lıların hazırladığı bir gemi Damasithymos komutasında.Pers donanmasıyla birlikte Salamis deniz savaşına (M.Ö.480) katılmışsa da batmıştır. Kent Helenistik çağda Kaunos’un egemenliğini kabul etmek zorunda kalmıştır. Daha sonra Knidos ile birlikte ayaklanmıştır. Kaunos ordusu kenti kuşatınca da Rodoslulardan yardım istemek zorunda kalmışlardır.

Kalynda’yı ilk kez Sir Charles Fellows (1838-1840) yıllarında bu bölgedeki araştırmaları sırasında görmüştür. Kalynda’da yüzey araştırması v e arkeolojik kazı yapılmamıştır. Kentin bastırdığı sikkelerin üzerinde Zeus’un başı ve açık kanatları ile kartal figürü işlenmiştir.

Paylaşın

Muğla: Hıppokome Antik Kenti

Hıppokome Antik Kenti; Muğla’nın Dalaman İlçesi, Çiğmen Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Antik Kentte, şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

İt Asarı Mevkii’nde bir tepeye kurulmuş Hippokome yerleşimi kalıntıları meraklısına ilgi çekici gelebilir. At Şehri anlamına gelen Hippokome’de şehrin güneyodoğusundaki kayalıklarda 6 kaya mezarı göze çarpar.

Şehrin güneybatı bölümlerindeki kayalıklarda ise tıpkı Fethiye Telmessos’dakine benzer kaya mezarları, bugün Kepezbaşı denilen bölgede ise Roma ve Bizans dönemine tarihlenen bina kalıntıları vardır.

Paylaşın

Muğla: Kurşunlu Camii

Kurşunlu Camii; Muğla’nın Menteşe İlçesi, Balıbey Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kurşunlu Camii, Osmanlı dönemine ait camiidir. 1493 tarihinde Menteşe beylerinden Esseyyid Şucâeddîn Bey’in isteği üzerine yaptırılmıştır. Mimarisi klasik Osmanlı mimarisi özelliği taşır.

Cami olarak kullanıma açılmadan önce 30 derslikli medrese olarak hizmet vermiş olan camii şimdi görülmesi gereken yerlerin başında gelmektedir. 1900’de Şerif Efendi tarafından son cemaat yeri eklenmiş, minaresi de aynı yıllarda Hacı İsmail tarafından yapılmıştır.

Kurşunlu Camisi’ni diğer camiilerden ayıran en önemli özelliği 1853 yılında gördüğü tamir sırasında kubbesinin kurşunla kaplı olmasıdır. Kurşunlu camisi 510 yıllık bir tarihe sahiptir. Birçok bakımdan onarımdan geçmiş günümüze gelmiştir.

Camii içinde yer alan kalem işi süslemeler Rodos’tan getirilen kök boyalarla işlenmiştir. Caminin içinde bulunan Kâbe ve yelkenli gemi resimleri görülmeye değerdir. Düzgün kesme taştan örme beden duvarları Selçuklu Mimarisi özelliği taşımaktadır. Kurşunlu Camisi Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde yer almaktadır. Osmanlı’nın bu topraklara hakim olduğu dönemlerinde yapılan son derece değerli bir eserdir.

Paylaşın

Muğla: Datça, Kızlan Köyü

Muğla’nın Datça İlçesine bağlı Kızlan Köyü, Datça’nın en gelişmiş köyüdür. İlçe merkezine 10 km mesafedeki köye, şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Datça Yarımadası’na özgü yel değirmenleri ile yarımadanın en rüzgarlı noktasına kurulu olan Kızlan Köyü, 1,200 kişilik daimi nüfusu ve yaz aylarında hareketlenen sokaklarıyla şirin bir Ege köyü. Kızlan, taş değirmenlerin ve rüzgar güllerinin olduğu, turistik değeri her geçen gün artan bir köydür.

Kızlan’da 6 adet tarihi yel değirmeni bulunuyor. Bunlardan biri restore edilerek restoran haline getirilmiş. Bir diğeri de ev olarak kullanılıyor. Diğerleri ise anıt niteliğinde görülebilir. Kendi hallerine bırakılmış bu taş değirmenlerin içine girerseniz, mekanizmalarını inceleyebilirsiniz.

Her yıl geleneksel olarak mayıs ayı başında yapılan Akdeniz’den Ege’ye doğa ve barış yürüyüşü Kızlan Köyü’nde sonlanıyor ve bu etkinliğin sonunda köyde şenlikler düzenleniyor. Kızlan Köyü doğa yürüyüşleri için ideal birçok yürüyüş parkuruna sahip.

Paylaşın

Muğla: Ölüdeniz

Ölüdeniz, Muğla’nın Fethiye İlçesi sınırları içerisinde yer alan eşine az rastlanır bir doğa harikasıdır. Fethiye’ye 14 km. mesafedeki Ölüdeniz’e şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yokuşlu inişli yolun sonunda birden müthiş bir mavi çıkıverir karşınıza. Burası Belcekız Koyu’dur. Koyun içinden uzanan kumsalı yürüdüğünüzde ise eşsiz Ölüdeniz’i görürsünüz. Ölüdeniz büyülü gibidir, kıpırtısız durur öylece. Dibinde tek bir yosun bile yoktur, beyaz bir kumla örtülüdür. Suyun ve dibinde kumun kırdığı ışık turkuaz bir renk verir. Ölüdeniz’e Çamların gölgesi düşer ve bu etkileyici turkuazı zenginleştirir.

Belcekız adı da bir efsaneye dayanıyor. Eski çağlarda buralardan geçen gemiler açıkta demirler ve içme suyu almak üzere kıyıya sandalla çıkarlarmış. Bir gün yaşlı bir kaptanın genç, yakışıklı oğlu su almak için koya çıktığında güzel mi güzel Belcekız’ı görür. Görür görmez de vurulur. Kızın yüreğine de ateş düşer. Ama delikanlı suyu alıp dönmek zorundadır. Gemi uzaklaşıp gider.

Belcekız hep kıyıyı, sevgilisini kollar. Delikanlı da geminin buralardan her geçişinde su almaya gelir. Böylece görüşür, sevişirler. Bir gün gemi buralardan geçerken fırtına patlar. Genç, babasına burada korunaklı, havuz gibi bir koy olduğunu söyler. İhtiyar kurt ise oğlunun gönül macerasını bilmektedir. Oğlunun sevgilisini görmek uğruna gemiyi parçalamayı göze aldığını sanır.

Dalgalarla birlikte kavga da büyür baba oğul arasında. Gemi tam kayalıklara çarpacakken kaptan bir kürek darbesiyle oğlunu denize atar ve dümene yapışır ki durumu görür. Deniz dönerek çarşaf gibi bir koya girmektedir. Oğlan orada ölür. Kayaların üzerinde sevdiğini bekleyen Belcekız da kendini kayalardan atıp ölür.

İşte o gün bu gündür kızın öldüğü yere Belcekız, oğlanın öldüğü yere Ölüdeniz denir. Günün ilerleyişine göre rengi değişip duran deniz belki de bir oğlana bir kıza yanmaktadır. Ölüdeniz’de 950 hektarlık alan Kıdrak Tabiat Parkı ilan edildi ve koruma altına alındı. Ölüdeniz Lagünü ve Kıdrak Plajını kapsayan bu alan aynı zamanda SIT bölgesi ve özel çevre koruma alanı içinde kalıyor.

Paylaşın

Muğla: Lagina Hekate Kutsal Alanı

Lagina Hekate Kutsal Alanı; Muğla’nın Yatağan İlçesi’ne bağlı Turgut Beldesi sınırları içerisinde yer alır. Yatağan- Milas karayolu üzerindeki Termik santralin yanından sağa ayrılan asfalt yoldan 9 km. gidilerek Lagina harabelerine varılır.

Karialıların önemli kült merkezi olan Lagina kutsal alanının ünü zamanımıza kadar gelmiş olup bu yöre halen Leyne ismi ile de tanınır. Son yapılan araştırmalar, yörenin eski Tunç Çağından (İ.Ö. 3000) günümüze kadar kesintisiz bir iskâna sahip olduğunu göstermektedir. Seleukos kralları büyük imar çalışmaları ile Lagina kutsal alanını dini merkez ve buraya 11 km. uzaklıktaki Stratonikeia kentini de bölgenin siyasi merkezi yapmışlardır.

Lagina’da ve Stratonikeia bouleuterionu duvarlarında halen mevcut olan yazıtlardan öğrendiğimize göre, bu iki kent birbirlerine kutsal bir yol ile bağlanmıştır. Lagina kutsal alanında propylon (anıtsal giriş kapısı), kutsal yol, altar (kurban ve sunak yeri), peribolos (kutsal alanı çevreleyen duvar), Dorik Stoalar ve Hekate tapınağı bulunmaktadır. Kutsal alan, aynı zamanda Stoaların arka duvarını oluşturan iki metre yüksekliğe kadar ayakta kalmış duvarlarla çevrilidir.

Üç girişli olan ve batı ucunda dört adet İon sütunu ile taşınan apsisi bulunan anıtsal giriş yapısı Stoaya da bir kapı ile bağlanmıştır. Anıtsal giriş kapısından altar’a giden taş döşeli yola bağlanan 10 adet merdiven sırası vardır. Beş merdiven sırası ile çevrili olan ve üzerinde Attik İon kaideli, Korinth başlıklı tek sıra sütun bulunan bir platform üzerine oturan tapınak, kutsal alanın tam ortasındadır.

Tapınak pseudo dipteros planlı, 8×11 sütunlu, Korinth düzeninde inşa edilmiştir. Pronaos kısmında iki adet İon sütunu yer alır. Lagina kutsal alanında yapılan arkeolojik kazılar, Türk bilim adamları tarafından yürütülen ilk kazılar olması açısından önem taşımaktadır. Bu kazıları Osman Hamdi Bey ve Halit Ethem Bey yürütmüştür.

1993 yılında arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları Muğla Müzesi Müdürlüğü başkanlığında, Mimar Arkeolog Ahmet Tırpan’ın bilimsel danışmanlığında tekrar başlatılmıştır. Tapınağın frizleri Osman Hamdi Bey tarafından İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne götürülmüştür ve şimdi aynı müzede sergilenmektedir. Frizlerde dört ayrı konu işlenmiştir. (Doğuda; Zeus’un yaşamı ile ilgili sahneler; batıda tanrılar ile gigantların savaşı; güneyde Karia tanrılar toplantısı; kuzeyde Amazonların savaşı.)

Paylaşın

Muğla: Hisarönü ve Ovacık

Hisarönü ve Ovacık; Muğla’nın Fethiye İlçesine bağlı iki şirin beldedir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Ovacık şehir merkezine 6 km. uzaklıkta. Ölüdeniz’e uzaklığı ise 5 km. Belde çok sayıda yeni otel ve tatil köyü ile turistik bir merkeze dönüştü. Ölüdeniz ve Fethiye arasında olması, istendiğinde 10 dakikada Ölüdeniz’e ve Fethiye’ye inilebilmesi, şehir kalabalığından uzak konaklamak isteyenler için ideal bir mekan haline getirdi.

Hisarönü’ne ise Ovacık’ın hemen bitiminden sağa ayrılan yolla ulaşılıyor. Çok sayıda irili ufaklı otel, pansiyon ve tatil köyü hizmet veriyor. Fiyatları da makul. Buradan Ölüdeniz ve Belcekız koyları da yakın, isterseniz denize oralara gidebilirsiniz. Ovacık ve Hisarönü’ne Fethiye’den minibüsler düzenli çalışıyor.

Paylaşın

Muğla: Hyllarima Antik Kenti

Hyllarima Antik Kenti; Muğla’nın Yatağan İlçesinin Kavaklıdere Bucağına bağlı Derebağ köyünün bitişiğindedir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Hyllarıma ismi Luwi kökenli olup Hitit yazıtlarında adı geçen Wallarima’dan geldiği sanılmaktadır. Kentin ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesinlik kazanamamıştır. Günümüze ulaşan kalıntıları Roma çağından kalmıştır. Ayrıca Roma döneminde sikke basmış kentlerdendir.

Hyllarıma’nın surları Leleg yapılarındaki taş işçiliği ile yakın benzerlikler göstermektedir. Bu bakımdan kentin tarihini Dor göçünden önceki yıllara indirmemiz olasıdır. Ancak yörede bilimsel kazılar yapıldıktan sonra bu durum aydınlığa kavuşabilecektir. Surlar kaba işlenmiş dikdörtgen bloklardan meydana gelmiştir.

Kalınlıkları 2 m. yi bulmaktadır. Kente girişi sağlayan ve oldukça iyi korunmuş batı kapısı M.Ö. 400’ün ilk yarısında, Mausolleus döneminde yapılmıştır. Roma döneminden kalan tiyatronun skenesi yıkılmışsa da yamaca dayalı oturma kademeleri oldukça iyi durumda günümüze ulaşmıştır. Kentin diğer yapılarının taşları yeni yapılanmalarda kullanılmak üzere sökülmüş nekropol alanına ise defineciler büyük zarar vermişlerdir.

Paylaşın

Muğla: Loryma (Bozuk Kale) Antik Kenti

Loryma (Bozuk Kale) Antik Kenti; Muğla’nın Marmaris İlçesi yakınındaki Bozburun Yarımadası’nın güneyindeki Bozuk körfezi kıyısındadır.

Loryma sözcüğü Luwi ve Karyia dilinden gelmiş bir sözcük olup Hellen dilinde anlamı bulunmamaktadır. Kentin tarihi ve kuruluşu ile ilgili tarihi bilgiler yetersizdir. Thoukydides ve bazı ilk Çağ yazarlarında, Rodos’un karşısında karşı yaka ülkesi olarak ismi geçmektedir. Strabon da buradan Karia’da Physkos’dan sonra gelen engebeli bir kıyı şeridi olarak söz etmiştir.

Byzantionlu Stephanos da Rodos’da aynı ismi taşıyan bir liman olduğunu söylemektedir. Loryme,antik çağlarda hiçbir zaman önemli bir kent olamamıştır. Atina donanması M.Ö. 412’de Samos (Sisam) adasından Syme adasından (Sömbeki) geri dönerken bir süre burada konaklamıştır. Ayrıca Antigonos’un donanması da Rodos’a yaptığı başarısız savaş sonrası burada toplanmıştır.

Loryma’da yeterli bir yüzey araştırması yapılmamıştır. Günümüze kentten arta kalan mimari yapılarda kullanılmış taşlar dağınık biçimde gelmiştir. Yalnızca körfez girişindeki kalenin bazı bölümleri sağlam kalabilmiştir. Yaklaşık 120 m. uzunluğunda, 10 m. genişliğindeki kalenin duvarları 3 m. kalınlığındadır. Burçlar yıkılmış olmasına rağmen dokuz burçtan köşelerdekilerin yuvarlak plân düzeninde oldukları anlaşılmaktadır.

Muğla: Beçin Kalesi

Kayalara oyulmuş yazıtlardan kentin Rodos’a has bir tanrı olan Zeus Atabyrios’a adandığı öğrenilirse de mabedinin olup olmadığı da bilinmemektedir. Körfeze hakim tepe üzerinde de bazı duvarları ayakta kalabilmiş bir kale kalıntısı dikkati çekmektedir.

Paylaşın