Marmaris açıklarında 4,6 büyüklüğünde deprem

Muğla’nın Marmaris ilçesi açıklarında 4,6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini duyuran Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), İzmir’in Çeşme ilçesi açıklarında 3.5 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini bildirdi.

Haber Merkezi / AFAD, Akdeniz’de Muğla’nın Marmaris ilçesi açıklarında saat 01.50’de 4,6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini duyurdu. AFAD’dan konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Akdeniz’de Muğla’nın Marmaris ilçesi açıklarında saat 01.50’de 4,6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

AFAD, daha önce yaptığı açıklamada ise İzmir’in Çeşme ilçesinin açıklarında saat 19:15’te 3.5 büyüklüğünde bir depremin meydana geldiğini duyurdu. AFAD, açıklamasında, depremin derinliğinin 7.85 kilometre olduğu aktardı.

Paylaşın

Şevval Sam’dan ‘İstanbul Sözleşmesi’ tepkisi: Herkes dövüş sporlarına yazılsın

Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmasına sosyal medya hesabı üzerinden tepki gösteren sanatçı Şevval Sam, Türkiye’nin, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını “Haydi herkes dövüş sporlarına yazılsın! Ortaçağ’a dönüyoruz” dedi.

Haber Merkezi / Türkiye’nin bilinen ismiyle ‘İstanbul Sözleşmesi’ olan ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nden, Cumhurbaşkanı kararıyla çekilmesine sosyal medya hesabından tepki gösteren sanatçı Şevval Sam, “Haydi herkes dövüş sporlarına yazılsın! Ortaçağ’a dönüyoruz. Orman kanunları geçerli artık” dedi.

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan kararda şu ifadeler yer aldı:

“Türkiye Cumhuriyeti adına 11/5/2011 tarihinde imzalanan ve 10/2/2012 tarihli ve 2012/2816 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3’üncü maddesi gereğince karar verilmiştir.”

İstanbul Sözleşmesi

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ya da bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi, 45 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanan, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan uluslararası insan hakları sözleşmesidir.

Sözleşme, Avrupa Konseyi tarafından desteklenmektedir ve taraf devletleri hukukî olarak bağlar. Sözleşmenin dört temel ilkesi; kadına yönelik her türlü şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesi, şiddet mağdurlarının korunması, suçların kovuşturulması, suçluların cezalandırılması ve kadına karşı şiddet ile mücadele alanında bütüncül, eş güdümlü ve etkili işbirliği içeren politikaların hayata geçirilmesidir. Kadına karşı şiddeti bir insan hakkı ihlali ve ayrımcılık türü olarak tanımlayan, bağlayıcı nitelikte ilk uluslararası düzenlemedir. Tarafların sözleşme kapsamında vermiş oldukları taahhütler, bağımsız uzmanlar grubu GREVIO tarafından izlenmektedir.

Paylaşın

TÜSİAD’dan ‘İstanbul Sözleşmesi’ açıklaması

Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmasına ilişkin açıklama yapan Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), açıklamasında, “İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi kadına yönelik her türlü şiddeti besleyen çarpık zihniyeti cesaretlendirir. Çağrımız; kadına yönelik şiddeti sonlandırma yolunda atılmış hiçbir adımdan taviz verilmemesidir.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Türkiye’nin çekilme kararı aldığı İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili yazılı bir açıklama yaptı.

“İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi kadına yönelik her türlü şiddeti besleyen çarpık zihniyeti cesaretlendirir. Çağrımız; kadına yönelik şiddeti sonlandırma yolunda atılmış hiçbir adımdan taviz verilmemesidir.” ifadelerinin yer aldığı yazılı açıklama şu şekilde;

“Türkiye’nin, tam adı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmesi, kadına yönelik her türlü şiddeti besleyen çarpık zihniyeti cesaretlendirir. Devletin şiddete karşı sürdürdüğü mücadelesini ise kolaylaştırmadığı gibi telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurur.

Kadına yönelik her erkek şiddeti vakası, İstanbul Sözleşmesi’nin eksikliğini vicdanlara hatırlatacaktır. 6284 sayılı kanun ve İstanbul Sözleşmesi, şiddetle mücadelenin en önemli dayanaklarıdır.

Geçtiğimiz yıl İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin çekilmesi tartışmaları gündeme geldiğinde, toplumun pek çok farklı kesimi Sözleşme’ye sahip çıkmış, siyaset alanında da ortak vicdan harekete geçmişti.

Zira; hangi görüşe bağlı olursa olsun, tüm siyasi partilerin ve toplum kesimlerinin şiddete karşı birleşmesi insani bir sorumluluktur.

İstanbul Sözleşmesi, yapılan karalama ve çarpıtmaların aksine, kadına yönelik her türlü şiddetle mücadele için, kim olursa olsun şiddet mağdurunu korumak için vardır. İnsan haklarını koruyan İstanbul Sözleşmesi, siyaset alanının mücadelelerine konu edilmemelidir.

Unutulmamalıdır ki; kadına yönelik şiddet bir insan hakları ihlalidir. İstanbul Sözleşmesi aynı zamanda dayanağını insan haklarından alan uluslararası bir taahhüttür. Üzülerek görmekteyiz ki bugün alınan karar, uluslararası kamuoyu nezdinde de ülkemizin insan hakları açısından itibarını zedelemektedir.

Çağrımız; kadına yönelik şiddeti sonlandırma yolunda atılmış hiçbir adımdan taviz verilmemesidir.

İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi kararının geniş kamuoyu vicdanına kulak verilerek yeniden değerlendirilmesi, şiddetle mücadelede sıfır tolerans anlayışının en büyük göstergesi olacaktır.”

Paylaşın

Mansur Yavaş’tan ‘İstanbul Sözleşmesi’ paylaşımı

Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmasına sosyal medya hesabı üzerinden tepki gösteren Mansur Yavaş, ”Ankara’da kadınlarla yan yana yürümeye, adil ve eşit yarınları beraber inşa etmeye devam edeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin ardından sosyal medya hesabından açıklama bulundu.

Mansur Yavaş, açıklamasında, ”Eşitlik, adalet ve vicdana dair ne varsa yaşatmak en büyük sorumluluğumuzdur. Ankara’da kadınlarla yan yana yürümeye, adil ve eşit yarınları beraber inşa etmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan kararda şu ifadeler yer aldı:

“Türkiye Cumhuriyeti adına 11/5/2011 tarihinde imzalanan ve 10/2/2012 tarihli ve 2012/2816 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3’üncü maddesi gereğince karar verilmiştir.”

İstanbul Sözleşmesi

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ya da bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi, 45 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanan, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan uluslararası insan hakları sözleşmesidir.

Sözleşme, Avrupa Konseyi tarafından desteklenmektedir ve taraf devletleri hukukî olarak bağlar. Sözleşmenin dört temel ilkesi; kadına yönelik her türlü şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesi, şiddet mağdurlarının korunması, suçların kovuşturulması, suçluların cezalandırılması ve kadına karşı şiddet ile mücadele alanında bütüncül, eş güdümlü ve etkili işbirliği içeren politikaların hayata geçirilmesidir. Kadına karşı şiddeti bir insan hakkı ihlali ve ayrımcılık türü olarak tanımlayan, bağlayıcı nitelikte ilk uluslararası düzenlemedir. Tarafların sözleşme kapsamında vermiş oldukları taahhütler, bağımsız uzmanlar grubu GREVIO tarafından izlenmektedir.

Paylaşın

İBB’den ‘Gezi Parkı’ tepkisi

Mülkiyeti Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı’na devredilen Taksim Gezi Parkı’na ilişkin açıklama yapan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), açıklamasında, “Taksim Meydanı’nı milletimize kazandırma ve hak ettiği görünümüne kavuşturma mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Mevcut gasp girişimi 16 milyon için sadece zaman kaybı olacaktır” ifadeleri kullanıldı.

Haber Merkezi / Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, Taksim Gezi Parkı’nın mülkiyetinin “Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı”na geçtiğini bildirmesine ilişkin İBB, açıklama yaptı.

Açıklamada, “BB ve Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul halkından aldığı güçle, bu haksız ve adaletsiz kararlarla her alanda ve her araçla mücadele etmeye devam edecektir.” ifadeleri dikkat çekti.

“Taksim Meydanı’nı milletimize kazandırma ve hak ettiği görünümüne kavuşturma mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Mevcut gasp girişimi 16 milyon için sadece zaman kaybı olacaktır” denilen ve hukuki sürecin devam edeceği belirtilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) olarak, Gatala Kulesi’nden sonra kadim kentimizin Gezi Parkı alanına da el konulması üzerine kamuoyuna şu açıklamayı yapma gereği duyulmuştur.

23 Haziran 2019 seçimlerinden sonra, merkezi yönetimin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik tavrı kamuoyu bilgisi dahilindedir. Ne yazık ki, diyalog, uzlaşı, ortak akıl ve birlikte çalışma kavramlarından daha çok; ‘hesaplaşma’, ‘gününü gösterme’, ‘iş yaptırmama’, ‘engelleme’ ‘vesayet’ ve ‘yetki gaspı’ anlayışıyla devam eden sürecin son halkası Taksim Gezi Parkı’nın İBB mülkiyetinden alınması olmuştur.

Talimatla bu kararı alanların açıklamalarında kanun maddelerine atıfta bulunulması, bu kararları hukuksal kılmadığı gibi vicdanlarda da aklamaz. Daha kısa süre önce, 166 yıldır İBB mülkiyetinde olan Galata Kulesi de aynı şekilde gasp edilmiştir.

Şimdi de Gezi Parkı alanı, İBB’ye haber bile verilmeden, sadece 1 günlük yazışma ile yürütülmüştür. Yüzbinlerce İstanbullunun oy vererek yapılmasını istediği yeni Taksim Meydanı projesinin çalışmalarına başlamak üzereyken alınan bu kararın zamanlaması manidardır. Bu karar meydanın yeniden yeşil ve estetik bir alana dönüştürülme projesini durdurmak için alınmıştır. Üstelik, 350 bin İstanbullunun demokratik katılım süreciyle şekillenmiş iradesine rağmen, alınmıştır. İstanbul’u betona çeviren kafa yapısının, İstanbul’un sembolik meydanını yeşile çevirecek bir projenin karşısında durması tesadüf değildir.

Görünen o ki, başta İstanbul Büyükşehir Belediye olmak üzere 31 Mart ve 23 Haziran 2019 tarihlerinde muhalefet partilerinden seçilmiş yerel yönetimlere karşı hasmane tavırlarla alınan bu ve benzeri kararların devamı da gelecektir.

İstanbul gibi kadim bir şehirde kanunları istismar ederek her değerli yapıyı her değerli alanı gasp etmek mümkündür. Her ne kadar benzer kararlar daha önce alınmış olsa da hiçbiri bu kadar tarihsel değeri ve simgesel önemi olan alanlar için gerçekleşmemiştir. O yüzden İBB ile temas dahi kurmadan bir gecede alınan bu kararları asla iyi niyetli ve halk yararına adımlar olarak görmüyoruz. Bu kararlara karşı hukuk mücadelemizi sürdüreceğiz. Öte yandan yeni türeyen çok sayıda hormonlu vakfın kullanımına açılan, vakıflara ait tarihi yapılarla ilgili de benzer bir tavrın gösterilmesini beklemekteyiz.

21 aydır yönetimimizi her alanda engelleme ve kuşatma girişimlerine rağmen, 16 milyona hizmette hiç bir aksamaya izin vermediğimiz gibi, İstanbul’a daha önce görülmemiş yeni hizmetler sunduk ve sunmaya da devam edeceğiz. Bundan sonra da aynı kararlılıkta devam edeceğiz.

Taksim Meydanı’nı milletimize kazandırma ve hak ettiği görünümüne kavuşturma mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Mevcut gasp girişimi 16 milyon için sadece zaman kaybı olacaktır. Milletimizin sağduyusu, yakın tarihte de çok örneği olduğu gibi hukuk ve teamül tanımaz karar vericilerin siyaset mühendisliklerini yenecek güçtedir.

İBB ve Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul halkından aldığı güçle, bu haksız ve adaletsiz kararlarla her alanda ve her araçla mücadele etmeye devam edecektir.

Kamuoyuna Saygılarımızla”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan ‘İstanbul Sözleşmesi’ tepkisi: Kazanan ‘eril akıl’ değil kadınlar olacak

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’ni feshettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Kararı ile ilgili açıklamada bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bu, her görüşten kadının yıllardır verdiği mücadeleyi hiçe saymaktır. Her şeye rağmen kazanan “eril akıl” değil kadınlar olacaktır” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi kararına sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile tepki gösterdi.

İBB Başkanı İmamoğlu, açıklamasında, “Her gün kadına yönelik şiddet haberlerinin olduğu bir ülkede bir gece yarısı #İstanbulSözleşmesi’nden çıkıldığının duyurulması çok acıdır. Bu, her görüşten kadının yıllardır verdiği mücadeleyi hiçe saymaktır. Her şeye rağmen kazanan “eril akıl” değil kadınlar olacaktır” dedi.

İstanbul Sözleşmesi

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ya da bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi, 45 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanan, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan uluslararası insan hakları sözleşmesidir.

Sözleşme, Avrupa Konseyi tarafından desteklenmektedir ve taraf devletleri hukukî olarak bağlar. Sözleşmenin dört temel ilkesi; kadına yönelik her türlü şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesi, şiddet mağdurlarının korunması, suçların kovuşturulması, suçluların cezalandırılması ve kadına karşı şiddet ile mücadele alanında bütüncül, eş güdümlü ve etkili işbirliği içeren politikaların hayata geçirilmesidir. Kadına karşı şiddeti bir insan hakkı ihlali ve ayrımcılık türü olarak tanımlayan, bağlayıcı nitelikte ilk uluslararası düzenlemedir. Tarafların sözleşme kapsamında vermiş oldukları taahhütler, bağımsız uzmanlar grubu GREVIO tarafından izlenmektedir.

Paylaşın

Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi

Türkiye, Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldı. İstanbul Sözleşmesi, bugüne kadar Türkiye dahil Avrupa Konseyi üyesi 20 ülke tarafından onaylanmıştı. Sözleşme 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açıldığı için ‘İstanbul Sözleşmesi’ ismiyle anılıyor. 

Haber Merkezi / Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan kararda şu ifadeler yer aldı:

“Türkiye Cumhuriyeti adına 11/5/2011 tarihinde imzalanan ve 10/2/2012 tarihli ve 2012/2816 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3’üncü maddesi gereğince karar verilmiştir.”

İstanbul Sözleşmesi

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ya da bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi, 45 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanan, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan uluslararası insan hakları sözleşmesidir.

Sözleşme, Avrupa Konseyi tarafından desteklenmektedir ve taraf devletleri hukukî olarak bağlar. Sözleşmenin dört temel ilkesi; kadına yönelik her türlü şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesi, şiddet mağdurlarının korunması, suçların kovuşturulması, suçluların cezalandırılması ve kadına karşı şiddet ile mücadele alanında bütüncül, eş güdümlü ve etkili işbirliği içeren politikaların hayata geçirilmesidir. Kadına karşı şiddeti bir insan hakkı ihlali ve ayrımcılık türü olarak tanımlayan, bağlayıcı nitelikte ilk uluslararası düzenlemedir. Tarafların sözleşme kapsamında vermiş oldukları taahhütler, bağımsız uzmanlar grubu GREVIO tarafından izlenmektedir.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş’tan HDP’ye kapatma davasına sert tepki

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP’ye kapatma davası açılmasına tepki göstererek, “Bu sadece ahlaksızlığın dibi değil, aynı zamanda ağır bir anayasal suçtur. Susarak ya da kararın altına imza atarak buna ortak olanları asla unutmayacağız.” dedi.

Haber Merkezi / Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP’ye kapatma davası açılmasına kendisi adına yönetilen sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile tepki gösterdi.

Açıklamasında “Önümüzdeki seçimlerin sonucunu HDP binası değil, HDP’liler belirleyecek.” ifadelerini kullanan Demirtaş, şunları söyledi;

1- Bugüne kadar partileri ya darbeciler ya da statükocular kapattılar. İlk kez, bir partinin seçim kazanması için bir başka partiye kapatma davası açılıyor.

2- Bu sadece ahlaksızlığın dibi değil, aynı zamanda ağır bir anayasal suçtur. Susarak ya da kararın altına imza atarak buna ortak olanları asla unutmayacağız.

3- Kapatmak istedikleri HDP budur:

4- Hiç kimsenin kapatmaya gücünün yetmeyeceği HDP ise budur:

5- Ve hiç kimse unutmasın ki, önümüzdeki seçimlerin sonucunu HDP binası değil, HDP’liler belirleyecek. Bu da HDP’lilerin, zalimleri gömeceği yerdir:

6- Sonuç ne olursa olsun, demokrasi ve barış yolundan asla sapmayacağız. Mücadelemizi hukuk içinde sürdürecek ve mutlaka kazanacağız.

7- Son olarak belirtmek isterim ki, Ömer Faruk Gergerlioğlu her daim halkın vekilidir ve onurumuzdur.

Paylaşın

Daha sağlıklı bir beyne sahip olmak için birkaç ipucu!

Sağlıklı bir yaşam tarzı, yüksek tansiyon, diyabet ve obezite gibi risk faktörlerini önlemenize yardımcı olabilir. Bu risk faktörlerinden bir veya daha fazlasına zaten sahipseniz, koşulları tersine çevirebilecek ve beyin sağlığınızı iyileştirmeye yardımcı olabilecek yaşam tarzı değişiklikleri yapabilirsiniz.

Haber Merkezi / Yaşlandıkça vücudunuzdaki ve beyninizdeki değişiklikler normaldir. Bununla birlikte, beyin fonksiyonlarındaki düşüşü yavaşlatmak ve Alzheimer veya diğer demansları geliştirme riskini en aza indirmek için yapabileceğiniz bazı şeyler var. Bunlardan birkaçı;

1. Düzenli egzersiz yapın

Egzersizin bilinen birçok faydası vardır ve düzenli fiziksel aktivitenin beyne fayda sağladığı da bilinmektedir. Birden fazla araştırma çalışması, fiziksel olarak aktif olan kişilerin zihinsel işlevlerinde bir düşüş yaşama olasılığının daha az olduğunu ve Alzheimer hastalığına yakalanma riskinin daha düşük olduğunu göstermektedir.

Bu faydaların egzersiz sırasında beyninize artan kan akışının bir sonucu olduğu düşünülüyor. Haftada birkaç kez 30-60 dakika egzersiz yapmayı hedefleyin. Kalp atış hızınızı artıran yürüyüşler yapabilir, yüzebilir, tenis oynayabilir veya herhangi bir orta derecede aerobik aktivite yapabilirsiniz.

2. Bol bol uyuyun

Uyku, beyin sağlığınızda önemli bir rol oynar. Uykunun beyninizdeki anormal proteinleri temizlemeye yardımcı olduğu ve anıları pekiştirerek genel hafızanızı ve beyin sağlığınızı artıran bazı teoriler vardır.

İki veya üç saatlik artışlarla parçalanmış uyku yerine, her gece arka arkaya yedi ila sekiz saat uyumaya çalışmanız önemlidir. Ardışık uyku, beyninize anılarınızı etkili bir şekilde pekiştirmesi ve depolaması için zaman verir. Uyku apnesi beyninizin sağlığı için zararlıdır ve arka arkaya saatlerce uyumakta zorlanmanızın nedeni olabilir. Siz veya bir aile üyesi uyku apneniz olduğundan şüpheleniyorsanız, sağlık uzmanınızla konuşun.

3. Beslenmenize dikkat edin

Beslenme beyin sağlığınızda büyük rol oynar. Bitki bazlı gıdaları, kepekli tahılları, balıkları ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağları vurgulayan bir Akdeniz diyeti uzmanlar tarafından tavsiye edilir.

4. Zihinsel olarak aktif kalın

Beyniniz bir kasa benzer – onu kullanmanız gerekir yoksa kaybedersiniz. Beyninizi formda tutmak için yapabileceğiniz birçok şey var, örneğin bulmaca veya sudoku çözmek, okumak, veya bir yapboz yapmak gibi. Beyninizi çapraz çalıştırmayı düşünün. Bu nedenle, etkinliği artırmak için farklı aktiviteler dahil edin. Son olarak, çok fazla televizyon izlemeyin, çünkü bu pasif bir faaliyettir ve beyninizi uyarmak için çok az şey yapar.

5. Sosyal etkileşimlerde bulunun

Sosyal etkileşim, hafıza kaybına katkıda bulunabilecek depresyon ve stresi önlemeye yardımcı olur. Sevdiklerinizle, arkadaşlarınızla ve diğerleriyle bağlantı kurma fırsatlarını arayın, özellikle de yalnız yaşıyorsanız. Hücre hapsini beyin atrofisine bağlayan araştırmalar var, bu nedenle sosyal olarak aktif kalmak ters etkiye sahip olabilir ve beyninizin sağlığını güçlendirebilir.

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu: AK Parti’de ruh kalmadı

Kanal 42 televizyonunda yayınlanan Reaksiyon Programı’nda gazeteciler Muhammed Okur ve Rumeysa Zühül’ün sorularını yanıtlayan Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, “94 ruhu, 2002 ruhu falan kalmadı. Kısacası AK Parti’de ruh kalmadı. 2016’da benim bıraktığım AK Parti’yi tanımıyorum, tanıyamıyorum artık,” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / HDP Eski Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesine de değinen Davutoğlu, “Bir haberi RT yapması dolayısıyla anlatıldığında, nasıl bir Türkiye imajı oluşturacak?”dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Kanal 42 televizyonunda yayınlanan Reaksiyon Programı’nda gazeteciler Muhammed Okur ve Rumeysa Zühül’ün sorularını yanıtladı.

HDP Eski Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesi sorusunun üzerine Davutoğlu, “Bir haberi RT yapması dolayısıyla anlatıldığında, nasıl bir Türkiye imajı oluşturacak? Terör suçlaması çok rahat herkese yapılabilir hale geldi. Peki o zaman şunu sormak hakkımız değil mi ? TRT’ye Osman Öcalan’ı çıkaranlar ve de bu duruma izin verenler ile ilgili işlem ne zaman yapılacak? Abdullah Öcalan’dan mektup getirip, İstanbul seçimini kazanmak isteyenlere işlem ne zaman yapılacak ? TRT’nin o gün sorumlusu olan bakan sorguya çekilecek mi, buna nasıl izin verdiniz denilecek mi ? Abdullah Öcalan’a meşru bir siyasi aktörmüş gibi takdim edilen iktidara bunun hesabı sorulacak mı ? Bu durum teröre yardım gibi görülse ne olacak?” ifadelerini kullandı.

Independent’in yazıya aktardığı konuşmada Davutoğlu, “TBMM’nin itibarını korumak zorundayız. Milletin iradesi orada tecelli eder. Meclis’teki görüntülerden derin bir üzüntü duydum, Türkiye buraya gelmemeliydi. 90’lı yılların görüntülerine dönüyoruz. 28 Şubat döneminin görüntülerine dönüyoruz” dedi. “İktidar cenahında bir korku var mı?” sorusun yanıt veren Davutoğlu, iktidar cephesinde ayakta kalma tedirginliği olduğunu savundu.

Sistem değişikliğinin Devlet Bahçeli’nin önerisi ile olduğunu söyleyen Davutoğlu, “Kimse Türkiye’yi 50+1’e mahkum etmedi. Biz o dönemde sayın cumhurbaşkanını ve diğer ilgilileri, ‘Yapmayın , Türkiye’yi istikrarsızlığa götürüyorsunuz. Ak Parti’nin doğasını bozacaksınız bu yolla’ diye uyardık. Çünkü görünmez ittifaklar yüzünden partilerin doğaları bozuktur. 94 ruhu, 2002 ruhu falan kalmadı. Kısacası AK Parti’de ruh kalmadı. 2016’da benim bıraktığım AK Parti’yi tanımıyorum, tanıyamıyorum artık” dedi. Davutoğlu, “AK Parti üzerinde Devlet Bahçeli mi etkili oluyor?” sorusuna, “Bu süreçte sayın Bahçeli gündemi belirliyor” eklinde yanıt verdi.

Paylaşın