Dana Stroganof, Malzemeleri, Hazırlanışı

Dana Stroganof, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 500 gr. erişte, pişmiş ve süzülmüş
  • 250 gr. taze mantar, dilimlenmiş
  • 1 soğan, doğranmış
  • ¼ fincan tereyağı
  • Yeterince dana kıyma
  • 4 yemek kaşığı çok amaçlı un
  • 2 su bardağı et suyu
  • 1 su bardağı ekşi krema
  • Yeteri tuz ve karabiber

Hazırlanışı;

Büyük bir tencereye suyu kaynatın. Ardından erişteyi kaynar suda yaklaşık 8 dakika pişirin ve süzün. Bu arada sosu hazırlayın. Büyük bir tavada mantarları ve soğanları 2 yemek kaşığı tereyağında orta ateşte yumuşayana kadar kavurun ve tavadan çıkarın.

Ondan sonra aynı tavayı kullanarak kalan tereyağını eritin. Kıymayı eritilmiş tereyağında pembeleşinceye kadar pişirin ve unla karıştırın; et suyunu ilave edip hafif koyulaşana kadar pişirin.

Ardından mantar ve soğan karışımını ekleyin; ekşi krema ile karıştırın. Ondan sonra tuz ve karabiberle baharatlayın. Sos sıcak olana kadar pişirmeye devam edin, ancak kaynatmayın. Son olarak eriştelerin üzerine sosu ekleyip servis edin. Afiyet olsun…

Besin Değerleri;

  • Kalori; 602
  • Protein; 28,9 gr.
  • Karbonhidratlar; 36,1 gr.
  • Yağ 37,4 gr.
  • Kolesterol 148,3 mg.
  • Sodyum 632,8 mg.

 

Paylaşın

Yahya Kemal Beyatlı kimdir? Hayatı, Eserleri

2 Aralık 1884’te Üsküp’te dünyaya gelen Yahya Kemal Beyatlı’nın asıl adı Ahmed Agâh’tır. 1 Kasım 1958′ de tedavi için gittiği Paris’te hayatını kaybetti. Yahya Kemal Beyatlı İstanbul Vefa Lisesi’ni bitirdikten sonra Paris’e gitti. Paris’te 9 yıl kaldı. Fransız Edebiyatı’nı ve edebiyatçılarını yakından tanıma olanağı buldu. Onlardan etkilendi.

Haber Merkezi / Doğu Dilleri Okulu’na devam ederek Arapça ve Farsça ‘sını geliştirdi. Divan şiiri üzerinde yoğunlaştı. İstanbul’a dönüşünde Darüşşafaka, Medresetü’l-Vâizin ve Darülfünûn’da tarih ve edebiyat dersleri okuttu. Gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Lozan Konferansı’na katıldı. 1923’te Urfa Milletvekili seçildi, sonraki yıllarda Yozgat, Tekirdağ ve İstanbul’dan Milletvekilli seçilerek TBMM’de görev aldı. Çeşitli ülkelerde diplomatik görevlerde bulundu, Türkiye’yi temsil etti. Pakistan Büyükelçiliği görevindeyken emekli oldu ve yurda döndü.

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden birisidir. Klasik şiirimizin temel özelliklerine bağlı, kendine özgü bir şairdir. Sanatta ve edebiyatta gelenekçiliği sürdürmüş, millî ve manevî değerlere bağlı kaldı. Şiirlerinde sese, ritime, musikiye önem verdi ve şiirde ve mükemmelliği ardı. “Ok” adlı şiirini heceyle, diğer bütün şiirlerini aruzla yazdı. Şiirlerinde Fransız şairlerden Charles Baudaleire ve Arthur Rimbaud’un etkisi görülmektedir.

Doğunun ver batının sentezini yapmaya çalıştı. Yaşadığı sürece şiirlerini kitap hâline getirmemiş; ancak ölümünden sonra kurulan Yahya Kemal Enstitüsü’nün yardımı ile şiirleri kitap halinde basılmış; bir çoğu da, başta Münir Nurettin Selçuk ve Osman Nihat Akın olmak üzere ünlü bestekârlar tarafından bestelenmiştir. Endülüs’te Raks, Aziz İstanbul, Rindlerin Ölümü, Sessiz Gemi… gibi. Ayrıca Nedimden sonra şiirlerinde İstanbul’u en çok dile getiren şairdir.

Eserleri;

Şiir; Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgârıyla, Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş, Bitmemiş Şiirler

Düzyazı; Aziz İstanbul, Eğil Dağlar, Siyasi Hikayeler, Siyasi ve Edebi Portreler, Edebiyata Dair, Çocukluğum Gençliğim Siyasi ve Edebi Hatıralarım, Tarih Musahabeleri, Mektuplar-Makaleler

Paylaşın

Yaprak Öz kimdir? Hayatı, Eserleri

11 Aralık 1973 yılında Zonguldak’ta dünyaya gelen Yaprak Öz, ilk öğrenimini Yayla İlkokulu ve TED (Türkiye Eğitim Derneği) Zonguldak Koleji’nde tamamlamıştır. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı bölümünde tamamlamıştır.

Haber Merkezi / Yaprak Öz, 1999’da Suadiye Hacı Mustafa Tarman Anadolu Lisesi’nde İngilizce öğretmeni olarak çalışmaya başlamıştır. Yaprak Öz, Literature Across Frontiers Edebiyat Derneği ile Delta Yayınları’nın birlikte düzenlediği World Expres tasarımında yer almıştır. Bunun yanı sıra Öz, birçok şairin eserini Türkçeye çevirmiştir.

Uluslararası PEN Yazarlar Derneği, Delta Kültürlerarası Yaratıcı İşbirliği Derneği ve Türkiye Polisiye Yazarları Birliği üyesidir. Yaprak Öz 2010 yılında Şiirli Müzik Kutusu adlı eseriyle Cemal Süreya Şiir Ödülleri “başarı” ödülü almıştır. Ayrıca Öz’ün şiirleri ve yazıları yurtiçi ve yurtdışında çeşitli dergi, gazete ve derleme kitaplarda yayımlanmıştır.

Romanları; Berlinli Apartmanı (2013), Şeytan Disko (2015), Tilki, Baykuş, Bakire (2017), Sobe Siyah Orkide (2018), Farahnaz’ın Çiçeği (2019). Son romanı ile Türkiye Polisiye Yazarlar Birliği tarafından Kristal Kelepçe ödülünü almıştır.

“…”

Sessizlik sabahın erken saatlerinde bir kumsaldır.
Suyun içinden güneşe bakan deniz kabuklarıdır.
Hiç konuşmayan çiçeklerdir.
Sessizlik uyuyan güzel bir kızın uzun saçlarıdır.
Çok eski anılardır.
Bir zamanlar sevilmiş bir erkektir.
Ölüm sessizlik değildir.

“Göz”

ıssız gece ıssız ev
sessizlikle ip oyunu
yüzüm güzel bir örümcek ağı
saçlarım ipekböceğinin uykusu

anne rahmi
mavi kabarcıkların ninnisi
su şarkı söylüyor
aynı yatakta uyumuştu ağabey
aynı yatakta kök verdi ağaç
aynı yatakta aktı kan ve ırmak

gözkapağı gibi açılıyor ay
kocaman bir kırkayak
yürüyor evin içinde
yankılanırken ayak sesleri
vurarak öldürüyor onu anne

gecenin karınca yiyeni
aşkımı değil şeytanı ye
odur bakanın gölgesini
kaburgalara eken

ıssız bakış ıssız göz
giyotin bölüyor sessizliği
başkalığın uyumuyum ben.

Paylaşın

Yasin Erol kimdir? Hayatı, Eserleri

1967 yılında Ankara’nın Haymana İlçesi’nde dünyaya gelen Yasin Erol, ilk ve ortaöğrenimini Polatlı’da tamamladı. Ankara Üniversitesi DTCF Kütüphanecilik Bölümünü bitirdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünde çalışıyor.

Haber Merkezi / Varlık, Yasakmeyve, Türk Dili, Edebiyat ve Eleştiri, Deliler Teknesi, Sincan İstasyonu, Kum, Papirüs, Sanat Çevresi, Yapı Kredi Yıllığı vb. dergilerde şiiri ve şiir üzerine yazıları yayımlandı. Güney Kore Çeviri Enstitüsü ile Güney Kore Edebiyatçıları Derneği’nin davetlisi olarak 2005 yılında gittiği Güney Kore’de, Asya Yazarlar Birliği tarafından düzenlenen uluslararası bir toplantıda ülkemizi temsil etti.

İlk şiir kitabı Bu Aşk Öykü Tutmaz ile duygu ile düşünceyi harmanlayan bir şiir anlayışını ortaya koyar. İmgelerle süslediği dilini farklı mısralar kurarak zenginleştirir. İkinci kitabı Sizi Hiç Sevmiş Miydim’de de imgelerle zenginleştirdiği şiir dilini ve mısra anlayışını, hayal gücünün sınırsızlığı ve ironiyle birleştirerek kullanır. Hayatın ve aşkın izini sürdüğü şiirler yazar.

“Düşünen Çocuktur Baba”

yıllar önce bir gece babam
unutup yorganın altında
gözleri çakmak çakmak çocuğu
anlattı anneme tane tane
dünyada ondan daha güzel başakların olduğunu

ertesi gün sofrada
annem bir tuhaf bakarken babama
anladım onun
anneden çok bir kadın olduğunu

bir gün toprakta uyurken
karıncaların tanrısı kadar sessiz
eğilip yeryüzünün en güzel yüzüne
dedim anne
senden başkasını sevse de bu adam
korkma ben varım
çünkü düşünen çocuktur baba

“Şiir ve Sen”

Habersiz bir yağmur gibi
Her gün yağıyorsun içime
Sevinçlerinde ucu ucuna yaşayan bir aydınlık
Bana çocukların sevdiği bir denizi
Önceliği uçurtmalara tanıyan gökyüzünü
Yön arayıcılarının kullanmadığı geceyi
Ve sadece yüzünden sevilen bir şehri getir
Yoksa gelmem sana
Ben aşkta önümü görmek isterim

Bir an önce ikna et o karanfili
O şiirden çıkıp gelsin
Ve eleştirmenlere söyle
Edip Cansever türü bir incelik gösterip
İncitmesinler ölen şairlerin şiirlerini
Saygıdandır
Biraz bekle hele bir ustalar uyusun
Yoksa gelmem sana

Sıkıyönetimlerde yalnız başına dolaşan
Mahkemelerde tanıklığı kabul edilmeyen
Ve bir kibrit alevinde
İnce bir fikir gibi parlayan
Her şairi barındıracak bir şiirin içine girip de
Kapısını penceresini aralamadan
Gelmem sana

Şiir ve sen
Öylesine nazlı ve duyarlısınız ki
Sol yanımda tarafsız bir orman
Sağ yanımda taraflı bir ağaç
Çağır beni
Derelerin denizleri görme düşü gibi
Al beni
Dışarısı yağmur
İçimde bir yaprak büyür gibi

Paylaşın

Yasin Mortaş kimdir? Hayatı, Eserleri

30 Mayıs 1967 yılında Kahramanmaraş’ın Afşin İlçesine bağlı Birecik (Alimpınar) Köyü’nde dünyaya gelen Yasin Mortaş, Afşin Lisesi (1986), Sağlık Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İşletme Bölümü (1993) mezunu. Bir kamu kurumunda çalışıyor. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir.

Haber Merkezi / Şiir yazmaya lise yıllarında başlayan Yasin Mortaş’ın şiirleri; Kırağı, Dolunay, Dergâh, Yedi İklim, Hece, Türk Edebiyatı, Türk Dili, Harman, Edep, Lika, İnsan Saati, Yalnız Ardıç, Alkış, Güneysu, Şardağı, Derkenar, Dergibi, Mor Taka, Mostar, Ada, Mavi Çınar, Genç Kalemşorlar, Gülbang, Bir Edebiyat Yaprağı, Mefkûre, Yoldaki Kalemler, Hece Taşları, Mevsimler, Sükut, Usare, Edebistan, Yeşil Afşin, Afşin’in Sesi, Milli Eğitim Dergisi gibi çeşitli dergilerde yayımlandı.

Şiirlerini 1997 yılında “Güvercin Vadisi Şiirleri” adlı kitapta topladı. Ayrıca birçok şiir antolojisinde yer almış, ulusal ve Uluslararası birçok şiir etkinliğine katılmıştır. Fotoğraf sanatıyla da ilgilenen Yasin Mortaş, National Geographic başta olmak üzere birçok fotoğraf ödülü ve sergileri bulunuyor.

“Eylül”

eylül
ki kelimelerin
hazan mevsimi
bütün lügatlerden düşmüş
sarı kağıtlara
üşümüş bir kitap gibi
aşkı gönenmiş
yaprakları çıkarılmış
yalnızlığa dair

eylül
bütün baharları
şimdiden dökmüş
üzerinden

“Gölgesinde Üşürüz Aşkımızın”

gözlerinin seli tuttu
parmaklığa kapandı deniz
gün görmedi karanlık
seniaydınlık unuttu
unuttu bendeniz

yokuşlar gün yorgunuyken
deprem oluyor uzaklarda
topraklara kan veriliyor
leyla ile mecnun gibi
aşklar kuruluyor

adem ve havvanın
gölgesini bölüşürüz aşkımızca
kapanırız uçsuz bucaksız sevgilere
vuslata düşürürüz dorukları
ve yılları

Paylaşın

Yaşar Bedri Özdemir kimdir? Hayatı, Eserleri

1956 yılında Trabzon’da dünyaya gelen Yaşar Bedri Özdemir, Trabzon Lisesi’nde okudu. Bağıracağım adlı ilk şiir kitabı bu yıllarda yayımlandı. 1980’de Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünden Ahmet Muhip Dıranas’ın Şiirinde Kadın konulu teziyle mezun oldu. Bir süre öğretmenlik yaptı.

Haber Merkezi / 1990’da kurduğu reklam şirketinde reklamcılığın yanı sıra yazarlık, ressamlık ve fotoğrafçılık yaparak sanat hayatına devam etti. İlk şiiri 1975’te Kelebek gazetesinde yayımlandı. İlk roman denemesi olan Yarın Güneş Doğmayacak adlı eseri 1975’te Hizmet (Trabzon) gazetesinde tefrika edildi.

Ayrıca; Kuzey Haber, Karadeniz, Yeni Şafak, Akit ve Posta gazeteleri ile Yeni Defne, Yazko, Türkiye, Ezgi, Yaba, Ankara Sanat, Mavi, Milliyet Sanat, Morköpük, Oluşum, Türk Dili, Çağdaş Türk Dili, Adam Sanat, Kedi, Gelecek, Kardelen, Türk Edebiyatı, Edebiyat ve Eleştiri, Edebiyat Ortamı, Düş Çınarı, Ülke, Hüner, Yedi İklim, Yörünge, İktibas, Dergâh, Yansıma, Motosiklet Dünyası, Cumhuriyet Kitap, Radikal Kitap, Sonsuzluk, Bir Gün, Ada ve Mor Taka dergilerinde yazı ve şiirleri yayımlandı.

Ezgi, Çıkın ve Mor Taka dergilerini çıkardı. 1976’dan itibaren 16 resim sergisi açtı; açık hava ve karma resim sergilerine katıldı. Türkiye’nin ilk motosiklet gezginlerindendir. Yolculuk yazılarını kendi çektiği fotoğraflarla Moto News, Motosiklet Dünyası ve Rasim Aydın dergilerinde yayımladı. Hâlen Trabzon’da reklamcılık yapmakta, doğa ve portre fotoğrafları çekmekte; yapımcı, yönetmen, senaristlik yapmaktadır.

Cabülka romanı ile Tuzla belediyesi Roman birinciliği, 2004 Ömer Seyfettin hikâye üçüncülüğü, 2005 Ümraniye hikâye birinciliği, 2005 Homeros Bursa’da Zaman ile makale mansiyonu, 2013 Ahmet Hamdi Tanpınar hikâye birinciliği, 2014 Ahi Evran senaryo yarışması birinciliği ödüllerini kazandı.

Yaşar Bedri, kültür dünyamızın renkli isimlerinden birisidir. Çok yönlü kişiliği ile denenmemiş olanı deneme özelliklerine sahiptir. Dilindeki ayrıcalık, kelimelerinin özgün oluşundan kaynaklanır. Hece ile şiir yazmaya karşı çıkmıştır. Modern ile gelenekseli eserlerinde buluşturmuş, bir yandan mesellerin şairi olmuştur. Adını Koyamadığım’da gerçeklikten kopmadan gerçeküstü arayışı ile keşfe çıkar.

Bâbil’i Beş Geçe’de mesellerle çağdaş anlatım tekniğini, arkaik deyişlerle yerel söylemi yakalar. Cabülka-Yolcu ile Derviş Meseli’nde lirizmin öne çıktığı mesnevi geleneğinin izleri vardır. Bu eserinde, doğuya özgü bir türü modern kurmaca ile düzyazıya döker. Mevlana ile başlayp Yunus’la bitirdiği Âh Minyatürleri’nde gelenek ve lirizmi nasıl ustaca harmanladığını gösterir. Şiirlerinde ve Cabülka romanında devam ettirdiği mesel geleneği, Rüya Korkusu hikâyelerinde de görülür.

Paylaşın

Yaşar Miraç kimdir? Hayatı, Eserleri

9 Eylül 1953’de Trabzon’da dünyaya gelen Yaşar Miraç, ilkokul ve ortaokulu Trabzon’da okudu. Trabzon lisesinden mezun oldu. Okumak ve çalışmak amacıyla Almanya’ya gitti, onbeş ay sonra döndü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili Bölümü’nden mezun oldu.

Haber Merkezi / İstanbul’da Yeni Türkü yayınlarını kurdu ve yönetti. Tekrar Almanya’ya gitti ve orada evlendi. Uzun süre Almanya’da Türkçe öğretmenliği yaptı. 1999 yılında Türkiye’ye döndü. Hastalığı nedeniyle emekli oldu.

İlk şiirleri Trabzon’da yerel gazetelerinde yayımlandı. Başından beri halk edebiyatını özümsemiş ve özgün bir ses olarak insanlık, barış, demokrasi, gurbet, sıla konulu, türkü tadında, coşkulu, akışkan, imgeleri çarpıcı ve yeni, dur durak tanımaz çağdaş şiirler yazan Miraç’ın şiirleri 1975’ten sonra Militan, Sanat Emeği, Milliyet Sanat Dergisi, Türk Dili ve Yusufçuk, Yazko Edebiyat dergilerinde yer aldı. Şiirleri değişik dillere çevrildi.

Eserleri; Trabzonlu Delikanlı, Şili ile Söyleşi, Gül Ekmek, Taliplerin Ağıdı, Çan Deresi Türküleri, İçli Şarkılar, Trabzon’dan Çıktım Yola, İstanbul Bir Kırmızı Gül, Yurdumun İşçileri, Barış Günlerinin Gümüş Denizi, Güleriz Ağlanacak, Karadeniz Hırçın Kız, Lazcaz

Ödülleri; 1980 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü / Trabzonlu Delikanlı ile, 1982 Abdi İpekçi Dostluk ve Barış Ödülü / Dilsiz Sevdalılar ile

“Ozan Ağıdı”

ben şimdi gidiyorum
bensiz yalnız yıldıza

ölmedim ben diyorum
ışık oldum sonsuza

o kırk telli sazımla

gitmedim geliyorum
türkülerimle size

ben şimdi uçuyorum
bensiz güz gönlünüze

kırk kanatlı kuşumla

“Yaralı”

bir yaralı sevdalıyım
göğsümün gürgün pınarı
gonca güller karanfiller
moran gelincikler kanar

bir kırık badem dalıyım
yurdumun yorgun kuşları
ala şahinler turnalar
yuvaları dağıtılan
toy kanatları kırılan
emekcen gurbet kuşları
sürgün kuşlar bana konar

bir çamlıbel maralıyım
ayça sudan içmedeyken
gökten bala geçmedeyken
avcılar ağına düştüm
yarıldı gönsümün narı
yaralıyım yaralı
defne
dalım
sarın
beni
yaralıyım yaralıyım
gövercinim örtün beni
ırmaklarım yunun beni
yıldızlarım malaklarım
dağlara kaçırın beni

Paylaşın

Yaşar Nabi Nayır kimdir? Hayatı, Eserleri

1908 yılında Üsküp’te dünyaya gelen Yaşar Nabi Nayır, 1981 yılında İstanbul’da yaşamını yitirdi. Nayır, Üsküp’te mahalle mektebine başladı. Balkanların içinde bulunduğu karmaşa ve 1912 yılında başlayan Balkan Savaşları nedeniyle sürekli olarak annesiyle beraber İstanbul ile Üsküp arasında gidip geldi. Bu sebeple Kadıköy’de Osmangazi İlkokulu, Torosyan Ermeni Okulu, Üsküp İrfan Mektebi ve Üsküp Fransız Okulu gibi çeşitli okullara devam etti.

Haber Merkezi / 1924 yılında ailesi ile birlikte İstanbul’a yerleşti. Babasını henüz dört yaşındayken kaybeden Yaşar Nabi, ailesinin geçimini sağlayabilmek adına Galatasaray Lisesi Ticaret ve Bankacılık bölümünü tercih ederek 1929’da buradan mezun olmasının ardından 1933 yılına kadar bankacı olarak çalıştı. Daha sonra Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yazarlık ve çevirmenlik (1934-1940) yapan yazar, 1940-1943 yılları arasında Türk Dil Kurumu’nda, 1943-1946 yılları arasında Millî Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu’nda görev yaptı.

Edebiyata şiir ile başlayan Yaşar Nabi, 1933 yılında çıkarmaya başladığı Varlık dergisini 1946 yılında Ankara’dan İstanbul’a taşıdı ve Varlık Yayınlarını kurdu. Bu tarihten itibaren vefatına kadar olan tüm zamanını yayıncılıkla geçirdi. Uluslararası P.E.N. Yazarlar Derneği’nin Türkiye Başkanlığını da yürüten Yaşar Nabi Nayır, Türk kültür hayatına yaptığı katkılar dolayısıyla 1979 yılında Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü’ne layık görüldü. 1981 yılında İstanbul’da yaşamını yitirdi.

Daha çok yayıncı kimliği ile tanınan Yaşar Nabi, edebiyata ilk adımını şiirle atmıştır. Lise edebiyat öğretmeninin teşvikiyle ilk şiirlerini Çocuk Dünyası dergisinde yayımlar. Daha sonraki şiirleri ise Servet-i Fünun (1926), Yeni Kitap (1927-1928), Hayat (1928), Muhit (1932-1933), Çığır (1933), Ülkü (1933) gibi dergilerde yayımlanır. 1928 yılında arkadaşlarıyla birlikte Yedi Meşale isminde bir kitap çıkarır. Ziya Osman Saba, Cevdet Kudret Solok, Sabri Esat Siyavuşgil, Vasfi Mahir Kocatürk, Muammer Lütfi Bahşi, Kenan Hulusi Koray’ın aralarında bulunduğu bu grup, yeni bir edebî anlayış getirme iddiasındadır.

Kitabın önsözünde açıkladıkları sanat anlayışlarına göre yenilik ve canlılık arayan bu grup eserlerini Meşale’de yayımlar. Şiirlerini hece ölçüsüyle ve olabildiğince sade bir dille yazmaya gayret eden Yaşar Nabi, Kahramanlar (1929, 1970), Onar Mısra (1932) adında şiir kitapları yayımlamıştır. Zamanla şiirden uzaklaşarak Bir Kadın Söylüyor (roman, 1931), Adem ve Havva (roman, 1932), Bu da Bir Hikâyedir (hikâye, 1935), Sevi Çıkmazı (hikâye, 1935), Mete (oyun, 1933), İnkılâp Çocukları (oyun, 1933), Beş Devir (oyun, 1933), Köyün Namusu (oyun, 1933), Radyofonik Öyküler (oyun, 1979) gibi edebiyatın diğer alanlarında da eserler verir.

Yaşar Nabi deneme, makale, eleştiri, gezi yazısı türlerinde de eserler vermiştir. Balkanlara yaptığı gezi sonrasında buradaki Türklerin durumu ve tarihî Türk mirası üzerine düşüncelerini kaleme aldığı Balkanlar ve Türklük (1936) adlı eserinin yanı sıra Edebiyatımızın Bugünkü Meseleleri (1937), Nereye Gidiyoruz (1948), Yıllar Boyunca (1959), Atatürkçülük Nedir? (1963), Atatürk Yolu (1966), Edebiyat Dünyamız (1971), Dost Mektupları (1972), Değişen Dünyamız (1973), Çağımıza Ters Düşenler (1975) gibi eserleri fikrî temeldeki çalışmalarıdır. Ayrıca Ahmet Haşim (1952), Ömer Seyfettin (1952), Tevfik Fikret (1952), Homeros (1952), Molière (1953) gibi biyografi ve Genç Neslin En Güzel Hikâyeleri (1937), Türk Nesir Antolojisi (1952), Başlangıcından Bugüne Türk Şiiri (1968), Günümüz Türk Hikâyeleri (1977) gibi antoloji çalışmaları da bulunmaktadır.

Yaşar Nabi’nin edebiyata bir diğer katkısı ise çeviri alanındadır. “Balkanların Gorkisi” olarak tanınan Romen yazar Panait Istrati ve Balzac başta olmak üzere Fransızcadan çeviriler yaptı. Istrati’den kitap formatında ilk çevirileri yapan Yaşar Nabi, bunları Varlık Yayınlarından art arda çıkararak Balkan edebiyatından bir sanatçının Türkiye’de tanınması noktasında önemli bir adım atmıştır.

Yaşar Nabi Nayır’ın kültür-sanat camiasına en önemli katkısı ise Varlık dergisidir. 1933 yılı Temmuz’unda yayınına başladığı dergi çalışmalarını vefatına kadar aralıksız sürdürür. O kadar ki İkinci Dünya Savaşı yıllarında silah altına alındığında bile dergi formalarını düzenleyip yayına hazırladığından kendi anılarında bahseder. Türk edebiyatının en uzun soluklu dergisi olan Varlık, birçok genç kalemin edebiyat camiasına kazandırılmasında ve bir sanat ocağı olma noktasında ciddi bir öneme sahiptir. Aynı zamanda 1946 yılında kurduğu Varlık Yayınları ile edebiyat dünyasına önemli eserler kazandıran Yaşar Nabi Nayır’ın bir yayıncı olarak en önemli katkısı da bu noktada kendini gösterir. Yerli yazar ve şairlerin yetişmesi ve tanınması kadar yabancı sanatçıların da Türk edebiyatında tanınmasında önemli bir role sahiptir. Cengiz Aytmatov, Kırımlı Cengiz Dağcı, Kıbrıslı Özker Yaşın ve Panait Istrati’yi Türk okurlarına tanıtan Yaşar Nabi Nayır’dır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Yavuz Bülent Bâkiler kimdir? Hayatı, Eserleri

23 Nisan 1936 yılında Sivas’ta dünyaya gelen Yavuz Bülent Bâkiler, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Bir ara Ankara Televizyonu ve Ankara Radyosu’nda çalıştı. Kültür Bakanlığı müsteşar yardımcısı olarak görevlendirildi.

Haber Merkezi / Tercüman ve Türkiye gazetelerinde uzun süre köşe yazıları yazdı. 24 Mart 2013 tarihinde Türkiye gazetesindeki görevinden kendi isteğiyle ayrıldı. Hisar dergisi şairleri arasında yer aldı. Geleneksel şiirimizin öz ve şekil özelliklerini kendi şiir potasında eriterek kişiliğine kavuştu.

Şiirlerinde, Anadolu’ya, Anadolu insanına eğilmiş, onların sorunlarını yapıcı bir tavırla dile getirmiştir. Sade ve rahat bir dili, aydınlık bir üslubu vardır. Milli ve manevi değerlere bağlı kalmıştır. Bu tarafı ile, Arif Nihat Asya’nın milli havası, mistik şiirine yakın görünmektedir.

Eserleri;

Şiir; Yalnızlık, Duvak, Seninle, Harman, Bir Gün Baksam Ki Gelmişsin, Sen Sen Sen

Gezi; Üsküp’ten Kosova’ya, Türkistan Türkistan

İnceleme; Şiirimizde Ana, Sivas’a Şiir, Âşık Veysel, Elçibey, Mehmet Akif’te Çağdaş Türkiye İdeali, Sözün Doğrusu 1-2, Sevgi Mektupları, Gidenlerin Ardından, Arif Nihat Asya İhtişamı

Anı; Unutamadıklarım, Gönlümdekiler ve Ötekiler, Hatırladıklarım

“Anadolu”

Ben Anadoluyum…
Yıllar yılı susuz kaldım, yıllar yılı aç…

Şükrederek, kalktığım sofralarımda
Ya soğan ekmek olur, yahut bulamaç.

Hastalarım ölüm yataklarında
Ne doktor yüzü gördüm, ne ilaç.

Zaman zaman nankör çıktı büyütüp okuttuğum,
Gölge vermedi çok kere diktiğim ağaç…

Devlet denince hep vergi geldi aklıma
Jandarma deyince kırbaç…

En gümrah ırmaklarım boşuna akıp gitti
Üç beş adım ötesinde toprağım vardı kıraç.

Gittim, yiğitçe döğüştüm gazâ meydanlarında
Ne tak-ı zaferler istedim, ne taç…

Savaşta çiğnetmedim hilâli düşmanlara
Barışta düştü üstüme gölge gölge haç…

Yolsuz, okulsuz köylerim, kasabalarım hâlâ
Alın terine muhtaç…

Ben Anadoluyum, acılı, mahzun;
Bende bitmez tümenmez dert kulaç kulaç…

“Cebeci İstasyonu ve Sen”

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Sıcak bir kara sevda
Yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu;
Acımsı, buruk.
mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde
Sessizliği üstümüzden atamıyorduk
Bir saçak altında kararsız, yorgun
Saatlerce duruyorduk
Kimse görmüyordu bizi

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Bir başka türlüydü bu insanlar
Sen bir başka türlüydün
Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi
Gözlerin gözlerimde erimekteydi
Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
Beni bırakma diyordun

Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun, ağlıyordun…

Cebeci İstasyonunda bir tren
Nefes nefese soluyordu
Gerilmiş bir keman teli gibiydik

Ankara Kalesi’nde bir eski çalar saat
Bilmem kaça vuruyordu
Bir yağmur yağıyor inceden ince
İçimizdeki binbir düşünce
Harmanlar misali savruluyordu
Islanmış bir ceylan yavrusu gibi
Tiril tiril titriyordun
Gitsek gitsek diyordun.

Yüreğimin atışından deli gönlümce
Sırıl sıklam, paramparça, permeperişan
Türküler söylüyordum
Ağlıyordun, ağlıyordun…

Şimdi, şimdi seni düşünüyorum
Cebeci yollarında rüzgarlar esiyor, serin
Paramparça düşmüş gönül ufkuma
İki yıldız gibi gözlerin
Gel Ey ciğerime saplanan hançer
Gel ey yüreğime oturmuş kurşun
Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan
Gel artık
Ne olursun

Paylaşın

Yavuz Nufel kimdir? Hayatı, Eserleri

1960 yılında Samsun’un Havza İlçesi’nde dünyaya gelen Yavuz Nufel, Pendik Lisesi’nde okuduğu yıllarda Gırgır Dergisi’nde yayımlanan espri ve fıkraları ile yazın hayatına atıldı. 1985 yılında Hollanda’ya gitti. Beş yıl boyunca radyolarda çeşitli programlar ve reklamlarda söz yazarlığı yaptı.

Haber Merkezi / Kurucularından olduğu “Ekin” dergisinde uzun yıllar genel yayın yönetmenliği ve köşe yazarlığı yapmanın yanı sıra, mizah ve magazin sayfalarını da hazırladı. 1999-2002 yılları arasında Türkiye Gazetesi ve TGRT’de, Hollanda Haber Sorumlusu olarak çalıştı. 2002-2004 yılları arasında Avrupa’da ve Türkiye’de yayımlanan “Sesver” gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 2004 yılında Gala TV üzerinden yayın yapan TV Avrupa’da, “Mavinin Destanı” adlı programıyla, Hollanda’daki Türkleri 13 hafta boyunca mizahî bakış açısıyla ekranlara taşıdı.

2005 yılında “40 Yıl, 40 İnsan, 40 Öykü” adlı kitabından yola çıkarak, Avrupalı Türkler’in kırk yıllık macerasını 13 bölüm halinde Kanal Avrupa için çekti. Hollanda’dan yayın yapan Demet TV’de, 2001 yılından itibaren 7 yıl boyunca “Haftanın Yorumu” adlı programı hazırlayıp sundu. Ayrıca, 2000 yılından itibaren 7 yıl boyunca Radyo Deniz’de canlı olarak “Yavuz Nufel ile Şiirmatik” adlı şiir ve söyleşi programı hazırlayıp sundu. 2010-2018 yılları arasında “Son Haber” gazetesinde genel yayın yönetmenliği ve köşe yazarlığı yaptı. 2018 yılından bu yana Hollanda’da yayın yapan Demet TV’de program yapımcısı ve Demet TV’nin online gazetesinde genel yayın yönetmeni ve köşe yazarı olarak görev yapmaya devam etmektedir.

Eserleri; Yatsıda Sönmeyen Mum Işığında, Şiirmatik, Lalezarda Deli Var, Zer mi Hiç mi?, Hiç İşte

“Aşüfte”

kocası horlamıştır
uyku tutmamıştır
kalkmış
ya da başka bir sebeple (?)
gecenin en derininde
geceliğiyle
vermiş veriştirmiş
benim minişlerime…

ben, Lalezârın Delisi
dolaşırken başka alemi
Nesimi misali göklerde
şanslı aşüfte

indiğimde yer yüzüne
denk gelirse
Neyzenliğime
Antoloji dar gelir
gebeliğine..

“Yorumsuz”


Konuşmakla olsaydı,
papağanınki de SANAT.
Laf-ı gûzaf ile de yapılmaz EDEBİYAT.
Kelimeler kılıç
cümleler ok olursa,
hedefine ulaşır.
Gerisi…
Ne kokar ne bulaşır

“Hayat”

söylenmediyse
bugüne dek
artık söylemek gerek…
iki nokta arasında
kalan çizgi değildir hayat
kalınlığı kadardır
çizginin ancak!
mesele:
enine yaşamak…

 

Paylaşın