Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Can Kaybında Korkutan Artış

Kovid 19’da son 24 saatte 25 bin 528 yeni vaka tespit edilirken, 229 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Aşının riski azalttığını biliyoruz. Aşınızı bir an önce yaptırın. Size değer verenler adına, lütfen” dedi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 354 bin 580 test yapılırken, 25 bin 528 yeni vaka tespit edildi. 229 kişi hayatını kaybederken, 27 bin 651 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“25.528 test pozitif çıktı. Hastalığı ağır geçirenlerden 229 kişi hayatını kaybetti. İkinci doz aşı oranı %75’in altında olan 42 ilimizde aşılanma düşük hızla ilerliyor. Aşının riski azalttığını biliyoruz. Aşınızı bir an önce yaptırın. Size değer verenler adına, lütfen”

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı 27 Ekim Çarşamba gününe ait verilere göre, 26 bin 896 vaka tespit edilmiş ve 210 kişi hayatını kaybetmişti. Dün, 355 bin 947 test yapılmış ve 30 bin 542 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

MB, Yıl Sonu Enflasyon Tahminini Yüzde 18,4’e Yükseltti

TCMB, yıl sonu ve önümüzdeki iki yıl için enflasyon tahminlerini değiştirdiğini açıkladı. TÜİK ise, daha önce yaptığı açıklama ile yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 19,25’ten yüzde 19,58’e yükseldiğini açıklamıştı.

Haber Merkezi / Merkez Bankası Başkanı Şahab Kavcıoğlu, bankanın dördüncü çeyrek enflasyon raporunu açıklamak için yaptığı toplantıda, yıllık enflasyon oranının önceki beklenti olan yüzde 14,1’e yerine yıl sonunda yüzde 18,4’e ulaşmasının beklendiğini söyledi.

MB Başkanı Kavcıoğlu, beklentilerdeki revizyonun temel nedenin ithalat maliyetleri ve gıda fiyatlarındaki artıştan kaynaklandığını açıkladı.

MB Başkanı Kavcıoğlu, enflasyon oranının bir önceki yüzde 7,8’lik beklentilere kıyasla gelecek yılın sonunda yüzde 11,8’e ulaşmasının beklendiğini açıkladı. Kavcıoğlu, ayrıca, enflasyonun 2023’ün sonunda yüzde 5’te sabitlenmeden önce yüzde 7’ye ulaşmasının beklendiğini de sözlerine ekledi.

Cari dengeyi sağladığı noktada Türkiye ekonomisinin finansal istikrarı sağlamış olacağını söyleyen Kavcıoğlu, cari açığı kapamayı dövizdeki yükseliş ile sağlama hedefi olmadığını, cari denge sağlandığında kur üzerindeki baskının azalacağını belirtti.

MB Başkanı Kavcıoğlu, ayrıca cari dengenin sağlanmasıyla gerçekleşecek dezenflasyon sürecinin daha kalıcı olacağı değerlendirmesini yaptı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK),  yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 19,25’ten yüzde 19,58’e yükseldiğini açıklamıştı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), geçen ay 100 baz puan indirerek yüzde 18’e düşürdüğü ana faiz oranını ekim ayında 200 baz puan daha indirerek yüzde 16’ya çekmişti.

Paylaşın

Fast Food Ürünlerindeki Ölümcül Madde: Ftalat

Yeni yapılan bir araştırma, sabun, şampuan ve plastik poşet gibi yüzlerce endüstriyel ürünün yapımında kullanılan ftalatların, bir çok fast food ürününde yer aldığını ortaya koydu.

Haber Merkezi / Araştırmacılar birçok hızlı gıdada kanser, astım, karaciğer sirozu ve kısırlık gibi ciddi hastalıklara yol açan ölümcül bir madde keşfettiler.

Sky News’te yer alan habere göre, George Washington Üniversitesi’nden araştırmacılar, fast food restoranlarında satılan yüzlerce üründe, plastiği esnek hale getirmek için kullanılan ftalatların olup olmadığını bulmak için yüzlerce ürünü analiz ettiler.

Araştırmacılar, fast food marketlerde en çok satılan, hamburger, patates kızartması, pizza ve kızarmış tavuk üzerinde dururken, analiz edilen gıdaların yüzde 81’inde DnBP adı verilen bir tür ftalat buldular.

Araştırmanın sonuçlarına göre, etle yapılan ürünlerde, patates kızartması ve pizza gibi ürünlere oranla daha fazla ftalat içeriyordu. Araştırmacılar, ayrıca, ftalatların bu gıdalara tedarik ve paketleme sırasında kullanılan ürünlerden geçmesinin olası olduğunu açıkladılar.

Ftalatlar sabun, şampuan ve plastik poşetler gibi yüzlerce endüstriyel ürünün yapımında kullanılmaktadır. Bu madde, kanser, karaciğer hasarı ve kısırlığın yanı sıra çocuklarda öğrenme güçlükleri ve dikkat bozuklukları gibi birçok sağlık sorunuyla bağlantılıdır.

Paylaşın

HDP’li Günay: İktidarın Ezberini Bozduk

HDP Sözcüsü Günay, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, “HDP olarak yürüttüğümüz doğru siyaset, iktidarın ezberini bozuyor, kurdukları oyunları bertaraf ediyor. Öfke nöbetlerine kapılıyorlar. Bu yüzden sabah akşam partimize saldırıyorlar” dedi.

Haber Merkezi / Günay, TBMM’de kabul edilen Irak ve Suriye tezkeresine ilişkinde, “26 Ekim’de Meclis Genel Kurulu’nda Suriye’de ve Irak’ta askeri operasyonların 2 yıl daha uzatılmasını öngören tezkere AKP-MHP çoğunluğunun oyları ve İYİ Parti’nin de desteğiyle ne yazık ki kabul edildi. Suriye-Irak Tezkeresi, AKP-MHP savaş koalisyonunun son tezkeresi olacak” ifadelerini kullandı.

HDP Sözcüsü Günay, tezkereye hayır diyen muhalefet partilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede ise, “Türkiye İşçi Partili ile Saadet Partili vekillerinin yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi grubunun kendi öncelikleri ve hassasiyetleri çerçevesinde bu tezkereye hayır oyu kullanmalarını önemli, Türkiye’nin demokratik geleceği açısından çok kıymetli buluyoruz. İtiraz edilen, karşı çıkılan sadece AKP’nin savaş politikaları değil, savaşla muhalefeti teslim alma anlayışıdır” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcü Ebru Günay, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tezkere ve sonrasında yürüyen tartışmalara değinen Günay şunları söyledi:

“Bildiğiniz gibi yarın Cumhuriyetin 99’uncu kuruluş yıl dönümü. Ne yazık ki tekçi anlayış ve bu anlayış üzerinden şekillenen inkâr ve imha siyaseti Cumhuriyet için de büyük bir tehlike haline gelmiştir.

Halk iradesinin tanınmadığı, belediyelere, üniversitelere, kurumlara kayyım atandığı, halkın vekillerinin cezaevlerine doldurulduğu, muhalefetin zapturapt altına alındığı, gazetecilerin, aydınların şiddet ve zorla sindirilmeye çalışıldığı rejimin adı Cumhuriyet değil, faşizmdir.

“Demokratik bir Cumhuriyet kurmayı amaçlıyoruz”

Bugün, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dedikleri ucube sistem rejim değişikliğinin en somut göstergesidir. Biz HDP olarak bütün kimliklerin ve farklılıkların özgürce, bir arada, eşit ve ortak bir şekilde yaşadıkları demokratik bir Cumhuriyet kurmayı amaçlıyoruz.

Cumhuriyet demokratikleşmezse, 100’üncü yılında Cumhuriyet’ten geriye bir şey kalmaz. Bu tarihi tespiti ve uyarıyı ilgili bütün taraflara yaparak, geçmişte yaptıkları hatalardan ders çıkarmalarını umuyoruz. Ya Cumhuriyet demokratikleşecek ve güçlenerek varlığını sürdürecek ya da tekleşerek başka ucube ve faşizan sistemlere evrilecek. Cumhuriyeti yaşatmayı amaçlayan herkesin bugün yaşananlardan dersler çıkarmasını umut ediyoruz.

“Kobani zaferini selamlıyoruz”

Değerli arkadaşlar, iki gün sonra 1 Kasım Dünya Kobanî ile Dayanışma Günü ve 2 Kasım Dünya Rojava ile Dayanışma Günü’nü karşılayacağız. Kobanî başta olmak üzere Kuzey Doğu Suriye halklarının IŞİD barbarlığına karşı kazandığı zaferi bir kez daha selamlıyoruz.

IŞİD’e karşı kazanılan zafer sadece Kürt halkının, bölge halklarının zaferi değil, insanlığın bu barbarlığa karşı kazandığı bir zaferdir. IŞİD eliyle palazlandırılan bu saldırganlık ve barbarlık Kürtleri hedef alsa da esas olarak insanlık değerlerini, onurunu hedef aldı. İnsanlığın görüp görebileceği en vahşi yöntemleri 21’inci yüzyılda uyguladı.

Bu vesileyle IŞİD zihniyetini sürdürmeye yönelik yürütülen politikaları, IŞİD’e verilen açık desteği, bugün aynı şekilde yürütülen düşmanlığı da unutmuş değiliz. IŞİD dün başaramadı, onun yarım bıraktığı işi tamamlamaya heves edenler de başaramayacak. IŞİD ile hayal ortaklığı kuranların, düşünce birliği sağlayanların, eylem ittifakında olanların akıbeti de IŞİD’in akıbetinden farklı olmayacak.

IŞİD ile sınır ticareti Kürtlere düşmanlık

Tam da böylesi bir dönemde geçmişten hiç ders almayan AKP-MHP iktidarı Kuzey Doğu Suriye halklarını yeniden hedef almaya, Kürtlere karşı düşmanlık politikalarını derinleştirmeye başladı. Gün geçtikçe güç kaybeden, toplumsal desteğini yitiren iktidar yeni savaş oyunlarıyla ömrünü uzatmaya çalışıyor. Yıllarca IŞİD ile sınır komşuluğu yapmaktan bir kez bile rahatsız olmayan, hatta IŞİD ile sınır ticareti yapan, kapıları açan, TIR’lar dolusu silah gönderen iktidar Kürtler söz konusu olunca her gün tehditlerde bulunuyor.

Bu tezkere iktidarın son tezkeresi olacak

26 Ekim’de Meclis Genel Kurulu’nda Suriye’de ve Irak’ta askeri operasyonların 2 yıl daha uzatılmasını öngören tezkere AKP-MHP çoğunluğunun oyları ve İYİ Parti’nin de desteğiyle ne yazık ki kabul edildi. Suriye-Irak Tezkeresi, AKP-MHP savaş koalisyonunun son tezkeresi olacak. Bu tezkereye evet oyu verenler kendilerini siyasi ve hukuki açıdan büyük bir sorumluluk altına sokarken, 83 milyonluk Türkiye’yi de daha büyük tehlikelerle ve travmalarla karşı karşıya bırakacak.

Geçen yıl kabul edilen tezkerenin hemen sonrasında İdlip’te tek bir hava bombardımanı sonucunda 34 askerin cenazesinin memleketlerine nasıl gönderildiği ve buna karşı AKP-MHP savaş blokunun İdlip’teki saldırı karşısında nasıl çaresiz kaldığını hepimiz hatırlıyoruz. Kürt köylerinin bombalanarak kadın, çocuk demeden sivillerin katledilmesini unutmadık. Demografyanın değiştirilmesinden, bölge halkının mülklerinin yağmalanmasına kadar sayısız savaş suçunun çetelerin desteğiyle sistematik biçimde yürütüldüğünü de unutmadık.

İdlip’ten, Serêkaniyê’ye kadar AKP-MHP Savaş Koalisyonunun köktenci çetelerle birlikte yürüttükleri işgal operasyonları, Suriye’deki siyasi çözüm arayışlarını baltalarken, bölgesel istikrarı tehlikeye atıyor, bölge halklarına kan, gözyaşı dayatıyor. Milyonlarca insanın yeniden mültecileştirilmesi ve bunun da kirli politikalara alet edilmesi tehlikesini doğuruyor. Bu savaş iklimi Türkiye’de de demokratik ilkeleri, normalleşme süreçlerini baltalıyor. Saray’ın baskıcı müdahaleleri altında ülkenin çoğulcu gerçekliğini erozyona uğratarak, halklar arası düşmanlığı körüklüyor.

“Savaş politikaları ülkeyi uçuruma sürükledi”

Bütün bu nedenlerle tarihsel sorumluluğumuz, çözüm ve barışa duyduğumuz inançtan dolayı bir kez daha savaş politikalarına hayır dedik. Biliyoruz ki bu savaş Türkiye halklarının savaşı değil, mesele Türkiye’nin güvenliği, istikrarı, geleceği, bekası değil. Eğer öyle olsaydı sadece son 5 yılda AKP’nin büyük acılara, derin yıkımlara neden olan savaş politikaları ve operasyonları ülkeye istikrar getirirdi. Ama bugün Türkiye 2015 öncesine göre daha büyük bir yıkım, derin bir yoksulluk, daha tehlikeli bir kamplaşma ile karşı karşıyadır.

İşte bu AKP’nin ülkeye dayattığı savaş politikalarının sonucudur. Bu nedenle başından beri dedik ki mesele AKP’nin savaşla, kaosla, düşmanlık ve kutuplaştırma politikalarıyla ömrünü uzatma oyunudur. Ülkeyi yoksulluğa, krizlere, çöküşe sürükleyen iktidarın, kaybettikçe bu halkın evlatlarının canı ve yaşamı üzerinden ömrünü uzatma çabasıdır. Meclis’e sunulan tezkerenin esası da, içeriği de budur. Bu nedenle hem Türkiye halklarını bu oyun karşısında uyardık hem de demokratik kesimlere ve muhalefete iktidarın bu kirli politikalarına alet olmamaları konusunda çağrıda bulunduk.

Kimi muhalif partilerin bütün bu tespitlerimizi paylaştıktan ve sergilenen oyuna dikkat çektikten sonra tezkereye evet oyu vermiş olmaları kendileri açısından hazin bir sonuç, bir ibret vesikasıdır. Ne tarih ne Türkiye halkları bu siyasi riyakârlığı asla unutmayacak.

Muhalefet savaşla kendisinin teslim alınmasına itiraz etti

Türkiye İşçi Partili ile Saadet Partili vekillerinin yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi grubunun kendi öncelikleri ve hassasiyetleri çerçevesinde bu tezkereye hayır oyu kullanmalarını önemli, Türkiye’nin demokratik geleceği açısından çok kıymetli buluyoruz. İtiraz edilen, karşı çıkılan sadece AKP’nin savaş politikaları değil, savaşla muhalefeti teslim alma anlayışıdır.

Aklı ve vicdanı olan hiç kimse, Türkiye’nin bugünkü koşulları açısından bu oyuna ortak olmaz, olamazdı. Kendisini bu oyunun bir parçası haline getirenler de iktidarla aynı akıbeti yaşamaktan kurtulamayacaktır. AKP-MHP koalisyonuna müdahil olan vekiller evet oyu verirken ülke çıkarları için değil, Saray’ın militarist ve şovenist çıkarlarına ortak olmak için evet dediler. Kendi ikballeri uğruna ülkenin ikbalini ve geleceğini hiçe saydılar. Halkımız bütün bu olup biteni görüyor. Bu dönemde alınan tüm taktiksel ve stratejik kararların toplum nezdindeki karşılığı sandığa da yansıyacak halkımız onlara gereken cevabı verecektir.

26 Ekim önemli bir dönüm noktasıdır. Türkiye’de geleceğini savaşta, ölümde, kan ve gözyaşında gören ile buna itiraz ederek, barış, birlikte yaşam anlayışını savunanlar arasında keskin bir mücadele yaşanıyor. Bizim yerimiz bellidir, biz dün de bugün de bundan sonra da barışı savunmaya devam edeceğiz. Savaşla sorunların çözülmediğini 40 yıllık deneyim hepimize gösterdi. Bunu görmek için derin siyasi birikime de gerek yok. Bugün yaşadıklarımız bile sonuç çıkarmak için kafidir. Saray rejiminin ve bu rejimle ikbal peşinde koşanların kişisel ihtirasları ve düşmanlıkları yüzünden Türkiye dış politikasının tepetaklak olduğu bir dönemde AKP-MHP savaş koalisyonu tezkere oylamasını geçirmiş olsa da, derin bir yara aldı.

İktidarın savaş politikalarına koşulsuz ve şartsız destek vermek, onu Türkiye halklarına karşı korkunç suçlar işlemesi konusunda cesaretlendiriyor. Bunu Haziran 2015 seçimlerinden sonra yaşanan sayısız katliamda gördük. O dönemden bu yana AKP-MHP savaş ekonomisi ve yarattıkları ucube Saray rejimi, ülkemizde muhalefet dahil her şeyin yeniden dizayn edilmesini hedeflemektedir.

TBMM’de muhalefetin tutumu, tüm farklılıklarıyla birlikte, sonuçtan bağımsız olarak AKP-MHP savaş koalisyonuna karşı önemli bir cevap olmuştur, topluma umut vermiştir. Önümüzdeki dönem ezber bozan, klasik reflekslerden kaçınan ve iktidarın tuzaklarına düşmeyen bir muhalefet bloğunun kurulması konusunda HDP olarak sorumluluk almaya hazırız. “Muhalefet bloğunu” derken tek çatı altında toplanan bir siyasi oluşumdan değil, farklı muhalif kesimlerin bu ucube rejime karşı asgari müştereklerde hareket etmesini kast ediyoruz. Bu aynı zamanda yüzüncü yılında Cumhuriyeti demokratikleştirme sorumluluğunu da hepimizin omuzlarına yüklemektedir.

AKP-MHP ittifakının Kürtlere düşmanca yaklaştığı artık bir sır değil. Binlerce Kürt siyasetçi tutuklu. Nedeni Kürt sorununun çözümünü istemeleridir. Nedeni anadilinde eğitim talep etmeleri; nedeni yerel demokrasinin güçlenmesini istemeleridir. İktidarın çarpıttığı, kimi şovenist çevrelerin iddia ettiği gibi Türkiye’de bölücülük yapmak için değil aksine yerel demokrasi içinde Türkiye’nin tam demokratikleşmesinin ve birliğinin pekişmesini istiyorlar.

“İktidarın ezberini bozduk”

HDP olarak yürüttüğümüz doğru siyaset, iktidarın ezberini bozuyor, kurdukları oyunları bertaraf ediyor. Öfke nöbetlerine kapılıyorlar. Bu yüzden sabah akşam partimize saldırıyorlar. Bunlar artık iyice şirazeden çıktılar. İktidarın küçük ortağı çıkmış tekrar sağa sola talimat yağdırıyor. Partimizin kapatılması için talimat üzerine talimat veriyor. Önce Saray bu talimata biat etti. Saray’da iddianame hazırlandı, yargı harekete geçti ve kapatma davası açıldı. Şimdi o davayı görecek Anayasa Mahkemesi’ni her gün hedef alıyorlar.

Küçük ortak bir kez daha “Anayasa Mahkemesi’nin kapısına kilit vurula” diye buyurdu! Anladık Anayasa’yı rafa kaldırdınız, katıksız bir faşizan zihniyete sahipsiniz, demokrasinin, hak ve hukukun kırıntısına bile tahammülünüz yok. Bütün kurumları iktidarınızın arpalığına dönüştürdünüz. SADAT’ı paralel orduya, TÜGVA’yı paralel devlete dönüştürdünüz. Zaten hükmü kalmamış AYM ve diğer kurumların da kapısına kilit vurmak istiyorsunuz. Biz bu yaptıklarınıza faşizm deyince de zorunuza gidiyor. Peki faşizm demeyelim de ne diyelim? Aslında bizim bir şey dememize gerek kalmadı, kurdukları rejimin katıksız bir faşizm olduğunu her sözlerinde itiraf ediyorlar.

Bu zihniyet önüne geleni, kendisi gibi düşünmeyeni, Saray’a biat etmeyeni, ülkenin yangın yerine sürüklenmesine gönlü razı olmayanları, çürümeye karşı çıkanları, açız diye isyan edenleri ihanetle, teröristlikle suçluyor. Kavala’ya “Sorosçu”, Demirtaş’a, partimize, milyonlarca insana “terörist” diyecek kadar hadsizleştiler. Öğrencisi, çiftçisi, emekçisi, esnafı, kadını, genci, yazarı, gazetecisi, bunların gözünde terörist! Üstelik bütün dünya bunların IŞİD’e verdiği desteği konuşuyorken, bu destek yüzünden gri listeye alınmışlarken.

Saray’ın kadısı mı oldunuz ne hadle yargıya talimat veriyorsunuz?

Ey hak hukuk bilmez, ülkeyi orman kanunlarıyla yönetmek isteyen hukuk düşmanları siz kim oluyorsunuz da insanları terörist olmakla suçluyorsunuz? Bütün ülkeyi teröristlikle suçlarken haddinizi bileceksiniz. Saray’ın kadısı mı oldunuz, şeyhülislamlığa mı soyundunuz?

Siz ne hakla ve hadle yargıya talimat veriyorsunuz? Sonra da hukuk hatırlatanlarla da gerginlik yaratıp bundan nemalanmaya çalışıyorsunuz. Geçti o dönemler. Hukuk cambazlığınız da, hukuk cellatlığınız da sizi kurtarmaya yetmeyecek. Savaş tamtamlarınız da sizi kurtaramayacak. Gidicisiniz ve gidici olduğunuzu bildiğiniz için de her gün daha fazla şirazeden çıkıyorsunuz, her gün daha büyük bir öfke nöbetine kapılıyorsunuz.

Küçük ortaktan talimat alan Erdoğan, kendi savaş oyunlarına destek vermeyenleri de bizim üzerimizden hedef alıyor. Sayın Erdoğan bizim siyasi anlayışımızda tehdit, şantaj, savaşla ve açlıkla halkı terbiye etme yok. O sizin siyasi anlayışınız. Bizi kendinizle asla karıştırmayın. Bu yüzden bütün imkanlarınıza rağmen siyaseten bizimle baş edemiyorsunuz. Talimatla siyasi ilişki arıyorsanız, kendi ortaklarınızla aranızdaki ilişkiye bakacaksınız.

Bizim kendi ittifaklarımız dışında kimse ile bir ortaklığımız da yok aramızda sizinki gibi düzeysiz bir ilişki de yok. Bakın biz söylemiyoruz; bu ülkede 0.1 oranında oy alan gizli ortaklarınız çıkıp “Erdoğan bizim çizgimize geldi, Türkiye’yi biz yönetiyoruz” diyor. Bahçeli’nin bir dediğini iki etmeyen sensin. Onların gönlünü hoş etmek için dün ak dediğine bugün kara diyorsun. Neredeyse kendini inkar edeceksin. Bütün Türkiye’ye vesayet dayatırken, koltuğunu korumak için Perinçek’in, Bahçeli’nin vesayetine girdin. Ne diyelim Allah hepinizi ıslah etsin.

Bütçe görüşmeleri Plan Bütçe Komisyonu’nda başladı. Saray’ın yandaşa ve savaşa kaynak aktaran bütçesine karşı hazırladığımız halkın bütçesini detaylarıyla paylaştık. Bütçenin, halkın bütçesi, kadınların, gençlerin bütçesi olması için çaba gösteriyoruz. Halkın, gençlerin, emekçilerin bütçesini savunmaya devam edeceğiz. Bu süreci sizinle paylaşmaya devam edeceğiz.

Paylaşın

Meteoroloji’den Bir Çok Kent İçin Sağanak Yağış Uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), aralarında İstanbul, Bursa, Yalova, Kocaeli, Sakarya, Adana, Hatay, Niğde, Kayseri, Nevşehir ve Aksaray’ında bulunduğu bir çok il için sağanak yağış uyarısında bulundu. MGM, sağanak yağışın etkili olacağı yerlerdeki vatandaşlara olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalı çağrısı da yaptı.

Haber Merkezi / MGM, tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Karadeniz kıyıları, Doğu Anadolu’nun güney ve batısı, Güneydoğu Anadolu ile İstanbul’un kuzey ve doğu, Balıkesir’in kuzey, Çanakkale’nin iç kesimleri, Bursa, Yalova, Kocaeli, Sakarya, Adana’nın kuzeyi, K. Maraş, Osmaniye, Hatay, Niğde, Kayseri, Nevşehir ve Aksaray çevrelerinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Bu sabah ve gece saatlerinde Marmara, Kuzey Ege’nin iç kesimleri, Batı Karadeniz ile Orta Karadeniz’in iç kesimlerinde yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.

Hava sıcaklıklarının artarak mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin edilirken, rüzgarın genellikle kuzey ve kuzeydoğu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’da güney ve güneybatı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

Marmara Bölgesi

Marmara Bölgesi’nin parçalı ve yer yer çok bulutlu, Bursa, Kocaeli, Sakarya ve Yalova çevreleri ile Çanakkale’nin doğu kesimleri, Balıkesir’in kuzeyi ve İstanbul’un kuzey ve doğu çevrelerinin yerel olmak üzere aralıklı sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Bu sabah ve gece saatlerinde yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.

Ege ve Akdeniz Bölgesi

Ege Bölgesi’nin parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Bu sabah ve gece saatlerinde Kuzey Ege’nin iç kesimlerinde yer yer pus ve sis hadisesi beklenirken, Akdeniz Bölgesi’nin az bulutlu, doğusunun parçalı ve çok bulutlu, Adana’nın kuzeyi, Osmaniye, K. Maraş ve Hatay çevrelerinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi

İç Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve yer yer çok bulutlu, Kayseri, Aksaray, Niğde ve Nevşehir çevrelerinin yerel olmak üzere sağanak yağışlı geçeceği tahmin edilirken, Batı Karadeniz’in parçalı ve yer yer çok bulutlu, kıyı kesimlerinin yerel olmak üzere sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Bu sabah ve gece saatlerinde iç kesimlerinde yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor. Orta ve Doğu Karadeniz’in ise, parçalı ve yer yer çok bulutlu, kıyı kesimlerinin yerel olmak üzere aralıklı sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Bu sabah ve gece saatlerinde Orta Karadeniz’in iç kesimlerinde yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.

Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi

Doğu Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, Malatya ve Elazığ çevreleri ile gece saatlerinden itibaren bölgenin güney ve batı kesimlerinin yerel olmak üzere sağanak yağışlı geçeceği tahmin edilirken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin parçalı, zamanla yer yer çok bulutlu, Gaziantep, Kilis, Diyarbakır ve Adıyaman çevreleri ile gece saatlerinden itibaren bölge genelinin yerel olmak üzere aralıklı sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Paylaşın

Babacan, Partisinin ‘Yarına Atılım Eylem Planı’nı Tanıttı

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin ‘Yarına Atılım Eylem Planı’nı tanıttı. DEVA Partisi iktidarının ilk 90 ve 360 gününde uygulanacak 38 maddeden oluşan eylem planı, üç ana başlıktan oluşuyor. Babacan, programa ilişkin yaptığı açıklamada, Cumhuriyet dönemindeki hiçbir hükûmet programının DEVA Partisi’nin eylem planları kadar detaylı olmadığını vurguladı.

Haber Merkezi / ‘Dünyayla yarışan, özgür ve zengin bir Türkiye için dijital dönüşüm’ sloganıyla sunulan planın ayrıntılarını DEVA Partisi Dijital Dönüşüm ve Teknoloji Politikaları Başkanı Burak Dalgın anlattı. Üç ana başlıktan oluşan planın “7’den 70’e dünyayla bütünleşen Türkiye” başlığını taşıyan ilk bölümünde fırsat eşitliği vurgulanıyor. 6 ila 25 yaş arasındaki bütün öğrencilere bedelsiz internet hizmeti ve müfredatın yenilenmesi vaat ediliyor.

İkinci bölümün başlığı; ‘Yoksullaşan değil, zenginleşen Türkiye’. Dijital dönüşümle beraber ekonomik atılımın hedeflendiği bu bölümde girişimcilik alanında ve özel sektöre ilişkin atılacak adımlar sıralanıyor. Kripto para ve Dijital-TL ile ilgili düzenlemelerin de önerildiği bu bölümde ayrıca teknoloji alanında tek başına çalışılan (freelance) işlerde sosyal güvencenin altı çiziliyor.

Eylem planının üçüncü bölümü ise ‘Yeni dünyaya uygun kamu hizmeti ve mimarisi’ başlığını taşıyor. Dijital dönüşüm, teknoloji ve girişimcilik odaklı yeni bir bakanlık ve bu kapsamda yeni kurumlar kurulmasını amaçlayan DEVA Partisi, dijital dönüşümle ilgili hukukî düzenlemeleri bu bölümde ele alıyor.

Cumhuriyet dönemindeki hiçbir hükûmet programının DEVA Partisi’nin eylem planları kadar detaylı olmadığını vurgulayan Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Değişimden korkmuyoruz. Ne istediğimizi, ülkemizin neye ihtiyacı olduğunu çok iyi bilerek hareket ediyoruz. İktidardaki zihniyetin Türkiye’yi dünyadan koparmasına, özgürlüklerimizi, ekonomimizi geriletmesine izin vermeyeceğiz. Dünyaya gururla ve onurumuzla bakacağız. Refah seviyemizi yükseltmek amacıyla çıktığımız yolda pusulamız özgürlükler, adalet, hukuk olacak.

“Ülkemizin içine kapanarak bir yol alamayacağını iyi biliyoruz”

Dijital dönüşümle birlikte yepyeni bir dünya düzeni kuruluyor. Dijitalleşme, toplumsal ve ekonomik hayatı köklü bir şekilde değiştirdi, değiştiriyor. Türkiye, bu değişime seyirci kalamayacak kadar önemli bir ülke. Yeni bir dünya kurulurken, ülkemizin içine kapanarak bir yol alamayacağını iyi biliyoruz.

Türkiye’yi yeni buluşların ve yaratıcı fikirlerin ülkesi yapmakta kararlıyız. Kimseye ‘İcat çıkarma’ demeyeceğiz. ‘Söz büyüğün’ diyerek gençlerimizin elinden mikrofonu almayacağız. O yüzden, sevgili gençler, ne olur başımıza icat çıkarın. Başımıza yeni işler açın. Bu özellikle sizden rica ediyoruz.

Fikir ve üretim üssü olan bir Türkiye olmayı hak ediyoruz. Kendi geliştirdiği teknolojileri, kendi geliştirdiği markalarla dünyaya ihraç eden bir Türkiye hayalimiz var. Yeni teknolojilerin pınarı olmuş bir Türkiye hayal ediyoruz. Finansın, paranın oluk oluk akacağı, yatırım üssü olmuş bir Türkiye hayalimiz var. Fırsat eşitliği temelinde yükselen, hiçbir vatandaşımızın geride kalmadığı bir Türkiye hayalimiz var.

“Eylem planımız, gelişmiş ülkelerle aramızdaki farkı hızla kapatacak”

Arabayı sadece dikiz aynasına bakarak kullanırsak kesin kaza yaparız. Gözümüz hep ileride olacak. Ülkenin yarınlarına kilitleneceğiz. Açıklayacağımız eylem planımız, bu ülkenin hızla özgürleşmesini ve zenginleşmesini sağlayacak, gelişmiş ülkelerle aramızdaki farkı hızla kapatacak bir program.

İnternet, artık gündelik hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Nefes almak gibi bir ihtiyaç. Ülkeyi yönetenlere bakıyoruz, ‘Çıkar telefonunu’ diyenleri pek anlamıyoruz.  Hızlı, hesaplı, hür, hizmet odaklı ve her yerde olan internetin vatandaşın en temel haklarından birisi olduğuna inanıyoruz. İnternet ortamında özgürlükleri garanti altına almadığımız müddetçe, internetteki iyileştirmeler bir işe yaramaz. Yeni kurulacak hükûmetin diyeceği çok basit: ‘Gençler, rahatlayın. Öyle ‘Silivri soğuktur’ muhabbetini unutun, artık bunlar gündemde olmayacak. Sosyal medyada istediğiniz paylaşımı yapın. Gecenin yarısında polis kapınızda belirmeyecek. Biz ülkenin yeni yöneticileri olarak talimatı verdik: Artık hiç kimsenin kendi özgürlük alanına ilişmeyeceksiniz.’”

Babacan’ın ardından konuşan DEVA Partisi Dijital Dönüşüm ve Teknoloji Politikaları Başkanı Burak Dalgın ise şunları söyledi:

 “Eylem planımız Van’da EBA’ya ulaşamayan çocuğun, İzmir’de uluslararası tahsilat alamayan freelance çalışanın işine yarayacak, Diyarbakır’da internete giremeyen gencin, Konya’da e-ihracat yapmak isteyen KOBİ’nin, Adana’da dijital tarım yapmak isteyen çiftçinin, İstanbul’da bu toplantıya gelmeye çalışırken taksi bekleyenlerin, Sinop’ta kripto parayla nasıl para kazanırım diyenlerin işine yarayacak. Yani bütün Türkiye’nin işine yarayacak.”

Dalgın, kamuda şeffaflığın ve hesap verebilirliğin sağlanması amacıyla üç yeni internet sitesi kuracaklarını söyledi:

“Bir tanesi saydamlık.gov.tr olacak. İhale şartnamelerinin ve kamu verilerinin paylaşıldığı bir platform. Vatandaş oraya gidip kendi parasının nasıl harcandığına bakacak. Bir diğeri takip.gov.tr. Devlete bir başvuruda bulunduğunuzda bu başvurunun ne durumda görmek lazım. Tıpkı bir kargo yolladığınızda onu takip etmeniz gibi… Bir diğeri ise düzenleme.gov.tr. Dijital anketlerle vatandaşlarımızdan öneriler toplayacağız.

Start-Up konusunda yenilikçi ve devrimci bir perspektifimiz var. Bu arkadaşlarımızın hukuki statüsünü, mali yükümlülüklerini, yatırım enstrümanlarını, teşviklerini, kapatılması için gereken süreleri tamamen değiştireceğiz. Bırakalım büyüsünler, birkaç sene sonra serpildiklerinde zaten bakarız.

“Teknoloji magazini değil, toplumsal değişim”

En lüks telefonları, en iyi bilgisayarları, en hızlı interneti kullanmanız tabii ki güzel bir şey ama o kendi başına bir şeyi başarmıyor. Özgürlükleri kısıtlıyorsanız, girişimcinin önüne duvarlar çekiyorsanız o aletler pek bir işe yaramıyor. Eylem planımız; bu işi bir teknoloji magazininden kurtarıp toplumsal değişime doğru ittirme planı. Bilgi çağına ulaşırken hiçbir vatandaşımızı geride bırakmayacağız. Bütün meselemiz bunun etrafında şekilleniyor.”

Paylaşın

Selahattin Demirtaş: Korkmuyoruz, Korkmayacağız

HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ‘Kobani Davası’nda yaptığı savunmada, “Biz halkın seçilmiş vekilleri olarak 5 yıl önce evimizden maskeli kişiler tarafından kaçırıldık. Siyasi rehineyiz biz. Bu hukuksuzluğun hesabı önce sandıkta, sonra da mahkemelerde verilene kadar direneceğiz. Tüm tehditleri ve hakaretleri misliyle sahiplerine iade ediyoruz. Korkmuyoruz, korkmayacağız. Biz suçlu değiliz, halkın öz ve öz masum evlatlarıyız. Allah’tan başka kimseye boyun eğmedik, eğmeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Demirtaş, savunmasının devamında, “Biz suçlu değiliz, halkın öz ve öz masum evlatlarıyız. Allah’tan başka kimseye boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Ne tahliyesi, siz kimsiniz ki bizi tahliye edeceksiniz! Erdoğan ve Bahçeli olduktan sonra. Adam ‘Anayasayı Mahkemesini kapatın’ diyor. Siz gerçekten onurlu olsanız cübbenizi çıkarır ‘biz hukukun üstünlüğünü kimseye ezdirmeyiz’ dersiniz” dedi.

‘Kobani Davası’nın 5’inci duruşmasının 7’nci oturumu Sincan Cezaevi Kampüsü’nde Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam edildi. Sincan Cezaevinde tutuklu bulunanlar duruşma salonunda hazır bulunurken, diğerleri SEGBİS ile katıldı.

“Uzun zamandır tutukluyuz ve ben ne suç işlediğimi bilmiyorum”

Duruşmada ilk savunmayı önceki dönem HDP MYK Üyesi Pervin Oduncu yaptı. Oduncu, AİHM’in Demirtaş ve iş insanı Osman Kavala hakkında verdiği kararın uygulanmadığını hatırlattı. Yargı bağımsızlığının iktidardan bağımsız olma anlamına geldiğini belirten Oduncu, “Yargı gerçekten böyle mi işliyor? Yargıya, hukuka güvenin olmadığı yerde demokratik işleyiş sağlanmıyor, demokrasinin işlemediği yerde güven oluşmuyor ve bu durumda ciddi krizler yaşanıyor. Verilerde Türkiye’nin hukukun üstünlüğü konusunda alt sıralara gerilediğini görüyoruz” dedi. Türkiye’nin kara para aklama konusunda gri listeye alındığını hatırlatan Oduncu, “Adaletin, hukukun önemli olduğunu düşünüyorum ve adalete güvenmek istiyorum. Uzun zamandır tutukluyuz ve ben ne suç işlediğimi bilmiyorum. Kimin malına zarar verdim, kimi öldürdüm? Türkiye’ye adaletin, barışın, özgürlüğün gelmesi için çalıştım. Demokratik siyaseti esas aldım ve bundan da vazgeçmedim” şeklinde konuştu.

“Somut bir delil bile yok. Ama yalan deliller var, yalan tanıklar var”

HDP Eski Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş tutukluluk durumuna dair söz aldı. Demirtaş, “Mahkemeniz herhangi bir hukuki karar verme yetkisine, gücüne sahip değil. Geçen hafta boyunca bu duruşmanın sonucunun ne olacağı ülkeyi yöneten siyasetçiler tarafından siyaset kürsülerinde ilan edildi. Ülkenin cumhurbaşkanı hem mütalaayı hem ara kararı hem de hükmü açıkladı. Onun küçük ortağı daha da ileri gitti ‘Anayasa Mahkemesi kapatılsın’ diyerek hukuka açık bir müdahale gerçekleştirdi” dedi.

Partili arkadaşlarıyla birlikte 5 yıldır tutuklu olduğunu ifade eden Demirtaş, “Bu 5 yıl birilerini hala tatmin etmiş değil. Önümüzdeki dönem cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Mahkeme ve heyeti dahil olmak üzere, AİHM kesinleşmiş kararıyla da somutlaşmış bir durum olan siyasi kumpas davalarında görevlendirilmiş yargı mensupları AKP-MHP’nin yeniden kazanması için bir siyasi çalışma yürütüyor. Mahkemeniz çok defa ara kararında ‘AİHM kararı bizi bağlamaz’ dedi. ‘Anayasa’nın 90’ıncı maddesini tanımıyorum’ dedi. Anayasa Mahkemesini, AİHM’i tanımayan bir yargı mercii, kendisine yargı mercii diyen bir mahkeme heyeti bizi hukuk adına nasıl yargılıyor?” diye sordu.

5 yıldır konuştuklarının ve söylenecek çok şey olmadığının altını çizen Demirtaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Gerekli savunmaları yaptık. Savunmalarımızı da halkımıza karşı sorumluluğumuz gereği olarak yaptık. Yoksa ben dahil hiçbir arkadaşımızı yargılayacağınız somut bir delil bile yok. Ama yalan deliller var, yalan tanıklar var. Ülkenin cumhurbaşkanı, AYM üyelerinin yarısından daha fazlasını atamış durumda, HSK üyelerini belirliyor. HSYK üyeleri de sizi de belirliyor. Dolayısıyla buraya sizi atayan Cumhurbaşkanıdır. Tüm devlet mekanizmasında güç sahibi olmuş siyasi kişi ki aynı zamanda bir partinin genel başkanı, neden durup durup bu davaya bu kadar müdahale eder? Türkiye’de başka dava mı yok? Kendisine sormak istiyorum: Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde yargılaması yapılan bir tek bu dosyalar mı var? Neden bırakmıyorsun hukuk işlesin, derdin ne? Derdin, bizim tutukluluğumuz üzerinden HDP’yi terörize ederek muhalefete saldırmanın bir aracı olarak kullanmak bu davayı.

“Korkmuyoruz, korkmayacağız”

Toplumu korkutma aracı olarak kullanıyor. Milliyetçiliği kışkırtma operasyonları davası olarak görüyor. Bir diğeri öç alma davası olarak kullanıyor. AİHM, Anayasa bunu demiş, bunlar hukuk meselesi. Hukuk tartışması mahkemelerde tartışılır ama burası bir mahkeme değil. Yargı üzerindeki siyasi baskı kalktığı zaman burası mahkemeye dönüşecek. Bir gün mutlaka dönecek ama o gün sanık sandalyesinde oturanlar Kobanî’nin gerçek katilleri olacak. Bugüne kadar hiç tahliyemi talep etmedim çünkü beni tutuklayan siz değilsiniz, bırakacak olan da siz değilsiniz. Erdoğan’ın talimatıyla burada tutuklu bulunuyoruz. Halkımıza güveniyoruz. Biz dimdik onurumuzla direniyoruz. Halkın iradesiyiz biz. Biz halkın seçilmiş vekilleri olarak 5 yıl önce evimizden maskeli kişiler tarafından kaçırıldık. Siyasi rehineyiz biz. Bu hukuksuzluğun hesabı önce sandıkta, sonra da mahkemelerde verilene kadar direneceğiz. Tüm tehditleri ve hakaretleri misliyle sahiplerine iade ediyoruz. Korkmuyoruz, korkmayacağız. Biz suçlu değiliz, halkın öz ve öz masum evlatlarıyız. Allah’tan başka kimseye boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Ne tahliyesi, siz kimsiniz ki bizi tahliye edeceksiniz! Erdoğan ve Bahçeli olduktan sonra. Adam ‘Anayasayı Mahkemesini kapatın’ diyor. Siz gerçekten onurlu olsanız cübbenizi çıkarır ‘biz hukukun üstünlüğünü kimseye ezdirmeyiz’ dersiniz.

“Bulaşmayın bu suça. Bu devleti tanıyorum”

Bir hukukçu olarak da bu kumpasa dahil edilmek istenen hukukçulara sesleniyorum: Daha ağır suçlara dahil ediliyorsunuz. Ben de bunu tarih not düşsün diye söylüyorum ki Vizontele’de olduğu gibi sonra ‘vay ben duymadım, görmedim’ olmasın. AİHM kararı tutuklu tüm arkadaşlarımı ilgilendiriyor. Ama derdiniz kişisel olarak benimleyse diğer arkadaşlarımı bırakın. Size minnet etmiyorum, meydan okuyorum. Ben siyasetçiyim, seçimler gelecek burada da siyaset yaparım. Ama arkadaşlarımın özgürlüklerini iade edin. Bir gün halkın iradesiyle son bulacak ve bize karşı işlenen suçlar hukuk önünde mutlaka karşılığını olacak.

Kırmızı ışıktan geçsem ödüm kopuyor size maşallah nasıl bu kadar büyük suça ortak oldunuz. Bu ülkenin yurttaşı olarak söylüyorum, bulaşmayın bu suça. 12 yıl parlamentoda görev yaptım, bu devleti tanıyorum. Hesap sorulur. Net söylüyorum, sorulur. Kimsenin yanına bırakmaz. Benim kara kaşım, kara gözüm için değil Türkiye devletini batırdılar. Devleti yıkmayı başaran Bahçeli ve Erdoğan oldu. Ne yargı kaldı ne üniversite kaldı ne ekonomi kaldı, insanların açlıktan nefesi kokuyor. Siz bu ülkenin yurttaşlarısınız. Yurtlarda kaldınız bizim gibi. Günü geldi bir öğün yemekle karnımızı doyurup okulu bitirdik. Sizin üzerinizden ne yapıldığını görmüyor musunuz? Bir günde doları 2 TL artırıp trilyonlar götürdüler. Asgari ücrete mecbur bırakılan milyonlarca insan var. Türkiye Cumhuriyeti bunu hak ediyor mu?

Sizin haddinize mi ya bizi katil ilan etmek!

Kendimiz için bir şey istemiyoruz. Biz siyasetçiyiz, siyaset yürütüyoruz, mezarda da olsak yürütürüz. Size ne oluyor? Yapmayın etmeyin. Ben bu davada çok konuşmayacağım. 5 yıldır zaten aynı iddianamelerde savunma verdik. AİHM ihlal kararı verdi. Şimdi sizin karşınıza çıkıp ne diyeceğim? Türkiye’nin en temiz, en onurlu siyasetçileri, insanlar var karşınızda. Şiddete bulaşmadık, barış için uğraştık. Yapmayın. Ne karar verirseniz verin muhtemel siyasetin dışında bir karar olmayacak ama Allah aşkına bunu düşünün. Gece gündüz nedir ya Erdoğan’ı, Bahçeli’si, Soylu’su hakkımızda ‘katiller’ deyip duruyor. Sizin haddinize mi ya bizi katil ilan etmek! Daha yargılama bitmedi ama 50 defa katil ilan ettiler. Mahkeme bunun karşısında sessiz kalıyor.

Erdoğan ve Bahçeli’nin derdi yargı bağımsızlığı değil. Kendileri dışında kimse karışmasın istiyorlar. ‘Seloyla ilgili yargı ne diyorsa onu çıkartamayacaksınız’, diyor. Yani diyor ki ‘ben ne dersem o.’ Şimdi ben size soruyorum, Selo’yu çıkartabilecek misiniz haydi bakalım. Halkımız korkmasın bu ülkeye demokrasiyi, barışı, eşitliği halklar getirecek, biz de halkımızın hizmetinde, emrinde olmaya devam edeceğiz.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Can Kaybı 200’ün Üzerinde

Kovid 19’da son 24 saatte 26 bin 896 yeni vaka tespit edilirken, 210 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “26.896 test pozitif çıktı. Hastalığı ağır geçirenlerden 210 kişi hayatını kaybetti. Bu ölümlerin bir kısmı birden çok sebebin bir araya gelmesine bağlı ve önlenebilir” dedi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 355 bin 947 test yapılırken, 26 bin 896 yeni vaka tespit edildi. 210 kişi hayatını kaybederken, 30 bin 542 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“26.896 test pozitif çıktı. Hastalığı ağır geçirenlerden 210 kişi hayatını kaybetti. Bu ölümlerin bir kısmı birden çok sebebin bir araya gelmesine bağlı ve önlenebilir. Örneğin, Covid-19’a kronik hastalıkların eşlik etmesi riski artıran bir faktör. Tam doz aşı bu riski azaltıyor”

Aşılamada son durum

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Amasya, Osmaniye, Eskişehir, Balıkesir, Edirne ve Burdur takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Diyarbakır, Siirt, Muş, Mardin, Bingöl, Bitlis, Ağrı ve Bayburt takip etti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Muhalefet Olmayı Kabullenmişsin

Grup toplantısında videolarını gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sosyal medya hesabı üzerinden yanıt veren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, paylaşımında, “Sevgili Şahsım, görüyorum ki muhalefet olmayı iyice kabullenmişsin” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısında videolarını gösteren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir açıklama ile yanıt verdi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, paylaşımda, “Şahıs, grup konuşması yapıyor; dakikalarca videolarımı gösteriyor. Sevgili Şahsım, görüyorum ki muhalefet olmayı iyice kabullenmişsin. ‘Oynatalım Uğurcuğum’ siyasetinde sana başarılar diliyorum” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, grup konuşmasında, Irak ve Suriye tezkeresine hayır oyu veren CHP’yi eleştirerek, “Tezkerenin amacı sınırlarımız boyunca kurulmak istenen terör koridoruna izin vermemek ve saldırıları kaynağında kurutmaktır. Son tezkere oylaması öncesi HDP yöneticileri çıktılar ve CHP’ye bir çağrı yaptılar. Açıkça CHP tehdit edildi. Onurlu bir parti ve liderin çıkıp, ‘Siz kimsiniz bizi tehdit ediyorsunuz, kendi politikamızı kendimiz belirleriz’ diyerek ağzının payını vermesi gerekiyordu. Ama karşımızda artık böyle bir CHP söz konusu değildir.

Tezkereye ‘hayır’ oyu vereceklerini açıkladılar. Türkiye’yi Suriye’den dışlamak için ortaya attıkları ne kadar çirkeflik varsa soru olarak ortaya attılar. Biz sizin kimin kılıcını çaldığınızı biliyoruz ama siz kendinizi bu kadar belli etmeyin. Türkiye’nin en büyük ikinci partisi HDP’ye boyun eğdi. Yazık. Demokrasi ve milli güvenlik açısından ne kadar hazin bir tablo. Mustafa Kemal’in itleri diyenlerin dümensuyuna girdiklerini görmek bizim bile ağrımıza gidiyor. Allah CHP’ye gönül veren vatandaşlarımızın sabrını artırsın.” demişti.

Erdoğan, konuşmasının bir bölümünde; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili bir video izletti. Erdoğan’ın izlettiği video içinde, Kılıçdaroğlu’nun Nisan 2019’da Ankara Çubuk’ta uğradığı linç girişiminin görüntülerinin de yer aldığı görüldü. Videodaki bu görüntülerin ardından, “Kemal Kılıçdaroğlu, 2023’te Türk milletinin zilleti tekrar reddedeceğini görecek ve tüm tehditleri için millete yeniden hesap verecektir.” denildi.

Paylaşın

BM’de Olağanüstü Bir Tanık: Dinazor

Birleşmiş Milletler, fosil yakıtları yakmanın tehlikeleri ve küresel ısınma hakkında tanıklık etmesi için ‘olağanüstü bir tanık’ çağırdı, bu tanık bir ‘dinozor’du.

Haber Merkezi / Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi (COP-26) öncesi sosyal medyada ilginç bir video yayınlandı. Videoda, dinozor, New York’taki ünlü BM Genel Kurul Salonu’nu bastığı ve oradaki üst düzey diplomatlara ‘yok oluşun kötü bir şey olduğunu’ söyledi.

Dinazor, konuşmasının devamında, “Bir iklim felaketine doğru gidiyorsunuz. Yine de hükümetler, fosil yakıtları sübvanse etmek için her yıl yüz milyarlarca kamu parası harcıyor. Bu milyarları her yıl dev meteorları sübvanse etmek için harcadığımızı hayal edin” dedi.

Video, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) inandırıcı olmasına dair ciddi bir mesaj taşıyor. UNDP tarafından yayınlanan bir raporda, dünya genelinde her yıl yaklaşık 423 milyar doların, fosil yakıtları sübvanse etmek için harcadığı belirtildi.

Bu rakam, fosil yakıt emisyonlarının çevreye ve insan sağlığına verdiği zarar gibi, petrol, kömür ve gaz yakmanın dolaylı maliyetlerini içermemektedir. BM Genel Sekreteri António Guterres, artan fiyatların “toplumsal huzursuzluğa” yol açabileceği nedeniyle fosil yakıt sübvansiyonlarına son verilmesi çağrısında bulundu.

Paylaşın