Trabzonspor, Beşiktaş’ı Uzatmalarda Attığı Golle Yıktı

Spor Toto Süper Lig’in 12. haftasında Beşiktaş ile Trabzonspor karşı karşıya geldi. Vodafone Park Stadı’nda oynanan mücadelede gülen taraf Trabzonspor oldu. Trabzonspor, bu sonuçla puanını 30’a yükseltirken, son 6 maçın 4’ünü kaybeden Beşiktaş 20 puanda kaldı.

Haber Merkezi / Trabzonspor’a galibiyeti getiren goller, 45+4’te Abdülkadir Ömür ile 90+5’te Andreas Cornelius kaydederken, Beşiktaş’ın tek golünü 62’de Cyle Larin attı. Trabzonspor, Süper Lig’in 13. haftası evinde Gaziantep Spor Kulübü’nü ağırlarken, Beşiktaş, Alanyaspor’a konuk olacak.

Karşılaşmadan dakikalar;

10. dakikada Trabzonspor’da Bakasetas’ın sağ kanattan kullandığı köşe vuruşu sonrasında arka direkte Vitor Hugo kafayı vurdu ancak top yandan auta gitti. 11. dakikada Umut Meraş sol kanattan hızla topu sürdü, ceza alanı içindeki Güven’e çıkarttı ancak genç futbolcu gelişine gelen topa kötü vurdu.

13. dakikada Ghezzal’ın pasında sağ kanatta topla buluşan Rosier’in bekletmeden ceza sahasına ortasında altıpas önü sağ çaprazdan Güven’in vuruşu kaleci Uğurcan’da kaldı. 24 dakikada Pjanic ortaladı, Larin arka direkte Dorukhan’ın üzerinden yükselip vurdu aut.

35. dakikada Rosier’in ceza sahası içi sağ tarafından yerden içeriye çevirdiği pasta savunmada Hugo’nun ters vuruşu direğin hemen üstünden kornere gitti. 39. dakikada Hamsik’in gönderdiği ara pasta sol taraftan ceza sahasına giren Nwakaeme’nin rakibini ekarte edip çapraz pozisyondan yaptığı vuruşu kaleci Ersin ayaklarıyla oyun alanına çeldi.

41. dakikada Ghezzal’ın pasıyla sol kanattan hareketlen Larin’in çaprazdan ceza sahasına girip kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda çektiği sert şutta meşin yuvarlağı kaleci Uğurcan tokatlayarak kornere gönderdi. 45+4. dakikada Hamsik’in derinlemesine pasında savunmanın arkasına sarkan Abdülkadir Ömür, Vida’nın kayarak yaptığı müdahaleden topu kurtarmayı başardı. Ceza alanına giren Abdülkadir’in plase vuruşu kaleci Ersin’in solundan ağlarla buluştu. 0-1

49. dakikada ceza sahası dışı sol çaprazda çizginin hemen önünde topla buluşan Güven’in yaptığı plase vuruşu kaleci Uğurcan parmaklarının ucuyla kornere gönderdi. 62. dakikada savunmadan çıkarken Trondsen’in sol taç çizgisi yakınlarından kaleci Uğurcan’a verdiği geri pasta araya giren Larin topun sahibi oldu. Ceza sahasına giren Larin’in topuna savunmada Hüseyin müdahale etse de meşin yuvarlak Uğurcan’ı geçerek tekrar Larin’in önünde kaldı. Bu oyuncunun biraz ilerledikten sonra sol çaprazdan boş kaleye yaptığı vuruş ağlara gitti. 1-1

86. dakikada Hamsik’in sağ taraftan kullandığı köşe vuruşunda ceza alanına yapılan ortaya penaltı noktası üzerinde iyi yükselen Hugo’nun kafa vuruşu yandan auta çıktı. 90+6. dakikada Trabzonspor yarı sahasından hızlı çıkan Cornelius, pasını sol kanattaki Nwakaeme’ye aktardı. Nwakaeme ceza sahasına girdikten sonra topu tekrar sağ taraftaki Cornelius’a verdi. Bu oyuncunun hafif çapraz pozisyondan yaptığı vuruş filelerle buluştu. 1-2

Stat: Vodafone Park

Hakemler: Erkan Özdamar, İbrahim Çağlar Uyarcan, Erdinç Sezertam

Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Rosier, Welinton, Vida, Umut Meraş, Josef de Souza, Pjanic (Atiba Hutchinson dk. 82), Rachide Ghezzal, Alex Teixeira (Salih Uçan dk. 75), Larin (Kenan Karaman dk. 85), Güven Yalçın (N’Koudou dk. 75)

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Dorukhan Toköz (Serkan Asan dk. 78), Hüseyin Türkmen (Stefano Denswil dk. 66), Vitor Hugo, Anders Trondsen, Berat Özdemir (Yusuf Sarı dk. 78), Hamsik, Abdülkadir Ömür, Nwakaeme, Bakasetas (Siopis dk. 31), Djaniny (Cornelius dk. 67)

Goller: Abdülkadir Ömür (dk. 45+4), Cornelius (dk. 90+ 6) (Trabzonspor), Larin (dk. 62) (Beşiktaş)

Kırmızı kart: Uğurcan Çakır (Maç sonu) (Trabzonspor)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu ‘İmamoğlu ve Yavaş’ Konusunda Son Noktayı Koydu

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin yaptığı açıklamada, “Seçildiler, önce bir bulundukları kentin bir güvenini kazansınlar, arkadan Türkiye’nin güvenini kazansınlar. Önlerinde bir zaman dilimi var. O zaman dilimi içinde çalışırlar, deneyim kazanırlar, iyi alanlarda kendilerini gösterirler, o çerçevede görevlerini sürdürmelerini istiyorum.” dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, ‘siyasi cinayet’ açıklaması üzerine şu değerlendirmelerde bulundu: “Devleti yöneten kişilerin, bu konularda bu tür eylemlere başvuracakları cesaretlendirecek söylemlerden uzak durmaları lazım. Ama şimdi bakıyorum, sayın Erdoğan bırakın uzak durmayı, açıkça tehdit; Meral hanımı tehdit etmesi, beni tehdit etmesi, grup toplantısında benim linç girişimiyle ilgili görüntülerin yayınlanması…”

Kanal İstanbul’a ilişkinde konuşan Kılıçdaroğlu, ” Sağduyulu, ülkesini seven, ülkesine hizmet eden hiçbir müteahhidin böyle bir projeye talip olacağını sanmıyorum. İhale belki yapılabilir ama kimsenin ihaleye gireceğini sanmıyorum” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Karar TV’de gazeteci Taha Akyol ve Elif Çakır’ın sorularını yanıtladı.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’yla ilgili “Belediye başkanları aday olabilir mi? Yoksa görevlerine devam etsin mi?” sorusuna yanıt veren Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı:

Belediye başkanlarımızın görevlerine devam etmelerini istiyorum. Nedeni de şu: Öncelikle, belediye meclislerinde çoğunluğumuz yok. Onun olmadığı yerde biz belediye başkanlığını başka bir partiye teslim etmiş oluruz. O zaman İstanbullu bize ne diyecek, Ankaralı bize ne diyecek? O bağlamda kafamda ciddi soru işaretleri var.

İkincisi şu: Seçildiler, önce bir bulundukları kentin bir güvenini kazansınlar, arkadan Türkiye’nin güvenini kazansınlar. Önlerinde bir zaman dilimi var. O zaman dilimi içinde çalışırlar, deneyim kazanırlar, iyi alanlarda kendilerini gösterirler, o çerçevede görevlerini sürdürmelerini istiyorum.

“Biz dünyanın faizini ödüyoruz”

Kılıçdaroğlu, iktidara geldiklerinde atacakları ekonomik adımları şöyle anlattı:

Aslında Türkiye zengin bir ülke. Bütün mesele, kaynakları nereye harcayacağınız konusu. Siyasi tercihtir bu. Biz siyasi tercihi, sağlıklı çalışan bir planlama örgütüyle yapmak isteriz. Kaynaklar nereye gitmeli, ne kadar gitmeli, yatırımlar nasıl yapılmalı, devletin saydam olması, kaynakların savurganca kullanılmaması gibi pek çok ilkeden yola çıktığınızda aslında ülke kaynakları var. Bu kaynakları kullanabilirsiniz. Biz dünyanın faizini ödüyoruz. İçeriden dolarla borçlandık, avroyla borçlandık, altınla borçlandık.

Dolayısıyla bunlar yükseldikçe devletin normal yapması gereken işleri yapamadığını ve bu alanlara kaynak aktardığını ve bu alana kaynak aktardığı kişiler de bir elin parmakları kadar aslında. Gelir dağılımında da olağanüstü bir bozulmaya yol açıyor.

İmkan var. Tasarruf gittiğiniz zaman, kaynakları yerli yerinde kullandığınız zaman üretimi desteklediğiniz zaman, ihracatı desteklediğiniz zaman, dışarıdan getireceğimiz şeyleri kendimiz ürettiğimiz zaman çok daha rahat bir şekilde ekonomiyi büyütürüz.

Buradaki sorun şu: Diyelim ki iktidar olduk. Hemen ertesi gün ‘Ben bütün bu sorunları çözeceğim’  derseniz halka doğruları söylememiş olursunuz. İlk 7 günde neleri yapacağımızı söyledik; esnafın ve çiftçinin faizlerini sileceğiz.

Çünkü bu bizim elimizde, bir karara bağlı. Ama ‘7 gün içinde işsizliği önleyeceğiz’ dediğiniz anda gerçekçi değil. Belli bir zaman dilimi içinde ancak bunun giderilmesi lazım. Ben gençlerle yaptığım konuşmalarda da bunu anlatıyorum. Belli konular var ki erken çözebiliriz, belli konular var ki belli bir zaman dilimi içinde bunları çözersiniz.

Artı gelir elde edersiniz, artı yabancı sermayenin Türkiye’ye gelip yatırım yapmasını, istihdam yaratmasını sağlarsınız. Siz demokrasinizi geliştirirseniz pek çok ülke gelecektir, Türkiye’ye yatırım yapacaktır. Can ve mal güvenliği olduğu zaman, adalet olduğu zaman bütün bunların hepsi bir şekliyle sağlanacaktır.

Kanal İstanbul

Kanal İstanbul’a ilişkin yaptığı, “Kanal İstanbul ihalesini hiç kimse almayacak. Alan olursa çok ağır bedeller ödeyecektir.” açıklaması hatırlatılan Kılıçdaroğlu, “Bu açıklamalarınızın geri dönüşleri oluyor mu?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

Aklı başında olan hiçbir sanayici de, yatırımcı da, işinsanı böyle savurganca bir yatırımın, Türkiye’ye hiçbir yararı olmayacak bir yatırıma kaynak ayırılmasını zaten doğru bulmuyor.

Bunun doğru olmadığını herkes kabul ediyor. Siz belli kişilere rant aktarıyorsunuz. Biz eğer bu ülkeyi yönetmeye talipsek, bu ülkenin kaynaklarının savurganca kullanılmasını istemeyiz. Üretmeli, alın teri dökmeli, istihdam yaratmalı, ihracat yapmalı, iç piyasayı sağlamalı, Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Kafkasya’da Türkiye güçlü olmalı. Bütün ülkelerle ilişkilerini sağlıklı bir zemine oturtmalı.

Siz bu ihaleye girenleri getireceksiniz, onlara işi vereceksiniz, onlar dünyanın parasını kazanacak ama öbür tarafta milyonlarca kişi işsiz olacak… Bu doğru değil. Bu ihaleye kim katılırsa, kim alırsa ağır bedeller ödeyecek. Kesinlikle kimsenin bu ihaleye girmesini istemem, yabancı sermayenin de.

Bu ülkenin kaynaklarını hiç kimse savurganca kullanamaz. Fakirin fukaranın hakkı vardır. Siz kalkacaksınız birisine milyar dolarlar aktaracaksınız. Ya bu ülkenin Çankırı’sı yok mu, Çorum’u yok mu, Kayseri’si yok mu, Rize’si yok mu, Elazığ’ı yok mu? Anadolu’nun içi boşaldı. Bir dönem, ‘Anadolu kaplanları’ diye bir kavram vardı. Anadolu’da çıkıp, her ilde üç aşağı beş yukarı her ilde insanlar yatırım yapar ve istihdam yaratırlardı.

Arkadaşlara dedim ki, ‘Allah aşkına bir bakın bakalım ne oldu bu ‘Anadolu kaplanları.” Yok ortada. Her şeyi İstanbul’a aktarırsanız bu olmaz. Ülkenin dengeli büyümesi lazım. Sağduyulu, ülkesini seven, ülkesine hizmet eden hiçbir müteahhidin böyle bir projeye talip olacağını sanmıyorum. İhale belki yapılabilir ama kimsenin ihaleye gireceğini sanmıyorum.

“Yağmur gibi de bir sürü yolsuzluk belgeleri akıyor”

Kılıçdaroğlu, ‘yanlış işlere imza atan’ bürokratlara yönelik uyarısının hatırlatılması üzerine şu açıklamalarda bulundu:

O mesajdan sonra ertesi gün bütün devlet dairelerinde konuşulan buydu. Onlara şu güvenceyi veriyoruz: Siz devletin memuru olduğunuz sürece, yasalara uygun hareket ettiğiniz sürece, kanun dışı tekliflere karşı çıktığınız sürece başımızın üzerinde yerininiz var. Ama siz, yasadışı teklifler gelir, yolsuzlukların altına imza atarsanız bunun sorumluluğu size aittir. Bu sorumluluğa katlanacaksınız. Tarih de verdik, ‘Bu tarihten sonra istemiyoruz’ diye.

Gayet güzel geri dönüşler var. Yağmur gibi de bir sürü yolsuzluk belgeleri akıyor. Ama her belgeyi alıp hemen kamuoyu önüne çıkmıyoruz, önce onu doğrulatıyoruz. Bizden gizledikleri; Şehir Hastaneleri sözleşmelerinden tutun büyük ihalelerin nasıl yapıldığını, hangi imzaların nerelere atıldığını, hangi sözleşmelerin nasıl yapıldığına ilişkin bütün bilgiler geliyor.

Bizim çağrımız, bu ülkenin saygınlığı içindir, bu ülkenin güzelliği içindir, bu ülkenin kaynaklarının savurganca harcanmaması içindir, vatandaşın ödediği vergilerin birilerine tahsis edilmemesi içindir. Herkes görevini yasal sınırlar içinde yaptığı sürece başımızın üzerinde yeri var.”

Yaptığı açıklamalarda ben dilini kullanmasının nedeninin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı:

Kürsüye çıkınca zaman zaman heyecanlanıyoruz. Salonun veya meydanın verdiği tepkiden de etkileniyoruz. Bu doğal bir şey aslında. ‘Ben’ sözcüğünü fazla kullandığım için bizim partililerden de zaman zaman eleştiri geliyor.

Ama şunu da kabul edelim: Sıradan vatandaş, ‘Sen ne yapacaksın?’ diye soruyor. Bu sorunun bir anlamda cevabı oluyor, ‘Ben bunu yapacağım.’ ‘Biz bunu yapacağız’ demek daha doğru. Bazen dozu kaçırıyoruz ama işin doğrusu, bizim neyi doğru yapacağımızı anlatmamız. Saygın, sağduyulu düşünen bir ittifakımız var. ‘Ben’ yerine ‘Biz’in kullanılması daha doğru.

“Erdoğan açıkça tehdit etti”

Kılıçdaroğlu, ‘siyasi cinayet’ açıklamasının hatırlatılması üzerine şu değerlendirmelerde bulundu:

Devleti yöneten kişilerin, bu konularda bu tür eylemlere başvuracakları cesaretlendirecek söylemlerden uzak durmaları lazım. Ama şimdi bakıyorum, sayın Erdoğan bırakın uzak durmayı, açıkça tehdit; Meral hanımı tehdit etmesi, beni tehdit etmesi, grup toplantısında benim linç girişimiyle ilgili görüntülerin yayınlanması…

Savcı sormuş bizim avukata, dedim ki ‘Benim bilgimden önce sayın Erdoğan’ın bilgisine başvurmanız lazım.’ Bunları hangi gerekçeyle ifade ediyor? ‘Dur bakalım daha başına neler gelecek’ diye sayın Akşener’e bunu söylemesi, demek ki, ‘Bundan sonra gelecekleri ben biliyorum. Daha bu başlangıç. Asıl bundan sonra olacak’ diye açıkça tehdit de var burada.

Bu tehdidi yapan sıradan bir insan değil. Devletin bir numarası, en tepede oturan kişi. Dolayısıyla bu tehdit de sıradan bir tehdit değil. Bu tür insanlar var zaten. Ruh hastası bir sürü insan var. Her an silahı alabilir, ateşleyebilir, başka şeyler yapabilir.

O açıdan tehdit konusunda herkesin dikkatli olması gerektiği yönündeki bir düşüncemdi. Gelen bir duyumun seslendirilmesiydi. Bu duyum da sıradan bir duyum değil. İktidar sahiplerinin davranışları ve söylemleri aslında bu duyumun ne kadar güçlü olduğunu da bize gösteriyor.

“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçeceğiz”

Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı olarak tarifini yaptıkları Cumhurbaşkanı adayı profiline ilişkin şu açıklamalarda bulundu:

Seçeceğimiz Cumhurbaşkanı, güçlü bir Cumhurbaşkanı. Ama bu Cumhurbaşkanı’nın alacağı temel kararları ittifakı oluşturan liderlerle ortak alması lazım. Bu ortak alınacak kararların bürokrasiye yansımaları da, bakanlara yansımaları da, vatandaşa yansımaları da ittifakla vatandaşlar arasındaki güven ilişkisini pekiştirecek. ‘Evet beraber güç birliği yaptılar iktidar oldular ama güç birliğini sürdürerek devleti yönetiyorlar.’

Bu algıyı asıl bizim pekiştirmemiz lazım. Bunu pekiştirdiğimiz andan sonra alacağımız her kararın yansımalarını toplum kabul edecektir. Bu algının da gereğini yapmamız lazım. Tabi daha sonra Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçeceğiz.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Can Kaybı 200’ün Üzerinde

Kovid 19’da son 24 saatte 27 bin 474 yeni vaka tespit edilirken, 203 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Hedeflediğimiz aşı başarısına ulaşabilmiş değiliz. Aşı kararsızlığı bunun önemli nedenleri arasında” dedi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 358 bin 326 test yapılırken, 27 bin 474 yeni vaka tespit edildi. 203 kişi hayatını kaybederken, 30 bin 584 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“Hedeflediğimiz aşı başarısına ulaşabilmiş değiliz. Aşı kararsızlığı bunun önemli nedenleri arasında. İlk dozu olmayanlar ve ikinci dozu erteleyenler konuyu sürüncemede bırakmayıp, ciddiyetle ele almalı. Bilgi kaynağımız bilim insanları, %79’un kararıysa hepimize örnek olmalı”

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Amasya, Muğla, Kırklareli, Osmaniye, Çanakkale,   Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Edirne takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Diyarbakır, Siirt, Muş, Mardin, Bingöl, Bitlis, Ağrı ve Bayburt takip etti.

Paylaşın

Ekim’de 22 Kadın Erkekler Tarafından Öldürüldü

Ekim ayında da 22 kadın ile en az 2 çocuk erkekler tarafından öldürüldü. Ekim’de 49 çocuk istismar edilirken, 280 kadın taciz edildi. 79 kadın seks işçiliğine zorlanırken, en az 53 kadına da şiddet uyguladı.

Bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler Ekim’de en az 22 kadını öldürdü, dokuz kadına tecavüz etti.

Ekim 2021‘de en az 13 kadının ölümü, Edirne (1), Zonguldak (1), Samsun (1), Batman (1), Zonguldak (1), Aydın (1), Kayseri (2), İstanbul (3), Erzincan (1), Isparta (1), basına şüpheli olarak yansıdı.

Adana’da bir kadın kendisini sistematik olarak darp eden kocasını öldürdü ve meşru müdafaa hakkını kullandı.

Erkekler, Maraş ve Ankara’da bir kadın erkeklerce “öldürülmekle” tehdit etti. İstanbul’da bir kadının ölümü basına “faili belirlenmemiş cinayet” olarak yansıdı. Iğdır’da bir kadının intihara sürüklendiği iddia edildi.

Erkekler, Ekim’de en az 22 kadını öldürdü; geçen yıl bu sayı 23 idi. Erkeklerin öldürdüğü kadınlardan biri transtı. Bir kadın da Kırgızistan yurttaşıydı.

Erkeklerin 10 adını öldürme “bahanesi” basına yansımadı. Erkekler, altı kadını “barışmak istemediği”, “boşanmak istediği” için öldürdü.

Erkekler, bir kadını “çocuklarının kavgasına karıştığı” için bir kadını “çok konuştuğu” için iki kadını “kıskandığı”, bir kadını “sevgilisi olmayı kabul etmediği”, bir kadını da “kocasıyla husumetli olduğu” için öldürdü.

15 kadını kocası, sevgilisi, eski kocası öldürdü. Bir kadını komşusu, bir kadını kocasının arkadaşı, bir kadını akrabası, bir kadını oğlu, bir kadını da arkadaşı öldürdü. İki kadını öldüren erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Erkekler, 13 kadını ev içinde, dokuz kadını düğün salonu, market, park gibi ev dışı alanlarda öldürdü. Erkekler, 12 kadını ateşli silahlarla, altı kadını kesici aletle, bir kadını balkondan atarak, bir kadının kafasını taşla ezerek, iki kadını darp ederek öldürdü.

Çocuk cinayeti

Ekim’de erkekler en az iki çocuğu öldürdü. Geçen yıl aynı ay da bu sayı dörttü. Bir çocuğu babası, bir çocuğu amcası öldürdü.

Cinsel Saldırı /Tecavüz

Erkekler, Ekim’de en az dokuz kadına tecavüz etti. Geçen yıl aynı ay erkeklerin tecavüz ettiği kadın sayısı yedi idi.

Bir kadına gardiyanlar, bir damadı, altı kadına cinsel saldırıda bulunan iki erkeğin kim olduğu bilgisi basına yansımadı. Bir kadına da zabıtalar tecavüz etti. Erkekler, bir kadına ev içinde, bir kadına hapishanede, altı kadına araç, işyeri, otobüs gibi ev dışı alanlarda tecavüz etti.

Taciz

Ekim 2021’de erkekler en az 280 kadını taciz etti. Bu sayı geçen yıl aynı ay 7 idi. Tacizlerden en az 270’i sosyal medyadaydı. 276 kadın kendisini taciz eden altı erkeği tanımıyordu. İki kadını oyuncu, bir kadını doktor, bir kadını da hastane çalışanı erkek taciz etti.

Erkekler, 270 kadını sözlü, 10 kadını da fiziki olarak taciz etti. Erkekler, on kadını hastane, market, iş yeri gibi ev dışı alanlarda, 270 kadını da sosyal medya ortamında taciz etti.

Çocuk İstismarı

Erkekler, Ekim’de 2021’de en az 49 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti. Geçen yıl aynı ay bu sayı 25 idi. En az 19 çocuğu etüt öğretmeni ve öğretmeni, sekiz çocuğu tekvando öğretmeni, bir çocuğu kuzeni, bir çocuğu imam, bir çocuğu kaptan, bir çocuğu okul çalışanı bir çocuğu da patronu istismar etti.

Dokuz çocuğu istismar eden yedi erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı. İki çocuğu istismar eden erkek uzman çavuştu. Erkekler, iki çocuğu ev içinde, 47 çocuğu iş yeri, tekne, okul, sokak gibi ev dışı alanlarda istismar etti.

Şiddet/Yaralama

Erkekler, Ekim’de en az 53 kadına şiddet uyguladı. Geçen yıl aynı ay bu sayı, 80 idi. Erkeklerin şiddet uyguladığı sekiz kadın “ağır” hasta olarak hastaneye kaldırıldı. Erkekler en az beş kadına “koruma kararını” ihlal ederek şiddet uyguladı.

Erkekler en az üç kadına sistematik olarak işkence etti. En az 45 kadını kocası, sevgilisi, eski koca ve sevgilisi yaraladı. İki kadını arkadaşı, bir kadını babası, bir kadını abisi yaraladı. Dört kadına şiddet uygulayan erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Erkekler, dokuz kadına “ayrılmak istediği, barışmak istemediği”, bir kadını “kedisini öldürdüğü”,  altı kadını da “kıskandığı” için şiddet uyguladı. Erkeklerin 37 kadına şiddet uygulama “bahanesi” basına yansımadı.

Erkekler, 40 kadını darp ederek, iki kadını araçla ezmeye çalışarak, bir kadını kafasını taşla ezerek, üç kadını kesici aletlerle, yedi kadını ateşli silahlarla yaraladı.

Erkekler, 20 kadını araba, iş yeri, otobüs, ormanlık alan gibi ev dışı alanlarda, 28 kadını ev içinde yaraladı. Erkeklerin, beş kadını nerede yaraladığı bilgisi basına yansımadı.

Seks İşçiliğine Zorlama

Erkekler Ekim’de en az 79 kadını seks işçiliğine zorladı. Geçen yıl aynı ay bu sayı, 49 idi. Seks işçiliğine zorlanan 62 kadın Türkiye vatandaşı değildi. Seks işçiliğine zorlananlar arasında çocuklar da vardı.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Aşı Çağrısı

Kovid 19’da son 24 saatte 28 bin 193 yeni vaka tespit edilirken, 198 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “İki doz mRNA aşısı olanlardan şu an öncelik grubundakiler de zaman kaybetmeden randevu alabilir. Aşı ertelemeye gelmez” dedi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 361 bin 422 test yapılırken, 28 bin 193 yeni vaka tespit edildi. 198 kişi hayatını kaybederken, 32 bin 201 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“Riske karşı ideal sonuç tam doz aşı ile elde ediliyor. Gebelerin, kronik hastalığı olanların ve 60 yaş üzerindekilerin tam aşılı olmaları son derece önemlidir. İki doz mRNA aşısı olanlardan şu an öncelik grubundakiler de zaman kaybetmeden randevu alabilir. Aşı ertelemeye gelmez”

 

Bakanlığın açıkladığı 4 Kasım Perşembe gününe ait verilere göre, 29 bin 482 vaka tespit edilirken 228 kişi hayatını kaybetmişti. Dün, 362 bin 832 test yapılmış ve 34 bin 743 kişi iyileşmişti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Çok Sert ‘Kanal İstanbul’ Çıkışı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, katıldığı bir etkinlikte yaptığı konuşmada, Kanal İstanbul projesine değinerek, “Kanal İstanbul ihalesini hiç kimse almayacak. Alan olursa çok ağır bedeller ödeyecektir. Bir daha ifade edeyim. İster içerden, ister dışarıdan bu coğrafyaya ihanet etmek üzere açılan bir ihaleyi birisi alıyorsa ve iklim krizinin bu kadar yaygın olarak konuşulduğu bir dünyada siz hala İstanbul’a ihanet etmeye devam edecekseniz ve bunun ihalesi açılacaksa o ihaleye giren ağır bedeller ödeyecektir. Bunu herkesin bilmesini isterim.” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB), bünyesinde dünyada sayılı örnekleri bulunan ‘İklim Müzesi’ni de barındıran Kadıköy’deki Müze Gazhane’de düzenlediği “İstanbul İklim Vizyonu ve Revize İklim Eylem Lansmanı” toplantısına katıldı. CHP lideri Kılıçdaroğlu toplantıda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Efendim böylesine güzel bir günde birlikte olmaktan son derece mutluyum. Mavi bir gezegende yaşıyoruz ve uzayın sonsuzluğuna baktığımız zaman aslında dünya çok da fark edilmiyor uzayın sonsuzluğu içinde. Dolayısıyla izniniz olursa hepinize dostlarım diye ifade edeyim. Çünkü bu mavi gezegende hepimiz geleceğimizi kurtarmak için, daha güzel bir gelecek için mücadele ediyoruz.

Elbette ki, Büyükşehir Belediye Başkanımızın anlattığı ve İstanbul için hayata geçirmeye çalıştığı ve İstanbul’un iklimini, doğasını korumaya çalıştığı bir gerçek. Bu vesileyle ben hepinizin huzurunda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımıza teşekkür etmek isterim duyarlığı dolayısıyla.

“İklim krizi sadece bizim değil, sadece İstanbul’un değil dünyanın ortak sorunu”

İki genç çocuğumuz konuştu, onları da büyük bir dikkatle dinledim ve tabi Birleşmiş Millet Genel Kurul salonuna giren dinozoru da. Aslında o animasyonun bütün televizyonlarda gösterilmesini isterim. Oradaki bir soru çok önemli. “Hadi göktaşı düştü ve biz yok olduk ama siz neden kendi sonunuzu getiriyorsunuz ve neden önlem almıyorsunuz” diyor. Aslında soru son derece haklı. İklim krizi sadece bizim değil, sadece İstanbul’un değil dünyanın ortak sorunu. Dolayısıyla mücadelenin de ortak sürdürülmesi lazım. Sadece devletlerin değil devletler dışında uluslararası kuruluşların da bu konuda yoğun çaba harcadıklarını biliyorum. Ama bu çabalar ne kadar başarıya ulaşıyor bunun da bir şekliyle sorgulanması lazım.

Ortak sorun derken tabi gelişmiş ülkeler var, gelişmekte olan ülkeler var. Krizle mücadelede gelişmiş ülkelerin sorumluluğu biraz daha fazla. Hatta birazında ötesinde çok daha fazla. Eğer bir fosil yakıtların sonlandırılmasını istiyorsak o zaman gelişmiş ülkelerin ve oluşturdukları uluslararası fonların gelişmekte olan ülkelere aktarılması ve belli koşulların getirilmesi lazım. Belli süre içerisinde, belli bir zaman dilimi içinde bu mücadelenin hem yapılması, hem denetlenmesi, hem sonlandırılması gerekiyor. Eğer bu yapılabilirse ortak bir çaba harcanabilirse dünya mavi gezegen olmaya devam edecektir. Yoksa kendi sonumuzu getirmiş olacağız.

“Yaşanabilir bir dünyayı kurmak zorundayız”

Uluslararası kuruluşların elbette ki sorumlulukları var, elbette ki onlarda çalışıyorlar, elbette onların raporları var ve biz bu raporları da büyük bir dikkatle okuyoruz. Bütün mesele yenilenebilir enerjinin sürdürülebilirliğidir ve bu konuda harcanacak olan çabadır. Doğanın bize sağladığı bu konuda olağanüstü imkanlar var. Belki bugün için maliyetler biraz yüksek olabilir ama gelecek kuşaklar için bu maliyetlerin hiçbir anlamı yok. Dolayısıyla biz yaşanabilir bir dünyayı kurmak zorundayız ve sürdürmek zorundayız.

Bu arada Akdeniz kuşağı. İklim değişikliğinden en çok etkilenecek olanın Akdeniz kuşağı olduğu ifade ediliyor. Bizde bir Akdeniz ülkesiyiz aslında. Kuşağın nasıl etkilendiğini son orman yangınlarından gördük. İspanya’dan Türkiye’ye kadar bir Akdeniz havzasında olağanüstü orman yangınları oldu. Pek çok canlı hayatını kaybetti. Aslında ormanların karbondioksiti nasıl yok ettiğini ve oksijeni nasıl artırdığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Ormanları korumak aslında mavi gezegeni bir anlamda korumak demektir. Bu bağlamda uluslararası kuruluşlardan söz ederken Akdeniz ülkelerinin de bir araya gelip iklim kriziyle ilgili mücadelede dayanışma göstermeleri gerekir. İtalya’da mı yangın oldu buradan da bizde destek vermeliyiz söndürülmesi için. Türkiye’de mi oldu Yunanistan’ın bize destek vermesi lazım. Dolayısıyla Akdeniz’de yaşanan iklim krizinin önlenmesi için Akdeniz ülkelerinin de bir araya gelip ortak hedefler belirlemesi lazım. Bunun içinde çaba gösterilmesi gerekiyor.

Finans desteği. Özellikle gelişmekte olan ülkelere finans desteği son derece önemli. Bu konuda ayrılan kaynakların gelişmekte olan ülkelere aktarılmasına hepimizin önem vermesi lazım ve izlemesi lazım.

Bir başka konu, sözlerimi ondan sonra bitireyim izniniz olursa. İklim krizi onlarca yıldır konuşuluyor aslında. Şu veya bu şekilde hepimiz bir ucundan tartışıyoruz. Ama gereğini acaba yapıyor muyuz? Gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkeler acaba gereğini yapıyorlar mı? Paris İklim Sözleşmesini biz daha yeni kabul ettik parlamentoda oy birliğiyle. Paris İklim Sözleşmesi aslında bu sürecin ilk adımı. Asıl bundan sonra o sözleşmenin gereğinin yapılması lazım. Acaba ülkeler bu sözleşmenin gereğini ne kadar yerine getirecekler, biz ne kadar yerine getireceğiz? Bunun üzerinde durulması lazım.

Birleşmiş Milletlerin ve uluslararası kuruluşların bu konuda yazılmış 30 yılı aşkındır hemen her yıl yayınlanan raporları var. O raporları okuyunca insan biraz umutsuzluğa kapılıyor. Raporlar böylede 30 yıl geçti neden gereği yapılmıyor ve neden daha sağlıklı, daha tutarlı, daha kararlı adımlar atılmıyor? Uluslararası finans kuruluşları çok açık ve net şunu söyleyebilirler Paris İklim Sözleşmesine uymayan, gereğini yapmayan hiçbir ülkeye uluslararası finans kuruluşları kaynak aktarmayacaktır nokta. Bu yapıldığı zaman mücadelenin etkisi çok daha fazla olacaktır. Asıl bunun üzerine kilitlenmek lazım.

“Kanal İstanbul ihalesini hiç kimse almayacak. Alan olursa çok ağır bedeller ödeyecektir”

Efendim İstanbul, Ekrem Başkanımız güzel şeyler anlattı. Mücadele için neler yaptığını söyledi, hedefleri açıkladı. Bunlar son derece güzel şeyler. Diğer Belediye Başkanlarının da aynı çabayı göstermesi lazım. Çünkü birlikten güç doğar. Bir kriz var evet kriz var. Kriz İstanbul’un mu? Hayır. Türkiye’nin mi? Hayır. Akdeniz’in mi? Hayır. Dünyanın krizi, insanlığın geleceği. Bizim dışımızdaki bütün canlılarında aynı zamanda geleceği. O zaman bu mücadelenin her birimiz bir ucundan tutarak ve belli bir zaman dilimi içinde başarıyla sonlandırarak güzel sonuçlar elde edebiliriz. Bu çok önemli.

Kanal İstanbul’dan da söz etti Sayın Başkan. Sayın Başkan hiç meraklanma Kanal İstanbul ihalesini hiç kimse almayacak. Alan olursa çok ağır bedeller ödeyecektir. Bir daha ifade edeyim. İster içerden, ister dışarıdan bu coğrafyaya ihanet etmek üzere açılan bir ihaleyi birisi alıyorsa ve iklim krizinin bu kadar yaygın olarak konuşulduğu bir dünyada siz hala İstanbul’a ihanet etmeye devam edecekseniz ve bunun ihalesi açılacaksa o ihaleye giren ağır bedeller ödeyecektir. Bunu herkesin bilmesini isterim. Dolayısıyla bu ihaleye kimse girmeyecektir gönlünüz rahat olsun Sayın Başkanım.

Efendim hepinize teşekkür ederim, sağ olun, var olun diyorum. Gençlere borcumuz var, çocuklarımıza borcumuz var onun gereğini yapacağız. Birlikte yapacağız.”

Paylaşın

Suç Haberlerinde Kadın Cinayetleri İlk Sırada

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ‘2020 Ceza İnfaz Kurumu İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, yıl içerisinde işlenen suçlarla alakalı medyaya yansıyan haber sayısı 90 binin üzerinde olurken kadın cinayetleri ile alakalı yazılı basın ve internet portallarına 27 binin üzerinde haber yer aldı.

Haber Merkezi / Açıklanan verilere göre, ceza infaz kurumunda 31 Aralık 2020 tarihindeki kişi sayısı, 2019 yılının aynı tarihine göre yüzde 8,5 azalarak 266 bin 831 oldu. Ceza infaz kurumlarının 31 Aralık 2020 tarihindeki nüfusunun yüzde 84,3’ünü hükümlüler ve yüzde 15,7’sini tutuklular oluşturdu. Bu kişilerin yüzde 96,0’ını erkekler, yüzde 4,0’ını ise kadınlar oluşturdu.

Her yüz bin kişiden 319’u ceza infaz kurumunda

Her yılın 31 Aralık tarihi itibarıyla Türkiye’de yüz bin kişi başına düşen ceza infaz kurumundaki kişi sayısı 2011 yılında 172 iken, bu sayı 2019 yılında 351, 2020 yılında ise 319 oldu. Diğer taraftan 2020 yılında 12 ve daha yukarı yaştaki her yüz bin kişiden 390’ı ceza infaz kurumunda yer aldı.

Ceza infaz kurumuna hükümlü statüsünde giriş kaydı olanlardan ceza infaz kurumuna girdiği andaki yaşa göre çocuk  (12-17 yaş grubu) olanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 23,6 düşerek bin 283 olurken, suç işlediği andaki yaşı çocuk olanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 21,4 düşüşle 10 bin 234 oldu.

Aynı yıl içinde bir veya daha fazla giriş kaydı dikkate alındığında, 1 Ocak-31 Aralık 2020 tarihleri arasında ceza infaz kurumuna 258 bin 401 hükümlü statüsünde giriş kaydı yapıldı. Yine aynı yıl içinde bir veya daha fazla çıkış kaydı dikkate alındığında, aynı tarihler arasında ceza infaz kurumlarından 361 bin 870 hükümlü statüsünde çıkış kaydı yapıldı. Giren hükümlülerin yüzde 95,9’unu, çıkan hükümlülerin ise yüzde 96,4’ünü erkekler oluşturdu.

Hükümlü statüsünde girenlerin en çok işlediği suç yaralama oldu

Ceza infaz kurumuna giren hükümlülerin birden fazla suç işlemesi durumunda en ağır cezayı gerektiren suç esas alınmakta olup, bu esasa göre değerlendirildiğinde, ceza infaz kurumuna 1 Ocak-31 Aralık 2020 tarihleri arasında giren hükümlülerin yüzde 15,7’si yaralama, yüzde 15,2’si hırsızlık, yüzde 5,9’u trafik suçları, yüzde 5,3’ü İcra İflas Kanunu’na muhalefet ve yüzde 4,7’si ise uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunu işledi.

Ceza infaz kurumuna 1 Ocak-31 Aralık 2020 tarihleri arasında giren hükümlülerin eğitim durumu işlenen suça göre değerlendirildiğinde yaralama suçu işleyenlerin yüzde 29,9’u ortaokul ve dengi meslek okulu mezunu, yüzde 26,0’ı lise ve dengi meslek okulu, yüzde 21,4’ü ilköğretim mezunu kişilerden, hırsızlık suçu işleyenlerin ise yüzde 45,4’ü ortaokul ve dengi meslek okulu mezunu, yüzde 17,6’sı ilköğretim, yüzde 15,6’sı lise veya dengi okul mezunu kişilerden oluştu.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu işleyenlerin yüzde 32,1’ini ortaokul ve dengi meslek okulu, yüzde 24,2’sini lise ve dengi meslek okulu, yüzde 16,5’ini ilköğretim mezunu hükümlüler oluşturdu. Öldürme suçu işleyenlerin yüzde 29,2’sini lise ve dengi meslek okulu, yüzde 28,8’ini ortaokul ve dengi meslek okulu, yüzde 14,9’unu ilköğretim mezunları oluştururken, cinsel suçları işleyenlerin yüzde 31,7’sini ortaokul ve dengi meslek okulu, yüzde 24,2’sini lise ve dengi meslek okulu, yüzde 19,0’ını ilköğretim mezunu hükümlüler oluşturdu.

Yükseköğretim mezunları en çok yaralama suçunu işledi

Ceza infaz kurumuna 1 Ocak-31 Aralık 2020 tarihleri arasında giren hükümlüler eğitim durumu ve işlenen suç sırası itibarıyla değerlendirildiğinde; ilköğretim mezunlarında yüzde 18,7, lise ve dengi meslek okulu mezunlarında yüzde 16,7, ilkokul mezunlarında yüzde 16,5 ve yükseköğretim mezunlarında yüzde 9,2 ile yaralama suçu; okuryazar olup bir okul bitirmeyenlerde yüzde 30,2, okuma yazma bilmeyenlerde yüzde 25,3, ortaokul mezunlarında yüzde 22,0 ile hırsızlık suçu ilk sırada yer aldı.

Paylaşın

HDP, AYM’ye Ön Savunmasını Sundu

Halkların Demokratik Partisi (HDP), hakkında açılan kapatma davasına ilişkin hazırladığı ön savunma dosyasını Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) sundu. Savunma dosyası bir ek klasör ve 173 sayfadan oluşmakta.

Haber Merkezi / HDP’nin AYM’ye verdiği savunma dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’e gönderilecek. Başsavcının bir ay içinde esas hakkındaki görüşünü sunması gerekiyor. Bu görüş de HDP’ye gönderilecek. Daha sonra Anayasa Mahkemesince belirlenecek tarihlerde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Şahin sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak. Bütün sürecin ardından davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak.

15 kişiden oluşan AYM heyeti karara bağlayacak

Bu işlemler sürerken gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı gerekse davalı HDP, ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek. Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan, toplantı için gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak. HDP hakkındaki kapatma davasını, 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak.

Savunma sunulmasından sonra açıklama yapan HDP Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede, “AYM’nin verdiği süre içerisinde bugün ön savunmamızı sunduk. Yargılama süreci devam ediyor, daha öncelikli olarak değinilmesi gereken konuları işledik. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı savunmamıza karşı mütalaa verecek, biz de buna karşı esas hakkındaki savunmamızı vereceğiz. Daha önce AYM’ye sunulan ilk iddianameyi reddetme durumu vardı. Bu da bizim için önemli bir itiraz gerekçesiydi. Yarın saat 11:00’de Genel Merkezimizde açıklama yapacağız ve savunmanın başlıklarını sizlerle paylaşacağız. Bu aşamada bu bilgilendirmeyi sizlerle paylaşmış olayım” dedi.

“Kaç sayfalık bir savunma verdiniz ve bir de usule ilişkin itirazlarınız vardı, biraz açar mısınız?” şeklinde gelen soruyu yanıtlayan Dede şöyle devam etti:

“173 sayfalık bir savunma oldu. Ön savunma niteliğinde bir savunma yaptık, ekinde belgerimizi de sunduk. Savunma süreci devam ediyor, aslında bizim de AYM’den taleplerimiz olmuştu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye yargı tarihine kara bir leke olarak geçecek şekilde iddianameyi hazırlarken gösterdiği özensizliği iddianame ekinde, dile getirdiği iddiaları kanıtlamak adına sunduğu delillerde de göstermişti. Bize gönderilmesi gereken bir kısım belgeler gönderilmemiş, bir kısım belgeler ise eksik gönderilmişti.

“Verilen süre içerisinde, dosyanın şu anki haliyle savunmamızı hazırladık ve sunduk”

Bu haliyle hakkımızın kısıtlanacağını söyledik ve partimiz hakkındaki iddiaları destekleyen varsa kanıtların, ki biz olmadığını düşünüyoruz, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mahkemeye, mahkeme tarafından da bize iletilmesini talep etmiştik. Taleplerimizden biri de süre uzatmaya dairdi. Çünkü bir çöp yığını halindeki 70 klasör ve 8 flash bellekteki belgeleri ayıklamak ve incelemek için bile uzun bir zaman gerekiyordu.

AYM bu talebimizi haklı bularak ek süre verdi. Bir de 451 arkadaşımız hakkında siyaset yasağı talep ediliyordu. Bu arkadaşlarımızın savunma hakkı olduğu için kendilerine de tebligat yapılmasını istemiştik, bu da kabul edildi ve tebliğler yapılmaya başlandı. Diğer haklı taleplerimizi, iddiaların dayanağının olmamasına ilişkin eleştirilerimizi ve bunların tamamlanmasına ilişkin taleplerimizi ise AYM reddetmişti. Verilen süre içerisinde, dosyanın şu anki haliyle savunmamızı hazırladık ve sunduk.”

Paylaşın

Türkiye, Avrupa’da İşsizlik Oranının En Yüksek Olduğu 3. Ülke

Avrupa Birliği (AB) İstatistik Kurumu (Eurostat) verilerine göre, Türkiye işsizlikte Avrupa’nın ilk üç ülkesinden birisi. Zirvede yüzde 14 ile İspanya yer alırken, Yunanistan yüzde 13,2 ile ikinci sırada yer alıyor. Türkiye ise, yüzde 12,1 ile üçüncü sırada.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı son verilere göre mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı ağustosta yüzde 12,1 oldu. Geçtiğimiz yıl aynı dönem bu oran yüzde 13 idi. Türkiye’de işsizlik temmuz ayına göre değişmedi.

AB İstatistik Kurumu’nun (Eurostat) verilerine göre Türkiye işsizlikte Avrupa’nın ilk üç ülkesinden birisi. 27 AB ülkesinin ortalaması ağustosta yüzde 6,8 oldu. Zirvede yüzde 14 ile İspanya var. Yunanistan yüzde 13,2 ile ikinci sırada yer alıyor. Türkiye yüzde 12,1 ile üçüncü sırada.

Zirvedeki üç ülkeden sonra sıralama şöyle: İtalya (yüzde 9,3), İsveç (yüzde 8,8), Fransa (yüzde 8), Hırvatistan (yüzde 7,6), Litvanya (yüzde 7,2), Finlandiya (yüzde 7,2) ve Letonya (yüzde 7,1).

22 ülke AB ortalamasının altında

Eurostat verilerine göre 22 ülkede işsizlik oranı AB ortalamasının altında yer alıyor. Bu kadar ülkenin AB ortalamasının altında yer almasının sebebi zirvedeki üç ülkenin ortalamayı yukarıya çekmesi. Bazı ülkelerdeki işsizlik oranları şöyle: Belçika (yüzde 6,4), Avusturya (yüzde 6,1), Bulgaristan (yüzde 5,6), Romanya (yüzde 5,2) ve İngiltere (yüzde 4,5).

En düşük Çekya ve Hollanda’da

İşsizliğin en düşük olduğu ülke ise yüzde 2,9 ile Çekya. Bu ülkeyi yüzde 3,2 ile Hollanda ve Malta takip ediyor. İşsizlik oranı Polonya (yüzde 3,4) ve Almanya’da (yüzde 3,6) yüzde 3’ün altında yer alıyor.

(Kaynak: euronews)

Paylaşın

Uykusuz, ‘Zam Yağmurunu’ Kapağına Taşıdı

Ekim ayı peş peşe gelen zamlarla sone ererken, kasım ayında zamlarla başladı. Haftalık mizah ve karikatür dergisi Uykusuz da, art arda gelen zamları bu haftaki kapağına taşıdı. 

Merkez Bankası’nın faiz kararı ve büyükelçi krizinin de etkisiyle dolar/TL kurundaki yaşanan artışlar nedeniyle başlayan ‘zam yağmuru’ devam ediyor.

Ekim ayı peş peşe gelen zamlarla sone ererken, kasım ayında zamlarla başladı. Haftalık mizah ve karikatür dergisi Uykusuz da, art arda gelen zamları bu haftaki kapağına taşıdı.

Derginin kapağında “Biz ateş yokken n’apıyorduk acaba?” sorusuyla hükümete gönderme yapıldı. Uykusuz’un bu haftaki kapağı şu şekilde:

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ‘Ekim 2021 Tüketici Fiyat Endeksi’ verilerini açıklamıştı. Açıklanan verilere göre, TÜFE aylık bazda yüzde 2,39 artarken, yıllık bazda ise yüzde 19,89’a yükselmişti. Çekirdek enflasyon ise yüzde 16,98’den yüzde 16,82’ye gerilemişti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’da (TCMB), ekim ayı enflasyon gelişmelerinde artan enerji fiyatlarına dikkat çekerken, yıllık enflasyonda gıda ve temel mal dışındaki gruplarda da yükseliş yaşandığı belirtmişti.

Paylaşın