DEVA Lideri Ali Babacan’dan ‘Dolar’ Tepkisi

Dolar kurunun 10 lira olmasını değerlendiren DEVA Lideri Babacan, “Bu ülkenin alın terine, akıl terine, emeğe ihtiyacı var. Siz hukuku tanımazsanız, dürüst ve liyakatli kadrolarla çalışmazsanız, adaleti yerlerde süründürürseniz, işte millî paranız da böyle yerlerde sürünür” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Babacan,” ‘Maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz’ diyenler, ‘rekabetçi kur’ diyenler, paramızın değersiz ve itibarsız hale gelmesiyle milletimize çok ağır bedeller ödettiler, ödetiyorlar” dedi. Babacan, “Döviz kuru artınca iğneden ipliğe her şeye zam geleceğini ilkokul çocukları bile biliyor” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından yaptığı canlı yayınla dolar kurunun 10 lira olmasını değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2012’deki “Para tıpkı bayrak gibi milli marş gibi bir ülkenin gücünü, itibarını, bağımsızlığını simgeler. Paranın itibarı milletin itibarıdır” ifadelerini ekrana getiren Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Bu iktidar, bu milletin parasını da itibarını da pul etti. O gün bugündür, Türk Lirası, sadece dolar karşısında değil, adı sanı duyulmamış ülkelerin parası karşısında bile değer kaybetti. Papua Yeni Gine Kinası, bu sözün söylendiği döneme göre Türk Lirası karşısında yüzde 86 daha değerli. Bulgar Levasının, Türk Lirası karşısındaki değeri yüzde 110 daha fazla. ‘Maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz’ diyenler, ‘rekabetçi kur’ diyenler, paramızın değersiz ve itibarsız hale gelmesiyle milletimize çok ağır bedeller ödettiler, ödetiyorlar.

Kahroluyorum, çok üzgünüm ama asla umutsuz değilim. Bu ülkenin potansiyelinin çok yüksek olduğunu biliyorum. Çünkü 2008’de tüm Avrupa krizden geçerken, Avrupa’da insanlar yoksullaşırken, biz ülkemizi o krizlerden korumayı başardık. Amerika’da, milyonlarca insan işsiz kalırken, trilyonlarca dolarlık zararlar yaşanırken, biz ülkemizde istihdamı artırdık. Çok daha kötü günlerde, ülkemizi başarıya ulaştırdık. Daha önce yaptık, yine yaparız.

“Paramızın pula dönmesine son vereceğiz”

Bu kabustan uyanacağız. Tıpkı korkulu bir rüyanın ardından bir bardak su içme rahatlığıyla nefes alacağız. Ülkemizi gidemeyenlerin ülkesi olma utancından kurtaracağız. Asgari ücreti, açlık sınırının altında olması utancından çıkaracağız. Paramızın, sokağa çıktığımız an pula dönmesine son vereceğiz. Bu ülkeyi mutlu insanların ülkesi yapacağız. İnanın bu olacak.

Bizlerin hükûmetten ayrıldığı tarihte; 1 dolar, 2 lira 92 kuruştu. Sayın Erdoğan, tüm yetkiyi tek elde toplayarak taraflı, partili cumhurbaşkanı seçildiği tarihte, 25 Haziran 2018’de 1 dolar, 4 lira 65 kuruştu. Bugün dolar kuru 10 liraya dayandı. Partili taraflı cumhurbaşkanı göreve başladı başlayalı dolar kuru 2 kattan fazla arttı. Gerçekten, aklımız havsalamız almıyor. Bu iktidar, tam bir mirasyedi gibi, varımızı yoğumuzu harcadı, ülkemizi değersizleştirdi. Bu ülkenin mirasyedilere ihtiyacı yok.

Burası, 84 milyonuyla birbirini ve ülkesini çok seven insanların ülkesi. Bu ülkenin alın terine, akıl terine, emeğe ihtiyacı var. Siz hukuku tanımazsanız, dürüst ve liyakatli kadrolarla çalışmazsanız, adaleti yerlerde süründürürseniz, işte millî paranız da böyle yerlerde sürünür. 1 dolar tam 10 lira olur. Şu anda Türk Lirası’nın değeri hem nominal hem de reel olarak tarihin en düşük seviyesinde.

Bu ülkenin insanları Dolar 10 lira olunca ekmeğin 2 buçuk lira olacağını iyi biliyor. Döviz kuru artınca iğneden ipliğe her şeye zam geleceğini ilkokul çocukları bile biliyor.  Dolar 10 lira demek, bu kış evimizi, doğalgaz faturasından endişe edip, ısıtmaya korkmak demek.  Evinde doğalgaz var, elektrik var ama insanlar soba alıyor.  Doğalgazlı evlerde insanlar kömür yakmaya başladı. Soba satışları artıyor. Soba da kurtarmıyor çünkü kömür fiyatları aldı başını gidiyor.

“Abartıyorsun diyenlere itibar etmeyin”

Gençlere de seslenen Babacan sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaşadığınız hayal kırıklığını biliyorum, anlıyorum. 25 yaşında, 18 yaşında ve 11 yaşında üç çocuk babası olarak; onların yaşadığı duyguları ben de yaşıyorum. Bütün bu adaletsizlik ortasında bir yandan iyi eğitim almaya çalışırken, bir yandan da iş bulup bulamayacağınızı düşünüyorsunuz. İş bulsanız da kazanacağınız parayla geçinip geçinemeyeceğinizin endişesini yaşıyorsunuz. Bir bilgisayar almaya kalksanız, Avrupa’da, Amerika’daki akranınız, birkaç haftalık maaşıyla rahatça alabiliyorken bu ülkede 6 aylık asgari ücretle bile bir bilgisayar almanın ne kadar zor olduğunu biliyorsunuz. Türkiye, ülkedeki devlet başkanı maaşı ile asgari ücret arasında farkın en yüksek olduğu ülkelerden birisi. O size ‘Telefonunu çıkar’ diyenlere, açım diyen vatandaşa ‘Abartıyorsunuz’ diyenlere itibar etmeyin. Ülkenin başındaki kişi ile vatandaşları arasında makas bu kadar açılıyorsa; esas bu makası açanlar çok abartıyor. Abartan arıyorlarsa aynaya baksınlar.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Türkiye’yi Bu Cendereden Kesinlikle Çıkaracağız

Antalya Muhtarlar Buluşması’nda yaptığı konuşmasından bazı kesitler içeren bir video mesaj paylaşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Az kaldı Türkiye’yi bu cendereden kesinlikle çıkaracağız. Huzuru bu memlekete getireceğiz.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından, Antalya Muhtarlar Buluşması’nda yaptığı konuşmasından bazı kesitler içeren bir video mesaj paylaştı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun “Enerji fiyatları için uzun süredir savaş veriyorum bu aklını yitirmiş Saray iktidarıyla. Şimdi ise yeni cepheyi açıyorum: Gıda. Yağ, un, şeker; en temel gıdada fiyatlar uçuyor. Ama müsterih ol sevgili halkım. Biz buradayız; bu işin peşini bırakmayacağız. Bizden haber bekleyin.” ifadeleriyle paylaştığı videoda yaptığı konuşma ise şöyle:

“Bakın şeker stokları başladı, piyasaya yeteri kadar şeker verilmiyor. Niçin? Zam gelecek, niye satayım diyor. Stokçuluk başladı. mutfaktaki yangını da söndürmek için ne gerekiyorsa yapacağım, bundan emin olmanızı isterim. İktidar sahipleri enerji konusunda adım attılar kısmen, yaptıracağız tamamını ama gıdada yaşanan felaket için de aynı mücadeleyi vereceğiz bundan emin olmanızı isterim. Her çocuğun karnı doymak zorundadır, her evde huzurun ve bereketin olması lazım. Az kaldı Türkiye’yi bu cendereden kesinlikle çıkaracağız. Huzuru bu memlekete getireceğiz.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Can Kaybı Arttı

Kovid 19’da son 24 saatte 23 bin 637 yeni vaka tespit edilirken, 217 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Son 1 aydaki vakaların %15’ini 60 yaş ve üzeri oluşturuyor. Buna karşın, vefatların %84,8’i 60 yaş üzerindedir” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 354 bin 287 test yapılırken, 23 bin 637 yeni vaka tespit edildi. 217 kişi hayatını kaybederken, 25 bin 164 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“Son 1 aydaki vakaların %15’ini 60 yaş ve üzeri oluşturuyor. Buna karşın, vefatların %84,8’i 60 yaş üzerindedir. Okul çağındaki 8-16 yaş grubundaki çocuklarımızın toplam vakalar içindeki oranı ise yaklaşık %10 seviyesinde düşüş göstermiştir. Bu, salgının seyri açısından önemlidir”

Aşılamada son durum

18 yaş ve üzeri nüfusun aşılanması verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 89.89, 2’nci doz ortalaması yüzde 79.84 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 55 milyon 793 bin 328, 2’nci dozda 49 milyon 554 bin 129 ve 3’üncü dozda 11 milyon 600 bin 163 olmak üzere toplam 118 milyon 219 bin 170 aşı uygulandı.

En az 2 doz aşı olan kişi sayısının en yüksek olduğu iller; Ordu, Amasya, Muğla, Osmaniye, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Burdur olurken, 2 doz aşı yapılan kişi sayısının en az olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Diyarbakır, Siirt, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Bayburt oldu.

Paylaşın

Demirtaş: Eğilmeyeceğiz, Diz Çökmeyeceğiz, Yenilmeyeceğiz

Eşi Başak Demirtaş’a verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasına tepki gösteren Selahattin Demirtaş, “Allah insana, düşmanının bile merdini nasip etsin. Eğilmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz, yenilmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Halen Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş,  eşi Başak Demirtaş’a, “gerçeğe aykırı bir sağlık raporu aldığı” iddiasıyla 2018 yılında açılan davadan 2 yıl 6 ay hapis cezası almasına sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile tepki gösterdi.

Selahattin Demirtaş, ”Ahlaksızlığın, dibe vurmanın sınırı varmış gibi düşünüyoruz bazen. Ancak bunlar için dibin sınırı yok. Allah insana, düşmanının bile merdini nasip etsin. Eğilmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz, yenilmeyeceğiz. Mutlaka ama mutlaka kazanacağız” ifadeleri ile Başak Demirtaş’ın fotoğrafını paylaştı.

Başak Demirtaş’a ‘gerçeğe aykırı bir sağlık raporu aldığı’ iddiasıyla 2018 yılında açılan davada hapis cezası verilmişti.

Konuya ilişkin açıklama yapan Demirtaş’ın avukatları, Başak Demirtaş’ın 2015 yılında geçirdiği operasyonlar sonrası öğretmen olduğu okula sunmak için sağlık raporu aldığını ancak rapor tarihinin sağlık kurumu tarafından hatalı yazıldığını belirtmişti.

Paylaşın

Çok Fazla Portakal Tüketmek Yan Etkilere Neden Olabilir Mi?

Herkesin favori meyvelerinden biri olan Portakal’ın mevsimi geldi çattı. Keskin tadıyla harika bir atıştırmalık olan portakal, aynı zamanda sağlığa faydalarıyla da bilinen bir meyvedir. Portakal, bağışıklık sistemini güçlendiren bol miktarda C vitamini içermektedir.

Haber Merkezi / Ancak çok fazla portakal tüketmek herhangi bir yan etkiye neden olabilir mi? Elbette, olabilir.

100 gram portakal 47 gram kalori, 87 gram su, 0.9 gram protein, 11.8 gram karbonhidrat, 9.4 gram şeker, 2.4 gram lif ve C vitamininin günlük değerinin yüzde 76’sını içerir. Besinler açısından yoğun bir şekilde zengindir ancak makul miktarlarda tüketilmelidir.

Çok fazla portakal tüketmenin yan etkileri neler?

Her gün 4-5 portakal yemeye başlarsanız, aşırı lif tüketimine yol açabilir. Bu, mide rahatsızlığına, kramplara, ishale, şişkinliğe ve mide bulantısına neden olabilir. Aşırı C vitamini alımı, araştırmalara göre mide ekşimesi, kusma, uykusuzluk ve kalp krizine neden olabilir.

Bir günde kaç portakal yemelisiniz?

Portakal doğası gereği asidiktir ve gastroözofageal reflü hastalığından (GERD) muzdarip kişilerde midede tahrişe neden olabilir. GERD olan kişiler portakal tüketmeden önce doktorlarına danışmalıdır.

Bazı ciddi durumlarda, kusma ve mide ekşimesine yol açabilir. Potasyum seviyesi yüksek olan kişiler de portakal tüketmeden önce doktorlarına danışmalıdır.

Portakallar düşük potasyum seviyelerine sahiptir, ancak vücutta zaten çok fazla potasyum varsa, hiperkalemi adı verilen potansiyel olarak ciddi bir duruma neden olabilir. Günde en fazla 1-2 portakal tüketilmelidir.

Paylaşın

Cezaevlerinde ‘Çıplak Arama’ Yerine ‘Detaylı Arama’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı “Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete’de yayınlandı. Yayınlanan yeni yönetmelik ile “çıplak arama” ifadesi yerine “detaylı arama” getirildi.

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ÇED Danışma Kurulu Sekreteri Mücella Yapıcı ve kızı Mimar Cansu Yapıcı’nın şikayetiyle açılan davada üç polis, çıplak arama uygulamasıyla işkence yapmak suçundan yargılanıyor.

Çağdaş Hukukçular Derneği’nden (ÇHD) Avukat Gökmen Yeşil, bianet’e yaptığı açıklamada mevzuatla ilgili şu bilgiyi vermişti: Gerek karakol ve emniyet müdürlüğü gibi gözaltı merkezlerinde şüphelilerle ilgili ve gerekse hapishanelerde tutuklu, hükümlü ve hatta ziyaretçilere çıplak arama uygulanıyor. Bu uygulanmanın yasal dayanaklarına baktığımızda ise ne Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nda (PVSK) ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) ne de Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da çıplak arama yapılabileceğine dair bir düzenleme olmadığı görülecektir.

“Utanma duygusu” vurgusu

Değişiklik ile Yönetmelik’teki “Arama ve sayımlar sırasında insan onuruna saygı esastır” hükmü “Arama ve sayımlar sırasında insan onuruna ve haysiyetine saygı ile utanma duygusunun ihlal edilmemesi esastır. Bu kapsamda gerekli her türlü tedbir alınır” şeklinde değiştirildi.

“Başka şekilde tespit edilemezse”

Yönetmeliğin 34/2. Maddesindeki “Hükümlünün üzerinde, kuruma sokulması veya bulundurulması yasak madde veya eşya bulunduğuna dair makul ve ciddi emarelerin varlığı ve kurum en üst amirinin gerekli görmesi hâlinde, çıplak olarak veya beden çukurlarında aşağıda belirtilen usullere göre arama yapılabilir” hükmündeki, “Ciddi emarelerin varlığı” ifadesinin devamına, “Bunun başka suretle tespitinin olanaksız olması durumunda” ibaresi eklendi.

Arama sonrası tutanak tutulacak

Ayrıca yönetmeliğe, “Hükümlüye arama sırasında tek kullanımlık giyim önlüğü verilir” şartı da dahil edildi. “Detaylı arama” sonrası tutanak tutulması ve aranan ile arayan kişilerin imzalarının tutanakta yer alması zorunlu tutuldu.

Ne olmuştu?

Hak örgütlerinin uzun süredir gündeminde olan ve kaldırılmasını talep ettiği uygulama, bu yıl Meclis’teki açıklamalarla da kamuoyuna yansıdı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili ve İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Üyesi Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, Şubat ayında Meclis’teki açıklamasında, gözaltı merkezlerinde ve cezaevlerinde çıplak arama yapıldığını açıkladı. Ardından da cezaevlerinde çıplak arama yapılmadığına ilişkin açıklamalar nedeniyle de özür beklediğini söyledi.

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin ise çıplak arama iddialarını reddederek Gergerlioğlu’na Meclis’teki konuşmasında şu yanıtı verdi: Bir kadını çıplak arayacaksın, dakikasında bundan rahatsızlığını beyan eder, bir sene beklemez. Onurlu kadın, ahlaklı kadın bir sene beklemez.

Zengin gelen tepkiler üzerine de “Bu uygulamanın var olması İnsan Hakları İhlali konusu olduğu anlamına gelmez. Türkiye’de bu tür arama hiç yoktur demiyorum. Madem böyle bir mesele var bir zahmet bunun şikayetini de yapın” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda Gergerlioğlu’nun “çıplak arama” iddialarını tekrarlamış ve “hepsi doğru” demişti. Ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medyada cezaevlerinde çıplak arama yapıldığını iddia edenlere yönelik “FETÖ soruşturması” başlatıldığını duyurdu.

(Kaynak: bianet.org)

Paylaşın

Tarihin Bitmemiş En Ünlü Altı Yapısı

Dünyanın en ünlü binalarından bazılarının inşaatının hala bitmemiş olduğunu biliyor muydunuz Finansal konulara ilişkin gerçekçi olmayan zaman çizelgeleri gibi birçok neden olsa da, bu binaların kaderi hala belirsiz. 

Haber Merkezi / Bazıları terk edilmiş durumdayken, bazıları da sadece başarısız projelerdir ve bir geçmişe sahip olmakla övünülür. İşte tarihin en ünlü bitmemiş binalarından bazıları;

Sathorn Kulesi

Bangkok’taki 49 katlı kule, halk arasında Hayalet Kule olarak biliniyor ve inşaatı yüzde 80 civarında tamamlanmış durumda. Kayıtlara göre yapımına ülke ekonomisinin canlandığı 1990’lı yıllarda başlanmış, 1997’de ise ekonomik gerileme nedeniyle durdurulmuş. Bu bina şimdi terk edilmiş durumda ve geceleri elektrik olmadığı için ürkütücü bir duygu yayıyor. Kulenin içine girmek yasak, harap yapıya izinsiz girmeye çalışanlar hakkında hukuki işlemin uygulanacağına dair işaretler bulunmakta.

San Petronio Bazilikası

132 metre uzunluğunda, 66 metre genişliğinde ve 47 metre yüksekliğindeki bu yapının inşaatına 1390 yılında başlanmış ve kayıtlara göre inşaat yüzyıllarca devam etmiştir. Ancak cephe hala tamamlanmamış durumda. Alt kısım kırmızı ve beyaz mermerle parıldarken, yapının üst kısmı fark edilmesi kolay olan eski tuğladan inşa edilmiştir.

Ryugyong Otel

Hotel of Doom olarak da bilinen bu yapı, Kuzey Kore’nin Başkenti Pyongyang’da yer almaktadır. Raporlara göre, bu otelin inşaatına 1987 yılında başlanmış ve 1992 yılında yüksekliği yaklaşık 329 metre. Ancak, ülke ekonomik krizle karşı karşıya kaldıktan sonra yapı üzerindeki çalışmalar durdurulmuştur. 2008 yılında üstündeki vinç kaldırılmış, cephesine cam paneller takılmıştır. Otel planlandığı gibi açılsaydı, beş döner restoranı ve 3000 civarında odası olacaktı.

İskoçya Ulusal Anıtı

Kayıtlara göre, İskoçya Ulusal Anıtı’nın Atina’daki Parthenon’un bir kopyası olarak inşa edilmesi planlandı. Bu yapının yapımına 1822’de Napolyon Savaşlarında hayatını kaybeden İskoçlar için bir anıt olarak başlandı; ancak, beklendiği gibi fon sağlanamadı. Kayıtlar, inşaat çalışmalarının 1829’da 12 sütun inşa edildikten sonra durduğunu gösteriyor.

Sagrada Familia

Bu ünlü yapı 1882’den beri yapım aşamasında! Antoni Gaudi’nin ünlü Roma Katolik Kilisesi, dünyanın en güzel bitmemiş mimari yapıları arasındadır. Milyonlarca turist, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan projeyi finanse etmek için hala burayı ziyaret ediyor. Kayıtlara göre, bu yapının inşaatının 2026 yılına kadar bitirilmesi planlanıyor.

Alai Minar

Bu anıt, Delhi’deki Kutub Minar ve Kuvveti-İslam Camii’ne bitişik olarak inşa edilmiştir. Kayıtlara göre, bu yapı Khalji Hanedanlığı’ndan Alauddin Khalji tarafından planlandı. 73 m’lik Kutub Minar’ın iki katı yükseklikte inşa edilmesi planlandı. Alai Minar’ın inşaatı 1316’da Khalji’nin ölümünden sonra durdurulduğu için sadece 24 m yükseklikte.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Sanayi Üretimi Yüzde 8.9 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Eylül 2021 Sanayi Üretim Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre, eylülde takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 8.9 yükseldi.

Haber Merkezi / Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2021 yılı Eylül ayında madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,9, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 9,7 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 1,0 arttı.

Yine sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi eylülde bir önceki aya göre yüzde 2.2 artarken imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1.6, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 3.2 azaldı.

Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bu yılın 3’üncü çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 10.8 yükseldi. Bir önceki çeyreğe göre de mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi yüzde 1.6 artış gösterdi.

Paylaşın

DİSK: Ücret Mücadelesi Demokrasi Mücadelesidir

Asgari ücretin ortalama ücret haline geldiğine, milyonların asgari ücrete mahkum hale getirildiğine dikkat çeken DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, bir ülkede sendikalaşma oranı ne kadar düşükse asgari ücretli sayısı o kadar yüksek olur. Bu nedenle ücret mücadelesinin demokrasi mücadelesi olduğunun altını çizdi.

Haber Merkezi / Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) geçtiğimiz hafta işyerlerinde başlattığı “Gelirde adalet, vergide adalet” kampanyasını meydanlara taşıdı.

İstanbul, Ankara, Adana, Antep, Diyarbakır, Edirne ve Eskişehir’de eylem yaptı. İstanbul’daki eylemin merkezi Beşiktaş’taki Barbaros Meydanı’ydı. Buradaki eyleme DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK Yönetim Kurulu üyesi Seyit Aslan ve DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Nevzat Karataş da katıldı.

Burada konuşan Çerkezoğlu, siyasi iktidarın emeği ucuzlattığını, TL’nin değersizleşmesi üzerine kurulu bir büyüme politikası izlediğini söyledi.

Çerkezoğlu, “Yaşadığımız karakış, beceriksizlikten değil iktidarın tercihlerinden kaynaklanıyor” dedi. DİSK’in yıllardır sürdürdüğü asgari ücret tutarının vergi dışı bırakılması ve kesinti yükünün Hazine’den karşılanması mücadelesini anlatan Çerkezoğlu “Vergide adalet olmadan gelirde adalet olmaz” diye konuştu.

DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu özetle şöyle konuştu:

“Ülkeyi yönetenler şahlanan Türkiye’den bahsediyor. Bir avuç sermayedar için, yandaş şirketler için dedikleri doğru olabilir. Ama emekçiler için halk için işsizlik büyüyor, pahalılık artıyor, borçlar kabarıyor, faturalar şahlanıyor. Alım gücümüzün düştüğünü her gün çarşıda, pazarda, markette yaşadıklarımızla biliyoruz.

Devletin bir kurumu TÜİK ‘işsizlik azaldı’ derken, diğer kurumu İŞKUR ‘işsizlik arttı’ diyor. Tüm istatistik oyunlarına rağmen işsiz sayısı 8 milyona yaklaştı. İşsizlik rakamlarla gizlenemiyor. Biz işsizliğin arttığını artık hemen her evde olan işsizlerden, özellikle genç ve kadın işsizlerden görüyoruz.

Her gece yarın nelere zam gelecek, eriyen ücretlerimizle nasıl geçineceğiz, kapıya dayanan kara kışı nasıl atlatacağız endişesiyle uykularımız kaçıyor.  Her sabah paramızın döviz ve zamlar karşısında adeta pula döndüğü, yoksulluğun ve işsizliğin arttığı bir güne uyanıyoruz. Televizyonları, gazeteleri, istatistik kurumları ne derse desin gerçeği biz yaşıyoruz. Ülkenin dört bir yanında ‘iş bulamıyoruz’, ‘barınamıyoruz’, ‘geçinemiyoruz’ çığlıkları yükseliyor.”

“Asgari ücrette vergi sıfırlansın”

Çerkezoğlu konuşmasının sonunda, ülkenin dört bir yanındaki basın açıklamalarında ve işyerlerindeki eylemlerde ifade ettikleri talepleri bir kez daha şu şekilde sıraladı:

  • Asgari ücret ve bütün ücretlerin asgari ücret kadarı için tüm vergi ve kesintiler sıfırlansın ve net ödensin. Böylece tüm ücretler yaklaşık 750 lira artırılsın.
  • Asgari ücret sonrası ilk vergi dilimine uygulanan tarife oranı yüzde 10’a indirilsin. Vergiye esas gelir dilimleri milli gelire göre artırılsın.
  • En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilsin.
  • Elektrik, su,  doğalgaz ve internet faturaları vergi ve kesintiden muaf tutulsun.
  • Tüm gıda ürünlerinde KDV sıfırlansın.

“Ücret mücadelesi demokrasi mücadelesidir”

Sosyal devletin bir gereği olan bu önlemlerin TBMM’de devam eden bütçe sürecinde ve asgari ücret sürecinde hayata geçirilmesinin şart olduğunu ifade eden Çerkezoğlu, asgari ücret sürecine dair de değerlendirmelerde bulundu.

Asgari ücretin ortalama ücret haline geldiğine, milyonların asgari ücrete mahkum hale getirildiğine dikkat çeken Arzu Çerkezoğlu “Bir ülkede sendikalaşma oranı ne kadar düşükse asgari ücretli sayısı o kadar yüksek olur” dedi ve bu nedenle ücret mücadelesinin demokrasi mücadelesi olduğunun altını çizdi.

Paylaşın

AB, Türkiye’ye Doğu Akdeniz Yaptırımlarını Uzattı

Avrupa Birliği (AB) Konseyi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri nedeniyle uyguladığı yaptırımları 12 Kasım 2022’ye kadar uzatma kararı aldığını duyurdu. AB Konseyi, yaptırım kararını Kasım 2019’da almıştı.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; AB Konseyi’nin Kasım 2019’da aldığı karar, Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerine katılan kişi ya da kuruluşlara seyahat kısıtlaması ve varlıklarının dondurulması gibi yaptırımlar uygulanmasını öngörüyor.

2019’da yapılan Konsey toplantısında Kıbrıs’ın egemenlik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bazı isimlerin AB ülkelerine girişi yasaklandı ve bazı şirketlerle birlikte mal varlıkları donduruldu. Ayrıca AB üyesi ülke vatandaşlarının da bu kişi ve şirketlere fon sağlaması yasaklandı.

Şubat 2020’de de listeye Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) yöneticileri Mehmet Ferruh Akalın ve Ali Coşkun Namoğlu eklendi. Akalın ve Namoğlu’na AB ülkelerine giriş yasağı kondu ve bu ülkelerdeki mal varlıklarının dondurulması kararı alındı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu geçen hafta yaptığı bir açıklamada, “Doğu Akdeniz’de herhangi bir geri adım söz konusu değil. Çıkarımız neredeyse orada sondaj çalışması yapar, o yerlere başkalarını sokmayız” demişti.

Paylaşın