Mustafa Seyit Sutüven Kimdir? Hayatı, Eserleri

1908 yılında Balıkesir’in Edremit İlçesinde dünyaya gelen Mustafa Seyit Sutüven, 14 Ekim 1969’da İzmir’de öldü, cenazesi İstanbul’a getirilerek Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi. Edremit Numune İptidaisini bitirdikten (1921) sonra dışardan sınavlara girerek Balıkesir Lisesi’nden mezun oldu. Ticaret hayatına atıldı. 1929’dan itibaren uzun yıllar doğduğu şehirde bir kırtasiye dükkânı işletti; Edremit Zeytinyağı Satış Kooperatifi’nde müdür (1943-44), İzmir Zeytinyağı Kooperatifi’nde yönetim kurulu başkanı (1952-55) olarak çalıştı. 

Haber Merkezi / Mustafa Seyit Sutüven, 1938’de Mehmet Behçet Yazar’a yazdığı mektupta kendisinde edebiyat zevkinin oluşmasında aynı zamanda hocalığını yapan Ruhi Naci Sağdıç’ın büyük etkisinin olduğunu belirtir (Yazar 1938: 296). Hayatı boyunca büyük şehirlerdeki edebiyat muhitlerine dâhil olmayı isteyen Mustafa Seyit Sutüven, bu sebeple zaman zaman Ankara ve İstanbul’a seyahatler yaparak dönemin önemli şairleriyle tanışma imkânı bulur.

Bir taraftan aruz vezniyle kaleme aldığı gazel ve mesnevilerinde eski şiir geleneğini sürdüren şair, diğer taraftan halkın sorunlarıyla dertlenip mutluluklarıyla saadet bulan bir duyarlılıkla hicivler yazar. Serbest vezne, özellikle de bu vezinle yazdığı şiirleriyle adını duyuran Nâzım Hikmet’e hayran olan Mustafa Seyit, Nev-Yunanîlik ve Akdeniz Havzası Edebiyatı cereyanının etkisinde kalır.

Şair, bu minvalde aruz ölçüsüyle kaleme aldığı ve kendisini ünlendiren “Sutüven” adlı şiirini yazar. Sutüven, şairin doğum yeri olan Edremit’te bir şelalenin adıdır. 1934’te Atatürk’ün İzmir’den Edremit’e geleceği öğrenilince zamanın Edremit Kaymakamı Mithat Kemal Bey, Edremit bölgesinde şairliğiyle tanınmış Mustafa Seyit’ten bölgenin güzelliğini anlatan bir şiir yazmasını ister. Mustafa Seyit, Ocak ve Şubat aylarının soğuk günlerinde Sutüven şelalesine bakarak tarihsel ve zihinsel bir yolculuğa çıkmış, çıktığı bu yolculuk sonucunda da “Sutüven” şiirini yazmıştır.

Şair, bu şiirinde başta Yunan medeniyeti olmak üzere Moğol, Mısır, Med, Roma ve Türk medeniyetlerinden bahsederek duyarlılığını oldukça geniş bir medeniyet ve kültür coğrafyasından kotarmayı başarır. Mustafa Seyit, “Sutüven” şiirinde büyük bir kültür birikimine yaslanır ve şiirinin varlığını derin bir medenî yapıdan besler.

Zahir Güvemli, şairin Şiirler kitabına yazdığı önsözde bu konuda şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Mustafa Seyit içinde yaşadığı toplumun bütün acılarını, sevinçlerini duyan, duyuran bir halk çocuğu. Öyle bir halk çocuğu ki, yaşadığı topraklara Halikarnas Balıkçısı’nın gözüyle bakıyor ve o topraklardaki medeniyet bütünlüğünü, kültür bütünlüğünü görebiliyor. Bu sebepledir ki şiirlerinde çeşitli anlatım imkânlarına başvurabiliyor. Onun ilk zamanlarında, birtakım amatörler Vergilius ya da Ovidius’u taklit ederek yalnız mitologya konulu şiirler yazarlardı.

Eski Yunan Tanrıları arasında dünya edebiyatınca sakız edilmiş hikâyeleri, isimleri, mısralarına doldurdular mı kendilerini ‘Yunanî şair’ ya da Şiirimizin Homeros’u diye ilan ettirirlerdi. Oysa Mustafa Seyit, gerçeği görmüş, Yunan ve Latin şairlerini, hatta Yunan mitologyasını hangi toprakların nasıl Kazdağı’nın, Edremit’in ne zaman yetiştirdiğini anlamış bir insan olarak kendi yaşadığı memleket açısından o isimleri bütünleştiren coğrafyayı öne almıştı”. Sutüven, ilerleyen yıllarda da Nev-Yunanî tarzda şiirler kaleme almayı sürdürmüştür. “Akdeniz”, “Kutup Yollarında”, “Orşilim Kızları”, “Şıpşıp I-II” şiirleri bu bağlamda örnek verilebilecek metinlerdir.

“Sutüven şiiri, gerek şekil, gerek muhteva bakımından zengin bir şiirdir. Ona bu zenginliği veren âmil, çeşitli unsurların dil musikisinin, tarih ve efsanenin, kendini ve milletini yüceltme duygusunun ve son parçalarda hissolunan esrarlı havanın bir araya gelmesidir. Şiirde teferruat ile bütün, dış ile iç arasındaki sıkı bir münasebet vardır.”

Mustafa Seyit Sutüven; Yücel, Servetifünun (Uyanış), Yeni Ses ve İnsan dergilerindeki şiirlerinden sonra bir suskunluk dönemine girmiş; daha sonra Yurt ve Dünya, Türk Dili, Varlık, Yeditepe, Yeni İnsan dergilerinde görünmüştür. 1960’tan sonra şiirden tamamen kopmuştur. Cemal Süreya bu kopuşu “şairin ‘Sutüven’ şiirinden sonra bir daha aynı başarıyı gösteremediği, hep bu şiirin gölgesinde kaldığı ve ilk şiirine yenilmiş bir şair olduğu” şeklinde değerlendirmiştir.

Sutüven, içinde yaşadığı toplumun bütün acılarını, sevinçlerini duyan, duyuran, halk söyleyişine bağlı bir şairdir. Şiirlerine bakıldığında, mitolojik unsurlarla bir ufuk genişliği yaratmak istediği, halk öykü ve efsanelerine yaslandığı, Köroğlu destanından esinlendiği, Il. Dünya Savaşı yıkımlarına başkaldırdığı ve çağının sorunlarını işlediği görülür. Şiirlerinde çeşitli anlatım imkânlarına başvurmuş; biçim yapısı bakımından her türü denemiştir. Sağlığında kitaplaştırmadığı seksen kadar şiiri, 1976 yılında Zahir Güvemli ve Behçet Necatigil’in önsözleri ile yayımlanmıştır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Mustafa Fırat (Çelikbaş) Kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Ocak 1978 yılında İzmir’de dünyaya gelen Mustafa Fırat (Çelikbaş), ilkokulu İzmir’de, liseyi Özel Antalya Lisesinde okudu. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu.

Haber Merkezi / Şair, yazar ve öğretmen Mustafa Fırat, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı İstanbul’daki bir lisede edebiyat öğretmeni olarak görev yapmaktadır.

Mustafa Fırat, şiir kitaplarında da aşk, hasret, yalnızlık vb. temaların yanı sıra zaman zaman sosyal konuları da işler. Şiirleri Varlık, Mühür, Budala vd. dergilerde yayımlanmıştır. Yalın dili, imgeye önem veren bir üslubu vardır. Çıkardığı Mühür dergisi ve kurduğu Mühür Yayınları, son dönem edebiyatımıza ciddi katkılar sunmuştur.

Bu dergide 80’leri ve günümüzün önde geklen şairleriyle ilgili dosyalar yayımlamıştır. Dersaadette Sabah Cesetleri (2016) romanında; işgal altında bir kent, yorgun, umutsuz bir halk, fırsattan istifade etmeye çalışan çeteler, hainlerin çoğaldığı İstanbul’da özel bir emniyet görevlisinin etrafında gelişen serüvenler anlatılır.

“Yeşil gözler çiçeği”

üç gece üç gündüz gibi geçti ömrümden üç sene
çivi di kasrın kurnalarında yüzdürdüğüm bronz gemilerim
çıktılar aşkın o derin yeşil gözler seferine;
ve yeniden doğdu şiirin yüzünde o hükümsüz kimliğım…

Ye yeniden şekillendi şerbetini susamışçasına içtiğimiz yaşam!
en savruk en heder yanımla yanındayım
hicazkar günlerin ardından,
haber saldım türküler söylemesi için ağustos böceğine;
tut ki sevinç içre bir avuç ağlasam!

-ey can ne gelır elden?
nâçar düşmüş kalbimle paylaş kalbini
sonsuz bir şehir olmak istiyorsa bir kasaba!

“Hasret”

kucağımda harmanlar ve ateş böcekleri
gibi uçtu üzerimden bütün ayrılıklar
elimdeki kalemim vurduğum dizelere sırdaştır
geçti ve yazıldı göğe o eski zamanlar

hangi merhem en iyi ilaçtı
bir kanayan bir duran bu tarifsiz yarama
göğsüm ki kuşların konakladığı
bir kadavradan bihaber boyandı kızıla

yerim de yurdum da unutulandır artık
bakışlarım yalnızca dilek taşı
kesilsin ve altında kalsın şair bırak
dinmesin dilime dolanan bu hasret şarkısı

-bu yollar ve yolculuklar götürsün beni ötelere
dokudum en sırça köşklere o kavuşmayı
dahası dokundum

Paylaşın

Mustafa Ergin Kılıç Kimdir? Hayatı, Eserleri

29 Ekim 1977 yılında Ankara’da dünyaya gelen Mustafa Ergin Kılıç, ilkokul ve ortaokuldan sonra Ankara Aydınlıkevler Lisesinden mezun oldu. Yüksek öğrenimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümünde 2001 yılında tamamladı.

Haber Merkezi / 2001-2010 yılları arasında, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Uzakdoğu ve Avrupa coğrafyaları başta olmak üzere, dünyanın 40’tan fazla ülkesini ziyaret etti. 2005-2009 yılları arasında Patika edebiyat dergisinin editörlüğünü ve yayın kurulu üyeliğini yürüttü. 2009 yılında Modern Elit Dinamik Şiir Bildirgesi’ni, Şiir Özlüyorum dergisinin Ocak-Şubat 2009 sayısında yayımladı.

4. Uluslararası Çukurova Edebiyat Günleri kapsamında, şiir bildirgesini sundu. Modern Elit Şiir Bildirgesi, Papirüs dergisinin, Mayıs-Haziran 2011, 4.sayı’sında mercek altına alındı ve dosya konusu yapıldı. Cemal Süreya’nın ilk sayısını Haziran 1966 yılında (yalnızca dört sayı, Haziran 1966-Mayıs 1970 arası 47 sayı, 1980-1981 arasında iki sayı) çıkardığı Papirüs’ü güncel olarak yepyeni bir yüz ve vizyonla, Kasım-Aralık 2010 tarihinden itibaren (Özgür Özmeral ile birlikte) yayıma hazırlamaktadır.

Mustafa Ergin Kılıç, şiir yazmaya 1994 yılında başladı. İlk şiirleri 2000 yılından sonra Kuzey Yıldızı, Budala, Yom Sanat gibi dergilerde yayımlandı. Sonraki yıllarda şiirleri, şiir üstüne inceleme yazıları, söyleşileri, soruşturma dosyaları; Edebiyat ve Eleştiri, Cumhuriyet Kitap, Varlık, Yasakmeyve, Yeni Yazı, Edebiyat Ortamı, Özgür Edebiyat, Dize, Mühür, Şiiri Özlüyorum, Deliler Teknesi, Patika, Hayal, Eliz gibi dergilerde yer aldı. Gam Kuşağı kitabıyla, kendi şiir çezgisini oluşturduğu görülür.

Kılıç’ın aşk merceğinden insana ve insanın “hâllerine” odaklandığı Gam Kuşağı, adından da anlaşıldığı gibi, izlek olarak günümüzün ruh hâlini de yansıtır. Mustafa Ergin Kılıç’ın aldığı ödüller şunlardır: Homeros Ödülleri 2010 / Kemal Özer Şiir Ödülü (3.lük), 2008 Yılmaz Güney Şiir Ödülü, Homeros Ödülleri 2007 / Attilâ İlhan Şiir Ödülü (Mansiyon), 7. Safranbolu Uluslararası 2006 Film Festivali Şiir Ödülü (2.lik), 2006 Hasan Bayrı Şiir Ödülü (3.lük), 2. Eskişehir 2006 Yunus Emre Şiir Ödülü (Özendirme), Kocaeli Üniversitesi 2006 Gençlik Şiir Ödülü (Seçici Kurul Özel Ödülü). (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Fenerbahçe’de Pereira’nın Sözleşmesi Karşılıklı Anlaşma İle Feshedildi

Fenerbahçe’de Teknik Direktörü Vitor Pereira ile sözleşme karşılıklı anlaşma ile feshedildi. Gelişmeyi Fenerbahçe Spor Kulübü, sosyal medya hesabından duyurdu. 2 Temmuz’da göreve başlayan Pereira’nın ikinci Fenerbahçe macerası 25 maç sürmüş oldu.

Portekiz teknik adam daha önce de Haziran 2015 – Ağustos 2016 arasında Sarı Lacivertlilerin başında bulunmuştu. O dönemde maç başına 2,07 puan almayı başaran Pereira, ikinci döneminde ise 1,60 puanda kaldı. Fenerbahçe 28 puanla ligde 5. sırada yer alıyor, Avrupa kupalarında ise Konferans Ligi’nde yoluna devam ediyor.

Fenerbahçe’den yapılan açıklama şöyle;

Futbol A Takım Teknik Direktörümüz Vitor Pereira ile sözleşmesinin sonlandırılması konusunda anlaşma sağlanmış ve yollarımız ayrılmıştır. Kendisine bugüne kadar gösterdiği çaba ve çalışmalarından dolayı teşekkür eder, gelecek kariyerinde başarılar dileriz.

Paylaşın

Babacan: Yaşananların Tek Sorumlusu Erdoğan Ve Ortaklarıdır

Partisinin Sultanbeyli ilçe kongresinde konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, “Bu yaşananların bir tek sorumlusu var. Kafasına esince Merkez Bankası başkanını görevden alan, ekonomi bakanını görevden affeden, bağımsız olması gereken kurumlara açıkça talimat veren, dış ilişkilerde itibarımızı yerle bir eden Erdoğan ve onun ortaklarıdır.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Babacan, konuşmasının devamında, “Vatandaş ‘Geçinemiyorum, yetiştiremiyorum’ diyor. ‘Emekli maaşım ayın ilk 10-15 gününde bitiyor, kalan günlerde ben aç kalıyorum’ diyor. Bunlar ne diyor? ‘En azından vatanı satmıyoruz, dış güçlere boyun eğmiyoruz, terörist değiliz’ diyorlar. Halk sana ‘Sen terörist misin? Vatanı satıyor musun?’ diye sormuyor ki. ‘Ben ekmek parasına muhtaç kaldım’ diyor. Sen bunun cevabını ver.” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul’da partisinin Sultanbeyli ilçe kongresinde konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Açlığa, yokluğa karşı ‘Bu istiklal savaşıdır, nastır’ diyerek bu milletin tertemiz duygularını istismar edenlere soruyorum: Yerini hatırlıyorsanız elinizi vicdanınıza koyun. Ülkemizde yaşanan sorunların kaynağı dışarıda değil. Devletin boşalan kasalarının, vatandaşın boşalan ceplerinin sebebi dış mihraklar falan değil. Bu yaşananların bir tek sorumlusu var. Kafasına esince Merkez Bankası başkanını görevden alan, ekonomi bakanını görevden affeden, bağımsız olması gereken kurumlara açıkça talimat veren, dış ilişkilerde itibarımızı yerle bir eden Erdoğan ve onun ortaklarıdır.

Vatandaş ‘Geçinemiyorum, yetiştiremiyorum’ diyor. ‘Emekli maaşım ayın ilk 10-15 gününde bitiyor, kalan günlerde ben aç kalıyorum’ diyor. Bunlar ne diyor? ‘En azından vatanı satmıyoruz, dış güçlere boyun eğmiyoruz, terörist değiliz’ diyorlar. Halk sana ‘Sen terörist misin? Vatanı satıyor musun?’ diye sormuyor ki. ‘Ben ekmek parasına muhtaç kaldım’ diyor. Sen bunun cevabını ver.

“Hiç kimsenin vatanını sattığı falan yok”

Geçim sıkıntısıyla beli bükülen anne babalar da sadece onları haber yaptığı için tutuklanan gazeteciler de yarınlarına endişeyle bakan gençler de terörist falan değil. Hiç kimsenin vatanını sattığı falan yok. Bu ülkenin vatandaşları bu ülkeyi çok seviyorlar. Ama siz artık bunu görmüyorsunuz. Sürekli düşman arıyorsunuz. Vatandaşlarımız bu ülkeyi öyle çok seviyorlar ki yarınlarını burada kurmak, çocukların düğünlerini burada düzenlemek, torunlarını burada kucaklarına almak istiyorlar.

Hazinenin borçlanma faizini tam 7 puan arttırdınız. Hazine’nin borçlanma faizi eylül ayında yüzde 17’ydi. Şu anda yüzde 24’e dayandı. Kur ve enflasyon artınca Hazine daha pahalı borçlanır. Bunun çaresi yok. Haydi, talimatla Hazine’nin faizlerini düşürsün, görelim. Talimat Merkez Bankası’na işliyor da, nas Merkez Bankası faizleriyle ilgili de, Hazine faizleriyle ilgili nas yok muymuş? Mesele faizi düşürmekse, bizim zamanında yaptığımız gibi topyekûn düşüreceksiniz. Hem Merkez Bankası faizi hem Hazine faizi hem piyasa faizi, hepsi tek haneye düştü.

“Kimse memlekete sizin yaptığınızdan daha büyük zararı veremedi”

Halkın yaşadığı acılara, dertlere çözüm üretemeyince, hemen konuyu ülkenin bekasına bağlayıveriyorlar. Malzeme hazır, ‘beka meselesi’, ‘vatan meselesi’. Kardeşim, kimse memlekete şu anda sizin yaptığınızdan daha büyük bir zararı veremedi. Bu ülke e-muhtırayı, 17-25 Aralık’ı, parti kapatma davasını, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünü yaşadı. Bunların hiçbirisinde ekonomimiz bu kadar zarar görmemişti. Hiçbirisinde kur bu kadar artmadı. Hiçbirisinde Hazine’nin borçlanma faizleri bu kadar artmadı.

Sayın Erdoğan, aklı evvel danışmanlarınız ve saçma teorileriniz işe yaramıyor. Kulak tıkadığınız halkınız size arkasını dönüyor. Her geçen gün Türkiye’nin başarılarının üstüne bir toprak daha atıyorsunuz. Ülkenin başarılarını yerin dibine gömdünüz. Umutlarını tükettiğiniz, yarınlarını harcadığınız, birikimlerini sıfırladığınız bu ülkenin haysiyetli insanlarının yüzüne bakmaya artık cesaretiniz yok. Bu hikâyenin sonu geldi. Bu şarkının nakaratı bitti. İnşallah noktayı da DEVA Partisi koyacak. Hep birlikte, gür ve çok sesli bir şekilde söyleyeceğimiz yeni şarkıları artık DEVA Partisi yazacak. Sayılı gün çabuk geçer. Müsait bir yerde inecekler.”

Paylaşın

Reuters: Erdoğan, AK Parti Seçmeninin Desteğini Kaybediyor

Reuters yayınladığı analiz-haberde, “uzun yıllar boyu AK Parti’ye oy vermiş seçmenlerin bile artık Erdoğan’ı desteklemeyebileceğini” yazdı. Haberde, “Erdoğan’ın cazibesi uzun süredir laik seçkinler tarafından görmezden gelindiklerini hisseden milyonlarca muhafazakar dindarın bir ekonomik büyüme ile büyülenmesine ve muhafazakar değerler temelinde hareket eden birinin onlara zafer yaşatmasına dayanıyordu.” deniliyor.

‘AK Parti’nin kalesi’ olarak bilinen Konya’da Erdoğan, 2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde oylarının yüzde 75’ini almıştı. Analizde, şimdi ‘bu hakimiyetin benzeri görülmemiş bir dizi sıkıntı nedeniyle kaybedilmek üzere olduğu’ aktarılıyor.

Sanayi işçileri, çiftçiler ve öğrenciler de dahil olmak üzere Reuters’a konuşan diğer Konyalıların, artan fiyatlar ve işsizlik nedeniyle “feryat ettiği” belirtiliyor. Birçoğunun seçimlerde Erdoğan’a bağlı kalacaklarını söylese de ulusal anketlerle yaşanan hayal kırıklığının artık gözle görülür bir düzeyde olduğuna dikkat çekiliyor.

Reuters’a konuşan İstanbul merkezli Ekonomi ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi Direktörü Sinan Ülgen, “Geçmişte AK Parti’ye hiç bu kadar düşük destek görmemiştik. 2023’te siyasi değişim olacağına dair artan bir algı var” diyor.

Değişim nasıl oldu?

Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “2003’ten beri Türkiye’yi önce başbakan, sonra cumhurbaşkanı olarak yönettiği, üç yıl önce de merkezi bir sistemi güçlendirecek adımlar attığı ve yeni bir yürütme sistemi altında daha geniş yetkiler üstlendiği ” ifade ediliyor.

Analize göre “bu sistem ile güç, kurumlardan ve bakanlıklardan alınıp Ankara’da devamlı genişleyen cumhurbaşkanlığı sarayına çekildi.”

Erdoğan, 2019’dan bu yana üç merkez bankası başkanını görevden aldı. Merkez bankası faiz oranlarını enflasyonun çok altında düşürme çağrısına “boyun eğmeye” zorlandı. Bu durum 2021’de Türk Lirası’nda yüzde 56’lık bir düşüşü tetikledi ve yaşam maliyetlerini arttırdı.

Reuters’a göre “Erdoğan’ın savunmuş ve hayata geçirmiş olduğu başkanlık modeli nedeniyle şimdi işi daha zor çünkü sandıkta oyların salt çoğunluğunu gerekiyor.” Ülgen, “Bu, siyasi popülaritesinin azaldığı bir zamanda riski artıran bir ‘kazanan her şeyi alır’ sistemi” diye ekliyor.

Hali hazırda ittifak kurulmak zorunda olunan mevcut ve olası küçük ölçekli partilerin isteklerine olumlu yaklaşmak mecburiyeti de artarak devam edebilir. Haber-analizin devamı şu şekilde:

“Sonbaharı yaşayan bir Sultan”

“Erdoğan ilk kez bir seçimde AK Parti kurucu üyeleri tarafından kurulan iki ayrılıkçı partiyle de karşı karşıya gelecek. Biri eski başbakan Ahmet Davutoğlu’nun liderliğini yaptığı Gelecek Partisi, diğeri ise Erdoğan’ın eski müttefiki Ali Babacan tarafından yönetilen DEVA Partisi. Her ikisi de büyüsü bozulmuş AK Parti seçmenlerine, muhafazakar değerlerinden vazgeçmeden Erdoğan’ı reddetme şansı sunuyor. Yeni partilere verilen ulusal destek hala tek haneli seviyelerde oldukça düşük düzeyde gözükse de bu ufak kopuşlar bile Erdoğan’a her şeyi kaybettirecek kadar zarar verebilir. 67 yaşındaki Erdoğan’ın sağlığına ilişkin belirtiler ve söylentiler de benzer şekilde durumu onun içi zorlaştırıyor. Ateşli bir hatip olarak bilinen Erdoğan, geçtiğimiz yıl içinde bazen yorgun ve solgun göründü bazen kamera karşısında yürüme şekli veya uyuklaması ile tabanında endişe yarattı. Ancak yetkililer bu tür olumsuz sağlık iddialarını tamamen reddediyor.”

Gelecek Partisi Konya yerel başkanı Hasan Ekici, “Seçmenler bir seçim yapmak zorunda kalırlarsa ve sağ eğilimlilerse kendilerine daha yakın başka bir sağ parti bulurlar” diyor.

The Washington Institute for Near Türkiye Araştırma Programı Direktörü Soner Çağaptay, “Türkiye’nin Erdoğan yönetiminde ilk ekonomik krizini yaşadığı 2018’den bu yana yaşanan gelişmelerin tamamı onun artık sonbaharını yaşayan bir Sultan olduğunu gösteriyor.” ifadesini kullanıyor.

“Genç nesiller ondan başka lider bilmedi”

“Nüfusun yarısının 31 yaşında veya daha genç olduğu bir ülkede, pek çoğu hayatlarında başka bir lider tanımadı. Erdoğan, gençlerin kendi yönetimi sırasında ülkenin kaydettiği ilerlemeyi takdir etmesi gerektiğini söylüyor ancak gençlerin çoğunu ikna edebilmiş değil. Bununla birlikte, Erdoğan’ın partisi hala diğerlerinden daha fazla desteğe sahip ve ağırlıklı olarak destekçilerinin sahip ve bunda kendi yandaşlarının sahip olduğu medyanın ciddi bir rolü ve etkisi var. Erdoğan yönetimi altında ülke bir inşaat patlamasına ve iyileştirilmiş sağlık hizmetlerine tanıklık etti. Dindarlar, başörtüsü kısıtlamalarından kurtuldu. Muhaliflerinin gevşek ittifakı ise hala üzerinde anlaşmaya varılmış bir ortak politika platformundan yoksun ve üstelik hala ortaya bir başkan adayı çıkarılmış değil. Ancak Erdoğan’ın geleceğine ilişkin artan belirsizliğin sonuçları; Erdoğan’ın Türkiye’nin bazı müttefikleri ve rakipleriyle gergin ilişkilerini onarmak için geçici çabalar göstermesiyle daha geniş bir çevrede yakı buluyor.”

Emekli bir büyükelçi olan Ünal Çevikoz ise Mısır ve İsrail gibi Erdoğan’la uzun süredir araları bozuk olan ülkelerin onunla barışmak için acele etmediklerini belirtiyor ve “İnsanlar artık değişim rüzgarının estiğini hissediyor ve içerde dışarda herkes hükümette yaşanacak değişikliği bekliyor” diyor.

(Kaynak: euronews)

Paylaşın

1 Liranın Maliyeti 1 Lira 61 Kuruş Oldu

Türk Lirası’nın tarihindeki en düşük değerleri görmesiyle birlikte pek çok sektörde olduğu gibi para üretiminde de maliyetler yükseldi. Özellikle madeni paraların, içerisindeki bakır, nikel ve çinko metalleri nedeniyle ederi arttı.

DW Türkçe’den Batu Bozkürk’ün haberine göre; Türkiye’de toplam altı madeni para bulunuyor. Bunlar 1 kuruş, 5 kuruş, 10 kuruş, 25 kuruş, 50 kuruş ve 1 lira. CHP Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın yaptığı son çalışmaya göre bunların her birinin madeni değeri, para değerini aştı.

Geçen ay yaptığı çalışmada 50 kuruşun maliyetinin 83 kuruşa çıktığını duyuran Özkan Yalım, bugünkü çalışmasında, 50 kuruşun artık 1 lira 34 kuruşa üretildiğini bildirdi. Çalışmada 1 liranın üretim maliyetinin de ilk kez kendi değerini aştığı vurgulandı. Yaklaşık 8 gram olan ve içerisinde yüzde 65 bakır, yüzde 18 nikel ve yüzde 17 çinko barındıran 1 lira, 1 lira 61 kuruşa üretilmeye başlandı. Bu maliyet geçen ay 99 kuruştu. 1 kuruşun maliyetinin 52 kuruş, 5 kuruşun maliyetinin 57 kuruş, 10 kuruşun maliyetinin 62 kuruş ve 25 kuruşun maliyetinin 79 kuruş olduğu da çalışmada yer aldı.

“Tabloyu içimiz acıyarak izliyoruz”

Metal fiyatlarını piyasadan topladığını ifade eden Yalım, devletin bu artışlar nedeniyle para basarken zarar ettiğini söyledi. Ardından iktidarı şu sözlerle eleştirdi:

“İçler açısı tabloyu maalesef içimiz acıyarak seyrediyoruz. Bunun sorumlusu sadece ve sadece tek adam Erdoğan rejimidir. Faiz indirimini NAS’a bağlayanlar devlete geldiğinde tüm borçlara faiz almayı bilenlerdir”

İlk olarak 1 kuruş kendi değerini aşmıştı

Bu altı madeni para 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren kullanılıyor. Aradan geçen 12 yılda metallerin maliyetleri yükseldi. Öncelikle 1 kuruş, madeni değeri kendi değerini aştığı için hurdacılarca toplanarak piyasadan çekildi. Zaman içerisinde diğer paraların maliyeti de kendi değerini aştı. Bugünlerde hurdacıların bu madeni paraları da topladığı görüntülere yansıyor.

Paylaşın

Benzin, Motorin Ve LPG’ye Bir Zam Daha!

EPGİS, Motorine 55 kuruş, benzine 62 kuruş, LPG’ye 57 kuruş zam geldiğini duyurdu. EPGİS, konuya ilişkin yaptığı açıklamasında, zamların pompa satış fiyatlarına yansıyacağı bilgisini de verdi.

Haber Merkezi / Enerji Petrol Gaz İkmal İstasyonları İşveren Sendikası’ndan (EPGİS) yapılan açıklamaya göre, motorin fiyatına 55 kuruş, benzine 62 kuruş ve LPG’ye 57 kuruş artış geldi. Zamlar, pompa satış fiyatlarına yansıyacak.

Ankara’da ortalama 11,66 liradan satılan benzinin litre fiyatı 12,28 lira olacak. Benzinin litresi İstanbul’da 11,61 liradan 12,23 liraya, İzmir’de 11,68 liradan 12,30 liraya çıkacak.

Ankara’da ortalama 11,53 liradan satılan motorinin litre fiyatı 12,08 lira olacak. Motorinin litresi İstanbul’da 11,47 liradan 12,02 liraya, İzmir’de 11,55 liradan 12,10 liraya çıkacak.

LPG’nin litre fiyatı da Ankara’da ortalama 8,75 liradan 9,32 liraya, İstanbul’da ortalama 8,70 liradan 9,27 liraya ve İzmir’de 8,58 liradan 9,15 liraya yükselecek.

Fiyat artışı sonrası benzin ve motorin 12 liranın üzerine çıkacak, LPG’nin fiyatı ise 9 lirayı aşacak. Son olarak geçen cuma benzinin litresine 69 kuruş, motorinin litresine 1 lira 14 kuruş otogaza ise 70 kuruş zam gelmişti.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Koca’dan Aşı Çağrısı

Kovid 19’da son 24 saatte 18 bin 762 yeni vaka tespit edilirken, 176 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “HATIRLATMA DOZU zamanı gelenler aşılarını hemen yaptırsınlar. VAKTİNDE YAPILAN AŞI DAHA ÇOK KORUR” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 351 bin 253 test yapılırken, 18 bin 762 yeni vaka tespit edildi. 176 kişi hayatını kaybederken, 24 bin 497 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan ‘hatırlatma dozu’ uyarısı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Bakanlığımız, belirlenmiş aşı takvimi üzerinden 3 aydan uzun süre geçmiş olan vatandaşlarımızı hatırlatma dozunu yaptırmaları için telefon mesajıyla doğrudan bilgilendirmektedir. HATIRLATMA DOZU zamanı gelenler aşılarını hemen yaptırsınlar. VAKTİNDE YAPILAN AŞI DAHA ÇOK KORUR

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

Tuncay Özilhan: Hedeflere İstikrarsız Bir Ekonomi İle Ulaşılamaz

Anadolu Grubu Yönetim Kurulu ile TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu’nun Başkanı Tuncay Özilhan, Merkez Bankası’nın faiz indiriminden sonra dolar/TL kurundaki tarihi değer kaybına dikkat çekerek, “Yeni yatırım yapmak bir tarafa yeni yıl için üretim planlamaları bile yapılamıyor. Çünkü bu planlamaların temel parametreleri olan enflasyon ve kur tahminleri her an değişiyor” dedi.

Eski TÜSİAD başkanı Özilhan, Dünya gazetesinde kaleme aldığı yazıda şu ifadelere yer verdi:

“İstikrar sağlanmadan uzun vadeli hedeflerin hiçbirisini gerçekleştirmek mümkün olmaz. Çünkü üretim ve yatırım kararları istikrar olmadan, öngörülebilirlik olmadan verilemez. Geleceği güvenilir biçimde tahmin etmeden üretim ve yatırım planlaması yapılamaz; yeni sipariş verilemez; yeni elemanlar istihdam edilemez. Yani istikrar olmadan üretim de büyüme de olmaz. Üretim ve yatırım yoksa ihracat da olmaz. Üretim odaklı ihracatı önceleyen ekonomi modelinin amaçladığı hedeflere istikrarsız bir ekonomi ile ulaşılamaz.”

Asgari ücretteki zammın, TL’deki değer kaybı ve satın alma gücünün erimesi ile kısa sürede buharlaşacağına dikkat çeken Özilhan, “TL’deki değer kaybını sadece döviz satarak engellemek mümkün değildir… Yeni açıklanmış olan üretim odaklı ihracatı önceleyen ekonomi modelinin başarısı istikrarın sağlanmasına bağlıdır” değerlendirmesinde bulundu.

TÜSİAD son günlerde ekonomik gelişmelere ilişkin “İktisat bilimi kurallarına hızla dönülmeli” çağrısı ile gündeme gelmiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bu çağrıya tepki göstererek, “Ey TÜSİAD ve yavruları sizin tek göreviniz var, yatırım, üretim, istihdam ve büyüme. Hükümete saldırmanın değişik yollarını aramayın, bizimle mücadele edemezsiniz” demişti.

Paylaşın