Güngör Tekçe Kimdir? Hayatı, Eserleri

17 Eylül 1937 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Güngör Tekçe, sırasıyla; Taksim İlkokulu (1949), Sanint Michel Fransız Koleji, Galatasaray Lisesi orta bölümü (1956) ve Galatasaray Lisesi (1962) gibi okullarda öğrenim gördü. 1972 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünden mezun oldu.

Haber Merkezi / 1965-1973 yılları arasında TRT İstanbul Radyosunda metin yazarı ve program yapımcısı olarak çalıştı. 1965’ten itibaren TRT İstanbul Radyosunda “Türkiye’nin Sorunları”, “Anadolu Efsaneleri”, “İki Oyun Dört Konuk”, “Bozkır Rüzgarı” ve ” Mutluluğa Çağrı” adlı radyo programlarını hazırladı. 1973 yılında TRT İzmir Radyosuna Tiyatro Yayınları Müdürü olarak atandı.

1998’de idareciliği bırakıp program yapımcılığına ve TRT İstanbul Radyosuna ger döndü. Şiir ve radyofonik oyunla yakından ilgilendi. Güngör Tekçe, 1991’de İzmir Belediyesi tarafından düzenlenen kadın konulu şiir yarışmasında mansiyona, 2001’de Aydınlık dergisi tarafından düzenlenen Cemal Süreya Şiir Ödülleri’nde Seğiren adlı dosyasıyla yayımlanmış dosya dalında ödüle değer bulundu.

Edebiyat dünyasında dergilerde yayımladığı şiirlerle tanınan Güngör Tekçe’nin kalem ürünleri; Varlık, İnsancıl, Öküz, Papirüs, Edebiyat ve Eleştiri, E ve Cumhuriyet Kitap gibi süreli yayınlarda yer almıştır. 1950’li yıllarda yazı hayatına başlayan ve 1964’e kadar ağırlıklı olarak Varlık dergisinde şiirlerini yayımlayan Tekçe’nin şiirleri geç kitaplaşmıştır. Sabah Mısın (1994) gelenekle arasındaki bütün köprüleri atmamış, yeni sayılamayacak, ama yine de modern bir şiir görünümü hâkimdir.

Gürpınar, şair üzerine kaleme aldığı kapsamlı yazısında onu ve şiirini şu cümlelerle değerlendirmiştir: “1994’te de, ilk şiir kitabı Sabah Mısın ile okurlarıyla buluşan Güngör Tekçe’yi bir şair olarak tanıtmaya çalışırsak, önce şiirin hiçbir nedenle gerçek şairin içinden sökülüp atılamayacağını kabul etmemiz gerekir… Çağın dayattığı koşulların, değişkenliği nedeniyle bir kural oluşturmadığı gerçeğini de G. Tekçe’nin şiir yazma özlemi ve tutkusunda, içindeki genel bir yazın sevgisi ve birikiminin de payı vardır, belki onun bir Galatasaraylı oluşunun da. (…) Ayrıntılara dağıtmaz şiirini, yaşanmış ve arka planını bildiği sözcüklerle, yani güvenli bir malzemeyle kurar biçemini. Dilin olanaklarını dikkatlice ölçüp biçer sanki. Sustuğu, şiiri ansızın bitiverdiği yerlerde bile bu dikkatli kullanım sürmektedir. Karşımıza çıkan bu boşluklar, anlamdan vazgeçen bir şairin özentili süslerini değil, tam tersine anlam olarak sıkışmış yoğunlaştırılmış bir karadeliğe çekmek istediğini barındırır belki. Silik ve unutulmuş geçmişten, sonu belirsiz geleceğe giderken, bir daha geri dönmemecesine, o şiirin içinde kaybolma duygusu verir okura.”

Seğiren (2001) şairin 1994-2001 yılları arasında yazdığı şiirlerden oluşmaktadır. Kitaptaki şiirlerin en belirgin özelliği şairin ince duyarlılığını göz önüne serebilmesidir. Tekçe kurduğu incelikli imgeleriyle günlük yaşamın uğultusunu dair birçok ayrıntıyı gözler önüne sermiştir.

Tekçe’nin şiirinde, görünüşte, ideolojik bir savunu, kavga, isyan, karşı koyma ve muhalefet gibi yaklaşımlar yoksa da, çağının getirip götürdüklerini kavramış bir aydın bilincinin izleri bulunmaktadır. Güngör Tekçe, Büyüklere Kuşlu Mektuplar (1996) ve Kuşlu Mektuplarım Döndü (1996) gibi çocuk şiir kitapları da yayımlamıştır. Güngör Tekçe Zâfir Konağında bir Tuhaf Zaman adlı kitabında, 1200’lerden gelen Zâfir ailesinin, yirminci yüzyıl uzantısına, zaman perspektifinden bakarak, yakın tarihimize ait anı karelerini sunmuştur. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Güngör Gençay Kimdir? Hayatı, Eserleri

24 Haziran 1934 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Güngör Gençay, 23 Nisan 2012 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir. Taci Bildik imzasını da kullanan Güngör Gençay, ilk ve orta eğitimini Kütahya, Tavşanlı’da tamamladı.

Haber Merkezi / 1955’te Uşak Lisesinden mezun olduktan sonra, 1956’da İstanbul Matbaacılık Okulunu bitirdi. Dizgicilik, işportacılık, muhabirlik, banka memurluğu (1960-1972), özel şirketlerde yöneticilik ve kırtasiyecilik yaptı. 1980’de kendi isteği ile emekli oldu. 1986’dan itibaren Gerçek Sanat dergisi ve Gürkal yayınevini yönetti.

Durum, Gelecek dergileri ve haftalık Kasımpaşa gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü üstlendi. Sanat gazetesi Göz’ü çıkardı. Güngör Gençay, Türkiye Yazarlar Sendikası, Türkiye Yazarlar Derneği, Dil Derneği, Turizm Yazarları Derneği üyesidir.

Güngör Gençay’ın şiir ve öykü türünde pek çok çocuk kitabı da bulunmaktadır Gençay’ın ilk şiiri 20.06.1952’de Afyon’da Türkeli dergisinde ve ilk çocuk şiiri Küçük Galataraylı dergisinin Mart 1953 sayısında yayınlandı. Sosyalist gerçekçi sanat anlayışına bağlı kalarak kaleme aldığı şiir ve yazıları Yankı, Ürün, Türk Düşüncesi, Yeditepe, May, İnsancıl, Kıyı, Evrensel Kültür ve Çağdaş Türk Dili dergilerinde yayınlandı.

Kuyu Başının Kuşları (2009) kitabında bir yaz gecesi köyde kaybolan Gülten isimli çocuğu; Mızıkçı’da, çocukların günlük yaşamda karşılığını bulacakları dayanışma, direnç ve aydınlanmayı yansıtan hikâyeler yer almaktadır. Mizah kitabı Dikkat Köpek (2003); hayvan ilişkilerinden yola çıkarak güldürürken düşündürmek; insanımızın, ülkemizin üzerine biraz da kafa yorma düşüncesini işlemiştir. Üç Kapıdan (Söyleşiler.2003) kitabı; edebiyat, resim ve politik söyleşilerden oluşmaktadır.

Eserleri;

Genç Şairler Antolojisi – 1, (1954)
Genç Şairler Antolojisi – 2, (1955)
Genç Şairler Antolojisi – 3, (1960)
Cahit Sıtkı Tarancı, (1956
Sabah Rıhtımı, Şiirler, (1965)
Oğul, Şiirler, (1967)
Balıklar Ovası, Şiirler, (1967)
Dövülü Yürek, Şiirler, (1968)
Vurgunsuz Sabahlara Uyanmak, Şiirler, (1988)
Barut Yüklü Yıldızlar, Şiirler, (1988)
Annem Beni Yetiştirdi, Şiirler, (1989)
Kısacalar, Şiirler, (1990)
Sataşmalar, Şiirler, (1993)
Ağmalar, Şiirler, (1995)
Denize Akan Yangın, Şiirler, (1995)
Askercilik, Anı-öykü, (1994)
Düşüncenin Musluğundan, Özdeyişler, (1997)
Kuşatılmış Günler, Yazılar, (1998)
Yaşam Umuda Uyarlı, Şiirler, (2000)
Buruk Anmalar Defteri, Anma Yazıları, (2002)

Paylaşın

Günel Altıntaş Kimdir? Hayatı, Eserleri

8 Ocak 1937 yılında Şanlıurfa’nın Suruç İlçesi’nde dünyaya gelen Günel Altıntaş, Dikili’de başladığı ilkokul hayatına ikinci sınıftan itibaren Ödemiş İlkokulu’nda devam etti ve buradan mezun oldu. Ardından Ödemiş Ortaokulu’nu bitirdi.

Haber Merkezi / Edirne’de başladığı lisenin ikinci sınıfını Denizli’de okudu ve lisenin son sınıfını ise Haydarpaşa Lisesi’nde okudu (1958). 1959’da askere gitti. 1961’de başladığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinin üçüncü sınıfındayken Basın İlân Kurumu sınavını kazanıp müdür olarak Erzurum’a gönderildi (1963).

1965’te İstanbul’a geri döndü. 1960 Varlık Yıllığı’nda ilk şiiri çıkan sanatçının ilk kitabı ise Değinmeler (Aforizmalar) ismiyle 1973’te yayımlandı. 1975’te Suat Yağmuroğlu takma adıyla yayımladığı Garantili Kız Tavlama Yolları adlı kitabı toplatıldı ve 7,5 yıl hapsi istenen davadan beraat etti. Önce Soyut (1965-1973) sonra Seçme Kitaplar Yayınevini kuran Altıntaş, 2011’de yayıncılık hayatına son verdi.

Yayınlanmış kitapları yanında şarkı sözü derlemeleri, fıkra derlemeleri, çeşitli şiir ve öykü antolojileri de olan sanatçı 100 Temel Eser dizisinden Mâniler, Ninniler gibi çocuk kitapları da derledi. Bu derlemelerin içinde üç tanesini önemsediğini ifade eder. Bunlar hâlen Türk Şiiri Antolojisi ve Dünya Şiiri Antolojisi isimleriyle basılan Unutulmaz Şiirler (2000) adlı antoloji, Türkçe Namaz Böyle Kılınır (2002) ve Nasıl Yazılır Nasıl Yazılmaz (1991) adlı yazım kılavuzudur.

Şairliğinin ilk yıllarında ikinci yeni şiir akımından etkilendiyse de sonraki yıllarda Nazım Hikmet’in şiirlerinin yayımlanmasıyla şiirleri de bu çerçevede değişiklik göstermiştir. Şiirlerinde aşk, erotizm ve siyaset temaları ön plana çıkar. Türkiye’nin temel sorunlarından birinin cinsellik olduğuna inanan sanatçının, Cinsel Sözler ve Erotik Şiirler kitapları, bu konunun yoğun biçimde ele alındığı eserlerdir. Şiirler klasik biçimde yapılandırılmıştır.

Paylaşın

Gündoğdu Sanımer Kimdir? Hayatı, Eserleri

1935 yılında Trabzon’da dünyaya gelen Gündoğdu Sanımer, 23 Haziran 2003 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Küçük yaşta babasını yitirdi. İlk ve ortaöğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini (1966) bitirdi.

Haber Merkezi / Otuz yıl jinekolog hekim olarak Trabzon’da görev yaptı. 1990’ların başında İstanbul’a yerleşti. 1960’larda, yayımlanmasına katkıda bulunduğu Kıyı dergisinin daha sonra sanat danışmanlığını ve yayın yönetmenliğini üstlendi.

Şiir ve yazıları Hakimiyet (Trabzon) adlı yerel gazete ile Kıyı, Yazko Edebiyat, Karşı Edebiyat, Varlık, Genç Öğretmen, İstanbul, Türk Sanatı, Güzel Yazılar ve Şiir Ülkesi dergilerinde yayımlandı. Son Haber, Yenigün, Karadeniz ve Kuzey Haber gibi yerel gazetelerde köşe yazıları yazdı. Resim ve ebru çalışmaları yaptı, sergiler açtı.

Attila Aşut, onun için, “Bildik bir gidişti onunkisi, ipuçları önceden verilmiş: ‘ben gündoğdu sanımer karşınızda/ sakladım şiirlerimi sizden bağışlayın/ utancın en uzun savaşı susmak/ daralsa da yüreği insanın’. Lirik bir dille yazdığı şiirlerinde, insanı ve doğayı tarihsel bütünlük içinde anlatma çabası sezilir. Kendi yaşamından ve çocukluğundan belirgin izler taşıyan ‘çocuk’ imgesi ise şiirinde ağırlıklı bir yer tutar. Az ve öz üreten bir ozandı.”  ifadelerini kullanmıştır.

Eserleri; Karayelin Sürüleri (1987), Suyun İnce Sesinde (1991).

“O ilk gün”

Sancılı bir gece uyandı benimle
Korkunun deli atına binmiş
Çatıyı uçuran sağır muştu
Beklediği bir yolcu var yaşamın

Taşıdım geceyi
Öpülmemiş dudağında üryan
Alacakaranlığın gülü

Çığlığa sığınıyor gizemi
Çarpıntısında göğsün
Çatıya çıktığında tasa

Karnını okşar bir kadın umudun
Irmak olur akıp gider içinde
Sevginin bilinen adıdır ana

Yüklenmişti duvarına karanlığın
Nereden bellemiş özgürlüğü
Neler geçiriyor aklından bebek
O ışığın akmadığı denizde

Tanışıyor acıyla soluğumuz
Karaya çıktığımız o ilk gün
Ağlamak geliyor içimden

Yorgundu yürüdüğüm yol
Doğarken gördüm ışığınızı
Başını sudan çıkaran nilüfer
Onurlu güzelleşen evrende

“Suyun ince sesi”

Donayazmış ağulu otlar gördüm
İlk kar düştüğünde yanmış dudakları
Kaygıyla soluklanan soluk bacalar

Uçsa kelebek çalılıklar üstünde
Bozkırın duyulsa kımıldanışı
Çıksa yuvasından yusufçuk

Kül yüzlü bir gül geçti yanımdan
Duymadı sessizliğin trompetini
Belirsiz bir denize aktı şiir

Başımın üstünde duran yazının
Saklanıyorum çok eski harflerine
Bakmadığım yerde suyun ince sesi

Korkuyorum yalnız kaldı şarkım
Yas tutmasın yağmur toprağımda
Çiçeğini geri istediğinde doğa

“Uzaktı çocukluğum”

-mustafa cansız’a-

Yoktun bu şehirde
Aldın başını gittin denizlerden öteye
Sezmiştin belki bir yaprağın kımıltısından
Yıllarca sessiz sevdiğimi seni
Uzaktı çocukluğum böğürtlen dikenliğinde

Guguk kuşlarının çağrısını gizledim sizden
Avare dolaştım aranızda gülerek
Sevgi bir yerlerde kilitlediğim sandık
Çocuk acılarımı paylaşmadım sizinle

Doğduk yaşıyoruz ne olsa
Yaşıyoruz anlamsız günlüğümüzü
Ağaçları görmeden duymadan rüzgarları
Uydurulmuş kavgaları var evrenin
Bitmez bir gün yaşam bitse de

Yoksun bu şehirde sen
Ak saçların kapatmıyor yorgun başını
O akıl/o bitmez bilgi gömütü
Adını çoktan unutan dostlarla bitti
Seni çok uzaklara götürmüşüz meğer

Hangi akasya okuyacak şiirlerini
Hangi çiçek renk verecek günlerine
Neden çıkıp gelmiyorsun yıllarca
Sokaklara acılı bir gölge gibi düşmüyor belki
İçimde külçe gibi yoğunlaşan yokluğun

Paylaşın

Gülten Akın Kimdir? Hayatı, Eserleri

23 Ocak 1933 yılında Yozgat’ta dünyaya gelen Gülten Akın, 4 Kasım 2015 yılında Ankara’da hayatını kaybetmiştir. Gülten Akın’ın kabri, Karşıyaka Mezarlığındadır. Liseyi, Ankara Kız Lisesi’nde bitirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.

Haber Merkezi / Eşinin kaymakamlık görevi nedeniyle; Gevaş, Alucra, Gerze, Saray, Kahramanmaraş’ta yardımcı avukatlık, avukatlık ve öğretmenlik yaptı. 1972’de Ankara’ya yerleşti. Türk Dil Kurumu Derleme ve Tarama Kolu’nda dil uzmanı olarak çalıştı. Kültür Bakanlığı Yayın Danışma Kurulu üyeliği görevinde bulundu. Demokratik kitle örgütlerinin yeniden kuruluşu çalışmalarına katıldı. İnsan Hakları Derneği, Halkevleri, Dil Derneği gibi örgütlerde kurucu ve yönetici olarak görev aldı.

Şair. İlk şiiri Son Haber gazetesinde yayımlandı. Hisar, Türk Dili, Mülkiye, Varlık, Yeditepe dergilerinde yayımlanan, daha çok doğa, aşk, ayrılık, özlem konularını işlediği şiirleriyle adını duyurdu. Sonradan toplumsal sorunları işlemeye yöneldi. Yaşamla doğa arasında tedirgin bir iç dünyanın duyarlığını dile getirdı. Gezip gördüğü yerlerden aldığı esinle zenginleşen ve coşkulu bir insan sevgisiyle yoğrulan şiiri, toplumsal sorunları, yaşam-halk ilişkisini öne çıkardı.

Şiirlerinde büyük ölçüdü folklor öğelerinden yararlandı ve halk şiirinin olanaklarını kullandı. Kadın duyarlılığı ile kaba güce ve baskıya direndi. Şiirleri İngilizce, Almanca, Flamanca, Danca, İtalyanca, Bulgarca, Arapça, Lehçe, İspanyolca, Fransızca, İbranice dillerine çevrildi, çeşitli akademik çalışmalara konu oldu. 40’ı aşkın şiiri de bestelendi. Ayrıca kısa oyunlar da yazdı.

Eserleri;

Rüzgâr Saati (1956)
Kestim Kara Saçlarımı (1960)
Sığda (1964)
Kırmızı Karanfil (1971)
Maraş’ın ve Ökkeş’in Destanı (1972)
Ağıtlar ve Türküler (1976)
Seyran Destanı (1979)
Seyran (ilk yedi şiir kitabı, 1979)
İlahiler (1983)
Sevda Kalıcıdır (1991)
Seyran (Toplu Şiirler, 1992)
Sonra İşte Yaşlandım (1995)
Toplu Şiirler 1956-1991 (1996)
Sessiz Arka Bahçeler (1998)
Gülten Akın Toplu Şiirler II (2000)
Uzak Bir Kıyıda (2003)
Sevdiğim Yaz Geldi Yine (2003)
Celaliler Destanı (2007)
Kuş Uçsa Gölge Kalır (2007)

Ödülleri:

1955 Varlık Şiir Ödülü
1965 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü
1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü
1977 Yeditepe Şiir Armağanı
1991 Halil Kocagöz Şiir Ödülü
1992 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü
1998 6.Truva Folklor Araştırmaları Derneği Şiir Ödülü
1999 Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü
2003 Dünya Gazetesi Yılın Telif Kitabı Ödülü
2008 Erdal Öz Edebiyat Ödülü

Paylaşın

Gültekin Samanoğlu Kimdir? Hayatı, Eserleri

2 Kasım 1927 yılında Konya’da dünyaya gelen Gültekin Samanoğlu, 11 Nisan 2003 günü İstanbul’da yaşama veda etti. Asıl adı Gültekin Samancı.. Havva Vesile Hanım ile Fehmi Samancı’nın oğludur.

Haber Merkezi / 1947 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ni bitiren Gültekin Samanoğlu, 1949’da Kara Harp Okulu’ndan mezun oldu. 1959 yılına kadar Türk Silahlı Kuvvetleri’nde donatım subayı olarak görev yaptı. Daha sonra Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nde görev yapmaya başladı.

1960’da İç Basın müdürü, 1961’de Basın İlan Kurumu yönetim kurulu üyesi 1967’de genel müdür yardımcısı, 1973 yılında ise genel müdür oldu. 1988-96 yılları arasında TRT yönetim kurulu üyeliğinde bulundu. Kurucuları arasında yer aldığı Hisar dergisinin bir süre yöneticilik görevini üstlendi.

Gültekin Samanoğlu’nun ilk şiiri ” O Kadın” 1946 yılında Çınaraltı dergisinde yayımlandı. Daha sonra ürünleri Çınaraltı, Hisar, Türk Yurdu, Çağrı, Türk Edebiyatı, Milli Kültür ve Türk Dili gibi pek çok dergide yer aldı. Samanolu’nun, “Gözaltındakiler” adlı şiiri 1995 yılında TRT’de gösterildi.

Mehmet Çınarlı, Gültekin Samanoğlu hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: “Gültekin’in şiirleri de Hisar’la birlikte geli şip olgunlaştılar. Daha güzel, daha sağlam mısralar yazdı. Vezni, kayeyi bırakmadan yeni şe killer aradı. İlk sayıda, bir evvelki kıt’anın son kelimeleri bir sonraki kıt’anın başında tekrarlanan değişik şekilli bir şiiri çıkmıştı. (…) Fakat, iyi etti de bu tarzı sık sık denemeye kalkmadı. O zaman monotonluktan kurtulması imkânsız olurdu, şüphesiz Gültekin de bunu düşünmüştür. “Bütün gerçek sanatkârlar gibi, ince ruhlu, hassas yaratılışlı olan şairin eserlerinde şiirin ezelî ve ebedî mevzularını (gurbeti, aşkı, tabia tı) bir iç ürpermesi halinde hissetmekteyiz. (…)”

Türk Ocağı, Türk Dil Kurumu, Türk Edebiyatı Vakfı, Konya Kültür ve Turizm Vakfı, Aydınlar Ocağı, Basın Konseyi ve İLESAM üyesi olan Gültekin Samanoğlu, Basın Şeref Kartı sahibiydi. Samancıoğlu, “Uzun Varan Gölge” ile 1983’te Konya Kültür ve Turizm Vakfı “En İyi Kültür ve Sanat Eseri” ödülü, 1987’de Anadolu Basınına Hizmet Ödülü ile 1988’de Son Kırk Yılın En Başarılı Gazetecisi Ödülünün sahibi oldu.

Eserleri;

Şiir;

Alacakaranlık (1970)
Uzun Vuran Gölge (1983)

İnceleme;

Cahit Sıtkı Tarancı (1971)
Kemalettin Kâmi Kamu – Hayatı Sanatı ve Şiirleri (1986)

Paylaşın

HDP’li Sancar: Bu Zihniyeti Mutlaka Yeneceğiz

Partisinin Bahçelievler İlçe Örgütünü ziyaret eden HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Irkçı politikalara, nefret söylemine ve bizleri demokrasi güçlerini bizleri hedef gösteren, sindirmek için her türlü çabayı harcayan bu iktidara karşı ortak mücadeleyi büyüterek mutlaka bu iktidarı durduracağız. Bu zihniyeti mutlaka yeneceğiz, bundan kimsenin şüphesi olmasın.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, bugün öğlen saatlerinde saldırıya uğrayan partisinin Bahçelievler İlçe Örgütünü ziyaret etti. Ziyarette konuşan Sancar, özetle şunları söyledi:

“Hergün HDP’yi hedef gösteren iktidar ve iktidarın temsilcileri, iktidar ortakları ve onların yaydığı nefret dili bu saldırıların asıl sorumlusudur. Saldırıları hazırlayan zemin nefret, hedef gösterme politikalarıdır. Korkularıdır. HDP’den korkuyorlar. Her gün yeni bir söylemlerle hedef göstermeye devam ediyorlar. Bu politikaları da boşa çıkaracağız, bundan şüpheniz olmasın. Her gün televizyonlarda bizi hedef gösteren iktidar temsilcileri, en başta İçişleri Bakanı bu saldırıların siyasi sorumlusudur ve bunun da hesabını mutlaka verecektir. İktidar da verecektir.

“Bu iktidarı durduracağız”

Bir daha böyle bir saldırıyı önlemenin yolu nereden geçiyor bunu biliyoruz. Kararlı mücadeleden ve büyüyen dayanışmadan geçiyor. Daha da güçlü bir dayanışma ile bütün demokrasi güçlerini biraraya getirerek, ırkçı politikalara, nefret söylemine ve bizleri demokrasi güçlerini bizleri hedef gösteren, sindirmek için her türlü çabayı harcayan bu iktidara karşı ortak mücadeleyi büyüterek mutlaka bu iktidarı durduracağız. Bu zihniyeti mutlaka yeneceğiz, bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Bu iktidar daha geçtiğimiz günlerde Umut Kitapevi davasının cezasızlıkla sonuçlanmasını sağlamıştır. Bu iktidar JİTEM davalarında cezasızlığın sağlanmasını sağlamıştır. Ayrıca yeni katliam planları yapanların yararlanabileceği her türlü siyasi zemini yürütmektedir. Bunun temelinde gitme kaybetme korkusu yatıyor. Kaybedeceğini gördükçe korkusu artıyor. İktidara kaybettirecek asıl gücün HDP ve HDP ile birlikte hareket ettiği geniş demokrasi ittifakı olduğunu da biliyor. Bu iktidar kaybetme korkusu ile her türlü kaos planına zemin hazırlayacak oyunlara da girişecektir. Bunu da biliyoruz. Deniz Poyraz yoldaşımız katlettiğinde bunu söylemiştik. O zaman ortaya konan dayanışma bu planların durmasını sağlamıştı. Şimdi yeni bir denemeye girişmeye çalışıyorlar.

“Korku bizim semtimize uğramaz”

Hiçbir provokasyon ve kaos planı HDP’nin demokratik siyasetteki ısrarını bozamayacaktır. HDP’nin demokrasi ittifakını en geniş şekilde oluşturma çabalarını engelleyemeyecektir. HDP’nin bu ülkeye her kesimi kapsayan adil büyük barışı mücadelesine engel olmayacaktır. Bunu bir kez daha bu çirkin ve kirli saldırı dolayısıyla bütün halkımıza haykırmak istiyoruz. En ufak bir karamsarlığın ve korkuya, kaygıya, umutsuzluğa asla yer yoktur. Korku asıl iktidar sarmıştır, korku bizim semtimize uğramaz. Biz cesaretle mücadelemize, umut için çabamızı halkımızın geleceği için bu ülkede barış demokrasi ve adalet için yürüyüşümüzü sürdüreceğiz. Sözümüzdür, yarın da Deniz Poyraz davasının ilk duruşması yapılacaktır. Orada da hep birlikte en geniş dayanışmayı, en geniş katılımı göreceğiz. İşte bu kirli oyunları bu planları durduracak asıl büyük güç bu dayanışmadır. Demokrasi güçlerinin bütün çevrelerle birlikte bu dayanışmayı ve ortak mücadeleyi büyütmesidir. Bunu da yapacağız, sözümüz olsun. Tekrar hepimize geçmiş olsun. yolumuz açık olsun.”

Paylaşın

Reuters: Türkiye’de Aralık Ayı Enflasyonu Yüzde 30.6 Olacak

Reuters haber ajansının yaptığı bir ankete göre, Türkiye’nin aralık ayında yıllık enflasyon oranı yüzde 30,6’ya ulaşarak 2003’ten bu yana ilk kez yüzde 30 seviyesini aşacak.

Ankete katılan 13 ekonomistin yaptığı tahminlerin ortalaması yüzde 30,6 çıktı. Ekonomistlerin tahmini yüzde 26.4 ile 37.3 arasında değişti.

Son aylarda yüzde 20 civarında seyreden enflasyon, Merkez Bankası’nın eylül ayından bu yana politika faizinde yaptığı 500 baz puanlık indirim sonrası lirada yaşanan rekor düşüşle birlikte yukarı yönlü hareketlendi.

Fiyatların ‘geçici faktörlerin’ etkisiyle yükseldiğini açıklayan Merkez Bankası, kısa vadede enflasyonun dalgalı bir seyir izleyeceği tahmininde bulunmuştu.

20 Aralık’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın lira mevduatlarını kur oynaklığına karşı koruma planını duyurmasıyla liradaki düşüş tersine döndü ve TL’de yaklaşık yüzde 40 civarında bir değer artışı görüldü.

Merkez Bankası’nın ekim ayı sonunda yayınladığı raporda yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 18,4 olarak gerçekleşti. Hükümet 2021 sonunda yıllık enflasyonun yüzde 16,2 olacağını tahmin etmişti.

Ekonomist Atilla Yeşilada, Youtube kanalında yaptığı değerlendirmede Türkiye’de enflasyonun önümüzdeki aylarda da yüksek seviyelerde gerçekleşeceğini söyledi.

Reuters’a konuşan dört ekonomist, Türkiye’de gelecek yıl sonu enflasyonu için yüzde 24,85 olacağı tahmininde bulundu.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 30 Binin Üzerinde

Kovid 19’da son 24 saatte 32 bin 176 yeni vaka tespit edilirken, 184 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Dikkatli olmayı, hatırlatma dozlarını bir an evvel yaptırmayı gerektiren bir dönemdeyiz. Şüpheniz olmasın. Yine başaracağız” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 368 bin 842 test yapılırken, 32 bin 176 yeni vaka tespit edildi. 184 kişi hayatını kaybederken, 23 bin 104 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Vaka sayılarını 20 bin düzeyine indirmek ciddi bir başarıydı. Omicron varyantının hızlı yayılması sebebiyle şimdi bir artış trendine girildiği görülüyor. Dikkatli olmayı, hatırlatma dozlarını bir an evvel yaptırmayı gerektiren bir dönemdeyiz. Şüpheniz olmasın. Yine başaracağız.

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı 27 Aralık Pazartesi gününe ait verilere göre, 26 bin 99 vaka tespit edilirken 157 kişi hayatını kaybetmişti. Dün, 362 bin 535 test yapılmış ve 22 bin 24 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

İstanbul’da HDP Binasına Silahlı Ve Bıçaklı Saldırı: 2 Yaralı

İstanbul’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bahçelievler İlçe Örgütü binasına saldırı düzenlendi. Silahlı ve bıçaklı olduğu belirtilen saldırgan iki kişiyi yaraladı. Saldırgan polis tarafından gözaltına alındı.

HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Ferhat Encü saldırıyı, “İstanbul Bahçelievler ilçe binamıza yönelik bir silahlı saldırı girişimi olmuş. Silahın tutukluluk yapması sonucundan büyük bir faciadan dönülmüş. Saldırgan gözaltına alınmış” sözleriyle duyurdu.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, saldırıya ilişkin, “Bize ulaşan bilgi bir saldırganın ateş etmeye çalıştığı, silahının tutukluk yaptığı, bunun üzerine bıçaklı saldırıya giriştiği, mukavemetle karşılaştığı ve 1 kişinin yaralandığı, saldırganın gözaltına alındığı yönünde. Saldırganın 1 kişi olduğunu biliyoruz” demişti.

HDP Bahçelievler İlçe Başkanı Mehmet Kuzu, olayı, “Bir şahıs geliyor, ‘Üye olacağım’ diyor. Yönetici arkadaşlar yok diyorlar. Dışarı çıkıyor, geliyor. Çay veriyorlar. O sırada genç arkadaşlardan birine bıçak çekiyor. Üzerinde iki silah var. Onları çıkarıyor. Arbede yaşanıyor. Dışarıdaki esnaf ve insanlar üzerine hücum edince yakalanıyor. Sonra gelip polis alıp götürüyor. İlçede genç arkadaş bıçaktan dolayı hafif yaralandı” sözleriyle anlattı. Kuzu, saldırganın Kocasinan Karakolu’na götürüldüğünü ve suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, kimliği belirlenemeyen saldırgan, girdiği ilçe binasında parti üyeliği hakkında sorular sordu. Daha sonra kendisine çay ikram eden Ramazan Dişarı’ı ve parti üyesi Aziz Şimşek’i hafif yaralandı.

Partililer tarafından engellenmeye çalışılan saldırgan, ilçe binası önünde bulunan bir fırına kaçtı. Saldırgan, olay yerine gelen polisler tarafından götürüldü. Saldırının ardından HDP Milletvekili Züleyha Gülüm ve partililer ilçe binasına gitti. Polisin olay yerinde inceleme yaptığı belirtildi.

karsimahalle.org’a konuşan Ramazan Dişarı şunları söyledi: “Partiden içeri girdi, üyelik istiyorum diye. Çay ikram ettik. Çayı üstüme attı. ‘Siz beni tanımıyorsunuz, ben sizi öldürmeye geldim’ dedi. İki silah ve bıçakla saldırdı. Bıçağı bana saplamaya çalıştı ama olmadı, elindeki silahları aldık. İçeride üç kişiydik. İki yaşlı arkadaşımız da vardı. Silahları elinden alınca kaçtı. Silahları polise teslim ettik. 25 yaşlarındaydı.”

HDP’nin açıklaması

HDP’nin resmi Twitter hesabından ise şu açıklama paylaşıldı: “Bahçelievler İlçe Örgütümüze yönelik gerçekleşen saldırı münferit değildir; tıpkı yarın duruşması görülecek olan Deniz Poyraz yoldaşımızın katledilişi gibi… Bu saldırılar bizleri yıldıramaz. Halklarımız partisine sahip çıkarak en güçlü cevabı veriyor, vermeye devam edecek.”

Valilik açıklaması

İstanbul Valiliği’nden yapılan açıklamada ise şu bilgiler paylaşıldı: “Bugün saat 13.30 sıralarında alınan bir ihbarda; HDP Bahçelievler ilçe binasına giden şüpheli bir şahsın, ilçe yöneticilerini tehdit ettiği ve çıkan arbede sonucu binayı kaçarak terk ettiği bildirilmiştir.

“Olay yerine sevk edilen güvenlik güçlerimizce (M.E.S) isimli şüpheli şahıs gözaltına alınmış, (2) adet kurusıkı tabanca ve (6) adet kurusıkı tabanca mermisi ele geçirilmiştir. Konuyla ilgili adli soruşturma başlatılmıştır.”

Paylaşın