Karaciğer Sirozu Yavaşlatılabilir Mi?

Karaciğer sirozu, karaciğerin kötü bir şekilde yara aldığında oluşan ciddi bir durumdur. Fibrozis olarak da adlandırılan bu yara izi zamanla birikir. Siroz ileri bir aşamaya ulaştığında ise, karaciğer artık düzgün çalışamaz.

Haber Merkezi / Sirozun özellikle ileri evrelerde tamamen tersine çevrilebilmesi mümkün olmasa da araştırmalar, hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılabileceğini ve hatta bazı durumlarda, nedenin tedavi edilmesi ve yaşam tarzında değişiklikler yapılmasıyla iyileştirilebileceğini gösteriyor.

Karaciğer sirozunun birçok nedeni vardır. Bunlara kronik hepatit B veya C enfeksiyonları, yoğun alkol kullanımı, alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD) ve otoimmün karaciğer hastalıkları dahildir.

Tüm bu vakalarda karaciğer zamanla iltihaplanır. Vücut hasarı onarmaya çalışır, ancak bu sağlıklı karaciğer hücrelerinin yerini alan yara dokusuna yol açar. Yara dokusu arttıkça karaciğerin işini yapması zorlaşır: besinleri işlemek, toksinleri temizlemek ve protein üretmek gibi.

Siroz ciddi bir hastalık olsa da, çalışmalar her zaman hızla kötüleşmediğini gösteriyor. Nature Reviews Gastroenterology & Hepatology’de yayınlanan 2020 tarihli bir araştırma, altta yatan neden iyi yönetilirse sirozun yıllarca stabil kalabileceğini açıklıyor.

Örneğin, sebep alkol ise, içkiyi tamamen bırakmak en önemli adımdır. Alkolsüz yaşam, karaciğere iyileşme şansı verir ve kanama, enfeksiyonlar ve karaciğer kanseri gibi yaşamı tehdit eden komplikasyonların riskini azaltır.

Sebep hepatit B veya C ise, antiviral tedaviler vücuttaki virüs miktarını azaltabilir ve karaciğer hasarını yavaşlatabilir veya hatta durdurabilir. Yeni hepatit C tedavileri özellikle etkilidir.

New England Journal of Medicine’deki araştırma, hepatit C için tedavi gören kişilerin yüzde 95’inden fazlasının iyileştiğini ve hatta bazılarının zamanla fibrozunun tersine döndüğünü gösterdi. Hepatit B için günlük antiviral tabletler virüsü kontrol altında tutabilir ve karaciğer hücrelerini koruyabilir.

Alkol kaynaklı olmayan yağlı karaciğer hastalığı, özellikle diyabet veya obezitesi olan kişilerde sirozun bir diğer önemli nedenidir. Bu durumda kilo kaybı büyük bir rol oynar. Vücut ağırlığının yüzde 7-10’unu kaybetmek, karaciğer yağında ve iltihabında büyük bir azalma ile ilişkilendirilmiştir.

JAMA’da 2021 yılında yapılan bir araştırma, yağlı karaciğer hastalığı olan ve egzersiz yapıp diyetlerini iyileştiren kişilerde, hiçbir değişiklik yapmayanlara kıyasla hastalığın daha yavaş ilerlediğini ortaya koydu.

Yüksek tansiyon, diyabet ve yüksek kolesterol, kontrol altına alınmadığı takdirde karaciğer hasarını hızlandırabilir. Sirozlu kişiler ayrıca ibuprofen veya yüksek dozda asetaminofen (parasetamol) gibi karaciğeri strese sokabilecek ilaçlardan da kaçınmalıdır.

Düzenli ve sağlıklı beslenme

Karaciğer dostu bir beslenme yardımcı olur. Buna bol miktarda sebze, meyve, tam tahıllar ve yağsız proteinler dahildir. Tuz, özellikle sirozda yaygın olan karında sıvı birikmesi (assit) gelişen kişilerde sınırlandırılmalıdır. Yeterli su içmek ve çiğ deniz ürünlerinden (özellikle istiridyelerden) kaçınmak enfeksiyon riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

Sirozlu kişiler hepatit A ve B’ye karşı aşılanmalıdır, çünkü bu enfeksiyonlar zayıf karaciğeri olan kişilerde ciddi hastalıklara neden olabilir. Komplikasyonları önlemek için yıllık grip aşıları ve zatürre aşıları da önerilir.

Doktorlar karaciğer fonksiyonunu kontrol etmek ve karaciğer kanseri veya iç kanamanın erken belirtilerini aramak için kan testleri, görüntüleme veya endoskopi önerebilir. Sorunları erken yakalamak daha iyi tedavi ve sonuçlara yol açabilir.

Paylaşın

Özgür Özel Neden İktidarın Hedefinde?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in iktidarın hedefinde olmasının temel nedenlerini, Özel’in sert muhalefet tarzı, iktidarı rahatsız eden açıklamaları ve CHP’nin son dönemde artan siyasi etkisiyle açıklayabiliriz.

Haber Merkezi / Özgür Özel, 2023’te CHP genel başkanı olduktan sonra, özellikle 2024 yerel seçimlerinde partisinin elde ettiği başarıyla (AK Parti’yi geride bırakarak birinci parti olması) muhalefet tonunu sertleştirdi.

Örneğin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun 2025’te gözaltına alınması ve tutuklanması sürecinde, Özel bu durumu “sivil darbe” olarak nitelendirerek Erdoğan’a “cunta başkanı” dedi ve ekonomik boykot çağrısı yaptı.

İktidara meydan okuması

Özel, bir çok açıklamasında, geleneksel salon siyasetinden çıkarak sokaklara ve meydanlara yönelinmesi gerektiğini vurguladı. İmamoğlu’nun gözaltına alınması sonrası Saraçhane’de düzenlenen protestolarda “Bundan sonra kimse CHP’den salonlarda siyaset beklemesin, sokaklardayız” diyerek iktidara meydan okudu. Bu, iktidarın Özel’i “toplumsal huzursuzluk yaratmaya çalışmakla” suçlamasına yol açtı.

CHP’li belediye başkanlarına yönelik soruşturmalar ve kayyum atamalarını (örneğin, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması) sert bir dille eleştiren Özgür Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e yönelik “Akın, sert kayaya çarptın!” gibi ifadeleri, hakkında soruşturma başlatılmasına neden oldu.

CHP Lideri Özel, 2024 yerel seçimleri sonrası iktidarla “yumuşama” ya da “normalleşme” politikası izlemeye çalışsa da, CHP’li belediye başkanlarına yönelik soruşturmalar ve İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla bu politikasından vazgeçti. Erdoğan, bir çok açıklamasında, Özel’in tekrar “yumuşama” ya da “normalleşme” dönemine dönmesi çağrısında bulundu.

Özel’in halkı mobilize etme gücü

Özgür Özel’in, iktidara yakın şirketlere ve markalara yönelik ekonomik boykot çağrıları, iktidar çevrelerinde büyük rahatsızlık yarattı. Bu çağrılar, Özel’in halkı mobilize etme gücünü göstermesi açısından iktidar için tam bir tehdit olarak algılandı.

Yüksek enflasyon, işsizlik gibi ekonomik sorunlar ve iktidarın tartışmalı politikaları (kayyum atamaları, yargı süreçleri), Özgür Özel liderliğindeki CHP’nin “halkçı” söylemlerini güçlendirirken, Özel’de, iktidar açısından bir tehdit olarak algılanıyor.

Öte yandan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile ilgili seçim anketleri, özellikle 2025 Haziran ayı verilerine dayanarak, partinin oy oranlarında dikkat çekici bir yükseliş gösterdiğini ortaya koyuyor. CHP’nin güçlü bir muhalefet momentumu yakaladığını ve iktidarın yıpranmasından faydalandığını işaret ediyor.

Paylaşın

Artan Maliyetler Turizm Sektörünü Zorluyor!

Maliyet artışlarının ve jeopolitik risklerin turizm sektörde ciddi bir kırılmaya yol açtığı belirtiliyor. Türkiye’nin turizmde “alternatifsiz ülke” imajının zedelendiği, 2026’nın dahi kaybedilebileceği uyarıları yapılıyor.

Türkiye’de yaz turizmi sezonu beklenen canlılığı yakalayamadı. Geçtiğimiz kış aylarında yaşanan durgunluk yaz dönemine de yansırken, otellerdeki doluluk oranları ve konaklama sürelerinde dikkat çekici düşüşler yaşanıyor. Turizm profesyonelleri, ülkedeki maliyet artışları ve jeopolitik risklerin sektörde ciddi bir kırılmaya yol açtığını belirtiyor. Türkiye’nin turizmde “alternatifsiz ülke” imajının zedelendiği, 2026’nın dahi kaybedilebileceği uyarıları yapılıyor.

Ekonomim’in haberine göre, Türkiye genelinde otellerin doluluk oranlarında yaklaşık yüzde 5’lik gerileme yaşanırken, konaklama süreleri de ortalama yüzde 10 azaldı. Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, sadece Antalya özelinde konaklama süresinin 8 güne düştüğünü belirtti. Temmuz ve ağustos ayları için 2 milyon turist hedeflendiğini dile getiren Kavaloğlu, bu rakamın altına düşmemek için yoğun çaba harcadıklarını söyledi.

Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD) Başkanı Burhan Sili’ye göre, sektördeki sorunlar çok boyutlu. Savaşlar nedeniyle uçuş kapasitesinde azalma olduğunu, kaynak pazarlardan gelen talebin fiyatlara duyarlı hale geldiğini ifade eden Sili, “Küçük ve orta ölçekli işletmeler bu yılı zarar etmeden tamamlamaya çalışıyor ancak gelecek yıl için risk büyüyor” dedi. Sili ayrıca personel maliyetlerinin yüzde 50’yi aştığını da vurguladı.

İstanbul’da turizmin kalbi sayılan tarihi yarımadada da endişe hâkim. Armada Otelcilik Yönetim Kurulu Başkanı Kasım Zoto, temmuz ve ağustos aylarına dair rezervasyonların zayıf olduğunu belirtti. Siyasi ve jeopolitik gelişmelerin Batı’dan gelen turistleri de tedirgin ettiğini söyleyen Zoto, iptallerin arttığını dile getirdi.

“Türkiye’nin tanıtım stratejilerini gözden geçirmesi gerekiyor”

Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, Türkiye’nin turizmde ciddi bir algı problemi yaşadığını ve dışarıdan giderek daha pahalı bir destinasyon olarak görüldüğünü belirtti. Döviz kurundaki oynaklık ve enflasyonist ortamın maliyetleri artırdığını ifade eden Saatçioğlu, Türkiye’nin tanıtım stratejilerini gözden geçirmesi gerektiğini söyledi.

TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Kuk, Türkiye’nin turizmde artık rakiplerine göre daha az tercih edilir hale geldiğini, fiyatların yerli ve yabancı turistin bütçesini aştığını söyledi. “Yurt dışında kahve 1,5 euro iken Türkiye’de 4 euro’ya çıkmış durumda. Turist bunu sorguluyor” diyen Kuk, sadece otel fiyatlarının değil, restoran ve eğlence sektöründeki fiyatların da Türkiye’nin turizm imajını olumsuz etkilediğini kaydetti. Kuk, Türkiye’nin 40 yıllık turizm stratejisinin artık işlemediğini ve rekabet gücünü yitirmemek için köklü bir dönüşüm gerektiğini vurguladı.

Paylaşın

Gen Tedavisi Genetik Sağırlığı İyileştirebilir Mi?

“Gen tedavisi genetik sağırlığı iyileştirebilir mi?” sorusunun cevabı evettir. Gen tedavisi genetik sağırlığı iyileştirebilir, ancak bu durum sağırlığa neden olan genetik mutasyonun türüne ve tedavinin uygulanma şekline bağlıdır.

Haber Merkezi / Genetik sağırlık, genellikle iç kulaktaki saç hücrelerinin veya işitme sinirlerinin işlevini etkileyen gen mutasyonlarından kaynaklanır. Gen tedavisi, bu mutasyonları düzeltmek veya eksik proteinleri yerine koymak için tasarlanmıştır.

Mevcut durum ve gelişmeler:

Hedeflenen genler: Genetik sağırlık, OTOF, GJB2 (connexin 26) gibi belirli genlerdeki mutasyonlarla ilişkilidir. Örneğin, OTOF genindeki mutasyonlar, işitme kaybına neden olan protein eksikliklerine yol açar. Gen tedavisi, bu genlerin sağlıklı kopyalarını iç kulağa teslim ederek işitme fonksiyonunu geri kazanmayı hedefler.

Uygulama yöntemi: Gen tedavisi genellikle adenovirüs veya adeno-ilişkili virüs (AAV) gibi vektörler kullanılarak yapılır. Bu vektörler, sağlıklı genleri iç kulaktaki hedef hücrelere taşır. Cochlear implantlarla birlikte veya tek başına uygulanabilir.

Klinik çalışmalar: 2023 ve 2024’te yapılan bazı klinik deneyler, özellikle OTOF mutasyonuna bağlı sağırlıkta umut verici sonuçlar gösterdi. Örneğin, Çin ve ABD’deki çalışmalarda, gen tedavisi uygulanan bazı çocuklarda işitme yeteneğinde önemli iyileşmeler gözlendi.

GJB2 mutasyonları için de çalışmalar devam ediyor, ancak bu genin tedavisi daha karmaşık olabilir, çünkü connexin 26 proteini hücreler arası iletişimi etkiler ve tedavinin zamanlaması kritik önemdedir. 2024’te, OTOF gen tedavisi uygulanan birkaç çocuk, işitme cihazı olmadan konuşma algılama yeteneği kazandı. Bu, özellikle erken yaşta (bebeklik veya erken çocukluk) uygulandığında tedavinin daha etkili olduğunu gösteriyor.

Sınırlamalar:

Gen spesifikliği: Her genetik sağırlık vakası farklıdır ve tüm mutasyonlar için gen tedavisi henüz geliştirilmemiştir.

Erken müdahale: Tedavi, saç hücreleri veya sinirler tamamen kaybolmadan önce uygulanmalıdır, aksi takdirde etkinlik sınırlı olabilir.

Erişim ve maliyet: Gen tedavisi şu anda deneysel ve pahalı bir yöntemdir. Yaygın kullanımı için daha fazla araştırma ve altyapı gereklidir.

Uzun vadeli etkiler: Tedavinin uzun vadeli güvenliği ve etkinliği hakkında daha fazla veri toplanması gerekiyor.

Gelecek beklentileri

Gen tedavisi teknolojisi hızla ilerliyor ve CRISPR gibi gen düzenleme araçları, genetik sağırlık tedavisinde devrim yaratabilir. Özellikle erken teşhis ve tedavi ile, genetik sağırlığı olan bireylerde işitme kaybının tamamen veya kısmen düzeltilmesi mümkün olabilir.

Ancak, her hasta için kişiselleştirilmiş bir yaklaşım gereklidir, çünkü genetik sağırlığın altında yatan nedenler oldukça çeşitlidir.

Paylaşın

Tunç Soyer: İmamoğlu’na Yapılan Bana Da Yapılmak İsteniyor

Gözaltına alınan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Dün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’na yapılan bugün bana ve arkadaşlarıma yapılmak isteniyor” dedi.

Haber Merkezi / İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik açılan soruşturma kapsamında 1 Temmuz’da sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyonla gözaltına alınan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, sosyal medya hesabından bir mesaj paylaştı.

Tunç Soyer mesajında şu ifadelere yer verdi: “Değerli İzmirliler, sevgili yol arkadaşlarım; Göreve geldiğimde İzmir’in en büyük sorunu olarak gördüğümüz kentsel dönüşüm projeleri ekonomik nedenlerle durmak üzereydi. Müteahhitler ihalelere girmiyor, dosya alanlar teklif vermiyordu. Biz İzmirlileri modern, sağlam konutlara kavuşturmak için çaba harcarken bu zor şartlarda Uzundere’de 817, Örnekköy’de 333 bağımsız birimi hak sahiplerine teslim ettik.

Uzlaşı ile yerinde dönüşüm ilkemizle hareket ederken İzmir depremini yaşadık. Biranda ortaya çıkan konut talebi, sorunu daha da can yakıcı hale getirdi. Bu sorunu aşmak için yerinde dönüşüm, yüzde yüz uzlaşı şartı, İzmir Büyükşehir Belediyesi garantörlüğü, İzbeton şirketimiz aracılığıyla Türkiye’ye örnek olacak Halk Konut sistemini oluşturduk. Bu proje ile depremde evleri yıkılan vatandaşlarımıza apartman ve site bazında kooperatifler kurdurup kendi evlerinin müteahhiti olmalarını sağladık.

Nitekim Bayraklı’da çok sayıda hemşehrimiz bu evlerde güvenle oturuyor. Müteahhitlerin teklif dahi vermediği kentsel dönüşüm alanlarında ise başka bir yöntem uyguladık. Burada da konut sahibi olmak isteyenler kooperatif kurarak inşaatları üstlendi. Kooperatif üyelerinin bir daireyi kendilerine, bir daireyi de gecekondu sahiplerine yaptığı bu sistem büyük ilgi gördü ve kentsel dönüşüme büyük hız kazandırdı.

Ancak kent deyince beton, bina deyince gökdelen, inşaat deyince rant anlayanları Halk Konut sistemi çok rahatsız etti.

Özünde, İzmir’i depreme dirençli hale getirmek, doğamızla uyumlu bir yaşam inşaa ederken, kentsel dönüşümün rantını halkımız arasında paylaştırmayı hedefleyen Halk Konut’u büyümeden boğmak için elleriden geleni yaptılar.
Sosyal ve ekonomik gereksinimleri gözeten, yeşil alanları geniş, dayanışma ve komşuluk ilişkilerini güçlendiren Halk Konut, genelde ve yereldeki iktidar temsilcilerinin hedefi oldu.

Sosyal demokrasinin en iyi örneklerinden biri olacak projenin Türkiye’ye yayılmasından korktukları için şikayet üzerine şikayette bulundular. Yetmedi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı siyasi baskılarla devreye sokup inşaatları durdurdular. Bu nedenle hem aidat ödeyerek konut sahibi olmak isteyenleri, hem gecekondusu yerine çağdaş bir yaşama kavuşmayı hayal edenleri mağdur ettiler.

Emin olun bu mağduriyette sistemden kaynaklanan hiçbir sıkıntı yoktur. Sistem son derece sağlam ve tüm ayrıntıları iyi düşünülmüş, tasarlanmış ve hukuka uygun bir model haline getirilmiştir. Yeniden aday gösterilmemem nedeniyle de proje ne yazık ki birçok projemiz gibi takipsiz, hatta sahipsiz kaldı.

“Beşli çetelere, inşaat baronlarına teslim olmadım”

Ben beşli çetelere, inşaat baronlarına teslim olmadım. Ben ne yaptıysam halkım için, partimin ilkeleri doğrultusunda sosyal demokrat halkçı politikalara uygun olarak yaptım. Bu model kentsel dönüşümde müteahhit karını, rantı ortadan kaldırdı ve dünyanın bir çok yerinde örnek olarak gösterildi.

Görev süremde akıl almaz saldırılara, iftiralara maruz kaldım, yılmadım, yıkılmadım, geri adım atmadım. Tekrar ediyorum, Halk Konut bir rant değil halk projesidir. O nedenle ‘ekonomik demokrasinin’ uygulama örneklerinden biridir. Kimsenin cebine bir kuruşun girmediği şeffaf bir sistemdir. Dün yılmadım bugün de yılmam. Beşli çetelere, rant peşinde koşan muktedirlerin genel ve yerel uzantılarına dün eyvallah etmedim bugün de etmem.

Dün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’na yapılan bugün bana ve arkadaşlarıma yapılmak isteniyor. Mesajları, iyi dilekleri ile yanımızda olan tüm kardeşlerime, İzmir’e gelerek güçlü desteğini gösteren Genel Başkanımız Sn. Özgür Özel’e, parti yöneticileri ve milletvekillerimize teşekkür ediyorum. Bu da geçer…”

Paylaşın

Hangi İlaçlar Bunamayı Yavaşlatmaya Yardımcı Olur?

Demans (bunama), hafızayı, düşünmeyi ve günlük aktiviteleri yavaşça etkileyen bir durumdur. En yaygın türü Alzheimer hastalığıdır, ancak vasküler demans ve Lewy cisimcikli demans gibi başka formları da vardır.

Haber Merkezi / Demans’ın şu anda bir tedavisi olmasa da bazı ilaçlar semptomları yavaşlatmaya ve bir süreliğine yaşam kalitesini iyileştirmeye yardımcı olur. Peki hangi ilaçlar gerçekten işe yarıyor ve ne kadar yardımcı oluyor?

En sık kullanılan ilaç gruplarından biri kolinesteraz inhibitörleri olarak adlandırılır. Bunlar arasında donepezil (marka adı Aricept), rivastigmin (Exelon) ve galantamin (Razadyne) bulunur. Bu ilaçlar, hafıza ve düşünme konusunda yardımcı olan asetilkolin adı verilen bir beyin kimyasalının seviyelerini artırarak çalışır.

Alzheimer hastalığı ve diğer bazı demans hastalarında asetilkolin seviyeleri düşer. Bu ilaçlar bu kimyasalın korunmasına yardımcı olarak, semptomları bir süreliğine iyileştirebilir veya stabilize edebilir. Araştırmalar, örneğin donepezilin birçok hastada zihinsel işlevi yaklaşık 6 ila 12 ay boyunca korumaya yardımcı olabileceğini, ancak herkesin aynı şekilde yanıt vermediğini gösterdi.

Bir diğer ilaç ise memantindir (ticari adı Namenda). Demans hastalarında çok aktif olabilen ve beyin hücrelerine zarar verebilen glutamat adı verilen bir başka beyin kimyasalının aktivitesini kontrol etmeye yardımcı olur. Memantin genellikle Alzheimer hastalığının orta ila şiddetli evrelerinde kullanılır ve tek başına veya bir kolinesteraz inhibitörüyle birlikte verilebilir. Bazı araştırmalar, memantinin donepezil ile birleştirilmesinin, demansın ileri evrelerinde her iki ilacın tek başına kullanılmasından biraz daha iyi sonuçlar verdiğini buldu.

Alzheimer’lı kişilerde plak olarak bilinen yapışkan kümeler oluşturan amiloiddir. 2021’de ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), erken Alzheimer için aducanumab (Aduhelm) adlı bir ilacı onayladı. Bu ilaç, beyinden amiloidi gidermek için geliştirildi. Bazı araştırmalar, amiloid plaklarını azalttığını gösterdi. 2023’te lecanemab (Leqembi) adlı başka bir ilaç onaylandı. Klinik çalışmalar, erken Alzheimer’lı kişilerde bilişsel gerileme oranını 18 ay boyunca yaklaşık yüzde 27 oranında yavaşlattığını gösterdi.

Bu ilaçların bunamayı durdurmuyor, semptomların kötüleşmesini bir süreliğine yavaşlatıyor. Yani hastalık ilerlemeye devam ediyor. Ancak, mütevazı bir yavaşlama bile anlamlı bir fark oluşturabilir; hastalara bağımsız kalmaları ve yaşam kalitelerini korumaları için daha fazla zaman verebilir.

Paylaşın

Zam Furyası Başladı: Akaryakıt, Sigara Ve Alkol

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon açıklaması sonrası akaryakıt, alkol ve sigara ürünlerinin Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) maktu tutarlarına yaklaşık yüzde 15,71 oranında otomatik zam geldi.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, erteleme yetkisini kullanmaması halinde, akaryakıt, alkol ve sigara ürünlerine otomatik zam bu gece yürürlüğe girecek.

Enflasyon, ENAG’a göre yüzde 68,68, TÜİK’e göre yüzde 35,05

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayı enflasyon verilerini açıkladı. Verilere göre haziran ayında yıllık enflasyon yüzde 35,05, aylık enflasyon yüzde 1,37 olarak hesaplandı. Bağımsız akademisyenlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise aylık enflasyonu yüzde 3,05, yıllık enflasyonu yüzde 68,68 olarak hesaplamıştı.

AA Finans enflasyon beklenti anketine göre ekonomistler, haziran ayında tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) yüzde 1,53 artacağını tahmin ediyordu. 24 ekonomistin katılımıyla sonuçlanan ankette haziran ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına göre (yüzde 1,53), bir önceki ay yüzde 35,41 olan yıllık enflasyonun yüzde 35,26’ya ineceği öngörülmüştü.

TÜİK verilerinin yayımlanmasıyla birlikte milyonlarca memur ve memur emeklisi enflasyonun altında zamma mahkum edildi. Enflasyon farkı dahil zam oranı yüzde 15,57 olarak gerçekleşti. Buna göre 4,5 milyon memur ile 3,5 milyon memur emeklisi enflasyon altında zam alacak. Kök emekli aylığı 14 bin 469 TL’ye ulaşamayan kişilerse hiç zam almamış olacak.

TÜİK, mayıs enflasyonunu aylık yüzde 1,53, yıllıksa yüzde 35,41 olarak açıklamıştı.

Paylaşın

Üretici Enflasyonu Yüzde 24,45’e Geriledi

Yurt içi üretici enflasyonu, haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 2,46, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,71, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 28,34 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) Kasım 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Yurt içi üretici enflasyonu, haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 2,46, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,71, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 28,34 arttı.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 25,66, imalatta yüzde 23,79, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 28,25 ve su temininde yüzde 61,04 arttı.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 21,77, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 29,92, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 26,45, enerjide yüzde 24,15 artış ve sermaye mallarında yüzde 27,40 arttı.

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 0,71, imalatta yüzde 1,84, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 9,94 ve su temininde yüzde 6,50 arttı.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 1,77, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 2,12, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,12, enerjide yüzde 8,42 artış ve sermaye mallarında yüzde 2,26 arttı.

Paylaşın

Tütün, Alkol Ve Şekerli İçeceklere Yüzde 50 Zam Çağrısı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), kronik hastalıkları azaltmak için 2035 yılına kadar şekerli içecekler, tütün ve alkole yüzde 50 oranında vergi artışı çağrısında bulundu.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, konferansta yaptığı konuşmada, bu vergilerin hükümetlerin “yeni gerçekliğe uyum sağlamasına” ve elde edilen gelirle sağlık sistemlerini güçlendirmelerine yardımcı olabileceğini söyledi.

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), gelecek 10 yıl içinde şekerli içecekler, alkol ve tütün ürünlerinin fiyatlarının vergilendirme yoluyla yüzde 50 oranında artırılması için ülkelere çağrıda bulundu.

Söz konusu adım, DSÖ’nün kronik halk sağlığı sorunlarıyla mücadele etmek ve hükümetlerin sağlık bütçelerini güçlendirmek amacıyla uygulanan “günah vergilerine” şimdiye kadar verdiği en güçlü destek olma özelliğini taşıyor.

Uzun süredir tütün ürünlerine yönelik vergileri ve fiyat artışlarını destekleyen DSÖ, son yıllarda ise alkol ve şekerli içecekler konusunda da benzer çağrılarda bulunuyordu. Ancak kuruluş, üç ürün için birden fiyat artış hedefini ilk kez önerdi.

DSÖ, söz konusu adımın, diyabet ve bazı kanser türleri gibi hastalıklara neden olan ürünlerin tüketimini azaltmanın yanı sıra gelişmekte olan ülkelerde azalan kalkınma yardımları ile artan kamu borçları karşısında sağlık bütçelerini güçlendirmeye yardımcı olacağını belirtti.

DSÖ’nün Sağlığı Geliştirme ve Hastalıkların Önlenmesinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Jeremy Farrar, “Sağlık vergileri elimizdeki en etkili araçlardan biri. Artık harekete geçme zamanı” diye konuştu.

Kuruluşun “35’e kadar 3” sloganını yakıştırdığı girişim, 2035 yılına kadar 3 üründe fiyat artışlarını öngörüyor. Söz konusu girişim, İspanya’nın Sevilla kentinde düzenlenen BM Kalkınma için Finansman Konferansı’nda başlatıldı. Kolombiya ve Güney Afrika gibi ülkelerdeki sağlık vergileri örneklerine atıfta bulunan DSÖ, bu vergi girişiminin 2035’e kadar 1 trilyon dolar gelir sağlayabileceği görüşünde.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, konferansta yaptığı konuşmada, bu vergilerin hükümetlerin “yeni gerçekliğe uyum sağlamasına” ve elde edilen gelirle sağlık sistemlerini güçlendirmelerine yardımcı olabileceğini söyledi.

DSÖ’de ekonomist olarak görev yapan Guillermo Sandoval, orta gelirli bir ülkede hükümetin vergileri artırarak bir ürünün fiyatını 2035’e kadar 4 dolardan 10 dolara çıkarabileceğini söyledi. DSÖ’nün önümüzdeki aylarda ultra işlenmiş gıdaların tanımını netleştirdikten sonra bu ürünlere yönelik daha kapsamlı vergilendirme önerilerini de değerlendireceklerini kaydeden Sandoval, bu konuda ilgili sektörlerden ciddi bir direnç beklediklerini de sözlerine ekledi.

DSÖ yetkilileri ayrıca, 2012 ila 2022 yılları arasında 140’a yakın ülkede tütün fiyatlarının ortalama yüzde 50’den fazla arttığını belirtti.

DSÖ’nün söz konusu girişimi, Dünya Bankası ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından da destekleniyor. Program, bu alanda adım atmak isteyen ülkelere destek sağlamayı amaçlıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

KİT’lerin Toplam Borcu 1 Trilyon Lirayı Aştı

Aralarında ÇAYKUR, BOTAŞ, EÜAŞ ve TMO gibi kuruluşların yer aldığı Kamu İktisadi Teşebbüslerinin (KİT) borçları ilk çeyrekte 1 trilyon 85,8 milyar lira olarak hesaplandı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya‘nın aktardığı KİT’lere ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın raporuna göre, 2024 yılının son çeyreğinde 932 milyar 675 milyon lira olan borçları, yılın ilk çeyreğinde 1 trilyon 85,8 milyar lira olarak hesaplandı.

Özellikle 2020 sonrasında hızla artan borçlanma, sistematik kamu zararı yarattı. 2020’de 124,8 milyar lira olan borç, yaklaşık 9 kat artışla bugünkü seviyeye ulaştı. Kuruluşların 844,8 milyar liralık iç borçlarının 338,8 milyar lirasını resmi dairelere olan, 268,9 milyar lirasını ticari bankalara, 69,7 milyar lirasını ise kamu işletmelerine olan borçlar oluşturdu.

KİT’lerin 2020’de 32 milyar 657 milyon lira olan dış borçları ise 241 milyar 85,6 milyon liraya çıktı. Bu dış borçların 125 milyar 926,8 milyon lirası Hazine garantili borçlardan kaynaklandı.

Bakanlığın raporu, enflasyonu gölgeleme görevlerinden kaynaklanan görev zararının faturasını da  ortaya koydu. Görev zararı ilk çeyrekte 402 milyar 305,1 milyon liraya ulaştı. İlk çeyrekte TMO 318,8 milyon lira, TKİ 203,3 milyon lira, EÜAŞ ise 52,7 milyar liralık görev zararı tahakkuk etti.

İktidarın politikalarıyla mali dengeleri bozulan kuruluşlar arasında bir sonraki döneme devreden en büyük görevlendirme gideri, 345,6 milyar lira ile BOTAŞ’ın oldu.

Paylaşın