Parmenides Kimdir? Teorik Çalışmaları

Güney İtalya’daki Elea (bugünkü Velia) kentinde dünyaya gelen Parmenides, MÖ 5. yüzyılda yaşamıştır ve Elea Okulu’nun kurucusudur. Parmenides, Platon ve Aristoteles üzerinde derin etkiler bırakmıştır.

Haber Merkezi / Parmenides, varlığın doğasını sorgulayan ilk filozoflardan biri olarak kabul edilir ve “varlık” üzerine sistematik bir düşünce geliştirmiştir.

Parmenides’in teorik çalışmaları

Parmenides’in felsefesi, onun “Hakikat Üzerine” (Peri Physeos) adlı şiirinde yer alan fikirlerine dayanmaktadır. Bu şiir, “Hakikat Yolu” ve “Görüş Yolu” olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır.

Varlık ve Yokluk:

Parmenides’in felsefesinin temel tezi, “Var olan vardır, var olmayan var olamaz” ifadesidir. Ona göre:

Varlık (Being): Gerçek olan tektir, değişmez, bölünmez, hareket etmez ve ebedidir. Varlık, tamamlanmış, homojen ve sabit bir bütündür.

Yokluk (Non-Being): Yokluk diye bir şey mümkün değildir, çünkü “yok olan” düşünülemez ve ifade edilemez. Bu nedenle, değişim, hareket ya da yok olma gibi kavramlar gerçek değildir, çünkü bunlar yokluğu ima eder.

Hakikat Yolu (Aletheia):

Parmenides, akıl yoluyla ulaşılan gerçeğin (hakikatin) yalnızca varlığın sabitliğini ve birliğini içerdiğini savunmaktadır:

Gerçeklik değişmez ve birdir; çokluk, hareket ve değişim bir yanılsamadır.
Duyu organlarıyla algılanan dünya (değişim, hareket, çokluk) yanıltıcıdır ve gerçek değildir.
Akıl, varlığın değişmez doğasını kavrayabilir; bu nedenle felsefe, duyulara değil akla dayanmalıdır.

Görüş Yolu (Doxa)

Parmenides, insanların günlük hayatta algıladığı dünyanın (değişim, hareket, çokluk) yalnızca bir yanılsama olduğunu belirtmektedir.

Görüş Yolu, insanların duyulara dayalı yanlış inançlarını temsil eder. Bu bölümde, Parmenides evrenin nasıl göründüğünü (örneğin, gök cisimleri, doğa olayları) açıklamaya çalışır, ancak bunun gerçek olmadığını vurgulamaktadır.

Mantıksal Yöntem

Parmenides, felsefede mantıksal akıl yürütmeyi sistematik bir şekilde kullanan ilk filozoflardan biridir. “Varlık vardır, yokluk yoktur” argümanı, çelişmezlik ilkesine dayanır ve modern mantığın temellerini atmıştır.

Evren ve Kozmoloji

Görüş Yolu’nda, Parmenides evreni açıklamak için bir kozmoloji sunmaktadır. Buna göre, dünya ışık ve karanlık (veya ateş ve gece) gibi zıtlıkların birleşiminden oluşmaktadır. Ancak bu açıklamalar, hakikat değil, yalnızca insanların algıladığı dünyayı tanımlamak içindir.

Parmenides’in önemi

Metafiziğin Temelleri: Parmenides, varlığın doğasını sorgulayarak metafiziğin temel sorularını ortaya koymuş ve ontolojinin (varlık felsefesi) kurucusu olarak kabul edilmiştir.

Diyalektik Etki: Parmenides’in fikirleri, Zenon’un paradokslarıyla desteklenmiş ve Platon’un diyaloglarında (özellikle Parmenides diyaloğu) derinlemesine tartışılmıştır.

Duyulara Karşı Akıl: Parmenides’in duyuların yanıltıcı olduğunu, gerçeğe yalnızca akılla ulaşılabileceğini savunması, felsefede rasyonalizmin önünü açmıştır.

Batı Felsefesine Etkisi: Parmenides’in varlığın birliği ve değişmezliği fikri, Herakleitos’un değişim felsefesiyle zıtlık oluşturmuş ve bu zıtlık, Batı felsefesinin gelişiminde önemli bir diyalektik tartışma yaratmıştır.

Parmenides’in eserlerinden yalnızca parçalar günümüze ulaşmıştır, ancak bu parçalar onun felsefi derinliğini ve etkisini anlamak için yeterlidir.

Parmenides’in düşünceleri, varlığın doğası üzerine düşünen tüm sonraki filozoflar için bir dönüm noktası olmuştur.

Paylaşın

Erişim Yönetimi Nedir Ve Neden Önemlidir?

Erişim Yönetimi, Bilgi Teknolojileri (BT) alanında temel bir unsur olup, öncelikli olarak bir sistem veya ağ içindeki doğru kişilerin uygun kaynaklara erişimini sağlamaya odaklanır.

Haber Merkezi / Erişim Yönetiminin temel amacı, bir kuruluşun hassas verilerini ve kaynaklarını yetkisiz erişimden, siber tehditlerden ve dolandırıcılık faaliyetlerinden korumak için sistematik bir yaklaşım sunarken, aynı zamanda yetkili kullanıcılara erişim hakları verme ve yönetme sürecini de kolaylaştırmaktır.

Erişim Yönetimi’nin etkili bir şekilde uygulanması, daha iyi organizasyona, artırılmış güvenliğe ve daha yüksek üretkenlik sağlayan ve kuruluşun genel siber güvenlik duruşunu güçlendiren kontrollü erişime katkıda bulunur. Erişim Yönetimi’nin arkasındaki teknoloji, esas olarak kullanıcı erişiminin kimlik doğrulama ve yetkilendirme yönlerini ele alır, talep eden kullanıcının gerçek olup olmadığını titizlikle doğrular ve o kullanıcıya atanan ayrıcalıklara göre seçici bir şekilde erişim sağlar.

Bu teknoloji, son kullanıcılar için kesintisiz ve güvenli bir erişim deneyimi sağlamak üzere el ele çalışan Tek Oturum Açma (SSO), Çok Faktörlü Kimlik Doğrulama (MFA) ve merkezi Kimlik ve Erişim Yönetimi (IAM) platformları gibi çözümleri bünyesinde barındırır. Teknolojiyi ve ilgili güvenlik politikalarını bir araya getiren Erişim Yönetimi, sistem yöneticilerine potansiyel riskleri azaltırken erişim haklarını etkili bir şekilde yönetme ve izleme olanağı sağlar.

Siber tehditlerin sürekli geliştiği günümüzde Erişim Yönetimi, işletmelerin dijital varlıklarını güvence altına almaları ve çalışanlarına, iş ortaklarına ve müşterilerine iyi organize edilmiş bir erişim mekanizması sağlamaları için kritik bir bileşen haline gelmiştir.

Erişim Yönetimi hakkında sıkça sorulan sorular:

Erişim Yönetimi neden önemlidir?

Erişim Yönetimi, hassas bilgilerin korunması, sektör düzenlemelerine uyumun sağlanması ve kullanıcı verimliliğinin sürdürülmesi için olmazsa olmazdır. Erişim haklarını doğru bir şekilde yöneterek, kuruluşlar gizli verilere yetkisiz erişimi önleyebilir ve veri ihlalleri veya içeriden kaynaklanan tehdit riskini en aza indirebilir.

Erişim Yönetiminin temel bileşenleri nelerdir?

Erişim Yönetimi’nin temel bileşenleri arasında kullanıcı kimlik doğrulaması, erişim kontrolü, kullanıcı sağlama, rol tabanlı erişim kontrolü (RBAC), parola yönetimi ve denetim yer alır. Bu bileşenler, kuruluşunuzun kaynaklarına erişimi yönetmenin güvenli ve verimli bir yolunu sağlamak için birlikte çalışır.

Erişim Yönetimi ile Kimlik Yönetimi arasındaki fark nedir?

Erişim Yönetimi, kaynaklara erişimi kontrol etmeye odaklanırken, Kimlik Yönetimi, kullanıcı kimliklerini yaşam döngüsü boyunca yönetmeye odaklanır. Erişim Yönetimi, erişim izinlerinin verilmesi, değiştirilmesi veya iptal edilmesiyle ilgilenirken, Kimlik Yönetimi, kullanıcı hesaplarının oluşturulması, güncellenmesi veya silinmesi ve ilişkili niteliklerin yönetilmesiyle ilgilenir.

Kuruluşlar Erişim Yönetimini nasıl uygulayabilir?

Kuruluşlar, Erişim Yönetimi’ni politikalar, süreçler ve teknolojilerin bir kombinasyonunu kullanarak uygulayabilirler. Bu, erişim kontrol çerçeveleri uygulamayı, özel bir erişim yönetimi ekibi kurmayı, erişim yönetimi yazılımları kullanmayı ve erişim izinlerini düzenli olarak gözden geçirip güncellemeyi içerebilir.

Paylaşın

Izgara Tavuklu Sezar Salatası

Sevdikleriniz için iyi bir salata tarifi mi arıyorsunuz? Izgara tavuklu sezar salatası aradığınız salata tarifi olabilir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

1,5 çay kaşığı sızma zeytinyağı
1 yemek kaşığı üzüm sirkesi
2 yemek kaşığı taze limon suyu
2 diş sarımsak, kıyılmış
3 yemek kaşığı su
Damak tadınıza göre taze çekilmiş karabiber
Ortalama 200 gr kemiksiz, derisiz tavuk göğsü
1,5 yemek kaşığı yağsız mayonez
4 su bardağı marul
1/2 su bardağı tam buğdaylı kruton
3 yemek kaşığı rendelenmiş Parmigiano – Reggiano peyniri

Hazırlanışı;

Öncelikle marine sosunu hazırlayın, küçük bir kasede zeytinyağı, üzüm sirkesi, limon suyu, sarımsak ve suyu karıştırın, damak tadınıza göre karabiber ekleyin.

Tavuğu plastik torbaya koyun ve marine sosunun yarısını içine dökün. (Kalan marine sosunu bir kenara ayırın.) Tavuğu 30 dakika buzdolabında bekletin.

Salata sosunu hazırlamak için mayonez ve kalan marine sosunu karıştırın ve iyice çırpın. Kullanana kadar buzdolabında saklayın.

Izgarayı hazırlayın ve tavuklar kızarana kadar, her tarafı yaklaşık 8 dakika pişirin. Tavuğu bir kesme tahtasına alın, üzerini örtün ve şeritler halinde kesmeden önce 5 dakika dinlendirin.

Büyük bir kasede marul, kruton ve salata sosunu karıştırın, tabaklara aktarın ve üzerine ızgara tavuk ve rendelenmiş peyniri serpin, hemen servis edin. Afiyet olsun…

Paylaşın

Anaksimenes Kimdir? Öğretileri

MÖ 6. yüzyılda yaşayan Anaksimenes (Anaximenes), Milet Okulu’nun önemli üyelerinden biridir. Anaksimenes, Thales ve Anaksimandros’un öğrencisi ya da takipçisi olarak kabul edilir.

Haber Merkezi / Anaksimenes, evrenin temel yapısını ve doğasını anlamaya çalışan ilk filozoflardan biridir.

Anaksimenes’in öğretileri

Evrenin Temel Maddesi: Hava Anaksimenes, evrendeki her şeyin temel maddesinin hava olduğunu öne sürmüştür. Ona göre hava, evrenin ana yapı taşıdır ve her şey havadan türemiştir. Hava, yoğunlaşma ve seyrelme süreçleriyle farklı maddelere dönüşür:

Yoğunlaşma: Hava sıkıştığında su, daha fazla sıkıştığında ise toprak ve taş gibi katı maddeler oluşur.
Seyrelme: Hava inceldiğinde ateş gibi daha hafif maddelere dönüşür.

Bu görüş, evrendeki çeşitliliğin tek bir kaynaktan nasıl oluştuğunu açıklamaya çalışır.

Evrenin düzeni ve süreçleri: Anaksimenes, evrenin bir düzen içinde işlediğini ve bu düzenin hava tarafından sürdürüldüğünü düşünüyordu. Hava, hem fiziksel hem de yaşamın kaynağı olarak görülüyordu.

Örneğin, insan ruhunun (psykhe) de hava olduğunu savunmuş ve havanın canlılık için gerekli olduğunu belirtmiştir.

Astronomik görüşler: Anaksimenes, gök cisimlerinin hava tarafından taşındığını ve düz bir dünya üzerinde döndüğünü düşünüyordu. Yıldızların, güneşin ve ayın ateşten oluştuğunu, ancak havanın etkisiyle göründüğünü öne sürmüştür.

Doğal fenomenlerin açıklaması: Depremler, yıldırım, gök gürültüsü gibi doğal olayları da hava hareketleriyle açıklamaya çalışmıştır.

Anaksimenes’in öğretileri, evrenin tek bir maddeden oluştuğunu savunan monist bir felsefenin parçasıdır. Onun hava teorisi, önceki filozofların (Thales’in su, Anaksimandros’un apeiron) fikirlerini daha somut bir şekilde geliştirmiştir.

Ayrıca, Anaksimenes’in evrendeki değişimlerin fiziksel süreçlerle açıklanabileceği fikri, bilimsel düşüncenin temellerini atmıştır.

Anaksimenes’in eserleri günümüze ulaşmamıştır, ancak fikirleri Aristoteles, Diogenes Laertios gibi daha sonraki düşünürlerin yazılarında aktarılmıştır.

Paylaşın

Erişim Yönetişimi Nedir? Temel Bileşenleri

Erişim Yönetişimi, bir kuruluşun bilgi sistemlerinin yönetiminde kritik bir bileşendir ve temel olarak kullanıcıların gerekli kaynaklara ve verilere doğru erişime sahip olmasını sağlamaya odaklanır.

Haber Merkezi / İki amaca hizmet eden Erişim Yönetişimi, çalışanlara uygun izinler vererek sorunsuz operasyonel akışı kolaylaştırmanın yanı sıra, kuruluşun olası ihlallere ve veri kötüye kullanımına karşı güvenlik duruşunu da güçlendirir.

Temel hedefler arasında kullanıcı erişimini kolaylaştırmak, güvenlik risklerini azaltmak, uyumluluk gerekliliklerini karşılamak ve BT sistemlerine ilişkin genel görünürlüğü artırmak yer alır. Kuruluşlar, Erişim Yönetimini çeşitli politikalar, prosedürler ve teknolojik araçlar aracılığıyla uygular.

Bunlar genellikle kullanıcı kimlik doğrulama, yetkilendirme ve denetim süreçlerini kolaylaştıran Kimlik Yönetimi, Erişim Kontrol Yönetimi ve Rol Tabanlı Erişim Kontrolü’nü (RBAC) kapsar. Sağlam Erişim Yönetimi yöntemleri, en az ayrıcalık ilkesini uygulayarak, kullanıcının rolüne ve iş sorumluluklarına göre kaynaklara erişim izni verir ve yetkisiz veri erişimi riskini azaltır.

Ayrıca, periyodik erişim inceleme ve iptalini kolaylaştırarak, izinlerin kullanıcıların değişen sorumluluklarına göre ince ayarlanıp güncellenmesini sağlar. Sonuç olarak, Erişim Yönetimi, güvenliğin sağlanmasında, erişim ve izinlerin iyi düzenlenmesinde ve kuruluşların çeşitli sektör uyumluluk ve düzenleyici standartlarını karşılayıp bunlara uymasına yardımcı olmada hayati bir rol oynar.

Erişim yönetişimi hakkında sıkça sorulan sorular:

Erişim yönetişimi neden önemlidir?

Erişim yönetişimi, kuruluşların uyumlu ve güvenli ortamlar sürdürmesi için hayati önem taşır. Kullanıcı erişiminin yeterli şekilde izlenmesini ve kontrol edilmesini sağlayarak güvenlik ihlallerini, veri sızıntılarını ve gizlilik ihlallerini önlemeye yardımcı olur. Ayrıca, yasal uyumluluk gerekliliklerinin karşılanmasına ve operasyonel verimliliğin korunmasına da yardımcı olur.

Erişim yönetişiminin temel bileşenleri nelerdir?

Erişim yönetişiminin temel bileşenleri arasında erişim talebi yönetimi, erişim sertifikasyonu, rol yönetimi, politika uygulaması, görevlerin ayrılması (SoD) analizi, raporlama ve uyumluluk izleme yer alır.

Erişim yönetişimi, kimlik ve erişim yönetiminden (IAM) nasıl farklıdır?

Erişim yönetişimi özellikle kullanıcı erişim hakları ve izinlerinin yönetimi ve kontrolüne odaklanan IAM’nin bir alt kümesidir. Diğer yandan IAM, kullanıcı kimlik doğrulaması, kullanıcı hesabı yönetimi, parola yönetimi ve daha fazlası dahil olmak üzere daha geniş bir işlevsellik yelpazesini kapsar.

Erişim yönetişimi çözümü nedir?

Erişim yönetişimi çözümü, bir kuruluş genelinde kullanıcı erişim hakları ve izinlerinin yönetimini otomatikleştiren ve kolaylaştıran bir yazılım aracı veya platformudur. Kaynaklara ve bilgilere erişimi izleyerek, değerlendirerek ve kontrol ederek kullanıcıların doğru erişim düzeylerine sahip olmasını sağlamaya yardımcı olur.

Paylaşın

Tekstil Ve Hazır Giyim Sektöründe 300 Firma Konkordato İstedi

Bu yılın ilk yedi ayında, tekstil ve hazır giyim sektöründe faaliyet gösteren yaklaşık 300 firma, mali kriz nedeniyle konkordato talebinde bulundu: “Bir firmanın konkordato ilanı, hammadde ve hizmet sağlayan yüzlerce firmayı da doğrudan etkiliyor.”

Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim sektöründe yaşanan ekonomik sıkıntılar derinleşiyor. Bu yılın ilk yedi ayında yaklaşık 300 firma, mali kriz nedeniyle konkordato talebinde bulundu.

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz, sadece iflas riski taşıyan şirketlerin değil, tedarik zincirinin tamamının bu durumdan olumsuz etkilendiğini belirtti. Öksüz, “Bir firmanın konkordato ilanı, hammadde ve hizmet sağlayan yüzlerce firmayı da doğrudan etkiliyor” dedi.

Öksüz, bankaların alacaklarını güvence altına alırken piyasanın diğer paydaşlarının yeterince korunmadığını vurgulayarak, sistemdeki dengesizliğin sektördeki sorunları büyüttüğünü söyledi. Ayrıca, finansal krizle mücadelede acil yapısal reformların şart olduğunu belirtti.

Reuters’a konuşan Öksüz, konkordato kapsamının yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade ederek, “Konkordato sadece banka ve kamu borçlarını kapsamalı; piyasaya olan borçlar bu kapsam dışında tutulmalı. Aksi halde ticaretin devamlılığı riske girer” diye ekledi. Mevcut uygulamaların piyasalarda kırılganlığa yol açtığını belirten Öksüz, bu konuda değişiklik çağrısında bulundu.

Paylaşın

Özel’den “Orman Yangınları” Tepkisi: Bu Devletsizlik Krizidir

Orman yangınlarına ilişkin açıklama yapan CHP Lideri Özgür Özel, “Milletini ve ormanlarını koruyamayan bu iktidarın yönettiği devlet, bir devletsizlik krizinin içindedir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin dört bir yanında çıkan orman yangınlarına ilişkin iktidarı hedef aldı. Özel, “Milletini ve ormanlarını koruyamayan bu iktidarın yönettiği devlet, bir devletsizlik krizinin içindedir” ifadelerini kullandı.

Yangınların sadece Türkiye’de değil, her ülkede yaşanabileceğini belirten Özel, önemli olanın önleyici tedbirler, etkili müdahale ve sonrası için iyileştirme çalışmaları olduğunu söyledi. Ancak mevcut yönetimin bu sorumlulukları yerine getiremediğini vurguladı.

Öte yandan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 26 Haziran’dan bu yana Türkiye genelinde meydana gelen orman yangınlarıyla ilgili Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından başlatılan adli soruşturmaların titizlikle sürdürüldüğünü bildirdi.

Bakan Tunç, “Şu ana kadar gözaltına alınan şüphelilerden 21’i tutuklandı, 47’si hakkında ise adli kontrol kararı verildi” dedi.

Paylaşın

Hava Kirliliği Zihinsel Geriliğe Neden Olabilir Mi?

Cambridge Üniversitesi’nden bilim insanları tarafından yapılan yeni bir araştırma, hava kirliliğine maruz kalmanın demans (bunama) geliştirme riskini önemli ölçüde artırdığını ortaya koyuyor.

Haber Merkezi / Demans, şu anda dünya çapında yaklaşık 57 milyon kişiyi etkiliyor ve 2050 yılına kadar en az 150 milyon kişiyi etkileyeceği tahmin ediliyor.

Araştırmada, en az bir yıl boyunca hava kirleticilerine maruz kalan 29 milyondan fazla katılımcının verileri temel alındı. Araştırma, üç temel hava kirleticisi olan PM2.5, azot dioksit ve is ile bunama riskinin artması arasında güçlü bir bağlantı buldu.

Araştırma, araç emisyonlarından, enerji santrallerinden ve sobalardan kaynaklanan PM2.5’in bunama riskini yüzde 17 oranında artırdığını gösterdi. Benzer şekilde, azot dioksit ve is de artan riske katkıda bulunmaktadır.

Araştırmanın sonuçları, hava kirliliğinin halk sağlığında kilit bir faktör olarak ele alınmasının önemini vurgulamaktadır.

Bunama (demans), zihinsel işlevlerin (bellek, düşünme, dil, problem çözme) ilerleyici kaybıyla karakterize bir durumdur. Genellikle yaşlılıkta görülür ve Alzheimer hastalığı gibi nedenlerden kaynaklanabilir.
Paylaşın

Erdoğan’dan “Orman Yangınları” Açıklaması: Teyakkuz Halindeyiz

Orman yangınlarına ilişkin açıklama yapan Erdoğan, “Yeşil Vatan’ımızı korumak için hâlihazırda 27 uçak, 105 helikopter, 6 bine yakın kara aracı, 25 bin kahraman orman çalışanımızla, 132 bin gönüllümüzle birlikte gece gündüz teyakkuz hâlindeyiz” dedi.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de devam eden orman yangınları hakkında sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Edoğan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye, orman yangınlarına karşı havada ve karada büyük bir mücadele yürütmektedir. Yeşil Vatan’ımızı korumak için hâlihazırda 27 uçak, 105 helikopter, 6 bine yakın kara aracı, 25 bin kahraman orman çalışanımızla, 132 bin gönüllümüzle birlikte gece gündüz teyakkuz hâlindeyiz.

Tarım ve Orman Bakanlığımız başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarımız AFAD’ın koordinasyonunda çalışmalarını aralıksız şekilde, büyük bir hassasiyetle, özveriyle ve fedakârlıkla sürdürmektedir. Yaz mevsiminin başından bu yana ülkemizde çıkan 3 bin 62 yangını tamamen söndürdük.

Yeşil Vatan’ımızın farklı bölgelerinde devam eden ve en kısa sürede hayırlı haberler almayı dilediğimiz yangın söndürme çalışmalarında yüreğini ortaya koyan, canla başla görev yapan kahramanlarımıza Allah’tan muvaffakiyetler diliyor, emekleri için her birine ayrı ayrı şükranlarımı ifade ediyorum. Yangınlarla mücadelede şehit olan tüm kardeşlerime bir kez daha Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Ruhları şad olsun.”

Öte yandan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 26 Haziran’dan bu yana Türkiye genelinde meydana gelen orman yangınlarıyla ilgili Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından başlatılan adli soruşturmaların titizlikle sürdürüldüğünü bildirdi.

Bakan Tunç, “Şu ana kadar gözaltına alınan şüphelilerden 21’i tutuklandı, 47’si hakkında ise adli kontrol kararı verildi” dedi.

Paylaşın

Kovid 19 Pandemisi Beyni Yaşlandırdı Mı? Dikkat Çeken Araştırma

Nottingham Üniversitesi’nden bilim insanları öncülüğünde yapılan yeni bir araştırmaya göre, Kovid 19 pandemisi, virüse hiç yakalanmamış olsak bile beynimizi daha hızlı yaşlandırmış olabilir.

Haber Merkezi / Nature Communications’da yayınlanan araştırmada, pandemiyi yaşamanın özellikle yaşlı yetişkinlerde, erkeklerde ve dezavantajlı geçmişe sahip kişilerde beyin sağlığını nasıl etkilediği incelendi.

Bilim insanları, pandemi başladıktan sonra taranan kişilerin, pandemiden önce taranan kişilere kıyasla daha hızlı beyin yaşlanması belirtileri gösterdiğini ortaya koydu.

Araştırmada görülen beyin değişiklikleri kalıcı olmayabilir ve zamanla tersine dönebilir.

Araştırmada, Birleşik Krallık Biyobankası projesi kapsamındaki yaklaşık bin sağlıklı yetişkinin beyin taramaları analiz edildi.

Araştırmaya öncülük eden Dr. Ali Reza Mohammadi Nejad, sonuçlara şaşırdığını belirterek, “Kovid geçirmemiş kişilerde bile beyin yaşlanmasının daha hızlı olduğu görüldü” dedi.

Dr. Ali Reza Mohammadi Nejad, “Bu, izolasyon, stres ve belirsizlik gibi genel pandemi deneyiminin zihinsel ve beyin sağlığımız üzerinde ne kadar güçlü olabileceğini gösteriyor” diye ekledi.

Araştırmanın yazarlarından Prof. Dorothee Auer, sonuçların beyin sağlığının sadece hastalıklardan kaynaklanmadığını hatırlattığını söyledi.

Prof. Dorothee Auer, “Pandemi, özellikle dezavantajlı olanların günlük yaşamlarını olumsuz etkiledi. Bu beyin değişikliklerinin geri dönüp dönmeyeceğini henüz bilmesek de, kesinlikle mümkün” ifadelerini kullandı.

Bir diğer yazar Prof. Stamatios Sotiropoulos, pandemi öncesi ve sonrasında alınan beyin taramalarına erişimin, önemli yaşam olaylarının beyni nasıl etkileyebileceğini incelemek için nadir bir fırsat sunduğunu ekledi.

Bilim insanları, araştırmanın sonuçları küresel stres karşısında zihinsel ve beyin sağlığının önemi konusunda farkındalık yaratmasını umuyor.

Paylaşın