Türkiye’de Kadınlar Erkeklerden Beş Yıl Daha Fazla Yaşıyor

Türkiye’de 2021 – 2023 döneminde erkeklerde 74,7 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresi, 2022 – 2024 döneminde 75,5 yıl; kadınlarda ise 80 yıl olan süre 80,7 yıl olarak hesaplandı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 – 2024 dönemine ilişkin “Hayat Tabloları” istatistiklerini açıkladı. Buna göre; Türkiye’de 2021 – 2023 döneminde 77,3 yıl olan “doğuşta beklenen yaşam süresi” 2022 – 2024 döneminde 78,1 yıla yükseldi.

Türkiye’de 2021 – 2023 döneminde erkeklerde 74,7 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresi, 2022 – 2024 döneminde 75,5 yıl; kadınlarda ise 80 yıl olan süre 80,7 yıl olarak hesaplandı.

Çalışma çağının başlangıcı olan 15 yaşındaki kişilerin ortalama kalan yaşam süresi 64,3 yıl oldu. Erkekler için bu süre 61,7 yıl, kadınlarda ise 66,9 yıl oldu.

Türkiye’de, 30 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 49,9 yıl oldu. Erkekler için bu süre 47,5 yıl, kadınlarda ise 52,3 yıl olarak hesaplandı.

Türkiye genelinde, 50 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ise ortalama 30,9 yıl oldu. Erkekler için bu süre 28,6 yıl, kadınlarda ise 33,1 yıl olarak kaydedildi.

Türkiye’de 2022-2024 dönemi hayat tabloları sonuçlarına göre, 65 yaşında bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 18 yıl olarak hesaplandı. Erkekler için bu süre 16,3 yıl olarak hesaplandı.

Kadınların ise erkeklere göre ortalama 3,3 yıl daha uzun yaşayacağı öngörülerek, 65 yaştaki kadınlarda beklenen yaşam süresi 19,6 yıl oldu.

Türkiye’de eğitim düzeyine göre beklenen yaşam süresi incelendiğinde; eğitim düzeyi yükseldikçe beklenen yaşam süresinin de uzadığı görüldü.

Her yaştaki beklenen yaşam süresi, düşük eğitime sahip kişiler arasında daha az olurken, artan eğitim düzeyi ile birlikte beklenen yaşam süresinin de arttığı görüldü.

Cinsiyet ayrımında, eğitim düzeyine göre beklenen yaşam süresine bakıldığında, hem erkek hem de kadınlarda eğitim düzeyi yükseldikçe beklenen yaşam süresinin de arttığı tespit edildi.

Yaşı 30 olan erkekler ve kadınlar için ortaöğretim altı eğitim seviyesi ile yükseköğretim eğitim seviyelerinde beklenen yaşam süresi farkının 5 yıl civarında olduğu görüldü.

Doğuşta sağlıklı yaşam süresi 57,6 yıl oldu

Belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısı olarak tanımlanan “sağlıklı yaşam süresi”, sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye’de toplamda 57,6 yıl, erkeklerde 58,9 yıl ve kadınlarda 56,3 yıl olarak hesaplandı.

Buna göre, erkeklerin sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,6 yıl daha uzun olduğu görüldü.

Paylaşın

Türkiye, İnsan Hakları İzleme Listesi’ne Eklendi: Sivil Özgürlükler “Baskı Altında”

Türkiye, ‘baskı altındaki’ sivil özgürlükler nedeniyle İnsan Hakları İzleme Listesi’ne dahil edildi. İzleme Listesi’ndeki diğer ülkeler arasında Kenya, El Salvador, Endonezya, Sırbistan ve ABD bulunuyor. 

Türkiye, sivil hak ve özgürlüklere yönelik baskıların dramatik bir şekilde artması nedeniyle İnsan Hakları İzleme Listesi’ne dahil edildi.

Dünya çapında sivil özgürlüklerin durumunu ve sivil haklara yönelik tehditleri kamuoyuna duyuran bir araştırma örgütü olan CIVICUS tarafından çarşamba günü yapılan basın açıklamasında, ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ardından başlayan kitlesel protestolar ve sonrasında sivil haklara yönelik saldırıların arttığı belirtildi.

Açıklamada, “Haklara yönelik acımasız saldırılar, protestocuları, gazetecileri, avukatları ve LGBTQI+ topluluklarını hedef alan şiddet, sansür, tutuklama ve sindirmeyi içeriyor,” denildi.

CIVICUS Avrupa ve Orta Asya Araştırmacısı Tara Petrovic, “Türkiye’deki baskıların yasaları uygulamakla hiçbir ilgisi yok. Bu siyasi bir tasfiyedir,” dedi. “Hükümet bir sonraki seçimler öncesinde demokratik muhalefeti tasfiye ediyor ve algılanan her türlü muhalefete karşı şiddet ve diğer açıkça yasa dışı araçları kullanıyor,” diye ekledi.

İzleme Listesi’ndeki diğer ülkeler arasında Kenya, El Salvador, Endonezya, Sırbistan ve ABD bulunuyor. ABD, İzleme Listesi’ne Mart ayında dahil edildi. CIVICUS, Başkan Donald Trump’ın “demokratik normlara ve küresel iş birliğine saldırısını” vurgulayarak, dış yardım sözleşmelerinin yüzde 90’ından fazlasının kesilmesi ve Trump’ın “yasa dışı ve ahlaksız ayrımcılık programları” olarak adlandırdığı çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık (DEI) politikalarına yönelik baskılarına değindi.

CIVICUS, sivil hakların durumunu beş kategori altında özetliyor: Açık, daraltılmış, engellenmiş, baskı altında ve kapalı.

Uluslararası Af Örgütü de dahil olmak üzere sivil toplum kuruluşlarından oluşan ve sivil özgürlüklerin kısıtlandığı alanlarda daha fazla sivil eylemi savunan küresel bir ittifak olan CIVICUS, Türkiye’yi en kötü ikinci seviye olan “baskı altında” kategorisinde değerlendiriyor. Bu seviyede yer alan ülkelerde, ifade, barışçıl toplanma ve örgütlenme özgürlüklerinin ciddi şekilde kısıtlandığı bildiriliyor.

Dünya genelinde bu kategoride toplam 51 ülke yer alıyor.

CIVICUS, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesiyle başlayan süreç ile birlikte Mart ayından itibaren “yeni bir baskı dalgasının” ülke genelinde hakim olduğunu belirtti.

İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla Türkiye’de son on yıldaki en geniş katılımlı protestoların başladığını vurgulayan CIVICUS, protestolarda “büyük bir çoğunluğu barışçıl olan genç protestoculara göz yaşartıcı gaz ve plastik mermiyle sert biçimde müdahale edildi, birçok kişi yaralandı ve hastaneye kaldırıldığına” dikkat çekti.

İzmir Barosu eski başkanının da bulunduğu çok sayıda avukatın protestoculara hukuki destek sağladıkları gerekçesiyle tutuklandığı belirtildi.

Balkan Sivil Toplum Geliştirme Ağı (BCSDN) Politika ve Savunuculuk Sorumlusu Simona Mladenovska, “Türkiye’de protestolara yönelik baskının boyutu şaşırtıcı” dedi. “Barışçıl protestolar ulusal güvenliğe yönelik bir tehdit olarak görülüyor. Yetkililer rotayı tersine çevirmeli ve insanların barışçıl bir şekilde toplanma ve şikayetlerini dile getirme hakkına saygı göstermeye başlamalıdır.”

CIVICUS, LGBTQİ+ eylemlerine katılanlara yönelik baskının da arttığını belirterek, Haziran ayında düzenlenen “İstanbul Onur Yürüyüş’lerinde ilk kez, yürüyüşe katılan üç kişi tutuklandı ve aralarında aktivistler, avukatlar ve gazetecilerin de olduğu 52 kişi keyfi olarak gözaltına alındı,” denildi.

CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, 18 Mart’ta İstanbul Üniversitesi’nden aldığı diplomanın iptal edilmesinden bir gün sonra gözaltına alınmış daha sonra da 23 Mart’ta ‘yolsuzluk’ soruşturmasından tutuklanmıştı. Tüm bu süreç, İBB Başkanı’na son haftalarda açılan soruşturmaların ardından ve CHP’nin cumhurbaşkanı adaylığı ön seçiminin öncesinde geldi.

Ancak İmamoğlu tutuklanmasıyla aynı gün 15 milyona yakın oyla CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edildi. Ardından İçişleri Bakanlığı kararıyla İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırıldı.

İBB’ye yönelik sürdürülen operasyonlar kapsamında CHP’li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere toplamda 15 CHP’li belediye başkanı ile 1 belediye başkanvekili 29 Temmuz itibarıyla tutuklu.

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ardından başlayan süreçte, 24 Mart’ta eş zamanlı düzenlenen şafak operasyonlarıyla 11 gazeteci gözaltına alındı. İngiltere merkezli kamu yayıncısı BBC’nin Türkiye’deki protestoları takip eden muhabiri Mark Lowen’in sınır dışı edildiği bildirilirken, İsveçli gazeteci Joakim Medin ‘terör’ suçlamasıyla yedi hafta gözaltında tutuldu.

CIVICUS Monitor Sivil Alan Araştırma Lideri Ine Van Severen, “Türkiye’deki yetkililer sokakları susturmaya çalışmakla yetinmiyor, gazetecileri sansürlemek ve çevrimiçi muhalefeti bastırmak için de ellerinden geleni yapıyor,” dedi. “Türkiye’de ifade özgürlüğü için kalan alan da boğuluyor.”

Türkiye’de basın özgürlüğü tartışmaları son dönemde giderek yoğunlaştı. Gazeteci Fatih Altaylı, YouTube kanalında sarf ettiği sözler nedeniyle “cumhurbaşkanını tehdit” suçlamasıyla başlatılan soruşturma kapsamında tutuklandı.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) verilerine göre, an itibarıyla Türkiye’de 10’dan fazla gazeteci demir parmaklıklar ardında bulunuyor. Türkiye, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 158’inci sırada.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Türkiye’den Hamas’a Silah Bırakma Çağrısı

17 ülke, Avrupa Birliği (AB) ve Arap Birliği yedi sayfalık bir deklarasyona imza attı. Deklarasyonda Hamas’a silah bırakma ve Gazze’deki iktidarını sonlandırma çağrısında bulunuldu. Deklarasyonda Türkiye’nin de imzası var.

ABD’nin New York kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) konferansında 17 ülke, Avrupa Birliği (AB) ve Arap Birliği yedi sayfalık bir deklarasyona imza attı.

Deklarasyonda Hamas’a silah bırakma ve Gazze’deki iktidarını sonlandırma çağrısında bulunulurken İsrail ve Filistinliler arasındaki soruna yönelik iki devletli çözüm önerisine destek verildi.

“Gazze’deki savaşın sonlandırılması için Hamas silahlarını Filistin Yönetimi’ne teslim etmeli” denilen deklarasyonda, “egemen ve bağımsız bir Filistin Devleti hedefi doğrultusundaki” bu adımın “uluslararası angajman ve destek” ile atılması gerektiği belirtildi.

Hamas’ın İsrail’e yönelik 7 Ekim 2023 baskınının da kınandığı deklarasyonda Katar, Suudi Arabistan ve Mısır gibi Arap ülkelerinin imzası bulunuyor.

Deklarasyon, New York’taki BM konferansının ikinci gününde yayımlandı. Konferansın ilk gününde BM’deki Filistin heyeti de İsrail ve Hamas’a Gazze’yi terk etme ve bu bölgenin Filistin Yönetimi tarafından yönetilmesine izin verme çağrısında bulunmuştu.

Konferansta Türkiye’yi Dışişleri Bakan Yardımcısı Nuh Yılmaz temsil ediyor.

New York’taki üç günlük konferansa Suudi Arabistan’la birlikte eş başkanlık eden Fransa açıklanan deklarasyonu “tarihi ve emsalsiz” olarak tanımladı.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, “İlk kez Arap ülkeleri ve Ortadoğu’daki ülkeler Hamas’ı ve 7 Ekim’i kınıyor, Hamas’a silah bırakma ve Filistin’in yönetiminden çekilme çağrısı yapıyor ve gelecekte İsrail’le ilişkileri normalleştirme niyetlerini açıkça ifade ediyorlar” dedi.

Deklarasyonda, çatışmaların sona ermesinin ardından Gazze’ye yabancı güç konuşlandırılabilmesi için de çağrı yapıldı.

Deklarasyona şu ülkeler imza attı: Türkiye, Fransa, Suudi Arabistan, Mısır, Katar, Ürdün, Endonezya, Birleşik Krallık, Kanada, İrlanda, İspanya, İtalya, Japonya, Brezilya, Meksika, Norveç ve Senegal.

Konferansta İsrail ve ABD yok

New York’taki konferansa İsrail ve müttefiki ABD katılmadı.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu iki devletli çözümü hem milliyetçi gerekçelerle hem de güvenlik kaygılarını öne sürerek reddediyor.

ABD de “verimsiz ve zamansız” olarak tanımladığı bu konferansa katılmayacağını duyurmuştu.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tammy Bruce önceki gün yaptığı açıklamada, konferansı “hakaret” olarak nitelemiş, “Amerika Birleşik Devletleri bu hakarete katılmayacak ancak çatışmaları sona erdirmek ve kalıcı bir barış getirmek için gerçek dünyadaki çabalara öncülük etmeyi sürdürecek” demişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Kronik Ağrınız mı Var? Uzmanlar Bu Egzersizleri Denemenizi Öneriyor

Kronik ağrılar varsa, düzenli egzersiz yapmak imkansız görünebilir, ancak kronik ağrılar, düzenli ve doğru egzersizlerle yönetilebilir. Egzersiz seçimi ağrının türüne, şiddetine ve genel sağlık durumuna bağlıdır.

Haber Merkezi / İşte kronik ağrıları azaltmaya yardımcı olabilecek egzersizler:

Düşük etkili aerobik egzersizler: Aerobik egzersizler endorfin salgısını artırarak doğal ağrı kesici etkisi sağlar.

Yürüyüş: Eklem dostu bir egzersizdir. Günde 10 – 30 dakika tempolu yürüyüş, kan dolaşımını artırır ve kas gerginliğini azaltır.

Yüzme veya su aerobiği: Suyun kaldırma kuvveti eklemlere binen yükü azaltır. Haftada 2 – 3 kez 20-30 dakika yüzme veya su egzersizi ağrıyı hafifletebilir.

Bisiklet: Sabit bisiklet, diz ve kalça ağrısı olanlar için idealdir. Düşük dirençle başlayın, 10 – 20 dakika sürün.

Esneme ve esneklik egzersizleri: Esneme, kas ve eklem sertliğini azaltarak hareket kabiliyetini artırır.

Yoga: Hafif yoga pozları (örneğin, kedi-inek pozu, çocuk pozu) kasları gevşetir ve esnekliği artırır. Haftada 2 – 3 kez 15 – 20 dakikalık seanslar uygundur.

Tai Chi: Yavaş, kontrollü hareketler içeren bu egzersiz, dengeyi geliştirir ve eklem sertliğini azaltır.

Statik esneme: Her büyük kas grubu için 10 – 30 saniye süren esnemeler (örneğin, hamstring veya omuz esnetme) gerginliği azaltır.

Kuvvetlendirme egzersizleri: Güçlü kaslar, eklemlere daha az yük bindirir ve duruşu iyileştirir.

Direnç bandı egzersizleri: Hafif direnç bantlarıyla kol, bacak ve sırt kaslarını güçlendirin. Örneğin, bantla omuz çekme veya bacak açma hareketleri.

Vücut ağırlığı egzersizleri: Duvara dayalı squat veya yarım şınav gibi düşük etkili hareketler kas gücünü artırır. Haftada 2 kez, 10 – 15 tekrar yapın.

İzometrik egzersizler: Kasları hareket ettirmeden sıkma (örneğin, plank pozisyonu) ağrıyı artırmadan güç kazandırır.

Denge ve koordinasyon egzersizleri: Denge egzersizleri düşme riskini azaltır ve özellikle fibromiyalji veya artrit gibi durumlarda faydalıdır.

Tek ayak üzerinde durma: Bir sandalyeye tutunarak 10 – 20 saniye tek ayak üzerinde durun, diğer ayağınızla değiştirin. Günde 2 – 3 set yapın.

Topuk parmak yürüyüşü: Düz bir çizgide topuklarınızla yürüyün, ardından parmak uçlarınızda yürüyün. 1 – 2 dakika tekrarlayın.

Nefes ve rahatlama egzersizleri: Nefes egzersizleri kaygıyı azaltır ve ağrıyla başa çıkmayı kolaylaştırır.

Diyafram nefesi: Sırt üstü yatın, bir elinizi göğsünüze, diğerini karnınıza koyun. 5 saniye burundan derin nefes alın, 5 saniye ağızdan verin. Günde 5 – 10 dakika yapın.

Progresif kas gevşetme: Kas gruplarını sırayla sıkıp gevşetin (örneğin, önce eller, sonra omuzlar). Bu, stres ve ağrıyı azaltır.

Genel ipuçları:

Yavaş başlayın: Egzersiz süresini ve yoğunluğunu kademeli olarak artırın. Aşırı zorlama ağrıyı kötüleştirebilir.

Isınma ve soğuma: Her seans öncesi 5 dakika hafif yürüyüş veya esneme yapın. Seans sonrası da esneme ile kasları rahatlatın.

Ağrıyı dinleyin: Hafif rahatsızlık normaldir, ancak keskin veya artan ağrı hissederseniz durun.

Düzenli olun: Haftada 3 – 5 gün, 10 – 30 dakikalık egzersizler idealdir.

Hidrasyon ve beslenme: Bol su için ve eklem sağlığını destekleyen besinler (örneğin, omega-3, antioksidanlar) tüketin.

Not: Herhangi bir egzersize başlamadan önce bir doktor veya fizyoterapiste danışılması önemlidir.

Önemli not: Egzersiz programı, kronik ağrının nedenine (örneğin, artrit, fibromiyalji, sırt ağrısı) ve bireysel duruma göre özelleştirilmelidir. Bir fizyoterapist, kişiye özel bir plan oluşturabilir.

Ayrıca, bazı durumlarda (örneğin, iltihaplı romatizma) egzersiz öncesi ilaç kullanımı gerekebilir.

Paylaşın

İşsizlik Oranı Yüzde 32,9’a Yükseldi

TÜİK’e göre; Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı haziran ayında bir önceki aya göre 1,8 puan artarak yüzde 32,9 oldu.

Haber Merkezi /15 – 24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,6 puan artarak yüzde 16,2 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 12,3, kadınlarda ise yüzde 23,7 olarak tahmin edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İşgücü İstatistikleri Haziran 2025 verilerini açıkladı.

Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı haziran ayında bir önceki aya göre 52 bin kişi artarak 3 milyon 47 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,2 puan artarak yüzde 8,6 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,1 iken kadınlarda yüzde 11,4 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerin sayısı haziran ayında bir önceki aya göre 18 bin kişi azalarak 32 milyon 452 bin kişi, istihdam oranı ise 0,1 puan azalarak yüzde 48,9 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,2 iken kadınlarda yüzde 31,9 olarak gerçekleşti.

İşgücü, haziran ayında bir önceki aya göre 33 bin kişi artarak 35 milyon 498 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise aynı seviyede kalarak yüzde 53,5 oldu. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,3 iken kadınlarda yüzde 36,0 oldu.

15 – 24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,6 puan artarak yüzde 16,2 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 12,3, kadınlarda ise yüzde 23,7 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi haziran ayında bir önceki aya göre 1,1 saat azalarak 41,5 saat oldu.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı haziran ayında bir önceki aya göre 1,8 puan artarak yüzde 32,9 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 23,0 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 20,3 olarak tahmin edildi.

Paylaşın

Özel’den “Süreç Komisyonu” Yorumu: Yasa Yaparız Anayasa Yapmayız

“Süreç” kapsamında TBMM’de kurulması planlanan komisyona ilişkin konuşan CHP Lideri Özgür Özel, komisyonun anayasa çalışmasına dönüşmesine karşı olduklarını belirterek, “Yasa yaparız ama anayasa yapmayız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, iktidarın “Terörsüz Türkiye”, DEM Parti’nin ise “Barış ve Demokrasi” adını verdiği süreç kapsamında TBMM’de kurulması planlanan komisyona, nitelikli çoğunluk esasının resmen açıklanması halinde üye vereceklerini belirtti.

T24’ten Gökçer Tahincioğlu ve Ceren Balta Teke’ye konuşan Özel, “TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş bu yönde net bir açıklama yaptığı anda isimleri bildiririz” dedi.

CHP’nin komisyona katılmamasının, partinin tarihsel çizgisiyle çelişeceğini söyleyen Özel, “Bu süreç parlamentoda yürütülmeli. Biz yıllardır bunu savunuyoruz. Şimdi bu noktada geri duramayız” dedi.

Özel, Erdoğan’ın CHP’nin komisyona katılmasını istemediğini belirterek, “Biz orada olursak rahat edemez. Ama biz haklıyız ve bu süreci doğru yürütmek istiyoruz. Erdoğan bizden çekinsin” dedi.

Komisyondaki temel taleplerinin eşit temsil ve nitelikli çoğunluk olduğunu vurgulayan Özel, “AKP ve MHP zaten anlaşmış gibi. Bu yüzden bizim katılımımız sembolik değil, süreci etkileyecek şekilde olmalı. Bu da ancak kararların çoğunlukla değil nitelikli çoğunlukla alınmasıyla olur” dedi.

“Yasa yaparız, anayasa yapmayız”

Özel, komisyonun anayasa çalışmasına dönüşmesine karşı olduklarını belirterek, “Mevcut anayasaya bile uymayanlarla yeni anayasa yapılmaz. Gezi davası tutukluları, Demirtaş, Atalay içerideyken bir anayasa tartışması olmaz. Yasa yaparız ama anayasa yapmayız” dedi.

CHP’nin komisyondan uzak durmasının daha büyük tehlikeler yaratacağını savunan Özel, “CHP’nin olmadığı yerde denge kalmaz. Komisyona girmemiz, sürece meşruiyet kazandırmak değil, yanlışları önlemek için” dedi.

Komisyondaki varlıklarının AKP-MHP çizgisine destek anlamına gelmediğini belirten Özel, “Biz oraya etken olmak için gidiyoruz. Doğru bildiklerimizi savunacağız. Edilgen değil, aksiyon partisiyiz” şeklinde konuştu.

Erken seçim ihtimaline de değinen Özel, “İmamoğlu adayımızdır. Ancak adaylığı kabul edilmezse oturur, en doğru ismi hep birlikte belirleriz” dedi.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Ekonomiye Güven Azaldı

Ekonomik güven endeksi haziran ayında 96,7 iken, temmuz ayında yüzde 0,4 oranında azalarak 96,3 değerini aldı. Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ekonomik Güven Endeksi Temmuz 2025 verilerini açıkladı. Buna göre; Ekonomik güven endeksi haziran ayında 96,7 iken, temmuz ayında yüzde 0,4 oranında azalarak 96,3 değerini aldı.

Bir önceki aya göre Temmuz ayında tüketici güven endeksi yüzde 1,8 oranında azalarak 83,5 değerini, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi yüzde 0,5 oranında artarak 98,9 değerini, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 0,8 oranında azalarak 110,0 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 0,5 oranında azalarak 107,9 değerini, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 2,2 oranında artarak 88,8 değerini aldı.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir. Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır. Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın

Yabani Pirinçli Mantar Çorbası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sevdikleriniz için iyi bir çorba tarifi mi arıyorsunuz? Tavuklu nane çorbası aradığınız çorba tarifi olabilir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

1 yemek kaşığı zeytinyağı
Yarım beyaz soğan, doğranmış
0,25 su bardağı doğranmış kereviz
0,25 su bardağı doğranmış havuç
1,5 su bardağı dilimlenmiş taze beyaz mantar
0,5 su bardağı beyaz şarap veya 1/2 su bardağı düşük sodyumlu, yağsız tavuk suyu
2,5 su bardağı düşük sodyumlu, yağsız tavuk suyu
1 su bardağı yağsız yarı yarıya
2 yemek kaşığı un
0,25 çay kaşığı kurutulmuş kekik
Karabiber
1 su bardağı pişmiş yabani pirinç

Hazırlanışı;

Tencereye zeytinyağını koyup orta ateşte ısıtın, doğranmış soğan, kereviz ve havuçları ekleyin, yumuşayana kadar pişirin, mantarları, beyaz şarabı ve tavuk suyunu ekleyin, kapağını kapatın ve iyice ısıtın.

Bir kasede süt kremasını, unu, kekiği ve karabiberi karıştırın, ardından pişmiş yabani pirinci ekleyip karıştırın, pirinç karışımını sebzelerle birlikte sıcak tencereye dökün, orta ateşte pişirin.

Koyulaşıp kabarcıklar oluşana kadar sürekli karıştırın. Ilık servis edin. Afiyet olsun…

Paylaşın

Sarı Armut Salatası, Malzemeleri, Hazırlanışı

İyi bir salata yapmak hiç de zor değil. Sarı armut salatası sadece damak tadınıza hitap etmeyecek, aynı zamanda eksiksiz bir yemeğin tadını çıkarmanızı da sağlayacak.

Haber Merkezi / Tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

Sos için;

2 yemek kaşığı şeri sirkesi veya kırmızı şarap sirkesi
1 yemek kaşığı kıyılmış arpacık soğanı
1 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
0,25 çay kaşığı tuz
0,25 çay kaşığı taze çekilmiş karabiber

Salata için;

1,5 su bardağı sarı armut domates, ikiye bölünmüş
1,5 su bardağı turuncu çeri domates, ikiye bölünmüş
1,5 su bardağı kırmızı çeri domates, ikiye bölünmüş
4 büyük taze fesleğen yaprağı, ince şeritler halinde kesilmiş

Hazırlanışı;

Sosu hazırlamak için küçük bir kasede sirke ve arpacık soğanını karıştırın ve 15 dakika bekletin, ardından zeytinyağı, tuz ve karabiberi ekleyip iyice karışana kadar çırpın.

Büyük bir servis kasesine veya salata kasesine bütün domatesleri koyup karıştırın.

Sosu domateslerin üzerine dökün, fesleğen parçalarını ekleyin ve iyice karışıp her yere eşit şekilde yayılıncaya kadar hafifçe karıştırın. Afiyet olsun…

Paylaşın

Akreditasyon Nedir? Türleri

Akreditasyon, teknoloji ürünleri, hizmetleri ve süreçlerinin kalitesini ve güvenilirliğini garanti altına aldığı için teknoloji sektöründe önemli bir unsurdur.

Haber Merkezi / İşletmeler, kuruluşlar ve son kullanıcılar arasında güven ve itimat oluşturmak amacıyla kullanılan akreditasyon, esas olarak teknik bir süreç veya ürünün etkinliğini analiz ederek bir değerlendirme aracı olarak işlev görür.

Teknoloji sağlayıcıları, akreditasyona bağlı kalarak sundukları hizmetlerin sektör ve uluslararası standartlarla uyumlu olmasını sağlayabilirler. Ayrıca, akreditasyon, işletmelerin rekabet üstünlüğünü korumalarına, pazar itibarlarını iyileştirmelerine ve aynı zamanda büyümeyi, inovasyonu ve iş birliğini teşvik eden bir ortam oluşturmalarına olanak tanır.

Akreditasyon, özellikle öğrenim kurumları, eğitim programları ve eğitim kaynakları olmak üzere teknoloji dünyasındaki eğitimin kalitesini belirlemede vazgeçilmez bir rol oynamaktadır. Teknoloji hızla gelişmeye devam ettikçe, akredite eğitim programlarına sahip olmak, doğrulanmış yeteneğe sahip yetenekli profesyoneller yetiştirmek için her zamankinden daha önemli hale gelmektedir.

Bu, yalnızca potansiyel öğrenciler ve çalışanlar için değil, güvenilir ve vasat kurumlar arasındaki farkı ayırt edebilmeleri açısından da faydalıdır; aynı zamanda işverenlere, akredite mezunların gerekli eğitim standartlarını ve uyumluluklarını karşıladıklarına ve sürekli değişen teknoloji alanındaki zorluklarla başa çıkmak için iyi donanımlı olduklarına dair güvence sağlar.

Akreditasyon hakkında sıkça sorulan sorular:

Akreditasyon neden önemlidir?

Akreditasyon, sunulan eğitimin kalitesinin doğruluğunu sağladığı için önemlidir. Kurumların ve programların tutarlı bir kalite seviyesini korumasını sağlayarak öğrencilerin, işverenlerin ve diğer yetkililerin alınan eğitimin değerine güvenmesini sağlar. Ayrıca, akredite kurum ve programlar genellikle federal mali yardım almaya uygundur ve kredilerinin transfer sırasında diğer kurumlar tarafından kabul edilme olasılığı daha yüksektir.

Kurum ve programların akreditasyonu kimin sorumluluğundadır?

Yükseköğretimde akreditasyon genellikle bağımsız, sivil toplum kuruluşları veya akreditasyon kurumları tarafından gerçekleştirilir. Bu kurumlar, ulusal veya bölgesel otoriteler tarafından yetkilendirilir ve tanınır ve kurum ve programları yerleşik kriter ve standartlara göre değerlendirir.

Akreditasyonun farklı türleri nelerdir?

Üç ana akreditasyon türü vardır: bölgesel, ulusal ve programatik veya uzmanlık gerektiren akreditasyon. Bölgesel akreditasyon, ülkenin belirli bir bölgesine hizmet veren akreditasyon kuruluşları tarafından verilir. Ulusal akreditasyon, ülke genelinde faaliyet gösteren akreditasyon kuruluşları tarafından verilir. Programatik veya uzmanlık gerektiren akreditasyon ise belirli disiplinlere, mesleklere veya çalışma alanlarına odaklanan akreditasyon kuruluşları tarafından verilir.

Akreditasyon durumu ne kadar süre geçerlidir?

Akreditasyon statüsünün süresi, akreditasyon kuruluşuna ve akreditasyon türüne göre değişir. Genellikle akreditasyon statüsü birkaç yıl geçerlidir ve bu sürenin ardından kurum veya program, akreditasyon statüsünü korumak için başka bir değerlendirme ve inceleme sürecinden geçmelidir. Belirli bir süre birkaç yıldan on yıla kadar değişebilir ve akreditasyon statüsü, bu sürekli değerlendirme sürecine bağlı olarak yeniden onaylanabilir veya iptal edilebilir.

Paylaşın