Tavuklu Marul Sarma, Malzemeleri, Hazırlanışı

Tavuklu marul sarma, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 20 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

4-6 büyük marul yaprağı (göbek marul tercih edilir)
300 gr tavuk göğsü (küçük doğranmış)
1 adet kırmızı biber (doğranmış)
1 adet yeşil biber (doğranmış)
1 adet soğan (ince doğranmış)
2 diş sarımsak (ezilmiş)
1 su bardağı haşlanmış pirinç veya bulgur

2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı soya sosu (isteğe bağlı)
1 çay kaşığı pul biber
1 çay kaşığı karabiber
Tuz
1 yemek kaşığı limon suyu
Maydanoz veya taze nane (süslemek için)

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Marul yapraklarını dikkatlice ayırın, yıkayın ve kaynar suda 10 – 15 saniye haşlayarak yumuşatın, ardından soğuk suya alarak şoklayın ve süzülmeye bırakın.

Bir tavada zeytinyağını ısıtın, soğanı ve sarımsağı ekleyip pembeleşene kadar soteleyin, tavuk göğsünü ekleyin ve suyunu salıp çekene kadar pişirin.

Kırmızı ve yeşil biberleri tavaya ekleyin, 3-4 dakika soteleyin, haşlanmış pirinç veya bulguru, soya sosunu, pul biber, karabiber ve tuzu ekleyin, karıştırıp 2 dakika daha pişirin, limon suyunu ekleyip ocaktan alın.

Marul yapraklarını düz bir yüzeye serin, her bir yaprağın ortasına 1-2 yemek kaşığı tavuklu harçtan koyun, yaprağı kenarlarından katlayarak rulo şeklinde sarın.

Sarma işlemini tamamladıktan sonra tabağa dizin, üzerine ince kıyılmış maydanoz veya nane serpiştirin, isteğe bağlı olarak yoğurt veya hafif bir sosla servis yapabilirsiniz.

Püf Noktası: Marul yapraklarını çok uzun süre haşlamamaya dikkat edin, yoksa yırtılabilir. İç harcı damak zevkinize göre baharatlarla özelleştirebilirsiniz.

Paylaşın

Eklenti Nedir, Nasıl Kurulur?

Eklenti, ana programa veya uygulamaya ek özellikler veya işlevler ekleyen bir yazılım uzantısıdır. Kullanıcıların, ana uygulamanın temel yapısını değiştirmeden uygulama içindeki deneyimlerini özelleştirmelerine ve geliştirmelerine olanak tanır.

Haber Merkezi / Eklentilerin yaygın örnekleri arasında tarayıcı uzantıları, üretkenlik yazılımlarıyla uygulama entegrasyonları ve grafik tasarım programlarındaki ek araçlar bulunur.

Eklentiler, mevcut yazılım uygulamalarının işlevselliğini geliştirmek ve genişletmek için tasarlanmış değerli araçlardır ve kullanıcıların özel ihtiyaçlarını karşılamalarını ve görevleri daha verimli bir şekilde gerçekleştirmelerini sağlar. Yazılıma başlangıçta dahil olmayan ek özellikler ve yetenekler sunarak, eklentiler kullanıcı deneyiminin özelleştirilmesi ve optimizasyonu için yeni olanakların kilidini açar.

Bu, kullanıcıların uygulamayı kendi özel ihtiyaçlarına göre uyarlamalarına ve hayati araç ve işlevleri parmak uçlarına yakın bir yerde yoğunlaştırarak iş akışlarını kolaylaştırmalarına olanak tanır. Ayrıca, eklentiler, geliştiricilerin ve üçüncü taraf şirketlerin çok çeşitli sektör ve alanlara hitap eden yenilikçi ve pratik çözümler oluşturup dağıtmalarına olanak tanır.

Verimlilik ve iş dünyasında eklentiler, geleneksel bir ofis paketini güçlü ve çok amaçlı bir araca dönüştürmede olmazsa olmazdır. Örneğin, Microsoft Office uygulamalarında eklentiler, kullanıcıların uygulamadan çıkmadan proje yönetim sistemleri, belge otomasyonu veya dil çeviri hizmetleri gibi sayısız araca erişmesini sağlayarak verimliliği ve etkinliği yeni seviyelere taşır.

Benzer şekilde, web tarayıcılarında ve e-posta istemcilerinde eklentiler, kullanıcıların reklam engelleme, parola yönetimi ve ilgili bilgilere daha hızlı erişim gibi görevleri gerçekleştirmesini sağlar. Sonuç olarak, eklentiler üretkenlik, esneklik ve çok işlevliliğin hayati unsurları olarak hareket ederek, yazılım deneyiminin her kullanıcı için özelleştirilmiş ve etkili olmasını garanti eder.

Eklenti hakkında sıkça sorulan sorular:

Eklentiyi nasıl kurarım?

Bir Eklenti yüklemek için önce eklentiyi eklemek istediğiniz uygulamayı açın. Eklenti seçeneğinin bulunduğu menüye veya ayarlar alanına gidin. Genellikle “Eklentiler” veya “Uzantılar” olarak etiketlenir. İstediğiniz Eklenti’ye göz atın veya arayın, ardından indirip yüklemek için verilen talimatları izleyin. Bazı uygulamalar yüklendikten sonra yeniden başlatma gerektirebilir.

Eklentileri kullanmak güvenli midir?

Eklentiler, yazılımın resmi Eklenti mağazası veya saygın geliştiricilerin web siteleri gibi güvenilir kaynaklardan geldiği sürece genellikle güvenlidir. Eklentiyi indirip yüklemeden önce, eklentinin yorumlarını, derecelendirmelerini ve geliştiricinin itibarını kontrol etmek önemlidir. Sisteminizin her zaman güncel bir antivirüs ve güvenlik yazılımıyla korunduğundan emin olun.

Kendi Eklentimi oluşturabilir miyim?

Evet, gerekli programlama becerilerine sahipseniz kendi Eklentinizi oluşturabilirsiniz. Çoğu Eklenti, hedef uygulamaya ve platforma bağlı olarak C#, VB.NET veya JavaScript gibi diller kullanılarak geliştirilir. Hedef uygulamaya ilişkin belirli API’leri ve SDK’ları öğrenmeniz ve nesne modeli ve mimarisine aşina olmanız gerekebilir.

Bir Eklentiyi nasıl kaldırabilir veya devre dışı bırakabilirim?

Bir Eklentiyi kaldırmak veya devre dışı bırakmak için, Eklentinin yüklü olduğu uygulamayı açın ve Eklenti veya Uzantı yönetimi bölümüne gidin. Kaldırmak veya devre dışı bırakmak istediğiniz Eklentiyi bulun ve ardından ekrandaki talimatları izleyin. Bazı uygulamalar bir Eklentiyi tamamen kaldırmadan devre dışı bırakmanıza olanak tanırken, bazıları ise uzantıyı devre dışı bırakmak için tamamen kaldırmayı gerektirebilir.

Paylaşın

Uyarlanabilir Yazılım Nedir? Faydaları

Uyarlanabilir Yazılım, kullanıcı davranışına ve ihtiyaçlarına göre kendini ayarlayacak şekilde tasarlanmış bir teknolojidir. Temel amacı kişiselleştirilmiş bir deneyim oluşturmak, kullanıcı etkileşimini iyileştirmek ve iş akışı verimliliğini optimize etmektir.

Haber Merkezi / Bu, yazılımın bireysel kullanıcı etkileşimlerine, geri bildirimlerine, tercihlerine ve verilerine yanıt olarak sunumunu veya işlevini değiştirme dinamik yeteneği sayesinde sağlanır. Algoritmaları zaman içinde kullanıcının alışkanlıkları ve tercihleri hakkında daha fazla bilgi edindiğinden, sürekli iyileştirme ve kişiselleştirme olanağı sağlar.

Uyarlanabilir Yazılımın kullanım alanları geniştir ve sektörlere göre değişir. Örneğin, eğitim sektöründe uyarlanabilir öğrenme yazılımı, eğitim içeriğini bireysel bir öğrencinin anlama düzeyine, öğrenme hızına ve ilgi alanlarına göre uyarlamak ve böylece öğrenme sürecini iyileştirmek için kullanılır.

E-ticaret platformları, ürün önerilerini özelleştirmek ve böylece alışveriş deneyimini geliştirmek için öngörücü analizler için uyarlanabilir yazılımlar kullanır. Benzer şekilde, sağlık hizmetlerindeki uyarlanabilir teknoloji, sağlık verilerine dayanarak bireysel hastalara özel tedavi planları sağlayabilir. Nihai amaç, kullanıcının ihtiyaç ve tercihlerine uyum sağlayan daha sezgisel, verimli ve kullanıcı dostu bir deneyim sunmaktır.

Uyarlanabilir yazılım hakkında sıkça sorulan sorular:

Uyarlanabilir yazılım nedir?

Uyarlanabilir yazılım, kullanıcı davranışına ve ihtiyaçlarına göre ayarlanabilen ve değişebilen bir yazılımdır. İşlevini ve sunumunu iyileştirmek veya değiştirmek için önceki etkileşimlerden öğrenme kapasitesine sahiptir.

Uyarlanabilir yazılım nasıl çalışır?

Uyarlanabilir yazılım, kullanıcı verilerini veya geri bildirimlerini toplayıp analiz ederek ve ardından bu bilgileri işlevleri ve arayüzü ayarlamak için kullanarak çalışır. Genellikle zaman içinde uyum sağlamak ve gelişmek için karmaşık algoritmalar veya yapay zeka teknolojileri içerir.

Uyarlanabilir yazılıma bazı örnekler nelerdir?

Uyarlanabilir yazılım örnekleri arasında, kullanıcıların zevklerine uyum sağlayarak yeni ürünler öneren Netflix veya Amazon gibi öneri motorları bulunur. Siri veya Alexa gibi sohbet robotları ve ses tanıma yazılımları da uyarlanabilir yazılımlardır ve kullanıcı etkileşimlerinden sürekli olarak öğrenir ve gelişir.

Uyarlanabilir yazılım kullanmanın faydaları nelerdir?

Uyarlanabilir yazılım, kişiselleştirilmiş kullanıcı deneyimleri, iyileştirilmiş verimlilik ve geliştirilmiş işlevler dahil olmak üzere çeşitli avantajlar sunar. Yazılımın bireylere daha uygun hale gelmesini sağlayarak etkileşimlerini ve memnuniyetlerini optimize eder.

Uyarlanabilir yazılımların herhangi bir dezavantajı var mı?

Genellikle, uyarlanabilir yazılımlar etkili bir şekilde çalışabilmek için önemli miktarda veri gerektirir ve bu da gizlilik endişelerine yol açabilir. Ayrıca, uyarlanabilir yazılımların karmaşıklığı, geliştirme ve bakım için daha yüksek maliyetlere neden olabilir.

Uyarlanabilir yazılım, yapay zeka ile aynı mıdır?

Uyarlanabilir yazılımlar genellikle yapay zeka teknolojilerini kullanır, ancak aynı şey değildir. Yapay zeka, insan zekasını taklit eden bilgisayarları ifade eder. Uyarlanabilir yazılım ise, kullanıcı etkileşimine veya tercihlerine göre davranışını ayarlayabilen yazılımları ifade eder.

Uyarlanabilir yazılımın geleceği nedir?

Kişiselleştirme ve verimlilik teknoloji sektöründe giderek daha önemli hale geldikçe, uyarlanabilir yazılımların rolünün gelecekte artması muhtemeldir. Yapay zeka ve makine öğrenimi teknolojileri gelişmeye devam ettikçe, uyarlanabilir yazılımların yetenekleri de artacaktır.

Paylaşın

Uyarlanabilir Rota Nedir? Faydaları

Uyarlanabilir rota, veri iletişimi ve ağ sistemlerinde kullanılan dinamik bir yol seçme yöntemini ifade eder. Trafik yükü ve olası darboğazlar gibi mevcut ağ koşullarına göre veri iletim yollarının sürekli olarak değerlendirilmesini ve ayarlanmasını içerir.

Haber Merkezi / Bu, en uygun rotayı seçerek ve ağdaki gecikme veya tıkanıklığı en aza indirerek verilerin verimli bir şekilde iletilmesini sağlar.

Uyarlanabilir yönlendirme, veri paketlerinin herhangi bir anda mevcut en verimli ve en uygun yoldan iletilmesini sağlayan dinamik bir ağ iletişim sürecidir. Uyarlanabilir yönlendirmenin amacı, topoloji değişikliklerine ve trafik sıkışıklığına otomatik olarak uyum sağlayarak genel ağ performansını artırmaktır.

Uyarlanabilir yönlendirme, veri yönlendirmesi için mümkün olan en iyi yolu sürekli olarak değerlendirip yeniden oluşturarak ağ tıkanıklığını önler, ağ trafiğini dengeler ve verilerin önemli gecikmeler veya kesintiler olmadan iletilmesini sağlar. Pratik uygulamalarda, bilgisayar ağları, telekomünikasyon ağları ve toplu taşıma sistemleri gibi çeşitli ağ türlerinde güvenilir ve verimli iletişimin sürdürülmesi için uyarlanabilir yönlendirme olmazsa olmazdır.

Acil müdahale, finansal hizmetler ve çevrimiçi oyun gibi gerçek zamanlı bilgi alışverişi gerektiren ve saniyeler süren gecikmelerin bile önemli sonuçlar doğurabileceği sektörlerde hayati bir rol oynar. Bu sektörler, uyarlanabilir yönlendirme algoritmaları kullanarak bilgi akışını sürekli olarak optimize edebilir, daha hızlı karar alma ve daha sorunsuz kullanıcı deneyimleri sağlayarak genel performanslarını ve rekabet güçlerini artırabilir.

Uyarlanabilir rota hakkında sıkça sorulan sorular:

Uyarlanabilir yönlendirme geleneksel yönlendirmeden nasıl farklıdır?

Geleneksel rotalama, rotaları hesaplamak için genellikle belirlenmiş hız sınırları ve yol ağı haritaları gibi statik verileri kullanır. Uyarlanabilir rotalama ise, optimum rotayı belirlemek için gerçek zamanlı verileri (trafik sıkışıklığı ve yol kapatmaları gibi) kullanır ve yolculuk sırasında koşullar değiştikçe ayarlamalar yapar.

Uyarlanabilir yönlendirmenin faydaları nelerdir?

Uyarlanabilir rotalama, daha kısa seyahat süreleri, daha az yakıt tüketimi, daha az trafik sıkışıklığı ve gelişmiş güvenlik gibi birçok avantaj sunar. Ayrıca, sürücülerin yol kapatmaları ve kazalar nedeniyle beklenmedik gecikmelerden kaçınmasına yardımcı olur ve kalkış saatlerini ve ulaşım yöntemlerini seçerken daha bilinçli kararlar almalarını sağlar.

GPS navigasyon sistemlerinde adaptif rotalama nasıl çalışır?

Uyarlanabilir rotalama, koşullar değiştikçe rotaları gerçek zamanlı olarak güncelleyerek GPS navigasyon sistemleriyle sorunsuz bir şekilde çalışır. İnternete veya mobil ağa bağlıyken, GPS cihazları gerçek zamanlı trafik ve yol durumu verilerine erişebilir ve sistemin verimliliği optimize etmek ve gecikmeleri en aza indirmek için rotaları buna göre ayarlamasına olanak tanır.

İnternet bağlantısı olmadan adaptif yönlendirmeyi kullanabilir miyim?

Uyarlanabilir rotalama, internet bağlantısı veya mobil ağ üzerinden sağlanan güncel ve gerçek zamanlı verilerle en etkili şekilde çalışsa da, belirli bir ölçüde bağlantı olmadan da çalışabilir. Depolanmış geçmiş verileri kullanabilir, ancak bu, sistemin yol koşullarındaki ve trafikteki gerçek zamanlı değişikliklere göre ayarlamalar yapma yeteneğini sınırlayacaktır.

Paylaşın

Uyarlanabilir Rezonans Teorisi (ART) Nedir? Temel Bileşenleri

Uyarlanabilir Rezonans Teorisi (ART), örüntü tanıma ve tahmin gibi insan bilişsel süreçlerini taklit etmeyi amaçlayan bir sinir ağı teorisidir. Beynin, önceden öğrenilmiş örüntüleri korurken yeni bilgileri uyarlama ve öğrenme becerisine odaklanır.

Haber Merkezi / ART modelleri, giriş verilerini depolanan örüntülerle karşılaştırarak gözetimsiz öğrenme gerçekleştiren ve sistemin yapısını buna göre kendi kendine organize eden bir geri bildirim döngüsü sistemi kullanır.

Uyarlanabilir Rezonans Teorisi (ART), geleneksel gözetimsiz öğrenme sinir ağlarının karşılaştığı önemli zorluklardan birini ele alarak sinir ağları ve yapay zeka alanında önemli bir amaca hizmet eder. Geleneksel sistemler, yeni bilgileri alırken kararlılığı korumada sıklıkla zorluklarla karşılaşır ve “kararlılık-esneklik ikilemi” olarak adlandırılan bir durumla karşı karşıya kalır.

Kararlılık, mevcut bir sinir ağının önceki bilgileri koruma yeteneğini ifade ederken, esneklik, ağın yeni verilerden yeni örüntüler öğrenme yeteneğini vurgular. Stephen Grossberg tarafından 1976 yılında önerilen ART, hem gözetimsiz hem de gözetimli öğrenme unsurlarını birleştirerek bu ikileme bir çözüm sunar ve sinir ağının önceden öğrenilmiş materyali korurken yeni bilgiler edinmesini sağlar.

ART, giriş desenleri hakkında herhangi bir ön bilgi olmadan giriş verilerini kendi kendine organize etme, kümeleme, öğrenme ve sınıflandırma yeteneği sayesinde birçok uygulamada yaygın olarak kullanılmaktadır.

Desen tanıma, görüntü işleme, sınıflandırma görevleri ve hata tespit sistemleri, Uyarlanabilir Rezonans Teorisi’nin kullanımından büyük ölçüde yararlanan alanlardan bazılarıdır. ART’nin temel dayanağı, sinir ağının gelen desenleri daha önce öğrenilmiş şablonlarla karşılaştırmasına olanak sağlamasıdır.

Benzerlik belirli bir eşiği aşarsa, ağ mevcut şablonu girdiyi daha iyi temsil edecek şekilde günceller. Ancak, girdi daha önce öğrenilen kalıplardan önemli ölçüde farklıysa, sistem girdi için yeni bir şablon oluşturur ve böylece önceki bilgileri korurken yeni bilgilere sürekli olarak uyum sağlar. Bu sürekli öğrenme ve adaptasyon süreci, ART’yi teknoloji ve yapay zeka araştırmalarındaki karmaşık zorlukların üstesinden gelmede önemli bir rol oynar.

Uyarlanabilir Rezonans Teorisi hakkında sıkça sorulan sorular:

Uyarlanabilir Rezonans Teorisini kim ortaya attı?

Uyarlanabilir Rezonans Teorisi ilk olarak 1970’lerin başında Dr. Stephen Grossberg tarafından ortaya atılmıştır. O zamandan beri çeşitli yinelemelerden geçmiş, zaman içinde çeşitli modeller ve iyileştirmeler geliştirilmiştir.

ART sisteminin temel bileşenleri nelerdir?

Bir ART sistemi genellikle iki ana bileşenden oluşur: Karşılaştırma Alanı veya Giriş Katmanı ve Tanıma Alanı veya Küme Birimleri katmanı. Ayrıca, katmanları birbirine bağlayan aşağıdan yukarıya ve yukarıdan aşağıya ağırlıklar ve ağırlıkları ayarlamaya ve öğrenme sürecini belirlemeye yardımcı olan geri bildirim döngüleri bulunur.

Uyarlanabilir Rezonans Teorisi kararlılık-esneklik ikilemini nasıl ele alır?

ART, girdi kalıpları ile öğrenilen kategoriler arasındaki benzerlik derecesini belirleyen bir dikkat parametresi kullanarak kararlılık-esneklik ikilemini ele alır. Benzerlik belirli bir eşiğin üzerindeyse, sistem girdiyi mevcut kategorilerin bir parçası olarak sınıflandırarak kararlılığı korur. Benzerlik eşiğin altındaysa, sistem yeni bir kategori oluşturarak esnekliği öğrenme sürecine dahil eder.

Uyarlanabilir Rezonans Teorisi hangi alanlarda veya uygulamalarda kullanılabilir?

Uyarlanabilir Rezonans Teorisi, desen tanıma, bilgisayarlı görme, robotik, veri madenciliği, doğal dil işleme ve daha birçok alanda geniş kapsamlı uygulamalara sahiptir. Yeni bilgileri gerçek zamanlı olarak uyarlama ve öğrenme yeteneği, onu dinamik ortamlar ve hızlı problem çözme gerektiren görevler için özellikle uygun hale getirir.

Paylaşın

Türkiye’de 11,8 Milyon Kişi Aşırı Yoksulluk İçinde

2022 yılında hayata geçirilen ve “aşırı yoksulluk sınırının altındaki vatandaşların aşırı yoksulluktan kurtarılmasını” amaçlayan Türkiye Aile Destek Programı kapsamındaki hane sayısının 2 milyon 969 bin 483 olduğu belirtildi.

TÜİK’in, haneyi dört kişiden kabul eden hesabına göre, Türkiye’deki aşırı yoksul kişi sayısı 11 milyon 879 bin 132 olarak gerçekleşti.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Ocak-Haziran 2025 dönemine yönelik yoksulluk verilerini paylaştı. BirGün’den Mustafa Bildircin‘in aktardığı veriler, yürek yakan yoksulluk tablosunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Bakanlığın verilerine göre, “Türkiye’nin uçuşa geçeceği” iddia edilen 2018 yılı itibarıyla yoksulluk uçtu. 2018 yılında 122 bin 489 olan, ailesinin yanında en temel ihtiyaçları dahi karşılanamayan ve ailesinden alınma riski bulunan çocuk sayısı, Haziran 2025 itibarıyla 171 bin 895’e ulaştı. Ailesi tarafından bakılamayan çocukların sayısında yıllara göre yaşanan değişim, yoksulluk verilerine şöyle yansıdı:

2018: 122 bin 489
2020: 129 bin 422
2022: 157 bin 248
2024: 170 bin 317
2025 (Ocak-Haziran): 171 bin 895

Aile Bakanlığı’na bağlı ekiplerin okullara yaptığı ziyaretlerde, “risk altında bulunduğu değerlendirilen” çocukların sayısı da dikkati çekti. Bakanlık ekiplerinin, okul ziyaretlerinde 64 bin 158 çocuğu sosyoekonomik açıdan risk altında olarak değerlendirdiği bildirildi.

Öte yandan açıklanan verilerle birlikte “aşırı yoksul” hane sayısı da belli oldu. 2022 yılında hayata geçirilen ve “aşırı yoksulluk sınırının altındaki vatandaşların aşırı yoksulluktan kurtarılmasını” amaçlayan Türkiye Aile Destek Programı kapsamındaki hane sayısının 2 milyon 969 bin 483 olduğu belirtildi. TÜİK’in, haneyi dört kişiden kabul eden hesabına göre, Türkiye’deki aşırı yoksul kişi sayısı 11 milyon 879 bin 132 olarak gerçekleşti.

Eğitim yaşamına ancak sosyal yardım ile devam edebilen ve sağlık hizmetlerine sosyal yardım ile erişebilen sayısı da yoksulluk verileriyle kayda geçirildi. Yoksulluk riski altındaki ailelerin çocuklarını düzenli okula göndermeleri ve düzenli sağlık kontrollerini yaptırmaları koşuluyla yapılan, “Şartlı Eğitim ve Şartlı Sağlık Yardımları” kapsamında Haziran 2025 itibarıyla 2 milyon 83 bin 353 kişiye kaynak aktarıldığı kaydedildi.

Bakanlığın verilerine göre, ilk 6 ayda milyonlarca hane, elektrik ve doğalgaz faturasını ancak sosyal yardımlar ile ödeyebildi. 2025’in ilk yarısında 3 milyon 461 bin 452 haneye elektrik tüketim desteği, 669 bin 653 haneye de doğalgaz tüketim desteği sağlandı.

Oturulamayacak derecede eski, bakımsız ve sağlıksız olduğu tespit edilen ev sayısı da derin yoksulluğun boyutunu gün yüzüne çıkardı. Ocak ayından bu yana gerçekleştirilen taramalarda, içinde yaşam sürdürülen 10 bin 888 hanenin, “oturulamayacak derecede eski, bakımsız ve sağlıksız” olarak işaretlendiği ifade edildi.

İşsiz ve çalışmayan yurttaşların kabusu olan Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borcunu ödeyemeyen kişi sayısının yılın ilk 6 ayında 8 milyonu aştığı da Bakanlığın verileriyle ortaya konuldu. Ödeme gücü olmadığı için GSS primlerini ödeyemeyen, prim borcu Aile Bakanlığı’nca karşılanan kişi sayısının 8 milyon 217 bin 937 olduğu aktarıldı.

Paylaşın

Anket: Her 100 Kişiden 59’u Belediye Operasyonları “Siyasi Amaçlı” Diyor

KONDA Araştırma’nın haziran ayında yaptığı araştırmaya katılan katılımcıların yüzde 59’u, CHP’li belediyelere yönelik operasyonların siyasi amaçlarla yapıldığını düşünüyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart 2025 tarihinde tutuklanmasının ardından başlayan soruşturma süreci, zamanla İBB bünyesindeki iştirak şirketlerini ve bazı büyükşehir ve ilçe belediyelerini de kapsayacak şekilde genişledi.

Bu süreçte aralarında Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de bulunduğu çok sayıda isim hakkında gözaltı kararları verildi. Soruşturmalara ilişkin tartışmalar sürerken, KONDA Araştırma’nın Haziran 2025’te yaptığı bir kamuoyu araştırması, toplumdaki algıya ışık tuttu. Ankete katılanların yüzde 59’u, CHP’li belediyelere yönelik operasyonların siyasi amaçlarla yapıldığını düşünüyor.

Haziran 2025 raporunda, kamuoyunun son dönemde CHP’li belediyelere yönelik art arda gerçekleşen operasyonlara ilişkin algısı ölçüldü. Araştırmaya katılanların yüzde 59’u bu operasyonların “siyasi amaçlarla muhalefeti zayıflatmak için yapıldığını” belirtti. Katılımcıların yüzde 41’i ise operasyonların “yolsuzlukla mücadele kapsamında” yürütüldüğü görüşünde olduğunu ifade etti.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan gözaltı ve soruşturmalar silsilesi, başta Beyoğlu Belediyesi olmak üzere birçok belediyeyi kapsayacak şekilde genişletilmişti. Soruşturmalar kapsamında çok sayıda belediye personeli, sosyal medya birimleri ve danışmanlık ilişkileri mercek altına alınmış, 44 kişiye kadar varan gözaltı listeleri gündeme gelmişti.

Haziran 2025’te yapılan araştırma, 2.118 kişiyle yüz yüze olarak gerçekleştirildi. Anket kapsamında katılımcılara, CHP’li belediyelere yapılan operasyonların amacıyla ilgili görüşleri soruldu. Elde edilen sonuçlara göre toplumun çoğunluğu, bu operasyonların adli değil, siyasi nitelikte olduğu kanaatini taşıyor.

Paylaşın

Diyanet, Gözünü Kadının Miras Hakkına Dikti

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) bu hafta camilerde okutulmak üzere 81 ile gönderdiği hutbesinde, “Kız çocuklarının da Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır” ifadeleri kullanıldı.

Son dönemde kadınların giyim kuşamı hakkında ‘haram’ fetvaları yayımlayan, tatil yapma biçimini belirleyen Diyanet, bu cuma da kadınların miras hakkı üzerinden yayımladığı hutbe ile gündeme geldi. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu hafta camilerde okutulmak üzere 81 ile gönderdiği hutbenin başlığı, “Kul Hakkı Ateşten Gömlektir” şeklinde oldu.

Hutbede miras konusuna da yer verildi. Karşılıklı rıza olmadan Allah’ın koyduğu miras ölçüsünü değiştirmenin ilahi adalete aykırı olacağı, kız çocuklarının mirastan mahrum bırakılması ve yine kız çocuklarının Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmamasının kul hakkına gireceği ifade edildi. Hutbedeki ilgili kısım şu şekilde:

“Değerli Müminler! Karşılıklı rıza olmadan Yüce Rabbimizin koyduğu miras ölçüsünü değiştirmek ilahî adalete aykırıdır. Dolayısıyla kişinin; kız çocuklarını mirastan mahrum bırakması, kız çocuklarının da Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır. Arazi sınırlarını ihlal ederek başkasının mülkünü gasp etmek, asılsız gerekçelerle insanların mallarına el koymak, yalan beyanlarla insanları mağdur etmek ateşten gömlek giymektir.”

Paylaşın

Radikal Demokrasi Ve Kendi Kaderini Tayin Hakkı

Radikal demokrasi, halkın karar alma süreçlerine doğrudan katılımını, çoğulculuğu ve toplumsal çatışmaların demokratik bir çerçevede ifade edilmesini vurgulayan bir modeldir.

Kurtuluş Aladağ / Kendi kaderini tayin hakkı ise, bireylerin veya toplulukların siyasi, kültürel ve ekonomik geleceklerini özgürce belirleme yetkisini ifade eder.

Radikal demokrasi, temsilî demokrasinin sınırlılıklarını eleştirir ve daha doğrudan mekanizmalar (örneğin, halk meclisleri, referandumlar veya kooperatif yapılar) aracılığıyla halkın karar alma süreçlerine katılımını artırmayı önerir.

Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe gibi düşünürler, radikal demokrasiyi, farklı kimliklerin ve taleplerin çatışmasını kucaklayan, çoğulcu bir mücadele alanı olarak tanımlarlar. Bu yaklaşım, sadece çoğunluğun değil, azınlıkların ve ötekileştirilmiş grupların da sesini duyurabilmesini savunur.

Kendi kaderini tayin hakkı, uluslararası hukukta özellikle halkların bağımsız devlet kurma veya özerklik taleplerini ifade etme hakkı olarak tanınır (örneğin, BM Şartı Madde 1).

Ancak, bu kavram bireysel düzeyde de yorumlanabilir; bireylerin kendi yaşamlarını ve topluluklarını şekillendirme özgürlüğü olarak. Radikal demokrasi, bu hakkı destekler çünkü halkın doğrudan katılımı, kendi kaderini tayin etmenin pratikteki bir yansımasıdır.

Radikal demokrasinin uygulanması sırasında, herkesin eşit katılımını sağlamak zor olabilir. Güç eşitsizlikleri, ekonomik kaynakların dağılımı veya eğitim farklılıkları katılımı sınırlayabilir.

Kendi kaderini tayin hakkı ise, ulus-devletlerin egemenlik iddialarıyla çatışabilir. Örneğin, ayrılıkçı hareketler, mevcut devlet yapılarını tehdit edebilir ve bu da çatışmalara yol açabilir.

Radikal demokrasi, toplumsal antagonizmaların (çatışmaların) bastırılmasını değil, bunların demokratik bir çerçevede ifade edilmesini savunur.

Radikal demokrasi, toplumun tüm kesimlerinin (azınlıklar, ötekileştirilmiş gruplar) taleplerini dile getirebileceği bir alan yaratmayı amaçlar. Bu demokrasi anlayışı, sabit bir “ortak iyi” fikri yerine, farklı kimliklerin ve çıkarların sürekli müzakere edildiği bir demokrasi önerir.

Radikal demokrasi, bireylerin ve toplulukların kendi taleplerini ifade ederek siyasi süreçlere doğrudan katılmasını teşvik eder ki, bu, kendi kaderini tayin hakkının demokratik bir toplumda pratikte uygulanması anlamına gelir.

Radikal Demokrasi Deneyimleri

Zapatista Hareketi (Chiapas, Meksika)

1994’te Meksika’nın Chiapas bölgesinde başlayan Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu (EZLN), yerli halkların haklarını savunmak için özerk bir yönetim modeli geliştirmiştir.

“Yöneterek itaat etme” (mandar obedeciendo) ilkesiyle hareket eden Zapatistalar, eğitim, sağlık ve tarım kooperatifleri gibi özerk yapılar kurarak devletin merkezi otoritesine alternatif bir sistem geliştirmiştir.

Meksika hükümetiyle çatışmalar ve ekonomik kaynak eksikliği, hareketin karşılaştığı temel zorluklar arasındadır.

Porto Alegre Katılımcı Bütçe Deneyi (Brezilya)

1989’da Brezilya’nın Porto Alegre şehrinde başlayan katılımcı bütçe uygulaması, yerel yönetimde halkın doğrudan karar alma süreçlerine katılımını sağlanmıştır.

Vatandaşlar, belediye bütçesinin nasıl kullanılacağına dair kararlara doğrudan katılırken, mahalle toplantılarında halk, altyapı, sağlık veya eğitim gibi öncelikleri belirlemiştir.

Şeffaflık ve hesap verebilirlik, sürecin temel ilkeleri olurken, katılımcı bütçe, yoksul mahallelerin altyapı projelerine öncelik verilmesini sağlayarak sosyal eşitsizlikleri azaltmada etkili olmuştur.

Siyasi yönetim değişiklikleri ve bürokratik direnç, uygulamanın yaygınlaşmasını sınırlamıştır. Ancak model, dünya genelinde başka şehirlerinde (örneğin, Lizbon, New York) uyarlanmıştır.

İspanya’daki 15-M (Indignados) Hareketi

2011 yılında İspanya’da ekonomik kriz ve kemer sıkma politikalarına karşı başlayan 15-M hareketi, halkın doğrudan demokrasi taleplerini yükseltmiştir.

Şehir meydanlarında düzenlenen halk meclisleri, vatandaşların siyasi ve ekonomik meseleleri tartışmasını sağlarken, çoğulculuk ve kapsayıcılık, farklı toplumsal grupların katılımıyla vurgulanmıştır.

15-M, yerel düzeyde mahalle meclislerinin oluşumuna ve katılımcı demokrasi pratiklerine ilham verirken, hareketin merkezi bir yapıya sahip olmaması, uzun vadeli etkisini sınırlamıştır, ancak siyasi tartışmalara katkısı devam etmiştir.

Paylaşın

Ateşi Çalmak: Karl Marx’ı Anlamak

Ateşi Çalmak, Galina Serebryakova’nın bilimsel sosyalizmin kurucuları Karl Marx ve Friedrich Engels’in hayatlarını ve mücadelelerini konu alan, beş ciltlik bir belgesel nehir romanıdır.

Haber Merkezi / Eser, biyografik bir romanın sınırlarını aşarak, 19. yüzyıl Avrupası’nın sosyal, ekonomik ve politik panoramasını derinlemesine işleyen bir başyapıttır.

Sovyet yazar ve araştırmacı Serebryakova, tarihsel gerçeklere sadık kalarak edebi bir üslupla yazdığı bu eserde, Marx ve Engels’in kişisel yaşamlarını, fikirlerinin oluşum sürecini ve dönemin işçi sınıfı mücadelelerini destansı bir şekilde aktarır.

Ateşi Çalmak, Karl Marx’ın çocukluk ve gençlik yıllarından başlayarak, onun ve Engels’in sosyalizm teorisini geliştirme süreçlerini, sürgünlerini, yoksulluklarını ve mücadelelerini anlatır. Eser, toplam beş ciltten oluşur ve her cilt, Marx ve Engels’in hayatlarının farklı dönemlerini kapsar:

Birinci Cilt: Bu cilt, Marx’ın çocukluk ve gençlik yıllarına odaklanır. Aynı zamanda, 1831 Lyon Ayaklanması gibi dönemin işçi mücadelelerini ve proleteryanın bağımsız bir sınıf olarak ortaya çıkışını ele alır. Marx’ın fikirlerinin ilk tohumlarının atıldığı bu dönemde, Avrupa’daki sosyal ve ekonomik çalkantılar da detaylı bir şekilde işlenir.

İkinci Cilt: Marx’ın genç yetişkinlik dönemi, fikirlerinin olgunlaşmaya başlaması ve Engels ile tanışması bu ciltte yer alır. 1848 devrimleri ve işçi sınıfının örgütlenme çabaları gibi önemli olaylar anlatılır.

Üçüncü Cilt: Marx ve Engels’in sürgün yılları, Komünist Manifesto’nun yazımı ve Birinci Enternasyonal’in kuruluşu gibi dönüm noktaları bu ciltte işlenir.

Dördüncü Cilt: Paris Komünü, Kapital’in yazım süreci ve Marx’ın aile yaşamı bu ciltte öne çıkar. Dönemin diğer önemli figürleri (Bakunin, Lassalle, Bonaparte) ve mücadeleleri de detaylı bir şekilde ele alınır.

Beşinci Cilt: Marx’ın 1883’teki ölümünden sonra Engels’in hayatını ve onun Kapital’in kalan ciltlerini tamamlama çabasını konu edinir. Engels’in sosyalizmin yaygınlaşması için verdiği mücadeleler ve Marx’ın mirasını koruma çabaları anlatılır.

Ateşi Çalmak, adını mitolojik Prometheus’tan alır; Prometheus, tanrılardan ateşi çalarak insanlığa aydınlanmayı getirmiştir. Serebryakova, Marx’ı işçi sınıfının “ateş hırsızı” olarak betimler; çünkü Marx, kapitalizmin karanlığına karşı sosyalizmin ışığını işçi sınıfına sunmuştur.

Roman, 19. yüzyıl Avrupası’nda sanayi devriminin getirdiği eşitsizlikleri, işçilerin ağır çalışma koşullarını ve örgütlenme çabalarını çarpıcı bir şekilde aktarır. 1831 Lyon Ayaklanması, 1848 Devrimleri ve Paris Komünü gibi olaylar, işçi sınıfının tarihsel yükselişini temsil eder.

Marx ve Engels arasındaki derin dostluk, eserin duygusal omurgasını oluşturur. Engels’in kendisini “ikinci keman” olarak nitelendirmesi ve Marx’ın çalışmalarını desteklemek için gösterdiği fedakârlık, bu bağı vurgular.

Marx’ın fikirlerinin oluşum süreci, Kapital’in yazımı ve sosyalizmin teorik temellerinin atılması, eserde detaylı bir şekilde işlenir. Serebryakova, bu fikirlerin yalnızca teorik değil, pratikte de devrimci bir güç olduğunu gösterir.

Eser, ezilenlerin mücadelesini yüceltirken, burjuvazinin sömürü düzenine karşı güçlü bir eleştiri sunar. İşçilerin, kadınların ve çocukların yaşadığı sefalet, dönemin acı gerçeklerini gözler önüne serer.

Serebryakova’nın anlatımı, tarihsel gerçeklik ile edebi kurgunun ustalıkla harmanlandığı bir yapıdadır. Eser, belgesel bir roman olmasına rağmen, akıcı ve sürükleyici bir üslupla yazılmıştır.

Yazar, dönemin atmosferini canlı betimlemelerle aktarır; Paris’in barikatları, Londra’nın fabrika dumanları ve işçilerin çaresizliği okuyucunun zihninde canlanır. Karakterlerin iç dünyaları, özellikle Marx’ın entelektüel arayışları ve Engels’in sadakati, derinlemesine işlenir.

Serebryakova’nın devrimci geçmişi (1917 Ekim Devrimi’nde ön saflarda yer alması ve Moskova Üniversitesi’nde eğitim görmesi), esere otantik bir bakış açısı katar. Avrupa’daki araştırmaları ve tarihsel olaylara olan hakimiyeti, eserin zengin detaylarını destekler. Ancak bazı okuyucular, Marx ve Engels’in zaman zaman “mit”leştirildiğini belirtir; bu, eserin biyografik roman türüne özgü bir özellik olarak değerlendirilebilir.

Eser, özellikle sosyalizm ve Marksizm üzerine bilgi edinmek isteyenler için bir giriş niteliğindedir. Marx ve Engels’in eserlerinin yazım sürecini ve dönemin koşullarını anlamayı kolaylaştırır. Ayrıca, işçi sınıfının mücadele tarihine dair güçlü bir bilinç oluşturur. Okuyucular, eserin sadece bir biyografi olmadığını, aynı zamanda insanlık tarihine dair bir destan olduğunu vurgular.

Ateşi Çalmak, tarihsel gerçeklik ile edebi yaratıcılığı birleştiren nadir eserlerden biridir. Serebryakova, Marx ve Engels’i yalnızca teorisyenler olarak değil, insanî yönleriyle de ele alarak onları okuyucuya yakınlaştırır. Eserin en büyük gücü, dönemin sosyal ve ekonomik çelişkilerini, işçi sınıfının direnişini ve Marksizmin doğuşunu bütüncül bir şekilde sunmasıdır.

Ancak, bazı eleştirmenler, eserin Sovyet perspektifinden yazıldığını ve Marx ile Engels’in idealize edildiğini belirtir. Bu, eserin yazıldığı dönemin (Sovyetler Birliği) ideolojik bağlamıyla ilişkilendirilebilir.

Eserin uzunluğu (beş cilt, her biri 400-600 sayfa) bazı okuyucular için göz korkutucu olsa da, akıcı anlatımı bu zorluğu hafifletir. Ayrıca, eserdeki yan karakterler (örneğin, Paris Komünarları, John Stock gibi kurgusal figürler) ve tarihsel olaylara yapılan göndermeler, anlatıyı daha zengin ve katmanlı hale getirir.

Paylaşın