Adres Çubuğu Nedir? İlgili Teknolojik Terimler

Adres çubuğu, yaygın olarak URL çubuğu veya konum çubuğu olarak da bilinir ve bir web tarayıcısında kullanıcıların web sitesi adreslerini girip erişmelerini sağlayan temel bir gezinme aracıdır.

Haber Merkezi / Adres çubuğunun temel amacı, internet kullanıcılarının belirli web sayfalarına doğrudan gitmelerini ve bir web sitesinden diğerine geçmelerini sağlamaktır. Adres çubuğuna uygun Tekdüzen Kaynak Bulucu (URL) girildiğinde, tarayıcı sunucudan istenen web sayfasını almaya yönlendirilir ve kullanıcıların içeriği görüntülemesi sağlanır.

Adres çubuğu, kullanıcıların daha önce ziyaret ettikleri sayfaları hatırlamalarına da yardımcı olur; çünkü çoğu modern tarayıcı, girilen metne dayanarak daha önce erişilen sitelerin URL’lerini otomatik olarak önerir. Doğrudan gezinmenin yanı sıra, modern web tarayıcıları adres çubuğunun işlevselliğini de önemli ölçüde genişletmiştir. Artık güçlü bir arama aracı olarak hizmet veren adres çubuğu, kullanıcıların önce bir arama motoru ana sayfasına gitmek zorunda kalmadan arama sorguları girmelerine olanak tanır.

Tarayıcılar, kullanıcı sorgularını otomatik olarak varsayılan arama motoruna yönlendirerek bilgilere hızlı erişim sağlar. Adres çubuğu ayrıca, web siteleri için güvenlik sertifikalarını görüntüleme ve kullanıcıları renk kodlu simgeler veya rozetlerle olası güvenlik riskleri konusunda uyarma gibi güvenlik özellikleri de sunar. Genel olarak adres çubuğu, kullanıcılara verimli gezinme, arama olanakları ve gelişmiş güvenlik özellikleri sağlayarak internette gezinme deneyiminin vazgeçilmez bir parçasıdır.

Adres Çubuğu hakkında sıkça sorulan sorular:

Adres Çubuğuna bir web adresini nasıl girerim?

Adres çubuğuna farenizle tıklayın veya bir klavye kısayolu (çoğu tarayıcı için Ctrl+L veya F6 gibi) kullanarak etkinleştirin. Ziyaret etmek istediğiniz sitenin web adresini (URL) yazın ve siteye gitmek için Enter tuşuna basın.

Adres Çubuğunu kullanarak web’de arama yapabilir miyim?

Evet, çoğu modern tarayıcı doğrudan adres çubuğundan arama yapmanıza olanak tanır. Arama sorgunuzu adres çubuğuna yazın ve tarayıcının varsayılan arama motorunu kullanarak aramayı başlatmak için Enter tuşuna basın.

Adres Çubuğu’ndaki varsayılan arama motorumu nasıl değiştirebilirim?

Varsayılan arama motorunuzu değiştirmek için tarayıcı ayarlarınıza erişin ve “arama motoru” veya “arama ayarları” bölümüne gidin. Buradan, mevcut seçenekler listesinden farklı bir arama motoru seçebilir veya özel bir arama motoru ekleyebilirsiniz.

Adres Çubuğu’ndaki otomatik tamamlama önerileri nelerdir?

Otomatik tamamlama önerileri, adres çubuğuna yazdığınız sırada tarayıcınızın tarama geçmişinize ve yer imlerinize dayanarak yaptığı tahminlerdir. Bu öneriler, istediğiniz web sitesine hızlıca gitmenize veya URL’nin veya arama teriminin tamamını yazmanıza gerek kalmadan bir arama sorgusunu tamamlamanıza yardımcı olabilir.

İlgili teknolojik terimler:

URL (Tekdüzen Kaynak Bulucu)
Alan Adı
HTTP (Köprü Metni Aktarım Protokolü)
HTTPS (Güvenli Köprü Metni Aktarım Protokolü)
Web Tarayıcısı

Paylaşın

Ekle/Bırak Çoklayıcı (ADM) Nedir, Nasıl Çalışır?

Ekle/Bırak Çoklayıcı (ADM), bir taşıyıcı sinyalin kanallarını, sinyali elektronik veya optik sinyale dönüştürmeden ekleyen (yerleştiren) ve çıkaran (kaldıran) bir telekomünikasyon cihazıdır.

Haber Merkezi / Genellikle telekomünikasyon ağlarında, ağ tasarımını ve işlemlerini basitleştirmek ve verimliliğini artırmak için kullanılır.

Genellikle ADM olarak adlandırılan Ekle/Bırak Çoklayıcı, telekomünikasyon alanında, öncelikle optik telekomünikasyon ağlarının inşasında kullanılan kritik bir araçtır. Bir ADM’nin temel amacı, bir ağın tek bir fiber optik çift üzerindeki birden fazla giriş/çıkış kanalından sinyal ekleyip çıkarmasını sağlayarak bant genişliği verimliliğinin iyileştirilmesini sağlamaktır.

Bu özellik, farklı sinyallerin aynı fiber üzerinden çeşitli konumlara iletilmesinin gerekli olduğu uzun mesafeli iletimlerde olağanüstü bir avantaj sağlar. Ayrıca, Ekle/Bırak Çoklayıcılar, mevcut bir optik kanala yeni sinyaller ekledikleri veya belirli bir konuma yönelik sinyalleri bırakırken diğerlerinin devam etmesine izin verdikleri halka ağları inşa etmede de yaygın olarak kullanılır.

Bu, her biri farklı veri paketleri taşıyan çeşitli ışık frekanslarının tek bir optik fibere çoklanmasıyla sağlanır. Bu nedenle, ADM’ler WDM (Dalga Boyu Bölmeli Çoklama) sistemlerinin ayrılmaz bir parçasıdır ve esasen telekomünikasyonda verimli ve yüksek kapasiteli iletimi mümkün kılar.

Ekle/Bırak Çoklayıcı hakkında sıkça sorulan sorular:

Ekle/Bırak Çoklayıcı nasıl çalışır?

ADM, bir fiber optik sinyal ağına sinyal ekler ve çıkarır. Bir ağ sinyalini alır, yerel tüketim için tasarlanan trafiği kaldırır (“bırakır”) ve yerel trafiği ağ sinyaline geri ekler (“ekler”).

Ekle/Bırak Çoklayıcı kullanmanın temel faydaları nelerdir?

ADM kullanmanın temel faydaları arasında bant genişliği kullanımında artan verimlilik ve kalan kanalları kesmeden kanal ekleme veya çıkarma yeteneği yer alır.

Ekle/Bırak Çoklayıcılar genellikle nerede kullanılır?

ADM’ler öncelikle SONET/SDH ağları ve WDM (Dalga Boyu Bölmeli Çoklayıcı) ağları dahil olmak üzere telekomünikasyon ağlarında kullanılır.

Ekle/Bırak Çoklayıcı ile normal bir Çoklayıcı arasındaki fark nedir?

Normal bir çoklayıcı, birkaç kaynaktan gelen sinyalleri tek bir çıkışta birleştirirken, bir ADM, iletim yoluna sinyal eklemenin yanı sıra yerel kullanım için tasarlanan sinyalleri bırakma gibi ikili bir işlev görür.

Telekomünikasyon ağlarında genellikle hangi tür ADM’ler kullanılır?

Telekomünikasyon ağlarında en sık kullanılan ADM türleri SONET/SDH ADM’leri ve WDM ADM’leridir. Ayrıca, ROADM (Yeniden Yapılandırılabilir Optik Ekle-Bırak Çoklayıcı) başka bir ADM türüdür.

Ekle/Bırak Çoklayıcılar pahalı mıdır?

Bir Ekle/Bırak Çoklayıcının maliyeti, türüne ve teknik özelliklerine bağlı olarak büyük ölçüde değişebilir. Ancak, ilk maliyetler yüksek olabilse de bant genişliğinin verimli kullanımı uzun vadede maliyet tasarrufuna yol açabilir.

Bir Ekle/Bırak Çoklayıcı kullanmaya karar verirken göz önünde bulundurulması gereken karmaşık faktörler nelerdir?

Hususlar arasında ağ türü, ağın bant genişliği gereksinimleri, ağın coğrafi dağılımı, ADM maliyeti ve eklenecek veya bırakılacak kanal sayısı bulunur.

Bir Ekle/Bırak Çoklayıcıyı çalıştırmak için özel eğitime ihtiyaç var mı?

Evet, bir Ekle/Bırak Çoklayıcının çalıştırılması genellikle fiber optik iletişim ve ağ oluşturma konusunda bazı özel bilgi ve eğitim gerektirir.

Ekle/Bırak Çoklayıcı ile Dalga Boyu Bölmeli Çoklama (WDM) arasındaki ilişki nedir?

Bir WDM sisteminde, bir ADM genellikle bir değişim noktasında tek bir dalga boyunu düşürmek veya sinyali yeniden iletmeden önce aynı dalga boyunda başka trafik eklemek için kullanılır.

Paylaşın

Eklenti Yöneticisi Nedir, Nasıl Erişilir?

Eklenti Yöneticisi, kullanıcıların eklentileri veya uzantıları kolayca yönetmelerine, etkinleştirmelerine veya devre dışı bırakmalarına olanak tanıyan, belirli uygulamalarda bulunan bir özelliktir.

Haber Merkezi / Bu eklentiler, kullanıcı deneyimini iyileştirmek için ek işlevler veya özelleştirme seçenekleri sunabilir.

Eklenti Yöneticisi, yazılım uygulamalarının ve web tarayıcılarının işlevselliğini ve kullanıcı deneyimini geliştirmede hayati bir amaca hizmet eder. Genellikle uzantıları, eklentileri veya modülleri yöneten bir özellik olarak anılan bu özelliğin temel işlevi, ana uygulama ortamındaki çeşitli eklentilerin kurulumunu, etkinleştirilmesini, yapılandırılmasını ve kaldırılmasını kolaylaştırmak ve kolaylaştırmaktır.

Eklenti Yöneticisi, kullanıcıların yazılımlarını kendi özel ihtiyaç ve tercihlerine göre özelleştirmelerine olanak tanır. Üretkenlik araçlarından sosyal medya entegrasyonlarına kadar, mevcut eklenti yelpazesi, bu uygulamaların temel işlevlerine muazzam bir değer katarak kullanıcılara benzersiz bir deneyim sunar.

Ayrıca, Eklenti Yöneticisi, kullanıcılara halihazırda yüklü eklentilerin düzenli bir genel görünümünü, sürüm numaralarını ve gerektiğinde devre dışı bırakma veya etkinleştirme olanağı sağlayan merkezi bir merkez görevi görür. Bu, kullanıcıların eklentilerini sorunsuz bir şekilde tanımlayıp yönetebilmeleri sayesinde kullanım kolaylığı sağlar.

Ek olarak, Eklenti Yöneticisi genellikle kullanıcıların uygulamalarıyla uyumlu yeni, önerilen veya popüler eklentileri keşfedebilecekleri bir dijital pazar yeri sunar. Sonuç olarak, Eklenti Yöneticisi yalnızca yazılım deneyiminin potansiyelini optimize etmekle kalmaz, aynı zamanda geliştiricileri eklentiler oluşturmaya teşvik eden ve kullanıcıların talepleri ile geliştiricilerin yenilikleri arasındaki boşluğu dolduran bir ekosistemi de besler.

Eklenti Yönetici hakkında sıkça sorulan sorular:

Eklenti Yöneticisine nasıl erişebilirim?

Eklenti Yöneticisi’ne erişmek için genellikle uygulamadaki ayarlar veya tercihler bölümüne gidersiniz. Burada, Eklenti Yöneticisi’ne erişebileceğiniz “Eklentiler” veya “Uzantılar” etiketli özel bir sekme veya bölüm bulabilirsiniz. Her uygulamanın Eklenti Yöneticisi’ne erişim yöntemi biraz farklı olabilir.

Eklenti Yöneticisi’ni kullanarak bir eklentiyi nasıl yüklerim veya kaldırırım?

Bir eklenti yüklemek için, mevcut eklentilere göz atabilir veya Eklenti Yöneticisi arayüzünü kullanarak belirli bir eklentiyi arayabilirsiniz. İstediğiniz eklentiyi bulduğunuzda, “Yükle” düğmesine tıklamanız yeterlidir. Bir eklentiyi kaldırmak için, yüklü eklentiler listesinde bulun ve “Kaldır” veya “Kaldır” düğmesine tıklayın. Bazı uygulamaların değişikliklerin uygulanması için yeniden başlatılması gerekebilir.

Bir eklentiyi nasıl etkinleştirebilir veya devre dışı bırakabilirim?

Eklenti Yöneticisi’nde, yüklü eklentiler listesinden etkinleştirmek veya devre dışı bırakmak istediğiniz eklentiyi bulun. Yanında “Etkinleştir” veya “Devre Dışı Bırak” düğmesi olacaktır. Eklentinin durumunu değiştirmek için düğmeye tıklayın. Bazı uygulamaların değişiklikleri uygulamak için yeniden başlatılması gerekebilir.

Eklentileri kullanmak güvenli midir?

Çoğu eklentinin kullanımı güvenlidir, ancak güvenlik açıkları veya kötü amaçlı yazılımlar içerebilen bazı eklentiler olabilir. Eklentileri yalnızca güvenilir kaynaklardan veya uygulamanın resmi eklenti deposundan yüklemeniz önemlidir. Yüklemeden önce her zaman yorumları okuyun ve eklentinin gerektirdiği izinleri kontrol edin.

Paylaşın

Totaliter Kapitalizm

Totaliter kapitalizm, kapitalist ekonomik sistemin, toplumsal yaşamın tüm alanlarını kapsayan ve bireysel özgürlükleri baskılayan bir yönetim biçimiyle birleştiği bir kavram olarak ele alınır.

Kurtuluş Aladağ / Bu terim, genellikle otoriter veya totaliter rejimlerin kapitalist piyasa ekonomisiyle bir arada bulunduğu durumları tanımlamak için kullanılır.

Totaliter kapitalizm, devletin veya egemen güçlerin, kapitalist üretim biçimini toplumsal yaşamı tektipleştirme ve kontrol etme aracı olarak kullandığı bir sistemdir.

Totalitarizm, bireysel özgürlüklerin kısıtlandığı, devletin toplumun tüm alanlarına (ekonomi, eğitim, medya, kültür) müdahale ettiği bir yönetim biçimidir. Kapitalizmle birleştiğinde, bu kontrol piyasa mekanizmaları ve sermaye birikimi üzerinden de uygulanır.

Totaliter kapitalizmde devlet, ekonomik faaliyetleri yönlendiren bir aktör olabilir (devlet kapitalizmiyle örtüşür) ve özel mülkiyeti desteklerken muhalefeti bastırır, ifade özgürlüğünü kısıtlar ve tek parti veya lider odaklı bir yönetim kurar.

Bu rejimlerde de, totaliter rejimlerde olduğu gibi, propaganda ve medya kontrolü, kapitalist üretim ilişkilerini meşrulaştırmak için kullanılır. Örneğin, kitle iletişim araçları, sistemin başarısını överken olumsuzlukları dış güçlere bağlar.

Örnek olarak; Nazi Almanyası, 1930’lardaki özelleştirme politikalarıyla otoriter kapitalist bir model olarak görülür. Soğuk Savaş dönemindeki bazı askeri diktatörlükler (ör. Pinochet’nin Şili’si) de totaliter kapitalizmle ilişkilendirilir. Çin ve Rusya, otoriter kapitalizmin modern örnekleri olarak anılır. Çin’de devlet, kapitalist piyasa ekonomisini desteklerken bireysel özgürlükleri sıkı bir şekilde kontrol eder.

Totaliter kapitalizmin uzun vadeli sürdürülebilirliği tartışmalıdır. Bazı siyaset bilimciler, ekonomik büyümenin bireylerin özgürlük taleplerini artıracağını ve bu rejimlerin istikrarsızlaşabileceğini savunmuştur (ör. Daniel W. Drezner). Buna karşın, Çin gibi örnekler, otoriter rejimlerin ekonomik başarıyı kullanarak meşruiyetlerini güçlendirebileceğini göstermiştir.

Totaliter kapitalizm, bireylerin inovasyon ve girişimcilik kapasitesini kısıtlayarak ekonomik büyümeyi uzun vadede baltalayabilir. Örneğin, Yuen Yuen Ang, Çin’in ifade özgürlüğü kısıtlamalarının yenilikçiliği engellediğini belirtmiştir. Ayrıca, bazı eleştirmenler, kapitalizmin kendisinin totaliter eğilimler taşıdığını, çünkü meta ilişkilerinin toplumsal yaşamı tektipleştirdiğini savunmuştur (David Harvey).

Totaliter kapitalizm, kapitalizmin özgürlük vaatleriyle çelişen bir yapı olarak görülebilir. Sermaye egemenliğinin, bireysel özgürlükleri bastırmak için otoriter mekanizmalarla birleşmesi, sistemin hem ekonomik hem de siyasi açıdan baskıcı bir doğaya sahip olduğunu gösterir.

Bu bağlamda, bazı düşünürler, kapitalizmin kriz dönemlerinde otoriterleşmeye yatkın olduğunu ve bu durumun “totaliter” bir karakter kazandığını öne sürmüştür.

Sonuç olarak; Totaliter kapitalizm, kapitalist piyasa ekonomisinin otoriter veya totaliter bir yönetimle birleştiği bir sistemdir. Bu rejimler, ekonomik büyümeyi sağlarken bireysel özgürlükleri kısıtlar ve toplumsal yaşamı kontrol altında tutar.

Çin ve Rusya gibi örnekler, bu modelin modern dünyada uygulanabilirliğini gösterirken, sürdürülebilirliği ve etik sorunları yoğun bir şekilde tartışılmaktadır.

Paylaşın

Türkiye’nin Kaymağını Yüzde 1 Yiyor

Türkiye’deki hanehalklarının yüzde 1,1’i en üst seviyede, yüzde 11,0’ı üst seviyede, yüzde 16,4’ü üst altı seviyede, yüzde 19,7’si üst orta seviyede, yüzde 16,5’i alt orta seviyede, yüzde 18,6’sı alt seviyede, yüzde 16,7’si ise en alt seviyede yer aldı.

Haber Merkezi / İllere göre dağılıma bakıldığında İstanbul, Ankara ve İzmir, üst düzey sosyoekonomik grupların yoğun olduğu merkezler olarak öne çıkıyor. En üst ve üst seviye grubundaki hanelerin yüzde 28,6’sı İstanbul’da, yüzde 11,5’i Ankara’da, yüzde 6,7’si İzmir’de, yüzde 3,9’u Bursa’da ve yüzde 3,3’ü Antalya’da bulunuyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Sosyoekonomik Seviye 2023 verilerini yayınladı. Buna göre; Sosyoekonomik seviye gruplarına göre; Türkiye’deki hanehalklarının yüzde 1,1’i en üst seviyede, yüzde 11,0’ı üst seviyede, yüzde 16,4’ü üst altı seviyede, yüzde 19,7’si üst orta seviyede, yüzde 16,5’i alt orta seviyede, yüzde 18,6’sı alt seviyede, yüzde 16,7’si ise en alt seviyede yer aldı.

İllere göre dağılıma bakıldığında İstanbul, Ankara ve İzmir, üst düzey sosyoekonomik grupların yoğun olduğu merkezler olarak öne çıkıyor. En üst ve üst seviye grubundaki hanelerin yüzde 28,6’sı İstanbul’da, yüzde 11,5’i Ankara’da, yüzde 6,7’si İzmir’de, yüzde 3,9’u Bursa’da ve yüzde 3,3’ü Antalya’da bulunuyor.

Ankara: En üst seviyede yüzde 2,5, üst seviyede yüzde 16,5, üst altı seviyede yüzde 20,0, üst orta seviyede yüzde 17,5, alt orta seviyede yüzde 17,4, alt seviyede yüzde 14,0, en alt seviyede yüzde 12,2.

İstanbul: En üst seviyede yüzde 2,4, üst seviyede yüzde 16,4, üst altı seviyede yüzde 19,0, üst orta seviyede yüzde 18,6, alt orta seviyede yüzde 17,2, alt seviyede yüzde 13,8, en alt seviyede yüzde 12,6.

İzmir: En üst seviyede yüzde 1,2, üst seviyede yüzde 12,4, üst altı seviyede yüzde 17,6, üst orta seviyede yüzde 18,8, alt orta seviyede yüzde 17,8, alt seviyede yüzde 17,1, en alt seviyede yüzde 15,0.

İlçeler bazında analizlerde en yüksek sosyoekonomik seviyeye sahip ilçe Ankara’nın Çankaya ilçesi oldu. En üst ve üst seviye grubundaki hanelerin yüzde 4,1’i Çankaya’da, yüzde 2,4’ü Kadıköy’de (İstanbul) ve yüzde 1,9’u Yenimahalle’de (Ankara) yer alıyor.

Ortalama SES skoruna göre en yüksek yedi ilçe şu şekilde sıralandı:

Çankaya (Ankara)
Kadıköy (İstanbul)
Beşiktaş (İstanbul)
Etimesgut (Ankara)
Nilüfer (Bursa)
Bakırköy (İstanbul)
Güzelbahçe (İzmir)

SES skoru en düşük olan ilçeler ise; Çamoluk (Giresun), Derebucak (Konya), Doğanşar (Sivas), Felahiye (Kayseri), Dikmen (Sinop), Pınarbaşı (Kastamonu) ve Bayramören (Çankırı) olarak belirlendi.

Paylaşın

Güneş Kremleri Kansere Neden Olabilir Mi?

Güneş kremlerinin iki ana çeşidi vardır: kimyasal ve mineral. Kimyasal güneş kremleri, güneşin zararlı ultraviyole (UV) ışınlarını emerler. Genellikle çinko oksit veya titanyum dioksitten yapılan mineral güneş kremleri ise, UV ışınlarını emmek yerine engellerler.

Haber Merkezi / Güneş kremleri ve güneş koruyucu ürünlerinde güneş koruma faktörü (SPF) bulunur. SPF ne kadar yüksekse, o kadar fazla koruma sağlarlar.

Güneş kremlerinin kansere neden olup olmadığı, yıllardır tartışılan bir konudur ve bu soruya net bir yanıt vermek için bir çok bilimsel çalışma yapmıştır.

Güneş kremlerinde kullanılan kimyasal maddelerin (ör. oksibenzon, avobenzon, oktokrilen) cilt tarafından emildiğini ve bu maddelerin hormonal dengesizliklere veya kansere (özellikle cilt kanseri veya meme kanseri) neden olabileceği öne sürülmüştür. Ayrıca, nanopartikül içeren güneş kremlerinin (ör. çinko oksit veya titanyum dioksit) uzun vadeli etkileri üzerine endişeler de dile getirilmiştir.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ve Avrupa Birliği gibi otoriteler, güneş kremlerinde kullanılan kimyasalların çoğunu güvenli olarak sınıflandırmaktadır. Örneğin, 2020’de FDA, oksibenzon gibi bazı maddelerin cilt tarafından emildiğini doğrulasa da, bu emilimin kansere neden olduğuna dair kesin bir kanıt bulunmamıştır.

Çinko oksit ve titanyum dioksit gibi mineral bazlı güneş kremlerindeki nanopartiküllerin cilde nüfuz etme oranı çok düşüktür ve mevcut araştırmalar, bunların kansere yol açmadığını göstermektedir.

Şu anki bilimsel konsensüs, güneş kremlerinin kansere neden olduğuna dair güvenilir bir kanıt olmadığı yönündedir. Aksine, güneş kremleri UV ışınlarının neden olduğu cilt kanseri riskini (melanom ve diğer cilt kanserleri) azalttığı için önerilmektedir.

Güneş kreminin faydaları:

UV koruması: Güneş kremleri, UVB ve UVA ışınlarına karşı koruma sağlayarak cilt kanseri riskini azaltır. Amerikan Dermatoloji Akademisi, SPF 30 veya daha yüksek geniş spektrumlu güneş kremlerinin düzenli kullanımını önermektedir.
Yaşlanma ve hasar: Güneş kremleri, ciltteki erken yaşlanma belirtilerini (kırışıklıklar, lekeler) ve güneş yanığını önler.

Paylaşın

Türkiye’de Her İki Kişiden Biri Borç Sarmalında

Tüketici Birliği Federasyonu (TBF) tarafından yapılan son araştırma, kredi kartı kullanıcıların yüzde 43.5’inin kart borcunun tamamını kapatamadığını ortaya koydu. Bu kesimin önemli bir bölümü, yalnızca asgari ödeme yaparak borç yükünü sürekli artırıyor.

Araştırmada dikkat çeken bir diğer veri ise, kullanıcıların yüzde 20.7’sinin son üç aydır kredi kartı borcuna hiçbir ödeme yapamamış olması. Bir yıldan uzun süredir kısmi ödeme yapanların oranı yüzde 18.5’e, hiç ödeme yapamayanların oranı ise yüzde 2.2’ye ulaştı.

Türkiye’de milyonlarca vatandaş, artan kredi kartı borçları nedeniyle ekonomik bir çıkmazın içine sürüklendi. Resmi veriler ve son yapılan araştırmalar, her iki kişiden birinin borcunu ödemekte zorlandığını ve borç sarmalına girdiğini gösteriyor. Yüksek faiz oranları, durmak bilmeyen enflasyon ve alım gücündeki düşüş, vatandaşın kredi kartı borcunu 2.36 trilyon TL’ye kadar yükseltti. Ayrıca, 4.14 milyon kişi yasal takip ve icra tehdidi altında bulunuyor.

Tüketici Birliği Federasyonu tarafından yapılan son araştırmaya göre, Türkiye’deki kredi kartı kullanımının kontrolden çıktığı belirlendi. Araştırma sonuçları, kullanıcıların yüzde 43.5’inin kredi kartı borcunun tamamını kapatamadığını ortaya koydu. Bu kesimin önemli bir bölümü, uzun süredir yalnızca asgari ödeme yaparak borç yükünü sürekli artırıyor.

Özellikle dikkat çeken bir diğer veri ise, kullanıcıların yüzde 20.7’sinin son üç aydır kredi kartı borcuna hiçbir ödeme yapamamış olması. Bir yıldan uzun süredir kısmi ödeme yapanların oranı yüzde 18.5’e, hiç ödeme yapamayanların oranı ise yüzde 2.2’ye ulaştı.

Nefes Gazetesi’nin haberine göre; Araştırma, her üç kullanıcıdan birinin ciddi ödeme sorunları yaşadığını ve yüzde 9.2’sinin kronik bir borç sarmalında olduğunu vurguluyor. Ayrıca, kullanıcıların büyük çoğunluğunun kredi kartı sözleşmelerindeki hükümlerden ve özellikle gecikme faizlerinden haberdar olmadığı da tespit edildi. En yoğun kredi kartı kullanan yaş grubunun ise 45-55 yaş arası olduğu belirtildi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) 8 Ağustos 2025 tarihli verileri, bireysel kredi kartı borçlarının 2.36 trilyon TL’ye yükseldiğini doğruluyor. Bu borcun 829 milyar TL’si taksitli, 1.53 trilyon TL’si ise taksitsiz borçlardan oluşuyor. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin haziran verileri de, 4.14 milyon kişinin borçları nedeniyle yasal takibe intikal ettiğini gösteriyor.

Paylaşın

Sürgün Günlükleri: Direniş Ve Umudun Şiirleri

20. yüzyıl Yunan edebiyatının en önemli şairlerinden biri olarak kabul edilen Yannis Ritsos, politik mücadeleleri, insani duyarlılığı ve derin lirizmiyle tanınır.

Haber Merkezi / Sürgün Günlükleri, Ritsos’un 1948-1952 yılları arasında Yunan İç Savaşı sonrası sürgün edildiği Limni, Makronisos ve Ai Stratis adalarındaki deneyimlerini yansıtan bir şiirler toplamıdır. Eser, şairin sürgün koşullarındaki duygusal ve entelektüel mücadelesini, insanlık durumuna dair evrensel gözlemlerle harmanlayarak sunar.

Sürgün Günlükleri, Yunan İç Savaşı’nın (1946-1949) ardından sol görüşlü bireylerin yoğun baskı ve sürgünle karşılaştığı bir dönemde yazılmıştır. Ritsos, komünist ideolojisi nedeniyle defalarca hapse atılmış ve sürgün edilmiştir.

Bu şiirler, Makronisos gibi zorlu sürgün kamplarında, fiziksel ve psikolojik baskı altında yazılmıştır. Ancak Ritsos, bu ağır koşullara rağmen umudu, dayanışmayı ve insan ruhunun direncini yüceltmeyi başarır. Eser, hem kişisel bir tanıklık hem de kolektif bir direnişin belgesi olarak okunabilir.

Sürgün Günlükleri’nde öne çıkan temalar:

Sürgün ve yalıtılmışlık: Ritsos, sürgün kamplarının yalnızlığını ve izolasyonunu güçlü bir şekilde tasvir eder. Ancak bu yalnızlık, şairin içsel dünyasına dönerek evrensel bir insanlık arayışına dönüşür. Sürgün, fiziksel bir durum olmanın ötesinde, insanın kendi varoluşuyla yüzleştiği bir metafor haline gelir.

Direniş ve umut: Ritsos’un şiirleri, umutsuzluğa teslim olmayan bir ruhu yansıtır. Sürgün kamplarının sert koşullarında bile doğaya, yoldaşlığa ve insani dayanışmaya tutunan bir bakış açısı sunar. Örneğin, doğanın imgeleri (deniz, taşlar, rüzgar) sıkça umudun ve sürekliliğin sembolleri olarak kullanılır.

Bellek ve kimlik: Şair, sürgün deneyiminde kişisel ve kolektif belleği koruma çabasını vurgular. Anılar, şiir aracılığıyla hem bireysel kimliği hem de Yunan halkının ortak tarihini canlı tutar.

İnsanlık ve evrensellik: Ritsos’un şiirleri, yerel bir trajediden yola çıksa da evrensel bir insanlık durumunu ele alır. Sürgünün acısı, yalnızca Yunanlara özgü değil, tüm ezilen halkların ortak deneyimidir.

Ritsos’un Sürgün Günlükleri’nde kullandığı dil, yalın ama yoğun bir imgelerle doludur. Şiirler, günlük formatında yazılmış gibi görünse de, her biri bağımsız bir lirik yapıya sahiptir. Bu günlükler, hem anı hem de şiirsel meditasyon olarak işlev görür. Ritsos’un üslubu, modernist ve sembolist etkileri taşırken, aynı zamanda halk şiirinin sadeliğini ve ritmini korur.

İmgeler ve sembolizm: Deniz, taş, güneş ve ağaç gibi doğal unsurlar, şiirlerde sıkça yer alır ve hem sürgün kamplarının fiziksel ortamını hem de şairin iç dünyasını yansıtır. Örneğin, taşlar hem sertliği hem de dayanıklılığı temsil eder.

Günlük formu: Şiirlerin günlük formunda yazılması, anın spontanlığını ve samimiyetini yakalar. Bu, Ritsos’un sürgün deneyimlerini anbean kaydetme çabasını gösterir.

Lirik yoğunluk: Ritsos, kısa ve öz ifadelerle derin duygusal ve felsefi anlamlar yaratır. Bu, onun şiirlerinin hem erişilebilir hem de çok katmanlı olmasını sağlar.

Sürgün Günlükleri, yalnızca Ritsos’un kişisel bir ifadesi değil, aynı zamanda 20. yüzyıl direniş edebiyatının en güçlü örneklerinden biridir. Eser, sürgün ve baskı altında insan ruhunun direncini ve yaratıcılığını yüceltir. Ritsos’un şiirleri, Yunanistan’ın politik tarihine dair önemli bir belge olmasının yanı sıra, evrensel bir insanlık anlatısı sunar.

Eser, dünya edebiyatında Bertolt Brecht, Nazım Hikmet ve Pablo Neruda gibi şairlerin eserleriyle karşılaştırılır; çünkü Ritsos da politik angajman ile estetik duyarlılığı ustalıkla birleştirir.

Sürgün Günlükleri’nden bir alıntı (Türkçeye çevrilmiş haliyle yaklaşık bir örnek):

“Taşlar konuşur burada, sessizce.
Deniz, bir yoldaş gibi fısıldar.
Ve ben, bir avuç güneşle yazarım adımı.”

Bu dizelerde, Ritsos’un doğayı bir yoldaş olarak görmesi ve şiir yazma eylemini bir direniş biçimi olarak sunması dikkat çeker. Taşlar ve deniz, sürgün kampının sert gerçekliğini temsil ederken, “bir avuç güneş” umudun ve yaratıcılığın sembolüdür.

Sonuç olarak; Yannis Ritsos’un Sürgün Günlükleri, sürgün deneyiminin acısını, umudunu ve insanlık onurunu çarpıcı bir şekilde yansıtan bir başyapıttır. Şiirler, hem tarihsel bir tanıklık hem de evrensel bir insanlık destanı olarak okunabilir.

Ritsos’un yalın ama güçlü dili, doğa imgeleriyle zenginleştirilmiş lirizmi ve direniş ruhu, eseri çağdaş edebiyatın en etkileyici eserlerinden biri haline getirir. Türk okurlar için, özellikle Nazım Hikmet’in sürgün şiirleriyle paralellik kurarak okumak, eserin duygusal ve politik derinliğini daha iyi anlamayı sağlayabilir.

Not: Sürgün Günlükleri’nin Türkçeye tam metin çevirisi sınırlı olabilir; bu nedenle eserin orijinal Yunanca veya İngilizce çevirilerinden de faydalanmak, Ritsos’un dilindeki incelikleri daha iyi kavramak için önerilir.

Paylaşın

Yaşlı Yetişkinler İçin En İyi Kan Basıncı Nedir?

Yüksek tansiyon veya hipertansiyon, kalp hastalığı, felç ve böbrek sorunları gibi ciddi durumlara yol açabilen bir sağlık sorunudur. Birçok yaşlı yetişkin için de kan basıncını yönetmek sağlıklı kalmanın önemli bir parçasıdır.

Haber Merkezi / Doktorlar, kan basıncını kontrol altında tutmak için beslenme, egzersiz ve ilaç değişiklikleri önerirler. Peki 60 yaş ve üzeri kişiler için ideal kan basıncı hedefi ne olmalıdır?

Yakın zamanda Cardiovascular Innovations and Applications dergisinde yayınlanan bir araştırma, yüksek tansiyonu olan yaşlılar için en iyi sistolik kan basıncı (SBP) seviyesini inceledi. Sistolik kan basıncı, kan basıncı ölçümündeki en üst sayıdır ve kalbiniz attığında atardamarlarınızdaki basınç miktarını gösterir.

Araştırmacılar, net bir cevap elde etmek için Bayes ağı meta-analizi adı verilen bir yöntem kullandılar. Bu yöntem, güvenilir sonuçlar elde etmek için birçok farklı çalışmadan elde edilen verileri bir araya getiriyor. Araştırmacılar, ciddi kalp rahatsızlıkları, kalp hastalığından ölümler, herhangi bir nedene bağlı ölümler, kalp krizi, kalp yetmezliği ve felç gibi sonuçlara odaklanan altı farklı çalışmayı incelediler.

Araştırmada, sistolik kan basıncının 130 mmHg’nin altında tutulmasının, kan basıncını 140 mmHg veya daha yüksekte tutmaya kıyasla ciddi kalp sorunlarının sayısını azaltmaya yardımcı olduğu bulundu. Araştırmada, daha düşük kan basıncı hedeflerine sahip kişilerde kalp krizi, felç ve ölüm vakaları da daha az görüldü. Ancak, gruplar arasındaki farklar her kategoride anlamlı olarak adlandırılacak kadar büyük değildi.

Sonuç, sistolik kan basıncını 130 mmHg’nin altında tutmanın 60 yaş ve üzeri kişiler için en iyi hedef olabileceği idi.

Kısacası, bu yeni araştırma, hipertansiyonu olan yaşlı yetişkinlerin kalplerini ve sağlıklarını korumak için sistolik kan basıncını 130 mmHg’nin altına düşürmeyi hedeflemenin en etkili yol olabileceğini öne sürüyor. Ancak sizin için en uygun planı bulmak için her zaman bir sağlık uzmanına danışın.

Paylaşın

Sağlıklı Bir Cilt Mi İstiyorsunuz? İşte Yemeniz Gerekenler

Cilt, dış dünyaya karşı vücudun ilk savunma katmanı olduğundan, onu korumak sağlık açısından çok önemlidir. Sağlıklı bir beslenme, cildi içten dışa iyileştirebilir; bu nedenle sağlıklı bir cilt, sağlıklı beslenmeyle başlar.

Haber Merkezi / Beslenmemizde yapacağımız basit değişikliklerle, hem genel sağlığınız ve refahınızda hem de en büyük organınız olan cildinizde fark oluşturabilirsiniz. İşte cilt sağlığını destekleyen besinler ve faydaları:

C vitamini açısından zengin gıdalar:

Örnekler: Portakal, kivi, çilek, kırmızı biber, brokoli.
Faydaları: Kolajen üretimini artırır, cildi serbest radikallere karşı korur, parlaklık verir.
Öneri: Günde 1 portakal veya bir avuç çilek.

Omega-3 yağ asitleri:

Örnekler: Somon, sardalya, ceviz, chia tohumu, keten tohumu.
Faydaları: Cilt bariyerini güçlendirir, iltihaplanmayı azaltır, akne ve kuruluğu önler.
Öneri: Haftada 2-3 kez balık veya 1 tatlı kaşığı keten tohumu yağı.

E vitamini içeren besinler:

Örnekler: Badem, ayçiçeği çekirdeği, avokado, ıspanak.
Faydaları: UV hasarına karşı korur, cildi nemlendirir ve yaşlanmayı yavaşlatır.
Öneri: Salataya 1 avuç badem veya yarım avokado ekleyin.

Çinko ve selenyum:

Örnekler: Kabak çekirdeği, deniz ürünleri, tam tahıllar, Brezilya cevizi.
Faydaları: Çinko akneyi azaltır, selenyum çevresel hasara karşı korur.
Öneri: Günde 1-2 Brezilya cevizi veya bir avuç kabak çekirdeği.

Su ve hidrasyon:

Örnekler: Su, bitki çayları, karpuz, salatalık.
Faydaları: Cildi nemli tutar, toksin atılımını destekler, mat görünümü azaltır.
Öneri: Günde 2-3 litre su; limon veya nane ile tatlandırılabilir.

Antioksidan zengin gıdalar:

Örnekler: Yaban mersini, havuç, tatlı patates, ıspanak.
Faydaları: Beta-karoten ve antioksidanlar cildi güneş hasarından korur, ışıltı katar.
Öneri: Renkli sebzelerle smoothie veya salata yapın.

Probiyotikler:

Örnekler: Yoğurt, kefir, turşu, kombucha.
Faydaları: Bağırsak sağlığını destekler, iltihaplanmayı ve egzamayı azaltır.
Öneri: Kahvaltıda probiyotik yoğurt veya akşam yemeğinde turşu.

Kaçınılması gerekenler yiyecekler:

Şekerli ve işlenmiş gıdalar: Akneyi tetikleyebilir.
Aşırı süt ürünleri: Bazı kişilerde cilt sorunlarını artırabilir.
Alkol ve fazla kafein: Cildi kurutabilir, yaşlanma belirtilerini kötüleştirebilir.

Paylaşın