‘Altılı Masa’ Anayasa Taslağını Açıkladı: Özgürlükçü Anayasa

‘Altılı Masa’nın 84 maddeden oluşan Anayasa değişikliği önerisinde, kuvvetler ayrılığı ilkesi vurgulanıyor. Yeni sistemde yasamanın etkin ve katılımcı, yürütmenin istikrarlı, şeffaf ve hesap verebilir, yargının ise bağımsız ve tarafsız olması hedefleniyor.

Haber Merkezi / Partili cumhurbaşkanlığı döneminin kapanacağı teklifte, Cumhurbaşkanı 7 yıllığına halk tarafından seçilecek ve seçimle beraber partisiyle ilişkisi sona erecek. Görevi sona eren bir cumhurbaşkanı, seçimle gelinen siyasi bir görev üstlenemeyecek. Cumhurbaşkanına, TBMM Başkanı vekalet edecek. Cumhurbaşkanının kanunlar üzerindeki zorlaştırıcı veto etkisi sona erdirilip geri gönderme hakkı veriliyor.

Cumhuriyet Halk Partisi, DEVA Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş için üzerinde uzlaştıkları Anayasa değişikliği önerilerini açıkladı.

Ankara’da Bilkent Otel’deki toplantıya partilerin liderleri Kemal Kılıçdaroğlu, Ali Babacan, Gültekin Uysal, Ahmet Davutoğlu, Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu katıldı.

Altı siyasi partinin genel merkez, il ve ilçe yöneticileri ile milletvekilleri de toplantıya katılanlar arasında yer alıyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Serhan Yücel, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Serap Yazıcı, İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Uğur Poyraz ve Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, anayasa taslağını açıklıyor.

Muharrem Erkek, “Bu önerimiz bir toplumsal sözleşme taslağıdır. Seçimlerin hemen ardından TBMM’ye sunacağız… Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemle Gazi Meclisi bugün yaşadığı ağır vesayetten kurtaracağız. Yargıyı vesayetten kurtaracağız. Yargının üzerindeki siyasi tahakküme son vereceğiz. Basını, sivil toplum örgütlerini, düzenleyici ve denetleyici kurumları vesayetten kurtaracağız” diye konuştu.

Yeneroğlu, yasama bölümünde hazırlanan değişiklik önerilerinin 5 başlıkta toplandığını belirtti. Seçim barajının yüzde 3’e düşürüleceğini, yasama bağışıklığının güçlendirilerek, dokunulmazlıkların kaldırılması için üye tamsayının salt çoğunluğunu gerekli kılacaklarını, kanun yapım süreçlerinin demokratikleştirilerek Cumhurbaşkanının kanunları veto etme yetkisine son verileceğini, Meclis’in denetim yetkisinin güçlendirileceğini, parlamentoların tarihsel bir kazanımı olan bütçe hakkının devredilmezliği ilkesini tesis edeceklerini söyledi.

Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Serhan Yücel, yürütme ile ilgili değişiklik önerileri arasında, cumhurbaşkanlarının bir dönem ve 7 yıl için seçilebilmesini, varsa partisi ile ilişiğinin kesilmesi, kanunları veto yetkisinin kaldırılmasını sıraladı ve “Cumhurbaşkanlığı Kabinesi yerine, Meclise karşı siyasi sorumluluğu ve Yüce Divan’da aklanma hakkı olan Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu’nu Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği önerimiz ile yeniden kuruyoruz” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Serap Yazıcı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin en ağır hasarı yargı organına verdiğini söyledi ve anayasa teklifinin, yargı mensuplarına bireysel bağımsızlıklarını, yargı kuruluşlarına da kurumsal bağımsızlıklarını sağlayan yenilikler içerdiğini kaydetti.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Poyraz, “Temel hak ve hürriyetler açısından değişiklik önerisiyle… Anayasanın ikinci kısmının başlığını “Temel Hak ve Hürriyetler” olarak değiştirerek otoriter anayasacılık anlayışına karşı demokratik ve özgürlükçü anayasa inşasını” esas aldıklarını söyledi.

Son konuşmacı Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya da teklifle mahalli idarelerin yetkisini artıracaklarını, üniversitelerin bilimsel özerkliklerinin yanında, idari ve mali özerkliklerini de anayasal güvence altına alıp Yüksek Öretim Kurulu’nu (YÖK) kaldıracaklarını, RTÜK’ün çoğulculuk, özerklik ve tarafsızlık ilkelerine bağlı olarak çalışmasını amaçladıklarını kaydetti.

Tasarıyı hazırlayan komisyon üyeleri önümüzdeki günlerde medya organlarını, baroları, sivil toplum kuruluşlarını, meslek örgütlerini, iş dünyasını, sendikaları, kadın ve gençlik örgütlerini ziyaret edecek.

84 maddeden oluşan Anayasa değişikliği önerisinde, kuvvetler ayrılığı vurgulanıyor. Yeni sistemde yasamanın etkin ve katılımcı, yürütmenin istikrarlı, şeffaf ve hesap verebilir, yargının ise bağımsız ve tarafsız olması hedefleniyor.

Uzlaşılan metinde öne çıkan noktalar şöyle:

Partili cumhurbaşkanlığı dönemi kapanacak

“Cumhurbaşkanı 7 yıllığına halk tarafından seçilecek ve seçimle beraber partisiyle ilişkisi sona erecek. Görevi sona eren bir cumhurbaşkanı, seçimle gelinen siyasi bir görev üstlenemeyecek. Cumhurbaşkanına, TBMM Başkanı vekalet edecek. Cumhurbaşkanının kanunlar üzerindeki zorlaştırıcı veto etkisi sona erdirilip geri gönderme hakkı veriliyor.

‘Ödev’ yerine ‘hürriyet’ kavramı

Teklif, Anayasayı temel hakları ‘ödev’ olarak vurgulayan ve hürriyetleri ödev kavramıyla sınırlayan anlayıştan arındırıyor. Anayasaya özgürlükçü bir anlayış kazandırılıyor. Anayasadan otoriter anlayışın izleri siliniyor. Anayasada ‘temel hak ve ödevler’ yerine ‘temel hak ve hürriyetler’ düzenleniyor.

Devletin temel işlevi: İnsan onurunu korumak

Anayasanın temel hakları düzenleyen ilk maddesine ‘İnsan onuru dokunulmazdır ve anayasal düzenin temelidir’ ifadesi ekleniyor. Bu vurguyla beraber Anayasanın insan onurunu esas alan bir bakış açısı kazanması sağlanıyor. Devletin temel işlevinin insan onurunu korumak ve ona saygı göstermek olduğu vurgulanıyor.

Hayvan hakları ilk kez Anayasaya girecek

Anayasanın 56. maddesinde yapılan değişiklikle Anayasada sağlık hakkı ve çevre hakkı yeniden düzenlenirken hayvan hakları ilk kez anayasal güvenceye kavuşturuluyor.

Kadına yönelik şiddet: Suçlular milletvekili olamayacak

Affa uğramış olsalar bile cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, kadına yönelik kasten yaralama ve edimi ifasını fesat karıştırma suçlarından hüküm giymiş olanların milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olamayacağı hükmü getiriliyor.

YÖK kaldırılacak

Yükseköğretim Kurulu kaldırılıyor. Üniversitelerin akademik, idari ve mali özerklikleri ihlal edilmemek kaydıyla planlama ve koordinasyon kurulu olacak Yükseköğretim Üst Kurulu düzenleniyor.

OHAL KHK’larına son verilecek

OHAL KHK’ları (Olağanüstü Hal Dönemi Kanun Hükmünde Kararnameleri) kaldırılıyor. Olağanüstü Hallere ilişkin tedbirlerin Olağanüstü Hal Kanunu ile düzenleneceği ve Olağanüstü Hal Kanunu ile bu kanundan kaynaklı idari eylem ve işlemlere karşı yargı yolunun kapatılamayacağı düzenleniyor.

Uluslararası anlaşmalardan çekilme 

Türkiye’nin taraf olduğu bir uluslararası anlaşmadan çekilme için TBMM’nin uygun bulması şartı Anayasada açıkça düzenleniyor.”

Paylaşın

Abdullah Gül’e Yakın Kaynak: Gül’ü Adaylık İçin Arayan Olmadı

Türkiye, yavaş yavaş seçim sürecine girerken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa ortak cumhurbaşkanı adayı için özel bir ekip kurmayı planlıyor.

Ekip ortak aday için kamuoyu anketlerinin de içinde yer alacağı çalışmalar yapacak, adayın kim olacağına ilişkin çalışma yürütecek. Ortak aday konusunda ismi yeniden gündeme gelen Abdullah Gül’e yakın bir kaynaksa, “Kendisinin bu konuda herhangi bir teması, herhangi bir görüşmesi yok. Ama 2018’de sağlanamayan mutabakat sağlanabilirse, Abdullah Bey’in de birtakım şartları olur. Tek aday olmak ister” dedi.

Altılı masa 14 Kasım Pazartesi günü DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde sekizinci kez toplanacak. Masanın gündeminde, ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Sürecinin Yol Haritası’ ve ‘önemli temel politika alanları için kurulan ortak çalışma grubunun’ yaptıkları çalışmalar yer alacak. Toplantıdan bu alışmaların kamuoyu ile paylaşılmasına dair bir karar çıkması bekleniyor.

Milliyet’ten Mehtap Gökdemir’in haberine göre, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın altılı masaya ve Millet İttifakı’na katılma talebinin de masada olacağı 14 Kasım toplantısına ilişkin parti kurmayları, “Ortak aday konusundan önce geçiş sürecinin yol haritası, temel konulardaki ortak söylemin kararlaştırılması benimsenmişti. Bu iki başlıkta anlaşma sağlandıktan sonra aday konusu gündeme gelecek. Adayın kim olacağına ilişkin çalışma yürütülecek. 14’ünde geçiş sürecinin yol haritasıyla ilişkin somut bir açıklama yapılırsa, ‘şu şartlarda anlaştık’ denilirse bilin ki bir ay sonra adayın kim olduğu da açıklanabilir” ifadelerini kullandılar.

Kaynaklar, liderlerin sekizinci toplantısında 14 Kasım’daki toplantıda geçiş sürecinin yol haritası ve ortak söylem konusunda uzlaşma sağlanması durumunda, ortak aday çıkarma konusunun da ele alınabileceğini belirtiyor.

Ortak aday kararının netleşmesinin akabinde de bu konuda özel bir çalışma ekibinin kurulabileceğine işaret eden kaynaklar, kurulacak ekibin gerekirse kamuoyu anketlerinin de içinde yer alacağı bir ön çalışma yürüteceğini, ekipte mevcut altı partiden temsilcilerin yer alacağını aktarırken, “Ekip doğrudan adayın kim olacağı için çalışma yürütecek. Bütün partilerin en güvendiği anket firmaları belirlendikten sonra, bu firmaların yaptıkları anketlerden çıkan isimlerin ortalamasına bakılacak. Ancak sadece anket sonuçlarına bakılarak aday belirlenmez. Anketlerin bu konudaki etkisi yüzde 20 olur. Anket sonuçlarının yanısıra adı geçen isimlerin geçmişte ne yaptığı, diğer partilerden oy alıp alamayacağına da bakılır” görüşünü dile getirdiler.

‘Herhangi bir teması, herhangi bir görüşmesi yok’

Ortak aday konusunda son dönemde kulislerde ismi yeniden gündeme gelen 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün durumuna ilişkin ise altılı masa kurmayları, kendisiyle bu anlamda bir görüşme ve temas yapılmadığını söyleyerek, “Öncelik altılı masadan bir ismin aday olarak çıkması. Çıkmazsa, dışarıdan bir isim konuşulur ama altılı masada uygun isimler var” değerlendirmesini yaptılar.

Gül’e yakın bir kaynak ise “Kendisinin bu konuda herhangi bir teması, herhangi bir görüşmesi yok. Kendisinin dışında gelişen bir durum söz konusu. Abdullah Bey’den bağımsız gelişiyor” ifadesini kullandı. Gül’ün altılı masanın ortak adayı olma ihtimali için ‘o biraz zayıf bir ihtimal gibi duruyor’ görüşünü dile getiren aynı kaynak, “Ama 2018’de sağlanamayan mutabakat sağlanabilirse, Abdullah Bey’in de birtakım şartları olur. Tek aday olmak ister” dedi.

Paylaşın

‘Altılı Masa’ 14 Kasım’da Genişleme Stratejisini Netleştirecek

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa toplantısına ikinci kez ev sahipliği yapacak olan DEVA Partisi Lideri Babacan, Pazartesi günü liderleri ziyaret ederek toplantı gündemine ilişkin önerileri alacak.

Toplantının ana gündem maddelerinin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş sürecinin yol haritası ile ortak politikaları belirlemek üzere oluşturulan komisyonların çalışmalarının olması bekleniyor.

Ancak Akşener’in, Baş’ın masaya dahil olma talebini de masa gündemine getirmesi nedeniyle, bundan sonra muhalefet bloğuna katılacak siyasi partilerle ilgili izlenecek tutumun da netleştirilmesi bekleniyor.

Masa bileşenlerinde ağırlıklı görüş, “Altılı Masa’nın olduğu gibi kalması”, ancak seçim ittifakı içinde yer almak isteyen siyasi partilerle işbirliği konusunun ilerleyen süreçte ele alınması yönünde.

Türkiye, yavaş yavaş seçim sürecine girerken özellikle oy oranı düşük olan siyasi partilerde de ittifak arayışları başladı. Bu konuda somut adım atan partilerden birisi ise BTP oldu.

Partinin kurucu lideri Haydar Baş’ın yaşamını yitirmesinin ardından genel başkanlık görevini üstlenen oğlu Hüseyin Baş, önce katıldığı bir televizyon programında Millet İttifakı içinde yer almak istediğini duyurdu.

Bu çağrıya İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener olumlu yanıt verdi ve ziyaret ettiği Baş’ın bu talebini “Altılı Masa’ya götüreceğini” açıkladı.

Akşener’in telefonla görüşerek bu niyetine ilişkin bilgi verdiği CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Baş’ın talebinin 14 Kasım’da görüşüleceği mesajını verdi.

Genişleme stratejisi belirlenecek

Altılı Masa toplantısına ikinci kez ev sahipliği yapacak olan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Pazartesi günü liderleri ziyaret ederek toplantı gündemine ilişkin önerileri alacak.

Toplantının ana gündem maddelerinin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş sürecinin yol haritası ile ortak politikaları belirlemek üzere oluşturulan komisyonların çalışmalarının olması bekleniyor.

Ancak Akşener’in, Baş’ın masaya dahil olma talebini de masa gündemine getirmesi nedeniyle, bundan sonra muhalefet bloğuna katılacak siyasi partilerle ilgili izlenecek tutumun da netleştirilmesi bekleniyor.

Masa bileşenlerinde ağırlıklı görüş, “Altılı Masa’nın olduğu gibi kalması”, ancak seçim ittifakı içinde yer almak isteyen siyasi partilerle işbirliği konusunun ilerleyen süreçte ele alınması yönünde.

Sarıgül de dahil olmak istiyor

Seçim ittifakı içinde yer almak isteyen başka partilerin de olabileceği, bunların bu aşamadan sonra masaya dahil edilmesinin, çalışmalarda zafiyet yaratacağı belirtiliyor.

Bu arada bazı küçük siyasi partilerin de muhalefet ittifakı için temaslara başladığı ifade ediliyor.

Türkiye Değişim Partisi Genel Başkanı Mustafa Sarıgül’ün muhalefet bloğu içinde yer almak istediği ve bu konuda nabız yokladığı siyasi kulislere yansıyan bilgilerden.

DEVA Partisi Sözcüsü Şahin: Başka talepler de var, genişleme ihtimali zayıf

14 Kasım’daki toplantıya ev sahipliği yapacak olan DEVA Partisi de masanın genişlemesine soğuk bakıyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, Parti Sözcüsü İdris Şahin, Altılı Masa’nın çalışma usullerinin liderlerin mutabakatıyla belirlendiğini ve kararların “istişare, müzakere, mutabakat” esasına dayandığına dikkat çekti. Şahin, “Eğer bir karar alınacaksa, bu ilkeler doğrultusunda alınacak” dedi.

Altılı Masa’nın çalışmalarını artık neredeyse son aşamaya getirdiğine dikkat çeken Şahin, masada yer almak isteyen başka siyasi partilerin de olduğunu, her talep üzerine masanın genişlemesinin sıkıntı yaratacağına etti.

Şahin, “Şu aşamadan sonra genişleme ihtimalini son derece zayıf görüyoruz” dedi. BTP’nin bir seçim ittifakı içinde yer alması konusunda ise şu görüşleri dile getirdi:

“Sayın Baş’ın Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e dair ortak mutabakat metnine destek olması son derece kıymetlidir. Bunu önemsiyoruz. Altılı Masa’nın oluşturacağı ve ortaklaşa vereceği kararda ittifaklar ne şekilde şekillenir, seçimlere hangi şartlarda girilir; bu husus netleştiğinde sistem değişikliğine yönelik her desteği de kıymetli bulduğumuzu ifade etmek isteriz.”

BTP’li Çetin: Meral Hanım masada yer almamızı canı gönülden istiyor

BTP ise Altılı Masa’nın “Yedili Masa” olması olmasını istiyor.

BTP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Çetin, Altılı Masa’nın Yedili Masa’ya dönüşüp dönüşmeyeceğine 14 Kasım’da liderlerin karar vereceğine işarete ederken, “Biz Millet İttifakı’na girmek istiyoruz. masanın da yedinci partisi olmak istiyoruz” dedi.

BTP’nin oy oranının yüzde 2 bandında olduğunu ve katılırlarsa masanın üç veya dördüncü büyük partisi olacakları iddiasında bulunan Çetin, eğer masadan kabul görmezlerse Cumhur İttifakı’na da gitmeyeceklerini, kendi yollarında yürüyeceklerini ifade etti.

Akşener’le yapılan görüşmenin son derece olumlu olduğunu, ittifak veya Altılı Masa’da yer almalarına destek verdiğini belirten Çetin, “Meral Hanım, bizim orada olmamızı canı gönülden istiyor. Listelerde veya Altılı Masa’da, her şartta olmamız istiyor. Çünkü şayet bu seçimde Cumhur İttifakı kazanırsa, Millet İttifakı diye bir şey kalmaz. Onun için bu seçimde bunu söküp atmak istiyor Meral Hanım” diye konuştu.

Paylaşın

“Altılı Masa Cumhurbaşkanı Adayını Anketle Belirleyecek” İddiası

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayını, tüm ülkeye yayılan bir anketin sonunda belirleyeceği ve bu anketin yılın ilk günlerinde yapılacağı ileri sürdü.

Diken’den Altan Sancar’ın kulis haberine göre; CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun uzun süredir tartışılan cumhurbaşkanlığı adaylığına dair CHP içinden gelen açık destek yerini “İzle ve gör” yaklaşımına bırakıyor. Uzun süre “Adayımız Kılıçdaroğlu” diyen CHP’li bazı isimler dahi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun adaylık ihtimalini reddetmiyor. Öte yandan ‘altılı masa’nın adayı belirlemek için anket düzenlemeye hazırlandığı belirtiliyor.

Kılıçdaroğlu’nun gezileriyle birlikte açıklamaları cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacağı tartışmalarını beraberinde getirmişti. Vaatleri ve sosyal medyada yayınladığını videolarda kullandığı ‘ben’ dili de bu beklentileri büyütmüştü. CHP içindense gerek açık kimlikle gerekse kulis haberlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığına işaret ediliyordu.

CHP’nin de olduğu ‘altılı masa’nın önemli aktörü İYİ Parti’nin lideri Meral Akşener ve partinin kurmaylarıysa Kılıçdaroğlu’na ‘saygı duyduklarını, ancak adayın kazanacak bir isim olması’ yönünde görüşlerini açıklamıştı. DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’nden de benzer açıklamalar gelmişti. Partiler İBB Başkanı İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş’ın adaylığını reddetmemişti.

Tüm şehirlerde anket

Haberdeki bilgilere göre, ‘altılı masa’ ilerleyen aylarda cumhurbaşkanı adaylarını belirlemek üzere Türkiye’nin tüm şehirlerini ve toplumsal gruplarını kapsayacak bir ankete hazırlanıyor.

Parti kulislerinden edinilen bilgilere göre farklı şirketler üzerinden yürütülecek çalışmalarda yer alacak isimlere ve tarihlerine liderler karar verecek. Anket sonuçlarının liderlere ulaşması ve koalisyon mutabakatının sağlanmasının ardından da adayın belirlenmesi için son adımlar atılacak. Masanın anket çalışmalarına 2023’te başlaması bekleniyor.

Haberde, CHP içinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığına destekleyen bazı isimlerin İmamoğlu’nun adaylığını net şekilde reddetmediği vurgulandı ve “Geçtiğimiz aylarda Kılıçdaroğlu’nun adaylığının ‘kesinleştiğini’ söyleyen bir başka CHP’li isim de adaylık tartışmalarına ‘temkinli yaklaşmayı’ tercih ediyor. İmamoğlu’yla birlikte Yavaş’ın da adaylık şansını ‘yüksek’ gördüğünü söyleyerek ‘kazanacak aday’ tartışmasının partileri içinde de karşılık bulduğunu belirtiyor” ifadesi yer aldı.

Paylaşın

‘Altılı Masa’ Bürokratlar Listesini Nasıl Belirleyecek? DEVA Partisi Sözcüsü Açıkladı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’nın parti genel başkanlarının ikinci tur görüşmeler kapsamında ikinci randevu tarihi belli oldu. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde 14 Kasım’da bir araya gelecek.

Altılı masanın çalışmalarıyla ilgili Milliyet gazetesinde Mehtap Gökdemir imzasıyla yayımlanan kulis haberde, masanın iktidara hazırlık olarak bürokratik kadrolarla ilgili çalışma yaptığı belirtildi.

Haberde, “Kulislerde ‘2 bin kişilik bürokrat listesi hazırlandığı’ iddiası konuşulurken altılı masa kurmayları şu aşamada ağırlıklı olarak getirilecek isimlerle ilgili değil, değişmesi gereken kadrolara ilişkin çalışma yürütüldüğünü vurguluyor” denildi.

Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan da bugünkü köşe yazısında bu konuyu DEVA Partisi sözcüsü İdris Şahin’le konuştuğunu aktardı. Pehlivan’ın yazısı özetle şöyle:

“(…) Şahin’e “Seçim sonrası göreve gelecek bürokratları nasıl belirlediklerini” sordum. Anlatmaya başladı:

“Her siyasi parti kendi çalışmalarını yapıyor. CHP’ye de İYİ Parti’ye de ve elbette bize de gelen bürokratlar oluyor. Şu anda devlette görev yapan, doğrudan partiye üye olamayan, rozet taktıramayan, ama seçime giden süreçte mutfaklarımızda çalışanlar var. İktidara gelindiğinde, hazır var olan bu arkadaşlar üzerinden bir değerlendirme mutlaka yapılır. Yoksa altılı masanın şu an için özel olarak bir çalışması söz konusu değil.”

Araya girdim. “Peki, kesin listeyi, yani devlette hangi koltuğa kimin oturacağını seçimi kazandıktan sonra mı belirleyeceksiniz” diye sordum. DEVA Partili İdris Şahin’in yanıtı şu oldu:

“Cumhurbaşkanı adayı kesinleştikten sonra oluşturulacak kurullar bunun üzerinde mutlaka çalışacak. Ama şu anda değil. Altılı masa şimdilik bu konuya dair kolektif bir çalışma yapmıyor. Fakat dediğim gibi, kurumsal olarak herkes kendi bürokrat adaylarıyla mutlaka görüşüyor.

Mesela biz de parti olarak kamudan çok ciddi anlamda destek alıyoruz. Keza yurtdışındaki hocalar da yardım ediyor. Görüştüğümüz bu insanların çoğu yarınki bir düzenlemeyle müsteşar, rektör ya da genel müdür olarak çalışabilecek düzeyde.”

Altılı masanın sekizinci toplantısı kasım ayının ortasında gerçekleşecek. Ev sahibi DEVA Partisi’nin sözcüsü İdris Şahin’i bulmuşken sordum: “Toplantıdaki en önemli konu başlığı ne olacak?”

Şunları duydum:

“Geçiş sürecinin yol haritası da ortak söylemler de nihai aşamaya ulaşmış olacaktır. Yani artık bir nevi bu işin son noktasına doğru geldiğimizi gösterebiliriz. Geçiş süreci yol haritasına ilişkin her partinin teklifleri sunuldu. Ama işte son noktayı liderler koyacak.

Diğer dokuz tane temel konuda, yani ekonomi, sağlık, eğitim, adalet gibi konularda neler yapılacağı kasımdaki toplantıda ete kemiğe bürünmüş olur. Ve artık bunlardan sonra da nasıl bir cumhurbaşkanı olacağına dair konu gündeme gelir…”

DEVA Partisi kurmayının aktardıkları böyle.

Ben ise aynı noktadayım. Kuşkusuz altılı masa çok önemli çalışmalar yapıyor. Lakin “cepte olmayan” insanları kazanabilmeleri için çözümlerini etkili aktaramıyor. Koşar adım seçime giderken bir ortak iletişim kanalı bile halen kurulamıyor. Kasım buluşması bize neler gösterecek, hep birlikte göreceğiz.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

‘Yığma Seçmen’ İhtimaline Karşı ‘Altılı Masa’dan Tedbir

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’nın seçim güvenliği komisyonu, “yurttaşların ikametlerinde tanımadıkları kişileri görmelerine” ilişkin ihbarları ele aldı.

Bazı vatandaşların adres sorgulama sırasında kendi adreslerinde tanımadıkları kişilerle karşılaşmaları’ sonrası altılı masa harekete geçti.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın aktardığına göre altılı masanın seçim güvenliği komisyonu, “yurttaşların ikametlerinde tanımadıkları kişileri görmelerine” ilişkin ihbarları ele aldı. Sorun tespit edildiğinde parti örgütleri aracılığıyla yerinde inceleme yapıldığı, sorunun Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) hem de diğer ilgili devlet kurumlarına bildirildiği aktarıldı.

Gelen ihbarlar arasında; ikametlerde 18 yaşından küçük olan kişilerin de göründüğü, bu durumlarda seçim güvenliğinin tehlikeye girmediği ancak her ihtimale karşı ihbarların seçmen listelerinden kontrol edilmeye başlandığı öğrenildi. Partililer yığma seçmen ihtimaline karşı da şimdiden tedbir almaya başladığını aktaran kurmaylar, şunları söyledi:

“Bu daha çok belediye seçimlerinde sorun olan bir konu ama mesela çok az oyla milletvekili çıkarılan yerler var. Diyelim ki bir ilde 10 oyla milletvekili çıkarılmış. Burada il dışından seçmen getirilerek oy kullanılmış mı buna bakıyoruz. Bunun olmaması için tedbirimizi alıyoruz.

Teşkilatlarımız sahada incelemeler yapıyor. Mesela bir ikamette 8-10 seçmen gözükmesi gibi anormal bir durum oluyor. Öyle olduğunda teşkilatlar gidip buraya bakıyor. Orada mesela boş bir bina, bir yurt çıkarsa bunu YSK’ye bildirmek için not alıyorlar. Yani vatandaşlarımızın sandığa rahat bir şekilde gitmesi için şimdiden incelemelerimizi yapıyoruz.”

CHP’den Erdoğan’a yanıt

Öte yandan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Sivas’ta katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sivaslı yurttaşlara verdiği sözleri tutmadığını belirterek “Onların ‘Bir de şu Kılıçdaroğlu’nu deneyelim, nasıl bir adam görelim’ demesi lazım. Bir denemesi lazım” ifadelerini kullandı.

Erdoğan da bu sözleri “adaylık ilanı” olarak değerlendirerek “Hayırlı olsun. Bu isabetli oldu. Türkiye, Bay Kemal gibi bir adayı görmekle, nasıl bir cumhurbaşkanlığı yarışı olacağını göreceğiz” dedi.

CHP kurmayları, “Erdoğan’ın açıklamasının 6’lı masaya karşı bir hamle olduğunu” söyledi. Kurmaylar, şu yorumu yaptı:

“Genel başkan bir soru üzerine bu sözleri söyledi ve her zaman yaptığı açıklamalardan farklı bir şey demedi. Kendisi toplumun farklı kesimlerini bir arada tutan bir isim ve böyle demesi çok doğal. Daha önce de ‘6’lı masa uzlaşırsa ben hazırım’ demişti. Biz parti olarak da her zaman kendisinin adaylığını desteklediğimizi söylüyoruz.

Ancak her zaman ‘Adayı altılı masa belirleyecek’ açıklamasını da yapıyoruz. Cumhur İttifakı ‘Adaylık ilanı’ diyerek Kemal Bey’in 6’lı masayı yok saydığı algısını oluşturmaya çalışıyor. Böyle bir şey söz konusu değil. Genel başkanımız adayı masanın belirleyeceğini açıkladı ve masa açıklamadan adaylık ilan etmez.”

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Taban Kapma Yarışı Mı Başladı?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü çıkışına Altılı Masanın ortaklarından Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan destek gelirken, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener gibi destek vermemişti.

Kısa Dalga’dan Mahmut Aydın’ın haberine göre, Ankara’da, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun “milliyetçi-muhafazakar” tabana mesaj veren çıkışlarına İYİ Parti Lideri Akşener’in de “CHP tabanına” seslenerek cevap verdiği konuşuluyor.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun İzmir’de partisinin grup toplantısında, “Şunu da artık bilmek zorundayım; siz gerçekten benimle birlikte misiniz? Bazılarınızın sesi çıkmıyor, bazılarınızın da isteyerek veya istemeyerek zarar verdiğini de görüyorum. Artık karar verin. Bu halk düşmanlarını beraber yenecek miyiz, yenmeyecek miyiz?” Çıkışından sonra 6’lı masada sular durulmuyor.

6’lı masanın 2. tur görüşmelerinden sonra yaşanan gelişmeler CHP ve İYİ Parti arasındaki krizin henüz bitmediğini gösteriyor.

Kılıçdaroğlu’nun mesajları

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun önce eski ülkücülerle bir toplantı yapması ve “bozkurt Kemal” sloganları ile karşılanması, ardından şaibeli bir helikopter kazasında ölen Muhsin Yazıcıoğlu’nun oğlu Furkan Yazıcıoğlu ile görüşmesi İYİ Parti kurmaylarınca dikkatle izlendi. Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü çıkışı ise iki partinin arasındaki mesafeyi su yüzüne çıkardı. Kılıçdaroğlu’nun başörtüsünü yasal zemine oturtmak için yasa teklifi vereceklerini açıkladığı videoda önünde bir tespih ve Türkçülüğün Esasları adlı kitabın bulunması İYİ Parti kurmaylarını harekete geçirdi.

İYİ Parti’nin Mesajları

İYİ Parti Lideri Akşener’in, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda, Kılıçdaroğlu’nun baş örtüsü çıkışına hiç değinmeyip AK Parti’nin ekonomi ve dış politikaları ile sansür yasası olarak bilinen “dezenformasyon yasası”nı eleştirmesi “CHP tabanında baş örtüsü tartışması yaşanırken partideki laik kesime mesaj” olarak değerlendirildi. Akşener’in CHP tabanının gazetesi olarak bilinen Sözcü Gazetesi’nde baş örtüsüyle ilgile soruya “kabuk bağlayan yaraları değil kanayan yaraları konuşmasının zamanı” yanıtını vererek, ekonomik krize dikkat çekmesi de doğrudan CHP tabanına verilen bir mesaj sayıldı. İYİ Parti’nin 12 Eylül’de idam edilen ve Balgat katliamı sanığı olarak bilinen Mustafa Pehlivanoğlu’nun ölüm yıldönümünde mesaj yayınlaması da İYİ Parti’nin milliyetçi tabana mesajı olarak algılandı.

Gelecek ve Saadet desteği

Kılıçdaroğlu’nun baş örtüsü çıkışına 6’lı masanın ortaklarından Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan destek gelirken, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener gibi destek vermedi.

CHP’yi destekleyen bazı gazeteciler ve kanaat önderleri de Kılıçdaroğlu’nun açıklamasına tepki gösterdi.

Bu arada Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne yasal zemin sağlamayı amaçlayan yasa teklifini, kongre sürecine giren Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun kongrede elini rahatlatmak için açıkladığı görüşü de dillendiriliyor.

Kriz nasıl başlamıştı?

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun “benimle birlikte misiniz?” Çıkışından sonra adları cumhurbaşkanlığı adaylığı için tartışılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, twitter’dan açıklama yaparak Kılıçdaroğlu’nun “yanında” olduklarını bildirdi.

İYİ Parti Lideri Akşener de CHP’li İzmit Belediyesinin töreninde yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na ölene kadar şükranlık duyacağını ifade ederek “Partili Cumhurbaşkanlığı’nın yerine güçlendirilmiş parlamenter sistem adına mücadele ederek bunu konuşarak yaptığımız son seçimdir. Bu seçimi almak zorundayız” dedi.

Akşener, Habertürk Tv’de gazeteci Fatih Altaylı’ın Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı konusundaki sorusunu yanıtlarken “noter görevimiz yok cumhurbaşkanı adayını 6’lı masa belirler. Kemal bey ‘adayı 6’lı masa belirleyecek’ diyerek kendisini bağladı” açıklamasında bulundu. Akşener’in, “seçilebilecek aday” vurgusu ile İmamoğlu ve Yavaş’ın adını gündeme getirmesi CHP’de rahatsızlık yarattı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Akşener ile aralarında bir kriz bulunmadığını ve Akşener’in daha önce mutabık kaldıkları konularda açıklama yaptığını belirterek, cumhurbaşkanı adayını 6’lı masanın belirleyeceği yolundaki görüşünü yineledi.

Paylaşın

DP Lideri Uysal’dan Kılıçdaroğlu’nun ‘Başörtüsü’ Açıklamasına Destek

Demokrat Parti Lideri Gültekin Uysal, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü konusunda “Evrensel hukuk ilkeleriyle uyum içinde bir kanuni çerçeve oluşturduk. Kadınların giyim kuşamını, siyasetin tekelinden çıkartıyoruz” açıklamasına destek verdi.

Haber Merkezi / Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun bu gece yaptığı, “Kadınların giyim kuşamını siyasetin tekelinden çıkartıyoruz. Bu hakkı yasal güvenceye alacağız. Bunu bir tartışma konusu olmaktan tümüyle çıkartacağız. Yarın itibari ile bu yarayı sonsuza kadar kapatacak adımı atıyoruz. Kanun teklifimizi grup toplantımızdan hemen sonra TBMM’ye sunacağız” sözlerine destek verdi.

Gültekin Uysal, Kılıçdaroğlu’nun mesajını alıntılayarak şu açıklamayı yaptı:

“AKP Genel Başkanı Erdoğan istiyor ki CHP başörtüsüne itiraz etsin ki seçimlerde kendisi suistimal edebilsin, ‘ben gidersem özgürlükler kısıtlanır’ diye propaganda yapabilsin! CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, bu teklifi ile şimdi AKP’nin elinden bu argümanı aldı”

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü konusunda “Evrensel hukuk ilkeleriyle uyum içinde bir kanuni çerçeve oluşturduk. Kadınların giyim kuşamını, siyasetin tekelinden çıkartıyoruz” açıklamasına destek vermişti.

SP Lideri Karamollaoğlu, “Kılıçdaroğlu’nun, kazanımları yasal güvence altına alacak ve keyfi uygulamalara son verecek olan çağrısını kıymetli buluyor ve destekliyoruz” demişti.

DP Lideri Davutoğlu ise, “Kılıçdaroğlu’nun bütün alanlarda başörtü özgürlüğünü yasal teminat altına alma çağrısını toplumsal barış açısından çok değerli buluyorum. Bütün siyasi partileri ve milletvekillerini bu yasa teklifine destek vermeye çağırıyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Kılıçdaroğu’nun açıklaması

Kılıçdaroğlu, “Türkiye’yi barıştırma yolu zor ve engebeli bir yol. Ve bu yolda hep beraber yürümek zorundayız. Bu yaralardan biri de başörtüsü mevzusu. Burada bizim de yanlışlarımız oldu geçmişte” diyerek, “Ama değişmeyi, öğrenmeyi bildik. Şimdi bir sonraki aşamaya geçme zamanı. Bu meseleyi toplum olarak aşma, geride bırakma zamanı. Konuyu devlet ciddiyetiyle çözme ve siyasetçilerin iki dudağı arasından çıkarma zamanı. Evrensel hukuk ilkeleriyle uyum içinde bir kanuni çerçeve oluşturduk. Kadınların giyim kuşamını, siyasetin tekelinden çıkartıyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Kılıçdaroğlu şöyle devam etmişti:

Bu hakkı yasal güvenceye alacağız. Bunu bir tartışma konusu olmaktan tümüyle çıkartacağız. Yarın itibariyle bu yarayı sonsuza kadar kapatacak adımı atıyoruz. Kanun teklifimizi, grup toplantımızdan hemen sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunacağız. Cumhuriyet Halk Partisi grubu eksiksiz, amasız, fakatsız ve yüreklice bu kanun arkasında duracaktır. Sarayın da samimiyet turnusolu bu. Bakalım onların tutumu ne olacak? Türkiye’nin yaralarını bir bir kapatma konusunda yol arkadaşlarım benimle. Türkiye’nin çok kanayan yaralarını kapatma konusunda da. Biz daha cesur olacağız. Bundan en ufak bir şüphem yok. Ve sevgili halkım, bu zor ama zor olduğu kadar da hakiki olan yolculukta sizi de yanında görmek istiyorum.

Paylaşın

Millet İttifakı’nda ‘İncitici Dil’ Önlemi: Telefon Diplomasisi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde 2. turun ilk görüşmesini gerçekleştirdi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre, Altılı Masa toplantısında, siyasi parti temsilcilerinin krize yol açacak açıklamalar yapması halinde, liderlerin telefon diplomasisi yürüterek, soruna hızla müdahale etmesi kararı alındı.

İYİ Parti ve CHP arasında cumhurbaşkanı adaylığı konusundaki görüş ayrılığı ve son olarak İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, “Altılı Masa noter değildir” açıklamaları nedeniyle, “masada çatlak mı var” tartışmalarına yol açan bir süreçte gerçekleştirilen Altılı Masa toplantısında iki konu başlığında somut adım atıldı.

Bu çerçevede, “Geçiş sürecinin yol haritası” üzerindeki çalışmaların hızlandırılarak netleştirilmesi ve “ön koalisyon protokolü” olarak da nitelendirilen, 9 temel konuda ortak politikaların belirlenmesi için de komisyon kurulması kararı çıktı.

Ortak Temel Politikalar Komisyonu için; CHP, Genel Başkan Yardımcısı ve parti sözcüsü Faik Öztrak’ı; DEVA Partisi, Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Çanakçı’yı; Gelecek Partisi, Politika İzleme Kurulu Başkanı Feridun Bilgin’i görevlendirdi.

Saadet, Demokrat Parti ve İYİ Parti’nin de komisyon üyelerini bu hafta içinde netleştirmesi bekleniyor.

Bir anlamda cumhurbaşkanı adayının ve Altılı Masa’nın “seçim bildirisini” hazırlayacak olan komisyon, her partinin kendi içinde yaptığı çalışmaları ortaklaştıracak ve çok hızlı bir süreç yürütülmesi için haftada birkaç kez toplanabilecek.

“İncitici dil” önlemi

CHP İle İYİ Parti arasında “cumhurbaşkanı adayı” tartışmasına ilişkin yaşanan gerginliğin masaya nasıl yansıyacağı da merak konusuydu.

Toplantıdan hemen önce İYİ Parti Genel Başkanı Akşener Cumhuriyet Gazetesi’ne verdiği röportajda, hassas bir dönemden geçildiğine dikkat çekerek, “herkesin sözlerine dikkat etmesi gerektiğini” belirtip, partide sorumluluğu olmayan bazı isimlerin “incitici dilleri” olduğunu söylemişti.

Edinilen bilgiye göre Akşener,  “incitici dil” rahatsızlığını Altılı Masa’ya da taşırken, masada yer alan diğer genel başkanlar da hassas bir süreçten geçildiğine ve o nedenle siyasi parti temsilcilerinin dikkatli bir dil kullanmalarının önemine vurgu yaptı.

Bu çerçevede, siyasi parti temsilcilerinin, masayı zor duruma düşürecek açıklamalardan ve medya üzerinden polemiklerden kaçınması,  bir kriz halinde de liderlerin hızla devreye girmesi kararlaştırıldı.

Krize yol açabilecek eylem ve söylemler ortaya çıkması halinde liderlerin, yüz yüze görüşmeyi beklemeden, “telefon diplomasisinin” yürüterek, soruna müdahale etmesi konusunda görüş birliğine vardığı öğrenildi.

Kasım’dan sonra hızlanacak

Toplantıda seçim sürecinin de yaklaşması dikkate alınarak, başta geçiş süreci ve temel politikalar komisyonu olmak üzere çalışmaların mümkün olan en kısa sürede tamamlanması, liderlerin gelişmelere göre daha sık bir araya gelmesi konusunda da ilke kararı alındı.

Ancak 30 Ekim’de Saadet Partisi’nin Olağan Büyük Kongresi olması nedeniyle bu ay ikinci bir toplantı kararı alınmadı.

Liderlerin programına göre Kasım ayından itibaren, gereksinim duyulması halinde liderler 15-20 günde bir, bir araya gelecek.

Paylaşın

Altılı Masayı Kim Zaafa Uğratıyor?

Karar yazarı Mehmet Ocaktan, 6 muhalefet partisinin oluşturduğu masayı destekleyen bazı medya organlarının “muhafazakar kesimler için incitici bir dil kullandığını” öne sürdü. Ocaktan, bu dilin iktidara yaradığını söyledi.

Mehmet Ocaktan’ın bugünkü “Altılı masayı kim zaafa uğratıyor?” başlıklı yazısının öne çıkan kısımları şöyle:

Son günlerde biraz abartılarak servis edilen ‘Altılı masa hikayeleri’ de gösterdi ki masada zaaf görüntüsü oluşturan esas tehlike, masanın çevresinde kaçak gecekondu kuran fitne üretim merkezleridir. Daha önce de ısrarla altını çizmeye çalışmıştım, Altılı Masa’nın oluşumunda ve bugünlere gelmesinde büyük emeği olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun değişim adımları ne yazık ki CHP etrafında konuşlanan bazı kesimleri ve özellikle de sol medya çevreleri tarafından yeterince anlaşıldığı kanaatinde değilim.

Ancak mesele sadece anlaşılmakla ilgili değil elbette, kurumsal bir bağı olmamasına rağmen, CHP sözcüsü gibi davranan Ortodoks sol medya temsilcileri Altılı Masa’nın etrafında özellikle dindar-muhafazakar kesimlere karşı bir ‘ret duvar’ı oluşturmuş durumdalar.

Bu konuyu abarttığımı, sol kesimlere haksızlık ettiğimi düşünenler olabilir. Kimseyi töhmet altında bırakmak gibi bir niyetimiz yok elbette, ama bazı şeyleri görmemezlikten gelmek muhalefetin yarattığı sinerjiye haksızlık olur. Bu konuda hiç uzağa gitmeye gerek yok, solda muhalif duruşlarıyla bilinen bazı televizyon ve gazetelere baktığınızda Altılı Masa içinde yer alan Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’na, hatta İYİ Parti’ye laf çakan, parmak sallayan birilerini rahatlıkla görebilirsiniz.

Muhtemeldir ki son günlerde Akşener’i çileden çıkartan ve de kelimelerini keskinleştirmesine yol açan esas sebep de bu incitici dildir. Bu konuda CHP yöneticilerinin mutedil bir dil kullandıklarının altını çizen Meral Akşener’in şu ifadeleri meselenin hassasiyetini net bir şekilde ortaya koyuyor:

“Medyada öne çıkan ve kendilerini CHP’nin sözcüsü gibi gören bazı isimlerin özensiz bir dil kullandıklarını görüyorum. Hassas bir dönemde, herkesin sözlerine dikkat etmesinde yarar görüyorum. Çünkü, partide bir sorumlulukları olmadığı halde, milletimiz o isimlerin sözlerini, partinin görüşü gibi algılıyor. İncitici bir dilleri var.”

Kuşkusuz hiçbir gazetecinin ne yazacağına ya da ne konuşacağına kimsenin karışma hakkı yok, ama şu bir gerçek ki Altılı Masa’nın tabanını ve de muhalefete yönelme ihtimali yüksek muhafazakar kesimleri inciten bir medya dili, kesinlikle iktidara çalışan bir medya dilidir. Eğer sol medyanın, AK Parti iktidarıyla bilmediğimiz gizli bir flörtleşmesi varsa o başka…

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın