Karamollaoğlu’ndan Erdoğan’ın Yeni Anayasa Çağrısına Yanıt: Gel De Gülme

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “yeni anayasa” çağrısına yanıt veren Saadet Partisi Lideri Karamollaoğlu, “Gel de gülme bu işe. İhtilal anayasasını değiştireceklermiş. İhtilal anayasası kalmadı ortada. Sizin getirdiğiniz birçok değişiklikle yamalı bohçaya döndü zaten” dedi ve ekledi:

“Şimdi bunu düzeltmek için ‘Gerçekleri örtelim, anayasa maddelerini konuşalım ama milletin derdini dert edinmeden meseleleri gündeme getirelim’ diyorlar. Bizim de buna karnımız tok. Böyle bir şeye rıza göstermeyiz.”

Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nin, Saadet Partisi çatısı altında birleşerek oluşturduğu Meclis grubu, yeni yasama yılının ilk grup toplantısını yaptı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu,  ilk grup toplantısında hükümet politikalarını eleştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yeni anayasa” çağrısını, yerel seçim öncesi ekonomideki olumsuzlukları kapatmak için yaptığını savunan GP Lideri Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Cumhurbaşkanı niyetinizi çok iyi biliyoruz. Samimiyseniz; 12 Eylül Anayasası’nı kaldıracak, yerine gerçekten kamil ve milli bir anayasa yapmak için her türlü çabayı sergileriz. Sorumuz; açık ve net. Milletin başına bu belaları saran Cumhurbaşkanlığı sistemini de tartışmaya var mısınız? Yoksunuz. Niyetiniz zaman kazanmak ve oyalamak. Milletin birinci gündemi; iştir, açlıktır, bu tartışmaları yerel seçimlerden sonraya ertelesinler.”

Karamollaoğlu: Gel de gülme

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ise konuşmasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni anayasa yapılmasına ilişkin açıklamalarını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Gel de gülme bu işe. İhtilal anayasasını değiştireceklermiş. İhtilal anayasası kalmadı ortada. Sizin getirdiğiniz birçok değişiklikle yamalı bohçaya döndü zaten. Şimdi bunu düzeltmek için ‘Gerçekleri örtelim, anayasa maddelerini konuşalım ama milletin derdini dert edinmeden meseleleri gündeme getirelim’ diyorlar. Bizim de buna karnımız tok. Böyle bir şeye rıza göstermeyiz.”

Temel Karamollaoğlu, İçişleri Bakanlığı’na yönelik terör saldırısı girişimine ilişkin de, “Türkiye, terörü tüm kaynaklarıyla birlikte yok etme gücüne ve kabiliyetine fazlasıyla sahiptir. Terörün kazanma ihtimalinin olmadığını, kaybetmesinin de kesin olduğunu defalarca ispatlamış mümtaz bir millet ve kadim bir devlet, Türkiye’nin terörle mücadeledeki en büyük gücüdür.

Ancak pazar günü bertaraf edilen terör saldırısı sonrasında; arkasında kimlerin belli olduğu kimi kesimler ve mecralar tarafından, İçişleri Bakanı’na, bakanlığa ve bağlı birimlerine yönelik sataşmalar, isnat ve ithamlar da söz konusu oldu. Doğrusu İçişleri Bakanı’nın suç örgütlerine ve özellikle mafya ve belirli çete türü yapılara karşı yürüttüğü anlamlı ve kararlı mücadeleden rahatsız olanları anlamakta zorlanıyor insan” diye konuştu.

Türkiye’nin terörden, terör örgütlerinden, mafya ve çetelerden, suç birlikteliklerinden arındırılması konusunda her türlü desteğe hazır olduklarını ifade eden Karamollaoğlu, “Maalesef, terörle ve suç örgütleriyle mücadele kulvarında ‘fakat, ama, ancak’ başlıklı cümle kurmaya meyilli olanları da görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

SP Lideri Karamollaoğlu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın terör ve suç örgütlerine yönelik verdiği mücadeleyi takdir ettiklerini de sözlerine ekledi.

Paylaşın

Muhalefet, İktidarın “Yeni Anayasa” Çıkışını Nasıl Karşıladı?

İktidarın “Yeni Anayasa” çıkışını değerlendiren CHP Milletvekili Murat Emir, “Türkiye uzun yıllardır anayasa tanımayan despot bir iktidar tarafından yönetiliyor. Üstelik bu despotluk her geçen gün artıyor” dedi ve ekledi:

“Mevcut iktidarla yeni ve özgürlükçü bir anayasa yapmanın koşulları asla yok. Şu an kendilerince bir demokratikleşme görüntüsü vermek istiyorlar. Bu görüntü ile tartışmalı düzenlemeleri hayata geçirecekler. AKP’nin tartışmalı hamlelerinin parçası olmayacağız.”

Yeşil Sol Parti (YSP) Milletvekili Ali Bozan ise, “Yeni Anayasa tartışmalarının sıcak bir hal aldığı bu yeni dönemde partimiz tarafından yapılan açıklama, talep ve niyetimizi net bir şekilde ortaya çıkarmaktadır. Sivil bir anayasanın yapılması şart. Ülke halkları bunun gereksinimini uzun yıllardır hissediyor.

O açıdan bu anayasanın iktidarın ihtiyaçlarına hizmet edecek şekilde değil, halklara demokratik nefes aldıracak şekilde düzenlenmelidir. İktidarın yeni anayasa tartışmalarını kendilerine hizmet edecek bir parola olarak dizayn etme girişimi olarak görüyorum.” değerlendirmesini yaptı.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, konuya ilişkin daha önce yaptığı açıklamada, anayasanın ilk dört maddesi ile “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” ifadelerini barındıran 66’ncı maddesine dokunulmaması gerektiğini söylemişti.

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre; İktidarda olduğu süre boyunca yeni anayasa çağrısını sık sık yapan ancak muhalefetin girişimlerine rağmen ısrarla adım atmayan AK Parti iktidarı, yerel seçimler öncesinde yine yeni anayasaya sarıldı.

Bugüne kadar anayasada yaptığı tüm değişiklikleri farklı kesimlere yarayan iktidarın yeni anayasa yapımı için ilk adımını Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş atacak. Muhalefet, ‘yetkisiz Kurtulmuş’a’ ve AK Parti’ye tepkili.

Meclis’in açılış resepsiyonunda yeni anayasa ve İçtüzük hazırlığı hakkında konuşan Meclis Başkanı Kurtulmuş, bugün siyasi parti gruplarını ziyaret edeceğini, bu ziyaretlerde anayasa ve İçtüzük için çağrıda bulunacağını açıkladı.

Kurtulmuş’un açıklamalarına TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi, CHP Ankara Milletvekili Murat Emir tepki gösterdi. Emir, itirazlarını şöyle sıraladı: “Türkiye uzun yıllardır anayasa tanımayan despot bir iktidar tarafından yönetiliyor. Üstelik bu despotluk her geçen gün artıyor. Mevcut iktidarla yeni ve özgürlükçü bir anayasa yapmanın koşulları asla yok. Şu an kendilerince bir demokratikleşme görüntüsü vermek istiyorlar. Bu görüntü ile tartışmalı düzenlemeleri hayata geçirecekler. Yeşil Sol Parti’nin tartışmalı hamlelerinin parçası olmayacağız.”

Yeşil Sol Parti’nin şartları

Yeşil Sol Parti (YSP) ise iktidarla görüşme fikrine mesafeli. Önceki gün Eş Sözcüler tarafından gerçekleştirilen açıklamada yer alan, “Tecrit kaldırılmadığı, çatışmalar devam ettiği ve yeni anayasa ‘haklara ve özgürlüklere’ dair olmadığı sürece demokratik bir anayasa oluşturmanın gerçek olmayacağı aşikardır” ifadeleri anımsatıldı. YSP’de, “AK Parti ile masaya oturmama” fikrinin yaygın olduğu bildirildi.

YSP Mersin Milletvekili Ali Bozan ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Yeni Anayasa tartışmalarının sıcak bir hal aldığı bu yeni dönemde partimiz tarafından yapılan açıklama, talep ve niyetimizi net bir şekilde ortaya çıkarmaktadır. Sivil bir anayasanın yapılması şart. Ülke halkları bunun gereksinimini uzun yıllardır hissediyor. O açıdan bu anayasanın iktidarın ihtiyaçlarına hizmet edecek şekilde değil, halklara demokratik nefes aldıracak şekilde düzenlenmelidir. İktidarın yeni anayasa tartışmalarını kendilerine hizmet edecek bir parola olarak dizayn etme girişimi olarak görüyorum.”

İYİ Parti, Gelecek ve Saadet Partisi

Partisinin şartlarını ise İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta açıklamıştı. İYİ Partili Usta, anayasanın ilk dört maddesi ile “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” ifadelerini barındıran 66’ncı maddesine dokunulmaması gerektiğini söylemişti.

Gelecek ve Saadet Meclis Grubu’nun başında bulunan Selçuk Özdağ da iktidara tepkili. Meclis Başkanı Kurtulmuş’un yeni anayasa konusunda yetkisi ve söz hakkı bulunmadığı bildiren Özdağ, “Kurtulmuş sadece İçtüzük konusunda yetkili. Onu da uygulamıyor. Mevcudu uygulamayanla yeni konuşulmaz” dedi, aylardır kendi grupları için Meclis’te yer tahsisi yapılmadığını anımsattı.

Paylaşın

Davutoğlu: Ekonomik Krizin Arkasında Dış Mihrak Falan Yok

Partisinin Ankara’da Etimesgut 2. Olağan İlçe Kongresi’nde konuşan GP Lideri Ahmet Davutoğlu, “Arkadaşlar bu ekonomik krizin arkasında dış mihrak falan yok. Bu ekonomik krizin arkasında bunların cehaleti, bunların yolsuzlukları bunların israfları var. Acı bir tablo ile karşı karşıyayız” dedi ve ekledi:

“Şu anda Türkiye’de nüfusun yüzde milli gelirin yüzde 40’nı alıyor. yani 850 bin kişi geri kalan 84 milyon 250 bin kişinin payının yarısını alıyor… Dünyada ekonomik gelir adaleti en bozuk ülke biziz. Çünkü Kur Korumalı Mevduatla faizcileri tefecileri desteklemek için yandaşlarına kaynak aktarmak için Kur Korumalı Mevduatla 700 milyar Türk Lirası dağıttılar bu nu da hazineden ödediler.

Davutoğlu, konuşmasının devamında yerel seçimler ittifak ihtimaline ilişkin, “İnsanları, iktidarı ve iktidar sahiplerini iyiye, hayra davet etmek için siyaset yapıyoruz. Eğer onlarda olumlu bir adım görürsek, gerçek bir çete mücadelesi yürütürlerse, eğer özgürlükleri arttıran, yasakları azaltan bir adım görürsek, evet onlarla da görüşür, onlarla da siyasetimizin gereği olarak olumlu olan her şeye destek veririz.

Ama asla iktidarın payandası konumunda kalmak isteriz. Önce eylemi görmek isteriz. 4 aylık karneleri çok kötü söyleyeyim. Karneleri düzelirse ‘iyi yaptınız’ deriz… Bir ittifak ihtimali olma durumunda da bütün partilere kapımız açıktır. Hiç Kimseyi dışlamıyoruz hiç kimseyi kenarda tutmuyoruz” ifadelerini kullandı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, partisinin Ankara’da Etimesgut 2. Olağan İlçe Kongresi’nde konuştu. ANKA’nın aktardığına göre Davutoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle oldu:

“Bütün bunların arkasındaki faktör ne? Seçimden önce Türkiye’deki ekonomik krizlerin hepsine ne diyorlardı? ‘Türkiye yüzyılını engellemeye çalışan dış mihraklar’ diyorlardı. Ortada dış mihrak kaldı mı? Son bir dış mihrak kalmıştı İsrail Başbakanı Netanyahu. Yani Mavi Marmara’da 10 kardeşimizi şehit eden Netanyahu… Mescid-i Aksa’nın işgalci çizmesiyle çiğnenmesine teşvik eden Netanyahu’nun elini Sayın Erdoğan, Birleşmiş Milletler’de, New York’ta sıktı. Hem de tebessüm ederek sıktı.

Kimdi dış mihrak? ABD Başkanı Biden’dı. G-20’de Biden’e ne kadar mesaj gittiğini tahmin edemezsiniz? Onunla da el sıkıştı… Arkadaşlar bu ekonomik krizin arkasında dış mihrak falan yok. Bu ekonomik krizin arkasında bunların cehaleti, bunların yolsuzlukları bunların israfları var. Acı bir tablo ile karşı karşıyayız.

Şu anda Türkiye’de nüfusun yüzde milli gelirin yüzde 40’nı alıyor. yani 850 bin kişi geri kalan 84 milyon 250 bin kişinin payının yarısını alıyor… Dünyada ekonomik gelir adaleti en bozuk ülke biziz. Çünkü Kur Korumalı Mevduatla faizcileri tefecileri desteklemek için yandaşlarına kaynak aktarmak için Kur Korumalı Mevduatla 700 milyar Türk Lirası dağıttılar bu nu da hazineden ödediler.

Şimdi burada bakanların isimlerini sorsam, üç veya dört bakan biliriz değil mi? Ama size son dönemde kendisine operasyon yapılan, sosyal medyada birtakım ifşaatlarda bulunan ya da sokak ortalarında çatışan mafya liderlerini sayın desem bakanlardan daha çok isimler aklınıza gelir. Saymayayım isimlerini, reklamını yapmayayım bu çetelerin. 2016’da biz ayrıldığımızda tek bir çete var mıydı sokaklarda?

Süleyman Soylu, eski İçişleri Bakanı bütün ekibiyle tasfiye ediliyor. Allah aşkına gören de der ki, ‘Herhalde bu parti iktidardan gitti yerine yeni bir Cumhurbaşkanı geldi.’ İçişleri Bakanı eski İçişleri Bakanı ile ilgili ne varsa tasfiye diyor. İyi yapıyor mu, yapıyor. Peki ama daha önce onlara kim izin verdi. Süleyman Soylu’yu bu ülkenin en güçlü adamı haline kim getirdi? Onun etrafında çeteleşmelere kim izin verdi?

Milli Eğitim Bakanı’nın açıklamasını iyi takip edin. Geçen dedi ki, ‘Mülakatı mülakat gibi yapacağız.’ Ne demek bu biliyor musunuz? Bir önceki bakan mülakatı mülakat gibi yapmamış demek ki. Torpillileri almış geri kalanı almamış.

Dünde dedi ki, ‘Kul hakkına girmeyeceğiz’ demek ki bir ilerleme var. Demek ki mülakatta birilerini eleyip kendi damadını yakınlarını çocuklarını kadroya almak kul hakkıymış öyle mi? Yeni mi öğrendin ey Bakan bunu, yeni mi öğrendin. Sen o bakanlıkta müsteşarlık yaptın. Hepiniz bu işin içindeydiniz. Neden bizim damatlarımız çocuklarımız kimse tarafından bilinmez de sizinkiler bütün hayat hikayeleriyle her an kamuoyundadır.

Liseli bir öğrencinin elindeki Atatürk fotoğrafıyla uygunsuz hareketlerine ilişkin ise Davutoğlu, “Türkiye’nin en seçkin kurumlarından birinde bir gencimiz bunu yapıyor. İktidarın iki şeyi sorması gerekir. Bu kurumlar bu hale nasıl düştü? Nasıl en seçkin öğrenci diye getirdiğimiz ve yeni bir nesil yetiştireceğiz dediğimiz yere bu geldi.

Çünkü Sayın Erdoğan bir toplantıda ‘Biz kindar nesil, kinine sahip çıkan nesil yetiştireceğiz’ demişti. Problem bu… Bizimle görüşmekten korkan İmam hatiplerle ilgili dernek yöneticilerinin, vakıf yöneticilerinin şimdi bir düşünmesi lazım. Neden bu çocuk tutuklandı da o çocuğu bu hale getiren sistem tartışılmıyor. Neden bu çocuk tutuklandı? Bir sebebi de ne biliyor musunuz? Çünkü aynı yaşta Cumhurbaşkanı’na hakaret eden çocuklar da tutuklandı. Biz bunları karşımıza alıp konuşacağız, eğiteceğiz.

Ben de bir eğitimciyim… Tek bir çocuğun kaybı insanlığın kaybıdır…. Birçok iktidara yakın isim benim bu mesajı göndermemden sonra doğrudan dolaylı mesaj gönderip teşekkür ettiler. Ama bana teşekkür edeceklerine şimdiye kadar görüşmekten korktukları eski başbakanım dedikleri birine teşekkür edeceklerine sayın Erdoğan’a ve bugün Milli Eğitim’i yönetenlere sorular sorsunlar. İktidara, sahiplerine soru sormaya cesareti olmayanların bize teşekkür etmeye hakları, yetkileri yoktur. O hale gelmiş olan bütün gençlerimiz için yüreğim yanıyor.

“Bütün partilere kapımız açık”

Biz iktidarı cezalandırmak, insanları cezalandırmak için siyaset yapmıyoruz. İnsanları, iktidarı ve iktidar sahiplerini iyiye, hayra davet etmek için siyaset yapıyoruz. Eğer onlarda olumlu bir adım görürsek, gerçek bir çete mücadelesi yürütürlerse, eğer özgürlükleri arttıran, yasakları azaltan bir adım görürsek, evet onlarla da görüşür, onlarla da siyasetimizin gereği olarak olumlu olan her şeye destek veririz.

Ama asla iktidarın payandası konumunda kalmak isteriz. Önce eylemi görmek isteriz. 4 aylık karneleri çok kötü söyleyeyim. Karneleri düzelirse ‘iyi yaptınız’ deriz. Karne bozulursa, sonuna kadar mücadele ederiz… Parti yönetimimizde aldığımız karar mucibince Türkiye’nin her yerinde ittifak ihtimalleri mahfuz tutulmak üzere kendi logomuzla seçime girmeye hazır hale geleceğiz. Ama bir ittifak ihtimali olma durumunda da bütün partilere kapımız açıktır. Hiç kimseyi dışlamıyoruz hiç kimseyi kenarda tutmuyoruz.”

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu: Özgürlükler Konusunda İktidarla Görüşebiliriz

Özgürlükler konusunda talepler gelmesi halinde iktidarla da görüşebileceklerini söyleyen GP Lideri Davutoğlu “Ama kısıtlayıcı bir şey gelirse, cumhurbaşkanı hükümet sisteminin daha da otoriterleşmesi için bir talep gelirse o konuda kırmızı çizgimiz var” dedi.

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından ”Kimseye kapıyı kapatmayız” notuyla bir video paylaştı. Davutoğlu’nun videoda şu ifadeleri kullandı:

“1 Ekim’den itibaren iktidarı en kararlı şekilde eleştireceğiz. Ama aynı zamanda iktidarın tutumuna da bakacağız. Eski kabine ile bugün ki kabine arasında ki farkları herkes görüyor, bir bakacağız ne yapıyorlar.

Türkiye bu kadar derin bir krizdeyken ben arkadaşlarıma kimseyle görüşemezsiniz demem, herkesle görüşürüm ve burada net ifade ederek söylüyorum; bende herkesle görüşürüm. Kimseye kapıyı kapatmayız. Kimseye peşin destek vermeyiz.

O seçmen senin vatandaşın seçtiği kişi ile görüşmezsen o seçmeni nasıl kazanacaksın? İnsan hakları ile ilgili bir konu gelirse şimdiden söylüyorum; desteğimiz açıktır. Efendim, düşünce özgürlüğü konusunda din ve vicdan özgürlüğü konusunda bir şey gelirse desteğimiz açıktır.

Kılıçdaroğlu olumlu bir tutum sergilediğinde geçmişteki CHP ile mücadele etmeme rağmen Sayın Kılıçdaroğlu’nu desteklemişsem şimdi de olumlu bir tavır sergilemesi halinde iktidar, ‘sen geçmişte şu yanlışı yaptın orada kal’ demem.

Ama kısıtlayıcı bir şey gelirse, cumhurbaşkanı hükümet sisteminin daha da otoriterleşmesi için bir talep gelirse o konuda kırmızı çizgimiz var. Niye bu kadar çaba sarf ediyoruz? Ülke menfaati için değil mi? Önümüzdeki dönemde de ülke menfaati söz konusu ise herkesle görüşürüz.”

Paylaşın

Davutoğlu Ve Babacan’dan ‘Orta Vadeli Program’a Sert Tepki

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları açıklama ile bugün açıklanan yeni Orta Vadeli Program’a tepki gösterdiler.

Haber Merkezi / Ali Babacan, “Bu yıl sonunda tek hane enflasyon vadeden Erdoğan, tek haneyi kâğıt üstünde bile ancak 2026 sonunda öngörüyor” derken, Ahmet Davutoğlu, “OVP ‘Kaybedilen 10 yılın belgesi’ olmuş” yorumunu yaptı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Orta Vadeli Program’a sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı:

“Şimdi bize kaybolan yıllarımızı kim verecek? Orta Vadeli Programda 2014’te sahip olduğumuz kişi başına düşen milli gelire ancak 2024’te, tek haneli enflasyona da ancak 2026’da ulaşabileceğimiz öngörülmüş. En son tek haneli enflasyon 2016 yılında gerçekleşmişti. OVP ‘Kaybedilen 10 yılın belgesi’ olmuş.

2021 yılında açıklanan OVP’de 2023 enflasyonu yüzde 8 olarak vaat etmiştiniz. Bu hatalarla yüzleşmeden milletin size nasıl inanmasını bekliyorsunuz? Sayın Erdoğan; Madem ‘Kur Korumalı Mevduat görevini yerine getirdi’, bugüne dek ne kadar kamu kaynağı aktarıldığını da açıklayın da milletimizin cebinden yaptığınız israfın bilançosu ortaya çıksın.

OVP’de milletten toplayacağınız vergilerin enflasyonun çok üstünde olacağı görülüyor. Siz kamuda herhangi bir tasarruf yapmayı düşünüyor musunuz?”

“Erdoğan, kendisi dışında herkesi sorumlu görmeye devam ediyor”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise, Orta Vadeli Program’a sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı:

“Bugünkü Orta Vadeli Program (OVP) konuşması gösterdi ki sayın Erdoğan yüksek enflasyon konusunda hâlâ kendisi dışında herkesi sorumlu görmeye devam ediyor.

Devleti batırma projesi olan Kur Korumalı Mevduat (KKM) konusunda samimi bir itiraf yapmak yerine kelime oyunlarıyla KKM’yi savunuyor. Bu yıl sonunda tek hane enflasyon vadeden Erdoğan, tek haneyi kâğıt üstünde bile ancak 2026 sonunda öngörüyor.

OVP’de Merkez Bankası bağımsızlığını güçlendirecek, şeffaflığı artıracak hiçbir somut adım yer almıyor. Programda rant gelirlerinin vergilendirilmesiyle ilgili hiçbir adım yok. Yük yine dar ve sabit gelirliler üzerine yıkılıyor.

OVP yapısal adımlar konusunda bugüne kadar tekrarlanan soyut ve genel ifadeleri tekrarlamaktan öteye gitmiyor. Özetle, yapılan yanlışlardan bahsetmeyen, içsel tutarlılığı zayıf, somut adımlar yerine soyut ve genel ifadeler içeren bir programla güven tesis edilemez, öngörülebilirlik sağlanamaz.”

Paylaşın

Karamollaoğlu Ve Davutoğlu “Yerel Seçimleri” Görüştü

Temel Karamollaoğlu ve Ahmet Davutoğlu, görüşmesine ilişkin yapılan yazılı açıklamada, “Yerel seçim hazırlıkları bağlamında ise gerek yerel teşkilatlar arasında gerekse Genel Merkezlerin ilgili birimleri arasında istişarelerin başlamasına karar vermişlerdir” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Genel Başkanlar ayrıca siyasi gelişmeleri değerlendirmişler ve bu çerçevedeki istişarelerin daha düzenli yapılmasına verdikleri önemi teyit etmişlerdir. Son derece olumlu geçtiği bildirilen görüşmede iki partinin iş birliğinin genel seçimler sonrası toplumda oluşan karamsarlığı aşma ve yeni bir siyasi iklim oluşturma çabası olarak tabanda yaptığı olumlu etkiden duyulan memnuniyet ifade edilmiştir” denildi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu parti genel merkezinde ziyaret etti. Gelecek Partisi tarafından görüşmeye ilişkin yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı görüşmenin içeriğine dair Gelecek Partisi ve Saadet Partisi kaynaklarından edinilen bilgiye göre iki liderin görüşmesinde TBMM grup çalışmaları ve yerel seçim hazırlıkları ele alınmış ve siyasi gelişmelerle ilgili görüş alışverişinde bulunulmuştur.

Bu bağlamda Genel Başkanlar 1 Ekim’de başlayacak TBMM çalışmalarında Saadet-Gelecek grubunun işleyiş ilkeleri ve öncelikli gündemleri konusunda mutabık kalmışlardır. Yerel seçim hazırlıkları bağlamında ise gerek yerel teşkilatlar arasında gerekse Genel Merkezlerin ilgili birimleri arasında istişarelerin başlamasına karar vermişlerdir.

Genel Başkanlar ayrıca siyasi gelişmeleri değerlendirmişler ve bu çerçevedeki istişarelerin daha düzenli yapılmasına verdikleri önemi teyit etmişlerdir. Son derece olumlu geçtiği bildirilen görüşmede iki partinin iş birliğinin genel seçimler sonrası toplumda oluşan karamsarlığı aşma ve yeni bir siyasi iklim oluşturma çabası olarak tabanda yaptığı olumlu etkiden duyulan memnuniyet ifade edilmiştir.”

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu: Bizim Son Tercihimiz CHP’ydi

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Bizim son tercihimiz CHP’ydi.’ Çünkü siyasi gerçeklik ve halkın psikolojisini ben biliyorum. Bunu da defalarca söyledim. Kamuoyunda açık söyledim, masada söyledim. ‘Böyle kutuplaşmış bir iklimde CHP’ye oy vermekte zorlanan kitleler için alternatif bir ittifak oluşturalım’ dedim. ‘İttifak içi ittifak. DEVA, SAADET, Gelecek üçümüz girelim’ dedim” ifadelerini kullandı ve ekledi:

“Hatta Sayın Akşener’e Altılı Masa toplanmadan önce söyledim. ‘Biz önce 5 parti bir deklarasyon yayınlayalım. Sonra da CHP ile yayınlayalım. Adım adım gidelim. İnsanlar bizim CHP’nin peşine takıldığımız görüntüsüne sahip olmasınlar. Merkez sağ gibi bir blok olarak çıkalım CHP’den dışlanmayalım. Sonra oturalım dedim.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, gazeteci Fatih Altaylı’nın Youtube programına konuk oldu. Davutoğlu’na ‘en büyük pişmanlığının milletvekilliği seçimlerine CHP listelerinden girmek olduğu’ sözlerini soran Altaylı, “Gerçekten pişman oldunuz mu? Çünkü bunda pişman olacak bir şey yok. Meclis’e milletvekili soktunuz” dedi.

“Asla pişmanım ifadesi kullanmadım” diyen Davutoğlu, “Ben ne söylediğimi bilirim. Kullandığım ifade şu. Bize seçimden sonra o kadar haksız eleştiriler geldi ki. Sanki biz bir şeyi dolandırdık, 10 milletvekilini haksız aldık vs. Halbuki biz siyasi mücadele yürüttük. Beraber kazandık, beraber kaybettik. Burada ben ne herhangi bir partiyi ne de Sayın Kılıçdaroğlu’nu suçladım.

Özellikle CHP’ye yakın medyadan, belirli kesimlerden bize yönelik çok haksız şeyler geldi. Ruşen Bey de bu soruyu bana sorunca dedim ki, ‘Ya biz bu işin peşinde deli gibi koşmadık. Bizim son tercihimiz CHP’ydi.’ Çünkü siyasi gerçeklik ve halkın psikolojisini ben biliyorum. Bunu da defalarca söyledim. Kamuoyunda açık söyledim, masada söyledim. ‘Böyle kutuplaşmış bir iklimde CHP’ye oy vermekte zorlanan kitleler için alternatif bir ittifak oluşturalım’ dedim.

‘İttifak içi ittifak. DEVA, SAADET, Gelecek üçümüz girelim’ dedim. Hatta Sayın Akşener’e Altılı Masa toplanmadan önce söyledim. ‘Biz önce 5 parti bir deklarasyon yayınlayalım. Sonra da CHP ile yayınlayalım. Adım adım gidelim. İnsanlar bizim CHP’nin peşine takıldığımız görüntüsüne sahip olmasınlar. Merkez sağ gibi bir blok olarak çıkalım CHP’den dışlanmayalım. Sonra oturalım dedim” ifadelerini kullandı.

“Ya siz hayal mi görüyorsunuz?”

14 ve 28 Mayıs seçimlerinde CHP ile ittifak yapan ve Millet İttifakının bileşenlerinden DEVA Partisi Lideri Babacan, katıldığı bir televizyon programında açıklamalarda bulundu.

Seçime CHP listelerinden giren partilere yönelik eleştirilere yanıt veren Babacan, “Özellikle seçim kaybedildikten sonra CHP’yi destekleyen medya, köşe yazarları, yorumcular biz ve diğer partiler için şiddetli bir şekilde ‘CHP bunları niye taşıdı, CHP bunlarla niye beraber oldu, niye bu kadar milletvekili verdi’ dediler.

Bu sesi çok çıkanlara soruyorum: CHP kendi başına bugün herhangi bir seçime girip Türkiye genelinde, Türkiye’nin tümü için kazanması mümkün mü? Ya siz hayal mi görüyorsunuz? Bu ülke öyle bir ülke mi? Bu ülkede ekseriyetin durduğu bir yer var. AK Parti’ye oy veren seçmen şu anda ‘Allah bizi korumuş’ diyor.

‘Demek ki o zihniyet duruyor. Erdoğan’a karşı çıkıp parti kurmuş Ali Babacan’a bunu söyleyenler, CHP’nin içinde olduğu ittifak kazanırsa bize neler neler yaparlar diye düşünüyor AK Partili seçmen. İnanın bu dar ideolojik bakış olduğu sürece iflah olmaz” dedi.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Saadet Ve Gelecek Partisi Ortak Hareket Etmeye Hazırlanıyor

Saadet ve Gelecek Partisi, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde hem kadrolarını hem de seçmen gücünü birleştirmeye hazırlanıyor. Gelecek Partili bir yönetici, u işbirliğinin ‘başka partilerle işbirliği yapılmayacağı’ anlamına gelmediğini belirtti.

Saadet Partili bir yetkili ise, “Politikalarıyla uzlaşabileceğimiz işbirliklerine ayrıca açığız. Ama Türkiye genelinde bir ittifak gündemde değil. Sadece sonuca etkili olabilecek yerlerde dirsek temasları olur.” dedi.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre; Saadet Partisi çatısı altında birleşerek Meclis’te grup kuran Saadet Partisi ve Gelecek Partisi, yerel seçimlerde de ortak hareket etmeye hazırlanıyor.

Saadet Meclis Grubu kurulduğunda imzalanan protokolde, iki partinin ittifakının, Meclis çalışmalarının yanı sıra yerel seçimlerde “seçim ittifakı” dahil her türlü işbirliğini kapsadığı vurgulanmıştı. İki parti bu doğrultuda atılacak adımları henüz kağıt üzerinde netleştirmese de prensipte nasıl bir işbirliği olacağı netleşmeye başladı.

İlk kez yerel seçimlere girecek olan Gelecek Partisi hazırlık sürecini başlattı. Yerel seçim çalışmaları için mevcut tabloyu analiz edecek bir komisyon kuruldu. Bu komisyonun çalışmalarıyla birlikte parti örgütleri kendi illeri özelinde ne yapılması gerektiğine dair çalışmalarını başlattı. Yerel seçimler için kurulan komisyon ilerleyen dönemde genişletilerek, il örgütlerinden gelen bilgi ve verileri esas alacak ve en iyi adayları bulmaya çalışacak.

Partinin ilk hedefinin Türkiye’de seçim yapılacak bin 389 yerde kendi adaylarını çıkarmak olduğunu belirten Gelecek Partisi yetkilisi, Saadet ile işbirliğinin detaylarını ise şöyle aktardı: “Öncelikli hedefimiz tüm seçim bölgelerinde kendi adaylarımızı çıkarmak. Ama güçlü olduğumuz, zayıf olduğumuz yerler olabilir. Bu durumda Gelecek Partisi’nin kazanma ihtimalinin düşük olduğu yerlerde Saadet Partisi güçlü ise Saadet Partisi’ni destekleyeceğiz. Aynı şekilde Gelecek Partisi’nin güçlü olduğu yerlerde de Saadet, Gelecek Partisi’ni destekleyecek.”

Bu işbirliğinin ‘başka partilerle işbirliği yapılmayacağı’ anlamına gelmediğini belirten Gelecek Partili yönetici, “İki partinin de zayıf olduğu yerlerde başka bir muhalefet partisinin, diyelim ki İYİ Parti’nin, siyaseten destekleyebileceğimiz güçlü bir adayı olursa onlarla da iş birliğine açığız” diye konuştu.

Yerel seçimlere ilişkin alacakları tüm kararları verirken Gelecek Partisi’nin kazanacağı yerleri maksimize etmenin yanı sıra Millet İttifakı’nın mevcut belediyelerinin muhafaza edilmesi ve AK Parti ve MHP’de bulunan belediyelerin de kazanılması gibi öncelikleri olduğunu kaydeden Gelecek Partili yetkili, “Bu seçim bizim ilk yerel seçimimiz olacak. Partimizin oy oranıyla ilgili spekülasyonları sonlandıracak net sonuçlar da ortaya çıkacak. Bu anlamıyla da bizim için kritik bir seçim” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye genelinde divan toplantılarını sürdüren, teşkilatlarının seçim sonrası değerlendirmelerini dinleyen Saadet Partisi, yerel seçim çalışmalarını eylül itibariyle yoğunlaştıracak. Yerel seçimlere, tüm seçim çevrelerinde kendi adaylarını çıkaracakmış gibi hazırlandıklarını belirten parti yöneticisi, kazanımları büyütmek için Saadet ve Gelecek Partisi’nin hem kadrolarını hem de seçmen gücünü birleştireceğini söyledi.

Tüm süreçleri Gelecek Partisi ile birlikte şekillendireceklerini kaydeden parti yöneticisi, yerel seçimlerde adayın isminin belirlenmesinden daha çok adayın seçimden sonra ortaya koyacağı performansa, yerel yönetim anlayışına odaklandıklarını belirtirken “Esas olan yereli birlikte nasıl yöneteceğimiz, hangi ilkeleri benimseyeceğimiz” ifadelerini kullandı.

“Politikalarıyla uzlaşabileceğimiz işbirliklerine açığız”

Saadet Partili yetkili, yerel seçimlerde geride bırakılan genel seçimdekine benzer ittifakların söz konusu olmayacağını şu ifadelerle anlattı:

“Genel seçimlerde sadece 87 seçim çevresi var ama yerel seçimlerde bin 400’e yakın belediye var. Her seçim çevresinde alınan oy sadece o seçim çevresini ilgilendirdiği ve Türkiye genelinde -cumhurbaşkanı seçimi gibi- toplam oylarla ayrıca bir sonuç tayin edilmediği için biz her seçim çevresinde kendi başımıza girecekmişiz gibi bir çalışma içerisindeyiz. Politikalarıyla uzlaşabileceğimiz işbirliklerine de ayrıca açığız. Ama Türkiye genelinde bir ittifak gündemde değil. Sadece sonuca etkili olabilecek yerlerde dirsek temasları olur.”

Paylaşın

Davutoğlu: Erdoğan, Beni Kullandığı Gibi Onları Da Mı Kullanacak?

Gelecek Partisi (GP) Lideri Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni kabinesiyle ilgili soruya, “Kabinedeki bu insanlar bizim savunduğumuz değerlere göre hareket etmekte özgür olacaklar mı? Yoksa Erdoğan, beni ya da diğer siyasetçileri birkaç ay veya birkaç yıl kullandığı gibi onları da kullanıp, sonrasında tasfiye etmeye mi çalışacak?” şeklinde yanıt verdi.

Ahmet Davutoğlu, Erdoğan’ın gelecek yıl yapılacak yerel seçimlere kadar kabineye getirdiği kişileri kullanacağını, politikaların başarılı olması durumunda övgüyü kendisinin alacağını, başarısız olunursa da bundan göreve getirdiği bakanları sorumlu tutacağını öne sürdü.

Erdoğan’la en son Mart 2018’de görüştüğünü ve kendisine AK Parti’deki ve Türkiye’deki kötü gidişatla ilgili 25-27 sayfalık bir rapor sunduğunu belirten GP Lideri Davutoğlu, “Benim gibi gerçek dostlarıyla çalışmak yerine Bahçeli ve Perinçek’le birlikte olmayı tercih etti. Bu benim onunla son yüz yüze görüşmemdi” dedi.

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Londra merkezli dergi Majalla’yla söyleşisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilişkisini, hükümetin mevcut politikalarını ve 14 Mayıs’taki genel seçimlerin sonuçlarını değerlendirdi.

İbrahim Hamidi’nin gerçekleştirdiği söyleşi, “Erdoğan’ın eski dostuyken rakibine dönüşen Davutoğlu, Türkiye’nin seçim sonrası geleceğini değerlendirdi” başlığıyla dün yayımlandı.

Davutoğlu, seçimlerde Erdoğan’a rakip olarak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu aday gösteren Millet İttifakı’nın temelde ülkedeki kutuplaşmayı aşmayı amaçladığını söyledi.

“Altılı Masa” olarak da bilinen ittifakta Gelecek Partisi ve CHP’nin yanı sıra İYİ Parti, Saadet Partisi (SAADET), Demokrat Parti (DP) ve Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) yer alıyordu. İYİ Parti geçen ay ittifaktan ayrıldığını duyurmuş, SAADET ve GP de 6 Temmuz’da ayrı ittifak kurduklarını bildirmişti. Kılıçdaroğlu da perşembe günkü açıklamasında ittifakın seçim amacıyla kurulduğunu ve artık devam etmediğini söylemişti.

“Kutuplaşmayı aşmayı hedefledik”

Davutoğlu, söyleşisinde modern Türkiye tarihinde üç temel siyasi eğilimin olduğunu ve seçimlerde Millet İttifakı’nın bu eğilimlerin yarattığı kutuplaşmayı aşmayı hedeflediğini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:

Türkiye’nin son 200 yıllık modern tarihinde temelde üç ana eğilim vardı: İslami çözümlerin geleneksel değerlerine dayanan muhafazakar eğilim, bu geleneksel değerlerin modern milliyetçi yaklaşımlarla bir bileşimi niteliğindeki milliyetçi eğilim ve de seküler sol eğilim.

Diğer 5 liderle birlikte, 200 yıllık kutuplaşmış bir atmosferin ardından ulusal uzlaşı için bir temel oluşturmak üzere bu siyasi eğilimleri tek masa etrafında bir araya getirmeye çalıştık. Dolayısıyla bu sadece siyasi bir ittifak değildi.

Davutoğlu, aynı gelenekten geldiği Erdoğan’la girdiği seçim mücadelesinde kendisinin “özgürlük odaklı muhafazakarlığı savunduğunu” söylerken, Cumhurbaşkanı’nın “temelde otokratik bir yaklaşımla muhafazakârları ve daha geleneksel değerleri savunduğunu” belirtti.

Gelecek Partisi Genel Başkanı, seçim maratonunda kurdukları ittifaktan şu dersi çıkardıklarını söyledi: Muhalefet sonuç anlamında seçimi kaybetmiş olsa da bu çalışmayla farklı siyasi geleneklerin demokratik bir zeminde bir araya gelebildiğini de göstermiş oldu. Bu çok önemli bir başarıdır.

Hükümetin medyanın yüzde 80 ila 90’ını kontrol ettiğini ve seçimlerin adil bir ortamda gerçekleşmediğini savunan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı: Örneğin ben eski bir başbakanım, sizse bir gazetecisiniz. TRT’de çalışsaydınız, bir gazeteci olarak benim seçimlere ilişkin görüşlerimi duymak isterdiniz, değil mi? Ancak son 7 yıldır TRT benim yüzümü halka hiç göstermedi.

Seçim kampanyası sırasında sesim TRT aracılığıyla halka duyurulmadı, her gün saatlerce Erdoğan’a, Bahçeli’ye, Perinçek’e ve diğerlerine yayın süresi verildi. Burası ulusal bir TV kuruluşu, millete ait çünkü TRT çalışanlarının maaşlarını bizim vergilerimiz ödüyor. Fakat TRT’de muhalefetin sesi çıkmıyor. Bu demokrasi değil, bu adil bir seçim değil.

28 Ağustos 2014 – 24 Mayıs 2016’ta başbakanlık yapan Davutoğlu, ayrıca mevcut başkanlık sistemini “sahte” diye niteleyip, bunun ülkedeki seçim atmosferini ve siyasi iklimi olumsuz etkilediğini savunarak, şu yorumu yaptı:

2017’de parlamenter sistemden başkanlık sistemine değil, başkanlık sisteminin çok özel bir haline geçildiğini unutmayalım. Aslında daha önce yürürlükteki parlamenter sistem de saf bir parlamenter sistem değildi. Yani çok saptırılmış ya da sahte bir parlamenter sistemden, sahte bir başkanlık sistemine geçtik. Ve bu başkanlık sistemine göre güç bizzat başkanın elinde.

“Seçimleri kaybetmesinde üç önemli neden…”

Muhalefetin seçimleri kaybetmesinde üç önemli neden olduğunu belirten Davutoğlu, bunlardan ilkini şöyle açıkladı:

2015’te Türkiye’nin başbakanı olarak iki seçime girdim. Kabinemdeki İçişleri Bakanım, Adalet Bakanım ve Ulaştırma Bakanım seçimden iki ila üç ay önce istifa etti çünkü bu üç bakanlık adil bir seçim için stratejik açıdan önemli bakanlıklardı. Ama şimdi en radikal bakanlar halkı Erdoğan’a oy vermeye itti. Dolayısıyla başarısızlığın arkasındaki nedenlerden biri bu.

27 Ağustos 2014 – 22 Mayıs 2016’ta AK Parti Genel Başkanı olarak görev yapan Davutoğlu, ikinci nedeninse muhalefetin projelerini halka etkili şekilde anlatamamasından kaynaklandığını ifade ederek, “Kendimizi daha iyi tanıtmış olsaydık, daha sonuç odaklı hareket edebilirdik. Bunu yapamadık. Fakat bunu yapabilmek için de basın özgürlüğüne sahip olmanız gerekiyor. Bu anlamda basın özgürlüğü yok” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı, üçüncü olarak Erdoğan’ın “korku iklimi” yaratıp muhalefetin yükselişini engellediğini savunarak, şunları söyledi:

Muhalefet ilerliyordu. Ancak hükümet, halkı muhalefetin kazanmasının terör tehdidini artıracağına ikna ederek bir korku iklimi yarattı. Bu imajı yaratmak için üzerinde oynanmış videolar kullandılar. Erdoğan videoların sahte olduğunu kendisi de kabul etti ama bu görüntüler halk üzerinde psikolojik etki bıraktı. Ayrıca muhalefetin kazanmasının, Türkiye’nin dini değerlerini ve başörtüsü gibi sembollerini tehdit edeceğini de söylediler.

“Bazı kişiler bunu ‘Davutoğlu’nun kabinesi’ diye niteledi”

64 yaşındaki siyasetçi, seçimlerin ardından Erdoğan’ın Hakan Fidan’ı Dışişleri Bakanı, Cevdet Yılmaz’ı Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Yaşar Güler’i Savunma Bakanı ve Mehmet Şimşek’i de Hazine ve Maliye Bakanı olarak atadığına dikkat çekerek, bu isimlerin hepsinin kendi kabinesinde de çalıştığını hatırlatıp, “Bazı kişiler bunu ‘Davutoğlu’nun kabinesi’ diye niteledi” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, 5 Mayıs 2016’da başbakanlıktan istifa ettikten sonra kendisine yakın tüm kişilerin Erdoğan tarafından AK Parti’den tasfiye edildiğini, Cumhurbaşkanı’nın da “tüm gücü elinde toplamak için AK Parti’yi ve Türk siyasi kültürünü otoriterleştirdiğini” savundu.

12 Haziran 2011 – 24 Haziran 2018’de üç dönem milletvekilliği yapan Davutoğlu, Erdoğan’ın yeni kabinesiyle ilgili şu soruyu sordu: Kabinedeki bu insanlar bizim savunduğumuz değerlere göre hareket etmekte özgür olacaklar mı? Yoksa Erdoğan, beni ya da diğer siyasetçileri birkaç ay veya birkaç yıl kullandığı gibi onları da kullanıp, sonrasında tasfiye etmeye mi çalışacak?

Davutoğlu, Erdoğan’ın gelecek yıl yapılacak yerel seçimlere kadar kabineye getirdiği kişileri kullanacağını, politikaların başarılı olması durumunda övgüyü kendisinin alacağını, başarısız olunursa da bundan göreve getirdiği bakanları sorumlu tutacağını öne sürdü.

Erdoğan’la en son Mart 2018’de görüştüğünü ve kendisine AK Parti’deki ve Türkiye’deki kötü gidişatla ilgili 25-27 sayfalık bir rapor sunduğunu belirten Davutoğlu, “Benim gibi gerçek dostlarıyla çalışmak yerine Bahçeli ve Perinçek’le birlikte olmayı tercih etti. Bu benim onunla son yüz yüze görüşmemdi” dedi.

Davutoğlu ayrıca Erdoğan’ın, 2019’daki yerel seçimlerde İstanbul’daki sonuçların geçersiz sayılmasının ardından yeniden başlatılan seçim kampanyasında kendisinden destek istediğini fakat bunu reddettiğini belirtti.

İstanbul’daki seçim sonuçları, AK Parti ve MHP’nin itirazları sonucu Yüksek Seçim Kurulu tarafından iptal edilmişti. Bunun ardından 23 Haziran 2019’da tekrar sandığa gidilmiş, CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmişti. Davutoğlu söyleşisinde, seçim sonuçlarının iptalini yanlış bulduğunu da ifade etti.

Erken seçim ihtimalinin her zaman masada olduğunu belirten Gelecek Partisi lideri, mevcut hükümetin ülkedeki derin sorunları uzun vadede etkili biçimde çözemeyeceğini düşündüğünü söyledi.

1 Mayıs 2009 – 29 Ağustos 2014’te Dışişleri Bakanı olarak görev yapan Davutoğlu, Erdoğan’ın artık halkın kalbini kazanamadığını savunarak, “Erdoğan, birlikte çalıştığımız ilk yıllarda modern Türkiye tarihinin en başarılı liderlerinden biriydi ve halk onu seviyordu. Ancak bugün halk ondan korkuyor. Onu seçenler bile bu korku psikolojisiyle ona oy verdi” dedi.

“Arap Baharı’nın kazananı yok. Hepimiz başarısız olduk”

Gelecek Partisi lideri, söyleşisinde 2011’deki Arap Baharı’yla ilgili değerlendirmelerde de bulundu. Davutoğlu, Arap Baharı’nın “mühendisliğini” yapmadığını belirterek, bunun Tunus, Libya ve Mısır gibi ülkelerin iç dinamiklerinden kaynaklanan bir hareket olduğunu söyledi.

“Arap Baharı’nın kazananı yok. Hepimiz başarısız olduk” diyen Davutoğlu, hareketlerin gerçek sonuçlarının incelenebilmesi için olayların üzerinden daha fazla vakit geçmesi gerektiğini belirtti.

Davutoğlu, Suriye’deki iç savaşın barışçıl şekilde sonlanabilmesi için Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2015’te oybirliğiyle kabul ettiği 2254 sayılı kararı uygulaması gerektiğini savundu.

Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanmasını halinde Esad’la görüşeceğini söylediğini hatırlatan Davutoğlu, yalnızca BMGK kararını uygulaması halinde Esad yönetimiyle ilişkilerin geliştirilebileceğini ifade etti.

Davutoğlu, son dönemde Suudi Arabistan ve İran’ın karşılıklı ilişkileri geliştirmesinin sevindirici olduğunu belirtip, Ortadoğu’da diyaloğun artırılması çağrısı yaparak, şunları söyledi:

Bugün Suudi Arabistan – İran ilişkilerinin geliştirilmesinden, Suudilerle Mısırlıların, Mısırlılarla İranlıların diyalog kurmasından ve Türkiye’nin birçok güçle ilişkilerini geliştirmesinden dolayı çok mutluyum. Yaşanabilir bir bölgesel düzen için çalışmamız gerekiyor.

Benzer bir diyaloğun Rusya ve Ukrayna arasında da oluşturulmasına ihtiyaç duyulduğunu ifade eden GP lideri, Kremlin ve Kiev’in bölgede belirli bir çerçevede uzlaşıya vararak savaşı sonlandırması gerektiğini belirtti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

AK Parti, Anayasa İçin Saadet, Gelecek Ve DEVA Partisi’nin Kapısını Çalacak

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Anayasa’nın 24. ve 41. maddelerinde değişiklik için Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi’nin desteği için kapısını çalacak.

Cumhur İttifakı’nda AKP’nin 263, MHP’nin 50, Yeniden Refah Partisi’nin beş, HÜDA PAR’ın dört ve DSP’nin bir milletvekili bulunuyor. Toplam 323 sandalyeye ulaşan Cumhur İttifakı, öncelikle teklifi referanduma götürmek için destek turuna çıkacak.

İktidarın Anayasa değişikliği teklifi için bir sonraki hamlesinin muhalefete çift sandık önerecek. Buna göre, iki oya daha ulaşılması durumunda 360 oyla referandumun kapısını aralayacak iktidar, CHP, YSP ve İyi Parti ile kuracakları temaslarda, “Destek verilmezse yerel seçimlerde referandum sandığının kurulacağını” ima edecek. Bu aşamadan sonra muhalefetin destek vermesi beklenecek.

Seçimlerden önce burka ve peçe gibi tartışmalı kıyafetlere anayasal özgürlük getirecek düzenlemeyle gündemi meşgul eden iktidar, yerel seçim öncesinde de aynı taktiği izleyecek. Cumhur İttifakı, yerel seçimlerden önce iki maddelik değişikliği dayatacak, muhalefetin gözünü, “Yerel seçimlerde çift sandıkla” korkutacak. Yerel seçimlerden sonra ise yeni ve gerici bir Anayasa için partilerin kapısını çalacak.

AKP’nin “Başörtüsüne Anayasal güvence” sözleriyle duyurduğu, iki maddeden oluşan teklif, 1 Ekim’de başlayacak 28’inci dönem 2’nci yasama yılında Meclis’in önemli gündem maddesi olacak. Anayasa’nın 24’üncü ve 41’inci maddesinde değişiklik öngören teklifin ilk maddesi ile tartışmalı çok sayıda kıyafete anayasal güvence getiriliyor.

İlk madde özetle şu şekilde: “Hiçbir kadın, dini inancı sebebiyle başını örtmesi ve tercih ettiği kıyafetinden dolayı eğitim ve öğrenim, çalışma, seçme, seçilme, siyasi faaliyette bulunma, kamu hizmetlerine girme ile diğer herhangi bir temel hak ve hürriyeti kullanmaktan ya da kamu veya özel kesim tarafından sunulan mal ve hizmetlerden yararlanmaktan hiçbir surette yoksun bırakılamayacak.”

Teklifin 2’nci maddesiyle de LGBTİ bireyler, “Ailenin birliği” adı altında hedef alınıyor. Anayasa’ya, “Evlilik birliği, ancak kadın ile erkeğin evlenmesiyle kurulabilir” hükmü ekleniyor.

BirGün gazetesinden Hüseyin Şimşek’in haberine göre, Genel seçimlerden önce teklifi gündeme getirmek isteyen ancak depremin ardından vazgeçen Cumhur İttifakı, TBMM’nin yeniden yasama faaliyetlerine başlamasının ardından yeniden bu hedefe odaklandı.

Edinilen bilgiye göre, ittifak ortaklarıyla teklifi yeniden Meclis’e sunacak iktidar, daha sonra yeni muhalefet partileri ile destek görüşmelerine başlayacak. Teklifin TBMM’de doğrudan kabul edilmesi için 400, referanduma götürülmesi için 360 oya ihtiyaç bulunuyor. Cumhur İttifakı’nda AKP’nin 263, MHP’nin 50, Yeniden Refah Partisi’nin 5, HÜDAPAR’ın 4 ve DSP’nin bir milletvekili bulunuyor. Toplam 323 sandalyeye ulaşan Cumhur İttifakı, öncelikle teklifi referanduma götürmek için destek turuna çıkacak.

Bu kapsamda Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’ne güvenen iktidar kurmayları, Meclis kulisinde gazetecilere de aynı yönde açıklamalarda bulundu. “Üç partiye güveniyoruz” diyen iktidarın önceliği, bu partilerle temas olacak. DEVA Partisi’nin 15, Saadet Partisi çatısı altında toplanan iki partinin ise 20 milletvekili bulunuyor. İktidarın bu partilerden destek almasıyla sayı, referandum sınırı olan 358’e ulaşacak.

Sona bırakılacak

İktidarın Anayasa değişikliği teklifi için bir sonraki hamlesinin muhalefeti çift sandıkla tehdit etmek olacağı öğrenildi. Buna göre, iki oya daha ulaşılması durumunda 360 oyla referandumun kapısını aralayacak iktidar, CHP, YSP ve İYİ Parti ile kuracakları temaslarda, “Destek verilmezse yerel seçimlerde referandum sandığının kurulacağını” ima edecek. Bu aşamadan sonra muhalefetin destek vermesi beklenecek.

Paylaşın