Yetersiz uykunun kalp hastalıkları riskini artırdığı biliniyor. Ancak yeni bir araştırma, yatmadan önce dikkat edilmesi gereken başka bir faktöre daha işaret ediyor: Gece ışığına maruz kalmak.
Haber Merkezi / European Heart Journal’da yayımlanan araştırma, gece saatlerinde düşük düzeyde ışığa maruz kalmanın uzun vadede inme, kalp krizi ve kardiyovasküler hastalıklara bağlı ölüm riskinin artmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koydu. Araştırmada, gece aydınlığının kalbin yapısında meydana gelen bazı olumsuz değişikliklerle de bağlantılı olduğu belirlendi.
Peki bu durum, komodininizdeki lambayı tamamen kaldırmanız gerektiği anlamına mı geliyor? İşte araştırmanın öne çıkan sonuçları ve gece ışığıyla ilgili bilinmesi gerekenler.
Gece Işığı Kalbin Yapısını Nasıl Etkiliyor?
Araştırma, gece ışığına maruz kalmanın kardiyovasküler hastalık riskini artırdığına ilişkin önceki bulguları daha ileri taşıyor. Tulane Üniversitesi’nden araştırmacılar, gece aydınlığının yalnızca olumsuz kardiyovasküler olaylarla değil, kalbin yapısındaki fiziksel değişikliklerle de ilişkili olup olmadığını inceledi.
Çalışmada, İngiltere Biyobankası’nda yer alan 40-69 yaş arasındaki 11 binden fazla katılımcının verileri analiz edildi. Araştırmanın başlangıcında kardiyovasküler hastalık tanısı bulunmayan katılımcılar, 2013-2015 yılları arasında yedi gün boyunca uyku sırasında ortam ışığını ve hareketi ölçebilen bilek tipi cihazlar kullandı.
Katılımcıların kalp taramaları yaklaşık üç yıl sonra gerçekleştirildi ve sağlık durumları 8 ila 10 yıl boyunca takip edildi.
Araştırmacılar, katılımcıların gün içindeki en hareketli 10 saatlik dönem ile en pasif oldukları 5 saatlik dönemde maruz kaldıkları ışık düzeylerini sağlık sonuçlarıyla karşılaştırdı.
Çok Düşük Seviyedeki Işık Bile Etkili Olabilir
Araştırmanın sonuçlarına göre, yatmadan önce 3 lüks veya daha düşük düzeyde ışığa maruz kalmak bile kalpte yapısal ve işlevsel değişikliklerle ilişkilendirildi. Bu değişikliklerin uzun vadede kalp yetmezliği, inme ve diğer kardiyovasküler hastalıkların yanı sıra kardiyovasküler nedenlere bağlı ölüm riskinin artmasıyla bağlantılı olduğu görüldü.
Houston Methodist Sugar Land Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Dr. Rasi Wickramasinghe, 3 lüks seviyesindeki ışığın oldukça düşük olduğuna dikkat çekiyor. Bu düzey, örneğin koridordaki bir gece lambasından yatak odasına sızan hafif bir ışığın bile altında olabilir.
Wickramasinghe, gece en fazla ışığa maruz kalan kişilerde ortaya çıkan sonuçların tutarlı bir örüntü gösterdiğini belirtiyor. Bu kişilerde sol ventrikülün daha kalın ve ağır olduğu, kalp kası kütlesi ile duvar kalınlığının yaklaşık yüzde 2 arttığı gözlemlendi.
Vücudun diğer kaslarında kütle artışı genellikle olumlu kabul edilirken, kalp kası açısından aynı durum geçerli değil. Kalp kasının kalınlaşması organın sertleşmesine ve kan pompalama kapasitesinin olumsuz etkilenmesine yol açabiliyor.
Cedars-Sinai Tıp Merkezi Kardiyoloğu ve Beverly Hills Kardiyoloji ve Koruyucu Tıp Enstitüsü Klinik Direktörü Dr. Arash Bereliani, bu durumun genel olarak kalbin daha fazla çalışmak zorunda kaldığını ve stres altında olduğunu gösteren bir işaret olduğunu belirtiyor.
Araştırmanın Önemli Sınırlılıkları Var
Araştırma önemli bulgular ortaya koysa da gece ışığı ile kalp hastalıkları arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmuyor.
Wickramasinghe, yüksek ışık seviyeleriyle birlikte görülebilen ancak araştırmada ölçülmeyen sokak gürültüsü ve hava kirliliği gibi çevresel faktörlerin de sonuçlarda rol oynayabileceğine dikkat çekiyor. Uzman ayrıca, yalnızca bir haftalık ışık ölçümünün kişinin yaşam boyu süren alışkanlıklarını tam olarak yansıtmayabileceği konusunda uyarıyor.
Çalışmada cep telefonu, tablet ve diğer elektronik cihazlardan yayılan mavi ışık da ayrıca değerlendirilmedi. Bu nedenle mavi ışığın diğer ışık türlerine kıyasla kalpteki değişikliklerle daha güçlü bir ilişkisinin olup olmadığı henüz bilinmiyor.
Gece Işığı Kalbi Neden Etkiliyor?
Gece ışığının kalp sağlığı üzerindeki olası etkisinin temelinde, akşam saatlerinde ışığa maruz kalmanın vücudun sirkadiyen ritmini, yani biyolojik saatini bozması yatıyor olabilir.
Sirkadiyen ritim; kan basıncı, kalp atış hızı ve diğer önemli vücut işlevlerinin düzenlenmesinde rol oynuyor. Biyolojik saatin bozulması ise uyku kalitesini olumsuz etkileyebiliyor.
Araştırmada, gece ışığına maruz kalma ile kalp sorunları arasındaki ilişkinin yüzde 24 ila 49’unun daha kısa uyku süresiyle bağlantılı olduğu belirlendi.
Wickramasinghe’ye göre, birkaç lüks düzeyindeki hafif bir ışık bile melatonin salgısını baskılayarak uykuyu bölebilir. Melatonin, vücuda uyku zamanının geldiğini bildirmekle kalmıyor; aynı zamanda gece boyunca kan basıncında gerçekleşen doğal düşüşün sağlanmasına da katkıda bulunuyor.
Gündüz saatlerinde ışığa maruz kalmak ise biyolojik saatin düzenlenmesi açısından önemli. Ancak araştırma, gündüz alınan ışığın gece ışığına maruz kalmanın olası olumsuz etkilerini tamamen ortadan kaldırmadığını gösteriyor.
Yatak Odasındaki Işık Nasıl Azaltılabilir?
Özellikle yoğun aydınlatmanın bulunduğu şehirlerde veya ortak yaşam alanlarında gece ışığını tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir. Ancak uzmanlara göre ışığa maruz kalmayı azaltmak için bazı basit önlemler alınabilir:
Karartma perdeleri kullanın.
Elektronik cihazların LED bildirim ışıklarını koyu renkli bantlarla kapatın.
Dijital saatler yerine analog saatleri tercih edin.
Telefon ve tabletlerinizi yatak odasının dışında veya kapalı bir çekmecede şarj edin.
Uygunsa, rahat ve yüzünüze tam oturan bir uyku maskesi kullanın.
Gece lambasına ihtiyaç duyuyorsanız, lambayı zemine yakın bir noktaya yerleştirin. Mümkünse yalnızca hareket algılandığında çalışan sensörlü lambaları tercih edin.
Uzmanlar ise yatak odasını karartmanın tek başına kalp sağlığını korumaya yeterli olmadığının altını çiziyor.
Wickramasinghe, düzenli egzersiz, dengeli beslenme, tütün ürünlerinden uzak durma ve kan basıncı, kolesterol ile kan şekeri düzeylerini kontrol altında tutma gibi kanıtlanmış sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemini koruduğunu vurguluyor.




























