Macaristan’da Siyasi Güç Dengesi Yeniden Şekilleniyor

Macaristan’da Viktor Orbán iktidarı sona ererken, Péter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi’nin zaferi, ülkenin yönünü yeniden Avrupa’ya çeviren tarihi bir dönüm noktası oldu.

Haber Merkezi / 12 Nisan 2026’da gerçekleştirilen Macaristan genel seçimleri, yalnızca ülke siyaseti için değil, Avrupa’nın genel dengeleri açısından da kritik bir dönüm noktası oldu.

2010’dan bu yana iktidarda olan ve “illiberal demokrasi” yaklaşımıyla anılan Başbakan Viktor Orbán, eski müttefiki Péter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi karşısında ağır bir yenilgi aldı.

Uluslararası gözlemciler bu sonucu “bir devrin kapanışı” ve Avrupa değerleri açısından “yeniden hizalanma” olarak değerlendiriyor.

Resmi olmayan sonuçlara göre Péter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi oyların %53’ünü aşarak parlamentoda anayasal çoğunluk elde etti.

Tisza Partisi: %53+ (yaklaşık 138 sandalye)
Fidesz-KDNP (Orbán): %38 civarı (55 sandalye)
Mi Hazánk: %5,8 (6 sandalye)

Katılım oranının %79,56 ile 1990 sonrası en yüksek seviyeye ulaşması, seçimin toplumsal önemini açıkça ortaya koydu.

Orbán Neden Kaybetti?

Uluslararası analizlere göre bu tarihi değişimin arkasında üç temel dinamik öne çıkıyor:

Magyar Faktörü: Péter Magyar, Fidesz içinden gelen bir isim olarak sistemin zayıf noktalarını iyi analiz etti. Muhalefeti tek çatı altında toplamayı başarması ve yolsuzluk ile dış politika eleştirilerini merkeze alması, geniş bir seçmen koalisyonu oluşturdu.

Ekonomik Baskı: Yüksek enflasyon, yaşam maliyetindeki artış ve Avrupa Birliği fonlarının dondurulması, hükümetin “istikrar” söylemini zayıflattı. Seçmen davranışı ekonomik memnuniyetsizlikten doğrudan etkilendi.

Dış Politikada Yalnızlaşma: Macaristan’ın AB içindeki tartışmalı pozisyonu, özellikle Ukrayna politikası üzerinden artan izolasyon algısı, seçmenlerin yön değiştirmesinde etkili oldu.

Seçim sonuçları Avrupa başkentlerinde hızlı yankı buldu.

Ursula von der Leyen: “Avrupa’nın kalbi bu gece Macaristan’da daha güçlü atıyor.”
Emmanuel Macron: “Demokratik katılımın zaferini selamlıyoruz.”
Donald Tusk: “Macaristan, Polonya ve Avrupa yeniden birlikte.”

Uluslararası medya ise sonucu, Avrupa’da popülist yönetimlere karşı önemli bir kırılma olarak yorumladı.

Yeni Dönem: Macaristan’ı Ne Bekliyor?

Péter Magyar, seçim sonrası yaptığı konuşmada “yeni bir başlangıç” vurgusu yaptı. Elde edilen 2/3 çoğunluk, yalnızca hükümet değişimini değil, sistemsel dönüşüm ihtimalini de beraberinde getiriyor.

Öne çıkan beklentiler:

Dondurulan AB fonlarının serbest bırakılması için hukuk reformları
Ukrayna politikalarında AB ile uyumlu yeni bir çizgi
Yolsuzlukla mücadelede Avrupa Savcılığı (EPPO) ile entegrasyon
Medya ve yargı bağımsızlığının yeniden yapılandırılması
Avrupa Siyaseti İçin Domino Etkisi

Macaristan’daki bu değişim, yalnızca ulusal bir iktidar değişimi değil; Avrupa genelinde yükselen popülist hareketler için de önemli bir test niteliği taşıyor.

Özellikle 2027’de Fransa’da yapılacak seçimler ve diğer Avrupa ülkelerindeki siyasi dengeler açısından bu sonuçlar yakından izlenecek.

Bu gelişme, seçmenlerin ekonomik performans, uluslararası konumlanma ve demokratik standartlar arasında daha hassas bir denge kurmaya başladığını gösteriyor. Aynı zamanda, güçlü liderlik söylemlerinin ekonomik ve kurumsal sonuçlarla sınandığı yeni bir döneme girildiğine işaret ediyor.

12 Nisan 2026 seçimleri, Macaristan için sadece bir iktidar değişimi değil, aynı zamanda siyasi yönelimde köklü bir dönüşüm anlamına geliyor.

Bu sonuç, Avrupa’da “illiberal demokrasi” modelinin sınırlarını ve seçmenlerin değişen beklentilerini açık biçimde ortaya koyarken, kıta genelinde yeni bir siyasi tartışma dalgasının da kapısını aralıyor.

Paylaşın

Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinisto: Ukrayna Savaşı Avrupa’nın Sorunu

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini Avrupa ve NATO için “uyandırma zili” olarak niteleyen Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinisto, Ukrayna savaşının aslında bir Avrupa sorunu olduğunu, bütün Avrupalıların bunu anlaması gerektiği görüşünü dile getirdi.

Niinisto, savaşın ne kadar süreceği, nasıl biteceğini ya da yeniden barış sağlandığında hayatın nasıl olacağını kestirmenin oldukça zor olduğunu ifade etti.

Finlandiya’nın 1939 yılında Rusya ile giriştiği “Kış Savaşı” ve bazı topraklarını terk etmek zorunda kaldığı 2. Dünya Savaşı’na atıfta bulunan Niinosto, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından, savunmalarına gereken önemi vermedikleri gerekçesiyle Avrupa ülkelerinin büyük bir hata yaptığını savundu.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinisto, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin bir nükleer savaşa dönüşebileceği uyarısında bulundu. Helsinki’de The New York Times gazetesinin sorularını yanıtlayan Niinisto, Avrupa ​​liderleri ve vatandaşlarından, Rusya’nın ‘savaşı tırmandırma tehlikesi’ konusunda kayıtsız kalmamalarını istedi.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre, savaşın uzun süreceği öngörüsünde bulunan Niinisto, çatışmaların nükleer silah kullanımı da içinde olmak üzere beklenmedik yollara sapabileceği uyarısında bulundu.

Niinisto, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini Avrupa ve NATO için “uyandırma zili” olarak niteledi. Finlandiya Cumhurbaşkanı, Ukrayna’nın işgalinin aslında bir Avrupa sorunu olduğunu, bütün Avrupalıların bunu anlaması gerektiği görüşünü dile getirdi.

Finlandiya’nın 1939 yılında Rusya ile giriştiği “Kış Savaşı” ve bazı topraklarını terk etmek zorunda kaldığı 2. Dünya Savaşı’na atıfta bulunan Niinosto, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından, savunmalarına gereken önemi vermedikleri gerekçesiyle Avrupa ülkelerinin büyük bir hata yaptığını savundu.

Savaş daha geniş bölgelere yayılabilir uyarısı

NATO üyeasi Romanya’ya düşen bir Rus İHA’sına dikkat çeken Niinosto, savaşın daha geniş bölgelere yayılabileceği uyarısında bulunarak, “Çok hassas bir durumdayız. Küçük şeyler bile büyük sorunlara yol açabilir ve daha da kötüsü başımıza gelebilir. Bu kadar büyük ölçekli bir savaşın riski de fazla ve maalesef nükleer silahların kullanılma riski çok büyük.” dedi.

Niinisto, savaşın ne kadar süreceği, nasıl biteceğini ya da yeniden barış sağlandığında hayatın nasıl olacağını kestirmenin oldukça zor olduğunu ifade etti.

Ukrayna savaşının bitmesiyle ilgili senaryolara değinen Finlandiya Cumhurbaşkanı, Ukrayna’da barış sağlansa bile Rusya’nın yeni bir savaş çıkarmamasını sağlamanın Avrupa’nın en büyük büyük çıkarı olacağını vurguladı ve “insanlar için barıştan daha değerli bir şey yok” ifadesini kullandı.

Paylaşın

“Türk Maymunlar” Diyen Finlandiyalı Bakan Özür Diledi

Göçmenlere yönelik “Türk maymunlar” ve “silahı olması halinde banliyö treninde insanları vurmak” gibi sözler söyleyen Finlandiya’nın aşırı sağcı Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Riikka Purra, bu ifadelerini ‘aptalca’ olarak tanımladı ve kırdığı kişilerden özür dilediğini söyledi.

Finler Partisi Genel Başkanı da olan Riikka Purra, sosyal medya hesabından da yaptığı açıklamada, “Ben mükemmel bir insan değilim, hatalar yaptım” ifadelerini kullandı. Purra’nın göçmen karşıtı söylemleri ve açık şiddet tehditleri de açığa çıkmıştı.

Purra, özür mesajında, “15 yıl önceki aptalca sosyal medya yorumlarım ve bunların anlaşılabilir bir şekilde neden olduğu zarar ve kızgınlık için özür dilerim. Şiddet, ırkçılık ya da ayrımcılığın hiçbir türünü kabul etmiyorum. Çalışma tarzımı ve değerlerimi bilenler bunu bilirler” diye yazdı.

Purra, 2021 yılının ortalarından bu yana göçmen karşıtlığıyla bilinen Finler Partisi’ne liderlik ediyor. Parti, İsveç Halk Partisi ve Hıristiyan Demokratların da yer aldığı Başbakan Petteri Orpo’nun NCP liderliğindeki dört partili koalisyon hükümetinin bir parçası.

Purra’nın özrü, bir dizi milletvekili ve parti liderinin ırkçılık ve şiddetten vazgeçmesi çağrısında bulunmasının ardından geldi.

Purra’nın tepki çeken ırkçı ifadelerini 2008 yılında farklı blog yazılarında tekrar tekrar kullanıyor. Bir yazıda, trende karşılaştığı bir grup genç göçmen için, “Bana bir silah verseler, trende cesetler olurdu, görürdünüz” diyor.

Bir başka yazıda ise Somalili ve Türk göçmenleri hedef alıyor, “Türk maymunlar” ifadesini kullanıyor.

Riika Purra’nın ırkçı geçmişi, Finlandiya’nın yeni kurulan hükümetinin gördüğü ilk skandal değil. Haziran ayında Purra’nın partisinden Vilhelm Junnila, 2018’deki bir konuşmasında Adolf Hitler’e yaptığı atıflar nedeniyle ekonomi bakanlığından istifa etmek zorunda kalmıştı.

Ulusal Koalisyon Partisi’nden Başbakan Petteri Orpo liderliğinde kurulan dört partili koalisyon, Finlandiya halkına sıkı göç politikaları izleme vaat etmişti.

“Hükümet ırkçılıktan vazgeçmeli”

Dışişleri Bakanı Elina Valtonen Vilnius’taki NATO Zirvesi sırasında yaptığı açıklamada Finlandiya hükümetinin “ırkçılığa sıfır tolerans” gösterdiğini söyledi.

Üç ay önce istifa eden eski başbakan Sanna Marin, “Hükümet ırkçılık, nefret söylemi ve şiddetten doğrudan ve kesin bir şekilde vazgeçmelidir. Her insan değerlidir ve insan onuru bölünmezdir. Geçmişi ne olursa olsun herkesin güven içinde yaşama hakkı vardır” dedi.

NATO Zirvesi için Vilnius’ta bulunan Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö de Salı günü konuyla ilgili bir yorumda bulunarak Finlandiya kabinesinin “ırkçılığa karşı net bir sıfır tolerans duruşu benimsemesinin akıllıca olacağını” söyledi.

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: Türkiye’nin İtirazını Aşmak İçin Son Hamle

Türkiye, Finlandiya ve İsveç’ten oluşan Daimi Ortak Mekanizma üyelerinin perşembe günü Brüksel’deki NATO merkezinde yapacağı toplantıdan, İsveç’in üyeliği yönünde bir karar çıkması beklenmiyor.

Bu yönde bir kararın 11 ve 12 Temmuz’da yapılacak zirvede çıkma ihtimalinin de düşük olduğu bildiriliyor. Haftaya Litvanya’da yapılacak zirveye katılacak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile NATO üyeleri arasında konunun tekrar masaya yatırılması bekleniyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açmasından sonra, yıllardır izledikleri tarafsızlık politikasını bir kenara bırakan Finlandiya ve İsveç, NATO’ya üye olmak için geçen yıl resmi başvuruda bulundu. Finlandiya’nın üyelik başvurusu bu yılın Nisan ayı başında onaylanırken İsveç’in üyeliğine Türkiye ve Macaristan hala onay vermedi.

Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta 11 ve 12 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in çağrısıyla Türkiye, İsveç ve Finlandiya temsilcileri, Perşembe günü Brüksel’deki NATO merkezinde son kez biraya gelecek.

Toplantıda, zirve öncesinde Türkiye’nin İsveç’in üyeliğine yönelik blokajının aşılması yönünde müzakerelerin öne çıkması bekleniyor. Yarın NATO merkezinde düzenlenecek toplantıda söz konusu ülkelerin Dışişleri Bakanları dışında istihbarat teşkilatlarının şefleri ile ulusal güvenlik danışmanlarının da yer alacağı bildirildi. Toplantıdan sonra Stoltenberg’in yerel saat ile 16.30’da bir basın toplantısı düzenleyeceği duyuruldu.

Türkiye, Finlandiya ve İsveç’ten oluşan Daimi Ortak Mekanizma üyelerinin katılacağı yarınki toplantıdan, İsveç’in üyeliği yönünde bir karar çıkması beklenmiyor. Bu yönde bir kararın 11 ve 12 Temmuz’da yapılacak zirvede çıkma ihtimalinin de düşük olduğu bildiriliyor. Haftaya Litvanya’da yapılacak zirveye katılacak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile NATO üyeleri arasında konunun tekrar masaya yatırılması bekleniyor.

Son olarak dün Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da İsveç’in NATO üyeliği konusunda açıklamalarda bulunmuş, “Stockholm’de Kur’an-ı Kerim’e yapılan aşağılık saldırıyı ve uyarılarımıza rağmen bu saldırıya göz yumulmasını bir kez daha kuvvetle kınıyoruz. Stratejik ve güvenlik değerlendirmesi itibarıyla İsveç’in NATO’ya üyeliğinin bir yük mü yoksa fayda mı getireceği konusu artık daha çok tartışmaya açıktır” ifadelerini kullanmıştı.

Finlandiya girdi

Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açmasından sonra, yıllardır izledikleri tarafsızlık politikasını bir kenara bırakan Finlandiya ve İsveç, NATO’ya üye olmak için geçen yıl resmi başvuruda bulundu. Finlandiya’nın üyelik başvurusu bu yılın Nisan ayı başında onaylanırken İsveç’in üyeliğine Türkiye ve Macaristan hala onay vermedi.

Türkiye, İsveç’i ülkedeki Türkiye kökenli terör gruplarıyla etkin mücadele etmemek ve terörist olduğunu iddia ettiği kişileri Türkiye’ye iade etmemekle suçluyor. İsveç, Ankara’nın talepleri arasında yer alan, terörle mücadele yasalarını sertleştirirken, Türkiye’ye bazı kişilerin iadesine de başladı. Ancak buna paralel olarak Ankara ile Stockholm arasındaki ipler sene başından beri özellikle ülkedeki Kur’an yakma eylemleri nedeniyle gerilmiş durumda.

Ayrıca İsveç’te son aylarda Erdoğan’ın maketinin kullanıldığı bazı protesto eylemleri yüzünden de Ankara İsveç’i sert biçimde eleştiriyor. İsveç hükümeti ise ülkede düzenlenen eylemlerden kendilerinin de rahatsızlık duyduğunu ifade etse de, yapılan gösterilerin düşünce ve gösteri yasası kapsamına girdiği gerekçesiyle yasaklanamayacağına işaret ediyor.

Daha önce İsveç’in üyeliğini yaz mevsiminde onaylayacağını duyuran Macaristan hükümetinin de Ankara ile birlikte hareket ettiği ileri sürülüyor. Macaristan medyası geçen hafta, Viktor Orban hükümetinin İsveç’in üyeliğini meclise getirmeyi sonbahara bıraktığını, en azında parlamentonun tatile girmeden önce konunun gündeminde yer almadığını aktardı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği Ankara’da Görüşüldü

Ankara’da NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliği hareketliliği… Türkiye, Finlandiya, İsveç ve NATO heyetlerinin yer aldığı üçlü mutabakat kapsamında oluşturulan Daimi Ortak Mekanizma’nın dördüncü toplantısı Ankara’da yapıldı. 

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç’ın ev sahipliğinde Beştepe’de yapılan toplantı yaklaşık 3 saat sürdü.

Toplantıya NATO heyeti başkanı olarak NATO Genel Sekreter Kabine Şefi Stian Jenssen, İsveç heyeti başkanı olarak İsveç Dışişleri Başkanlığı Devlet Sekreteri Büyükelçi Jan Knutsson ve Finalndiya heyeti başkanı olarak da Finlandiya Dışişleri Bakanlığı Daimi Devlet Sekreteri Jukka Salovaara katıldı.

Türkiye, İsveç’in NATO üyeliğine henüz onay vermedi. Bir ülkenin NATO’ya katılabilmesi için oy birliği, yani mevcut 31 üye ülkenin tümünün onayı gerekiyor.

Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta gelecek ay yapılacak NATO zirvesi öncesi Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini onaylaması yönünde Batılı müttefiklerinden sıklıkla mesajlar geliyor.

Ankara, Stockholm’den terör örgütlerine yönelik daha sert tutum takınmasını isterken, İsveç’te yeni terörle mücadele yasasının 1 Haziran’da yürürlüğe girmesiyle son dönemde bazı adımlar atıldığı görülüyor.

Örneğin, bu ay başında İsveç’te bir Türk hakkında, PKK için para toplamak ve silahlı suç işlemek şüphesiyle suç duyurusunda bulunulduğu basına yansıdı.

Türkiye, Finlandiya’nın NATO üyeliğine ise Mart ayında onay vermişti. ABD’den İsveç’in de bir an önce NATO üyesi olması gerektiğine dair son mesaj dün Beyaz Saray’dan geldi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean Pierre, İsveç’in Türkiye ile daha önce varılan mutabakat kapsamında yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve 1 Haziran’da yeni terörle mücadele yasasının yürürlüğe girdiğini vurguladı.

İsveç’in katılımının NATO’yu daha da güçlendireceğinin bir kez daha altını çizen Beyaz Saray Sözcüsü, “İsveç’in bir an önce NATO üyesi olması gerektiğini düşünüyoruz” dedi ve bu konuda umutlu olduklarını söyledi.

Paylaşın

İsveç, NATO Üyeliği İçin Terörle Mücadele Yasasını Sertleştirdi

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyeliği için Türkiye ve Macaristan’ın onayını bekleyen İsveç terörle mücadele yasasının kapsamını önemli ölçüde genişletti. İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması üzerine NATO üyeliği başvurusunda bulunmuştu.

Yeni yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte terör örgütleri için malzeme taşımak, toplantı yerleri organize etmek, yemek pişirmek ya da ulaşım sağlamak da suç olarak değerlendirilecek ve cezaya tabi olacak.

İsveç Adalet Bakanı Gunnar Strömmer Şubat ayında parlamentoya sunulan yasa tasarısı ile mevcut mevzuatın kapsamının önemli ölçüde genişlettiğini söylemişti.

İsveç Parlamentosu aşırılık yanlısı gruplarla bağlantılı faaliyetleri yasaklayan yeni bir yasayı kabul etti. “Bir terör örgütüne katılmayı” suç sayan yeni yasa 1 Haziran’da yürürlüğe girecek. Yasa 349 üyeli İsveç parlamentosunda 268 lehte oyla kabul edildi.

Türkiye, NATO üyeliği için Ankara’dan onay bekleyen İsveç’ten terörle mücadele yasalarını sertleştirmesini talep ediyor.

İsveç Adalet Bakanı Gunnar Strömmer Şubat ayında parlamentoya sunulan yasa tasarısı ile mevcut mevzuatın kapsamının önemli ölçüde genişlettiğini söylemişti.

Yeni yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte terör örgütleri için malzeme taşımak, toplantı yerleri organize etmek, yemek pişirmek ya da ulaşım sağlamak da suç olarak değerlendirilecek ve cezaya tabi olacak.

İsveç, bir Özbek sığınmacının 2017 yılında başkent Stockholm’de bir alışveriş caddesinde beş kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıyı düzenlemesinin ardından terörle mücadele yasalarını sertleştirme kararı almıştı.

Türkiye, İskandinav ülkesi İsveç’i başta PKK ve Gülen yapılanması mensupları olmak üzere “teröristler” için güvenli bir sığınak olmakla suçluyor. Ankara bu nedenle İsveç’in NATO’ya üyeliğine onay vermiyor ve İsveç hükümetinden “terörist” olarak gördüğü Kürt aktivistlere karşı daha sert bir tutum takınmasını talep ediyor.

Ankara özellikle İsveç’te sık aralıklarla düzenlenen gösterilerde PKK flamalarının açılmasından duyduğu rahatsızlığı her platformda dile getiriyor. Ancak İsveç Adalet Bakanı Strömmer, yeni yasa kapsamında bir gösteri ya da toplantıya katılmanın ceza gerektirecek bir suç olarak değerlendirilmeyeceğini vurguladı.

İsveç, NATO üyeliği ile ilgili Türkiye’nin yanı sıra için Macaristan’dan da henüz onay almadı. Türkiye ve Macaristan son olarak Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğine onay vermişti. Böylece Finlandiya 4 Nisan’da 31. üye ülke olarak NATO’ya katılmıştı.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması üzerine NATO üyeliği başvurusunda bulunmuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

NATO’ya Üye Olan Finlandiya Rusya Sınırına Çit Çekmeye Başladı

Yaklaşık iki hafta önce NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üye olan Finlandiya, Rusya sınırına tel örgü çekmeye başladı. Finlandiya, Moskova hükümetinin çok sayıda göçmeni sınırlarına yönlendirmesinden endişe ediyor.

Maliyeti 380 milyon euro olarak tahmin edilen çitler sınır boyunca bin 300 kilometre uzunluğunda bir hatta konumlandırılacak. Geçen yıl Helsinki hükümeti tarafından onaylanan üç metre yüksekliğindeki çitlerin ilk bölümü başkentin 250 kilometre kuzeydoğusundaki Imatra’da çekiliyor.

Projesinin sorumlu yöneticisi Ismo Kurki, Cuma günü yaptığı açıklamada amacın olası bir istilayı engellemek olmadığını, daha ziyade en yoğun göçmen akınının beklendiği yaklaşık 200 kilometrelik kısmın güvenliğinin sağlanmasının hedeflendiğini ifade etti.

“Finlandiya-Rusya sınırındaki durum istikrarlıydı ve şu anda da istikrarlı” ifadelerini kullanan Finlandiya Sınır Muhafızlarından Tuğgeneral Jari Tolppanen, buna rağmen herhangi bir durum değişikliği karşısında ülkesinin sınır üzerinde daha fazla kontrol sahibi olması gerektiğini vurgulayarak, “Finlandiya’nın Rus sınır kontrolüne daha az bağımlı hale gelmesi gerekiyor” diye konuştu.

Finlandiya Sınır Muhafızları’ndan yapılan açıklamada, geçen yıl Finlandiya’nın 30 yasa dışı geçiş kaydettiği, Rusya tarafında ise yaklaşık 800 geçiş girişiminin engellendiği bildirildi.

İskandinav ülkesi Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sonrasında NATO’ya dahil olmuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Rusya’dan NATO’ya Finlandiya Uyarısı

Dışişleri Bakan Yardımcısı Alexander Grushko, NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) güçlerinin ve kaynaklarının Finlandiya’ya konuşlandırılması halinde, “Rusya’nın askeri güvenliğini sağlama almak için ek adımlar atılacağını” söyledi.

Bir gün önce Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov da Finlandiya’nın üyeliğinin NATO’daki Rusya karşıtı trendin yükselişinin göstergesi olduğunu söyledi ve Moskova’nın NATO müttefiklerinin Fin topraklarına yerleştireceği silahlara bağlı olarak uygun yanıtı vereceği konusunda uyardı.

Ancak Peskov açıklamasında Rusya’nın Finlandiya ile herhangi bir toprak anlaşmazlığı olmadığını da belirterek üyeliğin Rusya’ya olan etkisinin önemsiz ve etkisiz olduğu mesajını da vermeye çalıştı.

Rusya’nın Finlandiya sınırına hangi ek askeri kaynakları gönderebileceği henüz net değil. Ancak Moskova’nın en yetenekli askeri birliklerini Ukrayna’ya konuşlandırdığı biliniyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, hali hazırda ittifakın Finlandiya’ya herhangi bir ek asker veya teçhizat konuşlandırması halinde sınır boyunca savunmaları güçlendireceğini belirtmişti.

Finlandiya’nın üyeliği NATO’nun Rusya’ya doğru genişlemesi noktasında Putin’e stratejik ve siyasi bir gövde gösterisi olarak algılanıyor. Ancak NATO yetkilileri durumun Moskova için bir tehdit oluşturmadığını söylüyor.

Finlandiya’nın attığı bu adımın “daha önce dünyanın en istikrarlı bölgelerinden biri olan Kuzey Avrupa’daki durumda temel bir değişikliği” işaret ettiği de belirtilerek, üstü kapalı istikrarın bozulmuş olduğunun sinyali verildi.

NATO hakkında

Açık kapı politikası izleyen NATO, 74 yılı geride bırakırken 9. kez genişledi. 1949’da 12 üyeyle kurulan ittifak, 31’inci üyesini kabul etti.

ABD, Belçika, İngiltere, Danimarka, Fransa, Hollanda, İtalya, İzlanda, Kanada, Lüksemburg, Norveç ve Portekiz’in imzalarıyla kurulan NATO’ya 1952’de Türkiye ve Yunanistan dâhil oldu.

Almanya 1955’te ve İspanya 1982’de NATO’ya katılırken, 1999’daki genişlemede Çekya, Macaristan ve Polonya ittifaka girdi.

2004’teki genişlemede Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya dâhil olurken, 2009’da Arnavutluk ve Hırvatistan, 2017’de Karadağ, 2020’de Kuzey Makedonya, NATO üyeleri haline geldi.

İsveç ne zaman girecek?

Finlandiya’nın NATO’ya üyeliği 74 yıllık tarihinde kayda geçen en hızlı üyelik süreci oldu. Hem Finlandiya hem de İsveç başvuruyu geçen yıl Mayıs ayında yapmıştı.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Finlandiya’nın üyeliğinin ardından ülkenin batısındaki komşusu İsveç’in de yakında üye olmasını umduğunu belirtiyor. Stoltenberg, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bir kez daha çağrıda bulunarak İsveç’in üyeliğine itiraza da son vermesini talep ediyor.

Stoltenberg, İsveç’in verdiği sözleri yerine getirdiğini de savunuyor. Ankara, İsveç’ten “terörist” olarak nitelendiği ve terör örgütüne üye olduğunu iddia ettiği kişilerin iadesini talep ediyor.

Askeri uzman Jacob Westberg’e göre İsveç’in NATO’ya üyeliği sadece güvenlik politikaları açısından bir kazanım olmakla kalmayacak, askeri açıdan da büyük bir getirisi olacak.

Westberg, “Rusya için Baltık Denizi’nde operasyonlar düzenlemek zor hale gelecek” diyor ve “İsveç’in beş tane modern denizaltısı var ve onlarla NATO’nun Polonya ve Almanya’dan oluşan gücünü tamamlayabilir” diye ekliyor.

Paylaşın

Finlandiya NATO’nun 31. Üyesi Oldu

Rusya’nın sınır komşusu Finlandiya’nın NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) katılma süreci atılan imzalarla resmiyet kazandı ve ülke, NATO’nun 31. üyesi oldu. NATO, 1949 yılında 12 üyeyle kuruldu.

Finlandiya’nın katılımı, Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto’nun katılım belgelerini imzalayarak ABD’li mevkidaşı Antony Blinken’a vermesi ile resmiyet kazandı.

Finlandiya’nın NATO üyelik süreci, bir yıldan kısa sürede tamamlanarak ittifakın 74 yıllık tarihinde en hızlı ilerleyen üyelik süreçlerinden biri oldu.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistro, Twitter’dan yayınladığı açıklama ile ülkenin tarihinde yeni bir dönemin başladığını ve askeri tarafsızlık döneminin sona erdiğini duyurdu. Niinistro, ülkesinin NATO üyeliğinin İsveç’in katılımıyla tamamlanacağını da vurguladı.

Stoltenberg: Rusya’nın saldırganlığı bizi büyüttü

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ortak basın toplantısındaki konuşmasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in saldırganlığının NATO’yu büyüttüğüne vurgu yaptı. Stoltenberg, Türkiye’de görüşmelerinin sürdüğünü, Ankara’ya İsveç’in yükümlülüklerini getirdiğini söylediklerini aktardı.

Sınırda dengeler değişti

Finlandiya’nın NATO’ya katılması ile ittifak üyesi ülkelerin Rusya ile toplam sınırı iki katına çıkıyor. Finlandiya-Rusya sınırının uzunluğu 1340 kilometre. Finlandiya, Rusya ile en uzun Avrupa Birliği sınırını paylaşıyor. Şu anda sınırda hafif ahşap çitler bulunuyor.

Rusya: Ek adımlar atacağız

Rusya ise Finlandiya’nın NATO’ya katılmasına ilişkin mesajında hem bu ülkeyi hem de ittifakı uyardı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Alexander Grushko, NATO güçlerinin ve kaynaklarının Finlandiya’ya konuşlandırılması halinde, “Rusya’nın askeri güvenliğini sağlama almak için ek adımlar atılacağını” söyledi.

NATO hakkında

Açık kapı politikası izleyen NATO, 74 yılı geride bırakırken 9. kez genişledi. 1949’da 12 üyeyle kurulan ittifak, 31’inci üyesini kabul etti.

ABD, Belçika, İngiltere, Danimarka, Fransa, Hollanda, İtalya, İzlanda, Kanada, Lüksemburg, Norveç ve Portekiz’in imzalarıyla kurulan NATO’ya 1952’de Türkiye ve Yunanistan dâhil oldu.

Almanya 1955’te ve İspanya 1982’de NATO’ya katılırken, 1999’daki genişlemede Çekya, Macaristan ve Polonya ittifaka girdi.

2004’teki genişlemede Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya dâhil olurken, 2009’da Arnavutluk ve Hırvatistan, 2017’de Karadağ, 2020’de Kuzey Makedonya, NATO üyeleri haline geldi.

İsveç ne zaman girecek?

Finlandiya’nın NATO’ya üyeliği 74 yıllık tarihinde kayda geçen en hızlı üyelik süreci oldu. Hem Finlandiya hem de İsveç başvuruyu geçen yıl Mayıs ayında yapmıştı.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Finlandiya’nın üyeliğinin ardından ülkenin batısındaki komşusu İsveç’in de yakında üye olmasını umduğunu belirtiyor. Stoltenberg, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bir kez daha çağrıda bulunarak İsveç’in üyeliğine itiraza da son vermesini talep ediyor.

Stoltenberg, İsveç’in verdiği sözleri yerine getirdiğini de savunuyor. Ankara, İsveç’ten “terörist” olarak nitelendiği ve terör örgütüne üye olduğunu iddia ettiği kişilerin iadesini talep ediyor.

Askeri uzman Jacob Westberg’e göre İsveç’in NATO’ya üyeliği sadece güvenlik politikaları açısından bir kazanım olmakla kalmayacak, askeri açıdan da büyük bir getirisi olacak.

Westberg, “Rusya için Baltık Denizi’nde operasyonlar düzenlemek zor hale gelecek” diyor ve “İsveç’in beş tane modern denizaltısı var ve onlarla NATO’nun Polonya ve Almanya’dan oluşan gücünü tamamlayabilir” diye ekliyor.

Paylaşın

Türkiye’nin Finlandiya Kararı Rusya İle İlişkileri Nasıl Etkiler?

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Finlandiya’nın NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) katılım protokolünü onayladı. Finlandiya’nın önümüzdeki hafta Salı ve Çarşamba günü Brüksel’de yapılacak NATO Dışişleri Bakanları toplantısında büyük olasılıkla NATO’nun 31’inci üyesi olarak ilan edilmesi bekleniyor.

Onayın ardından denge politikası yürüten Türkiye’ye Rusya’nın bakışının değişip değişmeyeceği sorusu gündeme geldi. Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Direktörü Sinan Ülgen, “Rusya’nın da Türkiye’den kalıcı beklentisi yoktu NATO genişlemesini tamamen bloke etmesi yönünde. Türkiye de öyle bir mesaj vermemişti zaten” yanıtını veriyor.

Türkiye’nin Eski NATO Daimî Temsilcisi Emekli Büyükelçi Fatih Ceylan ise, “Bu üyelik, Rusya’nın askeri tertiplenmesini yani askeri düzenini bir şekilde yeniden bu şarta göre uyarlamasını gerektiriyor. Dolayısıyla Rusya üzerindeki baskı da artacak” diyor.

Finlandiya’nın NATO üyeliğinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) onaylanmasıyla NATO’nun genişlemesinin önü açıldı. Çekincelerini kaldırmasının ardından Türkiye’nin üstündeki diplomatik baskının hafifleyebileceğini söyleyen uzmanlar, ancak İsveç’le ilgili onay sürecinin hâlâ beklediğine dikkat çekiyor.

İsveç’in NATO üyeliğinin Türkiye’deki onayı 14 Mayıs seçimleri sonrasına kalmış durumda. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki gün önce İsveç’in üyeliğinin sorulması üzerine “Beklediğimiz bazı şeyler var, yerine gelmeden olmaz” demişti.

Türkiye’nin inişli çıkışlı onay süreci

Finlandiya, Ukrayna savaşının başlaması ve uzun süreceğinin anlaşılmasının ardından İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki tarafsızlığını bozma kararı almış ve sınırdaş olduğu Rusya’ya karşı hissedilen tehlikeyi bertaraf etmek için İsveç’le birlikte 18 Mayıs 2022’de NATO’ya başvurmuştu. İttifak da bu iki ülkeyi 5 Temmuz 2022’de resmen davet etmişti.

Finlandiya’nın üyeliğinin onaylanmasına kadar geçen 10 buçuk aylık sürede ise Türkiye’nin onay süreci ile ilgili inişli çıkışlı gelişmeler yaşandı.

Ankara, iki ülkenin başvurusunun ardından onay için bazı alanlarda taleplerde bulundu. Madrid’te Haziran ayında düzenlenen NATO toplantısında aday ülkeler ve Ankara arasında gerçekleşen görüşmeler sonrasında ise ortak üçlü mekanizma kuruldu.

Üç ülke arasında zirve marjında 28 Haziran 2022’de imzalanan mutabakat zaptı ile İsveç ile Finlandiya’nın “terörle mücadele konusunda Türkiye ile işbirliğini artırmaları” “başta PKK olmak üzere terörle ilişkilendirilen Türkiye kökenli örgütlerin her türlü faaliyetlerini engellemeleri” ve “Türkiye’nin ‘terör suçlusu’ olarak isim isim verdiği kişileri iade etmeleri” şartları getirildi.

İsveç, “terörle mücadelede güvenlik güçlerinin alanını daha da açmak için” anayasada değişikliğe giderken 1 Ocak 2023’de yürürlüğe giren bu anayasa değişikliklerinin ardından “terörle mücadeleyi ilgilendiren” birçok yasada da uyum çalışması yaptı. Ancak bu adımlar Ankara için çok tatmin edici bulunmadı. Türkiye taleplerinin Finlandiya tarafından karşılandığını, İsveç’in adımlarının ise yetersiz kaldığını savunuyor.

6 Şubat depremleri ve ekonominin etkisi

Peki Ankara’nın Finlandiya için vetosunu kaldırmasında hangi faktörler etkili oldu?

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’e konuşan Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Direktörü Sinan Ülgen, Türkiye’nin Finlandiya ile ilgili başından beri ciddi bir sorunu bulunmadığını söyleyerek 6 Şubat depremlerinin ve ekonomideki kötüleşmeyle birlikte ortaya çıkan beklentilerin de bu onayda etken olduğunu düşünüyor ve şöyle konuşuyor:

“Daha önce Batı’yla olan birtakım ihtilafların tekrar vurgulanması tercih edilebilirdi. Ama şimdi bunu görmememizin nedeni hem deprem hem de ekonomik beklentilerin artması.”

14 Mayıs’ta önemli bir seçime giden Türkiye’de iktidar geçmiş seçimler öncesindeki dönemlerden farklı olarak Batı ülkeleri ile gerginlik politikası takip etmiyor. Başta zengin Körfez ülkeleri olmak üzere çevre ülkelere sıcak mesajlar veren Ankara, yine seçime giden Yunanistan ile de gerginlik politikası sürdürmemeye özen gösteriyor.

Türkiye üzerindeki baskı azalır mı?

İsveç ile Finlandiya’nın üyeliklerinin gündeme gelmesi ve Türkiye’nin çekincelerinin ortaya konmasıyla birlikte İttifak ülkelerinden gelen baskının son onayla hafiflemesi bekleniyor.

Ülgen, Türkiye üzerindeki diplomatik baskının bir ölçüde de olsa azalacağı görüşünde ve bunu “Çünkü Türkiye kategorik olarak NATO genişlemesine karşı olmadığını böylelikle göstermiş oldu” sözüyle aktarıyor.

Rusya ile sınırdaş olan Finlandiya’nın üyeliği NATO için kritik görülürken Baltık Denizi’ndeki etkinlik açısından da İsveç’in konumu önemli.

Türkiye’nin Eski NATO Daimî Temsilcisi Emekli Büyükelçi Fatih Ceylan, İsveç’in katılımıyla Baltık Denizi’nin bir çeşit “NATO Denizi” gibi olacağına işaret ederek Temmuz ayındaki NATO zirvesi öncesinde Türkiye’deki seçimlerin de sonuçlarının belli olmasıyla İsveç’in durumunun da netleşebileceğini kaydediyor. Ceylan şunları söylüyor:

“Seçimler geliyor. Sonrasında cumhurbaşkanlığı ve parlamentoda nasıl bir tablo ortaya çıkacağını göreceğiz. Ama zirve öncesinde bir şekilde İsveç’in durumunun da bir hal yoluna gireceğini düşünüyorum. Eğer olmazsa o zaman biz yine ittifakı karşımıza alacak bir kulvara girmiş oluruz.”

Finlandiya’nın üyeliğinin önemi

Finlandiya’nın Rusya ile 1340 kilometrelik sınırı bulunuyor. Bu iki ülke arasında Finlandiya’nın aslında daha kritik bir konumda olduğunu düşünen Ülgen, “Çünkü Rusya’yla sınırı olan Finlandiya. Onun için Finlandiya’nın üye olması her halükârda NATO genişlemesinin önemli bir parçası” diyor.

Sürecin başında iki ülkenin birlikte üye olmasının değerlendirildiğini hatırlatan Ülgen, sonraki politika değişikliğini şöyle anlatıyor:

“Burada asıl değişikliği yaratan İsveç ve Finlandiya arasındaki anlayış. Yani ilk başta bu iki ülke ‘biz beraber gireriz’ anlayışından hareket ediyordu. Fakat Türkiye’nin pozisyonu nedeniyle de en nihayetinde kendi aralarında önce Finlandiya’nın girmesini düşündüler. Çünkü burada daha kritik konumda olan ülke Rusya’yla sınırı olması nedeniyle Finlandiya.”

Son onayın ardından denge politikası yürüten Türkiye’ye Rusya’nın bakışının değişip değişmeyeceği sorusunu ise Ülgen, “Rusya’nın da Türkiye’den kalıcı beklentisi yoktu NATO genişlemesini tamamen bloke etmesi yönünde. Türkiye de öyle bir mesaj vermemişti zaten” yanıtını veriyor.

Bu durumda Finlandiya’nın İttifak’a katılması Rusya’nın NATO ile olan sınır uzunluğu artmış olacak.

Emekli Büyükelçi Fatih Ceylan, “Bu üyelik, Rusya’nın askeri tertiplenmesini yani askeri düzenini bir şekilde yeniden bu şarta göre uyarlamasını gerektiriyor. Dolayısıyla Rusya üzerindeki baskı da artacak” diyor.

İttifak’a Finlandiya’nın katılımıyla sınırda hemen bir hareketlenme beklememek gerektiğini, önce katılım sürecinin tamamlanmasının ve gerekli hazırlıkların yapılması gerektiğini vurgulayan Ceylan, Temmuz ayında Litvanya’da yapılacak NATO zirvesinin önemli olacağını belirtiyor.

Paylaşın