Erdoğan Ekiner Kimdir? Hayatı, Eserleri

Eskişehir’de dünyaya gelen Erdoğan Ekiner, Eskişehir Atatürk Lisesi’ni bitirdi. Bir ara adı değiştirilmiş olan Anadolu Üniversitesi’nin İletişim Fakültesi’nden gecikmeli olarak 1985 yılında mezun oldu.

Haber Merkezi /Öğrencilik yıllarında bazı sinema filmlerinde ‘stajyer asistan’ olarak kısa bir süre çalıştı. Yarım kalan sinema serüveni sonrasında ; dünya görüşü ve düşüncelerinedeniyle baskılar, gözaltılar yaşayarak İstanbul’dan koptu.

Bir televizyon kanalında ”Şiirin Güncesi” adlı, haftada bir gün yayınlanan bir televizyon programına metin yazarı, sunucu ve yönetmen olarak imza attı. Yerel bir gazetede ”Akşam Laflamaları” başlığıyla mizahi köşe yazıları yazdı. Daha sonra başka bir gazetede yazar ve muhabir olarak çalıştı.

İşsiz kaldığı dönemlerde kimi zaman içinde ağır işler de dahil olmak üzere farklı işlerde çalıştı. Uzunca süreler işsiz kaldığı da oldu… ‘Ekiner ‘ ismi başlangıçta onun yazı ve şiirlerinde kullandığı ‘müstear’ yani takma adıydı.

Ekiner’in şiirleri, Varlık, Damar, İnsancıl, Çağdaş Türk Dili, Karşı, Evrensel Kültür, Kıyı, Kopuş, Gerçek Sanat, Dünya Kitap, Tavır gibi birçok sanat ve edebiyat dergilerinde yayımlandı.

1994 yılında ilk şiir kitabı ‘Yaşadıkça’ ve 1995 yılında ‘Sıradaki’ adlı şiir kitapları Karşı yayınları tarafından basıldı. Daha sonra ilk kitaptan bazı şiirler, ikinci kitaba eklenerek ‘SIRADAKİ/DÖNECEĞİM BİR GÜN’ adıyla ikinci ve üçüncü baskılar yapıldı.

‘ZAMANIN ÖRSELENMİŞ AYNASINDAN’ adlı kitabında yer alan şiirleri 2000 yılında Mülkiyeliler Birliği Vakfı Şinasi Özdenoğlu Şiir Yarışması Birincilik Ödülü’ne ardından 2002 yılında Kocaeli YTüksek Öğretim derneği Ruşen hakkı Şiir yarışması Seçici Kurul Özel Ödülü’ne değer görüldü. Şairin fotoğraf ödülleri ve yayımlanmış öykülerinin yanı sıra yazıları da bulunmaktadır.

Paylaşın

Erdoğan Alkan Kimdir? Hayatı, Eserleri

10 Haziran 1935 yılında Samsun’un Tekkeköy İlçesine bağlı Çırakman Köyünde dünyaya gelen Erdoğan Alkan, geçirdiği kalp krizi sonucu 20 Haziran 2014 günü 79 yaşında İstanbul’da vefat etti. Cenazesi ertesi gün Dolmabahçe Bezm-i Âlem Valide Sultan Camiinde kılınan cenaze namazının ardından Ortaköy Mezarlığında toprağa verildi.

Haber Merkezi / Öğretmen Sıdıka Hanım ile mübaşir Emin Alkan’ın oğludur. Aile kökeni Sivas Şarkışla’dır. İlköğrenimini Samsun İnönü İlkokulunda tamamlayan Alkan, 1955’te Samsun On Dokuz Mayıs Lisesinden mezun oldu. Yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde tamamladı (1960). 1960-1965 yılları arasında sırasıyla Samsun’da maiyet memurluğu; Mesudiye, Derze, Vezirköprü, Ladik, Darende ve Esbiye’de kaymakamlık yapmıştır. 1966 yılında Brüksel Inbel Enstitüsünde halkla ilişkiler alanında staj gördü.

1965-67’de Turizm Bakanlığı Periyodik Yayınlar şube müdürlüğü; Millî Prodüktivite Merkezi iktisat uzmanlığı (1969-1971) görevlerinde bulundu. 1967-1969 yılları arasında yedek subay olarak görev yaptı. TRT Ankara Televizyonu yapımcılık ve yönetmenliği ile gazete yazarlığı (1973-93) yaptıktan sonra emekli oldu. 12 Mart sürecinde TRT’deki görevinden uzaklaştırılınca İstanbul’a yerleşti.

İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Yüksekokulunda öğretim görevliliği yaparak yaşamını sürdürdü (1973-83). Bir süre Belçika Tarım Bakanlığında iktisatçı olarak görev yapan Alkan 1985-1989 yılları arasında kuruculuğunu yaptığı Deyiş Yayınları’nı yönetti. İyi derecede Fransızca ve orta derecede İngilizce bilmekteydi. Birsen Alkan ile evli olan şairin bir oğlu (Aydın Tozan) ve bir kızı (Elif Su) bulunmaktadır. Oğlu ve kızı da şair ve çevirmendir.

Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), ATURJET, Mülkiyeliler Birliği, PEN Yazarlar Derneği ve Türkiye Gazeteciler Derneği üyesi olan Erdoğan Alkan, sürekli basın kartı sahibiydi. Kaymakam, TRT yapımcısı, öğretim görevlisi, gazeteci, iktisatçı olarak görev yapan Erdoğan Alkan; 1970 TRT Kitle İletişim Başarı Ödülü; Arthur Rimbaud’dan Seçme Şiirler ile 1982 Yazko Çeviri Büyük Ödülü ve 1989 TRT Dizi Film Senaryosu Ödülü sahibidir.

Erdoğan Alkan, ailesinin geçmişi nedeniyle çocukluğunda yaz tatillerini genellikle Şarkışla’da geçirmiş, yöredeki âşıklık geleneğine bağlı olarak küçük yaşlardan itibaren bağlama çalmayı öğrenmiş ve şiirle ilgilenmiştir. Şarkışla’da karşılaşıp konuştuğu Âşık Veysel’den etkilenerek şiir yazmaya başlamıştır. “Ben O İnsanlardan Değilim” başlıklı ilk şiiri 1957’de Türk Dili’nde, Paul Verlaine’den çevirdiği ilk şiir “Batan Güneşler” ise 1958’de Varlık dergisinde yayımlanmıştır. Alkan’ın şiir ve çevirileri Türk Dili, Varlık, Papirüs, Somut, Milliyet Sanat ve Yazko Edebiyat dergilerinde çıktı. Şiirlerinin yanı sıra Fransız şiir ve şairleri başta olmak üzere Batı edebiyatının ünlü şair, romancı ve düşünürlerinden birçok önemli eseri Türkçeye çevirmiştir.

Şiirlerinde İkinci Yeni’nin genel özelliklerinden yararlandığı kabul edildiyse de kendisi bu akımın “uydurma” ve “yapay” olduğun ileri sürmüştür. Cemal Süreya onu “Önceleri klasik bir duyarlılıkla kuruyordu şiirlerini. Sonraları zekâ şiirine yönelmiş, bir eğleni havasının çevresinde hareket etmeye başlamıştır” biçiminde değerlendirmiştir. Şiirlerinde “çoğunluk, duygusal ve insancıl konulara yönelen Erdoğan Alkan, Türk dilinin kıvraklığına varabilmiş, halk şiirinin lirizmiyle modern şiirin özgürlüğünü bağdaştırmaya çalışmıştır”.

Ataol Behramoğlu da Erdoğan Alkan’ı “İkinci Yeni şiirinin genel özelliklerinden aşırıya kaçmadan, klasik kıta düzenine bağlı kalarak yararlanmış bir şair” olarak değerlendirmiştir. Şiirlerinin bir kısmı bestelenerek çeşitli sanatçılar tarafından yorumlandı. Âşık Veysel’in yaşamını konu alan Kör Oldum Veysel Oldum (1991) adlı romanı radyo oyununa uyarlanarak 1998’de yayımlandı.

Paylaşın

Adil Erdem Bayazıt Kimdir? Hayatı, Eserleri

1939 yılında Kahramanmaraş’ta dünyaya gelen Adil Erdem Bayazıt, 2008 yılında İstanbul’da vefat etti, cenazesi Eyüp Mezarlığı’na defnedildi. İlk ve orta öğrenimini Kahramanmaraş’ta tamamlayan Bayazıt, sırasıyla 1953’te İstiklal Ortaokulu’ndan, 1959 yılında ise Kahramanmaraş Lisesi’nden mezun olmuştur.

Haber Merkezi / Aynı yıl kaydolduğu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yüksek öğrenimine başlayan şair, tahsiline iki yıl kadar bu üniversitede devam ettikten sonra geçim sıkıntısı nedeniyle 1961 yılında öğrenimini devam mecburiyeti olmayan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne nakleder.

Bayazıt 1963 senesinde yüksek öğrenimine ara vererek askere gider. Askerliğini yedek subay öğretmen olarak Burdur iline bağlı Çuvallı, Yeşilova köyünde yapan şair, askerden döndüğünde ise tahsil hayatında büyük bir değişiklik arz edecek yeni bir kararı uygulamaya başlar. Zira Hukuk Fakültesinde başladığı tahsil hayatına artık Dil Tarih ve Coğrafya fakültesinde devam edecektir.

Erdem Bayazıt askerden döndüğünde Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydolur. 1971 yılında buradan mezun olan Bayazıt, memuriyet hayatına atılır ve edebiyat öğretmeni olarak Kahramanmaraş’ta vazifesine başlar. Mezun olduğu Kahramanmaraş Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olarak görev yapan şair, daha sonra Kahramanmaraş İl Halk Kütüphanesi’ne müdür olur.

İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nın kuruluş günlerinde genel sekreter olarak vazife alan şair, Milli Eğitim Bakanlığı’nda Basın Bürosu Memurluğu, Milli Kütüphane Süreli Yayınlar Şube Müdür Yardımcılığı görevlerinde de bulunmuştur. Erdem Bayazıt daha sonra Sanayi Bakanlığı İnsan Gücü Eğitim Daire Başkan Yardımcılığı görevini yürütürken istifa ederek kurucusu olduğu Akabe Yayınları’nın ve Mavera dergisinin yönetimini üstlenir.

Henüz öğrencilik yıllarında şiir yazmaya başlamış olan Bayazıt, Edebiyat ve Mavera dergilerinin kurucuları arasında yerini alır. İlk şiir kitabı olan “Sebeb Ey” 1972 yılında Edebiyat Yayınları arasında (2. ve 3. baskısı Akabe Yayınları), son şiirleri “Risaleler” adı altında 1987’de Akabe Yayınları arasında çıkmıştır (2. baskı 1989). Bu iki kitap İz Yayınları tarafından “Şiirler” adı altında 1992 yılında bir arada basılmıştır (4. baskı 1998).

1981 yılı Temmuz ayında Ajans 1400 adlı bir firmanın film ekibiyle beraber Afganistan’a doğru yola çıkan şair Şenol Demiröz, Yücel Çakmaklı, Ahmet Bayazıt, Çetin Tunca, Halil İbrahim Sarıoğlu ve Necdet Taşçıoğlu’ndan oluşan çekirdek bir kadro ile birlikte Pakistan’ın Peşaver kenti başta olmak üzere İran, Hindistan ve Afganistan içlerini gezer. Yaptığı bu iki aylık gezinin izlenimlerini topladığı “İpek yolundan Afganistan’a” adlı eseriyle 1983 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Basın Ödülü’nü kazanır.

1984’te Akabe Anonim Şirketi’nin İstanbul’a taşınması kararıyla bu görevini devrederek yeniden memurluğa döner. Devlet Planlama Teşkilatı’na sözleşmeli personel olarak giren şair, daha sonra bu vazifeyi bırakır ve 1987 yılı seçimlerinde Kahramanmaraş’tan milletvekili adayı olur.

30 Kasım 1987 milletvekili seçimlerinde Anavatan Partisi’nden aday olan Bayazıt, Kahramanmaraş milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 18. dönem çalışmalarında Milli Eğitim ve Çevre Komisyonlarında görev alır. 1988 yılında Risaleler adlı şiir kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Şiir Ödülünü kazanır. 1992 seçimlerinde adaylığını koymayan Bayazıt, İstanbul’a yerleşir. Evli ve dört çocuk babası olan Bayazıt’ın şiir ve yazıları Açı, Hamle (Kahramanmaraş), Çıkış (Ankara), Yeni İstiklal, Büyük Doğu, Edebiyat, Mavera, Yedi İklim ve Hece dergilerinde yayınlanmıştır.

Paylaşın

Erdal Doğan Kimdir? Hayatı, Eserleri

23 Nisan 1970 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Erdal Doğan, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladı. Üsküdar Burhan Felek Lisesini bitirdi. Üniversite öğrenimini Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Yüksek Okulu ve aynı üniversiteye bağlı İktisat Fakültesinde tamamladı.

Haber Merkezi / 1995’ten sonra; Hürriyet Gösteri, TYS Edebiyat, Radikal, Sabah, Gazete Duvar ve TV8 gibi yayın kuruluşlarında çalıştı. 2013 yılında kurduğu yenicikanlar.com adlı kültür ve sanat portalının editörlüğünü yapmakla birlikte yazı çalışmalarını sürdürmektedir.

Erdal Doğan 1993’ten bu yana yazdığı; şiir, deneme, kitap tanıtımı, söyleşi, inceleme ve haber yazılarını; TYS Edebiyat, Varlık ve Cumhuriyet gibi süreli yayınlar başta olmak üzere muhtelif gazete ve dergilerde yayımlamıştır. Yazar, edebiyat çevrelerinde daha çok inceleme ve deneme havasındaki yazılarıyla tanınmıştır. Edebiyatımızda Dergiler (1997) adlı eserinde Cumhuriyet sonrasında çıkarılan edebiyat dergilerini incelemiş ve süreli yayın araştırmalarına katkıda bulunmuştur.

Kitapta, büyük kentlerden taşraya kadar incelenen dergilerin etkinlik düzeyi dikkate alınarak; ağırlıklı olarak işlediği konular, varsa özel sayıları, hazırladıkları dosyalardan örnekler ve yazarlarının fihristi verilmeye çalışılmıştır. Doğan, Sevgi Soysal hakkında Sevgi Soysal Yaşasaydı Aşık Olurdum (2003) adlı bir monografi çalışması yapmıştır.

Söylenenler Edebiyat, Politika ve Hayat Üzerine (2003) adlı eserinde romandan şiire, gündelik hayattan politikaya farklı sorulara farklı yanıtlar veren; Attilâ İlhan, Adnan Özer, Enis Batur gibi son dönem edebiyatımızın bazı önemli şahsiyetleriyle yaptığı söyleşilerini derlemiş ve kitap hâlinde yayımlamıştır. Bunların dışında şiir antolojileri de hazırlayan Erdal Doğan, hâlen “yenicikanlar.com” adıyla kurduğu internet sitesinde; yaşam, kültür-sanat, müzik ve sine-dizi konulu yazılarına ek olarak kitap tanıtımlarını da yayımlamayı sürdürmektedir. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Erdal Alova Kimdir? Hayatı, Eserleri

17 Haziran 1952 yılında Ankara’da dünyaya gelen Erdal Alova’nın asıl adı Erdal Albayrak’tır. Yazı, şiir ve çevirilerinde “Alova” adını da kullanmaktadır. İlkokulu Ankara’da, ortaokulu İstanbul Yeşilyurt Koleji’nde okudu.

Haber Merkezi / Ankara Cumhuriyet Lisesi’ni bitirdikten sonra girdiği ODTÜ Mühendislik Fakültesi’ndeki öğrenimini tamamlamadı; 2. sınıftan ayrıldı. Ardından bir süre de İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu’nda öğrenim gördü (1970-72). 1973’ten başlayarak çeşitli yayınevlerinde çevirmenlik, redaktörlük ve editörlük yaptı. Yitik Kent ile 1996 Cemal Süreya Şiir Ödülü; Toplu Şiirler ile 2009 Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü kazandı. Halen editörlük ve çevirmenlik görevine devam etmektedir. Türkiye Yazarlar Sendikası üyesidir. İstanbul’da yaşamını sürdüren yazar, iki çocuk babasıdır.

1970 yılında Liseli Gençlik dergisinde “Brecht ve Epik Tiyatro” başlıklı ilk yazısı ile edebiyat hayatına girdi. Daha sonra şiir üzerine yoğunlaştı, Alova’nın ilk şiiri “lssız Gül”, Kasım 1973’te Memet Fuat yönetiminde çıkan Yeni Dergi’de yayımlandı. Daha sonraki yıllarda şiirleriyle Yeni Dergi, Militan, Sanat Emeği, Gösteri, Adam Sanat gibi dergilerde şiir ve yazılarıyla yer aldı. 1977-79 arasında Politika gazetesinin sanat sayfasını yönetti.

“Toplumcu gerçekçi şiir geleneğine koşut ürünleriyle değişik temaları işlerken, düşün ve duyarlık birikimlerini beceriyle sese dönüştürmesini bilen bir şair kimliği kazandı. İlk dönem şiirlerini En Son Çıkan Şarkılar (1980) adlı kitabında topladı. Daha sonra kaleme aldığı şiirlerini Giz Dökümü (1989), Bitik Kent (1995), Dizeler (2001), Bütün Şiirleri (2002), Kırık Tabletler: Seçme Şiirler (2004), Tensemeler (2007), Toplu Şiirler: 2008-1973 (2008), Birinci Çoğul Şarkı: Şiir (2015) adlı kitaplarında bir araya getirdi.

Alova’nın çeşitli şiir antolojilerinin yanı sıra bir de gezi yazıları derlemesi bulunmaktadır. Alova Türk Yazınından Seçilmiş Gezi Yazıları (1993) adlı bu derleme çalışmasında, çeşitli yerlere ilişkin, ünlü yazarların gözlem ve anılarını aktarmakta, okuru geçmiş kültüre, değişik geleneklere ve başka kültürlere ulaştırmaktadır. Lorca, Neruda, Kavafis, Oscar Wilde, Nikola Vaptsarov, Angelos Sikelianos, Catallus gibi şairlerden çeviriler yapan Alova’nın şiirlerinden bazıları Portekizceye çevrilip A Linguaem de Areia adıyla yayımlanmıştır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Ercüment Uçarı Kimdir? Hayatı, Eserleri

3 Nisan 1928 yılında İstanbul’un Beykoz İlçesinde dünyaya gelen Ercüment Uçarı, ilkokulu İstanbul’da, ortaokulu ise babasının asker olması sebebiyle Kütahya’da tamamlamıştır. Lise öğrenimini Bursa’da tamamlayan Uçarı, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1959’da mezun olur.

Haber Merkezi / Askerliğini Ankara’da yaptıktan sonra bir süre serbest avukatlık görevinde bulunmuştur. Petrol Ofisi’ndeki görevinden 1983 yılında emekli olan Uçarı’nın Sebahat Hanım ile evliliğinden Arzu adında bir çocuğu bulunmaktadır. 21 Ocak 1996’da İstanbul’da vefat etmiştir.

İlk şiirini 1945 yılında Zonguldak’ta çıkan Bucak adlı dergide yayımlatan Uçarı’nın; Türk Sanatı, Kaynak, Varlık, Yeditepe, Dost, Pazar Postası, Yelken, Yeni Edebiyat başta olmak üzere kırka yakın sanat-edebiyat dergisinde şiirleri yayımlandı. Kısa bir öykü denemesinden sonra şiirde karar kılan Uçarı, eleştiri, inceleme, günlük, deneme türünde eserler yayımlamayı sürdürdü.

İkinci Yeni şiirini imgeye dayalı, çağrışımlarla geliştiren, biçim ve öz açısından sürdüren Ercüment Uçarı, en yalın ögeyi tersten gören, negatifleştiren, sayrılı bir duyarlılıkla sürdüren şair olarak tanındı. Behçet Necatigil’in zamanla aklın ve hayal gücünün soyutlamalarına yaslanan bir duygu evreni kurduğunu belirttiği Uçarı, şahsını konu alan şiirleriyle kendine has bir ses yaratmayı başarmıştır.

“Kısaca”

Bütün kabahat bende
Size yalan söyledim
Ayçiçeğini sevdiğim doğru değil
Karanfil deseniz tahammül edemem
Bir yüreğimiz var insanca konuşur
Bari çekip gidebilsem

“O ışıltılı şey”

Öpüp başıma koyuyorum özgürlüğü
Ekmek gibi
Yere atılmış bulunca

“Ölü öncesi”

düştü düşecekti
acıdan yok olup
içinden çürük
kurtlar kemiriyor

son dallarını eğdi ağaç
sallandı uçlarında yapraklar
karnının içinin gürültüsünün
ritminin acısındaki

iri dalga sesleri
gökler gürüldüyor
ruhunun karanlığı
derin sessizliğin

çisil çisil ve iri yağmur yağıyor
iskelelerin altı kaplı kum taş
bulantı uykusuzluk uyku
düşsüz uzun süre süren

boş kovalar labirentlerinden
akıyorlar yağmura
mini mini çiçekler bahar
ölümün kovuğu

şeker kavanozları ve raflar
duvarda tüfek kızılderililerden
kalma zaman ve sıkıntı
dubaların altı kıllı midye

boş balık sepetleri
akıntıdaki ağlar
pislik yer çöp
silah harbileri

insan hayaletleri
yaklaştı durdular
belki duvardaki
güneşli badana döküntüleri

ölüm kokusu çello çalıyordu
duyabilenlere duyurabilen
zayıf vücutlara ait
yatakların başında

fülüt sesleri
ipek kokuluydu
çiçek desenleri
dizilmiş

Paylaşın

Ercüment Behzad Lav, Kimdir? Hayatı, Eserleri

1903 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ercüment Behzad Lav, 16 Mayıs 1984’te İstanbul’da hayatını kaybetti. İstanbul Sultanisi’ni bitirdikten sonra Darülbedayi’de aktörlük yaptı. Dört yıl süre ile Berlin’de Stern Müzik Konservatuarı ve Reinhart Tiyatro Akademisi’nde öğrenim gördü.

Haber Merkezi / Dönüşünde yeniden tiyatroda çalışmaya başladı. Muhsin Ertuğrul’un kurduğu Ferah Tiyatrosu’nda oyunculuk yaptı. Ertuğrul’un Ankara Postası, Bir Millet Uyanıyor, Karım Beni Aldatırsa filmlerinde rol aldı. Ankara’ya yerleşti, gazetelerde sekreterlik Ankara Radyoda spikerlik, yayın şefliği ve Halkevleri tiyatrolarında rejisörlük yaptı. Ertuğrul Sadi ile Türk Akademi Tiyatrosu’na kurdu. İstanbula yerleşti Şehir Tiyatrosu’nda aktörlük ve Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde öğretmenlik yaptı. Filmlerde rol aldı.

İlk şiirleri 1926’da Resimli Ay, Servetifünun, Uyanış dergilerinde yayımlandı. Toplumcu görüşü savunan ve yenilikçi tavırlarıyla tanınan Lav, Dadaizm, fütürizm, kübizm ve sürrealizm akımları etkilerini şiirine yansıttı. Cumhuriyet dönemi şiirimizde serbest ölçünün ilk uygulayıcılarından öncü bir şairdir. Toplumsal konuları ve ülke meselelerini irdeleyen şiirler yazdı. Şiirleri ve yazıları Serveti Fünun, Varlık, Çığır, Şadırvan, Yenilik, Seçilmiş Hikâyeler, Yeditepe, Gelecek gibi döneminin önemli dergilerinde yayımlandı. Serveti Fünun dergisinde yayımladığı şiirlerini “S.O.S.” adlı kitabında topladı. Karagöz Stepte ve Altın Gazap adlı da iki oyun yazdı.

Eserleri;

S.O.S. (1931)
Kaos (1934)
Açıl Kilidim Açıl (1940)
Karagöz Stepte (manzum oyun 1940)
Mau Mau (1962)
Üç Anadolu (1964)
Altın Gazap (trajedi 1971)
Bütün Eserleri (1996)

“Bir kahramanın midesi”

Vahşi hayvanlara yediriyorlar ölülerimizi
Beyazlar bizimle savaşınca
Bizse kendimiz yiyormuşuz
Onları haklayınca

Böyle de olsa
Daha şerefli bir mezar değil mi

Hayvan bağırsaklarından
Bir kahramanın midesi?

“Oynuyor ay”

Oynuyor ay
Mor salkımlı suda
Oynuyor ay

Üşüyor kalp
Şehvet durunca
Üşüyor kalp

Düşüyor baş
Kara taş yastığa
Düşüyor baş

Çekiyor su
Örümcek uykusu
Çekiyor su

Geçiyor tren
Hecin katarlı
Cin düdüklü tren

“Sihirli değnek”

Bir sihirli değneğim olsa;
vurduğum yerde güller açılsa,
Uçan güller…

Bir sihirli değneğim olsa;
vursam bir nar ağacına,
narlar çatlasa kahkahadan…
Ve bebek yüzlü kızlar,
uzatsa başlarını
tane tane dallardan…

Onları ceplerime doldursam,
bir masal ömrü sürmek için
götürsem billûr sarayıma!

Paylaşın

Ercan Y. Yılmaz, Kimdir? Hayatı, Eserleri

1982 yılında Batman’da dünyaya gelen Ercan Y. Yılmaz, Kafkas Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümünden mezun oldu. Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde okudu. 

Haber Merkezi / Edebiyatla ilgilenen Yılmaz; Beyazı Kirli öyküsüyle 2009 Gila Kohen Öykü Ödülü, bu öyküyü de içeren On Üç Sıfır Sıfır adlı kitabıyla 2015 Necati Cumalı Öykü Ödülü, yazıp yönettiği Vitrin adlı filmiyle 2011 İstanbul Kısa Filmciler Derneği’nin En İyi Film Ödülü, 2010 Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü ve 2012 Arkadaş Z. Özger Şiir Özel Ödülü gibi ödüllere layık görüldü. 2010’da Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülleri’nde dikkate değer bulundu. Uluslararası sergi ve seçkilerde görsel şiir çalışmaları yer aldı. 2016’da Biraz Dolaşacağım adlı Kürtçe öykü seçkisini yayıma hazırladı. Askıda Öykü ve Öykü Gazetesi gibi süreli yayınlar çıkardı.

Ercan Y. Yılmaz’ın şiirleri Yürüyen Siyah (2013) adlı kitapta toplanmıştır. Yazarın ilk romanı Sahir (2016) kurak, sessiz bir Doğu kasabasında geçen olaylara dayanmaktadır. Birbirinden renkli karakterleri, ustaca yazılmış diyalogları ve mizahla yoğurulmuş iç öyküleriyle Sahir, modern bir romandır. O Öyle Olmadı (2014), başkişisi Bünyamin ekseninde özlemin, kavuşamamanın, bekleyişin ve kaybedişin öyküsünün anlatıldığı romandır. Şahin, romanı şu cümlelerle değerlendirmiştir: “O Öyle Olmadı, sağlam kurgusuyla ve tutarlı alt yapısıyla keyifli bir okuma sunan, başlıca işlevi olan estetiği okura hissettirmeyi bilen bir metin. O Öyle Olmadı, ilk sayfalarında büyülü bir diyardan selamlıyor sanki okuru. Bünyamin’in çocukluğu ile başlayan ve Bünyamin’in çocuk algısıyla aktarılan sahneler, alıştığımız gerçekliğin bir kırılması gibi sanki.”

Şafak ise Ercan Y. Yılmaz’ın çocukluğunu ve gençliğini kurguya dâhil ettiği romanın otobiyografik özellikler taşıdığına dikkat çekmiştir. Ercan Y. Yılmaz, 2015 Necati Cumalı Öykü Ödülü’ne değer görülen ilk öykü kitabı On Üç Sıfır Sıfır’da, matruşka bebekler gibi iç içe giren, içine girdikçe dışa açılan hikâyeler anlatmaktadır. Çocukluk, kadınlık, yoksulluk ve yoksunluk hâllerinden nesnelerin dillendiği evrenlere geçen Yılmaz, öykülerinde; ilk kitabını eline alacak olmanın heyecanıyla saniyelerin pençesine düşen genç yazarları, küçük ve kalabalık evlerde yaşayanları, odası yastığından ibaret kocaman yürekli çocukları, gurbetteki babaları ve kayıpları ele almıştır. Ercan Y. Yılmaz’ın kişileri, politik olanla kişisel olanın birlikte raks ettiği o müphem ve can alıcı perdede canlanmaktadır. Yazarın öyküleri ayrıca İtalyanca ve Fransızcaya da çevrilmiştir.

Paylaşın

Eray Canberk Kimdir? Hayatı, Eserleri

14 Kasım 1940 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Eray Canberk’in tam adı Mehmet Eray Canberk. Akay Tekhan, Aydın Ergü, Gülsüm Talay, Güngör Songür, Işık Horasanlı, Mehmet Eray, Mehmet Tuncay adlarını da kullandı.

Haber Merkezi / Haydarpaşa Lisesi (1958), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi (Yüksek Öğretmen Okulu) Fransız Filolojisi (1964) mezunu. 1964-68 arasında serbest çevirmenlik yaptı. Bir süre ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra yayımcılığa başladı.

1968-69 May Yayınlarında yayın yönetmenliği, 1969-75 arasında Safaköy, Sakarya Cevizli ilkokullarında öğretmenlik, 1976-82 arasında yayıncılık, 1982-88 arasında Habora Kitabevi, May Yayınları, Hürriyet gazetesi, Gözlem Yayınları, Yılgör Basın Yayın Dağıtım, Arkadaş Makine Kimya, Grolier, Ar Basın Yayında çevirmen yazarlık, sözlük ve ansiklopedi madde yazarlığı yaptı. Afşar Timuçin’le kurduğu Kavram Yayınevi’ni yönetti. Çeşitli genel kültür ve edebiyat ansiklopedilerinde biyografisi yer aldı. Türkiye Yazarlar Sendikası üyesidir.

Eserleri;

Şiir; Kuytu Sularda (1969, yeni şiirleriyle 1979), Yüreğin Burkulduğu Zaman (1983), Eskimiş Yalnızlığa (toplu şiirleri, 1992), Ebrular (1997), Kuytu Sularda Zaman (seçme şiirler, 2006).

Deneme, eleştiri, antoloji; Şiir ve Şair Üzerine Aykırı Düşünceler (1992).

Derleme; Çağdaş Vietnam Şiiri (1967), Sevda Türküleri (1982), Türk Yazınından Seçilmiş Yergi Şiirleri (1993), Dünya Aşk Şiirleri Antolojisi (1994), Yürek ki Paramparça (C. Süreya’nın çeviri şiirleri, 1995), Çağdaş Çin Şiiri (1996), Çağdaş Türk Edebiyatından 199 Şairden 199 Şiir (M. Celâl ile, 1998), Çağdaş Dünya Şiiri (C. Çapan, E. Alova ile, 1998), Nobelli Şairler Antolojisi (2000).

Çeviri; Şeytan ve Yüce Tanrı (1964) – Gizlilik (J. P. Sartre’dan; daha sonra Duvar ve Bir Şefin Çocukluğu adlarıyla, 1967), Şiirler (Mao Çe Tung’dan, 1966), Dört Yüz Darbe (M. Mousey-F. Truffaut’dan, 1967), Yaşlılık (S. de Beauvoir’dan, O. Canberk ve M. A. Kayabel ile, 1970), Pardayanlar (M. Zévaco’dan, 1971), Patrona Bir Paket Kadın (A. Buchwald’dan, 1973), Davulcular (R. Zimnik’ten, 1975), Bizim Sınıf (1978) – Oburiks ve Şirketi (1997) (Goscinny’den), Brahms’ı Sever misiniz? (F. Sagan’dan, 1977), Piç (V. Leduc’ten, H. Demirhan ile, 1977), Küçük Trampetçi (A. Gaydar’den, 1978), Geleceğin Hikâyeleri (J. London’dan, 1981), Yaşlı Adam ve Deniz (E. Hemingway’den, 1981), Seçme Şiirler (A. Machado, A. Özer ve V. Başaran ile, 1994), Büyük Sahtekârlar (1994) – Karşı Ansiklopedi (Cavanna’dan), Seni Öylesine Düşledim-Seçmeler (R. Desnos’dan, 1994), Seçmeler (1995) – Kesintisiz Şiir (1997, P. Eluard’dan), Honoré de Balzac (1996) – Hemingway-Leoparın Ölümü (1996, J. Dufaux’dan), Mozart ve Cazanova (1996) – Gauguin ve Van Gogh (1996, D. Matena’dan), Red’in Çocukluğu (J. Léturgie’den, 1998), Devenin Söylediği (T. B. Jelloun’dan), Japon Efsaneleri (F. Challaye’den).

“Ayrılık türküleri”

doğduğum yerden kopup
doyduğum yere vardım
her şeyimi unutup
yarama tütün sardım

selam benden eşe dosta
karım yorgun oğlum hasta

sızlayarak kapandı
görünürdeki yara
gurbet yeni dert açtı
acı kattı acıma

turna değil yardan haber getiren
heves değil beni sizden ayıran

hemşeriyiz belki de
özlemimiz de yanı
gelmişiz yaban ele
alın teri kolay mı

beyaz mendil sıla gibi koynumda
işsizliğin zalim ipi boynumda

“Ebrular”

107.

Özlem ateşiyle
dağlanan yürekti.
Sağaldığı suda
(can bulduğu)
kavrulmak neyin nesi?

108.

Gelir yer eder, birden,
oysa ne kadar uzaktı,
geçmişte, dip köşede,
-ölümlerden ölüm beğen-

109.

-Güz yakın.
-Evet! Yarın değil, öbür gün!
-Belki daha da yakın!
-Evet… İçimizde!

“İçten içe”

sevdam seni durmadan
can evinde yeşertir
çiçekçe ve çocukça
sıralı sırasız ikide bir

nice yıkım nice ılgar
geçer iz bırakarak
nice geç kalmış bahar
acımıza eklenir

çocukları da alan
ölüm sıra beklemez
yara üstten kapanır
sızı içerden dinmez

ölüm yıkım ve sevda
yaşamakla başa baş
başlangıç belli belirsiz
bitim belirli nokta

Paylaşın

Enver Topaloğlu Kimdir? Hayatı, Eserleri

26 Şubat 1963 yılında Ordu’da dünyaya gelen Enver Topaloğlu, ilkokul, ortaokul ve lise eğitimini Ordu’da tamamladıktan sonra, Marmara Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde başladığı yüksek öğrenimini yarıda bıraktı.

Haber Merkezi / 1993 yılından itibaren Cumhuriyet gazetesinde düzeltmen olarak çalıştı. İlk şiirleri 1993’den itibaren Yarın, Göçebe, Defter, Varlık, Sombahar, vb. dergilerde yayımlandı. Pervaneler Kadar adlı dosyasıyla 2002 Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülünü aldı. İlk epistemolojik kitabı Yakamoz ve Tebessüm’dür.

Bu ilk kitap ve ardından gelen Kristal Kral, Divane ve Aşk Kayıtları adlı kitaplarında şair, kendimiz de dâhil olmak üzere dünyayı algılayış biçimimizin, dünyayı tecrübe etme yöntemlerimiz tarafından belirlendiği düşüncesini ifade etmektedir. Topaloğlu’nun Nazire’si didaktik bir şiirdir ve ifadenin yaşam hakkındaki genel gerçekler olarak “yüz” değerlerinden alınmalarını amaçlamaktadır.

Enver Topaloğlu, kendisi hakkında şu ifadeleri kullanır; Darbeyle başka bir hayat, başka bir dünya isteyen toplum kesimlerinin üstüne kopkoyu bir karanlığın çöktüğü yıllarda dilsiz kalmaya karşı koyuş imkânı olarak başlayan arayış sürecinde şiirle buluştum diyebilirim.

Umutsuzluk değilse de mutsuzluk, tedirginlik, belirsizlik, daha da önemlisi baskı ve yasakların bütün katılığıyla egemen olduğu yıllara rastlıyor bende şiir tohumlarının atıldığı, ilk filizlerin oluştuğu süreç. Her şairde, şiire yöneldiği dönemde oluşan toplumsal ve kültürel etkinin, yazmayı sürdürdüğü sonraki yıllarda da devam etmesinin kaçınılmaz olduğu kanısındayım. Onun için bunları ifade etme gereği duydum.

“Gümüş örtü”

karakışa dipnot koydu kar
hayat küçüldü

umudun tarifi olarak kalmasını beklerken sabahın
acının başkenti ilan edilmesine kim sevinebilir

karakışa dipnot koydu kar
tanığım öldü dün
esrar mezarlığına gömüldü sır
tabutunu almaya
kılıksız birkaç fısıltı
– rüzgarın adamlarıyız dediler
kınsız bir boyaynasının arka yüzü geldi

karakışa dipnot koydu kar
uyardım
tören yapılmadı

kim bilir kimin reddettiği
özlemin boyunbağı flütündeki ülfet
yalnızlığın yırtık eldivenieri
karakışa dipnot koydu kar

bugün yine çok çalıştım
okudum
yazdım
üstÜm başım sözcük tozu

aşkla oldum aşkla varım

beni eve götür sevgilim

“Maça beyi”

I / AÇIK SÖZ AÇIK SIZI
yok yapacağı bir şey meleklerin bile
söyleyeceğim
söylemesem
şüpheliler arasında soluyan her şey
yabancı gider
yalnızlık buruşur
renkler üşür
değil ortancalar
kuşlar bile iftiraya uğrar
yağmur diner fakat
akıp giden ömür alaycıdır
bana de ki bulvarları ansızın bastıran tipilerle harcanan sendin
yoktun çokuluslu dillerin üşüdüğü nice akşamüstüydü yokluğun
bana de ki ceketimin omzunda bıraktığı izleri soluktun
bir lekeyi gösteren parmağın heyecanlanmaması ne demek
bilmeyecektim belki de
hiç ne demek
kösnül sırların avuçlarımda yağmura dönüşmesi değil
işte gerçek diye ittiğin uçuruma dökülenin sesiydim
karıncalandı uzattığın el
yüzümde yuvarlanan nar paramparça
şimdi direnen
dövüşen sözlerin barikatlarını
kanatlarımı istiyorlar
aynayı silince gerçek
ölümüdür gerçeğin
sönmüş yıldızların yasını
kalabalık sokakların sessizliğini istiyorlar
rüzgâr köşe bucak iskeletini sürüklüyor tanrının
bu uğultu bu gürültü ondan
bana de ki yanılıyorsun
de ki akıp giden ölüm alaycı olamaz
şüpheliler arasında değil hiç kimse

Paylaşın