Yüksel Pazarkaya kimdir? Hayatı, Eserleri

24 Şubat 1940 yılında İzmir’de dünyaya gelen Yüksel Pazarkaya, ortaöğrenimini İzmir’de tamamladıktan (1957) sonra Almanya’ya gitti. Önce Mainz Üniversitesi Diller Bölümünde Almanca öğrendi. Ardından Stuttgard Üniversitesi Yüksek Kimya Mühendisliği Bölümünü (1966) bitirdi.

Haber Merkezi / Aynı üniversitede Alman dili ve edebiyatı ile felsefe okudu. Edebî Bilimler Kürsüsünde doktorasını (1972) yaptı. 1966-79 yılları arasında Stuttgard Üniversitesinde Almanca dersler verdi. Princeton, St. Louis Washington Üniversitesi, Filadelfiya Bryn Mawr College, Colombus Ohio ve Dresden üniversitelerinde konuk profesör olarak Alman dili ve edebiyatı dersleri verdi. 1972-85 yılları arasında Stuttgart Halk Yüksekokulu Yabancı Diller Bölümünün başkanlığını yaptı. 1986-2003 yıllarında Alman Radyolar Birliği (ARD) adına Köln Radyosunun hazırladığı günlük Türkçe yayınların yönetmeni oldu.

Yüksel Pazarkaya, 1964 yılında Almanya’daki ilk Türkçe tiyatroyu Stuttgart’ta kurdu. Aynı yerde Anadil (1980-82, 13 sayı) adlı bir edebiyat dergisi çıkardı. Türk işçi sorunlarını konu alan Ohne Bahnhof (Bekleyen Tren) adlı oyunu 1967 yılında Stuttgard Teknik Üniversitesi Tiyatrosunca sahnelendi. Stuttgart Üniversitesi Tiyatrosunun kurucuları arasında yer aldı ve 1963-69 yılları arasında yönetimini üstlendi. Senaryosunu yazdığı Komşumuz Balta Ailesi adlı dizi film Almanya televizyonunda gösterildi. Ayrıca Türkçeden Almancaya, Almancadan Türkçeye çok sayıda çeviri yaptı. Türkiye’ye döndükten sonra çalışmalarını serbest yazar olarak sürdürdü.

Pazarkaya’nın şiir, hikâye, eleştiri, inceleme ve çevirileri; 1960’tan itibaren Türkiye ve Almanya’daki çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlandı. 1950’li ve 60’lı yıllarda uluslararası bir akım olan somut (concret) şiir hareketinin Türk temsilcisi olarak eserleri Amerika’dan Japonya’ya kadar pek çok antolojide yer aldı. Bazı eserleri Yunanca, Fransızca, İngilizce ve Hollanda diline çevrildi. Türkiye’de ve Almanya’da aldığı edebiyat ödüllerinin yanı sıra Almanya Cumhurbaşkanı Liyakat Nişanı (1986) vardır.

Eserleri;

Şiir; Koca Sapmalarda Biz Vardık, Umut Dolayları, Aydınlık Kanayan Çiçek, İncindiğin Yerdir Gurbet, Saat Ankara – Takvim Dizeleri, Sen Dolayları, Karanlıktan Yakınma, Dost Dolayları, Mutluluk Şiirleri, Somut Şiir.

Hikaye; Oturma İzni, Güz Rengi

Çeviri; Orhan Veli Kanık (49 şiirinin İngilizce çevirisi), Ohne Bahnhof (Bekleyen Tren, Stutgart’ta oyn.), Çağdaş Alman Şiiri, Taş Toplayan Kadın (Gert Heidenreich’ten roman), Brecht’in Güncesi (B. Brecht’ten), Aynı Yeryüzü (sekiz şairin yazışması), Ayasofya’nın Martıları (Johannes Poethen’den), Genç Werther’in Acıları (Goethe’den), Faust (Goethe’den), Yahudiler (Lessing’ten), İyi Ruhlara Adak (Rilke’den), Bugün de Hâlâ Açız Mutluluğa (Walter Helmut Fritz’den).

Antloji; Modern Turkische Lyrik (şiir antolojisi), Die Wasser Sin Weise Als Wir

Çocuk Kitabı; Ağaca Takılan Uçurtma, Utku, Aya Uçan Minare, Oktay, Atatürk’ü Öğreniyor, Rosen im Frost (Zemheri Günleri), Balık Suyu Sever, Balina’nın Bebeği, Kemal ile Burak-Cennet Ülkesine Yolculuk

Roman; Ben Aranıyor

Deneme- Söyleşi; Almanya Üzerine

İnceleme; Behçet Necatigil – Gedichte, Die Dramaturgie des Einakters, Mölln ve Solingen’den Sonra Almanya Üzerine

Oyun; Mediha, Ferhat’ın Yeni Acıları, Haremden Kadın Kaçırma, Köşetaşı

Monografi; Kara Bıyıklıların Aksakalı Demirtaş Ceyhun

Paylaşın

Zübeyir Kındıra kimdir? Hayatı, Eserleri

1964 yılında Gaziantep’te dünyaya gelen Zübeyir Kındıra, ilk ve ortaokulu Gaziantep’te, liseyi Ankara Polis Koleji’nde bitirdi. Kındıra, araştırma – İnceleme, Diğer Kategoriler, Din Felsefesi kategorilerinde eserler kaleme almıştır.

Haber Merkezi / Polis Akademisi’nden, “Cumhuriyet Gazetesi Okuduğu” ve “Zülfü Livaneli’nin Ada kasetini dinlediği” gerekçesiyle, sicili bozularak; ilişiği kesildi. Daha sonra memur ve sicil affı çıkmasına karşın, polisliğe geri dönmedi ve Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde eğitimini tamamlamayı yeğledi.

Fakülte yıllarında Günaydın gazetesi Ankara Bürosu’nda başladığı gazetecilik yaşamını Parlamento ve Başbakanlık Muhabiri olarak sürdürüyor.

Eserleri; Cemaatin Copları, Fetullah’ın Copları, Sol Yanımdan Sızanlar, Beni Babam Zehirledi, Islak İmza, Kemal: Türkiye’nin Gandhi’si, Çakıltaşı, Yitik Hayatlar Ölü Ruhlar, Şeytanın İmamları

“Dokun Bana”

Donmuş tüm arzuların kan-revan
İçin dışın sürgün sevgilerden
Bakamazsın, dokunamazsın kimselere
Sus ve arın benimle

Bile nefretini, savur kinini göğsüme
ne denizi düşün şimdi
ne bir ağaç, ne vefa
Küçüksün nankörsün işte
sus ve arın benimle

Özgürlüğün acım olsun
Sevincin boğsun beni

“Ardıç Kuşu”

Ardıç kuşu
Düşmeyeceğim peşine
Gölgeler kendi kuyusuna düşsün
Cellat kemendinin mezarına

Ben suyu bekleyeceğim

Gözleriniz iki ateş köpüğüyken geceye
Cellat kemendi yanıbaşınızda
Siz uyurdunuz
Ben şiir yazardım

Paylaşın

Zübeyde Seven Turan kimdir? Hayatı, Eserleri

19 Kasım 1954 yılında Samsun’da dünyaya gelen Zübeyde Seven Turan, ilk, orta ve lise öğrenimini Samsun’da tamamladı. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden mezun oldu. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yirmi altı yıl yöneticilik yaptı.

Haber Merkezi / İzmir Gaziemir Malmüdürlüğü’nden emekli oldu. Edebiyata şiirle başlayan Zübeyde Seven Turan’ın dört yetişkin şiir, iki çocuk şiir, dokuz çocuk öykü, bir gençlik öykü, bir yetişkin öykü kitabı ve bir çocuk romanı olmak üzere şimdiye değin on sekiz eseri yayımlandı.

Çeşitli şiir ödüllerinin yanında, Menekşe adlı çocuk öykü kitabıyla Özgür Edebiyat mansiyon ödülünü, Yitik Zamanlar adlı öykü dosyasıyla 2009 S.E.S öykü ödülünü kazanan Zübeyde Seven Turan’ın Düş Ustası adlı romanı Kültür Bakanlığı 2008 yılı seçkisine alınmış ve dil anlamında övgüye değer bulunmuştur.

Şiirleri ve öyküleri çeşitli dergilerde yayımlanmaya devam eden yazar, Kum Dergisi yazı kurulu üyesidir. Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği, Kadın Yazarlar Derneği, Egeli Kadın Yazarlar Oluşumu ve Çocuk ve Gençlik Yayıncıları Derneği üyesidir ve İzmir’de yaşamaktadır.

Özellikle çocuklara hitap eden şiir, hikâye ve romanlar yazan Zübeyde Seven Turan, okuyucuya vermek istediği mesajları hikâye metnine başarıyla sindirmektedir. Kitapları ilgiyle okunan yazar, eserlerinde anlatım diline özen gösterir. Yazar, şiirlerinde özen gösterdiği duyarlılığını, hikâyelerinde de yansıtmaya çalışır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Ziya Osman Saba kimdir? Hayatı, Eserleri

30 Mart 1910 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ziya Osman Saba, 29 Ocak 1957’de İstanbul’da hayatını kaybetti. Mütareke yıllarında yatılı olarak başladığı Galatasaray Lisesi’nden 1931 yılında, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1936 yılında mezun oldu.

Haber Merkezi / Hukuk Fakültesi’nde iken Cumhuriyet gazetesi muhasebe servisinde, mezuniyetinden sonra Emlak Kredi Bankası’nda çalıştı. Daha sonra Milli Eğitim Basımevi Tashih Bürosu’nda görev yaptı. Kalp hastalığı üzerine evine çekilerek Varlık Yayınevi’nin yayın işleriyle meşgul oldu.

Lise öğrenciliği yıllarında şiir yazmaya başladı. İlk şiiri 1927’de Servet-i Fünun dergisinde yayınlandı. Bu dergide tanıştığı arkadaşlarıyla “Yedi Meşale” topluluğuna katıldı. Bir süre Milliyet gazetesinin edebiyat sayfasına ve İçtihad dergisine yazılar yazdı. Varlık, Yücel ve Ataç dergisinde de yazı ve şiirleri yayınlandı. Çoğunu hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerinde Batı nazım biçimlerini kullandı ama içerikte 19’uncu Yüzyıl edebiyatı anlayışına bağlı kaldı.

Şiirlerinde çocukluk anıları, ev ve aile sevgisi, yoksullara karşı duyarlılık, küçük mutlulukların sevinci, Tanrı’ya ve yazgıya boyun eğiş, ölüm ve ötesi gibi konuları işledi. Hecenin yanısıra özellikle son dönemlerinde serbest biçimde ve duru bir dille yumuşak, hüzünlü ve açık şiirler yazdı. Öykülerinde ise çoğunlukla anılarını anlattı.

Eserleri; 

Şiir; Sebil ve Güvercinler, Geçen Zaman, Nefes Almak

Hikaye; Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Değişen İstanbul

Paylaşın

Ziya Gökalp kimdir? Hayatı, Eserleri

23 Mart 1876 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelen Ziya Gökalp, 25 Ekim 1924 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Gökalp’in gerçek adı Mehmet Ziya’dır. İlk eğitimini amcasından aldı. 18 yaşında girişiminde bulundu. Bir yıl sonra İstanbul’da Baytar Mektebine kaydoldu. Jön Türkler’den etkilendi ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı.

Haber Merkezi / Eylemleri nedeniyle tutuklandı, bir yıl cezaevinde kaldı. Diyarbakır’a sürgüne gönderildi. Orada memur olarak görev yaptı. ttihat ve Terakki’nin Diyarbakır şubesini kurdu ve temsilcisi oldu. “Peyman” gazetesini çıkardı. Selanik’te toplanan İttihat ve Terakki Kongresi’ne Diyarbakır delegesi olarak katıldı, örgütün yönetim kuruluna üye seçildi. İttihat Terakki İdadisi’nde sosyoloji dersleri verdi. Bir yandan da “Genç Kalemler” dergisini çıkardı. Diyarbakır’dan Meclis-i Mebusan’a seçildi, İstanbul’a taşındı. Türk Ocağı’nın kurucuları arasında yer aldı.

Derneğin yayın organı “Türk Yurdu” başta olmak üzere Halka Doğru, İslam Mecmuası, Milli Tetebbular Mecmuası, İktisadiyat Mecmuası, İçtimaiyat Mecmuası, Yeni Mecmua’da yazılar yazdı. İstanbul Üniversitesi’nde sosyoloji dersleri verdi. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizler tarafından Malta’ya sürgün edildi. İki yıl sürgünde kaldı. Serbest kalınca Diyarbakır’da Küçük Mecmua’yı çıkardı. Cumhuriyet sonrası Maarif Vekaleti Telif ve Tercüme Heyeti Başkanlığı’na atandı ve  Ankara’ya yerleşti. 2. Dönem Diyarbakır’dan millet vekili seçildi.

“Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” diye adlandırdığı bir düşünce çerçevesinde ürünler verdi.  Batı’nın teknolojik ve bilimsel gelişmesini sağlayan pozitif bilim anlayışını benimsedi. Dini, toplumsal birliğin sağlanmasında yardımcı bir öğe olarak değerlendirdi. Toplumsal modeli, Emile Durkheim’in teorik temellerini kurduğu “dayanışmacılık” temelinde şekillendi. Bireyi temel alan liberalizm ile sınıfsız toplumu temel alan Marksizm’e karşı mesleki örgütleri temel toplum birimi olarak kabul eden solidarizmde karar kıldı.

Eserleri; Kızıl Elma, Türkleşmek / İslamlaşmak / Muasırlaşmak, Yeni Hayat, Altın Işık, Türk Töresi, Doğru Yol, Türkçülüğün Esasları, Türk Medeniyet Tarihi (ölümünden sonra), Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler (ölümünden sonra), Terbiyenin Sosyal ve Kültürel Temelleri I

Paylaşın

Zeynep Uzunbay kimdir? Hayatı, Eserleri

11 Temmuz 1961 yılında Sivas’ın Gemerek İlçesi’nde dünyaya gelen Zeynep Uzunbay’ın asıl adı Zeynep Özdemir’dir. 1979 yılında Kayseri Sağlık Meslek Lisesi’ni, 1985’te de Gazi üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dil ve Edebiyatı bölümünü bitirerek mezun olmuştur.

Haber Merkezi / İlk olarak Tokat’ta bir süre hemşirelik yapmış, ardından öğretmenliğe geçmiş yapmıştır. Zeynep Uzunbay’ın ilk şiiri “Bekleme Beni”dir ve 1993 yılında Çağdaş Türk Dili dergisinde yayımlanmıştır. Uzunbay’ın şiirleri ve çeşitli konulardaki yazıları ağırlıklı olarak Varlık, Damar, Yeni Biçem, gibi dergilerde yayımlanmıştır. 1995 yılında Uzunbay, “Sabahçı Su Kıyıları” isimli dosyasıyla Çankaya Belediyesi ve Damar Dergisi Yarışması’nda üçüncü olmuştur.

1998 yılında yayımlanan Yaşamaşk isimli kitabıyla da Uzunbay, 1998 Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü’ne değer görülmüştür. 2004 yılında yayımlanan şiir kitabı Kim’e Uzunbay’a Karşıyaka Homeros Şiir Ödülü’nü kazandırır. Uzun yıllar Edebiyatçılar Derneği üyeliği yapmış olan Uzunbay dernek çerçevesinde de birçok etkinlikte görev almıştır. Uzunbay, ilerleyen yıllarda özellikle çocuklar için öyküler kaleme almış, roman, inceleme ve deneme türünde de eserler vermiştir. Şiirleri İtalyanca ve İngilizceye çevrilmiştir.

Zeynep Uzunbay’ın şiirinde ortaya çıkan en bariz özelliği kendine özgü biçimde geliştirdiği kelimelerle ilişkisidir. Şair, kelimelerde şiiri bağlamında çeşitli deformasyonlara giderek onlardan yeni biçim ve anlamlar çıkarmaya çalışır. Böylelikle şiirlerine yeni kapılar aralar. Ortaya çıkan bu yeni oluşumlar onun şiirini daha çarpıcı ve özgün kılar. Uzunbay’ın şiiri genel olarak akıcı, sade ve açık olarak tanımlanır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Zeynep Kurada kimdir? Hayatı, Eserleri

7 Şubat 1963 yılında Ankara dünyaya gelen Zeynep Kurada, 13 Ekim İlkokulu, Atatürk Lisesi mezunudur. Birçok sivil toplum etkinliğinde aktif olarak yer aldı. Edebiyatçılar Derneği ve İnsan Hakları Derneği üyesi oldu.

Haber Merkezi / Zeynep Kurada’nın şiirleri Damar, Pencere, Bahçe, Çağdaş Türk Dili, Oluşum, Karşı, Dize, Kavram Karmaşa, Öykü Şiir, ABC dergilerinde yayımlandı. 1997’de Nektar Şiir Ödüllerinde üçüncülük ödülünü, Beni Kuşlarla… adlı kitabıyla da 2004 M. Sunullah Arısoy Şiir Yarışmasını kazandı.

Eserleri; İz/ler, Aşk Bile, Asi İklimler, Beni Kuşlarla…

“Düşle yolculuk”

Yüzün de benimleydi

Gecenin tülüne vuran sular
Mavi nehirler gibi dağılıp gitti
Gözümde devrilirken bir çınarın gölgesi

Sarı sıcak yalnızlığı istasyonların
Bekleyişi
Geciken yolcu telaşında
Bir düş daha böylece uğurlanır
Bozkırın ortasında

Sesin de benimleydi
Kulağımda devrilirken son tramvayın gidişi

“Aşk”

1
Henüz gönderilmeyen mektuplar gibisin
Her gün silbaştan yazıyorum seni…

2
Bir aşkın canını yakacağıma
Okyanusları söndürsem diyorum
HIZLA… HIZLA… HIZLA…

3
Suda büyüttüğüm halkalar gibisin
Gül atmasam küçülür (mü) sün?…

“Aşk Bile”

Sokak çalgıcılarının dalgın kemanı
Akdenizi anımsatıyor
Gelip geçmekte olan yazı
Güz bakışlarıyla

Aşk bile yetmez

Bir kez olsun masal anlatmadı babam
Uzun yolculuklara çıkmadık
Adım adım yaklaşan bir hüzündü gençliğim
Bir kış gecesi soğuk ve puslu

Düş bile yetmez

-birileri söylemişti sahi
Hiç unutmuyorum
Kadınsan mutsuz olmaya bile hakkın yok-

Sessiz iklimlerin çocuklarıyız şimdi
Ne varsa yarından kalacak
kırık dağ laleleri gibi
Yalnız kalmak gibi sonsuz ve acı
Öznesi liman bir vapura yüklüyoruz

denizler bile yetmez

Paylaşın

Zeynep Köylü kimdir? Hayatı, Eserleri

7 Ağustos 1978 yılında Çorum’da dünyaya gelen Zeynep Köylü, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladı. Sungurlu Lisesini bitirdi. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Bölümünden mezun oldu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde başladığı yüksek lisans eğitimini “Şairin ‘Ben’inden ‘Şiir Dili’ne: ‘Kendini Uçuruma Bırakan’ ” adlı teziyle 2016’da tamamladı.

Haber Merkezi / Şiirle yakından ilgilenen Zeynep Köylü, Son Arzum Gül ve Kedi (1998) adlı kitabıyla 1997 Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü ve aynı kitapla Orhon Murat Arıburnu Ödülü gibi ödüllere değer görüldü.

Lise yıllarındayken şiir yazmaya başlayan Zeynep Köylü’nün metinleri 1996 yılından bu yana; Adam Sanat, Bahçe, Cumhuriyet Kitap, Çevrimdışı İstanbul, E, Edebiyat ve Eleştiri, Edebiyatta Üç Nokta, Heves, İnsan, Kirpi Şiir, kitap-lık, Ludingirra, Son Kişot, Varlık, Yasakmeyve ve Yazılıkaya gibi süreli yayınlarda yer almıştır. Orhan Koçak, onun şiirini şöyle değerlendirmiştir: “Köylü’nün şiiri zekâsız bir şiir değil; tersine lirizmin akılda keskinleşebildiğinin ve aklın da lirik tavır sayesinde şişkinlik tehlikesini savuşturabildiğinin iyi bir örneği…”. Köylü, ilk şiir kitabı Son Arzum Gül ve Kedi (1998)’de şiirin dilsel bir olgu olduğunu hissettirmiş ve kadın sesiyle dikkat çekmiştir.

Soycan, ikinci şiir kitabı İlk Ağacı Öperek (2008)’i ve şairi “İlk Ağacı Öperek kitabında şair, metinler arası göndermelere sıkça başvurmuş; böylece, yaşantı içeriği/fenomenal bilinç sarmalının nesnel bağlılaşığı halinde geniş bir evrene açılmıştır. Şiirin şair özneye kapanmamasını destekleyen bu yönelim, öteki metni de kendi niyetiyle örter ve yeni okumalara açar. (…) Zeynep Köylü şiiri, kesinlikle okuma alışkanlığımızı gözeten bir dile ait, ancak duyusal bireşimi, imge örgüsü, gönderge kullanma zekâsı ve sözcük ilintileri bu alışkanlığı törpülüyor ve kusursuz bir biçimlemeyle kurulan atmosfer, şiirin sorunsalını okura taşıyor. Daha başlarda ele geçirilen ve giderek incelen bu olgun ses, dünya ilgisi/varoluş gerilimi hattında sorunlaştırılan kadınlık hâline, epistemik ve ontik ilmekler atarak farklı bir şiirseli duyuruyor. Zeynep Köylü, özgün kurgusu ve ‘meselesi olan’ şiirleriyle dikkatle izlenmelidir.”cümleleriyle değerlendirmiştir.

Yırtılış (2017) adını verdiği şiir kitabında şair, bir yandan imgenin varoluşsal koşullarını incelerken diğer yandan arzu ve yabancılaşma arasındaki ilişkiyi irdelemiştir. Bu kitaptaki şiirlerde; parçaları bir araya getirmeye çalışan bir şairin, parçaların direnciyle uzlaşma uğraşına tanık olunmaktadır. Köylü’nün son dönem şiirlerinde bir “suskunluk” sezilir ve şair bunu “Mallarmé’nin deyişiyle ‘Şiirin işi sözcük batağına saplanmış gerçekliğimizi, sözcükleri kullanarak -nesnelerin çevresinde suskunluklar yaratarak- temizlemektir.’ Susmanın bu anlamda değerli olduğunu düşünüyorum. Yeni şeyler söylemenin eşiğine varmak için öncelikle susmayı bilmek gerek.” şeklinde açıklarken bir anlamda da şiir anlayışını dile getirir. Zeynep Köylü, yayımladığı şiir kitapları ve duyarlıklı dizeleriyle son dönem şiirimizin başarılı isimlerindendir. Bazı şiirleri; İngilizce, İtalyanca, Litvanyaca, Bulgarca ve Moğolcaya çevrilerek çeşitli dergi ve antolojilerde de yer almıştır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Zeynep Aliye kimdir? Hayatı, Eserleri

15 Ağustos 1952 yılında Samsun’da dünyaya gelen Zeynep Aliye’nin asıl adı Aliye Dündar, genç kızlık soyadı Yavuz’dur. Namık Kemal Ortaokulunu ve 19 Mayıs Lisesini bitirdikten sonra öğretmen okulunun fark dersleri sınavını vererek öğretmen oldu. Atatürk Eğitim Enstitüsünden mezun olduktan sonra Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesinde lisans tamamladı.

Haber Merkezi / İstanbul’da çeşitli devlet okulları ile Almanya’da Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yaptı (1971-79). Bilgi Yayınlarının İstanbul temsilciliğini üstlendi. Bir dönem TYS Genel Sekreterliğini, bir süre de Özerk Sanat Konseyi sekreterya görevlerini yürüttü. Türkiye Yazarlar Sendikası ile PEN Edebiyatçılar Derneği üyesidir.

Şiir, öykü ve köşe yazılarından oluşan ilk çalışmaları, 19 Mayıs Lisesi’ndeki öğrenciliği sırasında Demokrat Canik, Son Posta gibi yerel gazetelerde yayımlanmaya başladı (1968-73).

İlk yazısı 1968 yılında, Samsun Demokrat Canik gazetesindeki “Yaşadıkça” adlı köşesinde, ilk şiiri Mart 1996’da Şiir-lik dergisinde çıkmıştı. Sonraki yıllarda ise öykü- şiir- söyleşileri, inceleme-araştırma yazıları, resim üstüne yazıları “Sombahar, Ada Öykü, Adam Öykü, Atika, Cumhuriyet Dergi, Cumhuriyet Kitap, Düşler Öykü, Düşler Şiir, Şehir, Edebiyat Nöbeti, ‘E’ Dergisi, Hürriyet Gösteri, Karşı Edebiyat, Mavi Ada, Milliyet Sanat, Sombahar, Sesler, Şiir-lik, Şiir Oku, Türk Dili dergisi, Yazarlar Dünyası, Yaşasın Edebiyat, Yeni Biçem, Varlık” başta olmak üzere hemen tüm kültür sanat dergilerimizde yayımlandı.

Yazın çalışmaları dışında bugüne dek ‘Türkiye Yazarlar Sendikası genel sekreterliği’, ‘BESAM (Bilim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) kurucu üyeliği ve başkan yardımcılığı, Özerk Sanat Konseyi Yürütme Kurulu üyeliği, ‘Sine Koop Genel Sekreterliği’, PEN Yazarlar Derneği genel sekreterliği yaptı ve hala aynı yazar kuruluşunda yönetim kurulu saymanlık görevini yürütüyor.

Profesyonel olarak Yaşasın Edebiyat dergisinde ve Bilgi Yayınevi İstanbul Temsilciliği görevlerinde bulunan Zeynep Aliye, Türk Dili Dergisi, Yaşasın Edebiyat dergilerinin yayın kadrolarında yer aldı; ‘Yazarlar Dünyası’ dergisinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. 2007 yılından bu yana Yaratıcı Yazın Dersleri veren yazar, yaşamını Büyükada’da sürdürmektedir.

Eserleri; Yaşamak Masal Değil, Aliye’nin Öyküleri, Dolunay Vardı, Diş İzleri, Raylardaki Merdivenler, Vahşi Kelebek, Bir Neon Kayması, Yüz Yüze Edebiyat ve Mavi Adam Attila İlhan’la Söyleşiler (Bilgi Yayınevi 2001)

Ödülleri; 1993 Art, Contest’93 Öykü Ödülü (İsveç’te Hümanist Enternasyonal’in dördüncü yıldönümü onuruna düzenlenen yarışma) Aliye’nin Öyküleri ile, 1996 Orhan Kemal Öykü Ödülü / Diş İzleri ile, 1997 Haldun Taner Öykü Ödülü -Üçüncülük- / Diş İzleri ile, 1998 Sabahattin Ali Öykü Ödülü / Raylardaki Merdivenler ile, 2002 Yunus Nadi Öykü Ödülü / Vahşi Kelebek ile

Paylaşın

Zeynel Çok kimdir? Hayatı, Eserleri

1950 yılında Mersin’de dünyaya gelen Zeynel Çok, ilk, orta ve lise öğrenimimi aynı kentte, İktisadi Ticari İlimler Akademisi’ni ise Adana’da bitirdi. 1980 öncesi bölgesel ölçülerde gazetecilik, Mersin Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu üyeliği ve Basın İş Sendikası İçel (MERSİN) Şube Başkanlığı görevlerinde bulundu.

Haber Merkezi / 1994 yılından beri Almanya’nın Bielefeld şehrinde yaşıyor. Evli ve iki çocuk babası. İlk şiiri 70’li yılların başında yayımlandı. İlk kitabı Yüreğimde Kaç Sevginin Rüzgârı’nı 1989 yılında yayımladı. Göç ile birlikte Türkiye’den uzakta yaşamak sonucu yazmaya yeniden yoğunlaştı. 2003 yılı sonlarından itibaren yazdıkları edebiyat dergileri ile buluşmaya başladı. Varlık, Patika, Ayrıntı, Ardıçkuşu, İmgelem Çocukları, Andız, Arkadaş, Güney, Berfin Bahar, Çalı, Hayal,Özgür Pencere, Edebiyat ve Eleştiri dergilerinde şiirleri yayınlandı. Son zamanlarda şiirin yanı sıra öykü ve kısa denemeler de yazıyor.

Eserleri; Yüreğimde Kaç Sevginin Rüzgârı, Ağır Zaman Yangınları, Yalnızlık Karanfili

“Acısı Kaldı Çiçeği”

yürekli bir yalnızlık duygusu sarıyor içimi
bilmiyorum
birşeyler olacak gibi

incinmişim
atışmaktan uzak sözler ayırmış
senli-benli dünyamızı ikiye
gizli incinmişim
haberin olsa
ince bulutlarla üşürmüydüm hiç

güz
yaprakların döküldüğü mevsimdir
eylülle başlar her şey
soluşlar kardeş değildir hayata
gövde ve dallardan oluşan ağaçlar gibi kupkuru
belki yine yeşermeye yüz tutar ama
bitkin düşme
yorulma
kuruma ağaçlar gibi
tepene çıkarsa çocuklar
oynarlarken oyunları
iyi bir dulda mısın
saklayamazsın onları
küserler mevsimsiz sana
küstür istersen
mevsimsiz dök yaprakları meyvayı

ah
yollarında yalınayak eskidi umut
tutmaz oldu dalı eller
kırıldı sessiz
bir kafes ki
kuş seslerinden uzak
ah
güzel bir düş gibi gelip geçiyor yaşamak

alışılmış yüzüm askıda kaldı
alıp elleriyle askıladılar
suçumu günahımı sual eylemem
yüreğimin baş kçşesi
bari sen işit
gelen ben değilim
duran ben değil
konuştuklarım beni anlatmaz
daha vakit varken
buzul olmadan
gizli incinmişim
haberin olsa
ah
yaşamadan bilemiyordum
bir dinamit paramparça etmemiş beni

yürekli bir yalnızlık duygusu sarıyor içimi
bilmiyorum
birşeyler olacak gibi

ah
hangi yüreksiz direncin sözü hareketimde
görülmüş mü
duyulmuş mu
söyleyin
nazik bir çiçeği toprağa verdim
acısı kaldı

“Balıkçı Feneri”

Ne vakit çiçekler açar deli dolu
Aklımı başından alır aşk
Çocukların özgürlüğünde bulurum mutluluğu

Yüreğimi bırakmışım enginlere
Karanfiller acep kime isyanda
Hazırım başımı alıp gitmeye

Ne denli zor yaprak gibi yere düşmek şimdi
Sevda süzülen gelin olmuş güvercin kanadında
Ne akıllı bir iş ne de delilik benimkisi

Hey gidi öpüğüm gül dudaklar seni
Eski bir ihanetin yorgunluğu sarmış bulutları
Yalnızlığımın ucunda bir balıkçı feneri

Paylaşın