Roni Margulies Kimdir? Hayatı, Eserleri

1955 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Roni Margulies, ilk ve orta öğrenimini Şişli Terakki ve High School’da tamamlayan Roni Marguiles 1972’de Robert koleji’nden mezun olmuş ve İngiltere’deki çeşitli üniversitelerde eğitim almıştır.

Haber Merkezi / İktisat üzerine doktora yapmış fakat iktisatçılık yapmamıştır.Yahudi asıllı olmasına rağmen kendisini siyonizm karşıtı ve devrimci olarak tanımlamıştır.İlk şiir kitabını 1991 yılında çıkaran Margulies’in, şiir kitapları çoğunlukta olmak üzere şiir çevirileri ve çocukluk anılarından yola çıkan hatıraları başlıca eserleridir.

Siyasi tercümeler ve edebiyat, siyaset, tarih hakkında çok sayıda dergi ve gazete makalesi de bulunmaktadır. Roni Marguiles’in Türkçe kaleme aldığı ilk şiirleri “Yenilenmek” ve “Anacadde” 1983’te Tan edebiyat seçkisinde, İngilizceden yaptığı şiir çevirileri ise 1975’te Soyut dergisinde yayımlanmıştır.

Daha sonraki yıllarda yazı, şiir ve çevirileri Yazko Çeviri, Adam Sanat, Gösteri, Defter ve Sombahar gibi pek çok dergide yer almıştır. 2002 yılında Saat Farkı adlı eseri ile Yunus Nadi Şiir Ödülü’ne layık görülmüştür.2009-2013 tarihleri arasında Taraf gazetesinde köşe yazarlığı yapmıştır.

Her Rind Bilir adlı şiir kitabından sonra bugüne kadar geçen sürede şiirlerini “Roni Margulies şiir oluştuğunu düşünüyorum, zannediyorum, umuyorum” şeklinde yorumlamıştır. Marguiles, şiirini, coşkuyla korkunun, heyecanla kaygının birlikteliği olarak görmektedir. Şiirlerinde ingiliz şiirlerinin etkisi de göze çarpar ve şiirdeki arayışının biçimde değil daima içerkte olduğunu savunmuştur.

Eserlerinde siyasetten kaçınmaz ve ideolojilerini konu alan eserler vermiştir. Anlatımcı şiir ile beraber anılmaktadır. İngiliz Ted Hughes ve Philip Larkin ile İsrailli Yehuda Amihay’ın şiirlerini Türkçeye çevirip kitaplaştırmıştır. Şiirleri, çevirileri ve siyasi kimliğini elden bırakmayan üslubuyla dikkat çekmiştir. Yazın hayatına devam etmektedir.

Eserleri; 

Şiir; Her Rind Bilir, Gün Ortasında, Mağrur Olma Padişahım, Bilirim Niye Yanık Öter Ney, Elsa, Uzaklıklar

Anı; Gülümser Çocukluğum Ardımdan

Çeviri; Ted Hughes – Seçilmiş Şiirler, Philip Larkin – Seçilmiş Şiirler, Yehuda Amihay – Seçilmiş Şiirler, Doğumgünü Mektupları, Ted Hughes

Paylaşın

Rıfat Ilgaz Kimdir? Hayatı, Eserleri

7 Mayıs 1911 yılında Kastamonu’nun Cide İlçesinde dünyaya gelen Rıfat Ilgaz, 7 Temmuz 1993’te İstanbul’da hayatını kaybetti, Zincirlikuyu mezarlığına defnedildi. İlk ve orta okul eğitimini Kastamonu’da tamamlayan Ilgaz, yatılı olarak öğrenim gördüğü Muallim Mektebi’nden 1930 yılında mezun oldu.

Haber Merkezi / Şiir yazmaya öğrencilik yıllarında başlayan Ilgaz, 1936’da Gazi Eğitim Enstitüsünde edebiyat eğitimi de alarak, 6 yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Gümüşova’da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ilgaz, daha sonra İstanbul’a tayin olarak Karagümrük Ortaokulunda ve Nişantaşı Lisesinde Türkçe öğretmeni olarak görev yaptı.

İlk şiiri “Sevgilimin Mezarında”yı 15 yaşında kaleme alan Rıfat Ilgaz’ın eserleri 1940’da “Çığır”, “Oluş”, “Ulus”, “Güneş”, “Yücel”, “Varlık”, “Hamle” ve “Yeni İnsanlık” gibi birçok dergide yayımlandı. Felsefe eğitimi de alan Ilgaz, yine 1940’lı yıllarda Hasan Tanrıkut, Sabahattin Kudret Aksal, Salah Birsel’le tanıştı. Ömer Faruk Toprak ile 1942’de “Yürüyüş Dergisi”ni çıkaran Ilgaz, bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik Abasıyanık, Cahit Irgat, İbrahim Abdülkadir Meriçboyu, Nâzım Hikmet gibi şairlerle birlikte çalıştı.

Ilgaz’ın ilk şiir kitabı “Yarenlik” ise 1943’te edebiyatseverlerle buluşurken, 1944’te yazdığı “Sınıf” adlı şiir kitabından dolayı 6 ay hapis cezası aldı. Serbest bırakıldıktan sonra da öğretmenlik yapmaya devam etmek isteyen Ilgaz, 1946’da öğretmenlikten ayrılmak zorunda kaldı ve gazetecilik yapmaya başladı. Yazılarında ve yaşamında toplumcu gerçekçi bir çizgi devam ettirmeye çalışan Ilgaz’ın 1953’te yazdığı “Devam” adlı kitabı da toplatıldı. Yazıları ve şiirleri nedeniyle kovuşturmaya tabi tutulan Ilgaz, yaklaşık 5 buçuk yıl mahkumiyet alsa da hem hastalığından dolayı hem af kapsamına girdiği için cezasının bir kısmını yattı.

Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin ve Esat Adil gibi isimlerle “Gerçek Gazetesi”ni, sonrasında ise “Yığın Dergisi”ni çıkarırken, “Markopaşa” adlı mizah dergisinde de yazı işleri müdürlüğü yaptı. Necati Sözen’in sahibi olduğu “Adembaba” dergisinde 1952’de yazmaya başlayan usta yazar, o dönemde popüler olan “Dolmuş”, “Külah” ve “Taş” gibi mizah dergilerinde yazıları yayımlandı.

Ilgaz, aynı zamanda 1952-1960 yılları arasında Tan gazetesinde düzeltmen, dizgici ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Daha sonra Dolmuş Dergisi’nde “Stepne” takma adıyla “Hababam Sınıfı”, “Bizim Koğuş” ve “Don Kişot” eserlerini dizi olarak yayınladı. Asıl ününü, 1959’da Türkiye’deki eğitim sistemini eleştirmek amacıyla hazırladığı “Hababam Sınıfı” adlı kitapla kazanan Rıfat Ilgaz’ın bu romanı 1966’da oyunlaştırılarak Ulvi Uraz Tiyatro Topluluğu tarafından sahnelendi.

Aynı oyun yine 1969’da İstanbul Tiyatrosu’nda sahneye koyuldu ve Ertem Eğilmez’in yönetmenliğinde 1975 yılında beyaz perdeye aktarıldı. “Vatan”, “Demokrat İzmir”, “Yeni Gün”, “Yeni Ulus” gazeteleri ile “Akbaba” dergisinde de yazılar yazan Ilgaz, sonra Sınıf Yayınları’nı kurdu ve kendi kitaplarını buradan yayımladı. Basın Şeref Kartı’nı ise 1970’de alan Ilgaz, 1974’te emekli oldu ve doğum yeri olan Cide’ye yerleşti.

12 Eylül 1980 darbesinde de gözaltına alınan Ilgaz, “Yıldız Karayel” adlı eseriyle 1982’de Madaralı Roman ve Orhan Kemal Roman ödüllerini, “Ocak Katırı Alagöz” ile de 1987’de Ömer Faruk Toprak Şiir ödülünü aldı.

Eserleri; 

Şiir kitapları; Yarenlik, Sınıf, Yaşadıkça, Devam, Üsküdarda Sabah Oldu, Soluk Soluğa, Karakılçık, Uzak Değil, Güvercinim Uyur mu, Kulağımız Kirişte, Ocak Katırı Alagöz, Çocuk Bahçesi, Bütün Şiirleri I, Bütün Şiirleri II

Romanları; Hababam Sınıfı, Pijamalılar, Karadenizin Kıyıcığında, Halime Kaptan, Meşrutiyet Kırathanesi, Karartma Geceleri, Ana madde: Karartma Geceleri, Sarı Yazma, Yıldız Karayel, Apartıman Çocukları, Hoca Nasrettin ve Çömezleri, Hababam Sınıfı İcraatın İçinde

Anı kitapları; Yokuş Yukarı, Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra, Dördüncü Bölük

Köşe Yazarlığı; Nerde Kalmıştık, Cart Curt

Öykü kitapları; Radarın Anahtarı , Don Kişot İstanbul’da, Kesmeli Bunları, Nerde O Eski Usturalar, Saksağanın Kuyruğu, Şevket Ustanın Kedisi, Garibin Horozu, Altın Ekicisi, Palavra, Tuh Sana, Çatal Matal Kaç Çatal, Bunadı Bu Adam, Keş, Al Atını, Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı Baskında, Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, Rüşvetin Alamancası, Sosyal Kadınlar Partisi, Çalış Osman Çiftlik Senin, Şeker Kutusu

Çocuk Edebiyatı; Bacaksız Kamyon Sürücüsü, Bacaksız Okulda, Bacaksız Paralı Atlet, Bacaksız Tatil Köyünde, Bacaksız Sigara Kaçakcısı, Öksüz Civciv, Küçük Cekmece Okyanusu, Cankurtaran Yılmaz, Kumdan Betona,
Çocuk Bahçesi

Tiyatro Oyunları; Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı Baskında, Hababam Sınıfı Sınıfta kaldı, Türk Çocukları Türk Çocukları, Çatal Matal Kaç Çatal, Uzun Eşek, Abbas Yola Giden

Ödülleri; 1982 Madaralı Roman Ödülü, 1982 Orhan Kemal Roman Armağanı, 1987 Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü, 1993 Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü

Paylaşın

Reha Yünlüel Kimdir? Hayatı, Eserleri

1967 yılında Balıkesir’in Edremit İlçesinde dünyaya gelen Reha Yünlüel, ilkokulu, baba memleketi Adana’da bitirdi. Ortaokul ve liseyi, ailece göç ettikleri İstanbul’da tamamladı. 1989’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu.

Haber Merkezi / 1992’de yüksek lisans diploması aldı. 1990-97 yılları arasında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalında idare hukuku araştırma görevlisi olarak çalıştı.

1997’de istifa ederek Fransa’nın Strasbourg şehrine yerleşti. 1998 yılında İmece dergisinin yayın kadrosuna girdi, 1998 yılında “şiirpostası internet şiir sitesi”nin kurucuları arasında yer aldı. Amnesty International (Fransa) Üyesi,”Les Sens de l’Art” Kültür ve Sanat Derneğinin başkanlığını yaptı. Şiirlerini 2000 yılında Katedral’den Düşen Kuş adlı kitabında topladı.

“Cancamdan Kalp”

külkedisi’ne

çamların buğusuna çizdiğim
camdan kalp

ve içine babam düşen ormanlar

çocukluğum, kır çiçekleri
ve kır çiçekleri kokan annemle dolu şimdi

ve, şimdi, annem kokan kır çiçekleriyle…

her sevişmeden sonra kırkıpmızı kızaran yüzün,
beş duyunun mükemmel dalgınlığında
yüzdürdüğümüz kaptanı biz kağıttan gemi
ve demir niyetine atılmış
bir deste destandan siyah-beyaz çekilmiş
bilcümle aşk efsaneleri

hiç bekleme, bahsetmeyeceğim
pencereme kaçan güneşten,
beni benden kurt’aramayan dolunaylardan,
kuyruklu yıldızlardan,
ismi cismine
cismi ismime
simsicimle bağlı aşklardan

bahsetmeyeceğim

zorlama beni

“Yürek Çekimi”

yüreğim (s)ağır bugün:
hafızasını kaybetmiş, arterler!
atar, toplar olmuş
toplar, atar!
yüreğim (b)ağır bugün:
bir el bombasının
pimine sarılmış eli
engelleyen el gibi
yüreğim (ç)ağır bugün:
sakin,
sessiz,
dağınık
yüreğim ağır bugün:
kanunsuz çalan müziğinde çekiminin,
bir göle düşen taşın hafifliğinde
sevişiyor düşüşüyle

yüreğim yürek bugün

Paylaşın

Refika Altıkulaç Demirdağ Kimdir? Hayatı, Eserleri

1972 yılında Mersin’in Tarsus ilçesinde dünyaya gelen Refika Altıkulaç Demirdağ, ilk, orta ve lise öğrenimini Tarsus’ta tamamladı. Gazi Üniversitesi Endüstriyel Sanatlar Fakültesi İşletme Eğitimi Bölümünden mezun oldu.

Haber Merkezi / Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümünde başladığı yüksek lisans öğrenimini “Oktay Arayıcı’nın Oyunlarında İroni Çeşitlemesi” adlı teziyle 2003’te, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Yeni Türk Edebiyatı Bilim Dalında başladığı doktorasını “Abdülhak Hâmid’in Eserlerinde Millî ve Felsefî Unsurlar” adlı teziyle 2010’da tamamladı ve Yeni Türk Edebiyatı alanında “doktor” unvanını aldı. 2010-2013 yılları arasında Aksaray Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde yardımcı doçent olarak çalıştı, burada ayrıca bölüm başkanlığı yaptı.

2011’de Universita Degli Studi di Napoli’de, 2014’te Universitaet Wien’de bulundu. 2013 yılından beri Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Türkçe Eğitimi Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yapmakta ve akademik çalışmalarını sürdürmektedir. 2017’de Venedik Ca’Foscari University Department of Asian and North African Studies’te post-doktora yaptı. 2018’de doçent unvanını alan Refika Altıkulaç Demirdağ’ın alanıyla ilgili makaleleri ve yazıları; International Journal of Language Academy, Turkish Studies, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Erdem ve Türkbilig başta olmak üzere çeşitli akademik süreli yayınlarda yer aldı. Akademik çalışmalarının yanı sıra şiir ve çocuk kitapları yazdı. 1998’de Kocaeli Üniversitesi Şiir Okulu Gençlik Ödülü’nde birinci oldu.

Yazı hayatna şiirle başlayan Refika Altıkulaç Demirdağ’ın Kafes adlı şiir kitabı (Refika Altıkulaç imzasıyla) 2003 yılında yayımlanmıştır. Serçeler adlı radyo tiyatrosu 2002’de TRT Radyo’da yayımlanmıştır. Daha çok çocuk edebiyatı üzerinde eserler veren Demirdağ, Ağaç Çocuk (2017), Gümüş Kalem (2018) ve Sabah’ın Dedesi (2019) adlı çocuk kitaplarını kaleme almıştır. Ağaç Çocuk 2007 MEB Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğünün düzenlemiş olduğu “Öğretmenler Arası Çocuk Oyunu Yazma Yarışması”nda ödül alan eserden uyarlanmıştır.

Gümüş Kalem yazar olmak isteyen bir çocuğun sihirli kalemiyle çıktığı büyülü yolculuğu anlatır. İlginç bir macera olan romanın kahramanı Deniz, hikâyesini yazabilirse gerçek hayatta görmek istediklerini hayalindeki dünyada görebileceğine inanır. Deniz’in yazdıkları ile yaşadıkları bir yerde kesişir ve sihirli kalemiyle ne yazarsa onu düşünür. Yazar, çocuk edebiyatının kitlesini önemser. Özellikle küçük yaşlardan itibaren çocukların Türk kültürünü anlatan masal ve hikâye kitaplarıyla buluşturulması gerektiğini sıklıkla vurgular. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Refik Durbaş Kimdir? Hayatı, Eserleri

10 Şubat 1944 yılında Erzurum’un Pasinler ilçesinde dünyaya gelen Refik Durbaş, 30 Kasım 2018’de akciğer kanserinden hayatını kaybetti. İzmir Necatibey İlkokulu, Karataş Ortaokulu ve İzmir Namık Kemal Lisesi’nden mezun oldu.

Haber Merkezi / İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ndeki öğrenimini bitirmeden ayrıldı. 1965-1968 arasında çeşitli işlerde çalıştı. Yeni İstanbul ve Cumhuriyet gazetelerinde düzeltmenlik yaptı. 1983’te Cumhuriyet gazetesinin düzelti şefi oldu.

İlk şiiri İzmir’de Ege Ekspres gazetisinin sanat sayfalarında yayınlandı. Devinim, Gösteri, Sanat Olayı, Soyut, Papirüs gibi dergilerdeki şiirleriyle dikkat çekti. Arkadaşlarıyla birlikte 1962-1964 arasında “Evrim” dergisini, 1967’de de “Alan 67” dergisini yayınladı. “Yeni A” dergisinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Gazetelerde sanat sayfaları hazırladı.

İkinci Yeni esintisi ile başladığı şiir yaşamı, zamanla toplumcu yönelim kazandı. Kendine özgü dili ve benzetmeleriyle, baştan beri tavrını ve varlığını keskinleştiren, anlam kadar biçime de önem veren şiirler yazdı.

Eserleri; 

Şiir; Kuş Tufanı, Hücremde Ayışığı, Çırak Aranıyor, Denizler Sincabı, İkinci Baskı, Çaylar Şirketten, Kırmızı Kanatlı Kartal, Nereye Uçar Gökyüzü, Siyah Bir Acıda, Bir Umuttan Bir Sevinçten, Adresi Uçurum, Yeni Bir Defter-Şiirler-Meçhul Bir Aşk, Geçti mi Geçen Günler, Menzil, Kimse Hatırlamıyor, Tilki Tilki Saat Kaç, Düşler Şairi, Seçme Şiirler, İstanbul Hatırası, Hatıram Olsun, Adresi Kalbimde, Şimdi Haberler, Yol Uzundur Geceden Ama Ölümden Kısa…

Söyleşi; Ahmet Arif Anlatıyor: Kalbim Dinamit Kuyusu, Güneşli Rüzgârı Nâzım’ın

İnceleme; Şair Cezaevi Kapısında, Galata Köprüsü, İlhami Bekir’den Mektup Var

Yazı; Yazılmaz Bir İstanbul, İki Sevda Arasında Karasevda, Yasemin ve Martı, Gölgem İstanbul Sokaklarında, Taşın ve İnancın Şiiri Mardin, Rüzgârla Randevu

Antoloji; Türk Yazınında Cezaevi Şiirleri, Öykülerle İstanbul, Maviydi Gökyüzü Yeryüzü Yeşil, Mustafa Kemal Bayrağı, Kafdağında Şenlik Var, Barış Koyun Çocukların Adını, Seni Seviyorum Anne, Selam Olsun Çocukluğuma, Kalbimde Okulun Işığı, Beyaz Güvercinleri Çocukluğun, Anneye Sevgi Babaya Saygı, Kar Altında Allı Turna, Cumhuriyetten Günümüze Türk Şiiri (Abdullah Özkan ile), Yüz Aşk Birde Şiiri

Anı; Anılarımın Kardeşi İzmir

Ödülleri; 1979 – Yeditepe Şiir Armağanı / Çırak Aranıyor ile, 1983 – Behçet Necatigil Şiir Ödülü / Nereye Uçar Gökyüzü ile, 1989 – Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nce röportaj dalında yılın gazetecisi, 1993 – Halil Kocagöz Şiir Ödülü / Menzil ile

Paylaşın

Recaizade Mahmud Ekrem Kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Mart 1847’de İstanbul’da dünyaya gelen Recaizade Mahmud Ekrem, 31 Ocak 1914’te İstanbul’da hayatını kaybetti. Babasından Arapça ve Farsça öğrenen Recaizade Mahmud Ekrem, özel öğrenim görerek yetişti. Mekteb-i İrfan’dan mezun oldu. Harbiye İdadisi’niden sağlık sorunları nedeniyle öğrenimini tamamlamadan ayrıldı.

Haber Merkezi / Hariciye Mektubi Kalemi’nde çalışmaya başladı. Tanzimat ve Nafia dairelerinde başmuavinlik, Danıştay üyeliği, Mekteb-i Mülkiye ve Galatasaray Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği, Kamil Paşa kabinesinde birkaç ay Evkaf ve Maarif Nazırlığı , Meclis-i Âyân üyeliği yaptı.

Recaizade Mahmud Ekrem, Namık Kemal’le tanışmasının ardından edebiyat çevresine girdi. Tasvir-i Efkar gazetesinde yazmaya başladı. Namık Kemal gazetenin yönetimini Recaizade Ekrem’e bırakarak Avrupa’ya kaçtı. Döneminin yazarları gibi siyasetle fazla ilgilenmedi, kendisini edebiyata verdi. Yazılarını Ahmet Mithat Efendi’nin çıkardığı Dağarcık dergisinde yayımlamaya başladı. Batı edebiyatından çevirmeler yaptı. Eski edebiyatı savunan Muallim Naci ve çevresiyle girdiği edebiyat tartışmalarıyla Edebiyat-ı Cedide akımının doğmasına zemin hazırladı. Başta Tevfik Fikret olmak üzere döneminin genç şair ve edebiyatçılarını çevresinde topladı. Öğrencilerini Tevfik Fikret’in yönetiminde Servet-i Fünun dergisine yöneltti ve Edebiyat-ı Cedide’nin doğuşuna öncülük etti.

Kendisinin yetkin tiyatro oyunu olarak bilinen Çok Bilen Çok Yanılır, ölümünden sonra yayımlandı. Sanatta güzellik ilkesine bağlı kaldı. “Sanat sanat içindir” anlayışını savundu. Doğaya dönük, insanı doğa içinde ele alan, oğlu Nejad’ın ölümünden duyduğu acıyı dile getiren şiirler yazdı. Aşk ve ölüm temalarını işledi. Eski-yeni edebiyat tartışmalarının merkezinde yer aldı. Tek romanı, Türk edebiyatında gerçekçiliğin ilk örneklerinden sayılan Araba Sevdası adlı eseridir.yazar bu eserde ailesinin parasını zevk ve eğlencesine harcayanları eleştirdi. Bu eseri yazdığı dönemde ailesini karşısına almış ve baba mirasından olacağını bile bile eserini yazmaya devam etmiştir.

Eserleri;

Şiir; Nağme-i Seher (1871), Yadigâr-ı Şebâb (1873), Zemzeme (3 cilt, 1883-1885), Tefekkür (düzyazı ile karışık, 1888), Pejmürde (düzyazı ile karışık, 1893), Nijad Ekrem (2 cilt, anılarla birlikte, 1900-1910), Nefrin (1914)

Roman; Araba Sevdası (ilk realist roman)

Öykü; Saime (1888), Muhsin Bey Yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi (1890), Şemsa (1895)

Oyun; Afife Anjelik (1870), Atala Yahut Amerikan Vahşileri (1873), Vuslat Yahut Süreksiz Sevinç (1874), Görev Çağrısı (1914), Çok Bilen Çok Yanılır (1916)

Paylaşın

Ramazan Teknikel Kimdir? Hayatı, Eserleri

20 Mart 1955 yılında Adıyaman’ın Besni İlçesi’nde dünyaya gelen Ramazan Teknikel, ilk ve orta öğrenimini doğduğu ilçede tamamladı. Besni İlk öğretmen Okulu’nu bitirdi. Anadolu’nun birçok yöresinde uzun yıllar sınıf öğretmeni olarak görev yaptı. Anadolu Üniversitesi Eğitim Ön Lisans Programını bitirdi. 2003 yılında emekli oldu. 2007’de Ankara’ya yerleşti.

Haber Merkezi / İlk yazısı Milliyet Sanat’ta (1977), ilk şiiri Türk Dili Dergisi’nde (1978) yer aldı. Şiir, öykü ve denemeleri Türk Dili Dergisi, Yeditepe, Varlık, Oluşum, Milliyet Sanat, Dünya Kitap, Sözcükler, Özgür Edebiyat, Hürriyet Gösteri, Roman Kahramanları, Çağdaş Türk Dili, Üvercinka, Sincan İstasyonu… vb. dergile­rde yayımlandı. Özellikle 1975- 1982 yılları arasında yurt genelinde çıkan tüm edebiyat dergilerini abone olarak izledi. Mavi (Gaziantep-2005) ve Sincan İstasyonu (Ankara-2007) adlı edebiyat dergilerinin kurucuları arasında yer aldı. Birçok şair ve yazarla söyleşi yaparak dergilerde yayımladı.

Aldığı Ödüller: Edremit Belediyesi- Sabahattin Ali Şiir Ödülü (2010), Çağşad- Abdülkadir Bulut Şiir Ödülü (2011), Niksar Belediyesi- Cahit Külebi Şiir Ödülü (2012), İsveç Tavkirar Şiir Ödülü (2013), Amasya Belediyesi Mihrî Hatun Şiir Ödülü (2016).

Şiir ve yazıları birçok ortak kitapta, şiir yıllığında yer aldı. Edebiyat çevresinde; kendine özgü şiir dili olan ve Türkçe’nin ses ve anlam dokusunu iyi kullanan bir şair olarak tanımlanmıştır. Mustafa Yıldız; şiirlerini değerlendirdiği yazısında şunları söyler: Geçen yıl Sincan İstasyonu’nda birbirinden güzel şiirler yayımlandı. Ramazan Teknikel’in ‘Üç Kirpi Geçtiydi’ adlı şiiri; farklı yorum ve çağrışımlara açık, pürüzsüz, belirli bir derinliğe sahip olması ve sözcüklerinin alışılagelmişin dışındaki kullanımı nedenleriyle, bu satırların yazarının gönlünde en çok yer eden şiir oldu. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

“Fesleğensiz Baharsız”

Hani fesleğenleri koparmayacaktın
Sen demiştin bunu, yollarda bahar vardı
Hani küçük mutluluk kredileri açtıracaktın
Bak ayrılığın bile hüznü yok
Fesleğensiz baharsız.

Bana söz ver baharı unutmayacağına
Bu bir deniz kazasından artakalan
söyleminle
Pazarları fesleğenleri koparma n’olur
Bak türkülerin eski tadı yok, baharın da.

“İnsan En Çok Kendine Benzer”

İnsanın hayalleri de kendine benzer, özgürlükleri de
Şiir yazması, manavdan kiraz alması, balık tutması,
Kapıya üç kez vurması, evde çiçek yetiştirmesi,
Suda taş sektirmesi bile kendine benzer.
İnsanın hayalleri de kendine benzer, öyküleri de
Pazar sabahlarına hazırlanması, tütün içmesi,
Denize bakması, gülmesi, kavgaya bulaşması,
İnsan dünyada en çok kendine benzer.

“Yaz ve Yosun”

yaz yosuna der:
“Kendinle sınırla yeşili
bir kitabe, gibi dur
cemre güzelliğiyle kalıcı ol
sonra tanımla kendini
döner giderim nasıl olsa.”

ama yosun, yosunluğunu bilir:
“Kendi kimliğimi unuttum ben
bir tarla kuşu kondu sırtıma
kendini acındırdı.”

yaz ve yosun
iki dost.

Paylaşın

Ramazan Parladar Kimdir? Hayatı, Eserleri

1973 yılında Kayseri’de dünyaya gelen Ramazan Parladar, Taksim Ticaret Meslek Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olarak görev yaptı. Ramazan Parladar’ın 2011 yılında Yeniyazı Yayınları’ndan çıkardığı Geleceğe Dair Anektodlar isimli tek bir kitabı vardır.

Haber Merkezi / Bu kitabındaki şiirlerinde şair hem geleneksel hem de modern edebiyattan yararlanarak bir senteze ulaşmaya çalışır. Şiir yazma serüvenini “kendini tanımak” olarak da değerlendiren şair için geleceğe bir not bırakmak da önemlidir. Şair, özellikle Cahit Zarifoğlu ve İlhan Berk gibi Türk Edebiyatı’nın önemli şairlerine yaptığı göndermelerle de kendi şiir anlayışının kaynaklarını göstermek ister.

Şairin şiirlerinin temalarından en dikkat çekeni de yalnızlıktır. Parladar’ın şiir kitabının dışında önemli edebiyat dergilerinde şiirleri ve yazıları yayımlanır. 2009 yılında çıkmaya başlayan yeniyazı adlı derginin yayın kadrosunda yer alan önemli isimlerinden biridir. Dergiye söyleşileri, yazıları ve şiirleri ile katkı sağlar. Bunun haricinde Varlık, Hece, Roman Kahramanları, Amanos, Edebist, Ada gibi dergilerde yazıları çıkar. Kişisel blogunda ise şiire ve sanata dair görüşlerini paylaşır.

“Homunculus”

girdabı alınız
şöyle kıvrımlarından çemberin içine
kanı bağladınız, tamam
dağı aydınlattınız, müthiş
kafamdaki şu boğayı ağlatınız lütfen

sahte bir elipsle, olur
şu dönen dünyayı, şu kamaşan güneşi
boğazlayınız bana hadi

dönüp duran bir de kadın kırmızısı
alı yeşili
alıp irkilten ne gövde imparatorluklarını
çoğalan bir girdap
akrebin örümcek kardeşi
leşiyle kokular salan odalarıma

dönüp duran şu anıyı tutunuz
tutunuz inceltiniz şöyle
acılarımın yanına
insan yapma sanatına durmadan
giderek gelerek
tıkır tıkır işleyen şu kadını
şu homurtulu simyacıyı öldürünüz

Vahdet-i Vücud

açmışlar kollarını gürültüyü bekliyorlar
duvağını açmış gelin gördüğü ilk erkeği
dudağından
sonra bütün erkekleri her yerinden öpüyor
karanlık bekliyor
sırası gelince girecek içeriye
ve boy sırasına göre
her şeyi değiştirecek
her şeyi yıldızları ölümü
şeytanı
her şeyi kokuyu ölümü
allahı
açmışlar kollarını gürültüyü bekliyorlar

karanlık gelecek
ben miyim bu durmadan düşünen maymun
dokunurum ama bu suyu değiştirmeden
durmaz mı kalbimin düşünmesi

Paylaşın

Rahmi Emeç Kimdir? Hayatı, Eserleri

6 Kasım 1959 yılında Eskişehir’de dünyaya gelen Rahmi Emeç, Eskişehir Ticaret Lisesi’nde okudu. Geçimini gazetecilikle sağlayan Emeç, Hürriyet Haber Ajansı, Milliyet Haber Ajansı, Evrensel gibi ulusal gazetelerin Eskişehir temsilciliklerini yaptı.

Haber Merkezi / Eskişehir’de İstikbal, Sakarya, Eskişehir-2000, İki Eylül ve Sonhaber gibi yerel gazetelerde çalıştı, genel yayın koordinatörlüğünü üstlendi. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Eskişehir Şubesi’nin kuruluşunda yer aldı, 2002-2006 yılları arasında şube başkanlığı görevini yürüttü. Eskişehir Tepebaşı Belediyesi Halkla İlişkiler departmanında görev aldı. Rahmi Emeç evli, Gökçe ve Umut adında iki çocuğu vardır.

Rahmi Emeç, edebiyata öykü ile başladı. İlk öyküsü “Yitirilenler”, Eskişehir’de yayımlanan “Anadolu’da Sanat Dergisi”nde yer aldı. Emeç,1970’li yılların sonunda şiire yöneldi ve 1984 yılında Yeni Türkü Yayınevi’nin düzenlediği “Şiir Gençliktir” seçkisinde on yedi şiiriyle yer aldı ve “övgüye değer” bulundu.

Şiirleri ve öyküleri Edebiyat 81, Varlık, Yarın, Dönemeç, Çağdaş Türk Dili, Kıyı, Damar, Evrensel Kültür, Güzel Yazılar, Şiir Ülkesi, Kurşun Kalem, Yazılıkaya ve Yasakmeyve gibi pek çok dergide yayımlandı. Şiirlerinden bazıları İngilizce, Almanca ve Fransızcaya çevrildi.

Eskişehir’de Haydar Ergülen, Erol Büyükmeriç ve Olcay Özmen’le birlikte “Yazılıkaya Şiir Yaprağı”nı 2006 yılında yayımlamaya başlayan Emeç, “Yazılıkaya Şiir Yaprağı”nı yedi yıl boyunca yayımladı. Emeç, Eskişehir Tepebaşı Belediyesi bünyesinde ilk kez 2011 yılında “Uluslararası Şiir Buluşmaları”nı düzenlemeye başladı. Rahmi Emeç hâlen “Uluslararası Şiir Buluşmaları”nın yürütme kurulunda yer almaktadır. Emeç, Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN üyesidir.

Rahmi Emeç şiirlerinde insana ve topluma dair çeşitli olayları, gündelik telaşları ve özellikle geçim kaygısını konu edinir. “Küçük insanlar” onun şiirinde ve öykülerinde hep başroldedir. Lirizmle sıkı sıkıya bağlı olan şiirlerinde şair, okuyucusuna bireyselden toplumsala geniş bir konu yelpazesi sunar. Şiirlerinde ve öykülerinde özellikle toplumsal olaylara duyarsız kalamaz. Şiirlerinde ve öykülerinde gündelik kelimelere, ağız özelliklerine yer verir, söz sanatlarından yararlanır. Emeç, şiirlerinde serbest nazmı kullanmış, daha sonra ise mensur şiirler de kaleme almıştır. Rahmi Emeç’in öykülerinde de şiirsel bir dil hâkimdir. Daha çok kısa öyküler yazan Emeç, 2016 yılında yayımladığı “Uzak İnsanın İçindedir” adlı kitabında yer alan metinleri “şiirsel düzyazı metinler” olarak adlandırmaktadır.

Ödüllerinden bazıları; Petrol İş Sendikası Şiir 2.lik Ödülü (1990), Petrol İş Sendikası Şiir Jüri Özel Ödülü (1992), Ali Rıza Ertan Şiir Başarı Ödülü (1994), Sabri Altınel Şiir 2. lik Ödülü (1994), Eskişehir Halkevleri Kültür Sanat Ödülü (2012). (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Seyhan Kurt kimdir? Hayatı, Eserleri

16 Aralık 1971 yılında Fransa Grenoble’da dünyaya gelen Seyhan Kurt, Lyon’da Ecole de Jean Jaures’te okudu. 1985’te geldiği Türkiye’de Fransız dili ve edebiyatı ile sosyoloji öğrenimi gördü.

Haber Merkezi / Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü “Jean Baudrillard’da Tüketim Kültürü ve Simülasyon Kuramı” tezi ile bitirdi. Çalışmalarını Konya, Mersin ve Antalya’da turizm rehberliği yaparak sürdürdü.

Şiirleri 1997’den itibaren Varlık, Jurnal, Yom Sanat, Çalı, Tohum, Le Poète Travaille ve Türk Dili gibi dergilerde yayımlandı. Karacaoğlan Şiir Festivalinde birincilik ödülü aldı.

Eserleri; Kapa Gözlerini (1993), Destinos (1995), Hüznün Sözyitimleri (1998), El İlanı (2001), Beyaz ve Gölge (2003), Bizden Geçen Sular (2004), Seyyah (2012).

“Adres”

Varolmanın adıyla geçtiğim satırlardan
bilenmiş bıçağıyla döndüm unutuşun
kuşandığım adresler kalplerin örmediği birer kumaş
kalbim bende mucize oldu olalı
varolmanın adıyla
koynum
siyah bir çelenk

ten uyuşmazlığıdır
aşka dair yaratılan her imkan
kalp kalbe düşünce
kinlerden arınan zaman
dedim: bu an bu eşya bu esrar
hangi mısrayla geri verecek bana
unutuşun adresini
yürek denen uçsuz ülkeye inat

“Dua”

U.için

Dilimden kerpetenle sökülen dua
bende sır sana ihtar

Kendisiyle buluşmayı kısa kestiğinden insan
döner dönülmeyecek o en başkasına
bütün odalar bomboş
kapılar sağır acılar tekil
ayrılık iki ucu keskin yadigar
ancak ölümle uyutulur

Hayat seni tasarlanmış bir arıza yapar
sana önceden yürünmüş yollar düştüyse eğer
kaç köprüden geçtiğini bilmeden
aşk susturur
konuşturmaz
sabahın tamirhanesinden geçmez
geceden ödünç aldığın kusursuz serzenişler

Dilinden usulca dökülen dua
bana sır senden ihbar

Yüreğinin atlasında çırpınan kedi
sokaktan kadim yalnızlığının cımbızıyla
topladığın insanlar
kaç dalda yarıştı ömrün diyecekken
seni oyuncağı yapan bu şiir, zaman
kalbine koşan aklının maktulünden başka
ertelenmiş bir intihar mı kalır geriye
vaadedilmiş toprakları mı aynalarının
defnedilen bunca hayal arasında
dirilen tek sultadır: şimdiki zamanın hikâyesi
dilimden düşmez dua.

 

Paylaşın