İbrahim Halil Baran Kimdir? Hayatı, Eserleri

1981 yılında Şanlıurfa’nın Suruç İlçesinde dünyaya gelen İbrahim Halil Baran, Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu. Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümünde master yaptı.

Haber Merkezi / Yom Sanat dergisinin editörlüğünü, Düzyazı Defteri ve JTL (Journal of Turkish Literature) dergilerinin görsel yönetmenliğini yapan Baran’ın tasarım üzerine çalışmaları da bulunuyor. Yom yayınevinin editörlüğü ve sanat danışmanlığını yürütüyor ve özel bir okulda Türkçe öğretmenliği yapıyor.

İlk ürünleri ‘Son Kalem’adlı fanzinde yer aldı. Şiir ve yazılar; E, Son Kişot, Seyir, Tigris, Düzyazı Defteri ve Yom Sanat gibi dergilerde yayımlandı. Bazı şiirleri İngilizce, Felemenkçe ve Kürtçe başta olmak üzere çeşitli dillere çevrildi, uluslararası seçkilerde yer aldı. İki kitabı bulunuyor.

Eserleri;

Esmer Tenli Irmak Düşleri (2002)
Sular Divanı(2005)

“Her hangi bir kadın için gül baladı”

bay rainer maria rilke için

ölüm hepimize bir sevgili ile güldÜ

rÜzgardan gebe kalan kadın
bak üşüdü ellerim
kesildi paslı bir neşterden emdiğim sÜt
kucakladı beni dÜştüğüm her yıldız
küllenecek bir ateşim yok şimdi
her yanım kan her yanım gül
nişanesiyim ölüm kusan ömrünün
ateş ve tuz kaldı geriye elifba akşamlardan
kÜl ve ayna oldu her sabah
dokundukça kırılan babam

beni kısraklar getirsin bir kadının titrek göğÜslerini öptüğümde

ve belki kısır barbarlar doğursun beni
aksayan yanlarımda kalsın kesik elleri suyun
ki
kusmalar vaktidir şimdi
bense bildim kanayan bıçaklarda gülümseyen suretini kadının
bildim: terk etmeler vaktidir
gül ey saf çelişki!…

Paylaşın

İbrahim Baştuğ Kimdir? Hayatı, Eserleri

11 Mayıs 1964 yılında Sivas’ın Hafik ilçesinde dünyaya gelen İbrahim Baştuğ, ilkokul ve liseyi İstanbul’da bitiren Baştuğ, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu.

Haber Merkezi / Üniversite yıllarında oyunculuğa başladı, Ankara Halk Tiyatrosu’nda, Asaf Çiğiltepe Sahnesinde bir yıl kadar oyunculuk yaptı. 1987 yılında Devlet Tiyatrosunda Kenan Işık’ın yönettiği “Afife Jale” oyununda yardımcı oyuncu olarak görev aldı. 1992-1998 yılları arasında Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumunda edebiyat bilim uzmanı olarak çalıştı, daha sonra istifa ederek İstanbul’a döndü. Atlas dergisinde editörlük yaptı.

Şiir yazmaya ortaokul yıllarında başlayan Baştuğ’un ilk şiiri “01-02 Arası Çevreye Bakış”, 1985 yılında Milliyet Sanat Dergisi’nde yayımlandı. Ocak 1991’de Ankara’da tek sayı çıkan Layka ve 1994-95 arasında sekiz sayı çıkan Varoş dergisinin kurucusudur. Yine Edebiyat ve Eleştiri ile Edebiyat Dostları dergilerinde yayın kurulu üyeliği yapmıştır. Şiir ve yazıları Edebiyat Dostları, Edebiyat ve Eleştiri, Layka, Varoş ve Papirüs dergilerinde yayımlandı.

İlk şiir kitabı Çalınmış Kuyuları Babil’in 1989’da çıktı. Kemal Sılay’ın An Antology of Turkish Literature (1996) adlı eserinin biyografi bölümünün yazılmasında görev aldı. Köz adlı kitabıyla 2001 Cemal Süreya Şiir Ödülü’nü kazandı. Yaşam ve öykü ikilemi, şiirlerinde görülen yaygın temalardandır. Özellikle ilk şiirlerinde geleneksel Türk şiirinin imkânlarından yararlandığı görülür. Günlük dil kullanımından farklı, kendine özgü dil buluşları şairin imge ve söylem dünyasını zengin kılmaktadır.

Paylaşın

İbrahim Alaaddin Gövsa Kimdir? Hayatı, Eserleri

1889 yılında İstanbul’da dünyaya gelen İbrahim Alaaddin Gövsa, 1949 yılında Ankara’da hayatını kaybetti. İlk öğrenimine İstanbulda Şemsül-Maârif özel okulunda başladı. Orta öğrenimini Vefâ ve Trabzon idâdîlerinde tamamladı.

Haber Merkezi / 1907 senesinde Mekteb-i Hukuka girdi. 1910 yılında mezun oldu. Bir sene Adliye Nezâretinde memurluk yaptı. Sonra Trabzon Sultânîsine edebiyât öğretmeni tâyin edildi. 1913 senesinde psikoloji ve pedegoji tahsili için, İsviçreye gönderildi. Cenevre Üniversitesi Psikoloji Enstitüsü ile Jean Jacques Pousseau Pedegoji Enstitüsünü bitirdi. 1916da yurda döndü.

İstanbul Dârülmuallimîni psikoloji ve pedegoji öğretmenliğine tâyin edildi. Aynı okulda üç sene müdürlük yapan İbrahim Alâaddîn Gövsa, 1926 yılında Maârif Vekâleti Tâlim ve Terbiye Dâiresi âzâlığına getirildi. 1927 senesinde Sivas mebusu seçildi. İki dönem mebusluk yaptıktan sonra, 1935te Maârif Vekâleti müfettişi, 1936dan 1946’ya kadar İstanbul mebusu oldu.

İlk şiirleri aruz ölçüsüyle Servet-i Fünun ve Hıyaban dergilerinde çıkmıştır. Yeni Mecmua’da çıkan hece şiirleriyle Millî Edebiyat akımı içinde görülür. Milli Edebiyat akımını benimsedikten sonra vatan, yiğitlik ve millet konularında hece ile şiirler yazmıştır.

Edebiyatımızda çocuklar için şiir çığırının öncülüğünü yapmıştır. Çocuklar için yazdığı şiirlerinde onları yurt sevgisine, iyiye ve güzele yöneltmeyi amaçladığı görülür. Atatürk için yazdığı Tavaf şiirini aruzla ve yabancı sözcükler kullanarak yazmış olmasına karşın, coşkuyla söylemiştir. Ünlenmesinde bu şiirin etkisi büyüktür.

Ayrıca farklı dergi ve gazetelerde çeşitli konularda yazılar, fıkralar, mizahî yazılar, gülmece öyküsü, monografi, pedagoji, biyografi, şiir, hikâye, hiciv, psikoloji, çocuk psikolojisi, eğitim, çeviri ansiklopedi ve sözlük yazımıyla uğraşmış; hemen her türlü edebiyat dalında yapıt vermiştir. Aruzdan heceye, Ulusal edebiyattan eğitim amaçlı çocuk şiirlerine, toplum şiirlerinden biyografi, sözlük ve ansiklopedi çalışmalarına geçer. Son dönemde daha çok edebiyat tarihi çalışmalarına yönelmiş, az sayıda da olsa yeniden aruz ölçüsüyle şiir yazıp yayımlamıştır.

Eserleri;

Şiir:

Çocuk Şiirleri,
Güf tü Gû (dedikodu),
Çanakkale İzleri,
Acılar.

Diğer eserleri:

İlk Gençlik Hakkında Ruhiyat ve Terbiye Tedkikleri,
Bedii Terbiye Tedkikleri,
Bedii Terbiye,
Şen Yazılar.

Paylaşın

Halim Yağcıoğlu Kimdir? Hayatı, Eserleri

1919 yılında İzmir’de dünyaya gelen Halim Yağcıoğlu, 1 Kasım 2008’de Ankara Küçükesat’taki evinde hayatını kaybetti. 1938’de İstanbul Erkek Lisesi’ni bitiren Yağcıoğlu, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nden 1944’te mezun oldu.

Haber Merkezi / Zonguldak Ticaret Lisesi, Eskişehir Ticaret Lisesi, Şanlıurfa Lisesi, Sivas Ortaokulu, Gaziantep İlköğretmen Okulu, Sivas 4 Eylül Lisesi ve Bolu Lisesi’nde Türkçe, edebiyat ve İngilizce öğretmenliği ve yöneticilik yaptı. Ardından Ankara’da Kütüphaneler Genel Müdürlüğü’nde çalıştı ve 1968’de emekli oldu.

Emekli olduktan sonra 1968-98 yılları arasında, otuz yıl boyunca, Muzaffer Uğraşkan’ın çıkardığı Kemalist Ülkü dergisinde Yazı İşleri Müdürlüğü yaptı. İlk şiiri 22 yaşındayken, 1941’de Çınaraltı ve Ülkü dergilerinde yayımlandı. 1934 yılından itibaren Kaynak, Dost, Çağrı, Türk Dili ve Varlık dergilerinde şiirleri yayımlanan Yağcıoğlu, şairliğinin yanında oyun yazarlığı, antoloji derlemeciliği ve kültür araştırmaları da yaptı.

Halim Yağcıoğlu, öğretmenliği süresince yazdığı şiirlerinde halk şiiri geleneğine bağlı, daha çok hece ölçüsünde şiirler yazarken zamanla yeni akımlara yöneldi. 1945’ten sonra kendini yenileyerek toplumcu şiir anlayışına yöneldi. Şiirde insan duygularının tümünü yansıtmaya çalışan Yağcıoğlu, dostluk, sevgi, aşk ve doğa temalı şiirler yazdı. Ancak şüphesiz en çok tanınan ve özellikle ilkokullarda sık sık okunup ezberlenen şiiri “Mustafa Kemaller Tükenmez” oldu.

Öğretmenliğinin de etkisiyle özellikle çocuklara sevgi aşılama amaçlı şiirler yazan Yağcıoğlu, yine çocuklar için masal derlemeleri de yaptı. Sivas’ın sözlü geleneğinden derlediği çocuk masallarından oluşan Takla Göz Takla Kulak adlı eseri, kültür araştırmaları alanında önemli bir çalışmadır. Hazırladığı Öğretmen Şiirleri Antolojisi ve Türk Kadın Şairler Antolojisi’yle edebiyat tarihine önemli katkılarda bulundu.

Öğretmenliği süresince Anadolu insanının yaşam tarzına, gelenek ve göreneklerine fazlasıyla aşinalık kazanan şair, şiirleri ve araştırmalarıyla bu kültürü yaşatmak ve yansıtmak için çabaladı. Atatürk sevgisiyle tanınan Yağcıoğlu’nun 1985’te yayımladığı son şiir derleme kitabı da Atatürk’ten Son Mektup ismini taşıyordu.

“Ağaç diyor ki”

Ben küçücük bir ağacım
Yurdumun bir bahçesinde,
Topraklar tüterken görün,
Dallarım çiçeklesin de.

Her şeyimle yararlıyım,
İnsanoğluna dünyada,
Çiçeğim, yaprağım, gölgem
İri dallı zerdalimle.

Kuşlar mutlu şarkısını
Hep dalımda söylerler,
Şen arılar vızır vızır,
Kokuma koşup gelirler.

Sakın, sakın dalımızı;
Çocuklar çekip kırmayın.
Çakınızla gövdemizde
Derin yaralar açmayın.

“Aşk şiiri”

Dün gece evinizin etrafında dolaştım
Saçların gene omuzlarına dökülmüş
Yüzün aydınlık beyaz
Hiç değişmemişsin şaştım

Sonra Kapuz’u dinledim
Balkayada parçalanan dalgaları
Sırtımı bir kiraza dayadım
Düşüncenle serinledim

Görsen yüzümü bile tanımazsın
O kadar uzaklarda kaldı ki
O kadar çöktü ki kalbim kederinle
Hatırlamazsın

Ne kadar isterdim
Sofranda yerim olsun
Tabağıma yemek koyasın
Bardağıma su
Halim diyesin canım benim canım
Ah kader kader kader
kader kör olsun

“Yol boyunca”

Koparabilir misin bana yıldızlardan
Avuçlayabilir misin karanlığı
Sen ki milyonlar içindesin
Neden kalbinin yalnızlığı

Bulabilir misin bana dost dost dost
Ki sevsin seni karşılık beklemeden
Buz üstünde yazılır mı çocuğum
Düşündün mü deniz dikiş tutmaz neden

Düşündün mü gecelerde ne var
Böyle insanı ürperten
Sanır mısın ruhsuz bu karanlıklar
Ölüm sükûnuyla yürüyen

Tutabilir misin geçen zamanı
Dönebilir misin on beşine
Şaşmadın mı hiç çocuğum
Baharın sessizce gelişine

Kim sürdü gözlerine maviyi
Ki denizleri hatırlatır
Hiç dönen var mı öteden
Sır.

Paylaşın

Kürşat Ural Kimdir? Hayatı, Eserleri

1972 yılında Artvin’de dünyaya gelen Kürşat Ural, ilkokulu dördüncü sınıfa kadar Artvin, Ardanuç’ta, ortaokul ve lise eğitimini ise Gölcük’te tamamladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümünden mezun oldu.

Haber Merkezi / Öğrencilik yıllarında  grup arkadaşı ile “Karınca” adında öğrenci gazetesini çıkardı. “Bengisu” adlı şiir topluluğu kurdu, topluluğun yayın organı oalan Bengisu edebiyat dergisini ve yine bu dönemde Bengisu Şiir adında kitapçık çıkardı.

İ. Ü. Öğrenci Kültür Merkezi Edebiyat Kulübü’ne üye oldu, Üniversitesi, IV. ve V. “Edebiyat Şenlikleri”ne katkı verdi. Özel bir radyoda “Geceleyin Bir Koşu” ve “BENGİSU Şiir” programlarını gerçekleştirdi. Özel bir şirkette satın alma uzmanı olarak görev yapmaktadır. Halen, Livane Kültür adlı internet sitesinin editörlüğünü yapmakta, kültür, sanat ve aktüel içerikli programlar hazırlamaktadır.

“Bizim adamın öyküsü”

Tanıdığım yüzler tazeleyemiyor bedenimi
halbuki tamda tersi olmalıydı sarsmadan
bildiğim bir gerçeğin yansıması o solgun ürkeklikte
kendisini hiç de bulamayan korkak ve kesik
ayrılmaların sonuçsuz eksikliğinde sevişmesiz anlarım

Öyle söylemeliyim ki tadına varmalı aşk orucundakiler
aşkın sonu ölümdür beklenen ve bilinen
yolculuklara çıkartmalı sevginin bahar olmadığı coğrafyalara
kesin bir iç çekişi süslemeden uzaklaşmalı
nereye gittiğini bilerek nedensiz solumalı yeni yaşamı

Bir yaşamın sonuna geldik istemeden
acı öyle hızlı kapatıyor ki yaralarımı
yenisini açmak hırsını daha da körüklüyor bedenim
ama bu da dokunulunca titreyen bir ten
kendini taşıyamaz bir kere ağlamadan

Gözyaşıyla tuz basar yaralarına tazelensin diye
çünkü istiyor tazelenmek kendi kendine
bir sürüngen gibi yatağında hareketsiz
işte ! ölüm geldi ve buldu bizim adamı odasında

“Cüce ve çocuk”

Adı soğuk ve iç gıcıklayıcı bir tahta
içi pıhtılaşmış kısık bir cüce ayağı
nedir ki durmak karşısında ağır ve titrek
sorunca bir çocuğa o parkı
parmağının ucuna çevirmek umutsuz bakışları
ardı sıra aynı kırıntı takipli sıkıntı
bir sözcük ama arkası kesik bir tüy hafifliği
yaşamın askıya alması mekanik düşleri
sıkı bir tütün tarlasında
çapa vuran kadınların arkasındaki çocuklar
çocukların öykü dünyasına uzatıyorum modellerimi
Acı – kan karınların bağırtı sözcükleri
isyanı derinleştiren küçük DÜŞLERİMİZ
niye ki ben orada ve şimdi
koca bir vücudu çatlatan
ikilem miladının tarihi berraklığı
su içinde ayrışmayan – pislik olan – birikimli ikilem
acaba mı yoksa yarını anlatan
düşlerimiz mi şimdi gerçek olan

Adı soğuk ve iç gıcıklayıcı bir demir
düşler sıkıntılarında değil ki çocukların
cücenin ve parkın
u-z-u-n mu u-z-u-n
toprağa basan ayaklarına uzattığı elleri
değil ki senin rahatsız özlemin
kesit kesit umutlarına köprü kursun
gördüklerim gördüklerinize uzanan
bostan korkuluğu gibi elleri tahta
elbisesi çocuk düşleri
elini kesmiş çocuk
adı geçen soğuk ve iç gıcıklayıcı demirle
d-ü-ş-ü-n-m-ü-ş
içi pıhtılaşmış kısık bir cüce ayağını
susmuş sonra
yürümüş
parkı gösteren gözlerinin keskinliğiyle
adına parkın cüce korkuluğu dediği düşlere
sıklaştırmış adımlarını

Paylaşın

Küçük İskender Kimdir? Hayatı, Eserleri

28 Mayıs 1964 yılında İstanbul’da dünyaya gelen küçük İskender, kansere yaklaşık bir yıl verdiği mücadelede yenik düştü ve 3 Temmuz 2019 tarihinde 55 yaşındayken Bodrum’da hayata veda etti. küçük İskender’in asıl adı Derman İskender Över’dir.

Haber Merkezi / Kabataş Erkek Lisesi mezunu. Beş yıl İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, ardından da üç yıl İÜ Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünde devam ettiği yüksek öğrenimini tamamlamadı. Bohem bir hayat yaşayarak tezgâhtarlık, düzeltmenlik, sokaklarda kartpostal satıcılığı, seslendirme, televizyon için skeç ve senaryo yazarlığı, fotoroman oyunculuğu, reklam ajansında kostümcülük, mizah dergilerinde köşe yazarlığı, resepsiyon memurluğu, barmenlik, meyhane işletmeciliği, erotik dergilerde köşe yazarlığı, televizyonda şiir programları, barlarda sanat söyleşileri, radyolarda programcılık, şarkı sözü yazarlığı gibi çok çeşitli işler yaptı.

İlk şiiri Milliyet Sanat’ta İskender Över imzasıyla yayımlandı. Şiir ve yazıları, 1986’dan itibaren Adam Sanat, Gösteri, Şiir Atı Öküz, Deli, Sombahar gibi dergilerde yer aldı. 1980’lerde yazılan şiirin içinde ayrıksı kişiliğiyle paralel bir şiir koydu ortaya. Erotik şiirleriyle tanındı. Başta, sözcük oyunlarından şiirini arındırarak sözcüklerin arka planını ön plana çıkaran bir tutum sergiledi. Olduğu gibi görünmekten yana olduğunu vurgulayarak “naif yani çocuk diliyle pat diye söylemekten” yana şiirler yazdı. Şiiri, çizgisini, modern çağa yönelttiği eleştirilerle, uyumsuzluğu ve aykırılığı ile belirledi. Bütün yazı ve şiirlerinde yerleşik ahlâksal değerleri sorguladı. Beş sinema filminde oynadı. Bir Çift Siyah Eldiven ile 2000 Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülünü aldı. Çalışmalarını İstanbul’da sürdürdü.

Eserleri;

Şiir;

Gözlerim Sığmıyor Yüzüme (1988)
Erotika (1991)
Yirmi5April (1994)
Periler Ölürken Özür Diler (1994)
Suzidilara (1996)
Güzel Annemin Hayal Gücü (Tek Baskılık Kitap) (1996)
Ciddiye Alındığım Kara Parçaları (1997)
Papağana Silah Çekme! (1998)
Alp Krizi (Tek Baskılık Kitap) (1999)
Gözyaşlarım Nal Sesleri (1999)
Bir Çift Siyah Deri Eldiven (2000)
İpucu Bırakma Sanatı (2000)
Bahname (2000)
Klarnet (2001)
Kahramanlar Ölü Doğar (2001)
Çürük Et Deposu (2001)
Bir Nedeni Yok Yalnızca Öptüm (2002)
Eski Kral Deposu (2002)
Siyah Beyaz Denizatları (Toplu Şiirler I) (2003)
Barudî (Kürtçe Çeviri) (2003)
Dicle ile Fırat (2004)
Bir Daha Bana Benzeme Angel! (2004)

Serbest Metin;

Dedem Beni Korkuttu Hikâyeleri (1992)
İkizler Burcu Hikâyeleri (1993)
666 (1994)
The Kırmızı Başlıklı İstasyon Şefi (1996)
Belden Aşağı Aşk Hikâyeleri (1996)
Pop H’art (1997)
Balık Burcu Hikâyeleri (2000)
Made In Hell (2001)
Insectisid (2002)
Necronomicon / Ölüm Kitabı (2004)
Burç Hikayeleri (2005)

Roman;

Flu’es (1998)
Cehenneme Gitme Yöntemleri (1999)
Zatülcenp (2000)

Özel Derleme;

Kanlı Lağım Fareleri’den küçük İskender’e (2001)
Aşk Şiirleri Kolonisi (2004)

İnceleme / Eleştiri;

Şiirli Değnek (1995)
Eflatun Sufleler (2002)
Rimbaud’ya Akıl Notları (2004)

Günce:

Cangüncem (1996ş)

Paylaşın

İbrahim Berksoy Kimdir? Hayatı, Eserleri

1965 yılında Kayseri’de dünyaya gelen İbrahim Berksoy, ilk, orta ve lise öğrenimini Kayseri’de tamamladı. Kayseri Lisesi’nden mezun olduktan sonra ODTÜ’de Makina Mühendisliği bölümünde üniversite eğitimine başladı.

Haber Merkezi / 1991 yılında üniversite eğitimini tamamlayarak çalışma hayatına atıldı. 2003 yılı ortalarına değin  Kayseri’de bir Kamu kuruluşunda (TAKSAN-Takım Tezgahları Sanayii ve Ticaret A.Ş.) mühendislik yaptı. Çalıştığı kuruluş özelleştirilince Ankara’da Devlet Su İşleri’ne (DSİ) tayin oldu.

1995-1996 yılları arasında yaklaşık 6 ay süreyle Japonya’da JICA (Japan International Cooperation Agency) tarafından düzenlenen grup eğitim kursuna katıldı. 1992-1996 yıları arasında Kayseri’de bir grup şair, yazar ve edebiyatseverle birlikte “Eşik” adlı bir kültür-sanat-edebiyat dergisi yayımladı.

Başta “Kavram-Karmaşa” ve “Damar” olmak üzere çeşitli edebiyat dergilerinde yazıları yayımlandı. Kültür, sanat, edebiyat üzerine denemelerini içeren “Akıntıya Karşı Aykırı Düşünceler” ile “Şiir Okuma Anları” adlı iki kitabı var.

Ayrıca, Valencia’dan Rio de Janeiro’ya gezi izlenimlerini içeren “Gezinin Poetikası” adlı bir gezi kitabı var. Ankara’daki Edebiyatçılar Derneği üyeliğinin yanı sıra, ODTÜ Mezunları Derneği’nde ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarında  görev almakta.

“Cumartesi pazar”

Kırmızı siyah bir Selçuklu kenti
Soğuk bir kış günü öğle üzeri
Konuk etmişti beni bir zaman

Fazla kalmış sayılmazdım
Yalnızca bir cumartesi-pazar
Kongre Müzesi, medreseler, taş han

Güzelim park, patika yollar
İncecikten yağan kar

Gecede gümüş bir tepsi gibiydi gökte ay
İçi sevda dolu yolculuktan
Geride kalan hüzünlü yalnızlıklar

Yolculuk hâli, âdettendir:
Çantamda şiir kitapları
Her biri birbirinden değerli

Turgut Uyar, Edip Cansever ve diğerleri
Cemal Süreya’nın sevda sözleriydi sanki dilimdeki

Kırmızı siyah bir Selçuklu kenti
Konuk etmişti beni bir zaman

Fazla kalmış sayılmazdım
Yalnızca bir cumartesi-pazar

Paylaşın

Kuvvet Yurdakul Kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Ocak 1976 yılında Ankara’da dünyaya gelen Kuvvet Yurdakul, Özel Arı Lisesini bitirdi Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Oyunculuğu Bölümünden 1999 yılında mezun oldu. 1995’ten itibaren çeşitli edebiyat dergilerinde şiirleri yayımlandı.

Haber Merkezi / Bir müddet Edebiyat ve Eleştiri Dergisi’nde çalıştı. Devlet Tiyatrolarına oyuncu olarak girdi ve Erzurum Devlet Tiyatrosunda çalıştı. Şair kimliğinin yanı sıra oyuncu kimliği ile de tanındı. “Benim Annem Bir Melek”, “Oğul”, “Dedemin Fişi” ve “Cici Babam” adlı sinema filmlerinde rol aldı.

Ayrıca “Kunduracı Doktor” adlı tiyatro oyununda yönetmen, “Kutular” adlı tiyatro oyununda yönetmen yardımcısı ve “Ellerimin Arasındaki Hayat” adlı tiyatro oyununda oyuncu olarak görev yaptı Arkadaşları ile birlikte Düşeyaza Edebiyat adlı dergiyi çıkardı. Şiirle yakından ilgilenen Yurdakul, 1997 yılında Balıkesir Üniversitesi Şiir Başarı Ödülü ve Ben Eskiden Çocuktum (1999) adlı şiir kitabıyla 1999 Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü gibi ödüllerin sahibi oldu.

Kuvvet Yurdakul’un Somun adlı ilk şiiri 1994 yılında Karşı dergisinde yayımlanmıştır. Daha sonraki kalem ürünleri Edebiyat ve Eleştiri ile 4 Mevsim gibi dergilerde yer almıştır. Şiirlerini Ben Eskiden Çocuktum (1999) adlı kitabında toplamıştır.

Şimşek, kitaptaki şiirleri şu cümlelerle değerlendirmiştir: “Ben Eskiden Çocuktum, nicedir eskiyi tekrarlayan şiir dilinin içerisinde, farklılaşmayı taşımaya başlayan, özgünleşmeyi içten içe duyuran ve tüm inceliğiyle, sakınmasına rağmen çağdaş bir geri dönüşü de istemeyen yeni bir şiir yeni bir şairle buluşturuyor bizi… Ben Eskiden Çocuktum şiirlerine, genç bir şairin imgeye yüklediği hareketliliğin, hemen hemen her şiirde içe dönük bir tez, ancak şiirin bütünü içerisinde de, dışa döndüğü her yerde, kötüye karşı bir antitez oluşturduğu görülüyor… ‘Tebeşir’, ‘Gizli Özne’, ‘Kambur Bahtiyar’ başlıklı üç bölümden oluşan Ben Eskiden Çocuktum, bir akışımın şiirleri.”

Paylaşın

Kirkor Yeteroğlu Kimdir? Hayatı, Eserleri

20 Temmuz 1950 yılında Malatya’nın Arapgir ilçesinde dünyaya gelen Kirkor Yeteroğlu, ilk öğrenimini Arapgir’de tamamladı. Akçadağ Öğretmen Okulunda okumak isteğini gerçekleştiremedi, ortaokul ikinci sınıftan ayrılarak yaşama atıldı.

Haber Merkezi / Şiirleri ve yazıları Afrodisyas Sanat, Agora, Agos, Agos/Kitap,  Ağın Düşün Sanat, Akatalpa, Alkım Sanat, Amatör Sanat, Anafilya, Arapgir Postası, Birgün, Çağdaş Türk Dili, Damar, Dize, E, Edebiyat 81, Eski, Evrensel Kültür, Gazete Kadıköy, Güğüm(Gördes), Güzel Yazılar, Haliç, İnsancıl, Kar, Karşı Edebiyat, Kıyı, Lacivert, Marmara, Nefes, Öğretmen Dünyası, Patika, Sanat ve Hayat, Surp Pırgiç, Şehir, Şiir Ülkesi, Tepte, Varlık, Yaba, Yalın Ses, Yasakmeyve, Yazıt vb. gibi dergi, gazete ve eklerinde yayımlandı.

Eserleri; Kırık Çan

“Dokundukça Hep Kış”

Ömrüm ilkgünden
Akşamüstü

Binyüzlüyüz şimdi
Irmaklar suskun

İğreti gülüçükler açmış
Yaşamın renginde
Saksılarda yapma çiçekler
Dokundukça hep kış

Boğuluyoruz sessizce
Çağ artığı kıyılarda
Saatler sanal zamana ayarlı
Sevginin kurma kolu kırık

Ütopya
Yenik bir düş kendi ülkesinde

“Kırık Düven Eski Türkü Dedem”

Son yaprağıydı ağacın
Gövdesinde onulmaz sızı
Bin dokuz yüz üçte baktı dünyaya
Göçüşü ilk haziranı ikinci binyılın

Omzunda taşımıştı çocukluğumu
Geçerken Karasu ırmağını
Kanatlarında boy vermiş
Gençliğim keven..

Kızgın öğle güneşi
Öterdi ardıçkuşu
Hayatı derin yarıklarda

“Hançer ucunda coğrafya”

Kır kokuları soluğumuzu yakınca
Silvan sarardı düşlerimizi
Gölgeli avlular, parke sokaklar
Viran evleriyle Hançepek*
Hançer ucunda coğrafya

Taşımıştın çocukluğunu
Kentlerin yalnızlığına
Sinmişti kimliğinin kıyısına
Mutsuz bir göçebelik

Alaca bir suskunlukta
Durmuştu yürek saati

Solgun bir nergistim Karacadağ’da
Yakamda kınalı bir güvercin
Tenimde yangın izi

*Diyarbakır’da Ermeni Mahallesi

Paylaşın

Koray Feyiz Kimdir? Hayatı, Eserleri

9 Mayıs 1961 yılında İstanbul’un Üsküdar İlçesinde dünyaya gelen Koray Feyiz, KTÜ ve ODTÜ’de Mühendislik-Şehircilik lisans ve yüksek lisans öğrenimi gördü. “Şehir Psikolojisi” konusunda doktora tezini tamamladı. Doçentlik tezi üzerinde çalışıyor.

Haber Merkezi / İlk şiiri; Varlık dergisinde 1987 yılında yayımlandı. Varlık, Adam-Sanat, Milliyet-Sanat, Hürriyet-Gösteri, İnsancıl, Evrensel Kültür, Damar, Yarın, Yazıt, Temmuz, Parantez, Şiir Ülkesi, Dönemeç, Çağdaş Türk Dili, Cumhuriyet Kitap, Edebiyat Eleştiri, Su, Kıyı, Yazko Edebiyat, Patika, Yaba-Öykü, Lacivert, Dar Sokak, Taflan ve pek çok dergide şiir ve şiirin sorunları üzerine yazıları yayımlandı.

“Modern Türk şiirinin kırılma noktalarında gündeme giren şiir anlayışı ile Koray Feyiz, güçlü ya da güçsüz kendi eleştirisini de birlikte oluşturmuştur. Örneğin, bir öznel eleştiriden, bir izlenimci eleştiriden, yazın tarihine dayalı bir eleştiriden, toplumcu eleştiriden, çözümlemeci eleştiriden, bir ölçüde göstergebilimci eleştiriden söz edilebilir onun şiirinde.

Genelde, ölçüsüz – uyaksız, günlük görüntülere yaslanan, anı yakalayan, güncele ve konuşma diline sıkı sıkıya bağlı bir şiirden, söylediklerinde bir arka plan, bir derinlik arayan, imgeyi, simgeyi, ölçüyü hesaba katan, felsefi boyutu olan bir şiire yöneldi.

Ancak, kendine ait bir dil ya da söylem kullanması, müzik ve sesle yakın ilişki içinde bulunması ve estetik bir etkileme gücünün olması herkes tarafından kabul edilebilecek özelliklerdir.

Bundan da öte, temelde Marksçı dünya görüşüne yakın/yatkın bir insan olduğunu sanat/yazın anlayışının da başta Marksçı sanat/yazın kuramı olmak üzere çeşitli kuramlardan beslendiğini, hiç bir kurama onun sıkı ‘takipçisi’ olacak kadar bağlı olmadığını, kuramlar karşısında eleştirel tavrını her zaman koruduğunu, örneğin Toplumcu Gerçekçilik kuramındaki tarihselliği ve uygulamada yapılan yanlışlıkları ilk belirtenlerden biri olduğunu eklemek gerekir.

Eserleri; Mezarlar Eskimedi (1987), Bir Mektupta İki Yalnızlık (1988), Ben O Issız O Yorgun Şehir (1995), Uhrevi Zorba (1995), Düşle Gelen(1995),Seni Bağışladım Çünkü Beni Çok Üzdün (1999).

Paylaşın