Alfa-1 Antitripsin Eksikliği Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Tedavisi

Alfa-1 antitripsin eksikliği (AATD), bireyin kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), karaciğer hastalığı ve pannikülit gibi cilt sorunları geliştirme riskinin daha yüksek olduğu genetik bir hastalıktır.

Haber Merkezi / Alfa-1 antitripsin (A1AT), akciğerleri koruyan bir proteindir. Karaciğer proteini üretir ve akciğerlere ulaşmak için kan dolaşımına salınır. AAT’nin ana rolü, akciğerleri hastalıkların yıkıcı etkilerinden ve tütün dumanı gibi kimyasallara maruz kalmaktan korumaktır.

Normalde her insanda A1AT geninin iki kopyası vardır. Bir bebek, her ebeveynden bir gen kopyası alır. Ancak AATD’li bazı kişilerin bir normal kopyası ve bir de hasarlı kopyası vardır. Öte yandan, diğerleri iki hasarlı kopya alabilir. Normal bir kopyası olanlar, sigara içmedikleri sürece sağlıklı bir yaşam sürmeye yetecek kadar alfa-1 antitripsin üretebilir.

AATD’yi ilk kez 1963’te fark edenler Laurell ve Eriksson’du. Laurell, 1500 serum protein elektroforezinin (SPEP) 5’inde A1AT protein bandının olmadığını gözlemlediğinde başladı. İki bilim adamı, 5 hastanın yaklaşık 3’ünün genç yaşta amfizem geliştirdiğini ve sadece birinin ailesinde amfizem öyküsü olduğunu kaydetti. Sonuç olarak, bilim adamları AATD’nin özelliklerinin bir üçlüsüne dikkat çekmektedir; Proteinin yokluğu, erken başlangıçlı amfizem ve genetik yatkınlık.

Nedenleri

Alfa-1 antitripsin olarak adlandırılan protein, karaciğerde yapılan bir proteaz inhibitörüdür. Karaciğeri ve akciğerleri kimyasallara, mikroorganizmalara ve toksinlere maruz kalmaktan korur. Alfa-1 antitripsin eksikliği (AATD) terimi, genetik bir kusurun neden olduğu yeterli proteinin bulunmadığı bir durumdur.

Kodominant bir modelde kalıtılan SERPINA1 genindeki mutasyonlar, AATD’nin gelişmesine neden olabilir. Sonuç olarak, mutasyonlar kanda AAT’nin yokluğuna veya eksikliğine yol açar. Akciğeri korumak için yetersiz miktarda ATT olduğunda akciğer hasarı meydana gelebilir. Bu arada, AAT anormal bir şekilde biriktiğinde karaciğer hasarı meydana gelebilir.

Belirtileri ve bulguları

Akciğerleri korumak için yeterli protein bulunmadığından, AATD’nin birincil semptomu yavaş ilerleyen bir nefes darlığı veya nefes alma zorluğudur. Bununla birlikte, birçok hasta başlangıçta hırıltı, öksürük ve balgam çıkarma semptomlarından muzdariptir.

AATD, yetişkinler arasında bir akciğer hastalığı olarak ortaya çıkabilir. Bazı durumlarda, insanlar akciğer hastalığı geliştirebilir. Yetişkinler arasında, nefes darlığı genellikle # hafif aktiviteyi takiben ortaya çıkar ve egzersiz yapma yeteneğinde azalma ile karakterizedir. Yetişkinler bu semptomları 20 ila 40 yaşları arasında yaşayabilir. Diğer belirti ve semptomlar arasında yorgunluk, tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları, görme sorunları, açıklanamayan kilo kaybı ve hızlı kalp atışı bulunur.

AATD’li bazı hastalarda ileri akciğer hastalığı ve amfizem gelişebilir. Bu durum, akciğerlerdeki alveollere veya hava keselerine verilen hasar ile karakterizedir. Amfizemin belirti ve semptomları nefes darlığı, fıçı şeklinde göğüs ve hiddetli bir öksürüktür. Sigara içen kişilerde bu semptomların ve kronik obstrüktif akciğer hastalığının (KOAH), bronşektazi, kronik bronşit ve astımın etkilerinin gelişme riski daha yüksektir.

AATD’nin bir başka semptomu da siroz olarak adlandırılan karaciğer hastalığıdır. AATD’den etkilenen çocukların yüzde 10’unda karaciğer hastalığı gelişir. Ayrıca, AATD’li yetişkinlerin yaklaşık yüzde 15’i karaciğer hastalığı geliştirir. Karaciğer hastalığının ileri evrelerinde yaygın belirti ve semptomlar arasında şişmiş bir karın, ayaklarda ve bacaklarda ödem, ciltte ve göz beyazlarında sarılık veya sararma ve kan tükürme yer alır.

Nadir durumlarda, cildin ağrılı yamalar veya topaklarla sertleşmesi ile karakterize olan pannikülit gelişebilir.

Tedavisi

Şu anda AATD’nin tedavisi yoktur, ancak ilgili akciğer hastalıklarının birçok tedavi seçeneği vardır. Genellikle akciğer hastalıkları, KOAH’lı hastalar için kullanılan yaygın ilaçlar ve prosedürlerle tedavi edilir. Akciğer hastalığı için doktorlar, hırıltıyı gidermek ve hava yollarını açmak için steroidler ve bronkodilatörler gibi bazı ilaçlar önerebilir. Bunlar genellikle astım ve diğer akciğer hastalıkları olan hastalarda kullanılır.

Ayrıca alfa-1 antitripsin enziminin verilmesi, kandaki A1AT seviyesini artırarak akciğer hastalığının ilerlemesini önlemeye yardımcı olabilir. Ayrıca, korunma çok önemlidir, bu nedenle akciğerlere ve karaciğere zarar verebilecek sigara içmekten ve diğer faaliyetlerden kaçınılması önerilir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Kalsiyum nedir, hangi besinlerde bulunur?

Kemiklerin ve dişlerin oluşumunda hayati öneme sahip bir mineraldir. Yaklaşık %99’u, yapılarını desteklediği kemiklerde ve dişlerde depolanır. Geri kalan %1 kan, kas ve diğer dokularda bulunur. Vücudun kemiklerin korunması, kasların kasılması, damarların genişlemesi, hormonların ve enzimlerin salgılanması için kalsiyuma ihtiyacı vardır.

Kalsiyumun kemik ve diş yapımındaki görevi dışında, doku sıvılarında bulunarak kas kontraksiyonu (kasılma) ve relaksiyonunda (gevşeme), kanın pıhtılaşmasında, sinirsel uyarıların iletiminde, hücre duvarı geçirgenliğinde, bazı enzimlerin aktivasyonunda, miyokard fonsiyonlarının düzenlenmesinde, asit baz dengesinde ve demirin etkin biçimde kullanılmasında görevi vardır.

Hangi besinlerde bulunur?

  • Yumurta
  • Yoğurt-süt-peynir
  • Ispanak
  • Balık
  • Soğan
  • Nohut

Diğer kalsiyum kaynakları:

  • Lahana, brokoli, salatalık, karahindiba, kereviz, roka gibi lifli koyu yeşil sebzeler
  • Çoğu tahıl (ekmekler, makarnalar) kalsiyumdan zengin olmasa da sık tüketildiklerinden vücuda önemli miktarda kalsiyum sağlar
  • Bazı kahvaltı gevreklerine, meyve sularına, soya ve pirince kalsiyum eklenir
  • Fıstık, susam, badem, fındık, keten tohumu
  • Fasulye, soya, mercimek gibi baklagiller
  • İncir, kuru kayısı

Faydaları

  • Kemikleri korur
  • Kolon kanseri riskini azaltır
  • Kalp-damar sağlığını korur
  • Gebelik zehirlenmesini önler
  • Zayıflamaya yardımcıdır
  • Metabolizmayı destekler
  • Kas aktivitesini düzenler
  • Kanı pıhtılaştırır
  • Kemik sağlığı korur ve osteoporozu önler

Kalsiyum eksikliği neden olur?

  • Aşırı kafein-alkol
  • Bulimia, anoreksi gibi yeme bozuklukları
  • Civa maruziyeti
  • Magnezyumun aşırı tüketimi
  • Kemoterapi
  • Paratiroid hormonu eksikliği
  • Menopoz
  • Çölyak, Crohn, inflamatuar barsak hastalığı, pankreatit, böbrek yetmezliği
  • D vitamini, fosfat eksikliği
  • Osteoporoz, osteopeni

Kalsiyum eksikliği belirtileri;

  • Dişlerin yapısında bulunan ve dişlerin sağlığını korumaya yardımcı olan kalsiyumun eksikliği sonucu dişler kırılganlaşır ve çürümeler başlar
  • Kemiklerin sağlığı için çok önemlidir. Bu sebepten ufak darbeler sonucu incinmeler haricinde kemiklerde çatlamalar ya da kırılmalar görülebilir
  • Tırnaklar güçsüzleşir, tırnakların uzaması uzun sürer ve sürekli kırılır
  • Regl dönemi öncesi PMS olarak bilinen premenstrüel sendromun çok şiddetli yaşanmasına sebep olabilir
  • Kalsiyum eksikliği nedeniyle ruh hali çok çabuk değişebilir. Aşırı sinirli, gergin, huysuz, kaygılı ve depresiflik durumları görülebilir
  • Cilt sağlığının bozulmasına neden olabileceğinden cilt kurur, ciltte pürüzlenme görülür ve cilt soluklaşır
  • Göz sağlığı bozulabilir, görme bozuklukları gelişir özellikle katarakta neden olabilir bu da kalsiyum belirtileri arasında yer alır
  • Kalsiyum eksikliği nedeniyle eklemlerde ve kemiklerde ağrılar görülür. Bunun sonucu kronik ağrılar gelişebilir ve hareket kabiliyeti kısıtlanabilir
  • Kalsiyum eksikliği nedeniyle kemik erimesi görülebilir
  • Kalsiyum eksikliği nedeniyle saçlar incelir, kurur ve çok miktarda dökülür
  • Unutkanlığa neden olduğundan kalsiyum eksikliği olan bireylerde unutkanlık görülür
  • Kas gelişimi ve sağlığı açısından önemli olan kalsiyumun eksikliğinde ellerde, kollarda uyuşmalar görülebilir, kasılmalar ve kramplar sık sık yaşanabilir
  • Vitamin ve mineral eksikliklerinin klasik belirtilerden olan yorgunluk, halsizlik görülür
  • Sürekli yorgunluk görülmesi nedeniyle bir süre sonra uykusuz gibi olunacağından dolayı odaklanmakta güçlük çekilir ya da dikkat eksikliği görülür
  • Bütün bunlarla birlikte kalp sağlığı da bozulabilir, kalp kasılmaları düzensizleşir, çarpıntı görülebilir

Kalsiyum eksikliğine ne iyi gelir?

Kalsiyumun eksikliğinde çoğunlukla takviye kullanılması önerilir. Takviyeler, emilimi artırmak ve yan etkileri azaltmak için gıdalarla birlikte alınmalıdır. Tüm takviye çeşitleri küçük dozlarda alındığında daha iyi emilir. Her bir doz 600 mg’ı geçmemelidir. Gün boyunca aralıklarla 2 veya 3 doz alınabilir. Hastanın ihtiyaçlarına, tıbbi durumuna ve kullandığı ilaçlara bağlı olarak belirlenmelidir.

Bu faydalı element kemiklerin bakımı için gerekli bileşenlerden bir tanesidir. Hepsi vücuttaki eksikliği tamamlamaya yönelik geliştirilmişse de piyasada çeşitli kombinasyon ve preparatlarda takviyeler mevcuttur. Miktarı ürüne göre değişmekle birlikte birçok multivitamin-mineral takviyesinde kalsiyum bulunur.

Çoğu takviyeye D vitamini eklenir, çünkü vücuttaki proteinlerin sentezini teşvik ederek kalsiyumun emilimini arttırır. Takviyeler tablet, kapsül, çiğneme, sıvı ve toz formlarında mevcuttur. Takviye seçerken türünü, miktarını ve aldığınız diğer ilaçlarla etkileşime girip giremeyeceklerini dikkate almak önemlidir.

Kimler kalsiyum takviyesi almalı?

  • Menopoz dönemindeki kadınlar
  • Adet dönemleri duran doğurma çağındaki kadınlar (amenore hastaları)
  • Veganlar (hayvansal ürün tüketmeyenler), ovo-vejetaryenler (yumurta yiyen ancak süt ürünleri tüketmeyenler)
    70 yaş üzeri yaşlılar
  • Vücudun fazla kalsiyum salgılamasına neden olabilecek büyük miktarlarda protein veya sodyum tüketenler
  • Osteoporoz hastaları
  • Kortikosteroidlerle uzun süre tedavi görenler
  • Çölyak, inflamatuar barsak hastalığı gibi kalsiyum emilimini azaltan sindirim hastalıklarına sahip olanlar

Günlük kalsiyum ihtiyacı nedir?

  • Yeni doğan; 200-1000mg
  • 7-12 ay bebekler; 260-1500 mg
  • 1-8 yaş çocuklar; 1000-2500 mg
  • 9-18 yaş ergenler; 1300-3000 mg
  • 19-50 yaş yetişkinler; 1000-2500 mg
  • 51 yaş üstü erkekler; 1000-2000 mg
  • 51 yaş üstü kadınlar; 1200-2000 mg
  • Hamile-emziren kadınlar; 1000-2500 mg

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

K vitamini nedir, hangi besinlerde bulunur? Detaylar

K vitamini, iki farklı türü bulunan yağda çözünen bir vitamin türüdür. K vitamini, kan pıhtılaşmasından ve kanda kalsiyum seviyesinin düzenlenmesinden sorumludur. K vitamininin yetersizliğine yetişkinlerde nadir olarak rastlanır. Çünkü bu vitamin yeşil yapraklı sebzelerin tüketimi ile kolaylıkla elde edilebilir.

K1 vitamini fillokinon olarak da adlandırılır ve ıspanak, lahana gibi bitkilerle birlikte vücuda alınır. Diğer tür olan K2 vitamini ise menakinon olarak adlandırılır ve bağırsaklarda bulunan bakteriler tarafından doğal olarak üretilir. Vitaminin her iki alt türü de vücutta benzer şekilde çalışır ve kanın pıhtılaşmasından sorumludur. Pıhtılaşma için gerekli olan proteinlerin üretiminde görev yapan K vitamini, vücudun içinde ve dışında aşırı kanamanın önlenmesini sağlar. K vitamininin besinlerle birlikte vücuda yeteri kadar alınmaması, vücutta üretiminde sorunların olması veya besinlerle alınan vitaminin emilimine ilişkin bozuklukların söz konusu olması halinde K vitamini eksikliği gelişir.

K vitamini eksikliği sonucunda pıhtılaşma için gerekli olan kan proteinlerinin üretimi bozulur, buna bağlı olarak pıhtılaşma bozuklukları, olağan dışı ve aşırı kanamalar ortaya çıkabilir. K vitamini eksikliği yetişkinler arasında oldukça nadir görülür. Bunun nedeni tüketilen besinlerin içerisinde bol miktarda K1 vitamini olması ve vücutta da endojen olarak K2 vitamininin üretiliyor olmasıdır. Fakat bazı durumlarda K vitamininin emilimine ilişkin sorunlar, beslenme düzenindeki ciddi bozukluklar veya çeşitli hastalıklara bağlı olarak yetişkinlerde K vitamini eksikliğine rastlamak mümkündür. Buna karşın bebeklerde K vitamini eksikliği ile çok daha sık olarak karşılaşılmaktadır.

Hangi gıdalarda bulunur?

K1 ve K2 vitaminleri açısından zengin olan gıdaları aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:

K1 vitamini açısından zengin besinler; Lahana ve pazı gibi yeşil yapraklı sebzelerde yüksek oranda K1 vitamini yer alır. Bitkisel yağlarda ve birtakım meyvelerde de K1 vitamini bulunur. Maydanoz, ıspanak, soya fasulyesi, bamya, üzüm, marul, havuç, şalgam, pancar, kivi, erik, Brüksel lahanası, yaban mersini, brokoli; K1 vitamini içeren bitkilere örnek olarak gösterilebilir.

K2 vitamini içeren hayvansal kaynaklar; Yüksek yağlı süt ürünleri, karaciğer, diğer organ etleri, süt, peynir, tereyağı, yumurta sarısı; K2 vitamini açısından zengin olan hayvansal kaynaklardır. Aynı zamanda fermente gıdalarda da K2 vitamini yer alır.

  • Doğal K vitamini kaynakları
  • Fesleğen, Adaçayı, Kekik
  • Salatalık turşusu, Taze soğan
  • Armut, İncir, Paprika, Kaju
  • Kuşkonmaz, Böğürtlen, Kereviz

K vitamini eksikliği neden olur?

K vitamini eksikliği çok fazla yaygın olan bir sağlık problemi olmasa dahi önemsenmesi gerekir. K vitamini eksikliği yaşadığınızı düşünüyorsanız bu durumu doktorunuza bildirmenizi öneririz. Doktorunuz gerekli testleri yaparak K vitamini eksikliğine sahip olup olmadığı ile ilgili sizi bilgilendirecektir. Aşağıdaki etmenler K vitamini eksikliği oluşumunu tetikleyebilmektedir:

  • Yüksek oranda alkol tüketmek
  • Ciddi şekilde yetersiz beslenmek
  • K vitamini emilimine müdahale eden ilaçlar kullanmak
  • Sindirimi etkileyen hastalıklara sahip olmak, çölyak hastalığı ya da Crohn’s hastalığı gibi

K vitamini eksikliğinin neden olduğu hastalıklar hangileridir?

  • Diş eti kanaması, burun kanaması, idrarda ve dışkıda kan vb.
  • Kolay yaralanma, yara ve kesiklerin daha çok kanaması
  • Kadınlarda adet kanamasında artış
  • Kemik yoğunluğunda azalma ve kemik kaybı
  • Böbrek taşı, Kemik erimesi
  • Kalp ve damar rahatsızlıkları

Tedavisi;

K vitamini eksikliği uzun süre devam ettiğinde aşırı kanamalara ve bebeklerde de beyin kanamalarına yol açabilen önemli bir sorundur. Bunun yanı sıra teşhis edildikten sonra yapılacak uygulamalar ile K vitamini eksikliği tedavi edilebilir. Tedavi K vitamininin ağız yolu ile veya damar yoluyla takviye edilmesi şeklinde gerçekleştirilir. Takviyenin hangi şekilde yapılacağına, doz ve sıklığın nasıl olacağına hekim tarafından karar verilir.

Yağ emilimine ilişkin bozuklukların söz konusu olması halinde veya pıhtılaşma bozukluğuna neden olan farklı hastalıkların tespiti durumunda bunlara yönelik ayrıca tedavi planı yapılır. Beslenme düzenine ilişkin sorunlara bağlı olarak K vitamini eksikliği görülen hastalar diyetisyene yönlendirilerek K vitamini içeriği yeterli bir beslenme planına ilişkin eğitim almaları sağlanmalıdır. K vitamini için her gün tüketilmesi gereken belirli bir miktar olmasa da ortalama olarak bir günde erkekler için 120 mcg, kadınlar için ise 90 mcg K vitamini alımı önerilmektedir.

Yukarıda verilen K vitamini kaynağı besinlerin ve özellikle de yeşil yapraklı sebzelerin düzenli olarak tüketilmesi sonucunda K vitaminine olan ihtiyaç çok kolay bir şekilde karşılanabilir. Kan sulandırıcı ilaç kullanması gereken bireylerde K vitamini alımının sınırlandırılması gerekebilir. Bu durumda hekim önerilerine göre beslenme planında düzenleme yapılır ve hastaya gerekli bilgiler aktarılır. Bu hastalarda pıhtılaşma testlerinin düzenli aralıklarla tekrarlanması gerekebilir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

D vitamini nedir, hangi besinlerde bulunur?

Çoğu zaman “güneş ışığı vitamini” olarak da adlandırılan D Vitamini, vücudumuzda kalsiyum ve fosfor metabolizmasında çok önemli rolü olan,iskelet sistemimizin gelişimi ve kemik mineralizasyonunun sağlıklı devamı için gerekli  bir vitamindir. Kalsiferol olarak da bilinir.

D vitamini aktif formuna dönüşürken iki aşamalı bir süreç geçirir. İlk olarak, karaciğerdeki kalsidiol depolama formunda oluşturulur. Daha sonra, böbreklerdeki aktif formuna dönüştürülür. D vitamini kalsiyumun normal emilimine, kas ve kemiklerin normal fonksiyonlarının korunmasına katkıda bulunur.

Günlük D vitamini ihtiyacı ne kadar?

Günlük D vitamini ihtiyacı yasa ve kişiye göre değişir. Bu nedenle günlük takviye mutlaka doktor önerisiyle ve doktor kontrolünde olmalı. Yine D vitamini alırken günlük kalsiyum alımının da optimal düzeyde olması gerekir. D vitamini mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalı.

Hangi besinlerde bulunur?

D vitamini nelerde var sorusu pek çok cevaba sahip olmakla birlikte, kişinin kendi olanaklarına ve zevklerine göre seçim yapabileceği kadar da yaygındır. D vitamini içeren besinler aşağıdaki gibi sıralanmaktadır.

  • Yağlı balık
  • Ton balığı
  • Mantarlar
  • Süt
  • Portakal suyu
  • Yumurta sarısı
  • Tahıl
  • Sığır karaciğeri
  • Morina yağı

D vitamini olan yiyecekler bu şekilde listelenebilirken, güneş ışığı da D vitamini kaynakları arasında yer almaktadır.

D vitamini eksikliği belirtileri;

D vitamini eksikliği en sık yorgunluk, halsizlik, tüm vücutta genel ağrı, kemik ağrıları, eklemlerde ağrı, depresif ruh durumu, bağışıklık sisteminde zayıflamaya bağlı enfeksiyonlara duyarlılıkta artma, sık enfeksiyon geçirme, sarkopeni olarak adlandırdığımız kas kütlesinde azalma ve yaşlı kişilerde yatağa bağımlılığa kadar giden daha ciddi tablolarla kendini gösterebilir. Yine osteoporoz ve düşme, kırıklara neden olabilir.

D vitamini eksikliği nedenleri;

Pek çok sebeple D vitamini eksikliği ortaya çıkabilir. Bu sebeplerden bazıları şunlar:

  • Yeterli güneş ışığı almamak, D vitamini eksikliği nedeni olabilir. Oysa güneş ışığına doğrudan ve yeterince maruz kalan deride vücutta ihtiyaç duyulan tüm D vitamini karşılanabilir. Ancak çoğu insan, kapalı alanda çok vakit geçirdiğinden ya da fazla güneş kremi kullanımından dolayı yeterince güneş ışığı alamaz. Özellikle kış aylarından güneşten alınacak D vitamini oranı oldukça düşer.
  • Takviye olarak D vitamini kullanmamak diğer bir eksiklik nedenidir çünkü sadece diyetle alınan yiyeceklerle vücudun ihtiyacı olan miktarı karşılamak oldukça zordur.
  • Vücutta gebelik, obezite gibi nedenlerle artmış ihtiyaç, D vitamini eksikliğini tetikleyebilir.

Bazı bireyler ise eksiklik geliştirmeye daha yatkındır. D vitamini eksikliği için risk grubunda yer alanlar:

  • Koyu ten rengine sahip bireyler. Ten renginiz koyulaştıkça aynı miktar güneş ışığına maruz kalan daha açık tenli bireylere göre vücutta daha az D vitamini üretilir.
  • Gün içerisinde zamanının büyük kısmını kapalı alanlarda geçiren kişiler. Örneğin; hastane personeli, gece çalışanlar ya da çeşitli nedenlerle evden çıkamayanlar
  • Sürekli cildini kapalı tutan insanlar. Örneğin; sürekli güneş kremi kullanıyorsanız veya cildiniz tamamen giysilerle örtülüyse eksiklik geliştirmeye yatkın olabilirsiniz.
  • Amerika veya Kanada’nın kuzeyinde yaşayan insanlar. Bunun nedeni, ekvatordan uzaklaştıkça güneş ışığının daha kısa sürelerle yeryüzüne ulaşmasıdır.
  • Yaş ilerledikçe cilt incelir, dolayısıyla D vitamini üretimi azalır. Dolayısıyla ileri yaştaki insanlar da risk gubundadır.

Anne sütü ile beslenen ve D vitamini takviyesi verilmeyen bebekler de risk grubundadır. Bebek ya da anne takviye almıyorsa yüksek oranda risk taşır.

  • Gebeler
  • Aşırı kilolu bireyler

D vitamini eksikliği kimlerde görülür?

  • Açık tenliler
  • Kapalı ortamda çalışan kişiler
  • Yaşlı kişiler
  • Beslenme bozukluğu olanlar
  • Güneş ışığından korunmak için yüksek faktörlü güneş koruyucu krem kullananlar
  • Kapalı giysiler giyenler
  • Gebe ve emziren kadınlar
  • Böbrek hastalığı olanlar
  • Karaciğer hastalığı olanlar

Tedavisi;

Tedavi enjeksiyon ya da ağızdan D vitamini verilerek yapılabilir. Durumunuza, yaşınıza ve eksikliğin şiddetine göre en uygun tedavi seçeneği ve dozu doktorunuz tarafından belirlenir. Enjeksiyon, her gün ilaç almayı sevmeyen ya da unutan bireyler için daha uygun bir seçenek olabilir. Tek doz ilaç enjeksiyonu 6 aylık ihtiyacı karşılayabilir. Ağızdan tedavilerde ise ilacın günlük, haftalık ya da aylık düzenli olarak uzunca bir süre alınması gerekir.

D vitamini takviyelerinin, yağ içeren bir yemekle birlikte alınması öneriliyor. Çalışmalara göre yağ içeren bir yemekle alındığında, aç karnına alınıma göre ortalama %32 daha fazla emilim olduğu bildiriliyor. Eksikliği tedavi etmek için ihtiyaç duyulan D vitamini miktarı, eksikliğin ciddiyetine ve bireysel sağlık risklerine bağlı olarak değişir. Tedaviyle D vitamini depolarını güvenli aralığa getirmek ve düşmeyi engellemek hedeflenir.

Çocuklarda D vitamini alımı nasıl olmalı?

Çocuklarda ve bebeklerde D vitaminini sabah saatlerinde tüketilebilir. Güneşle temas yaz aylarında çok önemli. Güneş koruyucu ürünler vücudumuza D vitamini girilmesini engellediği için en azından 15-20 dakika kadar koruyucu krem sürmeden D vitamini alınmalıdır.

Çocuklarda D vitamini kullanımı yeni doğan döneminden itibaren başlaması gerekiyor. Geçmişte sağlık ocakları tarafından yeni doğanlarda ilk 14 günden sonra başlatılıyordu. Ancak günümüzde bebek hastaneden çıkıp evine giderken D vitamini 400 ünite şeklinde başlatılıyor. Bunun farklı preparatları bulunmakta. Her kullandığınız preparattaki 400 ünite miktarı ilaçtan ilaca değişkenlik gösterebiliyor. Kimisinde bir damla kimisinde 3 damla kimisinde bir puf şeklinde ama sonuçta tüketilmesi gereken miktar 1 yaşına kadar 400 ünitedir.

D vitamini alımı çocukluk döneminde profilaksi yani koruyucu hekimliğe de giriyor. Bu nedenle çocuğa 1 yaşına kadar kesilmeden D vitamini verilmesi gerekiyor. Ancak D vitamininin hekime başvurulmadan alınmamalıdır. Çocuğa D vitamini testi yaptırılmalı, eksiklik varsa verilmelidir. Sonuçta yüksek dozda D vitamini kullanımında zehirlenme olasılığı mevcuttur.

 

Paylaşın

B12 Vitamini nedir, hangi besinlerde bulunur?

Kimyasal yapısı oldukça karmaşık olan B12 Vitamini (Vitamin B12), kobalamin adı ile de bilinmektedir. Merkez bölgesinde biyokimyasal olarak oldukça nadir bulunan kobalt minerali vardır ve kobalamin adını da bu mineral sayesinde alır.

B12 vitamini suda çözünebilen, DNA sentezinde, yağ asitleri ve amino asitlerin vücut içinde kullanımında oynadığı rol sayesinde vücut içerisindeki hemen her hücrenin ihtiyaç duyduğu bir B vitamini türüdür. Sinir sisteminin sağlığı, beyin fonksiyonları ve alyuvarların üretimi için gereklidir.

Faydaları;

  • B12 vitamini enerji oluşum metabolizmasına
  • B12 vitamini sinir sisteminin normal işleyişine
  • B12 vitamini normal homosistein metabolizmasına
  • B12 vitamini psikolojik fonksiyonlara
  • B12 vitamini kırmızı kan hücresi oluşumuna ve bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna katkıda bulunur
  • B12 vitamini yorgunluk ve bitkinliğin azaltılmasına yardımcıdır ve hücre bölünmesinde rol oynar

Hangi besinlerde bulunur?

B12 Vitaminini birçok besin kaynağından elde edebilirsiniz. B12 Vitamini et çok hayvansal kaynaklı besinlerde bulunur. Bitkilerde bulunmadığı için vegan tarzı beslenen kişilerin, beslenmelerine dikkat etmesi gerekmektedir.

B12 eksikliğinin neden olduğu bağışıklık sisteminin zayıflaması, unutkanlık gibi hafıza problemleri ve kansızlık gibi durumlar için hayvansal gıda tüketmeyen kişiler takviye ürünlerden faydalanabilmektedir.
B12 Vitamininin en çok bulunduğu besinler ise;

  • Et
  • Süt
  • Yumurta
  • Peyniralık gibi hayvansal besinlerdir

Eksikliğinin belirtileri nelerdir?

B12 vitamini eksikliği hematolojik, nörolojik, psikiyatrik ve dolaylı olarak kardiyovasküler belirtilerle ilişkilidir (1). B12 vitamini eksikliği başta kan değerlerini etkileyebilir, yorgunluğa sebep olabilir ve uzun süre eksiklik devam ettiği takdirde önemli hastalıklara sebep olabilir.

B12 eksikliği yorgunluk, sinirlilik, dikkat eksikliği, ve kan değerlerindeki bozukluklar ile anlaşılabilir. Böyle bir şüpheniz var ise doktorunuza danışmanız gerekir.

Paylaşın