NYT’den Dikkat Çeken Analiz: Erdoğan, Otokrasiye İlerliyor

New York Times gazetesi, Ekrem İmamoğlu’nun da 23 Mart’ta tutuklanmasına neden olan soruşturmalar işaret ederek, Erdoğan’ın mevkisinden aldığı güçle otokrasiye ilerlediğini yazdı.

Dünyanın önde gelen gazetelerinden New York Times (NYT) bugün yazı işleri kurulu imzasıyla, “Türkiye’de otokrasiye direnen halk, sessizlikten fazlasını hak ediyor” başlıklı bir yazı yayımladı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da 23 Mart’ta tutuklanmasına neden olan soruşturmalar işaret edilerek “Bu tutuklamalar Türkiye’yi Rusya’nın son 20 yılda yürüdüğü yola sokuyor yani demokratik yollarla seçilen bir lider, mevkisinden aldığı güçle otokrasiye ilerliyor” dendi.

Washington’ın, Amerikan çıkarlarına hizmet ettiği sürece demokrat olmayan yönetimlerle de anlaşabildiği hatırlatıldı. Erdoğan’ın, NATO’nun ikinci en büyük ordusuna sahip Türkiye’nin jeostratejik önemi sayesinde demokrasiden uzaklaşmayı sağlayacak hamleleri yapabildiği savunuldu:

Erdoğan, gücünü artıracak şekilde Anayasa’yı değiştirdi, mahkemeleri kendi kontrolüne aldı, seçimleri manipüle etti, öğretim üyelerini tasfiye etti, medya kuruluşlarını kapattı ve gazetecilerle protestocuları tutukladı. Geçen ay demokrasiye yönelik saldırılarını yeni bir seviyeye taşıdı. Yönetimine yönelik memnuniyetsizliğin artmasıyla birlikte sıradaki cumhurbaşkanlığı seçimindeki en muhtemel rakibini gözaltına aldı.

İmamoğlu’nun Silivri’den NYT’ye yazdığı makalede “Bu, sadece demokrasinin yavaş yavaş erozyona uğraması değil. Bu, kasıtlı olarak cumhuriyetimizin kurumsal temellerinin yıkılmasıdır” dediği anımsatıldı. Dünya liderlerinin İBB Başkanı’nın tutuklanarak görevden uzaklaştırmasına verdiği tepkilerin zayıf olduğu vurgulanarak “Türkiye halkını desteklemek ve Erdoğan’ı baskı altına almak için daha fazlasını yapabilirler” dendi.

Anketler ve belediyecilikteki başarıları anlatılan İmamoğlu ve CHP’nin sosyal demokrasi ve laiklikten yana olduğu bildirildi. İmamoğlu’nun hem 7 Ekim 2023’teki saldırılardan dolayı Hamas’ı hem de Gazze savaşında sivilleri öldüren İsrail’i kınadığı, Erdoğan’ınsa Hamas’ı övdüğü hatırlatıldı.

71 yaşındaki cumhurbaşkanı muhafazakar ve dindar çizgisiyle rakibinden ayrışsa da İmamoğlu’nun Erdoğan’ın ilk günlerini hatırlattığı değerlendirmesi yapıldı:

“İktidardaki ilk yıllarında Erdoğan, geniş bir siyasi koalisyon oluşturdu, ordudaki subayları sivil kontrol altına aldı, ekonomiyi büyüttü, ılımlı bir İslamcılığı teşvik etti, Kürt azınlıkla uzun süredir devam eden çatışmayı çözmeye çalıştı, komşusu ve uzun süredir rakibi olan Yunanistan’la ilişkileri normalleştirdi. Onun bu yaklaşımı, George W. Bush ve Barack Obama’yı onunla ilişki geliştirmeye itti. Ancak zamanla Erdoğan daha aşırılıkçı, daha yoz ve gücünü pekiştirmeye daha fazla odaklanmış bir hale geldi.”

İmamoğlu’nun tutuklanmasının Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı koltuğunu terk etmeye niyeti olmadığını gösteren bir işaret olduğu iddia edildi. Trump’ın ABD Başkanlığı’na dönmesinden yalnızca iki ay sonra İBB Başkanı’na yönelik operasyonun gerçekleştirildiğinin altı çizildi.

Özellikle Avrupa ülkelerinin Türkiye’ye baskı uygulaması gerektiği, şu ifadelerle savunuldu: “Türkiye’nin İslamcı aşırıcılığa kayması, terörü destekleyen ve İsrail’i tehdit eden bir başka ülke haline gelebileceğini gösteriyor. İstikrarsızlık için en belirgin potansiyeli, Türkiye’nin güneyindeki komşusu, Beşar Esad’ın diktatörlüğünden kurtulmaya çalışan Suriye taşıyor.

Avrupa’da Putin’in hırslarından ve Macaristan’da otoriterliğin yükselişinden kaygı duyan siyasi liderler, Türkiye’nin demokrasinin zayıflamasına dair bir başka örnek sunmasından da endişelenmelidir. Avrupa’nın Erdoğan’ı etkileyecek kozları var: Almanya, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı ve diğer bazı Batı Avrupa ülkeleri de çok geride değil.”

Yazının son paragrafı da şöyle: “İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından yüzbinlerce Türk, son yılların en büyük protestolarında sokakları doldurdu. Bunu yapmak cesaret gerektiriyordu. Yetkililer buna, birçoğu düzmece davalarla karşı karşıya olan yüzlerce protestocuyu tutuklayarak karşılık verdi. Onların cesareti küresel sessizlikten daha fazlasını hak ediyor.”

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’nun Tutukluluğuna İtiraz Reddedildi

Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğuna yapılan itiraz mahkeme tarafından reddedildi. İmamoğlu’nun tutukluluğuna itiraz dilekçesinde ”Soruşturma, baştan sona hukuken yasak usullerle yürütüldü” ifadeleri kullanılmıştı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik soruşturma kapsamında mali suçlamalarla tutuklanan ve görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile İBB Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un tutukluluğa ilişkin yapılan itirazlar reddedildi.

BirGün’de yer alan habere göre; Ekrem İmamoğlu’nun avukatlarının yaptığı bu itirazın ardından dava Asliye Ceza Mahkemesi’ne götürülecek. Üst mahkemenin kararına göre İmamoğlu ve Ongun hakkında tahliye ya da tutukluluk hallerinin devamı kararı verilecek.

Ekrem İmamoğlu’nun avukatları Fikret İlkiz, Hasan Fehmi Demir, Tora Pekin ve Mehmet Pehlivan, tutukluğa itiraz dilekçesini 7 Nisan’da İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği’ne sunmuştu. Dilekçede, ”İmamoğlu’nun tutukluluğunun kaldırılması ile tahliyesine, hukuksuz tutuklamanın devamında ısrar edilmesi halinde dosyanın itirazen incelenmek üzere yetkili ve görevli Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi” istenmişti.

İtiraz dilekçesinde, ceza soruşturmasının en temel zorunluluklardan birinin, yer, tarih ve zaman dilimi ile belirlenmiş, fiille suç oluşturan sonuç arasındaki nedenselliğin ve bu sonuca sebebiyet veren failin somut olgulara dayalı, apaçık bir şekilde ortaya konulması gerekliliği olduğu vurgulanmıştı.

Dilekçede, bu zorunluluktan hareketle mevcut soruşturmada örneğin, ”rüşvet isnadına ilişkin olarak, kimin hangi tarihte, ne amaçla, kime, kaç lira vermiş olduğuna, ihaleye fesat karıştırmak isnadına ilişkin olarak, ihalenin tarihi, konusu, hangi eylemle nasıl fesat yaratıldığı, kişisel verilerin ele geçirilmesinin nasıl, hangi tarihte, ne amaçla, kim tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin somut olgulara dayalı tespitlere yer verilmediği” aktarılmıştı.

Paylaşın

Araştırma: Halkın Yüzde 69’u İmamoğlu Davasını Siyasi Görüyor

Halkın yüzde 69’u İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması süreci ve çevresindeki gelişmeleri devletin “keyfi ve adaletsiz” bir tavrı olarak görüyor.

Bu görüşe, CHP seçmenlerinin yüzde 95’i, DEM seçmenlerinin tamamı ve İYİ Parti seçmenlerinin yüzde 83’ü katılıyor. Öte yandan, katılımcıların yüzde 31’i ise devletin tavrını “güçlü ve güvenilir” bulduğunu belirtiyor.

Bekir Ağırdır yönetimindeki Veri Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen son araştırma, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan davaya ve son dönemde yaşanan gelişmelere dair toplumun nabzını tuttu.

Araştırma sonuçları Oksijen gazetesinde yayımlandı ve oldukça çarpıcı veriler ortaya koydu.

Araştırmaya göre, halkın yüzde 69’u İmamoğlu’nun tutuklanması süreci ve çevresindeki gelişmeleri devletin “keyfi ve adaletsiz” bir tavrı olarak görüyor. Bu görüşe CHP seçmenlerinin yüzde 95’i, DEM seçmenlerinin tamamı ve İYİ Parti seçmenlerinin yüzde 83’ü katılıyor. Öte yandan, katılımcıların yüzde 31’i ise devletin tavrını “güçlü ve güvenilir” bulduğunu belirtiyor.

Toplumun yüzde 65’i yaşananları hükümetin muhalefete yönelik bir baskı girişimi olarak değerlendiriyor. Sürecin yargı tarafından bağımsız bir şekilde yürütüldüğüne inananların oranı ise sadece yüzde 11’de kalıyor. “Suç işleyen herkes gibi işlem yapıldı” diyenler yüzde 16, bu gelişmeleri muhalefetin mağduriyet yaratma çabası olarak görenler ise yüzde 8 seviyesinde.

Ayrıca, bu sürecin ardından ülkedeki demokrasi ve hukukun üstünlüğüne ilişkin daha olumsuz düşünmeye başladığını ifade edenlerin oranı yüzde 61’e ulaştı. Bu görüşe CHP seçmenlerinin yüzde 87’si, DEM seçmenlerinin yüzde 93’ü ve İYİ Parti seçmenlerinin yüzde 87’si katılıyor. Görüşlerini değiştirmediğini belirtenlerin oranı ise genel katılımcılar arasında yüzde 32 iken, AK Parti seçmenleri arasında yüzde 58, MHP seçmenleri arasında ise yüzde 39 olarak ölçüldü.

Paylaşın

Borsa’da Kayıplar Durdurulamıyor; Türkiye’nin Risk Primi Zirvede

Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS / Credit Default Swap) puanı 372 seviyesine yükseldi. Böylelikle Türkiye’nin risk primi son 1,5 yılın en yüksek seviyesine çıktı.

Haber Merkezi / Borsa İstanbul 100 endeksi ise, yeni haftaya yüzde 2,80’lik bir düşüşle 9.117 puandan başladı.

Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS / Credit Default Swap) puanı 372 baz puanı görerek Kasım 2023’ten bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

19 Mart’ta yurt içinde siyasi gündemdeki olaylarla Türkiye’nin risk priminde yukarı yönlü bir hareket görülerek 300 baz puanın üzerine çıkmıştı. Trump’ın gümrük vergilerini açıklaması sonrasında risk priminde hareketlilik sürdü. Bloomberg verilerine göre, 18 Mart’ta 255 baz puan olan Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i 7 Nisan’da 373 puana yaklaştı.

Borsa İstanbul 100 endeksi, yeni haftaya yüzde 2,80’lik bir düşüşle 9.117 puandan başladı. Günün ilerleyen saatlerinde endeks kayıplarını daha da artırarak yüzde 3,50 civarında geriledi.

Bankacılık endeksi yüzde 3,61, holding endeksi ise yüzde 2,80 değer kaybetti. Analistler, 9.100 ve 9.000 seviyelerinin destek, 9.200 ve 9.300 seviyelerinin direnç noktaları olarak dikkat çektiğini belirtiyor.

“Ekonomideki son çalkantı kalıcı değil”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Tarım ve Orman Şurası’nda yaptığı konuşmada ekonomik politikalara ve küresel gelişmelere dair önemli mesajlar verdi.

Son dönemde döviz kurundaki hareketliliğe de değinen Şimşek, Türk Lirası’ndaki yüzde 3 ila 3,5 seviyesindeki değer kaybının kısa vadede bazı etkiler yaratabileceğini, ancak bu etkinin kalıcı olmayacağını belirtti.

Şimşek, “Lirada nisan ayına özgü sınırlı etkiler olabilir. Ancak orta ve uzun vadede bu oynaklığın kalıcı bir baskı yaratmasını beklemiyoruz. Aksine, dezenflasyon sürecine katkı sağlayacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İmamoğlu, Kendisine Yönelik Aylardır Devam Eden “Yargı Tacizini” Yazdı

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 19 Mart’ta gözaltına alınması ile başlayan süreci New York Times (NYT) gazetesi için kaleme aldı.

İmamoğlu’nun NYT’de yayınlanan yazı, “19 Mart sabahının erken saatlerinde, onlarca silahlı polis memuru, gözaltı kararıyla kapıma dayandı. Sahne, Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul’un seçilmiş belediye başkanının değil, bir teröristin yakalanmasına benziyordu” sözleriyle başlıyor.

Daha sonra ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanlığı adaylığı için ön seçim yapmasına dört gün kala gözaltına alınmasının şaşırtıcı olmadığını belirten İmamoğlu, kendisine yönelik aylardır devam eden “yargı tacizini” anlatıyor.

Diplomasının, mezuniyetimin üzerinden 31 yıl geçtikten sonra ‘aniden iptal edildiğini’ belirten İmamoğlu, “Yetkililer, anayasanın cumhurbaşkanının yükseköğrenim diplomasına sahip olmasını şart koştuğu için, bu hamlenin beni seçim yarışından diskalifiye edeceğine inanıyor gibiydi” dedi.

“Beni sandıkta yenemeyeceğini anlayan Erdoğan, başka yöntemlere başvurdu: ana siyasi rakibini, rüşvet, yolsuzluk, suç örgütü liderliği ve yasadışı Kürdistan İşçi Partisi’ne (PKK) yardım gibi temelsiz suçlamalarla tutuklatmak. Seçilmiş makamımdan da mali suçlamalar gerekçe gösterilerek uzaklaştırıldım” diyen İmamoğlu, yazısının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Yıllardır Erdoğan rejimi, demokratik denge ve denetim mekanizmalarını aşındırıyor; medyayı susturuyor, seçilmiş belediye başkanlarını görevden alıp yerlerine atanmış bürokratlar getiriyor, yasamayı etkisiz hale getiriyor, yargıyı kontrol ediyor ve seçimleri manipüle ediyor.

Son aylarda protestocuların ve gazetecilerin kitlesel olarak tutuklanması, ürkütücü bir mesaj verdi: kimse güvende değil. Oylar iptal edilebilir ve özgürlükler bir anda elinizden alınabilir. Erdoğan yönetiminde Türkiye Cumhuriyeti, bir korku cumhuriyetine dönüşmüş durumda.”

28 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kurulan PKK, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Fransa, Türkiye ve pek çok başka devlet tarafından terör örgütü kabul ediliyor.

İmamoğlu, “Tutuklanmam, Türkiye’nin otoriterleşmeye ve keyfi güce teslim olmasında yeni bir aşamayı işaret ediyor. Uzun bir demokratik geleneğe sahip olan ülkemiz, geri dönüşü olmayan bir noktaya doğru hızla ilerliyor” diye ekledi.

Ekrem İmamoğlu, baskıların yalnızca “kendisiyle sınırlı kalmadığını,” gizli tanık ifadelerinden oluşan bir iddianameye dayanan geniş çaplı bir operasyonla, belediye yöneticileri ve iş dünyasından isimler de dahil olmak üzere yaklaşık 100 kişinin daha gözaltına alındığını vurguladı.

İmamoğlu, şöyle devam etti: “Ancak Türk halkı bu baskılara meydan okudu. Gösteri yasaklarına ve şehir girişlerine kurulan barikatlara rağmen, İstanbul’dan Erdoğan’ın kalesi olarak görülen Rize’ye kadar yüz binlerce vatandaş sokaklara döküldü. Gözaltına alındığım ilk saatlerden itibaren ve takip eden günlerde, her yaştan ve kesimden insan partime katıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önünde, artan baskı ve gözaltılara rağmen insanlar nöbet tuttu,” diyen İmamoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüm baskılara rağmen, Cumhuriyet Halk Partisi pazar günü cumhurbaşkanlığı ön seçimlerini başarıyla gerçekleştirdi. Parti’nin açıkladığı sonuçlara göre, 1,7 milyon kayıtlı üyenin de dahil olduğu 15 milyon kişi oy kullanarak beni partisinin cumhurbaşkanı adayı olarak seçti.”

Şimdiye kadar Erdoğan’ın desteklediği adaylarla üç kez yarıştığını belirten İmamoğlu, bu adaylara her seferinde kazandığının altını çizdi. 2019’da İBB başkanlığı için yarışan İmamoğlu’na kazanmasına rağmen mazbata verilmemiş, oyların bir kez daha sayılmasıyla zaferi tescillenmişti. İBB Başkanı, geçtiğimiz yıl da yerel seçimlerden zaferle çıkmıştı.

“Şimdi, beni sandıkta yenemeyeceğini anlayan Erdoğan, yargıyı kullanarak beni devre dışı bırakmaya çalışıyor. Oysa son anketlere göre, seçimler bugün yapılsa kazanma şansım oldukça yüksek,” diyen İmamoğlu şunları da sözlerine ekledi: “Artan adaletsizlikler ve kötüleşen ekonomi karşısında, Türkiye’de halkın sabrı tükendi. İnsanlar seslerini yükseltiyor ve kapsayıcılık, adalet ve daha iyi bir gelecek vaat eden bir adayın etrafında birleşiyor. Onlar susturulamaz. Ancak halk, benim tutuklanmamın Türkiye’yi daha da otoriter bir yola sürükleme girişimi olduğunu da fark etti.

Baskılara rağmen dayanışma işaretleri var. Türkiye’deki ve dünyanın dört bir yanındaki sosyal demokrat liderler ve belediye başkanları—Amsterdam’dan Zagreb’e—cesaret ve ilke sahibi duruş sergileyerek bana destek verdi. Sivil toplum da geri adım atmadı. Peki, dünya genelindeki hükümetler? Onların sessizliği kulakları sağır edecek kadar yüksek.”

İmamoğlu, buna karşın, Washington’un yalnızca “son gözaltılar ve protestolarla ilgili endişelerini” dile getirdiğini, Avrupa’daki liderlerin ise birkaç istisna dışında güçlü bir tepki vermediğini söyledi.

“Şüphesiz ki, son olaylar—Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı, komşumuz Suriye’de Esad rejiminin devrilmesi ve Gazze’deki yıkım—Türkiye’nin stratejik önemini artırdı,” diyen İmamoğlu, ülkenin özellikle Avrupa güvenliği açısından kritik hale geldiğinin altını çizdi.

Ekrem İmamoğlu, “Ancak, jeopolitik dengeler, değerlerin, özellikle de insan haklarının aşındığını görmezden gelmemize neden olmamalı. Aksi takdirde, küresel düzene zarar verenleri meşrulaştırmış oluruz” diye ekledi.

İmamoğlu, yazısını şöyle bitirdi: “Demokrasinin kaderi; öğrenciler, işçiler, yurttaşlar, sendikalar ve seçilmiş yetkililer—kurumlar çökerken sessiz kalmayı reddedenler—tarafından belirlenecek,” diyen İmamoğlu yazısını şu ifadelerle sonlandırdı: “Ben, Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında adalet ve demokrasi için mücadele eden insanlara inanıyorum.”

Ne oldu?

İmamoğlu, 18 Mart’ta İstanbul Üniversitesi’nden aldığı diplomanın iptal edilmesinden bir gün sonra gözaltına alınmış daha sonra da 23 Mart’ta ‘yolsuzluk’ soruşturmasından tutuklanmıştı. Tüm bu süreç, İBB Başkanı’na son haftalarda açılan soruşturmaların ardından ve CHP’nin cumhurbaşkanı adaylığı ön seçiminin öncesinde geldi. Bu soruşturmaların başlangıcında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da “Onlar da çok iyi biliyorlar ki daha turpların büyükleri heybede. Telaşlarının sebebi bu,” demişti.

Ancak İmamoğlu tutuklanmasıyla aynı gün 15 milyona yakın oyla CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edildi. Ardından İçişleri Bakanlığı kararıyla İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırıldı. İmamoğlu’nun yerine CHP’li Belediye Meclis Üyesi Nuri Aslan İBB Başkanvekili olarak seçildi.

İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve sonrasında tutuklanmasıyla tetiklenen kitlesel protestolar, Türkiye’de on yıldan uzun süredir görülen en büyük gösterilere dönüştü. Polis, protestolara karşı biber gazı, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su ile karşılık verdi. İstanbul başta olmak üzere ülkenin birçok büyük şehrinde güvenlik güçleri göstericilere sert müdahalelerde bulunuyor.

Yetkililer aralarında gazetecilerin de olduğu 1.100’den fazla kişiyi gözaltına aldı. Gazeteciler daha sonra serbest bırakıldı. Aynı zamanda sosyal medya platformu X’e yüzlerce hesap engelledi. Erdoğan ise Ankara’daki kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada protestoları ‘şiddet hareketi’ olarak nitelendirdi.

Ekonomistler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) geçen hafta lirayı desteklemek için üç gün içinde 25 milyar dolara kadar müdahalede bulunduğunu tahmin ediyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Araştırma: Toplumun Yüzde 73’ü İmamoğlu Protestolarını Meşru Görüyor

KONDA’nın yaptığı araştırmaya göre; toplumun yüzde 73’ü İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından ülke genelinde başlayan protestoları meşru görüyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart 2025’te gözaltına alınmasıyla başlayan ve tutuklanmasıyla büyüyen protestolar ülke genelinde devam ediyor.

KONDA Araştırma ve Danışmanlık Şirketi, 24-25 Mart’ta yaptığı görüşmelerde, yurttaşlara İmamoğlu’nun tutuklanmasını ve protestolarla ilgili düşüncelerini sordu.

Elde edilen veriler, toplumun genelinde protestolara temkinli; ama olumlu bir yaklaşım olduğunu gösteriyor.

Araştırma bulgularına göre:

Yüzde 21, eylemleri haklı buluyor.
Yüzde 52, düzeni bozmadıkça eylemlere hak veriyor.
Yüzde 27, eylemler haksızdır diyor.

Eylemlere dair üç görüş

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasını destekleyenler protestolara büyük oranda karşı çıkarken, tutuklamaya karşı olanlar eylemleri büyük ölçüde haklı buluyor.

İmamoğlu’nun tutuklanmasını doğru bulanların yalnızca yüzde 3’ü “Eylemler haklıdır” derken, yüzde 32’si “Düzeni bozmadıkça haklıdır” görüşünü savunuyor; yüzde 65 ise eylemleri tamamen haksız buluyor.

Tutuklamayı yanlış bulanların yüzde 43’ü eylemleri doğrudan haklı, yüzde 56’sı ise düzeni bozmadıkça haklı görüyor. Bu grupta yalnızca yüzde 2’lik bir kesim eylemleri haksız buluyor.

Tutuklama hakkında fikir beyan etmeyenler arasında ise yüzde 5 “Eylemler haklıdır”, yüzde 65 “Düzeni bozmadıkça haklıdır” derken, yüzde 30 eylemleri haksız bulduğunu ifade ediyor.

Paylaşın

RTÜK’ten 4 Kanala 7 Ayrı Ceza

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na ilişkin yapılan yayınlar nedeniyle Tele 1, Halk TV, NOW TV ve Sözcü TV’ye ceza verdi.

Haber Merkezi / RTÜK ayrıca gazeteci Fatih Altaylı’nın youtube kanalı ile geçtiğimiz günlerde tutuklanan yönetmen İlker Canikligil’in ortağı olduğu Flu TV’nin yayın lisansı almaması halinde bu kanallara erişim engeli getirilmesi kararı aldı.

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na ilişkin yapılan yayınlar nedeniyle NOW TV, Tele 1, Halk TV ve Sözcü TV’ye ceza yağdırdı.

RTÜK üyesi İlhan Taşçı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, verilen cezalara ilişkin şunları kaydetti:

“RTÜK’ün bugünkü Üst Kurul Toplantısında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına uzanan süreçteki yayınlara program durdurmadan, lisans iptalinden önceki en ağır ceza olan 10 gün yayın durdurmaya uzanan tarihinin en ağır cezaları oyçokluğuyla alındı.

Sözcü TV’ye İstanbul, Ankara ve İzmir’den canlı yayın yapılarak, yorumlarda “halkın kin ve düşmanlığa teşvik” edildiği savıyla 10 gün yayın durdurma cezası verildi. Kanal aynı maddeden 8/1/b ceza alması halinde lisansı iptal edilecek. Tebliğin ardından SZC TV’nin 10 gün boyunca 7/24 ekranı karartılacak. Ekrana yalnızca siyah zemin üzerine RTÜK’ün karar metni yansıtılacak.

SZC TV hakkında ayrıca CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yönelik sözleri nedeniyle yüzde 3 idari para cezasına hükmedildi.

Halk TV’ye Gündem Özel programında, CHP Genel Başkanın Özgür Özel’in Saraçhane mitinginde Akın Gürlek ve Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik eleştirileri boykot çağrısının ekrana yansıtılması ile İstanbul, Ankara ve İzmir’den canlı yayın yapılarak, yorumlarda “halkın kin ve düşmanlığa teşvik” edildiği savıyla yüzde 5 idari para cezası ve 5 kez de program durdurmaya karar verildi. Halk TV’ye ayrıca CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın ”Elinde terazi olan bu darbecilere karşı hep birlikte direneceğiz” sözleri nedeniyle yüzde 3 idari para cezasına hükmedildi.

Tele 1’e Haber 13 programında, CHP Genel Başkanın Özgür Özel’in Saraçhane mitinginde Akın Gürlek ve Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik eleştirileri ile İstanbul, Ankara ve İzmir’den canlı yaparak, yorumlarda “halkın kin ve düşmanlığa teşvik” edildiği iddiasıyla yüzde 5 idari para cezası ile 5 kez de program durdurma cezası çıktı.

Tele 1’e ayrıca Sabah Pusulası programında RTÜK Başkanına yönelik değerlendirmeler nedeniyle de yüzde 3 idari para cezası kesildi.

Now TV’ye Orta Sayfa programında Ekrem İmamoğlu soruşturmasıyla ilgili işlemlerin “hukuka aykırı ve talimatlarla yapıldığı” yorumları gerekçesiyle yüzde 2 idari para cezası verildi.”

Üst Kurul toplantısından YouTube kanalı üzerinden yayın yapanlara yönelik de kararlar çıktı. Fatih Altaylı ve İlker Canikligil’in ‘Flu TV’ adlı YouTube kanallarıyla ilgili 72 saat içerisinde lisans almaları gerektiği, alınmadığı takdirde kanallarına erişim engeli istenileceği aktarıldı.

Akıllı TV’ye ise, bir yıl içerisinde ikinci kez sağlık beyanı ile ürün satışı yaptığı için 10 süreyle yayın durdurma cezası uygulandı.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Protestoları: 1.879 Gözaltı, 260 Tutuklama

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Ekrem İmamoğlu protestolarına katılan 1.879 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. İmamoğlu, geçtiğimiz çarşamba sabahı gözaltına alınmış, pazar günü ise tutuklanmıştı.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından tüm yurtta başlayan protestolar dün de devam etti.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, protestolara katılan 1.879 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Yerlikaya, “Bunların; 260’ı tutuklandı, 468’i hakkında adli kontrol kararı verildi, 662’sinin işlemleri devam ediyor, 489’u da serbest bırakıldı” bilgisini verdi.

Ali Yerlikaya, “silahsız ve saldırısız” gösterilerin Anayasal bir hak olduğunu belirtti ancak son protestolarda “taşlar, asitler, baltalar ve molotoflar” kullanıldığını söyledi.

Yerlikaya, “Adalet sokakta değil, mahkeme salonlarında tecelli eder. Sokağa çıkmakla kimse temize çıkamaz. Hukuku sokak eylemleriyle bastırmaya çalışmak, adaleti linç etme kampanyalarıyla susturmaya kalkmak kimseye fayda sağlamaz” diye ekledi.

Gösteriler sırasında 150 polis memurunun yaralandığını belirten Yerlikaya, “Geçen yıl, 2024’te, Bakanlığımıza toplantı ve gösteri yürüyüşü için 903 başvuru yapıldı. Bunların 863’üne izin verildi” ifadelerini kullandı, Bakanlığın gösterilere izin verme oranının yüzde 96 olduğunu belirtti.

2019 yerel seçimlerinde seçim otobüsünün içindeki Ekrem İmamoğlu’na, “Ekrem abi, her şey çok güzel olacak” diye seslenerek, seçim kampanyasının sloganı haline gelen sözlerin sahibi 22 yaşındaki Berkay Gezgin tutuklananlar arasında yer alıyor.

Yerlikaya’nın açıklaması şöyle: “Milletimizin kardeşliğine pusu kuruldu. Polislerimize saldırıldı. Milli ve manevi aile değerlerimiz ayaklar altına alındı. Adalet sokaklarda değil mahkeme salonlarında tecelli eder. Sokağa çıkmakla kimse temize çıkamaz. Hukuku sokak eylemleriyle bastırmaya çalışmak kimseye fayda sağlamaz.

Sokak kışkırtması gerçeklerin üzerini örtemez. Bakanlık olarak toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ilişkin bize yapılan başvurularda yüzde 96’sına izin vermişiz. Son yapılan eylemlerde yapılanların özgürlükle ilgisi var mı? Sokak çağrısı yapanlar bu gerçeklerle yüzleştiğinde ne düşündüler? Boykot çağrısı yapmakla yerli ve milli markalarımızın çalışanlarını zor durumda bırakmakla amaçlanan nedir?

Bu son yapılan eylemler sonrası bin 879 şüpheli gözaltına alındı. Bunların 260’ı tutuklandı. 468’i hakkında adli kontrol verildi. 662’sinin işlemleri devam ediyor. 150 polisimiz yaralandı.”

Tutuklu yedi gazeteciye tahliye

Öte yandan Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla tetiklenen protestoları takip eden ve önceki gün tutuklanarak cezaevine gönderilen yedi gazeteci hakkında tahliye kararı verildi.

Mahkeme, yapılan itiraz üzerine AFP muhabiri Yasin Akgül, NOW Haber muhabiri Ali Onur Tosun, foto muhabiri Bülent Kılıç, muhabir Zeynep Kuray, İBB foto muhabiri Kurtuluş Arı, Bakırköy Belediyesi foto muhabiri Gökhan Kam ve muhabir Hayri Tunç’un serbest bırakılmasına hükmetti.

Tahliye kararı sonrası açıklamada bulunan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, “Tutuklanan gazeteciler tahliye edildi. Hak ihlalinin uzamaması elbette sevindirici ancak HSK tarafından da sorumlular hakkında gecikmeksizin inceleme başlatılması gerekiyor. Bu ve benzeri hukuka aykırı uygulamaların basının tamamı üzerinde bir baskı oluşturduğu unutulmamalı” dedi.

Paylaşın

Analiz: Erdoğan, En Güçlü Rakibi İmamoğlu İçin Kusursuz Zamanı Seçti

Avrupa Birliği (AB) diplomatı olan Marc Pierini, Erdoğan’ın baş rakibi İmamoğlu’nu cezaevine göndermek ve protestoculara sert bir tepki vermek için en “kusursuz zamanı” seçtiğini belirtiyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü’nden Aslı Aydıntaşbaş, “ABD hükümeti değerlere dayanan bir dış politika izlemeyi pek istemiyor. Avrupalıların ise Suriye’nin istikrara kavuşması ve savaştan sonra Ukrayna’da, Avrupa açısından kalıcı bir güvenlik mimarisi oluşturulabilmesi için Türkiye’ye ihtiyacı var. Zaman, Erdoğan ile kavgaya girmeye hiç uygun değil” ifadelerini kullanıyor.

Ekrem İmamoğlu’nun önce diplomasının iptal edilmesi ardından da gözaltına alınıp daha sonra tutuklanması ve bu süreçte başlayarak bugüne dek devam eden kitlesel protestolara karşı devletin sert tavrına Batı dünyasından kayda değer bir tepki gelmemesi, uluslararası düzeyde de dikkat çekiyor.

AFP haber ajansının bu bağlamda yayınladığı bir analize göre Batı’nın Türkiye’ye, Ukrayna’nın savunulması ve Suriye’de sağlam bir yapı kurulabilmesi için ihtiyacı var. Siyasi gözlemcilere göre, jeopolitik açıdan elinin güçlendiğini farkeden Erdoğan bu durumu ülkesindeki iktidarını daha da güçlendirmek için kullanıyor. En büyük rakibini cezaevine göndererek devre dışı bırakan Erdoğan, ciddi bir sonucu olmayacağını bildiği için protestoculara karşı da son derece sert bir tavır takınıyor.

“Erdoğan jeopolitik anı iyi farketti” diyen ABD merkezli düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü’nden Aslı Aydıntaşbaş, “ABD hükümeti değerlere dayanan bir dış politika izlemeyi pek istemiyor. Avrupalıların ise Suriye’nin istikrara kavuşması ve savaştan sonra Ukrayna’da, Avrupa açısından kalıcı bir güvenlik mimarisi oluşturulabilmesi için Türkiye’ye ihtiyacı var. Zaman, Erdoğan ile kavgaya girmeye hiç uygun değil” ifadelerini kullanıyor.

Her ne kadar Erdoğan’ın rakibi, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı Almanya ve Fransa kınama mesajları göndermiş olsa da, yaptırım tehdidinde bulunmadılar. Diğer Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanlıkları ise, ABD Dışişleri Bakanlığı gibi sessiz kaldı. Salı günü Türk mevkidaşı Hakan Fidan’ı Washington’da ağırlayan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Türkiye’de protestocuların kitleler halinde gözaltına alınmasından “endişe” duyduklarını dile getirmekle yetindi.

Carnegie Avrupa isimli düşünce kuruluşundan, eski bir Avrupa Birliği (AB) diplomatı olan Marc Pierini, Erdoğan’ın baş rakibini cezaevine göndermek ve protestoculara sert bir tepki vermek için en “kusursuz zamanı” seçtiğini belirtiyor. İngiltere ile Fransa bugünlerde Ukrayna’ya destek sağlayacak ve belki de ileride bu ülkeye askeri güç gönderecek bir “Gönüllüler Koalisyonu” kurmaya çalışıyor. Büyük askeri gücü, askeri insansız hava araçları (İHA) donanımı ve üretim kapasitesi ve hem Kiev hem de Moskova sahip olduğu yakın ilişkiler sayesinde Türkiye önemli bir ortak.

2006-2011 yılları arasında AB’nin Ankara Büyükelçisi olarak görev yapan Pierini, “Bu, Türkiye’nin sağlam ve esnek savunma sanayii sayesinde, Erdoğan’ın, önemli bir rol oynayacağı uluslararası sahneye dönüşü anlamına geliyor” ifadesini kullanıyor. “Türkiye Cumhurbaşkanı’nın bu bağlamda, hukuk devleti ilkelerinin çiğnenmesine Batı Avrupa ülkelerinin sessiz kalacağına güvendiğini” dile getiren deneyimli Türkiye uzmanı Pierini, şu ana kadar her şeyin Erdoğan’ın planladığı gibi gittiğini belirtiyor.

Türkiye’nin NATO içinde yıldızı parlıyor

Türkiye, Perşembe günü Paris’te yapılacak olan Ukrayna Zirvesi’ne de katılacak. Ancak Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyaç duyduğu tek konu, Moskova’ya karşı Kiev’e destek değil. Suriye’de uzun yıllar iktidarı elinde tutan Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Ankara, bu ülkedeki en önemli aktör konumunda. İsyancı grupların Şam’ı ele geçirmesine büyük katkı sağlayan Türkiye, Suriye’de istikrârın sağlanması için vazgeçilemeyecek öneme sahip. Güçlü donanması ile Akdeniz’de etkili olma potansiyeline sahip Ankara diğer yandan bugünlerde, ABD Başkanı Donald Trump’ın kestirilemeyen diplomasi anlayışı sebebiyle NATO’da oluşan zorluklardan da yararlanıyor.

Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden Türkiye Uzmanı Dorothée Schmid’e göre, “Türkiye yeni güvenlik endişeleri nedeniyle ve Trump’ın kutuplaştırıcı başkanlığı bağlamında NATO içinde çok önemli bir partner konumuna geldiğinin farkında.” Ülke içinde protestolar ve gerginlik artarken “Erdoğan’ın, neredeyse hiç uluslararası tepki olmadığını gördüğünü” ifade eden Schmid, “Bana göre Avrupalıların Türkiye’nin iç politikası üzerinde hiçbir etkisi yok” diyor.

“İçinde bulunduğumuz dönem, tarihin, demokratik değerlerin çok kolay bir şekilde sert jeopolitik gerçekler tarafından yok sayılacağı bir anına denk geliyor” ifadelerini kullanan Aslı Aydıntaşbaş, “Türkiye bu anlamda, böyle şeyler yaşayan ne ilk ne de son ülke olacak” öngörüsünü dile getiriyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Protestoları: Tutuklu Yedi Gazeteci Hakkında Tahliye Kararı

Saraçhane’de Ekrem İmamoğlu protestolarını haberleştirdikleri için tutuklanan yedi gazeteci hakkında tahliye kararı verildi. Gazeteciler, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa Muhalefet” suçlamasıyla tutuklanmıştı.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasını protesto eylemlerini haberleştirdikleri için tutuklanan AFP muhabiri Yasin Akgül, NOW Haber muhabiri Ali Onur Tosun, foto muhabiri Bülent Kılıç, muhabir Zeynep Kuray, İBB foto muhabiri Kurtuluş Arı, Bakırköy Belediyesi foto muhabiri Gökhan Kam ve muhabir Hayri Tunç hakkında tahliye kararı verildi.

Tahliye kararı sonrası açıklamada bulunan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, “Tutuklanan gazeteciler tahliye edildi. Hak ihlalinin uzamaması elbette sevindirici ancak HSK tarafından da sorumlular hakkında gecikmeksizin inceleme başlatılması gerekiyor. Bu ve benzeri hukuka aykırı uygulamaların basının tamamı üzerinde bir baskı oluşturduğu unutulmamalı” dedi.

DİSK Basın-İş gazetecilerin tahliye edilmesine dair yaptığı açıklamada “Şimdi soruyoruz: Gazetecilere kimler kumpas kurdu? Basın kartları ve ekipmanları gözükmeyecek şekilde fotoğraflarını çeken polisler kim? Gözaltına alma kararı ile tutuklama kararı veren hakim ve savcılar hakkında işlem başlatılacak mı? Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bu kumpastan öylece sıyrılamaz! HSK, hukuksuz karar veren yargı mensupları hakkında derhal işlem başlatmalıdır” dedi.

“Gazeteciliğe dokunulamaz”

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu gazetecilerin tahliyesine ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti: “İstanbul’daki gazeteci arkadaşımızın tahliye kararından teselli duyuyoruz. Yine muazzam bir haksızlık sonucu İzmir’de gözaltına alınan ve gözaltında dördüncü günlerini yaşayan meslektaşlarımızın da bir an önce bırakılmasını talep ediyoruz. Gazeteciliğe dokunulamaz!

Gazetecilerin toplu tutuklanması gibi toplu tahliyesi de, mesleki dayanışmanın önemini bir kez daha ortaya çıkarırken, gazeteciliğin ve toplumsal rolünün kasıtlı, skandal bir tarzda hedef alınmasını gün yüzüne çıkardı. Bu kabul edilemez! İzmir’deki meslektaşlarımızın da tahliyesini talep ediyoruz.”

1.879 gözaltı, 260 tutuklama

Öte yandan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından tüm yurtta başlayan protestolar dün de devam etti.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, protestolara katılan 1.879 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Yerlikaya, “Bunların; 260’ı tutuklandı, 468’i hakkında adli kontrol kararı verildi, 662’sinin işlemleri devam ediyor, 489’u da serbest bırakıldı” bilgisini verdi.

Ali Yerlikaya, “silahsız ve saldırısız” gösterilerin Anayasal bir hak olduğunu belirtti ancak son protestolarda “taşlar, asitler, baltalar ve molotoflar” kullanıldığını söyledi.

Yerlikaya, “Adalet sokakta değil, mahkeme salonlarında tecelli eder. Sokağa çıkmakla kimse temize çıkamaz. Hukuku sokak eylemleriyle bastırmaya çalışmak, adaleti linç etme kampanyalarıyla susturmaya kalkmak kimseye fayda sağlamaz” diye ekledi.

Gösteriler sırasında 150 polis memurunun yaralandığını belirten Yerlikaya, “Geçen yıl, 2024’te, Bakanlığımıza toplantı ve gösteri yürüyüşü için 903 başvuru yapıldı. Bunların 863’üne izin verildi” ifadelerini kullandı, Bakanlığın gösterilere izin verme oranının yüzde 96 olduğunu belirtti.

2019 yerel seçimlerinde seçim otobüsünün içindeki Ekrem İmamoğlu’na, “Ekrem abi, her şey çok güzel olacak” diye seslenerek, seçim kampanyasının sloganı haline gelen sözlerin sahibi 22 yaşındaki Berkay Gezgin tutuklananlar arasında yer alıyor.

Yerlikaya’nın açıklaması şöyle: “Milletimizin kardeşliğine pusu kuruldu. Polislerimize saldırıldı. Milli ve manevi aile değerlerimiz ayaklar altına alındı. Adalet sokaklarda değil mahkeme salonlarında tecelli eder. Sokağa çıkmakla kimse temize çıkamaz. Hukuku sokak eylemleriyle bastırmaya çalışmak kimseye fayda sağlamaz.

Sokak kışkırtması gerçeklerin üzerini örtemez. Bakanlık olarak toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ilişkin bize yapılan başvurularda yüzde 96’sına izin vermişiz. Son yapılan eylemlerde yapılanların özgürlükle ilgisi var mı? Sokak çağrısı yapanlar bu gerçeklerle yüzleştiğinde ne düşündüler? Boykot çağrısı yapmakla yerli ve milli markalarımızın çalışanlarını zor durumda bırakmakla amaçlanan nedir?

Bu son yapılan eylemler sonrası bin 879 şüpheli gözaltına alındı. Bunların 260’ı tutuklandı. 468’i hakkında adli kontrol verildi. 662’sinin işlemleri devam ediyor. 150 polisimiz yaralandı.”

Paylaşın